Son gelişmeler sırasında politikacıları anlamakta zorlananlara yardımcı olmak isterim

50
Reklam

İnsan cinsi ‘kadınlar ve erkekler’ olarak ikiye ayrılır ama ben nicedir farklı bir insan grubu olarak bunlara ‘politikacıları’ da ekledim. Politikacılar, erkeği ve kadınıyla, dikkate alınması gerekecek kadar farklı bir grubu oluşturuyor.

Onların beyinleri değişik çalışıyor. 

Politikacılar, önlerine karar vermeleri için sunulan konulara, politika alanı içerisinde bulunmayan insanların anlamakta zorlanabilecekleri biçimde yaklaşabiliyorlar.

Uzun yıllar önce bu gerçeği görebildiğim için, başkalarına şaşkınlık yaşatan politik tavır ve davranışları anlayıp yorumlamakta pek az zorlanıyorum.

Seçim tarihini erkene alma konusuna iktidarın ve muhalefetin yaklaşımları mesela.

Haziranda yapılması gereken seçimin iktidar tarafından Mayıs ayına alınmasının bu karara varan politikacıların ileri sürdükleri gerekçelerle hiçbir ilgisi yok. Geçmişte -hem de hiç de uzak olmayan bir geçmişte- yaz aylarında seçim yapıldığını biliyoruz. 

En son genel seçim 24 Haziran 2018 tarihinde yapılmıştı, unuttuk mu? Zaten o seçim aynı yılın Kasım ayında yapılacaktı; iktidar, kış şartlarını ileri sürerek, tarihi birkaç ay öncesine -Haziran ayına- çekmişti.

O zaman kış şartları erkene alma gerekçesi olarak kullanılmıştı, şimdi ise yaz şartları olumsuz bulunduğu için Mayıs ayında seçim yapılmak isteniyor.

Reklam

Politikacıların ‘farklı bir cins’ oldukları bilinmezse bu tür çelişkiler anlaşılamaz.

İktidardaki politikacılarda böyle tuhaflıklar var da muhalif politikacılar onlardan farklı mı?

Aynı konuya muhalefetin yaklaşımına da bu gözle bakabiliriz.

Seçim tarihinin 40 gün öne çekilmesinin, ekonomik sıkıntıların çok daha şiddetli hissedileceği ve hayatın dayanılmaz pahalı hale gelmesinin sandığa atılacak oyları etkileyeceği gibi gerçek bir gerekçesi var iktidar açısından.

Aynı gerekçe muhalefetin aklına gelmiyor mu?

Geliyorsa, seçim tarihinin 40 gün önceye çekilerek kendilerinin siyaseten işlerine gelmeyecek bir tarihte yapılmasına muhalefetin itiraz etmesi ve kendilerinin koyduğu “Ya 6 Nisan 2023’ten önce ya da zamanında seçim” şartı üzerinde ısrarcı olması gerekirdi.

Hayır, öyle olmadı.

‘Millet İttifakı’ içerisinde en kalabalık milletvekiline sahip parti olan CHP, genel başkanı ağzıyla, birkaç hafta önce ilan ettikleri ‘6 Nisan öncesi’ şartını bir tarafa bıraktığını ve 14 Mayıs tarihini uygun bulduğunu açıkladı.

Reklam

Neden?

Soru-cevap şeklinde ifade edilen gerekçeye bakın:

“Diyelim ki, ses çıkardık, nereye gidecek? Yüksek Seçim Kurulu’na. O üyeleri atayan kim? Erdoğan. Verdiği karara kim itiraz edecek? İtiraz edeceğin hiçbir yer yok.”

Oysa hem sorular yanlış, hem de o yanlış sorulara verilen cevaplar…

Muhalefet kendisinin duyurduğu şartta ısrar ettiği takdirde şikayetin mercii Yüksek Seçim Kurulu (YSK) değil halk olacak. Konunun YSK ile ilgisi yok çünkü. Anayasa Cumhurbaşkanına ülkeyi istediğinde seçime götürme yetkisi veriyor; Tayyip Erdoğan da Cumhurbaşkanı olarak anayasada var olan o yetkiyi kullanmak niyetinde.

YSK’ya bu veya başka bir konu gittiğinde, o kurulun üyelerini Erdoğan atadığı için herbiri mesleklerinin zirvesinde kıdemli hukukçuların, söz dinleyerek, doğru olmayan bir karar verecekleri de totalci bir yanlış. Karar beklenenden farklı çıksa bile, kurul içinde aleyhte oy kullanacak üyeler muhakkak olacaktır. Onların karşı-oy yazıları muhalefet için önemli birer malzeme.

Politika arenasında itirazlar yalnızca devlet kurumlarına yapılmaz, ilk itiraz mercii halktır, seçmenlerdir.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun iktidarın seçim tarihini 40 gün önceye çekme teklifini şakkadanak kabulü, halkı devreden çıkarmayla sonuçlanan yanlış bir politik tavır.

Bu tür yanlışlar beni hiç şaşırtmıyor ama.

Anlaşılan, anayasada var olan üçüncü kez aday olma engeli yüzünden yeniden aday olamaması gereken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu niyetine yapageldiği itirazdan da vazgeçecek muhalefet. Hiç değilse CHP’den gelen mesajlar o yönde.

Başvuru yapıldığında itiraz nereye yapılacak? YSK’ya. YSK üyeleri kim tarafından atanıyor? Cumhurbaşkanı tarafından. Yani? İtiraz etmek anlamsız…

Millet İttifakı’nı sürükleyen parti durumundaki CHP’nin liderinin adaylık konusunda da bu gerekçeyi zihninden geçirmesi kendisi açısından doğal.

Tıpkı AK Parti’nin itibar ettiği yazar ve yorumcuların iktidarın tutumuna paralel tavır almaları gibi, CHP’ye yakın kalemler ve yorumcular da “İtiraz edilmeyecek” denildiğinde seslerini yükseltmekten  kaçınıyorlar.

İtiraz etmiyorlar.

Farklı davrananlar, tartışma programlarına davet edilmeyecekleri, gazetelerdeki konumlarını kaybedebilecekleri endişesi taşıyorlar.

Nadir farklı yaklaşım bugün Cumhuriyet gazetesi yazarı Necati Özkan’da karşıma çıktı. Son İstanbul seçiminde CHP’nin kazanmasına iletişim katkısı sunmuş olan Özkan, yazısında, Mayıs 2022’den bu yana muhalefetin sürekli hata yapmasına karşılık, iktidarın birbiri ardına seçmeni yanına çekecek hamleler yaptığı ve bunun tabloyu iktidar lehine değiştirmeye başladığı tespitinde bulunuyor.

“Gidişat, tüm muhalif kesimlerde alarm zillerinin çalınmasını gerektiriyor” diyor yazar ve ekliyor: “Hangi siyasi gelenekten gelirse gelsin, muhalif partilerin lider kadroları riskleri anlamalı ve artık hata yapılmasına izin vermemelidir.”  

Yazısından başka satır başlıklarını da aktarayım:

Seçmenin güçlü biçimde destekleyebileceği bir alternatif…

Ülkenin ihyacı olan değişim…

Her şey muhalefetin bu süreçteki kararlarına bağlı…

Ve şu cümleler:

“Özetle, muhalefet aday tartışmalarını hızla geride bırakıp her katmanda yenilikçi ve disiplinli bir kampanya yürütmeye başlamalıdır. Eksiksiz bir stratejinin parçası olarak belirli hedef gruplara ya da bir bütün olarak seçmenlere iletilecek ortak mesajlar belirlenebilir ve mesajların herkes tarafından anlaşılacak biçimde açık olması sağlanabilirse sonuç alınabilir.”

Cumhuriyet gazetesinde çıktığı, İstanbul seçiminin başarısına katkıda bulunmuş bir isim tarafından kaleme alındığı için “CHP’liler okur” diye düşünmek istiyorum. Ancak, bir yandan da okumasını beklediğim insanların üçüncü gruptan -politikacı- olduğunu bildiğim için ise fazla umutlu olamıyorum.

Okusalar bile önemsememeleri çok mümkün.

Son cumhurbaşkanı seçiminde CHP’nin adayı, henüz bütün sandıklar açılmamışken, “Adam kazandı” mesajı atmıştı.

Bir başka seçimde ise, AK Parti genel başkanı sıfatıyla Tayyip Erdoğan’ın “Atı alan Üsküdar’ı geçti” dediğini hatırlıyorum.

Acaba bu defa kimden nasıl bir mesaj gelecek?

ΩΩΩΩ

Reklam

50 YORUMLAR

  1. Yazarimiz, muted olduğu uzere yine kullandigi gorselin kaynagini gostermemis.

    Aslında bir baska yorum icin gelmiştim, ama yukardaki cümlede anlattigim durumu görünce yorum yapmadan gidiyorum.

  2. Bizim Ülkemizde siyaset ve siyasetin yapılış şekli, dünyanın hiçbir ülkesinde başka bir örneği yoktur.
    Dün dündür, 2023 vizyonu, EYT hakkında söylenenler, seçimler zamanında yapılacak, erken seçim 6 nisandan sonra olursa kabul etmeyiz zamanında olmalı, bu seçimde aday olamaz vs. vs.gibi örnekler.

  3. -2023 (mayıs yada haziranda) yılında seçim olsun mu? Halkın ne kadarı seçim istiyor?
    -RTErdoğan’ın CB makamından şu an itibariyle ayrılmasını kaç seçmen yada vatandaş istiyor?
    -CB olarak rte olmazsa kimin olması isteniyor?
    (hem partililer olarak hemde ortaya karışık)
    -vatandaşın ne kadarı:
    hayat pahalılığının, enflasyonun, kur-borç-ith.ihr. olaylarını ciddiye alıp “fehmi”ne varmış???🤔
    umursamıyorsa nedeni:
    *Yönetenlere mi çok güveniyor?
    *Yönetmeye taliplere mi güvenmiyor?

  4. hakikaten sizler gibi muhalif yazarlar çizerlerin yazısını okuyunca utanıyorum yahu bırakın reysin aday olup olmamasını tartışmayı sizler seçim yapılmasını istemiyor musunuz kazanacağız diye koro halinde kazanırız demiyor musunuz yahu neden reis aday olur olamazı tartışıp duruyor sun başta sizin şahsınız bırakın vatandaşın oyunu zorla mı alıyor reis demek sizlerin kendine güveni yok şimdiden havlu atıyorsunuz aday olamaz aday olamaz bu nasıl demir kıratsınız ALLAH aşkına

  5. ” İŞİNE BAK”
    Gazeteci Sinan Ateş cinayetini soruyor.
    Bu cevabı alıyor.
    Bir koruma da gazetecinin mikrofonunu elinden alıyor
    Gazeteci tam da işini yaptığı esnada.

    • gazteci! kimliğiyle bavul dolusu uydurma evrakı piyasa süren /sürdürenlerde gazetecilik! mesleğini kullanmayı tercih etmişler! bir kolaylık mı var ne?!?!?

  6. Baykar konusunda tartışmalar maalesef yine yüzeysel. İktidar neredeyse hiç katkısı olmayan bir konuda övünüyor görünüyor. Halbuki bilakis Haluk Bayraktar çıktı devletten hiç destek görmedik tam tersi köstek gördük dedi. Hem de bu iktidar döneminde. Bundan daha iyi pas mı olur. Muhalefet hemen atlaması lazım. İşte bakın bu iktidarın iş bilmezliğine ve beceriksizliğine diye. Devlete rağmen iş bitirmiş bir girişimci aile var ortada. Buna sahip çıkması lazım muhalefetin.

    Ama mesele Baykar da değil. Yahu bu iktidar döneminde hangi ciddi yatırım yapıldı. Ticaret açığı 100 milyar doları geçmiş. Kış ortasında gaz parasını ödeyememişiz, Putin borcumuzu ertelemese ve gazı kesse soğuktan donacağız. Yaptığımız sattığımız ithalata dayalı. İthalat patlamış. İhracat arttı diyen iktidar ithalat ve ticari açığa hiç girmiyor. Bir kandırmacayı sürdürüyor. Bu sefer borç ertelediniz. Bir daha erteleme şansınız yok. Seneye iki kat borç var. Nasıl ödeyeceksiniz.

    Nebati çözümü bulmuş. Paramızın değerini düşürecekmiş. Aynen böyle söyledi bu hafta. Seçimden sonra dolar 40 TL olacak demektir bu. Neyiniz var neyiniz yok satın dolara geçin. Tiyo geldi. Seçimden sonra da dolarları bozdurup kelepire alın ne var ne yok. Böyle istikrarsız bir ülkede zengin olmak çok kolay. Bugünden yarına. Fırsatlar ülkesi.

    • Alın Ali Babacan’ın rezil olmayı göze alarak saldırdığı Baykar örneğini. Nesine “dokunacak” bilmiyorum ama herhalde SİHA’ların bu başarısı onu rahatsız etti.
      2000-2017 yılları arasında küresel SİHA ihracatı yapan ülkeler sıralaması şöyle:
      İsrail: 548 adet, Amerika: 402 adet, Çin: 217 adet SİHA satışı yapmış.
      Gelelim 2018-2021 yılları arasında küresel SİHA ihracatı yapan ülkelere:
      İlk sırada Türkiye (TB2) var; 190 adet. Çin: 173 adet, Amerika: 143 adet, İsrail ise 142 adet.
      Bu tabloya bile saldıranların geçmişte neler yaptığını bir düşünün.

  7. Muhalefet işin hakkını verecek bir aday çıkaramaz ve iyi bir strateji geliştiremezse (zor gibi) Erdoğan CB olarak kalır. Ancak meclis çoğunluğu muhalefete geçer. Bu da önemli bir değişim olur. O zaman Meclis istediği gibi CB’nına hesap sorabilir ve istediği zaman da seçimi yeniler.

  8. Erdoğan’ın yeniden seçilmesine itiraz etmek anayasaya göre anlamlı. Çünkü CB iki defa seçilebilir diyor. Öbür yandan bu CB yetkileri itibariyle yürütmenin başı ve bir önceki CB’den oldukça farklı. Bu bir başkan, sadece onay yetkisi olan bir CB değil, hükümeti de kuruyor, her atamayı da o yapıyor, bütçeyi de harcamayı da yapıyor. Sonuçta yine anayasaya göre böyle bir CB ilk defa oluyor.

    Akp anayasayı düzenlerken bu işi özellikle böyle anlaşılmaz bıraktı diye düşünüyorum. Kavga için bir neden daha. Kavga da safları sıkılaştırmak için en iyi malzeme.

    Bunun üzerinden kavga çıkarmak muhalefet açısından çok geç. Ve onlara da şimdi havlu atmaları konusunda hak veriyorum. Bu işe en başta anayasa kabul edilirken açıklık getirilmeliydi. Bu da muhalefetin göreviydi. Ve hatırladığım kadarıyla böyle bir tartışma yaşanmadı. Yani muhalefet yine yan gelip yattı.

    Neyse ekonomi bozuk, marketlerde fiyatlar alev alev. Neyseki yokluk yok. Raflar tıkabasa dolu. Bu pahalılıkta ve alım gücü azalmasında, nasıl olsa bu seçimi alacak muhalefet. O zaman fazla takmaya gerek yok. Millet bu enflasyona razıysa yine yapacak bir şey yok. Kendileri ettiler kendileri buldular.

    • Muhalefetin en etkili olduğu eleştiri alanı olan ekonomide de son zamanlarda atılan adımların alınan kararların, küskünleri dargınları kararsızları Erdoğan’a yönlendirdiği görülüyor.
      Altılı masa aday tartışmaları yapadursun, muhalif çevreler bile Başkan Erdoğan’ın ipi rahatlıkla göğüsleyeceğini fısıldamaya başladılar!
      Böyle devam ederse, Cumhur İttifakı’nın cumhurbaşkanlığı seçimlerinde zorlanmayacağı anlaşılıyor.
      Milletvekili listeleri de seçmenin tepki vermeyeceği, tasvip edeceği şekilde düzenlenirse, 2023 seçimlerinin Cumhur İttifakı’nın zaferiyle sonuçlanabileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
      Bu, aynı zamanda gayri milli siyasilerin ve çapsız liderlerin de partilerinin de tasfiyesi anlamına gelecektir!
      Hadi hayırlısı!

    • Prof.Dr.Ersan Şen Twitter hesabından:
      “Kanaatimce; yasama ve yürütme organlarından hangisi seçimlerin yenilenmesine karar verirse versin, mevcut Cumhurbaşkanının seçimlere girebilmesi mümkündür, hatta süresinde yapılan seçimlere de katılabilir.
      2017 yılı anayasa değişikliğiyle yürürlüğe giren yeni sistem ve süresini tamamlayamaması nedeniyle mevcut Cumhurbaşkanının seçimlere girebilmesinde hukuki bir sakınca görmüyorum.”

  9. Reis Muhalefetin süpriz Adayından korkuyor. Meclis kabul etmeyebilir Çünki 360 oyları yok Seçim belirleme Erdoğana kalabilir.

  10. AKP Erdoğanın şeçilemez diye muhalefetin itiraz etmesini istiyor.

    AKP’nin amacı, Erdoğana itiraz Muhalefetin itiraz etmelerini istiyorlar, Erdoğanın önemli polduğu izlenimini halka vermeye çalışıyorlar. önemsemiyeceksin, görmezden geleceksin Ahmeti ve Reisi sinir edeceksiniz.

    Muhalefet Adayını Açıkladığında AKP büyük düşüşler yaşayacak. Toplumdan ben görüyorum Akmet gibi Reise biat edenler var onları dikkate almayın.

  11. bazi gazeticelerde 4. grup olabilir. bildiklerini ve gercekleri yazmadiklari icin. politikacilar cikar endeksli davranir. Kominizimden cikmis olan Rusya da bile basortusu sorunu yokken. bzide maalesef var. halk acisindan kimin bu karari aldiginin onemi yokken politikacilar o bu diye erteliyor. gercekten ibretlik politikacilarimiz. var..

    • “halk acisindan kimin bu karari aldiginin onemi yokken politikacilar o bu diye erteliyor.” derken yine “başörtüsü furuattandır!” mı diyorsunuz yoksa halk zaten bir şeyden anlamaz mı? Biraz daha açar mısınız bunu?

  12. Tek adam neyi itiraz etsen tek adamın dediği olur onun için Bunlarla uğraşmaya gerekmez Muuhalefet kazanmaya odaklanmalı.

    • Seçime de girse, adaylık yarışından da çekilse CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu zor günler bekliyor. Bırakın bir üst koltuğa tırmanmayı, partideki koltuğunu koruması bile giderek güçleşiyor. Neden? Çünkü her manevrasında sürekli taviz vermesi ve geri çekilmesi gerekiyor.
      Yani…
      2023 yılı, CHP başta olmak üzere, muhalefetteki siyasal partiler için restorasyonun yeterli olmayacağı, yıkılıp yeniden inşa edileceği günleri içinde taşıyor.

  13. YENİ TREND:AYAKKABI YALAMA
    Hokkabazlığın ve dalkavukluğun 2023 sürümü.
    Güvenlik birimlerinin başında olan kişi
    “–Ben hayatımda bir tek güvenlik makalesi okumadım.” diyerek liyakatın ruhuna lokma döktürmüştü.
    Liderlerinin ayakkabılarını yalama ritüeli, liderleri için “–Allah’ın bütün sıfatlarını taşıyor.” methiyesi ve çocuk korosuna liderlerine atfen “salavat” getirtmenin yanında;
    “Tekâmül- gelişme mi?” yoksa
    “Ric’at-gerileme mi?” olduğu çok önemli.
    Bir de vasıflandırma çok önemli:
    Kalfalık mı? yoksa
    Ustalık mı?
    Ustalık değilse 2053, yoksa 2071′ e kadar devam.
    Kesin kanaatim şu:
    –Allah bunları, her türlü onur kırıcı hareket sergiletmeden göndermeyecek.
    Bu hareketlerini görünce, sözlerini duyunca” ülkemi bunlar mı yönetiyor?” diye üzülmemek mümkün değil.
    Ancak “gitmelerine bir ramak daha yaklaşıldı” diye de seviniyorum.

  14. Birkaç sene önce bir CHP. milletvekiliyle kısa bir tanışmamız olmuştu. Birgün , muhalefet olarak etkisiz ve yetersiz kaldıklarını söyleyince bana oldukça kızdı ve biraz yaptıklarından bahsederek ‘Daha ne yapalım, sen olsan ne yaparsın ‘ deyince ben de şu cevabı verdim ,
    — Hicbir şey bilmiyorsanız , bütün milletvekilleriyle elele tutuşarak külliyenin girişini kapatın, getireceği ses yeter de artar bile !

  15. tartışmaya açılmış mı açılmamış mı? ona bakarım ben. Bizans yönetimi zamma zulme mi başlamış ki, muhalefet şöyle yapsa, muhalif böyle hareket etse!.. diye topyekun saldırı (diş güçler😂).
    Mevcut yönetimi geçtim, özellikle gençler!!!
    Bizzat RTErdoğan’dan ümitvar bir halde beklenti içinde ler, bakıyorlar gözlerinin içine🤔.
    (6+1den birisi varmı ki böyle! gösterseler kırarım üç dişimi hem vallah hem billah).

    • Meclise seçilecek kadın kotası vardı bir partide.
      Yassah gardeşim devri bitti gibi gibi.
      Politikacının bakış açısı, kendine bırakırsan nassı olur acaba;
      -Meclisin ellişer yüzer hukukçu, sağlıkçı, bürokrasi (kamu yönetimi), çifçive besici, esnaf sanatkar, roman vatandaş, işçi ve tespit edilecek başka kesimler olması mı istenir?
      -Hukukçu yada mühendis veya X+Y illerinden hükümet üyeleri nin sayısı örneğin (2)’ yi geçemez şartı mı getirirler mesela?
      []ammaann, dağdakiyle iltisaklı olacak şartı getirmesinler de😡😡😡.
      Son söz son tespit son öneri:
      Hükümet sistemi yada devlet başganından önce,
      1)partileri
      2)meclisi
      3)ensonunda halka sorarak diğer sistemleri mi değiştirsek acaba???
      (Okumuyorlar, dinlemiyorlar, kazkagalı bınlar, ben biliyom onlar bilmeyorlar ama fekat, beni de dinlemeyorlar!!! lakırdıları da belki biter!😡).

  16. – ABD ye rağmen 2 NATO ülkesine #SİHA sat

    – Türk ihracat tarihinin rekorlarını alt üst et

    – Dünya tarihinde ilk defa 3. Ülkeler senin ürününü hediye etmek için para toplasın

    -Elin yabancısı adına şarkılar yazsın

    Sen çık
    @BaykarTech
    e dokuncağız de

    Bu millet sizi incitir…

    • Durmak yok yalamaya devam.
      İhracat ithalatın yanına bile yaklaşamıyor.
      Bir de ithalat rakamını verseydin.
      2022 yılı:
      ihracat 255 milyar dolar.
      İthalat 365 milyar dolar.
      İhraç ürünleri içinde yüksek teknoloji ürünlerinin payı %2-3.
      3-4 yıl önce ihraç edlen ürünlerin kg başına geliri 1,5 dolar iken, bugün bir(1) dolar..
      Mütemadiyen marabalaşıyoruz.
      Mikro işlemcisini vermeseler değil dron yapmayı, bu yazıyı bile buraya yazamazsın

    • İHA ve SİHA konusunda şu iki rakam her şeyi anlatıyor:
      2000-2017 yılları arasında İsrail 548 adet, Amerika 402 adet Çin 217 adet İHA satmış.
      2018-2021 yılları arasında İsrail 142, Amerika 143, Çin 173, TÜRKİYE 190 adet İHA satmış.

  17. …..
    N’apsın muhalefet? geçici olsa da, devlet! iktidara uyumlu!
    Uzaktan bakan “muhalefet kadar uyumlu” diyor “yahu”, millet te…
    Iktidar seyrediyor, muhalefeti dinliyor! her halinden duyumlu,
    “Şikayet yok! bidon kafalı, göbeğini kaşıyanlar!” kafa hep “illet”te….

    Oysaki işlerin pek o kadar da kolay olmadığının çoğu farkında.
    Bir yandan tuzu kuru ülkelerin ekonomilerine imrenenler.,,
    Ya sabır çekenler! işler iyiye gidecek umudundalar yakında.
    Bir yandan ülke şartlarına pes etmeyen, zor da olsa direnenler ..

    Her halukarda durgunlaşacak gemi azıya almış enflasyon!
    Belkide bıkacak ülkede cefakar garibanlara eziyet etmekten,
    Gariban dirençli, dualı! tımarlı! n’etsin ki sinsi formulasyon!?
    Manipulasyon pes edecek! perde arkasında seyretmekten….
    ….

    • Bizim üreticilerimiz, bizim tüccarlarımız! para babalarımız! “ben enayimiyim, milletten bana ne, ben keseme, keyfime bakarım, işkembem yerinde, yan gelir yatarım, El oğlu dışardan sömürsün, ben de içerden, benim başım kel mi” zihniyetiyle körüklenmesine katkıda bulunduğu enflasyon! Bizim enflasyonumuz! Made in Turkey! Buna rağmen bir süre sonra azgınlığının iflas edeceğini seziyor millet ve dayanıyor, direniyor!

      ….
      Yok mu? bir ihtimal daha var tabi!
      Millet artık epey karamsar, abi!

      Şikayet etmekten bıkkın ve bezgin
      Ama sezisi kuvvetli seziyor, sezgin!

      Lakin Marko paşa artık yok ortada!.
      Siyasetçiler mi? sorma hep oltada!

      Umursamaz, çaresiz, bencil! ne dersen de!
      Ayrı bir cins bunlar! haydi gör sen de

      Cins cins! çoğu da erkek yaratıklar!
      Otokrat cinsleri de var kaşları çatıklar!

      Bi çoğunda bi dirhem hassasiyet yok,
      Şikayet etsen n’olcek vakit kaybetten çok?

      Huzura çıksan verip veriştirileceksin,
      Yahu bırak! kimi kime şikayet edeceksin?
      ….

      • …..
        Tahayyül edelim geleceği şimdi bir celse,
        ABDnin desteklediği bir imam oğlu gelse…

        Nerden baksan adı üstünde bir imam,
        Ne etsin şimdi bir imamı Uncle Sam?

        ABD ve AB para mı akıtacak ülkeye,
        Umurundamıydı ki Türkiye, bir saniye?

        Büyük deprem oldu adamlar kımıldadı mı
        Dünyanın en zengin ülkesyiken hiç tındı mı?!

        Borçlarımızın faizlerini mi silecek, hayır!
        Putin’e mahkum edecek bizi cayır cayır!

        Farzı muhal kazanırsa bir imam oğlu,
        Veya da bir başkası! Eloğluna eloğlu!

        ABD’ye AB’ye mi gidecek bu adam diz çökecek,
        “TR’ye Eddy etti, siz etmeyin mi diyecek?

        Muhalefet ki el oğlundan var mı bir beklentisi?
        TC marka her aciz durum, onların hep eylentisi!

        Velev ki yep yeni bir lider çıkması durumunda,
        Şüpheli el oğlundan, bu ülke kimin umurunda?!

        Emin miyiz gün gelince Putin’le neyin pazarlığında
        Darvinist modunda komşu komşusunu yeme hazırlığında!

        Allah’ın düzeni çetin idi! ikaz ediyordu hep DiN!
        Ama sen Ağustos ayında sanki bir cırcır böceğiydin!

        “Akıl*İman Sentezi”nden, DiN’in özünden uzak!
        Gökten zembille indi sanma sakın tuzak içinde tuzak!
        ……

    • Muhalefetin elinde iktidar partisine karşı kullanabileceği tek şey hayat pahalılığıdır. Fakat muhalefet bunu da değerlendiremedi. Çünkü vatandaş “Hayat pahalını düzeltecek ve vatandaşı enflasyona karşı koruyacak tek kişi var o da Erdoğan” demeye başladı. Hatta ekonomi kötü diyenler için Erdoğan’ın liderliği daha da önemli hale geldi. Çünkü Türkiye’nin dümenini -iyi günde hadi neyse de- kötü günde kime emanet edersiniz diye sorulduğunda Erdoğan açık ara öne çıktı.
      Hülasa söylemek istediği şu; IMF’ye olan borcunu kapattığı 2013’ten bugüne bağımsız hareket edememesi için Türkiye’ye her türlü baskıyı yapanlar, darbeyi bile deneyenler, terörle terbiye etmeye çalışanlar başaramadı.
      “Vesayet masası “kurdurup “güçlerinizi birleştirin sandıkta devirin” diye akıl verenlere rağmen başaramayacaklar çünkü vatandaş bunlardaki beceriksizliği ve samimiyetsizliği görüyor. İplerinin başkalarının elinde olduğunu fark ediyor.
      Sahaya indikçe, konuştukça, çarşı pazar dolaştıkça vatandaş size anlatıyor…
      Hayat pahalı evet, ama tünelin ucundaki ışık göründü. Gün gün daha iyiye gidiyor.

  18. “Diyelim ki, ses çıkardık, nereye gidecek? Yüksek Seçim Kurulu’na. O üyeleri atayan kim? Erdoğan. Verdiği karara kim itiraz edecek? İtiraz edeceğin hiçbir yer yok.”

    sayın koru, kemal beyin retoriğini pek yeterli bulmamış gidilecek mercii halk diyor. medyasının ve harcama emaneti verilen paranın gücüyle bütün zamanların en başarısız iktidarı olmasından bile zaman zaman mağduriyet çıkarma yeteneğine sahip iktidarın buradan bir mağduriyet çıkarmadan yine halka gidilmiş olunmuyor mu?
    bir seçim tarihinin bile bir kaos olması kimin işine gelir?
    üstelik, YSK bu durumda yıpranmayacak mı?
    bence burada itiraz ederek kazanılacak bir zafer yok,
    olsa bile bir pirus zaferi olurdu.
    eli yüzü düzgün, sandıkların güvenliği sağlanarak bir seçim yapılması öncelikli tercihimiz olmalı.
    ne iktidarın ne de muhalefetin şu an mevcut oyları fazla değiştirecek bir numaraları yok, halka verebilecekleri belli, aslına bakarsanız saflar da belli, oynayan 2-3 puanların büyük bir etkisi olabilir mi? martta ekonomik tablo değişince iktidar kazandığı 3-5 fazla oyu kaybeder, muhalefet, programını açıklayıp adayını netleştirince kaybettiği 3-5 oyu telafi eder.
    seçime kadar enteresan bir gelişme yaşanmazsa,
    mevcut anket oylarında bir değişiklik de yaşanmaz.
    seçimin belirleyeni belli.
    gençler ve hdp seçmeni.
    meclis çoğunluğu muhalefete geçecek, mayıs ayına itiraz edilmemesinin temel sebebi bunun çok net olduğu olabilir. başkanlık konusunda halk değiştirmeyi de tercih edebilir, bunu radikal de bulabilir. bence bunu iktidar da satın almış görünüyor.
    hatta ben seçim şekerlerini yani vaatlerini son paketle birlikte böyle okuyorum, kalacak bir iktidarın değil, muhalefete büyük bir yük bırakarak gidecek bir iktidarın vaatleri böyle olabilir ancak…

    • “golcü muhalefet” isimli sayın yorumcunun ilgili bölümünü okuyunca dikkatimi çekti, o programı izledim, tamamını olmasa da, ilgili kısmı.
      https://www.youtube.com/watch?v=TiN3ECdpT60
      dinlediğim bölümde şanslı bir seçim tarihi yoktu, bu akşam tamamını izlerim.
      bir başka astroloğun meclisi bilmiyorum(değişeceğini söylemek istememiş olabilir bence) ama CB seçimini erdoğan alabilir yorumuna yer verildi,
      ardından sayın turan da, net bir şekilde başkanlık sisteminin değişeceğini parlamenter sisteme geçileceğini öngörüyor
      bu öngörü her durumda meclis aritmetiğinin değişmesiyle mümkün. iktidar mecliste çoğunluğu sağlasa sistem değişir mi? bunu biraz aklı olan da yıldızlara bakmadan söyleyebilir, çok uzun zamandır meclisin aritmetiğinin ve sistemin değişeceğini ve benzeri çıkarımları rakamlara bakarak yazıp duruyoruz zaten. bugün bile yorumumu yazarken “golcü muhalefet” in yorumunu kendi yorumumu yolladıktan sonra okudum, ama benzer şeyleri söylemiştim.
      yumuşak bir geçiş için halk CB nını hemen değiştirmek istemeyebilir bu anlaşılabilir bir tablo, ama meclis değişince uzun süremez , görevinde uzun zaman kalamaz,
      bu da anlaşılabilir bir tablo değil mi?
      güzel ve ideal olan her iki gücün de muhalefete geçmesi tabi.
      konuşmanın sonunda daha özgürlükçü yarınların geleceğini söylüyor bu da herhalde akp ile gerçekleşecek bir beklenti olamaz değil mi?
      bu ülkenin geleceğinde akp yok,
      sayın erdoğan da yok.
      çok defa yazdım bunu.
      gelecek bir potansiyeldir,
      biz rakamlar sayesinde en yüksek ihtimali öngörebiliriz.

      • Benim söylediğim şey astrolojiye göre Erdoğan’ın seçimleri kazanacağı veya Zeynep Turan’ın bunu söylemiş olduğu değil; seçim tarihinin astrologların yönlendirmesiyle belirlenmiş olabileceği durumu. Zeynep Turan’ın seçimin Mayıs ayında yapılacağı yönündeki haberini internetten okumuştum, hafızamda şanslı tarih olarak yer etmiş. Ama neticede burada benim tezime aykırı bir durum da yok; belirtmek isterim.

        • ben sizin yorumunuz ve amacınız üzerine yorum yapmadım zaten, yorumunuzdaki gönderme ilgimi çekti, dinlediğim bölüm üzerine yorum yaptım.
          tezlerimizde aykırı bir durum yok,
          asayiş berkemal.

    • 2023 seçim yarışına partiler hangi seviden başlıyor?
      AK Parti %40 -41.
      CHP %21-22.
      İP % 11-12.
      HDP % 11-12.
      MHP % 8-9.
      YRP % 1,5.
      DEVA %1,2 ve bindelik oranlara sahip diğer partiler.
      Her seçimin kendine özgü bir psikolojisi vardır. Bütün partiler için zor ve kıran kırana bir seçim olacak. Yerel seçime giderken rüzgâr Millet İttifakı’nda yanaydı. 2023 seçimlerine giderken rüzgâr Cumhur İttifakı’ndan yana dönmüş görünüyor.
      Görelim Mevla neyler…

      • 2022’nin baharında CHP’nin oyu %26, İYİ Parti’nin oyu ise %13,5 civarında idi. HDP’nin oyları eklendiğinde bu dişe diş bir rekabete işaret ediyordu.

        • hdp ve gençlerin oylarını saymazsak kararsızlar dağıtılınca anketlerin ortalamasını alırsak şimdilik güçler dengede. bende iktidarı düşük gösteren anketleri yazabilirim ama ne gerek var, bir kaç hafta sonra herkes boyunun ölçüsü alacak değil mi?

  19. “Acaba bu defa kimden nasıl bir mesaj gelecek?”
    Kılıçdaroğlu’nun yukarıya alıntıladığınız mesajları yetmiyor mu size Fehmi Bey? Adamlar muhalifçilik görüntüsü altında muhalif seçmenin gazını alıyorlar bence. Arada bir parlayıp ekranlar karşısında sahte kabadayılıklar yapıyorlar,iş ciddiye bindiğinde de (seçim tarihinin 14 Mayıs olarak açıklanması ve buradaki anayasal engeller ortaya çıktığında olduğu gibi) süt dökmüş kedi misali iktidarın önünü açan kabullere yöneliyorlar; kuralları çiğnemenin önünü açıyorlar ve bu duruma da ortak oluyorlar. Muhalefet aktörleri hâldeki sergilediği örnek tutumlarıyla karşı kaleye gol atacak müsait pozisyonda kendi kalesine yönelip o kaleye gol atan futbolcuya benziyorlar ve böyle yaparak umutları da tüketiyorlar. Galiba bu seçimleri de kaybedecekler; iş oraya doğru gidiyor görüntüsü veriyor…

    İkinci bir konu: Mayıs ayında yapılacak bir seçim erken seçimin erken seçim sayılamayacağı konusu; bunu da bir yerlere not etmek lazım.
    Ayrıca şuna da dikkat çekeyim ki; 14 Mayıs tarihi neredeyse yılın ortası demek; yani ocak ayında verilen maaş zamlarının haylice değerini yitirmiş olacağı bir zaman dilimi demek. İktidarın Mayıs ayı tercihinde ben asıl astrolog yönlendirmelerinin etkili olduğu kanaatindeyim. Bu yazdığım ciddiye alınmayacak bir durum olarak görünebilir ama Osmanlı yönetimleri dahil idareciler önemli kararlarında onlardan yararlanmayı ihmal etmezler, bilesiniz. Mesela seçin tarihi açıklanmadan bir- iki hafta önce Zeynep Turan Okan Bayülken’in programında Erdoğan için en şanslı seçim tarihinin Mayıs ayı olduğunu söylemişti; isteyen inanmayabilir tabii ki…

  20. Sayın yazar “Bu tür yanlışlar beni hiç şaşırtmıyor ama.” diyorsa da, biz kendisini genellikle en basit durumlarda bile çok büyük şaşkınlar içersinde buluyoruz:
    “CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun iktidarın seçim tarihini 40 gün önceye çekme teklifini şakkadanak kabulü, halkı devreden çıkarmayla sonuçlanan yanlış bir politik tavır.”
    SEÇİME GİTMEK NİYE HALKI DEVREDEN ÇIKARMAK OLSUN Kİ?

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız