Bir sözcüğü dilimize çevirirken.. Bazılarımızın ‘vahim hatalar yapma izni’ mi var?

38
Reklam

Ne zaman İngilizce hukuki-siyasi bir metin okusam mutlaka karşıma çıkan bir sözcük var; metni okurken anlamını zihnimde canlandırabilsem bile sözcüğün içinde yer aldığı cümleyi dilimize çevirmem gerektiğinde zorlanırım.

Her dile ait sözcüklerin bir başka dilde ifadesi her zaman tatmin edici olmayabilir; ancak yine de ‘impunity’ sözcüğünün tam bir karşılığının her dilde bulunması gerekir.

Türkçede yok galiba.

Açın, herhangi bir sözlüğe bakın, o sözcüğün Türkçe karşılığı olarak ‘cezasızlık’ veya ‘cezadan muaf olma’ anlamının verildiğini görürsünüz.

Ne demek cezasızlık, ne demek cezadan muaf olma?

ABD’de ve başka ülkelerde çeşitli örneklerini gördük; güvenlik güçleri toplumsal olaylarda orantısız güç kullanabiliyor, ölümlere bile yol açabiliyor; neden? Kendisine ceza verilmeyeceğini bildiği için; yani 0‘inpunity’ sayesinde… Majestelerinin hizmetinde bazı istihbarat ajanlarının öldürme izni var; yani kendisine “Gerekli gördüğünde silahını kullanıp hedefi ortadan kaldırabilirsin, merak etme yargılanmayacaksın” güvencesi veriliyor. 

Fakat bu James Bond filmleri ile bizde son zamanlarda ekranlara gelen bazı dizilerde oluyor. ABD’de bir siyahiyi öldürdüğü için yargılanmayacağını sanan bir polis memuru yargılandı ve ağır cezalara çarptırıldı.

Demokratik toplumlar ‘impunity’ sözcüğüyle ifade edilen muafiyetleri kabul etmez. Suçu kim işlerse işlesin, hangi amaçla işlemiş olursa olsun olayın üzerine gidilir ve suçlu yasalarda karşılığı bulunan cezaya çarptırılır.

Reklam

Siyasetçinin kural dışı işlemleri de sorgulamaya tabidir.

İsrail’in şimdiki başbakanı yolsuzluk iddialarıyla yargı önünde; cezalandırılma ihtimali büyük. Bir süre önceki İsrail cumhurbaşkanı cinsel taciz suçlamasıyla yargılandı ve hapse girdi. Fransa’nın eski bir cumhurbaşkanı da yolsuzluktan yargılandı ve hapis cezası aldı. İngiltere’de çeşitli sebeplerle parlamento üyeleri aleyhine açılmış sorgulamalar sona varmak üzere. Lordlar Kamarası üyesi ünlü bir romancının da yolu İngiltere’de hapse düştü.

Büyük ihtimalle Donald Trump da benzer bir akıbete uğrayacaktır ABD’de…

Konuyu aklıma getiren, hakkında çıkan yolsuzluk iddiaları üzerine hükümetteki koltuğunu terk etmek zorunda kalmış bir eski bakanla ilgili CHP tarafından Meclis’e sunulan araştırma önergesinin, dün, AK Parti ve MHP oylarıyla reddedilmesi oldu.

Neden?

Görevinden af edildiğine göre bakanla ilgili medyanın diline düşen iddialar ciddiye alınmış demektir. Bakanı atayan irade onu görevden de aldı. Ancak aynı irade bakan hakkında ayyuka çıkmış iddiaların doğru olup olmadığının araştırılması yolunda hiçbir çaba göstermedi. Dünkü red kararı, iktidarı oluşturan iki partiye mensup milletvekillerinin de, iddiaların araştırılmasına izin vermeye niyetli olmadıklarını gösteriyor.

Bu da, siyasiler için bizde ‘impunity’ zırhı olduğunu akla getiriyor.

Daha önce de, yine görevlerinden başka iddialar yüzünden alınmış bakanlar vardı; onlar da siyasi ve hukuki soruşturmalara uğratılmadılar. O eski bakanlardan biri bugün ülkemizi önemli bir başkentte büyükelçi olarak temsil etmekte.

Reklam

Neden demokratik ülkeler ‘impunity’ sözcüğü ile ifade edilen bir işlem ve eylem genişliğine geçit vermiyor? 

Anlaşılabilir sebeplerle: Yapanın yaptığının yanına kar kaldığı bir siyasi ortam, başkalarının da benzer yanlışlıklara sapabilmesini teşvik edebilir. ‘Temiz toplum’ olma ideali yara alır ve bu durum toplumun bütün katmanlarına sirayet eder.   

Hatasız kul olmadığı gibi, hata yapanların cezalandılmadığı bir düzen de olmaz.

Toplum bu durumu kaldıramaz.

İktidar partisinin genel merkezinde işe alınmış birinin lüks araç içerisinde madde keyfi yaptığının videosu zihinlerde hala canlı; o kişiyle ilgili herhangi bir cezai işlem yapıldı mı? Bu sorunun cevabı bilinmiyor.

Cezalandırılmayan her hata ve onu yapan her kişi toplum nezdinde o hatayla hiç ilgisi olmayanların bile suçlanmalarına yol açabiliyor.

Dün bir başka gelişme daha yaşandı. Muhalefet partilerinden birinin lideri, siyasi tutum açısından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile İsrail başbakanı Benjamin Netanyahu’yu karşılaştırdığı için zehirli okların hedefinde.

Konunun bu biçimde ele alınması, AK Parti çevresinden yönetilen kınamalar, basit ve fazla önemsenmeyecek bir benzetme olduğundan muhtemelen hiç iz bırakmayacak bir cümleyi üzerinde tartışılır hale getirdi.

Galiba bunun da bir hata olduğu iktidar saflarında fark edilmiyor.

‘Impunity’ anlamını karşılayacak bir Türkçe sözcük ararken aklıma ‘yasaksavar’ geldi; fakat onun da farklı anlamlara çekilebilme ihtimali var. 

En iyisi o sözcüğü dilimizden uzak tutmak…

ΩΩΩΩ

Reklam

38 YORUMLAR

  1. SS, “hedef ben değilim, devlet” demiş. Yani, ben = devlet. Tabii canım, başka? Ben = mafya. O zaman devlet = mafya olmuyor mu? Mafyanın ve uşaklarının kendilerini devlet yerine koymaları da bu ülkenin kadim geleneklerinden birisi. Mafya düzeni kısaca. Hak, hukuk, adalet asla uğramadı bu topraklara. Varsa yoksa mafya, siyaset, emniyet üçgeni. Bu ülke maalesef bu kadar sefil işte. Ve her gün izliyoruz bunu çarşaf çarşaf. Bu mafyatik bakanın ortaya çıkmadık rezaleti kalmadı, ama hala oturuyor orada. Onu orada tutanın kabahati elbette. Nasıl bir çıkar ilişkileri var ki demek ki istifa dahi ettiremiyor. O da diyecek ne yaptıysam aha o yaptırdı. Haklı da. Her işin başı bir yere çıkıyor.

  2. SS hapislerde 95 bin kişi var uyuşturucudan demiş. Rezalete bakar mısınız? Marinaları açmışlar tonlarca eroin taşıyorlar. Yakanalananları örtbas ediyorlar, bir kerede yakalanan 4.5 ton gibi. Uyuşturucu baronları ve mafya iktidarla el ele ülkeyi yol geçen hanına çevirmişler. Bunlara dokunan yok. Uyuşturucu kullanan garipleri ise yakalamışlar hapislerde çürütüyorlar. Böyle yönetiminin, …

  3. Milletin haline bakın! Peker erdoğani kurtarma amaçlı konuşmayıp olsaydı şimdiye kadar onun kanalı çoktaaaaan cõkertilmişti…
    Peker’in iddalırı’nın heps doğru, yalnız verdiği adresler yalnış. o iddaların tamami Saraya ayit..
    Hükümet ve ortakları o kadar fazla suç işledilerki seçmen’lerine tek tek ulşip! “Efendim Uygurlar için çin bize aşi vermiyor! Aşi kısırlık yapiyor, bilim adamlarımız aşi buldular.. Bu bir devlett sirri bunu sana sôyliyorum fakat sen kimseye sõyleme.”
    Bu lafları benim MHP li bacım bana anlatınca, bende “ne biçim devlet sırrıki sosyal medyada dolaşiyor.” Deyinca şaşıdi ve kizdı. AKP ve MHP seçmenlerini sosyal
    (Facebook Twitter gibi) medya hesaplarından tesbit etmişler ve buraya saldıkları kuş beyinli trolleri değişik isimler ve rumuzlar ile güya taraftarlarını örgûtliyorlar.
    Allahtan iki partidende yakın akrabalarım varda onlar ağizlarını açmadan “benim o yalanlardan haberim var bilmem hangi sitede okumuştum” deyince ya kızıyorlar yada kabul ediyorl.
    Birde burdaki trollerden biriside her yerde ve her ortamda kendisının yaptığı üşkağatcılıği “bende soruları dağittim” diye yaziyor. Çok bilmiş ya güya iftira atiyor, iftira atarkende kendisinin yolsuzluk yaptığini sõyliyor.
    Bu ne demek biliyormusunuz? AKP şimdiye kadar sahtakarlik ile milletin hakkını yemiş… finaliniz gidişiniz mühdeşem olacak. Çırpindıkça battiyorsunuz. Daha beter olacaksınız.
    Sayin Korunun ABD ye gõnderiliğinden ve sonraki gelişmeleri canli yayında izlemesek inanmayızda belki gerçek olabilirmi diye düşünürz. O olay bal gibide sayı Gül ve Koruya kurulmuş bir tuzakti.. onların tuzağınį Fehmi bey anıda bozdu.
    Iftira ve yalan kanlar’ında var. İftira ve yalanlar cehenm zebanileri tarafından kaynatılmış havuzda sovutulmuş mahalle kavgası gibi millete yutturulmaya çalışılıyor.

    AKPli IBB de binlerce trol 24 saat 7 gün sosyal medyada siteleri çökertiyorlardı belediye seçimlerinde yenilince o trolleri HDP nin kazandığı daha sonra kayyumla çöktükleri belediyelerde beslemek istediler fakat troller oralarda fazla kalamadı ve bir anda 100 lerce trollerin çõkertiği siteleri değil çõkertmek ellerinde tek kelime yazdıracak troll bile kalmadı. Fehmi beyi burada 3 tane kalmış onlarda kendi kendilerini yalanliyorlar.
    Çok komikler….

  4. Chp milletvekillerinin açıklamalarından öğrendik Hdp ye bakanlık mevzusunu.
    Kokular gelmeye  başladı.
    Hdp ye göstermelik olarak Kültür ve Truzim bakanlığı teklif edilmiş.
    Kandil ve uzantıları, bakanlıklarda da adamları olsun istiyorlarmış. Her bakakanlıkta bakan yardımcılıklarından birini istiyorlarmış.
    Fısıltılarla ilk adımı attılar. Şimdi sıra seçmenlerine hazmettirmeye. Zaten yarısı tıpış tıpış hazmetmiştir bile.

    • Burnunuz iyi koku aldığına göre açıklayın şu HDP ile imzaladığınız Dolmabahçe anlaşması neydi. HDP’ye nereleri parselleyip verdiydiniz. Duyamadım? Allah affetsin mi? Valla sizi ne Allah ne de kullar affeder. Yediğiniz naneleri, parsel parsel verdiklerinizin tek tek hesabını vereceksiniz. Kaçmak yok Man adalarına falan. Kaçsanız da Peker peşinizde zaten.

  5. Peygamber Efendimizin (sav) eşi Hz. Âişe”den nakledildiğine göre, (Kureyş kabilesinden bir grup insan, hırsızlık yapan Fâtıma adlı bir kadını affetmesi için aracı olduklarında)… Resûlullah (sav) ayağa kalkarak hutbe okudu ve Allah”a gerektiği gibi senâ ettikten sonra şöyle buyurdu:“Sizden önceki insanların helâk olmalarının sebebi, aralarında ileri gelen (zengin) kimseler hırsızlık yapınca suçun cezasını vermeyip zayıf (ve fakir) kimseler hırsızlık yapınca ceza uygulamalarıdır. Bu canı bu tende tutan (Allah)a yemin ederim ki Muhammed”in kızı Fâtıma hırsızlık yapsa, onun da elini keserdim!”

    (M4411 Müslim, Hudûd, 9)

    ***

    Ebû Hüreyre”nin (ra) naklettiğine göre, Resûlullah (sav), (bir bedevînin kıyametin ne zaman kopacağını sorması üzerine) şöyle buyurdu: “Emanet zayi edildiği vakit kıyameti bekle!” Bunun üzerine bedevî, “Emanetin zayi edilmesi nasıl olur yâ Resûlallah?” diye sorunca, Hz. Peygamber, “Yönetim, ehli olmayan kimseye verildiğinde kıyameti bekle.” buyurdu.

    (B6496 Buhârî, Rikâk, 35)

    NOT:Diyanet işleri başkanlığı yayınlarından kopyalanmıştır.

  6. Sayin Koru nun yazilarini okuduktan sonra mutlaka altindaki yorumlarida okuyorum be hepsi cok degerli yorumculardan faydalaniyorum ama tureyen yeni trollerin, ellerine verilen metinleri kopyala-yapistir metoduyla bu nezih mecrayi kirletmesine uzuluyorum.

  7. Saraylilar bu $$$$$$$$$$$ uğruna değil çok kiymetli hemşerileri dünyayi yıkarlar, onlar için hemşeriler’in kiymeti kullanmaya musait ve hemşerilik sadakatları olmasından dolayi, bu tip saraylıları’n õmrünü uzatiyor.
    MALTA, MALTALAR, MAFYA, MAFYALAR, ABD, ABDELILER, NETENYAHU, NETEN YAHULAR, Bunlar açık düşman gizli dostlar. KATAR, MATARLAR, HAMAS MAMASLAR, bunlarda IYI BIR DEZENFEKÇI ve oyun kurucu,Şavaş mavaş, arsa, marsa, borsa, morsa, hediye paketleri ile bütün kirlerin üzerini kapatan gizli rantçı açık Dezenfek m’ceci dostlar.

    Ben bir kaç ay önce
    Mayıs ayına kadar İsmimin yerine rumuz kullanacağımı yazmıştım, galiba bu rumuzda, yazmaya
    bir kaç ay daha devam edeceğim. Çünkü yeni yeni eklenecekler ortaya çıkmaya başladı.

    Yalniz,bizim aşıklar analarının gözü açık Düşman gizli dostlar
    Gizli aşkları duyulmaya başlamadan, hemen gündem saptıracak dostlarını faliyete geçirdiler ve az suça bulaşmış hemşerisi’ni kullanmaları için gündem saptırma görevini kadim dostları yûklendi.
    Bunlari temize çıkarmak
    Peynir ekmek yemekten daha kolay. Nasıl kolay olduğunu aşağıdakı.
    Linklerde Erdoğan ve rejimi’inin analizcisi ayni, zamandada erdoğani en iyi taniyan Abdullatif Şener’den dinleyin.
    2.bir Allahın LÜTFÜ için Furkan vakfını kullanıma sokmaya başladılar fakat henuz başaramadılar. Bence başarmalaride biraz zor, çünkü onlara atacak iftira bulamiyorlar. Gülen Cemaatıne yamamak istiyorlar fakat oda çok zor.

    https://m.youtube.com/watch?v=mqIf3UgQfC8

    https://m.youtube.com/watch?v=b4ZTIq7iV1U

    Hakikaten mağdurları oynamkta, gûndem çarpıtmakta, suçsuzlardan suçlu çıkarip günah keçisi yaratmakta, dünyada bizim saraylıların elline su dõkecek birisi şimdiye kadar çıkmamıştır ve bundan sonrada kola kolay çıkmaz.
    S Peker’in videolari dünya basınına dahi girdi. peker yarın kalkar Erdoğan çok dürst ve çalışkan biri etrafıdakiler onu kandırmışlar veya kandırıyorlar derse hiç şaşırmam. Yalnız buna Türkiye dışında kimseleri inandıramaz.

    Abdullatif Şenerin iki video’sunda İsrailin Ameller’ine kimlerin hizmet ettiğini çok güzel açıkliyor.

  8. PKK trolleri, protestolar için sokakları dolduran dünya kamuoyuna Filistin’e yönelik sempatisinden yararlanmak için “Türkiye’nin Netanyahu’su Erdoğan, biz de Filistinliyiz” diyorlar.

    Sizce Akşener, Millet İttifakı’ndaki ortağı HDP ile dayanışmak için mi, Demirtaş’ın veya “Sırtımızı YPG’ye dayıyoruz” diyen Figen Yüksekdağ’ın ağzından duysak şaşırmayacağımız şeyler söylüyor?
    Bu resmen Meclis kürsüsünden yüzüne karşı “İYİ Parti size söylüyorum; şu an koltuklarınızda HDP’nin ve PKK’ya gönül vermişlerin oylarıyla oturuyorsunuz” diyen HDP’li Fatma Kurtulan’a “teşekkür” anlamına gelmez mi?

  9. normalde oldukça erken bir saatte haberlere göz gezdiriyorum, bir kaç kişinin köşe yazısını okuyorum, fırsat bulunca siteye girip yorum yazıyorum. gün içinde yorumlara da fırsat bulup bakıyorum, bazı yorumları dikkatlice okumakla beraber bazılarını da üç beş satır atlayarak okuyorum, bu aralar nedense bir nostalji rüzgarları esiyor, bir nostalji merakı hasıl oldu,
    sorması ayıptır, bayram değil, seyran değil, nuhnebi zamanının fetö pılı pırtısı, deli kızın çeyizi tadında neden ortalarda dolaşıyor acaba, fikri olan var mı?
    bit pazarına gitmek, eski plak dinlemek daha renkli değil mi?
    20 li yaş fotoğraflarını paylaşmak gibi yeni bir topik trend falan mı var?
    oysa bu aralar pek çok yeni konu var hatta yeni konuların bini bir para desek yanlış olmayacak. nerden de vakit bulup nostalji yaşıyorlar, hayret.
    biri de eski ticaret bakanı.
    hani 2016 da o dönemin ticaret bakanının da kabul ettiği, hatta çıkıp kendisnin açıkladığı gibi dikkat edin bazı ilişkileri kullanarak kendi şirketi adına gümrüksüz mal geçirmeye çalışabilir dediği kişi, hani sonrasında bakan yapılarak ticaretin başına yani gümrüklerin başına geçirilmişti ya, böyle biri bakan yapılmıştı, böyle biri bakan yapılınca kendi şirketinden kendi bakanlığına mal satmaya kalkmıştı, kendide itiraf etmişti, piyasaya verdiği malı kendi bakanlığına iki katı fiyatla falan satmıştı ya
    şimdi hakkında verilen soruşturma önergesi cumhur ittifakı tarafından ret edilmiş, ve tabi yüce divan yolu kapatılmış oluyor. ben açıkçası bir ara kabul edilir mi diye tereddüt etmedim değil, o zaman yolsuzlukların üstü kapatılıyor demek zorlaşacaktı ki bu iyi olurdu ya da
    yandaşlar çıkıp bak gereken neyse yapılıyor işte diye bas bas bağıracaktı ki bu da iyi olurdu.
    ama sonra düşündüm kabul edilme ihtimali var mı diye,
    yok, bunun olması mümkün değil,
    çünkü zincirin bir halkası koparsa gerisi gelir değil mi?
    zaten pudracı odacıdan, belediyelerin insan kaçakçılığından, ticaret bakanının ticaretinden, sedat pekere kadar ortaya çıkmayan iş kalmadı, izlenme rekorları kıran seri peker videoları da ardı arkası gelmeyecek sarsıntılara gebe gibi görünüyor.
    lakin günün sonunda birileri kazanırken her durumda millet kaybediyor.

    sayın akşenerin erdoğan-netanyahu benzetmesi bağlamından koparıldığı için sağa sola çekiliyor, ki bu sağa sola çekilmesi son derece doğaldır, iktidardan gelen tepkiler de son derece doğaldır, sayın akşener konuşmasında popülist liderlerin gitme sezonunun geldiğini ve gitmeden önce de biraz ses getirecek işler yapmaya meyal olduklarını dile getirdiği yerde popülist bir lider olarak adı çok geçtiği için erdoğan ve netanyahu arasında bir ilişki kurdu, iki lider her icraatı açısından birbirine özdeş olacak diye bir şey yok, bir muhalefet lideri olarak üstelik erdoğanın oyları düşerken oyları ciddi yükselişte olan bir lider olarak sayın akşener iktidarın parti liderinin gideceğini söylemesi bu yönüyle netanyahuya benzetmesi de son derece doğaldır, sayın erdoğanı cumhurbaşkanı olması yönünden eleştirirken etik açıdan dikkatli olunması gerekir, hepimizin cumhurbaşkanıdır, lakin bir siyasi parti lideri olarak sert eleştirilere maruz kalması doğaldır, bu yönüyle hepimizin lideri değildir, dolayısıyla hepimizin bu açıdan kendisini savunması beklenmez.

    bu arada ben bir bir sözcüğün üzerinde duracak olsaydım impunity yerine privilege üzerinde durmayı tercih ederdim gibi.

  10. CHP bakanlık dağıtıyirmuş .
    CHP, HDP’ye bir, iki bakanlık verebilir” diyor
    Başka bir CHP’li Gürsel Tekin de, “Neden olmasın?” diyerek destek veriyor…

    Peki HDP’ye var da İP’e bi’şey yok mu?..

    İP’e zaten kiralık vekil veriliyor, bakanlık da vermeli…

    Mesela Pervin Buldan içişleri, Meral Akşener dışişleri…

    İttifak gereği!..

  11. Sitemizin müdavimi kıymetli trol kardeşlerim !
    Şayet ” Patronlarımızı siyasi mevta haline getirdiniz. Maaşınız değil kısa çalışma ödeneği olarak kuşa çevrilmesini, külliyen kesilecek. Bizim de çoluk-çocuğumuz var. Bizim de kızımız var.Ejder meyvesini geçtik, yakında cücüklü patetes soğan da bitecek. Ne olur biz ettik sen eyleme” minval ve mealinde arabuluculuk babında birini aramışsanız, sakın ola inkar etmeyiniz.
    Sahte bir kayıt, ya montaj yada dublaj olur.Aynı anda hem dublaj hem de montaj olmaz.Birisi zamanın behrinde hakkındaki ses kayıtlarını hem dublaj hem de montaj diyerek iştahı yerinde olanlara yutturdu.
    Siz siz olun bu taktiği sakın aklınıza dahi getirmeyin.
    Öncelikle malum varlıklar terli.
    Ayrıca muhatabınız çok sağlamcı.Sadece sesi değil yüksek çözünürlüklü görüntüyü de kaydediyor.
    Durumlar böyle.
    Anlayacağınız sadece at izi it izine karışsa öp te başına koy değerli kardeşlerim.
    Parmak iz ayak izine;
    Keçi izi koyun izine;
    Bit izi pire izine;
    Aslan izi kaplan izine;
    Gergedan izi fil izine;
    Kurt izi çakal izine karıştı.
    Daha da önemlisi çarşı karıştı.
    Allah sonumuzu hayreylesin pek kıymetli kardeşlerim.

  12. Bir Fuat Avni vardı. Her akşam yayınlanan tape’lerle beraber o da gündemdeydi. Sıralı onlarca tweet atıyor, muhalefet de o tweetlerle hükûmeti yıkacağını sanıyordu. Hükûmet gidici diyorlardı. Yalanlardan başka elinde hiçbir şey olmayan FETÖ, Fuat Avni üzerinden topluma korku salıyordu. Şimdi de suç örgütlerinin videolarına umut bağlamış durumdalar. 
    Ya muhalefetin kendi argümanı niye yok? Önceden FETÖ, tape’ler ve Fuat Avni’nin tape’lerine kadar düşmüştünüz. Gene aynı yoldasınız. Yazık, geçmişten hiç ders almamışsınız. 
    O tapeler de milyonlarca kez dinleniyordu.
    Muhalefet Erdoğan’ın gideceğinden emindi. Kendi başlarına bir argüman ortaya koyamayan muhalefetin tek umudu FETÖ ve yasa dışı tape’lerdi. “15 Temmuz kontrollü darbe”, “Saray rejimi çökecek”, “5’li çete” gibi argümanların hepsini kullandılar. 
    Gerçekten merak ediyorum: Siz niye böylesiniz? Niye Türkiye düşmanlarından, yurt dışına kaçıp başka ülkelerin istihbaratına saklanan ayak takımından medet umuyorsunuz? Niye FETÖ argümanlarına sarılıyorsunuz? Niye böylesiniz?”

    • Çok değil üç-dört sene önce sedat peker mitingler düzenleyip muhalefete “kan banyosu” tehditleri yaparken adı geçen zata devlet koruması imtiyazı verilirken mafya babası değil makbul vatansever hükmündeydi.şimdi ne olduda yabancı istihbaratların adamı mafya babası haline geldi malum “hayırsever işadamı” reza sarrab da bir zamanlar makbul statüsündeydi amerikaya intikal edip ötünce kara listeye alındı. demem oki fatih biraderim insaftan geçtik bir şeyi savunurken bari tutarlı olun insanları aptal yerine koymayın

    • 17-25 Aralık operasyonlarına uğrayan bakanlar istifa ettiler. Kimi yurtdışına kaçırıldı, kimi ufak görevlerle ortadan kaybedildi. Biri de ne yaptıysam aha bu baştaki biliyor dedi tv’lere. O halde? Madem bunlar mağdur, neden geri getirmediler bakanlıklarına oturtmadılar. Hiç bir şey olmadıysa da illa bir şey olmuş mudur yoksa? Bence de.

  13. AKP ini diğer mafya lideri Çakıcı hakkında:Alaattin Çakıcı ,Türk mafya ve organize suç örgütü lideridir.İspatlanmış suçları ve aldığı cezaları var.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle on ay hapis cezası verildi.Çakıcı, yurt dışında Millî İstihbarat Teşkilatı adına çalıştığını ve hep devleti koruduğunu ama “piyon gibi” kullanıldığını öne sürdü.Güvenlik güçlerince yakalandıktan sonra Alaattin Çakıcı’ya ait olan çeşitli ses bantları ortaya çıktı. Bu bantların bazılarında dönemin devlet yetkilileri ile konuşması mevcuttu.Alaattin Çakıcı, 15 Nisan 2020 Tarihli ve 31100 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ilgili yasa değişikliği kapsamında hükümlü bulunduğu Sincan L Tipi Ceza İnfaz Kurumu’ndan tahliye edildi.10 Ekim 2020’de yeğeni Adem Çakıcı’yı öldürtmeye azmettirmeye teşebbüs suçundan 17 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.Tanınma nedeni: Mafya; Organize suç örgütü liderliği. Kaynak:Vikipedi.
    Çakıcı, 2015 yılında yazdığı mektupta Bahçeli’ye sert sözlerle yüklenmişti. 2015’te Çakıcı’nın yazdığı mektup iki ismin arasındaki gerilimin dozunu arttırmıştı. Çakıcı, mektubunda Bahçeli’ye için “Yürüyen buda kılıklı adam. Teke yumurtası” gibi sözlerle yüklenmişti.
    Çakıcı ”Beni dinle. Adamsan cezaevinde yatıyorum daha evvel de Sayın Cumhurbaşkanımızı tahrik ederek hapishanede beni öldürecek gücün yok mu dedim. Şimdi teke yumurtası olmayan sana söylüyorum. Teke yumurtası dahi olmayan yürüyen Buda kılıklı herif. Yüreğin varsa beni cezaevinde öldürtür.”sözleriyle yüklenmişti.a3haber.com.
    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik tehdit ve hakaret içerikli mesajlar paylaşan organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı’yı savundu.
    ”Ülküdaşım Alaattin Çakıcı’ya mafya bozuntusu demek, yeraltı dünyasının karanlık yüzü suçlaması getirmek müfterilik, seviyesizlik, rezilliktir.
    Kamuoyu nezdinde algı oluşturmaya çalışan Kılıçdaroğlu ve yanında yöresinde yuvalanan işbirlikçilere cevabım şudur: 1-Alattin Çakıcı bir Ülkücü şehidimizin oğludur. 2- Alaattin Çakıcı ülke ve millet sevdalısı bir Ülkücüdür. 3- Alaattin Çakıcı benim dava arkadaşımdır”dedi.bianet.org.
    Saygılar.

  14. Bu kelime ‘dokunulmazlık’tan (immunity) farklı ve çok çok daha tehlikeli. ‘parliamentary immunity’ denilince ‘meclis/milletvekili dokunulmazlığı’ oluyor, fakat onlara da bir yerden sonra bu kaldırılıp dokunulabiliyor. ‘impunity’ ise birinin yaptığının yanına kar kalması anlamında ceza almama durumlarında kullanılır. Bir ülkeyi soyarsın yanına kar kalır. Ekonomiyi batırır, milleti bitirir ve affolunursun, mesela… Çok çok iğrenç şeyler içerebilir… 16. yüzyıl ortaları Latince ‘impunitas’tan gelir kelime. Sonuçta asırlardır değişen bir şey olmamış. Koyun gibi soyulma/yüzülme ve itiraz etmeme çok eski bir alışkanlıktır…

  15. İddiaların hedefindeki Hadi Özışık halktvcomtr’ye gönderdiği mesajda iddiaları yalanlayarak, “Soylu ile Peker arasında haber götürdüğüm yalandır. Böyle yapan şerefsizdir, haysiyetsizdir” demişti.
    Organize suç örgütü elebaşı Sedat Peker, Hadi Özışık’ın açıklamasından kısa bir süre sonra yaptıkları görüşmeyi Twitter hesabından paylaştı.
    Peker’in yaptığı paylaşımda “Kıymetli dostlarım, İnternethaber sitesinin sahibi olan Hadi Özışık – Süleyman Özışık kardeşler en yakınları olan Süleyman Soylu’yla benim aramda aracılık yaptıklarını yalanlamışlar, söyleyen şerefsizdir demişler. Ben kimseye hile yapmam, ancak kendimi de rezil duruma düşürmem” ifadelerini kullandı . Aracı Hadi Özışık’tan Sedat Peker’e: Benim adımın geçmesi sıkıntı yaratır. Çocuklar o kısmı kırparlarsa iyi olur .Tele1.

    SEDAT PEKER’İN HADİ ÖZIŞIK’LA YAPTIĞI GÖRÜŞMENİN TAM KONUŞMA METNİ
    Sedat Peker: Hadi abi nasılsın?
    Hadi Özışık: İyiyim abicim seni sormalı?
    Peker: Allah razı olsun nasıl abi oralarda durumlar?
    Özışık: Abi ben bir şey söyleyim. Cemil Çiçek’te bir açıklama yaptı. “Her satırı ürpertici diyerek … soruşturma başlatılmalı” ifade kullandı. En önemli şey seninkinin bugün kendi kendine harakiri yapmış olması.
    Peker: Allah da abi. Diyorum Allah var abi. Ya abi bunlar gayretullaha savaş açtı. Yemin ediyorum gayretullaha savaş açtı. Bu kadar zulüm arşı aleme ulaştı.
    Özışık: Saygı Öztürk’e o konuşmayı yapması. Bugün gün boyuncasosyal medyada o konuşuldu. Aptal herif, “biz olmasak mafya çökerdi” diyor.
    Peker: Sen nesin? Emekli değil misin? Senin ne özelliğin var.
    Özışık: En çok bizimkine darbe vuruyor. Diyor ki, “burada asayiş yok ben sağlıyorum.”
    Peker: Abi sana bir şey söyliyeceğim. Bir arkadaş aradı; arkadaş şey söyledi, “benim üstüme çok geliyorlar. Ben bir ufak tefek söyliyeceğim, kusura bakmasın!” Dedim tamam. İlkgün bir açıklama yaptı “interpol kararı” tamam. O bu suç örgütü. Ertesi günü, “pislik mafya babasını” deli mi abi bu ya. Ne diyor abi ya.
    Özışık: Ben bir şey söyleyim mi? Ben anlamadım. Ben ona şöyle bir ifade kullandım. “Niye sadece sen atlıyorsun” dedim. “Hiçbir Ak Partililerden bir tanesi konuşmuyor sen neden kendini ortaya atıyorsun?”
    Peker: Ne dedi abi?
    Özışık: Hiç. Yani cevap vermedi.
    Peker: Bu adam demedi mi sana, “Cumhurbaşkanımızla seni seviyoruz. Beş ay önce” diye.
    Özışık: Süleyman’a da söyledi. Burda bir strateji mi uyguluyor başka bir şey mi yapıyor…
    Peker: Abi “pislik” diyor. Ben iki tane kızım için dünyayı ateşe veriyorum. Herkes araya girdi. O kızlara arkadaşaları demeyecek mi? “Pisliğin kızları” diye. Ben “pismiyim?” abi. Deli mi abi? Anlamadım ki!
    Özışık: Ben şöyle söyleyim sana. Öyle bir durum ki. Arada kalmış durumdayım ki. Aklın durur. Bir tarafta sevdiğim bir dostum. Öbür tarafta sevdiğim bir dostum.
    Peker: Ama abi, delikanlılıkta böyle bir şey var mı?
    Özışık: Yok abi.
    Peker: Biz onun için damat beyle düşman olduk. Benim akrabalarım bunun yanında. İllere bunu sokmuyorlardı. Genel başkanlığa oynadığında. Benim akrabalarım altı ay nöbet tuttu. Hep yanındalardı. Bu kadar emek var. O benim dönüş biletimdi.
    Özışık: Arayanlar ne diyor? Bizim arkadaşla ilgili.
    Peker: Ben herkesi tersliyorum. Araya girmeyeceksiniz. Kimse anlayamadı ki. Hani nisanda dönüyorduk? Deli mi? Bu bizim dönüş biletimizdi. Her şeyi onun üstüne yatırdık. Onun yüzünden düşman olduk biz bu adamlarla. Biliyorsun abi sen yaşadın süreci. Hepsini biliyorsun.
    Özışık: Tabi, tabi. Ya bir strateji ya başka bir şey.
    Peker: Böyle bir strateji olur mu? Pislik ne ya. Benim kız çocuklarım var. Erkekleri boşver, kız çocukları var. Ufacık çocuklar okula herkes internete giriyor. Çocuklara demiyecekler mi, “senin baban pislikmiş” diye. Ben ne dedim “kızlarım için dünyayı yakarım” herkesi tersledim. Şimdi bir de pislik yaptı.
    Özışık. Ben anlayamadım. Çözemedim açıkçası. Sana şöyle söyleyim sen haklısın.
    Peker: Sen namuslu adamsın.
    Özışık: Haberlerin kullanılmasında da. Hiç geri adım atmıyor. Onu da söyleyim. Uyarı da geldi yani…
    Peker: Ben buna yarın dalarsam kusara bakma hakkını helal et.
    Özışık: Ben hiç şey yapmıyorum.
    Peker: Vallahi yenilecekler. Bunlar zalim oldu artık. Buna ben dalacam yarın Hadi abi.
    Özışık: Benim sana söyleyecek tek bir satırım bile yok. Öyle bir şeyde senden ricada bulunmam. Sen iyi düşün taşın. Cepheyi genişletmek adına… cepheyi genişletmemek lazım.
    Peker: Cephe istediği yere gitsin. Ha musalla ha şey taşı. Hiç umurumda değil. Ben kız çocuk babasıyım.
    Özışık: Onların anlamadığı bir şey var. Bak onlar zannediyorlar ki sen. Hayır abi. Ben şeye de söyledim. Arkadaşa söyledim çocukları için yapıyor…
    Peker: ben kızıma aşığım. Tüm dünyayı ateşe verecem dedim verecem. Daha yeni başaldım. Ama olmaz be abi. Namuslu adam yapmaz. Hadi abi göreceksin yenilecekler, rezil olacaklar.
    Özışık: benim sana söyleyecek bir lafım yok. Ben bu konuda senle dostluğuma devam ediyorum. Süleyman’da. Onu net söyleyim. Öbür tarafta da söylecek bir durumda değilim. Sen nasıl istiyorsan öyle yap. Ben sana kırılmam yani.
    Peker: Allah senden razı olsun. Sen namuslu adamsın.
    Özışık: Moralini bozma.
    Peker: babası ile otuz senedir dostuz. Yirmi senedir biz bu adama yatırım yaptık. Nisanda hani dönüyorduk abi ya. Bu nasıl bir şey? Nisanda hani her şey değişecekti? Hani seviyordu bu adam bizi? Pislik ne abi ya? Suç örgütü lideri küfür ediyorlarmış gibi geliyor. Hadi onu kabul ettikte, pislik ne?
    Özışık: Çok haklısın. Ona gerek yoktu. Açıklama yapıyorsan yap. Yeni kayıt Pazar mı?
    Peker: yok abi ben ona bu gece kayıt yaparım.haber20121.
    Yandaş medya,mafya lideri peker ve Akp iktidarı arasındaki kavga süreceğe benzer.Bekleyelim görelim, bakalım kimlerin başı yanacak?AKP iktidarının mafya ile işbirliğinde,mafyayı kulalananlar kahraman,kullanılıp atılan mafya hain ve yalancı durumu sürüyor.
    Saygılar.

  16. Hüda Kaya, “İsrail Müslümanları nasıl katlediyorsa, Türkiye de Kürtleri öyle katlediyor” demişti.
    Meral Akşener’in siyaseten geldiği nokta, PKK sevici Hüda Kaya’nın geldiği noktadır.
    PKK’nın kravatlı temsilcisi Selahattin Demirtaş’ı evinde kahveye bekleyen biri ile, Hüda Kaya ile ne farkı olabilir ki?
    40 bin insanımızın katili olan PKK’nın en azılı savunucusu pozisyonundaki Selahattin Demirtaş’a kapınızın açık olduğunu söyleyeceksiniz. Ülkenin yüzde 52 ile seçilmiş Cumhurbaşkanını “Soykırım” yapan bir ülkenin eli kanlı katili ile bir tutacaksınız.
    Hiç kimse kusura bakmasın ama HDP’liler ile PKK’lıların “Türkiye Ermeni soykırımı yaptı” demelerinden daha vahim bir durumdur bu durum. 
    Anlamayanlar için açık ve net söyleyeyim.
    Meral Akşener açıkça Erdoğan PKK soykırımı yapıyor demeye getiriyor. HDP’liler ve PKK’lılar bile Akşener kadar savunmamıştı PKK leşlerini.

  17. HDP “Biz batı illerindeki büyükşehirlerde aday göstermiyoruz” dedi..
    İyi Parti de aynısını söyledi..
    HDP ile İP, kol kola girip, CHP’li adayları desteklediler.
    “İttifak yapmadık ki” açıklaması ile, adeta seçmenlerini aptal yerine koydular..
    Ama şimdi..
    PKK’ya ülkeyi dar edenleri, Netanyahu katiline bezeterek, terör gürütü ile paralel söyleme evrilirlerse..
    PKK’lıları, Gazze’nin masum insanlarına benzetmeye kalkarlarsa..
    Bu seçmen, milliyetçi söylem falan dinlemez, tükrüğü ile boğar, riyakar politikacıları.

  18. siyasi harakiri sırası Meral Akşener’e gelmiş. Allah devamını arttırsın.
    Burda kendi çevreni kandırabilirsin buna müsaitler.  Meral Akşener şuna cebap versin”Netanyahu’ya lanet eden Filistinli annelerin bağrına bastığı fotoğraf kim?
    “Çocuk katili Netanyahu lanetleyen Filsitinli direnişçiler ve Mescidi Aksa muhafızları… Zulme karşı bayrağımızı dalgalandırırken kimin fotoğrafını taşıyor.”

  19. Cemaat çaldığı soruları nasıl veriyor, anlatıyor müstear isimli Polat kardeş, işleyen sistemle ilgili şu tür detaylar veriyor: 
    Ben kendim kaç tane öğrenciye verdim. Bilmesem, içinde olmasam ben de komplo teorisi derim. Konduramam. Ama maalesef bu var. İsmi bile var bu işin: ‘Fetih okuma’. Sınav sorularını vermenin şifreli adı ‘Fetih okuma’dır. ‘Bu arkadaşa Fetih okunacak mı? Bu arkadaş Fetih okudu mu?’ diye tedbirli söylenir. Bunun anlamı, sorular verildi mi, demektir. Fakat bunun için bazı şartlar vardır. Herkese ‘Fetih okutulmaz’. Beş beşlik, güvenilir olması lazım. Onun da kriterleri vardır. Bu kriterleri karşılamıyorsa verilmez. Sadece bu da yetmez. Bir de ilgili atama için o arkadaşın uygun görülmüş olması gerekir. Çünkü bizim bir kariyer planlamamız vardır. Eğer arkadaş için yapılan planlama o sınava girmesini gerektiriyorsa ve de yüzde yüz güvenilir bir arkadaşsa o zaman sorular verilir. Bunu, o birimlerdeki herkes bilir. Yukarıdan geldiği söylenir ve sen de zaten onu bilerek yaparsın.”
    “Ben kendi baktığım birim için söyleyeyim. Mesela kurum içi sınavlar oluyor. Terfi sınavları. Arkadaşlardan uygun gördüğümüze diyoruz ki, ‘Bu sınava başvur. Şu şu kitapları al, şu testleri al, çalış’. Bunu söylerken işyerinde çalışması özellikle vurgulanır. Böylece herkes onu çalışırken görür. O sınava gireceğini herkes bilir. Hiç bir zaman kişiye, ‘Sana soru vereceğiz, rahat ol, sıkıntı yok’ demeyiz. Arkadaş zaten sınava hazırlanır. Sınava bir veya iki gün kala Fetih okuma olayı gerçekleşir. Sorular bize yukarıdan dijital ortamda gelir. Diyelim ki 100 soruluk sınav; A paketinde 70 tane soru, B paketinde 70 soru, C paketinde 70 soru var ama bunlar aynı 70 soru değil. Birbirinden farklı 70 soru, ki aynı şıkları işaretlemeleri tedbirsizlik olur. Fetih okunmadan önce bir yemin metni vardı, onu okutuyorduk. Kuran-ı Kerim’i getiriyoruz, çocuk abdestli bir şekilde geliyor ve yemin metnini biz söylüyoruz, arkadaş tekrarlıyor. Bunu en yakınları dahil kimseye söylememesi için… Sonra dijital ortamda sorular verilir. Kağıt kalem kullanmak yasaktır. Arkadaş iki-üç saat bilgisayar ortamında sorulara ve cevaplarına bakar. Bu ya bizim evimizde olur ya da onun. Tabi ki sınavda başarılı olur. Yüz sorudan yetmiş tanesi moda-mod sorudur. 10 tane, 15 tane de kendisi yapsa başarılı bir şekilde sınavı kazanır. 100 sorunun hepsi verilmez. Çünkü hepsini doğru yapar, bu da tedbir açısından sıkıntı doğurur. Zaten baraj 70’tir. Belki sorular verilmese de arkadaş kazanacak ama riske edilmiyordu. Diyelim ki oraya 30 kişi alınacaksa 30’unun da bizden olması isteniyordu. Buna göre kariyer planlamaları yapılıyordu. Diyelim ki o sınava üç kere girme hakkı var ve arkadaşın bu üçüncü girişi ise riske edilmek istenmiyordu. Genelde yukarıdan bunlar ayarlanıyordu. Kimin sınava son giriş hakkı, kimin yaş haddi vesaire hep bakılıyordu. 17 Aralık sürecinden sonra sorular dijital gelmemeye başladı.”

  20. Gülen Örgütü’nün yayın organı olarak bilinen ve 15 Temmuz darbe girişiminin ardından kapatılan Zaman Gazetesi’ninde 12 yıl görev yapan gazeteci Fehmi Koru 15 Temmuz Araştırma Komisyonu’na bilgi verdi. 17 Aralık operasyonundan sonra, o dönem Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bilgisi dâhilinde Fetullah Gülen ile görüşmeye giden Koru, ABD’den bir mektupla dönmüştü. Erdoğan’ın “sulh mektubu” olarak tarif ettiği o mektup 24 Aralık’ta muhatabı Gül’e ulaştırıldı. Ancak ertesi gün 25 Aralık operasyonu yapıldı. Fehmi Koru Nisan ayında çıkan kitabında anlattığı olayı, milletvekillerine de aktardı.
    Fehmi bey açıklamalarında;

    “17 Aralık olayının hemen ertesi günü, 18 Aralık akşamı Cumhurbaşkanı Gül ile kendisinin ikametgâhında görüştüm. Görüşmenin sebebi de, bir gün önce meydana gelen savcılar, polisler, birileri bir şeyler yapıyorlar. Tüm kamuoyu onu konuşur hâle gelmiş. Onun bu konuda görüşlerini almak niyetindeyim.

    Konuşurken acaba bu nedir? Gerçekten tahmin ettiğimiz gibi –o gün daha ilk gün onu unutmayalım- Cemaat’le gerçekten ilişkili bir olay mı? Onu bana sordu. Gerçek olabilir mi bu? Devletin savcıları ve polislerini de kullanarak böyle bir şeyi…

    Benim o anda aklıma geldi, bir şekilde ben gideyim, görüşeyim. Bunu da direkt olarak sorayım. ‘İyi olur’ dedi bana Cumhurbaşkanı Gül. Kendisiyle konuşurken böyle bir noktaya gelince karşılıklı olarak, o da merak ediyor, ben de onun merakı içerisindeyim.

  21. Bu günlerde herkes bir mafya liderinin youtube fenomeni olmasını tartışıyor. Ne yani bizim toplum o kişiyi söylediği şeyleri bilmediği için mi bu kadar teveccüh gösteriyor. Sanmıyorum. Aynı gerçekler Sait Sefa delilleriyle aylar önce anlattı ama mafya liderinin reytinginin onda birine hatta belki yüzde birine bile ulaşamadı.
    Bunda mafya liderinin videolarının Türkiye’de hala serbest ama Sefa’nınkilerin yasak olması da bir neden. Ancak bizim millet özellikle kabadayılığı, racon kesmeyi, mafyavari yaklaşımları seviyor. Kasımpaşalılık denilen tavırlar halkımızda pozitif bir algı oluşturuyor anlaşılan.

  22. Madem ki herkesler otoriteye saygılı olunmasında hem fikir; o zaman gazetecileri de işledikleri suçlardan dolayı yargılayabiliriz öyle değil mi? Ne dersiniz, kimden başlayalım?

  23. Bizde bu inpunity (dokunulmazlık) uygulaması hep var ve çok yaygın, sadece zaman içinde bundan faydalananlar biraz değişebiliyor. Geçmişte ve günümüzde “derin devlet” unsurları bundan faydalandılar ve faydalanmaya devam ediyorlar. Tek istisnası Ergenekon davaları oldu. Onların da sonu malum, o konuda inisiyatif alan herkese olabilecek en yüksek seviyede zulmediliyor ki bir daha kimse “derin devlet”imize dokunamasın.
    Bu günlerde geçerli olan inpunity kurallarına göre “derin devlet” unsurları yanında AKP yandaşları da dokunulmaz, suçlanamaz, sorgulanamazlar. Görünüşte soruşturulsalar bile bu soruşturmalar asla bir sonuca ulaşmazlar, kapatılırlar. İsterse dumanı tüten silahla yakalansın, sonuç değişmez.
    Ayrıca Cemaat’e karşı işlenen suçlar dokunulmazlık kapsamında. Bu işkence, öldürme, malını talan ya da başka bir suç olabilir. Cemaatle ilgili olduğu iddia edilen kişilerin her türlü hakkını engellemek serbest. Hatta bu suçları işlemeyenler yada kanunun emrettiğini yapanlar anında “fetöcü” olmakla suçlanıp dışlanırlar. Üstelik bu konuda muhalefetin de büyük kısmı hemfikir ve teşvikçi durumundadır.
    Temel insan hakları konusunda bile bu kadar tarafgir, vurdumduymaz ve hukuksuzluğu savunan bir toplumdan nasıl bir adalet anlayışı bekliyorsunuz?

