AK Parti ile MHP’nin birlikteliği.. Abdullah Gül’ün adaylığı.. Daha başka ne var?

17

Her siyasi davranışın arkasında makul bir sebep aramak gerekmeyebilir, ama şu sıralarda tanığı olduğumuz gelişmelerin fazla zorlanmadan farkına varılabilecek bir sebebi bulunuyor: Eğer öyle bir niyeti varsa Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığına yeniden adaylığını koymasını engellemek…

AK Parti genel başkanı sıfatını da taşıyan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘‘Gül’ü hedef alıyor’’ diye yorumlanan çıkışları ile MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıkça aynı hedefe yönelik sözlerinin amacı bu.

Gül aday olmasın ve bunu daha sonraya bırakmadan, derhal, hemen, şimdi açıklasın…

İttifak var ve ittifak var

Siyaset aslında ittifaklar üzerine oturur. Hemen her konuda bütünüyle tıpatıp aynı düşünen iki kişi bile olamayacağına göre, insanlar partilerin etrafında bilinçli veya bilinçsiz olarak, başkalarıyla ittifak etme düşüncesiyle toplaşırlar.

Kişiler arasında ittifaklar olabildiği gibi partiler arasında da ittifaklar kurulabilir.

Bazen iki veya daha çok sayıda parti seçim öncesinde oluştururlar ittifaklarını ve başarılı olurlarsa hükümeti birlikte kuracaklarının mesajını seçmene çok önceden verirler. Bazen ittifak yüksek barajlı ülkelerde seçim barajını aşabilmek için de kurulabilir. Bazı durumlarda ise, her partinin ayrı ayrı girdiği seçimden tek bir partinin iktidarı sonucu alınamazsa, iki veya daha çok sayıda partinin birlikteliğiyle hükümet kurma zorunluluğu doğar.

Her bir seçeneğin dünyada ve bizim demokrasi serüvenimizde örnekleri vardır.

MHP’nin 22 ay sonra yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi için stratejisini belirleyerek daha şimdiden adayını açıklaması ve AK Parti ile kurmayı düşündüğü seçim ittifakının şartlarını konuşmak istemesi ise pek alışılmış bir durum değildir.

Alışılmış olmamakla birlikte üzerinde durulduğunda anlaşılabilir bir durumdur.

Dün burada ne anladığımın ilk açılımını okurlarla paylaşmıştım: MHP AK Partili günümüz ortamında kendini iktidar olarak görüyor ve bunun devamını sağlamak için kendini geri plana itme fedakârlığını bile göze alabiliyor.

Yeter ki, AK Parti, şimdilerde kendini tanımladığı biçimde kalmayı sürdürsün; MHP için —hiç değilse Devlet Bahçeli için— bu, MHP’nin parti olarak başarısından daha önemli…
Adını ‘yerli ve milli’ koydukları bir politik çizgi bu ve ‘bütün dünyaya karşı biz’ diye özetlenebilecek uluslararası bir boyutu da var.

İlk bakışta garip gelse de tarafların pozisyonlarına bakıldığında sislerin dağıldığı görülebiliyor.

Devlet Bahçeli ve hamleleri

Bu noktaya MHP liderinin akılcı hamleleriyle gelindi.

Devlet Bahçeli AK Parti’ye ve iktidarda yapmak istediklerine ölesiye denilebilecek bir şiddette karşıydı; iktidarın neredeyse ilk 15 yılı boyunca, en yıpratıcı muhalif çıkışlar, MHP’den ve Bahçeli’den yükseldi.

Ta ki 15 Temmuz (2016) hain darbe girişimine kadar…

Girişimi ikili ilişkilerin dönüm noktası olarak görebiliriz.

Hemen ardından ilk hamle, daha önce yine ölesiye şiddetinde karşı çıktığı ‘başkanlık sistemi’ konusunda işbirliği teklifi olarak Bahçeli’den geldi: ‘‘Sistemle ilgili teklifinizi, adını ‘cumhurbaşkanlığı sistemi’ olarak belirlemek şartıyla, Meclis’e getirin, destekleyelim…’’

MHP’nin desteği anayasa değişikliğinin 16 Nisan’da halk tarafından kabulünden sonra da devam ediyor.

Bahçeli’nin ‘‘Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayımız Tayyip Erdoğan’’ açıklamasının bu sebeplerle şaşırtıcı bir yönü yok.

MHP lideri AK Parti’nin iktidarda kalmasını ve Tayyip Erdoğan’ın referandumla kabul edilmiş yetkilerle mücehhez başkanlığı üstlenmesini kendi partisinin yapılacak ilk seçimde başarısız kalması pahasına arzu ediyor.

Belki bu yolun partisine seçimde başarı getireceğini de umuyor olabilir; özellikle İYİ Parti’nin varlığı düşünüldüğünde…

İstediği türden bir ittifakın şartları sağlanabilirse, MHP, Meclis’te yine bir grupla temsil edilebilir de; neden olmasın?

Siyasetin matematiği

Tek sorun, siyasetin matematiksel kesinlikle başı hoş olmayan doğasıdır.

Matematikte ‘2+2’ her zaman ‘4’ ettiği halde, siyaset her zaman aynı sonucu vermiyor.

Evdeki hesap çoğu kez çarşıya uymuyor siyasette.

AK Parti ile MHP’ye farklı gerekçelerle katılmış olan kişiler ve onların içinde yer aldığı kitleler, tepede meydana gelen buluşma ve anlaşmayı liderler gibi içselleştirebilirlerse elbette sorun çıkmayabilir; ancak ya o kişiler ve kitleler bu ‘kutlu yürüyüşü’ o yürüyüşü başlatanlar kadar benimsemeye hazır değillerse ne olacak?

Daha da önemlisi, bu birliktelik görüntüsüyle etkilenmesi ve —verdiği bir karar varsa— onu değiştirmesi beklenen rakip/ler ‘‘Yola devam’’ derlerse?

Ya ‘yerli ve milli duruşa’ daha uygun birliktelikler oluşursa?

Elbette bunlar, herbiri birden fazla kişiyi ve onların içinde yer aldıkları kitleyi ilgilendirdiği için, bugün cevaplanabilecek sorular değil.

Şimdi oluştuğu görülen AK Parti-MHP cephesinin hesaplarına uygun da gelişebilir siyaset…

Peki, ya farklı gelişirse?

Görüyorsunuz, sorular bitmiyor.

ΩΩΩΩ

17 YORUMLAR

  1. Süleyman Karagülle’nin yorumuna çok güldüm. 1 Nisan şakası diyecek sandım ama tarihler tutmadı. Neyse konumuza geçelim . Erdoğan asla kendi hesabıyla hareket etmiyor, başka hesabı var . Şu anki çabalarda kendi menfaati değil tamamen gelecek olan yani yetiştirilen yeni cumhurbaşkanına yönelik. Gül- Erdoğan çatışması tamamen danışıklı dövüş. Melih Gökçek meselesi nasıl danışıklı dövüşse aynı tarzdadır . Yeni cumhurBAŞKANI ne Recep Tayyip Erdoğan ne Abdullah Gül ne de bunlara yakın biri olacaktır . Tamamen sermaye ( tapınak şövalyeleri mi desem?) adayı galip gelecektir . Herkesin çalışması bu yöndedir ve asla bir karmaşa Yoktur. Üst akıl çok basit oyunlar oynuyor halk da bunu peynir ekmek gibi yiyor. Ama şu yorumları okuduğumda çok korktum. Sanki Amerikan harp sistemi devreye girmiş ; iyonosfere tüm ışınlar gönderilmiş ve beynin uzaktan kontrolü sağlanmış gibi . Düşünen beyinler lazım bu topraklarda ve tek sorunumuz bu . Haksızlığa boyun eğmek oldu adalet.
    Yazacak çok şey var ama komplo teorisi tarzında yazmış olalım .
    Adaletin terazisi şaşınca ilk teraziyi üretenler altında kalır. Metal ağırdır ta ki paslanmamışsa. ……

  2. Ferasetli Bir İkinci Adam Olmak Neyi Gerektirir ?
    • Kapasite ve yeteneklerini gerçekçi değerlendirmeyi ,
    • Nefsinin “ en önde sen olmalısın “ kışkırtmalarına karşı durabilmeyi ,
    • Liderin yardımcısı veya beyin takımında olarak hizmet etmenin de şerefli olduğunu anlamayı ,
    • Çevresinin, kendisini öne itmek isteyenlerle, hele hele, -eğer varsa- uluslararası mahfiller gibi ölümcül hata oluşturacaklarla – dolup taşmadığının farkında olmayı ,
    • “Ülkenin size ihtiyacı var efendim ! “ diyerek ikide bir fikir beyan edenlerin “kifayetsiz muhterisler / idarecilik yetenekleri kısıtlı olduğu için daha önce yüklendikleri görevlerde başarısız ” insanlar olup olmadığının iyi tesbitini,
    • Oluşturmak için yıllarını verdiği kariyerinin menfaat cambazları tarafından kolayca harcanması riskini doğru açıdan görmeyi,
    • Birikimiyle ülkeye bundan sonra katma değer / sinerji katacak başka alternatiflere sahip olduğunu görerek , yaratılışına uygun olmayan , karar olma cesareti gereken zorlu ve yıpratıcı görevlere talip olmanın kendisine / ailesine ciddi üzüntüler getireceğini önceden kestirebilmeyi,
    • Doğal olarak her insanın nefsine hoş gelecek makam ve mevkilere , üstelik daha önce onların en yükseğinde bulunmuşsa, artık kıymet vermemeyi öğrenmeyi ,
    • Bazen sakin güç olarak hizmet kadrosu içinde yer almanın , kararlara yön verecek tavsiye makamında bulunmanın, yeri geldiğinde en az icranın başında bulunmak kadar önemli olduğunu bilmeyi,
    • Ülkenin kaliteli ve birikimli insan yetiştirme problemini iyi değerlendiren ve bu özellikleri yılların emeğiyle kazanmış bir kişi olarak , yanlış kararlarla birikimini heba etmenin aslında ülkeye hizmet olmadığını iyi görmeyi…
    gerektirir vesselam.

  3. Süleyman Karagülle,Abdullah Gül ile ilgili
    söylenmesi gerekenleri söylemiş.Bize söylenecek bir şey bırakmamış.Daha önce ben de Gül geldiği makamları Erdoğan’a borçlu derken bunu kastediyordum.Bunları
    Gül’ü seven,sayan bir insan olarak söylüyorum.

  4. Gül ve arkadaşlarının yapacağı en iyi politika Demokrat Parti’yi güçlendirmek olacaktır. Abdullah Gül, Demokrat Parti’nin Cumhurbaşkanı adayı olursa 2. turda Cumhurbaşkanı seçilir.

    • Süleyman abi ve onun düşüncesini paylaşanlar Erdoğan’ı abarttıkları kadar aslında Gül’ü tanımıyorlar. Gül, Erdoğan’dan önce de siyaset ve devlet yönetiminde vardı, sonrasında da siyasi hayatı ve geldiği makamlar kendi beceri ve tecrübesinin kazanımlarıdır.

      Bunu 2007 Cumhurbaşkanlığı adaylığında Gül’ün restlerini öğrenerek anlayabiliriz. Belki de o dönemin muktedirleri Gül’ü tercih etmekle Erdogan’a bu yolun açılmasından pişmanlık duyuyorlardır.

  5. Erdoğan ve Bahçelinin Gül’e bu yüksek perdeden çıkışlarının arkasında Gül’ün, Erdoğan’ın 2019 hesaplarını alt üst edecek bir çıkışından made ne olabilir? Bununla ilgili muhakkak bir istihbarat ve niyet okumaları vardır.

    Başka bir sebep göremiyorum. Bu, aday olacağının haricinde, Gül’ün gidişattan rahatsızlığını beyan edeceği bir kaç demeci % 50+1’i çok olumsuz etkilemesinin yanında, ikinci turda gerçekleşse bile çiçeği burnunda Erdoğan’lı başkanlık sisteminin sorgulanmasının önünü açacaktır. Bahçeli’nin ‘2019 sonrası beş yıl için AK Partiye olan desteğimiz sürecek” demesinin altında yatan başka bir neden de bu olabilir.

    Gün ışıdığında nasıl olsa yuvasından ortaya çıkacak olana, gecenin karanlığında projektör tutup yuvaya çomak sokarak avını gafil avlamayı düşünen avcıların işine benziyor Erdoğan ve Bahçeli’nin yaptıkları. Erken davranıp,erken avlanarak eve erken dönmek…

    Bu da bir hesap işi..Lakin hesap ne kadar ince olsa da avlanmakta söz konusu.

    Evet, ben Gül’e bu kadar yüklenilmesinin arkasında, Gül’ün, ”milli ve yerli ittifakın” 2019 hesaplarını bozacak bir çıkışının veya harekat tarzının olduğunu varsayıyorum. Zira bu konjonktürde bunu becerebilecek Abdullah Gül’den başka bir potansiyel yok veya ben göremiyorum. Bu potansiyelin etkili çevrelerce de görülüyor olmasını Abdullah Gül’ün ‘ateşinden çıkan dumanın’ görülmesinden veya kokusunun alınmasından da anlayabiliriz. Erdoğan’ı kızdıran, Gül’ün ”muğlak” ifadesinin haricinde bu ifadenin etrafında oluşacak kesimlerin hareketlenmesi olasılığı..ve bu erken seçim hesaplarının yeniden yapılmasına sebep olabilir.

    Koru’nun ”Ya ‘yerli ve milli duruşa’ daha uygun birliktelikler oluşursa?” sorusuna acizane cevaben;
    bu, Erdoğan ve Bahçeli’nin ”yerli ve milli ittifakına” karşı olan mevcut siyasi partilerin pozisyon almaları (ittifakı) ile değil, belki ‘yerli ve milli duruşa’ daha uygun göz dolduran bir siyaset adamı için halkın pozisyon alması (ittifakı) ile olacaktır.

  6. MHP’nin seçim kararı benim kararıma benziyor. Ben de oyumu Erdoğan’a vereceğim. Bunun sebepleri:
    a. Halen cumhurbaşkanı ve onu değiştirmek için bir sebep olmalı. Ancak ondan iki kat güçlü bir adayın ortaya çıkması gerekir ama böyle bir aday yok.
    b. Tüm geçmişi ile İslami cephede yer almış ve yaşantısından taviz vermemiştir.
    c. Kendisine karşı girişilen tüm saldırılara başarıyla karşı koymuş ve cesur bir asker kadar makamına sahip çıkmıştır.
    d. Bir cumhurbaşkanı ordu ile halk arasında köprü olmalıdır. Şu anda Erdoğan bu desteğe sahip.
    Bu şartlar altında Erdoğan’dan başka cumhurbaşkanı adayımız yok. Abdullah Gül Erdoğan’ın başkanlığı sayesinde cumhurbaşkanı olabildi. Gül, Gezi olayları sırasında da farklı bir tavır takınmış ve çapulcuların hareketlerine hak vermişti. Erdoğan onun gibi yapsaydı Türkiye şimdi bir iç savaş içinde olabilirdi. Gül ancak iyi bir meclis başkanı olabilir, başbakan veya cumhurbaşkanı olamaz. Halk onu bu konularda desteklemez. Geçmişteki destekler de Erdoğan’ın desteğine bağlı olarak ortaya çıkmıştır.
    AK Parti’ye gelince, ona oy verip vermeyeceğim belli değil. Bundan önceki oyumu ona vermiştim, değiştirmem için bir sebep olmalı. Hareket partisi şunları yaparsa oyumu ona verebilirim:
    a. Erdoğan’ın başkanlığını destekleyecek.
    b. Adil Düzen’i benimseyecek.
    c. HDP düşmanlığı yapmayacak.
    d. Meclise iktidar olmak için değil ortaklık anayasasını getirmek için girecek ve bu çalışmada Akevler ile iş birliği yapmayı şimdiden benimseyecek.

    Bu şartları kabul ederse mecliste ikinci parti MHP olur ve ülkenin yönetimi İslamcılarla milliyetçilere kalır. CHP de diğer partiler gibi silinip gider.

    • Adil düzen deyip Erdoğan’ı desteklemek!!’ ilginç.
      Adalet: güç+ merhamet ile beraber gerçekleşir.
      Adalet:Sonuna kadar masumiyeti araştırmaktır.
      Acımak ve merhamet etmek insanı hisleri olanların vasfıdır.Saygılar.

    • İlahi Süleyman bey İslami yaşantıdan İslamcılık tan taviz vermemiş memlekette hukuk bitmiş rüşvet yolsuzluk liyakatsızlık adam kayırma lüx ve şatavat almış başını gitmiş bu mu İslamcılık bir araştırma yapın bakalım gençler bunlara bakarak islama yaklaşmışmı yoksa uzaklaşmışmı.Beyefendi gözlüklerinizi çıkarında bir bakın insanlar gençler ne düşünüyor. İslamcılığı bitirdiğinizin farkında değilsiniz.

    • En az zatınız kadar İslamiyete bağlılığımı ortaya koyabilir dedeleri Çanakkale’de şehit torunuyum. Annelerimizden bunları dinleyerek büyüdük. Bu yaşıma kadar hiç bu kadar baskı altında hissetmedim. Ayrıca ilk defa siyasi İslamiyet ile ortaya çıkanlardan sadece şahsım değil pekçokları en basit anlatımla soğumuş durumda.

  7. NE BU MİLLETİ AŞAĞILAYARAK KOYUN YERİNE KOYARAK BİR YERE VARABİLİRİZ NE DE YENİ MÜTTEFİKLER ARAYARAK.BU İŞİN DÜZELMESİ İÇİN DÜN DOST OLDUĞUMUZ İNSANLARIN TEKRAR VİCDANLARINI VE ADALET DUYGUSUNU TAMİR ETMEK GEREKİR.BUNUN DA YOLU GERÇEKTEN MAĞDUR OLDUĞUMUZU DOĞRU VE “İKNA” EDİCİ BİR DİLLE ANLATMAKTIR.SONUÇTA BURADA OLMAYANLARIN SAVUNMASINI YAPMAK BİZE DÜŞMEZ.

    ŞERİAT ZAHİRE GÖRE KARAR VERİR.İNSANLARIN NİYETLERİNE GÖRE HÜKÜM VERMEZ.BEŞERİ KANUNLARDA EYLEME GEÇMİŞ TEŞEBBÜSLERİ YARGILAR.BİZ DE İÇ YÜZÜNÜ KİMSENİN NET BİLMEDİĞİ “DARBE TEŞEBBÜSÜ”HAKKINDA BİRİLERİNİN AVUKATLIĞINA SOYUNMAK YERİNE BİZİM BU İŞİN KIYISINDAN KÖŞESİNDEN DAHİ GEÇMEYECEK İNSANLAR OLDUĞUMUZU İYİCE ANLATMAMIZ GEREKMEKTEDİR.

    ÜLKE DIŞINDA KONUŞAN KİMİ CEMAAT MENSUPLARI BİLEREK VEYA BİLMEYEREK DESTEK OLACAKLARINA KÖSTEK OLUYORLAR.TÜRKİYE’DE MAĞDUR OLANLARI ZULME BOYUN EĞMEYEN DİRENİŞÇİLER, KAHRAMANLAR GİBİ GÖSTERİYORLAR.HANGİ SAVAŞTA HANGİ DÜŞMANA KARŞI SAVAŞTIKLARINI BİLE BİLMİYORLAR.CEMAATİ TÜRKİYE KARŞITI BİR DİASPORAYA DÖNÜŞTÜRDÜKLERİNİN BİLMEM FARKINDALAR MI?

    BURADAKİLERİN TEK SUÇU, AHİRETİNİ KAZANMAK UĞRUNDA DÜNYALARINI İMAR ETMEYE ÇALIŞMAKTI.ŞU ANDA SAVUNACAKLARI BİR DAVALARI BİLE KALMAYAN BU İNSANLAR İÇİN ARTIK TEK ÇARE, TERTEMİZ İNSANLAR OLDUKLARINI İSPATLAYACAK SİZİN GİBİ DEĞERLİ HAKPEREST İNSANLAR ETRAFINDA TOPLANMAK,TOPLUMUN DAHA GENİŞ KESİMLERİNE DERTLERİNİ DUYURUP DESTEK ALABİLMEKTİR.EVET HER ZAMAN ADALETİN HAK VE HAKİKATİN ÜLKEMİZE HAKİM OLMASINI İSTEDİK AMA BUNU ASLA DARBECİLERİN YAPTIĞI GİBİ İSTEMEDİK. BU ÜLKEYE İYİ BİR ŞEYLER OLACAKSA ÖNCE BUNU TOPLUMUN İSTEMESİ GEREKİR.HALKA RAĞMEN OLAN ŞEYLER HER ZAMAN SON BULMAYA MAHKUMDUR.

    SİZİ VE SİZİN GİBİ HAK VE ADALET SAVUNUCULARININ, “LEKESİZ” İNSANLARIN, ÖNDER VE LİDER OLARAK ORTAYA ÇIKMANIZA ÇOK İHTİYACIMIZ VAR.LÜTFEN TÜRKİYE’DE TEKRAR SİYASETİN ÇÖZÜM ÜRETMEYE BAŞLAMASI İÇİN ADIM ATIN.BU ÜLKEDE TOPLUM 35 YIL TERÖRİSTLİK YAPAN PKK LİDERİ ÖCALAN’A EV HAPSİNİ KABUL EDECEK HİSSİYATA GELMİŞSE, 35 YIL İYİLİK TİMSALİ OLAN İNSANLARINA DA KAPIYI AÇACAKTIR.BEN ELİMDEN NE GELİYORSA YAPMAYA HAZIRIM.ÖNEMLİ OLAN TEMİZ VE HAYIRLI BİR BAŞLANGIÇ YAPMAKTA.HERKES SONUNDA HAKLILIĞIMIZI KABUL EDECEKTİR.BU TİVİTIR DA FEYSBUKTA DERTLERİMİZİ PAYLAŞMAKLA OLMAZ.ÇÖZÜM SİYASETTEDİR.SİYASİ HAVAYI “BİZİM İÇİN DE ÇÖZÜM SÜRECİ” TEMELLİ BİR GÜNDEME TAŞIMAMIZ GEREKİR.BUNUN DA YOLU İŞ DÜNYASINDAN ,MEDYADAN,SPORDAN SİZİN GİBİ DEĞERLİ İNSANLARIN “AKİL ADAMLAR” BENZERİ BİR AÇILIMA ÖNCÜLÜK ETMESİYLE OLACAKTIR.

    SAYGILARIMLA…

  8. […]  Abdullah Gül’e yakınlığıyla da bilinen gazeteci Koru, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bu trenden inen yerde kalır” sözleri ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ilke ve esaslarıyla yönetim hayatımıza mühür vurması, 696 sayılı KHK’nın 121. maddesini muğlak bularak muradını deşifre eden Sayın Gül’ün harcı değildir” ifadelerine ilişkin “AK Parti ile MHP’nin birlikteliği.. Abdullah Gül’ün adaylığı.. Daha başka ne var?” başlıklı bir yazı kaleme aldı.fehmikoru.com’da yer alan yazı şöyle: […]

  9. Erdoğan-Gül çatışması acaba danışıklı dövüş mü?
    Dünkü grup toplantısındaki ağır sözlerden sonra, bakanlık, başbakanlık, cumhurbaşkanlığı gibi makamlarda görev yapmış bir kişinin susması, “Haklısın Erdoğan, ben bu makamlara liyakatimle değil senin lütfunla geldim” anlamına gelir. Siyaset de egoları yüksek kişilerin mesleğidir. Böyle bir kabullenme olamayacağına göre, elbet Gül’ün de çıkıp iki kelam etmesi kuvvetle muhtemeldir. Cumhurbaşkanı sözlerinin neye sebep olacağını bilmeden konuşmayacağına göre, Gül’ün kedisine rakip olmasını istemektedir. Bir lider, kendi eliyle güçlü bir rakip yaratmak istemeyeceğine göre Abdullah Gül Erdoğan karşısında zayıf bir rakiptir.
    Ak Parti seçmenleri; Erdoğan sevdalıları, eski merkez sağ seçmenler, “aman istikrar bozulmasıncılar”, vb. sıralanabilir. Erdoğan sevdalıları sevdalarını sürdürmekte. Eski merkez sağ seçmen arasında Ak Parti’nin ve/veya Cumhurbaşkanı’nın politikalarından rahatsız olanlar olduğu kanaatindeyim. Eski merkez sağ seçmenin, Ak Parti dışında, CHP (ki merkez sağ seçmene çekici gelen bir parti değil), MHP, İYİ Parti, Fazilet Partisi gibi alternatifleri mevcut, ayrıca cumhurbaşkanlığı adaylığı için parti şartı gerekmediğinden (100.000 imza) bir ihtimal de Abdullah Gül gibi durmakta. Eski merkez sağ seçmenin önüne ne kadar çok alternatif çıkarsa, oylar dağılacağından, güçlü tek bir muhalif cumhurbaşkanı adayı alternatifi ihtimali azalmakta. Çok alternatif arasında dağılmış merkez sağ oylar, Erdoğan’ın karşısında en büyük rakibin sol bir partiden (muhtemelen CHP’den) belirmesi ihtimalini artırmakta. Merkez sağ seçmen de Erdoğan karşısında konsadile olamamış bir sağ alternatif göremediğinden, dolayısıyla farklı sağ liderlere verilecek oyların sol görüşlü bir kişiyi cumhurbaşkanı yapma ihtimalini değerlendirerek, “Sol’dan olacağına Erdoğan olsun bari” şeklinde bir sandık başı iç hesaplaşmasına itiliyor.
    Yani kanaatimce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapmak istediği, kendi karşısına mümkün olduğunca fazla merkez sağ eğilimli rakip çıkarmak. Bu potansiyel rakiplerden biri Abdullah Gül.
    Bu durumda, Gül-Erdoğan kavgası Erdoğan’a yarar. O zaman bu kavga danışıklı dövüş mü, yoksa Gül kullanılıyor mu?

  10. Bahçeli 2001’de Türkiye’yi durup dururken seçime taşıdı. AKP/Cemaat iktidar oldu.
    Yine Bahçeli durup duruken Erdoğan istememesine rağmen Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasına vesile oldu. Cemaat iktidarı kökleşti.
    Kılıçdaroğlu ve Bahçeli anlaşıp Erdoğan’ı birinci turda seçtirecek İhsanoğlu’nu aday yaptılar. Davutoğlu ile Cemaat iktidarı devam ettirildi.
    Sonra Bahçeli durup dururken başkanlık referandumu yaptırdı. Şimdi Erdoğan %35 oy ile elde edebileceği gücü %50+1 ile alabilecek

    Son olarak Bahçeli, Erdoğan’ı sıkıştığı “herekse karşıyım” pozisyonunda tutmak için elinden geleni yapıyor.

  11. darbe ile ilgili gerçekler elbet birgün gün yüzüne çıkacak.O ayrı ancak burada şiddetle Erdoğan ve bahçelinin Güle karşı tavır alışları ilginç ve üzerinde düşünülmesi gereken ön önemli mesele.Gül çok apsort ve sert bir şey söylemedi ve ben aday falan da olacağım demediği halde bu açık ara ön alma hamlesidir.Daha öncede belirttiğim gibi Erdoğan bu arenada kendisine tek rakip Gül’ ü görüyor ve fakat GÜl bu konuda ser verip sır vermiyor ama ben yokum da demiyor.Bu durum bu ikiliği oldukça rahatsız etmişe benziyor bu sebepten Gül’e vakitsiz ve hazırlıksız bir erken doğum yaptırmak ve seçimden çok önce onu yıpratmak.Hedef bu ve şuna inanın eğer Erdoğan Gül’ün kesin aday olmayacağını bilsin hemen seçimleri öne alır.Bu arada belediye seçimleri yapmadan başkanlık seçimlerini de yapmaz.Çünkü bu ilk seçim de havayı görecek ve son hamleyi ona göre yapmak isteyecektir.Evet görüyorsunuz herkesin bir planı var.ama Netice de Allah’ın planı gerçekleşecek.Görelim mevlem neyler neylerse güzel eyler.saygılar.

  12. Devlet Bahçeli bunu yapmalıydı. 15 Temmuz’a iştirak etmiş iki büyük fraksiyon var. Biri MHP’liler (İlhan Talu, Menfez Paşası, Muğla’da oteli basan ülkücü SATçılar vb. gibi). Eğer darbenin gerçek failleri ortaya çıkarsa bu MHP’nin foyasının ortaya çıkacağını gösterir. Bu durum aynı zamanda AKP’nin de foyasını ortaya çıkaracaktır. Bundan dolayı MHP ve AKP şerde ittifak yapmıştır. Darbeyle ilgili gerçeklerin ortaya çıkmasını engellemek için ittifak kurdular.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here