Umutları umutsuzluğa çeviren bir yılı enseyi karartmama kararlılığıyla geride bırakırken…

19
Reklam

Bugün eskimiş yılın (2021) son günü.

Son zamanlarda her yıl “En kötüsü buydu herhalde” umutsuzluğuyla geçiyor; bu yıl son yılların her bakımdan en kötüsü oldu.

Umarım yeni yıl yakın geçmişte yaşadıklarımızı aratmayacağından umutlanacağımız günlerle dolu olur.

Olur mu? Önümüzdeki günler için umutlanabilir miyiz?

Yahya Kemal “İnsan, âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar” diyor Deniz Türküsü şiirinde. O mısradaki ‘hayal’ sözcüğünü ‘umut’ ile değiştirebiliriz.

İnsan âlemde daha çok umudu ayakta olduğu müddetçe yaşadığını hisseder.

Bizler çoktandır umutlanamıyoruz.

Hadi ben siyasetle gözlemci olarak içli dışlı sayılırım, siyasetin umut kırıcı yönleri de malum; siyasetten kilometrelerce uzak duran insanlarımız neden umutsuz?

Reklam

Herhalde sadece ‘korona’ yüzünden değildir umutsuzluğumuz?

Çok da uzak olmayan bir geçmişte, siyasetin insanlara umut aşıladığı yılların da tanığı olabildim. 

Siyaseti belirleyen kadroların kendilerine hiç de iyi gözlerle bakmayan geniş kitleleri bile umutlandırdığı bir dönemdi o yıllar…

Aynı kadro içerisinden tanıdığım-tanımadığım niceleri de gelecekten umutsuz.

Eski yıla veda ederken milletvekili Aziz Babuşçu’nun “Bizi temsil eden TV yorumcuları” diye andığı kişilerle ilgili görüşlerini ihtiva eden önceki günkü eleştirel mesajı gözümün önünden gitmiyor. ‘Yorumcular’, hiç değilse büyük bölümü, umutların ayakta olduğu dönemde iktidara iyi gözlerle bakmayanlardan oluşuyor. O dönemde onlara gerçekleri anlatmaya çalışanların çoğu ise meydandan çekilmiş durumda.

Bülent Arınç onlardan biriydi.

O da dün “Kendileriyle istişare edildiği zaman doğruyu konuşan, acı da olsa hakikati söyleyen, iyiliği istediği için doğru olanı tavsiye eden insanların” ortadan çekildiğinden, -daha doğrusu ortadan çektirildiğinden- şikayet ediyordu.

En zor günlerde bile umut veren sözleri kendisinden dinlemeye alıştığımız biriydi oysa Bülent Arınç…   

Reklam

Kim/ler var bugünlerde ortalıkta?

Yine o geçmişte içinde bulunduğu partinin diğer unsurlarıyla aynı cephede fırtına gibi esmeye çalışırken bugün birlikte bulunduğu kadroya hakaretler yağdırmasıyla göze batmış birileri var.

Şimdilerde hakaretlerini geçmişte aynı cephede bulunduğu insanlara yağdırıyor…

“Bize bunları Allah yaptırıyor” diyen birileri var…

TV ekranlarından güle oynaya ‘küçük yatırımcı’ diye andığı, çoğu partisinin oy tabanında bulunan, hatta teşkilatında yer alan ‘garip-guraba’ takımından insanların nasıl faka bastığını, ‘fakir fukara’nın bir hamleyle ellerinde avuçlarında ne varsa kaybettiğini güle oynaya anlatan birileri…

Eski umutlu dönemin kadrolarındayken başarılı oldukları görülmüş niceleri ise trenden itilmiş durumdalar ve çoğu köşelerine çekildi; bir bölümü ise neden bu duruma gelindiğini anlatmakla meşgul.

Geçmişte siyasetin gücünü kullanan birileri genç insanların geleceğini karartan işlere imza attılar; bunu neden sonra öğrenebildik. Ancak bugün de KPSS denilen ve gençlerin başarılı olabilmek için öncesinde aylarca dirsek çürüttükleri sınavdan başarıyla çıkanların olumlu sonuçlarının olumsuza çevrildiği iddiası var.

Hiç değilse gençlerin gelecek umutları karartılmasa…

Yine geçmişte en gözü dönmüş muhaliflere bile nezaketi elden bırakmayan bir anlayışla yaklaşılırdı ve bunun mükafatı da görülürdü. “Dört tarafı düşmanlarla çevrili” bir ülke olmaktan çıkıp “Düşmanlarını bile dost yapma” yolunda bir ülke olmuştuk… Yargının önüne siyasi yasak engeli koyduğu lider, yine o günlerdeki nazik tavırların geçişliliği sayesinde, muhalifi tarafından yolu açıldığı için başbakan olabilmişti.

Bugün muhaliflere devlet kurumlarının kapıları demir zincirlerle kapatılıyor ve buna “Nefis bir hareket” diye övgü düzülüyor.

Evet, bugünlerde, yeni bir yıla girilirken, en fazla umuda ihtiyacımız olduğu bir zamanda oluyor bütün bunlar…

Yoksa beni rahatsız eden bu gelişmelere bakarak yarınlardan umutlu mu olmalıyım?

Ders yerine geçer mi bu olaylar?

Geçebilir.

Yarın yeni yılın ilk günü, umutlarımızı ayağa kaldıracak başka hiçbir şey olmasa da, hatta bu bile umutlanmak için bir sebep.

Eskiler –Çetin Altan’ın diliyle- “Enseyi karartmayalım” derlerdi.

Yeni yıla ben aynı kararlılıkla giriyorum; sizlere de tavsiye ederim.

Bektaşi’nin, içindekini tattığı şişeyi bırakıp masadaki ikinci şişeye hamle yaptığında “Baba erenler, ne oldu?” diye soranlara verdiği cevabı hatırlayalım: “Tadına baktığım o kadar kötü ki, hiç dokunulmamış ikinci şişedeki ondan daha kötü olamaz.”

2022’yi bugün son gününü yaşadığımız 2021’den daha kötü yapmamak bizlerin elinde.

Sizlerin de…

Nice yıllara…

ΩΩΩΩ

Reklam

19 YORUMLAR

  1. Yaşıyorsak ümidimiz var demektir.Evet çok zor bir dönemden geçiyoruz biz neleri atlatmadik ki bunları da atlatmayalim.
    Güneş hergun yeniden doğar ve doğuş bir baslangictir unutmayalım.Biz istedik böyle oldu biz isteyeceğiz herşey duzelecek.
    Hepimize iyi seneler.

  2. BİR(1)— YÜZ(100) YIL
    “Ülkemizde bir yılda yaşanan olaylar, normal bir ülkede yüz yılda yaşanmaz” Yılmaz ÖZDİL
    Aynen katılıyorum.
    Maalesef ki, “olumsuz” olaylar.
    ALLAH’ın, hırsızlar gürûhundan büyük olduğuna inananlar için her yıl, her ay, her hafta, her gün,her saat, her dakika ve her saniye yeni bir ümittir.
    Ümitlerimizin tazelenerek ve artarak devam ettiği nice yıllar diliyorum.

  3. Gerçi akıllı ve gerçekçi olursak ümitsizliğe yol açan sebeplerden ümitler de elde edilebilir !
    Ancak bizde ümit ne yazık ki sadece işkenceyi uzatmaya yarıyor !
    Yani bu gün 31 Aralık 2021 den yarınki 1 Ocak 2022 ye hiç bir şey değişmeyecek.
    Allah sonumuzu hayrelesin !

  4. Şu “çok aptalmışım “ diyerek fetö fetö olduktan sonra bile desteğini unutturmaya çalışan
    Gariban ın çocuğu mahalle inanmışını nedeniyle içerde ilken damadı en üst fetö makamlarında ilken tere yağından kıl çeker gibi kurtaran Arınç mı ?
    Gülüyorum ama acı acı

  5. Sayın Koru ,
    ilginç bir yazı olmuş . bir taraftan umutlanacak bir şey yok ” Bizler çoktandır umutlanamıyoruz.”
    derken yazınında sonunda umudunuzu kaybetmeyin bu sizin elinizde diyorsunuz .
    Umut , beklenti ile ilgilidir. Beklentiniz reel değilse umduğunuzu bulmanız mümkün değildir. Sizin durumunuz da biri için tek beklenti okunan bir yazar olmak ise , eski günleri boşverin derim. Hani, ülkenin en çok satan gazetelerinden birinde başyazar olduğunuz zamanları. Şimdi de okuyan bir kitle var , o kadar değilse bile.
    Siz böyle bir yazıyı yazmayı dilediniz , Alllah güç , kuvvet , şuur verdi. Aslında yazan O , siz dilediğiniz için oldu. Bunda bir kabahat olursa sorumlusu da sizsiniz , çünkü dileyen sizdiniz. incelik burada. Yapan da O , yaptıran da O, dileyen biziz. Tabi ki bu dilememiz sebebiyle sorumluluk bizim. Ancak hayırlıyı diler , opsiyonlar arasında kararsız kalırsak kalbimizi hayırlı olana yönlendiren , ya da hayırsızın olmasını engelleyen de O dur. Siz zaten bunları biliyorsunuz da , razı gelmek de sonraki aşamadır . Onun için görelim mevlam neyler , neylerse güzel eyler denmiştir.
    Borç ile refah yaşadığımız günler geride kaldı . Artık o borcu ödeme zamanı . Borçlu , alacaklı alacağını isteyene kadar rahattı. Vade nin gelmesini hep uzak görünüyordu. Kaçınılmaz olan vadenin gelmesi. Alacaklının ölüp de borcun unutulmasını umut edenlerin umudu boşa çıktı.
    Nice senelere sağlıkla , huzurla , tüm sevenleriniz ve sevdiklerinizle ulaşmanız dilerim..

  6. Fakir fukara garip guraba neye karar verir, ne ederse sadece ” kendine” mi eder cem i cümlemize mi eder ben bilemem.
    Güççük yatırımcı napar, böyyük neleri hesap eyler?
    Bunları bilmek mümkün değil.
    Ama, fakat, lakin.. yazarımızın,
    “Geçmişte siyasetin gücünü kullanan birileri genç insanların geleceğini karartan işlere imza attılar; bunu neden sonra öğrenebildik.
    Hiç değilse gençlerin gelecek umutları karartılmasa…” dileklerine katılmamak hiç mümkün değil.
    Devlet kurumunun kapısın kilidi..
    Döviz kurunun ortası çiftetellisi..
    Muhalefetin small mu desem ekistra larç kısmısımı..
    Yeminle zerre umurunda değil çoğu insanın.
    Bir tahminim bir dileğim bir de umudum,
    2022 nin geçmiş tüm zamanlardan!
    daha iyi,
    daha güzel,
    daha umutlu
    olacağıdır.

  7. Bu kadar özelestiride bulunuyorsun.kpss de yazılı sınavda birinci olmuş çocukların mülakatta elendiğini görüyorsun.Buna da iddia diyorsun.Pes doğrusu Fehmi bey. Mini mini zam eleştirisi gibi oldu.

  8. Ben de yeni yıl iҫin ṣiṣeye dolu tarafından bakmak istiyorum ama, ṣu örnek kafamı karıṣtırıyor.

    21. Aralık 2021 mükerrer sayılı resmi gazetede, TCMB’sının TÜRK LİRASI MEVDUAT VE KATILMA HESAPLARINA DÖNÜŞÜMÜN DESTEKLENMESİ HAKKINDA TEBLİĞ‘I yayınlanıyor.

    Bugünkü resmi gazetede bu tebliği değiṣtiren bir tebliğ var.

    Herhalde, 21 Aralıkta ṣapkadan kuṣ ҫıkarma telaṣıyla, mükerrer sayılı resmi gazetede yayınlanan tebliğ iyi düṣünülememiṣ ki 10 gün sonra değiṣiklik yapmak gerekiyor.

    Felsefesinde önemli bir kuruluṣ nedeni seri kararlar almak olan Tek Adam yönetiminde, itaat liyakattan önce geliyor galiba.

    Ülke ekonomisinin zor günler geҫirdiği bir zamanda böyle bir hata nasıl izah edilebilir?

  9. 2022 nin 2021 den daha iyi geçeceğine dair elimizde veri yok.
    özellikle ekonomiye bakarsak daha iyi olacağına dair hiç bir veri yok, üstelik mevcut veriler iyiyi değil, kötüyü gösteriyor. devalüasyon gibi, stagfilasyon gibi.
    kur yükseliyor yine…
    10 tl seviyelerinde miydi? şimdi 13 tl yi geçmiş mi?
    günü birlik açıklamalar ekonomiyi düzeltmiyor değil mi?
    durmadan para basıyoruz, durmadan borç arıyoruz,
    değirmeni dökme suyla döndürmeye çalışıyoruz.
    dönnnmezzz…
    ekonominin düzelmesinin tek bir yolu, ekonomiye duyulan güvendir.
    güvenilir olmanın tek yolu, öngörülebilir olmaktır.
    öngörülebilir olmak kurumların doğru dürüst çalışmasıyla mümkündür.
    yani,
    bir seçim olup ta iktidar değişmeden hiç bir işimiz düzelmeyecektir.
    ümit varız ama şartlara bağlı.
    metropolun son anketi ümitvar olmayı kolaylaştırıyor. bir kere en büyük engelin yani düzeltirse ekonomiyi akp düzeltir inancının yıkılmış olmasıdır. nedense toplumda böyle bir boş inanç/hurafe vardı. neyse ki millet artık bunun mümkün olmadığını görüyor.
    metroplün son anketine göre;
    kararsızlar dağıtılmadan önceki oy oranları AK Parti yüzde 23.9, CHP yüzde 20.3, İYİ Parti yüzde 10.5, HDP yüzde 8.8, MHP yüzde 3.9, DEVA Partisi ise yüzde 1.9. olarak şekillendi.
    kararsızlar dağıtıldıktan sonra AK Parti yüzde 26.2, CHP yüzde 21.4, İYİ Parti yüzde 10.9, HDP yüzde 9.1, MHP ise 4.2 oranında oy aldı. İttifakların oy oranı ise Millet İttifakı yüzde 32.3, Cumhur İttifakı ise yüzde 30.4 olarak şekillendi.
    Cumhurbaşkanı adaylarına ilişkin oy oranları da paylaşıldı. Buna göre olası bir Cumhurbaşkanlığı seçiminde Mansur Yavaş yüzde 54.4 oranında oy alırken, Erdoğan yüzde 32.9 aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karşısında Ekrem İmamoğlu’nun çıkması durumunda ise oy oranları Erdoğan yüzde 36.6, İmamoğlu yüzde 48.7 olarak şekillendi.
    seçmen nezdinde sadece akp değil, sayın erdoğan da büyük bir güven düşüşü yaşıyor doğal olarak.
    karasızların büyük çoğunluğu akp deki muazzam düşüşe bakarsanız, akp den kopan seçmenlerden oluşuyor. dönüşleri imkansız değilse de imkansıza yakın, ilk kez oy kullanacak gençlerin oyunu alması da keza imkansıza yakın. aylardır akpnin geleceği oy bandını yazıyorduk zaten. şimdi akp nin önünde zor tercihler var. ya erken hatta baskın bir seçime gidecek, mecliste kopardığı sandalye sayısıyla teselli bulacak ya da seçimi zamanında yapmaya çalışacak ve sadece CB seçimini kaybetmekle kalmayacak mecliste de çoğunluğa ulaşamayacak. daha kaotik tercihlerin ben söz konusu edileceğini sanmıyorum.
    2022 bizim için iyi geçmeyecek ama saraylardan ülke yönetmenin iyi fikir olmadığını hepimizin ve herkesin gayet iyi anlayacağı bir yıl olmak hasebiyle ben bir kayıp yıl olmayacağını düşünüyorum.
    bal kavanozu tutan bir mutlu azınlık hariç, ülke ve millet olarak kötü ve zor bir yıl geçirdik hata uzun zamandır böyle.
    yaşadığımız günler ve yakın on yıllar ülkenin tarihinin en acı en yazık günleri olarak tarihe geçecek maalesef… paramızın bu kadar değer kaybettiği bir zaman olmadığı gibi manevi anlamda bu denli yoksunlaştığımız bir zaman da olmamıştı.
    bunu anlayan herkes bir umuttur.
    rakamlar bize umudun çoğaldığını gösteriyor.
    o nedenle,
    umut dolu bir yıl diliyorum.

    • geçenlerde haberlerde saraya yeni alınan mercedeslerin görüntüleri vardı,
      2022 model mercedeslerimiz gelmiş, millet ekmek bulamasın, ama ülke yöneticilerin mercedes ağılı olsun.
      israfta dünyada eşimiz benzerimiz yok yazık ki.
      bu yaz ormanlarımızda yine yangın çıkma olasılığı var mı dersiniz,
      yaşadığımız orman yangını kabuslarında yeterli yangın söndürme uçağımız olmadığını acı acı öğrenmiştik, yine kamu araçları israfında dünya birincisi olduğumuzu da…
      peki, kaç yangın söndürme uçağı alındı?
      Allah acıma duygusu versin taşlaşmış kalplere,
      çocuğuna süt alamayan insanların parasını lükse, şatafata pahalı arabalara, uçaklara harcamaya doymayanların yerine ağacımıza, insanımıza, doğamıza harcayacak güzel gönüllü insanlar nasip eylesin,
      ülkeyi zalim ve müsriflerden korusun.

      • Didem “bu yaz ormanlarımızda yine yangın çıkma olasılığı var mı dersiniz,” diye sormuşsunuz, merakınızı gidereyim:
        yaza kalmadı, antalyayı sel götürdü, deniz kıyısındaki şehri su bastı iyi mi?
        Belediye mi baksın?
        Olur, bil bakalım hangi partinin elinde antalya?
        Efendim?
        Hııı, estek köstek…

        • antalya hangi partinin elinde mi?
          bütün büyük şehirler kimin elindeyse onun elinde tabi ki.
          antalya da yağış rekoru var en çok serik ilçesi etkilenmiş iyi mi?
          hangi partinin elinde serik???
          efendim???

          kaç yangın söndürme uçağı alındı dedin?
          efendim?

          gereksiz laf yetiştirmek yerine
          “seçim barajını % 2.5 a düşürelim”
          diye hashtag işleriyle uğraş istersen diyorum.
          daha bi faydalı olabilirsin sanki.
          yeni yılın kutlu olsun.
          unutulmaz bir yıl olmasını dilerim…

  10. ÇÖKÜŞÜN SEMPTOMLARI
    Çöküş süreçlerinin üç(3) temel karakteristiği, göstergesi, belirtisi ve semptomu vardır:
    1– Liderin yakın çevresi lidere gerçek düşüncelerini “asla” söylemezler. Devamlı şeklide liderlerine, liderin “duymak istediklerini” söylerler. Hatta liderin aldığı yada alacağı kararlara tümüyle karşı olsalar bile, lderlerine en mükemmel kararın bu olduğunu, bundan daha mükemmel kara vermenin mümkün olmadığını söylerler. Tabii ki liderin yakın çevresi kendi aralarında liderleri için ” bu kararları alabilmek için kafayı yemiş olmak gerektiğini” söylemekten de geri durmazlar. Bu sonuca yakın çevreden çok lider neden olmuştur. Zira “doğru söyleyeni” çevresinden uzaklaştırmış hatta cezalandırmıştır.
    Bu koşullarda kim doğru yön ve istikamet belirleyip, doğru kararlar verebilir.
    2– Bir yanlışı düzeltmek için, daha büyük yanlış yada yanlışlar yapılır. Sistem battıkça batar. Batağa saplanmış birinin her hareketinin daha da batması gibi.
    3– Miletin çıkarlarıyla bu yakın ve dar çevrenin çıkarları da örtüşmez, hatta bir biriyle tamamen çelişir hale gelmiştir.
    Kararlar alınırken devamlı şekilde yakın ve dar çevrenin çıkarları öncelenir ve tercih edilir. Haliyle halkın ve milletin “en aleyhine” kararlar verilir.
    Siz şu anda ülkemizde bu semptomların hangisini görmüyorsunuz?
    Bu semptomlar 2021 yılında iyice görünür hale geldi.
    2022 yılında ise, fosforlu hatta ışıklı şekilde yazılacak.

  11. Ensede Boza
    Chp zihniyeti 80 yıl boyunca müminlerin ensesinde boza pişirdi. Bütün yüksek bürokrasi sağ partiler döneminde bile solculara peşkeş çekildi. Biraz önce tv de kendini iktidar gören muhalefet liderlerini gördüm. G.ihtiyari ağzımdan şu temenni döküldü. Bu zalimlere fırsat verme ya rabbi.

  12. “La tagnetü min rahmetillah” Allah’ın rahmetinden ümit kesmemek emri ilahisine binaen rahmeti ilahiyeden umudumuz bakidir. Vehmi ümmetin umudu olduklarını düşünenlerden, vehbi ümmetin umudu olan müşavere ittifakına kalbolacak günler ufuktadır. Temel reyise Allah (CC) feraset ve müştereklerine de aklı selim ihsan etsin. Milletin güleceği 🌹 yakındır.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız