İki partinin (AKP ile MHP’nin) gücü referandumda sandıktan ‘Evet’ çıkmasına yetmeyebilir..

33

 

ABD’de iki seçimi uzunca bir süre orada bulunarak izledim: 1980’de Ronald Reagan’ın, 1992’de Bill Clinton’un sandıktan ‘başkan’ olarak çıktıkları seçimleri…

İkisi de ‘seçimin favori adayı’ değildi; karşılarındaki rakipler 4 yıldır ülkeyi yöneten başkanlar olduğu halde.. ne malum, belki de o sayede.. ikisi de sonuç almayı bildiler…

Reagan’ın seçilme çabalarını izlerken ilk kez duymuştum ‘pollster’ sözcüğünü…

‘Pollster’ anketçi demek…

Neredeyse her gün –kimi sahada adam bulundurarak, kimi telefonla ulaşarak–halkın nabzını tutup, kampanya ekibini, yaptıklarının doğrusu ve yanlışıyla tanıştırıp uyaran kişi…

Kampanyada ele alınan, kürsüye taşınan konular adaya gönülleri kazandırıyor mu, kaybettiriyor mu?

Onu gözlemler ‘pollster’

Turgut Özal getirdi, Tayyip Erdoğan mükemmelleştirdi

Türkiye’de siyasete ‘anket’ alışkanlığını Turgut Özal getirdi; herhalde ABD’den esinlenerek…

Özal getirdi, ama Tayyip Erdoğan anketçileri ‘vazgeçilmez’ hale dönüştürdü.

AK Parti’ye çalışan birden fazla araştırma şirketi, ABD’de olduğu gibi, vatandaşın nabzını günü gününe tutuyor.

İyi de, benim çıplak gözle gördüğümü, yılların anketçileri, sahada görüştükleri veya telefonla ulaştıkları kişilerden izlenim olarak alamıyorlar mı?

Çıplak gözle gördüğüm, oyları altın değerinde olan her partiden sıradan vatandaşın, bu referandumun konusunu ve özellikle onu savunanların neyi savunduğunu anlamakta zorlandığıdır.

Zaten o sebeple, anayasa değişikliği paketi Meclis’ten geçip Cumhurbaşkanlığı makamı önünde gereğinden fazla bekletildiği günlerde, “Bu referandum yapılmasa olmaz mı?” sorusuyla konunun rafa kaldırılmasını savunmuştum.

Referandumlar ülkeyi kimin yöneteceğini belirleyen seçimlerden farklıdır. Ona bakarsanız, anketler, bugün de, AK Parti’nin oylarını tek başına iktidar olabileceği düzeyde gösteriyor.

Muhalefetin hazır görünmemesi + Tayyip Erdoğan sevgisi bile buna yetiyor…

Propagandalar bazen tersine de çalışır

Muhalefet, bu defa, iyi işleyebileceğini gördüğü bir konuya sahip ve hazır da görünüyor.

Kendini anlatmakta, değişiklik teklifini savunmakta zorlanan bu kez iktidar partisi…

Tersten girse de düz anlatmaya çalışsa da.. konuyu bu denli neden önemsediğini aktarmakta zorlanıyor.

Zaten halen tepe tepe kullanılan yetkiler için referanduma gidilmesi de.. sandık sonucu ne olursa olsun iktidarın ve cumhurbaşkanının yerlerinde kalacak olması da.. anlatmayı zorlaştırıyor…

‘Hayır’ oyu kullanacakların teröristlerin ekmeğine yağ süreceği propagandasını.. her halükârda iktidarın çizgisini izlemeyi alışkanlık hale getirmiş kalemler ve yorumcular bile satın almış görünmüyor.

Anketçilerin bu tür bir propagandanın ters teptiği uyarısı yapmadığı da, bu propagandayı ilk başlatanların hâlâ sürdürmekte ısrar etmelerinden belli. Cumhurbaşkanı ve başbakan, ülkeyi şiddet kullanarak hizaya getirmeye çalışan örgütlerin adlarını teker teker sayarak.. insanları.. “Bunların ‘Evet’ dediğine sizler ‘Evet’ demeyin” noktasına götürmeye çalışıyor…

Cümlenin içerdiği mantık hatası bir tarafa.. terör örgütleri isimlerinin birbiri ardına sayılması bile.. vatandaşı ülkenin içinde bulunduğu durumu düşünmeye sevk ediyor.

Terörle terbiye edilmeye çalışılan bir ülkeyiz ve terör eylemlerinde en yüksek kurbanı şu son dönemde verdik.

Bunu unutturmaya çalışması gerekenler.. işe yarayacağı umuduyla.. tersten propaganda yapınca.. referandumdan bekledikleri sonucu tehlikeye atıyorlar…

Tarafsız destekçisi yok ‘Evet’ cephesinin…

İki unsur önemli:

Referandumlarda partilerin tutumu kadar onlardan bağımsız kanaat önderlerinin tavırları da önemlidir. 2010 anayasa değişikliği referandumunda “Yetmez, ama Evet” diyenlerin sayısı azımsanacak kadardı belki; ama onların kerhen desteği sandığa en az 10 puan olarak yansıdı.

Tabii bir de 15 Temmuz ve sonrası var.

Uğursuz darbe girişimi de ‘Evet’ cephesi tarafından gündemde tutuluyor.

Halkın demokrasiyi ortadan kaldırmaya kararlı, bunun için öldürmekten de kaçınmamış bir darbeci gruba verdiği o şahane tepki ve birlik-beraberlik manzaraları her anıldığında yürek tellerini titretiyor.

Ancak konu referandum olunca ve amaçlananın sistem değişikliği olduğu bilinince, 15 Temmuz’un kullanımı farklı düşüncelere de yol açabilir.

‘Evet’ cephesinin üzerinde iyi tezekkür edince bulabileceği ve sandığa düşecek oyları olumsuz etkileyebilecek tarzdaki farklı düşüncelere…

Medya tek-sesli olunca ne olur?

Bu sorunun cevabı ilk kez bu referandumda alınacak.

Medyanın yoğun biçimde ‘Evet’ propagandasına hizmet etmesini de olumsuzluk doğuracak unsurlar listesine katabiliriz.

Unutmayalım, AK Parti iktidara medyasız yükselmişti; şimdi Doğan Grubu bile yanında…

Görebildiğim şu: Anketler her zamanki gibi iktidarın elinin güçlü olduğunu gösteriyor. MHP’nin AK Parti’nin yanında yer alması ek bir güç veriyor ‘Evet’ cephesine…

Ancak referandum hem zamanlama hem de konu itibariyle sürprize de açık.

Sürprize açık, çünkü bu kez AK Parti – MHP cephesinin.. öncelikle.. tereddütleri artık iyice dışa vurmaya başlamış olan kendi tabanlarını ikna etmeleri gerekiyor…

Anketçilere (pollsters) sorulursa söyleyeceklerdir: En zor olan, tereddüt geçiren, kendinize yakın ama ikircikli seçmeni ikna etmektir.

“Cumhurbaşkanı sahaya iner ve kitlesini hizaya sokar” mı dediniz?

Ya tersi olur ve bu da sandıktan çıkan tabloya fazlasıyla yansırsa?

ΩΩΩΩ

33 YORUMLAR

  1. Öz olarak; bağımsız olması gereken yargıyı tek kişinin eline teslim eden, bağımsız olması gereken yasamayı tek kişinin eline teslim eden bir Anayasa değişikliğine nasıl evet denebilir.
    Bu uygulamanın kabul edilmesi Türkiye’nin 100 sene geriye gitmesi anlamına gelmez mi? Çağdaş ülkeler bu uygulamanın; çatışma, huzursuzluk, kaos getirdiğini dolayısıyla ülkenin geri kalmasına sebep olduğunu acı tecrübelerden sonra öğrendikleri için yıllar önce bu uygulamayı terk etmişler. Doğru uygulama olan demokrasiyi uygulamaya başlamışlar.
    Yani yasamanın, yürütmenin, yargının birbirinden bağımsız olduğu ve birbirini denetlediği yönetim şekli. Yasama kanunları çıkaracak. Yürütme bunları uygulayacak. Yargı da yürütmenin uygulamasının yasalara (ve tüm mevzuata) uygun olup olmadığını denetleyecek.
    Saygılarımla.

  2. Refah Partisi gençlik kollarından geliyorum. Ak Partiye de oy verdim. Yapılmak istenen değişiklikleri okudum. Sonuna kadar HAYIR diyorum. Böyle bir degisiklik olursa yarın birgün uzlaşma ile Ahmet Necdet Sezer gibi biri başa gelir ve bir sabah kalkıp 2 KHK ile memleketin anasını ağlatir. Onun üzerinde uzlaşan partilerde c. Başkanlığı yardımcılıklarını, bakanliklari, bankaları (!) paylaşıp her biri bir yana çekerek memleketi batirirlar. Bunun yanında secilen bir cumhurbaşkanının bir sabah kalkıp yerel yönetimleri güçlendirme kılıfı altında federasyona gecmeyeceginin garantisi var mı? !!!. Zaten bence en büyük tehlike bu. Denetimin olmaması da ayrı bir açmaz.

  3. Sayın Koru,
    Referandum için yapılan anketler tam olarak ne alemde bilmiyorum ama medyadan ve sosyal medyadan takip ettiğim kadarıyla başkanlık konusunda bastıran AKP kendi ayağına sıkıyor.
    Ohal khk’ları ile kamudan yaklaşık 100.bin çalışan ihraç edildi. Ben de onlardan biriyim. Ve çevremde bir önceki seçimde AKP’ye oy vermişken bu referandumda oy vermeyecek olan tam 17 kişi var. Hiç kimseye telkinde bulunmadığım halde oy sayısı bu seviyede. Biraz çevremde telkinde bulunsam, hatır gönül ilişkisiyle 25 hayır çıkar. Çünkü hepsinin de gönlü saçma sapan gerekçelerle yapılan bu ihraçlar noktasında rahatsız. Ve ihraç edilenlerin yakınlarının %95’i AKP ve MHP tabanından.
    Şöyle bir hesap yapsak
    Her bir kamu çalışanı için ortalama 15 kişi oyunun rengini değiştirse;
    100.000×15=1.500.000
    Kamu çalışanları dışında olup da gözaltına alınan ya da tutuklanan insanların sayısı da 10.000 olsa;
    10.000×15=150.000
    Okulları kapatılan ve kapı önüne koyulan askeri öğrenci sayısı da yaklaşık 15.000
    15.000×15=225.000
    Kapatılan özel üniversitelerde okuyup da düzeninden olan ve devlet üniversitesine para ödeyerek giden öğrenci sayısını da 15.000 olsa;
    15.000×15=225.000
    Uzun süre açıkta tutulan ve görevine iade edilmeyen 30.000 memur için de;
    30.000×15=450.000
    Bunların hepsini topladığımızda, küsüratı attığımızda yaklaşık 2.500.000 oy yapar.
    Son seçimleri ele aldığımızda; cumhurbaşkanlığı seçiminde yaklaşık 40 milyon geçerli oy kullanılmış. Yukarıda hesapladığımız 2 buçuk milyon oy bu 40 milyon içinde yaklaşık %6.25 değere sahiptir. Sizce hükümetin ileri gelenleri bunu değerlendiriyorlar mıdır?
    Saygılar…

  4. Şimdiye kadar tüm seçimlerde ve halkın oy kullandığı tüm yerlerde, halkımız isabetli oy kullandı. Bu bizi cesaretlendiriyor ve kendimiz kooperatif içinde huzurla çalışıyorduk. İktidarı ile muhalefeti ile ülkemiz yerinde gidiyordu. 15 Temmuz’dan sonraki olağanüstü hal uygulaması beni şaşkına çevirdi. Yetmedi şimdiki Anayasa oylaması da şaşkınlığımı dörde katladı. AK Parti nasıl oluyor da intihar ediyor? MHP nasıl oluyor da ihanet ediyor? Bu AK Parti’ye ihanet değil, ülkeye ihanettir. Ordu’ya ihanettir. Aklım almıyor.

    Anayasa oylamasında ‘Hayır’ çıkarsa yarım asırlık görüşlerim teyid edilecek ve görüşlerimi savunmaya devam edeceğim. Benim bütün bilgim ile anladığım ilim ve Kuran’ın verileri ‘Hayır’ çıkacağı üzerinedir. Bu benim arzum değildir. Tarihi gelişmeleri doğru okuyorsam, geleceği doğru tahmin ediyorsam bu böyledir. ‘Evet’ çıkarsa Türkiye için iki yol kalmıştır.

    Binci yol Ordu’nun müdahale etmesi yoludur. AK Parti iktidarına dokunmadan Cumhurbaşkanı’nı yerinde bırakarak 1971 yılı benzeri bir müdahale Türkiye’yi kurtarabilir. Benim görüşüm; Ordu da müdahale etmezse olağanüstü hal de böyle sürüp giderse korkunç bir darbe harekatının Türkiye’yi beklediğidir. Türkiye ikinci bir İstiklal Savaşı yapmak zorunda kalır.
    Başka bir çıkış da AK Parti yeni hükümet kurar, partilerin uzlaştığı bir anayasa hazırlanır ve o anayasa oylamaya gider. %92 ‘Evet’ oluru ile Türkiye kurtulur. Uzlaşmanın sağlanması müzakere yoluyla olur. %5 oya karşılık bir ilim adamı seçilir. Bunlar ayrı ayrı birer anayasa hazırlarlar. Sonra ikili ikili uzlaşarak anayasalarını birleştirirler. Anlaşamadıkları yerlerde hakemlere giderler. Taraflar hakemleri dışarıdan seçebilirler. Başhakem, kurul üyeleri arasından hakemler tarafından seçilir.
    ‘Hayır’ çıkarsa eski görüşlerimi savunmaya devam edeceğim. Adil Düzen partisinin kurulmasını bekleyeceğim. O parti çıkıncaya kadar AK Parti’ye ve Erdoğan’a oy vermeye devam edeceğim. ‘Evet’ çıkarsa yeni anayasa üzerinde çalışmamı yoğunlaştıracağım. AK Parti’ye oy vermeyeceğim. Erdoğan’a yine oy vereceğim.
    Benim tavsiyem AK Parti olağanüstü hali kaldırırsa, genel af ilan etsin. PKK’lıları ve FETÖ’cüleri affederse ‘Evet’ oyu verirler. Yok olağanüstü hal devam edecekse PKK ve FETÖ’cülerle savaş devam ederse ‘Hayır’ oyu verecekler. Erdoğan’a olağanüstü yetkiler verilsin. Bunun için anayasa değişikliğine gerek yoktur. Anayasamız buna müsaittir.

  5. ben anlamıyorum istedikleri herşey ellerinde yani ne gerek var bu kadar kutuplaşmaya ayrışmaya allah akıl fikir versin 36 yaşındayım ilk defa ülke insanın bu kadar ayrıştırıcı bolunduğunu yahu yazık günah bu memleketin insanına baba evlat bile siyasi için bir biri ile kavga eder oldu

  6. Bir yorumumu, bir de tespitimi/hatıramı paylaşmak isterim.

    1. Yaınızın terörle ilgili bölümünde muhalefete inceden inceye kampanya ipucu veriyorsunuz bence. Olabilir. Beni ilgilendirmez; ben kendini bitaraf ve bertaraf sayanlardanım. Ama siz bence bayağı tarafsınız. Hayret ediyorum açıkçası, ama makuldür!

    2. 2002’de Ak Partinin medyasız iktidara geldiği iddiası bence çok tartışmalıdır. Yaygın ve yerel bağayı hatırı sayılır seviye ve sayıda parti/zan basın-yayın organları vardı; geçelim. Ama “merkez medya” (?) da hiç boş durmamıştı. Aydın Doğan’ın bir tv programına çıkıp uzun uzun niçin Ak Partiye yayınlarında çok çok yer verdiklerini izah etmeye çalıştığını, terleye terleye hem de, gayet iyi hatırlarım.

    Bunları siz de gayet iyi biliyorsunuz zaten de,…

    Saygıyla arz ederim.

  7. Trt nin ne kadar izlendigi onemli degil…tarafsiz olmadigi daha da kötüsü iktidarın güdümünde oldugu cok açık…turkiye secmeninin buyuk bir cogunlugi televizyondan takip ediyor. Ve tvler baskın cogunlukla eveti savunuyor…diyecegim şu adil bir oylama olmayacak sonuc da adil olamayacak…birileri icin bu ülke güllük gülistanlık…birileri icin yangın yeri malesef…

  8. Farkli kesimlerden insanlarla gorusuyorum; cogu insan mutsuz, endiseli ve umutsuz. Bunlar icerisinde muhafazar insanlarda cogunlukta. Ukede guvensizlik ortami var, yoneticilerimizin ne yapacagi belirsiz. Gecen cemaat ile alakasi olmayan, sevmeyen genc bi is adami ile gorustum. Oda cok endiseliydi, Universite yillarinda bir kac sohbete katilmis acaba beni istemeyen biri sikayet ederde hayatim soner diye endiseleniyordu. Ulkemizi yonetenlerin Suriye, Katar, Rusya dan once vatandaslarini dusunmesi lazim. Bu belirsizlik, dusmanlastirici islerin sonlanmasi lazim.

  9. Artik Cumhurbaskaninin halk nezdindeki etkisinde de “metal yorgunlugu” basladi gibi. Hep ayni tarz ve hep ayni laflar. Ayrica son zamanlarda dis politikada bolca “u donusu”. Bakalim, gorecegiz.

  10. Yazar çizer yorumcu gerçekten tarafsızsa yapılacak bir şeyin artısısını eksisini de aktarır malesef ülkemizde tarafsızlık yok illaki kişilerin bi tarafı olur. olmak zorundadırda yalnız gıcık olan tarafsızım deyipte taraf tutanlara sözüm bir yazar ben ortadayım diyo yazılarına bakınca sadece hayırı işliyor evetin hiçmi olumlu yanları yok veya olumsuz yanları anketcilerin ve yazarları halkın içine giripde nabız tutuklarını söylüyorlar ben bunu inandırıcı bulmuyorum birkaç kendi ayarlarında kişilerle konular hakkında konuşuyorlar ve bu vatandaşın nabzı oluyor yani masa başı . Şahsen ben pazarlardayım ve bu referandumla alakalı doğru dürüst bir fikri yok insanların olsa bile sadece tartışmalardan aklında kalanlar. soruyorum maddeleri okudunuzmu okumadım diyorlar dünkü yorumumdada belirttiğimgibi bir konuyu birden fazla üstüne basa basa işlerseniz bu insanların algısını etkilemye yönelik olur ve artı baskı aracı haline gelir.
    Malesef bugünkü yazınızın sonunda Cumhurbaşkanı meydanlarda seçmenine ayar verir diye bir ifade kullanıyorsunuz hiç hoş olmamış bu ifade .işte tam demek istediğim bu ayar verme o kelimeleri kullanarak sizlerde okurlarınıza ayar veriyorsunuz bizler bu ifadeleri uygun bulmuyoruz seçmen olarak sizi takip eden sadece bir fikri benimseyen ler deyil biraz dikkati olmak lazım.
    Yıllarca ölmüş birinin diktatörüğü sürdü bu memlekette artık yaşayanlar hükmetsin bizlere.

    • bekir bey, yaşayanlardan özel bir siparişiniz var mı yoksa “kim hükmederse etsin yeter ki yaşayan biri olsun” mu diyorsunuz? Bir de niye illaki birisinin hükmetmesini istiyorsunuz? Bu da ilginç. hükmedilme arzusundaki bir insanla ilk kez karşılaştım. şaşkınlığımı bağışlayın.

  11. Benim oyum evet zira sayın Erdogan a güveniyorum.
    Bu güvenim bir günlüğüne yaptığım Priştina ve Prizren seyahatinde bir kez daha pekişti. Amasya lı bir genç Toroslar ın dag köylerinden bir kızla evlenir. Bu evlilikten olan çocuk büyür hafız olur. Diyanet te Imam olarak göreve başlar. Prizren in Mamuş a köyüne göreve gönderilir. Boş durmaz . Arnavutça öğrenir ki yöre halkı ile daha iyi iletişim kurabilmek adına. Bu binlerce örnekten sadece biri ve bunun gerisinde Allah ın Lütfu olarak başımızdaki idareci. İdarenin tasarruflarından memnun olmadığınız noktalarda internet üzerinden dogrudan erişebilirsiniz.

    • Ahmet bey, birşey soracağım. sayın erdoğanın kesinlikle kandırılmayacağına mı güveniyorsunuz? “Sayın erdoğana güveniyorum” derken kastınız nedir? Mesela, “kesinlikle hukukun dışına çıkmayacaktır” mı diyorsunuz. “Kesinlikle kül yutmaz. hiçkimse sayın erdoğanı kandıramaz” mı diyorsunuz? ya da “Bütün yaptığı işleri şeffaf yapar, cumhurbaşkanlığının örtülü ödeneğinin nereye harcandığı ve neden bütçenin yetmediğini açıklayacağına” mı güveniyorsunuz. yoksa “tabii ki, benim danışmanlarımın aldığı maaş halkı ilgilendirir” diyerek danışmanların aldığı maaşları size açıklayacağına mı güveniyorsunuz? Güveniniz neye dayanıyor. Bize de açıklayın da biz de az buçuk güvenelim.

    • Entersen bir kelime!”Sayın Erdoğana güveniyorum.”
      Yazınızda din ve diyanetden bahsediyorsunuz, budanda anladığım kadarıyla inançli biri olarak kendınızı tanıtiyorsunuz. Peki, Erdoğanın ne kadar yaşayacağını nerden biliyorsunuz? Hiç bir insan ne kadar yaşayacağını bilemezken ve bu da ister Hiristiya, Müsevi, ateist ve Müslüman olsun herkes tarfından bilinen ve kabul edilen bir gerçek.

  12. Ne zaman ” hizaya sokulan kitle”olmaktan kurtulur,bağımsız ve özgür irademizle karar verebilecek seviyeye gelebilirsek sistemin yapısının çokta önemi olmaz.

  13. not; bir yorumcu arkadaşım didem muz adlı yorumcunun ben olup olmadığını ismimi yanlış yazmış olabileceğim seçeneği üzerinden soruyor. başka arkadaşlar da merak etmiş olabilir. yorumlarından da anlayacağınız üzere ben değilim. belki yorumlarımdan hoşlanmayan birisi diğdem buz ve didem muz üzerinden yorum yapıyor. belki böyle birileri vardır. açıkçası beni rahatsız eden bir durum değil kendi ismini ortaya koyamayan başkalarının isminin ardına saklanan kimselerden neden rahatsız olalım. taklitler her yerde olur…zaten isimlerin ne önemi olabilir. fikirler tartışsın değil mi… sadece ben sanılmasın diye açıklamak istedim. musaba selamlarımı gönderiyorum.

  14. Anayasa değişiklik paketini, üşenmeden, baştan sona okudum. İster “Evet” diyecek olun ister “Hayır” ama mutlaka okuyun ve herkese mutlaka okumalarını tavsiye edin derim. Başkalarının dediği ile değil de kendi aklımızı kullanarak karar verelim bu sefer.

  15. benzer ümitler referandum süreci boyunca devam edebilir. birçok kimsenin meclisten geçmez ümidi de vardı cumhurbaşkanından döner ümidi de. şimdi de halktan döner ümidi var. halka saygı kazansın bence. evet çıkarsa yaşasın halk hayır çıkarsa seçmesini halk ne bilecek olmasın. tersi durum için de böyle. hayır çıkarsa halkın sağduyusu evet çıkarsa halkın cehaleti olmasın. iki ay boyunca zaman zaman bir seçenek diğerinin önüne geçebilir olaylara söylemlere tutumlara bağlı olarak. insanların fikirleri de değişebilir. bunlar yanlış şeyler değil…anlayarak tartışarak karar vereceğiz.
    bu arada medyanın yoğun evet kampanyasına hizmet ettiğini yazmışsınız yine ben de gözden kaçırdığınız hususları yazayım. yurtdışındaki oyları ve iç dinamikleri etkilemek üzere dışarda kara propaganda yapılıyor demiştim dün. bizde daha kampanyalar başlamadan orada başladı… mesela ünlü dergi le point anket sevdasına düştü. ülkede her yerin ateşe verilmesine büyük protestoların çıkmasına neden olan etnik azınlığa yapılan polis işkencesi hakkında ne düşünüyorsunuz konulu bir anketi tercih etmek akıllarına gelmedi de daha gündemlerinde olması gereken Fransızları yakından ilgilendirecek bir konu geldi, erdoğanın türkiyesi sizi korkutuyor mu…diktatörlük seçenekli soruların bol olduğu ankete katılım büyük olup sonu hüsran olsa da hayır cephesinin faaliyetlerini ne kadar küçümsediğinize dair bir örnek oluşturur kanısındayım. iktidarın belki devlet kanallarında bir önceliği olabilir ama trt ne kadar izleniyor bilemiyorum…dün ortada olduğunu iddia ettiğiniz doğan grubunu da bugün iktidara doğru çekiştiriyorsunuz ama yapılmakta olan işler bu durumu mesnetsiz kılıyor. şimdiden yerim dar yenim dar demeye başlamadınız umarm…

  16. Referandum bir parti seçimi değil ki, sağcı ve muhafazakar bir seçmen, ‘HAYIR’ oyu vermiş olmakla solcu bir partiyi iktidara taşımış olsun. Kaldı ki referandum sonrası AKP, iktidarda kalmaya devam edecek, Cumhurbaşkanı yerli yerinde duracak. Hem, on beş yıldır iktidarda AK Parti var.

    Bu farkındalık halinde, AKP veya MHP’li veya dışında kalan sağcı seçmen, referandumda neye EVET/HAYIR diyeceğini sorgulayacak, HAYIR demesi halinde neden terörist, hain olmakla yaftalanacak olmanın arka planını sorgulayacaktır.

    Nitekim Abdulkadir Selvi, ‘evet’ oy oranlarında, rüzgarın tersine dönmesinin nedenlerinden birinin ‘HAYIR’ diyecekleri, terör örgütleri safında göstermek olan ‘dilin’ olduğunu yazdı.

    Bunun farkında değiller mi? Farkındalar elbette. Farkında iseler neden böyle davranıyorlar?

    Biliniyor ki, zayıf olunan ve sorgulanan demlerde ‘kutuplaştırma’ tabanı sıkı tutmada daha işe yarar bir araç ve bunun semeresi daha önceki seçimlerde alındı. Ayrıştırmada bu kadar yol alındıktan sonra yeniden her kesimi kucaklayıcı bir dil kullanmak inandırıcı olmayacağı gibi sonuç almada da kutuplaştırıcı söylem gibi etkili olmayacaktır.

    İşte bu dar alana sıkışmış bir taraf olarak iktidar, ‘olmazsa olmaz’ intibaını halka yansıtması, halkta ters giden bir şeylerin olduğu hissini uyandırmaktadır.

    Koca 15 yıl iktidarda kal, bütün yetkileri tepe tepe kullan, Anayasayı tanıma, devletin bütün kurumlarını ve araçlarını istediğin gibi kullan ve bu gün referandumda halkı iknada elindeki tek seçenek-koz, terör örgütleri olsun!

    Mevcut Anayasaya göre ‘tarafsız Cumhurbaşkanı’ olması gereken Erdoğan, bu konumunda kalmış olsa ve ‘başkanlık’ sistemini Hükümet kendi yetisiyle halka sunma iktidarını gösterebilseydi, bugün kendi adına yapılası sistem değişikliği için meydanlara inmesine hiç gerek kalmadan, oturduğu yerden Erdoğan; ‘eyy halkım, ey milletim’ demiş olsaydı daha geniş kitlelerden ‘evet’ alırdı, kanaatimce…

    …“Cumhurbaşkanı sahaya iner ve kitlesini hizaya sokar” mı dediniz?

    Ya tersi olur ve bu da sandıktan çıkan tabloya fazlasıyla yansırsa?”…

    Hayır, tabloya fazlasıyla yansımayacak, %50/50 düzleminde bir-iki puanla ‘evet’ olacak galiba…

    Artık 2009’a yol alırken, şimdikinden daha ‘baskın’ bir Erdoğan ile yaşıyor olacağız.

  17. Referandum bir parti seçimi değil ki, sağcı ve muhafazakar bir seçmen, ‘HAYIR’ oyu vermiş olmakla solcu bir partiyi iktidara taşımış olsun. Kaldı ki referandum sonrası AKP, iktidarda kalmaya devam edecek, Cumhurbaşkanı yerli yerinde duracak. Hem, on beş yıldır iktidarda AK Parti var.

    Bu farkındalık halinde, AKP veya MHP’li veya dışında kalan sağcı seçmen, referandumda neye EVET/HAYIR diyeceğini sorgulayacak, ‘HAYIR’ demesi halinde neden terörist, hain olmakla yaftalanacak olmanın arka planını sorgulayacaktır.

    Nitekim Abdulkadir Selvi, ‘evet’ oy oranlarında, rüzgarın tersine dönmesinin nedenlerinden birinin ‘HAYIR’ diyecekleri, terör örgütleri safında göstermek olan ‘dilin’ olduğunu yazdı.

    Bunun farkında değiller mi? Farkındalar elbette. Farkında iseler neden böyle davranıyorlar?

    Biliniyor ki, zayıf olunan ve sorgulanan demlerde ‘kutuplaştırma’ tabanı sıkı tutmada daha işe yarar bir araç ve bunun semeresi daha önceki seçimlerde alındı. Ayrıştırmada bu kadar yol alındıktan sonra yeniden her kesimi kucaklayıcı bir dil kullanmak inandırıcı olmayacağı gibi sonuç almada da kutuplaştırıcı söylem gibi etkili olmayacaktır.

    İşte bu dar alana sıkışmış bir taraf olarak iktidar, ‘olmazsa olmaz’ intibaını halka yansıtması, halkta ters giden bir şeylerin olduğu hissini uyandırmaktadır.

    Koca 15 yıl iktidarda kal, bütün yetkileri tepe tepe kullan, Anayasayı tanıma, devletin bütün kurumlarını ve araçlarını istediğin gibi kullan ve bu gün referandumda halkı iknada elindeki tek seçenek-koz, terör örgütleri olsun!

    Mevcut Anayasaya göre ‘tarafsız Cumhurbaşkanı’ olması gereken Erdoğan, bu konumunda kalmış olsa ve ‘başkanlık’ sistemini Hükümet kendi yetisiyle halka sunma iktidarını gösterebilseydi, bugün kendi adına yapılası sistem değişikliği için meydanlara inmesine hiç gerek kalmadan, oturduğu yerden Erdoğan; ‘eyy halkım, ey milletim’ demiş olsaydı daha geniş kitlelerden ‘evet’ alırdı, kanaatimce…

    …“Cumhurbaşkanı sahaya iner ve kitlesini hizaya sokar” mı dediniz?

    Ya tersi olur ve bu da sandıktan çıkan tabloya fazlasıyla yansırsa?”…

    Hayır, tabloya fazlasıyla yansımayacak, % 50/50 düzleminde bir-iki puanla ‘evet’ olacak galiba…

    Artık 2009’a yol alırken, şimdikinden daha ‘baskın’ bir Erdoğan ile yaşıyor olacağız.

  18. Bizim politikacilar, bakalım bu sefer neyle kendilerini millete acındıracaklar! İlk seçimde okuduğu bur şiirden dolayı hapis cezası mağduriyetinin yanısıra mal varlığı olarak sadece parmağındakı yüzüğünü gösterip “benim bu yüzükden başka hiç bir malim yok”demişti.İkincide mâlum 367 ucubesi mağduriyeti yanısıra gerçek bir Adalet ve Kalkınma Partisi olarka milletten oy istemişdi, millette ona o zama layık olduğu desteği vermişdi.Son seçimlerde artan terör durdurulsun diye millet oy vedi.
    Fehmi bey, C Başkani bu işleri çok iyi bildiği için ( milleti ikna etme) bu seferde ne eder eder milleti ikna eder! Buna ya eey Müslüman dünyasi uyanin artak gelin birleşelim dünyayi onlar değil biz idare edelim! Edabiyatnımı yapar, ne yaparsa yapsın onu çok güzel yapacağında ben şahsen eminim.Feto mağdurluğu edabiyatı yapabilir “ama” bunu bu sefer millet pek yutmaz. Pkk diye bilir fakat bu kez Kürtleri pek inandıramaz ona rağmen eskisi kadar olmasada epeyce başarılı olur.
    Bakalım bizim millet neye karar verecek! Kendisinin ve çocuklarının geleceğini düşünerekmi oyunu verir yoksa sevdikleri politikacilar içinmi!
    Ülkemiz ve geleceğimiz için hayırlısı neyse Allah onu nasip etsin.
    Sizlere Hayırlı günler banada Hayırlı geceler, hoşca kalın

    • Kaleminize sağlık Nurdan hanım nedense ben böyle yorum yazarsam onaylanmıyor ama sizinkiler yayınlanıyor olsun kalbimden geçenleri sizin kaleminizden okumakta güzel.Saygılar Hayırlı geceler.

      • Mehmet bey, merhaba benimde bir çok yorumum onylanmadı, fakat o yorumlarımın onylanmamasının sakıncalarını tekrar okuyunca gördüm. Bazende editör onaylamadığı yorumların farkına bir kaç gün sora variyor, ve geçde olsa onayliyor.😊Sağlıcajla kalın.,

  19. Türkiye’de anketçilerin,bazı seçim sonuçlarını kesin sonuçlara yakın bir biçimde tahmin ettikleri olmuştur.Ama anketçilerin yanıldığı, seçim sonuçları ile anketçilerin tahmini arasındaki makasın çok açık olduğu seçimler de olmuştur.

    Bizde siyasetçilerin,gazetecilerin, kamuoyu oluşumunda etkili olan kesimlerin temennilerini tahmin olarak kamuoyuna sunmaları da bilinen ve çok rastlanan bir durumdur.Bugün hayırcıların ortaya attığı tahminlere bu gözle bakmakta fayda var.Bunun tek sakıncası,seçim sonuçlarının açıklanması ile birlikte kendi taraftarlarının büyük bir hayal kırıklığı yaşamasıdır.Başka bir sakıncası yok bence.

    Gelelim hayır tarafında kimlerin bulunduğunun vurgulanması meselesine. Ak Parti ve MHP seçmeni muhafazakar bir yapıya sahiptir.Bu partilerin seçmenlerinin partilerine bağlılığı da kuvvetlidir.Yani pamuk ipliği ile bağlı değiller partilerine. Dolayısı ile hayır tarafında Fetö’nün,Pkk’nın, tüm marjinal sol grupların bulunması bu partilerin seçmenlerinin onlarla aynı tarafta bulunmasına engel olacaktır.Onlarla birlikte hayır oyu vermeleri içlerine sinmeyecektir. Velev ki bu referandumla iktidar değişecek olmasın.Ben MHP seçmeninin en az %80 oranında evet oyu vereceğini tahmin ediyorum.Hayırcı tarafta kimlerin bulunduğunun vurgulanmasının ters tepecek bir yönü yoktur.Sonuçta gözle görülen bir duruma vurgu yapılmış olacaktır.

    15 Temmuz’un gündemde tutulması da ters tepmeyecektir.Çünkü 15 Temmuz ülke için güçlü bir liderliğin önemini ve ne anlama geldiğini herkese gösterdi.MHP’nin bu noktaya gelmesinde de 15 Temmuz’un etkili olduğunu söyleyebiliriz.Saadet,BBP gibi partilerin seçmenleri de evete katkıda bulunacaklardır.

    Doğan grubunun Ak Partinin yanında olduğu tezine katılmıyorum.Program sunucusunu hayırcılara baskı var algısı oluşturmak için işten çıkardığı bile yazılıp çiziliyor.

    Sonuç:Bu referandumdan %60 evet çıkacağını tahmin ediyorum.Temennim ise %70’tir.

    • Her Millet layık olduğu gibi yönetilir. % 60 la geçerse sizden olmayana suda vermezsiniz. Allah Müslümanları Müslümanlarla imtihan ediyor.

  20. Sistem değişikliği kampanyasını saf anlayışı ile yürütmek ters tepti. Ak parti de bunun farkına vardı. http://mobil.hurriyet.com.tr/yazarlar/abdulkadir-selvi/evet-ruzgari-tersine-dondu-40366044

    Birde itirazım var. DEAŞ’ın da hayır desiği söylüyorlar. DEAŞ idolojik çizgisinde olan örgütler demokratik siyasi sistemi tağut olarak görürler. Seçimlerde oy kullanmanım allahın hühmüne aykırı olduğuna inanırlar. Kanatime göre DEAŞ tercih zorunluluğunda bırakılırsa yeni sistemi, parlamenter sisteme tercih eder.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here