ABD ile Rusya savaşacaklar mı, yoksa başka şeyler mi oluyor? Benim görüşüm…

10

“Her şey istediği yönde gelişirken Beşşar Esad durduk yerde kimyasal silah kullanır ve dengelerin aleyhine değişmesini sağlar mı?”diye soruluyor.

İlk bakışta makul gelen bir soru bu.

Bir soru da şu: “ABD gibi bir ülke Trump’ın bir gün öyle ertesi gün böyle mesajlar veren Twit’leriyle yönetilir mi?”

Trump’ın “Bekle Rusya, Suriye’ye yönelik füzelerimizi bekle, geliyorlar” Twit’inden birkaç saat sonra “Ben hemen saldıracağız demedim, belki hiç saldırmayabiliriz de” diye ikinci bir Twit atması bu soruyu da haklı kılıyor.

Neler oluyor gerçekten?

Kimyasal şart değil, Suriye rejimi bilinçli

Suriye rejiminin Doğu Guta’da aralarında çocukların da bulunduğu 50’den fazla insanın hayatına mal olan saldırısında ‘kimyasal madde’ kullanıp kullanmadığını bilmiyoruz. Bu bir iddia. Rejimin aynı bölgeye yine ‘kimyasal silah’ ile saldırdığı daha önce de gündeme gelmişti. Suriye rejimi bu iddiaları hep reddetti, şimdi de reddediyor.

Rejimin elinde Rusya tarafından sağlanmış kimyasal silahlar bulunduğuna inanılıyor. Saldırıda kullanıldığını red etseler de, Beşşar Esad ve rejim sözcüleri, ülkede kimyasal silah bulundurduklarını inkar etmiyorlar.

Kimyasal veya kimyasal değil, Suriye rejiminin Guta’ya saldırıları gerçek ve ancak kimyasal silah kullanılsa verilecek zararı da veriyor her saldırı.

Tepki gösterilmesi bu sebeple doğal.

Peki de, her şey yolunda giderken böyle bir şeyi neden yapıyor Beşşar Esad?

Basit iki sebepten…

İlki, şimdi olağanüstü tepki veren ülkelerin Rusya ve İran ikilisi karşısında manevra kabiliyetlerinin fazla olmadığını, her yere yaygınlaşabilecek bir dünya savaşını göze almadan Suriye’ye fazla bir şey yapamayacaklarını düşünüyor Esad.

Diğeri de şu: Guta’ya her saldırı orada yerleşik rejim karşıtı güçlerin elini zayıflatmakla sonuçlanıyor; Guta’da yaşayan ve savaşla hiçbir ilgisi bulunmayan insanlar yöreyi topluca terk ederek rejim karşıtlarını Beşşar yanlısı güçlerle karşı karşıya bırakıyorlar.

Önceki saldırılarda da çok sayıda insan Guta’yı terk etmişti, şimdi kaçanların sayısı da binlerle ifade ediliyor.

Hesabı bütünüyle doğru olmasa da, bugüne kadar istediğini elde etmiş görünüyor Esad.

“Yenilmedim, ayaktayım” görüntüsü rejim için önemli.

Trump ne yapıyor, ona ne yaptırılıyor?

ABD’nin –daha doğrusu Trump’ın- verdiği çelişkili tepkilerin bir rasyoneli var mı? Varsa nedir?

‘Gunboat diplomacy’ diye bir kavram var uluslararası ilişkilerde. Tek kurşun atmadan karşı tarafı daha önce asla razı olmayacağı izlenimi verdiği bir tavra zorlamanın yöntemi bu.

Eskiden sorunlu bölgeye gemilerinizle silah yığınağı yaptığınızda o sonuç genellikle alındığı için kavrama bu ad verilmiş…

ABD Trump twit’leriyle bir tür ‘gunboat diplomacy’ çalışması yapıyor. “Füzeleri gönderirim ha” çıkışı, eskinin sorunlu bölgeye dişine kadar silahlanmış askerlerle dolu gemiler göndermesinin bir benzeri.

“Hiç saldırmayabiliriz de” çıkışı ise, bana göre, Trump’ın Rusya-Suriye cephesine şahsi hediyesi.

Rusya ve Putin ile yakınlığı konusunda soruşturma geçiriyor Donald Trump ve galiba hakkındaki iddialar yanlış değil.

Kimyasal silah kullanıldıysa bile, BM’nin denetçileri devreye girene kadar, bunun kanıtlarının ortadan kalkması için Rusya-Suriye cephesine vakit kazandırmış oldu Trump.

Ya Türkiye?

Evet Suriye’de Türkiye de askerleriyle bulunuyor ve her gelişme ülkemizi de bir biçimde ilgilendiriyor.

Son restleşmede iki taraf da Türkiye’nin adını anmadı ve bu ülkemiz açısından iyi. Ancak, iki tarafa eşit uzaklığın söz konusu olamayacağı türden bir cepheleşme giderek kendini daha fazla belli ediyor ve Türkiye de bir tarafı tercih noktasına gelebilir.

Fransa ve İngiltere daha ilk günden ABD’nin saflarında buluştu, ancak öteki Avrupa ülkeleri –özellikle Almanya- “Ben yokum” mesajını vermekte.

Türkiye kendisine “Afrin’den çık” diyen Rusya-İran cephesiyle mi, yoksa “Menbiç’ten uzak dur, PYD/YPG ittifakıma karışma” diyen ABD ile mi yakınlık kuracak?

ABD’den gelen sert mesajlar biraz da Türkiye’yi kendi cephesine çekmeyle sonuçlanabilecek bir girişim olarak da yorumlanabilir.

‘Menbiç’ sözcüğünün Ankara tarafından daha az telaffuz edildiği bir döneme girebiliriz.

Gelişmelerle ilgili aklıma gelenler bunlar.

ΩΩΩΩ

10 YORUMLAR

  1. Dostlar; ABD ve Batili gucler ;Suriye ve Ortadoguya yapacagi Bir Hacli saldirisi (Geçmişte Buşh boyle demişti) ile Armegedon savasni baslatmak icin bir sebep ; bir bahane ariyordu. Turkiye, Iran ve Sedat uçlusu onlarin eline bu bahaneyi altin tepside sundu; Boylece Emperyalizmin orta doguya gelmesine davetiye cikarmış oldular. Rusya, Bir Bahane ile Suriyeye gelerek; “Tarihi sicak denizlere inme” emeline bir adim daha yaklaşmiş oldu.Batililarda bu sebeple Suriyeye Mudahil olma firsatini elde ettiler. Peki buna kimler sebep oldu;Başta; Iran, Turkiye, Suriyenin idarecileri; Ve de Suriyenin Islamcilari ( ki ben de bir islamci olarak ; gelinen bu noktada; siyasal islamcilarin yaptiklarindan artik utaniyorum; islamcilik ABD Kuyrukculugu demek degildir. Ne yazikki bu gune kadar izlenen politikalar, Islamciligi bu noktaya getirmiş oldu ).Birde Suriye Islamcilarini silahlandirip egiten Turkiye , ABD ve Batililar; Suriye İslamcilarini Sedat rejimi ile kavgaya ikna ve teşvik eden ülkeler ve bu Ülkelerin yonetici ve istihbarat örgutleridir…Peki ABD ve Batililar Orta doguya nicin gelmek istiyorlar acaba? Bu soruyu şöyle cevapliyabiliriz.Birinci aşamada; ABD ve Batinin , Ortadoguda çok guvenilir ve de güçlü bir Muttefike ihtiyaci var.Bu muttefik; Ortadogu ülkelerinden kim olabilir acaba?Tabiiki Israil. Oyle ise; Oncelikle Israilin guvenligi saglanmalidir. Daha sonra; Israili önünün (Buyuk Israil projesine giden yolda ) açilmasi gerekir..Dogal olarak; bu yolun önündeki engellerde ( Şu anda bu engellerden bir tanesi Suriyedir) birer birer, sira ile kaldirimali.Ardindan da ; Bölge İslam Ülkeleri Dahili ve Harici birtakim; karışiklik, baski(Osmanlida , Bugunku Suriye, Irak ,Turkiye ve İran da yaptiklar gibi ); veya oyun ve entrikalarla parçalanarak; Bu ulkler; teker teker tasfi ye etmeli( yutulmali – tarihin geri donuşum kutusuna atilmali) Boylece ; Buyuk israil Projesinin gerçekleşmesini saglamaliki; Bunun sonucunda ABD ve Batili Devletler; 1-);Batinin Korkulu ruyasi olan Islamdan kurtulabilsin 2-) Orta doguda guvenilir emin bir bekçi ( Israil)ye sahip olsunlar3-) Ortadogunun zengin yer alti ve yer ustü kaynaklari uzerine çokebilsinler;4-)Boylece Dunyan en güclu ulkeleri ABD ve onun uydulari olan batilar olsun;Daha sonrada Dunyamiz tek Kutuplu bir duyaya evrileceginden;ABD Dunyanin altenatifsiz bu tek kutbu ve de alternatifsiz Jandarmasi olabilsin. Tabii ki bunu gerceklestirebilmek için; Bir bahane ile; ABD ve Batililarin ( Litareturlerindeki ) Armegedon savaşıni ( Bizim ifademizle 3 . Dunya Savasi) başlatmalari gerekiyor..Iste bunun icinde Suriye meselesi; onlar için bulunmaz bir firsat idi ; Suriye meselesinin( YANGINI nin ) anlami bu iken; Ne yazik ki; Gunumuz Islamcilarinin ( Iran, Turkiye ve Suriyenin İslamcilari) ; Bu Suriye yanginini söndürmeleri icin calismaları gerekirken; Hey hat ki; bu üc ulke ve bunlarin Islamcilari, bu yanginin daha çok büyümesi icin gayret sarfetmektedirler. Yangina bir takim;siyasi , ulusal, mezhebi kaygi ve bahane ve endiselerle Benzin sikmakla mesguller. Ve de bu yangin ile gelecekte hem kendilerinin; ve hemde; İslamdunyasinin yanacagi göremeyecek kadar; akil tutulmasiyla maluldurlar.Birde; utanmadan;sikilmadan, arlanmadan yaptiklari bu ABD Şakşakligini savunmaktalar.Allah bunlara akil fikir ve basiret versin; Rabbim içimizdeki beyinsizlerin yüzunden bizi helak etmez inşallah….’

