“AB ile yeniden yakınlaşacağız” haberinden hiç heyecan duymadım.. Ya siz?

27

Son üç yıldır buzdolabına kaldırılmış olan Avrupa Birliği (AB) ile ilişkiler yeniden gündemimize giriyormuş…

Haberi, “İhtiyatlı bir iyimserlik içindeyim” notunu da düşürerek, Abdülkadir Selvi verdi bugün…

Dediğine göre, AB’yi Türkiye’ye Türkiye’yi de AB’ye yeniden yaklaştıran, bizi olduğu kadar AB’yi de rahatsız eden Trump‘lı ABD’nin tutumu olmuş…

“Bu süreçte siyasi iradenin cesaretlendirilmesi gerektiğine inanıyorum” diyor Hürriyet yazarı…

Ne demek istediğini anlıyorum anlamasına, ancak nedense heyecanına ortak olamıyorum.

AB üyeliği tarihi hakkımız

Türkiye, tarihi olarak da, Avrupa’nın bir parçasıdır. Osmanlı zevale yaklaşırken kendisine takılan yalnızca ‘hasta adam’ sıfatı değildi, ilk kez Rus Çarı I. Nikolay tarafından kullanılmış o sıfatın tam şekli ‘Avrupa’nın hasta adamı’ idi. Birinci Dünya Savaşı Avrupalı ülkeler arası bir hesaplaşmaydı ve Osmanlı o savaşta yerini Almanya yanında almıştı. Yine bir Avrupa-içi hesaplaşma olan İkinci Dünya Savaşı‘nda Türkiye çatışma dışı kalmayı yeğledi, ama savaşan tarafların ikisi de Türkiye’yi yanına çekmek için manevra üstüne manevra yapmıştı.

Avrupa ülkeleri bir daha savaşmamanın yolunun ekonomik birlik oluşturmaktan geçtiğini esas kabul edince, sonradan Avrupa Birliği adına alacak Avrupa Ekonomik Topluluğu‘na (AET) Türkiye de davet edilmişti.

Diğer davetli ülkeler AB üyesi olarak yollarına devam ederken Türkiye dışarıda kaldıysa, bunda, en az Brüksel kadar Ankara’nın da isteksizliği rol oynadı. Buna rağmen, 2004 yılı sonunda, Brüksel, Türkiye’nin AB üyeliği yolunu açabildi.

O yoldan inhiraf eden yine biziz.

Son yıllarda neredeyse bütün Avrupa ülkeleriyle aramızda sorunlar yaşandığını da bu tabloya eklemeliyim.

Elbette devletler ile yaşanan sorunlar veya uluslararası örgütlerle ihtilaflar diplomasi yoluyla çözülebilir. Nitekim, ‘göçmen sorunu’ Avrupa’nın korkulu rüyası olarak ortaya çıktığında, Almanya’nın başını çektiği ülkeler, Ankara tarafından hep ısrarla vurgulanan ‘vizesiz AB hakkı’nı tanımaya diplomatik bir hamle sonucu razı edilebilmişti.

Verilen mühlet içerisinde o söz yerine gelmediyse kabahat bütünüyle AB’nin değildir. Türkiye nedense kolayca yerine getirebileceği şartlardan uzak durmayı tercih etti.

Yeniden yakınlaşma, AB perspektifi içerisinde yer alma Türkiye için tarihsel bir haktır, bu yolda bir siyasi irade oluşursa Brüksel’in ülkemize “Gelme” deme lüksü olmadığına inanıyorum.

Türkiye Avrupa için her bakımdan önemli bir ülkedir çünkü.

İmkansız değil, ama geri dönüşü zor bir yoldayız

Neden o halde Abdülkadir Selvi‘nin verdiği haberden heyecan duymuyorum?

Ülkemiz 2010 yılı sonrasında her adımda biraz daha artan bir şekilde Avrupa ile arasına mesafe koydu ve bunu zaman içerisinde ‘kalıcı’ hale de getirdi. 2002-2010 arasında demokrasi ve insan hakları başta olmak üzere pek çok alanda ‘Kopenhag kriterleri’ olarak bilinen genel esaslara kendisini uyumlu hale getirme yolunda ciddi çabalar gösterirken, son yıllarda bu istikametten uzaklaştı.

Bilerek isteyerek yapılmış bir tercih bu.

Sadece siyasi ilkelerden uzaklaşılmadı, AB’nin ekonomik ve finansal kriterlerine de mesafe konuldu aynı süre içerisinde.

Durumumuz ortada.

Yine yeni yeniden AB ile yakınlaşılamaz mı?

Aynı soruyu ben şöyle sorayım: Yakınlaşılabilir mi?

Kendisinin tercihleriyle uzaklaşılmış AB üyeliği hedefine yeniden sarılma kararı alsa bile, son beş yıl içerisinde girilmiş yoldan bütünüyle çıkmayı göze alabilir mi ‘siyasi irade’?

İşte benim bu konuda ciddi kuşkum var.

“Öncelik ‘yargı ve temel haklar’ başlıklı 23. fasıl ile ‘adalet, özgürlük ve güvenlik’ başlıklı 24. fasılın açılmasını sağlamak” olacakmış…

İyi, güzel…

Ancak fasılları açma işlevi Türkiye’ye ait değil ki? Türkiye diğer fasılları kendini kriterlere uygun hale getirdikten sonra açtırmış, sıra bu iki ana başlığın müzakerelerine geldiğinde ise o yoldan uzaklaşmayı yeğlemişti.

Gazetecileri, siyasileri ve sivil toplum liderlerini cezaevlerinden çıkarmaya, yargı kurumlarını Avrupa’daki mukabillerinin düzeyinde bağımsızlık ve tarafsızlığa kavuşturmaya hazırsak mesele yok.

Tabii bir de son yıllarda AK Parti sözcülerinin dili ile AK Parti’nin itibar ettiği medyanın yayınlarına yansıyan yaklaşımın da tersine döndürülmesi gereği var.

Hazır mıyız bunlara?

Bu soruya gönül rahatlığı içerisinde “Hazırız” cevabını verebileceğimiz günlere kadar “AB ile yakınlaşacağız” haberini ihtiyatla karşılamam herhalde mazur görülmeli.

ΩΩΩΩ

27 YORUMLAR

  1. Türkiye-Avrupa Birliği zor
    1-Türkiye’de kişisel ahlak çok yüksektir. Avrupa’da ise dibe vurmuştur. Aksine sosyal ahlak Avrupa’da çok yüksektir. Türkiye’de ise sosyal ahlak dibe vurmuştur. Bu birlik iki tarafın da ahlakını bozar. Ne Türkiye kalır ne de Avrupa. İkisi de bir türlü ilerleyemiyorlar onun için.
    2- Türkiye Avrupa Birliği’ne girdiği zaman AB’nin kara sınırları iki misli artmaktadır. Bu sınırları Türkiye koruyacaksa Avrupa Birliği’ne niye girsin? Avrupa Birliği koruyacaksa savunma masraflarını neden iki katına çıkarsın? Ancak NATO varsa ve NATO’da ABD varsa bu katılma gerçekleşir. O zaman da AB kuruluş felsefesi sona erer. ABD’nin eyaletine dönüşür. Sermaye’nin jandarması olur.
    3- Türkiye dünyanın merkezindedir. Türkiye ya tarafsız kalacaktır ya da dünyaya hükmedecektir. Bugünkü dünyada etkin güçler Türkiye’yi bu etkin güce getirmezler. O etkin güç de Türkiye’yi savunamaz. Dolaysıyla Türkiye Avrupa Birliği’ne girse tüm dünyada etkin güçler saldırır, elinden alırlar.
    4- Üçüncü bin yıl uygarlığı coğrafi bölünmelere dayanacaktır. Avrupa ayrı veya Ortadoğu ile bir olabilir. Eğer bir olursa Ural Dağları, Gürcistan doğu sınır olacaktır. Akdeniz ve Kızıl Deniz sınır olacaktır. Yani Rusya ve İran da AB’ye girerlerse biz de gireriz. Bunun için Rusya’nın Sibirya’yı bırakması gerekir. Şimdilik bu mümkün değil.
    Önce sorunlar teorik olarak çözülür. Sonra anlaşmalar yapılır. İşte o anlaşma sağlıklı olur.
    Avrupa Türkiye’yi dinsizleştirme ve ahlaksızlaştırma varsayımına dayanıyor. Kendisini uygar görüyor, ileri görüyor. Bizi de kendi haline getirmeye çalışıyor. Oysa sorun iki tarafta. Onun kişisel ahlakını, itikadını yenilemesi, Türkiye’nin de sosyal, ahlaki ve siyasi yapısını yenilemesi gerekir. İkisi Adil Düzen’de birleşirlerse üçüncü bin yıl uygarlığını kurabilirler.

  2. Sayın Koru
    Sanırım samimiyete ihtiyacımız var
    Avrupa ve Amerikanın samimiyeti ortada
    Bu arada Türkiye’nin aydın denilen kesiminin de samimiyeti ortada..
    Güven yeniden tesis edilmeli
    Hem iktidar hem muhalefet olarak
    Gerçek dostun yanlışı göstermek olduğu hatırlatılmalı
    İşin doğrusu güçlü bir ana muhalefet ülkeyi de iktidarı da rahatlatırdı
    Muhalefet de iktidar içinden çıkınca hain damgası algılanması üzücü yorucu
    Elbette korkmadan insan haklarına ifade özgürlüğüne sonuna kadar destek verilmeli

  3. Aşağıda “bu mentalite” dendi ama zaman darlığında bunun ne olduğuna pek girilmedi. Ekonomiye yansıması açısından, bu mentalite firsat buldukça şaşaalı bir biçimde İNŞAAT yapmağı ANA KALKINMA MODELİ olarak benimsemiş bir mentalite. Belediyecilikten gelen Sn Baskan başka bir şey bilmiyordu adeta. Karadeniz-ben yaptım oldu- müteahhitlik kültürü, genelde EZBERE İMAN kültürü ile birleşince iştah kabardı, yapılacak iş belliydi (bizi kimse tutamaz!). Dışardan gelen, faizi Türkiye standardlarına göre epey düşük kredilerle İstanbul’a çok fazla yüksek bina yapmak (gökdelen! ülke olarak ayranımız kıtken içmeğe, deniz manzarasına merak var ya!). Bunlar oldukça kısa zamanlarda yapıldı. Döviz türü Avrupa-Amerikan gübresiyle mantar gibi yerden bitti diyebiliriz. Kendi gübresini oluşturamayan AKP marka hükümet işin kolayına kaçtı ucuza daha da bol kredi aldı. Ancak, bu şekilde oltaya gelinebileceği düşünülemedi (AKIL-İMAN SENTEZİ zafiyeti). İçerde, kaliteli üretim tezgahları-fabrikalar kurulma yoluna pek gidilmemişti. Oldukça ucuza yapılan gökdelenler-daireler ihraç ta edilemiyordu. İçerde el değiştiren paralar ülkeyi dışa karşı koruyabilecek ekonomik temelleri ve duvarları sağlamlaştırılamadı.

    Bal gibi de GÖBEĞİMİZDEN BAĞLIYDIK dışarıya. Bu konuda da gazete manşetleri koro halinde YALAN SÖYLEDİ. Evet, avrupa gübresiyle mantar gibi yüksek binaları bitirdik (hem de bölgede baklenen sarsıntılara inat edercesine alel acele yaptık herşeyi, Allah geçinden versin bekliyoruz..).

    Ucuza alınan krediler, paranızda yapılan 1-2 yaptırım-devalüasyonla yüksek faizli seviyeden beter bir hale geliverdi. Şimdi, “Battı balık yan yatan, yoksa kurtaran!” anlayışıyla bir köşk yavrusu saray daha yapma planları varmış, Rize’de de bilmem ne yaylasının güzelleşmesi için fonlar harekete geçmiş durumda, fabrika kurarak adam gibi randımanla çalıştıracak irade geliştirmek en öncelikli işler olmalıyken… Yapı olarak kötümser biri olmamama rağmen pek ümitli değilim dediysem, işte bundandır!

  4. AB diye bir birlik mi var ki artık. Yapılan ve yapılacak olan devletten devlete ilişkileri geliştirmek. AB sadece görüntü ve bahane olarak kullanılan bir isim haline geldi. Kimse açıkça almıyoruz da girmiyoruz da demeyecek. Menfaatleri gerektirirse bir gece üye olduğumuzu bile görebiliriz. Önemli olan diplomasiyi yürütmek ticareti sürdürmek. Gerisi boş laf.

    • *******
      ……
      “A.Be diye bir birlik yoktur” demek,
      Boşuna bir laftır, çeneye emek!

      Var olanı göremiyorsan beyim,
      “Bakarkör”sün yani, caizse deyim!

      Ya da işine gelmeyince hemen,
      Koca bir kuş! başını kuma gömen!

      Nasıl ki “murdar et olmalı” dedi,
      Ete ulaşamayan tekir kedi!…

      O hesap! bugünkü diplomasi,
      Aksini iddia edenler asi!….

      Tabi ki “alın” diye yalvarılmaz,
      Bu kafayla, A.Be’ye pek varılmaz

      Önce doğrularda birleşeceksin,
      Her gün uyumlu hale geleceksin!…
      ……
      *******

  5. Müslümanlık konusunda mangalda KÜL bırakmayanlar!
    1- İSLAMDA iftira varmi?
    2-İSLAMDA başka inançlara saldırı varmı?
    3-İSLAMDA kadınlara Asaligama varmı?
    4-İSLAMADA gayri meşru doğan birisini ZENGİN etmek varmı?????
    4-İSLAMDA P..lerın icat ettikleri ile MÜSLÜMANLARIN birbirlerine karşı hava atması varmi veya caizmi?
    5- MİLLİ GÖRUŞ TEŞKILATİ NE ZAMAN VE NEREDE KURULDU?
    Her ne kadarda GÖMLEKLERINİ ÇIKARSALARDA SEÇIMLERDEKİ HALLARINA YAKINDAN ŞAHIT OLDUK….
    AB yi beyenmezler Alman baş bakanının bir tebessümü bile DAMAT BEYİ ne kadar mutlu etti.
    AB ülkelerinde kac tane bebek hapisde?
    Ben epeyce gezdım ne İran,ne Rusya, nede diğer müslüman ülkelerinde bir AB ,Kanada, ve ABD vatandaşinin oralara göçmen olarak gittiğini ne gördüm nede duydum, fakat bu ülkelerde yığınla İslam ülkelerinden göçmene gördüm ve hergünde yüzlercesi ile karşılaşiyorum.
    Siz bunlari eleştire bilirsiniz komik duruma düşmemek için yazarken şunları bir hatirliyalim.
    Matbaa ilk icat edilince OSMANLIDA kullanildimı? Ne gibi tepki gördü ve sonra ne oldu?
    Yazdiğiniz kılevye yi telefonu,ve interneti kim icat etti?
    Hem onların icatlarını kullanbilmek için köle gibi çalışarak aldiğıniz ürünleri ile onları zengin edin hemde arkasindanda kalkıp Takiye yapin.

    Bugun okurlar F Koru sitesinide epeyce Havuza benzetmışler.
    Kolay gelsin.

    Ha unutmadan Heykel kampanyası başladiğını ilk olarakta benden duymuş oldunuz hatirlatmamda fayda var belki Saray fetvacilari yapim aşamasınada yardımlariniz için fetvada çikarabilirler…..

