Bu Araplar yoksa bizi sevmiyor mu?

17
El-Ahram'ın 'Türk ordusu Erdoğan'ı gönderdi' manşeti

Yazının başlığını okuyunca ”Hangi Araplar?” diye sorduğunuzu işitir gibi oluyorum.

Sorunun cevabını bu yazının içinde alacaksınız, ama her şeyden önce yazının öyküsünü anlatmam gerekiyor.

Türkiye’den İngilizce kanallara, oradan da Arap kanallarına…

‘Darbe’ gecesi önce Başbakan Binali Yıldırım’ı, sonra da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı bulundukları yerlerden katıldıkları canlı yayınlarda izledim ve girişimin başarısızlığa uğrayacağından emin olunca yabancı yayınlara geçtim.

Bir yandan da internet üzerinden ulaşılan haber kaynaklarını okuyordum.

Amerikan ve İngiliz medyası darbenin başarısız olacağını erken anladı; herhalde ihtiyatlı davranmak ihtiyacıyla zaten geç girdiği ”Türkiye’de darbe” haberlerinde fazla açığa düşmedi.

Tek istisna Amerikan Fox kanalıydı. Tivibu’dan bizde de rahatlıkla izlenilebilen Murdoch’un Fox-TV’sinde, kendisine mikrofon uzatılan yorumcular, önce darbecileri alkışladılar; başarısızlık saklanamaz hale gelince, söylemleri, ”Türkiye büyük fırsat kaçırdı” biçiminde değişti.

Beni esas şaşırtan Arap kanalları oldu.

Katar sermayeli ‘El-Cezire’ kanalı biraz endişeliydi, endişesi geçince rahatladı. Suud sermayeli ‘El-Arabiyye’ ise, çağırdığı yorumcuların verdiği izlenimle, Türkiye’de darbecilerin yönetimi ele alabileceği umudunu neredeyse sabaha kadar korudu.

En hüzün verici olan ise Mısır devlet kanallarının tavrıydı.

Hemen bütün kanallar bir türlü darbenin âkıbetini doğru veremediler. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın cep telefonu aracılığıyla görüntülü verdiği mesajları bizim kanallardan alıp ekranlarına taşıdılar; ancak Türkçe bilen birini bulamadıkları için, ne dendiğini, ancak o da neden sonra, ajans haberlerinden öğrenip aktardılar.

Ahmed Musa, askeri darbe başarılı olamadı diye üzüntülü
Ahmed Musa, askeri darbe başarılı olamadı diye üzüntülü

Öğrendiklerinde iş işten geçmiş, sosyal medyada dalga geçilir olmuşlardı.

Sosyal medya yıkıldı bütün gün.

Ekrana ‘Türkiye uzmanı’ olarak davet ettikleri kişiler gece boyu genellikle resmi görüşe uygun yorumlar yaptılar ve izleyicilerine ”Türkiye’nin vatansever ordusu sonunda Tayyip Erdoğan’ı yerinden etti” mesajını verdiler.

Benim izleme imkânı bulamadığım bir kanalın –Seda el-Beled’in– yorumcusu Ahmed Musa, programında, ”Bu bir darbe değildir. Asla. Türk ordusundan bir grubun gerçekleştirdiği bir devrimdir. Şunu iyi bilin: Türk ordusu ne zaman devrim yapsa, sonunda mutlaka zafere ulaşır” deyip gülüyormuş…

Arap gazeteleri, bini bir yerde
Arap gazeteleri, bini bir yerde
Gazetelere gelince…

”Yoksa, yoksa Araplar bizi sevmiyor mu?” sorusunu sorduracak ve bana bu yazıyı yazdıracak haberler ve yorumlarla dolu, son 10 günün Arap gazeteleri…

Şark-ul Evsat gazetesinin yayın yönetmeni Eyad Abu Shakra, girişimden günler sonra (27 Temmuz) yazdığı yazıda ‘darbe karşıtlığı’ yapıyor; ama yazısına önce Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la arasına mesafe koyma ihtiyatıyla başlıyor.

Kendisi Suudi Arabistanlı, gazetesinı Suud sermayesi yayınlıyor, ve Abu Shakra ”Türkiye’nin Recep Tayyip Erdoğan’ı sevmeyen ve onun hükümet etme yöntemini beğenmeyenler bile –ben de onlardan biriyim– demokratik usullerle seçilmiş bir hükümete karşı darbeyi desteklemez” diyor yazısının girişinde.

Al-Ahram gazetesi (Mısır), 16 Temmuz sabahı, kırmızı kocaman harflerle, eteğinde ziller çalan ”Türk ordusu Erdoğan’ı devirdi”  başlığıyla çıktı.

Dün baktım, al-Ahbar gazetesinde Filistinli yazar Faiz Reşid, darbe üzerine yazarken, Gezi’den başlayıp şu sırada hapiste kaç gazeteci bulunduğuna kadar bir dizi olumsuzluğu okurlarının dikkatine sunuyor.

Yazısının başlığı da tek yönlü zaten: ”Türkiye’nin ve Erdoğan’ın ahvali; sebebi Erdoğan’ın kendisi…”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ortadoğu danışmanı Sefer Turan mükemmel Arapçası ile şu günlerde devreye girse iyi olur.

Bakanlar Kurulu’nun danışmanı olduğu bilgisiyle görüşlerine yer verilen Dr. Mustafa Göksu ile ‘Şark-ul Evsat’ gazetesinde (25 Temmuz) karşılaştım. Dar bir konuda (Türkiye’ye Körfez ülkeleri yatırımları) konuşmuşlar kendisiyle, ama yine de rahatlatıcı bir katkı onunki…

AAron Klein, Kudüs'ten darbenin arkasındaki 2 ülkeyi bildiriyor
AAron Klein, Kudüs’ten darbenin arkasındaki 2 ülkeyi (!) bildiriyor
Amerikan ajansına göre biz ve Araplar…

Konuyu araştırırken, Türkiye’de Arap Dünyası’na, Arap Dünyası’nda Türkiye’ye dönük sağlıklı haber taşıyıcılığı yapabilecek kanallar az olunca, başkalarının araya girdiklerini fark ettim.

Özellikle bir ABD ajansının geçtiği haberi okuyunca…

Hiç bizden birilerinin darbe sebebiyle bir Arap ülkesini suçladığını veya darbenin arkasında bir-iki Arap ülkesi bulunduğuna inanıldığını işittiniz mi siz?

Şaşırmayın, böyle birileri varmış…

Breitbart haber ajansına konuşan bir Arap istihbarat kaynağı, ”Geçen cuma gecesi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı hedef alan darbe girişiminin arkasında bazı Arap ülkelerinin bulunduğuna Türkiye inanıyor” demiş…

Ajans haberinde ‘bazı’ diye müphem geçilen ülkelerin, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olduğunu da açıklamış aynı kaynak; ajans da aktarmakta

Tam da Körfez’den sermaye beklendiği, Mısır’la arayı düzeltme ihtimali gündeme geldiği şu sırada…

Mısır ile BAE, Arap Dünyası’nda, Müslüman Kardeşler (MK) örgütünün en acımasız düşmanıymışlar; MK örgütünün en keskin müttefiki ve destekçisi ise Erdoğan rejimiymiş…

İşte bu yüzden o iki ülke…

Ciddi ciddi bunu yazıyor adamlar…

Şunu da: TC büyükelçilikleri ile istihbarat ajanları Mısır ile BAE’nin darbede dahli olduğuna dair belge, bilgi ve kanıt toplamak üzere pamuk atar gibi Ortadoğu’yu bir baştan diğerine arşınlamaktaymış…

Hatta, Fethullah Gülen’in darbe planına son biçimini vermek üzere BAE’ne gidip gitmediğini de araştırıyormuş bizim istihbaratçılar…

Mohammed Dahlan, Gazzeli politikacı
Mohammed Dahlan, Gazzeli politikacı
Mohammad Dahlan adını duydunuz mu?

Ben şu yakınlarda, ‘Mahmud Abbas’ın yerine göz dikmiş Gazzeli politikacı’ olarak duymaya başlamıştım.

Ajansın Kudüs muhabiri Aaron Klein tanıştırıyor: Filistinli… BAE veliahtı Prens Muhammed Bin Zayed’e danışmanlık yapıyor… En önemli özelliği MK karşıtlığı ve Türkiye kendisini ‘MK aleyhtarı uluslararası bir şebekenin kilit adamı’ olarak görüyor…

Mohammad Dahlan’dan darbe destekçisi olarak da kuşku duyuyormuşuz…

Hani Mısırlı medya mensupları, Suud sermayeli TV kanalının haberlerini sunanlar, bazı Arap yazarlar bizi sevmiyormuş,… Konjonktür sebebiyle bunları anlarım da…

Gazzeli biri de mi yani?

Sevgisizlik sezilince arayı açmaya koşan çok olur..

4535E58D-4DE3-46D0-88CC-5132D61F29D3O da mı?

Böyle ortamlarda köşesine koştuğum Arap gazeteci Arab News’un kıdemli yazarı Suudlu Abdulateef Al-Mulhim olur. Evet, Türkiye’ye ve Türk halkına barış ve uyum dilese de, maalesef o da hiç iyi bir tablo çizmiyor: “Erdoğan şunu bilmeli” diyor yazısının sonunda, “İntikam ve karşı-intikam Suriye’yi mahvetti. Ortadoğu geceyarısı ekspresi yalnızca gürültü çıkarmaz, arkasında yıkım da bırakır.”

Hey Allah’ım, ne günlere kaldık…
ΩΩΩΩ

Bu tablo yanlış...
Bu tablo yanlış…
Önemli bir not:

Arap basınını tarar, TV ekranlarında dile getirilenleri öğrenmeye çalışırken en fazla dikkatimi çeken, haber ve yorumlarda bize en fazla yakıştırılmayan gelişmenin gazeteci ve yazarlara yönelik resmi tavır olduğunu fark ettim.

Henüz Nazlı Ilıcak, Şahin Alpay, Ali Bulaç, Hilmi Yavuz, Nuriye Akman ve isimlerini herkesin iyi bildiği çok sayıda gazeteci gözaltına alınmamışken hem de…

Darbecilerle hesaplaşma, evet, mutlaka yapılmalı. Ancak kalem erbabını, gazetecilik veya yazarlığı başka bir hesap yapmadan sürdüren insanları aynı torbanın içine atmak? Hayır.

Türkiye’ye bu yakışmıyor.

Araplar da bunu söylüyor işte.

ΩΩΩΩ

17 YORUMLAR

  1. SELMAÜN ALEYKÜM. FEHMİ BEY SİZİ ELİMDEN GELDİĞİNCE TAKİP EDERDİM. YORUMLARINIZI DİKKATLE OKUR ANLAMLANDIRIR VE BİR BAKIŞ ELDE ETMEYE ÇALIŞIRIM. ARAP BASININI DA TAKİP EDERİM. ARAP BASININI TAKİP ETMEK KONUSUNDA SİZE YARDIMCI OLABİLİRİM. İYİ DERECEDE ARAPÇA OKUR ANLAR VE YAZARIM. SELAM VE DUA İLE…

    • Enver Bey merhaba,

      Daha önce birkaç kez yazdık, reklamları biz seçmiyoruz. Reklamlar Google tarafından gösteriliyor.. Binlerce reklam arasından kişiye özel reklamlar gösteriyor. Belki Hristiyanlıkla ilgili bir Google araması yaptıysanız, onun sonucu olarak size böyle bir reklam göstermiş olabilir.

      Saygılarımla,

  2. Bu ülke bizim. Başka gidecek yerimiz yok ve onceligimiz bu. Güç kimdeyse her zaman haklıdır ama adilmidir degilmidir konuşulur . Haksızlık varsa herkese vardır bir zümre veya topluluk ayırt edilemez . Birileri zamanında güçlü iken tarafsız insanlara haksızlık etmiş ise şimdi cezasını çeker ama şimdi ceza çektiren ezelde bunlara göz yummuş ise tabiki güç elden gidince cezasını çeker . Yapılanma içinde pasif olan hiçbir suça katılmamış kişilerle suçlu kişiler bir kefeye konulursa sonunda intikam duyguları kabarır ve iç çatışmaya dönüşür şartlar agirlasirsa kaçınılmaz son bu olur. Kısa ve net Allah herkesi bildiği gibi yapsın . Hz yusuf a.s rüyasında kıtlık ardından bolluk sonra yine kıtlık ve bolluk takip ediyordu . Bolluk zamanında kitligin değerini bilmek gerekiyor. Bunu şimdiki zamana uyarlarsak iyi mi gidiyor herşey kötü mü daha iyi anlaşılır

  3. Kendimi bildim bileli (40 sene!) bir türlü kendimizi dünyaya anlatamadığımızı dinliyorum. Çocukluğumda bir televizyon programı sonrası bu soruyla yatağa gittiğimi bile hatırlıyorum.
    Ne kalın kafalı ya da kötü niyetli insanların arasında kalmışız ya Rabbi! Ya da millet olarak anlatma özürlü müyüz, nedir?

  4. Demek ki arap dünyasında da aleyhimize bir şekilde algı operasyonları yapılıyor. Dış işleri bakanlığının büyük elçiliklere bildiri göndererek bu algı operasyonuna karşı açıklamalar yapmalarını istemesi lazım aynı zamanda bu bildirileride takipçisi çok olan gazete tv kanalları ve ajanslara yaptırması daha etkili olacaktır. Diplomasi önemli.
    Son olarak fehmi yazınızın son kısmını biraz daha açarsanız daha iyi olur düşüncesindeyim mesela kalem erbabını ayrı bir şekilde nasıl değerlendirebiliriz?

  5. Bu yazarların son üç yılda yazdıkları yazıları okumanızı tavsiye ederim büyük bir kesimi bu ülkenin cumhurbaşkanına Bu ülkenin seçilmiş yöneticilerine en ağır şekilde hakaret ederek tehtit etmek basın özgürlüğü fikir özgürlüğü müdür. gazetecidir ne yapsa yeridir mi?

  6. *Fehmi bey ; “Sermayesi bir yerlere BAGLI Basında ;yazar çizerler in ; O sermaye hedef
    lerine hizmet ettigini, etme mecburiyetini “ifade ediyorsunuz…Realite de Bu..
    O halde Bizim Yazarlarımız da ; Bir Fikir adamı..bir düşünür..Bir Akademisyen ..bir Gerçek Gazeteci olmanın ötesinde ;Bir karıştırıcı..bir Servis ajanı…bir hizmetli..bir Vatan satıcısı ..bir Bölücü bir Peşkeş cekici Olamaz mı.?
    **Elbetteki ;Kendini Millet
    inin .Bayragının Birliginin Varlıgına Adayan lar Baştacı.
    Elbette Her Şüpheliler Hesap Sorulmalı..
    **Elbetteki Adalet ve Hak Terazisi ile. .
    Altaylar dan Selam ile..

  7. araplaramı kalmış bunları dile getirmek yakalama katatı çıkan her gazetecinin cumhurbaşkanına hakaret iftira ve tehdit yazılarını sizde okumuşsunuzdur şimdi o yazılardan ne kasdettiklerini sormak suçmu neye dayanarak o tehditleri ettiniz kime güvendiniz demek devletin hakkı deyilmi

  8. kalem erbabına dokunmak uygun değil de aylar önce Dilipak malum okullara çocuklarını verenler örgüte yardım ve yataklıktan yargılanabilir diye yazarken, bugün aynen o ihbarı zımni de olduğu gibi çocuklarını o okullarda tutanlara devlet kurumlarından çıkış verildiğini, işsiz, aşsız, evsiz bırakıldıklarını duyuyorken gözümüzden yaş neden önce kalem erbabı için aksın ki ?

  9. Ahmet Taşgetiren yırtındı ‘ne olur mutfağının bütçesinden burs ayıran kadınlara savaş yükünü taşıtmayın’ diye. Oda kalem erbabı. Bu kalem erbapları ise savaşa odun taşıdılar. Zaten üç kuruş maaşla ibadet aşkıyla koşturup duran binlerce öğretmen, memur vs. Şimdi hepsi işsiz. Bu kalem erbapları usta kalemlerini onlara bir yol, bir çıkış göstermek için kullansınlar. Yayınlanmış kitapları, gelirleri ve Fehmi K. nun ifadesi ile altın bileziği olan bu tuzu kuru kalem erbapları ‘Durun yahu ne yapıyorsunuz? Siz Türkiye’nin gelmiş geçmiş en dindar CB ile nasıl savaşırsınız’ diyemedikleri için bu insanların yükünü çekmeli, aşını temin etmelidirler. En büyük vebal başkasının vebalidir. Uçuruma koşan ata deh, daha hızlı diyen erbap arkadaki vagondakileri felakete sürükledikten sonra ‘biz kalem erbabıyız, ne desek olur!’ diyebilir mi?
    Zaten özgür iradeleri ile fikirlerini yayanlara can kurban. Ancak kalem erbapları bir yayın kuruluşunda çalıştırılırken onların fikirleri doğrultusunda ise yazabiliyor değilse yazamıyor. Özgür irade? hür kalem? Pöh..

  10. “Ancak kalem erbabını, gazetecilik veya yazarlığı başka bir hesap yapmadan sürdüren insanları aynı torbanın içine atmak?” Fehmi Bey’den “başka bir hesap yapmadan” ifadesini biraz açmasını rica edelim. Kalem erbabı nasıl bir hesap yaptığında torbanın içine sokulabilir? Bu hesabı yapıp yapmadıklarına işaret bu kişilerin yazdıklarının ya da konuştuklarının tamamen dışında mı aranmalıdır? Bu çizgiyi nereden çizelim ki siyahla beyaz birbirinden ayrılsın Fehmi Bey?

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here