Başımızdaki gaileleri düşünürken: Bir savaş eksiğimiz vardı, galiba o da…

17

Ülkemiz bir ekonomik kriz yaşar, herkes maddi varlığının bir miktarını kur dalgalanması yüzünden kaybeder, ancak yine de devlet gücünü sürdürmeye devam eder.

Ekonomik krizleri 1994 ve 2001 dönemlerinde yaşadık, aynı derinlikte birini daha yaşarsak olacağı yine budur.

Düştüğü yerden kalkmaya alışmış bir toplumumuz.

Ancak ekonomik krizler, öyle bir durumla karşılaşan ülkelerin o sırada olağanüstü dikkatli olmasını gerektiren dönemlerdir. Krize düşmüş ülkeyle sorunu olanlar öyle dönemleri fırsata dönüştürmeyi severler.

Şark Meselesi… Yeniden…

Sürekli tağşişe uğradığı için pula dönmüş parası, gereksiz ve lükse kaçan harcamaları karşılamak için aldığı dış borçları ödeyemez hale gelince, razı olduğu ‘Düyun-u Umumiye’ uygulaması ile Osmanlı’nın egemenliği sınırlanmış, varlığı tehlikeye düşmüştü.

Fırsat kollayan ‘Şark Meselesi’ yapımcıları imparatorluğun sonunu getiren oldu-bittilerini birbiri ardına sahneye koymaya başladılar. [Şark Meselesi ile de ilgili bir öncü yazım için buraya tıklamanız yeterli.]

Devleti yönetenler oyunun farkına vardıklarında iş işten geçmişti.

Karşı hamle olarak Almanya ile aynı cephede savaşa sürüklenme ise yolun -ve tabii imparatorluğun da- sonunu getirdi.

Şu günlerde kutladığımız ‘Büyük Taarruz’ sayesinde askeri başarının kapılarının ardına kadar açıldığı İstiklal Savaşı ile önümüze konulan ‘ya ol, ya öl’ dengesi ‘olmak’tan yana oluştu.

İstiklal Savaşı gerçek anlamda bir yok olmaktan kurtuluştur.

Türkiye bugün elbette o günlerden çok farklı bir noktada. Ancak yine de yakın tarihimizin en fazla dikkatli olunması gereken bir dönemecinden geçtiğimizi de artık görmemiz ve buna göre tedbirler almamız şart.

Aşırı borçlanmış bir ülkeyiz, önce bunu kabul edelim. Hiç kimse bir başkasına geri alamayacağını bildiği bir borcu vermez; aynı durum devletler ve onlarla iş yapan finans kurumları için de söz konusudur. Dahası, ‘küreselleşmiş’ bir ortamda, ülkelerin yabancı yatırımcıları ürkütmemesi de gerekiyor.

Denge bir kere bozuldu mu, onu yeniden oluşturmanın faturası akıl almayacak kadar ağır olabiliyor.

Günümüzün de bir ‘Şark Meselesi’ var. Özellikle Donald Trump‘ın ABD’de ve ona benzer popülist liderlerin bazı Avrupa ülkelerinde yönetimleri ele almalarından sonra…

Trump Amerikası Türkiye’ye zarar vermek için elinden geleni yapacağını alenen ilan etti ve o yönde adımlar atıyor.

Hamasetle, el yükselterek üstesinden gelinebilecek bir durum değil bu.

Osmanlı’yı ‘kaybettirilecek tarafa’ doğru itip savaş içerisine (Birinci Dünya Savaşı) girmesi sağlanmıştı o karanlık dönemde; şimdi de Türkiye geleneksel ittifakları dışına çıkması sağlanacak bir yöne doğru yönlendiriliyor…

Bir eksiğimiz geniş çaplı bir savaş…

Galiba o eksiği de ortadan kaldırmak için günümüzün ‘Şark Meselesi’ temsilcileri özel çaba gösteriyorlar.

İdlib ve Kıbrıs…

Hatay/Yayladağı ilçesinden başlayıp Reyhanlı sınırına kadar uzanan yaklaşık 100 km’lik Suriye sınırını teşkil eden yerin adı İdlib. Hayati önemdeki İdlib’te Rusya’nın sessiz kabulü ve ABD ile işbirliği sonucu 12 gözlem noktası oluşturdu Türkiye; orada devriye gezen askerlerimiz var.

Beşşar Esad Rusya ve İran’dan aldığı destekle Suriye’de yeniden güç kazanmasının sonunda gözünü İdlib’e dikti.

Konuya ilişkin bir rapor yayınlayan 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü başkanı Erol Başaran Bural bugün Hürriyet‘ten İpek Özbey‘e İdlib’te meydana gelebilecek gelişmelerle ilgili muhtemel senaryoları anlatmış.

Senaryoların hiçbiri rahatlatıcı değil. “Türkiye’nin çıkarları açısından en akla yakın” dediği senaryo şu cümleyle bitiyor:

“Bu senaryonun gerçekleşmesi durumunda Bayırbucak Türkmenlerine yönelik bir rejim saldırısının ülkemiz için büyük sorun yaratacağı, bölgedeki soydaşlarımızın korunması maksadıyla Türkiye’nin bu bölgeye yönelik operasyona mutlak karşı çıkacağı ve hatta bölgeyi korumak adına çeşitli yöntemlerle rejim güçlerine karşılık vereceğini akılda tutmak gerekiyor.”

Türkiye için her an patlamaya hazır bir bomba görüntüsünde İdlib.

“Kıbrıs da nereden çıktı?” sorusunu soracaklar için en geniş açıklama bugün bazı gazete köşelerinde var.

Aynı gün iki köşe konuya eğilmiş.

Hürriyet‘te Fatih Çekirge ‘Doğu Akdeniz’de bu tahrike dikkat’ başlıklı yazısını şu cümlelerle sonlandırıyor:

“Önümüzdeki dönemde Rum kesimi üzerinden Akdeniz’de bir gerilim tezgâhlamayı düşünenler umarım akıllarını başlarına alırlar…

Türkiye elbette diplomasiyi sonuna kadar kullanabilecek bir geleneğin ülkesidir…

İşte bir daha yazıyorum…

Ege’yi yıllarca Türkiye ile Yunanistan arasında bir “savaş gölü” haline getirip silah satanlar…

Ortadoğu haritasını petrol arama şirketlerine göre çizenler…

Şimdi Doğu Akdeniz’de aynı düzeni kurmak istiyor olabilirler mi?

İşte onlara söylüyorum…

Türkiye alıştığınız o eski Türkiye değil.

Yapmayın…”

“Yaparlarsa ne olacak?” sorusunun cevabını Ardan Zentürk‘ün yazısından alıyoruz. Star yazarı “Kıbrıs, bizim için gerekirse yeniden savaşacağımız bir alandır” diyor yazısının bir yerinde. Yazının başlığı da yeterince açıklayıcı zaten: ‘Kıbrıs’ta gerekirse yeniden savaşırız. Bilin…’.

İdlib’te savaşıyoruz… Kıbrıs için savaşıyoruz…

Savaş kararı vermeden önce durup bu noktaya nasıl ve kimlerin oyunuyla getirildiğimizi görmemiz gerekiyor.

Akıllı ve sağduyulu olmamızın zamanı…

ΩΩΩΩ

17 YORUMLAR

  1. Hamasi nutuklarla İHTİLAL yapan kof, cahil diplomasi bilmez Enver Paşa ve Şürekası Mason adamlar Osmanlı’yı maceradan maceraya sürükledi, sonunu hazırladı.
    Osmanlı’nın kalıntıları üzerine kurulu Cumhuriyetin ilk dönemlerinde bile – 1946’lara kadar – Bir Türk lirası, değil Suriye, Suud ve ABD Dolarından daha fazla değerde idi. İsraf, ihanet ve Batinin uzattığı “yonca”lar Osmanlı’yı bitirdiği gibi, Cumhuriyeti de Batı’ya el açar durumda bıraktı. Halk, kara ekmek bulamazken, İsmet Paşa özel “Beyaz tren”lerde geziniyordu. Osmanlı’dan beri habire yalvarıp, Batıya borçlanarak bugünlere geldik. İçten ihanetler Kamu İktisadi Teşebbüslerini partizanlıkla, rüşvetle gıdım gıdım YOLAR, yağmalarken, batırmalar bunu takip etti. Son zamanlarda alınan pahalı yatırım borçları ise, toprağa yönlendirildi. Her sanayici arsacı ve inşaatcı oldu. Çünkü kalitesiz işsizliği massetmenin en kolay yolu bu idi.
    İstanbul’a plaka ve nufus tahdidi konmalı diyenler, yetmiyormuş gibi, PARA için ecnebilere de “yer” açtılar.
    Buturama (haddi aşma) keyf-ü sefa başını almış gidiyor, İnançlı Vatansever gariban kişiler kendilerini Vatan için feda ederken…. tüyü kıpırdamıyanlar girla (GARBA) gidiyor.
    FAKİRİ VE COCUĞU SEVİNDİRMEK KOLAYDIR, derler. Türkiyede OY DEPOSU geniş halk kitleleri, fakirlerdir. Her seçimden sonra bedel ödemek ise, mukadderdir. Zira, sap-saman YONCA tüketilmiştir. Her seçimden önce, muhtelif vaadlerle fakiri ümitlendiren, sevindirenler, seçim sonunda işin maliyet faturasını Halkın, fakirin önüne koyarlar. Hassaten, Geri BIRAKILMIŞ Ülkeler için DEMOKRASİ budur. Zira, seçilme, üste çıkma esasına dayalı olan demokrasilerde, NE PAHASINA olursa olsun KAZANMAK, hizmet etmek, yararlı olmak düşüncesinden önce gelir.
    Çalişmadan, yorulmadan, kazanmadan keyf-ü sefa surenler, sonunda, itibarlarını, haysiyetlerini, topraklarını ve istiklallerini kaybetmiye mahkum olurlar.
    Haci Bekir, sade vatandaş ve bilhassa, Yazar Mehmet Şevket Eygi’nin zaman zaman yaptığı ikazlara iyi kulak vermek içap ediyor,

  2. Müslüman Bir toplumda namaz terkedilmiş,oruc tutulmaz durumuna gelinmiş,vicdan ve merhamet ortadan kalkmış,edep ve haya yok olmuş,yalan söylemek normalleşmiş,rüşvet,yolsuzluk alabildigine artmış,zina alenen işlenir hale gelmiş,iftira atmak normal bir hal almış… ise o topluma ALLAHIN gazabı yakındır.
    osmanlının son 150 yılı bu agır cürüm ve günahlarla gecmiştir.sonucta ALLAH öyle bir bela ve musibet vermiştirki:koskoca imparatorluk dagılmıştır.oruc tutmayanlar cepheden cepheye ac susuz koşmuşlardır.
    cok ama cok agır olmuştur.birde olaylara bu acılardan baksak dogru olmazmı?
    sürekli borc almak,alınan parayı dogru kullanmamak ne kadar yanlış bir iştir.
    hz peygamberin (s.a.v) benim ümmetimin alimleri,beni israilin peygamberleri gibidir.dedigi bilinerek her dönem alimlere en galiz küfürler etmek ve bunu alkışlamak neyin nesidir.
    alimlerin vazifeleri bellidir.dini mübini islamı anlatmak ve toplumu bilgilendirmek.ama toplum küfür ediyor.
    biz toplum olarak ALLAHIN gazabını üzerimize cekiyoruz.tarihimizden ders cıkarmak en acil işimiz olmalı.
    dinimizi bildigimiz kadarıyla yaşamalı ve toplum olarak uyanmalıyız.yanı başımız Suriyede neler oldu neler
    bunu bile dogru okuyamıyoruz,göremiyoruz.
    Not:degerli dostlar ekonomik kriz git gide derinleşiyor.bizler diken üstünde durmaya başladık.gittigim her işletmede ( arıza, bakım, kurulum)huzursuzluk alanen belli oluyor.sonumuz hayr olur inşALLAH.

  3. çok biliyorsunuz ya ne yapsak abd avrupa rumlar bizden razı olacak bize düşmanlıktan vazgececek ne yapsak onlarla dostça geçinebileceğiz varmı bir yolu?
    ancak onların kölesi ve itirasız bir askeri olma dışında bizden razı olurlarmı?
    o halde ne diye bu zalim emperyalistlere sayıp söveceğinize onlara karşı birlik ve mücadele yolları konuşacağınıza kendi yöneticilerinize ve milletinize dil uzatıyorsunuz(akıl verme ayakları ile)
    yoksa siz başka bir şey misiniz içimizdeki

  4. Ahil insan bencil olamaz, yalan söylemez, bir işi yapmadan önce etraflıca düşünür ve o işin uzmanlarına danışmadan karar vermeye çekinir onun içinde tek başına kolay kolay sorumluluk almaya cesaret edemez. Ettiği zamanda başarılı olur.
    Cahil insan tam tersini yapar.
    Bir toplumu yok etmeyi isteyen o toplumun içindeki Cahillerle beraber işe başlayarak amacına ulaşır.
    Bizdeki olanlarda aynen öğle cahillerden oluşan insanların sayesinde bu günleri yaşiyoruz.

    2.Dünya savaşi başlamadan önce yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyetinin parası Alman Markindan daha değerli iken, şimdi bütün paralar karşısında eriyip gitti.

    İsraf, Rüşvet, Tembellik, Yalan, İftira, Adam kayirma, Kendini beğenme, Ukalalık ve Tehdit, bunlar bizde mevcüt olanlar. Birde olmayanlara bakalım. Adelet, Merhamet, Kendisinden olmayanalara karşı saygı ve kabullenme.

    Bir toplumda yalnış yapanlar uyarılmayıp hesap sorulmadığı hatta sorulmak şöyle dursun alkişlanarak savunulduğu müddetçe sorulmak bir tarafa onlara rağbet olduktan sonra, o ülkeden ne beklenirki?
    Yalnışlarını savunmak için Taktiri İlahi der geçerler, nasıl olsa hali bizde hazırda hayatımiza yön vermek için değilde kendimizi savunmak için kullanılaca İslam dini mevcüt.
    Adamlar kendi çocuklarını Askerlikten kaçiriyorlar başkalarının çocukları için “ŞAHADET MERTEBESINE YÜKSELDI”
    diyerek gururlaniyorlar.
    Bu ülkede fakir çocukların kanları ile bayramda dahi zafer çiğlıkları atanlar, iki saray yetmez her ile bir saray yapma planlari yapanlar baş taci edildikten sonra o ülkeye ne huzur nede Adalet gelir.
    Türkiyenin bu halle düşmesinin bir numaralı sorumlusu AKP seçmenleri iki numaralı sorumlusu “Abdullatif Şener” hariç AKP liler, ve Muhalefet partileri.

  5. Şu an itibariyle Amerika İngiltere Fransa Danimarka Kanada Rusya Almanya Belçika Akdeniz’e donanma salmış
    Dikkat et bunların burada Fransa dışında kıyısı yok
    İdlibde Türkmenlerin zarar görmemesi için gerekli önlemleri almak hakkımız
    Gerekirse deniliyor savaşırız
    Neden Davudoğlunun taaa en başta Esed ile görüşmesinde masaya vuruşundan bahsetmiyorsunuz
    Güven vermiyorsunuz
    Yemin ederim
    Sayın Erdoğan tökezlese içinizin yağı eriyecek
    Kardeşim neyin borcunu vermiş dışarıdaki insanlar
    3 5 yıla dağılmış borcun bir anda ödenmesini isterseniz aklınızdan o geçiyorsa hangi ülke dayanabilir
    Gül gibi adamın gezi öngörüsünü gördük
    17/25 öngörüsünü de
    Tayyip Erdoğan kişilikli bir politika izliyor
    Bir yarış pilotu gibi

    • mustafa! duyuyor musun dolar 6.13 tl.
      kafan çok çalışıyor senin belli.
      insanlar işlerini kaybediyor. geçim derdinde.
      nerde yaşıyorsun sen?
      1 tlden 6.13’e çıkmış. piyasada mal bulunmuyor.
      gözün mü bozuk senin.
      hangi f1 pilotu ile karıştırdın.
      hangi bilgi, hangi öngörü, hangi zekayı gördün, nasıl gördün, nerde gördün?
      5 milyon suriyeli vatanını terketti. bunların epey bir kısmı ülkemizde. ölen ve sakat kalanların vebalini saymıyorum çünkü sizde vicdan diye birşey de yok ki vebali bilesiniz.
      öngörüyü nerde nasıl gördün?
      Anlat bakayım

    • AAAAA Hay AKLINIZLA BIN yaşa! Ben kendi kendime hep şu soruyu soruyordum, milletin vergileri ile yetiştirilen Türk Silahlı Kuvetlerindeki pilotları neden işlerine son verilip hapise atiyorlarda, TH Yollarındaki yolcu üçaklarinı kullanan pilotlara gelin TCSK de pilotluk yapın emri veriyor.
      Demek’ki Erdoğan şimdide pilotluğa başlamış!!!

      Bence Merak etmeye gerek yokErdoğan neye el atsa onu uçurduğu için uçaklarıda TL gibi füzenin dahı hızına yetişemiyeceği bir hızla göğün 7.katına uçurup 17/25 Araliğı oraya Altın harflerle yazabilmek için bılalhassa bu görevi kendisi üstlenmiş olmalı.
      Bu işler öğle emırle olacak gibi değil.
      kimselere güvenilmez, onun için TS Kuvvetlerindekı görevini geçici olarak onlara bırakıp gidecek.
      Zaten dönuncede onları sorun olarak görmez, herşey elinde olduğu için onlarıda kotese tıkar.
      Dünya markası Hayir sever iş adami ile Aslinda bu 17/25 Aralikdan o kadar korkmasına gerek yok öbür dünyada kendisine şahitlik edecek miliyonlarca H Gayretler, Mustafalar Ümütler İyibaşlar var,
      Onların Şahitliği herşeyi halleder, Tabii HAYIRSEVER İŞ ADAMI ORDADA SUKOYU VERIPTE ITIRAF ETMESE!

  6. AKP nin ayağı yere basmayan dış politikasının sonucudur tüm bunlar.
    Ekonomi yönetimi berbat,dış politikası ayakları yere basmayan, iyi kötü herkesle dostken herkesi kendimize düşman ettiğimiz bir dönemi yaşıyoruz.
    Ve halkımız mevcut yönetime daha henüz iki ay olmadı güvenoyu verdi.
    Tüm bu sorunlar da iki ay içinde ortaya çıkmadı.
    Bazı sorunların kökü çok eskilere dayanıyor.
    Kıbrıs ve Doğu meselesi gibi.
    AKP hem iç hem dış desteğe sahip olduğu iktidarının ilk yıllarında bu sorunları çözecekmiş gibi yaptı.
    Ama amaçlarının çözmek değil oyalamak olduğu artık ortaya çıktı.
    Herkes herşeyin farkında sadece AKP seçmeni hayal dünyasında yaşamaya devam ediyor.
    İyi uykular Türkiye!

  7. bir saray daha yapılacakmış.
    -1100 odalı saray, yazlık saray, osmanlı sarayları yetmedi.
    -millet evini geçindirme derdinde, “dünya lideri” saray derdinde.

  8. Uzun tatil sonrası birikmiş sorunlar ile karşı karşıya kalan mağlatalı bürokrasi için bu terazi bu sıkleti çekmez ah o eski günler ne güzeldi çimento ile demirin hakim olduğu o eski güzel günler.
    ”Afeti can dediler gamzeyi celladın için ”

  9. OLAN OLMUŞTUR.
    Yapılanlardan anlıyoruz büyük resmin anlattığını.
    Borça yüzdürülen gelişmekte olan ülkeler.
    Çok büyük borçlarla çok büyüdük.(şiştik aslında)
    Halklar çok memnun.
    İktidarlar memnuniyetin karşılığında üst üste seçimler kazandı.
    Paralar ihracat için üretim yapan yatırımlara değil ,inşaat ve tüketime harcandı.
    Halklar çok memnun oldu.
    Daha da memnun kalmak için pike yaptıracak rejim değişikliğini güle oynaya onayladı.
    SEÇİMLER BİTTİ.(yerel seçimler teferruat o kadar belirleyici değil ama muhalefet ce kullanılmak istenecek)
    İktidar isteyerek veya istemeyerek yerel seçimleri kaybedebilir.
    Parasız ve borç batağındaki belediyeler yönetimden de destek alamayacak her yer çöp dağlarına dönüşecek.
    İkridar; işte gördünüz birde ülke yönetimini bunlar alsalardı ne olacağını görürdünüz.
    Gelecek başkanlık seçimi için iyi bir musibet olarak gösterilip kazanmanın planları yapılıyor olabilir.
    Büyük resimde gelişmekte ülkelerde tek adam yönetimleri özellikle teşvik edildi borç verenler tarafından.
    Eğer bu borçlar verilmeseydi seçimler kazanılamazdı.
    Demek bilinçli borçlandırıldık.
    Başa güreşen devletler muttefiklerinin zaman zaman sorun çıkarmasını isteyerek teşvik edebilir.
    Görüldüğü üzere çok ta teşvik var.
    İşin sonunda sorun çıkarmasına izin verilen devletin ibreti alem olması için (diğerleri dersini alsın diye)ya çok büyük baskılar yapmaya çalışıp çökertmeye veya hiç istenmeyen ölümcül tavizler isteyenebilir.
    Muttefikte yeni müttefikler arayışına itilebilir.
    Biz istemediğimiz evlilik gerçekleşmez iddiasında olanlar Surıye yı yol ayırımı alanı olarak kullanabılırler.
    Sonuçta bizim ülkemiz bir yol bulur diye düşünüyorum.
    Son anda BATI ile ve eski yol arkadaşı muttefikleri ile bir orta yol bulacaktır.
    Taviz verdiğimiz gibi bir algı da halkta oluşmayacaktır.
    AKLIN YOLU DENECEKTiR.
    DAHA BÜYÜK ÖLÜMCÜL ZARARLARDAN KURTULMAK İÇİN EN AKILLI YOL DENECEK.
    ATA SÖZLERİMİZDEN BUNLARI ÇIKARIYORUM.
    NE DEMİŞLER.
    Bükemediğin eli öpecek mışız.
    Dere yi geçene kadar ayı ya dayı demek gerekiyormuş.

  10. Yazınızı önemli buluyorum.hükümete yakın yazarların savaş tamtamlarını çıkarttıkları bir dönemde,bu duruma kimler ve nedenin sorgulanması gerekliliktir. Melih hamamcıoğlu

  11. Bir süredir dış basında Beşir Esad’ın yine kimyasal silah kullanabileceği ihtimalleri konuşulurken bu durum Batı’dan “daha önce bu konuda Esadı vurduk, yine vururuz” ikazlarıyla karşılık buldu. Esad özellikle İdbil’de bunu yaparsa Rusyanın onayını almadan yapamaz (şeklinde düşünebiliriz). Iran ve Rusya’ya İdlib’deki Türkmenlerin bizim için savaşı göze alacak kadar önemli oldugunu ne kadar anlatabildik? Bu konuda Putin ne kadar güvenilir biri (Trump’la özel hattı dahi olabilir(mi!)). Esad bunu yaparsa Rusya’nın onayını almadan başka provokatörlerin (yahudi, amerikan, ypg/kürt, ve hatta rum ajanların) etkisiyle de yapabilir (mi?). Her halukarda, Idlib’de askerimiz var, ancak bunlar kimyasal sabotajlar/provokasyonlara ne kadar hazırlar? Biz genelde tedbir alma konusunda proaktivite imaji veren bir ülke/devlet değiliz (önce insanlar ölecek, ondan sonra tedbirler düşünülecektir, malesef!).

  12. Heyhat! heyhat! heyhat! Fehmi bey ‘Akil ve sagduyu’ Turkiyeye geri gelene kadar korkarim ve kahrolurum ki Basra harap olur… Cunki akil ve sagduyu coktan terketti…

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here