ABD seçim sonuçları Trump’ı yaraladı.. Yaralı politikacıdan -hele Trump ise bu- korkulur…

16
Trump, basın toplantısında, CNN muhabirini paylıyor..
Beni sürekli okuma zahmetine katlananların bunu dert edineceklerini sanmasam da, yine de içlerinden bazılarının bir başka ülkede yapılan seçime bu denli önem vermemi ve iki gün üst üste yazılarımı o konuya ayırmamı yadırgayabileceğini sanıyorum.

ABD seçimleri bizi neden ilgilendiriyor?

Neredeyse hemen her konuda -dış politikadan ulusal güvenliğe ve ekonomiye kadar- ABD’nin tavrı bizi de etkiliyor da ondan. Birlikte devriye hizmeti gördüğümüz Suriye’de YPG/PYD adını alan PKK ile içli dışlı oluşundan rahatsızlık duyuyoruz. Yine de IŞİD’e karşı ortak mücadele verdiğimiz ülke ABD. PKK’nın lider düzeyindeki üç isminin yakalanmasına yarayacak bilgiler vereceklere ödül vaadi de ABD’den geldi. Misyonerlik için ülkemize yerleşmiş bir ABD vatandaşı hapiste tutulduğu sırada başgösteren sıkıntılar yüzünden, milli paramız, Dolar karşısında yarı yarıya değer kaybetti.

Hani her ülkenin ABD ile ilgilenmesi doğal da, bizim durumumuz sanki bu konuda diğer ülkelerden daha da ileride.

Salı günü ABD’de bir seçim yaşandı. Kongre’nin iki bölümünden Temsilciler Meclisi’nin bütün üyelerinin, Senato’nun ise üçte birinin yenilendiği bir seçimdi bu. Tabii, bazı eyaletlerin valileri ile seçimle iş başına gelen savcıların da katıldığı bir seçim olması bakımından da önemliydi.

Tabloya baktığımızda

Ortaya çıkan tablo fazla şaşırtmadı.

Dün, henüz sandık sonuçları belli olmadan burada şunu yazmıştım:

’’Seçim öncesinde yapılan sandık tahminleri, bütün üyeleri yeniden seçilecek Temsilciler Meclisi’nde Demokrat Parti’nin çoğunluğu ele geçireceği, üyelerinin üçte biri yenilenecek Senato’da ise az farkla Cumhuriyetçi hakimiyetinin devam edeceği yolundaydı.’’

Tahminler doğru çıktı ve Donald Trump’ın partisi (Cumhuriyetçi Parti) Senato’daki sayı üstünlüğünü korurken Temsilciler Meclisi’ndeki çoğunluğunu Demokratlara kaybetti.

Amerikan halkı, anayasa gereği başkanları hesap verilebilir tutmada daha önemli bir konumda bulunan Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu muhalif partiye vererek denetlemeyi güçlendirmeyi amaçlarken, politika uygulamalarında daha fazla önem taşıyan Senato’nun iktidarın elinde kalmasını sağlayarak dengeyi de kurmuş oldu.

Trump’a da ciddi bir ders vermeyi hedefleyerek…

Seçim sonrası düzenlediği basın toplantısını baştan sona dikkatle izledim. Oradaki performansına bakılırsa, Trump, halkın kendisine verdiği dersi almak niyetinde görünmedi. Seçim sonucunu ‘zafer’ havasında sundu. Hiçbir şey olmamış gibi yola devam mesajını verdi. Muhaliflerine tehditler savurdu. Toplantısına katılan basın mensuplarını aşağıladığı yetmezmiş gibi, bazılarıyla ağız dalaşına da girdi.

Ardından da, tepesinde Damokles’in kılıcı gibi asılı duran hukuki soruşturmalarda kendisini yeterince savunmadığına inandığı adalet bakanını istifaya zorlayarak elindeki yetkileri sonuna kadar kullanacağı mesajını vermeyi ihmal etmedi.

Ya Türkiye?

Ülkemizin adı uzun süren basın toplantısında iki kez gündeme geldi.

İlginç olan şu: Bir Lübnanlı gazetecinin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ismini de anarak sorduğu İran’a karşı ilan edilen yaptırımlarla ilgili ve bir başka gazetecinin Cemal Kaşıkçı’yla ilgili sorularını, Trump, yuvarlayarak cevaplamayı tercih etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile veya Türkiye ile ilgili sıcak bir söz söylemekten kaçındı.

Bunu nasıl yorumlamak gerekir, bilemiyorum.

Oysa bu hafta sonunda Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle ilgili olarak Paris’te yapılacak uluslararası etkinlikte Trump-Erdoğan yüz yüze görüşmesi gerçekleşecek.

Trump, önceki gün yapılan seçimden sonra her ne kadar ‘zafer’ çığlıkları atıyor olsa da, sandığın mesajından başkanlıkta kalacağı sürenin bir dönemle sınırlı kalabileceğini anlamış olmalı. Bu da, onu, önümüzdeki iki yıl içerisinde, ülkesinin bütün imkanlarını kullanarak, bütün hayallerini gerçekleştirme çılgınlığına itebilir.

Evanjelik ve İsrail yanlısı çılgınlıklara…

ABD ülkemizden neredeyse 10 bin kilometre uzakta bir ülke, ancak kolları uzun ve başka ülkeleri etkileme gücü büyük. Bu açıdan, orada gerçekleşen ve üzerinde hiçbir rolümüz bulunmayan seçimin sonuçları, kendi ülkemizin yöneticilerini seçiyormuşuzcasına bizim için de önem taşıyor.

Önemli olan, bu gelişmeden bizim hangi sonucu çıkarıp bundan sonraki tavırlarımızı nasıl belirleyeceğimiz…

Evet, böyle bir muhasebeyi yapmamız ve bazı kötü alışkanlıklarımızdan vazgeçmemiz gerekiyor.

ΩΩΩΩ

16 YORUMLAR

  1. Suriye’de bir Kürt devletçiğinin ebesi kim?
    Amerikan iç politikasını yönlendirmek bizi aşar ama kendi evimizi düzenlemek mümkün. Sayın Koru iki gündür ABD’nin iç politikasının aslında tüm dünyayı (ve tabii daha fazlasıyla bizi) nasıl ilgilendirdiğini anlatıyor. ABD’nin Türkiye’yi tamamen itmese de bayağı bir öteleyerek YPG ile iş tutması meselesi irdelenmelidir. Evet kabul etmek zorundayız ki artık güneyimizde bir PKK devletçiği (özerk de olsa) var ve bunu şu anda olmasa da sindirerek kabul edeceğiz. Nasıl oldu da hiç hesapta olmayan bir şekilde Kuzey Suriye’de böyle bir devletçik kuruldu?
    Tarih bunu yazarken bu oluşuma en büyük desteği veren ve yaptıkları muhteşem politika ile Suriye Kürdistanı’nı hayata geçirenleri yazacak. Bunların başında bu fikrin sahibi ve hapisteyken de siyasetini yürüten A. Öcalan’ı ve yerli-yabancı ortaklarını saymak lazım. Onlar kendi davaları için çalışıp başarılı oldular.
    Bir de bizim taraf var ki esas oraya bakmalıyız. Bu işin sorumluları büyük politikacılar olarak dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu (sonra Başbakan), dönemin Başbakanı R. Tayyip Erdoğan’ı (sonra Cumhurbaşkanı) ve dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü saymamız lazım. Bu idareciler öyle muhteşem bir politika izlediler ki ABD ve bütün bir dünya koca Türkiye Cumhuriyetini bıraktı da PKK uzantısı bir terörist grubu muhatap aldı. Bizim çok akıllı ve yerinde politikalarımızla Suriye ve Irak’ta büyük bir problem olan İŞİD’e karşı bütün dünya bu terörist grubu kurtarıcı olarak görmeye başladı. Bütün bunlar üstelik hepimizin gözü önünde oldu. Ta en baştan beri bu tehlikelere karşı uyaranları; barış düşmanı, kan severler, stratejiden habersizler, eski Türkiye’de takılıp kalmışlar vs. diye susturan devlet büyüklerini tarih elbette yazacak. Şimdi hepsi sütten çıkmış akkaşık rölüne bürünseler de gerçekler değişmiyor. Bu Türkiye tarihinde kaçıncı bozgun Allah aşkına.

  2. Bay başkanın durumu bizi de gerer tabii: Onların tabiriyle topal ördek mi oluyor yoksa bizim tabirle yaralı domuz mu? Yaban ördeği uçsa ne olur, topallasa ne yazar? Ama avcılar bilir; yaralı bir yaban domuzu normalinden çok daha tehlikelidir! Sürek avları ya da domuz avı tarihte zaman zaman çeşitli suikastlere de sahne olmuştur. Bazen kaza olarak geçse de siyasi hesaplar avlanma sırasında da sürüyor olabilir. Örneğin suriye sahasında devam eden savaş çok önemli bir avlanma bölgesi de sayılır. Ayrıca fetö gibi yaralı kalmış bir domuza da sahibiz hala. Bu bağlamda kimi partnerlerimizin iç dış karın ağrıları nüksedebilir, iyice dışa vurabilir, tamamen sönebilir de. Sayın yazar sağolsun erken uyarı görevini layıkıyla yerine getirmiş. Başkanlık sisteminin kesikbaş cinayetinde sergilemiş olduğu proaktif dışpolitikaya/kurmay zekasına bakılacak olursa enseyi karartmaya hiç gerek yok derim:)

      • Baran, devlet başkanımızın konuyla ilgili washington postta yayınlanan yazısını dikkatlice okursan iyi olur: natoyu türkiyeye müdahale etmeye çağıran sümüklü psikopata da güzel bir kapak! Entelektmiş…

  3. Trump’ın yara aldığını kabul ediyoruz artık..bunu, ABD halkının, senatodaki çoğunluğu onlara vererek Trump’ın azlini zorlaştıracak gücü bıraktığı Cumhuriyetçilere; ”bir sonraki seçimler için adayınız Trump olmamalı” mesajı olarak okumalıyız ve buna, demokratik bir tepkinin son derece kuvvetli bir şekilde tezahür etmesidir diyebiliriz.
    Bize gelince; ABD politikalarından ilk ve en fazla etkilenenin bizim olmamızı;
    – Siyaseten dinamik bir yapıya ve jeopolitik olarak son derece aktif olunan bir bölgede yerleşik olduğumuza,
    – İçeride ilkel bir siyaset uygulayıcısı olarak ideolojik bölünmüşlük ve kutuplaşma oluşturmak
    – Dış politika önceliklerimizi tarihi müktesebat ve derinliklere göre oluşturamamak
    – Kültürel olarak, inanç, ahlak ve aile yapımızın dejenere olmasının önünü alamamak gibi nedenlere bağlayabiliriz.
    Bu nedenler, bünyenin zayıflamasına, idealist/çağdaş yönetim kadrosunun oluşumuna engel oluyor ve dış tehditlere maruz kalındığında savrulma ve kırılmalara neden oluyor.

  4. Yazının sonucu “Evet, böyle bir muhasebeyi yapmamız ve bazı kötü alışkanlıklarımızdan vazgeçmemiz gerekiyor” ile bitirmişsiniz.
    Ne gibi kötü alışkanlıklar bunlar “ABD ve onun uzantılarına bölgede aman vermemek” gibi alışkınlardan mı vazgeçelim?

  5. bBir sürü atıp-tutana rağmen ülkeleri veya şahsi menfaatleri yönüyle, bizde olduğu gibi,
    Trump’ı da tutan epeyce seçmen varmış. Hadiseleri kendi içinde iyi değerlendirmek gerekiyor.
    Nurdan hm. Öcalan konusunda az yazmış, Fetocular ve Beşar Esattan daha fazla iki
    taraflı can yakmış, memleketin gençlerini ölüme sürüklemiş birine SALTANAT sürdürülüyor.
    Öcalan için – dolaylısını bırak- yapılan günlük ve yıllık harcama ne kadar acaba, Adalet Bakanı
    bunu açıklıyabilir mi ? Bu işlere başka çareler aramak lazım. Hani demokrasilerde ÇARELER
    bitmezdi. Az gelirlillerden al, zalimleri besle, nice babayiğidimizi sürekli feda et. Sonu olacak
    mı, bu işin. Yoksa hep BATI’nın dediği mi olacak ? Hep, oyunlarına mı geleceğiz ?

    • Abdurahman bey, ABD neden büyük devlet biliyormusunuz?
      ABD yi büyük devlet yapan onun anayasasidir, ona dukunacak baba yiğite henuz anasindan doğmamiş ve kolay kolayda doğmaz.
      Öcalan paketlenip bize gönderilmesini maalesef biz lehimize değil aleyhimize kullandik.
      İsterseniz son 17 yilda gelen şehit sayisi ile önceki 22 yilda gelenle şehit sayisıni bir karşilastirin.
      ABD R Zarafi nasil öttürdü hemde kendisini koruma altina alip Turkiyeyi koşeye sıkıstirarak ve ona
      suçlu değil TC yie suclu muamelesi yaparak.

      Öcalan ile bizim devletde bal gibi iş birliği yapabilirdi, cünkü o batinin iki yüzunu görmüştu, kendisine ve Turkiyeye yapılan ihanetlerine şahit olmuştu.
      Sizce ABD gibi yapsaidi kazanan taraf bugünkü gibi batililarmi (bunlara irada dahil) olurdu yoksa fakir fukaranin evletlarimi?
      Onlar miladi dolmuş yani kullanma tarihi geçmişleri bizim millet gibilerine beslemeleri için verirlerki yenileri ile yollarina devam etsinler.

  6. Sermaye dengesi
    Dün oyun olarak belirttim, şimdi denge diyebilirim. Derin sermaye Trump’ı Pentagon’la Rothschildler arasında dengede tutuyor. Cumhuriyetçiler Rockefeller’ın, Demokratlar Rothschildler’in partisi idi. Trump’ı Demokratlar seçmişler ama cumhuriyetçilerden seçildi. İki yılı gidip gelmekle geçti. İkinci kez seçilmezse boşuna gelmiş ve boşuna gitmiş olur. Derin Sermaye yoluna devam eder.
    Türkiye’de de aynı oyun. Yerel seçimde AK Parti kaybedecek. Denge oluşacak. Sermaye istediğini yaptıracak.
    Kredilendirme raporunda Türkiye ekonomisinde daralma olacağı bildiriliyor. AK Parti’nin uyguladığı 16 senelik ekonomik politika bugünkü enflasyonu doğurdu. Zorunlu olarak faiz de yükseldi. Türkiye bugünkü para sisteminde yalnız daralma ile kalırsa şükretsin. Sonunda duyunu umumiye bekliyor Türkiye’yi ve Osmanlı’nın başına gelen Türkiye’ye gelmektedir.
    Bunun tek kurtuluş yolu vardır o da faizli para sistemini etkisiz hale getirecek Altın Bonosu sistemidir. Borçlanmalar Altın Bonosu üzerinden yapılacaktır. Bunun için iktidar olmaya gerek yok. Millet ittifakı bunu çok kolaylıkla yapabilir. Böyle bir ittifakı desteklemeye biz hazırız.

  7. abd deki denge denetim mekanizmasının harika olduğundan hiç şüphem yok. pek çok skandala adı karışan başkanlar var…Temsilciler Meclisi bugüne kadar kaç abd başkanını azletmiş. ..3 başkan hakkında azil süreci işlemiş 2 si yırtmış biri karardan önce ( nixon ) istifa etmişti. gerçi istifa etmeseymiş azl edilecekmiş iddiası var…isteyen inanabilir. ..trump için bu mekanizma çalışır mı??? göreceğiz… azledilirse büyük bir sürpriz olur en az bir sonraki seçimde tekrar seçilmesi kadar büyük bir sürpriz…lakin konu abd olunca sürprizlere açık olmak gerekir…

  8. Fehmi bey bugün Alparslan Kuytul hocanın mahkemesi var. Bildiginiz gibi mevcut iktidarı eleştirmekten başka bir suçu(!) yok.Ve 9 aydır tek hücrede tecrit altında. Sizin gibi adil bir gazetecinin bu konuya temas etmenizi bekliyoruz

  9. Fehmi bey tahminden ziyade bilgilerini bizlerle paylaşiyor.
    Bilmeden tahmin yürütmeyecek kadarda tecrübeli ve yetenekli birisi.

    Ahhh birde gazetecilerin bilgilerini okurlar ile paylaşabilecek ABD veya Avrupa ülkeleri gibi bizdede basin özgürlüğü olsaidi! O zaman okurlarinin merak ettikleri olaylari, örneğin: bayram değil seyran değil bu Trump neden 2 pkk lının başına ödül kuyduğunu rahatlikla okurlari ile paylaşirdilar.

    Ben Trump’ın Basın toplantısını izlemedim fakat haberlerde izledim zaten onun basin mesuplarina karşı tutumu bana pek yabancı gelmiyor, bizdekinin tıpkisinin aynisi.
    Ama ABD deki gaziteciler bizimkiler gibi
    Başkanin gözüne girp yalakalik yapmak yerine onun iflahıni sokerler.
    Trump Kadinlari, müslümanlari ve göçmenleri aşağiladi ABD halki onu yargilayacak kadroyu onlardan seçti.
    Müslüman ve siğinmaci olarak ABD ye gelmiş kadinlari ve erkekleri meclise gönderdi.
    Musevilerı kullanmak istedi onlar bu gittiğinde protosto ettiler. Zengin bir iş adamida ABD ye sığinmak için yüriyenlere maddi yardim yapiyor.

    Açıkcası Trump gibilerine kimse rağbet etmiyor,zaten seçimlerde kimi desdekledi ise o kayıp etti. Kazanan senatörlerde halk tarafindan ön seçimle belirlendiğı için seçiyorlar Trump için değil…

    Waşhington eyaletinin bir bölgesinde ABD Tarihi boyunca 1 senetoör sandelyesini hep Cumhuriyetciler kazanmişlar, şimdi ilk defa Demokiratlar kazandi hemde politikaya 4 ay önce başlayan bir doktor.

    PKK alilara gelince
    Trump bizim başkani ile birlikte seçim malzemesi yaptiklari Rahip olayinda Trumpin eline epeyce güçlendirdiler.

    Başlarina ödül konan PKk lilar hakkinda merak edenlere ben şaşiriyorum!
    Bizimkiler TC yi düşunmezler fakat kendilerini iyi düşünürler.
    Bizimkiler öğle Trump a seçim propogandasi olarak TL yi eritme pahasina Brunson kiyağını karşılik beklemeden yaptiklarinimi zannediyorsunuz?
    Hayir belediye seçimlerinden önce onlari öcalan gibi paketler bunlara teslim ettilerimi ış biter… zaten biz işimize yaramayanlari iyi besleriz. Tabbi bu aradada bazi bağrimizdan çakma bir kahraman çıkar bizim millet kahramanlari baş taci etmesinide iyi becerir.
    O zaman AKP bütun belediyeleri rahatlikla kazanir.
    Sahi Öcalana bizim kiler ayda ne kadar masraf ediyorlar. Hapshane deyipte geçmeyin orada çalişan yüzlerce görevlinin maaşlarin halktan vergiler ile ödeniyor.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here