Yaptırımlar yine gündemde.. Amerika CB Erdoğan’ı ve Türkiye’yi gücendirmeyi göze alıyor.. Ne olur?

47
Komisyon başkanı Jim Risch..

New York

Dün Amerikan Senatosu’nın dış ilişkiler komitesi, Cumhuriyetçi Partili başkanı Jim Risch ile Demokratik Parti’den Bob Menendez’in imzasını taşıyan Türkiye’ye uygulanacak yaptırımlarla ilgili yasa tasarısını 18-4 çoğunlukla kabul etti.

Amerikan Temsilciler Meclisi geçen Ekim ayında aynı tasarıyı oylamış, tasarı 16 red oyuna mukabil 403 oyla kabul görmüştü.

Cumhuriyetçiler ile Demokratlar Türkiye karşısında tek cephe… 

Tasarı bu haliyle Senato genel kuruluna sunulacak ve büyük ihtimalle orada da kabul edilecek. 

Donald Trump bu girişimi hala boşa çıkartabilir, ancak onun da başı ciddi biçimde dertte ve her şey bir yana, azledilmesi için yapılacak oylama öncesinde senatörlerle ters düşmek de istemeyebilir.

Komisyon başkanı Risch, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın son Washington ziyaretinde Beyaz Saray’da görüştüğü önemli senatörler arasında bulunuyordu ve görüşme sonrasında “Misafir buradayken yaptırımlardan söz etmek doğru olmaz” rahatlatıcı açıklamasını yapmıştı.

Risch’in Beyaz Saray görüşmesi sırasında ilişkilerin normal zemine oturması için Erdoğan’a karşı tekliflerde bulunduğu ve herbiri S-400 füze savunma sistemini kullanılamaz hale getirmeyi öngören bu tekliflerden birinin uygulamaya konulmaması halinde yaptırım sürecinin yeniden başlatılacağını da belirttiği yine kendisi tarafından ziyaret sonrasında duyurulmuştu.

Reklam

Bu ayın başlarında Defence News dergisine verdiği mülakatta ise, Risch, Beyaz Saray görüşmesini şöyle aktarıyordu:

“Erdoğan kararlılığımızı biliyor. Benim imzam olmadan tek bir askeri malzemenin bu ülkeyi terk edemeyeceğini kendisine söyledim. Ona aynen şöyle dedim: “Beş F-35 şurada ve üzerlerinde isminiz yazıyor. Ülkenizde S-400’ler oldukça bunların hiçbiri Türkiye’ye gidemez. Türkiye’ye gitmeyecekler, çünkü ben bu işleme imzamı atmayacağım.” 

Türkiye o görüşmeden sonra da S-400’ler konusundaki tutumunu değiştirmedi. Milli savunma bakanı Hulusi Akar’ın “Biz bu sistemi kullanmak için aldık, vazgeçmeyeceğiz” anlamına gelen sözlerine, Cumhurbaşkanı Erdoğan da benzer açıklamalarıyla destek verdi.

Yumuşadığı hissini veren Risch yaptırım sürecini yeniden başlatmış oldu.

Amerikalılar bu girişimleri sonuca ulaşırsa İncirlik üssünün kapatılması da dahil bazı karşı yaptırımların Türkiye tarafından gündeme getirileceğini de biliyorlar.

Ve maalesef bildikleri halde süreci canlandırdılar.

Beyaz Saray’daki görüşme sırasında, bir başka senatör, Trump’ın en yakın destekçilerinden Lindsey Graham’ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, “Şimdiye kadar kimsenin başaramadığını başardınız; bütün Amerika’yı Türkiye karşısında birleştirdiniz” dediğini Fox News duyurdu.

Kongre’nin iki kanadından -Temsilciler Meclisi’nden 16 oya karşı 403, Senato komisyonundan 4 oya karşı 18- açık ara aleyhte çıkan oylar o sözün açıklaması gibi. 

Reklam

Türkiye karşıtı siyasi cepheyi hareketlendiren bir unsur da, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile arasında özel bir ilişki bulunan ve her fırsatta Erdoğan’a hayranlığını belli eden Trump’ın kendi geleceğinin tehlikeye girmesi.

Kendisini azletmeyle sonuçlanabilecek süreç şu sırada Senato’da ve orada yapılacak oylamada Trump’ın her senatörün oyuna ihtiyacı var. Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan da ABD Senatosu’nda şu sıralarda pek az dosta sahip.

Sonunu getirmek üzere başlatılmış azil sürecini ve Trump’ın siyasi rakipleriyle mücadelesini burada izlerken hayretler içerisinde kalıyorum. Resmen karşısında Amerikan derin devleti olduğuna inandığını belli ediyor Trump; kısa süre önce göreve atadığı önemli koltuk sahiplerinin de karşı cepheye geçtiğini alenen ileri sürüyor. Gözünün kimseyi gördüğü yok.

Hedefinde en son ülkesinin iç güvenliğinden sorumlu kurum olan FBI var.

Dün, ABD Senatosu’nun komisyonu Türkiye’ye yaptırımları görüşürken Trump da Hershey/Pensilvanya’da düzenlediği mitingte FBI’ın başına 2017 yılında kendisinin atadığı Christopher Wray’i sert sözlerle eleştiriyordu. Sebep, kendisinden önce FBI tarafından hazırlanmış bir raporu Wray’in de sahiplenmesi.

Rapora göre, Trump’ın ipi göğüslediği 2016 başkanlık seçimine Ruslar’ın müdahale ettiği iddiaları gerçek.

Trump ise 2016 seçimine Ruslar‘ın kendisi lehine müdahale etmediğini, seçime müdahalenin Ukrayna tarafından rakibi Hillary Clinton için yapıldığını ısrarla iddia ediyor.

İnandırabiliyor mu?

Evet, inandırabildikleri de var, ama yine de üslubu kendi partisinden bazılarına da batıyor.

Onun da endişesi, oylarına muhtaç olduğu Kongre üyelerinin kendisiyle ilgili azil oylamasında karşısına geçmeleri…

Senato komisyonundan geçen yaptırımlar arasında birkaç bakanın ABD vizelerinin iptali ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın servetinin araştırılması gibi daha önce hiçbir ülkenin siyasilerine karşı akla gelmemiş ve dostluğa sığmayan maddeler de var.

Sanki ikinci adım Türkiye’yi NATO’dan çıkarmak…

İkili ilişkiler son yıllarda hiç bu kadar zora girmemişti. 

ΩΩΩΩ

47 YORUMLAR

  1. Nedense Sadam olayini islerine gelmedigi icin mi? yoksa bilgileri yokmu?
    yoksa koca koca devletleri kandirarak oralara iltica edenlerin yalanlarina inandiklarini kimseler soyleyemeyen istihbarat servislerinimi koruyorlar yoksa tuzaga dusduklerini kabul etmeye utaniyorlarmi hangisi bilmemde.irakli bir genc ingilterye veya baska bir avrupa ulkesine iltica edierken,”ben Saddamin gizli kimyasal silah yapitigi birimde calisiyordum yalanini uyduruyor mahkeme onun ilticasini kabul ediyor.
    bunu bir gazetede 11 eylulden sonra bu ortaya atildigi zaman okumastu. yalanci bir ilticaciye inaniyorlar diye.
    simdi siz ne bekliyorsunuz dunyayi kandiran irakli bir yalanci bizi tuzaga dusurdu mu diyecekler.

