Medya kendini iktidar cephesine beğendirmek istedikçe iktidar rahatsız olmaya başladı -galiba-

27
Reklam

Hülya Avşar ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntılara bakarak “Gerekirse simit yeriz, bu zor günleri atlatırız” demişti. Ona son olarak Ahmet Özhan katıldı. Onun tavsiyesi de şu: “Gerekirse günde bir ekmek yerken bunu yarım ekmeğe düşüreceğiz.”

Pahalılandığı için eskisi kadar simit satamadığından şikayet eden esnaf ile bir ekmek fiyatına iki-üç ekmek alabilmek için her gün saatlerini Halk Ekmek bayileri önündeki kuyruklarda geçirenler bu denilenlerden habersizdir sanıyorum.

Şahsen ben bu tartışmada, her ikisini de çok sevdiğim halde, simitten de ekmekten de yana değilim.

Günde yarım ekmek bir yana, günlük ekmek tüketimimi bir dilime düşürdüm. Bir süredir kahvaltıda bir dilim yiyorum, gün boyu ağzıma ekmek koymuyorum. O sayede aynı süre içerisinde bayağı kilo vermeyi başardım.

Ancak benim basit karbonhidrat diyetim geniş kitleler için bir anlam taşımıyor. İnsanlar katıktan kesiyor, ekmekle doymaya çalışıyor.

Halk Ekmek ürünü ucuz ekmekle…

Çoktandır gazete okuma alışkanlığı millette ortadan kalktığı için Hazine Bakanı’nın “Herkes dolarını bozdurup bankada kur korumalı TL hesabı açtı; o mevduat 38 milyar TL’ye erişti” sözünü de içeren üst üste konulmuş yüzlerce 100 TL’lik banknot yığınlarıyla göz alıcı hale getirilmiş haberleri göremiyor.

Haberin içinde yeni model sayesinde bankaların faiz yarışına girdiği ayrıntısı şemayla anlatılmış. Belki bir göz atmak istersiniz diye onu buraya alıyorum:

Reklam

Eminim, akşam kimlerin ne söylediğini öğrenmek için TV kanallarına göz atıyordur aynı insanlar…

Göz atıyor ve görev tanımlarını “İktidar cephesinin her söylediğini desteklemek” olarak bilen yorumcuların sıklıkla tekrarladıkları, ülkenin bir günde nasıl batıştan kurtarıldığının, dolar 18 TL’ye yükselmiş iken, bir tırpan atışıyla aynı doların 10 TL’ye iniverdiğinin övgüsünü duyuyordur.  

Hayat pahalılığına da benzer bir tırpan geleceği müjdesiyle birlikte…

Çıldırmış fiyatların çılgınlığı devam ediyor çünkü… Bizde cep yakan fiyatlar Doları veya Eurosu olan yabancılara hala olağanüstü sempatik geliyor olmalı ki, Bulgaristan’dan günlük alışveriş seferleri yeniden başlamış… 

AK Parti’nin önemli isimlerinden, İstanbul’da uzun yıllar il başkanlığı da yapmış olan aynı ilimizin milletvekili Aziz Babuşçu ekranlarda söylenenleri herhalde yakından izliyor. Biraz önce, gece yarısından hemen sonra, takipçileriyle hislerini paylaşmış. 

Anlaşılan, o ve onun gibi bazı AK Parti büyükleri, partilerini savunmak için kendilerini feda etmiş ekran yorumcularının gayretlerini farklı değerlendirmeye başlamış.

Mesajında dediği şu:

“Sabrın sonu! TV’lerde AK Parti’yi temsil ettiği iddiasıyla konuşan gazeteci ve programcılar, artık çözülmesi gereken önemli bir sorundur. Bu isimler durumdan vazife çıkarıyorlarsa vazifelerine son vermek lazım. Yok bu kişilere alan açılıyorsa; o zaman da oturup düşünmemiz lazım.”

Reklam

“Durumdan vazife çıkarmak” askerler için kullanılan bir ifade, öyle biliyorum. “Alan açılması” ise bir istihbarat deyimi…

Oturup düşünmeye davet ettiğine göre, oturup düşünmeleri sonucunda medyada -belki- bir şeyler değişebilir.

Ben TV izlemek yerine gazetelere internet sayfaları üzerinden göz attığım için, AK Partili yöneticilerin oradan da sıkıntı duyabileceklerini düşünüyorum.

Örnek olay şu:

Geçende -tam tarihiyle 11 Aralık günü- o sıralarda yabancı medyada bayağı ilgi uyandırmış olduğu halde bizde pek anılmayan bir olaya burada değinmiştim

Hollywood denilince akla ilk gelen birkaç artistten biri olan George Clooney, Lübnan asıllı -Dürzi inancı kökenli- anayasa hukukçusu Amal (Emel) hanımla evlenmişti. İnsan hakları savuncusu bir avukat Amal Clooney. Eşini de kendi çizgisinde yönlendiriyor.

George Clooney’in anlattığı olay eşine bir güzelleme girişimi aslında. Clooney’e ismini vermediği bir ülkenin havayolları firması, reklamlarında oynamak için, 35 milyon dolar teklif etmiş. Amal Hanım, kendisini “O ülkede insan hakları ayaklar altında, sakın ha” diye uyardığı için, George, 24 saatlik mesaiyle kazanabileceği 35 milyon doları reddetmiş…

Dün iktidar cephesinin amiral gemisi konumundaki gazetede Türk Hava Yolları’nın yönetim kurulu başkanının bir açıklamasına yer verildi.

Başkan bu açıklamayı Youtube üzerinden yayın yapan ve çok izlenen bir kanala yapmış.

Akıl alır gibi değil. 

Haberi dikkatle okudum; konunun ‘insan hakları’ boyutuna hiç değinilmeden “O havayolları biz değiliz” deniliyor.

Yani?

Bu sorunun cevabını benden beklemeyin.

İktidarla içli dışlı medya bu tür gafları seçimle ilgili haberlerinde de yapıyor.

AK Parti, anlaşılır sebeplerle, ilk seçimde, Kemal Kılıçdaroğlu’nun veya CHP’den birinin cumhurbaşkanı adayı olmasını istiyor. İktidar medyası da kendini bunu sağlamakla görevli biliyor. Farklı bir isim aday olarak çıksın istenmiyor. İlla CHP’li biri aday olmalı.

Kılıçdaroğlu zeki bir politikacı, iktidar cephesinin bu beklentisini anladı ve ne zaman adaylık konusu kendisine soru olarak yönetilse, aklında farklı bir isim olduğunu düşürdürecek cevaplar vererek karşı tarafın nasırına basmaya başladı.

Dün öyle bir gündü medyada. 

CHP lideri malum soruya “Cumhurbaşkanı devlet deneyimi olan bir kişi olmalı” demiş. Köşelerde “Devlet deneyimi deyince akla Abdullah Gül geldi” diyen ve o ihtimalin sıfır olduğunu vurgulayan yazılar okudum.

Okudum ve güldüm.

Neden güldüğümü seçim yaklaşınca anlatırım.

Ekmek bayileri önünde saatler geçiren emeklileri görünce biraz da onlarla dayanışma amacıyla diyete başladım ekmek yemiyorum ya, midem ekşiyor; okuduklarım yüzünden midemin ekşimesi daha da artıyor. 

Sandık yaklaşınca diyeti bırakmaya kararlıyım.

ΩΩΩΩ

Reklam

27 YORUMLAR

  1. Selam
    Sayın Koru
    Bu (medya kendini iktidar ….) makslenizi, başka bir yerden referansla okumak için sayfanızı açıp makalenizi okumaya başlamıştım. İlk cümlelerinizdeki manzara ile okumaya gerek kalmadı makalenizi
    Vereceğiniz kiloyu almanız, ne kadar mantıklı? Karnına sahip çıkamayan, diline/fikrine nasıl sahip çıkabilir? Hangi makul sözü söyleyebilir, makul işi yapabilir.

  2. İster devletbaşkanlığı sarayı olsun, ister bireysel lüküshayat sarayı olsun, saray binadır! eşyadır! Eşya tabiatı gereği müsrif olamaz. Allah’ın koyduğu maddenin-enerjinin sakınımı kuralına ibadet hassasiyetinde uyar. İsraf lüksü yoktur; insanın hizmetine bahşedilmiştir. Dolayısıyla madde-eşya edilgeldir. Müsriflik insana özgü bir haldir; birkaç önemli zafiyetten biridir. Müsriflik kara günler için ak akçeyi tasarrufu akletmeyene has zafiyettir.

    Müsrif değilim ki Allah’tan korkma gereği olsun! Zamanımı fırıldak gibi ezbere namaz için bile israf etmem. Kıldığım her rekat enerji verir, dosdoğruluk konusuna sadakatın, nefsin kalibrasyonudur. İnsanı insan yapan bütün değerler; vicdan, adalet, hak, saygı-sevgi herbiri bunun otomatik sonuçlarındandır. Sadece O’na aidiyettir, teslimiyettir. Sadece O’na, aklını ameline yansıtmayan bir şeyhe, tarikat liderine başkana biat değildir. Ancak, bütün bunlar “Akıl*İman Sentezi”ne göre böyledir. Bir C.B. olarak Mustafa Kemal Atatürk Paşamız bir kutupbaşı olarak nasıl ki bu sentezin zafiyetinde idiyse, Recep Tayyip Erdoğan da bir C.B. olarak bu sentezin zafiyetindedir. Bazı iyi işler yapmış olmalarına rağmen, nihai analizde ülkeye vakit kaybına sebep olmuşlardır. ZAMAN İSRAFI!

    Senin özel durumuna gelince Sn Ha Gayret! Fırsat verdikçe elli defa yazdım ama yanlış adrese biatla, yanlış programlandığından dolayı dikkate almıyorsun. Bu programında ötürü adeta robotlaşmışsın veya israf edilen milli paradan nasiplenen biri olarak umursadığın yok. Ne demiştim! Ne yapılmışsa yapılmış köprü yapılmış yol yapılmış, ensara bakılmışsa bakılmış önceliksiz yapılmış her proje İSRAFtır çünkü ülkenin hızla kalkınmağa ihtiyacı çok daha büyüktür. Kıt kaynaklar israf edilemez! bu müsrifliktir dedim ama anlatamadım ezberini bozamadım. Bir başka ezberin de “İMF’yi şutladık” ezberi. Muhtemelen onlar da “israf yok verdiğimiz parayı iyi kulan” diyordu (dozunu aşmadan hayır işlerine pek karışmazlar). Çok daha yüksek maliyetli faizle borç para aramak da milli paramızın israfından (müsriflikten) başka nedir?

  3. Sayın yazar “Devlet deneyimi deyince akla Abdullah Gül geldi” diyor ama benim de aklıma nedense havalarda uçan bir anayasa kitapçığı geldi!
    Sadece nefsini değil dönemin ecevit hükümetini de terbiye etmiş bir “devlet deneyimi”nden söz ediyorum yani; neden olmasın?

  4. -“Gerekirse simit yeriz, bu zor günleri atlatırız”
    -”Gerekirse günde bir ekmek yerken bunu yarım ekmeğe düşüreceğiz.”
    -“Gerekirse günde bir ekmek yerken bunu yarım ekmeğe düşüreceğiz.”
    -“bir ekmek fiyatına iki-üç ekmek alabilmek için her gün saatlerini Halk Ekmek bayileri önündeki kuyruklarda geçirenler..”
    Ve yazarımız dan:
    “.. ekmek tüketimimi bir dilime düşürdüm. .. bir dilim yiyorum, gün boyu ağzıma ekmek koymuyorum. ..kilo vermeyi başardım.
    Ancak benim …diyetim geniş kitleler için bir anlam taşımıyor.
    #İnsanlar katıktan kesiyor, ekmekle doymaya çalışıyor.#
    *”Halk Ekmek ürünü ucuz ekmekle…”*
    (Ekmek bulamıyorlarsa.. lakırdısının da üstünde fevkinde cümleler değil mi!)

  5. İKTİDAR YADA ÜST AKLI,
    İMAMOĞLU’NU MU İSTİYOR?
    İMAMOĞLU’na yapılan son İçişleri Bakanlığı operasyonu, iktidar yada iktidarı yönlendirenlerin önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ekrem İMAMOĞLU’nun Millet İttifakının adayı olmasını mı istiyorlar sorusunu akla getiriyor.
    Malum siyasi operasyonlarda en sık kullanılan enstrüman “mağduriyet algısı”
    Bir ihtimal de tersin tersi. Yani bize bu şekilde de düşündürmek te isteniyor olabilir.
    Yani iktidarın niyet açısından iki(2) ihtimal:
    1– Mağduriyet algısı ile İMAMOĞLU’nun aday olmasını sağlamak, yani terse düşürmek,
    2– Kamuoyunun terse düşürülmek isteneceğini farkederek, yani ” madem iktidar İMAMOĞLU’nu istiyor, biz de o zaman İMAMOĞLU dışında birini tercih edelim” dedirterek, yani ” tersin tersi” yapılmak
    istenebilir.Yani tam bir şeytani plan ile, İMAMOĞLU ekarte edilmek de istenebilir.
    Son günlerde KILIÇDAROĞLU gündemden düştü.
    Ben en şanslı aday olarak Masur YAVAŞ’ı görüyorum.
    Seçimlerde “sağdan gelecek oy” riske edilemez. Sağın oyu sadece YAVAŞ ile garantiye alınabilir.
    Sağdan gelecek oyun riske edilmesi, seçimin riske edilmesidir.
    İMAMOĞLU’nun sinerjisinden yaralanmak için de YAVAŞ seçildiği taktirde Ekrem İMAMOĞLU’nun Cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atanacağı ve bir dahaki seçimlerde Cumhurbaşkanı adayı yapılacağı kamuoyuna açıklanır.

  6. Emel Koloni

    İnsan hakları ihlalleri nedeniyle thy nin reklam teklifini reddettiğini Türkiye sayın yazardan öğrendi. Açıkca ima etti bunu. Thy yetkilisi de böyle bir teklifin olmadığını açıklamış. Eeee daha ne desin. Sn. yazar konuyu tekrar okuyucuya yedirmeye çalışıyor. Ne diyor nass; bir kavme olan düşmanlığınız siz adaletsizliğe sevketmesin.

  7. Türkiye ekonomik bir kriz yaşıyor ve idareciler de bu krizi aşmak için kendilerince ‘yeni’ yollar deniyorlar. Her kriz gibi içinde bulunduğumuz kriz de aşılır, ama bunun yolu sıkıntının kaynağını inkâr ve başka bir isimle anmak değil. Madem bir kriz var, bu krizi aşmak için de mutlaka yol vardır. Türkiye’yi idare edenler, bilinen ve netice vermiş olan yolları denemek yerine başka yollar denemek istiyor.

  8. Kaşıkçı’yı dünyanın gözü önünde doğrayan MBS (Murderer Bin Salman)’ın SA’ı varken bu ülke niye Türkiye olsun?

    “Yani? Bu sorunun cevabını benden beklemeyin” derken Fehmi Bey neyi ima ediyor?

    Abdullah Gül güleryüzlü ve çok daha diplomatik biri olarak Cumhurbaşkanlığı koltuğuna yakışır. Ama neye yarar, bu kadar geç “dönülmez akşamın ufkunda” olunduktan sonra vakit çok geç.

    Angara Müsrif Saray bahçesinde bir Gül açşa n’olur, açmasa n’olur? Bir Gül İle Bahar Olmaz! Daha da öte giderek AKePe yerle yeksan olsa ve yerine tarihi/ezeli kutupbaşı CeHaPe gelse n’olur? ülkede ne değişir? Seçim bir umuttur tabi de seçimde biri gidiyor biri geliyor ama cici aylarından sonra huy ve akılsızlık/becerisizlik değişiyor mu? Misal, yılbaşı milli piyangosunda kazanacak bir avuç azınlığın dışında kimin kazanma ihtimali var, istediği kadar topyekün bir umud olsun, realiteye yeter mi ??*!! Ülkenin sorunları o kadar ağır ki ülkenin paslanmış üretim çarklarını devrim niteliğinde yepyeni değişikliklerle revize edecek ve çalıştıracak benim gibi biri(leri)nin gelmesi lazım!! (o biri[leri] kesinlikle bir[er] “Yalova Kaymakamı” muamelesi görmemeli).

    Kaç kişi oy verir, kaç kişi destekler ?:!
    Kaç kişi el verir, kaç kişi köstekler ?:!
    Hey gidi tarih; Yalova kaymakamı!
    Kaç kişi yer verir, kaç kişi itekler ?:!

    • Hb arkadaş, milyonlarca ensarı yedirip içiren, evinde engelli yakınına bakan binlerce vatandaşına sosyalyardımlarla arka çıkan, çoluk çocuğun eline ders kitaplarını, tabletini ücretsiz veren, dünyanın en büyük insani yardım organizatörü olan ülkemizin devletbaşkanlığı sarayına mı “Müsrif” diyorsun???
      Allahtan korkun emi!!!

  9. iktidarın yerinde olsam, rahatsız olmaz çok rahatsız olurdum.
    makuliyetten çıktığınız zaman yarar olan şey zarara döner. bir şeyin azı şifa iken çoğu zehir olabilir, ilaçla zehiri ayıran şey dozudur zaten.
    ekonomik durum ortada.
    saklanacak hali mi var?
    ama bakıyorsunuz, uçuyoruz, kaçıyoruz, en büyük ekonomiler arasına giriyoruz. ekonomi biraz makyajlanabilir, yapılan bir kaç bir şey de olsa öne çıkarılabilir bir şeyler gizlenebilir ama bu kadar uçulup, kaçılmaz sonuçta, inandırıcılığını yitirmek diye bir şey var çünkü, saygınlığını yitirmeyi konu bile etmiyorum doğal olarak. saygın çok az şey kaldı maalesef.
    bütün muhalefeti terörle, hainlikle ilişiklendirmeye çalışırsanız ne olur?
    saçma olur, aptalca olur, olan yine size olur.
    anket sonuçlarına bakınca artık kimsenin bu masalları yutmadığı daha net ortaya çıkıyor sanırsam.
    kuşkusuz bütün partilerin içinde yerli ve milli olmayan, iç mihrak, içimizdeki irlandalı tıyniyetli kişiler vardır, her devlette, her oluşumda vardır. bulup ortaya çıkarmak gerekenler bunlardır, işler ortadadır, yerlilik, millilik lafla olmaz, olmuyor işte…
    kuşkusuz bu acaip garaip işlerin alıcısı da vardır, her zaman derim, kanmak isteyen kanar, anlatamazsınız. bırak oyunu kanıp vermeyi, parasını kanıp verenlerin sayısına bakar mısınız?
    çiftlikbank gibi neler yaşanıyor ülkemizde, insan parasını emanet edeceği kişiye bir bakmaz mı?
    konuşmasına, eğitimine, kültürüne, duruşuna, şirketinin geçmişine bi bakmaz mı? evini satıp, arabasını satıp, bütün birikimini toplayıp verir mi? yazık ki böyle bir milletiz, elinden oyu da, parası da kolayca alınan bir milletiz. oyun da para anlamına geldiğini unutmayalım, çünkü seçtiğimiz kişiler paramızı emanet ettiğimiz kişiler aynı zamanda. çiftlikbankın temsil ettiği gibi, hiç bir şeyi olmayanlara bile milyonların itibar ettiğine bakılırsa, ağzı laf yapanlara rağbetin olması _çıkarı olanı saymıyorum_ çok daha anlaşılır. falanca parti neden hala bu kadar oy alıyor diye soranlar oturup biraz analiz yapsınlar, seçmen profiline baksınlar…sayın yazar ekmek yemek konusuna kendine has nezaketi ile zarif bir şekilde değinmiş, ben daha fazla uzatmasam iyi olur…

    • Didem “yazık ki böyle bir milletiz, elinden oyu da, parası da kolayca alınan bir milletiz.” buyurmuşsunuz ama muhalefet cephesi nedense bu kolaylıktan bir türlü nasiplenemiyor:)
      Gerçi son seçimde belediyeleri süpürdüler, kim bilir belki onlar da milletin “oyunu da parasını da kolayca almayı” öğreniyorlardır, öyle değil mi?
      Ha gayret!!!

  10. KOMŞULARINLA İYİ GEÇİN

    yoksa Halkında bazıları acı çekebilir.

    Bundan 3-4 sene evvel Irak merkezi hükümetle aramız açıldı.

    Biz nasıl ara sıra fransız mallarını boykot ettiğimiz gibi onlarda Türk mallarını boykot ettiler.

    Biz kendimize yeten yumurtadan fazlasını üretiyoruz; fazlalığı Irak ülkesine satıyoruz.

    Bizden yumurta almadılar.

    Yumurta üreticileri zora girdi.

    16 Milyon tavuğu beslemek zor olduğu için Kesim makinalarına gönderdiler.

    Kesim makinaları bir anda böyle bir olayla karşılaştığı için kesime yetişemedi, 6 Milyon tavuk telef edildi.

    Siz nasıl diğer Ülkelere dış kuvvet dediğiniz gibi ırak halkıda Türkiye dış kuvvet diyor, mallarını boykot edebiliyor, Musul ve kerkük sorunundan bizim topraklara göz dikebiliyor diyorlar.

    Bizi Ham yapabilir diyebilir 🙂

  11. Gerçekten kopuk bir muktedirler silsilesi var. Biri borç alan, emir alır kaidesini unutmuşcasına milyarlarca dolar gavurun parasını borç alıp, dolara endeksli alt yapı yatırımlarına harcamakla övünüp borç ödeme günü geldiğinde milli ekonomik seferberlik ilan ediyor, bir diğeri ekonomik bozulma ve siyasi zayıflamalarının sosyal zeminini sadece Goebbels’in medyacılarının iş bilmezliğine bağlayıp, zayıf halkanın sadakatini sorguluyor, bir diğeri zaten ekmek ile kut-u layemut yaşama mahkum milyonların ekmeğinin, simidinin yarısına göz dikiyor, bir diğeri yaktığı 128 milyar gavur parasını duman ettikten sonra Allah sonumuzu hayreylesin deyip gaybubete karışıyor, itibardan tasarruf edemeyeceklerini ve kendilerinin ümmetin umudu olduğunu vehmedenlere biz de diyoruz ki bu halk sizin ufunetli yükünüzden kurtulacaktır. Halkın tekrar gülmesine az kaldı. Bu sefer tarihin müzehrafat deposuna bütün bakiyeleriniz ile gideceksiniz.
    “Onlara “Yeryüzünde düzeni bozmayın” denildiğinde, “Hayır, biz yalnızca ıslah edenleriz” derler.” Bakara-11

    • Sebil abi “gaybubete karışanlar”ın en son “gülmeye kalkıştıklarında” başlarına gelenleri hatırlıyorsun değil mi? Sakın haa!!!!
      Yoksa şefkat tokatı bu sefer ne yandan gelir hiç belli olmaz, benden söylemesi…
      Haksız mıyım baran?

  12. Abdullah Gül’ün muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı olabilmesi için Erdoğan’ın seçilemeyeceğine inanmış olması lazım.

    Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilemeyeceğine inanırsa Abdullah Gül kardeşinin muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı olarak seçilmesi için tüm imkanlarını seferber edebilir/etmiş de olabilir. seçilemediğinde Erdoğan için Abdullah Gül’den daha uygun bir Cumhurbaşkanı olamaz herhalde.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız