Amerika’da pişen bize de düşüyordu.. Şimdi tam tersi oluyor…

25
Beyaz Saray Press Room.. bir ziyarette hepimiz sözcü yerinde poz vermiştik..

Ülkede başbakan Necmettin Erbakan, ben de Zaman’ın Ankara temsilcisiyim…

Yıl 1997.

Bir etkinlikte yan yana düştüğümüz Sabah’ın temsilcisi Fatih Çekirge’ye “Akşam başbakanın davetinde nasıl olsa beraber olacağız” dediğimde onun davetten haberdar olmadığını anlıyorum.

Davete gittiğimde, medya dünyasının yarıdan fazlasının orada temsil edilmediğini görüyorum.

İktidarın askerlerce devrilmeye çalışıldığı bir dönem, 28 Şubat; medya da devirme işleminde yerini almış, her gün elinden geleni ardına koymuyor.

“Bir kısım basın” deyimi o zaman ortaya çıkıyor ve sözünü ettiğim buluşmaya yalnızca kendisine yakın hissettiği medya kuruluşlarından temsilci ve yazarları davet ediyor Başbakan Erbakan

O akşam, daha en başta, söz alıp “Bu yapılanın yanlış olduğunu, toplantıya her yayın kurumunun davetinin yerinde olacağını” anlatıyorum.

Nafile. O akşamki çıkışımdan hiç memnun kalmadığını belli etmiş olan rahmetli, sonraki buluşmaları da yine daraltılmış medya temsilcileriyle sürdürmeye devam ediyor…

Trump da ‘bir kısım basın’ için iyi düşünmüyor

Dün Beyaz Saray’da yaşanan kısıtlamalı basın toplantısı bana 20 yıl önceki bu eski olayı hatırlattı.

Beyaz Saray’ın basını bilgilendirme odası (Press Room) bilinir. Birbirine yapışık sandalyelerden 50 kadar vardır o odada ve en sağda AP ajansının muhabiri oturur. Diğerleri de, kurumunun kıdemine göre, önden arkaya doğru sıralanır gazetecilerin…

Her sandalyede oraya oturanın çalıştığı kurumun adı çakılıdır.

Kurumunun sandalyesi bulunmayan akredite gazeteciler de önemli günlerde gelir ve katılır basın toplantısına ve söylenenleri ayakta dinler…

Press Room.. Dün.. Gazeteciler şaşkın..
Press Room.. Sıralarda boşluklar..

Dünkü bilgilendirme toplantısında 10 kadar sandalyenin boş kaldığı anlaşılıyor; görevliler o kurumların temsilcisi gazetecilerin içeri girmesini engelledikleri için…

New York Times.. CNN.. Los Angeles Times.. Politico, The Hill ve Buzfeed.. İngiliz yayın kuruluşu BBC ve İngiliz Daily Mail gazetesi..

Onların alınmadığını fark eden TIME dergisi ve AP ajansından muhabirler de tepki gösterip katılmadıkları için.. bilgilendirmeyi yapan Beyaz Saray Sözcüsü beşte biri boş odaya konuşmuş olmalı.

ABD’de de Donald Trump’la birlikte ‘bir kısım basın’ muhabbeti başladı ve bu onun ilk göze batan uygulaması…

Hiç kuşkunuz olmasın, arkası gelecektir. Başkanın seyahatlerini gerçekleştirdiği AirForce 1 uçağına alınmayanlar.. resmi davetlere çağrılmayanlar…

Trump kendisine karşı ‘uyumsuz’ davrandığına inandığı Amerikan medyasını bu yolla ehlileştirmeye çalışıyor.

Daha az eleştirel olsunlar ve kendisi daha rahat istediğini söyleyebilsin diye…

Medya ‘fact-check’ ile meydan okuyor

ABD Başkanı ulu orta konuşuyor, söyledikleri arasında gerçeklere ters düşen, doğru olmayan, daha önceki söyledikleriyle çelişkili pek çok ayrıntı bulunuyor; ABD medyasında bu tür hataları ortaya çıkarmakla görevlendirilmiş gazeteciler var; ‘fact-check’ yapıp gazete sayfalarında ve ekranlarda bunları tek tek sıralıyorlar.