  2. Osmanlı İmp 1.Dünya Savaşı öncesinde İngiliz İmp. ile müttefik olsaydı topraklarını büyük ölçüde korurdu. Fakat İlber Ortaylı’nın söylediğine göre, tarih boyunca Osmanlı İmp.’nu destekleyen İngiltere bu sefer bunu istemedi. Zira sanayi devrimleri sonrası petrolün önemi çok artmıştı ve Osmanlı topraklarını parçalayıp istediği gibi dizayn edebilmek için Osmanlı’nın kaybedecek tarafta yer alması gerekiyordu. (İngilizler Almanya’yı yeneceklerinden emindi. Osmanlı’nın ise askeri-ekonomik-teknolojik gücü çok zayıftı ve ne tarafta olduğunun pek bir önemi yoktu). Ayrıca ince İngiliz aklı İslam Dünyasını temsil eden Osmanlı’ya doğrudan savaş açmak istemiyordu, Osmanlı Almanya’nın yanında savaşa katılınca bu sorun da ortadan kalkmış olacaktı. (Savaştan sonra da Anadoluyu işgal etmeyip Yunanlıları öne sürmüşlerdi).

    Bu konuyu neden hatırlattım, şunun için … Günümüzde Batı’daki küresel üst aklın bir kanadı eskiden olduğu gibi Türkiye’nin Batı kampında ve NATO’da kalmasını savunuyorken, diğer bir kanadı ise artık Türkiye’nin stratejik öneminin kalmadığını ve Batı kampından çıkartılmasını istiyormuş gibi gözüküyor. Gerçekte her iki kanat da Türk dostu veya düşmanı değildir. Türkiye karşıtı gözüken kanadın İslam ve Türk düşmanlığı gibi duygusal gerekçeler ile hareket etmesi mümkün değildir, zira böyle şeyler sıradan insanlara mahsustur. Bu davranışları ancak çok büyük ve derin bir planın parçası olabilir. (Olasılığı yüksek bir örnek senaryo aşağıdaki “paragrafta” verilmiştir).

    “Bir ülke NATO’dan çıkartılamıyor, ancak kendi isteği ile çıkabilir. Türkiye bir şekilde NATO’dan çıkma kararı alırsa mecburen Rusya tarafına geçecektir. Bu durumda Türkiye ile Türki Cumhuriyetler arasındaki ilişkilerin hızla gelişeceği açık. Bu süreç, bizzat Rusya içindeki Türk kökenli nüfus da dikkate alındığında Rusya Federasyonu’nun çözülmesi ve Türki Cumhuriyetlerin tamamen bağımsız bir yola girmesiyle sonuçlanabilir. Bu süreçte tepki gösterecek olan merkezi Rusya’ya karşı Türklerin yardımına yine ‘Batı’ koşacaktır.” Fakat derin devlet geleneği bakımından Rusya Almanya’dan (ve eski Osmanlı’dan) çok ileridedir, böyle bir oyuna geleceğini sanmıyorum. Diğer yandan çeşitli nedenlerle Türk-Rus stratejik ortaklığı da mümkün değildir. Putin ve ekibinin bu ince işlerde akıl yürütebilecek kapasitede oldukları kanaatindeyim.

    Üst akıl hesabını, belirlediği çıkarsal hedeflerine göre yapar ve acele etmez. Bunu yaparken de haddini bilip verimli davranır ve işlerin çoğunu sana yaptırır. Zayıf akıllar ise büyük bir davanın peşinde koştuğunu sanırken aslında üst aklın hizmetine girdiğinin farkında olmaz. M.K.Atatürk’ün siyasal İslamcıları ve Turancıları neden cezalandırdığını iyi anlamak gerekir.

    Tarih kitaplarında bir nostalji olarak kalan ve çoktandır süper güç olmayan Türkiye, devler arenasındaki bu çıkar savaşlarında harcanacak bir piyon devlet olmamalıdır. Öfkeyle kalkan zararla oturur, milli (ulusal) hesabımızı ince ince yapabilecek kapasitede akıllı ve birikimli siyasi liderlere/kadrolara ihtiyacımız var.

  3. Öyle bir şey duydum ki ekonomi gerçekten çok zor durumda galiba.

    Bilindiği gibi emekli maaşlarına sadece SGK haciz veya blokaj uygulayabiliyor. Bir de emekli maaşını teminat gösterip kredi almışsa bankalar. Fakat çevremdeki eş dosttan duyduğuma göre, vergi daireleri de emeklinin hesabında maaşı kadar bile para olsa alacağı için blokaj uygulamaya başlamış. Bu uygulama yasal olmadığı gibi ilk defa uygulanıyor ve internetten geniş kapsamlı olduğu anlaşılıyor.

    Anlaşılan devlet bütçesi o kadar berbat durumda ki emekli maaşlarına bile saldırıyorlar.

  4. III’ten devam; Yaptırım diye bir şey olabilir miydi hiç?!

    … Geçen süreçte işler maddi anlamda yoluna giriyorken diğer taraftan herkes kafa kafaya verip sakin sakin düşünme fırsatı bulmuştu. Bir konu Hanedanın ne olacağı konusuydu, statüsünü tayin ile bir sonuca başlamaktı. Çünkü çeşitli spekülasyonlar yapılmağa başlamıştı. Halkın Cuma namazları sonrasında büyük oranda katılımıyla gerçekleşen oturumlarda Hanedanlığın geleceği gündeme alınmıştı. Birkaç oturumdan sonra Hanedanlığın oy birliği ile sembolik olarak devamına karar verilmişti. Hanedan yönetimin halkın temsilcileri tarafından belirlenmesini benimsemişti. Halk aday gösterse bile herhangi bir hanedan üyesi halk temsilcisi olarak yönetimde aktif bir rol alamayacaktı. Ancak, Hanedanın en kıdemli ve saygın üyesi Meclis Başkanı olarak her dönemde hizmet verecekti.

    Allah indinde ve ümmete karşı DiNi sorumluluk bilinciyle ve gelecekteki stratejik önemi dolayısıyla, Halifelik bir duraklama sürecinden sonra tekrar yürürlüğe konmuştu. Bunun için Osmanlı’dan bağımsızlığını elde etmiş müslüman ülkelerle dostöa ve samimi bir şekilde görüşmeler başlatılmıştı. Neticede Halifelik merkezinin İstanbul’un Avrupa yakasında olmasına karar verildi ve bunun için büyükçe bir Külliye inşa edildi. Gerek M. Kemal Atatürk ve gerekse Hanedanlığın sürgün sürecindeki özel gayretleriyle Müslüman ve Hristiyan alemiyle dostluk ilişkileri zirvedeydi.

    Osmanlı’nın eski topraklarında akmakta olan Petrol nimeti gelirlerinin belli bir yüzdesi Halifelik bütçesinde toplanıyor ve İslam aleminin ve Afrikasya/Avrasya’daki yoksul ülkelerin kalkınma projelerine Türkiye önderliğinde aktarılıyordu. İslam ülkeleri büyük bir dayanışma, ümmet bilinci ile hızla kalkınmaktaydı. M. Kemal Paşa’nın önderlik ettiği bir Rönesans süreci yaşanıyordu adeta… Mehteran kurumu Üniversitelerle işbirliği içersinde Osmanlı motiflerini öne çıkaran özgün bir orkestra kurmuştu. Dünya coğrafyasında yaz-kış sürecinde turnelere çıkılıyor Osmanlı Müziği ve Batı Müziği alanlarında yeni yeni sentezler meydana getiriliyordu.

    Gelişen ilişkiler dolayısıyla Türkiye’de Almanca ve İngilizce bilenlerin sayısı hızla artmıştı. Buna mukabil Avrupa’da ise Türkçe öğrenenlerin sayısı da oldukça artmıştı. Türkiyedeki üniversiteler geliştirdikleri kaliteli eğitim programlarıyla hem müslüman ülkelerden ve hem de Avrupa’dan öğrencileri cezbediyordu. Burs olanakları her geçen gün art(tırıl)ıyordu.

  5. Türkiye yaklaşık 2011 den beri siyasal, sosyal ve hukuksal bir kriz yaşıyor.
    Ekonomi, krizin sebebi değil sonucu.
    Yüksek ateş hastalığın sebebi değil sonucu ve belirtisi olduğu gibi ekonomi de kokuşmuşluğun ve çürümenin sonucu ve belirtisi.
    Gerçekte hastalıklarda aşama olmamasına rağmen uzmanlar 4 aşamaya ayırıyor.
    1. aşama belitinin en az olduğu ve uzun aşama
    2. aşama ilkine göre beliti katlanıyor süre yarıya inyor
    3. aşama 2.ye göre biliti yine katlanıyor süre de yarıya iniyor.
    4. ve son aşama: Eve götür aşaması.Ne yapsan kar etmez.Vucut serumu bile kabul etmez.
    Ülkedeki krizin başlangıcı ve 2. aşamasına dair tarihler farklı olabilir.
    Başlangıcı 2011 yada 2012 olabilir
    2.aşama 7 Haziran 2015 olabilir
    3.aşama 1 Kasım 2015 tir
    4.aşama ise 15 Temmuz 2016.
    Türkiye’nin durumu maalesef bu.
    Merak ettiğim, azil riskini de arttımasına rağmen Trump neden Erdoğan’ın arkasında durup sahipleniyor.Üstelik Trump İsrail’in tamamen güdümünde iken Erdoğanın “ey İsrail” söyleminden vazgeçmediği bir ortamda.
    Yoksa bu tamamen bir söylem mi?

  6. Fehmi bey! şu an sizde buradasınız. Sizin bugünku yazınızda üstü kapali belirtiğıniniz gibi bu yaptirim senetoya gitmez gitsede geçmez…. Erdoğan ve Trumpin danişıklı dövüşleri. Yalnız Trump ile erdoğanın çakma aşkı 2020 nin ortalarında veya eylülül ayinda yerini çakma düşmanlığa bırakacak….
    Nedenmi? Trump 2. Kez seçilmesi içın Rahip tiyaturosu gibi bir tiyaturo sahneye koyup, hem Trumpın seçilmesini hemde erdoğanın baskın erken seçimi kazanmalarını garantiya aliyorlar.
    Bu arada erdoğan seçilsede seçilmesede Kazanan ABD kayip eden Türkiye olacak ayni zamandada Trump seçilsede seçilmesede TC nin ekonomisini çökerttiģi için kahraman olacak.

    Daha dün ABD li komutan Türkiye, İran ve Rusya işit dan daha tehlikeli olduğunu söyledi.

    Bizde gözleri kör kulakları sağır erdoğana tapmış hiç bir sifata laik olmayan varlıklar doğrulardan rahatsız olduklari içın doğrulari iftira olarak kabul ederlerken cahaletlerine cahalet katarak ve insanların gözünün içine hıç utanmadan baka baka hem iftira atiyorlar hemde hırsızlari savunuyorlar.
    17/25 ARALIK VE 15 TEMMUZ 2016 DA yaptıklarının suçunu binlerce çocuğa çektiriyorlar.
    15 temmuz darbesini hamile kadìnlar, ve garibanlara yaptılar kalkıp hiç utanmadan mağduriyet rolu oynadılar.

    Oynadığı oyunlarından Bir örnek:õnce Hidayet Karaca ve Ekrem Dumanliyi hapise attilar daha sonra tıpki adil öksüsüz gibi dumanliyi serbest birakarkıp tuzaklarına devam etmek için ona birde yutup kanalı açtılar.
    O ne yaptı kalkti A Gülü itibarsızlaştıacak bazi proğramlar yaparak çakma erdoğan düşmanlığı rolunu oynayarak Gülu itibarsizlastırip iftira çamuruna zemi hazirlama gayretinde iken birden sönū verdi. Nedenide onun gerçek amacıni öğenelerin olması. Onu o video’suna bende yorum yazdım ve
    serbest kalmasının nedenini sordum.
    Oyunlari tutmayınca.Şimdi 020 de erdoğani kahranan ilan etmek için ortadan kaip oldu.

    • İlave: bir soru, bir devlet başkani, yabanci bir devleti(abd) diş işleri bakani ile resmi olmayan tercüman olarak kendi lobici bakanini tercih edip 4 saat ne pilanlar yapmiş ola bilirler? Soru onlara avukatlik yapan burdaki trollere

    • Herkesin konuştuğu bir dönemde hadiselerin ilk elden şahitlerinden biri olan Dumanlı’nın ortadan kaybolmasını ben büyük kayıp olarak görürüm.

  7. II’den devam: Yaptırım diye bir şey olabilir miydi hiç?!

    …Halk her iki haftada bir Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde birlikte kılınan Cuma namazlarında Paşa ile bir araya geliyor, etkileyici konuşmalarıyla motive oluyor ve enerjiyle doluyordu…

    Böylesine geçen sekiz yıllık bir aradan sonra halk dişinden tırnağından arttırdıklarıyla Osmanlıdan kalan fabrikaları teker teker ıslah ediyor ve yeni fabrikalar kuruyordu. Bu hususta teknik elemanların bir kısmının Hanedan üyelerinin vasıta olmasıyla yurdışından geldiği biliniyordu. Ülkede yeni yeni kalem mallarda yerli üretim hızla artıyordu. Ülke Irak, Suriye ve Balkanlardan işçi alımına başlamıştı. Almanya ile ilişkiler gayet iyi durumdaydı.

    Bütün tarikatler işgücüne gönüllü katkı sağlamak konusunda birbirleriyle adeta yarışıyorlardı. Fabrika temelleri dualar eşliğinde manevi bir disiplinle atılıyordu. Tarikat ehli Paşa ile yazışarak eşyanın tabiatını inceleme işlerine de talip oluyorlardı. Her tarikatın yönetim komitesinde din alimleri ve eşyanın tabiatı konusundaki alimler birlikte çalışıyordu. Halkın bilim-teknik konusundaki eğitim seviyesi süratle yükseliyordu.…

    Paşa ve asker arkadaşları ülke çapındaki Cuma namazlarındaki halkla bütünleşmesinden oluşan ortak kanaatla Hanedanın yurda dönmesine karar verdi. Hanedan üyeleri de kaldıkları Almanya ve İngilterede boş durmamış Batı ile ilişkilerini üst düzeyde tutmayı başarmıştı…

    Aradan 17 sene geçtiğinde bu ülkelerdeki Universitelerle entegre olmuş, sanayinin motoru denebilecek 12 Üniversite harıl harıl faaliyetteydi. Bunların yarısı Türkiye’nin doğusunda, kalanı is Batısındaydı. Geçen sürede M. Kemal Paşa halkın katılımıyla büyük bir düğünle dünya evine girmiş ve evlilik sürecinde 3 çocuk sahibi olmuştu… Üçü de Üniversiteye büyük bir gayret ve özel ihtimamla hazırlanmaktaydı. Yıllar sonra M. Kemal Paşa yaşı kemale erip gözlerini kapıyorken çocukları mezun oldukları üniversitelerde birer profesor olmuşlardı. Paşa vefat ettiğinde çocuklarından üçer torun sahibi de olmuştu…. kız veya erkek herbirinin soyadı “Atatürk” idi.

