“Ağzınızdan yel alsın” dedirten yazıları okudukça içim kararıyor.. Değinmeden edemedim…

41

Birkaç hafta önce (tam tarihi: 15 Kasım 2018) bir gazete köşesinde çıkan yazının en son paragrafında şu satırlar yer aldı:

2016 yılının Mart ve Nisan aylarında yazıp uyardım dinlemediniz. Bir defa daha fenersiz yakalanırsanız siz değil sadece, tüm millet perişan olacak.”

Yazıda birbiri ardına meydana gelen bazı gelişmeler sıralanıyor ve bunların ’15 Temmuz ruhunu karartmaya, Türkiye’nin birliğine kastettiği’ vurgulandıktan sonra geliyor o satırlar…

“Ne oluyoruz?” sorusunu hak eden tarzda bir uyarı bu.

Uyarıyı yapan, kendisinin de ifade ettiği gibi, 2016 yılının başlarında 15 Temmuz uğursuz darbe girişiminin hazırlığını önceden haber vermiş ve uyarılarda bulunmuş bir kalem.

‘Tavuk tarda sayılır’ imiş…

Önce 2 Nisan 2016 tarihinde, “‘Cemaat’in ‘hususileri’ darbe için Ankara’da toplandı’ başlıklı bir yazı ile okur karşına çıkmış, orada o sıralarda kendisinden ‘Cemaat’ diye söz edilen yapının ‘derin adamları’ dediği tiplerinin bir ‘darbe’ hazırlığı için hareketlendiğini yazmış…

Ardından (21 Nisan 2016’da) ‘Cemaatçi askerlere son uyarı: Tavuk ‘tar’da sayılır!’ başlıklı bir yazıyla uyarısını alarma çevirmiş ve Cemaatçilerin açık açık ‘darbe’ girişimini kendi aralarında konuştuğu haberini, geçmişte yaşanmış askeri müdahalelerden örnekler de vererek aktarmış…

‘Tavukta tarda sayılır’ bir Anadolu deyimiymiş…

Şu satırlar o yazıdan:

Sanıyor musunuz ki devlet uyuyor. Hepsini takip ediyor. Emir yukarıdan geldiğinde harekete geçenler aynı zamanda kendilerini de ifşa etmiş olurlar. Devlet de onların zaten hizalanmasını beklemektedir ve büyük temizliğe başlar. Anadolu’da bir laf vardır, Tavuk TAR’da sayılır. Siz dolaşır, çalışırsınız. Sanırsınız ki devletin hiçbir şeyden haberi yok. Emir komuta ile Tar’ın, yani odunun üzerine sıralanıp hizalandığınızda öyle kolay sayılır ve avlanırsınız ki neye uğradığınızı şaşırırsınız. Devlet bazı hareketlerinizi göremeyebilir ama ortaya çıktığınız an hepinizi avlar.” (Siyahlar yazarın kendisine ait).

Aktarırken hep ‘mişli geçmiş’ kipi kullanmam gafletimden. Çıktığında bu yazıları fark etmemiş, ancak 15 Temmuz uğursuz darbe girişimi ve OHAL ilanı sonrası gelişmeler yaşanınca başka birinin ikazıyla onlardan haberdar olmuştum.

O gün bugündür en dikkatle göz attığım köşelerdendir AK Parti’nin de itibar ettiği o yazarın köşesi.

“Ben demiştim, yine diyorum” dediği için yaklaşık üç haftadır kulaklarımı açık tutuyorum.

Yeni uyarılar

Garip bir şey oldu, ‘yine benzer bir kalkışma olabilir’ alarmını veren kalem tezinde ısrarcı olmadı; hatta ikazından beş gün sonra (20 Kasım 2018) “Geçti Bor’un pazarı” deyiminin de kullanıldığı “ABD’nin bir kez daha hüsrana uğrayacağının” özellikle belirtildiği bir yeni yazı ile okur karşısına çıktı.

Bazı gelişmeleri önceden bilen ve bildiklerini duyuran kalem ısrarcı olmadı, ama gazetesinin yayın koordinatörü de olan bir başka kalem ‘Darbeciler adım adım geliyorlar’ başlıklı yazısıyla (6 Aralık 2018) benzer bir uyarıda bulundu.

Güçlü bir yazı.

Yapılanları gördükçe aklına 28 Şubat’ın ‘Karargah rahatsız’ manşeti geliyormuş yazarın ve endişesi daha da artıyormuş…

Şöyle bitiyor yazı:

“Olur, olmaz bilemem…

Tek şey biliyorum ki, bu ülkede NATO’nun, CIA’in, Pentagon’un uşaklığını yapan sadece FETÖ değildi…
Rahip Brunson’u bıraktık diye ABD de Türkiye üzerindeki bütün planlarından vazgeçmemiştir herhâlde…
Daha önce de yazdım, yine hatırlatayım…
Bunlar, FETÖ gibi, aynı ahtapotun kolları…
Birini kesiyorsunuz, öteki baş veriyor.
Benim dilim varmıyor, ama korkum o ki, bunlar bir şeylerin zeminini hazırlıyor.
15 Temmuz öncesi FETÖ’nün yaptığı gibi, “Siz de her şeyi dış güçlerde arıyorsunuz” tezviratını boşa dillendirmeseler gerek…
Allah ülkemizi ve milletimizi içimizdeki hainlerin şerrinden korusun.”
Okuyana “Amin” dedirten türden bir yazı gerçekten.
Sonrası da var.
Uyarıya teyit yine aynı gazetede
Yayın koordinatörü imzalı yazı bir gün sonra (7 Aralık 2018) gazetenin bir başka yazarı tarafından neredeyse bütünüyle kendi köşesine taşındı. O yazının başlığı da ‘Sessiz bir tehdit yaklaşıyor’.
“Ve lütfen dikkatli olun! / Dikkatli olun, çünkü 15 Temmuz’dan çok daha korkunç bir tehlike bizi bekliyor. Bu tehlikeyi bertaraf etmenin tek yolu uyanık olmak ve birlikte hareket etmek!” diye bitiyor o yazı da…
Gerçekten mi?
“Bir şeylerin zemini hazırlanıyor” diyordu gazetenin yayın koordinatörü yazısında, köşe yazarı da hal-i hazırda zeminin “15 Temmuzdan daha korkunç bir tehlike” teşkil ettiğine işaret ediyor.
15 Temmuz’dan aylar önce darbe hazırlığını duyurmuş, hatta ona katılanların tavukların tünekte sayılması gibi kendilerini ele vereceklerini bile öngörmüş bir yazara sahip gazeteden söz ediyoruz.
İlk uyarının sahibi yine aynı yazar. Onun bıraktığı yerden alıp ‘Darbeciler adım adım geliyorlar’ başlıklı yazıyla uyarıyı yeni bir boyuta taşıyan aynı gazetenin yayın koordinatörü. Ertesi gün yine aynı gazetenin bir başka köşesinde aynı uyarı daha da açılarak tekrarlanıyor…
Uğursuz darbe girişimini aylar öncesinden haber veren yazıları kaçırmış, bundan dolayı sonradan müthiş pişmanlık duymuştum. Bu defa aynı hatayı yapmak istemem.
Köşesine çekilmiş, gelişmeleri uzaktan izleyen biri olarak yine de sormadan edemiyorum: Gerçekten böyle bir tehlike var mı?
NOT: Yazarların adlarına bilerek yer vermedim. Sebebi şu: ‘Tar’ benzetmeli yazıları yazan, 15 Temmuz sonrasında eski yazdıklarına değindim diye, yalnızca bu yüzden, hakkımda olur olmaz ithamlarda bulunmuştu. Şimdi en iyisi ad vermemek diye düşündüm. İsteyen linklerden gider kimlikleri öğrenir.
ΩΩΩΩ

41 YORUMLAR

  1. Dış güçlerin desteği ve yönlendirmesi olmasa ÜLKEMİZDE de , bazı
    başka Ülkelerde de kolay kolay ihtilal, ayaklanma olmaz ve başarılamaz. Vuku bulan
    Olaylar da bu gerçeği gösteriyor.
    Abdülhamid dizisi ne nisbette gerçekleri aksettiriyor. bilemem ama.
    Şu sıralar Sultan Abdülhamid’i bir ayaklanma ile tahttan İNDİRMİYE çalışanların
    önünde – Dünya servetinin büyük bir kısmını elinde tutan Yahudi ROTCHschild
    AİLESİ geliyor. Halen satanist oldukları da söyleniyor. Bu aile ile ortaklıkları da olan
    ve onlara yakın servete sahip olduğu söylenen Rockfeller AİLESİ de Yahudi kökenlidir
    Bundan birkaç yıl önce Türkiyedeki bir Gazeteye verdikleri mülakatta, Türkiyedeki
    TÜM ihtilalleri kendilerinin TERTİP ettiklerini açıkladı Rockfeller. ABD’in güdümünde
    . O Gazete nüshası hala mevcuttur. Bunlrı bir bilgi ve katkı olsun, diye aktarıyorum.
    YALnız, şu sıra Türkiye farklı bir konuma geldi. HALK Aynı anda SOKAĞA
    ÇIKMAYI öğrendi ise ve Sokağa ÇIKARSA, her İHTİLAL teşebbüsü AKİM ( başarısız)
    kalmıya MAHKUM olacaktır.
    AKP Gelir, Vergi ve Hukuk ADALETSİZLİĞİNİ artırmış olsa bile –
    işsiz-güçsüz çok geniş bir Kitleye mali transfer (mali destek) sağlıyor. Demek ki
    – eskiler gibi, bunlar da yese bile – BAŞKALARINA da yediriyorlar. Yani, hep kendileri
    YEMİYOR. Halkın refah seviyesi – her şeye rağmen – yükseklere tırmanıyor, çok sefile
    rağmen. Bunu ve verilen oyları göremiyenler kör – ve eski Bakan TAŞAR’ın dediği gibi,
    bırakılan yerde SAYANLARDIR. Halk o kadar da DENGALAK değildir ki, % 50’leri
    aşıracak oy versin. HAMAKAT sahibleri bu gerçekleri göremiyenlerdir. Eski TEK
    PARTİ dönemleri ile Şimdiki Tek PARTİ dönemi birbirine benzemiyor. Özgürlükler
    yönünden de kıyas kabul etmiyor ; açın tarihi – sadece gazetecileri – kıyaslayın, yeter.

    Ne var ki, AKP İktidarı döneminde – teknik gelişmelerin de katkısı ile
    – AİLE, Genel (sosyal, ekonomik) AHLAK ve Gençliğin Atadan gelen TERBİYESİNDE
    bir çözülme VAR. EĞER AKP iktidarı bu yöndeki çözülmeği ve bozuşmayı önliyemezse
    çok kötü bir çözülme ve ayaklanmalarla karşılaşmak mukadderdir.
    Halkı (çoğunluğunu – VATAN için İSTİKLAL MÜCADELESİNİ VERENLERİ)
    ANLIYAMIYAN ve tanıyamıyan ! – ve ÖTEKİLER DAĞDAKİLERE dayanırken – Halka
    DAYANMIYAN bir iktidar devrilmiye mahkumdur.
    Didem hm ve N Karaca önemli gözlemde bunmuşlar, belirtmeliyim.
    Benim PARTİCİliğim ( Bölücülüğüm) yoktur, şükür ki. Fakat, gene, yakınen bilen
    biri olarak, RTE.daki hırs 1000 ise, Abdüllatif ve M.Bekaroğlu’ndaki 3000-5000 ‘ dir
    ve bunlarınki çok DAHA da NEFSİDİR. GÖZÜNÜ YUMAN kendine -mi ? – gece yapar

  2. Su uyur düşman uyumazmış! (Burdaki su; sıvı içecek değil asker anlamındadır:) devletimiz uyanık mı değil mi bilemiyorum, belki de “tilki uykusunda”dır. Şu kadarını söylerim: millet nöbette! Başını kaldıran kim olursa olsun (fetö, setö, metö, ketö, add, çyd…) önce cezaevi havalandırmalarından içeri sarin gazı basılır…

  3. Bir kissım reis şak…şakcilari! yorumculara 15 Temmuz Allahın bir “LÜTF-U” olduğunu ne çabuk unuttunuz?
    Eğer o olmasaidi reisiniz tek adam rejimini getirebilirmiydi?
    Abdullatif Şener ne demisti? Hatirliyalım!
    “ERDOĞAN KENDI MENFAATI İÇİN TURKIYEYI BATIRIR.”
    Türkiyenin şu anki durumunu Şener bakanlıği ve akpyi biraktiğinda söylemisti.
    Hadi bu gerceklere de bir bahane uydurun bakalim!
    Yapmayin Allah aşkina.İnsanlari aci aci güldürüyorsunuz.

  4. yorum lll türkiye gazetesi albay hüseyin hilmi ışık en eski tsk içinde islamcı gurubun başı takibi türkiye gazetesi
    herhalde her kezden daha iyi havayı koklar” itibar” edilir

  5. yorum ll akp nin sinir uçlarına basıyorlar en son Erdoğan’dan Danıştay savcısına sert sözler: Sen kimsin!
    İstanbul Üsküdar’da toplu açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir davada “TSK’da başörtüsü laikliğe aykırı” tespitine yer veren Danıştay savcısına sert sözlerle yüklendi. Erdoğan “Her şey yasalarla bir yere oturulmuşken sana ne oluyor da bunlara aykırı bir şekilde uygulamanın iptalini istiyorsun. Bunlar eski Türkiye’den kalma ürünler. Danıştay’ın ilgili dairesi bunu boşa çıkardı. Bu tartışmayı yeniden açmanın kime ne faydası var? Sen kimsin?” dedi. (kaynak gözcü gazetesi )

  6. Türkiye
    Sermaye ülkede iki tarafını çatıştırmak için her iki tarafın nasıl hareket edeceğine bakar. Öyle harekete geçer. 15 Temmuz’da önce Gülencileri ayarladı. Harekât planını verdi. Harekatın başına askerleri getirmedi. Çünkü olur ya iktidar olur, Türkiye’yi hepten İslam devleti olarak yönetirler. Harekatın başına sivilleri koydu ki sonunda başarıya ulaşılmasın.
    Sonra da bu hareketi askerlere bildirdi. Onlar da hazırlık yaptılar. Mezkur yazarlar, bu bildirilen görevleri yapanlardır. Sonunda halk sokağa dökülecek, Gülen’in subayları bombalar yağdıracak ve böylece sokak kavgası başlayacak. Devlet yıkılacak. Hazırladığı ekip iktidar olacak.
    Türkiye başka ülkelere benzemez. Askerler birbirleriyle savaşmazlar. Sonunda birinin başkanlığında çatışmadan teslim olurlar. Böylece birliği bozmayan ordumuz sonunda galip gelir. Bu, İstiklal Savaşı’nda böyle oldu. 27 Mayıs’ta böyle oldu, 11 Eylül’de böyle oldu ve 15 Temmuz’da böyle oldu.
    Türk milletinin başka bir özelliği vardır. Askerine güvenir ve teslim olur. İstiklal savaşında halk sultanın değil ordunun yanında yer aldı. Halkımız ordusuna karşı çıkmaz. Bu sebeple Türkiye devletini anarşik hareketle yıkamazsınız. Şimdi de hazırlık vardır. Çatıştırma planı hazırlanıyor.
    Tüm bu operasyon etki etmiyor. Ordumuz tüm olanlara rağmen başarılar kaydediyor.
    15 Temmuz, Ergenekon ve Balyoz harekatlarını akladı. Böyle bir harekat da 15 Temmuz’u aklar. Bizim sorunumuz dışarıdan değildir. Sorun beşeri sorundur. İşçilikten ortaklığa geçme sorunudur. Kur’an düzeni benimsenmedikçe olaylar Türkiye’de ve dünyada böyle devam eder.

  7. fehmi bey ruh ikiniz taha kıvanç beyin kulis yazı aklıma geldi ( aklımda kaldığı kadar) sene 1993 yılları, rahmetli uğur mumcu herhalde yeni suikast’e uğradı zaman olması gerekir , yaşlı babanız ankara ya sizleri ziyarete gediğinde park da otururken yanına bir geliyor , iş anlatıyor onlar bunlar böyle insanlar din elden gidiyor vatan dilsizleşiyor bunlara öyle böyle yapacaksın diye ayar vermeye çalışmışlar diye kulis köşenizde yazmıştı ruh ikiniz taha bey şimdi buradan nereye gelicem diye merak eden olursa savcı bey mütalaasını verdi öyle bir örgüt yok (benim için pek de önemli değil örgüt olup olmaması) mahkeme beraat verirse sen ondan sonra gör şamatayı gelsin darbeler gitsin suikast’ler .
    inşaallah yanılırım türkiyenin en tehlikeli yılları 1990 gibi olmasın 2020 yılları selam dua ile

  8. nurdan hanım merhaba!
    Öncelikle, yorumunuz için teşekkür ederim.
    – fehmikoru.com sitesini ve bazı okurların yorumlarını takip etmeye devam ediyorum.
    – Yazmamam ile ilgili olarak ise, birkaç nedeni belirtebilirim.
    – bu nedenlherin en başında gündem farklılığı geliyor zannediyorum. Ülkenin ya da benim gündemim ile fehmikoru.com sitesinin gündemi bir türlü uyuşmuyor. daha önceden de bu doğrultuda birkaç yorum yazmıştım.
    – fehmikoru.com sitesi, okur yorumları konusunda bir sınırlama getirmiyor. yani fehmikoru.com sitesinin gündemine uymadan da birşeyler yazılabilir ki bence bu çok çok önemli bir imkan. Ancak, hem insan, herkesin konuştuğunun dışında bir konudan bahsederken kendisini biraz garip hissediyor, hem de, yazılan yorum, o günkü fehmikoru.com sitesinin gündeminin arasında kaynayıp gidiyor. Ya da ben öyle düşünüyorum.
    – ben, fehmikoru.com sitesinin okurlarına sağladığı imkanın, ülkede düşünmenin (gerçekten düşünme fiilinden bahsediyorum) gelişmesine katkıda bulunacağını ve fikirlerimizdeki (tüm okurlar için söylüyorum) boşluklarını görmemiz açısından yararlı olacağını, ülkenin tebadan vatandaşlığa, topluluk üyeliğinden bireyselliğe geçişe katkısı olacağını düşünmüştüm. Ancak hem fehmikoru.com sitesinin gündemi hem de trollerin burdaki tartışmaları manüpile etmeleri tartışma ortamının oluşmasının önünde engel oldular. Öyle olunca da buraya yazmanın hiçbir anlam ifade etmediği duygusu oluşturmaya başladı bende.
    – Yukardaki yazdıklarıma ilave olarak, belki de bizim gibi ülke insanlarına daha fazla özgü olan, bilgilerden, düşüncelerden değil, acı şekilde yaşayarak birşeylerin farkına varma kültürü, insanlara birşeyler anlatmaya çalışmanın beyhudeliği duygu ve düşüncesine neden oldu bende. Akpnin seçimleri alması durumunda ülkenin yaşayacağı yıkımı, seçimlerden önce, en anlaşılabilir şekilde, gerekçeleri ile beraber anlatmama rağmen (ya da ben öyle düşünüyorum), herhangi bir kişiyi etkileyememiş olmam “bu halktan adam olmaz” duygusu ile, “bırakalım. hem birlikte acıları yaşayalım. belki ondan sonra birşeyler değişir” düşüncesini bende oluşturdu.
    – ve tabii kişisel sorunlarım. onlar da, birşeyler yazma istek ve enerjisini azaltığı yönde etki ediyorlar.
    – Bunlara rağmen, fehmikoru.com sitesini ve bazı okur yorumlarını takibimi sürdürmenin yanısıra, gerekli gördüğüm bazı zamanlarda yorum yazmayı düşünüyorum.
    – Fehmi beye!
    – Ülkede çok çok önemli, resmen beka sorunu olan, bizden vazgeçtim, çocuklarımızın, torunlarımızın yaşamlarını zindana çevirecek sorunlar varken, kaşıkçı cinayetinden bahsedilmesi, birileri için bulunmaz bir nimettir. Tam bir “cambaza bak” tavrıdır. Birilerinin “arayıp da bulamayacağı” diyemiyorum, zaten bunun için havuz medyası oluşturuldu ve onlar da bu tür şeyleri yapıyorlar ama, onlarla aynı işi yapmaktır. Yani fehmi koru, halka cambazı gösteriyor. Ancak buna rağmen, aslında sadece sırasını bekliyor. çünkü “bizden değil” damgası yedikten sonra, “cambaza bak” demek konusunda havuz medyasına nal toplatsa bile birşey değişmeyecek. Karar, t24 gibi sitelerin defteri dürülebilirse, fehmikoru.com sitesini “ham” yapmak çocuk oyuncağı.
    – Yani demem o ki; becerebiliyorsanız, “bizim adam” dedirtin. yok beceremiyorsanız veya böyle bir niyetiniz yoksa, “cambaza bak” demekten vazgeçin.
    – bu ülkenin bu duruma gelmesinde sizin de payınız hiç az değil. bu nedenle, bu ülkenin nimetlerinden fazlasıyla yararlanmış birisi olarak (ki bu nimetlerin epey bir bölümü bu ülkenin bu hale gelmesi için yapılan hizmetlerden kaynaklı), bu ülkeye borcunuzu da unutmayın.
    – Sonuç!
    – Akpliler (akpnin yaptıklarını savunamayacak kadar beynini kullananlar için söylüyorum), akpnin alternatifinin olmadığını, muhalefet eksikliği nedeniyle akpnin bu ülkedeki tek alternatijf olduğu düşüncesini dile getiriyorlar. Ben de, geçmişte pekçok yorumumda, bu ülkenin bu hale gelmesinde en büyük sorumluluğun kendisine demokrat, solcu diyen insanlarda olduğunu defalarca yazdım.
    – Bu noktadan olmak üzere, muhalefeti düzeltmeden iktidarı düzeltmenin mümkün olmadığı bütün gerçekliği ile ortaya çıkıyor. Bu nedenle, bundan sonra, daha fazla muhalefeti eleştiren yazılar yazmayı düşünüyorum. (aslında pekçok yorumumda muhalefet eleştirisi de vardı ama bundan sonra eleştirilerimdeki ilk hedefim muhalefet olacak).

    • Merhaba Hamza bey! Kararinizi saygi ile karşilamakla birlikte bir çok konudada katiliyorum.

      Hamza bey Size bir teklifim olacak!
      zannedersem bu konuyu önceden burdaki yorumculardan birisi daha yazmişti, bende tekrar etmekte yarar görduğum için o yorumcunun dediği gibi eğer vakit bula bilirseniz bazen Ocak medyada yazabilseniz faydalı olacağı kanatindeyim.
      Sizin yorumlariniz bana Ocakmedya yazarlarindan Veysi Dundarın yazilarini animsatiyor.
      Dündarda sizin gibi çok önemli konuları gündeme getiriyor.
      Saglicakla kalın.

      • teklifinize çok teşekkür ederim nurdan hanım. Fakat şu an biryerde köşe yazabilecek durumda değilim. Okur olarak yorum yazmakla, yazar olarak yorum yazmak arasında ciddi fark var.
        İmkan buldukça ve tabii konu da uygun olduğunda, fehmi beyin yorumlarının altına ve karar gazetesinin okur yorumları bölümüne (kararın editörü müsaade ederse) yazmaya devam etmek istiyorum. İnşallah daha ileri bir zamanda sizin önerinize olumlu cevap verebilecek durumda olurum.
        Size gerçekten çok teşekkür ederim.
        kendinize iyi bakın.

  9. Fehmi Bey, ne zaman „darbe girişimi“ yazsanız, önüne uğursuz sıfatını ekliyorsunuz. Darbe girişiminin „uğurlusu“ var mıdır?

  10. Maalesef ülkemiz darbeler ülkesi olmaktan bir türlü kurtulamıyor. 17 Nisan muhtırası bile yerinde duruken , Ak parti kapatılmaktan bir oyla kurtulmuşken bugün Askere kumpas kuruldu vs. demek tam bir akıl tutulması. Hükümet tarafından atılan adımlar genel kurmayın MSB ye bağlanması gibi darbeleri önlemeye yetermi bilinmiyor.
    Ancak bundan sonra olacakları kestirebilmek için öcelikle 15 Temmuz da tam olarak ne olduğunun bilinmesi gerekiyor. Doğu Perinçek İran meclisinde yaptığı bir sunumda 30 bin nato askerini TSk dan temizledik , kanserli uru kestik attık diyor . Hangi vasıfla ve nasıl bu işi yaptığını bir tek yetkili sormuyor. İran meclisine bilgi veren bir kişi kanserli bölgeyimi yoksa sağlam bölgeyimi temizlediğini nasıl bilecek millet. Gidenler natocuysa , kalanlar kimler , kime nasıl güvenecek vatandaş.
    Bu adamın dedikleri doğruysa bundan sonra olacaklar natonun tavrına bağlı diyebiliriz. 70 yıllık nato ordusuna operasyon çektiğini söyleyen bir kişinin iddaları nasıl yankı bulacak bekleyip göreceğiz.
    Durum buyken Fehmi bey aklınızı başınıza alın yine birileri bir şeyler karıştıryor demek istiyor galiba. Ama sorun Fehmi Koru’yu kimse takmıyor…

  11. “ilk baktığımda, fotoğraftaki ikinci kişinin farklı biri olduğunu düşündüm; hâlâ o kanaatteyim: O dönemde ve sonrasında da Tayyip Erdoğan’ın yanından hiç ayrılmamış olan Mücahit Arslan o kişi… Şimdi AK Parti’nin Ankara milletvekili ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da başdanışmanlarından… İyi de insan, hem de hatırlayamadığı için kuşkuya düşmüşken, ‘Acaba bir başkası olmasın?’ diye düşünmeli değil miydi. Fuat Uğur düşünmemiş işte, bir başka zaman programının konuğu İlhan Kesici sanmış ikinci kişiyi… Hafıza bazen böyle aldatır” derken yazıdaki bir başka skandalı ise şöyle anlattı:
    “HBB‘de yönetici konumunda bulunmuş bir meslektaşla konuştum; fotoğrafa başka yönlerden de itiraz etti. HBB‘de öyle bir çay ocağı yokmuş, hiçbir zaman da olmamış. ‘Tayyip Bey’li, Mücahit Arslan’lı fotoğraf başka bir yerde çekilmiş olmalı”’dedi o meslektaş ve ekledi: ‘Kanala İstanbul Büyükşehir belediye başkanı gelecek, hele onun adı Tayyip Erdoğan olacak ve biz kendisini çay ocağında konuk edeceğiz; böyle bir şey asla olamaz…’ Anladığım kadarıyla Fuat Uğur HBB’de fazla kalmamış…

    Sizin beyanınız. Böyle bir adamın yazdıkları doğru olsa da inanmak gelmiyor. Ayrıca fotodaki Mücahit Bey değil Zeki Bey.saygılar

  12. dış mihrak konusunu anlamak önemli.
    bir eve hırsız girmişse bu hırsızın suçu mudur?
    evi soyulan bir ev sahibinin yapacağı en ağır hata bütün suçu hırsıza yüklemek olur bana kalırsa. tedbir almış olmalıydı, lakin hırsız da hiç masum sayılmaz değil mi???
    pek çok sorunu olan bir ülkeyiz, sorunlarımızı dış güçlerin çıkardığını düşünmek ne kadar yetersiz bir yaklaşım ise, bu sorunların dış güçlerden bağımsız olduğunu düşünmekte o ölçüde yetersizdir. siz uygun zemin sağlarsınız onlar da çöreklenirler, siz aklınızı kullanmazsınız ama kullanan birileri vardır.
    eğer en iyi sivil öğrencilerinizi yabancı okullara kendi ellerinizle veriyorsanız, en iyi askeri öğrencilerinizi de natoya kendi ellerinizle gönderiyorsanız bunun ülkeye sonuçları beyin göçü ve darbedir. batının okullarının ve natonun perde arkasında neler olduğu artık hiçbirimiz için sır değil. her sorunumuzun temelinde sistem yanlışları özellikle eğitim sistemimizdeki yanlışlar var. sistem sorunlarımızı düzeltmediğimiz sürece darbesiz günümüz olmadığı gibi darbesiz yarınlarımız da olmaz. şimdi son derece zeki kimseler olarak darbeler kimin işine yarar konusunu tartışalım biz değil mi ya…ne de olsa zaman şimşir tarak zamanı…

  13. MEDYANIN TEK SES HALİNE GELDİĞİ ÜLKEDE HER ŞEYİN BEKLENMESİ NORMAL DIR.
    Tek elden kitlelerin çoğu bilgilendiriliyor.
    Sağ gösterip sol vurmak her zaman geçerli bir yöntem.
    Sol gösterip sağ vurmakta olabilir.
    Bir büyük olayı büyük medyanın tek sesliliği ile halka anlatılınca vatandaşa inanmak ve biat etmek düşer.
    Acaba ,neden ,niçin soruları soranların neyle suçlanacağını tahmin etmek zor değil.
    En hafifi bizim söylediğimize inanmayan vatan hainidir ;karşılığı olur.
    Bazı gazetecilik mesleğini yürütenler derinlerin şifrelerini zaman zaman açık etmeleri görevleri de var.
    Aslında bir nevi önceden kendinize çeki düzen verin ve yanlış yapmayı aklınızdan bile geçirmeyin uyarısı .
    Belki araf ta olanlara bir iyilik.
    Bir ülkede güvenlik ve adalet bürokrasisi sosyal yapı olarak toplumun bütününü yansıttığı zaman o ülke çok istikrarlı ve halkı öz güven içinde olur.
    Geri ülkelerin en karekteristik özelliği devlet yönetimi ve kritik kurumlar belli bir erkin kontrolünde olmasıdır.
    Devlete hakim olanların yaşam tarzı tehlikede olduğu şüphesi doğduğunda orada her uğursuzluğun çıkarılmasının beklenmesi olağan hale gelir.
    Bunun için en uygun ortam terör ve ekonomik kaostur.
    Halk bezgin ve çaresizlik için bir kurtarıcı beklemeye başladığında ortam olgunlaşmaya başlamış demektir.
    Bu zamanlarda pusuda bekleyen güç sahiplerinin durumdan vazife çıkarmalarına sebep olabilir.
    Geçmişte değişik zaman ve yerlerde bunun çok tekrarlandığını görmüştük.
    Bu felaketleri tekrar tekrar yaşamamak için şeffaflik,adalet,ayırımcılık yapılmaması,özgür basın ve çok seslilik,işi ehline verme, partizanlığın olmaması ve güçler ayrılığının tam uygulanması (yasama,yürütme,yargı).
    Bütün yetki ve sorumluluğun bir fanide toplanması ne o kişiye nede ülkesine faydası olmaz.
    Bir fani her şeye yetişemez ,yetişemeyeceğini bilen etraftakiler onun adına iş çevirmeye başlarlar.
    Bir müddet sonra sapla saman birbirine karışır.
    Ekonomi bozulur.
    Çaresizlik içinde soğan depolarına bile operasyonlar çekilir.
    Suç hep dışarda aranır.Yönetimin hiç bir kabahati olmadığını devamlı tekrarlayan muhteşem medya, görev başındadır.
    Benimde dikkatimi çeken son zamanlarda yargı burokrasısının, yürütmenin hiç sevmediği kararlara imza atması.Başka konularda olsa o yargı üyelerinin durumu nasıl olurdu?
    İş bankası için söylenenlerin yenilip yutulması.
    TUSIAD ve özellikle YIK in son çıkışları bana pek hayra alamet gelmiyor.
    Yerel seçimlerinde İSTANBUL her şeyi değiştirmesi önem taşıyor.
    Eskiden adaylar tv de tartışırdı halkta izlerdi ,gözüne tutanı seçerdi.
    İleri ülkelerde artık miting çok ilkel kalıyor,bizde de bitmeli.
    T.ERDOĞAN o açık oturumlar sayesinde bu yerlere gelebildi.
    Eğer o açık oturumlar olmasaydı bugün onu hiç kimse tanımayacaktı.
    Cüzzamli görülen bir partinin adayıydı en az oy yüzdesi vardı.
    Eşit şartlarda diğer adaylarla tartıştı.
    Şimdi yalakalığını yapan medya mensupları o nu adeta alaya alacak sorular soruyordu.
    O bunlara tebessüm ediyor ve hiç sınırlenme den sakince yapacaklarını anlatıyordu.
    Parayı nerden bulup yapacaksın diye sorduklarında SU dan diyordu.
    Adaylardan LİVANELİ ise kurduğu film şriketini batırdığını ,para işlerinden anlamadığını marifetmiş gibi anlatınca.T.ERDOĞAN atılıp bir film şirketini dahi batıran biri istanbulu nasıl yönetecek diyordu.
    Sonunda ANAP T.ÖZDEMİR, DYP İLHAN KESİCİ,vE YUKARDA BAHSETTIKLERİMİZ BİRBİRİNE ÇOK YAKIN OY ALDILAR VE İPİ T.ERDOĞAN GÖĞÜSLEDİ.
    Eğer şimdiki gibi açık oturumlara çıkarılmamış olsalardı sahnede başka aktörler görecektik.
    Halk neden bu konuda ısrar etmiyor.seçtiklerimizi hiç tanımıyoruz.
    Hiç olmazsa birbirlerine en derin soruları sorsunlar,tartışsınlar bizde azıcık aklımızla daha isabetli kararlar verelim.
    Kendisini buralara getiren o demokratik ortamı tepe tepe kullananlar bundan neden kaçıyor.
    Yoksa demokrasi hedefe ulaşmak için bir araç mi görülmüştü?
    Ben zavallı bir vatandaş olarak bütün adayların ekran önünde canlı tartışmasını istemen çok mu tehlikeli görülüyor.
    Kime oy verdiğimi daha yakından tanımam neden bizden kaçırılıyor.
    Bu imkanla buralara gelenler bunu neden engelliyor.
    Adaylar nasıl yapacaklarını ,hesap kitapları ortaya döksünler bizde görelim.
    HER VATANDAŞTAN İSTEĞİM BUDUR.
    HEP BİRLİKTE MİTİNG OLMASIN.
    AÇIK OTURUM OLSUN DİYELİM.
    ŞİMDİLİK EN İYİ YÖNTEM BU BENCE.

  14. Nurdan abla! yorumunda bahsettiğin konuyu daha kapsamlı analiz yapabilen usta yorumculara bırakmak istemiştim ama madem sen konuya girdin bende fikrimi yazayım.
    Gerek mezkur yazarların yazıları gerekse Ardan Zenturk gibi başka yazarlarin yazıları siyaset sahnesindekilerin söylemleriyle birleşince niyet ve amaç ortaya çıkıyor.
    Bu tür haber ve yorumların birden fazla amacı var. Fakat asıl amaç seçim kaybetme riskini ortadan kaldırmak.
    Reis Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçime yönelik çalışmalarını kendisine tehdit olarak görüyor ve Kılıçdaroğlu’nu siyaset sahnesinden silmek istiyor. Kılıçdaroğlu gittiğinde seçim kaybetme ihtimalinin de ortadan kalkacagina inanıyor.( Kendi dehasının önünede başka kimsenin duramayacagina inanıyor) Daha yakınlarda ne demişti hatırlayalım; ” Bu Kemal Kılıçdaroğlu bu milletin başına bela oldu bidefa bizim bundan kurtulmamiz lazım”. Kılıçdaroğlu’nun Almanya ziyaretini imalı biçimde carptirma gayretleri, İşte bu tür haber ve yorumlar bu planın parçası.
    Amaç başlığı altına şu hususlarda sıralanabilir.
    1) dış politikadaki başarısızlığı içeriye biz herşeyin farkındayız ve gerekli tedbirleri alıyoruz şeklinde yansıtmak.
    2) etrafimiz düşmanlarla çevrili, bu düşmanlar olasi bir darbeye destek veriyorlar deyip seçim öncesi safları sıkılaştırmak.
    3) inşaası devam eden 50 hapishaneyi dolduracak suçlu oluşturmak.
    4. Siyaset dışı güç olan Ergenekon türü yapılanmaları temizlemenin zeminini oluşturmak.( Erdoğan’ın ergenekonu aklaması onları tehlike olarak görmediği anlamına gelmez)
    Gelelim biz vatandaşlar açısından durumun tehlikesine:
    Eğer tıpkı cemaate yapılan gibi kemalist darbeciler diyerek başta Kılıçdaroğlu ve Ergenekon mensuplarına bir operasyon yapmayı düşünüyorlarsa şunu bilmeleri lazım ki hedeflerindeki kimseler ” başımızı govdelerimizden ayirsalar dahi meşru dairenin dışına çıkmayacağız ilkelerimizden sapmayacagiz kanunlara riayet edeceğiz” diyen bir kitle yok aksine en küçük haksizlikta ortalığı yakıp yikmaktan çekinmeyecek insanlar var.
    Amman haa derim başka da bir şey demem.

    • ”Olmayan” ergenekon örgütüyle milleti tehdit etmek anlamına mı geliyor yazınızın son paragraf acaba? Ayrıca ”başımızı govdelerimizden ayirsalar dahi meşru dairenin dışına çıkmayacağız ilkelerimizden sapmayacagiz kanunlara riayet edeceğiz” diyenler diye belirttikleriniz de fetöcüler midir? 15 temmuz da bu meşru daire içinde bir protesto gösterisi sadece o zaman!! Bu kadar açık bilip yazabildiğinize göre, bunlar ayrı ayrı örgütler mi, yoksa aynı örgütün bir nevi fraksiyonları mıdır? Bilgi verseniz de aydınlansak.

      • Malesef size daha fazla yardımcı olamayacağım fakat psikolojik harp teknikleri, psikolojik harp operasyonları ve kurmay zeka konularını siyasetin nasıl kullandığı hususunda araştırma yapmanızı tavsiye edebilirim.

          • Sözü cemaate getirmek istiyorsanız ben cemaat mensubu biri değilim Necip bey.
            Cemaat hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsanız kendilerini dinleyin derim.
            Hem 15 temmuz u anlamanın yolu suçlayanlar kadar suçlananları da dinlemekten geçer diye düşünüyorum. Hem de muhakemenin şartıdır tarafları dinlemek.

          • Sözü yorumunuzdan farklı bir yere getirmeyi istemiyorum, sadece yorumunuzun şu son paragrafında ne demek istediğinizi açmanızı istiyorum. ”Eğer tıpkı cemaate yapılan gibi kemalist darbeciler diyerek başta Kılıçdaroğlu ve Ergenekon mensuplarına bir operasyon yapmayı düşünüyorlarsa şunu bilmeleri lazım ki hedeflerindeki kimseler ” başımızı govdelerimizden ayirsalar dahi meşru dairenin dışına çıkmayacağız ilkelerimizden sapmayacagiz kanunlara riayet edeceğiz” diyen bir kitle yok aksine en küçük haksizlikta ortalığı yakıp yikmaktan çekinmeyecek insanlar var.”
            Sanki biri melek, biri şeytan gibi nitelenmiş. Ben de diyorum ki bunlar aynı kötülük madalyonunun iki yüzü sadece. Farkları yok.

    • Baran bey! Tekrar zahmet edip Türkiye gerceklerini yazdığiniz içi teşekurler.
      Bakıyorum ki sizin yorumlariniz birilerini fena halde rahatsiz etmiş.
      Sağlicakla kalın

  15. 27 mayıs kanada da 22 şubat talat aydemir isyanı holanda da 12 mart muhtırası İngiltere de 12 eylül ispanya da 12 eylül almanya da 28 şubat fransa da 15 temmuz israilde yaşanan olaylar olduğu için pirü pak geçmişe sahip ülkemizde darbe ve darbe tahlikesinden bahsetmek ayıp ve dahası bu tehlikenin saçmalığını anlatmaya çalışan yazar ve darbe destekçisi yorumlardan bahsetmekte başka bir ayıp darbe olmayınca darbe desteçileride olmaz olamazzz.

  16. Somut olarak bir tehdit olup olmadığını bilecek, değerlendirecek konumda değilim. Ancak bu ülkede resmi-gayrı resmi birçok oluşumu kurmuş, desteklemiş veya kullanmış olan Abd ve benzeri dış ve iç güçlerin, son yıllarda ardarda yaşadıkları başarısızlıklara rağmen, bu ülkeye, ülkenin idarecilerine ve sistemine karşı faaliyetlerine son verdiklerini, vazgeçtiklerini, bizim iç ve dış işlerde bağımsız davranmamızı kabullendiklerini düşünmek, bizi bizimle başbaşa bıraktıklarını sanmak en hafif tabiriyle ahmaklıktan başka birşey değildir. Özellikle dünya üzerinde son beş on yıl içinde oluşan düzensizliğin, güç değişimlerinin, ekonomik-sosyal-kültürel-siyasal-askeri savaşların, avrupanın bile nasıl kaosa sürüklendiğinin farkında olanlar için, en ufak riskten tedirgin olmak, 15 temmuz gibi bir olayın ardından yoğurdu üfleyerek yemeye çalışmak gayet normaldir ve her daim uyanık olmak için de elzemdir. Özellikle Abd’nin 1940 lardan beri bu ülkede hem resmi hem de gayrı resmi alanlarda yaptığı legal-illegal örgütleri bırakacağını, susturacağını, TC tarafından temizlenmesini kabul edeceğini sanmak tam bir gaflet ve dalalet hali olacaktır. Kamuoyunda zaman zaman çeşitli vesilelerle, bahanelerle köpürtülmeye çalışılan tepkiler, yalan haberlerle oluşturulmaya çalışılan hareketlenmeler bu nedenle hem toplumun kendisi hem de devlet aygıtı tarafından dikkatle takip edilmektedir. Milletçe hem dikkatli, hem uyanık, hem tedbirli ve hem de hazırlıklı olunması sebebiyle, sonuçta başarısızlığın kesin olacağını bilse bile, bu memlekette bazı hareketlere girişebilecek bir kesim halen var belki, ama bu milletin artık her daim teyakkuzda olduğu da açıkça ortada. Not: Sayın yazarımızda son günlerde yazdığı son derece objektif yazılardan ve bunun sonucu olan yorumsuzluktan sıkıldı anlaşılan, bolca polemik yapılıp yorum yazılacak bu konuyla ortamı hareketlendirdi sonunda. Sanırım yorum sayısı oldukça artar bugün:))

  17. “Sanıyor musunuz ki devlet uyuyor. Hepsini takip ediyor. Emir yukarıdan geldiğinde harekete geçenler aynı zamanda kendilerini de ifşa etmiş olurlar. Devlet de onların zaten hizalanmasını beklemektedir ve büyük temizliğe başlar.” ve ”….Tavuk TARDA sayılır.” Fuat Uğur. Türkiye Gazetesi.

    Yazarın bu değerlendirmesi aklıma Kenen Evren’in şu sözünü getirdi: ”Şartların olgunlaşmasını bekledik” sözünü.

    Devlet uyumuyor, hepsini takip ediyor ve suç ortaya çıktığı hengamda tavuklar tarda diziliyor ve devlet gerekeni yapıyor.

    Devlet gerekeni yapıncaya kadar ise; 1980 öncesi olaylar 5 bin cana mal oluyor eşitlik olsun diye bir ”sağ”dan bir de ”sol”dan idam kararları veriliyor, hapishaneler tıka basa doluyor gencecik insanlarımızla; 28 Şubat’ta binlercesinin kodesi boylamasına, evinden işinden olmasına.. 15 Temmuz’da da 250 canımızın toprakla buluşmasına ve yine binlercesinin aşından işinden, ailesinden olup balık istifi dizilen, daha da yenilerinin inşası süren hapishaneleri boylamasına sebep oluyor.
    Akabinde bir de ne oluyor biliyor musunuz? Bedelini ağır mı ağır ödediğimiz ekonomik krizler…

    Peki devlet neden hep bunu yapıyor? Uyumuyor, takip ediyor..”Şartların olgunlaşmasını bekliyor” ve gerekeni yapıyor. Önleyici tedbirleri almıyor da karşılaştığımız maddi manevi faturalara rıza gösteriyor? Neden?

    Aynı hassasiyeti 40 yıldır ülkenin kanını emen canını yiyen(!) PKK’ya karşı yapmıyor devlet?
    ”Son vuruşu” hep erteliyor?

    ”Allah ülkemizi ve milletimizi içimizdeki hainlerin şerrinden korusun.”

  18. 15 Temmuz’da “Darbe Girişimi” oldu demek bana pek inandırıcı gelmiyor. Zaten Devletin kan damarına girmiş bir cemaat öyle acemice darbe yapacak kadar saf değillerdi. Yaz mevsimin ortasında saat 20.00’de darbe mi olur? Benim görüşüm Türkiye’ye gözdağı verildi. Önce Cemaate destek verdiler; darbe yapılacağı gün, cemaati kullanan güçler Devlete haber verdi. Bu yüzden darbe girişimi erkene alındı. Eğer gerçekten niyet darbe olsaydı: Allah korusun Meclis yerle bir edilecekti. Recep Tayyip Erdoğan’da tere yağından kıl çeker gibi alıp götüreceklerdi.
    Sizin de belirtiğiniz gibi daha kötü oyunlar bizleri bekliyor. Yeni bir darbe girişimi olmasa da gıda veya içme sularda darbe yapılabilir. Siz de iyi biliyorsunuz ki bizim tarım öldü, hayvancılık yoğun bakımdadır. Dışardan alınan gıda ürünlerinin tamamında oynamalar var. Yani Ağzınmda yel alsın ama; birgün hepimiz kanser teşhişi ile karşı karşıya kalabiliriz.
    SAYGILAR SEVGİLER

  19. Bu ülke ne çektiyse darbe ve darbe girişimlerinden post modern darbelerden çekti.
    Aynı yazar ve gazetesindeki başka yazarlar da aynı tehlikeye dikkat çekiyorlar.
    Bu gazetenin yazar ve yöneticilerinin geçmişte ordu mensubu emekli subayları istlhdam ettiği gerçeği ile bazı bilgilere ulasmaları mümkün olabilir.
    Bana sorarsanız yaklaşan yerel seçimlerde olabilecek bir bozgunu önlemeye yönelik safları sıklaştırma mühendisliği diyorum.
    Yani bize oy vermezseniz daha kötü olur ha deyip aba altından sopa gösterme durumu.
    Bu daha önce tuttu peki şimdi tutarmı.
    Yerel seçimlerde görülecek.
    Benim tavsiyem bu tür oyunlar yerine acil olarak adalet ekonomi de laf salatası düzenlemeleri değil samimi düzenlemelere ihtiyacın görülmesi.
    Bu da basit imza attığımız taahhüt ettiğimiz uluslararası hukuk sözlesmelerine uymak.bu yapılırsa güven ortamı oluşacak bu da ekonomiye de olumlu tesir olarak yansıyacaktır.

  20. Bu yazari bulup okuduktan sonra bu darbeyi yaşayinca tedbirleri almayan , bu uyarilari dikkate almayan insanlari allah a havale etmekten baska ne diyelim!!!!!

  21. Gene birilerinin mallarina çöreklenecekler!
    Ona kılif hazirliyorlar, zaten seçimlerde yakın!
    Bu nedenden dolayı İnsanlarda geçim derdini bırakıp seçim derdine düşerler.

    Bunlarda havuzda, pardon! SARAYDA hazirlanmış yazılari köşelerinde yayınliyarak gazetecilik yaptıklarını zannediyorlar.

    Nasıl olsa AKP sayesinde İhlas finansda faizsız kar ortaklığı adi altinda milletten topladiklrı paraları geri ödemek yerine afiyrtce yiyiyorlar.

    İşin içinde yolsuzluk ve hirsisliğa göz yuman, devlete güvenen vatandaşların hak ve hukuku garanti altinda olmasina rağmen, gene devlet tarafından aldatilan vatandaşların hukukunu gözetmek yerine reise itaat ettmelerı bu tip gazeteci musveteleri için bundan daha normal ne ola bilirki?
    Madem gazetecisiniz birde patronuzin aldattiği insanlarin hakkında yazi yazında gorelim.

    Milletin hakkını yemeğe alişık insanlarin elinden, ancak milleti huzursuz eden bu tip yazilar yazmaktan başka birşey gelmez.

    Eğer bu yazılar normal bir ülkede yazilmiş olsa idi o ülkenin savicilari hemen devlet yetkilileri hakkında sorusturma başlatirlardı.

    Ayrıcada, 15 Temmuz gecesı ölenlerin aileleride yetkilerden hesap sorardılar.

    Bizde siradan bir vatandaş en ufak bir yazım hatasi yapsa dahi onu görüp alaya alanlar, milleti bölüp parçaliyan ve birbirlerine düşman eden yatkilileride savunur ve alkişlarlar.

  22. Şunu da ilave edersem demek istediğim anlaşılmış olur herhalde, inşaatı devam eden 50 hapishane tamamlanıp içi balık istifi vatandaslarla doldurulunca işte ozaman ben herşeyi hazırladım halk desteğini sağladım gel artık yap darbeni denmiş oluuuur.

  23. Birde şu bir gerçek ki, bir darbenin başarılı olabilmesi için devlet gücü gerekli. Oysa biliyoruz ki reis elindeki gücü kimseyle paylaşmaz.

  24. Türkiye’de bundan sonra darbe olurmu sorusuna cevap bulabilecegim yazıları okumaya konuşan yorumcuları dinlemeye çalıştım elverdiğince. Bundan sonra Türkiye’de darbe olmaz sonucunu çıkartamadım ama mevcut şartlarda çok yakın bir gelecekte darbe olasılığı çok çok az bir ihtimal. Eğer birileri gözü karartip böyle vahim bir işe girişirlerse de başarısızlıkla sonuçlanacağı kesin.
    Yazıda bahsedilen yazarlara gelince herkesin gördüğünü bildiğini yazmalarının tek bir nedeni olabilir; zeybekcinin 15 temmuz alçak darbe girişiminden hemen önce söylediği “500 bin kişiyi hapse atabiliriz” yada başka “birilerinin” dedigi gibi fetömetre de yazılı bir milyona yakın isimin büyük bir kısmını hapse atmanın zemin hazırlığından başka bir anlam ifade etmiyor kanaatimce.
    Neden böyle düşünüyorum çünkü, darbe yapabilecek olan güçlerle reis iyi anlaşıyorlar da ondan. İstedikleri oluyorken ( iktidarda biz olsaydık gene reisin yaptıklarını yapamazdık diyorlar) neden darbe macerasına kalkışsinlar ki?

    • Doğru bir tesbit, ama çakma kahramanlar yaratmak ve kalan iş adamlarıni hapse atip mallarina el koymak ve seçim malzemesi yapmak için öğle bir darbeye ihdiyaçlari var.
      Birde Rtoculuk eskisi kadar para etmiyor, yeni bir örgütede ihtiyaç hissetmeye başladilar.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here