Trump, dün, kendisini çok rahat hissettiği bir toplantıda konuştu: Conservative Political Action Conference (CPAC)… Orada medya için kullandığı en hafif sıfat “Dürüst değiller” oldu.

Normalde medya için ‘düşman’ ve ‘muhalefet partisi’ gibi sıfatları bolca kullanıyor Trump

New York Times, hemen ardından, Linda Qui adlı muhabiri eliyle, Trump’ın o konuşmasında medyanın ‘dürüst davranmadığını’ ispata yönelik kanıt olarak kullandığı yayınları tek tek ele alıp, hepsinin ‘yanlış iddialar’ olduğunu sergiledi.

Trump’ın gelişiyle yaygınlaşan bu tür sergilemelere ‘fact-check’ deniyor…

Hoşuna gitmiyor bunlar Trump’ın ve kadrosunun… Trump Twitter üzerinden, kadrosu da ellerine geçen her fırsatta sözlü olarak, medyayla savaş yaptıklarını ve bu savaştan kendilerinin muzaffer çıkacağını ilân edip duruyor.

Sanki bir askeri darbe gerçekleşmiş gibi…

27 Mayıs’tan (1960) sonra, Milli Birlik Komitesi üyesi Muzaffer Özdağ, “Bâbıâli’den de geçeceğiz” diye ilân etmişti; onun gibi…

Zihniyet aynı.

ABD medyası da yeni yönetimin tavrına ayniyle cevap veriyor.

Her yıl Nisan ayında yapılan ve tarafları en doğal halleriyle kaynaştırmayı amaçlayan ‘Beyaz Saray Muhabirleri Derneği’nin düzenlediği baloya katılmayabileceğini, CNN, kendisine kısıtlama konulmasından önce açıklamıştı.

Oysa CNN, yalnız yönetici ve muhabirleriyle baloya katılmakla kalmıyor, etkinliği mülakatlarla da zenginleştirerek başından sonuna kadar canlı yayınlıyordu da…

Beyaz Saray’ın bundan rahatsız olacağını sanmam.

Medya gözünü açmazsa kaybeder..

Washington Post’ta çıkan bir analizde, Chris Cillizza, Beyaz Saray’ın savaşın sonunda varmak istediği noktanın, medyanın tavrını değiştirmekle sınırlı kalmadığını, medyayı bütünüyle işlevsiz hale getirmek, belini kırıp yol kenarına terk etmek olduğunu ileri sürüyor.

Galiba doğru bir tahlil bu.

Çıkardığı, 7 müslüman ülke vatandaşlarına vize yasağı getiren, mültecileri ülkeye sokmamayı amaçlayan kararnamenin yürürlüğe girememesinin faturasını yalnız yargıya çıkarmadı Trump yönetimi, yayınlarıyla yargıyı hareketlendirdiğine inandığı medyayı bundan sorumlu tutmakta.

Geçen gün Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un ağzından işitilen “Medya ayağını denk almak zorunda kalacak” söylemi artık global bir ortak dile dönüşüyor.

Gözümüzü her zaman açık tutmamız gerekiyor.

ΩΩΩΩ

NOT:

Bu yazı ilk çıktığında, giriş cümlesinde o sırada çalıştığım gazetenin adı ‘Yeni Şafak’ olarak geçiyordu; bir okurun uyarısıyla yanlışımı düzelttim. Doğrusu ‘Zaman’dır.

25 YORUMLAR

  1. Sermaye’nin iki silahı var. Biri hükümet, diğeri basın. Her işi hükümete yaptırır. Hükümeti ise basın yoluyla yola getirir. Sermaye, halkın düşmanıdır. Trump doğrudur. Birinci ve İkinci Cihan savaşlarını Sermaye çıkardı. Yarım asırdır dünya terör belası içindeyse bu, Sermaye’nin marifetidir.
    Ne var ki basın yayın Sermaye’nin gözü kulağıdır. Medyasız devlette karanlıkta araba sürme gibidir. Hükümet ise şofördür. Bugün şoförsüz araba yapılmaktadır ama çevresini göremeyen bir araba yapılamaz. Ne var ki yanlış gösteren medya da uçurumlara gider.
    Hiçbir kuruma cephe alınarak sorun çözülemez. Sorunun çözümü, bozuk kurumlar yerine düzgün kurumlar kurmaktır. Demokratik medya oluşturmak gerekir. Bu da yazarlar kooperatifidir. Bunlara devlet maaş vermektedir ama okuyucusuna göre.
    Bu savaşı er ya da geç Devletler kazanacak. Para ancak silahla korunursa değer taşır. Devletin korumadığı altın bile para olmaz. Bana göre Türkiye’de ‘Hayır’ çıkacak ve ABD’de Trump iktidarda kalacak. Ancak Sermaye’nin emrine girecek mi girmeyecek mi, belli değildir.

  2. Sermaye doları ile basını saldırı aracı olarak kullanmaktadır. Hakim bağımsızlığı yerine yargı bağımsızlığı, yazar özgürlüğü yerine basın özgürlüğü adı altında Sermaye ve bürokrasi hükümranlığını sürdürmektedir. Siyasiler sık sık değişmekte ve yönetim kadrosuna bürokratlar hakim olmadığı gibi basın da en büyük engeli teşkil etmektedir.
    Galip Erdem, Muzaffer Özdağ’ın basını “Sizi Mısır’a götürüyoruz” diye gemiye doldurup sonra Akdeniz’in ortasında hepsini boğmayı düşündüğünü nakletti. Erbakan ve Trump’un ayrımcılık yapmaya hukuken hakkı vardır. Ancak etkin değildir. Hatalıdır. Devlet yazarlığı sistemi getirilmelidir. Siyasi partiler bu unvanı tevcih etmeli ve geri almalı ve devlet bunlara maaş bağlamalı ve bunların milletvekili gibi dokunulmazlıkları olmalıdır. İstedikleri basın organında yazabilmelidirler. Devlet yazarlarının tabi olacağı kurallar, yasalarca belirlenmeli ve bunlara uymayanlar hakemler yoluyla muhakeme edilip kısmen veya tamamen devlet yazarlığı kendisinden alınabilmeli.
    Mevcut düzende suçlu yoktur. Suçlu düzendir. Bunu Milli Birlik Komitesi bilmedi. Trump da bilemiyor. Milli Görüşçü ve AK Partili kardeşlerimiz, Gülenciler ve Koru da bilemiyor. Kişilerle veya kurumlarla değil düzenle ilgilenmeliyiz.

  3. Tabi ki efendim.Ülkemiz gözü haberleşme aracı olarak kullanmıştır..Hatırlayınız, daha ne metodlar icat etmiştik.Başkalarını bilmem,bizler için hele şimdi derdini anlatmak isteyen için daha kolay! Şehir kameralarının önünde dursun yeter..Şaka bir yana Allah tekrarını göstermesin… Efendim, hiç çareyi tüketmişmiydik ki şimdi tükensin? Bence, şimdilik sıkıntı yok? Enseyi karartmayalım..

  4. Sayın koru, Amerika + Trump.
    Trump hayatı boyunca kazanılmaranıni kaoslarla başarmış bir miliyarder.
    Şü anda aynısını yapiyor. Amerikada müthiş bir kaos var buda her kesimden insanınlari etkiliyor. Onun gayesi her kesimi bölmek.
    Örnek, medya,din, irk ve eyaletler vb gibi bunr ile milleti oyalarken kimse onun sülalesini korumak için diyer başkanlara gore günde $ 5 milyon fazladan onun yakınlarının zevki için harcanan vergi sahipleri sıradan vatandaşlar medya vasıtası ile sorgulamasın diye yapmılmakta. Turamp büyük bir ihtimalle bu savaştan galıp çıkmaz.
    Bizimkiler gibi bu işi sinsice yapabilseidi kesinlikle kazanırdı.
    Bizim politikacilar kendilerının gerçek amaçlarnı gizleme konusunda çok becerikli.
    Örnekmi istersınız! Onlar bu işe gomlek çıkararıp hocalarına bayrak açarak başladılar. “Biz bu milleti birleştireceğiz” barış vb gibi laflari tek tek yazmama gerek yok neler söyledikleri herkes tarafından çok iyi biliniyor. Sizin yazınızdaki davet edilmeyen gazeticiler vb bunlarda isyancılara iyi bir malzeme oldu.
    Bunların sözlerine güvenenler içeride ve dışarıda adate bir seferberlik başlatarak medyası, iş adamları ve oylari ile bütün enerjilerini bu gömlekcilere inanip güvendikleri için kendi hocalarına yaptıkları ihaneti dahi akilalrına getirmeden onlara i için harcadılar.
    Garip olanda( bizimde çok önem verdiğimiz tahsil) şu anda bütün malları mülkleri gasp edilerek zindanlara istiflenenlerın bebekler harıç hepsi tahsilli ” Teröristler.”
    İnsanın aklına şu soru geliyor kim kimi kandırdı? Acaba!
    Kaleminize sağlik,Esen kalın.

    • Not: Benim yorumuma bakarak şucu bucu zannedilmemesi için kendimi tanıtmak ihtiyaci hissetiğim için bu notu yaziyorum. Benim karekterimde herşeye körü körüne sorgulamadan ve araştırmadan inanmak ve biyat etmek yoktur, Allaha kulluk edip Peykamberimiz(SAS)
      İtaat etmek vardır.Burada Afrikalı bir Kuran tevsır doktoru olan bayandan gerçek bir müslün nasıl olması gerektiğini ehliyetlisinin yardimi ile okuyup anlamayi öğrendığim için.
      Ayni zamanda messep imamlarının ortak görüşüleri olan,”siz bizim söylediklerimize değil Kuran ve Sünneti kendinize rehber edınıniz, biz bugün söylediğimizi yarın değiştırız! Değişmiyen Kuran ve Sünnettir.
      Kimsenin inancı ve yaşam tarzına ne mudahele etmeyi nede birileri tarafından benimkine mudahale edilmesını sevmem. İkişey haric bir eleştirilmeyi çok severim hatalarımı çekinmeden eleştirip yüzume karşi beni uyaranlara saygi duyar ve onlar ile dost olurum.
      İkincici, haksızlıklar karşısında susan sesiz şeytan olmaktanda çok korkarım.

    • ortaokulların ve liselerin komik piyeslerle siyasallaştırılması hikayesi herkesin malumu .biz bu filmi görmedik mi. komik piyeslerle siyasallaştırılan çocukların sonu kanlı darbelere gidiyor. sonra bu çocuklar değil mi mağdur olanlar…buna komik denmez dense ancak yazık denir…

  5. Fehmi bey son zamanlarda Trump hakkında çokça yazıyorsunuz. Sütten çıkmış ak kaşık olmasada yinede ona saldıran basının art niyetli olduğunu ve sermayenin diğer kanadı adına is yaptıklarını düşünüyorum hatta eminim. Ortadoğuya kan kusturulurken neredeydi bunlar. Seçim kazanarak işbaşına gelen bir başkana daha görevi devralmadan bunca karşıt kampanya niye? Yanlış anlaşılmasın bunları onu masum buldugum için yazmıyorum. Ama bu basın meselesinde haklı.

  6. Medya da masum degil, hic bir yerde. Ama bu susturulmasi icin neden degil. Sonucta o da bir “gucun” temsilcisi.

    Bir de enteresan bir gozlem: Fehmi Koru takipcileri haftasonu nerede? Herhalde haftaarasi sabahlari iste iken bu siteye bakip yorum yazmak daha cazip geliyor. Luften daha fazla katilim. Ben bu sitenin gercekten yeni bir cigir acmakta oldugunu dusunuyorum.

    • cevat bey, bence bazı konularda çok ezber yorumlar yapılıyor. medya dediğiniz bir tek gazete veya televizyondan oluşmuyor. kimisi hdp’yi destekliyor, havuz medyası akp’yi destekliyor, kimisi tkpyi destekliyor, kimisi bağımsız kalmaya çalışıyor, kimisi iktidarda kim olursa olsun onu destekliyor vb. medyayı komple “gücün” temsilcisi ilan etmek ezber bir yorum. O zaman fehmi koru da “gücün” temsilcisi. bazı ezberlerin gerçekten tartışılmaya ihtiyacı var.

      • Katiliyorum size, kasteddigim “tek elden yonetilen -hani ust akil denen cinsten- bir guc degildi, degisik goruslerin temsilcisi diyelim.

  7. Trump bizdeki düzeni yakından takip ediyor gibi geliyor bana da. Halk seçti beni diyor. Dün muhafazakarların bir toplantısında coştu ve “ilk defa” halkın başkanı oldu dedi resmen. Medya konusunda da aynı mesajları veriyor bize bakarak. Örneğin, New York Times gazetesinin adını “sahte haberler” (fake news) koydu. Bunu ulu orta basın toplantılarında doğrudan gazete temsilcisine söylüyor. En sonunda basın toplantılarından da yasakladı gazeteyi ve diğer birkaçını.

    Bizde mesajlar Osmanlı üzerinden “sübliminal” olarak veriliyor. Bu hafta “Payitaht” dizisi başladı TRT’de. Daha bismillah demeden ilk sahnelerde gazetelere doğrudan saldırı. Padişah Abdülhamit çok muzdarip gazetelerden. Kahvaltı masasına oturuyorlar. Şehzadesi hışımla içeri giriyor, “baba yine bir gazetenin (Meşveret) saraya alınmasını yasaklamışsın” diye şikayet ediyor. Sultan, “bana saldırmaları önemli değil, devleti ve hilafeti hedef alıyorlar” diyor. Bak bak bak. Buna sübliminal mesaj demek de zor, doğrudan mesaj işte. Gazeteler kötüdür. Devleti hedef alıyorlar. Devlet kim? Sultan tabii. Fakat iyi para harcamışlar diziye. Çok şatafatlı yine mekanlar, kostümler. Ancak oyunculuk, hikaye, sanat yerlerde sürünüyor. TRT’den de bu kadar, ne bekliyordunuz. Benim dizi kritiğim de bu kadar.

  8. Referandumda evetciler ve hayırcılar biribirini istediği şekilde ve en ağırından itham ededursun; kendim bir mümin olarak bu sert tartışmadan uzak duracağım ve farklı fikirlerin kendini rahatlıkla ve güven içerisinde ifade edebilmesi için ömrümün sonuna kadar gayret edeceğim.
    Rahmet Peygamberinin ümmeti olarak, farklı fikirlerin ihanet değil rahmet olduğunun bilinciyle hareket etmeye çalıştım ömrüm boyunca. Bundan sonra da aynı şekilde yaşamaya gayret edeceğim.
    Referandumda “evet” diyeceğim ama “hayır” diyenlerin de bir rahmet vesilesi olduğunun bilincindeyim. Çünkü ben, Rahmet Peygamberi Hz Muhammed’in “İhtilafta rahmet vardır” sözünü, Allah Rasulü’nün en büyük sünneti olarak içselleştirmiş ve iman etmişim.
    İhtilafta güzellik olduğuna iman etmek inancım gereği olduğu gibi aklım da bana ihtilafın tekamülü tahrik ettiğini ve insanlığın tüm muhteşem çıkışlarını ihtilaf platolarında sergilediğini işaret etmektedir. İhtilafın olmadığı, farklı fikirlerin olmadığı, zıddımızın olmadığı yerde kendimizi tanımlama imkânımız da yoktur.
    Yüce Kitabımız’da Allah “farklılığınız benim eserimdir ki biribirinizi tanıyın diye” insanlara farklılığın bir tanışma, kaynaşma, bir noktada buluşma noktası bulmak konusunda gayret vesilesi olduğunu ifade etmiştir. Yani Allah diyor ki “Sizi farklı yapan benim ki tanışın diye” ama İslam Dünyası ve bugün yaşadığımız ortamda bu ayetin aslı “Sizi farklı yapan benim ki biribirinizi kırın, dökün, öldürün, susturun” muş gibi anlaşılmış olacak ki kimsenin farklı düşünceye tahammülü kalmamış.
    Farklı fikirlere tahammül ya da farlı fikirleri rahmet vesilesi sayma açısından İslamcılar daha sıkıntılı bir süreçteler son 5-10 yıldır. Daha önceden farklı fikirleri “küfür” diye bastırmaya çalışırken şimdi bir kısım İslamcılar, Devlette iktidar olunca, siyasî konulardaki ihtilaflara da “dini konulardaki ihtilaf” muamelesi yapmaya başladılar ve dinen farklı fikirleri küfür ile itham edenler; siyaseten farklı söylemde bulunanları da “ihanet” ile itham etmeye başladılar. (devamını okumak isteyen aşağıdaki linkten okuyabilir)
    http://www.muvazene.com/haber_oku.asp?haber=310

  9. 4. kuvvet, basın-medya… Gücünü, kuvvetini kimden alır?

    Gücünü, kimin için kullanır?

    Muhabir ve yazarları işinden kovulur!

    Meslek ilkelerine göre hareket etmedikleri için mi?

    Medya patronları niçin vardır? …ve bunlar, iş adamı ve zenginlerden oluşur.

    Medya patronu olmak bir ‘hobi’ mi, ya da bütün gücünü, sahip oldukları medya ile birleştirerek halka doğru haber ulaştırmak için midir?

    Medya, nereden ve nasıl beslenir?

    ‘’dürüst değiller’’ dediğinde Trump, bildiği şeyler vardır galiba.

    ‘’Tencere dibin kara, seninki benimkinden kara’’ misali.

    Basını akredite etmeyi biz, ABD’den tam 20 yıl önce başarmışız demek rahmetli Erbakan’la ve 28 Şubatta Genelkurmay, Necdet Sezer’de olduğu gibi yakın zamanda siyasilerimiz de örnek almışlardı bu ‘’akredite’’ uygulamasını.

    Şimdi de ‘’ayaklarını denk alsınlar’’…yoksa. …’’yoksa devletin balyozu tepesine tepesine iner alimallah’’ deyu verdiğimiz gözdağını, akredite uygulamasından sonra Trump örnek alsın diye ABD’ye ihraç ediyor olacağız. Yaşasın!

    ‘Aş’ bu kokusu, piştiği yerde durmuyor ya.

    Ne olsun, aş pişirirken tencerenin kapağı açık tutulur Anadolu’da, aş taşmasın diye. Böylece hem kokusu hem de kendisi komşuya düşer aşın.

    Amerika niiire, biz nire?

    Olsun, olsun, bizim ‘aş’ın harı kuvvetlidir, bizi de yakar düştüğü yeri de…

  10. neredeyse Amerikan basını güzellemesi yapacaksınız. oysa hiç ama hiç masum değiller. trump seçilmeden evvel başladı kavgaları. basına asla yakışmayacak şekilde hillaryi desteklediler. oysa halklar ve tercihler değişiyor. basın kimin iktidar olacağına kendisinin karar verdiği dönemlerin geçtiğini kabullenmekte zorluk çekiyor. trump basını dürüst olmadıklarının yanısıra yanlış yalan haber vermekle de suçluyor bazı yorumların fact -check ile düzeltmeleri dürüstlük üzerinden yapabilir ama yalan haberler konusuna değinmemişsiniz. cnn ve bbc dünyanın pek çok yerinde bu haberleri nedeniyle zaten problem yaşamıyor mu. en basitinden gürcistana düşen kargo uçağını THY ait göstermişler uyarılara rağmen saatlerce düzeltmeye gitmemişlerdi. bu kadar ince hesapların ve bu kadar büyük hainliklerin peşindeler işte…cnn ve diğer saz arkadaşları hakkında ve yapageldikleri taraflı yalan yanlış haberler hakkında çoğumuzun bildiklerinin listesi hayli uzundur herhalde. bence kovulmayı bal gibi hak ediyorlar, bunu yapan trump diye hak vermemek olmaz. basının kendine çeki düzen vermesinin zamanı çoktan geldi. bu durum maalesef ülkemizde de benzer şekilde son derece problemli. bir aydın doğan beyanı zikretmenin yeri bile gelmiş olabilir. ne demişti zatı muhterem hükümeti ben kurar ben yıkarım…gazetelerdeki bazı haberleri buraya taşımaya gerek yok. akp hükümetine karşı girişimlerini de yazmaya gerek yok sanırım.
    bence basını savunmanın bir dengesinin olması gerekir. her şeye rağmen olmaması gerekir…kendimiz gibi düşünmeyen kısmını eleştirmek te bir eleştiri sayılmaz. herkes fesini öne koymalı ve hakkaniyetli bir eleştiri yapmalı bence. kalan kısım artık geriye ne kalabildiyse belki savunmaya değer olur…

    • bir de dünkü Ahmet özçevik beyin yorumuna belki söylemek istediklerine katkısı olabilir diye chp nin kampanyasını yürütmek üzere çağrılan Şilili reklamcı garcia ferrada nın söylediklerini aktarmak istedim. düzenlenen programda konuşan Ferrada, referandum sürecine değinerek, burada önemli olanın “Hayır” oyu vermek değil, bunun sonunda neyin inşa edileceği olduğunu söyledi..
      , “Şu anla aynı olmamak için ‘hayır’ oyu vermemek lazım. ‘Hayır’ oyu verdikten sonra olacaklarla bir gelecek inşa etmek lazım. Kampanyayı kazandıracak şey budur.”
      Ferrada, “Ben bir haftadır buradayım, ‘Hayır’ oyunun ne önerdiğini anlamış değilim. Eğer bundan emin olmazsanız, ülkeye politik mesaj, hayal üretemezsiniz”
      bazı yabancıların bir haftada elde ettiği firaseti chp nasıl karşıladı haberde yoktu…

  11. Eskiden gazetesiz ve köşesiz hatta belki de işsiz bir gazeteci olan Ahmet abinin daha basın sözcüsü bile olamamışken 4.kuvvetmedya isimli sitesinde kendi kendine yazı yazıp yazdıklarına yorum yazanlar bile olduğunuhatırladım hemde 28 şubat 1000 yıl sürecek günleriydi. Şimdi ise bu içine çekildiğimiz tek seslilik hayali ve hevesi sonrasında gelebilecek olan sana gül bahçesi vaat etmedim sürecinin ise ne kadar ve nerede sonuçlanacağını bile bilmek mümkün değil. Ben bu geçiş döneminde AKP tarafından sürekli dava ile ne kast edildiğinin 2023 ve 2071’de ne olacağının umulduğunun hızlı tren, köprü, havaalanı argümanları ile gözüne, dizine dursun dışında, açık ve net anlatılmadıkça bu referandumu milli kaderimiz açısında bir dönüm noktası mesabesinde görmüyorum.

  12. Fehmi bey Yeni Şafak’ın Ankara temsilcisiyim.. Yıl 1997.diyorsunuz yazınızda eminmisiniz bu detay yanlış o dönemde Zaman gazetesindeydiniz çok iyi hatırlıyorum hatta bir örnek veriyim size1998 senesinde aklımda kaldığı kadarıyla Mehmet Barlas Zamana transfer olmuştu öncesinde de siz de onu lanse etmiştiniz gazetenizde röportaj yapmıştınız kendisi ile belleği sizi yanıltıyor sanırım.

  13. İki gun önce bizim mahallenin yenilenen lise binasının açılışı vardi. O açılışa bende gitmiştım.
    Öğrenciler Trumpun bazı dünya liderleri ile arasında gçen telefon konuşmalarını taklit ettikleri komik bir gösteri sundular. Ben de o gösteriden bir bölümünu sizlerle paylaşmak istiyorum.
    Trump yanındaki danışmanları ile düşman olarak ilan ettiği hakimler ve medyayı nasıl etkısızleştirip emrımız altına alabiliriz konuşulduğu bir toplantıda eline bir köşe yazısı verdiler,” bay başkan şuna bir bakın gene bu hain medya sizin aleyhinizde yazmaış.” Trump yaziyi okur okumaz çok sevindi ve dünya liderlerinin telefon görüşmelerini organize eden danışmanına,”Hemen bunu acele arayın,” danışman “efendim şu an orası gece yarısını geçiyor biz kimseyi ariyamayız” Trump ” ben anlamam 24 saat içerisinde muhakak konuşmam lazım.” Trump’in istediği oliyor ve telefon görüşmesine başliyorlar. Söze ilk U.S. Başkanı başliyor.” Merhaba sen bu işleri iyi beceriyorsun, acele bana bir akıl ver! Ben bu vatan hainleri medya ve hakimlerden nasıl kutura bilirim?” Karşi taraf,” Merhaba sayın başkan benim yaptığım gibi yap.” ” Nasıl hemen söyle?” TV ve gazeteleri kapat Gazeticileride hapise at sonrada mallarinı mülklerini ellerinden al.”Ben bunu yaparsam ertesi gün hain hakimlerın hışmına uğrarım ve kayiıp eden ben olurum.” O zaman önce hakimleri hizaya getir.” Nasıl?” İşten al ve hapise at.” Bu kez Amerikan halkı beyaz sarayı basar o zaman beni halkın elinden kımse kurtaramaz.” Sende önce muhalefetin gözünü korkutmak için kendi seçmenlerini sokağa dök .” Yaho sen ne konuşuyorsun beni bunlar seçmediki Putinin yardımı ile kazandım.” Yaho kardeşim sizin hakimleriniz, medyanız, ve halkınız ne biçim insanlar! En iyisi sen onları buraya gönder burada ben onları hallederim.” Bunlari oraya gönderemeye gücüm yetmez,sizden rica etsem buraya gelip benim yerime bu işleri halledermisiniz ben çok yeniyim, ama bu konuda sizin 15 yıllık tercümeniz var.”
    “Ksura bakma ben bu işte yokum sizin çıldırdırmış hakimleriniz ve halkınıza güvenemem zaten orada iğdamda var senin için boynuma urgan vurdurmam. Sen beni ne zannettin! Ben oyle tuzağa düşecek birisi olmadığmı benim halkıma bakarsanız bilirsiniz, ben ne desem onu yapar ve bana karşi sorgusuz sualsiz biyat ederler.”
    Ćok komik bir piyesdi.
    Bu oyunda geçen kahramanlardan birinin adını ve memleketini yazmama gerek yok kim olduğunu okiyanlar anlae.

  14. Medya medya görevini yapmalıdır.
    İktidar iktidar görevini
    Muhalefet muhalefet görevini
    Yargı yargı görevini yapmalıdır.
    En önemlisi halkın görevini yapması
    Bu görevi yapacak bilgi ve bilinç düzeyine ulaşması
    Yukarıda saydığım unsurlardan birinde yetersizlik yada sapma olursa denge bozulur ve sap samana karışır.
    Hele birde yargı gayri adil ve kifayetsizse gücü yete yetene…

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here