    • hocam kime diyorsunuz. bana diyorsanız benim hiç öyle bir beklentim olmadı. 17-25 aralık soruşturmalarında perçinlendi bu durum başta cumhur başkanı Abdullah Gül hepsi hırsızdan yana tavır aldılar.

      “suçlu bizdanse inpunity” her zaman geçerli bir kural.

  24. Demek ki neymiş, bazı gazeteci kılıklılar mafya ve içişleri bakanı arasında arabuluculuk oynarlarmış. Soruşturma açtırdım demiş SS. O ne demek? Anayasa mahkemesi yargıcını tehdit ettiğin gibi doğrudan içeri aldır. Elinden tutan mı var SS?

    • Enderman “bazı gazeteci kılıklılar”ın yapmadığı iş mi var allaşkına; e.dumanlı gibi elinde pkk nın içine sızmış haberalma elemanlarımızın listesiyle hdpli diyarbakır belediyesinin arka kapısında saklambaç oynayanı mı istersin yoksa kovalamaca oynayanı mı?

    • Demekki neymiş. Birileri yine yalan söylermiş.
      Hadi Özışık da Twitter hesabından yayınladığı açıklama ile özür diledi. Özışık açıklamasında, Peker ile kendi inisiyatifiyle görüştüğünü belirterek Bakan Soylu’nun bu görüşmelerden haberinin olmadığını kaydetti: “Sn. Süleyman Soylu ile yıllardır süregelen bir hukukum var. Sedat Peker’i de tanırım. Yayınladığı videoların maksadını aşmaya başladığını düşündüğümden dolayı kendisiyle birkaç görüşme yaparak, sakinleştirmeyi ve Türkiye’nin gündemini meşgul eden bu tatsız durumu nihayete erdirmesini sağlamaya çalıştım. Bu görüşmelerden Sayın Soylu’nun haberi ve bilgisi yoktu -olamazdı da. Peker ısrarla tavrını sürdürünce ‘haklısın’ diyerek konuyu kapatmak durumunda kaldım. İyi niyetle aldığım inisiyatifin olumsuz sonuçlarının sorumluluğu da şahsıma aittir. Sayın Soylu’nun da ifade ettiği gibi kendisiyle bu konuda ne şahsımın ne de kardeşimin hiçbir irtibatı olmamıştır”

      Fehmi bey. Fethullah Gülen’in mektubunu getirmek için Amerikaya Abdullah Gül göndermedi herhalde.
      Şimdi fehmi bey tetikçimi oluyor sana göre.

  25. Geçenlerde , iki dönemden beri görevde olan Norveç başbakanı Erna Solberg , evinde yaşgünü kutlaması için 13 çok yakın ve samimi arkadaşıyla bir araya gelir. Salgın hastalık nedeniyle konan kurallar gereğince 10 dan fazla kişinin toplanması yasaktır. Bu kutlamanın basında haber olması üzerine emniyet müdürü Ole Saeverud harekete geçer ve başbakana 20 bin Norveç kronu (2352 dolar) gibi en yüksek seviyeden ceza yazar !
    Başbakan , yaptığının gerçekten yanlış olduğunu kabul eder ve açıkça kamuoyundan da bir kaç kere özür diler , cezayı da ödeyeceğini beyan eder !
    Bu olay , muhtemelen yeni olduğu için bir çokları tarafından bilinmektedir.Ancak yeri ve zamanı geldiği için yine de mutlaka etkili olacağını düşünüyorum .
    Selamlar ,iyi günler

    • Adamlık nedir ? Görevini korkmadan yapmaktır , ettiğin mesleki yeminine bağlı kalmaktır, kendi istikbalini milletin devletin önünde gormemektir.Hodri meydan nerelerdesiniz atıp tutanlar arkadan sallayanlar herkes görevini yapsın.Yapmayacaksa da sussun otursun oturduğu yerde.

  26. BUGÜN 19 MAYIS GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI:Gençler, bayramınız kutlu olsun!
    1935 ‘te düzenlenen ilk 19 Mayıs kutlamalarını şu adresteki vidiyoyu izleyin:https://trtarsiv.com/ozel-video/gecmisten-gunumuze-19-mayis-gosterileri/19-mayisin-onemi-ve-tarihcesi-121596 #19MAYIS1919
    Kaynak

    Atatürk’ten bir vecize:”Bütün ümidim gençliktedir. Her kafanın anlamaktan aciz olduğu yüksek bir varlıktır gençlik.”
    Mustafa Kemal Atatürk
    Türkiye’de ilk kez 1935 yılında kutlanan 19 Mayıs kutlamaları
    Cumhuriyet’in ilk yıllarından beri Mayıs ayının üçüncü Cuma günü kutlanmakta olan Jimnastik şenliklerinin de aynı güne alınmış olmasıdır. Böylece 19 Mayıs sporla bütünleştirilmiş oldu.  
    1981 yılında ise çıkarılmış olan 2429 sayılı kanun ile bayramın ismi 19 Mayıs “Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı” olmuştur.
    Saygılar.

  27. Kendilerini cezadan muaf zannedebilirler, ama eninde sonunda hepsi cezasını çekecek elbette. Hiç bir şey gizli kalmaz, bütün kanunsuz hukuksuz işler de uluorta kayıt altında yapılıyor zaten artık. Yarın iktidardan indiklerinde göreceksiniz, bir parmak şıklatmasıyla savcıların elleri serbest kalacak ve asli görevlerini yerine getirecekler. Peker zaten derslerini verdi savcılara videoda. Soruşturma dosyasının nasıl yazılacağını madde madde gösterdi. Eli kulağındadır merak etmeyin. SS paniklemiş zaten, sağa sola suç duyurusunda bulunmaya başlamış. Teröre kurban gitseydim de bugünleri görmeseydim demiş. Vah vah. Öyle değil, bekle. Daha karpuz keseceğiz. Patlamış mısır kola eşliğinde kurban merasimini izleyeceğiz. Önce seni kurban verecek görünüyor tek adam.

    • Enderman “Hiç bir şey gizli kalmaz,” buyurmuşsun da “u.mumcu cinayeti” de dahil mi acaba? Ya da ne biliim kazlıçeşmenin kaz figürünü kim/kimler çalmıştır?

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız