Gece Suriye’ye füzeler yağdı.. Irak’ta yaşananlar yine tekerrür ediyor…

24

Buna savaş denilebilirse savaş başladı. ABD’nin başını çektiği, İngiltere ve Fransa’nın aktif olarak katıldığı hava saldırılarıyla Suriye’nin seçilmiş hedefleri üzerine füzeler yağdırıldı.

Suriye rejimi hava savunma sistemlerinin çok sayıda füzeyi tahrip ettiğini açıkladı.

Rusya’dan gelen ilk tepki parlamento savunma komitesi başkanının ABD başkanı Donald Trump’ı 60 milyon insanın ölümünden sorumlu Adolf Hitler’e benzetmesi şeklinde oldu. Rusya’nın BM temsilcisi ise “Bu tür eylemler mutlaka sonuçlara da yol açar” açıklamasını yaptı. Bakalım Vladimir Putin de aynı sertlikte saldırılara karşı çıkacak mı?

Amerika-Rusya hasım mı, müttefik mi?

Kuşkucu mu geldi bu son cümle? Gelmesin. Amerika ile Rusya’nın Suriye söz konusu olduğunda karşı cephelerde yer aldıklarını ben de biliyorum; ancak yine de iki ülkenin didişmesinin Suriye’ye yarardan fazla zarar getirdiğini görünce kuşkularım depreşiyor.

Moskova’nın sağladığı zehirli gazı Esad kendi halkı üzerine gönderdiyse ve ABD ile müttefikleri bunu bahane ederek Suriye’ye saldırıyorlarsa olup bitenden siz de kuşku duymaz mısınız?

Bu son cümledeki kuşkumu da herhalde sezmişsinizdir.

Evet, Guta’da aralarında çocukların da bulunduğu 50’den fazla kişi hayatını kaybetti Suriye rejiminin saldırılarında, ancak o saldırıda kimyasal silah kullanıldığı henüz ilgililer tarafından tespit edilip kanıtlanmadı.

Beşşar Esad koltuğunu kaybetmemek için en aşırı tedbirlere başvurabilecek birisi, bu tamam, ancak yine de iddianın bağımsız denetçiler tarafından kanıtlanmış olması gerekmez mi?

Colin Powell, Irak’a saldırıyı başlatan BM konuşmasını yaparken (Şubat 2003)..

Sorular hiç kuşkusuz akla ABD’nin Saddam’ın Irak’ına saldırısı öncesinde yaşananları getiriyor. George W. Bush Saddam’ı devirip Irak’ı işgale karar verdiğinde, yanında müttefik olarak bulduğu İngiltere ve İspanya ile birlikte, kamuoyunu çakma haberlerle zehirleme girişimini başlatmıştı.

“Hayatımın en büyük hatasıydı” diye yıllar sonra yaptığından duyduğu utancı kitaplaştıracak olan dönemin ABD dışişleri bakanı Colin Powell BM’de yaptığı konuşmada, Saddam’ın elinde kitle imha silahları bulunduğundan emin olduklarını açıklamıştı ve ardından işgal başlamıştı.

Savaş oldu bitti ve ABD askerlerinin cirit attığı Irak’ta kitle imha silahlarının zerresi bulunamadı.

Yalan-dolanla gidildi Irak’ı işgale.

Geçenlerde, kimyasal silahların yasaklanması örgütü (OPCW) başkanlığından Bush’un ayak oyunlarıyla azledilen İspanyol diplomat Jose Bustani, işgalin yıldönümünde, “Irak’ın elinde kimyasal silah olmadığını herkes biliyordu; ben bunu açık ederim diye azledildim” açıklamasını yaptı.

ABD –ve müttefikleri İngiltere ile Fransa- bu defa teyit beklemeden saldırdılar.

Donald Trump ve James Comey..

ABD Başkanı Trump da, saldırı günü piyasaya çıkan döneminin FBI başkanı James Comey‘in kitabındaki öldürücü satırları silah gücüyle bastırmış oldu.

Suriye böylece büyük devletlerin av sahasına dönüşmüş oldu.

Dünya 5’ten büyük ama…

Dikkat edilsin, bir yandan kitle imha silahlarına sahip olduğu ve kendi vatandaşlarına karşı kimyasal silah kullandığı iddia ediliyor, öbür taraftan bu iddianın doğal sonucu olarak “Esad çekilsin” baskısı yapılmıyor.

Oysa, o baskı yapılsa ve bu bir BM kararı haline dönüştürülse, sorun savaşla çözülür olmaktan ve kahredici etkilerini halk üzerinde göstermekten uzaklaşıp siyasetin ilgi alanına girecek.

Konu ne zaman BM’nin çatısı altında görüşülse ve ne zaman BM Güvenlik Konseyi konuyu ele alsa, veto hakkına sahip ülkelerden biri (genellikle Rusya) karara çomak sokarak savaşın devamını sağlamış oluyor.

Bugünlere böyle gelindi.

Müttefik uçaklarından atılan füzelerin insani hedefler üzerine de düşüp düşmediğini şu aşamada bilmiyoruz. Müttefikler, füzelerinin bir araştırma birimini, bir komuta merkezini ve bir sarin gazı deposunu hedef aldığını duyurdu, ama yine de o kadar emin olmamak lazım. Saldırılar yüzünden can kaybı da olmuşsa, bu, sorunu daha da büyütecektir.

Bizler -ve tabii Suriyeliler de- uykudayken olup bitti saldırılar. Ancak işte uyandık ve şapkamızı önümüze koyup düşünmenin zamanı.

Türkiye şimdi ne yapacak?

Şimdiye kadar ABD’yi de fazla kızdırmamaya çalışarak Rusya-İran ikilisiyle birlikte çözüm arayışının bir parçasına dönüşmüştü Türkiye; bu saldırılar sonucunda tarafını daha açıkça belirlemesi gerekebilecek.

İki taraf da aslında Türkiye’nin izlediği yolu benimsemiş değil. Sınır güvenliğini pekiştirmek amaçlı asker gönderdiği Afrin’den çıkması için Rusya Türkiye üzerine baskı yapıyor; ABD ise Türkiye’nin ‘düşman’ ilan ettiği PYD/YPG güçleri ile ittifak halinde.

Ne olacak şimdi?

Ankara dün geceyi bu soruya cevap arayarak uykusuz geçirmiş olmalı.

ΩΩΩΩ

24 YORUMLAR

  1. Batılılardan nefret ediyorum, Amerikadan nefret ediyorum, ama daha çok Amerika’nın vicdanına sığınan Müslümanlardan nefret ediyorum: SEYYİD KUTUB

    • Şikayet edilen o müslümanlar Kuran’ı anlamadılar. Çalışmadılar, “gopyacılık”la statükoya vardılar ve yan gelip yattılar, gelişemediler şimdi de kalkmış Allah’tan başkasına sığınıyorlar… Bireysel olarak rahatlamana yardımci oluyorsa, nefret et edebildiğin kadar, ama toplum olarak acı gerçeklerle yüzleşmek işin ilk adımı…. Eh, belki de değişmenin……

      …….
      Tefvîz it ve râhat bul
      …….
      Zan etme ki ğayr eyler
      ……
      Tedbîrini terk eyle
      Takdîrini derk eyle
      …..
      Mevlâ görelim neyler
      Neylerse güzel eyler…….

      7 Nisan 2018 at 06:15 http://fehmikoru.com/ilkeler-onemli-degilse-neden-yazar-ki-insan-bir-tarize-cevabimdir/

      13 Nisan 2018 at 22:26 http://fehmikoru.com/abd-ile-rusya-savasacaklar-mi-yoksa-baska-seyler-mi-oluyor-benim-gorusum/

      • Sayın H.K acaba bu saldırıyı alkışlayanlar destekleyenler Kuran’ı anladımı? Hukuku Adeleti yerle bir edenler, Memleketi hırtlağına kadar batılıya borçlandıranlar Eğitimi berbat edenler Milletin yarısını düşman görenler, Suriyen in bu hale gelmesine benzin dökenler,kendisi gibi düşünmeyen herkesi hain fetöcü ilan edenler,bir kişinin ağzına bakıp ona göre tavır alanlar ama var güçleriyle cebini dolduranlar acaba İslamı ne kadar anladı yada anlıyor? Selamlar

        • Mehmet bey, yukardaki o ilk yorumundan sonra Seyyid Kutup kimmis diye bilgi kaynaklarına bir gözattım (daha once sadece ismini duymuştum). Öyle anlasiliyor ki muslumanlarin dejenerasyonu konusunda içi yanmis bir entelektuel ve gordugu adaletsizliklerle mucadeleye kendi ulkesi Mısır’da baslamis devletine degil devleti yönetenlere reaksiyoner olmus biri. Sonra da darbeyle devrime yeltenme faaliyetleri içersinde suçlu bulunarak yönetimce idam edilmis.

          Bizim ülkemizde de benzer şeyler olagelmiş. Hazır askeri güc/nufuz kullanılmağa en elverişli maşa. Bu şekilde bizde ve bizim gibi ulkelerde birçok darbeler yapıldı. Aslında, darbeler tarihi en zengin ulkelerden biriyiz. En sonunda darbe yapma değil önleme konusunda da önemli bir merhale katedildi. O zaman seçim kampanyaları yapmakta olan Trump bile darbelerden bıkmış halkın caddelerdeki canı pahasına darbe karşıtı gayretlerini görerek takdirle pozitif denebilecek ifadelerde bulundu. Büyük ölçekte bu tür çalkantılar ülke adına vakit/enerji ve ekonomi kaybı. Çıkarları uğruna darbe yaptıranlar değil ama darbeleri yapanlar/alet olanlar ve darbe önleyenler de müslüman. Karşılıklı yazık oluyor. İşte bütün o müslümanlar Kuran’ı anlamadılar.

          Kuran’ı anlamak bireysel üstünlük izafe eder (hem manevi ve hem de maddi), bir güc izafe eder. İstismar edildikçe bu güç gücünden kaybeder. Layıkıyla başarıldığı sürece bunun yurt sathına yaygınlaştırılması yurdu üstün bir seviyeye çıkarır. İman ve aklın sentezi sadece dünya hayatı degil öbür tarafı da belirleyen bir işbirliği. Nefsi layıkıyla kontrol eden de aslında bu sentez/işbirliğidir. Bu iş ezbere olmuyor. Ezbere olursa nefs haddini aşıyor bu da izafi çıkar çatışmalarını körüklüyor. Siyasi alanda bu, partizanlık (ki şöven reisçilikle beslenen AKP marka partizanlık buna dahildir), halk içersinde cemaatleşme (dini, masonik vs vs), etnik, ticari, çıkar/nufuz gruplaşmaları ortaya çıkıyor. Pastanın paydaşları arasında nefsî tatmin ve nefsî saldırganlıklar kendini gösteriyor. Ülkelerimiz bunun kurbanı. Kaynakların sınırlı oldugu diyarlarda ortaya kendini ifade edemeyen bir Saddam, Gaddafi, bir Esad çıkabiliyor. DiN/mehzep konusunda ezbere kafa sallama yerine ortak payda olan Kuran’ı anlayarak hareket edilmiş olsa bu negatiflikler yerini pozitifliğe terkeder ve geriye bilim-teknolojiye odaklanma kalır(dı). Bu şekilde müslümanlar bütün dünyaya örnek/rehber olabilir(di). O’nun rızası bunu gerektiriyor. Kuran’da belirtildiği üzere Allah’ın düzeni çetin!

          1)İman ve akıl sentezi genellikle çoban ve sorumlu birer koyun,
          2)Ezbere bir iman genellikle bir koyun sürüsü
          3)Ezbere bir akıl genellikle bir çakal sürüsü meydana getirir.

          Denebilir ki bizimkiler çokçası 2. kategoride, Amerika’nın başı çektiği Batı 3. kategoridedir ( Rusya, Çin diğerleri de bu kategorinin bir alt grubudur). Matematiksel olmasa bile, nihai analizde 1, 2’den büyüktür (1 >2). Aynı şekilde 1 > 3 ve hata ve hatta 1 > 2+3 tür. İkinci ve üçüncü grubun 1. gruba dahil olmasi ancak Kuran’ı idrak etmesiyle mümkündür.

  2. Moskova’nın sağladığı zehirli gazı….. Fehmi koru

    -Herseyden önce bu gaz bildigimiz klor gazı, yani çamasir suyunun aktif maddesi. Yüksek dozda cigerleri yakıcı etkisi nedeniyle kimyasal silah olarak kullanilabiliyor (bu arada, sigara da tiryakisinin kendini öldürdüğü kimyasal bir silah!). Söz konusu diger kimyasal da kokusundan dolayi hardala benzetilen sarin (bu saf haldeyken su gibi renksiz bir sıvi). Ne olursa olsun, bunlar bir bombanın sebep olacagı ani ölüm degil de, insanin acı çekerek ölümüne neden oldugu icin uluslararasi antlaşmalarla yaşaklanmis (işin içinde hümanizma var!). Ancak yok olma tehlikesiyle karsi karsiya kalindikca, savaşan taraflar bunlari da kullanabiliyor (yasakmis degilmis önemli mi ?- yahu, kim takar Yalova kaymakamını….zihniyetiyle).

    Düşmanlik varsa, kurallar gereği bu kimyasal silahlardan birinin kullanilmis olmasi bahane olarak yeter. Nitekim Pentagon bombalamaya gerekçe olarak klor gazı kullanildigi konusunda emin olduklarini ifade etti (başkalarının klasik demode usullerle kanıt bulmasına gerek yok-teknoloji farkı!- istelik Trump’un Putin’e karşı kendini kanıtlaması gerekiyordu). Zor durumda kalan Esad gecen sene de kimyasal silah kullanmisti. O zaman da ABD ayni şekilde tomahawklarla bombaladi ancak bu defadakinden daha az bomba kullandi (ki ona ragmen Esadin askeri gücunun %20 si tahrip edilmisti, gözlemcilere gore). Gecen yilki olayda oldugu gibi, Rusya’nin blöf yapmanın ötesinde yapacagi bir şey yok (işin aslında ABD/Nato ile başedecek gücte olmadıklarını kendileri beyan ettiler). Bu olaydaki riske karsi kendi savas gemilerini hedef olabilecek noktalardan alel acele çektiler, gerisi laga luga!

    Esad, Turkiyeyi zamanında dinleseydi ülkesinde bu kadar insan ölmez ülkesi bu kadar harap olmazdi. Davutoğlunun iyi niyetli girişimiyle ilişkiler gelişmişken Rusya’nin sonradan telkinleriyle Turkiyeye yakinlasmaktan vazgecti. Esad, Rusya’ya fazlaca güvenin fiyasko ile sonuçlanacagını kestiremedi (gelişememiş olmaktan dünyayı tanıyamamak!).

    Turkiye bu durumda ABD-Ingiltere-Fransa askeri işbirliğinde Esad’ı cezalandırmasına tabii ki onay verecekti. Suriyedeki taraflar yoruldular savaş artık sona eriyor derken Esad geçen sene yaptığı hatayı (ölmüş eşek kurttan kormaz – olan oldu bari 3.dünya savaşı çıksın, ben yandım herkes yansın zihniyetiyle) kasten mi tekrarladı. Orası meçhul. İşin içinde pek savaşmayan ancak savaşın devamından medet umanlar başkaları olabilir. Terör örgütleri, CİA/siyonizm ajanları hepsi mümkün. Ancak bu durumu kanıtlamak kimyasal silah kullanılıp kullanılmadığını kanıtlamaktan daha zor (işte, bu durumda müslüman insanın içinden “Görelim Mevlam neyler/Neylerse güzel eyler” diyesi geliyor.

  3. Elde delil var mıymıs? Esad a müdahele deyince herkes bir delil arayışı içine düştü. Zaten bu adamların mudahelesi için delil aramalarına gerek yok .Suyun başına durup da kuzuya ne bahane bulursan bul seni yiyeceğim diyen kurt misali. Bu sefer tek fark yiyeceği masum kuzu değil bir çakal. Durum ordaki hangi mazlum için bundan daha kötü olabilirdi? Allah bir hesabı var elbet.

  4. Pentagon bir az önce basín toplantısıda açıklama yaptı 76 misils tam isabet,ve hiçbir mudahale ile de karşılaşmamışlar sadece bir tane Süriye’den değíl başka bir yerden gelmiş o da isabet
    etmemiş.
    Esat rejimine açık message vermişler bir daha kimyasal kullanmasınlar diye.
    gazeteciler son atılan bombanin kimyasal olup olmadığını dair BM tarafsız araştırma komisyonunun raporunu neden beklemediniz diye sordu, onlar da biz emin olduğumuz için diye cevap verdi.
    Ayrıca, hiç bir can kayıbı olmamış.
    Açıkca söylemeseler de Esada şu messagei veriyorlar çocuklari ve sivilleri kimyasalla değil, bombalarla öldürebilirsin.
    Benim şahsi görüşüm Esadın kimyasal depolarını yok etmek için yapilan bir mudahale çünkü İran belki bunları İsraile karşı kullanabilir ihtimaline karşı tedbir aldılar.
    Bunu da Trump iyi başardı ve Türkiye bu işe balıklama atladı. Rusya da ikili oyniyor Trumpun “ASİSTANLIĞINİ” başarı ile yerine getiriyor.
    Tek kelime ile değişen birşey yok esad daha da güçleniyor.
    Bizde Súriyeden gelen multeciler ile birlikte teröristle uğraşarak economiyi çökertmeye devam ediyoruz.Müslümanların haline bakin bu mubarek aylarda yapilan oyunlara alkış tutuyoruz.
    Bize şu an çenesi laf yapan politikacılar değil, akli ile iş yapan iyi siyasetciler lazım ki oynanan oyunlari tersine cevirebilsinler.

  5. Sokak çocukları
    Babam Numan oğlu Süleyman Karagülle’nin bir hikayesi vardır.
    Çocuklar sokakta oynuyorlarmış, kavga etmiş birbirlerine saldırmışlar. Çocuklar ağlayarak babalarına gidip arkadaşlarını şikayet etmişler. Babalar giyinmiş, kuşanmış mahkemeye gitmeye hazırlanmışlar. Sokağa çıkmışlar, bir de görmüşler ki kavgalı çocuklar oyunlarına devam ediyorlar.
    Sermaye bugün dünyayı sokakta oynayan kavgalı çocukların oyun sahası yapmıştır.
    Dünya sokakta oynayan çocukların oyun meydanı olarak terk edilecek kadar değersiz değildir. Semavat ve arzın Rabbi yakında gereğini yapacaktır. Adil Düzen çalışanları hazır olun.

  6. Ne bu geceki saldırı ne de bu saldırıya karşı ülkemizin tepkisinin sebeplerini anlamak için çok derin bir analize gerek yok esasında.
    Türkiye-Rusya-İran işbirliği, önce Halep, sonra İdlip ve en nihayet Gutadaki Esad muhaliflerinin Türkiye gözetimindeki bölgelere aktarılmasını başararak, Suriyedeki iç savaşı fiilen bitirme noktasına geldi. Ankaradaki zirve ve el sıkışma bu işin sahadaki askeri yönünün nihayete erdiğini ilan etti. Zirvede alınan kararlar ise, yapılması kararlaştırılan yeni anayasa ile bu işin siyasi tarafının da halledilme aşamasında olduğuna işaretti.
    Askeri açıdan sahada olamayan batılı ülkeleri bu işe siyasi olarak sokması amacıyla yürütülen Cenevre süreci de Astana süreci ile iptal edildiğinden, batılı ülkeler bir şekilde Türkiye-Rusya-İran tarafından kurulan masaya oturmak ve biraz da söz sahibi olmak için bu saldırıyı düzenlediler. Olay bu kadar net ve açık.
    Şu anda bu saldırıyla oluşan durumda olayın ne yana gideceğini görmek gerekiyor. Türk dışişlerinin saldırıyı desteklediği açıklamasını bu denge diplomasisi bağlamında yorumlamak gerekiyor. Ağırlığımızın tamamen Rusya-İran tarafında olması denge politikamıza uygun olmazdı. Zaten süreç içinde onlara karşı batının yaptırımları olacak ve bir kısım batı bunun içine ülkemizi de sokmayı deliler gibi arzuluyor. Bu kesime kendi elimizle bahane ve sebep vermek akıllı olmazdı.
    Ama açıklama ile verildiği söylenen destek asla fiiliyata girmez. Nitekim İncirlik bu amaçla kullanılamadı.
    Hükümete içerde ve dışarda her durum ve şartta vurmaya ayarlı olanlar tabii ki bu açıklamayı bu amaçla kullanacaklardır, ama denge yürütmek de herkesi her zaman memnun etmek değildir zaten.

  7. Ankara ABD müdahalesini olumlu karşıladı..demek geceyi rahat geçidi…

    Duma’ya Esad’ın saldırılarından sonra yüz binlerce sivil yada silahlı halk, sınırımızın güneyine göç etmeye başladı. Gaziantep ilimizin güneyindeki yerleşim yerlerine akın eden halk,oranın demografik yapısını ”Kürt koridoruna” karşılık Afrin’den sonra Türkiye’nin lehine değiştiren bir oluşum.

    Zaten Esad’ın Dumay’a saldırısının ilk günü Türkiye ABD’nin ”kimyasal silah kullanıldı” iddiasını olumlayarak, Batı’nın yanında yer aldığını göstermiş oldu. Bu arada dünkü saldırıda İncirlik üssü kullanıldı mı?.. cevabını yakın zamanda alamayacağımızı bilmemiz gerekiyor.

    Dün Mi’rac Kandili idi.. ve gecenin ilerleyen zamanında, öncesinde Irak’ta olduğu gibi bu mübarek gecede, Suriye semalarında ”ecnebi” uçakları/füzeleri ölüm kustu.. bir ”kimyasal silah” varlığı iddia edilerek. Her ne kadar Sn.Koru’nun ” ”Rusya’nın temin ettiği ve Esad’ın kullandığı kimyasal silah” hatırlatması bir iddia olsa da asıl soru şu: ABD, Rusya, doğulu ve batılı bir çok ülke bu kimyasal silahlara sahiptirler. Neden? Konvansiyonel silah ile öldürmek ahlaki/ etik de kimyasal silah ile sivilleri öldürmek tam tersi olan bir şey mi?..Ahlaksızlar. caniler…

    Coğrafyada olup bitenlerin kamu oylarına, devletlerin, kendi medyası vasıtasıyla aktarılandan başka bir yüzünün olduğunu bilmemiz gerekiyor..yönetimlerin, asıl perde gerisinde nelerin olduğunu, kimin kimlerle ne ”aşık attığını” nelerle ”fingirdeştiğini” halkı ile paylaşabileceğine ihtimal vermek de saflık olur.

    İşte bu yüzden Irak’tan başlayarak Libya ve -Mısır ve 15 Temmuz Türkiye kalkışmasıyla beraber- Suriye’de olan; yakın zamanda Suudi Arabistan ve Körfez Emirliklerindeki ABD’nin yönetimlerine etkisi, ABD’nin (belki de BM beş daimi üyesinin) bu coğrafyayı kendi emellerine göre dizaynı veya hegemonyalarını yeniden tesis etmek ve kuvvetlendirmekle alakalı olmalı…

    Bölge ülkeleri bunu görmüyor olamazlar. Ülkelerin bir bir tarumar edildiği, bir domino etkisiyle sıranın yek diğerine geldiğini müşahede ediyoruz. Bakın, İsrail’in önünün bu kadar açıldığı, tarihte vaki mi?
    Lübnan yok, Irak İran tandanslı Şia yönetiminde, Suriye malum…

    Sıra kimde?

    Türkiye, Suriye bağlamında Rusya ile flörtüne son verme hazırlığında..bunu son zamanlar Batı blokundan yana tavır koymasından anlıyoruz. Ekonomik sebepler de bunun biraz o yönlü olmasını sağladı galiba.

    Endişeye mahal yok! Dünya beşlisi ülkelerinin yönetimleri, dünyanın, yeni bir dünya savaşını kaldıramayacağını ve bunun kendilerinin de yıkımı olacağını biliyorlar. Ben ”it dalaşı” diyeyim, siz hangi hayvanın adını kullanacaksanız onu söyleyin; bu coğrafyanın üzerinde gerçekleştirdikleri bu, faturasını da yine bu bölgenin halkına ödeterek, yaptıkları bu…

    Endişeye mahal yok dediğim, yeni bir dünya savaşının olmayacağıyla ilgiliydi..endişe etmemiz ve korkmamız gereken, bir dünya savaşı büyüklüğünde, bölgemizdeki yıkımın devam edeceği ve bizi de içine çekmeye başlayacağı…

    Çünkü ”dünya beşlisi”nin konumunu korumakta, buna ihtiyacı var.
    Önce Vietnam’da, sonra Afganistan’da, 91’de Irak’tan başlayarak Ortadoğu’da..kim bilir başka zaman, başka nere de?

  8. Kim güclüyse o herzaman hakli maalesef bizim güclü oldugumuz zaman Fransa’da dansı bile yasak etik : “Ey Fransa Kralı Fransuva! Ben ki, kırk sekiz krallığın hakanı Kanuni Sultan Süleyman Han’ım. Sefirimden aldığım rapora göre, memleketinizde dans adı altında kadın erkek birbirine sarılmak suretiyle insanlar arasında oyun oynanmakta olduğunu işitmiş bulunmaktayım.

    Hem hudut olmaklığımız dolayısıyle, iş bu rezaletin memleketime de sirayeti ihtimali müvacehesinde Name-i Hümayunum elinize ulaştığından itibaren derhal son verilmediği takdirde, bizzat Ordu-yu Hümayunumla gelip men’e muktedirim!..”

    Rivayete göre, Kanuni’nin bu mektubundan sonra Fransa’da yüz sene dans yapılmamıştır.

    Kaynakça Düzenle

  9. Türkiye, saldırıyı desteklediğini açıkladı. Türkiye, yanlış yolda. Suriye’de yanlışlara devam ediyoruz…Yazık gerçekten yazık!!!

  10. Sayin Koru aslında siz bu sorunuzun cevabını biliyorsunuz, “Ne olacak şimdi?” Bana gõre,Nemi olacak?
    Fúzelerin atílmasi duruncaya kadar, “kardeşlik” hukukunu gõz önune alarak “KARDEŞ”Esad’i tehlikeler geçinceye kadar can güvenliğini sağlamak için Ak Sarayada misafir etmek olmasi gerek.Çúnkü bu hukuka an çok vurgu yapan kendileri.
    “Ankara dün geceyi bu soruya cevap arayarak uykusuz geçirmiş olmali.”
    Ankara füzeler için değil yeni terör gurubunun resmiyete geçmesi için epeyi zamandır uyumiyor.
    Nedenine gelince; seçimleri garantiya almak.
    Şu an Türkiyenin tek bir derdi var oda seçimler.
    Bundan böyle 17/25 Aralık ve 16 Temmuz tesirlerini kayıp ettiler 17/25 Aralik küpúnün zamanı geçtiği için etrafa pis kokular yayılyor ve o kokulari temizlemek mümkün değil çünkü ta ABD ye kadar ulaşarak insanları rahatsız etmeye başladı onun için o kúpun ağznını sıkı sıkıya kapatıp çöpe attílar. 16 Temmuz Teröristleride ters tepmeye başladı ve inandırıcılığını kayip ettime sınyalları veryor, onun için
    brand new “TERÖRİST” ler aranmaya başlandı ve anindada buldular, EKONOMİ TERÖRİSTLERİ. yeni moda terörleri
    C Başkanı, Baş Bakan ve Merkez Bankası genel müdürü. Koro halinde seslendiriyorlar.
    Bana gõre Ankara bundada başarılı olamaz çünkü MİLLET onlara demezmi kardeşim neden yakıniyorsunuz sizin MİT bu teröristleride paketleyip getiremiyirmu?
    Fehmi bey Ankara bu nedenlerden dolayı geceleri uykusuz geçiriyor.
    Bundan böyle ne troller nede havuz ne yaparsa yapsınlar, başarılı olamazlar.
    Çúnkü siz bu günleri bu sayfanızda defalarca yazdınız, yalnış yapıliyor bunu faturası millete pahaliya patlar vb bu nedenlerede dolayı
    Havuz olsun troller olsun defalarca siteyi ve size saldırdılar sadece sizede değil okurlarınızada
    Trump seçildide ne oldu?
    Trump madalaymi takti?
    İnşAllah Súriyedeki bizim askarlere her hangi bir zarar gelmez.
    Bu şeytanlara karşi tedbirli olmak gerek.

  11. Disisleri bakanligimiz aciklamis; Memnuniyetle karsiliyoruz. Biz nasil, kesin kanitlar olmadan, gavurun mubarek gecede gerceklestirdigi bombardimana muhtac hale geldik?

  12. Güç sahibi olan ve bu gücü kendisinin olmayanı almak için rahatlıkla kullanan ülkeler için, uluslararası diplomasi hem söyleyenin hem de dinleyenin yalanı bildiği ama bilmediği gibi yaptığı bir durumda maalesef. Şu an dünyada bir kişinin bile Suriyeye orada kimyasal silah kullanıldı diye 3-4 batı ülkesinin füze atışı yaptığını zannettiğini düşünmüyorum.
    Türkiye-Rusya-İran bölgesel üçlüsünün Suriyede işleri ele aldıktan sonra durumu burada kendi ve bölge menfaatlerine uygun bir şekle getirmeleri dolayısıyla devre dışı kalan batı oyuna tekrar girme hamlesi yaptı. Bu hamle kendi başına bir sonuç doğurmayacaktır çünkü içeriye yeterli asker sokmadıktan sonra sadece uzaktan bombalamayla bir toprak parçası elde tutulamaz. Dolayısıyla bu hamleye karşı bölgesel üçlünün yanıtının ne şekilde olacağı bu hamlenin sonucunu belirleyecektir. Hatırlayın Trump ilk işbaşına geldiğinde de aynı şekilde bir bombalama bile değil füzeleme yapmıştı, hatırlayan var mı? Sonucu neydi?.. Batı sadece bir el açtı , şimdi el gösterme sırası karşıdakilerde, durum bu. Ben bu işin diplomasiyle, çözümün içine bir şekilde Cenevre ve batı da katılarak bitirileceğini düşünüyorum. Türkiye denge siyasetini daha da geliştirecek ve oyun masalarının aranan oyuncusu haline de gelecek bu tecrübelerin sonucunda. Çünkü batı yenemediği ile birlikte çalışmayı illa ki becerir son kertede. Önemli olan bizim dik durmamız ve yenilmememiz. İç birlik ve bütünlük de bu yüzden önemli ve gerekli.

  13. Cihanda sulh konseyi kurulsun desem başıma iş almış olur muyum? Hayır yukarı tükürsem kuzeydeki sevdiğimiz ülke, aşağı tükürsem güneydeki sevdiğimiz ülke…

    • Öldürenler de onlar tepkiyi verende onlar.
      Dünyada en ucuz nedir diye sormuşlar! cevap başkasının çocuğu. Politikacılar masumların kani ile kendilerinin koltuklarını garantiliyirlar.Şu anda Trumpın yaptığı gibi.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here