Beka sorunu var mı, yok mu? Ben bu ağır sözcüğün ciddiyetini koruyalım diyorum…

45

Ne yalan söyleyeyim, AK Parti sözcülerinin önümüzdeki yerel seçimle ilgili değerlendirmeleri arasında ‘beka’ sözcüğünü kullandıklarını ilk duyduğumda, bunu onların ağız alışkanlığına vermiştim.

AK Parti devleti yöneten iktidar partisi olduğu ve devlet de özellikle uluslararası arenada ciddi sıkıntılara muhatap bulunduğu için, sözcüleri “Bu bir beka sorunudur” tarzındaki cümleleri sıkça kullanıyorlar.

Son genel ve cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde de, farklı parti veya kişinin sandıktan önde çıkmasıyla meydana gelebilecek siyasi sarsıntıyı ‘beka sorunu’ olarak değerlendirmişti AK Parti sözcüleri…

İyi de, şimdi il ve ilçelerde belediye başkanları ile belediye meclis üyeleri için yapılacak seçime gidiyoruz, yine her gün içinde ‘beka’ sözcüğünün bolca geçtiği cümlelere maruz bırakılıyoruz.

Belediyeler o çevrede yaşayanların günlük ihtiyaçlarını görürler; seçilen kişiler biraz ufuk sahibi iseler yeni projelerle vatandaşların hayatlarını kolaylaştırıp güzelleştirmek görevinin sahibidirler. Kısacası devletin varlığı ve dirliği gibi konular belediyelerin görev tanımı içerisinde bulunmaz.

Onun için TBMM, hükümet ve devletin ilgili kurumları var.

Ancak ‘beka’ sözcüğü hiç ağızlardan düşmüyor.

‘Cumhur İttifakı’ oldu ‘beka ittifakı’

Yakınlarda, AK Parti ile ‘Cumhur İttifakı’ çatısı altında işbirliği yapan MHP’nin lideri de seçim kampanyasını ‘beka’ sözcüğü etrafında şekillendireceklerini belli eden açıklamalar yapmaya başladı.

MHP lideri, aday tanıtım toplantısında geçen hafta aynen şunları söyledi:

“Önümüzdeki seçimde bizim için beka her şeyin önünde ve üstündedir. Beka yoksa belediye taş yığını, beton yıkıntısıdır. Beka yoksa yani var oluşumuz hücum ve hüsrana uğramışsa, ne yapalım belediyeyi, nasıl yapalım siyaseti? Malum zillet korosu hep bir ağızdan soruyor, 31 Mart mahalli idareler seçimlerinin bekayla ne ilgisi varmış?… Hem belediye hem de beka diyor, tarihi ittifakımızı koruyoruz. İlle de bir tercih yapacak olursak, on defa, bin defa, on bin defa beka diyeceğimi de herkesin bilmesini istiyorum.”

Zaten AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da, dün, içinde yine ‘beka’ sözcüğünün geçtiği konuşması sırasında, MHP ile ‘Cumhur İttifakı’ için “İnşallah pazara kadar değil mezara kadar devam edecek” beklentisini dile getirdi.

İttifak öncesi iki parti arasında var görünen farklılıklar epeydir önemini kaybetmiş görünüyor. ‘Beka’ sözcüğüyle ifade edilen hassasiyet de galiba partiler arasındaki en önemli ortak değer.

‘Beka’ anlam olarak çok ağır bir kavram. Kurtuluş Savaşı sırasında o savaşı yürüten kadro bir ‘beka mücadelesi’ veriyordu; kazanamasak yok olabilecektik.

Mehmet Akif‘in “Allah bir daha bu millete yeni bir İstiklal Marşı yazdırtmasın” duası etmesine sebep olan dönemde ‘beka’ sözcüğü tam yerinde kullanılmıştır.

Allah göstermesin, yarın ya da öbür gün, yeniden bir varlık-yokluk cenderesinde kalınırsa, o zaman rahatlıkla durumu ifade etmek için ‘beka’ sözcüğü kullanılabilir.

Bugün öyle bir durum mu var?

Ufukta öyle bir durum görünmüyor. Tam tersine, Türkiye kendi sınırları dışına bile silahlı güç gönderebilecek durumda bugün. Sınırlar sınır ötesi coğrafyalarda bile korunabiliyor bu sayede.

O halde? Hem de yerel seçimde?

‘Beka’ konusunu ciddiye alanlara benim bir uyarım olacak: ‘Beka’ gibi varlık-yokluk mücadelesinde söz edilebilecek ağırlıktaki kavramları, o durumdan daha az önemli dönemlerde ve ilgisiz şartlarda kullanmak, gerçekten varlık-yokluk dönemeciyle karşılaşıldığı günlerde ciddi tehdidi anlatmada zaafa yol açabilir.

Futbol da ‘beka’ haline gelirse…

Her kavramı yerinde kullanmakta yarar var. Özellikle de bu kavram ‘beka’ gibi arkasında İstiklal Savaşı tarzında bir büyük mücadeleyi de barındıran ağır bir sözcük ise…

Genel seçim olsa hadi neyse, yerel seçim halkın temel ihtiyaçlarını karşılayacak yöneticileri seçmek için yapılıyor.

‘Beka’ sözcüğünü hiç değilse çok daha sonra yapılacak genel seçimin kampanyasına saklamakta yarar var.

Kavramlar yanlış kullanılmaya başlanırsa arkası gelir.

Nitekim, Süper Lig‘de zor günler yaşayan Fenerbahçe‘nin başarıdan başarıya koşulacağı sözünü vererek güçlü rakibi karşısında seçilmeyi başarmış başkanı da, ne zaman başarısızlığını örtmesi gerekirse, benzer ifadeler kullanmaya başladı.

Önceki gün çıktığı Yüksek Divan Kurulu üyeleri önünde şu cümleyi sarf edebildi Ali Koç: “Davadır, Kurtuluş Savaşı’dır; hep beraber, topyekun ve bir süre boyunca hepimiz imkanlarımız yettiğince elimizi taşın altına koymak durumundayız.” (fenerbahçe.org‘dan aynen aktarmadır. F.K.)

Yerel seçim ‘beka sorunu’ olursa, futbol da ‘kurtuluş savaşı’ haline dönüşür.

Bilmem anlatabildim mi?

 

ΩΩΩΩ

45 YORUMLAR

  1. Her canlı beka sorununu yaşar. Türkiye gibi kurulup, hızla büyüyen bir ülkede her yüz kişiden biri her zaman beka sorunu yaşar. Bahçeli beka soru deyince ülkenin beka sorunundan bahsetmektedir. Diğerleri ise kendilerinin beka sorunundan bahsediyorlar. İkisi de haklıdır. AK Parti’nin beka sorunu vardır. Türkiye’nin de beka sorunu vardır.
    Evet, beka sorunu vardır. O da işçilikten ortaklığa geçme sorunudur. İlahi kader işçilikten ortaklığa geçmeyi takdir etmiştir. Geçenler yaşar, geçmeyenler gider. Bahçeli’nin bilmediği budur. AK Parti’yi veya Erdoğan’ı kurtarmak ile Türkiye’nin beka sorunu çözülmüş olmuyor.

    • Sn Hocam, Almanya ve Japonya’yı devlet görememenizle ilgili yorumunuzun aksine bu yorumunuzdaki bakış açısına aksi değilim. Yalnız bir şey daha var, o da Akıl-İman Sentezi. TC kurulduğunda bu eksik olmasaydı Türkiye çok daha hızlı ve aynı zamanda ağrısız ve sancısız bir şekilde gelişirdi. Kürt sorunu dediğimiz bir sorun dahil bizi bugün tehdit eden yaşadığımız sorunlar olmazdı.

  2. geçtiğimiz ekim ayında yerelde ittifak yok diyenler kendi aralarında belediye paylaşımını yapınca beka akıllarına gelmiş evet bu söylem seçimde işe yarar ama ülkenin beka sorunu -eğer varsa- öncelikli olarak ülkeyi yönetenlerin kutuplaştırıcı üsluptan vazgeçmeleri, iktisadi bağımsızlığımızı sağlamak için özel ve kamu kesiminin dış borçlanmasını asgari seviyeye çekmeleri, İthal yerine üretimi destekleyen politikalar geliştirilmesi, hukukun üstünlüğü,kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı,insan hakları ve liyakat ilkelerine riayet etmeleri gerekmektedir. Zira emperyalist güçler hedefindeki ülkelere sözde demokrasi , diktatör bahanesiyle müdahale etmek için ellerini ovuşturmaktadır. En yakın örneği Venezuela..

  3. Didem hanımın aşağıda aktardıklarına bakılırsa uzunca epey bilgiler var. WP’un o sayısına arşivinden ulaşmak istedim, mümkün değil. 2003-2004 yıllarında AKP işbaşındayken C. Rice’a ülkelerin sınırlarıyla oynayan, insanlığı yeniden kana bulayacak öylesine bir teklifi için reaksiyon gösteren oldu mu, acaba? Ortadoğuda Kürtlerin durumu biraz da olsun ayrıcalık ister, sanıyorum. İhmal edildiği için yeni boyutlarıyla tehditsel bir konuma gelmiştir, bu besbelli değil miydi? Ülkede hiçbir etnik nüfus Türkiye ortalamasına kıyasla orantısız denebilecek şekilde artmamalı(ydı). Tehdit, potansiyel terör yuvalanmasına gebe teşkil etmesinin yanısıra, insan ziyanlığı ile ilgilidir. Dünyada bebek ölümlerinin en fazla olduğu yöreler kalabalık, çok çocuklu ve ekonomik sıkıntısı fazla olan ailelerin yoğun olduğu yöreler. Türkiye açısından Güneydoğu akla ilk genel bölgeler arasında. Dünya sıralamasında ülke olarak epey geriyiz. İlgilizcesi olanlar Factfulness kaynağına bir gözatsınlar (https://www.ted.com/talks/hans_rosling_shows_the_best_stats_you_ve_ever_seen. ) Sorun hep aynı sorun; nüfus artışına oranla gelişememişlik sorunu. Bu başlı başına haksızlık ve gelecekte istismarla beka sorunu yaratma peşinde olan dışgüçlerce ülkenin başına bela edilebilecek bir konu. Saddamın gitmesiyle K. Irak’a hoşgeldiniz! Buradaki oluşumla iyi ilişkiler geliştirip bundan sonra ne yapılabilir, o önemli. Irakta bu bölgede yaşayan Arap ve Türkmenlerin haklarını garantiye alan ve bu konuda Turkiyenin de garantör olduğu hakça bir düzen tesis edilmeli (aynı Kıbrıs durumunda olduğu gibi).

    Türkiye’de gözü olanlar bir değil, bu yaşadığımız döneme has bir durum olduğunu da sanmıyorum. Anadolu dagları ve ovalarıyla neler nelere şahit oldu kimbilir. Tarihi olaylarla her zaman hareketli bir bölge. Sahip olamazsan-medeni bir şekilde kontrol edemezsen kısa zamanda mayın tarlalarına çevrileceği kesin. Dolayısıyla, Türkiyenin bütün özkaynaklarını kullanarak hiçbir şek ve şüphe bırakmadan en iyi şekilde yönetilmesinden başka çare yok. Ekonomik ve teknolojik üretkenlik şart. Beka sorununa karşı mevcut partiler siyasi tutkularını ve kısır çekişmelerini bırakarak bir araya gelmeli. “Anadolu Beka Birliği” veya “Büyük Anadolu Birliği” adıyla “tampon” özellikleri olan yeni bir parti kurulmalı (misal; ABBP, BAP). Baktım Turkiyede irili ufaklı doksan kadar parti varmış. Tahminim herbirinin ayrı bir özelliği vardır. Etnik konuların habire kaşındığı bir dönemde, bu partilerde herbirinden etnik köken olarak farklı, ancak Anadolu birliğine gönül vermiş vatansever kişilerden birer üye (kendini safkan kürt ve katıksız Türk zannedenlere ikişer üye kontenjanı da olabilir!). Mevcut her partinin katkısı ve ulusal Beka anlayışıyla bu yapılmalı. Sn. C.B. partizan bir Başkan, bunu başarması mümkün değil. Yerine Davutoğlu gibi daha gençten, ve keskin uçlarda olmayan biri bulunsun. Sn. C.B. nin kendisi diğer yaşlı siyasetçilerle birlikte emekli olup ihtiyarlar heyetinde buluşsun. Örneğin, Erdoğan-Kılırdaroğlu-Bahçeli-Karamollaoğlu kendi birikim ve tecrübeleriyle resmi olmayan bir statüyle danışman olarak yine hizmet edebilirler. Beka sorunu varsa bu şuurla bu yapılmalı. Yoksa, konformist ve kolayına kaçan bir anlayışla, “Beka” kullanılmağa elverişli siyasi bir kavram, bir araç durumundan kurtulamaz.

    • selamlar,
      okumak isteyenler olabilir, makaleyi alıntıladım.
      üzerine tartışabiliriz…
      TRANSFORMİNG THE MİDDLE EAST
      By Condoleezza Rice
      August 7, 2003
      Soon after the conclusion of World War II, America committed itself to the long-term transformation of Europe. Surveying the war’s death and destruction — including the loss of hundreds of thousands of American lives — our policymakers set out to work for a Europe where another war was unthinkable. We and the people of Europe committed to the vision of democracy and prosperity, and together we succeeded.
      Today America and our friends and allies must commit ourselves to a long-term transformation in another part of the world: the Middle East. A region of 22 countries with a combined population of 300 million, the Middle East has a combined GDP less than that of Spain, population 40 million. It is held back by what leading Arab intellectuals call a political and economic “freedom deficit.” In many quarters a sense of hopelessness provides a fertile ground for ideologies of hatred that persuade people to forsake university educations, careers and families and aspire instead to blow themselves up — taking as many innocent lives with them as possible.
      These ingredients are a recipe for regional instability — and pose a continuing threat to America’s security.
      Our task is to work with those in the Middle East who seek progress toward greater democracy, tolerance, prosperity and freedom.
      As President Bush said in February, “The world has a clear interest in the spread of democratic values, because stable and free nations do not breed ideologies of murder. They encourage the peaceful pursuit of a better life.”
      Let us be clear: America and the coalition went to war in Iraq because Saddam Hussein’s regime posed a threat to the security of the United States and to the world. This was a regime that pursued, had used and possessed weapons of mass destruction; had links to terror; twice invaded other nations; defied the international community and 17 U.N. resolutions for 12 years — and gave every indication that it would never disarm and never comply with the just demands of the world.
      Today that threat is gone. And with the liberation of Iraq, there is a special opportunity to advance a positive agenda for the Middle East that will strengthen security in the region and throughout the world. We are already seeing evidence of a new commitment to forging ahead with peace among Israelis and Palestinians.
      At the Red Sea Summits in June, Israelis, Palestinians and neighboring Arab states united behind the vision the president has set forth — a vision of two states, Israel and Palestine, living side by side in peace and security. Israeli leaders increasingly understand that it is in Israel’s own interest for Palestinians to govern themselves in a viable state that is peaceful, democratic and committed to fighting terror. Palestinian leaders increasingly understand that terror is not a means to Palestinian statehood but instead the greatest obstacle to statehood.
      The end of Saddam Hussein’s regime also reinforces the progress already underway across the region. Arab intellectuals have called for Arab governments to address the freedom deficit. Regional leaders have spoken of a new Arab charter that champions internal reform, greater political participation, economic openness and free trade. From Morocco to the Persian Gulf, nations are taking genuine steps toward political and economic openness. The United States supports these steps, and we will work with our friends and allies in the region for more.
      Even greater opportunities will come once Hussein’s criminal regime is replaced by an Iraqi government that is just, humane and built upon democratic principles. Much as a democratic Germany became a linchpin of a new Europe that is today whole, free and at peace, so a transformed Iraq can become a key element of a very different Middle East in which the ideologies of hate will not flourish. And in the nearly 100 days since major combat operations ended in Iraq, the Iraqi people have reclaimed their country and begun to forge a more hopeful future. As this transition to freedom continues, America will work with other nations to help Iraqis achieve greater security and greater opportunity.
      The transformation of the Middle East will not be easy, and it will take time. It will require the broad engagement of America, Europe and all free nations, working in full partnership with those in the region who share our belief in the power of human freedom. This is not primarily a military commitment but one that will require us to engage all aspects of our national power — diplomatic, economic and cultural. For instance, President Bush has launched the Middle East Partnership Initiative to bind us together in building a better future through concrete projects. He further has proposed establishing a U.S.-Middle East free trade area within a decade, to bring the people of the region into an expanding circle of opportunity.
      For all its problems, the Middle East is a region of tremendous potential. It is the birthplace and spiritual home of three of the world’s great faiths, and an ancient center of learning and tolerance and progress. It is filled with talented, resourceful people who — when blessed with greater political and economic freedom and better, more modern education — can fully join in the progress of our times.
      America is determined to help the people of the Middle East achieve their full potential. We will act because we want greater freedom and opportunity for the people of the region, as well as greater security for people in America and throughout the world.
      The writer is national security adviser to the president.

      • Selam didem hnm. Alıntı için teşekkürler. Cevaben buna epey uzunca bir yorum yazmıştım, ancak kabaca bittikten sonra tekrar gözden geçirirken ekran kilitlendi bir ara düzeldi derken göndere bastım ama anlaşılan gitmemiş. Özetle, şunu demiştim: Gördüğüm kadarıyla bu yazı OrtaDoğu için hayal mayal iyi niyet ve dileklerle örtülü bir vitrin yazısı. Bu yazıda ülkeler-arası sınırların değiştirilmesi diye bir şey yok. Yani, değindiğiniz “kast”ın yanısıra 22 ülkenin sınırlarınin değiştirilmesi konusu kasti bir çıkarım da olabilir. Irak’ı OrtaDoğu’nun Almanya’sı yapmak, insan haklarına saygılı, adalet ve demokratik prensiplerin hakim olduğu bir ülke yani (fena mı!). Ancak, tarıihi bir fırsat bekleyen Irak’lı kürtler malum hiç boş durmadı. Bu haliyle bile sınırlar değişti diyemeyiz. Ülkeler arasındaki sınırların değişmesi yerine Irak gibi fokurdayan ülkeler içinde yeni sınırlar peyda olmağa başladı. Avrupanın Almanya’sında bu olmamıştı. C. Rice bu konuda yalancı durumuna düştü. Yazıda geçen, G. Bush’un Saddam’dan sonra OrtaDoğu ile serbest ticaret antlaşması yapma plan ve vaadleri de yalan çıkmış oldu. OrtaDoğu’da ABD’nin desteklediği en büyük fırsatçı şüphesiz İsrail. Bu ikisi herkese adalet isteseler OrtaDoğu kısa zamanda güllük-gülistanlığa doğru gidebilir, ama istemiyorlar (ana sorun bu).

        Bir diğer açıdan, empati yapmak gerekirse, ABD’nin yapmağa çalıştığını biz de yaptık aslında, en azından teşebbüs ettik. Onlar Irak için ne istediyse biz de Suriye için hemen hemen aynı şeyi istedik. Sınırlar değişmeden daha demokratik, daha adil ve etnik azınlıklara, özellkle Osmanlı yadigarı Türkmen ve Araplara baskının olmadığı, daha iyi ilişkilerin geliştirildiği bir Suriye istedik (pkk’lı kürtler Türkiye’ye düşman olmasalardı, Türkiye bu tür kürtlere de aynı pozitif duygularla yaklaşacak ve haklarını savunacaktı, şüphesiz). Ancak, bu durumdan rahatsız olanlar devreye girdi (bence, Rusya da buna dahildir). ABD’ye göre bizim ne düşündüğümüzün zaten pek kıymeti yoktu, ne de olsa bir NATO ülkesi olarak çantada “keklik”tik adeta. Keklik değildik tabi, ama kendi çapımızda “şahin” kesilmenin bedeli de malum.. 3 milyon Suriyeli ve ekonomik sarsıntı artı bir sürü tehdit ve hala belirsizlik… Evvel ezel, ABD ile daha iyi bir iletişim kurup onları ikna etmesini bilemedik. Aracı olarak çoğunlukla İsrail rol oynadı. Bizim dış politikamızda bu ciddi bir eksikliktir, bence…

  4. Korku korku hep korku. Bebekken,SUS ! Öcü gelir,ham yapar. Çocukken KONUŞMA Şeytan çarpar. Cin çarpar Gençken;KARIŞMA asker,polis yakar. Yaşlandık ÖZGÜRSÜN sana ,camidede mezardada yer var. İyiki RAHMAN,RAHİM ALLAHIMIZ var

  5. ” Beka sorunu ” tanımının hangi manada kullanıldığını anlamak için, kendini ” millet ittifakı ” olarak adlandıranlara desteğin nerelerden, hangi mahfillerden geldiğine bakmak yeterlidir sanırım. Mızrak çuvala sığmıyor ; gizleme gayretleri , açıktan telaffuz etmeden ” yan cebime koy ” pazarlıklarını örtmeye yetmiyor.
    Yazarımız çok tecrübeli ve akıllı bir gazetecidir ; ” beka kelimesinin ağırlığı azalmasın , yerel seçimlerde bunu kullanmanın ne gereği var ” derken , arka planda başka hazırlıklara altyapı oluşturuyor. ” Öyle ya , madem bu seçimler belediye hizmetlerini ilgilendiriyor , -bir kısmı haklı da olabilecek muhtelif nedenlerle- iktidara bir ders vereyim ” diye düşünen kesimleri hedef alıyor. ” Nasılsa ülkede yönetim değişmeyecek , alt tarafı yol , su , çöp hizmetlerini kimin yapacağının belirleneceği seçimde hırsımı alayım ” diyeceklere gönül ferahlığı sağlamayı planlıyor.
    Böyle düşünenlere elbette saygı göstermek mümkündür. Ancak , işler sanıldığı gibi olmayacaktır. Burası Türkiye. İstanbul ve Ankara gibi önemli şehirleri ne pahasına olursa olsun almak isteyenlerin hedefi bellidir. Kimse safiyane düşünüp , ” aday çıkarmayanların ” desteğiyle buraları kazanarak belediyelerde vatandaşa hizmet etmek aşkıyla yanıp tutuşanlar olduğunu zannetmesin. Seçimin ertesi günü , ülkeyi kaosa sürüklemek isteyenler yığınak yapmakla meşgul. Vaktiyle çok yetkili koltuklarda oturan ” milletin gözünden düşmüş bir çok ağır abi ” heyecanla görev bekliyor. Ne yazık ki ikna edilmişler gibi bir hava da mevcut.
    Liderlerini arkadan hançerleyen ve oyun sahasının dışına – büyük ölçüde kendi basiretsizliği , dik durmayışı yüzünden – çıkmış hayli kalabalık bir güruh oluştu. Biriken ” çekememezlik / ben daha iyi yapardım hava gazını ! ” atmak için tökezleme bekliyorlar. Ah zavallılar ! Daha çok beklersiniz. Velev ki böyle bir şey olsa iktidarı size yar ederler mi sanıyorsunuz. İpi dışarıda olanlar sizi kullanıp atacak ; sonra da eliniz böğrünüzde kalacaksınız. Tavsiyem şudur ki : Böyle yerel seçimlerden gelmesini beklediğiniz kaos ortamında iş düşmesine bel bağlamayın. Delikanlı gibi çıkın şimdiden 2023 seçimleri için adaylığınızı / adaylıklarınızı açıklayın. Meşru dairede , ayak oyunlarına filan girmeden çalışmaya başlayın. Niyetiniz halis ise önünüz açılır. ( Ben de kime söylüyorum , bu iş çok çalışma / milletini gerçekten sevme / uğruna feda olma kararlılığı ister ! Bunu yapan / yapabilen bir yürekli adam zaten var. Çakma kahramanlara ihtiyaç yok )
    Bir söz de Fehmi Bey’e olsun. ” Beka”yı hafifletmeyelim = dış mahfillerin de desteğiyle ülkeyi sarsarak iktidarı alaşağı edecek süreci başlatalım ” çalışmaları sonucunda istediğiniz olursa, ertesi gün sizden aynen
    Haziran 2015 seçimlerinden hemen sonra yaptığınız gibi , ” Cumhurbaşkanı, Beştepe’yi derhal boşaltarak Çankaya Köşküne geçmelidir ” yazısı bekliyorum. Biz de amma kuşkucuyuz ; ne o öyle ” beka ” filan . Evet , evet bu seçimler sadece “yerel ” bazlıdır.

  6. Pazara kadar değil mezara kadar sözü gayet açık. Ölene kadar iktidar olmak, saltanat sürmek istiyorlar. Beka demek saray ve saltanat demek… İşte 2019’da yaşadığımız bir rezalet örneği: Kayseri’de 14 yaşında bir çocuk köpekler tarafından parçalandı… Ne bir istifa, ne utanma ne sıkılma… Hiçbir şey duymadık. Bir çocuğun köpekler tarafından parçalanması Yeni Türkiye’ye çok yakıştı. O çocuğun çığlıkları ve anasının âhı inşallah ulaşması gereken yere ulaşmış ve Gayretullah dedikleri şeye dokunmuştur… Beka derler, Gayretullah derler, 1000 değil 1150 derler, çapulcu, ayyaş, pislik, gavur vs. derler. Derler de derler… İçlerindeki pisliği her fırsatta her yere kusarlar. Ve uykuları asla kaçmaz bunların. Çünkü “Muaviye tipi” Müslümandır bunlar. Yaptıkları her şeyin yanlarına kâr kalacağını bilirler ve bilinçle hareket ederler. Hz. Peygamber “İçinizde konuşacak olanlar ya güzel konuşsun ya da sussun” demiş. Bu hadis Saray duvarlarını süslemez. Nerde bir uydurma hadis var onu asarlar duvarlara.
    İslamla ilişkileri “Bu Bakara çok makara” sözü ile özetlenebilir.
    14 yaşında çocuğun köpekler tarafından parçalanması konusunda muhalefet partileri seslerini çıkarmadılar. Oysa belediye seçimlerine uygun düşen bir mesele. İlkellikten ve barbarlıktan rahatsız olmuyorlar demek ki. Sokak köpekleri konusunu Kılıçdaroğlu’na defalarca yazdım. Bir sonuç çıkmadı.

  7. Beka kelimesini şahsen ben hiç kullanmadım.

    Fakat şunu çok iyi biliyorum:Önümüzdeki yerel seçimlerde Cumhur İttifakının oyu Türkiye genelinde %50’nin altına düşse, farz-ı muhal %40-%45 olsa,muhalif kesimden hiç kimse bunun bir yerel seçim olduğunu söylemeyecektir.Buna Fehmi Bey dahil.Herkes bu sonucu, Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin halk tarafın benimsenmediği şeklinde yorumlayacaktır.Hükümet önümüzdeki 4 yıl boyunca rahat bırakılmayacak,seçim sürekli gündemde tutulacak,ülkemiz için
    bu yıllar kaybedilmiş olacaktır.

    Bu sebeple ben daha önce de söylediğim gibi,kimin aday olduğuna falan bakmam,
    bu yerel seçimdir laflarını duymam,her seçime genel seçim gibi bakarım ve oyumu tuttuğum partiye veririm.

  8. sizlerin ABD ve GÜLENLE ilgile sorularinizi ve endişelerinizi kendi kendinizi daha fazla küçük düşurmemek için! Soracaklarınizi bunda bogle bana değil 40 yili askindir ABD de yaşayan Amerkalilarla evlenen, ABD li torunlari olan şu an T Cumhuriyetinin tepe noktalarini zapt etmiş KAVAKÇI AILE ŞİRKETINE SORUN…. ömrünu ABD ye adamis Baba Kavakçi Gülene barisma teklif edeli daha bir hafta bile olmadı.! En azindan kendi kendiniz ile çeliskiye düşmessiniz…..!!!!

      • Evet sağ olsunlar, ben bu haberleri Havuzun AKIT şübesinden okuyorum.
        Hatta Arşivine bakarsanız sizin vatan sevenlerinde Turkiyeyi ABD ye nasıl şikayet ettiklerini ve gösteriler yaptiklarini falan ne var ne yok bütün bilgileride bulabilirsiniz.
        Eğer arşivden sılmişseler merak etmeyin benim arşivde kopileri var size gönderirim.

  9. Yaşadığım ülkede son haftalarda çok konuşulan konuların başında, sağlık, emeklilik, trafik ve iklimi etkileyen faktörler diye sıralayabiliriz. Son günlerde, bal arılarını korumak için de imza kampanyası var.

    Aslında Türkiye’de konuşulması gerekenler pahalılık, işsizlik (özellikle genç insanların işsizliği), ülkenin ekonomik sorunları gibi konular olmalı diye düşünüyorum.

    Türk televizyonlarını açtığımda çoğunlukla siyasi konular. Ilçe belediye adayları bile canlı yayınlarda tanıtılıyor. Bursa’da yaşayan insanları Ordu belediye seçimleri neden bu kadar ilgilendiriyor diye kendime sorduğum da oluyor. Şimdi bir de beka sorunu çıktı. Beka konusu da yukarda saydığım sorunları konuşmamak için gündeme getirildi galiba?

    • İşsizlik, ekonomi, pahalıkık konularını belediye seçimlerinde konuşacaksak beka sorununu niye konuşmayalım…yani siz genel seçim konularını her türlü belediye seçimlerinde işleyin beka konusu olunca bunlar unutturulmak isteniyor, deyin… yok öyle bi dünya…. Yerel seçimler için konuşulacaksa eyvallah…buna itaraz eden yok…

  10. Paris 3-4 aydır yanıyor…Abd den avrupadan tık yok… varsa yoksa bütün dertleri,,,petrol ve altın zengini Venezuela…vay be ne kadar da demokrasi ve insan hakları savunucuları, gözlwrimiz yaşarıyor..Venezuela tarzı gelişmeler, varoşlardan başlatılması planlanan ayaklanma stratejileri, narko-terör ile sağlanan silahların metropol mahallelerine yığılma çabaları, hepsi biliniyor, izleniyor.
    1 Nisan sabahı itibariyle ülkeyi iç çatışmaya yöneltecek tüm unsurların özellikle İstanbul’da toplaştırıldığını, FETÖ/Ruzi Nazar-Enver Altaylı çizgisinin ve PKK çizgisinin hangi partilerin İstanbul teşkilatlarında tahkim edildiği de görülüyor.
    … Ve Devlet Bahçeli’nin açıklamalarından anladığımız net gerçek, bu kez emperyalistin emriyle milletine saldıranların, mahkeme salonlarını göremeyecekleridir.
    Nedim Şener’in de altını çizdiği gibi, 15 bin FETÖ’cü kripto TSK elemanının adlarının tespit edildiği, bin kripto FETÖ’cü hakim-savcının varlığının bilindiği bir dönemde bu milletin ve gazi devletimizin beka mücadelesinde boşluk bırakılacağını mı sandınız, geçiniz.

  11. 1. dünya savaşı bir kaç yıl öncesi Avrupa halklarına bir beka sorunu var mı diye sorsaydınız, büyük kısım hayır derdi lakin bazı göstergeleri okuyabilenler için sorunun cevabı evet olabilirdi. 20 milyona yakın insan öldü, haritalar tekrar çizildi…2. dünya savaşı öncesi sorsanız pek çok kişi siyasilerin bir dünya savaşını daha göze alacağına inanmazlardı dolayısıyla cevap yine çoğunluk için hayır olabilirdi, bazıları ise siyasilerin büyük yıkımları göze alırken fazla tereddüt etmeyeceğinin farkındaydı.. 100 milyona yakın insan öldü, haritalar değişti…Yugoslavya için de bir kaç yıl önce beka sorunu sorsanız yoktu. SSCB için de.
    soruyu bir de şöyle sormak gerekir, bugün ortadoğu ülkelerinin beka sorunu var mı?
    bu sorunun cevabı eski güvenlik danışmanı ve dışişleri bakanı condoleezza rice’ın 7.8.2003 washington post gazetesinde yayınlanan yazısında görülmektedir. “transforming the middle east – ortadoğu’yu dönüştürmek.” konulu bu yazıda fas’tan basra körfezine kadar ortadoğu’da bulunan 22 devletin rejiminin, sınır ve haritalarının değiştirileceği -kastı- vardır, türkiye’nin de bunların içinde olduğunu vurgulamıştır. ardından olmayan nükleer silahların peşine düşülmüş, ırak işgal edilmişti…
    sonrasında olanlar bizler için bir beka sorunu anlamı taşımıyorsa, ne var yok ne yok diye soralım bari, iyilik güzellik işte ne olsun değil mi???
    türkiyenin güneydoğusunu da içine alan kürdistan haritaları 40 yıldır ortada dolaşıyor, pkk boşuna 40 yıldır beslenmiyor.
    ilk etapta kurulması planlanan devletler ve haritaları şimdilerde her yerde bulmak mümkün…
    1. Alevistan 2. Kürdistan 3. Sünnistan 4. Şiistan 5. Doğu Arabistan 6. Batı Arabistan 7. Kuzey Arabistan 8. Güney Arabistan 9. Vehhabi Arabistan 10. Güney Yemen 11. Kuzey Yemen 12. Sirenakya 13. Trablusgarp 14. Fizan
    2006 yılında abd silâhlı kuvvetler dergisi’nde yayınlanan türkiye’yi bölen haritayı gündeme gelmişti, hatırlayalım. haritaya göre ırak üçe bölünüyor ve büyük kürt devleti öngörülüyor. arap şii devleti, sünni ırak devleti, büyük ermenistan, özgür kürdistan, bölünmüş iran… filistin’in adı yok.
    Haritaya göre kürdistan fotoğrafının tamamlanması için eksik parça Türkiye’de. abd’de yayımlanan the atlantic monthly dergisi de 2008 yılında benzer bir harita ve makale yayınlanmıştı. derginin kapağında “kürdistan haritası” Türkiye’nin doğu karadeniz sınırına kadar uzanıyor.
    2008 yılında abd kongresi araştırmalar merkezi tarafından hazırlanan “saddam sonrası kürtler” raporunda güneydoğu anadolu ile doğu anadolu bölgeleri kürdistan sınırları içerisinde gösteriliyordu.
    bence sadece ortadoğu değil, bütün ulus devletlerin beka sorunu var diye düşünüyorum ama bu başka bir tartışma konusu…
    bana kalırsa ağır beka sözcüğü de hiç bu kadar doğru zamanda kullanılmamıştı. iktidar partisi ile ilgili pek çok sorunumuz ve şikayetimiz olabilir lakin bir beka sorunumuz olup olmadığı ayrımında bile olamayan bir muhalefet elbette alternatifimiz olamaz. günümüz konjonktüründe beka sorunumuz tabii olarak var ve biz bu süreci iktidar partisinden daha iyi yönetiriz demek beklenirken… işte bu nedenle beka sorunu seçimlerle ilişkili değil mi??? yolda sorun çıkaran araba daha iyi bir araba ile değiştirebilirse akıllıca olur, hepten yolda bırakacak bir araba ile değiştirmek olsa olsa akılsızlık olur. iktidar partisinden memnun değilim, ama iç çekişmeden, kavgadan gürültüden başını kaldıramayan, hiç bir proje üretemeyen, ideolojik saplantısı için ülke yıkılsa umuru olmayan, beka sorunundan haberi olmayan, başarısızlık kaderi olan chp ye, kendi kurucu üyelerinin bile ilkelerimizden uzaklaştık diyerek ayrıldıkları, hayatta kalmak için her şeyi sineye çekmeye razı olan ip e, ülkeyi bölmeyi, ülkeden toprak koparmayı kendine ilke edinmiş hdp ye gidemeyeceğime göre başka da halkın muhalefet olmasına bile razı olmadığı partiler kaldığına göre Allah iktidarda olanlara akıl, fikir, basiret, hidayet versin diyorum. bu ülkenin en büyük sorunu iktidara alternatif olacak, ülkeyi daha iyi yöneteceğine inancımız olacak bir muhalefetin olmayışıdır vesselam.

  12. Öyle görünüyor ki trollerin de ciddi bir (kendi) beka sorunları var.Benim öngörüm yakın bir zamanda ortada trol diye bir şey kalmayacak…Hukukun,sosyolojinin,tarihin ve tıbbın( özellikle psikiyatrinin)üzerinde çokça uğraştığı bir KAVRAM olarak kıyamete kadar BAKİ kalacaklar;beka sorunları da bu şekilde kendiliğinden hallolmuş olacak.

    • Öyle görünüyor ki ABD ye kapağı atmış dünya vatandaşı olmuş ların vatan gibi bir kaygısı kalmamış.
      Boşuna büyükleri “Haçlılar namusunuzua dokunmaz ” diye fetvalar vermiyor.
      Böylece hem beka hemde namus ve vatan sorunlarını psikaytrik olarak çözmüşler.
      Böylece sorunları kalmamış.

  13. Fehmi Bey beka sorunu olmaması için daha başka nelerin olması gerekiyor acaba??? Sizce bu iktidarın gitmesi sonucu gelecek olan muhalefet mevcut sorunları ülkenin yararı doğrultusunda çözebilecek kapasiteye, motivasyona sahip mi??

  14. Beka sorunu yok değilmi?
    ABD darbesi ilk kez püskürtülünce ABD “Pardon” dedi ve bir daha darbe yapamama sözü verdi.
    Generallerin en az yarısı ABD tarafından din kisvesi ile kandırılıp ordu tarumar durumunda değil değil mi?
    Artık PKK yı eskiden örtülü desteklerken şimdi düzenli bir ordu korup müttefik ilan etmedi değil mi?
    ABD başkanı ve yardımcısı kameralar önünde ekonominizi mahvederiz diye tehdit etmiyorlar ve gereğini yerine getirmiyorlar.
    İçerdeki ajan kılıklılar eskidem maklube yerken “Siyaset şeytandır” derken şimdi her kılıkta algı operasyonu yapmıyor değil mi?
    Bence bu ülkemiz için gayet bir bekaa mücadelesi ama aynı zamanda ipi ABD nin elinde Pensilvanya ajanları içinde bekaa sorunu.
    Kaç seçimdir kılıktan kılğa giren bu ajanlar o yüzden yerel seçim değil de dünyanın sonu gelecek gibi kıvranıyorlar.
    Ancak Yüce Allah ım ABD haçlı ordusu ve onun Pensilvenyadan güdülen kuklalarına geçit vermeyecek.
    Çünkü burası İslam ın son kalesi.

  15. *******
    Kavram kargaşası! ya da erozyonu…
    Alacaklar yine seçmenlerin “oy”unu,
    “Milli” kaygıyı çağrıştırırken “beka”,
    Hep sonradan çıkar siyasetin oyunu!

    Temcit pilavı, yanında biraz da turşu,
    Menüde eksik etmezler milli marşı,
    “Milli” kaygıyı çağrıştırırken “beka”
    Muhalefet-iktidar, hep birbirine karşı…

    Beka sorunu varsa, seçim mi olur?
    Doğru dürüst üretmeden geçim mi olur?
    “Milli” kaygıyı çağrıştırırken “beka”
    Milli keseden israf, sorumsuz yoldur!

    Nasıl ki kalp beyne en besleyici merkez,
    Akıl-iman yekvücut, ve o denli sentez!
    Dile bir pelesenk olmuşsa yani “beka”
    Bu bir zeka sorunu! tabi bu da bir tez….

    Ezbere söylenmişse, siyaseten bu laf,
    Ele güne karşı yapılmışsa böyle bir gaf,
    “Milli” kaygıyı çağrıştırırken “beka”,
    Emekliye beyler, yeter artık el insaf!

    Gençler gelsin iman dolu, aklı-başında!
    Dünyayı bilen, nefsi kendi maaşında!
    “Milli” kaygıyı çağrıştırırken “beka”,
    İhtiyarlar dinlensin artık, o yaşında!
    *******

  16. Seçimler öyle bir hal aldı ki; artık projeler, düzenlemeler iyileştirmeler bir kenara atıldı. Ayrışma hakaret ve iftiralar yerini aldı. Eğer gerçekten ülkede bir beka sorunu varsa; sorun 16 yıldır iktidarda olan Ak partinin sorunudur. Bunca cumhurbaşkanlari geldi gitti beka sorunu gündeme gelmedi. Rahmetli Ecevit döneminde ekonomik kriz meydana geldi. Yine de bu ülke ayağa kalkmayı bildi. Tam da Güçlü Türkiye güçlü Ordu diye slogan atiggimiz bir devirde Beka Sorunundan bahsetmek sadece seçim kazanma algisindan başka bir şey değildir. Türkiye artık her yönüyle güçlüdür. Beka sorunu gündeme getirmek; Başta ABD ve Rusya olmak üzere bütün Avrupa ülkelerinin ekmeğine yağ sürmek gibi bir şeydir.
    SAYGILAR SEVGİLER

      • O zaman Cumhur ittifakını mumyalaştıralım H. Gayret bey! Malum insanlar fani; maazallah Erdoğan ve Bahçeli ölürse Türkiye yok olacak! Şimdi Koskoca Türkiye ömrü Cumhur ittifakı ömrüne mi kalmış! Ülkeyi Kurtaran Gazi Mustafa Kemal, Vefat edince Devlet yaşamaya devam etti hem de onca sorunlara rağmen….
        SAYGILAR SEVGİLER

        • Cumhur ittifakını mumyalamyalım ipi ABD elinde olanların ipini keselim yeter.
          Osmanlı da yaşamaya devam etti Türkiye cumhuriyeti olarak
          ama topraklarının 1/20 si ile ve dünyanının ilk 3 gücünden dünyanının 100. gücü haline gelerek.
          Bundan sonraki küçülmede yine içindekiler yaşar da Yaşamak dersen ya ABD mandası olarak veya AB uşağı olarak mı bilinmez.
          veya Suriye,Irak gibi 4 parça olarak mı.
          Olmaz deme bundan 100 yıl önce Yozgat eyse halep o idi.
          Selanik Atatürk ün doğduğu makedonya okuduğu yer idi.

  17. Kendi kişisel veya kurumsal varoluş gayesini beka sözcüğüyle açıklamak ve bunu milli bir mesele haline getirmek; maalesef kendi varlığını milli ve manevi değerlerin üzerinde görüp kendine ”yücelik” vehmetmek yada kendini kutsallaştırmaktan başka bir şey değildir.

    Hem bu, bir milletin içine tefrika sokmaktan da başka bir şey değildir.

    Evet, biz bir milletiz! İçimizdeki siyasi ve ideolojik çeşitliliği bölünmüşlük, parçalanmışlık olarak sunmamalıyız. Hele siyaseten zinhar bu yola başvurmamalı, bu dili kullanmamalıyız. Bizim birlikteliğimizin harcı Çanakkale’de atılmıştır. Değil bu milletin asli unsurları azınlıkları bile Çanakkale ruhuna katkı sunmuş ve evladı göğsünü vatan millet uğruna siper etmiştir. Buna Çanakkale’de medfun bulunan yüce ruhların üzerine isimleri yazılı olan baş taşları şahittir.

    Artık bu dilden vazgeçmeli. Kendi ideolojik hedefini, kendi siyasi ve kurumsal ikbalini milli ve manevi değerlerin üzerinde görmek ve o değerleri buna alet ederek bunu bir milletin beka meselesine dönüştürmek artık prim yapmıyor. Bir de başarısızlığını bununla perdelemek…

    Uzun zamandır ülkemiz siyasi bir sıkışmışlık yaşıyor. Bu hem sosyal yaşantımızı hem ekonomimizi ve hem de uluslararası ilişkilerimizi olumsuz etkilemektedir. Bunu ülkemiz yine kendi iç dinamikleri sayesinde aşacaktır inşaallah.

    Beka sorununa gelince; çok şükür bu milletin her bir ferdi -asaletini kaybedenler hariç- Çanakkale ruhuyla kenetlenip hedefine koşacaktır. Vesselam.

    Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın diye dua eden o mümtaz şahsın duasını kabul etmiştir inşaallah.

  18. Beka olmasi icin acik savas mi olmasi gerekiyor. Burada beka denilen olay bir zaaf olusmasi durumunda seninde cok cok iyi bildigin gibi sirtlan,larin harekete gececegidir. Ayip vallaha cok ayip ben dedim ya bu muslumanlar dagildilar diye , hakediyorsunuz. Gerci herkes kafasina göre musluman kimin ne oldugu belli degil muslumanligin bile ne oldugu belli degil bu zamanda , neyi kimden nasil ögrenecegimizi bilmiyoruz , deynegin iki tarafi da …. Iyisi mi ?salla gitsin , yasa kafana göre. Bu arada buralar da buz gibi ,donayruk:)

  19. Ulvi kelimeler ayağa çok düşerse gerçek manalarını kaybeder ve gerçekten ihtiyaç duyulduklarında etkileri yok edilmiş olur.
    Kendi beka sorununu millete mal etmeye çalışanlar esasında milletin bekasıyla oynayanlardır.
    Makamın bekası bu kadar önemli hale getirilirse ,yarın daha önemli konularda hangi değerlerimiz öne çıkarılacak merak ediyorum.
    Herkes en küçük bir kişisel hedef veya edinimini hayat memat meselesi gibi göstermeye çalışır.
    Sonunda gerçekten kendi çıkarı uğruna halkın ulvi değerlerinin içini boşaltır.
    Yarın tekrar birbirlerine dün söylediklerini tekrar söylemeye başlayınca ne olacak peki.
    Atı alan Üsküdari geçmiş mi olacak.
    Halkımız neyi istiyorsa öylelerinin peşine düşer.
    Ya mevlasını bulur yada hüsrana uğrar.
    Biz çoğunluk olarak nasılsak yöneticilerimiz de çoğunluk olarak öyle olacaktır.
    Geçmişte birbirleri için söylenenleri hatırladığımızda ya o gün yalan söylendi yada bugün yalan söyleniyor.
    Her şey milletin layık olduğu gibi olacaktır.
    Her seçim sadece bir seçimdir.
    Seçimler herkes için hayırlara vesile olması dileğiyle.

    • Peki Nurdan hanım,
      Şu ABD de oturan ve darbe yapmaya kalkan Papaz ın ajan olup olmadığını bir açıklarmısınız.
      Malum biz cahiller çözmedik adamın 20 yıldır ABD nin kucağında olıp nasıl dünyanın 4 tarafını yönettiğini cahil kafamız almadı.

      • Siz onu bana değil AKP nin veya halanda AKP üst düzeydeki adamlarinin onlarin içerisine yerleştirdiği casuslara ve reisinize sorun… Hatta bir trole olarak kendinize sorun.
        Benim Öğle TC de ve dişarda DIN SATAN VE CENNET BELGELERİ dağıtan DÜNYA malina tapmişlarla işim olmaz…sizler gibide insanları İLAHHLAŞTIRMAK benim dinimede yasak olduğu için zaten benim Karekterim ve terbiyeme Emire almaya musait değil..!!!!!! Bakin bu işi en güzel sizler beceriyorsunuz.
        Size bir tavsiye şu an TC de inşat ve mutahitlik pek para etmiyor.
        Bence siz bu trolliği boşuna yapiyorsnuz.

          • Yalancilik, yağcilik, iftira atmak bana değil, size daha iyi yakişir.
            Ben!,sizin iftira ve yalanlariniza inanacak kadar cahil değilim.
            Arşivdeki her yazdiğimin arkasindayim ve 15 Temmuzu sizin icat ettiginiz bir zamanlar hasret EZGILERI düzdüğünüz ortaklarinizi Vatan Sever Iş adamlarini temize çıkarmak ıçin Milletin Bağrindan çıkmiş Emniyeti ve Askeriyeyi yok etmek için, günah keçisi olarak TERÖRIST ilan ettiniz deye size inanmamimi istiyorsunuz?
            Ben yalanci ve iftiracilara değil kendime inanirim.
            Sizin eski dost ve ortaklariniz darbe yapacak kadar aptal değiller.
            Buna Kargalar bile güler.
            Haa sahi siz neden milleti tehdit etmek gereği hissediyorsunuz?
            Sız Barut olsaniz ne yazr ancak kendinizi yakarsiniz.

        • Ben trol değilim.
          Reisi seven ABD darbesi,PKK,FETÖ vs hepsine ders verdiği için destekliyorum.
          Siz darbeyede FETÖ ye de inanmıyorum diyerek FETÖ ve darbeyi aklamaya çalışan bildiğin parallel trolsün
          emirler twitleri 10 a katlarsınız anladık.
          Hem Atatütkçü hem dinci hem milliyetçi gem bir sürü şey olursunuz.
          Etrafta senin gibi dolu.
          Yangını çıkaran ülkeyi yakan FETÖ yü değil yangını yeterinde hızda smbdiremyenleri suçlayıp akıllarınca darve de yapamadıklarını yapacaklar.
          Kargayı sesinden tanıyoruz.

  20. Fehmi bey! Sizin yazdıklarınızı anlayabilecekler beka’nin ağirlığını anlarlar’da, esas onu kullananlar
    anlamaz…. Çünkü onlar koltuklarina trolleri tarafindan Japon yapıştiricisi ile yapıştırilmışlar.
    Eğer kalkarsalar kendi elleri MILLETIN parası ile besledikleri trollerin hışmına uğrayacaklarını çok iyi bildikleri için vatanı milleti değil kendilrini düşüniyorlar.
    Bu nedenden dolayi beka sorununu kullanlar içın beldiye seçimleri onlar için istiklal savaşi ile eş değer taşiyor.

    AHILLERI düşman ilan edip CAHILLERLİ dost edinince, ne yapsinlar BEKA SORUNU ipine sarılmaktan başka çareleri yok.

    Atalarımiz ne demiş”CAHIL DOSTTAN İSE AHİL DÜŞMAN DAHA HAYIRLIDIR.

  21. Bu ittifakı terminal evredeki kanser hastasına verilen morfin türevi ilaca benzetebiliriz. Pahalılık, güvensizlik, adaletin zaafı, saçma sapan beyanatlar vs durumu daha vahim hale getirmiş. H gayret koçum sen istediğin gibi es gürle sonuç fıstır 😀 Buradada artık esip gürleyemeyeceksin😀

  22. “Beka meselesi yapılmasın olmuyor yani” diyen kesim,eleştiri getirirken belediyecilikle ilgili hiç konuşmasın hükümet seçimi var gibi sallayıp dursun cumhur ittifakındakilerde tabi tabi olur canım başka bir arzunuz mu var desin… Eğer seçimi yerel seçim gibi görüp herkes bunun üzerine tartışacaksa sorun yok. İyi olan kazansın başarılar herkese…………… * Benim başkanım şehr-i emin vasfının şuurunda olsun. Çalmasın, çırpmasın. Rant kanalları oluşturmasın.
    * Liyakate önem versin. Kadroları ‘birilerinin birileri’ ile doldurmasın.
    * Popülist olmasın. Topladığı vergiyi belediye sınırları içinde harcasın. Hemşehri derneklerine hoş görünmek için kaynakları ülkenin ta öbür ucuna savurmasın.
    * Altyapı önemli, üstyapı hayati ama evvela gönüllere giden yolları inşa etsin. Kibirli olmasın.
    * Trafiği çözsün. Erişebilir yollar açsın.* Parklar kursun, bahçeler yapsın, tabiatı korusun, sık yapılaşmaya izin vermesin.
    * Halkın sorunlarına karşı surlar örmesin. “Bu mesele bizimle ilgili değil” diyerek topu başka kurumlara atmasın. Sokakları temizlerken yanmayan sokak lambasını da dert etsin.
    * Kaliteli ve doyurucu kültür faaliyetleri yapmanın, kültür merkezleri inşa etmek kadar önemli olduğunun farkına varsın.
    * “Ramazan etkinlikleri” adı altında kurulan amacından saptırılmış maneviyat yoksunu panayırlara son versin. Hakiki programlar düzenlesin. Sokak iftarı mı? Yapmasın. Onun yerine fukarayı doyursun.
    * Muhtaç ile zengin arasında köprü kursun. Yardımları gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırsın.
    * Okullara elini uzatsın. İyi projeleri örnek alsın. Öğrencilere rol model olsun.
    * Hayvanlara sahip çıksın ama insanları da ıskalamasın.
    * Medyada hoş görünmek adına acayip işler yapmasın……

  23. Doğruya doğru yerel seçime gidiyoruz dimi….karşı cenahın trolleri; günlerdir dolar yükseldi, ekonomi battı, pazara bak pazara patlıcan olmuş kaç lira……yeme kardeşim kış günü patlıcan… yok yerel seçim var patlıcan yemem lazım ayarındalar…Biraz rahat olun…Canan Karatay’ı dinleyin..Her meyveyi, sebzeyi mevsiminde tüketmeye çalışın..Arkadaşlar, hangi mevsimdeyiz?
    Kışın ortasındayız değil mi?
    Kışın sonu falan bile değil, tam ortasındayız..Patlıcan, bir sıcak iklim sebzesidir. Soğuğu sevmez!…Biber, ılık ve sıcak mevsimde yetişir. Soğuklardan çok etkilenir…Domates; ılık ve sıcak iklim ister. Soğuklardan çok zarar görür…Seralarda..

    Bir avuç kaymak tabaka için üretilen, mevsimi olmayan ürünlere talip olup, fiyatlarını zirve yaptırtmayın..
    Bırakın..Kaymak tabaka, kendi arasında rekabeti kızıştırsın..Fiyatları yükseltsin..Biz bu istemezükçülerin, riyakarların, ahlaksızların propagandalarına niye inanalım ki?
    Ekmekte ne yalan uydurdu iseler..
    Patlıcanda da aynısını yapıyorlar..
    Göreceğiz, iki ay sonra, patlıcan ne olacak..
    Ömrümüz var ise… Lütfen artık nasihatlerinizi, faturayı doğrudan iktidara keserek yapmaktan vazgeçiniz.
    Seçim öncesinde AK Parti’ye ve iktidara yüklenmenin yeni bir mecrasını açanları niye samimi bulmuyoruz?
    Çünkü onların ortak özellikleri;
    1. En doğru, en iyi Müslüman kendileri… Hata yapmazlar, herkesi eleştirirler ama kendilerine ufak bir eleştiri yöneltin hop oturup hop kalkarlar… Mesela desek ki, sizin yazdıklarınız Erdoğan kin ve nefreti ile dolu kesimlerde alkışlanıyor. Bu bile sizin kimin değirmenine su taşıdığınızı göstermez mi? Lütfen artık nasihatlerinizi, faturayı doğrudan iktidara keserek yapmaktan vazgeçiniz.
    Seçim öncesinde AK Parti’ye ve iktidara yüklenmenin yeni bir mecrasını açanları niye samimi bulmuyoruz?
    Çünkü onların ortak özellikleri;
    1. En doğru, en iyi Müslüman kendileri… Hata yapmazlar, herkesi eleştirirler ama kendilerine ufak bir eleştiri yöneltin hop oturup hop kalkarlar… Mesela desek ki, sizin yazdıklarınız Erdoğan kin ve nefreti ile dolu kesimlerde alkışlanıyor. Bu bile sizin kimin değirmenine su taşıdığınızı göstermez mi?
    2. Kibir ve eneleri tepe yapmıştır, bu yüzden tevazuları iğreti elbise gibi durur. 3. En büyük ortak özellikleri, bir dönem hepsinin Erdoğan’ın yanında olmalarıdır. Hepsinin makam, mansıp sahipliği, içlerinde milletvekilliği yapmış olanları var. Erdoğan biraz mesafe koyduğunda bunu hiç hazmedemediler. Hep gözde olmalıydılar, hep tepede olmalıydılar. Onlar olmadığı için de şimdi mesele liyakatsizliktir. Çünkü liyakat sadece bunlarda var… 4. Bütün tavırlarına, homurdanmalarına rağmen gözleri hala Beştepe’ye doğrudur. Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün kendilerine yeniden iltifat etse inanınız sevinçlerini zor gizlerler…
    5. En sık söyledikleri, fısıltı gazetelerine manşet yaptıkları da şu: “Erdoğan eskiden çok iyiydi. Eskiden neydik, ne olduk. Erdoğan’ın etrafını sarmışlar, bizim ulaşmamızı engelliyorlar. Erdoğan var ya, bizi dinlese, bütün yanlışlarından kurtulur. Bak göreceksin 31 Mart’ta hepsi boyunun ölçüsünü alacak. Daha şimdiden kaybettiklerini anladılar zaten…” Referandumda ‘HAYIR’ çıksın isterken de, Abdullah Gül’ü Erdoğan’ın karşısına iteklerken de, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine karşı çıkarken de bunlar aynı tayfaydı. Bütün bu dönemlerde hep sureti haktan görünüp “adalet, demokrasi, liyakat, keyfî yönetime hayır” deyip durdular.
    Bakınız, “karşı taraf” hiç olmazsa kendini gizlemiyor. “Erdoğan’ı sevmiyoruz, istemiyoruz, akıbeti Menderes gibi olacak” diye açıktan söyleyebiliyorlar.
    Bunlar ise kerameti kendilerinden menkul mihenk taşı…

  24. KCK Yürütme Konseyi Üyesi Sebat Andok açıklama yaptı.. “AKP-MHP’ye kaybettirmeyi temel strateji olarak belirlemek doğrudur. Bu iktidarı yenilgiye uğratıp, hükümeti iktidardan düşürmek için her türlü çabanın içinde olmak, doğru bir stratejidir” dedi. Yani bu birliktelik Kandil’in oluruyla hayat bulmuş.. Şimdi iki soru var sorulması gereken.. Her vatansever Türk evlâdı merak ediyor.. 40 senedir bu memlekette kan döken, asker-polis, doktor-öğretmen şehit eden bir terör örgütü, hangi pazarlıkla CHP ile işbirliği yaptı.. Ne aldı yani sonuçta..CHP’nin açık açık göstere göstere PKK ile işbirliğine gittiği bu dönemde, ittifakı bozmayan İYİ Parti’den bir kişi bile çıkıp da ‘ben milliyetçiyim, ben vatanseverim’ falan demesin, hiç inandırıcı olmaz..

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here