    Devamı III’de…

  8. ahmet!Erdoğan ın mal varlığını araştırmak için, CHP meclise önerge veriyor.MHP taş koymaz,AKP ye payanda olmazsa; Erdoğan ın mal varlığını araştırma önergesine evet oyu verirse, öğrenirsiz.Birilerinden istemeyin,meclisten isteyin.Araştırsınlar,herşey açığa çıksın.Araştırma, ABD ye ve diğer Ülkelere kadar genişletilsin.Hiçbirşey gizli kalmasın.Vatandaş bunu araştıramaz.Bunun işi mecliste.

  9. Bu günkü yorumumu da yazarımızın yazısı
    hakkında değil,bazı “yorumcular” hakkında
    yapacağım.

    Bir ara Kılıçdaroğlu Man Adasına milyon dolarlar kaçırıldığına dair bir iddiada bulunmuş,konunun mahkemeye intikal etmesi üzerine yurt dışına para gitmediği,
    bilakis Türkiye’ye para geldiği CHP’nin
    mahkemeye sunduğu belgelerden anlaşılmıştı.

    ABD’de veya dünyanın başka bir yerinde
    bir iş yapan,bir faaliyette bulunan,bir şey
    alıp satan insan bunun gizli kalmayacağını
    bilir.Çünkü günümüzde hiç bir şeyi gizlemek mümkün değil.Bu sebeple, aldığını,sattığını,yaptığını, ettiğini, tuttuğunu buna göre yapar.Yaptığı iş
    meşru bir işse bunu başkaları duyacak
    diye yapmamazlık etmez. Meşru olmayan
    bir işi de kendini bilen bir insan yapmaz.

    Öte yandan Türkiye’den uzakta yaşayan
    zeka seviyesi ortanın altında olan bazı kişiler,yalanı uzaktan sallayınca,
    iftirayı uzaktan atınca inanılacağını
    sanıyorlar;yalan söylemede pek mahir, iftirada pek çevik davranıyorlar.Herhalde
    bunu hocalarından öğrenmiş olmalılar.Kır atın yanında duran,ya huyundan,ya suyundan diye boşuna denmemiş.Günlük
    olarak ortalama 8-10 yalan söylüyor bu tipler.Bunlara literatürde trol ya da troliçe
    deniyor.Bu konuda troliçe daha maharetli görünüyor.

    Yakın bir zamanda Ahmet Hakan bir programda Bilal Erdoğan’a kendisi
    hakkındaki iddiaların hepsini sordu.
    Bu proğramı izleyen,şiddetli muhalif
    bir gazetenin muhalif bir yazarı,”Galiba
    Bilal Erdoğan’a haksızlık etmişiz” demek durumunda kaldı.

    İşte İstanbul’u aldınız.Bütün bilgiler elinizin altında.Yolsuzluk diye,israf diye bula bula hizmet için kiralanan renault marka sıradan otomobilleri,kamyonetleri buldunuz.Bu araçların sayısı çok dediniz, yeni araç kiralamak için ihale açıp daha pahalı fiyata araçlar kiraladınız.

    • Hiçbir iktidar yaptığı yolsuzluğun belgesini bırakmaz. Ancak yolsuzluktan zenginleşen bir adam genç bir sevgili ile karısını aldatıp bir de boşarsa eski karısı bunun üzerine savcılığa ihbarda bulunursa ortaya çıkar. Yolsuzlukların delili, bu işlerden zenginleşen iktidara yakın kişilerin sayısının gözle görülür bir şekilde artmasıdır. AKP neden İstanbul Belediyesini bırakmak istemedi sizce? Neden büyük ihaleleri hep aynı 5 inşaat şirketi aldı? TÜRGEV’e gönderilen 100 milyon dolar havale neydi (10 dolar eksik)? 17-25 yolsuzluk operasyonlarının gerçek olduğuna ne kadar çok kişinin artık ikna olduğunu yapılacak ilk seçimde göreceksiniz.

    • Yahu tamam namerttirler, eyvallah. Fakat bari şu S-400’leri kullansaydık da içimiz rahat olsaydı. Bu füzeleri ABD ile aramızı açıp Rusya’ya yanaşma gerekçesi yapmak için mi aldık? Malum kişilere neden Avrasyacı deniyor?

  10. “Sanki ikinci adım Türkiye’yi NATO’dan çıkarmak…” (F.K.)

    Bu konuda duyduğum şüphelerle ilgili birçok yorum yazmıştım. Haber alma kaynakları geniş olan Fehmi Koru’nun da bunu açıkça dile getirmesi şüphesiz ki büyük önem taşıyor.

    Şimdilik şu kadarını söyleyeyim.

    PKK kontrolünde bir Suriye Kürdistanı’nın sınır komşumuz olarak kurulması Türkiye için “çok önemli veya hayati” kategorisinde bir sorundur. Fakat Batı’dan kopmak ve NATO’dan çıkmak ise Türkiye için bir BEKA sorunudur. Bu durumda Türkiye’nin güvenlik açısından Suriye ve Irak’tan bir farkı kalmaz.

  11. Osman Ünlü hoca,bugünkü Türkiye Gazetesinde; İslamiyet, kılıç zoruyla yayılmadı,diye bir palavra atmış ortaya.Osmanlı 88 ülkeyi ve III. Murat döneminde (1595) 19.902.000 km2’yi aşan alanı barışla mı elde etti.O devletler,”Ay!Osmanlı topraklarımızı istiyor.Ne şeref!Hadi onlara hibe edelim.” mi dediler?Alın , sizin olsun mu dediler?Kılıçla alınmadı mı oralar?Asya ya islamiyet kılıçla yayılmadı mı?İran kılıçla alınmadı mı?751 yılında Çin ile yapılan savaş kılıçla olmadı mı?Çin ile olan düşmanlıktan ötürü Türkler,İslam orduları safına geçmedi mi?Kuzet Afrika,İspanya daki Endülüs varlığı kılıçla olmadı mı? Yalan söyleyen tarihiniz, acaba utanacak mı?

    • Nihai analizde, “Ahiret”te utanacaklar bellidir: “Şirk koşanlar”….

      İnsanlarası anlaşmazlıklarda o devirlerde yöntem olarak kılıçtan başka bir şey mi vardı? Hristiyanlığın dünyanın çeşitli yerlerine ve çok daha bariz bir örnekle Kuzey ve Güney Amerikaya yayılması kılıç ve tüfekle olmadı mıydı? O dönemlerde dinlerin insanlar üzerindeki etkileri şüphesiz çok daha fazlaydı.

      Müslümanların DiN’lerini hakim kılmak işteyişinin yegane sebebi insanların Allah katında doğruluk DiN’i olan İslamiyete integrasyonudur. Bu inanca göre (ki ayetlerle sabittir) bir tek insanı kurtarmak bütün insanlığı kurtarmak kadar değerlidir. Kurtarılmak istenen konu bariz olarak cehennemdir. Allah’ın Şirk konusunu affetmeyeceğini o dönemki müslümanlar çok daha iyi biliyorlardır. Cehennemin ne olduğunu bilir misin sen? ve tek bir canı cehennemden kurtarmanın anlamını?

      Kılıç veya tüfekten cüzi miktarda insan kaybı yaşanabilir ve uygulamada “şer” türü taşkıntılıklar da olmuş olabilir (beşer şaşar). Ancak, bir miktar “şer” bile olmuş olsa, ondan sonra nesil nesil insanların Cehennemden kurtulabilmesi çok daha “hayırlı bir iş”tir. Üstelik, İslama davet konusunda dört bir yana elçiler mektuplar gönderilmiş. Bu konu da tarihi belgelerle sabittir. Haksızlık etmeyin, ahiret gününde (Judgement Day) utananlardan olmayın. Hz. İsa, Hz. Musa, ve Allah’ın diğer peygamberlerini de utandırmayın.

  12. Ahmet bey!
    Onu CHP ye sorun onlar size açıklar. Neyse ben genede sizi kırmamak için sadece birtanesini yazayim kizinin vakfinin bir yıl içınde vakfa giren paranın sadece vergisi 100 küsür miliyon dolarlık makbuzu buranin vergi dairesi CHP ye vermişti. Muhammed Alinin Çiftliğini falan aldılar bunlaride googledan bulun.
    Hem bana niye soruyorsunuz kendisine sorun ABD neden senin mal varlığıni araştiriyor diye.
    Bilala giden 100 miliyon dolaride oğluna göndermek için TÜRKIYEDEN nasıl çıkardığınide sorun.
    Hatta bunlari Davutoğlundanda sorabilirsiniz. Hani susturmak için elçi gönderdi ya!
    Ha birde Micheal Rubinin 2016 yiĺindaki abd ye giren paralari yazdığı makalesindende okuyabilirsinizde.
    Kavakci Aylesini cumbur cemaat ordan belediyelere kadrorlu memur göstererk burdaki işlerini aksatmamalari için hem oradan maaş hemde burada güya doktora yapiyormuş gibi birde burdaki masraflarınide karşilayan Tayip Cumhurriyeti devletindende sorun.
    Üf be yoruldum derler ya zengini mali fakirin çenesini yorar diye. Benimde ellerimi gasp edilen mallarımızi yazmak yoruyor.
    Haa size bir sorum olacak.
    Bu fakir fukaranın hakkını kendisi ve ailesi yiyiyor… ya kardeşim bari eş dost ahbap lara peşkeş çekmesin.
    Bir şey daha sorun T.H YOLLARI Tayyip Hava yollarımı olduda burada senede 5/6 kez 250 kişilik guruplari toplayip bizlerin vergisi ile bedavadan orayi gezdiriyor?
    Haa biŕşey daha hatırlatayim siz bir vatandaş olarak ABD ve AB ikisinde reisin buralardaki mal varlığını sorabilirsiniz, yüzünde ftogirafıni çekin onuda dilekçenize ekleyin.
    Birde ben sizin babanizin hizmekerimiyimde siz herşeyi benden soruyorsunuz.

    • Bir yanda Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali’nin islam anlayışı, diğer yanda Ebu Süfyan, Muaviye, Yezid’in islam anlayışı. Dindar halk ilkinin peşinden gittiğini sanırken pratikte ikinci zihniyeti desteklemişti. Gerçekler ortaya çıktıkça tavırlarını düzeltmeye başladılar nihayet. Darısı henüz jetonu düşmeyenlerin başına.

    • Nurdan hn Ya biz gündemi takip etmiyoruz yada size yalan yanlış bilgiler sunuyorlar. Şöyle bi görsek
      tapu kaydı mı var yoksa başka bir belge mi bi anlasak yukarıda bekir kardeşimiz konuyu açıklamış.
      Yalnız şunu sormak istiyorum .ABD nin başına bu kadar bela açan silah endustrisine ciddi darbe vuracak S400 den dolayı ABD şu ana kadar Bu belgeleri açıklayıp yerinden etmezmiydi onu .
      Ben yalnız şunu biliyorum bir zamanlar Saddam hakkında da ne iftiralar atmışlardı .Bilmem nerdeki belgesellerden alınmış görüntüleri saddam ın marifetleri diye dünyaya afişe etmişlerdi.Sonra ne oldu Adamlar ( başta İngiltere başbakanı ) özür diledik biz YALAN HABER YAPTIRDIK DEMİŞLERDİ. sonra ne oldu olan masum IRAKLILARA oldu . Şimdi AYNI TEZGAH Türkiye için oynanıyor bunu görün artık .
      Kaddafiyi gönderdiler ne oldu Saddam gitti ne oldu .Mısırda ne oldu bunları biraz düşünün.
      Sn ErdoğanIN yokmu hataları sizden daha fazla kızıyorum ve eleştiriyorum ANCAK çamur at izi kalsın mantığıyla hareket etmeyelim. 15 temmuz da uçaklarla 20 milyar dolar para kaçırdı demişlerdi .Sayı saymasını bilen adam okadar nakit paranın o uçağa girmeyeceğini bilir.
      LÜTFEN OLUMLU ELEŞTİRİ YAPALIM FAYDA GETİRECEK ELEŞTİRİLER YAPALIM İFTİRA ATMAYALIM .
      ERDOĞAN BABAMIN OĞLU DEĞİL .ETRAFIMIZDAKİ ÜLKELERE BAKALIM .YERLE YEKSAN MI OLALIM YOKSA
      ETRAFIMIZDAKİ BELALARI DEF EDİP SONRA MI HESABI KESELİM YÖNETİCİLERE

      • ABD derin devletinin Erdoğan’ı iktidardan düşürmek istediğini nereden çıkarıyorsunuz? Türkiye gibi yabancı sermaye ile ekonomisini yürüten bir ülkede, yabancı sermayenin %30’unu kesseler dolar 9-10 TL olur ve Erdoğan gider. Ama yapmıyorlar, neden acaba?

    • nurdan hanım merhaba!
      – Ahmet isimli yorumcu sanki gerçekten ülkede ne olduğunu bilmiyormuş ve sanki gerçekten de yolsuzluk yapılıp yapılmadığını öğrenmek istiyormuş gibi yorum yazmışınız.
      – Bu yorumunuzla, marsta yaşayan, dini bütün, bu nedenle de akpli, ama akpnin yolsuzlukları hakkında birtakım duyumları olan bu nedenle de, yanlışlıkla soyguncuları desteklememek için işin aslını öğrenmeye çalışan, masum, ahlaklı, dürüst, vicdanlı bir adam muamelesi yapmışınız ki bence sizin ahmet isimli kişiye bu iyiliğiniz, bu yılın zekatı sayılabilir.
      – Ahmet isimli kişinin de hakkını vermek lazım.
      – Öyle masum tavırlara giriyorki, bazen ben bile inanıyorum.
      – “olamaz” diyorum. bir insan bu kadar masum, bu kadar saf olamaz.
      – en azından çalışan bir havalanını yıkıp yeni bir havalanı yapılmasını, ülkeyi batırma pahasına, birkaç kişiye acıyıp onları zengin etmek için vicdan duygusuyla yapıldığını düşünemez.
      – Telekomun hariri ailesine zekat için yağmalattırıldığına inanamaz.
      – şehir hastanelerinin, hastane sahiplerinin iyiliği için, sırf onların çoluk çocuğuna acıdığı için yaptırıldığını düşünemez.
      – Termik santral sahiplerinin çocuklarının muhtaçlığa düşmemesi için, halkın zehirlenmesi pahasına filtre takılmamasını bir vicdan borcu olarak kabul edemez.
      – kaz dağlarında ağaç kesiminin, ülke topraklarının satılmasının, kanadalı şirket çalışanlarının çocuklarına acınması nedeniyle gerçekleştirildiğine inanamaz birisi.
      – Olamaz böyle birisi.
      – Ahmet bir yanılsama olmalı. Böyle bir mahlukat olamaz.
      – Belki, kuantum insanı olabilir.
      – Bir de, öylesine masum, öylesine zavallıca soruyor ki, “bu ülkede hiç mi iyibirşey yok?” var tabii ki.
      – Var tabii ki.
      – Dünyanın en zengin beşinci devlet adamı ülkemizden.
      – Dünyada, en fazla kamu ihalesi alan firmalardan 5 tanesi ülkemizden.
      – Ülkemizdeki yıllık hasta ve yıllık ameliyat sayısında rekor artış ülkemizde.
      – murat muratoğlunun yazısından alınan rakamlar aşağıda:
      – Yıllık muayene sayısı 209 milyondan 800 milyona, yıllık ameliyat sayısı ise, 3 milyondan 15 milyona çıkmış.
      – Bu artışı “bizi afrine götür” diyen akpliler sayesinde gerçekleştirseydi, ben de bu hükümeti destekleyecektim.
      – Hala da, aynı karardayım. Afrine, libyaya akplileri- mhplileri götürsün. bu akpye oy vermezsem namerdim.
      – Ispanaktan, nardan sadece akpliler- mhpliler zehirlensin. Oy vermezsem namerdim.
      – Ülkeye getirilen hasta ineklerden sadece akpliler-mhpliler şarbon olsa, oyum kesinlikle cumhur ittifakına olur.
      – Ülkedeki işsizler, akp ve mhplilerden oluşsa, yine oyumu akpye seve seve veririm.

      • Merhaba Hamza bey! haklisiniz cok mahsun.
        yalniz siz birtanesini unutmussunuz oda gurur duydugumuz!karada havada ve denizde saraylari olan tek devlet adamide bizim olani.

        Hamza bey aslinda son 3 haftada Turkiyeyi getirdikleri vahim durumlardan birisini ogrendim, esas onu yazamayi dusunuyorum. yalniz once bir girdigim soktan cikmam lazim.
        oy verme konusunda beni bagislayin, bunlar gokten zembille inseler bu kez sizi takip edemem:)

      • Hamza kendini ne ……. zannediyorsan sabahtan akşama insanlara hakaret etmeyi marifet sanıyorsan söylenecek çok lafım var da bu siteyi kirletmek istemiyorum.Çünkü yeteri kadar seviyeyi düşürdün. Kötü söz sahibine aittir. İnsan herkesi kendi gibi bilirmiş.

        • ahmet!
          – hangi lafım hakaret?
          – Ya da soruyu düzelteyim:
          – Hangi lafımı hakaret kabul ettin?
          – Biraz değişik birisin. hakaretimi övgü, övgümü de hakaret zannedebilirsin.
          – “kuantum insanı” lafına mı alındın yoksa, yoksa marstan gelmiş gibi ifadesi mi seni rahatsız etti?
          – Hakikaten merak ettim. Senin durumuna uymayan birtane ifadem yok. Ya da ben öyle düşünüyorum.
          – Ülkede 5 milyon işsiz var. Bu 5 milyon işsiz, kanki kurumunun açıklaması ve bu kanki kurumunda, son 4 haftadır iş arayanların yekünü.
          – işkura 4 haftadan bir gün önce başvurmuşsa işsiz sayılmıyor.
          – Sen bu durumda bile, “ama canım ülkede iyişeyler de oluyor” diyen adamsın.
          – Senin yanında rüşvet pazarlığı yapsalar ve videoya çekip tekrar tekrar gösterseler hala kanıt ararsın.
          – 5 milyon işsiz. kanıtlı. fazlası var eksiği yokken, hala ve hala, o işsiz insanlardan da utanmadan, “ama canım ülkede iyi şeyler de oluyor” diyebiliyorsun.
          – Senin durumun bu şekilde iken, nurdan hanımın sana, ülkenin soyulduğunu ispatlamaya çalışması, seni normal bir insan gibi görmesinden yani, sana itibar kazandırmasından başka bir anlama gelmez ki bence bu da zekat yerine geçer.
          – “Yok, zekat ayrı nurdan hanımın bana yaptığı iyilik ayrı” diyorsan o zaman tartışırız.
          – Onun dışındakiler tartışmasız bir durum.
          – insanlar intihar ediyor.
          – Hiç vicdan azabı duyuyor musun?
          – “Benim, o insanların intiharında sorumluluğum var” diyor musun?
          – Evine ekmek götürmek zorunda olan insanlar senin için magazin. Sen, evine ekmek götürmek zorunda olan insanların acısını bilemezsin. umurunda da değil zaten.
          – Bir de çıkıp, bana iyi adammış gibi yazılar yazma.
          – Sen git, bernarla tartış.

  13. Evet,Erdoğan birilerine Nobel Ödülü verilmesine hazmedemiyor.Kıskanıyor çünkü.Bu ödülün kendisine verilmesini yıllarca bekledi.Ödül verilseydi eğer,yandaşlarına oyalayacağı bir oyuncak verecekti ellerine.Oyna babam oyna.Bakın gördünüz mü,Erdoğan ın kıymetini BM bile kabul etti.Bir siz kabullenmediniz,diyeceklerdi muhaliflere.Dünyaya da höykürecekler.Bakın Türkün gücünü.BM leri fethettik.Dünya bize eğilmelidir,diyeceklerdi.Ödül verimeyince Erdoğan kıskandı ve küstü.Yoksa Bosna filan onların umurunda değil. Umurlarında olsaydı o zamanlar; Türkiye, Bosna ya asker gönderir ,yanlarında savaşırdı.O zaman biz iktidarda değiliz filan diyeceklerdir.İktidarda değildiniz ama,o zaman ortalıkta yok muydunuz?Vardınız.Ne yaptınız?Hiç.Sadece Sırbistan ı telin ettiniz.Oturdunuz tv nin başına naklen seyrettiniz Bosnalıları. Hani,Irak daki Musul ve Kerkük için ne yaptınız?Hatırlayın.Milis çetesi pardon ordusu kurup Musul ve Kerkük Türklerine askeri destek verdiniz.Musul ve Kerkük ü haritamıza katarız dediniz.Aynısını o zaman Bosnalılar için neden yapmadınız?Aynı kararlılığı niçin göstermeniz?Sizler ,o zman da vardınız. Erdoğan ın höykürmesi koftiden.İşte bakın Erdoğan haksızlığa boyun eğmiyor reklamı içindir.Bm.Erdoğana bir Nobel Ödülü verseydi problem çıkarmazdı. Erdoğan a yahudi övünç madalyası verdiler.Ne yaptı Erdoğan?Siz ,Filistinde katliam yaptınız.Siz çocuk katletmesini iyi bilirsiniz dedi Davos da.Çıkarıp verdikleri övünç madalyasını iade etti mi?Hayır.O madalya hâlâ Erdoğan ın göğsünde takılı. Erdoğan ın bütün höykürmeleri reklam içindir .Karşısındakileri ürkütmek ve korkutmak içindir, koftidendir.BM ,şimdi diyecektir ki;Erdoğan ne yaptı da, biz ona ödül verelim?Haklılar.O zaman onun için bir ödül uyduruverin.Mesela Avrupa insanlarını tehtit etti.Dışarı çıkamayacaksınız dedi.En iyi tehtit etme ödülü verin.Avrupa ve dünya liderlerine kafa tuttu.höykürdü.En yiyi kabadayılık ödülü verin. Irak ve Suriye toprakları üzerinde hak iddia etti.Misak ı Millimiz dedi.Osmanlı toprakları olduğu için oralar bizim hakkımız dedi.En iyi istila ödülü verin. Suriye de İşid(Erdoğan Deaş diye bir isim taktı)terör örgütüne destek için thy ile Afrika dan militan taşıdı.Türk sınırlarındaki denetimleri kaldırıp onların serbestçe girip çıkmasına ve örgütün gücün artmasına çalıştı.Militanların Türkiye de tedavisini sağladı.Onaara silah ve lojistik destek sağladı.En iyi terör destekçisi ödülü verin.Bakmayın şimdi Işid düşmanı olduğuna.Işid Türkiye de teör faaliyeti yürüttüğü için böyle davranıyor.Yani besledi kargayı oydular gözünü,Onun için, Işid karşıtı oluverdi. Radikal terör örgütlerini savundu.Bana ışid,El Kaide terör yapıyor,gasp yapıyor,ırza geçiyor,kafa kesiyor dedirtemezsiniz,Onlar terörist değil,sadece heyacanlı çocuklardır dedi Erdoğan.En iyi terör avukatlığı ödülü verin. Terör örgütlerine silah gönderirken ,Türk emniyet kuvvetleri tırları yakaladı,gazeteciler gerçeği ifşa etti.Erdoğan bu güvenlik elemenlarını ve gazetecileri tutuklatıp hapse attı ve hain damgası vurdu.En iyi kıvırma ödülü verin. Suriye deki istila projesini örtbas etmek için, Suriye ye barış ve huzur götürüyoruz diyerek bombalar yağdırdı Suriye üzerine.Palet palet,kurşun kurşun,tonlarca bombalar hep Suriye nin özgürlük ve demokrasisi için dedi.En iyi barış,demokrasi,özgürlük ödülü verin. Doğu akdenizdeki istilaları için,Mavi vatan projesi yürütüyor.Vatan için gerisi teferruattır,yani önemsiz ayrıntıdaır söylemlerini şimdi de Doğu Akdeniz de yürütüyor.Orayı da özgürleştirecekmiş.En iyi sahtekârlık ödülü verin. Türkiye de, toplumu şucu bucu diye ayrıştırdı .Kürt-türk,sağcı -solcu,akpli-chp ve hdp li ,alevi-sünni diye ayırdı ve birbirine düşürdü.En iyi bozgunculuk ve fesatçılık ödülü verin. Türkiye de bir alyans ile iktidara gelip milyar belki trilyon dolarlık servet sahibi oldu.Oğullarının gemi filoları için gemicik dedi.Yurt dışında ortaya çıkan sahte şirketleri için ticari dahaları dedi.ABD, mal varlıllarınıza tetbir getiririz ,diyince ;doğru ,ABD ye koştu.Aman ha! Dedi.En iyi hırsızlık,talan ve soyguncu ödülü verin. 17/25 aralık yolsuzluk olaylarında,yargı ve emniyet üzerinde algı çıkarıp ;onları tarumar etti.Başta kendi oğlu olmak üzere, bakanları ve bakan çocuklarını kurtarmak için yargıyı ve meniyeti müdahale etti ve kendine bağladı.En iyi güdümlü yargı taktiği ödülü verin. Türkiye de kötü yönettikleri ekonomi yüzünden ,halk açlık sınırında yaşıyor.Memelektte para var mıda verelim dedi.Kendilerinin bir eli yağda bir eli balda.Yandaşlarını ballı maaş ve ihalelerle servet üstüne server kazandırıyor.Halk sefil iken,bizde kıriz mıriz yok diyebildi.En iyi partili cumhurbaşkanı ve yandaşı kollama ödülü verin. Bozuk ekonomi politikaların sorumluluğunu dış güçlere ve muhaliflere yükledi.Kötü ekonomi politikalarında cehaletlerini ,becerisizliklerini,soygunlarını gizledi.En iyi ekonomist ödülü verin. Memeleket borç batağında yüzerken israflarla borca borç kattılar.Kamudaki harcama çerez parası dedi.Kamudaki israf had safhasını da aştı.En iyi israfçılık ödülü verin. Anayasa değişikliğinde hayır oyu verenleri terörist ve darbeci ilan etti.Öncesinde de kendilerinden olmayanı teröris,hain,ajan,darbeci,terörist sevici ilan etmişti.Hakim ,savcı benim dedi.En iyi hakim ve savcı ödülü verin. Erdoğan ın 17 yıllık iktidarı döneminde,emniyet ve güvenlik kalmadı.Her yer piskopat dolu.Suç ve suçlu patlaması yaşanıyor.Erdoağn ve yandaş medya sessiz.Hiçbir önlem almıyor Erdoğan.Hatta ceza indirimi yapacaklarmış.Türkiye de sabah evden çıkan akşama cenazesinin çıkması olasılığı hayli yüksek.Belki cenazesi aylarca bulunamaz.En iyi adalet ödülü verin. Bakın gördünüz mü,Erdoağna ne ödüller verilirmiş?Erdoğan ı bu ödüllerle boğun ki kıskanamasın.Kendisi sonuna kadar hak ediyor zaten. Ha!Erdoağn ın ABD yaptırımalrına filan taktığı yok.Onun endişesi;kendisin ,ailesi ve yakınları ile yandaşalrının mal varlıklarına tetbir konma ihtimalidir.

  14. I-Yaptırım diye bir şey olur muydu hiç?!

    Biraz empati yapalım. Diyelim ki bize özel bir düğmeye basmakla zamanı geriye sarmak mümkün olmuş olsun. Kurtuluş savaşından çıkılmış; ordu muzaffer. Osmanlı hanedanı şartlı olarak 10 yıllığına yurtdışına sürülmüş. İlk Cuma yaklaşırken ülkede sivil hükümet kurulma hazırlıkları hız kazanmış. O gün geliyor. Gazi Mustafa Kemal Paşa halkın mühteşem katılımıyla Sultan Ahmet’te Cuma namazı kıldırıyor. Revizyon düğmesine basalım, istemiyorsa kıldırmasın diyelim. Ülkede savaştan sağ çıkabilmiş ileri gelenler ve ordu komutanlarıyla ilk safta namaza duruyor… Huşu içersinde namaz kılınıyor, hutbe sırası geliyor. Sultan Ahmet tıklım tıklım dolu olmasına rağmen çıt yok, muazzam bir disiplin var. Ordu kumandanlarının tebessümlü bakışlarıyla Paşa hutbeye işaret ediliyor. Gazi tebessümlere tebessümle cevap vererek yerinden kalkıyor hütbeye çıkıyor ve konuşmağa başlıyor.
    “Kardeşlerim, Allah’ın inayetiyle bu günleri gördük. Hamdolsun!” dedikten sonra duraksayıp cemaata bakıyor bir an bekliyor. Cemaat o an birbirine bakıyor. Ardından gür bir sesle hepbirlikte “Hamdolsun” diyor. Paşa devam ediyor “Arkadaşlar, içinde bulunduğumuz durum bir ibrettir. Bu duruma mahkum olduysak bu Allah’tandır. İbretle ilgili, aklı kullanmakla ilgili ayet ve hadislere uzun uzadıya girmeyeceğim. Artık peygamber gelmeyeceği malum. İnancımız doğrultusunda aklımızı rehber edineceğiz. Kuran’da buyurulduğu gibi “Allah, aklını kullanmayanlara kötü bir azab verir. (Yunus 100). İçinde bulunduğumuz ibretlik durum azabın dünyadaki hayata yansımasıdır. Aklımızı kullanarak geleceğimizi planlayacağız. Atalarımızın önemini anlamakta geç kaldığı Bilim-Teknik ve süratle kalkınmak hepimizin birinci vazifesidir. Topyekün çalışarak bunu başaracağız. Namazdan sonra geniş bir oluşturarak fikir teatisinde bulunacağız. Sorusu olan-fikri olan-katkısı olacak kardeşlerimiz bu oturum için kalabilirler”….

    Devamı II’de…

  15. Ülkenin hem içeride hem de dışarıda ilişkileri kötüleşti. Orhan Gazi’nin oğlu Sultan Murat’a “Dostlarının sayısını artır, düşmanlarının sayısını azalt” diye tavsiye ettiği rivayet edilir. Yönetim ise bunun tam tersini yaptı. Düşmanlarının sayısını artırdı, dostlarının sayısını azalttı. Göreve geldiği zaman ile şimdiyi kıyaslayın. O zaman kaç ülke ile kavgalı idik şimdi kaç ülke ile kavgalıyız. O zaman kaç ülke ile dosttuk şimdi kaç ülke ile dostuz.

    Ülke içinde de bugüne göre huzur ortamı vardı. Hiç kimse şimdi olduğu kadar haksızlığa uğramıyordu. Şu an büyük kesimler geleceğinden emin değil. İş Bankası’nın üzerine konulacağından bahsediliyor.

    Geçen gün Akit TV’de bir konuşmacı yarın bir olay olur olağanüstü hal ilan edilir bu kez de 500.000 kişi işten atılabilir. İnsanların mallarına bir anda el konabilir. Buna karşı çıktığınızda da siz de bunları zamanında yaptınız niye o zaman karşı çıkmadınız diyebilirler. Birileri de ben İmam-Hatiplileri devlet dairelerinde görmek istemiyorum diyebilir. Mahkemeden berat alanların işlerine döndürülmemesinin ileride çok kötü olayları da doğrubileceğini belirtiyordu.

    İlişkilerin hem dışarıda hem de içeride iyileşebilmesi için beyaz bir sayfaya ihtiyaç var. Ancak var olan sayfayı karartanların bunu yapabilmesi imkansıza yakın.

    • Akit TV’deki konuşmacının endişeleri … Babacan ve Davutoğlu’nun partileri kurulduktan sonra hala daha ben AKP’liyim diyenler olursa, onların endişe etmeleri gerekecek gibi gözüküyor. Zira toplumun çoğunluğunda büyük bir öfke birikti (kerhen müttefikleri MHP’liler bile dahil). Hatırı sayılır müeyyideler uygulanmadan bu öfke dinmeyecektir kanaatindeyim.

  16. Bütün bunlara rağmen Erdoğan “Trump atına” neden oynuyor?

    Trump ‘ın gitmesi halinde ülkesinin ve kendi başına neler geleceğini bilmiyor olamaz..buna rağmen?..

    İzninizle, tabi Sn. Murat Yetkin’in de izniyle, geçenlerde yazdığı, konuyla ilgili yazısından buraya bir alıntı yapacağım.

    “Peki, Trump’ın azli mümkün mü?

    Trump aleyhine dava açılmasına karar verecek olan Temsilciler Meclisinde Demokratik Partinin üstünlüğü var, 233 Demokrat milletvekiline karşı Cumhuriyetçilerin 197 üyesi bulunuyor; bir de bağımsız vekil var. Yani Demokratların basit çoğunluğu sağlamak için Cumhuriyetçilerin oyuna ihtiyacı yok. Dolayısıyla Meclis’teki süreç tamamlanırsa, Trump aleyhine görevden alma davası açılacak gibi görünüyor.
    Senatoda Cumhuriyetçi Parti üstün durumda; 53 Cumhuriyetçi, 45 demokrat ve iki de bağımsız senatör bulunuyor. Senato Başkanı, çoğunluk lideri Mitch McConnell’in, davanın görülmesini gündeme almayı geciktirebileceği ancak engellemeye çalışmayacağı yorumları yapılıyor. Başkanın Senatoda görülecek davada mahkûm edilmesi için üçte iki çoğunluk olan 67 oy gerekiyor ki bu, demokratların ve bağımsızların tamamına ek olarak 20 Cumhuriyetçinin de kendi başkanları Trump’ın devrilmesi için oy kullanmasını gerektiriyor. Dolayısıyla Trump aleyhine dava açılsa da Senatoda mahkûm edilip görevden alınması kararı çıkmasının, şu anda öngörülemeyen gelişmeler olmadıkça, imkânsız denebilecek kadar zor olduğu anlaşılıyor.

    Özetle, Trump aleyhine açılacak azil davasından güçlenerek çıkacak tarafın Trump olma ihtimali dahi mevcut.”

    Acizane, bende Yetkin’nin bu görüşüne katılıyorum.

    Böyleyse önümüzdeki döneme hem Trump ve hem de Erdoğan güçlenerek çıkacak iki lider olacak.

    Putin ‘in durumu ne olacak diye merak ediyorum.

    Tabiki moda deyimiyle “trokya” -dünya gündemini en fazla meşgul eden üç lider; Trump, Erdoğan ve Putin- önümüzdeki dönem gelişmelerine imzasını atacak liderler olacak.

    Peki ülkemiz ve yakın komşu coğrafyamız bundan olumlu mu-olumsuz mu etkilenecek?

    Doğrusu kendi adıma ben, bunca zamandır yaşananlara bakınca, bunun ülkemiz ve bölgemiz için olandan farklı, iyi yönlü gelişmelere evrileceğini umut edemiyorum!

    İnşallah yanılan ben olurum.

  17. Erdoğan, şu an ABDdedeki mal varlığını türk usulu en az zararla birilerine satiş yolu ile amenet etmek için, rus füzelerini kalkan olarak kullaniyor.
    O karar senetoda oylamaya sunulursa, 100 senator dan en az 90 tanesinin oyu ile geçer.
    O zaman Trump onu veto etmez ederse azil durumu olmasa dahi, onu biterler.

    • Nurdan hn cım bütün olayları erdoğan ın mal varlığı üzerinden yorumluyorsunuz.Açıklayın şunları da biz de bilelim malum bizler türkiye deyiz. Oralardaki tapu kayıtlarına ulaşamayız. Siz ise isterseniz çok kolay elde edebilirsiniz. Neyi var neyi yok öğrenelim .

      • ABD her zaman ki gibi ipi goguslemeye çalışıyor. Türkiye Libya ile anlaştığı için, Yunanistan Avrupaya, Avrupa da ABD’ye baskı uyguluyor. Türkiye etrafındaki çember gittikçe daralıyor. Muhtemelen Türkiye’yi erken seçime zorlayacaklar. Bu erken seçim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı saraydan indiren seçim olacaktır. Gidişat hem siyasi hem de ekonomik olarak kötüye gidiyor.

      • Erdoğan’ın mal varlığı açıklanırsa iktidardan gider ve artık kullanılamaz hale gelir. Fakat açıklamayıp da açıklamakla tehdit ederek istediğin gibi yönlendirebilirsin. Siz küresel oyuncu olsanız hangisini tercih edersiniz?

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız