Anketlere göre sandıktan ‘Evet’ çıkacak; peki bu gereksiz hırçınlık niye?

23

 

Referandum ya da halkoylaması belli bir konuda bizlerin ne düşündüğümüzü öğrenmek için yapılır.

Politikacılar veya devleti yönetenler, kafaları karıştığında, halkın hakemliğine başvurma ihtiyacı duyarlar.

Anayasa değişikliği için kafa karışma oranı 2/3 olarak belirlenmiştir; o noktanın üzerinde Meclis’te destek bulan değişiklik için halka gitmek gerekmez.

Hangi konuda görüşümüze başvurulmuşsa o konuda son sözü söylemiş oluruz; referandumla sorulan soru dışında bir sonuç almak düşünülmediği gibi.. genellikle başka bir sonuç da alınmaz zaten…

Bu girişten sonra

Kendi referandumumuza dönelim:

16 Nisan’da sandık başına gidip.. Meclis’ten geçen 18 maddelik anayasa değişikliği paketi için ne düşündüğümüzü.. ‘Evet’ veya ‘Hayır’ damgasını kullandığımız oy pusulasıyla belli edeceğiz.

‘Evet’ oyları ‘Hayır’ oylarından en az 1 oy fazla çıkarsa anayasanın o maddeleri değişmiş olacak… Adına ‘cumhurbaşkanlığı’ denilen ancak bilenlerin ‘başkanlık’ dediği yeni bir sisteme geçeceğiz. O makam için seçilecek kişi yeni yetkilere sahip hale gelecek; o yetkilerle devletin çeşitli birimleri yeniden oluşacak…

Devlete ‘sil baştan’ muamelesi yapılacak.

Tersi olursa? ‘Hayır’ oyları ‘Evet’ oylarından en az 1 oy fazla çıkarsa ne olacak?

Hiçbir şey olmayacak. Anayasanın değiştirilmek istenen maddeleri yerli yerinde kalacak; herhangi bir konuda tek bir şey bile değişmeyecek. Mevcut cumhurbaşkanı cumhurbaşkanı olmaya, mevcut hükümet işbaşında kalmaya devam edecek.

Durum kısaca böyle.

Referandum bize anayasa ve sistem değişikliği konusunda ne düşündüğümüzü sormak için yapılıyor çünkü; cumhurbaşkanını ayrı bir seçimle, kimin ülkeyi yöneteceğini de yine ayrı bir seçimle belirliyoruz.

Dünyada zırt pırt referandum yapan ülkeler var; halkın önüne sundukları konu reddedildiğinde, o konuyu referanduma sunanlar da.. geçmesin diye çalışanlar da.. sonuçtan farklı anlamlar çıkarıp mağlubiyet veya galibiyet hissine bürünmüyorlar.

Hayat ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor.

‘Hayır’ demenin faturası tuzlu

Bu temel kuralı ve başka ülkelerde nasıl uygulandığını hatırlatma ihtiyacını niçin duydum?

Şundan: Bizde sandıktan ‘Evet’ çıkmasını isteyenler ‘Hayır’ demenin bir maliyeti olacağı izlenimini verme çabasındalar. Haklarıdır; referandumun istedikleri istikamette sonuç vermesini istiyorlar, onu elde etmek için her türlü propagandayı da yapacaklardır.

Ancak ‘Hayır’ demenin gerçekte bir maliyeti yok. “Yola eskisi gibi devam” demekten başka bir anlamı da…

‘Hayır’ oylarının fazla çıkmasının tek bir sebebi olacak: Halkın değişiklikten yana ikna olmaması…

Destek çıkan iki parti, bir yıl sonra konuyu yeniden canlandırabilir ve ülkeyi aynı maddeler için yeniden referanduma götürebilir; arada geçecek sürede de ikna olmamışları tatmin edecek yeni argümanlar geliştirerek..

Bir daha referandum yapılır ve istenilen sonuç yine alınır…

Kaldı ki, en olumsuz kamuoyu yoklaması bile, sandığa yansıyacak iradenin şu anda birbirine yakın olduğunu gösteriyor; çoğu ankette ise ‘Evet’ oylarının şansının çok yüksek olduğu görülüyor.

‘Evet’ oylarını yüzde 64’e varan bir oranda gösteren anketler olduğunu köşelerde okuyoruz.

İşi ‘varlık-yokluk mücadelesi’ haline getirmenin âlemi yok sizin anlayacağınız…

O hale getirildiğinde işin tadı da kaçıyor.

Çok-seslilik bir marifettir

Tadı kaçıran gelişmeler yaşanmıyor mu? Yaşanıyor; en önemlisi de, “Oyum hayır” açıklamasını yapanlara reva görülen muamele…

Bir televizyoncuya.. “Oyum hayır” dediği için.. çalıştığı kurum kapıyı gösteriverdi.

Herhangi bir konuda silme ‘Evet’ cevabı çıkmasını beklemek makul değildir; ‘2+2=?’ keskinliğinde bir soru bile sorulsa, o soruya da ‘4’ dışında cevap verenler mutlaka çıkacaktır.

Bırakın çıksın da.

Çok-seslilik eksiklik değil, bir ülke için demokratik gerekliliktir…

Elbette, ‘Hayır’ oyları için söylediklerim daha fazlasıyla oyunun ‘Evet’ olacağını açık edenler için de geçerli.

Daha referandum kapıdan göründüğünde başlatılmak istenen “Benim oyum ‘Evet’; ya seninki?” kampanyasında yer alanları hedefleyen gürültü hiç hoş değildi; katılan sporcuları, sanatçıları bunu dediklerine pişman ettirmek için her türlü araç kullanıldı.

‘Özgür irade’ ve onu ifade etme özgürlüğü konusunda henüz ilkel bir durumda olduğumuzu her iki durumda da ortaya koymuş oluyoruz.

Aslına bakarsanız, yıllardan beri üzerinde konuşulup tartışılan bir konuda yapılacağı için, bu referandumda, tarafların kapsamlı ve pahalı kampanyalar yürütmesine bile gerek yok; kanaatler büyük çapta belirmiş durumda.

Tereddütlerin hangi konular üzerinde yoğunlaştığı da belli; taraflar o konular üzerinde durarak tartışma ortamını hareketlendirdiklerinde zihinler aydınlanacaktır.

Saldırgan üslup.. karşı tarafın gününü karartacak tarzda yaklaşımlar.. esas konu yerine tartışmayı farklı alanlara kaydırmak.. bunların hepsi yapanların aleyhine bir hava oluşturma ihtimalini içinde barındırıyor.

Gelin, ağız tadıyla, demokratik ortamı canlı tutan bir referandum süreci geçirelim.

Öyle yaparsak.. sandıktan ‘Evet’ oyları da fazla çıksa ‘Hayır’ oyları da.. kazanan ülkemiz olur.

ΩΩΩΩ

23 YORUMLAR

  1. Kırk altıya geri döndük. Açık oy gizli tasnif. Bu referandum da vatanını sevenlerle hainlerin sayısı belli olacak. Ne acayip şey. Biride küfürle imanın belirlemesi olacak diyor. Aslında başkanlık sisteminin sorulduğu bir referandum bu. Memleketi yöneten kişi adil olursa bu sistem işini kolaylaştırır daha adil bir idareye kavuşuruz. Şayet tersi olursa yandı keten helva derim.

  2. Merhaba yıllar önce sayın Cumhurbaşkanı başbakan iken 2010 yada 2011 olabilir yeni bir anayasa çalışmaları için meclis komisyonu kurulmuştu.Sayın Kuzu komisyon başkanı idi ve konferans için Malatya ya gelmişti;konu başkanlık sistemi idi. Başkanlık sisteminin en can alıcı noktası olarak sayın Kuzu parlemontonun şahsiyet kazanması olacağını belirmişti.Hatta birde espri yapmıştı Chp bir vekil ile Akp li bir vekilin birbirlerine bakarak biri elini kaldırıyorsa mecliste diğeri kaldırmıyor,diğeri kaldırıyorsa o indiriyor, meclisteki milletvekillerinin vasfı bu.Devamında Türk siyasi hayatı için şu yorumda bulunmuştu;550 milletvekilini siyasi parti başkanları belirliyor bizde vatandaş olarak siyasi temayülümüze göre oyluyoruz,sıkıntının kaynağı burda demişti.Geldiğimiz noktada milletvekillerinin nasıl belirleneceği henüz netleşmedi, çeşitli programlarda sayın Kuzu ya sormaya çalıştım ama cevap alamadım,lakin bir programda değişikliğin kendisinin tam istediği gibi olmadığını itiraf etti.Evet başkanlık sistemini oyluyucaz ama bunun demokrasi kültürümüzü artırması gerekirken,parlemontonun şahsiyetini artırması gerekirken,milletvekillerinin şahsiyetini artırması gerekirken maalesef sanki güven oylamasına gidiyoruz.Siyasi parti başkanlarının millet ve milletvekilleri üzerindeki tasallutunun azaltılması için başkanlık sisteminde milletvekillerinin nasıl belirleneceği en temel tartışma konusu olmalı. Lütfen milletçe tartışma konumuzun başına milletvekili belirlenmesi ve seçim sistemini tartışalım.İcazeti MİLLET ten alan MİLLETVEKİLİ seçim sistemi için;Saygılarımla

  3. DAR ZAMANDA
    Dar zamanda düşmanların altına
    At olanlar safımıza gelmesin
    Garibanın,fıkaranın sırtına
    Bit olanlar safımıza gelmesin

    Ağırlık,irilik ölçüsün bırak
    Tartıya vurulmaz beyinle,yürek
    Bu ülkede iman gerek ruh gerek
    Et olanlar safımıza gelmesin.

    Sapıklar heryerde atsa da çamur
    Gerçek mayasına kavuştu hamur
    Adam istiyoruz dört başı mamur
    İt olanlar safımıza gelmesin.

    Parolamız herzaman,heryerde
    Ölmek var,baş eğmek yok namerde
    Bu imana bu ülkeye bu derde
    Yad olanlar safımıza gelmesin.
    ABDURRAHMAN KARAKOÇ (Rahmetle anıyoruz.)

  4. HA VET!..
    -Referanduma sunulacak Anayasanın değişik maddeleri çin kullanılan”Nevzuhur ucube” nitelemesi doğru mu?
    -Evet.
    -Dünyada Demokratik parlemanter sistemlerde eşi yokmuş.
    -Evet
    -OHAL içinde buhal (referandum yapmak) doğru mu?
    -Hayır.
    -Ülkenin içinde bulunduğu şartlar da düşünülünce bu girişimin sırası değildi deniliyor.
    -Evet.
    -Parlementer Demokratik sistemlerde “ÜÇ KUVVET” bir elde toplanır mı?
    -Hayır.
    -Meclisin,işlev yitireceği doğru mu?
    -Evet
    -Değişikliğin gerçekleştirilmesi sırasında Mecliste ki eylemleri onaylıyor musun?
    -Hayır.
    -18 Yaşında Milletvekilliğinin gerçekçi olmayan bir fantezi olduğunu düşünüyor musun?
    -Evet.

  5. Tahminim referandumdan kisa sure once ust duzey bir teror orgutu yoneticisinin paketlenip Turkiye’ya getirilecegi. Bu Evet’i garantileyecektir. Bu ugurda buyuk guclere ne tavizler verilir bilmem ama tahminim bir yonde.

    Bir de herkese nacizane sunlari tavsiye ediyorum:
    – Lutfen Ocak Medya’yi da takip edin, yorum yapin. Cok kaliteli.
    – Lutfen hem bu sitedeki hem Ocak Medya’daki reklamlara tiklayalim bol bol. Tum haberleri linkleri bu iki sitedeki okuyalim.

    Ben Fehmi Bey’in baslattigi bu sitelerin sivil ve makul bir toplum icin bir baslangic oldugunu dusunuyorum. Okudugum yorumlar, katilim ve sitelerin kalitesi beni umutlandiriyor.

  6. Bu telas, hicte hayra alemet degil. Bence hayir diyenler kazancak! Eger sistem degismeden diktatorluk alemetleri belirlediyse, hayir diyenler islerinden oluyorsa way memleketin haline diyorum. Insallah halkimiiz akili davranir. ozgurlugunu bir tek kisiye devretmez diyorum.. Bence evet cikarsa libya gibi Turkiye ye has bir islami anlayisla sariati ilan ederler. yani kisacasi vehabi sariati, Iranin sia sariatindan sonra bir de Turkiyede yesil sariatimi olur artik baska bir seymi olur onu zaman gosterecek… Ben ne su nede bu dedigi iicn sadece ve sadece demokrasi ve cumhuriyet icin hayirdiyorum.. Hukumeti bir cok konuda destekliyorum, 10 larca kere oy verdim fetoyla mucadelelerini yanlis yaptiklari halde destekliyorum ama soz konuus YUCE VATANIMIZIN OZGURLUGU SOZ KONUSUYSA! HIC DUSUNMEDEN HAYIR DIYORUM….

  7. Fehmi bey referandum tabikide önemli bir gündem maddesi ancak birazda suriye de yaşanan gelişmelere değinirseniz. En azından aklıma takılan soruları paylaşacam. Sitenin müdavimleri de yorumlarınu paylaşırsa güzel bir çerçeve çizileceğine inanıyorum.
    1-Suriye iç savaşı ile rabıtamız nerden kaynaklanıyor. Komşu ülke olması haricinde jeopolitik olarak bzim için ne anlam ifade ediyor. Suriyede yönetimin değişmesi bizim için neden bu kadar önemliydi.
    2- Suriye muhalefeti kimlerden oluşuyor. Türkiyeye bağlılığı ne düzeyde. Başarı şansı nedir. Bu işin sonu nereye varacak. Suriyede nasıl.bir.yönetim tesis edişecek. Abd ve Rusyanın suriye üzerimdeki hesaplaşmasının ne gibi.bir anlamı var.
    3- fırat kalkanı harekatı yerinde bir hareketmidir. Bize ne gibi katkısı olacak.
    4- türkiye aktör müdür yoksa denge siyaseti mi yürütmektedir.
    5- suriyedeki yabancı savaşçı problemi nasıl aşılacaktır.
    6- radikal gruplarla irtibatlı türk savaşçıların durumu nedir. Suriyede eğitim alan veya çatışmaya katılan türklerin sayısı bellimidir.
    7- genelkurmayın açıklamalarına göre kasti olduğu sonucuna varılmaktadır. Rusya neden askerlerimizi şehit etmiştir.
    8- hem rusya hem abd ile sorunsuz müttefik olma imkanımız var mıdır.
    9- suriye bataklığından çıkışımız nasıl olacaktır.
    10- mülteciler kalıcı olacağı anlaşılmaktadır. Nasıl bir siyaset izleyeceğiz.

    Bu sorular uzadıkça uzar. Ne yaptığımızı.biliyormuyuz. cevaplarsanız memnun olurum.

  8. bugünkü yoruma dünkü yorumu da referans alarak cevap vermek istiyorum. çok şey söylemek istiyorum ama nereden başlayacağımı bilemiyorum. farklı sesler, düşünceler elbette renkliliktir, zenginliktir. yapıcıdır, onarıcıdır. yıkıcı olduğu bir nokta var mıdır orası neresidir…galiba ötekileştirme burada başlıyor. tahammül edemediğimiz bir nokta olabiliyor. benim oluyor mesela. bu nokta benim için düzene gayri meşru kışkırtma noktasında başlıyor mesela. üniversite ile ilişiği kesilen akademisyenlerin sayısı önemli değil gerçek mağdurun sayısı önemli. ne kadarı işini doğru yaptı ve mağdur edildi. mühim olan sayı bu. bu sayıya hep birlik olup izin vermeyelim ve bölücülük yapanlara da hep birlikte karşı duralım. bütün akademisyenler masumdur şu kadar bin kişinin ilişiği kesildi demek yanlış olduğu gibi hepsi suçludur giden kardır demek aynı şekilde yanlıştır. akademisyen derse girer konusunu anlatır bilgisini görgüsünü aktarır. nokta. siyasi görüşü varsa dün de bir yorumcunun değindiği gibi aidiyet hissettiği bir partiye gider istediği sertlikte siyasetini yapar. ben Ahmet taha beyin hoşgörüsüne güvenerek Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Nihat Kanburun kendimin de internetten dinlediği dersinden basında da yer alan muhtemelen çoğumuzun da bildiği bir küçük alıntı aktarayım;
    “Bakın iç savaş denildiğinde aklınıza maç çıkışı kavga eden taraftarlar falan gelmesin ha. Eviniz kundaklanacak, basılıp ateşe verilecek, yolun ortasında öldürüleceksiniz, on kişi tabancayla, tüfekle evinizi bastığında siz ekmek bıçağıyla bir şey yapamazsınız. İç savaştan bahsediyorum, aklınızı başınıza alın, aptal olmayın. Evet barış şeyleri falan yok, herkes mühimmat depoladı, silahlandı.
    Yarın bir gün Akdeniz Üniversitesi’ne çatır çatır sıkarlarsa, çok affedersiniz salak salak dolaşmayıp gidin emaneti (silah vb) nereden buluyorsanız bulun, lojistik desteği nereden yapıyorsanız. Polise güvenmeyin. Askere güvenmeyin.” tamamı internetten dinlenebilir…
    bu konuşma bir derste öğrencilere yapılıyor…düşünce özgürlüğü var ifade özgürlüğü var demeli miyiz. genç insanlara yazık değil mi…bu ülke yeterince gencini heder etmedi mi…örneğimi marjinal bulanlar olabilir, ben de kabul edebilirim. ama ciddi bir kesimin benzeri işleri daha yumuşak uslupla yaptığını da hep birlikte kabul etmemiz gerekir. akademisyenlerin ne işlerle meşgul olduğu uluslar arası platformda ortaya çıkan eser sayısından da görülebilir. ifade özgürlüğü olmadığından durumu açıklayan varsa buna el insaf denir. siyasi fikirler üniversitelerde tartışılabilir elbette bizde tartışırdık ama akademisyenler gençleri manipüle etmemelidirler hür düşünme yolunu gösterip işi orada bırakmalılar. cumhurbaşkanına hakaret etmek en çok kürsülere yakışmıyor. cüppeler yerlerde çiğnenmemelidir buna izin verilmesin.
    cüppeyi giyen de cüppesini değerini iki paralık etmesin.
    elbette birbirimizi ötekileştirmeden fikirlerimizi özgürce açıklayalım. ama lütfen bizi bir arada tutan ortak değerlerden ödün vermeyelim. referanduma gelemedim ama uzun yorumlardan şikayet eden yorumculara sıkıntı vermeyelim…birbirimize saygı gösterelim…

    • Didem hanim soylediğiniz video dees n zaman cekilmiş acaba. Eğer yeni ise haklısınız o kişi için. Ama 15 temmuz oncesinde cekilmiş sen o zaman almak varken şimdi aliniyorsa bunda bir sürü soru işareti olur. Dediğiniz şey marjinalde olsa bir hocanın söylemesi kabul edilemez. Ama cezasıda hemen verilmeli. Bir pakete koyup suçsuzlarında bulunduğu paketi haklı göstermek için kullanılmasıda bir okadar yanlış.

      • yeni eski derken zaman kronolojisi ilgisini kusura bakmazsanız anlayamadım. belli bir zaman ve içeri alınan grupla ilişki kurma gereği hissetmeden bazı kişilerin akademisyen ya da gazeteci ya da siyasetçi ya da doktor ya da hakim kisvesi altındaki işlere örnek vermek istedim.
        paket konusuna gelince
        ……. gerçek mağdurun sayısı önemli. ne kadarı işini doğru yaptı ve mağdur edildi. mühim olan sayı bu. bu sayıya hep birlik olup izin vermeyelim ……
        diyerek kendi paketlerimi nereye koyduğumu net bir şekilde söylediğimi düşünüyorum. kastettiğimin dışındaki anlamalardan sorumlu değilim.

        • Didem hanim video 15 temmuzdan aylar önce çekilmişse ve işlem o zaman yapılmamışsa buda o suçu bir nevi örtpas etmektir şuanda işlem yapılması samimiyetsiz ve bu insanin yaninda suçsuz insanlarida goturmek icin beklenmiş derim. Eğer video. 1-2 aylık bir videoysa kararnamede adının olması haktır.

          Sizin anlattığınıza bakarak bu hoca olmayı beceremeyen bi zat için hukuki işlemler o zamanda çok rahat bi şekilde hukuk karşısına çıkardı. (eski videoysa bu yorumu yaptım).

          Not: didem hanım didem muz adınada yorumlar yapılıyor. Siz yazarken hatamı yapıyorsunuz. Başkası sizin adınızımı kullanıyor. Onu sormak istedim. Saygılarımla…

          • benim örneğim olaylardan bağımsızdı. bir olayın içine çekmemelisin. çünkü akademisyenliğe yakışmayacak işler için örnekler o olayın içinde olsa ne olacak bu olayın içinde olsa ne olacak…videonun zamanı hakkında fikrin olduğunu düşündüğümden zaman açıklaması yapmıyorum.

            nota cevabım didem buz ve ya muz ben değilim. yorumlarından da anlayabileceğin gibi. belki yorumlarımdan hoşlanmayan birisi benim adımı bu şekilde kullanıyor olabilir. site de bu gibi şeylere izin vermek Ahmet taha beyin uhdesinde sanırım. farketmemiş olabilir. beni rahatsız etmedi. ben hoşgörüye inanırım. ama başkalarının isimlerinin de böyle kullanılması ve buna izin vermek doğru olur mu bilmem. ne dersiniz Ahmet taha bey…

  9. Kazanırken kaybetmek bu olsa gerek.
    Ülkemizde ve dünyada kazananlar ne kadar çok kaybedenler ne kadar az olursa ancak o zaman kazanan alabiliriz.
    Sermaye Başkalarının kayıpları üzerine bina etmiş bu emperyalist yapıyı.Amaç galibiyet ve ele geçirmek.
    Oysa bizim görevimiz tebliğ ve irşad ve adaleti uygulamak.
    Rabbim mü’minlerin yar ve yardımcısı olsun.

  10. Merhaba Fehmi Abi,

    Meydanlara indiler Evet demem için bana anlatsınlar neden evet? Artılarinı eksilerini..
    Şunu dersen ben ikna olamam ki; evet demezsen terör artacak, evet demezsen ekonomi kötü olacak vs. Bunlar pek inandırıcı gelmediği gibi çok acemice. Hayırcilar da bu sistemi Tayyip Erdoğan in üzerine saldırmasınlar.. Ben referandumun %51 – %55 arasında olacağını düşünüyorum ama 50 nin altına da düşerse hiç şaşırmam. Bu sistemi tv Lerdeyiz yetkililerin daha şeffaf anlatması lazım.. Bu değişikle C.Baskaninin sorumluluğu.. şuandaki sorumluluk ile değişiklik sonrası sorumluluğu. . Anlatın kardeşim. Anlatın tartışın..

    Bir diğer konu.. haksız yere işinden atılanlar.. bu konuda yöneticilere sesleniyorum bu konuyu hızlandırin.. yazık günah.. şu bir gerçek alma mazlumun ahını alırlar aheste aheste..

    Şimdi bu referandumda merak ediyorum kaç kişi vefat edecek kaç kişi hastanelik olacak.. yazık.. gerçekten yazık.. insan hayatı Asya’daki ülkeler gibi bu kadar ucuz olmamalı..

    Fehmi Abi, birazda el bab ı yaz abi.. Türkiye el bab tan sonrası için ne olacak.. Eset güvenli bölgeye karşı.. bizim hükümetin amacı ne birazda onlara deginir misin?

  11. Egosunu tatmin etmeyi istemek hali… Bir çeşit bencillik…

    ‘EVET’ çıkması halinde, ki durum öyle gösteriyor; artık ‘güç bende artık’ misali bugün yaşadıklarımızın katmerlisini yaşayacağız.

    Müslüman idarecilerin hukuksuz ve adaletten yoksun gaddar bir yönetim sergilemeleri, hem Siyasal Islam yönetim iddiasının sıfırlanmasının kabulüne, hem de Islam ve müntesiplerininden adalet ve hukuk beklemenin boşuna olduğu algısını yerleştirmektedir.

    Müslüman idareciler oy devşirmek için kullandıkları dine dair değerlerin ruhunu yönetime yansıtmayı becerebilselerdi, bu gün belki bir çok ülke ‘o değerleri’ uygulamanın yolunu arıyor olacaklardı.

    Bir zamanlar demokraside lig atlamamızın yansımalarını gururla seyredip, parmakla gösterilmemizin zevkini yaşadığımız demokratik değerler, Islam’da ve kültürümüzde fazlasıyla var, hak ve adalet gibi.

    Inancı ile yaşaması arasında tenakuz sergileyen bireyler hem kendi şahsi hayatlarında hem de idarecisi olduğu kurumlarda büyük yanlışlara sebep olmaktadırlar.

    Şimdi o tenakuzun yansıması olarak aslının aksini yaşamanın şımarıklığıdır yaşanan!

  12. Üzücü olan, gerçekleri görmeyerek ülkemizin sermayenin oyuncağı haline gelmesidir. 1960’a kadar, sermeye dinleri yok etme çabasında idi. Bunun için askerleri kullanıyordu. Denemesini de Türkiye’de yapıyordu. Çünkü zor olan Müslümanları Kur’an’dan vazgeçirmek idi. Bunu başardığı takdirde diğerleri kendiliğinden yola gelirlerdir.
    1960’da askerler sermayeye ihanet ettiler. Çok partili sistemi getirdiler. Din özgürlüğünü sağladılar. Sermaye siyaseti değiştirdi. Ilımlı İslam’a evet. Şeriata hayır. Bu oyunu da Erbakan’ın Akevlerde oluşturduğu adil düzen söylemi engelledi. 1980 müdahalesi ile Erbakan askerler tarafından devre dışı edilecekti. Kenan Evren tersini yaptı. Milli Görüş adayı Özal’ı başbakan yaptı.
    Erbakan’ın adil düzenini durdurmak için sermaye, AK Parti ve Gülen cemaatini organize etti. Akevler tarafsız kaldı. Erbakan görünüşte karşı çıktı. Gerçekte ise ikisini de destekledi. Bunlar dev kuruluşlar oldu. Sermaye şaşkına döndü. Erbakan’ın söylemleri ile İran’da sonra Sovyetlerde sonra da dünyada devrim oldu. Sonunda ABD’de zenci bir Müslümanın oğlu devlet başkanı oldu.
    Rockefeller ve Rothshildler yılda bir defa buluşur ortak strateji oluşurken, aralık ve ocak aylarında 24 defa bir araya gelip görüştürler. 15 Temmuz’da yenildiler Trump seçiminde yenildiler. Rusya – Türkiye çatıştırmasında yenildiler. Planları şunlardır:
    1- Olağanüstü hal uygulaması ile halkı bıktıracaklar ve Ak Parti iktidarına böyle son verilecekti.
    2- Cumhurbaşkanı seçimlerini karambole getirip Erdoğan’ın yerine Kemal Derviş’i oturtacaklardı.
    3- Anayasa referandum oylaması ile Ülkenin sorunları askıya alınacak ve Türkiye ekonomisi çökertilecektir.
    4- 15 Temmuz darbesi ön darbe idi. Gülencileri çökertme darbesi idi. Bunu başardılar. İkinci darbe ise Ak Partiyi çökertme darbesidir. Onu başarmak için tam hazırlık içindedirler.
    Ak Partiye oynanan bu oyunu bizzat Ak Partililer oynuyorlar. Bu arada büyük hizmetleri olan Erdoğan ve Gülen devre dışı ediliyor. Bizi üzen budur. Yoksa bütün bunlara adil düzene doğru ilerlemenin ara adımlarıdır. Hayır, çıkarsa sermaye yenilmiş olacak ve Erdoğan yerinde kalacak, Gülen de yeniden hizmetine devam edecek. Evet, çıkarsa ne olacağı hakkında henüz bir bilgiye sahip değilim.

    • Son parağraftaki hükmünüzü nasıl verdiğinizi tam anlayamadım. Lütfen cehaletime verin ve konuyu biraz daha detaylı olarak açıklayın. Ben ise hayır çıkar ise hem iktidarın, hem de cumhurbaşkanının elinin zayıflayacağını ve ardından da terör olaylarının başlayacağını tahmin ediyorum.

      • Sayın Okuyucu, terör olayları başlayacak demişsiniz. Bitti mi ki başlasın.
        Hayır çıkarsa hiç bir değişiklik olmaz.
        #HAYIRlı günler dilerim. 🙂

  13. Fehmi bey”in yazdıklarına katılmamak mümkün değil.
    sadece zamanlaması için çekincem var.
    İki ay daha,evetle yatıp-hayırla kalkılacak.
    Yani daha çok günümüz var.
    Kaçanı kovalamak gerekirse,önem sırasına göre günceli öne almak gerekir.
    Güncelimiz,baş derdimiz, kanayan yaramız Orta doğu bataklığıdır.
    Hani BOP ortak başkanı olduğumuz coğrafya..
    Ve “stratejik ortağımız”ve öteki müttefiklerimiz aldatmasiyle atıldığımız macera mekanı..
    Haydi dediler,biz de koştuk,onlar yan çizdi,biz bataklığa saplandık.
    ***
    Geri durmakla kalmadılar,bizi arkadan vurmağa başladılar
    Amerika,düşmanımıza silah ve tank verdi
    Rusya,sakladığı intikam duygusuyla,askeri karargahımızı iki defa havadan vurdu.
    Üzerimize yıkmağa kalkışması bile yüzüne çarpılmadı. içmek istemediği ilacın, çocuğa Korkutarak “yutturulma”sı aklıma geldi!.
    “Hain Fetöcü” hazır faili yapılma,yani, her işe maydonoz olma kolaycılığı artık işe yaramayınca..
    Rusya”ya hesap sorma lüksümüz de olmadığına göre,işte böyle,”kem-küm..”

    • Orhan bey, son 17 yılda yapılanlara geri dönüp baktığımızda bizi idare edenler hep mağdurlari oyniyarak isdediklerini elde ettiler! Bizide yapılan hizmetlerin kendileri tarafından yapıldığına inandırdılar. Bunlardan bir kısmı başarılarının kendilerine ait olduğunu düşünerek 2010 anayasa referandumunda sonra, esas bu başarıların sahiplerini teker teker devre dişi biraktırip millete adate kendilerini kahraman olarak göstermek için Türkiyeyedeki bunlari o koltuklara oturtan ve orada başarılı olmasını sağlayanlarla birlikte dünyaya meyda okumaya başladılar. Şimdi Bunların yaptıkları telafisi mümkün olmayacak yalnışlarına karşi çıkan veya söyleyenlere neler yaptıkları ve Türkiyeyenin durumu ortada.Yunus Emre ne güzel söylemiş,”Olsun be aldırma Yaradan yaradır. Sanmaki zalimin ettiği kârdır. Mazlumun ahi indirir şahi. Herşeyin bir vakti vardır. Sağlıcakla kalın.

  14. Yıllardır yapılan tartışmalarda yargı bir kişiye teslim edilecek diye bişey işlenmedi.
    Şu ohal gösterdiki yapılan hukuksuzlukların telafisi mümkün değil.
    Neymiş halk 5 yıl sonra denetim yaparmış
    Özgür medya olmadan halk denetim yapamaz. NOKTA.

YORUM YAP