ABD’de darbe nasıl olur? Gri beyin hücreleri çalışan CHP milletvekili arıyoruz..

12
Tesadüfi başkan, ama hep makulü arıyor

CHP lideri Kemal Kılıçdaoğlu’nun “15 Temmuz kontrollü bir darbe girişimiydi” iddiasını havada bırakması, hazırladıklarını söylediği dosyanın içeriğini açıklamakta tereddüt etmesi hiç hoş değil.

Darbe girişimi 250 can alan hain bir eylemdi; onunla ilgili her türlü aykırı iddianın herkesin kulaklarını dikmesine yol açacağını hiç akıldan çıkarmamalı.

“Kontrollü bir darbe olduğunu bilmeyen mi var?” dediğinizde arkasını mutlaka getirmelisiniz.

Eğer ‘dosya’ ile kast edilen Avrupa Birliği istihbarat biriminin (INTCEN), İngiltere Parlamentosu Dışilişkiler Komisyonu’nun raporları ise.. o durumda da darbe girişiminin sahneye konulduğu ülkenin anamuhalefet partisinin o raporları aşan bir hazırlığı olmalı değil mi?

Nedense, CHP’lilerin ellerinde o raporların bulunduğundan bile kuşkuluyum…

Bugüne kadar darbe ile ilgili yapılan/yapılmayan resmi açıklamalar zihinlerde bolca soru doğmasına sebep oluyor, izah edilmesi gereken büyük boşlukların varlığı da ortada; o sorulara cevap veremeden, boşlukları dolduracak bilgilere sahip olmadan ortaya atılmanın da âlemi yok…

Digitürk ayıp ediyor

Size şimdi burada ilk elde saçma gelen bir soru soracağım: Acaba ABD’de darbe olur mu, olursa nasıl bir darbe beklersiniz?

Çoğu kişi Donald Trump’ın başkan seçilmesini bir tür ‘darbe’ olarak görüyor, bunu biliyorum. Dışarılıklı biri Trump.. parasına güvenerek aday oldu.. parasına güvenerek kampanya yürüttü.. bu arada Rusya’nın da seçime müdahalesinin yardımıyla.. başkan olarak seçilmeyi başardı..

“Bundan âlâ darbe olur mu?” diye soran sorana…

Soruma alternatif cevap teşkil eden bir dizi yayınlanıyor Amerikan ABC televizyonunda; muhtemelen bizdeki kanallardan birinde de gösteriliyordur.

Artık Digitürk’te dizi kanalları bana kapalı olduğu için tereddütlü yazıyorum.

Digitürk’e etek dolusu abone bedeli ödüyorum ve o da her ay o bedele zam yapıp duruyor; ama birden bire “Size dizi kanallarını lütuf olarak vermiştik, şimdi kapatıyoruz” gibi çocukça duyurular yapıp gereğini de yerine getiriyorlar.

Eski yönetim de bunu yapıyordu, Katarlılar sahipliğinde daha da açgözlü hale geldi platform.

İçinizden ‘Digitürk’ abonesi olanlar zaten bunu biliyorlar.

Hayatta kalan son kişi.. yeni başkan..

ABC televizyonunda yayınlanan dizinin adı ‘Designated Survivor’

Hayır, Acun’un ‘Survivor’u değil, bu başka…

ABD başkanları yılda bir kez ‘ulusa sesleniş’ konuşmasını Kongre’de yapar. Başkan konuşacak diye Kongre’ye o gün senatörler ve Temsilciler Meclisi üyelerinin hepsi ve bakanlar kurulu üyeleri ile devletin bütün organlarının tepesi katılır.

Hani bir şey olur da devlet başkansız kalabilir düşüncesiyle.. bakanlardan birinin o gün Kongre’ye gitmemesi ilkesi varmış…

O bakana verilen ad işte ‘designated survivor’… Yani, önceden belirlenmiş hayatta kalacak son kişi…

Darbe de zaten böyle planlanıyor: O gün, devlet Kongre’de toplanmış iken, müthiş güçlü bir bomba patlatılıyor ve herkes orada hayatını kaybediyor. ‘Designated Survivor’ olarak ayrılmış bakan yemin ederek başkanlığı üstleniyor…

İşte size ‘darbe’

Ancak dizideki esas darbe daha derinde.

Bir bakıyorlar, ‘ulusa sesleniş’ sırasında Kongre’de bulunan Temsilciler Meclisi üyelerinden biri de nasıl olmuşsa sağ kalmış; yeni başkan o kişiyi derhal yardımcısı olarak atıyor…

Darbecilerin başkan olarak görmek istedikleri esas kişi o; zaten patlamada sağ kalmasını da o sebeple sağlamışlar…

Onun başkan olabilmesi için ‘designated survivor’ iken başkan olmuş kişinin ölmesi gerekiyor.

Evet, bildiniz, yeni başkana karşı suikast planlıyorlar…

Henüz devam ettiği için dizi, bütün bunlara ne için katlandıklarını bilemiyoruz. Aradaki konuşmalardan ‘dünyanın en güçlü devleti’ diye anılan ABD’nin başına başka türlü gelemeyecek biri için bütün bu zahmetlere katlandıklarını anlıyorsunuz.

Ancak bizim ‘designated survivor’ dişli biri çıkıyor; ayrıca ABD devletinde kuralların çiğnenmesine karşı çıkmayı görev bilen güvenlik bürokratları da var ve o sayede suikast işi sonuca ulaşamıyor. Kumpas atlatılıyor…

Ne görüyoruz: ‘Kumpas var’ diye cadı avı başlatılmıyor… Gizli-kapaklı yürütülen soruşturmalar bile.. zamanı geldiğinde.. kamuoyuyla paylaşılıyor…

CHP’de Agatha Christie okuru yok mu?

Darbe girişiminin kilit isimlerini ifade vermeye zorlayamadığına göre.. CHP’ye düşen.. hiç değilse Adil Öksüz kimliğinin peşine düşmek olmalıydı. “Türkiye’de ve saklıyorlar” açıklamasını yapan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, en son, “Öldürülmüş olabilir” dedi adam için…

Önemli bir bilgi bu; herhalde bakanın bir bildiği var ki, böyle konuşuyor…

İnsanları denize dökmeye meraklı milletvekili bulunduğunu öğrendik CHP’de… İçlerinde bir tek bile.. hafiyeliğe meraklı.. polisiyeden hoşlanan.. kendisini gri beyin hücrelerini çalıştırarak muammanın üzerine giden Hercule Poirot’nun yerine koyacak.. milletvekili yok mudur?

Araştıracak ve “Resmi açıklamalar doğrudur” veya “Doğru değildir, doğrusu şudur” sonucunu açıklayacak?

Yoksa, CHP dışından kafası çalışır birilerini de mi devreye sokamıyorlar?

O zaman susun be birader…

ΩΩΩΩ

12 YORUMLAR

  1. Fehmi bey, eskiden gerçeklere epey yaklaşırdınız, artık kenarında durmayı tercih ediyorsunuz sanki. Size önerim Yıldıray Oğur’un Serbestiyet’ te dün sekizincisi yayınlanan 15 Temmuz Çatı İddianamesine ilişkin seri yazılarını okuyun, çok aydınlatıcı olacak. Eğer henüz okumadıysanız mutlaka okuyun ve bana da teşekkür edin.

  2. kaset kumpasından sonra dizayn edilmiş bir chp. özenle seçilmiş bir başkan. daha bi özenle seçilmiş başkan yardımcıları… hdp ile yapılan valsler…terörist cenazelerine yapılan ziyaretler…içi boş beyanlar…amaçsız politikalar…ortaya konan ne var; hiçbirşey. hangi birini sayalım. her zaman söylüyorum akp nin en büyük şansı başına kılınçdaroğlu geçmiş ana muhalefet partisi chp dir. bir iktidar daha ne ister…

  3. Hukumet daha Adil Oksuz hakkinda dogru duzgun bilgi, fikir sahibi degil de (elindeki tum istihbarat ve guvenlik birimlerine ragmen), nasil olur da muhalefetten saglam bir rapor beklersiniz darbenin kontrollu oldugunu kanitlamasi icin Sayin Koru?

    AB raporu muhtemelen gercege cok yakin. Hukumet olayda Gulencileri vurguladi sadece birlik ve beraberligi saglamak icin ve sonra da bunu isatismar ediyor.

    Darbeye karsiyiz tamamen ama ne oldugunu, gercekleri ogrenmek istiyoruz. Darbe Komisyonu yuzeysel ve gostermelik isler yapti o kadar.

    Bu darbenin “asil basinin” Gulen oldugunu dusunmek de saflikdir. Evet, onun oncu rol oynadigi camia isin icinde ama sadece bir grup. Olayin planlanmasi v.s. asil nasil tetiklendi hakkinda bir tahminde bulunmak bile zor. Gene de AB Raporu bayagi makul bir takim ongorulerde bulunmus bence.

  4. CHP lideri nin bu hususu gündeme getirmesi önemlidir.Zira 15 temmuz darbe girişiminin ardından tüm yurt genelinde oluşan birlik ve beraberlik havası ve darbeye karşı hep birlikteyiz duruşu iktidar partisi tarafından istismar edilmiştir. Akabinde bu birlik ruhunun oluştuğu bir ortamda Türk tipi başkanlık referandumu şaibeli bir şekilde MHP genel başkanı tarafından gündeme getirilmiş milletimiz tekrar ayrıştırılmış ve ötekileştirilmiştir. Maddelerinin hiç birisinin şu anki ülkemizde yaşanan sorunlara ilaç olmayacağı çok açık olan Anayasa değişikliğinin hangi amaçla halkın önüne sunulduğu çok büyük soru işaretidir. Muhalefet partisinin ileri sürdüğü iddiaların ciddiyeti şu anda yargının içinde bulunduğu çıkmazda yeteri kadar adil ve tarafsız şekilde değerlendirilemeyeceği açıkken ellerinde ”bilgi ve belge ”varsa bile kim vurduya gideceği açıktır. Hakimler ve savcılar ihraç edilme baskısı altında bu bilgileri ne kadar değerlendirebilirler. Medya bu bilgileri yayınlayabilirmi? Gazeteler basılıyor gazeteciler tutuklanıyor. Bu nedenle Kılıçdaroğluna yükleniyor her olumsuzluk. En kolayı Kılıçdaroğlu yanlış yaptı demek. Zor olanı tercih etmiyor kimse. Sorulması gerekenleri sormuyor soramıyor. Korkuyor. Kılıçdaroğlu’ndan çok şey bekleniyor. Ama arkasında durulmuyor. İstiyoruz ki Kılıçdaroğlu çıksın açıklasın. Sanki Kılıçdaroğlu açıklasa bir savcı çıkacak hemen soruşturma başlatacak. Hayır başlatamayacak. Ne oldu 17-25 aralık bakanları fezlekeler meclise bile gelmedi. Daha yeni medya ayagına ilişkin tahliye kararı veren mahkeme heyeti ve savcısıyla açığa alındı. Böylesi bir ortamda Kılıçdaroğlu’nun hiçbir açıklaması ne kadar güçlü delillere sahip olursa olsun kim vurduya gidecektir. Benim anladığım budur. Bu bilgi kirliliğinde asla doğru hak ettiği değeri görmeyecektir. Bu nedenle sayın Cumhurbaşkanı Kılıçdaroğlu’na kızacağına onu Beştepe’ye davet edip buyrun anlatın bildiklerinizi demesi gerekir. Belki o zaman Kılıçdaroğlu güvenerek dosyasını Cumhurbaşkanına sunabilir.

    • Yorumunuza katılıyorum. Kılıçdaroğlu Türkiye’de ve yurtdışında onlarca milyon insanın düşündüklerini dile getirdi. Hükümet bildiklerini ortaya koymak yerine Kılıçdaroğlu’na yükleniyor. KHK’larla yapılanların dünyada bir benzeri yok. Darbe girişiminin esas sorumlusu bulunmadan, 100 binden fazla insanı mahkeme kararı olmadan işinden atarak mahrum etmenin hiç izah edecek yanı yok ama sorumluluğu çok büyük. Bu sorumluluğun telaşı başladı gibi geliyor bana.

  5. CHP Başkanı(*)nın bir bildiği olmalı ki, “…..kontrollü darbe…” diye bir cümle sarfetsin ve iddiada bulunsun. Üstelik Batılılarla da yakın ilişki içinde. Diğer taraftan, ” evet” oylarının fazla çıkmaması için de iddiasını 16 Nisandan evvel deilillerle ortaya koyan bir açıklama yapmalı. Aksi takdirde, Cumhur’un Başkanının ifade ettiği gibi en azından “yalancı” konumuna düşer, iş Cumhuriyet savcılarını galeyana getirecek, daha büyük boyutlara, vatana ihanete kadar ulaşır. Zira, Batılılarla paralel konuma, yalan ve iftirada işbirlikçiliğine kadar uzanır. Yok, eğer, iddiasını dayanak ve delilleriyle, hassaten 16 Nisandan evvel isbatlar ise, memleketi bir badireden kurtaran bir Kahraman olur. Zaman kimi haklı çıkaracak, kime ceza verdirebilecek bekleyip de görelim.
    Yeni Anayasa değişiklik teklifinde, İşin asıl sahibi MİLLET varken, ” gensoru” yetkisinin Meclis’in yetki ve görevleri arasından – tabii olarak – çıkarılmış olmasının isabetliliği “bu olay” la ve yalan (!) la bir kere daha isbatlanmış oluyor da.
    (*) Geçmişlerde olduğu gibi, TEK ADAM olup, tüm yetkiler bu adamın iki dudağı arasındadır, başka insan kalmamış gibi.

  6. Fehmi beyinatıfta bulunduğu AB”nin istihbaratKurumu İNCENT”in”ÇOK GİZLİDARBE RAPORU-2″nun (wwwartı
    gerçek.com)dan, Gazeteci Yavuz BAYDAR”ın, -15 TEMMUZ GECESİ NE OLDU,DARBE GİRİŞİMİNİN ARDINDA KİMLER VAR?- başlıklı yazısından aldığım notları, paylaşmak istiyorum.
    ———————————————————————————————————————–
    Şimdi AB istihbarat birimi EUINTCEN’in ’15 Temmuz darbe girişimi’ raporunu okumaya başlayabiliriz:
    *Darbeye karıştığı kuvvetle muhtemel olan gruplar:
    1-Yaklaşan tasfiye dalgasının getireceği ihraçların baskısı etkisindeki G.H-Gülenci grup.- (Genellikle Astsubaydan, Binbaşıya kadar yoğun)
    2-Laikler(kemalist subaylar)
    3-Sivil aktivistler.
    Gülen”in,şahsen darbe girişiminde bir rol oynadığı muhtemel değildir.
    *Gülen hareketini (GH)şeytanlaştırmak ve darbeden sorumlu tutmanın Erdoğan açısından çok başarılı bir hareket olduğu kesindir.
    *Tasfiyelerin hız ve kapsamı( ) şaşırtıcı değildir.( )kapsamlı bir sakıncalı kişiler listesi hazırlanmış idi.
    Bu da açık bir biçimde darbe girişimini izleyen günlerde tüm Türkiye”ye yayılan gözaltına alma dalgasının önceden planlandığını göstermektedir.
    *Darbe önceden tasarlanmış, geniş kapsamlı derdest etme hamlesinin katalizörü olmuştur.
    *AKP. Darbe girişiminden faydalanmaya çalışacaktır. Bu süreçten çok daha güçlenmiş olarak çıkabilir. ( )Uluslararası ilişkilerde de daha güçlü bir başkanlık sistemi yaratmak için gücünü korumaya göstermeye çalışacaktır.
    *Erdoğan”ın AKP. yönetimine muhalif olanlara karşı kapsamlı bir baskı kampanyası başlatmak ve kişisel amaçlarına ulaşmak için darbe girişimini ve OHAL”i istismar ettiği açık ve nettir.

    Yazının tamamı, http://www.artigercek.com dan,Gazeteci Yavuz Baydar”ın,”İŞTE AB”NİN ÇOK GİZLİ DARBE RAPORU”yazısından okunabilir.
    ————————————————————————————————————————-
    Bu konuda,ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu”nun stratejisinin ne olduğunu bilmiyorsak da,açığa vurduğu
    şekliyle pek de tatminkar, hatta inandırıcı olmadığı görülüyor. Daha net ve kesin konuşması gerekiyor.

    “Kalmasın Allah’ım alemde bir hakikat nihan.”

  7. Savaşın kuralları vardır. Savaşta her şey meşrudur. Savaş hukuk kuralları içinde olmaz. Sonunda savaşı kim kazanırsa o haklıdır. Yani savaşın kuralı haklının savaşı kazanması değil kazananın haklı olmasıdır. “Kontrollü darbe yapma suçtur”, böyle bir şey yoktur. Darbe harekatı olmuştur ve devletimiz kazanmıştır.

    Darbenin kontrollü olduğunu görmek için fazla akıl yormaya gerek yoktur ama darbeyi kim yaptı? Kontrollü darbeyi kim yaptı ve ne amaçla yaptı? Burası daha aydınlanmış değildir. Benim varsayımım şudur: darbeyi Sermaye planladı. Erdoğan inecek ve yerine Kemal Derviş gelecekti. Arkasından da İran’la savaş başlayacaktı. Türk Ordusu bunu haber aldı. Kontrollü olarak kendisi yaptı ve çok başarılı bir şekilde elde etti.

    Suriye’de Türkiye’nin sınırında kimyasal silah kullanılıyor. Yüz kişi ölüyor ve pek çok yaralıyı hastaneler alamıyor. Havaalanına yürüyen halkın üzerine eğer kontrollü bir kimyasal silah atılsaydı yüz binlere varan insan ölebilirdi. Savaş kazanıldı. Türk Ordusu kazandı. Bununla öğünmemiz gerekirken suçlamaya çalışıyoruz. Bence Türk Ordusu açıkça beyan etmelidir. “Darbeyi kontrollü yapmadık ama darbeyi kontrollü olarak önledik.” demelidir.

    Oylamaya on gün kala Suriye’de atılan kimyasal silahla Sermaye tüm dünyayı tehdit ediyor. “Beni yenemezsiniz. Herkese atom bombasını kullanır, dünyayı mahvederim.” diyor. Hududu ihlal eden Rus uçağını düşüreceğine bize yakın yerde halkı korkutan uçağı Türkiye düşürseydi de kimin bu fitneyi çıkardığını dünyaya bildirseydi. İşte anayasa oylaması, oyalanmadan başka bir şey değildir. Bizim karşı çıktığımız husus budur. Ordumuzu kaymakamın emrine veren anayasaya göre kimyasal bombaları kaymakamlar mı önleyecek? Kim ölüme gidiyorsa komutan odur. Yedek subay bile olmayan kaymakam bir kurmaya, bir yarbaya ceza verecek. Korkunç bir şey bu.

    16 Nisan benim için çok önemli bir gündür. Ben oy kullanmaya 1946 seçimlerinde başladım. On sekiz yaşında idim. Oyu DP verdim. O tarihten beri desteklediklerim hep kazandı. Aradaki gerilemeler bile sonunda görüşüme göre sonuç verdi. Şimdi ömrümün sonunda bakalım yanılacak mıyım? Korkmuyorum. Kararımı vermiş bulunuyorum. ‘Hayır’ çıkarsa AK Parti’yi desteklemeye devam edeceğim. ‘Evet’ çıkarsa Adil Düzen Partisi’ni kurmak için çalışacağım. Daha çalışacağız demiyorum çünkü kimse ile görüşüp bu kararı vermedim.

    • (Türk Ordusu darbeyi)kontrollü olarak kendisi yaptı ve çok başarılı bir şekilde elde etti.”Cümlesiyle,”Bence Türk ordusu açıkça beyan etmelidir:Darbeyi kontrollü yapmadık ama,darbeyi kontrollü olarak olarak önledik.”cümlesinin ayni yazı içinde yer almasına aklım ermedi.İlerlemiş yaşımın azizliği olmalı.

  8. Ah be ‘şamar oğlanı’ CHP..
    Dediysek de, kendi eliyle yapmış olduklarından dolayı hak ediyor bunu CHP.
    Neymiş o, ”15 Temmuz kontrollü bir darbe girişimiydi, elimizde dosya var, vakti zamanı geldiğinde açıklayacağız” demek.
    Bundan daha iyi vakti mi olur du? Pes doğrusu.

    Yapamayacağınız, bilmediğiniz şeyi neden söylüyorsunuz.. artık söyleyeceğinize kimseler neden kulak kabartsın.
    Boşuna denmiyorlar; ”Kılıçtaroğlu gibi siyasi bir rakip, CHP gibi ana muhalefet partisini Allah başımızdan eksik etmesin” diye.

    Ürettiği politika ve söylemlerle hep iktidara payanda olmayı beceren bir muhalefet.
    Hiç olmasa sende, Bahçeli’nin MHP’si gibi iktidara yamansaydın ya.. bütün millet peşinize düşerdik de en azından referandum yapılmaz, masrafları ise her birimizin cebine yansırdı.

    İktidarı ile muhalefeti ile bu melanetin vebali hep sizin üzerinizdedir. Zaten her biriniz işinizi yerli yerinde yapabilseydiniz ne 15 Temmuzu yaşar olurduk, ne canlar toprağa düşerdi, ne de binlerce masum mağduriyet yaşardı.

    Evet; Türkiye’nin muhalefet sorunu var. Bu da iktidarların sorumsuzca davranması sorununu doğuruyor.

    İkisi de sorun.

    Nasıl çözeceğiz?

    Hangisinden başlasak acaba?

    Üff!

    Bizde mi sorunluyuz, ne?

  9. Fehmi bey bizde icraat yapana değil çenesi lafa yapana rağbet olduğu için lider kadrosundaki politikacıların nasıl olsa yerleri sağlam ve sadik seçmenler sayesinde ömür boyu kullanacakları kuvvetli koltuklaride var. Onların tek derdide o koltuklar olduğundan dolayı gerisi zaten önemli değil.Türkiye ve millet diye bir dertleri yok’ki önce düşünüp sonra konuşnsunlar.Akılarına ne gelse sonunu düşünmeden konuşiyorlar.CHP lider kadrosuda zaten bütün enerjisini ihtidara gelmemek için haciyor. İyki AKP kurulmuş bu vesile ilede İş yapan sesizleri ve çene yapanlari AKP sayesinde öğrenmiş olduk. Eğer İş yapanlar pasive edılmeseidiler bizler esas işin yükünü çekenleri nerden bile bilirdik ki.CHP de Sarıgül gibi politikaciların sayısı az değil fakat çene yerine icraat yaptıkları için onlarda pasiv kaliyorlar, çıkıp,”Evetcileri” hain veya denize dökelim gibi lafları beceremezler. Siyatcılerın yeni slogani.
    Dünyaya selam çene ve yalana devam.

YORUM YAP