Siyasetin iktidar cephesinde bir yanlışlık kendini belli ediyor

14
Reklam

Bir televizyon reklamında, evden pantolonsuz çıkan dikkatsiz adam etraftakilerin kendisine dönük şaşkın bakışlarını görünce, “Bir yanlışlık var, ama ne?” diyordu.

Günümüz siyasetini gözlemlerken böyle bir farkında olamama durumu görüyorum.

AK Parti lideri de olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan çok uzun yıllardan beri siyasi hayatın içerisinde. Bir partinin gençlik kollarında başladığı siyasi hayatına il başkanlığı ile, sonrasında da belediye başkanlığı, parti liderliği, başbakanlık ve en son cumhurbaşkanlığı ile devam etti Erdoğan

Neredeyse şimdiye kadarki hayatının dörtte üçü siyasette geçti…

Onun kadar uzun yıllar boyu siyasi hayatın içerisinde bulunan kişilerin karakter yapısını siyasete yakın duran herkes bilebiliyor.

Burada derinlemesine bir Tayyip Erdoğan karakter tahlili yapacak değilim; yalnızca son zamanlarda gündemi meşgul eden önemli olaylarla ilgili tavrının kendisinin temel bir özelliği ile örtüştüğünü belirtmek isterim.

Görevden aldığı bir bakanla ilgili soruşturma açılmasına izin vermemesi de, devlet tarafından kendisi için ‘suç örgütü lideri’ sıfatı kullanılan bir kişinin iddialarına muhatap bir başka bakanını korumasını da şahsen yadırgamıyorum.

Tipik güç kullanmayı seven Tayyip Erdoğan tavırları bunlar…

Reklam

Tersine davranışı ‘surda açılan gedik’ olarak görüyor o.

Yadırgadığım, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir siyaset adamı olarak bugüne kadar sergilediği çok daha önemli bir başka özelliğini bu kez görememem.

Güç kullanımı konusunda sergilediği özelliğini…

Kendisinin siyaseten yeterince güçlü olmadığı dönemlerde daha farklı davranırdı Tayyip Erdoğan; birlikte olduklarından da daha hassas davranmalarını beklerdi… En son ‘Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’ ile birlikte hemen bütün devlet yetkilerini şahsında toplayınca, önceleri belli etmekten kaçındığı niyetlerini tek tek gerçekleştirmeye başladı.

Hep biliyoruz; siyasette güç kullanılır. 

İktidar o demek zaten.

Peki, neden bakanlar konusunda kendisinden daha farklı bir davranış beklemekteydim?

Gücü var ve onu bakan atadığı kişileri korumak ve kollamak için kullanıyor işte…

Reklam

Öyle kullandığı belli de, bugün geldiği noktada siyasi gücünün hayli zayıfladığını görmesi ve bakanlar konusunda o durumu göz önünde tutarak davranması gerekirdi diye düşünüyorum.

Tayyip Erdoğan bugün hem iktidar partisinin genel başkanı hem de cumhurbaşkanı, değiştirilmiş anayasadan kaynaklanan çok geniş yetkileri de var. Amenna. Ancak bugün son 20 yılın belki de gücünün en zayıf olduğu günlerde bulunuyoruz.

Eskisi kadar güçlü değil iktidar ve bu durum ister istemez Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da etkiliyor.

Siyaseten ayakta kalabilmek gücünün farkında olmakla çok yakından ilişkilidir ve bunu en iyi bilebilecek durumda olan siyasilerin başında Tayyip Erdoğan geliyor.

Ancak, işte görüyoruz, Cumhurbaşkanı Erdoğan bunun farkında değişmiş gibi davranıyor.

Böyle davrandığı için de, zaten zayıflamış olan gücü daha da azalıyor.

Sorunlar büyük ve daha da büyüyor

İktidar medyaya hakim, ancak o hakimiyet bugün fazla bir işe yaramıyor. Gazeteler okunmuyor, taraflı TV kanalları izlenmiyor.

Ülke insanları -AK Parti tabanında yer alanlar da- gözleri ve kulaklarını dışarıdan gelen seslere açık tutuyorlar.

Güçlü olduğu dönemde gücüne güç katan kadrosunun önemli isimlerini süreç içerisinde tasfiye etti AK Parti…

Artık AK Parti’nin karşısında tarihin derinliklerinde kalmış hatalı politikalarını günümüze taşıyıp suçlayabileceği tek bir muhalif yapı yok; kendi tabanına sıcak gelecek mesajlar verebilen en az dört muhalif parti daha var. 

Yeni sistemin dayattığı ittifak yapılanması da ilk seçimde muhtemelen muhalif ittifak cephesinin işine yarayacak.

İktidarda kalabilmek için kendi oluşturduğu ittifakın küçük ortağı da kendi içinde çıkan bir başka partinin muhalefetine muhatap ve o da kan kaybediyor.

Siyasi hayattan kaybolsa iktidarın çok mutlu olacağı bir parti var ve ne yapılırsa yapılsın oylarının azalması sağlanamıyor.

Siyasi alandaki bu durum günlük işleyişi de olumsuz etkilemekte. Ekonomik dengeler bozuldu ve pahalı hale gelen günlük hayat -geçim sıkıntısı- herkesi etkisi altına almakta. 

Aşılamada gecikmenin de bir faturası elbette olacak.

Böyle bir ortamda bakanlığının ihtiyacını kendi şirketinden tedarik etmiş bir bakanın soruşturulması talebini reddetmek, ağır ithamları göğüslemekte zorlanan bir başka bakanın durumunu görmezden gelmek bir güç yansıtması gibi algılanmıyor.

Tam tersine, bu tavırlar güçten bir miktarını daha erozyona uğratıyor.

Güç açısından, AK Parti’nin yüzde 10 barajına takılan partilerin sağladığı avantajla fazla yüksek sayılmayacak bir oyla iktidara geldiği 2002 seçimi sonrası dönemine benzer bir durum var bugün ve AK Parti bunun farkında değilmiş hissini veren bir tavır sergileyerek Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi ile kazanılmış olağanüstü yetkilere dayanan bir güç yansıtmasını topluma dayatıyor.

Haklı olduğu dönemlerde elde ettiği olağanüstü güç bugün AK Parti’nin aleyhine işliyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ilk gençliğinden başlayarak uzun yıllar boyunca siyasi hayatta kazandığı deneyimle edindiği karaktere ters bir durum bu.

Hiç değilse bana öyle geliyor.

Güç tek başına yeterli değildir siyasette, o gücü kullananın haklı olması ve halk tarafından haklı bulunması da gerekir.

ΩΩΩΩ

Reklam

14 YORUMLAR

  1. Kanal (Rant) İstanbul’u güçlü olmalarına rağmen yapamayacaklar çünkü haklı değiller ve halka rağmen zorla yapmaya çalışıyor.

  2. Belliki son ankette Soylu taktiğide pek tutmamış.
    .Erdoğan, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yüzde 49,7’ye yüzde 38,8, ABB Başkanı Mansur Yavaş’a yüzde 49,4’e yüzde 37,5, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e ise yüzde 42,5’e yüzde 38,5’le mağlup oluyor.

    Cumhurbaşkanı sadece CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu karşısında yüzde 42.5’e yüzde 39.7 gibi küçük bir farkla galip geliyor.
    ××××××××

    DANIŞIKLI DOVÜŞ takdiklerini değiştirdiler, Değil AKPli bakana soru sormak yalanların kõr şahitlik yapan emir erleri basın müsvetlerini kullanmaya başladılar! Öncedende belirtiğim gibi mafya olayından S Soyluyu harcayarak kurtulmak istiyorlar.

    Sedat Peker’in Süleyman Soylu’yu hedef alan açıklamaları, gündemdeki yerini koruyirmuş.Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ile Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye basın toplantısında AA muhabiri Musab Turan’ın bu konuyla ilgili yönelttiği soru iki bakanı şaşırttmış.

    Muhabir Doğum yaparken ellerine krlepçe takılı kadınları terörist olarak sergilediğinde ÜÇ BUÇUK yaşındaki oğlundan utanmazken, keçi olarak seçtikleri S.Soyluyu harcama aşmasında
    “ÜÇ BUÇUK YAŞINDAKİ OĞLUNUN YÜZÜNE BAKARKEN UTANIYORUMUŞ”

    AA muhabiri şunları söylemiş:

    “Sayın bakanım. Anadolu Ajansı Musab Turan. Efendim son günlerde gündemi meşgul eden konular var. Burada narko bürokrasi ile ilgili iddialar ülkemizi uluslararası arenada zora soktu mu? Hükümetin buna ilişkin bir planı var mı? Ve de 19 yıllık bir toplum hareketi olarak başlayan milletin teveccühünü kazanan AK Parti ismi şaibelerle anılan Süleyman Soylu’dan daha mı küçük?

    Esas hirsizar değil AKP’yi Tûrkiyeyi Dûnyaya rezil eden 17/25 Aralik hayir sever iş adamı Rıza ABD’de õterken neden bu gibi sorular sormadın’ız da doğmamış çocuklari suçladınız?
    İşte TÜRKIYE GERÇEKLERI! Türkiyeyi sağlık sektõrunde ne kadar çağ atlat’tıklarına dair bir olay, değil normal sağlığı korumak millette Ruh sağlığide bırakmadılar.
    Bir senedir evlere kapattıkları insanlara birde dünyanın tanımadığı Çin aşısı yaptırırsaniz.Alkah korusun Fehmi Koru gibi anju yaptiran’ların sayıları artar.

  3. Fehmi bey! Aslinda dinlenmeniz gerekirken kutsal meslekler içinde en önemli olanlardan biride sizin halkı bilgilendirme mesleğinizi kendi sağlığınızdan daha fazla önem verdiğinize her zamanki gibi dünkü yazınız ilede bir kez daha şahit olduk Allah siz ve sizin gibilerinden Razi olsun, ve sağlıklı, sihatlı, mutlu ve umutlu uzun ömürler versin.Amin.

    Bu günlerde yorumlarla sizi yormak istemem, fakat, kendi fikrimi, 26 yılılk tercüblerime dayanarak. Bir kaç satır yazmaya kara verdim, çünkü her yazınız hazineler değerinde kiymetli yazılar’ınizdan biri olan bugünkü yaziniza kisa bir yorum yapak istedim.
    1- dezefekteci bakan, piyasa değeri’nin 3 kati kendi bakanlığına sattığı, ürününler içi kimlere komisiyon verdi ise onlar ona soruşturma açtırmak şöyle dursun soruşturmayı düşünenlere dahi en ağır cezayi verirler! Şu an Türkiyede Hakim, ve savcilik kimler daha doğrusu kim yapiyor? O bakani o görevr atayanlar değilmi. Hani siz bir yazınızda o bakan için ” habersız göreve getirildi habersiz görevden alındı” Diye yazdığınız Ayni şahısın. bakan olmadan önce! Gümruk’ten mal geçirmek için kimlirin ismini kullandığı daha sonra ortayada çıkmıştı. O ortaya çıkmadan ben sizin yaziniza bu günkü yoruma benzer bir yorum yazmıştım.

    Mafyaya gelince; ona ayıt görüşlerimi daha öncede yazmıştım…
    Mafya liderlerinin! Günah keçileri olarak ortaklaşa seçtiklerini görevden’de alamazlar soruşturma’da açamazlar. Çünkü onlar esas liderlerinin kimler olduklarını iyi biliyorlar ve anında ortaya çıkaracaklarinada emin olduklar için.
    iki şıkta hangisi günü kazasız belasız kurtaracaksa onu kullanırlar.
    Mudahele..

  4. sıkıntı çeken esnafımız olduysa haklarını helal etsinler.
    (cumhurbaşkanı erdoğan)
    bu cümle hala gücün kendinde olduğuna emin olduğunu göstermiyor mu.
    mutlak güç böyledir kaybedildiği bir türlü kabullenilmez.

  5. Eşref bey! Sağlıkta ilerlememi dediniz?
    BEN TÜRKIYE’NIN SAĞLIKTA ILERLEDIĞINÍ DEĞIL GERILEDIĞINÌ GÖRIYORUM! Gerilediğine’de sadece ben değil Dünya şahit! ÍSBATI, koronadan ölen 3 ölüden birisini koronadan yazip ikisini normal ölüm yazmalarına rağmen! Dünya rekoru kırıyoruz! Bumu sağlıkta ilerleme? ABD Almanya, Ingiltere, Çin, Rusya Aşı ürettiler ve koronayı konturol altına aldılar. Biz ise(“Erdoğan rejiminden bahs ediyorum”) ne kadar sağlıkta teknolojide bilim insanımız varsa Hapishaneler’de çürütmek ve öldürmek için uğraşiyoruz!!!.

    Eşref
    20 Mayıs 2021 At 14:28

    “2. Bu sitede yorum yazan Nurdan hanımın ilk defa olumlu bir bakışına şahit olmam.”

    Ben bizim doktorlardan bahs ettim sağlıkta ilerlediğimizden değıl!
    Bizim Doktorlar teknoloji ile değil kendi fedakarliklari ve becerileri ile başarılı oluyorlar.

    Nurdan hanıma sorsak acaba kabul eder mi?

    Bey 70 yaşındayım ve kendimi bildim bileli ( her meslekte olduğu gibi bazı kötü niyetli istisnalar hariç)
    Bizim doktorlar’in hastalık teşhisi ve tedavisi konusunda muazzam bilgilrre sahip olduklarına Kanada ve ABD’ ye taşindiktan sonra daha iyi anladım.
    Ondan önce bizde hep ABD li ve Avrupali Doktorlar’ın reklamları yapılırdı, (gerçi halen daha öğlede) ve bizde onları dahi zannederdik oysaki onlar teknoloji nimetlerini kullaniyorlar, bizimkiler hünerlerini…

    Ha unutmadan bir şey daha.
    hatırlatayım! Erdoğan değil! AKP 2011 e kadar güzel hızmetler yaptı. Bu inkar edilemez 2011’den sonra
    yapılmışş hizmetleri Etdoğan hem dünyada hemde Türkiyede kendi reklami için tepe, tepe kullanmaya başladı ve hem içerde hem dişarda Türkiye’yi sıfırladı ve 1980 öncesine RAHMET OKUNUR HALE GETIRDI… Bütün bunlari siz ve sizin gibileri sayesinde yaptı.

  6. Ak Parti zamanla AKP ye evrildi
    Dolayısıyla medyada aynı çizgiyi takip ediyor
    Ne yazık ki sistem böyle kurguladığı İçin farklı bir adım çok olası gözükmüyor.Yeterli eğitimli ve
    Erdemli insan sayısına ulaşmadan kurtarıcılarla ancak bu kadar oluyor
    Sonuçta kurtarıcılar sözde kendini kurtarıyor gene tebaa aynıyla vaki

  7. yada politikada staj.
    en tepedeki kişiye bir laf söyle, lafın sıcaklığı ortalığı ısıtmışken hiç hesap kitap yapmadan hazırlıksız çık yola.
    çevrede kamera basın dolu. pravakatroller boş durur mu?
    daha duyar duymaz zilin sesini, uzak duruvecektin kollayacaktın zumzuk mesafesini.
    önceden hazırlansaydın çalışsaydın dersini;
    cevap verirdin hemen egrisini megrisini..
    geçti borun pazarı boşver gerisini.
    Not:halk ne derse desin, isterse kötü söz söylesin. önceden hazırlanıp aynı söylediklerini sakince (ikna edemeyeceğini bile bile, kızmadan sizde şöyle şöyle.. demeden) şöyle deseydi:
    ”sen öyle düşünüyor olabilirsin kardeşim bacım, ama birde benim söylediklerimi düşün!”
    bence yeter di.

  8. Dünya hükümranları kimsenin göremediği hayret verici/korkutucu güçlerini gösterdiğinde; ülkemizin her kesimden katılımcı elitleri kamaşan gözleri/vicdanları ile küresel sistemin gönüllü taşeronu olarak yeni kimliklere büründüler.
    Ne yazık ki Allah’ın gücünü ve adaletini ve düşmanlarının oyunlarını göremez oldular.
    Hizmet ettiklerinin sırça köşklerinin gölgesinde dünyamızın yakıcı güneşinden korunmuş olabilirler. Peki! Yüce Divanda ne olacak…..

  9. Yazının başında ortaya konulan tablo hemen aklıma 2002 yılındaki kavramları getirdi.
    Yazının sonunda da sayın Koru nun 2002 yılına vurgu yaptığını gördüm.
    2002 yılının kavram ve tanımları şunlardı:
    – Muktedir olamamış bir iktidar
    – Askeri ve yargısal vesayet
    – Bürokratik oligarşi
    2002 yılında iktidar neredeyse bir vali atayamıyordu. Kesinlikle muktedir değildi. Bugün ise istediği herşeyi yapabiiyor. Bugün tam bir güç zehirlenmesi yaşıyor. Yerli ve milli bir tabir kullanacak olursak “ben ne oldum delisi ” oldu.
    2002 yılında kuvvetler ayrılığı için verilmiş yetkiler ciddi biçimde kötüye kullanılarak iktidar engelleniyor yerli ve milli tabirle köstekleniyor ve çelme takılıyordu. Bugün ise fren tertibatı, viraj çubuğu ve denge sistemi tamamen alınmış durumda.
    Bugün şeklen hayallerin de ötesinde muktedir görünüyor.
    Ancak bu iktidar Hz Süleyman’ın son anlarını hatırlatıyor.
    Belki de Allah bize her türlü gücü emrine verdiği Hz Süleyman’a bu şekilde bir son vermekle(şeklen yaşama) bu şekilde gücünüz olursa şekilden ibaret olursunuz mesajı vermek istiyordur.
    Günümüzde ki tablo da herşey şekilden ibaret.
    İçerik şeklin ve görünenin tam tersi.

  10. ”En son ‘Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’ ile birlikte hemen bütün devlet yetkilerini şahsında toplayınca, önceleri belli etmekten kaçındığı niyetlerini tek tek gerçekleştirmeye başladı.”
    yazarın cümlesiyle, hemen aklıma güncel konu illegalite ile ilgili ifşalar, gizli gerçekler falan fiştan konular geldi aklıma.
    Bizler ya birşeyleri ters yapıp ne yaptığımızı bilmiyoruz, yada ne yaptığımızı bile anlamıyoruz.
    Ya bir masanın etrafında 5 güzeli çirkini toplarsın, ortak kararlar çıkarırsın,
    ya da bir ceo (sio) tutar o ne diyorsa o!
    (onun dediğini yapmadığını görürseistifa eder zaten 🙂 )
    Bir çocuk reklamı vardı: beim annem hem dr, hem öğretmen, hem terzi, hem bulaşıkçı hem aşçı hem ..diyen.
    Sen hangisini tercih etmişsin bi bak hele!

  11. Gücü kullananın haklı olması gerekir
    Bu şimdiye kadar hiç öyle olmadı
    Yan Ne oldu
    Ben yaptım oldu
    deyip yoluna devam ettiler
    İktidar cephesinde yapılan yanlışlıkları aramak yerine yapılan doğrulukları aramak daha mantıklı olur.
    Bizim siyasi kültürümüzde tadında bırakmak olmadığında ya kendilerinin ömrü bitmesi gerekir yada partilerinin
    Hal böyle olunca o koltukları ömrünün sonu kafa benimserler ve başkalarına geçmesinin hayali bile onlara işgencedir.
    İşte bu nedenle koltuk uğruna yapılan her şey mübah sayılır. Yaptıkları her eylem uyarılara rağmen doğrudur. Yapılan bir yanlışı yanlışla düzeltildiğinden artık doğru yanlış kavramı ortadan kalkar ve sadece o koltukla kalmak için yapılan mücadelenin doğruluğunu haklılığını anlatmakla meşgul olurlar.
    Ülkenin asıl sorunlarıyla ilgileniliyormuş gibi görünürler ama asıl kendi koltukları için mücadele ettiklerinden ülkenin düştüğü durumun farkından varamazlar
    Tabii kendilerinin sonu geldiğininde farkına varamazlar…..

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız