İktidar kızıyor ama dünyanın en uyumlu muhalefeti bizde

28
Reklam

Çok uyumlu, fazla sorun çıkarmayan bir muhalefetimiz olduğunun herhalde herkes farkındadır. Başkaları olmasa bile iktidarın bu durumu hayli önceden keşfettiğini ve politikalarını bunu bilerek daha rahat belirlediğini sanıyorum.

Lafa gelince en ağırı muhalefet sözcülerinin ağzında, ancak işe gelince eylem bayağı yumuşuyor, uyumlu hale geliyor.

En son örnek erken seçimle ilgili.

Muhalefetin ana gövdesini oluşturan Millet İttifakı içerisinde yer alan partiler, AK Parti ile iktidar ortağı MHP’nin seçim tarihini erkene çekme niyeti iyice belirgin hale gelince bir karşı çıkış yapmışlardı. Önce İYİ Parti sözcülerinden işittiğimiz “Seçim tarihi erkene alınacaksa biz ancak 6 Nisan 2023’ten önceki bir tarihi kabul edebiliriz” çıkışı, hemen arkasından, diğer muhalefet partileri sözcülerince de tekrarlanmaya başlanmıştı.

“Herhalde son yemekli buluşmada üzerinde etraflıca durulmuş ve birlikte kararlaştırılmış bir ilke kararı bu” diye düşünmüştüm.

Kararın ardındaki hesap muhalefet açısından doğruydu.

Bir önceki seçimde uygulanan, ittifak içerisindeki partilere birlikte oldukları için yarar sağlayan kolaylığın kendilerine daha az milletvekili çıkarma sonucu getirdiğini görünce, iktidar, geçen yıl Meclis’ten geçirdiği seçim yasasıyla o kolaylığı iptal edivermişti. Yeni seçim yasası içerisinde yer alan partiler için ittifakı yararlı olmaktan çıkarıyor.

Ayrıca, sandık güvenliği açısından da sakıncalı bir maddesi var yeni yasanın: 1950’li yıllardan beri uygulanan bir düzenlemeyle, il ve ilçelerde en kıdemli hakimin başkanlığında oluşan seçim kurullarına yeni yasada farklı bir düzen getirilmiş ve kıdem şartı ortadan kaldırılmış bulunuyor.

Reklam

Yeni yasa bu yılın 6 Nisan günü yürürlüğe girecek.

Seçim o tarihten sonra yapıldığı takdirde yeni yasa uygulanacak, daha önce yapılacak bir seçimde ise eski yasadaki çerçeve geçerli olacak.

Muhalefetin erken seçim için ‘en geç 6 Nisan’ tarihinde ısrarının sebebi buydu.

Hesap kesinlikle muhalefet açısından mantıklıydı.

İktidar sözcüleri ve AK Parti’nin itibar ettiği gazeteler ile TV yorumcuları ise, muhalefetin ‘6 Nisan şartı’ çıkışını piyasaya sürmesinden de önce, seçimin öyle fazla erken bir tarihte değil, zamanından bir-iki hafta önce için düşünüldüğünü yazıp telaffuz etmeye başlamışlardı.

Sonunda onların dediği doğru çıktı.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan seçimin 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılacağını açıkladı.

MHP lideri Devlet Bahçeli de, onunla eş zamanlı olarak, kendilerinin 14 Mayıs seçimine hazır olduklarını duyurdu.

Reklam

Belli ki, AK Parti ve MHP liderleri, arası sıklaşmış ev ziyaretlerinde, konuyu tartışıp tarihi birlikte belirlemişler.

“Neden 14 Mayıs tarihi seçilmiş olabilir?” sorusuna cevap olarak, 73 yıl önce, yine bir 14 Mayıs günü yapılan seçimde, CHP iktidarının sonlandırıldığı gerekçesi veriliyor. CHP iktidarını sonlandıran Demokrat Parti, o seçimin kampanyasında “Yeter söz milletindir” sloganını kullanmıştı; AK Parti bu seçimde aynı sloganı kullanmaya hazırlanıyor.

İktidarın açıkladığı 14 Mayıs’ta seçim tarihine itiraz etmesi ve kendilerinin savundukları ‘6 Nisan öncesi şartı’nda ısrar etmeleri beklenen muhalefetten en ufak bir tepki gelmedi.

Oysa, muhalefetin ana gövdesini oluşturan partilere önderlik yapan ve daha önce kamuoyu oluşturmak için Merkez Bankası’nın, TÜİK’in, SADAT’ın kapısına dayandığı bilinen CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, bu defa da Yüksek Seçim Kurulu’nun önüne giderek meydan okumasını bekleyenler vardı. 

Teknik bir hukuk kuralından hareketle, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimde bile yeni seçim yasasının uygulanamayacağını hatırlatmak için…

Hayrettir, 14 Mayıs tarihi muhalefetten itirazsız kabul gördü. 

Neden acaba?

Bu soruyu yönelttiğim muhalif çevreden insanlar, nasıl olsa kazanılacak bir seçimin zamanından bir ay önceye alınmasının bile önemli olduğu gerekçesinden öte bir açıklama yapmakta zorlandılar.

Muhalefet seçimi kazanacağından son derece emin; seçim tarihini de, yeni yasada sandık güvenliği konusunu tartışmalı hale getiren maddenin varlığını da fazla önemsemiyor.  

Galiba, Cumhur İttifakı’nın yeniden aday göstermeye hazırlandığı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önündeki anayasal engeli bile mesele etmeyecek muhalefet.

Tayyip Erdoğan 2014 ve 2018 yıllarında yapılan seçimlerde tam iki kez halk tarafından cumhurbaşkanı seçildi; anayasada (m. 101) iki defa seçilmiş bir kişinin üçüncü defa aday olamayacağı yazılı.

Yine de aday olabilir Cumhurbaşkanı Erdoğan; anayasa (m. 116) seçim kararını TBMM alırsa iki defa seçilmesine rağmen üçüncü defa aday olmasına izin veriyor çünkü.

Ancak, erken seçim kararını TBMM almayacak, Cumhurbaşkanı Erdoğan seçimi yenileme yetkisini kullanacak.

Millet İttifakı ile birlikte diğer muhalefet partileri de, anayasal engeli hatırlatıp bu durumda Cumhur İttifakı’nın Tayyip Erdoğan’ı aday gösteremeyeceği görüşünü savunuyorlar.

Artık herhalde “Savunuyorlardı ama artık vazgeçtiler” dememiz gerekecek.

CHP sözcüleri “Aday olsun, biz kendisini sandıkta yenmek istiyoruz” görüşünü dillendiriyorlar.

Evet, ülkemiz muhalefeti bu kadar uyumlu bir muhalefet işte.

Peki de, anayasada varlığını sürdüren, cumhurbaşkanlığı süresini iki defa ile sınırlı tutan madde ne olacak?

Milletvekilleri anayasada yazılı olan yemini ederek göreve başlarken, anayasaya sadık kalacakları sözünü de verirler. O madde anayasada duracak ve muhalefet onun gereğinin yerine gelmesi konusunda ısrarcı olmayacak; Cumhur İttifakı adayı seçilirse bu onun cumhurbaşkanlığında üçüncü dönemi olacak ve anayasadaki o maddeyle bu durumun tezat teşkil etmesine aldırılmayacak.

Öyle mi?

Bu nasıl iş?

Dostlarla bir arada seçimi ne zaman konuşsak, içimizden biri mutlaka şu soruyu soruyor: “Muhalefet gerçekten iktidara gelmek istiyor mu, yoksa herhangi bir sebeple AK Parti’nin bir dönem daha iş başında kalması mı tercih ediliyor?” 

Her sorana “Öyle şey olur mu?” cevabını verirken soru bana çok anlamsız geliyordu.

Yoksa kuşkular haklı olabilir mi?

ΩΩΩΩ 

Reklam

28 YORUMLAR

  1. Muhalefet uyumlu, doğru…

    Peki seçmen nasıl?

    Yaṣadığımız internet çağında haberleṣmek o kadar kolay ki, yürürken bile mesaj yazanlar var…

    Gazetelerdeki bu sayfaların, fiyatlara para yetiṣmiyor gibi kısa yorumlarla dolup taṣması lazım.

    Galiba, uyumlu olan sadece muhalefet değil…

  2. NO MUHALEFET, NO EYLEM.
    Anayasasında “Hukuk Devleti” yazan ve yine Anayasasında protesto için “Toplantı ve gösteriler” güvence altına alınmış, buna rağmen iktidarı bu kadar hukuk dışı davranan ve muhalefeti bu kadar tepkisiz ve pasif başka bir ülke yoktur.
    İktidar için “hukuk dışılık” bağımlılık halini aldı.
    Seçimler için ne demiştim:
    “İktidar her konuda olduğu gibi seçim konusunda da en hukuk dışı ne ise onu yapacak. En hukuk dışı meclisi Cumhurbaşkanının feshi suretiyle erken seçim ve Cumhurbaşkanının Anayasanın 101. maddesinin açık hükmüne aykırı olarak 3. kez aday olması.Muhalefet sırf adaylığınızın Anayasaya uygun olması için meclis seçimi öne alsın, dese bile bunu da kabul etmeyecekler”
    Aynen böyle dedim ve aynen yaşanıyor.
    Uyuşturucu bağımlılığı gibi hukuk dışılık bağımlılığı.
    Hukuk dışına çıktıkça batacaklar, battıkça daha fazla hukuk dışına çıkacaklar.
    Başka hiçbir seçenekleri yok.
    İktidar böyle de muhalefet farklı mı?
    Bir tek “Adalet Yürüyüşü” yaptılar.
    Daha sonra buna da pişman olduklarını beyan ettiler.
    Bu yürüyüşte de Enis BERBEROĞLU’ nun tutsaklığını sona erdiremediler.
    Yani bir tek eylem yaptılar. Ondan da sonuç alamadılar.
    Evet, bu muhalefet de, bu saatten sonra muhalefet yapamamaya mecbur ve mahkumdur.
    Akıl vermiş olmayayım, bu kadar suça batmış iktidarın yerinde ben olsam, böyle bir muhalefetin olduğu bir ülkede daha fazla hukuksuzluk yaparım.
    Hukuk dışılık bağımlılığını, uyuşturucu bağımlılığına benzetmiştim.
    Sonuçları da aynen benzer.
    Uyuşturucuyu( morfin bazlı) bırakan ölür. Devam edince de doz arttırman gerekir ve belirli bir doza ulaşınca da ölürsün.
    Bizim iktidarımız hukuka döndüğü gün kimse kendilerinden korkmaz. Korku iklimi olmayınca bir gün ayakta kalamaz. Hukuksuzluğa devam edip dozunu arttırınca da özellikle ekonomik koşullar sürdürülemez hale gelip iktidarın işini bitirir.
    İktidar da bun görüyor. Ancak seçeneği yolun başında idi.
    Artık tekraren vurgulayayım:
    –Her konuda “en yanlışı” yapacaklar.
    –Mecburlar ve mahkûmlar.

  3. Sayın Koru, boşuna mı diyorum bu muhalefetten cacık olmaz diye aylardır, yıllardır. Dört işlem matematikten bile bihaberler. 15 – 20 yıl öncesine göre daha mutlu ve gelecekten umutlu arkadaşlara ve iktidara söyleyecek sözüm yok. (Gereksiz, anlamsız) . Ama hem geldiğimiz noktadan yakınıp hem de görünen muhalefeti umut görenlere acıyorum. Gelen gideni aratacaktır.

  4. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, önümüzdeki seçim için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aday olup olmayacağına dair her hangi bir tartışmanın içinde olmayacaklarına işaret etti.

    Erdoğan cumhur başkanı adayı olamaz dese oyu artar. Hem bunla meşgul olup Enerjiyi harcamaksa Millete gerçekleri anlat yeter. Onlarda Kazanamayacaklarını bal gibi biliyorlar.

    • Bir vatandaş olarak benim beklentim muhalefetin seçim kazanması değil, hukuka sahip çıksın yeter, bütün beklentim bu. Muhalefet seçim kaybetme pahasına hukuka sahip çıkmalı, hukuka sahip çıkamayan bir muhalefet niye iktidar olsun ki. Hukuka sahip çıkamayan muhalefetin neyine güveneceğiz de oy vereceğiz.

  5. Çöküşte olan Osmanlı devletine kısaca “Hasta Adam” Diyorlardı.

    Ak partinin son hali Hasta parti,
    Çıraklık dönemi

    Kalfalık dönemi

    Ustalık dönemi

    Ve Çöküş dönemi…

  6. Bu Reis milletle dalgamı geçiyor. Reisin açtığı Türk Tarım kooperatifi Gerçekten ürünleri pahalı satıyor.

    • Şu haliyle marketten alınan hiçbir ürün ucuza satılamaz, kimse ucuza mal alamaz!
      (bundan sonra Avrupada nassı ise bizde öyle yaşayacağız; bir salatalık, bir elma tek tek !..)
      Bu düzende altyapımız hazır olmadığı için, herşey biraz tuzlu gelecek!!!
      -merada bedava iki inek beslemek!!!…
      -köylünün (olmayan!) evde iki keçisinden yaptığı peynirden bulabilmek!!!..
      -bir çuval patates soğan istiflemek!..
      -heleki bir gıdayı normal fiyata orcanic !…😊
      -5-10 dönüm tarlada elle (makineleşmeden) tarım yapıp para kazanacağını zannetmek!..
      ooohhooooo!….
      geç bunları.
      sadece anlasa bunları muhalefet!
      olacak iktidar ilelebet!
      (halâ boş vaadlerle trişkadan hekayelerle politika yaptıklarını sanıyorlar ya.. millet derslerini hepsinin bu seçimde verecek🤗).

  7. Cumhuriyet kurulduğundan bu güne kadar seçim ve siyasi parti kanunlarında kaç kere değişiklik yapıldığını bir türlü bulamadım ; bilen arkadaşların lütfen yardımcı olmalarını istirham ediyorum.
    Zaten ; daha önce yapılmış olan ‘ seçimlerde partilerin ittifakı ‘ düzenlemesinin kendilerinin aleyhine sonuç verdiğini görünce , seçime iki sene kalmış olduğu halde tekrar bir değişiklik yapılması ve şimdi de seçimin ona göre yapılmaya çalışılması, bizde siyasetin nasıl çürümüş , yozlaşmış olduğunu ayan beyan gösteriyor ; bence başka söze gerek yok !
    Milletin vekili olan kişilerin, parti genel başkanlarının kulu kölesi olduğu bir seçim sisteminin neyini konuşacaksın ! ‘ He de geç ‘
    Diger konuya gelince ; Fehmi Beyin dediği gibi bizim muhalefet partileri tam bir uyuzluk içindeler, elhak bu çok doğru !

    • “Cumhuriyet kurulduğundan bu güne kadar seçim ve siyasi parti kanunlarında kaç kere değişiklik yapıldığını bir türlü bulamadım ; bilen arkadaşların lütfen yardımcı olmalarını istirham ediyorum.”
      MUCİB BEY EN AZ DEĞİŞEN VE HATTA ÖZÜ İTİBARIYLA HİÇ DEĞİŞMEYEN KANUNLARIMIZDAN BİR TANESİ BU SİYASİ PARTİLER VE SEÇİM YASASIDIR, O YÜZDEN BULAMAMIŞ OLABİLİRSİNİZ:)
      ÖYLE Kİ HALEN GEÇERLİ OLAN SEÇİM YASAMIZ 12 EYLÜL DARBESİNİN YADİGARIDIR VE KOLAY KOLAY DA DEĞİŞTİRİLEMEZ, MAKYAJ DÜZENLEMELERDEN DE BİR ŞEY ÇIKAMAZ, BİLMEM ANLATABİLDİM Mİ?

  8. Bu Altı masa Ahmeti ve Reisi sinir ediyor.

    Altı masa geleceği görüyor Türkiye daha kötü olacak onuniçin bu Altı isim tarihe altın isimlerle yazılacak.

  9. Örneğin idam cezası geri getirilseydi(yeterince sebep var…) halkımızın iktidara desteği daha fazla olurdu, ya da hdp geri dönülmez şekilde kapatılsaydı(avrupa birliğinde ispanyanın katalan yönetimine yaptığı ortadayken…)
    Ankara ve istanbul belediyelerine şimdiye kadar çoktan kayyum atanmalıydı(ölümcül seviyedeki gürültü kirliliğine aynı seviyede hava kirliliği de eklenmiş durumda!)
    Yapılan yanlışlar saymakla bitmez Mc.mousa!

  10. İTTİFAK,
    -MV’i fazla olan ve barajı aşmış/ aşan partiler aleyhine olamaz!
    -Barajı aşamayan partilerin hem meclise girip, hem de daha fazla vekil çıkarabilmesi!!! ise hiç düşünülemez bile..
    -Kendi şistesinden, gölgesinden faydalanılan partiden vekilin azalıp,
    üstelik ittifaktaki diğer partiye kaydığını göremeden bu yanlış düzelmiş!🤗
    Ya no’lması doğru? (ittifakın faideleri)
    ~Baraj riski olan partiler ittifak sayesinde meclise vekil sokar.
    ~Boşa giden oylar değerlenmiş oluyor.
    ~Muhalefetin daha fazla vekile ulaşması için bir şans ve belki iktidar! olabilmesinin yolu!!!
    ~ittifak üyelerinin il bazında bir vekil fazla alabilmesinin en güzel yolu!.

  11. Fehmi koru yine çok güldürdün sabah sabah…
    Muhalefet gerçekten iktidara gelmek istiyor mu, yoksa herhangi bir sebeple AK Parti’nin bir dönem daha iş başında kalması mı tercih ediliyor?”
    Her sorana “Öyle şey olur mu?” cevabını verirken soru bana çok anlamsız geliyordu.
    Yoksa kuşkular haklı olabilir mi? Diyor.
    İşte inat ,siyasi tarafgirlik ,garaz, ve olaylara manevi gözlükle bakamama ve cerbeze nin son hali.acaba muhalefet iktidara gelmemek için akp yi bir dönem daha iktidarda kalsın mı? istiyormuş…20 senedir akp yi darbe ile gezi ile komplolar ile krizler ile kapatma davaları ile indirmek isteyen muhalefet acaba akp ye bir dönem daha izin mi??? Veriyormuş😂bizdeki muhalefet bu işte…Allah ayasofyayı açan erdogana yardim ediyor edecek diyince bazıları bıyık altı gülüyor….Allahın eli kolu da mi var açıkca hoop gelip muhalefete bi tokat öbürüne bi çelme …öyle yardım bekliyolar herhalde..burası hikmet ve sebep dünyası.Allah erdoğana yarayacak sebepleri yaratıyor ..kader noktasında olaylar erdoğana yarayacak sekilde gelişiyor..Yoksa Allah başka nasıl yardim edecek.😂 fehmi koru bile muhalefet bi dönem daha iktidarı akp ye bırakmaya çalışıyor kuşkusuna ( yani sebepler perdesine ) zannına kapılmış..

  12. -Ülkede gereğinden fazla uzun süren bir askeriye odaklı (kimileri Atatürk paşamız etki süreci diyebilir) yaşandı. İyi miydi kötü müydü şöyle olsaydı.. hekayelerini bir kenara bırakalım!
    Olan olmuş, ölenler bizim insanlarımız çocuklarımız! Ölmeyebilirler miydi?!?..
    Böyle bir coğrafyada olupta!….
    -Bizzat RTE önderliğinde ve çevresindeki (şimdi olamayan!😂) birçoklarının aklıyla,
    Bir devir bitti , başka bir dönem başladı.
    -D.B. kararlılığıyla cb sistemi kişiye uyduruldu.
    -Anadolu nun verimli topraklarına göz koyan, coğrafi değerini bizden iyi bilen birileri (diş güçler deniyor😊) çevremizi kuşatmaya başlayonca!…
    Uyandı uyuyan güzel👸
    Haa, muhalefet mi?
    hala uyuyorlar😂😂😂😂
    uykusunu alamamış garipler🤔😎😴😴😴😴😴
    +1 zaten maşa ateşte ısınmaktan erimek üzere.

    • sayın Koru. 6 li masa işi cumhur başkanına bırakmadan seçim kararını da meclisde alır. seçime 1 ay kala erken seçim mi olur. oyunu hep cumhur ittifakı kuruyor. zannımca 6 li masa gene seçimden sonra şunları yapıp şunları yapmasaydik seçimi alırdık diye konuşur. adam kazanır.

  13. Sn Yazar Reis sana göre aday olamaz muhalif hukukçular bile aday olacağını söylüyor senin hukuk bilgin nereye dayanıyor.
    Muhalefet 15 mayıs sabahı anyayı konyayı görecek.

  14. sefalet şampiyonu olan,
    enflasyon rekorları kıran,
    otokrasinin arttığı bir ülkede…
    20 yıllık bir iktidarın
    yeter
    söz milletin!
    diye yaptığı bir seçim teklifi
    pek geri çevrilecek bir davet değil bence.
    bazen uyum iyidir.

  15. 20 sene boyunca tüm dünyanın kıskandığı bir iktidarı kıskanmayan!
    onun koltuğuna göz koymayan!
    birbiriyle didişip ayaklarının altına sabun koymayı tercih eden..
    tek muhalefetin olduğu ülkede🤗
    hükmetmek gerçekten güzel olsa gerek🤔.

  16. 6’lı masanın kendi kendini içine soktuğu açmazlar, artık Türkiye konusunda ezberlerinin dışına çıkamayan Batı’nın bile gözüne batar olmuş!
    Muhalefet hem kendi seçmeninin hem de bir numaralı destekçisi olan Batı’nın umutlarını söndüredursun, Erdoğan her gün, ekonomiden savunma sanayiine kadar pek çok alanda yeni bir icraat açıklıyor, Türkiye’nin 100. yıl vizyonunu ve hatta ötesini inşa ediyor.
    İşte tam da bu nedenle, Allah’ın izniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan yine, yeniden kazanacak. Onlara da “Adam kazandı” demek düşecek.

  17. 6’lı masa iktidara gelirlerse hiç şüpheniz olmasın, İsveç’e de kucak açarlar.
    Dokuz bin kişilik bir “kara liste” yapmışlar…
    Hakimler, savcılar, valiler, kaymakamlar, komutanlar… Hepsini değiştirecekler.
    Selahattin Demirtaş’ı da, Osman Kavala’yı da, hatta FETÖ hükümlülerini de salıverecekler.
    Kazanırlarsa Türkiye’yi çok karışık günler bekliyor.
    Türk ordusu Kuzey Suriye ve Kuzey Irak’tan çekilecek.
    Bir Kürt devleti kurulacak.
    Ve bizden de toprak isteyecek.
    İyi Parti’nin arslan milliyetçilerinin suratlarını o zaman görmek isterdim…
    Zaten Türk tanımı da Anayasa’dan çıkarılmayacak mı?
    Maçaları sıkıyorsa Kıbrıs’tan da çekilsinler.
    Hangi yönetim o zaman ayakta kalabiliyor, görürüz.

  18. İslam dininde hayrın karşısında bütün şerlerin sebebi olarak gösterilen bir “şeytan” kavramı var ve biz sıradan vatandaşlar bu kavramın ne ifade ettiğini tam olarak kavramış değiliz. Allah bilir ama belki de muhalefet partileri bu kavramı bizden çok daha derinlikli kavramış olabilir ve “şeytanı siyaseten yenmenin mümkün olmadığı” gerçeğini kavramış olabilirler ve biz bu şeytanı böyle altedemeyiz en iyisi yol verelim, şeytanla uğraşmayalım demiş olabilirler😅 eğer böyle düşünüyorlarsa siyaseti bırakıp Melek’i mesleklere yönelmeleri gerekir, siyaseti bırakmazlarsa da zaten siyaset şeytan işi ve şeytan siyasette rakip tanımaz, ezer geçer.

    Dün ddm hanım Ahmet beye “anlatamadınız bir de ben deneyim” deyip anlatmaya başlamış, anlatabilmiş mi bilmem ama bence Ahmet bey öyle anlamaz bir de bendeniz deneyeceğim;

    Efendim akpartinin kuruluş amacı cumhuriyet Türkiye’sinin kurucu kadroları ve kurucu kadroların kurucu ideolojisiyle mücadele edip akp çevrelerinde kan ve gözyaşı ile anılan kurucu ideolojiyi regule etmekti. Akp bu amaçla kurulmuş bir parti ve ilk iki döneminde de nispeten amacına ulaşmış bir parti.

    Tarihi bir gerçekliktir ki amacına ulaşan her varlığın hayattaki görevi biter. Erdoğan’da iktidarda kalmaya devam edebilmek için kendine yeni görevler tanımlaması gerektiğinin farkındaydı, o da öyle yaptı ve kendine yeni görev tanımladı. Neydi o görev? Erdoğan’ın yeni görevi regülasyona tabi tuttuğu kurucu ideolojinin sahiplerini de devletten temizleme görevi arsından Ergenekon davalarını başlattı ve bununla kurucu kadroların mirasçılarını ttutuklayarak devletten tasfiye etmeye başlamıştı ki bu sırada pabucun pahalı olduğunun farkına varıverdi. Yani kurucu ideolojinin sahiplerini tamamen tasfiye ederse iktidarda kalamayacağını farketti. İktidardan düşme durumu belirince çareyi kurucu ideolojiyi sahiplenmekte buldu. Neden?

    Sebebi basit, insanlar gelip geçicidir devlet ise ebed müddettir. Tamam da bu Erdoğan için ne ifade eder? Biz sıradan faniler için çok bilindik manasının dışında hiç bir şey ifade ermez ama Erdoğan bizim gibi sıradan bir fani olmadığına inanır ve onun için çok şey ifade eder. Yani devlet baki ise iktidardan hiç gitmemek için ne olman gerekir? Evet bildiniz devlet olman gerekir. Erdoğan da öyle düşündü devlet olursam baki olurum hep iktidarda kalırım, kimse beni iktidardan düşüremez dedi. Peki devlet olmak için ne yapması lazım? Öyle ya herkes devlet olabilir mi, yahu devlet dediğin şey alelade bir şey midir ki ha deyince devlet olunsun.

    Devlet dediğin şey çok komplex bir yapı. Devlet muazzam bir fikri alt yapının üzerinde kurulu. Yani köklü bir ideolojisi var gönüllü veya zorla kabul görmüş gelenekleri var, kurucusu var kurucu kadroları var kurucu ideolojisi var ve bunlar kurucu lider M.K.Atatürk ve arkadaşlarının getirdiği yeni bir anlayışla varlar, Türkiye devleti deyince bunlarsız olur mu, olmaz bütün bunlar Türkiye devletini meydana getirmiş. Sadece Atatürk’ü çıkarsan bile ortada devlet kalmaz. Bir kişi devlet olabilmesi için ne yapması lazım, anladınız tabi, doğru, bunların hepsini sahiplenmesi lazım.

    Evet Erdoğan da baki bir devlet yani bitmeyen bir iktidar için Türkiye’yi Türkiye cumhuriyeti devleti yapan ne kadar unsur varsa hepsini sahiplenmesi ve kendini hepsinin sahibi ve koruyucusu olduğunu herkese kabul ettirmesi lazım. O da aynen böyle yaptı.

    Sonuçta kurucu kadroların mirasçıları Erdoğan’dan memnun Erdoğan da onlardan memnun, yani Erdoğan kurucu ideolojiden memnun kurucu ideoloji de Erdoğan’dan memnun, kurucu ideolojinin sahipleriyle Erdoğan el ele kol kola.

    -E dava ne oldu?
    -Ne davası birader?
    -Kurucu ideolojiyi regule ve sahiplerini ıslah davası diyorum?
    -Hee o mu onu kazandık ya biz, lan baş örtüsünü serbest bıraktık ya. Başını örtebiliyorsun ya artık, daha ne istiyorsun! Caddeye serip seccadeni namaz da kılabiliyorsunuz üstelik! Ya öyle işte uyanık!

    -Şimdi sorarım size devleti kim daha çok sahiplenirse iktidar da onun olmaz mı?
    -Öylemiydi ya! Milleti kim daha çok sahiplenirse iktidar da onun hakkı değil miydi onun aslı?
    -Şaşkın seni, öyle olsaydı herkes milleti sahiplenmek için yarışmaz mıydı? Ama herkes devleti sahiplenmek işin yarışıyor değil mi?

  19. Bir yalancı şahitler kahvesi varmış. Davası olan oradan adam temin eder, davasında kullanırmış. Bir gün bir alacak- verecek meselesinden dolayı bir kişi şahite ihtiyaç duymuş. Varmış kahveye. Meramını anlatmış. Hemen oradan biri “o şerefsiz hala borcunu ödemedi mi?” diye kükremiş. Adam mahcup bir şekilde yok borcunu ödemeyen o değil, benim demiş. Hemen karşıdaki “Abi bu borcu kaç kere ödeyeceksin” diye mukabelede bulunmuş.

    Bizim muhalefette hemen kükrüyor ama o kükremenin yanlış olduğu anlaşıldığında hemen kazı çeviriyor ki yanmasın. “Mayıslar bizimdir”, “Mayıs’ta seçime varız” lafları gırla gidiyor. Hani daha birkaç hafta önce bir protokol imzalamış ve seçim için oy vermeyeceğiz demiştiniz. Ne çabuk unuttunuz o bildirinizi.

    Milleti kandırmak için mi muhalefet oldunuz?

    Anayasa sizin için de mi süs bitkisi değerinde?

  20. Sayın yazarın sürekli atladığı bir nokta var;
    bu muhalefet yanlış olan işlere hiçbir zaman karşı çıkmadı ve çıkamaz ama doğru olan her işe/icraata karşı çıktılar ve çıkarlar!
    Tuhaf olan da şu; böyle davranarak, yani hükümeti yanlışlara sevkederek, ses çıkarmayarak onu altedebileceklerini sanıyorlar!
    20 yıldır aynı taktik, sonuç hep aynı:)
    Adam kazandı!

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız