Nihayet görüştüler.. Görüşmede ne oldu? Türkiye maceraya sürüklenir mi?

11

Benimkisi uzaktan maval okumak olacak. Şu ana kadar hemen bütün gazetelerin ve yorumcuların yaptığı da benim burada yapacağımdan fazla farklı değil. Hepimiz iki liderin duruşlarından, heyet üyelerinin karşı heyet üyelerine bakışlarından sonuç çıkarmaya çalışıyoruz çünkü.

İki liderin başbaşa görüşmeleri 20 dakika, heyetler halinde görüşme dahil Beyaz Saray ziyareti toptan 2 saate yakın sürdü.

ABD Başkanı Donald Trump Türkiye’nin önemini, ikili ilişkilerin değerini vurgulayan bir konuşma yaptı; ancak daha önceki buluşmalarda hep yapılan ‘stratejik ortak’ tanımlaması bu defa eksikti.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise Türkiye’nin itiraz ettiği hususları tek tek sıraladı, beklenti ve taleplerini birbiri ardına sıraladı konuşmasında; ziyaretten sonra yayılan genel kanaat ilişkilere ‘virgül’ konulduğudur.

Nokta‘ bekleniyordu, ‘virgül‘ ile yetinildi.

Üzülelim mi?

ABD’de değişen ve değişmeyen

Devletlerin politik tavırları bir sürecin sonucudur; ABD’nin Türkiye’yi yakından ilgilendiren bölgesel politikası da bir günde belirlenmedi, son beş yılın her adımında Washington’daki karar alıcılar kendi ülkelerinin çıkarlarını önceleyen tavırlar belirlediler.

Bazen birbiriyle çelişebilen adımlar…

En başta Şam’da iplerin Beşşar Esad‘ın elinden alınması konusunda acelesi vardı ABD yönetiminin; bunun için ‘muhalif‘ görüntülü kim varsa onları silâhlandırmaktan geri durmadı. Bedava silâhlar Suriye’den Irak’a yol buldu ve IŞİD denilen örgütün palazlanmasına yaradı.

IŞİD yüzünden Washington’un Suriye politikası değişime uğradı.

Türkiye başta ”Esad’ı reforma zorlayarak çözüm” diye özetlenebilecek bir çıkış yolunu savunurken, sonra yeniden “Esad’lı çözüm” politikasına geçecek ABD’nin o sıradaki ”Esad’sız çözüm” arayışına ayak uydurmak zorunda kaldı. IŞİD’e bağlı olarak değişen Washington’un Suriye politikası en fazla Ankara’yı zora düşürdü.

PYD/YPG yapılanmasının durumdan vazife çıkaran çıkarcı manevraları yüzünden, sonlara doğru, işler iyice Türkiye’nin istemediği istikamette gelişti.

Türkiye şimdi Amerika’nın kendi çizgisine gelmesini arzuluyor. ”PYD/YPG’yi bırak, Türkiye destekli ÖSO’lu çözümden yana ol” tavsiyesinde bulunuyor Washington’a…

Umudumuz da Trump

Galiba sıkıntı da umudumuzun aslında umutlanmamız gerekecek kadar yanlış olmasından kaynaklanıyor.

Donald Trump ve kadrosu ‘savaşkan’ sıfatının üzerlerine oturduğu insanlar. Başkan olur olmaz ilk yaptığı iş, selefi Barack Obama‘nın en önemli reformu saydığı geniş kitlelere yaygın sağlık sigortasından vazgeçildiğini ilân etmek oldu Trump‘ın; bütçeye yük olduğu gerekçesiyle… Buna karşılık, 2018 bütçesinde silâhlanmaya yüzde 20 kadar ekleme yapıldı.

ABD Ortadoğu’da savaşacak; ancak bunu Amerikan askerlerinin burnunu kanatmadan yapmak niyetindeler.

En sıkı ortakları da, Trump‘ın NATO Zirvesi öncesine konulan ziyaret programından öğrenilebilir: Suudi Arabistan ve İsrail… İlk yurtdışı gezisini bu iki ülkeye yapacak, ardından Vatikan’a gidip Papa ile görüşecek Trump

Müslümanlar açısından önemli kutsal topraklar üzerinde hüküm süren Suud yönetimi ile Hıristiyan Dünya’nın lideri Papa’dan alınacak destek önümüzdeki savaşkan dönem için önemli…

Bir başka ilk ziyaret ülkesi olan İsrail’in güvenliği de öyle…

Önemli olan İsrail’in güvenliği

Ortadoğu, ABD için, bölgede yaşayan insanların kara kaşı kara gözü için değil.. İsrail’in güvenliği açısından önem taşıyor.

İsrail’in güvenliği ise.. kendisini tehdit eden etraftaki bütün unsurların ortadan kalmasıyla sağlanabilir…

Hangi ülke kaldı İsrail’in güvenliğini tehdit edebilecek? Irak artık tehdit unsuru değil; Suriye, Libya, Yemen de öyle… Mısır ve Ürdün imzaladıkları ‘barış anlaşmaları’ ile İsrail için tehdit teşkil etmez hale gelmiş iki ülke.

Tek ciddi tehdit unsuru.. evet bildiniz.. İran…

Obama, sorunu İran’ı dünya sistemiyle barıştırarak çözme yolunu benimsemiş, bunun için iki ülke ciddi adımlar da atmıştı. Trump ise, sağlık sigortası politikasına ne kadar karşıysa Obama‘nın –hatta ondan da fazla– İran politikasından nefret ediyor. Daha seçilmeden başlayan mesajlarıyla İran’ı hedefe yerleştirmeyi başardı.

Donald Trump‘lı dönemin, ‘İsrail’in güvenliğini tehdit eden ülke’ olmaktan İran’ı da uzaklaştırma hamlelerine sahne olacağını tahmin etmek zor değil. Konu Trump‘lı ilk NATO Zirvesi‘ne bile getirilebilir.

”ABD’nin Türkiye’ye ihtiyacı var” deniliyor ya, gerçekten var ve ihtiyaç da İran’ı dize getirmekle ilgili. ABD, Kürtleri (PYD/YPG’yi) de, büyük ihtimalle, Türkiye’yi bu konuda kendi çizgisine getirmek için kullanıyor; çizgiye gelindiğinde harcamak üzere…

Gördüğüm kadarıyla, İran, bu yeni dönemin kendisini hedef alacağını anlamış durumda ve kendisini en kötüye (‘Kıyamet Savaşı’na) hazırlıyor.

Peki Türkiye bu durumun farkında mı?

Farkındaysa, böyle bir görevi üstlenmeye hazır mı?

”Sen de çok ileri gidiyorsun” diyenleriniz olduğunu işitir gibiyim; Suriye ile ilk sürtüşmeler başladığından itibaren yazıp konuştuklarıma da benzer itirazlar aldığımı hatırlıyorum.

Benim de kaderim bu: Hep bir adım ileriyi düşünmek…
ΩΩΩΩ

11 YORUMLAR

  1. bir de 20dakika meselesi var, bir kaç aylık tecrübesiz ne yapacağı belli olmayan potsever lafsakar Amerikan başkanını Erdoğan gibi bir liderle kaç dakika görüştürecekler ki…ne konuşabilirler ki…

  2. stratejik ortak tanımlaması yapmadı mı…yapmaması ne anlama geliyor acaba??? stratejik ortak tanımlaması yaptığı zaman stratejik ortak oluyoruz mu…ortak gibi oluyor muyuz…olmuyor muyuz…oluyor gibi oluyoruz ama olmuyoruz gibi…ne söyledikleri aslında önemli değil gibi…

  3. Bu kadar karamsar olmayalım.Gidişat gösteriyor ki Allah (CC) Trump adlı bir belayı ABD’ye musallat etti ve onun eliyle ABD hegemonyası geriliyor.

    Onlar bu tuzakları kura dururken, kadim
    devlet aklının mirasçısı Türk devleti de sivil ve asker kadrolarıyla bekasına yönelik saldırılara kalkan olacak tedbirleri alıyor.

    Kendimizi fazla küçümsüyoruz, biraz özgüven lütfen.Karamsarlığın bizi götüreceği yer daha karanlık bir gelecek.

    Ne İran’la savaş olacak, ne de Türkiye
    başkalarının vekalet savaşlarına alet olacak.Pentagon ve Sermaye kadar bizim de aklımız var.Yeterki bağımsızlığımızı her şeyin üstünde tutalım.

    Herkes bireysel planda ailesinden başlayarak yakın çevresinden itibaren halkaları genişleterek takatinin kaldırabildiği kadar üstüne düşeni yapsın.

    Gerisi tevekkül, hali ve kavli duadan ibaret.

  4. Obama sağlık sigortasını getirdi. Obama İran’la uzlaştı. İsrail’in güvenliğini böyle sağladı. Trump sağlık sigortasına karşı çıktı. İran’la savaşmaya yöneldi. Türkiye’yi İran’dan ayırma şartı ile Türkiye’nin Suriye ve Irak politikasını sözde desteleyecekler. Daha doğrusu kendi politikalarını Türkiye’nin politikasıdır diye destekleyecekler.
    Varsayımım nedir? Suriye ve Iraktaki tüm terörist gruplar ve baskıcı yönetim Sermaye tarafından finanse edilmektedir. İsrail de, ona karşı olan Filistin teröristleri de aynı Sermaye tarafından desteklenmektedir. Gaye Türkiye ile İran’ı savaşa sokmak. Önce Ortadoğu Müslümanlarını birbirine kırdırmak, sonra büyük devletleri savaştırıp ikisini de harabeye çevirmek. Arkasından Birinci ve İkinci Cihan Savaşı’nda yaptığı gibi kalemi eline alıp yeni bir Yalta Konferansı düzenlemek.
    Trump’lu NATO görüşmesine kadar Türkiye’nin İran’a karşı tavrı belirlenmiştir. Trump da kesin karar almıştır. Evetçi Türkiye Sermaye yanında yer almak zorunda kalacaktır. İran’a karşı cephe alıp üçüncü cihan savaşını çıkarıp İran ve Türkiye’yi yok etmeye zorlanacaktır. Biz bunun için ‘Hayır’ı istemiştik. Erdoğan bu savaşa ‘Evet’ derse iktidarda kalacaktır. ‘Hayır’ derse o gidecek Evetçiler İran’la savaşa ‘Evet’ diyen birini bulacaklardır.
    Türkiye’de kritik nokta ordudur. Ordu İran’la savaşa izin verecek midir? Vermek istemeyecektir ama anayasaya öyle maddeler konmuştur ki Ordumuz tasfiye edilecek. Sermaye’nin işi çok daha kolay olacaktır. Yani Sermaye’nin şimdi aşması gereken sorun Ordu ile Erdoğan’ın arasını açmak sonra İran’la savaştırmak, sonraki işler kolaydır.
    Erdoğan Trump görüşmesi bu planın hazırlığı mahiyetindedir. Trump’lu NATO zirvesi bu hususta biraz daha belirleyici adım oluşturacaktır.

  5. Iran ile ilgili bir seylerin pismekte oldugunu ben de uzun zamandir dusunuyorum. Ama bu Iran’in kendi basina actigi bir bela olacak. Guc alanini fazla genisletti ve hala bu yonde faaliyetleri var. Turkiye acisindan da onunun kesilmesi faydalidir. Turkiye bu sefer “treni kacirmayip” ABD-Suud-Urdun (muhtemelen Misir) ekseninde yer almalidir.

    Hep demiyor muyuz dis politika cikar iliskileri uzerine kuruludur diye. Iste Turkiye’nin cikarina olan da budur. Zaten sicak savas/catisma olmaz Iran ile. Ama gucunu sinirlayacak ve onun vekili konumundaki guclere karsi silah kullanimini iceren girisimler bekliyorum.

  6. Suriye konusunda dün itiraz edip bu gün haklısın diyenler, yarın da itiraz ettikleri bu günkü yorumlarınız için haklısınız diyecekler ama …. Yine olan masumlara ve yeni masumlara olacak… Selam ve saygılarımla….

  7. Bölgede İsrail’i tehdit eden tek ülke olarak İran mı kaldı yada İsrail için Türkiye’de bir tehdit unsuru mu?

    İran’ı dize getirecek ABD, İsrail’in Türkiye için besleyeceği temennilere -ki bu, İsrail’in torbasındaki turpun en büyüğü- ne kadar uzak kalabilecek?

    Nitekim İsrail için ”Arap Milliyetçiliği” temelinde en büyük tehdit olarak öncelikli Suriye, Ürdün, Mısır, kısmen de Libya ”hall” edilmiş durumda.. peki İran’ın ‘İsrail düşmanlığı’ temelindeki saik nedir?

    Bu ”İslam birliği” açısından olsa, bölgedeki İslam ülkeleri ve halkları, İran’ın bu serüvenin peşine takılmazlar.. kaldı ki ”hilafet-ümmet” temelli bir iddiasına Türkiye’nin de.. İran için olan aynı durum Türkiye için de geçerli..

    Suudi Arabistan?

    Suud yönetimi, dünya ve bölge konjonktürünü en iyi okuyan ve buna göre tavır alan bölgedeki tek yönetim galiba. Parası-pulu ve duruşu ile hep ABD’nin yanında olmayı becermiştir de ondan..

    Çünkü onların derdi İslam’ın çıkış noktası olarak topraklarını ve ülkesindeki İslama ait değerleri, ”ümmet temelli” düşünmek değil ve belki ”cahiliye” dönemi şartlarında Allah’ın evi Kabe’ye ve hacılarına hizmet etme şerefini elinde bulundurmak ve idareyi hep ellerinde tutmakla ilgili.. Siyaseti; Suud ailesinin iktidarını idame ettirmekle alakalı ve İslami değil.

    Hangisinin derdi kendisi değil ki?

    Ama İsrail’in ”vaad edilmiş” topraklar bağlamında ki ideası, inanç-din temelli ve ”İsrail’in güvenliği” adı altında, aslında bu idealine kavuşmak. Karşısında onu nehy eden bir İslam var ve düşmanı da O’na dair olan her şey ve her yer…

    Peki, İran’ı ”Kıyamet Savaşı” na hazırlayan ve bunu PYD-YPG gibi ucuz bir bedelle -kendi askerinin burnu kanamasın diye- Türkiyeyi bu ateşin içine ”sırtından itekleyerek” atmaya çalışan bir ABD, bunun ekonomik sonuçlarına katlanabilir mi?

    ABD kamuoyu ”askerinin burnu kanamamasından” değil savaşın ekonomik bedeline katlanır mı?

    Ha! Artık ABD’ de bir ”başkan” var ve ”dediği dedik, çaldığı düdük” derseniz o başka…

    Ben de düşünüyorum ki, bir ”Kıyamet savaşı” olmaz.. olan, ABD’nin bölge üzerindeki politikalarına, Suudi Arabistan, Kuveyt, Türkiye ve hatta İran’ın karşı durmadığı hatta ortak oldukları. Anlaşmazlık; uygulanan politikaların maliyeti üzerinde yapılan pazarlıklarda sanırım.. Kimin ne kadar az, ne kadar fazla ” insani” ve ”ekonomik” bedel ödeyeceği ile ilgili galiba. Bugüne kadar Suud, bunu en az bedelle atlatan yönetim galiba.

    İşte savaşlarının bedelini hep başkalarına ödeten ABD, hem dünyada hem de kendi kamuoyunda çok güçlü. Onun bu gücünü elimine edecek, savaş ateşinin yakıldığı bölge ülkelerinin akılcı politikaları, birlik ve beraberlikleri. Çünkü ateş hepsine de dokunuyor.

    Aksi, kıyamete kadar devam edecek bu savaşların ateşi ”Kıyamet Savaşının” ateşinden daha ”harlı” daha ”kanlı” olacağını söylüyor.

    Bunu zaten yaşayarak görüyoruz.

    Bu bölge ülkelerinin yönetici ve siyasetçilerinin sorumluluğu ve vebali, ne kadar da büyük..

    Aman Allah’ım!

  8. Bu görüşmede malesef hiç bir yazarın çizerin yazdıkları tutmadı çok iyi niyet besleyende kavga çıkar gözüyle bakanda yanıldı
    Hele Türkiyenin demokratik bir ülke olmadığını bir sürü gazetecinin içeride olduğunun bununda ilişkilerimizi etkiliyeceğinden ilk önümüze konacak dosyanın onlar olacağından dem vuranlarda yanıldı .

    Onların senin insan hakların gazetecin hakkın hukukun sanki umurlarındaymış
    Adamların adımı büyük kısa mesafeli koşmuyorlarki
    Bizdekilerde a bak Abd Ab bizim demokrasimizi hakkımızı hukukumuzu düşünüyorlar diye sanki göbek atar hale geldik
    O hakkı hukuku onlar istedi diye deyil Allah cc istedi diye biz adaletli olmalıyız

    İnşallah bu bölgede kan gözyaşı durur diyeceyim ama bu malesef iyi niyetten başka birşey deyil yıllardır yapılan ortada
    Mazlumu düşünen yok sadece çıkar ve idoloji ön pilanda insanın hiç değeri yok

    Abd nin taktir ettiğim kim gelirse gelsin önce devlet çıkarları önpilana alınıyor

    Bizde malesef bu yok bizde kısır tartışmalardan kimse önünü görmüyorki biz önce birbirimize saygı duymayı öğrenmeliyiz biz düzelmedikçe yöneticilerimiz düzgün olmaz çünkü oraya giden biziz zaten

    Allah cc bu milleti hak ve adaletten ayırmasın
    Başkalarının hakkınıda düşün ümmet eylesin

    Kavgasız bir dünyaaaa..

  9. Ne Trump nede başka ülkeler İran’la savaşip vede İranlıları kolay kolay yenemezler.
    Nedenine gelince, İranlılar Azerisi Kürdü, Farsi,Ermenisi, Bahayısi ve Yahudisi ile din ırk ayrımı yapmpmazlar hepisde vatanlarını çok severler ayni zamanda müthiş derecede milliyetçiler.
    Bir okadarda üşkağıtçı ve zenginler her türlü hilleyi çok iyi biliyorlar.
    Bir tane kurşun atmadan isdediklerini kolayca elde ederler.
    Süriyede ne kadar aktif ve başarılı idiler İSİS
    Her ülkeyi kana buladi ama İrana adımını dahi atamadı.

YORUM YAP