Yoksa dünya savaşını da mı ben pompalıyorum? Gül ismini pompaladığım iddia ediliyor da…

74

Acaba içinde bulunduğumuz bölgeyi kıyamet günü manzaralarıyla tanıştırma istidadı taşıyan son gelişmeyi de ben pompalamış olabilir miyim?

Dünya savaşını?

Savaş.. sıcak mı olur, yoksa soğuk mu?

Bugün kendime “Savaşı ben mi pompalıyorum?” sorusunu sordum.

Sordum, çünkü daha Donald Trump’ın başkan seçilmesi ihtimali belirdiği ilk günden beri böyle bir ihtimalin varlığından söz edip duruyorum. Saldıracak yer aradığı izlenimini veriyor Trump; eh başına geçtiği ülkenin ‘hır’ çıkarma gibi bir âdeti, bunu yapabilecek konvansiyel ve nükleer silahları da var…

Artık Kuzey Kore mi olur, Çin mi, yoksa Suriye veya İran mı; bir gün bunlardan biri veya ikisine füzeler gönderdiğinde ABD, geçmişte bunları yazdım, en son olarak da Birinci Dünya Savaşı benzetmesinde bulundum diye “Fehmi Koru’nun pompalaması bu” diyen çıkar mı?

Daha önceki gün, Avusturya-Macaristan Veliahtı’nın suikasta uğraması ile birinci savaşın (1914) çıkması arasında 37 gün geçmesi gerektiğini, günümüzde, teknolojik açıdan, sebep ile sonuç arasında bu kadar çok güne ihtiyaç olmadığını kayda geçirmiştim.

Sedat Ergin bugün Trump’ın son açıklamalarını değerlendirdiği yazısına şu paragrafı da eklemiş:

İçinde bulunduğumuz koşulları Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasının hemen öncesindeki döneme benzeten pek çok yorumcu var. Bu savaş bir suikastla tetiklenmiş ve çatışmalar kısa zamanda Avrupa kıtasından Kuzey Afrika’ya, oradan Ortadoğu’ya, Kafkasya’ya kadar pek çok cepheye yayılan bir ‘cihan harbi’ne dönüşmüştü.”

Hayır, bu pompalama işinden söz eden Hürriyet yazarı Ergin değil.

Dün bu konuyu dile getiren, Habertürk’ün artık siyasi konulara da girebilen yazarı; ben yazısından bu sabah haberdar oldum.

Şöyle diyor:

HÂLÂ ve her şeye rağmen Abdullah Gül’ün adaylığı konuşuluyor ortalıkta.

Zannederim bunu pompalayan Fehmi Koru.

Çünkü mesele gündemden düştüğü anda Fehmi Koru gaza hafiften dokunuyor.

Koru ile Gül’ün yakınlığını bilenler de olaya atlıyor.”

Demek ki yazılarımda ‘Abdullah Gül’ potansiyel cumhurbaşkanı adayı olarak anılmasa hiç kimse bu ihtimali konuşmayacak, öyle mi?

Abdullah Gül aday olsa…

Yapılan bütün kamuoyu araştırmalarını görme imkanına sahip değilim; bazısı elimde, bazısını ise medyaya yansıdıkça görebiliyorum. Ancak bildiğim şu: Araştırmalarda, neredeyse hepsinde, deneklere yöneltilen sorular arasında “Abdullah Gül aday olsa…” diye başlayan bir soru mutlaka bulunuyor.

Böyle bir ihtimal herkesin zihninde yer ediyor çünkü.

Yalnız oy vereceklerin zihninde yok bu ihtimal, halktan oy isteyeceklerin de bu ihtimali hesaplarına kattıkları belli.

Aday olur mu olmaz mı, o tabii 11. Cumhurbaşkanı Gül’ün kendisinin bileceği bir şey.

Mısır’ın değil, ABD ve Fransa’nın liginde Türkiye

Ben cumhurbaşkanlığı seçiminin, sistem değişikliğiyle birlikte düşünülmesi gereken olağanüstü ciddi bir iş ve ülkemize yaraşır bir yarışla gerçekleşmesinin de doğru olduğuna inanıyorum.

Mısır’da tek bir ciddi adayın karşısına çıkamadığı Abdülfettah el-Sisi halkın yüzde 60’ının katılmadığı seçimde oyların yüzde 97’sini aldı. Bir milyon seçmen, oylarını aday olmamış bir futbolcu için kullandılar.

Ne büyük bir ayıp bu bir ülke için…

Oysa, ABD’de gördük, Donald Trump – Hillary Clinton çekişmesini bütün dünya izledi.

Samimi arzum, her partinin böyle bir tablonun ülkemizde de yaşanmasını sağlayacak bir titizliği göstermesidir.

Adaylardan biri belli: MHP ile AK Parti’nin oluşturduğu ‘Cumhur İttifakı’ tarafından desteklenen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan… Siyaset aritmetiği, karşısına kim çıkarsa çıksın, Erdoğan’ın seçimden başarıyla çıkacağına işaret ediyor. Oyların parti adayları arasında bölünebileceği ilk turda olmasa bile ikinci turda yüzde 50’yi bulmakta zorlanmayacağı ve yeniden cumhurbaşkanı seçileceği belirgin Erdoğan’ın…

Vaktiyle “Kardeşim”sıfatıyla o makama uygun gördüğünü açıkladığı Gül karşısına aday olarak çıksa, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bundan rahatsızlık duyacağını sanmam.

İki AK Partili’nin yarışı bütün dünyada ilgiyle izleneceği gibi ülkemize takdir de kazandırır.

Olabilir mi bu?

Arzumu yazılarıma dökmekle birlikte, ‘pompalama’ fiilini kullanan yazar gibi, ben de bundan tam emin değilim.

Emin olmadığım için de, neredeyse her yazımda, “O olmasa bir başka güçlü aday” deyip duruyorum.

Türkiye’yi Mısır’ın içinde yer aldığı ülkeler arasında değil, ABD ve Fransa liginde bir ülke saydığım için…

Benimle aynı düşünceye sahip olanların da aynı hassasiyeti taşımalarını beklerim.

Soğuk veya sıcak yeni bir dünya savaşına doğru yol alınırken başımızda bileğinin hakkıyla sandıktan çıkmış bir yönetici olması ülkenin hayrınadır.

ΩΩΩΩ

74 YORUMLAR

  1. Abdullah Gül Beyefendinin aday olması AKP li dostlarımızı neden çılgına çevirir bir türlü anlayamıyorum.
    Reis güçlü diyorsunuz, kimse karşısında bir zafer kazanamaz diyorsunuz (ben de aynı görüşteyim) o zaman niçin hazımsızlık yapıyorsunuz.
    Abdullah Beyin pasif olduğunu nereden çıkarıyorsunuz. Devlet adamı ciddiyetinde sakin olmak pasiflik mi ?
    Bizim Osmanlıdan kalma devlet adamı ciddiyeti profiline Abdullah Bey bir örnektir.
    Hatırlayın; İslami hassasiyetlerinden dolayı ordudan atılan subaylarla ilgili ilk Milli Güvenlik Kararlarına şerh koyan devlet adamıdır Abdullah Bey. Bunu pasiflik olarak mı algılıyorsunuz.
    Rahmetli Necmettin Erbakan’ın karşısına edeple aday olarak çıkmak mı pasiflik.
    Kendisinin aday olduğu Cumhurbaşkanlığı seçiminde, ordunun “özde … sözde…” çıkışına rağmen hiçbir ger adım atmamıştır. Sayın Reisimiz o günün şartlarında başka birini aday göstermeyi düşündüğü zaman da dahi; Reise Sen aday olmazsan ben adayım diyebilmiştir. Hatırlatırım o zaman Bülent Arınç: “Reise ya Sen adaylığını koyarsın ya da Abdullah bey aday olur. İkiniz aday olmazsanız başka bir adayı kabul etmiyorum, o zaman Ben aday olurum demişti.” Ankara kulislerinde Reisin başkasını düşündüğü bilindiği için Arınç’a hiç kimse nereden çıktı bu sözler bile dememişti.
    Çankaya’da iken Ak partıden gelen kanunları onaylamasını noterlik olarak görenlere de bir sözümüz var. Birincisi o gün Ak Parti yöneticileri ile aynı davaya inanıyor, aynı ilkeleri paylaşıyor ve dost olarak devam ediyorlardı. Onlara güveniyordu.
    Bu günkü Ak Parti, o günkü Ak Parti değil. Reisin en yakınları dahi (Buna Cumhurbaşkanlığı danışmanları da dahil) ya görüşemiyorlar, ya verimli görüşmeleri olmuyor ya da iki-üç ayda bir görüşüyorlar. Bu görüşemeyenler Reisin çok değer verdiği insanlar. Maalesef Reis’in buna gücü yetmiyor. Ak Parti Tek Kişilk Ordu kurdu (REİS), savaşı bu ordu tek başına sürdürüyor. Kalanları ise dünya menfaatlerini daha çok elde etme savaşındalar. Yukarıyı Reis (Allah Razı Olsun ve kusurlarını affetsin, güç kuvvet versin) idare ediyor. Aşağıları kimin idare ettiğini çözemedik. Her yerde Reis’e rağmen Reis’in istemedikleri yapılıyor. Bunun bir bedeli var. Yüzlerce örnek var iki örnek vereceğim. Reis’in Sudan’a gittiğinde evinde ziyaret ettiği Bosna Gazisi Fatih Hasaneyn günlerce Türkiyede iken Reis’den randevu alamamıştı. Reis duyunca çok üzüldü. . .
    İkinci örnek görünürde çok basit fakat zihniyeti açığa çıkarması konusunda çok önemli. Ülkede yabancılar ehliyet sınavına girerken belirli dillerde tercüman bulundurma hakları var. Bir ay önce Arapça tercüman bulundurma yasağı getirildi. Serbest olan bazı dillerden yüz misli Arapçadan ehliyet imtihanına girmek isteyen var. Sizce bunun bir anlamı yok mu . Arapça neden iptal edildi. Bu kardeşlerimize başka dilden tercüman bulundurun deniyor. Arap kardeşimin İngilizce vs. dilinden tercümanla girebilecek. Pratiği olmayan bir durum. Siz soruları Arapça hazırlarsın tercüman gerekmeden doğrudan sınava girerler. Bunu yapanlar bunu bilmeyecek kadar kapasite yoksunu mu, yoksa başka bir durum mu var. . . Yorum size ait.

  2. Tuzak bu, tuzaaak,
    Getirin Gül’ü. İkinci tura reisle başbaşa kalsın. Reis ona bi bağırsın. Anında adaylıktan çekilir ve oooooooh ortalık Reis’e emanet. Adamı 7 yıl cumhurbaşkanı yaptık. Çankaya noteri gibi çalıştı.
    Başka söze ne hacet.

  3. Bu ülkede bişeylerin değişmesi iç dinamiklerin etkisiyle yani yüce vicdanlı!necip milletimizin!! basiretiyle!olmazzz..Küresel fırtınalar bir çok ülkeyi perişan eder ve bu ülkelerde aktörler ve siyasi iklim değişir..10 sene sonra kimse bugünkü siyasileri hatırlanaz bile..Allah olacak olanı farklı şekillerde bambaşka kanallardan oldurur..

  4. Abdullah Gül’ün adı geçtiği zaman troller neden kuduruyor? Aslında her şey ortada. Bir düzgün insanlar vardır bir de düzgün olmayanlar. Abdullah Gül’ün de Meral Akşener’in de hesabını veremeyecekleri herhangi bir yamukları yok. Olsaydı dillerine dolarlardı. Sadece Fetöcü ve İngiliz Uşağı diyebiliyorlar! Gül aday olursa toplumun her kesiminden oy alacak ve seçimi kazanacak. Bunu biliyorlar, kudurmaları bu yüzden. Kenan Evren de yamuğu olmayan bir adamdı. Bir kuruş çalması çırpması yoktu. Eğer bir kuruş çalması çırpması olaydı düşmanları o bir kuruşu (habbeyi) kubbe yaparlardı. Kenan Evren “Bu köşk bana dar geliyor, kendime bin odalı saray yaptırayım ve orada ölene kadar saltanat süreyim” demedi. Sadece 9 sene görev yaptı. Bu günleri gördüğümüz iyi oluyor. Müslümanım diyen insanların bu hâlleri ibret verici.

  5. Yorumları okuyunca kısa bir Abdullah Gül analizi yapmak istedim.
    1. Abdullah Gül, sert, kararlı ve güçlü bir liderdir.
    2. Tayyib Erdoğan ile polemiğe girmemesi, giremediğinden değil, stratejik olarak doğru bulmadığı içindir.
    3. Dışişleri, Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı dönemlerinde yanlış kararlara imza atmadı. O dönem ki yanlışları sadece ona yüklemek insafsızlık olur.
    4. Abdullah Gül, hem siyaset hem akademik hem de devlet tecrübesi olan önemli şahsiyetlerden birisidir.
    5. Rahmetli Necmettin Erbakan’ın karşısına cesaret ve saygı ile çıktığına göre Tayyib Erdoğan’ın karşısına daha yüreklilikle, daha kararlılıkla ve daha güçlü bir şekilde çıkabilir ve çıkar.
    6. Medyaya çıkmaması, polemiklere girmemesinin nedeni, onların seviyesine düşmek istememesi ve henüz zamanın ve şartların oluşmamasından dolayıdır.
    7. Ben Abdullah Gül’ün yakın bir zamanda sahneye çıkacağına başta Cumhuriyet Halk Partisi, İyi Parti ve Saadet Partisi olmak üzere diğer muhalif partileri kucaklayacak bir konuşma yapacağına ve diyalog başlatacağına inanıyorum.
    8. Abdullah Gül aday olursa en fazla oyu da Ak Parti’den alacaktır. Bu böyle biline.
    8. Abdullah Gül’ün adaylığından en çok korkan ve bunun için de bu konuya hiç girmeyen, girmek istemeyen sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyib Erdoğan’dır.
    Selamlar

    • Baştan sona maddeler yanlış. Erdoğan vitrinde durdu, Gül getirisini kullandı. Dış işleri Bakanı iken Annan Planı diye ortalık yıkılıyor, Gül ortada yoktu. Seviye mi? Neyse önce Afrin başarısını kutlasın.

      Fehmi Koru’ya: Gül aday olsun, bir de kazansın diye çok uğraşıyorsunuz ama boşa hayal.

      • abdullah gul bu senin yazdiklarini her gun hatta uykusunda bile analiz eder olcer bicer sonucu ona gore tahmin eder ortaya cikar bu gune kadar bunu yapmadigina gore artik abdullah gule kimse oy vermez

  6. Necip bey,murat Karayalçın ardından başarıyla hatırlanan bir başkan değildi. Başkanlığı devrettiginde, yıllardır metro inşası için kazılip bekletilen yollar (hemde Kızılay gibi işlek caddeler),yine yıllardır bitmeyi bekleyen Aşti inşaatı, bir türlü çözüme kavusmayan şu kesintisi ve hava kirliliği sorunları ve daha nicelerini devredip gitti. En saglamindan ve pahalisindan ikili boru döşenmiş gösterip tek ve ucuz borular dosedigi ortaya çıktı. O zamanlar Ankara’da su kesintilerinin yanısıra patlayan kanalizasyondan sularimiza lağım karıştığını gozlerimizle gördük. Zaten gidişi boşuna değildi. Millet eninde sonunda bıkkınlıgi belli ediyor.
    Gerçi asagida belirtmissiniz neden öyle dediğinizi de, ben yinede yazayım, içimde kalmasın dedim.
    Saygılar

  7. AKP’de ağırlığı ciddi mana vardı
    Abdullah bey ismi her kesimden insanın dilindeydi.
    Ama Abdullah beyin aşırı pasif gibi görünmesi hayal kırıklığı oluşturdu.
    Yapamaz algısına sebep oldu.
    Anketlerdede fazla popüler olmadığı görülüyor
    Bence Abdullah bey pasifliğinden değil, akıllıca hareket ettiği için beklenildiği şekilde çıkış yapmıyor
    Anketlerde yanıltabilir
    Çünkü herkesin fikkini rahatça söyleyemediği bir ortam maalesef var
    Abdullah bey ciddi manada netice alacağını görürse çıkar
    Buda muhalefetin tarz ve tavrına bağlı.
    Tabanlarınıda işin içine katarakve ikna ederek aday gösterilirse bence geri durmaz
    İhsan bey gibi olağını hissederse uzak durur gibime geliyor
    Fehmi bey dile getirmiş. Bundan tabii ne olabir
    Yakın arkadaşı vede onun olması memleket lehine görüyorsa, her günyazan ve olayları takip eden bir gazeteci yazar olarak yazmayıpta kim yazacak
    Dolmayı ikişerde değil yirmişer götürenler Fehmi beye söz söylüyorlar

      • Doğrudur. Tankların karşıısına çıkanlar sözünü esirgemez. Cesur insanlarımız.
        Hepsinin çıktığını söylemek istiyorsun herhalde.
        Referandumda, evet tercihinde olanların sesi her tarafı kaplamıştı. Ezici çoğunluk olacağı söylenmişti
        Hayır diyemlerin sesi yok denecek kadar cılızdı
        Fakat Sayın Cumlukbaşkanı bile hayır oylarına şaşırmıştı
        Benim kanaatim referandumdaki duruma dayanmaktaydı

    • Sayın gül cumhurbaşkanlığından emekli oldu, eski sistemde 7 yıllığına seçildi ve ikinci kez de aday olamazdı, nitekim emekli oldu. Artık yeni sistemdir ve ara geçtiği için aday olabilir denirse onu ysk bilir anca…

  8. Tarık bey tam da sizin belirttiğiniz sebeple, yani parlamenter sistemde Abdullah beyin iyi bir tarafsız-pasif cumhurbaşkanı olması sebebiyle yeni başkanlık sisteminde kendisinin adaylığının yanlış olduğunu düşünüyorum ben de zaten. Çünkü biz yeni sisteme geçtik ve cumhurbaşkanının bu sisteme uygun aktif-lider özellikte olması gerekiyor. Pasif-tarafsız olacak biri seçildi diye bizim anayasal başkanlık sistemimiz otomatikman parlamenter sisteme değişmeyeceğine göre, parlamenter düzene dönmek isteyenler bile mevcut sisteme uyup onu çalıştırabilecek ve gerekecek inisiyatifi kullanarak tekrardan yeni bir sisteme geçecek değişiklik ve referandumları yapabilecek birini aday göstermelidirler. Ama bence artık yeni sistemden eski parlamenter düzene geçmenin pratikte bir imkanı kalmadı, en azından belli bir süre bu sistemi gerçekten çalıştırıp denemeden, tekrar parlamenter sisteme dönülmesini, geçmiş referandumdaki hayırcıların hatırı sayılır bir kısmının bile isteyeceğini zannetmiyorum. Bu kadar vakit kaybı ve patinajı kimse bu ülkeye yaşatmak istemez artık.

  9. Iktidar soylemlerine ve buradaki bazi yorumcularin yirumlarina bakinca barindirdigi mantiktan dolayi dehsete kapiliyorum.
    Abdullah Gul’un aday olmasina bile musaade etmeyecekler neredeyse,ki ellerinde olsa yaparlar da.Kimbilir belki de yaparlar.
    Fakat,en basindan en sonuna kadar, bu nasil bir gozu donmusluktur boyle.
    Secimin mantigina ters bir zihniyet bu,secime girmeye engel olmak.Ne mesruiyeti ne de vicdani bir dayanagi yok bu zihniyetin.
    Ihale mafyasi gibi,bizden baska kimse girmesin,ihale bizde kalsin mantigi aynen.Bu zorbalik ve yolsuzluk, ta ihalenin belirlenmesi,sartlarinin ilan edilmesinden baslar,ilgililere baski kurulmasi ile devam eder,ihale gunu ihale salonuna ama sozle,ama fiilen ama silah tehdidi ile sokulmama ile ilerler,bur sekilde girebilenlerin ise ihale tekluflerinin degerlendirilmesi asamasinda kapili kapilar arkasinda elimine edilmesi ile zirve yapar.
    Simdi Gul’un adayligi ihtimaline bile sopa gosterenlerin halini ben aynen buna benzetiyorum.Alinan da alinsin.Ve yukardaki isleyise gore daha isin basi bu ve isin basinda durum buysa varin gerisini siz dusunun.
    Bu durumu goremeyen,ustune ustluk zorbaligi hamasi ve dini gerekceler ile aciklamaya calisanlara YUH olsun size diyorum.
    Boyle ihale kazanmak caiz midir,hele bir taraftan da Allah,kitap,ummet derken?
    Ey vicdan nerdesin!Seni de mi sokmadilar ihaleye?

  10. Abdullah gülün erdoğana karşı aday olma ihtimali ve kazanma ihtimali, sayın korunun da belirttiği gibi, hemen herkes tarafından ciddi olarak düşünülüp değerlendiriliyor. Gerçekten de mevcut adaylar arasında cumhurbaşkanlığına en yakın aday gibi görünüyor.
    Ancak ben, insanların adaylara ve seçimlere bu şekilde bakmasının, hep kötünün iyisi mantığı ile hareket etmesinin yanlış olduğunu düşünüyorum. Doğru olanın, o dönem, o an için kaybetse bile, doğru bilinenlerin peşinden gidilmesi, doğru bilinenlerin teşvik edilmesi, doğruların desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle, abdullah gül, kesin olarak cumhurbaşkanlığını kazanacak olsa bile (böyle bir kesinlik yok ama öyle olsa bile) gülün adaylığını istemiyorum.
    Öncelikle gül, ülkenin bu duruma gelmesinde kalın kalın imzası olan, ülkenin en önemli sorunlarında hep itaatçi olmuş birisidir. yani ülkeyi bu duruma getirenlerden bir tanesi de güldür. Bundan sonra ise gülün iyi şeyler yapacağının garantisi yoktur. daha önce cumhurbaşktanlığı konumunda iken, ülkenin mahfına neden olan kararların hepsinde imzası olan birisinin, yeniden cumhurbaşkanı seçildiğinde doğrusunu yapacağının garantisi nedir?
    İkinci olarak ise, sadece gül için değil, hiçkimse ülkenin kurtarıcısı olamaz. ülkede olanbitenden hepimiz sorumluyuz ve hepimiz davranışlarımız ile, karalarımız ile, hatta yazdıklarımız ve konuştuklarımız ile ülkenin bu duruma gelmesinde pay sahipiyiz ve ülkenin bu durumdan kurtulmasının da yolu yine bizleriz. kurtacı arayanlar hayalkırıklığına da uğrayabilirler.
    Ben şu yöntemi kullanacağım: seçime girecek adaylardan, önseçimle aday olan veya bağımsız aday olanlara oy vereceğim. Öncelikli tercihim iktidar partilerinden olmaması. bunun dışında herhangi bir parti taraftarı veya herhangi bir partiden önseçimle aday olmuş olabilir. hdp olabilir, sp olabilir, chp olabilir, seçime girecek diğer partiler olabilir. hatta ve hatta, eğer muhalefetten birisi yoksa, iktidardan önseçimle aday olan varsa veya iktidarı destekleyen birisi bağımsız aday ise, ona oy vereceğim. Çünkü öncelikle milletvekillerinin liderin veya parti yönetiminin değil, seçmenin vekili olmasının yolu budur. demokrasinin yolu budur.
    Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise, ilk turda, yine benzer kriterlere göre oy kullanacağım. Yani bağımsız aday olabilir, liderlerin aralarında anlaştıkları aday değil, farklı bir yöntemle seçilen aday olabilir vb. Eğer kim aday olsun isterim diye düşününce, ülkenin bu duruma gelmesinde daha az sorumluluğu olan abdullatif şener gibi levent gültekinin ismi geçiyor, levent gültekin gibi, ertuğrul günay gibi kişilerin aday olmasını isterim. İkinci turda ise zaten 2 aday kalacaktır. bu iki adaydan akpnin karşısında kim olursa olsun ona oy vereceğim. Herkese de tavsiyem budur.

  11. sn.GÜL neden aday olamayacağına örnek…TÜRK BAROLAR BİRLİĞİ TOPLANTISINDA sn.FEYZİOĞLUNUN siyaseten ERDOĞAN ve AKP yi eleştirmenin ötesine geçmesine Sn. GÜL ün tuzluk gibi oturması ve ERDOĞAN ın ayağa kalkıp önce TBB başkanına saydırıp sonra orayı terketemesidir…BAŞBAKAN ERDOĞAN CUMHURBAŞKANI GÜL e beni takip et deyip çıkması…LİDER OLUNMAZ LİDER DOĞULUR….

    • Abdullah Gül, aslında iyi bir liderdir.. ama ya şartların olgunlaşmasını bekliyor ya da bilmediğimiz bazı şeyler var.. Ama Abdullah Gül, ciddi, kararlı, sert ve güven veren bir mizacı var.. Bakalım görelim..

  12. Abdullah Gül’ün dışında herkes Abdullah Gül’ü istiyor. Ne var ki Abdullah Gül, korkuyor. Korkan kişi lider olamaz. Risk almayan başarılı olamaz.. Ve ülkeye yazık olur.. Abdullah Gül, Demokrasi platformu olarak nitelendirilen partilerin liderleri ile öyle veya böyle görüşmesi ve mesajlarını kamuoyu ile paylaşması gerekir. AKP’den tepki almamak için sessiz ve derinden nefes alıyor, bahane bulmasınlar diye..

  13. bileğinin hakkı, chp-fetö-bilmem ne grubu-dış güçler neyse artık.. sırf erdoğan’ın kaybetmesini isteyen tüm ülke düşmanlarının desteğini alacak gül’ün sizce bileğinin hakkıyla alacağını mı iddia ediyorsunuz. nerden baktığınız ile alakalı. bir yere takılıp kalırsanız aklınızdan kaleminize de böyle altı boş kelimeler dökülür. Kalem tutan eline, düşünen aklına bir daha sor. Allah’ın izniyle, yazarlık hayatında yanlış yazmış, aldanmış olmazsın. Saygılar.

  14. acaba fehmi koru sadece arzularını mı yazıya döküyor???
    ben bu kadar gündemde tutulmaya çalışılan Abdullah gülün cumhurbaşkanı adayı olması meselesini artık bir arzu meselesinden fazla olduğunu düşünüyorum sanki. madem yakın arkadaş oldukları yazılıp çiziliyor insan bilmez mi arkadaşının niyetini. kesinlikle hayır dese bilirdi herhalde. öyleyse ikna edilmiş olması mümkün ya da belki çok yakında…

    Vaktiyle “Kardeşim”sıfatıyla o makama uygun gördüğünü açıkladığı Gül karşısına aday olarak çıksa, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bundan rahatsızlık duyacağını sanmam. diyor fehmi bey ve durumu bir parça aslına bakarsanız büyük bir parça gerçeklikten uzak romantik bir zeminde algıladığını ortaya koyuyor sanki. ya da durumun ciddiyetini romantik bir zemine taşımaya çalışıyor. oysa aday olması durumunda Abdullah beyin haddinden fazla yıpratılacağı gerçeğini kendisi de ön görüyor olmalı. rağmen adaylığını destekliyorsa yakın arkadaşların bir bildiği olmalı derim. şahsi kanaatim Abdullah beyin sevilen sayılan biri olarak sempati toplayacağı ama oy alamayacağıdır. seçim kazanacak bir hareketin çıkması dünya konjonktürünün de karıştığı bir ortamda kolay görünmüyor, insanlar dünya devletlerini etkileyen büyük olaylarda mevcut düzenin değişmesinden çok bir otorite etrafında kenetlenmeyi tercih edecektir. dolayısıyla dünya savaşı ve gül arasında yazı başlığında kurulan ilişkiyi anlamlı buluyorum ama birbirlerine umut vaat eder mi bilemiyorum…

  15. Türkiye’nin değişime ihtiyacı var. Sn. Meral Akşener , Sn.İlhan Kesici gibi adaylardan da bahsetmek gerekir. Sn.Kılıçdaroğlunu aday adayı olarak bile düşünmek imkansız, kendisi bile kendisini aday olarak düşünmüyor zaten.Tüm ülkeyi kucaklayacak , eski olmayan bir yüze ihtiyaç var. Artık insanlarda aynı siyasileri görmekten dolayı GÖZ Metal yorgunluğu başladı. Bu millet yine de hiç bir yeni başkan çıkaramayacaksa Sn.Cumhurbaşkanı ile devam etmekten başka da isabetli yol görünmüyor. Önemli olan cesaretle yeni adayların ortaya çıkabilmesi , bir an önce hatta çıkması dünyaya vereceğimiz görüntü açısından da önemli .

    • 1994te tayyip bey ibb başkanı seçildiğinde kaybeden adaylardan biri de ilhan kesici’ydi. Akşener refahyollu yılların beyaz toros bayisiydi, kürtler iyi tanır! Yeni yüzler lazımsa onlar biraz retro kaçıyor yani:)

    • Musa bey siz kavgayı cesaret olarak mı kabul ediyorsunuz?
      Cesaretten dolayı mı hep aldatildim beni affedin diye milletten helallik istediklerinden biri de, “ben bu işin savcısıyım” deyip daha sonra suçu başkalarına atmayı mı, yoksa hayírsever iş adami için Túrk Polisini,Askerini,Hakimlerini,Doktorlarını, gazetecilerini, siyasetcilerini, anne karnindaki bebekleri ve diğer vatandaşlarını terörist ilan edip Hayırsever iş adamina devlet ödülü verip onun için ABD ye meydan okuyup notalar verip sonra da Hayırseven iş adamíni da vatan haini ilan ederek bir çocuğun dahi söylemeyeceği hakaret ve küfür derecesindeki tehditlerinden dolayi mi cesaretli oluyor?
      Yoksa Marmara Gemisinde Şehit olanlarin yakınları ve organizasyonunu yapanlara bana mı sorup gittiniz? diyerek azarlaması mı?
      Eğer bu saydíklarımdan dolayi ise! . Bu konuda haklısınız; Gül bunlari beceremez.
      Zannedersem sadece Gül değil C Başkani RT Erdoğandan haricinde hiç kimse beceremez.

  16. Sayın Koru sizin kadar okuyan sizin kadar yazan sizin kadar ufku geniş ve bilgili değilim olamam da.. Lakin Abdullah Gül cumhurbaşkanı adayı olsun diye çabalamadığınızı söylerseniz de çok büyük bir gerçeği gizlemiş olursunuz. Ya da farkında değilsiniz yazdıklarınızın. Hani bi kıstas vardır “ adalet hakimlerde değil mahkumlarda tartışılır” o hesap siz yazıyı yayınlayıp geçiyorsunuz da size göre yaptığınız şey toplumda oluşan isteğin tespiti olabilir ama aşşağıdan hiç öyle anlaşılmıyor, bilginize..

  17. Farzedelim gül aday oldu..chp bunu desteklermi?? velevki destekledi şuan alacagı oy yüzde 35 i bir milim aşamaz…LİDER olunmaz LİDER DOĞULUR…Milletimiz bunu görmüyormu..herseye evet deyip kafa sallayan bir lider olurmu?? rahmetli ecevit rahşan ilişkisi gibi hanımefendi de artık gül ü yönetir…milletimizin ekseriyetinin fikri bu…benim kanım asla gül dibini görmediği dereye girmez.

  18. ABD teknik açıdan en gelişmiş ülke! kendilerini sebep olduğu ihlalleri saymazsak insan haklarını savunan hristiyan bir medeniyet ve yahudilerin hamisi…. Gazlanarak olsa bile, 70-80 müslüman insan öldu diye, Rusya ile ciddi bir savaşa girecekmiş gibi meydan okuyor şimdi. Yeni dünya düzeni! düşünürsek bir anlık, demek ki epey gelişmiş insanlık!

    Askeri cephede, bir kısmı klasik, diğer bir çoğunda nukleer başlik. Çesit cesit cephaneler, ancak demode oluyor füzeler, yeni teknolojiyle degisecek envanter. Sam amca Esadın ensesinde. füzeler test edilecek tepesinde. Yahu, şunlara bakin, her ikisi ne de sakin; dugmeye basacak Trump, sonra da Putin. Bakalım Tomahawklar mı daha akıllı, yoksa S-400 ler mi? Olamaz bu kadar cılgınlık! Sınırları belli, belki anlaşmalı birer güç denemesi olabilir ancak. Bu arada, teşekkür etmeliyiz Fehmi bey abimizde, üçüncü dünya savaşını getirdi dibimize. Yeni bir strese girdik biz, ve yine Allah’a kaldı işimiz:…..

    Mevlâ görelim neyler
    Neylerse güzel eyler…

      • Mukayeseli bu göruşun ABD nin teknik üstünlüğünden bir şey kaybettirmez. Rusların acziyetini ve çaresizliğini gösterir. Üstünlük bir konuyla ilgili olarak Başkanın bir yamuk tarafı varsa hesaba çekilebileceğini de içerir. Yarası olan Başkan gocunur, daha agresif olur. Bizim ne kadar üstün oldugumuzu siz düşünün artık!…

          • Yani bu takva işi Putin de mi var? Yoksa Putingillerden bizimkinde mi? ezbere bir takva iddiası ve refaransıyla gelmek başka, gözde o ahlaka göre amel etmek başka. Öyle bir ahlak ve takva ki bakın «islam kökenli birisinin siyasi yönetimde olmasını istemiyorum» diyen alttaki vatandaşa diyecek bir şeyiniz yok!

  19. Abdullah Gül’ün vizyonu nedir? Yedi yıl Cumhurbaşkanlığı yaptı, kamuoyu önünde tek bir sayın Erdoğan’la bu konuyu farklı düşünüyorum dedi mi? Erdoğan, kendisini çift başlılık konusunda uğradığında ben devletin başıyım. Devletin birliğini ve beraberliğini temsil ediyorum diyemedi. Yıpranmış, sinik ve sönük bir topu sisirmek topun havasının gitmesine engel olmadığı gibi Gül’ün adaylığını sürekli gündeme getirmek de aynı etkiyi yapmaya başlamaktadır. Ben ülke yönetimde tekrar eski bir siyasal islam kökenli birisinin olmasını istemiyorum. Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı olarak seçmek, yeni bir siyasal islamcıyı cumhurbaşkanı olarak görmekten iyidir. Son olarak partisinin cumhurbaşkanı olacağını çok önceden açıklayan Meral Aksener’in ismini dile getirmemeniz de çok etresan…neden sadece iki adayın olacağı bir seçim istiyorsunuz? Ben cevap vereyim aksi durumunda çok adayın katılacağı bir seçimde Gül’ün seçilme şansı olmaz. Böyle bencillik olmaz! Abdüllatif Şener, Gül’den çok daha iyi bir aday ekonomiyi yönetmekten Gül gibi kaçmamıştır.

  20. Belli olaylar olduktan sonra son zamanlarda değiştirdiği görüş ve tutumlarına katılmıyorum diye Fehmi beye haksızlık da edemem. Dünya savaşının çıkması konusunda hiçbir dahli yoktur kendisinin. Abdullah beyin gündemde tutulması konusunda ise Bekir beyin yorumunda belirttiklerine katılıyorum. Eski dostu ve çok yakını olarak kendisinin aday olmasını istemeye, bunu gündeme getirmeye hatta kendi tabiriyle pompalamaya sonuna kadar hakkı vardır. Buna dışarıdan gözleyen ve en fazla yorum yapan birileri olarak bizim diyeceğimiz bir şey olamaz. Tabir yerindeyse bu pompalama işine sadece ve sadece Abdullah beyin bir şeyler söyleme ve gerekirse itiraz hakkı olabilir. O da ihtiyaç duyarsa bu hakkını istediği zaman kullanır, ister yakın zamanda isterse de 2019 seçimlerinden sonra, bu kendi takdirindedir. Bizim gibi zamanında kendisini desteklemiş, hatta oy vermiş ama şimdi aday olmasının hem kendisi hem de ülke için yanlış olduğunu düşünenlerin de bunu imkan bulduğu yerde mesela Fehmi beyin yazılarına yorumlarında belirtmesi normal karşılanmalıdır. Sonuçta Abdullah bey de sanırım bütün bu görüşleri takip edip ona göre bir karar verecektir. 2019 da yarışa katılanlardan hangisi kazanırsa kazansın bunu bileğinin hakkı ile elde ettiğine de şüphe duyulmayacaktır.

    • Vaktiyle Ankaranın çok çok başarılı ve sevilen bir büyükşehir belediye başkanı vardı, hatırlarsınız Murat Karayalçın. Çok sevildiği ve çok başarılı bir belediye başkanı olduğu için onu Shp ye başkan yaptılar ama o bir lider değildi, çok çok başarılı bir belediye başkanıydı. Sonuçta hem Ankara iyi bir belediye başkanı kaybetti hem kişi olarak Murat bey siyasette liderlik olarak pek olumlu bir netice alamadı. Sayın Gül için yapılan itirazları hep düşmanlık, trollük ve benzeri şekilde değerlendirmek yanlış. Belki bazılarına göre Abdullah bey görüşlerine her zaman kıymet verilen, bazı görevleri çok iyi yapabilecek bir özellikte görülüyordur ama liderlik başka kişilik özellikleri gerektirir ve her başarılı ve iyi insandan bu liderlik özelliğini göstermesi beklenmemelidir.

      • Necip Bey selamlar. Murat Karayalçın örneği kanaatimce tam açıklayıcı değil.

        Abdullah Gül’ün adaylığı desteklensin veya desteklenmesin neticede Türkiye’nin 11.cumhurbaşkanlığını ifa etmiş, eksiğiyle gediğiyle herhangi bir vatandaşa ayrımcılık yapmadan yasalara uygun şekilde görevini bihakkın yerine getirmiştir. Yani oldukça tecrübeli ve devlet terbiyesi almış uygun bir profildir. Şayet aday olur ve seçilirse temsiliyeti çok yüksek, karizmatik ve pasif bir duruşla parlementer sistemi işleteceğini düşünüyorum.

        şu noktada Ali Celali Nadanoglu’nun dikkat çektiği ve aslında kamuoyubun Abdullah Gül’e tepki vermesinin sebebi siyasal islam geleneğinden gelmesidir. Bir ölçüde buna hak veriyorum. Ancak halihazırda anketlerde %50 ye yakın oy oranına sahip “cumhur ittifakından” oy koparabilmek adına aynı fikre sahip bir adayın olması yabana atılmamalıdır. bu tercih ileride ak partinin kuruluş felsefesine dönmesine kapı aralayabilir. Bu saatten sonra akp’nin mevcut politikaları hiçte hayra alamet gibi durmuyor.

        Parlementer sistemde ısrarcı olunması gerektiği fikrini tekrarlıyorum. Bunun sebebi Ülkemizin tek başlılığa uygun olmadığı ve başkanlığın Türkiye’ye faydadan çok zarar getirdiğidir.

      • Karayalçın shp genel başkanı yapıldığı için kendisinden mahrum kalmadı ankaralılar, onun yerine gökçek’i tercih ettikleri için kendisi genel başkanlığa aday olduydu. Hatta bikaç kere ankaraya yine aday olduysa da millet bi daha yüz vermedi kendisine. Öyle ki karayalçın zamanında ankara’da göz gözü görmez hava kirliliğinden mahvolurduk. Gökçek gibi bişeye bile oy verdik, ordan anlayın artık öbürünü:)

        • Anlıyorum , ben Ankarada yaşamadığım için uzaktan öyle görmüş olabilirim. Ama demek istediğim bazı insanlar çok iyi ve çalışkan da olsa, belli bir kademede çok başarılı da olsa, bu durum o insanın en tepe makamı da en iyi yapacağı, dahası, bahsettiğimiz şekilde bir toplumu sürükleyecek lider olacağı anlamına gelmediğidir.

  21. 11.Cumhur Başkanı Abdullah Gül’ün isminin anílmasına dahi tahammülleri yok. Medya ellerinde, hazine ellerinde TC isminin değıştirip AKP Cumhuriyeti koyunsular hiç değilsen bizide enayi yerine koymamış olurlar. C Başkanıin işi gücu akp kongrelerine katılıp propoganda yapmak devletin malını akp nin malı imiş gibi kullanmak.C Başkanı milletin memuru olmasına rağmen çalışma saatlerini akp nin memuru imiş gibi partide geçiriyor. Peki bu kul hakkına girmiyormu?
    Devletin memurlarının maaşları milletin õdediği vergilerle ödenmiyormu? Ha Keza halkın seçtiği millet vekilleride ayni, mecliste sadece parmak kaldírmak için gelírler
    Kalan vakitleri kendi õzel işleri ile uğraşırlar.
    Sonrda kalkar adaletten ve kul hakkından bahsederler.
    Devletin kurumlarinı súlalenin arkadaşlari ve akrabalarına peşkeş çekerler
    Sayın Gülün isminin anílmasıdan rahatsíz olmalarının sebebi yukarda yazdíklarım olsa gerek.
    Abdullah beyin ve eşininde akrabalar var ayni zamanda çocuklari.gelinleri ve damatlarıde var.
    Şimdiye kadar ne onların nede kendi arkadaşlarını devletin õnemli kurumlarına yerleştirdiğini duyulmadı.
    Õğle Fen Edebiyat ve Sosyoloji okumuş birisini sírf damadın akadaşı diye Merkez bankasıa başına genel múdür falanda yapmadılar.
    Bu nedenlerden dolayı Gül ailesi emirle yazi yazdırmaya ve torrelere de ihtiyaç duymadılar.bunu içinde milletin gönlünde taht kurdular.
    İçerde her kesimden insanlar tarafından sevilen,ve dişardada saygınlığı ola bir devlet adamı.
    Aday olursa memnun oluruz.

  22. nurdan hanımdan önce yorum yapmanın verdiği kıvançla…SAYIN KORU sayın GÜL ün adaylığını insanlar gerçekten istiyor bakın kimi yoklasam abdullah gül diyor..ben her kesimden arkadaşı olan bir insanım ve inanın arkadaş çevremin arasında pazarcıdan tutunda üniversitede (odtü de ve itü de)hocaya kadar,doktordan ,kasaba berbere varana kadar hatta işsiz güçsüz kahvehanelerde pişpirik oynayan (tabi hesap kitlemesine)her kesimden arkadaşım var ve inanın çoğumuz farklı partilere oy veren insanlarız..ve bütün samimiyetimle söylüyorum SAYIN ABDULLAH GÜL ÜN adaylığı ve başkan olmasını istemeyen bir kişiye dahi rastlamadım hatta akp li (akp de kadın kolları mı mahalle temsilcisimi öyle bir görevi var)bir arkadaşım farketmez o da bizden ben de belki aday olsa ona verebilirim diyor..yani her kesmin üstünde ittifak sağladığı bir kişi..sizin böyle bir şeye aracılık etmenin inanın yerinecek bir şey değil..bakmayın siz bazı akp li trollerin yorumlarına..saygılarımla…

  23. Sanmalısın..bir zamanlar “kardeşim” diye hitap ettiği Gül, bu seçimlerde karşısına dikilirse, Erdoğan bundan rahatsızlık duyar.

    Şöyle mi diyecek Erdoğan: “Gel kardeşim gel, güzelce ve beraber yarışalım, milletin takdirine de rıza gösterelim”. Bu, hem siyasetin doğasına aykırı hem de Erdoğan’ın mizacına…

    Cumhur-ittifakın dışında kalan partiler bilsinler ki, siyasetin aritmeği onlara şunu söylüyor: Topla(n)ma işlemi yapacaksınız, elinizdeki (kimin elinde ne varsa) siyasi gücü birleştireceksiniz, bir torbaya koyacaksınız, o torbayı taşıyabilecek birinin (Abdullah Gül’ün, ben başka göremiyorum) sırtına verip hep beraber “halk pazarının” yolunu tutacaksınız.

    Halk pazarı, rekabetin en canlı yaşandığı pazardır. Çağırtkanlar, bağırıp çağıranlar, el sallayanlar, gürültü patırtı..en canlısı işte… Bunun için pazara elinde rekabet edeceğin bir “değer” ve onu taşıyabilecek bir güç ile çıkmalı..bir de pazara geç kalınmamalı…

    Bir şirket bir ortaklık gibi..buna hem yasalar cevaz veriyor, hem de ayıp bir şey değil bu. Bakmayın siz başkalarının “vatan haini, işbirlikçi, satıcı” demelerine. Neticede elindekinin değerini verecek olan alıcıdır. Alan razı veren razı. Ee canım, değerini pazarlamayı beceremeyip eli boş dönen de buna razı olacak. Ne de olsa serbest (demokratik) bir piyasada işlem yapıyor olacağız.

    İçinde bulunduğumuz soğuk-sıcak savaşla ilgili de; devlet, politikalarımız sürekli güncelleniyor..merak etmeyin…
    Allah devletimize, milletimize zeval vermesin..bir de zalimlerin elini, mazlumların üzererinden alsın, Allah!

  24. Abdullah Gül’ün ismini Fehmi Koru’nun
    pompalayıp pompalamadığı bir yana da,
    sürekli gündemde tuttuğunda şüphe yok.

    Ayrıca yakın arkadaşının cumhurbaşkanı olmasını arzu etmesi,ismini unutturmaması da hakkıdır.Buna da diyecek bir şey yok.

  25. Sayın Koru size göre hangi bileğinin hakki ile çíkar? Refarandumdaki mühürsüz oyları yasak olmasına rağmen kabul ettiren Yúksek Seçim Kurumunun yardımı ve OHAL ín himmeti ile kazanílan bilek hakkı ile mi?.
    Bunlara bir de diriltilen ölülerin verdiği oylari eklersek, gerçekten de tam bir bilek hakkı ile kazanmış oluyor.

    • Sandıkta kendisine çıkan oylara sahip olamayan muhalefet kazara iktidara gelse üikeye de sahip çıkamaz! 2010 referandumunda bi kere o ölü diriltme olduydu: hani fetö ele başı ölülerde mezarından kalkıp evet oyu kullansa olur diyordu ya… O artık biraz zor ama galiba hashas tarımı tümüyle yasaklanmadan bu muhabbet bitmiicek:)

      • Nasrettin hocanin dedigi gibi;
        “Hirsizin hic mi sucu yok be kardesim?”
        Belki de ustalik karsisinda “helal olsun be!” dememizi bekliyorsunuz.
        Kusura bakma ama suc suctur.Polis engelleyemiyor,mahkeme de ceza veremiyor diye ve hatta hukuka aykiri kararlarla mesrulastiriliyor diye suc islemeyi yasal mi sayalim yani.
        Ulkenin getirildigi cikmazin sebebi tam da bu bakis acisi bence.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here