Arınç için “Gönlümüzde yeri yok” demiş bir AKP’li.. Manisa bu yüzden kaybedilmiş olmasın?

32

Referandum sonrasının yeni sporu, sonucu ‘başarısızlık’ görenlerin, ortaya çıkan tabloya bakıp hayıflanırken suçlu arayışına da çıkmaları…

İktidara yakın bilinen medyada şiddetli tartışmalar bu minvalde…

AK Parti’nin kurucu kadrosundan önemli bazı isimler kampanyaya katılmamak ve ‘Hayır’ oyu kullanmak ile suçlanıyor…

Sürü psikolojisi

Bir milletvekili, işi, kurucu kadronun öndegelen isimlerinden Bülent Arınç için, “Gönül dünyamızda onun zerre kadar yeri yok” demeye kadar vardırdı. İkna çalışmalarına o da katılsaymış.. sonuç farklı olurmuş…

Doğrudur, o ve başka isimlerin ‘Evet’ kampanyasına fiili olarak katılmamalarının sonuç üzerinde etkisi olmuştur; hem de bayağı etkisi olmuştur.

Ancak böyle düşünenlerin unuttukları bir gerçek var: Siyaset illâ bir sürü piskolojisi içerisinde davranmayı gerektirmiyor; hep birlikte, beraberce yapılıyor siyaset, ama bu, siyasilerin iradeleri üzerine ipotek koymadan gerçekleşiyor…

Hiç değilse demokrasilerde siyaset öyle yapılıyor.

Özellikle de ‘başkanlık sistemi’ ile yönetilen ülkelerde.

ABD öyle bir ülke ve orada siyasi hayat içerisinde bulunan insanların elbette parti çıkarını gözetmeleri bekleniyor; ancak ondan da önce, ülkenin ve seçildiği bölge insanının çıkarlarını gözettikleri biliniyor…

Her Temsilciler Meclisi üyesi ve senatörün hangi konuda nasıl oy verdiğinin ayrı ayrı hesabı tutuluyor ABD’de…

Pek çok başka demokratik ülkede de durum aynı; bir-iki kişinin iradesinin esiri olmak değildir demokrasi…

Hiç mi beğenmeyen çıkmadı?

Türkiye referandumda 18 maddelik bir anayasa değişikliği paketini oyladı; az bir oy farkıyla ‘parlamenter sistem’ terk ediliyor ve ‘Türk tipi’ olduğu vurgulanan yeni bir sisteme geçiliyor…

Ciddi bir dönüşüm bu.

Referandumda AK Parti ‘Evet’, CHP de ‘Hayır’ cephesinin öncülüğünü yaptı. Her iki partinin milletvekilleri, paket TBMM’de görüşülürken, hiç fire vermeden partisi çizgisinde oy kullandı.

AK Parti içerisinde paketle getirilmek istenen yeni sistemi benimsememiş tek bir kişi yok muydu?

Ya da CHP içerisinde “Başkanlık sistemi daha iyi” görüşüne yakın duran bir milletvekili?

Var idiyse bile varlıklarını belli etmediler ve tıpış tıpış gidip oylarını partileri istikametinde kullandılar…

Dahası da var: Referanduma sunulan konuda partilerinden farklı düşünenler seçildikleri illere giderek şahsen benimsemedikleri tez için vatandaşı ikna etmeye de çalıştılar.

Neymiş, parti disiplini böyle gerektiriyormuş…

Gülerim ben buna.

Ya sandıktan ‘Hayır’ önde çıksaydı..

Oysa demokratik bir ortamda, getirilmek istenen yeni sistemi içine sindirememiş, bilgi ve tecrübesiyle bunun yanlış olduğu kanaatine varmış olan siyaset adamlarının, yapılmak istenene en baştan karşı çıkması gerekirdi.

Partisi için de doğru olan böyle bir davranıştır.

İzah edeyim:

Referandum kıl payıyla ‘Evet’ sonucunu verdi; pekala tersi de olabilir ve ‘Hayır’ oyları daha fazla çıkabilirdi.

O ihtimalin de güçlü olduğu bugün görülebiliyor.

‘Hayır’ sonucu çıksaydı, bu durum, AK Parti için hiç de hayırlı sonuçlar doğurmazdı…

Baştan karşı çıkan/lar işte bunu önlemiş olurdu.

Sandıktan ‘Evet’ sonucu çıktığı halde yaşanabilecek olumsuzluklar yok mu iktidardaki parti açısından?

En doğru siyasi davranış tarzı, hayati konularda kararlar alınırken, en geniş istişare mekanizmasını çalıştırmak ve yine de ikna olmamışları cepheye sürmemektir.

Bizde ise, artık günlük politikadan uzak ve istişare mekanizması içerisinde de bulunmayan kişilerin bile, içlerine sindirmiş-sindirmemiş olmalarına aldırmadan, cephede yer alması bekleniyor.

O insanların sessiz kalmalarının bir ‘nimet’ olduğunun düşünülmemesi bana ilginç geliyor.

Ya alenen “Benim oyum hayır” mesajı verselerdi..

Kurucu kadrodan ve tabanda hâlâ etkisi bulunan kişiler, partinin propaganda kampanyasına açıkça katılmadıkları için, sandıktan çıkan sonuç etkilenmiş midir?

Herhalde etkilenmiştir.

Ya tersi olsaydı? Ya aynı kişiler referandumda sürüden ayrı oy kullanacakları mesajını alenen verseler, bu tercihlerini sevenlerine duyurmak için çaba sarf etselerdi ne olurdu?

Düşünün bakalım, referandum sonucu o zaman ne olurdu?

Manisa’da ‘Hayır’ oylarının fazla çıkması soğukluğun sandığa yansıması sayılabilir.

İsimleri de telâffuz edilerek şimdilerde onların üzerlerine gidilmesinin bile AK Parti kitlesini tereddüde düşürecek bir etkisi mutlaka olacaktır.

Seçmenin oyu kimsenin cebinde değil.

ΩΩΩΩ

32 YORUMLAR

  1. Muhakkak ki Ak Parti yönetimi referandum sonuçları üzerine derin bir muhasebe yapacaktır.

    Naçizane üzerinde durulmayan 2 hususa dikkat çekmek istiyorum:

    FETÖ ile mücadele kapsamında, suçlu olmadığı halde mağdur edilen insanların durumu Hayır’a ne kadar katkı verdi?
    Yurtdışında yaşadığım halde, kısıtlı temas imkanlarımla çevremde mağdur olduklarına emin olduğum en az 5 aile biliyorum.Bu insanlar haklarında bir FETÖ soruşturması olmamasına rağmen
    kamu görevlerinden uzaklaştırıldılar. Türkiye’de çalışma imkanları kalmadı.Pasaportları da iptal edildiğinden yurtdışında iş bulma imkanlarından da mahrum edildiler. İlginç olan husus şu ki, bu insanlar mütedeyyin, eğitimli, nitelikli ve
    kariyerlerinde başarılı insanlar.Anlaşılan o ki, Tayyip Bey’e rağmen bir irade bu
    insanları tasfiye ediyor.Adalet duygusu
    zedelenen bu insanların gönüllerinin kazanılması için Ak Parti’nin bu hususa hakkaniyetle eğilmesi elzemdir diye düşünüyorum.Adalet duyguları alt üst olan bu insanlar, bu durumdan etkilenen aile fertleri, akrabalar, arkadaşlar vs.’nin Hayır oylarına katkısı hakkında bir anket araştırmasının yapılmasının bu muhasebeye ciddi bir katkısı olacağını düşünüyorum. Unutmayalım:Adalet Mülkün Temelidir.

    İkinci bir husus olarak da, önerilen sistem değişikliğinin kamu çalışanlarının işten atılmasını kolaylaştıracağına dair bir endişenin, kamu çalışanlarının ciddi
    bir oranda Hayır’ı desteklemesine yol açtığını düşünenlerdenim.Yeni sistemde
    kamu çalışanlarının liyakat esaslı işe alım ve performans değerlendirme kriterleriyle güvence altına alınacağı ve
    657 sayılı Memurin yasasının hukuken
    daha verimli bir hale getirileceği hususunda, kamu çalışanlarının endişelerinin giderilmesi de isabetli olur.

  2. Bugünki yazınızı tartacak kantar bence burda yok, her cümleniz cuk diye oturmuş ve ocak medyadan haberim olduğu ve sık kullanılanlara eklediğim için nasipli hissettim kendimi.
    Bana göre en iyisini yapmışlar sayın Gül, sayın Arınç ama sanki sayın Davutoğlu diliyle evet demedi belki ama hal diliyle evet’e yakındı. Başkanlık sistemi bence memleket için hayırlı olucak, Sayın Erdoğan etrafındaki şakşakçılardan kurtulup, kendi iradesiyle baş başa kalıp kabinesini sağlam adamlardan kurmadığı müddetçe başkan bile olsa bence başarılı olamayacak, kaldı ki o şakşakçılardan kurtulmak nerdeyse namümkün hale gelmiş, durumu düşündüğümde gözümün önüne bir çınar ağacı geliyor ama ağaç etrafına ve en uç dallarına kadar dolanmış sarmaşık ve sarmaşık benzeri bitkilerle çepeçevre kuşatılmış ki ağaç görünmüyor, ağacın gövdesinde komple kapalı olmasından mütevellit atipik mantarlar üremiş, hasılı çınarın çınar olduğunu anlamak için o asalak bitkilerin temizlenmesi lazım, hani diyorum ki belki Gül, Arınç, Davutoğlu, Ali Babacan filan o asalak bitkileri şöyle kökünden tutup çekip çınarı temizlerler ya da memleketi daha aydınlık günlere götürecek hamlelerde bulunabilirler. Evet ya da hayıra taraf olmamış olmaları, onları aklayan bir avantaj haline dönüşebilir, bugünki evet tarafından da hayır tarafından da destek bulabilir. Böylelikle daha geniş bir kesimin desteğini almış olur.

  3. Fehmi Bey,Bütün dünyada demokrasi uygulamalarında partiler var ve bu partilerde görev alan kişiler var. Bu kişilerde partilerinin görüşüne göre hareket eder. Bu görüşler yanlış bile olsa arkasında dururlar. Bunun adı nedir? Biat dır değil mi? O halde yola beraber çıkanlar niçin suskun kaldılar. Keşke suskun kalmasalardı. Suskun kalmamış hayır vereceğiz demiş olsalardı evet oyları biraz daha artardı.Çünkü toplumumuz iki yüzlü olanlara büyük tepkiler vermektedir. Türkiye’de Müslümanların parça parça olmasından kimler fayda görüyor? Deniz Baykal’ı izlediğim de gördüğüm genel başkanlıktan istifa etmesine sebep olan o çirkin davranışının kamu oyuna açıklanmasına rağmen partisinin aleyhinde hiç olmamıştır. Aslında partisinden kendisine tuzak kurulmuş bu tuzağı kuranlar partinin idaresini ele geçirmiş olmalarına rağmen. Sadakat dediğimiz şey böyledir işte. Bu sadakada aslında manevi değerlerimizi öne çıkaran görüşün sahibi bizlerde olması gerekmez mi?

  4. Fehmi Bey bayrak açmalarını beklemiyorduk ama şu ortamda söyleyecek 3 cümlesi yok muydu bu insanların? Sizce de Abdullah Gül Beyfendi’ nin Ali Babacan Beyfendi’nin bu ülkeye karşı, sizin bizim gibi düşünenlere karşı sorumluluğu yok mu ? Üstelik bu sıradan bir seçim değil son derece önemli bir sistem değişikliği..

  5. TERÖRİST ABLALAR !..
    Üçer beşer.beşer onar
    Yirmisinden yetmişine
    “Terörist”ana,bacılar
    Gelmişinden geçmişine.

    Verecekler hesabını
    İkiyüzelli şehidin
    Eli kanlı kasabını
    Şaşmaz hükmüyle tarihin

    Polis almış götürüyor
    Hayret kelepçeleri yok
    Mapus yolu görünüyor
    Zira “suç”büyük bir şok!

    NOt:İlgili fotoğrafı görünce sayfa gündemine rağmen,yazmadam edemedim,yayınlanmayacak olsa da..

  6. AHDE VEFA
    İnsanların çoğunda ahde vefa duygusunun kalmadığına işaret etmek isterim. Gerek sn.Gül gerekse sn Arınç başlarındaki saçları “dava” denilen uğurda beyazlatmışlardır. Eleştirenlerin onların saçlarındaki beyaz kıl sayısınca haklı olmalarını dileridim. Ama malesef eleştirenlerin çoğu onların verdiği hizmeti değerlendirecek kadar tecrübeli olduklarını sanmıyorum dersem hata mı yaparım bilemem. Eyyyyy beşer birazcık ahde vefa birazcık. İçinizdeki vefasızlığı fazla dışa vurmadan birazcık ahde vefa yeterli olur. Kim bilir belki bir gün bu ahde vefa sana çok şey kazandıracaktır. Saygıyla.

  7. Muhakkak ki Ak Parti yönetimi referandum sonuçları üzerine derin bir muhasebe yapacaktır.

    Naçizane üzerinde durulmayan 2 hususa dikkat çekmek istiyorum:

    FETÖ soruşturması kapsamında, suçlu olmadığı halde mağdur edilen insanların durumu Hayır’a ne kadar katkı verdi?
    Yurtdışında yaşadığım halde, kısıtlı temas imkanlarımla çevremde mağdur olduklarına emin olduğum en az 5 aile biliyorum.Bu insanlar haklarında bir FETÖ soruşturması olmamasına rağmen
    kamu görevlerinden uzaklaştırıldılar. Türkiye’de çalışma imkanları kalmadı.Pasaportları da iptal edildiğinden yurtdışında iş bulma imkanlarından da mahrum edildiler. İlginç olan husus şu ki, bu insanlar mütedeyyin, eğitimli, nitelikli ve
    kariyerlerinde başarılı insanlar.Anlaşılan o ki, Tayyip Bey’e rağmen bir irade bu
    insanları tasfiye ediyor.Adalet duygusu
    zedelenen bu insanların gönüllerinin kazanılması için Ak Parti’nin bu hususa hakkaniyetle eğilmesi elzemdir diye düşünüyorum.Adalet duyguları alt üst olan bu insanlar, bu durumdan etkilenen aile fertleri, akrabalar, arkadaşlar vs.’nin Hayır oylarına katkısı hakkında bir anket araştırmasının yapılmasının bu muhasebeye ciddi bir katkısı olacağını düşünüyorum. Unutmayalım:Adalet Mülkün Temelidir.

    İkinci bir husus olarak da, önerilen sistem değişikliğinin kamu çalışanlarının işten atılmasını kolaylaştıracağına dair bir endişenin, kamu çalışanlarının ciddi
    bir oranda Hayır’ı desteklemesine yol açtığını düşünenlerdenim.Yeni sistemde
    kamu çalışanlarının liyakat esaslı işe alım ve performans değerlendirme kriterleriyle güvence altına alınacağı ve
    657 sayılı Memurin yasasının hukuken
    daha verimli bir hale getirileceği hususunda, kamu çalışanlarının endişelerinin giderilmesi de isabetli olur.

  8. Bu kadar kritik bir süreçte sessiz kalmaları ne kadar doğru Fehmi bey. Ülkenin geleceğiyle ilgili endişeleri varsa ki var olduğunu sessiz kalmalarından anlıyoruz. Açık açık tereddütlerini dile getirmemeleri bana pek doğru gelmedi

    • Fehmi Bey, yazısında Ak Parti seçmenine sesleniyor. Bu şahısların doğru yahut yanlış bir tavır sergiledikleri ayrı bir konu. Evet cephesi bu suskunluklarına kızıyor ve Fehmi Bey’e göre sessiz kalmaları bu insanlar için bir nimet… Bu konuda ben de katılıyorum.

  9. Türk halkı 2002 ve 2013’e kadar Türkiyenin içerde ve dışarıda en başarılı ve rağbetili dönemini yaşatanlarin veya esas başarının kahramanlarınin kimler olduğunu 17/25 Aralık olaylarından bu tarafa yaşıyarak öğrendi.
    Şimdi bunlar tetikçiler tarafindan tek tek hedef tahtasına yatırıp yok etmeyi tetikçiler kendi öz iradeleri ilemi yoksa emirle mı yapıyorlar? Bunu iyi analiz etmek gerek bu nedenden dolayı.
    Benimde tetikçilere bir sorum ve birde önerım olacak. Dış basın ve yayınları bir zahmet okuyup Türkiye hakkında dişarda iddia ve kanıtlanmış gizli ve açıkça Türkler tarafından yapılan kanunsuz faliyetleri aynen onların basın ve yayıncıların yaptıkları gibi sizde kendi halkınıza bizlere neden bunların hiç birini duyurma veya bilgilendirme ihtiyacı hissetmiyorsunuz?
    Bülent Arınç veya diğerleri, oy için size destek ve köstek olmaması Türkiye için kayıp
    da değil ayıp da değil.
    Sizler (tetikçiler) içeriyi bırakın dışarıdaki olanlara enerjilerinizi harcayın’ki bizlerde bu konuda sizlere destek olalım. Böyle giderse yakında Türk devlet adamlarını vizesiz içeri almadıkları gibi onlara vizede vermezler.
    Buralarda (Türkiye dışında) bizlere yardım edecek YSK gibi kurumlarda yok’ki, onun Için iç meseleler nasıl olsa hallolur esas ok yaydan çıkmadan dışarıya odaklansnlarki bizde bunları taktir edelim.

  10. Abdullah Gül ve Bülent Arınç gibi kişilerin düşüncelerini kendilerine saklama gibi bir haklarının olduğunu zannetmiyorum. Yıllarca bu muhterem şahıslar demokrasi ve hukuk deyip milletten oy aldılar. Şimdi otoriterliğe gidiş diye düşündükleri bir konuda sessiz kalmamalılar. Partim zarar görmesin diye ülkemin zarar görebileceğini düşündüğünüz bir konuda sessiz kalma lüksünüz yoktur. Vatana ve millete vefa bunu gerektirir. Lidere vefa ise yanında yer almayı yada susmayı gerektirir. Onlar ikincisini tercih ettiler.

  11. Sayın Koru,

    Manisa’da şu anda tek suçları yoksul öğrencilere yardım etmek amacıyla bundan seneler önce kermeslerde börek açmak, sarma sarmak ve mantı pişirmek olan, yaşları elli beş ile altmış beş arasında değişen çok sayıda vatansever ve mütedeyyin kadın terörist suçlamasıyla E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuluyorlar.

    Yirmi kişilik koğuşlarda otuz altı, otuz yedi kişi kalıyorlar. Yatacak ranza yok, tek bir tuvalet ve günde bir saat verilen sıcak suyla ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyorlar. Kapasitesinin üzerinde çalıştığı için cezaevinin sürekli olarak tuvaletleri taşıyor, suları kesiliyor, kış aylarında gündüzleri kaloriferleri yakılmıyor.

    Manisa’nın eşrafından olan bu insanların çoğu hakkında somut bir suçlama dahi yok. İfade vermek için kendi ayağıyla emniyete gidenler, kaçma şüphesi olmamasına rağmen aylardır tutuklu durumda bulunuyorlar. İddianame hazırlanmıyor ve bu bir tür işkence yöntemi olarak kullanılıyor. Ortada ne hukuk ne insan hakkı ne de vicdan var!

    Manisa’nın temiz vicdanlı insanları, masum olduklarına inandıkları bu kadınlara yapılan bu muamele nedeniyle büyük rahatsızlık duyuyorlar. Sandıkta ortaya çıkan sonuçta bu rahatsızlıkların da payı var.

    Manisa’daki referandum sonuçlarını bir de bu yönden ele almanızı tavsiye ederim.

    • Fetöyü nasıl ayıracağız. doğru bir zamanalr bu fetö oluşumu yanında durmak ayrıcalıkdı. hatırlayın stadlar şarkı türkü dans zırvalığı din gibi sunulmaya başlamışdı. mogadişolu bir çocuğun tğrkçe sarı gelini karşısında feyz alıp milyonlar ağlıyordu. bu kadar keşmekeşin içinden nasıl çıkılacakdı. elbette bazıalrı mağdur bazıları tam onikden bazılarıda sırasını bekleyip hergün gelecekler diye uykusuz geceler çekecekler.
      rabbimin ayetine muhalif yaşantı olursa olacağı bu. ( EY İman edenler yahudi ve nasarayı dost edinmeyin. onlara uymadıkça sizden memnun kalmayacaklar ayeti dururken) Dİnler arası diyalog safsatası ile kalblerden feyzler yok edildi. rabbim affetsin ülke uçurumdan döndü. birde tayyip olmasa idi bülent arınç bu makamlaramı gelecekti. abdullah güle herkes ama hekes şuan yanında olanlar dahi karşı iken ( Kardeşim Abdullah Gül diye kim ilan etmişdi adaylığı) el insaf karşılığı refarandumda bu kadar sessiz kalmaklamı ödenmeliydi.

  12. Arınç ve Gül’ün günahları
    Arınç, Gül ve Şahin ile görüşmek istedim. Görüşmediler. Görüşmek istediğim halde görüşmek istemeyenlerle bir daha görüşme talebinde bulunmam. Kıl payı ‘Evet’ çıkacağına Gül’ün beyanının etki edeceğini görünce görüşme talebinde bulundum. Kuralımı çiğnedim. Yine görüşmedi. Gerektiği zaman gereğini ifade etmek sorumluluğu taşırım. AK Parti’de etkisiz hale getirilenlerin siyaset gereği de ‘Hayır’ demeleri gerekirdi. Erdoğan yağmurda beraber ıslandığı kimseleri bırakmış yolda bulduklarıyla yola devam etmektedir. Kuran’da diyor ki senin istediğin kimse için 70 defa istiğfar etsen de ben mağfiret edecek değilim.
    Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olarak kalması ve tuzağa düşmemesi için hepimiz elimizden geldiği kadar çalışmalıyız. AK Parti imtihanı kaybetmiştir. İçlerinde bir tane bile inandığını söyleyen cesarette biri bulunmamıştır. Seçmenler de ferasetli oy kullanmamıştır. Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanımızdır. Kuran’a göre de anayasamıza göre de sorumlu değildir. Onun aleyhinde olmak şeriata aykırıdır.
    Kaldı ki daha iki sene parlamento sistemi devam edecektir. Sorumlu hala başbakandır. Ülkemize tarihi hizmeti vardır. Bir hata yaptın diye dışlayamayız. Sermaye’nin zaten istediği budur. Biz onu iktidarda tutmak durumundayız. Zaten bugün o makamı onun dışında dolduracak bir sivil yoktur.
    Arınç ve Gül’ün dışlanmaları onlar için nimettir. Uçuruma giden araçtan belki de ayrılırlar. Kurtuluş yolu ararlar. Benimle görüşme tenezzülünde bulunurlar. Benimle görüşme Karagülle ile görüşme değildir 60 ve 70’lerle görüşmedir. Adil Düzen partisini kuracakları ben seçmiyorum. Kendileri içtihatları ile karar vermelidir. Erdoğan’a karşı olmamak şartı ile kurulacak partiye herkes kendi iradesiyle katılmalıdır.
    Erdoğan’ın İran’la savaşma durumuna gelmesi gerekir. Sermaye bütün bu ‘Evet’leri hep Türkiye’yi İran’la savaştırma oyununa getirmek için yapmıştır. AK Parti’yi ve Bahçeli’yi ikna eden Sermaye’nin bu tuzak vaatleridir. Ordu da bu tuzağa düşürmüş olabilir. Gül ve Arınç Akevler ile sıkı temasta bulunarak birlikte alacakları kararlarla Erdoğan ve orduya gerekli bilgileri sunmalıdırlar.
    Sermaye yenilecektir. Bu, ülkem harabeye döndükten sonra olmasın istiyorum. İran’la Türkiye savaşmadıkça üçüncü cihan savaşı olmaz. Bunu dünyaya anlatmalıyız. Sermaye de aklını başına toplamalı. Sosyal tufan önce onu kana boğacaktır. Oysa barış yolunu seçerse Sermaye’nin de önü açılmış olacaktır.

    • Hocam “Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanımızdır. Kuran’a göre de anayasamıza göre de sorumlu değildir. Onun aleyhinde olmak şeriata aykırıdır.” Burda Kurana göre de anayasaya göre de sorumlu değildir derken ne kastediyorsunuz? Yani RTE nın aleyhinde olmak şeriata aykırımıdır yoksa CB nın aleyhinde olmak mı şeriata aykırıdır?

  13. Bugunku yazi gercekten “olmus”. Gerek parti icinde, gerek gnelel olarak ayni politik gorusteki camiada gerekse bu camianin secmen kitlesinde “Baskan boyle dedi oyleyse hepimiz oyle yapacagiz sorgusuz sualsiz” anlayisi en tehlikeli ve en zehirleyici dusunce sekli. Isin aci tarafi bu anlayisin toplumun ciddi bir kesimi tarafindan “normal” kabul edilmesi ki bunun kokeni eskilere “Kapikulu Duzenine” dayaniyor.

    Nedir “Kapikulu Duzeni”? Gucun sadece devlete ait oldugu ve onu devlet adina kullananlarin birbirlerine yukardan asagi hiyerarsi icinde bagli oldugu bir sistem. Bu da sonucta “Aman birbirimizi kollayalim, yoksa hepimiz yikiliriz” mantigini getiriyor.

    AKP’deki “tek adamlasma” sendromu zannedersem gorundugunden eskilere dayaniyor. Taha Kivanc’tan Abdullah Gul’un Cumhurbaskani secildigi surecten itibaren, hatta belki de biraz daha geriye giderek, bu olayi elen bir yazi bekliyoruz. Hatta yazilar demeliydim herhalde. Bizim bile acik istihbarat ile anlayabildimiz bu duruma kendisi cok daha fazla vakiftir diye dusunuyorum.

  14. O insanların sessiz kalmalarının (Evet propagandası için ) bir ‘nimet’ olduğunun düşünülmemesi bana ilginç geliyor. demişsiniz . Bana da “Bu insanların (Hayır çalışmasında ) sessiz kalmalarının daha önceki yaşam … , mücadele … , düşünce ve ifadelerine bakıldığında hepimizce bir “ihmal” olduğunun düşünülmemesi ilginç geliyor. Belki de hepimiz sessizce böyle düşünüyoruz veya ben , büyüklerimizin daha çok şey bildiğini atlıyorum … Hakkınızı teslim etmem gerekir ki , siz bu ihmale düşmeyenlerdensiniz .

  15. Bir akpli vekil dediğiniz mehmet metiner…. Açıklaması şöyle
    “Sonuçta darbe başarılı olsaydı, bu ülkeyi yönetecek insanları vardı. Bu isimler konusunda bilgi sahibi değilim” bende şöyle diyorum bilgi sahibi değilsen niye
    İnsanları zan altında tutacak dedikodu yapıyorsun..? Bu fesat çıkarmaktır..

  16. sayın Koru yazdığınız yazının%99’u doğrudur yalnız sürünün içindeyken yanlışlara susulmuş ise bu bir erdemlik değildir !ben Sayın RTE liderlik gücüne olayları kendi lehine çevirme becerisine hayranım, Sayın Abdullah Gül’ün irezanetine (vakurluk) cumhurbaşkanı olarak tarafsız kalma teşebbüsüne sevdalıyım, Sayın Bülent Arınca gelince Türkçeye olan hakimiyetine hayranım üslubuna siyasi anlayışına saygılıyım!ama ve lakin kozmik oda olayına izahat getirmesi gerek ve çıkıp kamu oyuna anlatması gerek.Saygılarımla.

  17. bu konularda yazarken biraz daha derine inilmesi gerektiğini düşünürüm. hayır diyen bir ak partili özellikle ileri gelenleri acaba hayır seçeneğini sistemi tam özümseyemediğinden mi tercih ediyor yoksa bazı iç hesaplaşmalardan kırgınlıklardan çekişmelerden hatta husumetlerden mi tercih ediyor bilebiliyor muyuz…15 yıldır iktidar olan bir parti de iç karışıklıkların olması olağan bir şey olsa gerek değil mi…hayır oylarının belirleyicisinin yeni sistem olduğunu düşünmüyorum, ya erdoğana ya akp ye ya ikisine birden olan karşıtlık bir de statükoya olan bağlılık başat karakter gösterdi bence.
    bu referandum zaten insanların özellikle akp seçmeninin her zaman suçlandığı gibi sürü psikolojisiyle hareket etmediğini istanbulun çok oy aldığı semtlerinde bile çıkan düşük profilli evet ile de göstermedi mi..ne evet şımartıldı ne hayır kazandı. şunu her zaman savunuyorum, akp nin başarısının anahtarı muhalefetin başarısızlıklarıdır. referandum boyunca hayır seçeneğinin arkasında iyi durulamadığı gibi sonrasında ise hepten zıvanadan çıkmışlardır. hala milleti sokağa çağırıyorlar, olur olmaz meclisi düşürmek gibi tehditler savuruyorlar hayır oylarına toptan sahip çıkıyorlar gereksiz ne iş varsa yapalım peşinde koşuyorlar. oysa oylar gösterdi ki halk uzlaşı istiyor artık çıkan sonuç ne ise bunun bir ucundan tutmalı türkiye için çalışmalıdır bunu göremezler ise bir sonraki seçimde oylar yine akp ye akacak. bizim bir itirazımız elbette yok ama önemli olan hepimizin kazanması değil mi….halk üzerine düşeni en güzel ve en doğru şekilde yapıyor zaten darısı siyasilerin başına…

  18. Sadece Anayasa değişikliğinin içeriği ön plana çıkarılarak referandum süreci götürülebilseydi zaten hayır çıkardı.
    Ama başta AKP ve C.B. değişikliğin tartışılmasını hiç istemediler.Ellerindeki yoğun propaganda araçları ile de bunu başardılar.Özellikle son haftada durmadan CHP ve KIlıçdaroğlu na yüklenmelerinin sebebi buydu.
    Eğitim seviyesi yüksek olan seçmenler bunu dikkate almadılar.Ama diğerleri….?
    Zaten bir AKP yandaşı Prof. ekranlarda açıkça söylemişti. Bu ülkeye en büyük zararı okumuşlar veriyor diye.
    Okumamışlar kandırılması kolay kesim tabi ki.

  19. İyi de Ak Parti’nin 1 Kasım seçimlerine göre oyoranında bir düşme yaşanmamış Manisa’da. Bence bu seçim sonuçları Ak Parti açısından büyük bir başarı. MHP tabanının bu kadar soğuk durduğu ve %1-%2 ancak katkı sağladığı düşünüldüğünde ‘daha ne olacaktı’ diye sorarlar insana.
    Tarafsız bir analist.

    • Hdp nin oyu 125 mhp nin oyu 13 chp nin 26 sadetin ve digerlerinin (Bbp haric) 3.5 topladiginda 54.5 yapiyor hayir 48 aldigina gore burada 6.5 puan demek ki AKP ye mhp den gelmis Az biraz matematigin olsaydi Boyle kofti yorum yapmazdin ki akp de evet vermeyen en Az 1-2 vardi yani mhp den en Az 7-8 puan gelmis sana 52 den düs 44 puani var akp nin ve sunu da unutma bi de caldiklari oylar var en Az 2 milyon o da yuzde 4-5 yapar senin anliyacagin akp nin oyu 39-40 bandindadir.anladin mi simdi

  20. Merhaba Fehmi Abi yazı için teşekkür ederim,

    Bülent Arınç a haksızlık edildi.. bir melih gökçek e karşı yapılanlar çok büyük bir haksızlık ama o yinede t.erdoğan a yanlış yapmadı kötü açıklamalar yapmadı.. Ama Cumhurbaşkanının ona sahip çıkmasını isterdim ta bu feto olayından önce ama o kendisi basın onunde ” o zat ” diye hitap etmesi olmadı. çünkü Bülent Arınç çok eski ve aile dostu.. ve Cumhurbaşkanını ne kadar sevdiğini melih gökçek kavgasında söyledikleriyle gördük.. Açıkçası üzgünüm böyle olmamalıydı.. şimdi kalkmış birisi bu olayların sorumluları küskünlere bağlaması yanlış akp içinde inanın bazen ne konuştuğunu bilmeyen zavallılar var nerde ne konuşacağını bilmiyorlar bunlar nasıl buralara geliyor danışman oluyor bakan oluyor hayret ediyorum. akp nin kendine çekine düzen vermesi gerekiyor muhalefet büyük şehirlerde gelmeye başladı 2019 seçimlerinde kaybederse şaşırmam.. ankara istanbul.. manisa.. antalya buralarda kaybettin mi? işin bitmiş demek.. Muhalefetin güçlü olmasını istiyorum denetimlerin her kuruma objektif bir biçimde olmasını istiyorum şeffaflık istiyorum.
    pek çok selam.

  21. Merhaba Fehmi Abi yazı için teşekkür ederim,

    Bülent Arınç a haksızlık edildi.. bir melih gökçek e karşı yapılanlar çok büyük bir haksızlık ama o yinede t.erdoğan a yanlış yapmadı kötü açıklamalar yapmadı.. Ama Cumhurbaşkanının ona sahip çıkmasını isterdim ta bu feto olayından önce ama o kendisi basın onunde ” o zat ” diye hitap etmesi olmadı. çünkü Bülent Arınç çok eski ve aile dostu.. ve Cumhurbaşkanını ne kadar sevdiğini melih gökçek kavgasında söyledikleriyle gördük.. Açıkçası üzgünüm böyle olmamalıydı.. şimdi kalkmış birisi bu olayların sorumluları küskünlere bağlaması yanlış akp içinde inanın bazen ne konuştuğunu bilmeyen zavallılar var nerde ne konuşacağını bilmiyorlar bunlar nasıl buralara geliyor danışman oluyor bakan oluyor hayret ediyorum. akp nin kendine çekine düzen vermesi gerekiyor muhalefet büyük şehirlerde gelmeye başladı 2019 seçimlerinde kaybederse şaşırmam.. ankara istanbul.. manisa.. antalya buralarda kaybettin mi? işin bitmiş demek.. Muhalefetin güçlü olmasını istiyorum denetimlerin her kuruma objektif bir biçimde olmasını istiyorum şeffaflık istiyorum.
    pek çok selam.

  22. Halkın ve bireylerin iradesine ipotek koyanlar, bireysel tercihlere, demokrasiye, çoğulculuğa saygıyı bilmezler. Reisçilerin en çok düştükleri ve yaptıkları yanlışlar bunlardır.

  23. 7 Haziran 2015 seçimlerinde CHP ve HDP
    Büyükçekmece ve Maltepe’de mührü unutulan oy pusulalarının geçerli olması için
    balvurmuştu.İl Seçim Kurulu da talebi kabul
    etmişti.

    Dolayısı ile şimdi yaptıkları mühürsüz zarflardaki oyların,hatta tüm referandumun
    iptaline dair müracaatları samimi değildir.
    Tutarlı da değildir.

  24. Fehmi Bey’in yazısında dile getirdiği görüşler
    “normal” bir ülke için doğrudur.Ancak Türkiye
    “normal” bir ülke değildir.

    Normal bir ülke olmadığı,CHP’nin referandum
    sonrası takındığı tavırdan bellidir.Seçimde
    hile hurda olmadığını bildiği halde referandumun iptalini ağzına alabiliyor CHP.
    Ahmet Taşgetiren bugünkü yazısında,
    “Referandum bu gün yapılsa,CHP’nin tavrı yüzünden evet oyları 5 puan fazla çıkar”
    diyor.Yerden göğe kadar haklı.

    Bizim seçim sisteminde hile yapılması mümkün değildir.Çünkü seçimde,sandık
    kurullarında belli başlı tüm partilerin
    temsilcileri yer alıyor.

    CHP daha önce yapılan genel ve yerel seçimlere de şaibe bulaştırmaya çalışmıştır.
    Ama bulaştıramamıştır.

    Türkiye normal bir ülke değildir.Çünkü Türkiye’de 367 faciası yaşanmıştır.27 Mayıs,
    12 Eylül,28 Şubat,28 Nisan yaşanmıştır.
    Daha dün,15 Temmuz faciasını yaşadık.

    Daha düne kadar başörtülü genç kızlar
    üniversite kapılarından içeri alınmıyordu.
    Başörtülü asker anneleri çocuklarının yemin
    merasimini tel örgülerin arkasından izleyebiliyordu.Cumhurbaşkanı,törenlere
    eşi başörtülü olan milletvekillerini eşsiz
    olarak davet ediyordu.Bülent Arınç’ın meclis
    başkanı iken eşi başörtülü olduğu için
    neler çektiğini unutmadık.

    12 Yaşından küçük çocuklara Kur’an’ın
    öğretilmesi yasaktı.

    Meslek liselerine uygulanan katsayı engeli
    devlet eliyle yapılan bir zulümdü.

    Bu anormallikler saymakla bitmez.

    Ve bunları biz unurmadık.Dileyen unutabilir.

    Dolayısı ile bir seçim veya referandumun
    sonucu,sonuçlandığı yerde kalmaz.Olmadık
    yerlere çekilir.Bu sebeple bir partinin sembol
    şahsiyetlerinin,”bana göre getirilmek istenen
    sistem uygun değildir,bu sebeple hayır
    oyu vereceğim” demesi uygun değildir. Partisini zayıf düşürür.Sadece halk oyuna
    sunulan konuda değil,her konuda partisinin
    elini zayıflatır.

    Bülent Arınç,Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu çok sevdiğim,saygı duyduğum,
    kendilerini ispatlamış şahsiyetlerdir.
    Ama bugünkü tavırlarını hatalı buluyorum.
    Haklarında kötü bir şey düşünmem ve
    haklarında yakışıksız bir ifade kullanmam.
    Ama yanlış yerde durduklarını söylerim.
    Nasıl Tayyip Erdoğan kıyasıya eliştiriliyorsa
    onlar da eleştirilebilir.Eleştirilmeyi hak ediyorlar.

    “Türkiye normal bir ülke değilse,Ak Parti
    15 yıdır iktidarda,normalleştirseydi ya!”
    denebilir.

    İşte sistem değişikliği için yapılan bu son
    referandum da normalleşme için atılan
    çok önemli bir adımdır.

Mehmet KOÇ için bir cevap yazın İptal