  2. Acaba Rusya ve ABD nin danışıklı dövüşü gereği Trump o tehditleri, “Suriye’yi Rusya’nın kucağına mecbur ve muhtaç bırakmak” için yapmış olabilirmi? Güya Rusya, hem gelebilecek füzeleri havada imha edeceğinin garantisini vererek hemde ABD ve sair ülkelerle restleşerek Suriyeli hamasetseverlerin gönlünde İran dan daha fazla sempati kazanmış olabilirmi? ABD nin Suriye – İran – Rusya üçlüsünden düşman ilan ettiği sadece İran. Rusya nın bölgedeki karizmasını çizmeden İran ı o gruptan ayrıştırmayamı çalışıyor? Acaba?

  3. “Türkiye İran’dan ayrılmamalıdır. İslam birliği korunmalıdır”…demiş Sn. Süleyman Karagülle 13 Nisan 2018 at 13:02

    -İyi ama nasıl? lafla peynir gemisi yürümüyor. Bizimkiler dahil sözde müslümanlara bu iş pek iç açıcı bir proje olarak gelmedi, hep surat ekşitti taraflar. Nasıl olması gerektiği konusunda kendimce bazı ipuçları vereyim:

    Öncelikle, eskiden bir “Cento” varmış http://www.tarihiolaylar.com/tarihi-olaylar/cento-232 (fitne-fesad çekememezlik karışmış, hatta bir ara Yahudilere hizmet ediyor bile denmiş sonunda kapanmış). Allah rızasına göre hareket etmek için, gönül birliği kalmamış! İşbirliği platformunda başarı aranıyorsa bunun en önemli finansal itici gücü “petrodollar”lar olmalı. Müslümanların hayrına kullanılmamalı şartıyla mı bölgede varedilmiş bu petrol? ALLAH’ın bölgeye olan hayrı müslümanlar arasında cirit atan şeytan’ın şerriyle ne hale gelmiş! Müslümanlar Kuran’ın mesajı/tavsiyesi/emri etrafında birleşmiş olsaydı, şeytana acziyet içersinde sadece seyretmek kalırdı, herhalde.

    Yeniden geliştirilecek bir işbirliği özelikle ihtiyaç olunan teknoloji alanında olmalı. Osmanlı döneminde bir zamanlar müslümanları küçük düşürmek, geri kalmalarını kolaylaştırmak için sermaye ajanları tarafından “gavur icadı” diye diye dışlanmış teknoloji. Bu netice olarak teknoloji uretmege degil mecburen satın almağa, tüketmege hizmet etmiş bir durum. Diden hanım geçen gün bu konuda bazı rakamlara değindi
    didem kuz 11 Nisan 2018 at 11:12 http://fehmikoru.com/secimleri-ekonomik-basari-veya-basarisizlik-belirleyecektir/
    Yani yapılacak iş geç te olsa bir an önce teknik “EŞYA”nın tabiatına odaklanarak “müslüman icadı” yeni eşyalar üretme güzergahına girmek (yerli malı). Buna temel teşkil etmesi için CENTO dan oluşan harfleri tekrar kararak bir “TECNO” oluşturmak ve somut bir teknik işbirliğini tesis etmek. Bu, Sn. Erdogan döneminde başarılabilir, çünkü onda bizi teknolojik olarak kendilerine müptela etmiş yabancılara karşı “Başaramayacaksınız…” diyen bir kararlılık ve meydan okuma var. Bu “Başaramayacaksınız kararlılığı” bir direniş sembolu ve arkasında milletin aynı yönde duası olduğuna inanıyorum (herşeye ragmen, ağırlıklı-okkalı bir dua bu). Sn. Erdoğan buna önayak olursa bölge adına stratejik bir atılım olur. Pojenin nihai şeklini görmek için ömrü yetmezse, ondan sonraki nesilde bu işin yeni bayraktarlarına örnek/önderlik teşkil etmiş olur.

    “TECNO” işbirliğini tarihi ve coğrafi avantajlarıyla “Mezapotamya” ile ilişkilendirmek yerinde olur (Batıl’ın –Hakka dönüşümünün sembolik bir belgesi olarak). Bu projenin başlangıç noktası Dicle ve Fırat bölgesinde yukardan aşağı dogru 3-4 tane Babylon Teknoloji Enstitusu kurulması olmalı. Biri yukarı Mezapotamya olarak bizim Doğu-Güneydogu Bölgemizde yükselen bir Bilim-Teknoloji yıldız olmalı. İkincisi Babylon diye bilenen Irak’ta kalan tarihi yörede. Diger bir ikisi de en aşağı mezapotamya’da, ki bunlardan biri de İran tarafında oluşturulacak şekilde Babylon Teknoloji Enstituleri. Bunların mutevelli heyetleri Ortadoguda Turkiye dahil müslüman agırlıklı ülkelerden oluşmalı ve ortak yonetilmeli. Az sayıda misafir üye olarak yahudi asıllı biliminsanı da dahil edilmesinde bence bir mahsuru yok. Bu Bilim-Teknoloji merkezleri mümkün mertebe siyasetten uzak tutulmalı sadece Bilim-Teknoloji’ye odaklanmalı.

    Müslümanın gücünü Allah’tan alan iradesi ve petrodolarların yardımıyla işbirliği halinde neler yapılmaz ki: Mesela, bizim Doğu-Güneydoğu’daki olan temel bilimlerde araştırma geliştirmeyle birlikte kaliteli öğretim üyesi yetiştirilmesi için önderlik edebilir. 80-90 tane üniversitemiz var deniyor, kalite yok! Hiçdeğilse saglam bir matematik-bilgisayar-fizik-kimya ögeritimi kaliteli hale getirilemez mi. Ozellikle matematik her konunun adamakıllı öğrenilmesine yardımcı olan bir bilim dalı oldugu için çok çok önemli.

  4. ABD’nin Türkiye’yi yanına çekebilmesi için Menbiç ve GUTA konusunda bir takım garantiler vermesi beklenir.
    İşin özü, iki büyük Devlet kayıkçı dövüşü yapıyorlar ve paylaşımı ayarlıyorlar, gibi.
    Yahut da Savaş sanayiini daha da canlandırmak istiyorl, piyasa peyda etmiye çalışıyor, yahut da kur savaşının başka bir versiyonu oynanıyor.
    Fransa ve ise, İngiltere olabilirki İstiklal harbi yıllarında ELE GEÇİREMEDİKLERİ Suriye özlemi ile diş biliyorlar.
    Allah idarecilerimizin ferasetini ve basiretini ziyade eylesin.

  5. Hedefe Doğru
    Sermaye bir birine denk iki taraf oluşturarak savaştırır. Yenik tarafın yanında yer alır ve savaşın gidişatını tersine çevirir. Böylece her şeye kendisi karar verir. Birinci Cihan Savaşı’ndan beri bu taktik açıkça izlenebilir. İstiklal Savaşı’mızın sonunda da buna benzer bir durum oluşmuştur. İstiklalimizi cephede kazanmamıza rağmen masada dinsizlik politikalarını kabul etmek zorunda kaldık. O dönem dinsizlik bir modaydı ama Allah’ın bir takdiri var. Türkiye uzun süre sabretti ve su kendi yatağını buldu. Bugün de Sermaye’nin tekerine çomak sokan bir Türkiye var.
    Sermaye Türkiye’ye Afrin’e girmesini söyledi. ABD, Fransa ve İngiltere’yi anlaştırdı. Rusya ve İran’ı dışlıyor. Türkiye’ye kendi yanından ayrılmamasını söylüyor.
    Peki Türkiye ne yapmalı?
    Türkiye İran’dan ayrılmamalıdır. İslam birliği korunmalıdır. Suriye’ye bir Sisi gelmelidir. Sermaye mağlup olacaktır. Bunu nereden biliyoruz? Yeryüzünde tam istihdam sağlanmıştır. Sanayileşme inkılabı tamamlanmıştır. Faizli sermayeye gerek yok. Tarihi gelişme ışığında Sermaye sömürüsünü devam ettiremez. Diğer taraftan Kur’an açıkça Sermaye’nin mağlup olacağını söylüyor.
    Rusya, Türkiye ve İran Suriye’den çekilmelidir. Suriye’deki mağdur halkı bu üç ülke göçmen olarak kabul etmelidir. Suriye’yi o itlere bırakmalı. Gerektiği zaman sadece Suriye’yi değil İsrail’i de işgal etmelidir. Ortadoğu’da batı güçleri kalmamalıdır. Papa ile iş birliği yapılmalı ve hedef Sermaye’nin fesadını sonlandırmak olmalıdır. Artık terör ve savaş sona erdirilmelidir.

  6. “Afrinden çık diyen” Rusya-İran cephesi ifadesi ne kadar doğru? Rusya, Türkiyeye Afrinden çık diyecektiyse hava sahasını açarak neden destek oldu?

  7. Şu ara akıl karıştırmanın akıllıca bir yöntemi de Suriyedeki durumla ilgili, Türkiye Abd nin mi, Rusyanın mı yanında olacak sorusu etrafında deneniyor. İlla bir taraf tutmak gerekiyormuş zorunluluğu nereden çıkıyor ki? Erdoğan söyledi, Abd müttefikimiz, Rusya stratejik İran da bölgesel işbirliği yaptığımız ülkelerdir ve hiçbirinin yanında veya karşısında olmamız gerekmiyor. Hah tarzan şimdi zor durumda diye düşünenlere şunu söyleyebilirim ki; şu ana kadar hem Trump hem de Putin ile görüşerek götürdüğü denge politikasını devam ettirerek, mevcut durumu sıcak savaşa döndürmeden, hem bölgeye hem de kendimize zarar vermeden atlatabilecek diplomasi becerisini gösterecek ve bu durumdan da güçlenerek çıkacak ülkemiz. Devranın döndüğünü ve artık dünya konjönktürünün ülkemiz lehine çalıştığını ve Erdoğanın devlet reisi olarak bu imkanları sonuna kadar kullanabilecek özellikte olduğunu millet farketti, bence okumuş yazmış birilerinin de farketmesi gerekiyor artık.

  8. Fehmi bey mükemmel bir analiz yapmışsınız.Gerçi siz Hem Trump’ın hem de Putin’in şeytanliklarını herkesten daha iyi anliyorsunuz.
    Sizin de bildiğiniz gibi Putin kazanınca Trump onu tebrik etti, o tebrik etmeden danışmanları ve úst dúzey yetkililerin uyarilarıní dikkate almadı.
    Bütün bunlara rağmen bir de Putin’e telefon edip Beyaz Saraya davet etti.
    Zaten o telefon görüşmesinden hemen sonra Gutaya kimyasal atıldı.
    Eş zamanlı Trump’ın avukatının iş yeri,evi ve otel odası da arandı.
    Turump buna kızíp özel olarak Rusya soruşturmasini yúrúten adami işten attı.Aslinda Başkanın onu işten atma yetkisi yokmuş, Bu da Trump’ın ABD başkani değil de yerli amerkaliların kabile reisi gibi haraket etmesi ve işlediği suçlardan kurtarabilmek için Putin’i yanına almış hem Amerkayi hemde dünyayi kariştıriyor.
    Bunlar işleri bitirinceye kadar Esadı kullanırlar, işleri bittikten sonra da onu harcarlar.
    Domuz derisinden post Ruslardan dost olmaz.
    Süriyede yaptıkları bútún pislikleri bakalım kimlerin üzerine yıkacaklar! inşallah o úlke biz olmayız.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here