Terörün insafı yoktur; ABD’yi vurur görünür, Türkiye’yi zora sokar…

10

Avrupa’nın IŞİD eliyle tanıştığı, kalabalıklar üzerine sürülen kamyonla yapılan terör eylemi yöntemi, sonunda, ABD’ye de taşındı.

Hem de her yıl dünyanın dört bir tarafından milyonlarca insanı ağırlayan New York kentinin göbeğine..

Simgesel olsun diye, 11 Eylül (2001) uğursuz eylemlerinin sahneye konulduğu ikiz kulelerin bulunduğu alana yakın bir yeri seçmiş Özbek terörist…

Kılığı, kıyafeti ve dış görünüşüyle “Bu müslüman” denilecek biri…

Öyle olunca da, sadece Amerikan medyası değil bütün dünya medyası, eylemle İslâm dini ve müslümanlar arasında doğrudan ilişki kurmakta hiç gecikmedi.

Olay mahalli olarak seçilen alan turist çektiği için terör eyleminde hayatını kaybeden 8 kişinin çoğunluğu ABD’de geçici olarak bulunan kişiler –beşi Arjantinli, biri Belçikalı–; o yüzden dünyanın dikkatinin de eylem üzerinde yoğunlaşması doğal.

Trump’a “Lütfen sus” denildi, ama…

Politikacılar devrede; başta Donald Trump olmak üzere pek çok Amerikalı politikacı, zaten var olan önyargıları daha da pekiştirecek görüşleriyle meydana fırladılar.

Trump, derhal, ABD’nin çok kültürlü yapısını ortadan kaldırmaya yönelik tavsiyelerini sıralamaya başladı. Sınırlı sayıdaki müslüman ülkeye uygulanmakta olan ABD’ye seyahat yasağının yaygınlaştırılmasını ve lotarya ile çalışma izni kolaylığına son verilmesini istedi ABD başkanı.

New York’u yöneten seçilmişler (vali ve belediye başkanı) ile kentin terörle mücadeleyi yürüten bürokratları, düzenlenen basın toplantısında, tepkilerin aşırıya kaçmaması için olayın politize edilmemesi gereğini birkaç kez vurgulama ihtiyacı duydular.

Kasıtlarının Trump’a “Lütfen sus” demek olduğu anlaşılıyor.

Oysa Trump da, onun temsil ettiği zihniyete sahip başkaları da susmayacak ve konuyu zihniyetler savaşının silâhı olarak kullanmaktan geri durmayacaklardır.

İşin gerçeği, teröristlerin ve onları bu yolda teşvik edenlerin de istediği zaten budur.

Biri bitiyor örgütlerin, yerini bir başkası alıyor

Modern zamanların kendine özgü hastalıkları olması kaçınılmaz; terör bunlardan yalnızca biri… “El-Kaide bitti” diyorsunuz, onun yerine daha sofistikesi olan IŞİD geliyor; şimdilerde Suriye ve Irak’tan kovuluyor IŞİD, ancak onun açtığı yoldan gitmeye hazır binlerce militan kahrolasıca eylemler için bulundukları yerlerde gün sayıyor…

Her ülke onların eylem alanı.

Bu yılbaşında İstanbul’da Reina’ya saldıran New York’taki saldırganın memleketlisi olan terörist, güya ‘İslâm adına’ gerçekleştirilen eylemler için, müslümanların yaşadığı ülkelerin de hedef olabildiğini ilân etmişti.

Önceki gün ‘IŞİD’çi’ oldukları belirtilen karı-koca teröristlerin İstanbul’daki bir AVM’ye yönelik hazırlık içerisinde oldukları anlaşıldı.

Terör, onu yöntem olarak seçebilecek kadar gözü dönmüş militanların neye ve kime âlet olduklarını bilemeyecekleri bir alacakaranlık kuşağının ürünüdür. Sahneye koyanlar, kendilerini patlatanlar, hangi güdülerle hareket ederse etsinler, o karanlıkta iş gören uğursuz ellerin piyonu olmaktan kurtulamazlar.

Etnik veya dini terör, etnik ve dini kimliklere zarar veriyor

En gürültücü eylem sayabileceğimiz 11 Eylül’ü gözünüzün önünde canlandırın: O olayın üzerinden geçen 15 yıldan fazla süre içerisinde, dünyamız, o eylem yüzünden müslümanlar açısından daha yaşanılmaz hale geldi.

Aynı muhasebeyi Türkiye için de yapabiliriz: Son 30-40 yıl içerisinde etnik ve dini kisveli terörlere hedef olmasaydı ülkemiz, her bakımdan bugünkü durumdan daha iyi bir yerde olmaz mıydık?

Temsil ettiği iddiasındaki etnik ve dini kimliklerin aleyhine sonuç verdiği bir gerçektir terörün.

Yakın tarihinde başından hain bir darbe girişimi geçtiği ve ülkeyi yönetenler sorumlularını geniş tutmayı tercih ettiği için, konu, Türkiye açısından daha da hassas. Fay hatları kırık, sinir uçları her zamankinden daha açık çünkü.

Bir de, IŞİD’in geçiş yolunda bulunduğumuz ve IŞİD’e karşı açılan savaşın cephe ülkesi olduğumuz için tehditlerin odağında ülkemiz.

Anlayış göstermesi beklenen Batılı ülkelerle ciddi sıkıntılar yaşadığımız da işin cabası. IŞİD’e karşı en ciddi mücadeleyi veren Türkiye’ye sanki onu himaye ediyormuş gözüyle bakanlar bile çıkabiliyor Batı’da.

Sürekli gerilim halinde yaşamak, teröre karşı alınan tedbirleri olumsuz etkileme istidadı taşıyor.

Ne yapılabilir?

Dünyamızın teröre açık hale geldiğini ve eylemcilerin genellikle ‘İslâmi’ kisve taşıması yüzünden hepimizin ‘potansiyel terörist’ muamelesine maruz bırakıldığımızı bileceğiz her şeyden önce.

Haksızlık, ama gerçek bu.

Bu kabulden sonra.. ilk yapacağımız iş.. bizim ‘farklı’ olduğumuz unsurları ön plana çıkaracak tarzda davranmamızdır.

Ülke olarak.

Suudlular’ın bile, bugünleri –ve tabii yarınları da– öngörerek “Biz artık ılımlı İslâm’a geçiyoruz” açıklaması yapma ihtiyacı duyduğu bir ortamdan geçiyor dünyamız.

Türkiye demokratik, sosyal bir hukuk devleti olduğunu, yumuşatılmış lâiklik anlayışıyla fanatizmle arasına mesafe koyduğunu vurgulamak zorunda.

Lâfla değil ama, uygulamalarıyla.

Ülkeyi şu anda her kesimi içerisine çekmiş görünen olağanüstü aşırı gerilimden uzaklaştırarak, yargıya eski itibarını kazandıracak tedbirlerle, ilk adımları atabiliriz.

Atmalıyız.

ΩΩΩΩ

10 YORUMLAR

  1. Turkiyede iktidarın ve hukmetmesi ile devletin kurumlarının Suriye’deki aşırı gruplara destek verdiği bir gerçektir,,bir yanlış anlama ya da haksız bir suçlama degildir.Buna gazete yayınları,hem de hükümet yanlısı gazete yayınları başta olmak üzere, delil olarak yeterlidir, biraz açıp okuyun görürsünüz.
    Turkiyenin dünyanın değişik yerlerinden gelen militanların geçişi için guzergah yapıldığı,hatta Suriye’ye geçişlerine refakat edildiği de bilinen bir gerçektir.
    Hatta, ozellikle Balkanlarda, Türkiye’de kurulu yandaş sivil toplum kuruluşları! ve vakıflarin, bu ülkelerdeki radikal eğilimli gruplarla işbirliği içinde Suriye’de savaşacak kişileri toplayıp, masraflarını da kendileri karsilayarak Türkiye’ye getirip Suriye’ye geçirdikleri Balkan ulkelerinde birçok çevrede konusulmakradir.Kosova ve Arnavutluk ta yakalanip gözaltına alınanların bağlantıları ilginctir.
    Bircok kişinin Turkiyeden de Suriye’ye gitttugi bilinen birseydir ve bu gidislere Suriye’deki radikal grupların cihat yaptığı propagandasının etkili olduğu da ortadadır.Bu propagandalara yönelik olarak bu kişilere karşı Türkiye’de yıllardır hiçbir caydırıcı cezai işlem yapılmamıştır. Bir anlamda göz yumulmus,gidenlere önayak olunmuş,gidişleri kolaylastirilmistir.Bu gidenler IŞİD’e,El Nusra ya katıldı.

    Orada savasirken yaralanan kusi ve grupların Türkiye’ye getirilip devlet ve özel hastanelerde tedavi ettirildigi de delillidir. Bunlara devlet eliyle düzenlenmiş
    belgeler de verdigi gazetelerde bile yer aldi.Silah,muhimmat,gıda,v.s. yardımları da çok kere haber oldu.Gizli gizli bu orgutlerin liderleri ile de en ust duzeyde gorusuldugu de sir degil.Dunyaya El Nusra ya niye terör örgütü diyorsunuz diye bizzat iktidarın en ust yetkilisinin beyanı mevcuttur.
    Suriye’de işler beklendigi gibi gitmeyince,tavir değiştirmiş görünmekle ve bunların hepsi terör örgütü denivermekle,bunlar dinimizi kirletiyor demeye başlamakla bu sorumluluklarından kurtulabilecegini düşünmek safliktir.
    Çünkü, işler umduklari gibi gittiğine inandiklari dönem, bu teroristler canli canlı insan yakarken,kafa keserken,kadinlari köle olarak kullanip ardindan pazarlarda satarken,kadinlara tecavuz ederken bunları gormezden geldiklerini hepimiz biliyoruz,herkes de bilmektedir.
    İşler umdukları gibi gitmemeye başlayınca bir mücadele görüntüsü vermeye başladılar,bunlar dinimizi kirleten teröristler,en çok terörist öldüren biziz,bizi bunlarla işbirliği içinde gostermek ayıptır dediler.
    Ama, bu terörist dedikleri kişiler Türkiye’ye rahat rahat girip çıkmaya,tedavi olup,dinlenip yine Suriye’ye geri gidip savasmata,Türkiye’de şehirlere yerlesmete,adam ve yardım toplamata da devam ettiler.Hatta Turkiyeye bile yerlesip,devletten yardim bile alankari oldu,belki vatandaşlık bile verilenleri oldu.
    Ardindan,Suriye’de işler iyice sarpa sardı ve IŞİD v.b. terör örgütleri orayı boşaltmaya başladı.Tabii ki herkes geldigi yola geri dustu.Dolayisiyla,Turkiyeden gecerek giden ve Türkiye’den gidenler geri geldi.
    Peki bunlarin gelmesine engel olundu mu, hayır, nasıl olduysa rahatça Türkiye’ye gelebildiler.
    Ya,bu gelenlere birşey yapıldı mı?.Bunlar,silahli savaş eğitimi olan,terorist, canlı canlı insan yakan, kafa kesen,insan öldüren,kadınlara tecavüz eden onları köle olarak pazarlarda satan adamlar ve bunun cezası olması gerekir,başıboş ve serbest gezmemeleri gerekir değil mi? Ki devletin terör dedin mi kimsenin gözünün yaşına bakmadigi bir donemdeyiz.
    E gelenler herhangi bir cezai işleme uğratıldı mi?Maalesef,gostermelik sorusturmalar, gözaltılar yapıp arkasından serbest birakma dışında birşey yapılmadı, yapılmıyor.
    Bu teröristler büyükşehirlerde,sokakta, mahallede rahatça hayatına ve belki şeytani mücadelesine devam ediyor.Faaliyet alanlarını Türkiye’ye taşımakarina engel birsey mi var.?

    İktidar ve iktidarin devleti buna izin verdi,veriyor.Neden?Acaba, birileri bu teröristlerin VEFA duygusuna inanarak ve güvenerek mi böyle yapıyor?Cevap bu mu dur?
    Sonra birileri bizi radikal İslami örgütlerle yeterli mücadele etmemekle suçluyor diye kızıyoruz.
    İktidar sahiplerinin,yatıp kalkıp,suçlamar bu kadarla kalsın diye dua etseler isabet olur diye düşünüyorum.

  2. Maalesef Çok geç kalınmış, bir durumdayız, biz Müslümanlar olarak.
    Emperyal olarak dünyayı inançları ve çıkarları doğrultusunda idare ederek onun rantını sömüren erklere karşı- biz Müslümanlar olarak bir medeniyet fikrini ortaya koymamanız karşısında, müntesip’lerimiz dinimizin ruhunu öldürerek Emperyal erklere hizmet ediyorlar.
    1980 ler den sonra emparyel erkler komünist kırmızı bayrak yerine islam’ın yeşil bayragını hedef almışlar bizler bunu alemi- islam olarak ıskaladık .
    islam-aleminde bunu gören alimler ülkesindeki yöneticiler eliyle “şeytan” laştırıldılar hesabı yapamadılar.
    NOT Emperyal erkin- Ne dini ne devleti olur bunlar isimsiz kimselerdir, suretsiz kimselerdir her renge girdi gibi her dine’de girerler

  3. Trump’a bakılırsa, Slovakya’dan taşınma eşinin de yurtdışı edilmesi gerekir.
    Koru, “Türkiyede yaşamak bile Müslüman için daha yaşanılmaz oldu” diyor. Doğrusu, Müslüman olarak yaşamak, dünyanın her tarafında zorlaştı ; bunca insan (OLMIYANLARIN, hayvanların) hakkını savunanlara rağmen.
    Çünkü özgürlük, insan hakları yaftası ile KANSER bütün dünyaya yayılıyor. Kısacası, yanılmıyorsam, KANSER, ” yozlaşmış, bozulmuş hücrelerin, sağlam hücrelerin gerisine sığınarak tüm vücudu ( hücrelerini) zaman içinde MAHVETMESİdir. Doktorlar ve Devletler bununla mücadeleye çalışıyor.
    Kötü, çürümüş, yozlaşmış, bozulmuş – KANSER Mikrobu gibi, insanlığını YİTİRMİŞ -TERÖR ve ZEHİR estiren insan bozuntularının İNSANLaRI VE İNSANLIĞI HELAKE götürmesine ise – insan Hakları bahanesi ile Ortadan kaldırılmasına (İDAMINA) karşı çıkılıyor. Bu müfsid (BOZULMUŞ) Kanser hücreleri İnsanlık aleminden temizlenmedikçe, cemiyetlerin, devletlerin huzur bulması mümkün DEĞİLDİR.
    Ne yapılabilir ?
    Bugün Dünya Osmanlı Devletinin bıraktığı boşluğun ceremesini (CEZASINI) çekiyor. Zira, Çoğu Devletler ve çevreler Osmanlı’dan çekiniyor ve kötülük yapmıya cür’et edemiyordu. Osmanlı
    Devleti ehl-i sünnet içinde kalarak, HANEFİ Mezhebini esas alıp, tesis ettiği HUKUK Düzeni ile zulme, yağmaya, haksızlığa, TERÖRE (ufak istisnalar dışında) fırsat ve imkan vermeden, dünyada huzur ve emniyetin muhafazasını sağlıyordu. Osmanlıyı kaybetmekle, Dünya ve bilhassa mazlum milletler çok şey kaybetti.
    Osmanlı’nın yokluğu ve Hanefi mezhebinin etkisini kaybetmesi ile İslam Odaklı SIĞ fikirler, basit akli yorumlar ve Mezhepler ve bunun neticesi terör olayları – yapılan zulümlerin etkisi ile – yeniden ortaya çıktı ve zamanla da Dünyayı kasıp, kavurmıya başladı. Peygamberimiz (sav) in Sünneti’nin yolunda gidenler istikametten, doğru anlayış ve doğru yoldan ayrılmadı. Peygamberi
    kaale almıyan, KUR’AN’ı kendi küçük aklı ve sığ fikirleri ile yorumluyanlar ülkeleri ve insanlığı anarşiye, teröre, zulme, savaşa SÜRÜKLEDİler.
    Sövene dilsiz, dövene elsiz, fakat, ilim ve TEKNİK sahibi, inançlı, merhametli, müşfik,
    sabırlı; HALKIN CEBİNİ doldururken, KALBİNİ de dolduran, insanlığını hatırlatıp, öğreten ; Hz. MUHAMMED MUSTAFA’nın sünnetini (YOLUNU) takip eden yöneticilerin yokluğunun sıkıntısını çekiyor, dünya. Akledenler bu gerçeği görüyor. Kimseyi kimseye EZDİRMİYEN “Karıncaezmez
    Şevki” gibi İNSAN YETİŞTİRMEK gerek. Hakikatı arıyanlar için Osmanlı eğitim sistemi yeniden araştırmıya değer, hiç olmazsa ABD kadar.
    İslama karşı CEHALET ve kibri yüzünden, kötü ruhlu sömürgen insanlar ve Devletler ADALET ve MERHAMET dağıtan “Osmanlı Devletini” yok ettiği gibi, insanlığa ve bilhassa müslümanlara, iyi
    niyetle ışık tutan N.Erbakan’a da nefes aldırmadı, dünyayı dar etti. Bu dönemi Hakiki İSLAM yönünden de kar’a çevirmeliyiz, gençlere müşfik ve ilmi İslamı öğretmeliyiz, mutluluk için.
    Önüne konulanı kurtarıcı zanneden Suud Prensi de buna, Hakiki İslamı TANIMIYA muhtaç.

  4. İslam ülkeleri ortak bir fon oluşturarak, İstanbul’da dünyanın bütün dillerine tercüme edilip internette yayınlanan bir dergi çıkarmalıdırlar. Bu dergiden iktibas yapan her ülke haftalık dergi yapıp yayınlamalıdır. Bu dergi vakıf dergisi olmalı ve abonelerine çok ucuz şekilde satılmalı. Aboneler dışında kimseye satış olmamalıdır.
    Dergide abonelerin desteklediği yazarlar yazı yazmalıdırlar. Derginin yirmi yazarı olmalıdır. Bu yazarlar okuyucuların seçtikleri yazarlardır. Bunların İslam ülkelerinde dokunulmazlıkları vardır ve ancak hakemler yoluyla muhakeme edilirler. Bu yazarların görüşleri tarafsız olacaktır. Türkiye ve İslam ülkeleri yöneticileri aleyhinde de yazabilmelidirler. Mağdur olanlar hakemlerden oluşacak yargıya gidebilmelidir.
    Derginin haber alma örgütü okuyuculardır. Okuyucular karşılaştıkları olayları temsilcilerine bildirecekler ve temsilciler seçtikleri haberleri dergide yayınlayabileceklerdir. Derginin Okuyucular tarafından seçilmiş hakemleri vardır. Çıkacak her türlü niza bu hakemler tarafından çözülür. Hakem kararları kesindir. Yalan haberler, tahrif edilmiş bilgiler, düşmanlıklar hakemler tarafından tespit edilirse o yazarın yazmasına, o temsilcinin haber yapmasına geçici veya sürekli olarak son verilebilir.
    Bu dergi insanlara doğru haber ve bilgiler ulaştırır. Ondan sonra isteyen istediğine inansın, gelecekleri olursa görecekleri de olur. Yoksa Sermaye yapar Pentagon veya Gülen’e fatura eder. Türkiye de o faturaya dayanarak OHAL ilan edip Sermaye’nin istediğini yapmaya devam eder.

    • Dostum makalenizde yazdıklarınıza kalben katılıyorum .lakin pratik olarak mümkün gözükmüyor .
      Sorun insanlar bir tek ben kurtarırım, ümmeti gözüyle meseleye bakıyorlar.
      bu sorunun çözümü bence cemel vakasın’dan kerbela’ya oradan osmanlı’daki çocuk katline , oradan 15 temmuz olayına kadar uzanan, 1300 yıllık trajedinin, tam idrak edilmemesidir.
      Batı bunu ikinci dünya savaşında anladı( 50 milyon insanın ölümünün ardından gördü ) kendilerine bir medeniyet inşa ettiler buna demokrasi dediler herkes vazgeçilir olduğunu anladılar şimdi rahat’ca yaşıyorlar.
      biz daha krallık tek adamlık üzerine inşa edere tek adamlara biat ederek kefen giyerek devam ediyoruz.
      Ülkemiz ve Alem-İslam için tek istediğimiz kanunlara uyan kurtarıcı olmayan devlet adamları istiyoruz

    • Ah ah değerli Karagülle hocamız, keşke sizin gibi gerçekler bilen yazarlarda siz deki cesaretin on da biri olsa idi vede bunları okuyucuları ile paylaşa bilseler idi şu an ki Türkiye çok daha adil ve başarılı bir ülke olurdu.
      Maalesef onlar gerçekleri bilmelerine rağmen o gerçekleri milletden gizleyıp hırsızı başka yerde aramaları için adete yarış halindeler.
      Birileri çıkıp doğmamış bebekleri dahi terörist ilan edip hapislere tikiyor ne hikmetse onlarda bunu onayliyor.
      Allah size ve sizin gibi mert ve dürüst olanlara sağlıklı ve mutlu uzun ömürler versin ve sizdende Allah razı olsun.
      Amin.

  5. ışid in kurucusu bir yapımda izlemiştim ABD idi. Aslında bir daha o filim gösterilse iyi olur. TVciler bu tür yapımları bir kere gösterip bir daha göstermiyorlar.
    Bir kişinin yerine binler kişi harekete geçse acaba dünyanın hali ne olur. Dünyadakiler akıllarını başlarına alıp Allah ın koyduğu kanunlara yaklaşırlarsa dünyanın rahat edeceğini o kanunlardan uzaklaşınca başlarını beladan kurtaramıyacaklarını bilmeliler. Bütün iplerin Allah ın elinde olduğu unutulmamalı. Müslüman görünümünde çok zındık olduğu gibi fiiliyle müslümanlara çok zarar vercek müslümanlarda eksik değil.

    • İşidin kurucusu Rusya, Suriye ve İran, Amerka değil.
      Bu gurubun adını ilk olarak Rusya dillendirdi ve bunu kullanarak Türkiyeyi hedef tahtasına yatırdı. Neden ABD Süriyedeki pkk nin kolu olan pyd yardim ediyor, çünkü Rusya muazzam propaganda yaptı da ondan. Rusyanin
      Koministliği yaşatan Özbekistan bayaği teröris üretiyor.Şangay beşlisinden biriolarak.

  6. Bu terör saldırısı da Trump için Allahın bir Lütfü oldu.
    Rusya ile olan kanunsuz ilişkilerinin ucu ona ulaşmak üzere iken, gündemi değiştirmek için.
    Kura ile verilen yeşil kartların kaldırılması için harekete geçer geçmez kura ile Amerkaya gelen ve kendisini Müslüman olarak tanıtan katil birisine eylem yaptırıldı.
    Böylece Trump tam hedefden vurdu, aslinda Trump öğle zannediyor.
    Basın bu gün akşam tekrar Trumpa karşı atağa geçti ve Kaliforniya daki konseri kana buliyan adami sorgulamaya başladılar.
    Bakalım Trump nasıl bir Tweet atacak.
    İSİD a gelince, Türkiyenin onlara destek verdiği ilk önce Rusya başlattı her gün ben onların tv kanalını izliyordum.
    Onlar belgeler vidiyolar ile birlikte her akşam saatlerce Türkiyeyi suçlayip durdular.
    Bu iddalara karşı Türkiye sağır ve dilsiz olverdi.Bir tek kelime dahi etmediler.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here