Yangın ve sorumluluk.. Bizde sorumluluk üstlenme başkalarından çok farklı bir gelenek…

35
Reklam

Millet olarak herkesi içine alan bir büyük facianın tarafıyız. Bazılarımızın iyi bildiği, bazılarımızın da -gitmesek de kalmasak da- bir gün tatil yapmayı umduğu ne kadar yer varsa hepsinin yeşil örtüsü yangına teslim. Yangın söndürme uçaklarımız bulunmadığını bu vesileyle öğrendik, bu da yüreğimizi dağlıyor ve içimizi kanatıyor. Yangının dördüncü gününden itibaren yardımımıza koşan uzak-yakın ülkelerin yangın söndürme uçak ve helikopterleri devreye girdi, ancak bugün 11. gün ve hala dumanı tüten yerler var.

Yukarıdaki özet, içinde bulunduğumuz ruh halinin de özeti.

Bölgenin en önemli devleti 20 yıldır siyasi tarihimizin en iddialı siyasi kadrosu tarafından yönetiliyor.

‘Güçlü’ bildiğimiz devlet böyle bir dönemde bir milli felakete cevap vermekte zorlandı.

Türkiye’den nüfus ve yüzölçümü olarak daha küçük ülkelerin ez kaza yangın çıkar diye hazırda tam tekmil birer yangın söndürme filosu ve ona eşdeğerde bir kadro bulundurdukları anlaşılıyor… 

Kendi eş-zamanlı yangınlarına derhal müdahale eden uçaklar yanında bizdeki yangını bastırmak için bize de gönderilecek kadar hem de…

[Dün yangınların çıktığı bölgede bulunan diğer bakanlarla birlikte açıklamalarda bulunan dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun konuşmasından bir bölüm: ‘‘Can Azerbaycan’dan daha önce ekip ve ekipmanlar gelmişti. Azerbaycan’dan dün bir uçak ülkemize geldi. Dalaman’a indi. Dün yola çıkan 40 itfaiye aracı ve 162 personel ülkemize giriş yaptı. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in talimatıyla 200 ilave ek itfaiye personeli de bu akşam uçakla Dalaman’a intikal edecek. Kazakistan Dışişleri Bakanı ile telefonla görüştüm. Kazakistan’dan da iki helikopter yola çıktı, 16 kişilik ekibiyle. İsrail’den bir şirketimizin 2 yangın söndürme uçağı kiraladığını söylemiştim. Bugün Dalaman’a uçaklar inmiş bulunuyor. ABD’den 2 helikopterin de pazartesi günü Türkiye’de olacağının bilgisini aldık.”  Görüyor musunuz: Ta Amerika’dan helikopter geliyor, İsrail’den uçak kiralanıyor.]

Yangınların bu denli uzun sürmesi, yanan ağaçlar yanında canlıların -insanlar ve hayvanların- da kayba uğramasını getirdi. 

Reklam

Müdahale anında yapılıyor olabilseydi, her yıl alışılmış bir miktar ağaç kaybının sonradan kolayca telafisi mümkün olabilecekti.

Oysa şimdi evler yandı, köyler ve köylüler perişan oldu, müdahale ekiplerinden hayatını kaybedenler oldu.

İddialar boşa çıktı. ‘Güçlü’ bilinen ne varsa yangınla birlikte eridi.

‘Yerli ve milli’ iddiası da, yurtdışından yoğun müdahale aracı davet edilmesiyle birlikte yok oluverdi.

Herhalde mazeret arayışı başlayacaktır, ancak mızrağın çuvala sığamayacağı bir olay bu. Olan bitenden herkes sorumluluğu oranında etkilenecektir.

[Yangın mahallinde uykusuz günler ve geceler geçirdikleri gözler önünde olan bakanların kamuoyunu aydınlatma faaliyeti kapsamında yaptıkları açıklamalara ‘‘Cumhurbaşkanımızın talimatları ile’’ türü ve benzeri cümlelerle başlamaları dikkat çekmekte. Çoğu yorumcu, bu giriş cümlelerini ‘Külliye’ye selam’ olarak değerlendiriyor. Acaba öyle mi? Yoksa o tür cümleler kendi sorumluluklarının sınırını belirlemek ve bunu topluma da bildirmek için mi sarf ediliyor?]

Faturası bayağı ağır olacak bir afet bu.  

Bizde kişisel sorumluluk alanına giren olumsuzluklarda sorumlu kişilerin bu durumu kabul edip gereğini kişisel olarak yerine getirmesi alışkanlığı yok.

Reklam

İzmit Körfez geçiş köprüsünde görevli 51 yaşındaki bir Japon mühendis, Ryoichi Kishi, inşaat sırasında kopan bir halattan kendini sorumlu tutarak intihar etmişti (2015).

Uzak Doğu geleneği böyle bir şey.

Japonya’da, Kore’de sorumlu mevkideki insanlar yanlışlıkları alenileşince kamuoyu önünde günah çıkarıp istifayı basıyorlar…

Dediğim gibi, bizim geleneğimiz farklı.

Biz her zaman suçlanacak birilerini bulup gönlümüzü ferah tutabiliyoruz.

Yangın afeti için iktidar mı suçlanacak sanıyoruz?

Hayır, bu iş için muhalefet ne güne duruyor?

Afetin etkisinde kalan bölgelerin belediye başkanlıkları muhalefet partilerinde. Yetkili ağızlar fazla vakit geçirmeden yangına müdahale görevinin belediye başkanlıklarında olduğunu ilan ediverdi. Devlette, tarım ve orman bakanlığında veya orman genel müdürlüğünde ya da Türk Hava Kurumu’nda (THK) değil…

Yangını kirli eller çıkarmış ve o eller muhalefet ile ittifak halindeymiş; bu iddia da dillerde.

Aksine iddiaların ifadesini engelleyecek doğrudan veya dolaylı tedbirler de alınmaya başladı bile.

Ne yapalım, gelenek farkı işte.

ΩΩΩΩ

Reklam

35 YORUMLAR

  1. CHP ye çatma geleneği AKP propaganda makinesinin 1500 medya organı ve trilyonlarca lira kamu kaynağının beslemelere harcanmasının geçici sonucudur. Ama buna rağmen iktidarın oy oranı yarı yarıya düştü ise bir sonraki seçimde malum iktidar gidici demektir.

  2. Afganistan’da şehirler birer birer Taliban’ın eline geçiyor. Dostum, Türkiye’de tedavi gördükten sonra Afganistan’a dönmüş. Bizim medya dünyadan bihaber yine. İç savaş devam Afganistanda. Göçmenler yola düzüldü Türkiye’ye geliyorlar ve çok daha fazlası gelecek. İktidar kapalı kapılar ardında mülteci pazarlıkları yapıyor. Dün de açıklamış gelsinler biz güçlü ülkeyiz. Siz orman yangını söndürmekten aciz bir iktidarsınız. Her felakette çuvalladınız. Sözünüze kim güvenir.

  3. Hükümetin en büyük hatası ,muhalefet partilerinin muhalefet yapmaktansa devlet
    Düşmanlığı yaptığının farkında olmaması.
    Orman yangınını Pkk üstlendiği halde görmezden geliyor.Yıllardır Pkk orman yaktığı bilinmesine rağmen yangın söndürme flosu
    Kurulmamış,kiralık uçaklarla çözüm yoluna
    Gidilmiş.Orman bakanlığına bağlı 20 uçaklık
    Yangın söndürme flosu kurulmalı.
    İşbirlikçi teröristi ve bunları görmezden gelen
    Kalem erbabı oldukça her türlü operasyona hazır
    Olmalıyız.

    • Bence aklı selim rumuzuyla yazan okurun en büyük hatası devlet ve millet düşmanlığı yaptığının farkına varamaması.

      hükümetin en büyük hatası ise dünyanın işleyişine hukuki olarak bağlı olduğu halde ne kendi hukukunu ne de dünya hukukunu koruyamaması, bir de üstüne üstlük, güç yetiremeyeceği devletlerle ayak oyunlarıyla üstün gelebileceğini sanması. sonuç her seferinde dayak yemek oluyor ama, hemde linç edile edile.

      Yalan mı H. gayret bey!

    • Kalem erbabına nasıl bir operasyon düşünüyorsunuz, onu yazmayı eksik bırakmayın. Hökümet sosyal medyacıların kökünü kazımak için yola çıktı, topluyor durmadan. Siz de yazın da akılsız kalmasınlar …

  4. Mahmut arkadaş dün atıp tutmuşsunuz:
    “Mahmut
    6 Ağustos 2021 At 15:59

    Bakan’ın öncelikle yanan ormanlardan sorumlusu değil de “çok şükür otelleri kurtardık” cümlesiyle otelleri sayması da bu garabetlerden biri olurken; bir yandan “milli birlik ve beraberlik”ten dem vurulurken, sırf muhalefete mensup oldukları için seçilmiş belediye başkanlarının “kriz ve koordinasyon toplantıları”na alınmamalarında görüldüğü gibi.”
    “çok şükür otelleri kurtardık” ifadesi sizi neden rahatsız etti?
    Otellerimizi kurtarmayalım da hepsini yakalım isterseniz, size uyar mı?
    Bir de kim “milli birlik ve beraberlik”ten dem vuruyor”, biraz açar mısınız?
    Milli birlik ve beraberlikten dem vuranlar kimlerdir, bahsettiğiniz konularla bunun ne ilgisi vardır?
    Ben hiç böyle bir söylem duymadım;
    hangi milletin, kimin ya da kimlerin birlik ve beraberliğinden söz ediyorsunuz ya da ediliyor?
    Lütfen bizi aydınlatır mısınız?

  5. Bugün, hiç üşenmeden S peker’in Twittler’ini okudum. Yazdıkları eksik olmasına rağmen doğru.FAKAT! tamamen hem gündem saptırma hemde dopinglerle kazanmaya doymayan baş pelivan’ın dopinglenmesine ayarlanmış saat gibi devam ederek ölünceye kadar şampiyonluğu’nu sağlamlaştırmak için gündem ve hedef saptırma twitterler serisi ile destek’lerine devam message’ı veriyor.

    Yalnız, arşivler ve fotoğraf’lar pekerin suçladıkları sonradan AKP saflarına katılanlar ile değıl tam tersi baş Pehlivanın kendisi ve çevresi ile mutlu kareler ile sosyal medya albümünde yerlerini almışlar.
    Zaten İran casuslarını vatandaş yapmak için haraca bağlayanlar’ı bütün dünya devletlerince’da tescilenmiş ve 15 yaş üzeri herkes bunlara şahit.

    O değilde bizim başımızın belası ve esas suçlu AKP ve üyeleri değıl onların oltalarına takılıp oyunlarına gelen Muhalefet’ın ta kendileridır. Bizim Muhalefet hirsizlik ve hirsizlar’ı milli’leştırerek savunma avukatllklarını çok güzel beceriyor.

    Muhalefet adam olsa ve vatnı milleti düşunse millet vekillerine toptan istifa ettirrir ülkeyi soygunculara teslim etmez.

    Suçsuz günahsiz devletin yetiştirdiği değerleri bebekleri, kadınları 5 sene 8 gündür şafak vaktı milletin evini basip mahremlerini dünyaya teşhir eden bu ihtidarı yaşatan burdaki troller gibi zeree kadar fikir olmayan ülkeyi batırmakla görevlendirilmiş çakma vatan perverlerin ellerine tutuşturdukları mide bulandırıcı iftira ve yalanlardan oluşan yazįları yapıştıran troller ile ihdidarliklarını’de gene bu muhalefet’ın sayesinde sürdüriyorla.
    Hepsinin cani cehenneme, yalnız başka ülkelerin insanları’na karşı Türk milleti’ni sosyal medyada zerr kadar utanmasi olmayan cahiller ile ayni memlektli olmak’ tan düzgün namuslu insanlar bunlar ile ayni ortamda (sosyal nedya dhi olsa) bulunmaktan hicap duyuyor.

  6. Darbeye Allah’ın lütfu diyebilen, “arazi arsa olursa değerlenir” diyen, gözünü arsa arazi beton bürümüş çarpık zihniyet, elbette bu yangınlara da nimet diye bakıyor olabilir. Çevreyi umursamayan, ülkeyi de umursamayan kötü bir yönetim her alanda çuvallıyor. İlk seçimlerde göndermek de hepimizin borcu.

    • Ender bey, bence asıl allahın lütfu bu muhalefettir:)
      “İlk seçimlerde göndermek de hepimizin borcu.” buyurmuşsun da;
      kime ne borcun varsa bizi karıştırma kardeşim, kendin öde, biz devletimizden de milletin hükümetinden de memnunuz!
      Beğenmeyenler varsa, yumurta yesinler:)

      • Bu vatana hepimizin insan olarak borcu var. Yalana, talana, soyguna ve vurguna son demek hepimizin borcu. Peker akp’nin nasıl bir mafya düzeni kurduğunu aylardır açıklıyor. Bugün açıklanan CB iletişim başkanlığı telefonlarının banka kredileri için kullanımı sadece basit bir tarafı bunun.

        Bir mafya liderinin siyasette bu kadar kirli ilişkileri bilmesi ve içli dışlı olması, bu kadar ayan beyan yolsuzlukları ifşa etmesi herkesi rahatsız etmeli. Hukuk ve medya harekete geçmeli ve bütün yolsuzlukların peşine düşülmeli. Peker de itirafçı olarak af kapsamına alınmalı.

        Bu sistemin bir parçası değilseniz memnun olmak mümkün değil. Ancak korkuyor olabilirsiniz. O da anlaşılabilir bir şey.

  7. On günü aşkındır devam eden yangınların söndürülememesine karşı “yangın yanıltmaları” devam ediyor. Yangınlara zamanında ve etkin olarak özellikle havadan müdahale edilemediği sorularına cevap veremeyen bakanlar, “düne göre iyi durumdayız” yuvarlak ifadeleriyle sadece kaç yangını söndürdüklerini bildiriyorlar.

    Öncelikle günlerdir süren ve 7 vatandaşın can verip 770’nin yaralandığı, ağır yaralıların olduğu yangının tahribatının hesâbını vermek yerine, iktidara mensup belediye başkanları “TOKİ yirmi yıllık kredi ile ev yapacak, evleri yanmayanlar ‘keşke bizim de evimiz yansaydı’ diye hayıflanacaklar” türü tuhaflıklarla basite indirgeniyor.

    Keza yüzlerce araçla, binlerce personelle cansiperâne yangına müdahale eden muhalefete mensup belediye başkanlarının illerdeki kriz ve koordinasyon toplantılarına alınmamalarının ve kendilerine hiçbir çağrısının olmasının, siyasi ihtiras ve inhisarcılıktan başka hiçbir gerekçesi bulunamıyor.

    Neticede, Anayasa ve Orman Kanunu, açıkça orman alanlarının korunmasını ve orman yangınlarını önleme ve söndürme görevini Orman Bakanlığı’na ve bünyesindeki Orman Genel Müdürlüğü’ne vermesine karşı en üst düzeyde hâlâ bütün sorumluluğu belediyelerin üzerine atma sorumsuzluğu sürüyor.

    Ve bu sorumsuzlukla Türkiye’nin altıda bir arazisine sahip olan Yunanistan’ın 38 yangın söndürme uçağı varken, bir tek uçağın olmamasının açıklamasını yapamıyor…

    Ve en son Cumhurbaşkanı’nın baştan beri yangınların söndürülmesinde büyük çabaları ve payları olan gönüllülerin yangın mahallerine girmelerinin yasaklanması” açıklaması ise bir diğer garabet olarak kayıtlara geçiyor.

    Zira, devletin, bakanlığın araç ve gereçlerinin yetmediği ortada iken gönüllü vatandaşların, sivillerin, tanker ve traktörleriyle yangını söndürmeye koşan köylülerin, yöre halkının devre dışı kalması ile yangınların daha da büyüyeceği ve tahribatın daha büyük olacağı belirtiliyor.

    Belli ki iktidardakiler, binlerce hektarlık ormanın kül olması başarısızlığının halk tarafından bilinmesini istemiyor. Bunun için her türlü yanıltma, manipülasyon ve algı operasyonuna başvuruyor!

    • Musa bey “Anayasa ve Orman Kanunu” demişken belediyeler kanununa da bi gözatsaydınız keşke;
      ne iş yaparlar ya da yapmazlar?
      Yardım paketi, ucuz ekmek ve sözcü gastesi dağıtmaya çok meraklıysalar, buyursunlar yangından zarar gören yurttaşlara dağıtsınlar!

  8. Geçen yazısında Fehmi Koru “Bizde suçlu her zaman bulunur.. Çoğu kez suçlular da suçlu arar bizde…”  Fehmi Koru yangın başlangıcında Suçluyu hemen tesbit etmişti. Bugün biraz yumuşatmış yazı başlığını”Yangın ve sorumluluk”.

    Daha dün Yeni Özgür Politika denen paçavra;

     “Kürt’le barışmayan Kazdağları’nı kaybeder” diye manşet attı.
    Kurnazlığa bakın olayı nereye çekiyorlar. Sanki kürtlerle küs olan bir toplum var. Bir de aba altından sopa göstermeye çalışıyor

    Paçavra gazete Pkk-Hdp diyemiyor. Yangın terörünü toplumsal yangına çevirmeye çalışıyor.

    Neymiş efendim yangını Pkk ya malediyorlarmış. Meydanlarda canlı bombalar patlatan bir örgüt, orman mı yakarmış.

    Selahattin Demirtaş’ın, “Zannediyor musunuz Bodrum Cizre’ye çok uzak” sözlerini unutacağız, aklımıza getirmeyeceğiz.

    Sakık’ın “Silahımız tükenir, sayımız azalırsa Bodrum’a gider yatlarını yakarız. Antalya’ya iner seralarını yakarız. İstanbul’a çıkar arabalarını yakarız. İzmir’e ulaşır ormanlarını yakarız.”  mesajına bir buket gül vererek hoşgürü göstereceğiz.

    Hatay yangını ile ilgili ‘Ateşin Çocukları İnisiyatifi’ twitirda  Hataydaki kutsal ateşi selamliyoruz. mesajını untucağız, aklımıza getirmeyeceğiz.

    Yangıbdan 5 gün sonra“Rojava Ağı” isimli PKK’ya ait hesap:
    “Ateşin çocukları Türkiye’nin turistik bölgelerindeki sabotajların sorumluluğunu üstleniyor: Türk rejimi başka bir dilden anlayana kadar ateş seliyle onlara diz çöktürmenin zamanı gelmiştir.” mesajını görmücez, gözlerimizi kapatacağız.

    “Zaten suçlular suçu başkalarına atar ya”
    Hdp nin ve Pkk nın bu açıklamalarını görmezden geleceğiz.

    Peki daha yangın başlangıcında neyi görmemiz gerekecekmiş:

    -Devlet oturdugu yerden yangını seyrediyor
    – Ormanları rant için yakıyorlar
    – Yanan yerleri Katarlılara otel yapmak  için satacaklarmış.
    -THK niye yok
    – THKnın müdahelesini engelliyorlar, daha çok yansın diye
    – Helikopter yangın yerine su mu döküyor benzin mi döküyor belli değil
    -Görüntüde arkasındaki helikopter varken Chp belediye başkanının helikopter yok açıklamaları
    -Bölgenin başka bir vekili de provokasyon peşinde koşuyor. “Bir haftadır görüyoruz ki hükümetten bize bir fayda yok. Bu yangını Muğlalılar olarak biz söndüreceğiz” şeklinde mesajlar (SMS) atıyor vatandaşlara.
    -CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç katı Asker yangınlara müdahale etmiyor’
    -Yüzde 70 dış kaynaklı Help help kampanyası
    -Yangın zamanında Konya’da iki aile arasındaki husümetten dolayı 7 vatandaşımız katledildi. HDP eş başkanı Sancar’ın” Devleti sistematik bir katliam politikası yapmakla suçladı”
    açıklamalarını  görecekmişiz.
    Daha niceleri.

    Pandemiden de çok umutluydular. Gece gündüz “millet aç, ülke çöktü, erken seçim isteriz” diyerek hoplayıp zıpladılar. Lakin pandemiyle mücadeledeki başarıyla hayal kırıklığına uğradılar.Lakin yalancı, rantçı, fırsatçı.., ne dersen de, zerre kadar dokunmuyor.
    Artık söylenecek bi’şey kalmadı…
    Bu mide bulandırıcı tiksinç bir siyaset. Alıştılar bir kere ve bırakamıyorlar.
    Hepsi deşifre oluyor. Yalanları, iftiraları, fitne fücur oyunları vesaire ayyuka çıkıyor.

    • Askeri darbelerden umudunu kesen Can Ataklı’nın:

      “Tayyip Erdoğan’ın gitmesi için büyük bir halk öfkesinin olması lazım. Büyük bir doğal afet, büyük bir deprem, büyük bir başka doğal felaket. Çok büyük sel, çok büyük yangınlar. Hani Avusturalya’yı yakan yangın vardı ya, ülkenin her tarafı neredeyse… O kadar büyük yangınlar, deprem, çok büyük can kaybına yol açaçcak sel felaketi gibi…”

      Bu açıklamaları da görmezden gelecekmişiz.

  9. Yanlış kadercilik anlayışının ahmak toplumlarda neticesi bu olsa gerek mazeret üretip son ana kadar reddiye ve mümkünse yansıtma mekanizmaları ile dış mihrak, müteselsil sorumlu ve içimizde ki hainler jargonu ile zeytinyağı misali üste çıkma yöntemleri hatta daha ileri gidip kaderden kaçılmaz diyerek suçu ilahi kaidelere bağlamak bir onulmaz ortadoğu taunudur. Yeni değildir. Osmanlı’nın son dönemleri dahil tarihte çok örnekleri vardır. Uzakdoğu için ‘hara kiri’olarak adlandırılan ‘karnı yarmak’ iki kanji ile ifade bulan içinde bulundukları ve çevrelerinde sebep oldukları utanç nedeni ile bu utancı temizlemek için geleneksel intihar yönteminin bizim coğrafyada utanmaz idareci çok olduğu için hepsi intihar edecek olsa ortada politikacı kalmayacağından uygulanabilir bir yöntem değildir. Güzel bir tevafuk: gündelik hayatta ‘karnı geniş’ tabiri kullanılan her yola uygun adamların vicdanını ve utancını temizlemek için yapacağı her hamle ortaya saçılacak müzehrafatı arttırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Bir tek yerde bu şarki kurnazlık işlemez, sorumluluğun mutlaka sorgulanması beklenen bir günde mutlaka insan küçük, büyük her sorumluluğundan dahli mesabesinde hesaba çekilir. Yani dünya yalancılar ve layüseller için bir nevi cennet iken ağır cezaya kalan suçların mutlaka hesabı görülecek olup o zaman büyük bir mahcubiyet ile her hesap ve sorumlu faş olacaktır:
    “O günahkârları rablerinin huzurunda başlarını önlerine eğmiş halde şöyle derlerken bir görsen: “Rabbimiz! Gördük ve işittik; bizi geri gönder de rızâna uygun işler yapalım, artık kesin olarak inandık!”
    “Bu gününüzle karşılaşmayı unutmanız sebebiyle cezayı tadın bakalım! İşte şimdi biz de sizi unuttuk; haydi yaptıklarınızın bedeli olarak ebedî azabı tadın şimdi!” Secde-12/14

  10. “Herhalde mazeret arayışı başlayacaktır, ancak mızrağın çuvala sığamayacağı bir olay bu.”
    demişsiniz de, bunlar değil mızrağı Eyfel kulesini bile çuvala sokar.

  11. taşa, çakıla sorumluluğu atsanız, suçu yükleseniz inanacak kitleler var.
    öyleyse neden üzerimize alalım değil mi ama?
    her şey hepimizin gözü önünde oluyor sonuçta.
    thk kayyumu 6 uçağın kalkması için 4 milyon dolar yeter demiş.
    bin odalı saraylar, dünyanın en pahalı uçakları, en pahalı arabaları, katar katar kamu araçları, astronomik harcamalar için halktan toplanan vergilerle, satılan kurum ve arazilerle her şey hesapsız sorgusuz yapılıyor ama yangın uçaklarımız parasızlıktan çürütülüyor.
    marmaris otluktaki yazlık saray 92 dönüm arazi üzerine 640 milyon tlye-75 milyon dolar ediyor-maloldu, 300 odalı ve 5 binadan oluşuyor, dev bir yüzme havuzu ve özel oluşturulan plajı var.
    air force one bakımları yeterli olmadığından trump kendi parasıyla bakımları yaptırmayı teklif etmişti senatoya, batı da devletin ödediği bir yemek faturası bile ciddi siyasi kriz çıkarabiliyor. halkın vergilerinin her bir kuruşu kutsaldır orada.
    keyfiliği, istediğin gibi harcamayı kendi petrolünü bile çıkarabilmekten aciz, insanlığa fazla da katma değer sunamayan, herkesin birbirini suçlayıp kanını döktüğü ortadoğu coğrafyasında ve ilkel kabile ülkelerinde görebilirsiniz.
    gerekli her şeyden ve herkes ten kısıntı yapılır ve israfa, şatafata, lükse, gösterişe harcanır.
    her şey de herkesin gözlerinin önünde olur.
    suçu taşa atsanız inanırlar,
    üstüne alkışlarlar.
    böyle bir halk bulduktan sonra kim hangi suçu neden üstlenir ve ya üstlensin?

  12. 2020’de yanan arazi 220bin donum
    2021’de 800bin donumden den fazla

    haftalardir suren bir yangin

    super filolarin sahibi super guc
    evet burasi amerikanin california eyaleti

    beceriksizlik mi talihsizlik mi bilmem
    ama
    yazarin arzu ettigi gibi istifa edeni henuz duymadik;)

    help amerika diyen sazan veya sanatci da duymadik ..

    nerden duyacagiz orasi turkiye degil ki 😉

  13. Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Orman Genel Müdürlüğünün teşkilat yapısında, “Orman Yangınlarıyla Mücadele Daire Başkanlığı” var ve bu mücadele için de 5 görev sayılmış.
    2018 tarihli 1 nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile “ormanların korunması” Tarım ve Orman Bakanlığına verilmiş.
    Belediye Kanununda kesinlikle orman yangınlarının söndürülmesi vs yok. Genel bir itfaiye görevi var.
    Tabii ki belediyelerden orman yangınlarına da müdahale istenebilir.İstenmelidir de.
    Ancak yasal sorumluluk Tarım ve Orman Bakanlığında.
    Bunu tartışan bir kamu görevlisinin ruh sağlığından şüphe etmek gerekir.

  14. Cengiz Holdingin bağış da bulunması zaten küllüyen yanlış. Halk bu kadar kendilerine öfkeliyken.
    Hiç sesini çıkarmadan devletten şu kadar bölümü devletin nezdinde ben burayı ağaçlandırcam dese hayırmı denecek kendilerine. İhaleyi sessiz sedasız alıp işlerini yürütüyorlar hayır işinide sessiz sedasız yapabilirdi. Şow yapmalarına gerek yok. Zaten hepimizin yüreği günlerce yandı.
    Birde devlet yetkililerimiz işte şu ülkede günlerce yanıyor bu ülkede günlerce yanıyor ama kimse çıkıp böyle şeyler söylemiyor diyorlar, bu ülke insanının ruh hali doğa sevgisi hayvan sevgisi vatan sevgisi daha başka her ne kadar aramızda zalimler olsa da. Bunu anlıyamamışmı bizim yöneticilerimiz.
    Bir afat oluyor belediye başkanı validen izin bekliyor vali bakandan bakan cumhurbaşkanından afat ya afat, bu sınavda sanatcılarımız ve sahada canını dişine takıp yangını söndürmek isteyen i,nsanlarımız takdire şayan diğerleri boş laf. Meteroloji belliydi en basit google girince 15 günlük hava durumunu veriyor nemi sıcaklığı rüzgarı. Onun için Cumhurbaşkanımız 1 günü geçtik 2 günü tüm yetkileri kaldırıyorum herkes sahaya herkesin tek yetkisi yangını söndürmek diyebilirdi. Vali Bakanlar geldi diye belediye başkanlarını kriz masasına çağıramıyor niye muhalefet ya böyle bir anlayış olabilirmi. Yıllarca emek verilen yerler hayvanlar insanlar hepimizin içi yandı.
    Bütün bunların karşısında uygulanmak istenen ve uygulanan sistem vatandaşın gözünde çöp oldu.

    • Sevim hanım kırık dökük ifadelerinize de bakılacak olursa öyle “kafası karışık troliçe” sayımız da azımsanacak gibi değil sanki:
      “Hiç sesini çıkarmadan devletten şu kadar bölümü devletin nezdinde ben burayı ağaçlandırcam dese hayırmı denecek kendilerine. İhaleyi sessiz sedasız alıp işlerini yürütüyorlar hayır işinide sessiz sedasız yapabilirdi. Şow yapmalarına gerek yok. Zaten hepimizin yüreği günlerce yandı.” buyurmuşsunuz da; elhak doğrudur!
      Yalnız aynı firma kızılaya bir şartlı bağışta bulunmuş olsaydı; onu günlerce davul zurna eşliğinde bu sayfalarda ağzınızdan köpükler saçarak yazıp çizersiniz ama değil mi?
      “Şow”muş…

  15. Şu an itibarıyla yani 11 nci günde , 5 ilde ve 13 bölgede yangınlar devam ediyor!
    Dışişleri bkn.nın yukarıdaki açıklamasında yer almayan bazı bilgiler şunlar:
    1-Yangına artık Skorsky helikopterlerimiz de bir aparat takarak müdahale etmeye başlamış,
    2-Deniz k.lerinin elinde bulunan yangın söndürme gemileri de en azından kıyılarda görev yapmaya başladı ,
    3-Ve en önemlisi Ukrayna’dan , GECE GÖRÜŞ İMKANI OLAN 5 adet helikopter söndürme çalışmalarını gece boyunca devam ettirecekmiş !
    Dünkü yorumda , bir lisede veliler toplantısında karşılaştığım , kendine ve öğrencilerine hakim , tam bir lider vasfında örnek bir öğretmenden bahsetmiştim.
    Yine aynı toplantıda ve fakat bu sefer tam tersi , ibretlik bir öğretmenden bahsetmek istiyorum.
    Sınıfın , oldukça zayıf ,ufak tefek , çelimsiz fizik öğretmeni kürsüden açıklamalar yapıyor ; son derece yavaş ve alçak sesle konuşuyor , söylediklerini anlamak için kulaklarımızı adeta dört açıyoruz .Ancak en arka sırada da oturmamızdan dolayı söylenenleri anlamak mümkün olmuyor.
    Bunun üzerine , yanımda oturan üst düzeyden rütbeli bir subay , gayet nazik bir şekilde durumu izah ederek sesini biraz yükseltmesini rica etti .
    Öğretmen de gerçekten sesini biraz yükseltti ama kısa bir süre sonra yine volümü kısarak normal alışkanlığına dönüverdi! Yanımdaki veli tekrar uyardıysa da sonuç olarak durum değişmedi .
    Bu öğretmen de sürekli olarak sınıftan ve öğrencilerden şikayet edip durdu , konuşmanın ağrlıklı bir bölümü adeta bu şikayetlerden oluşuyordu .
    Ve tabii ki bunca şikayetlerin sonunda sınıfın da oldukça düşük başarı seviyesi ortaya çıkmış oldu ; 50 kişilik sınıfta karnesinde zayıfı olmayan öğrenci sayısı sadece 6 idi !
    Bunun üzerine yanımda oturan veli nihayet patladı ve bağırarak öğretmeni çok sert bir şekilde azarladı,
    – Siz burada bizlere bir açıklama yapmayı bile beceremiyorsunuz .Eğer 50 kişilik sınıfta 44 öğrencinin karnesinde zayıf varsa bu öğrencilerin değil sizin acizliğinizi ve beceriksizliğinizi gösterir ; burada bize maval anlatmayın !
    Selamlar ,iyi günler

    • Bu hikayeyi siyasete uyarlarsak; bütün siyasetçiler kısık sesiyle bütün şikayetlerini ardarda sıralayan öğretmen gibiler ama hepsi de konuşurken ellerini masaya vuruyor, gene de tembel sınıfa bir çare bulabilen yok aralarında.

  16. Kaptan Pilot
    İsmail Çınar: Yangınlar dip ve tepe yangını olarak temelde ikiye ayrılır. Arazinin yapısı, ağaçların tipine göre de yangınlar değişiklik gösterir. Dip yangınlarda sadece otlar yanarken tepe yangında ağaçlar yanıyor. Dip yangın olduğunu beyaz duman çıktığında anlıyoruz. Fakat dip yangın büyürse ve tepe yangınına dönüşürse siyah dumanlar çıkmaya başlıyor, alevler ormanın üzerine çıkıyor. Tepe yangınlarda ısı artışı oldukça fazla, öyle ki 600 dereceyi aşan sıcaklıklar oluyor ve önüne çıkan ne varsa kurutup yakıyor.

    Dip yangınlarda bazen o kadar çok duman olur ki helikopterler işe yaramayabilir, zaten helikopterler yoğun dumanlı alana giremez. Fakat uçak da helikopter de müdahale için gerekli. Uçaklar yangının büyümesi sırasında kullanılır ve yüzde 95 başarı sağlanır. Yangınları 20-25 dakika içerisinde, suya uzak bir noktada ise 1-2 saate bastırırdık.

  17. Siz herkesi kendiniz mi sandınız. Kendi vicdanını susturamayıp ama “Timsah gözyaşları döken” İnsanların karşında düzgün Fıtratlı yiğitleri bulacaklar.

    Orman yangınlarıyla mücadelenin bir adımı olarak fidan bağışı toplayan TEMA, doğaya verdiği zararla bilinen Cengiz Holding’in fidan bağışını geri çevirdi. Karar sonrası Cengiz Holding’den gelen açıklamada ise “Türkiye’nin her yanı yangınla çevriliyken TEMA’nın bizim bağışımızla ilgili yaptığı açıklamayı kamuoyunun takdirine bırakıyoruz” ifadelerine yer verildi.

  18. Bizim ülkemizde harakiri vesaire işler olmaz. olmasına da gerek yok. Tanrının işine karışamayız.
    Ama halk için mahkemelerimiz adalet dağıtır. siyasetçiler için ise ”Yüce Divan” var diye biyorum.
    Benim için iktidardaki muhalefetteki, belediyedeki, muhtarlıktaki içerdeki dışardaki farketmez.
    (Fakat Kılıçtaroğlun dan şüpheleniyorum. Kendi belediyesinden birini dahi sorumlu bulsa yüce divana gönderir haberiniz ola. dikkatle izleyin.)

    • Suçlu arkadaşım “yüce divana” değil ancak partisinin il disiplin kuruluna veya yüksek disiplin kuruluna gönderebilir; sapla samanı karıştırmayalım lütfen…

  19. Neden Erdoğan?
    Amcanız mı? Dayınız mı? Akrabanız mı? neden Bu Kişi?

    Halbu ki demokrasi bize Başkanı değiştirme imkanı veriyor.

    Yeni birine oyunuzu verin memnun olmassanız. Sandık tekrar geliyor tekrar değiştirin. İnsanların bir sonu vardır? Ölümlü dünya Liderler gidici, Ama toplumlar kalıcıdır.

    Evet bel ki Bir süre rahat yaşadınız Ama Çoçuklarınıza, Torunlarınıza Çok borç bırakıyorsunuz.

    Atalarımızdan böyle görmedikü, Onlar bizim rahatlığımız için Çanakkale savaşlarında Hiç Teredüt etmeden canlarını verdi.

    • Osman bey sürekli “Neden Erdoğan?
      Amcanız mı? Dayınız mı? Akrabanız mı? neden Bu Kişi?” diye soruyorsunuz;
      böyle biraz merdi kıpti şecaatini arzetmiş gibi olmuyor mu?
      Bence nepotizm/akrabacılık/kayırmacılık sizin iliklerinize işlemiş…

  20. “Yangın afeti için iktidar mı suçlanacak sanıyoruz?

    Hayır, bu iş için muhalefet ne güne duruyor?”

    20 yıl çok uzun dönem Hangarlada yatırdığın S 400 almayı biliyon, Mercedes lüküs arabalar almayı biliyon, Lüküs Makam uçakları almayı biliyon Ama yangın uçağı almayı bilmiyorsun.

    Yangın hava araçları
    Herkesin konuştuğu Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin Cessna Citation VI tipi özel uçağını Ne kadar?

    Cessna Citation VI tipi özel uçak, “Business Jet Traveler” adlı şirketin yayınladığı fiyatlara göre, 8.1 milyon dolar (68,104,800.00 Türk Lirası) satış fiyatına sahip.

    Peki, yangın söndürme uçağının fiyatı ne?

    Yangınlarda kullanılan BE 200ES hava tankeri Beriev Aircraft şirketinin açıkladığı verilere göre, 5.2 milyon dolar (43,723,160.00 Türk Lirası)

    NEREDEYSE İKİ KATI

    Bakan Pakdemirli’nin özel uçağına ödediği parayla neredeyse iki yangın söndürme uçağı alınabiliyor.

  21. Bir musibet bin nasihattan iyidir derler.
    Bu yangınlar liyakatin ne kadar önemli olduğunu gösterdi.
    THK nün başındaki seviyesiz beceriksiz yöneticiyi
    Yangın söndürme ihalesini hazırlayan beceriksiz seviyesiz hatta milyonlarca canlının katline neden olduğu için CANİ ihale komisyon üyelerini derhal görevden alıp muebbetle yargilamali

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız