ABD seçimleri.. İran’a ambargo.. PYD/YPG devriyesi.. Ve birkaç film…

13
İran halkı ABD yaptırımlarını protesto ediyor..

Saat şu sırada sabahın 05.00’i; ABD’nin doğu yakasında ise gece 22.00… Seçimin genel gidişi belli olsa da, çok yakın geçen bazı eyaletlerdeki yarışlar yüzünden Amerikan medyası henüz Demokratlar için ‘büyük zafer’ çığlıkları atmaya başlamış değil.

Alınan ilk haber Beyaz Saray’da gecenin sıkıntılı geçtiği. Donald Trump seçim sonuçlarını beraber izlemek üzere yakını olan önemli işadamlarını Beyaz Saray’a çağırmış… İsrail başbakanı Benjamin Netanyahu’nun da yakını olan kumarhaneler kralı Sheldon Adelson ile petrolcü Harold Hamm davete koşmuşlar…

‘Acı’…

Trump’ın Beyaz Saray’a taşıdığı, ancak sonradan uzaklaştırdığı ekipten biri, tahmini havayı Rocky 3 filminden bir sahneyi mesajına ekleyerek yansıtmış: Filmde, boksörlerden biri, kendisine yakında çıkacağı dövüşle ilgili tahmini sorulduğunda, ‘Tahminimi mi soruyorsun?’ diyor o klipte ve ekliyor: ‘Acı’

İlginç olan şu: Televizyon ile bir yarışma programı sunacak kadar vaktiyle içli dışlı olmasına rağmen, Trump’ın sinema sanatına ve dizilere düşkün olduğu bilinmediği halde, ona bakan pek çoklarının aklına daha önce filmler ve dizilerde karşılarına çıkan sahneler geliyor.

Dahası, Trump da, kampanyalar sırasında İran’a uygulattıracağı yaptırımları duyurma amaçlı bir propaganda malzemesi olarak, dünyada da seyircisi bulunan Amerikalıların favori dizisi ‘Game of Thrones’u taklit eden bir Twit atarak seçmenlerden oy devşirme yoluna gitti.

O mesaj şu:

Dizinin yapımcıları Trump’ın bu girişiminden hiç mi hiç mutlu olmamışlar.

New York Times (NYT) gazetesinin dış politika yazarı Thomas Friedman da Trump’a bakınca aklına film gelenlerden… Trump’ın selefi Barack Obama tarafından kotarılan İran’la nükleer anlaşmayı iptal etmesi sonrası dün de o ülkeye karşı bir dizi yeni yaptırım başlatması konusunu ele alan son (dünkü) yazısında o da bir filmi anımsamış.

Thelma ile Louise filmini.

Thelma ve Louise..

Film, başına buyruk iki kadının bir tecavüz girişimi sırasında birini öldürmeleri ardından çıktıkları zoraki yolculuğun sonunda otomobilleriyle bir uçuruma atlamalarıyla biter. Friedman, Trump’ın İran ile Suudi Arabistan politikalarını Thelma ve Louise adlı iki kadının durumuna benzetiyor. ‘‘Sadece’’ diyor NYT yazarı, ‘‘Şimdiki olayda tek araçla değil de ayrı ayrı araçlarda uçuruma doğru gidiş söz konusu…’’

Rocky 3.. Game of Thrones.. Thelma ile Louise

Politika sahnesinde yaşananları anlatmak için Hollywood’tan alınan yardımlar…

Aslına bakılırsa ABD’de dün yapılan seçimi yalnızca Amerikalılar izlemiyor; geceyi uyanık geçirme pahasına izleyen çok sayıda ülke var. Hakkında yeni yaptırımlar kararını uygulamaya koymuş Trump’ın seçmenden tokat yemesini bekleyen İran’ın yöneticileri sözgelimi…

Türkiye ve ABD seçimleri

Bu arada hafta sonu Paris’te Trump’la yüz yüze ikili görüşmeye hazırlanan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da ABD seçimlerini herhalde dikkatle izliyordur.

Trump İsrail’in güvenlik değerlendirmesine göre oluşturduğu Ortadoğu politikasında, bir yandan Türkiye yanlısı görünmeyi de ihmal etmeyerek, bir başka yandan Türkiye’nin en hassas olduğu bir konuda al görmüş boğa gibi davranıyor.

PYD/YPG yapılanmasıyla stratejik işbirliğini Fırat’ın doğusunda ortak devriye çıkarmaya kadar vardırdı ABD başkanı.

Türkiye İran’a uygulanmaya başlanan yaptırımların da ters tepeceği görüşünde.

Gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetini, Trump’ın, bölgedeki tercihli ülkesi haline gelmiş Suudi Arabistan’ın tuttuğu veliaht prensi Muhammed bin Salman’ın (MbS) gücünü zayıflatmayla sonuçlanacağı endişesi yüzünden soğutmaya çalıştığı kanaati de Ankara’ya hakim.

Bizim için de sanki Trump’ın seçimden ders alarak çıkmasında yarar varmış gibi…

Seçim öncesinde yapılan sandık tahminleri, bütün üyeleri yeniden seçilecek Temsilciler Meclisi’nde Demokrat Parti’nin çoğunluğu ele geçireceği, üyelerinin üçte biri yenilenecek Senato’da ise az farkla Cumhuriyetçi hakimiyetinin devam edeceği yolundaydı.

Trump’a ders verilecek gibi görünüyordu.

ABD seçimleri sürprizlere çok açıktır. Washington’da izlediğim 1992 seçiminde, Türkiye -bunu siz Turgut Özal olarak anlayınız- sandıktan Cumhuriyetçi George ‘Baba’ Bush’un yeniden başkan çıkmasını bekliyordu. Sandık ise Demokrat Parti adayı Bill Clinton’u başkan çıkardı o seçimde.

Bu defa bakalım ne olacak?

ΩΩΩΩ

13 YORUMLAR

  1. aslında yorum yazılacak bir konu değil ama hem trollere antrenman yaptırmak hem de yorum sayısını artırmak için yazıyorum.
    – Darısı ülkemizin başına.

    • Hamza bey merhaba! Aslinda bu konu bizim için önemli bir konu.
      Bu konuda Yorum yapmak için birçok neden var fakat benim yazacak vaktim yok.
      Bizim eyalette cumhuriyetçiler hezimete uğradı. Hemen hemen hepsi beyaz olan bir bölgenin Fedaral Senatorunu 70 yilin sonunda demokiratlar aldi.
      Benim arkadaşım bizim bolgenin Eyalet senetölüğunu 30 yıl aradan sona Cumhuriyetçilerin elinden aldi onun aktivitelerine katıliyorum onun için yazmaya vaktim yok.
      Sizin yorumunuza gelince, sandiklar açılmadan hem benim çevrimin orjinalıni hemde düzeltilmiş şeklini okudular.
      Ikisinde çok güldük.
      Neden biliyormusunuz?
      Benim cevrimin anlaşilmaz olduğundan dolayi.😊
      Fakat, gerçekten abartisiz sizin yorumunuz çok beyenıldı.
      Esenlikle kaliin.

      • Nurdan hanım merhaba!
        – Benim bu zamana kadarki tecrübem, amerikada melek de seçilse, şeytan da seçilse amerikan politikalarında ciddi bir farklılık olmadığı yönünde. nitekim obama seçildiğinde nerdeyse bayram yapılmıştı ama pekbirşey değişmedi. Onun için de, amerikadaki başkanların değişmesi üzerine büyük beklentilere girmek, bu konuya çok önem vermek pek mantıklı değil.
        – Amerikadadaki başkanlar değişse bile amerikan politikalarının değişmemesinin en önemli nedeni, amerika ya da amerikadaki birşeyler, sadece amerikan halkının istekleri çerçevesinde belirlenmiyor. hatta amerikan halkının, amerikada devlet politikalırın belirleme ya da etkileme gücü yok denecek kadar az denilebilir. Onun için de amerikan halkının seçiminin pekbir önemi yok. bunun da en önemli nedeni, amerikan politikalarının uluslararası güçler tarafından belirleniyor olması. bu ilk başta garip görünebilir ama, şu uç örneği vermem belki konuyu daha anlaşılır kılar. amerikan politikalarında, suudi arabistanın bile etkisi vardır. Yani amerikada birşeylerin değişmesi, dünyanın toptan değişimi ile mümkün olabilir. Amerikada bazı manyakların kitlesel cinayetlerine rağmen bireysel silahlanmanın sınırlanması konusunda bir gram ilerleme sağlanmadı. çünkü amerikada uluslararası firmalar, lobiler bu politikaları belirler, amerikan halkı değil.
        – Bütün dünyada trump gibilerinin rağbet görmesi hakkında daha önce ayrıntılı bir yorum yazmıştım. bu durum, insanoğlunun tarihsel gelişimi içinde, tıpkı ırmağın bir yerlerde geriye doğru gitmesi gibi geçici bir gelişme. sonuçta ırmağın akışı, hep aşağı doğrudur. dünyadaki gelişme de, hep ileriye doğrudur.
        – Küreselleşme, bütün toplumlara daha iyi bir yaşam sağladı. kuşkusuz küreselleşmede, kazançtan fazla kaybı olan kesimler de vardır. ancak genel olarak insanların yaşamları daha iyi oldu. İnsanlar, genellikle eski düşünceleri, eski alışkanlıkları, eski konumları ile olaya yaklaştılar ki bu da insanoğlunun fıtratı gereği normaldir. yani insanlar, kazandıklarına değil, kaybettiklerine baktılar. oysa kazandıklarının yanında kaybettiklerinin lafı bile edilmez. ama, insanlar, genellikle, en doğru olanı, en makul olanı, en mantıklı olanı yapmazlar.
        – Bu durum benim keşfim değil. mesela ekonomi biliminde, ilk önceleri, insanların en doğru kararı vereceği üzerine teoriler üretilirken, durum tespitleri yapılırken, sonraları, insanların en mantıklı seçimleri yapmadıkları kabul edilerek durum değerlendirmeleri, teoriler oluşturulmuştur.
        – Yani insanlar, kazandıklarından çok kayıplarına odaklanıp, onlara göre davranmaları, küreselleşmeyi engellemeyecektir. tarihin akışı bu yöndedir. Daha önceden de, teknolojik gelişmelere karşı tepki geliştiren insanlar üretim araçlarını (yanlış hatırlamıyorsam yeni geliştirilen tekstil makinalarını kırmışlardı) kırdılar ama teknolojik gelişme engellenemedi.
        – Ayrıca da, kayıplarına göre davranan insanlar, bu davranışları ile yeni kazanımlarını kaybetmeye başladıklarında (ki bunları yaşam içinde bir süre sonra kavrayacaklar. ingilteredeki avrupa birliği ile gelişmeler bu konuda bir örnek) küreselleşme ile gelen kazanımlarının farkına varacaklardır.
        – Yukardaki yazdıklarım, amerikadaki seçimlere büyük önem atfetmemek gerektiğini yeterince açıklar zannediyorum.
        -Ayrıca, ülkemizin içinde bulunduğu durum, ülkemizin önemli pekçok sorunu, amerikadaki seçimleri bizim için magazin düzeyine düşürüyor.
        – mesela osmangazi köprüsündeki, verilen garanti neticesinde, devletin, şirkete ödeyeceği ilave rakam 1 milyar 300 milyon lira olmuş. 2018 yılı durumu. bu ise 67 bin 576 asgari ücretlinin, bir yıllık net ücretidir. bu sadece osmangazi köprüsündeki soygun. Osmangazi köprüsünü kullananların bu hizmeti, normal değerinden pahalı alması ise ayrı bir soygun.
        – mesela sayıştayın sınırlı denetiminin ortaya koyduğu soygunlar inanılmaz. taylanda gezi düzenlenmesinden alınan malzemeye fahiş ödemelere, hatta alınmamış hizmetlere fatura kesilmesine kadar.
        – Ancak bu soygunlardan, bu yolsuzluklardan daha önemlisi, sayıştay raporlarının ortaya çıkmasından sonra yöneticinin görevden alınmasıdır ki bunun anlamı, “durmak yok yolsuzluklara devam”dır.
        saygılarımla.

      • Ayrıca, yorumumun beğenilmesine çok sevindim.
        – Farklı kültürdeki insanların yorumuma yaklaşımını öğrenmek ve bunun da olumlu olması benim için hoş bir sürpriz oldu. size de çabanız nedeniyle teşekkür ederim.
        -Aslında daha erken saatte yorum yazabilsek, peşpeşe yazılacak epey çıkacak ama durum anca bu kadarına izin veriyor.
        Kendinize iyi bakın.

  2. Trump’ın seçimleri az farkla kazanması veya kaybetmesi çok bir şey değiştirmeyecek. O az farkın neticesini, anlaşarak veya yemliyerek değiştirebilir.
    Önemli konu, Trump Terör Örgütü liderlerinin başına – bayram değil, seyran değil, dediği hesap – neden para koydu ? Bana kalırsa, ilerde, prens Selmanı korumak ve kurtarmak üzere malzeme olarak kullanmak için Bu, bizim için seçimden daha önemli bir konu değil mi ? iki ayrı yöndeki evriye taktiği ise, ayrı bir cinlik ve dönek oyunu mu ?

  3. Ülkemizde olanın aksine; ülkelerin dış politika ve siyasi işleriyle ilgili öngörüleriniz çoğunlukla gerçeğe yakın gerçekleşiyor Sn. Koru..ABD’de dün yaşanan seçimde olduğu gibi.

    Bu sonuç beklenendi aynı zaman da ve Trump’ın seçimleri etkilemek adına 5 Kasım’da İran’a uygulanacak ambargo kararı açıklandığında, AB ülkeleri ve ambargodan muaf tutulan ülkelerin umursuzluğu; hasseten, ülkemizinde ambargo şartlarından muaf tutulduğu açıklaması akabinde, Erdoğan’ın İran’a ambargo uygulanmasına olumsuz demeci, bu beklentinin gerçekleşeceğinin iz düşümleri gibiydi sanki…Trump yara alacaktı ve aldı.

    Bu yara, Demokratlarca, Trump’ın başkanlıktan azlini gerçekleştirmez ama bir sonraki dönemin Trump’ın elinden kaçtığının işareti olsa gerek.

  4. Fotoğraftaki besiç 1dolarlık banknot yakmış! Keşke tütün sarıp içseymiş, daha havalı olurdu:) bizde fetöcü kurmay subayların cebinden çıkıyordu tomar tomar! Düğünde yere saçılan paralardan toplamışlar hatıra diye? Herkes geline damada para takarken bu uyanıklar çocuklara saçılan 1likleri toplamış… Vaktiyle devrilen saddam heykelinin burnuna burnuna şipidik terlikle vuran arabı da hatırlattı bu fotoğraf bana ama neyse… Abd ve iranın can düşmanı olduğu yıllarda (humeyniye göre büyük şeytandı!) nasıl elaltından silah ticareti yaptıklarını hala hatırlayanlarımız vardır heralde. İran gibi zengin ve güzel bir ülkeyi cehenneme çevirmiş bu molla rejimi iranın en büyük düşmanıdır ve kayıkçı kavgasıyla bu rejimin sürgit devamı istenmektedir. Bizde de 15 temmuzda böylesi bir rejimin eşiğinden dönüldü işte. Allah şehitlerimizin yolundan ayırmasın; devletimize, milletimize, demokrasimize, başkanlığımıza zeval vermesin. Uydu üretmeye, iha siha üretmeye, milli yazılımla yerli askeri teknolojiler geliştirmeye devam!

    • 90 yaşında tek başına tuvalete bile gidemeyen bir adamın ülkeyi ele geçirmek için darbe yaptığına, cüzdanindan bir dolar çıkan garibanin terörist olduğuna, ankesörlü telefonlardan arama yapan garibanin darbeci olduğuna İNANAN adam yorum yaptı.

      • Baran bey, yukardaki yazı ile her diğer yorumcuya mussallat olan yazılarını karşılaştirirsaniz bu yazınin yandaş yazarların birisine ait olduğunu anlarsıniz.

        • Nurdan hanım merhaba!
          gözünüzden birşey kaçmıyor. güzel yakalamışınız.
          fakat h.gayretin telif hakları konusunda bir sıkıntısı olacağını zannetmiyordum.

  5. Sermaye’nin oyunu
    Sermaye, yönettiği insanlığı ikiye böler, ikisini birbirine eşit yapar sonra kendisi istediğini galip yapar, onun tarafına geçer ve orasını yönetir. Kıl payı senatoya hâkim olan Cumhuriyetçiler, temsilcilerde de bir iki adayla üstünlüğü sağlayacaklar. Sonrası kolay. Trump Sermaye’nin dediğini yapacaktır.
    Türkiye’de de bu oyunu oynamaktadır. İlk çabası Meclis’i iki partiye indirmekti. Bunu başaramadı. Şimdi mecliste grubu olan beş parti vardır. Başkan’ı indirme çabasındadır. Dolar üzerinde yaptığı oyun yeteri kadar etki yapamamıştır. Türkiye ekonomisi sendelemiş ama krize girmemiştir.
    Türkiye’deki seçimlerden de ümitli görünmektedir. Oysa yerel seçimlerde halk adaya oy verebilir ama genel seçimleri etkilemez. Yine Erdoğan’ın başkan olması büyük olasılıktır. Türkiye’de istikrar hala devam etmektedir.
    Akevler çalışmaları sekteye uğramadan devam edecektir, İnşallah.

  6. ” winter is coming” afişi bana kalırsa çok afilli uyarlanmış. ben trump ın kıymetini bilmek gerektiğini düşünüyorum. neden derseniz trump gitse kim gelecek, mike pence mi??? anlayacağınız winter( kış)giderse bunun arkası black winter (kara kış)
    zaten hep gelen gideni aratır demezler mi???

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here