    • Sn Nurdan hn heykel haberini sizden duydum lakin inanamadim cunku oncelikle akp yi destekleyen zumreler cogunlukla muhafazakar kimselerdir ve genelde az cok dindar olarak bilinirler.( saklamaya gerek yok bendenizde oyleyimdir ) ancak islamda resim ve heykel hos karsilanmaz.O nedenle o heykeli bir akp li dikti ise kor cahil biri olup bu yaptiginin nekadar yanlis bir sey oldugunu umarim biri hatirlatir.
      Ikinci mevzu islam ulkelerinin neden bukadar gerikaldigi ve toplumsal bozuklugun bukadar yuksek olduvu mevzuu.iste oda bizlerin dinimizi bilmeden ve koru korune yadamamizdan kaynaklaniyor ve kendimize musluman diyoruz.
      Suclusu kim : oncelikle dinimizi bize ogretemeyen ailelerimiz sonra ise toplumu yonlendiren din alimlarimiz ucuncusu ise kendimiz.
      Toplum olarak hepimiz yanlisiz ve bu en tepeden basliyor. Kucuk bir ornek vereyim 4 halifeden biri
      Mescitte hesap kitap yapar ugrasi icersindedir.vakit ilerlemis ve belli bir zaman gecmistir. Derken yanan mumu sondurur ve cam kenarina gecer ve oyle devam eder .Sahabelerden biri yanina gelir ve derki ya halife neden mumu sondurdun gorebiliyormusun der. Halife sondurmem gerekiyordu cunku su ana kadar devlet isi ile ilgileniyordum simdi ise ozel isime bakiyorum der ve o nefenle devletin mumunu sondurdum der.
      Iste islam ahlaki budur ve bu is tepeden baslar.
      Hangimizde bu mantik var . Futfol takimi tutar gibi parti anamizdan oyle gordugumuz gibi dini yasam.Sonuc iste islam toplumu

  6. RESIMLE HEYKELIN NE GIBI BIR FARKI VER?
    HA KEL HASAN HA HASAN KEL!
    BEN yazdığımı isbatlamasınıda bilirım.
    Isterseni vidiyolarınıda internetten izleye bilirsıniz.
    Yazı BURDAN ITIBAREN KOPI bana ait değil.

    Gece dikilen Erdoğan heykeli Almanya’yı karıştırdı
    Almanya’da Wiesbaden Bienali’nin kültürel etkinlikleri çerçevesinde Wiesbaden kentinin ortasına Tayyip Erdoğan’ın heykeli dikildi, Almanlar şaşkına döndü…

    Pazartesi akşamı ‘Alman Birliği’ isimli meydandan geçenler polis merkezine 1 metre mesafede altından devasa Erdoğan heykeliyle karşılaşmanın şaşkınlığını yaşadı.

    Sputnik’te yer alan habere göre Almanya’nın Wiesbaden kenti, pazartesi akşamı ortaya çıkıveren 4 metre yüksekliğindeki Erdoğan heykeli yüzünden karıştı. Bu yıl ‘Bad News’ (Kötü Haber) sloganını kullanan Wiesbaden Bienali kapsamında kentin merkezindeki ‘Alman Birliği’ isimli meydana dikilen heykel, açılır açılmaz ilgi odağı oldu.

    Heykelden haberdar olanlar meydana koşup fotoğraf ve video çekerek sosyal medyada paylaştı. Sosyal medyada duruma anlam verememekten öfkeye varan tepkiler gösterildi.

    Facebook’ta ”Bu sanat mıdır, kaldırılamaz mı”, ”Kötü bir şaka olsa gerek”, ”Bu nasıl bir gerzeklik”, ”Kesinlikle bir sahtekarlık olmalı! Böyle bir şeye izin verildiğini tasavvur edemiyorum” gibi yorumlar yapıldı.

    Polis de vatandaş kadar şaşkındı. Videolardan birinde heykele şaşkın şaşkın bakan polis memurları görüldü.

    Bu sabah polis sözcüsü ”Tüm Wiesbaden halkı gibi biz de şaşkınız. Ama polisin bakış açısından dün gece meydanda herhangi bir sorun yaşanmadı” açıklamasını yaptı.

    Wiesbaden Belediye Başkanı Sven Gerich de güne Facebook’tan ”Meydana gitmek için yola çıktım. Yakından incelemek istiyorum” duyurusuyla başladı.

    Belediye yetkililerinden böyle bir şey için izin alınıp alınmadığının araştırılmasını istediğini belirten Gerich, toplantı düzenleyip konuyu görüşeceklerinin altını çizdi.

    Diğer yandan Erdoğan yandaşları, heykelle çektikleri görüntüleri sosyal medyada coşkulu mesajlarla paylaştı.

    Wiesbadener Kurier gazetesine konuşan Türkiye kökenli bir kişi ise bu sanat eylemine bir anlam veremediğini dile getirdi.

    Chemnitz kentinde sokak şenlikleri sonrasında yabancılarla tartışan bir Almanın öldürülmesi üzerine pazartesi aşırı sağcıların protesto gösterisi düzenlediğine ve yaralananlar olduğuna dikkat çeken Türkiye kökenli kişi, ”Tam da böyle bir zamanda böyle bir performansla ortaya çıkılmasını anlayamıyorum” dedi.

    Suriyeli bir sığınmacının da heykele karşı ”Bu adam yüzünden benim ailem öldü” diye bağırdığına dikkat çekerek kentteki hava daha fazla zehirlenmeden heykelin kaldırılması gerektiğini savundu.

    Bienal organizasyonu çok sayıda soruya rağmen henüz duruma açıklık getirmezken sloganı ‘Bad news’ olan Bienal’in Erdoğan’ın yakında Almanya’ya geleceği gerçeğiyle bu ülkedeki çok güçlü ‘Erdoğan diktatörlüğüne karşıtlığı’ gözler önüne sermek istediği öne sürülüyor.

  7. AB NEDEN UMURUMUZ DA?
    AB ile ticari işbirliğimiz var.
    Çok borçlu yakalandığımız bu dönemde çok daha büyük bedeller ödememek için her durumdan fayda sağlamamız gerekiyor.
    AB bizimle ilgili aldığı tavırlar tenkid edilebilir.
    Her konuda ülkenin faydasına olan her şeyi değerlendirmek durumundayız.
    AB yakın tarihte büyük yıkımlara sebep olan iki büyük savaş yaşadı.
    AB üyeleri sadece galiplerden veya mağluplardan oluşmuyor.
    Hepsi yakın geçmişin acılarını unutup ortak geleceklerini kurdular.geçmişe takılıp kalmadılar.
    KÖTÜ MÜ OLDU.?
    İşine yarayan ne varsa geçmiş hesapları bir kenara bırakıp aklın yolunu takip etmek gerekir.
    Şimdi sorsam hangimiz Avrupalı bir firmayla ortak olmak istemez.
    AB ülkeleri işlerini nasıl yapar,biz nasıl yaparız,hangimiz daha dürüst davranırız.
    AB ülkeleri ile yaptığımız işleri övünerek anlatırız değil mi?
    AB ülkelerinde bizden daha iyi evrensel hukuk kuralları uygulanıyorsa, neden bizde evrensel hukuk kurallarını önemsemeyelim.
    AB SAHİP OLDUĞU BÜTÜN DOĞRU DEĞERLER, AB SAHİP DİYE BİZ BENİMSEMEYELIM MI?
    BİZ KENDİMİZ DÜNYANIN NERESİNDE OLURSA OLSUN EVRENSEL DEĞERLERE SAHİP ÇIKMAK HALKIMIZIN FAYDASINADIR.
    KİMSENİN BUNLARI BİZE DAYATMASINA DA GEREK YOKTUR DOĞRU OLAN HER ŞEYİ YAPMAMIZ LAZIMDIR.
    BİZE FAYDAMIZA İYİ OLANLAR DAYATILIYORSA SIRF DAYATANLARA KIZGINLIĞIMIZDAN SIRT ÇEVİRMEMİZ HALKIN YARARINA DEĞİLDİR.
    FAKAT ÜZÜCÜ OLAN HALKIMIZ ÖN YARGILI OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜKLERİ ÜLKELERİN HAYRIMIZA RÜYA GÖRMEYECEĞİNE İNANIYOR.
    ÖZ GÜVENİ OLAN BİR TOPLUM KİMİN SÖYLEDİĞİNİ DEĞİL;NE SÖYLENDİĞİNİ DEĞERLENDİREN AKLINI KULLANAN İNSANLARDAN ÇOĞUNLUĞU OLUŞAN TOPLUMLARDIR.
    SONUÇ OLARAK;BİR ÜLKE BAŞKA BİR ÜLKEDEN GÖÇ ALIYORSA ;GÖÇ ALAN ÜLKE HER KONUDA GÖÇ VEREN ÜLKEDEN İYİ DURUMDADIR.
    BİZ ÖYLE BİR ÜLKE OLSAK Kİ HERKES VATANDAŞIMIZ OLMAK İÇİN YARIŞSA.
    O ZAMAN GERÇEKTEN LİDER ÜLKE OLMUŞUZ DEMEKTİR.

  8. Almanya’nın wiesbaden kentinde bienale kapsamında sergilenen 3-4 metre uzunluğundaki altın rengi Erdoğan heykelini görenler şaşkinliklarini dile getirdiler. Wiesbaden meydanına dikilen heykelin hangi amaçla konduğuna dair yetkililer bir şey söylemediler. Şeklinde yeraldı haber kaynaklarinda.
    Mottosu ” kötü haber” olan bienale de sergilenen Erdoğan heykelinin amacı ne olabilir ki? diye düşünürken sokaktan geçen ilk kişiye sordum; wiesbaden meydanında sergilenen heykel den haberi olmadığını ama 2023 te cumhuriyetin 100. Yılı kutlamaları kapsamında yurdumuzun tüm meydanlarında Erdoğan heykellerini göreceğiz inşallah dedi.
    Bir yerden haberimi aldı yoksa kendi temennisini mi söyledi bilemiyorum.
    Bu da sokaktaki insandan bir haber olsun istedim.

    • Baran bey bir yerden haber almaya grrek yok ki Gülen cemaati ile arasinin açilmasinin sebebi yurt dişindaki okullara resmini asıp islam alamine halife ilan edilmesine yardımcı olmalari icin reklamini yapilmasini isteyipde red cevabi alinca kiyamet kopmuş.
      Ben yabanci gezeteci ile yapılan raportajıni izledim.
      Gazeteci aralarinin neden açıldiğını sorunca o da bilmediğini fakat bu isteğine olumlu cevap alamadıği için olabilir diye cevap vermişti.

      • İslam alemine halife işi 1-2 kişinin aralarında konuşup anlaşmalarına mı bağlı (Ezbere Müslümanlık!), yoksa bunun bir ihtiyaç olduğunu bütün İslam ülkelerinin bir araya gelmesiyle verilecek karara mı bağlı (Akıl-İman Sentezi!) ?

  9. Sn.Fehmi abi diyor ki yazısında :
    ”Verilen mühlet içerisinde o söz yerine gelmediyse kabahat bütünüyle AB’nin değildir. Türkiye nedense kolayca yerine getirebileceği şartlardan uzak durmayı tercih etti.”
    Ancak , vizesiz seyahat için AB tarafından dayatılan biri de
    ” Terörle mücadele etmeyin ” anlamına gelecek terörle mücadele yasasının değiştirilmesinin istenmesiydi. Türkiye Ulusal Güvenliği gereği bunu kabul edemezdi. Etmedi .

  10. Bazıları düşmanlıktan kafasını kaldırıp gerçekleri göremiyor gibi sanki .

    Eğer 15 Temmuz hainliği ve alçaklığı gerçekleşmiş olsa idi bu güzelim ülkemde ikinci heykel dikme yarışına Abd nin satılmış alçak beslemesinin heykelini heryerde görebilirdik. tabi bizler görebilirsek hani diyorlardiya şu kadar falan siyasi görüşten insan var onların hepsini ipe dizeceksin diye hayal görüyorlardıya.
    Insan belki kendi hayalini başkalarının üzerinden anlatırmış. birilerin bahsettiği gibi eğer heykel dikilseydi şimdiye o heykeller coktan dikilirdi Sa Cumurbaskanimiz heykel diktirecek kadar çapsiz biri deyil arti etrafinda yalaka cok onlardan bazilari yapar belki ileri birzamanda Allah oyle yalakalarin şerrinden bizleri uzak etsin.

    Nedense Fehmi bey bu ab yi evliya ilan edecek adamların hiçbir sucu yok suçlu sadece bizleriz. onlarda insana değer sadece kendi ırkına kendi inancına karşı
    Biz artık kendimizi aşağılamayı bırakalım.
    Ne onlar bizim kadar adaletli. Nede biz onlar kadar adaletli .
    15 Temmuz hainleri hangi ülkelere kaçtılar sizce

    İnşallah hepberaber adaletli oluruz.

  11. Bugünlerde Line of Duty isimli BBC yapımı bir mini diziyi izliyorum.
    Şimdiye kadar neden duymamışım bu diziyi hayıflanıyorum.
    Keşke tüm Türk polis teşkilatına bu diziyi izleme zorunluluğu getirilse.
    Ve en önemlisi bu dizideki gibi yozlaşmış güvenlik personelini soruşturacak bir kurumumuz olsaydı.
    İngilizlerin adalet sistemini hayranlıkla izliyorum dizide.
    Keşke o adaletin kırıntısı bizim ülkemizde de olsaydı.
    Herkese tavsiye ederim bu diziyi izleyin.
    AB ye giriş için ilk başlarda çok istekli görünen AKP, Liberal solcularımız gibi beni de pek bir heyecanlandırmıştı ilk başlarda.
    Ama herşeyin bir şov olduğu artık o kadar belliki.
    Sırf AB ülkelerinin dış desteğini alabilmek için AB yanlısı görünen bir politika izliyormuş AKP.
    Yani kısacası takiyye yapıyormuş.
    Nefret ediyorum şu takiyye lafından.
    Allah ile aldatmanın kısaltılmış adı gibi geliyor bana.

  12. Koru, samimi ve gerçekçi bir yazı yazmış. Fakat, bazı gerçekleri ihmal ettiği gibi, inancını dea pek önemsememiş gördüm. Ulema ve ümera BOZULMADIKÇA HALK BOZULMAZ.
    Gerçekleri görmeli ; müslüman gibi, inanaıp, gavur gibi yaşamayı da tercih etmemeliyiz, eğer Piç olmak istemiyorsak. Ab ve ABD’nin yarıyı aşkın nüfusu Piç durumda. Onlarca, mes’ele yok. Ama sen müslüman
    mısın, müslüman kalmak istiyor musun ?
    Avrupa (AB) Parlamentosunun şartlarının epeycesini – merek edip, yeni – okudum. Türkiye müslüman kaldıkça, AB’nin kapısını, Türkiyeye KAPALI tuttuğunu AÇIKÇA anlar. Hükümet (RTE) de bu gerçeği yeni yeni anlamıya başlamış gibi geliyor, bana. Sebilürreşad’ın tesbiti ve söylediği de doğru, nitekim.
    Hadi, ÖZGÜRLÜKLER faslını açtıralım : Hazırkiler yetmiyormuş gibi, memleketi ahlaksız insanların yaşadığı bir yurda mı çevirelim ? Müslüman (olsa), Mahallesinde salyangoz bile SATILMAZ. Mamafih, poh yemek, mideye bağlı, diyen, nevzuhurlar da ortaya çıktı ya. Doğru oturup, eğri konuşmıyalım.
    Koru’ya soruyorum : Fatihte, Zeytinburnu’nda, Sirkecide, Kadıköy’de veya Arnavutköy İstasyonu’nda Umumun huzurunda, “bir oğlanın bir kızın üstünde çıplak vaziyette uzandığını” görmekten mutluluk duyacak mısın, hele, eşin ve çocukların yanında iken ? Ben Paris istasyonu’nda tren beklerken, halkın huzurunda gördüm, yanımda, sonradan AKP M.Vekili olan bir ikişi de vardı.
    Cenab-ı Allah, ” onlar (hristiyan ve Yahudiler) ın tastamam dininden olmadıkça, senden RAZI olacaklarını mı sanıyorsun ? BUYURUYOR. ( Bakara suresi). Dinimizi, ilm-i halimizi tanımak, BELLEMEK zorundayız.
    Avrupa, bangır bangır bağırıyor : “siz müslümansınız, biz sizinle birlikte olamayız”. İslam ahlakını Kur’an’dan, sünnetten, mezhep imamlarımızın hayatından öğrenmeli, almalıyız. İlim ise, mü’minin yitik malıdır. Ara, araştır, nerede, bulursan git, al
    ABD, Çin, Rüsya, İran … la nasıl alış-veriş yapıyorsan, AB ile de öyle yapıver. Din, iman, namus
    ticaret ve pazarlık konusu yapılamaz.

  13. Kıbrıs’ı verir islamiyetten vazgeçer Ülkemizin yedi 8 parçaya bölünmesi ne razı olur onlar gibi düşünür ve yaşarsak etliye sütlüye karışmamak şartıyla bizi Avrupa Birliği’ne alırlar başka türlü bizi almazlar dünün komünist ülkeleri Demir Perde Ülkeleri bugün o topluluk içinde Biz 60 senedir uğraşıyoruz almazlar o yüzden bildiğimiz yoldan şaşma yalım

  14. Bu yönetim mentalitesi ve becerisiyle, israf ve öncelikler konusunda böylesine bir hassasiyetle, mevcut şartlarda tam bağımsız olarak gelişip emsallerimizle arayı kapatmamız çok zor. Aklı başında kaç kişinin ümidi varki benim ümidim olsun. İmkansız denemez ama çok çok uzun zaman alır, kriz kriz üstüne belimizi doğrultalım derken belki bir 100 sene geçer! Yurt dışına beyin ve kapital göçü devam eder. İçerde kalanlar da laga-luga siyasetle toplanan vergilerle edebildikleri kadar idare ederler. Bu süreçte düşe kalka, sorunlarla boğuşa boğuşa birbirimizi yerken ya yok oluruz, ya da alçaktan sürünmeğe devam ederken dışarıya karşı büyük tavizler vermek zorunda kalabiliriz. İleri teknolojiyle Marsa gitmeğe-uzaya açılmaya çalışanlar için bizim gibi başıbozuklardan tavizler koparmanin maliyeti daha düşük. Zaten, Batınınki gibi kültür-yaşam için can atanlarımız çok, standardı yüksek yönetimlere adapte olmakta pek zorlanmaz insanlarımız… Yere-göğe sığdırılamayan Türklük kültür-dil olarak bir süre daha devam eder sonra avrupalı olur çıkarız! Tarihi süreçte Macarlar (Hunlar), Bulgarlar olmuş biz onlar kadar olamayacak mıyız?!

    En iyisi bunlar olmadan derlenip toparlanıp standardlarımızı geliştirip kontrollü bir bağımlılık olan AB yolunu tutmak. Belki yine bazı tavizler vermek zorunda kalabiliriz (vermemeğe çalışalım tabi) ancak bugünkü başıbozuk halde giderken uzun süreçte zaten vermek zorunda kalacağımız tavizlerden daha ucuza kurtuluruz gibi geliyor. Ayrıca, gelişmişlik düzeyi açısından bu durum nispeten daha az zaman alır….

  15. Brexit : (Br) Britanya, (exit) çıkış- İngiltere’nin AB’den çıkışı demek ve çıktı.
    Acaba (Tr) Türkiye, (exit) çıkış; Trexit ile Türkiye’nin AB’den çıkışı gibi bir şey gerçekleşir mi? Yani İngiltere’de referandumla gerçekleşen şey, Türkiye’de de aynı yolla gerçekleşir mi? Hoş, henüz Türkiye AB ülkesi değil de, bunu Türkiye’nin halk oylaması ile AB macerasından tamamen ayrılması için söylemiş oldum.

    Şimdilerde, ABD’nin yaptırımlarından AB’de nasibini almaya başlayacağından, iki dev ülkesi AB’nin; Almanya ve Fransa, birlikte hareket etme kararı aldılar diğer AB üyesi ülkelerini de arkalarına almaya çalışarak. Peki bu kararlarında Türkiye’ye de yer var mı? Sanırım var ve ABD’nin, Türkiye’ye yaptırımlarından en çok etkilenecek olanlar AB ülkeleri. Selvi’de bundan hareketle -Hükumete AB’den gelen işbirliği işaretleri ile- olsa gerek, Türkiye-AB ilişkilerinin yeniden rayına oturacağının haberini veriyor.

    Koru heyecanlanmamakta haklı! Bu sadece AB ve Türkiye’nin ABD yaptırımlarından en az hasarla çıkmaya çalışmalarının bir çalıştayı olsa gerek, evet sadece bunun için.

    Benim aklıma takılan 2010’lara kadar AB kriterlerini yerine getirmeye çalışan ve sonuçlarını da olumlu bir şekilde müşahede eden Türkiye, bundan ani bir refleks ile neden çark etti. Yani AB kriterlerini olabildiğince yerine getirmiş bir Türkiye sosyo-ekonomik gelişmesi ile AB’ye entegre olmuş ve ona güç katmış olacağından daha güçlü bir AB ile de karşılaşılmış olunurdu. Türkiye bu hareketiyle yalnız AB’den kopma aşamasına gelmekle kalmamış aynı minvalde ABD’den de uzaklaşmış oldu ve yüzünü Doğu’ya çeviren bir hal aldı, gönül rahatlığı ile olmasa da.

    Aklıma takılanı söyleyeyim: Acaba, bütün bu olanlarda ABD’nin parmağı mı var..güttüğü ”Yeni Dünya Siyaseti” ile önce Türkiye’yi AB’den uzaklaştırmış, şimdide AB dahil, bütün dünyayı karşısına alarak düdüğünü öttürüyor.

    Şimdi de sorumu sorayım: ABD’nin bu -Türkiye’nin AB’den uzaklaşması- planını, hem Türkiye’de hem de AB içerisindeki hangi karar vericiler hangi saikler ile yerine getirdiler.. bilerek mi, bilmeyerek mi?

    Kimlerse bunlar; bunu bile isteye yaptılar ise, ABD’nin ”Yeni Dünya Siyaseti” uygulamalarının birer partneri olsalar gerek.

    Çarklar ABD için dönüyor…

  16. Söz Abdülkadir Selvi den açılmışken; dört mevsimi bir günde yaşatan yurdum iklimi gibi yurdumun yazarlarını okurken de bütün duyguları bir günde yasayabiliyoruz.
    Engin kültür birikimine bomba uzmanlığını da ekleyerek zihinlerimizi iğfal eden “eşcinsel bomba” yi anlatan yazısından sonra bugün Mehmet Akif’in misralariyla başladığı yazısını bir şiir okuduğu için ceza evine girmiş cumhur başkanının yönetimindeki ülkemizin ceza evlerinde yatan fikir suçluları ve gazetecilerin durumunu tarihin tekerrürü değerlendirmesiyle bitiriyor. Yazarımızın bugünkü konusuyla ilgisi varmı bilemem.
    Ama Abdülkadir Selvi ninde kanayan yaramiz olan bu konuyla ilgili tutukluların salıverilmesi yönünde bir yazi kaleme almasını dört gözle bekliyecegim.

  17. yahu Fehmi bey bu gün ihtiyat diye hiç bir şey bırakmamışın. Allahını seversen onca açılan fasıllardan kıytırık bir-ikisi bile tamamlanıp kapatılamaz mıydı? Akp eleştirilerine evet ama bu kadarına pes yani. ne yapsan avrupa bir yolunu bulup kıvıracak değil mi? sor sokağa farklı düşünen kaç kişi var? elbette akp bu uygulamalar ile hele adalet konusunda dibin dibini bulmuş ( ruzi mahşerde fetöcülerin yakıştırması gibi değil ama tayyip beyin işi zor diye düşünenlerdenim – fetöcülerin zırt ile abdesti gitmiş başkasının kanayan yarasından abdestinin kaçtığını bağırıyor o başka mesele )ama hırsızın hiç mi suçu yok misali sormak zorunda bıraktın.son dönemde düşmanca bulduğum bir yazı olmuş. abdülkadirin yazısını sorarsan adam onca bilgiye nasıl ulaşıyor sanıyorsun ne yapsaydı yani kapının önünde bekleyen yığınla adam var işi gazetecilik yazarsan alırsın bilgileri shekspir bile krala yalakalık yapmışsa abdülkadir ne yapsın!

  18. Hikayemizi her başa sardığımızda hamasi söylemimizi Romen Diyojen’in torunları ve haçlı seferlerine getirip dedelerine sövdüğümüz müddetçe AB hem para, destek verip hem atalarına sövdürmeye ne süreye kadar müsaade eder esas sorun burada.
    ”Allah’tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da cahillikle ileri giderek Allah’a sövmesinler.” Enam-108

  19. Abdülkadir Selvi Türkiye’yi sadece RTE yönetiyor zannediyor galiba. Eğer öyleyse AB nin Erdoğan’ı ikna etmesi kolay. Sayın Erdoğan’ın bir emriyle yargı AB normlarına dönebilir, medya bir emirle AB ye dümen kirabilir. Ordu bir emirle içindeki kuşkular dan sıyrılıp aynı hedefe kilitlenebilir.

  20. Büyük bir ihtimalle ilerde bizim torunların torunları bu günkü Türkiyede yaşananları gerçek olarak değilde komediyen filimi zannederler.

    Öyle gözükiyorki bu gidişle yakında heykeltraşlara epeyce iş imkanı açılacak.

    Yayınlanan genelge ile Erdoğanin Resimleri bütün her yere asılacakya!
    Çiçeği burnunda Başkanda bir heykel kanunu çıkarr ir ve heykeltraşlar arasinda en karizmatik heykeli kim yaparsa büyük ödül ona verilir ve hemen akabinde her eve bir erdoğan heykeli hediyede ederler. Nasıl olsa Katardan gelen para buna yetişir.
    İşte o zaman AB panikler ve hem bizi aralarin alırlar ve onlarda her eve bir erdoğan heykel dikerler.

    Bu arada Erdoğan usul-i başkanlik sistemi nede bundan böyle Erdoğan İmparatorluğu desek iyi olur çünkü şu an TC de yaşananlar ve basın yayında tam bir traji komikleri oynaniyorlar.

    Damat beyde nerdeise sevinçten uçacak!
    ABD yalnizlaşmiş Trump AB ve Türkiyeyı birlştırmış.Galiba Amerkalıları erdoğan seçmeni zannediyor veya işine öğle geliyor.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here