Komplo teorisi sevenler.. gerçekçi değerlendirmelerim canınızı sıkmamalı..

15

Halkbank‘ın uluslararası bankacılıktan sorumlu genel müdür yardımcısı Mehmet Hakan Atilla ABD’de tutuklandı, biliyorsunuz.

Büyük olay.
Banka, haklı olarak, bu olay etrafında yapılan yayınlarda itibarına yönelik olumsuzluklara yoğunlaşıyor.
Olayın amacı da itibarı zedelemek herhalde.

Kimin ‘komplo teorisi’ daha makul

Ertuğrul Özkök bugün ilginç bir yazı yazdı; yazısının sonunda ”Fehmi Abi görüyorsun, yokluğunu aratmamaya çalışıyorum” diye bana da atıfta bulunuyor.
Ölmedik be Ertuğrul, benim de söyleyecek birkaç şeyim olacak.

Dediği şu:

”Savcının elinde Reza Zarrab ile genel müdür yardımcısı arasında yapılan telefon konuşmalarının tapeleri varmış. / Buraya kadar normal ama şu cümle çok dikkat çekici. / ‘Bu tapeler, 17-25 Aralık öncesi yapılan konuşmalara ait.”

”Acaba FBI mı dinledi de kaydetti” diye başladığı sorgulamasını, ”Acaba bunları delicesine dinleme yapan FETÖ’nün savcıları Gülen’in ABD’de kalması karşılığında Amerikalılara servis etmiş olamaz mı?” sorusuyla bitirmiş…
Bu tür soruları sormayı ‘komplo teorisi’ sayması ve beni bundan dolayı hatırlaması hazin.
Oysa insan zihnini açan ve gerçeklere ulaşmayı çabuklaştıran sorgulama faaliyetine ‘komploculuk’ denilebilir mi?

Sorusu çok makul; özellikle de 17-25 Aralık (2013) sürecini bu tarihlerin önünden başlatıp daha sonrasına uzattığımızda gündeme taşınan kasetlerin çeşitliliği yönünden…
Hatta 30 Mart 2014 tarihinde yapılan yerel seçimler öncesinde ortalığın kasetlerle sarsılacağı beklentisi de vardı.
Beklenen olmadı. Kaset yayını birdenbire durdu.

O günlerde yazdığım yazılarda ”Acaba o dinlemeleri ülkede birileri değil de, onlarla işbirliği halindeki daha uzun kulaklar yapmış ve nelerin yayınlanacağına da onlar karar vermiş olamaz mı?” kuşkumu belli etmiştim.
Birileri (FETÖ) kendi dinlemelerini pazarlıkla Amerikan istihbaratına sunmuş olabileceği gibi.. Hassas kişilere yönelik birebir ve ortam dinlemelerini esas Amerikalılar yapmış.. ve 17-25 Aralık sürecinde ‘o birileri’ eliyle yayılmasını sağlamış da olabilir…
Amerikalıların Türkiye’yi yaygın biçimde dinlediğini Alman basını fâş etmemiş miydi?

Zamanlama manidar

Halkbank‘ın ‘2 numaralı’ yöneticisinin ABD’de tutuklanmasını AK Partili yetkililer ”Zamanlaması manidar” cümlesiyle karşıladılar.
Gerçekten bir gün sonrasında ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson‘un Ankara’ya gelmesi beklenirken oldu tutuklama.
Hükümet, Tillerson gelecek diye, Milli Güvenlik Kurulu’ndan ”Fırat Kalkanı bitmiştir” kararını çıkartma hazırlığı içerisindeyken…

Biliyoruz: ABD’nin yeni başkanı Donald Trump‘ın öncelikleri içerisinde Türkiye bulunmuyor. Telefonla tebrik kabul etmekte acele etmemişti; şimdi de herkesle yüz yüze görüşüyor, Türkiye’ye randevu vermiyor Trump.
Mayıs ayında NATO Zirvesi var, ikili görüşme belki orada yapılacak.

Kendisi doğrudan görüşmüyor, ama.. Trump‘la ilk görüşen lider İngiltere Başbakanı Theresa May‘di ve May 28 Ocak 2016 günü, Washington’dan derhal ülkesine dönmek yerine, Ankara’ya uğrayıp Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘la görüşmüştü.
Ardından, CIA Başkanı Mike Pompeo, ülkesi dışına ilk resmi ziyaretini 9 Şubat 2016 tarihinde Ankara’ya yaptı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan‘la da görüştü.
Şimdi de Tillerson

Tillerson‘un Ankara’ya hareket ettiği gün, New York Güney Bölgesi’nin yedek savcısı, elinde 40 sayfalık hazır iddianame ile, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Atilla‘yı New York’ta tutukladı.

Doğrusunu söylemem gerekirse, olayı, ”Ne büyük ihtiyatsızlık” tepkisiyle karşılamıştım ilk. Oysa, bankanın yaptığı kapsamlı açıklamadan ne öğreniyoruz, Mehmet Hakan Atilla 2014-2017 yılları arasında tam 7 defa ABD’ye görevli olarak gitmiş; başına hiç bir şey gelmemiş…
Gözaltına alınması da New York’a ayak bastığı gün değil.. orada üç gün boyunca görüşmeler yaptıktan sonra.. ülkeye dönmek üzere uçağa bineceği sırada gerçekleşmiş…
İşe bakın siz!

Amerikalıların bir derdi var, ama ne?

Amerikalıların Türkiye’den ne istediğini çok merak ediyorum.

Theresa May ne mesajı getirdi Trump‘tan? CIA Başkanı Pompeo geldiğinde neler anlattı, ne mesajlar verdi? Tillerson‘un ziyaretinin esas amacı neydi?

Eskiden, Amerikalılar, bu tür —May, Pompeo ve Tillerson ziyaretleri gibi– önemli olaylar öncesi ve sonrasında medyadan bazı isimlere küçük çaplı bir bilgilendirme yapar, onlar da üslubunca yazardı.
O bilgi ve dikkatle yazıları izliyorum, ülkemizde ABD’yi temsil edenler sus-pus…

Karşı karşıya gelecekleri gazetecilerin ‘‘Türkiye’deki siyasileri.. onlarla ve birbirleriyle görüşen Rıza Sarraf ve bankacıları siz mi dinlediniz? Adil Öksüz ile bir ilişkiniz var mıydı? Bütün derdiniz Fırat Kalkanı mıydı, yoksa Türkiye’den başka talepleriniz de mi var?” türü sorularına muhatap olmak istemedikleri için de olabilir Amerikalıların bu suskunlukları…

Görüyorsun Ertuğrul, elim hala kalem tutuyor.
ΩΩΩΩ

15 YORUMLAR

  1. İlkbaharda ekmezseniz sonbaharda biçemezsiniz. Bu, komplo teorisi midir? Sebepsiz bir şey olmaz diyoruz. Bir olay oldu mu ona sebep ararız. En uygun gördüğümüze de “Bu, bunun sebebidir.” deriz. Onu öyle kabul eder ve yaşarız. Hiçbir şeyi yüzde yüz bilemeyiz. Biz tam doğruyu değil en az yanlışı biliriz.
    Trump seçim esnasında Müslümanlara cephe aldı. Başkan olunca kendisine göre terörist Müslüman ülkeleri belirledi. O ülkelerin vatandaşlarını ülkesine sokmadı. Acayip olan şu idi İran terörist olmadığı halde onun vatandaşlarını da o listeye ithal etti. Türkiye ile ilişkisini en üst seviyeye çıkardı. Beklenmedik zamanlarda en yüksek seviyedeki ABD yetkilileri Türkiye’ye geliyor. Hiçbir şey sebepsiz olmaz. O halde her düşünen soracaktır. Neden Türkiye’ye geliyor? Ne istiyor? Ne Türkiye ne de ABD ser veriyor sır vermiyor.
    Bu arada Trump ile Rusya’nın arası iyidir. Rusya’nın İran’la da arası iyidir. Suriye ve Irak’ta Ruslar ve Türkler operasyon yapıyorlar. ABD ses çıkarmıyor. Bu durumda herkes bir yorum getirecek. Özkök, Koru ve Karagülle. Aktörler ise susacak. Onların emrinde olanlar da susacak.
    Önce baştan başlayalım. Bir taraftan Ankara’ya en yüksek seviyede temaslar yapan bakan geliyor. Diğer taraftan ABD’de tutuklama oluyor. Bunun iki manası vardır. Biri ABD’nin Türkiye’ye yaklaşmasını istemiyor. ABD bürokrasisi bu tutuklama ile Trump’un işini zorlaştırıyor. Diğeri ise ABD Türkiye’yi tehdit ediyor ve Türkiye’nin İran’la arasını açmak istiyor. Geçmişteki küllenmiş olayı kaşıyor. Hangisidir, şimdilik bir ipucu yakalamış değiliz.
    ABD’nin Türkiye’den istediği ne olabilir?
    Trump Sermaye ile boğuşuyor. Yenebilmesi için Rusya ile iyi olmak zorundadır. Bu arada Müslümanları da yanına almaya çalışıyor. Türkiye’nin yanlarında olmasını istiyor. İşe Türkiye’den başlıyor.
    Diğeri ise Trump Sermaye ile anlaştı. Üçüncü cihan savaşını çıkaracaklar. Savaşın Türkiye’de başlamasını istiyorlar. İran’la Türkiye savaşacak önce İslam alemi soy kırımına uğrayacak ondan sonra ABD ve Rusya eliyle Sermaye dünyanın haritasını çizecektir. Çin ve AB yenilmiş olacaktır çünkü AB Rusya’dan korkmuyor ama ABD ve Çin onun için daima potansiyel tehlikedir.
    İhtimalleri sıraladım. Acaba hangisi galip gelecek? Bana göre; Trump ile Sermaye pazarlık içindedir. Bu olaylar o pazarlıkta güç gösterisidir. Daha karar verilmemiştir. Pazarlık bittiğinde ne yapacakları belli olacaktır. Bu benim komplo teorim. Koru başka teori kurabilir. En makul komployu kabul etmek zorundayız. Başka türlü hayat olmaz. Benim anlattıklarımın doğru olmadığını düşünenler görüşlerini bildirebilirler.

  2. Türkiye’de hakim olan idrak seviyesini anlamak için bu Adil Öksüz’ün ABD Büyükelçiliğinden aranması olayını irdelemek yeter sanırım. ABD gibi bir devlet Adil Öksüz diye birini darbede güya kullanmış ve bu kişi darbenin beyni imiş. Sonra da sanki başka hiç telefon bulamamışlar (kontörlü de mi yoktu yahu) gibi Büyükelçilikteki resmi telefondan aramışlar. Eee bizim acar istihbaratçı yandaş gazeteler ve dahi bütün hükümet erbabı buna nasıl da balıklama atladılar. Ahanda bulduk, darbeyi ABD tezgahladığının en bariz kanıtı diye. Yani en aptal bir istihbaratçı bile bu kişiyi Büyükelçiliğin resmi telefonundan aramaz herhalde.
    Bu kadar derin istihbarat anlayışı olan bir ülkeye ne versen gider diye düşünüyorum. Onun için Fehmi Koru’un elli yıllık birikimi ile yazdığı yazıları bu arkadaşlar okumaz, okusa da anlamaz veya yanlış yorumlar. Fehmi Beyin hükümeti aşağılamaya veya muhalefet etmeye çalıştığını düşünürler.

  3. Biz vatandaslarin bilgiye ulasma kanallari tikali. Yazarlarimiz da aralarinda golge boksu yapiyorlar, mevcut ortamda ellerinden gelen bu…
    Hislerim diyor ki, kapali kapilar arkasinda kotu seyler oluyor…

  4. Akıl oyunları bitmeyecek.
    Bunun sebebi Allah tan dilebiliriz : ” vemekerru mekerAllah..” Onlar oyun tuzaklı oyun kurarlar, Allah ‘ınvereceği karşılık öngörülmez, etkili, kesin sonuçludur”.
    Kim “O’nlar”?!
    Her kesin şehidi gibi izafi mi?!
    Fırat Kalkanı kesildi. Sorularınıza cevap olabilir mi?

  5. Trump Yahudilere destek veren bir protestan ve evangelist sempatizanı olduğu söyleniyor. Böyle bir kişinin Sadece FETO için Gn.Md Mv.ni tutuklattığı düşünülemez Türkiyenin Güneyindeki politikalarından pek hoşnut olmadığı anlaşılıyor ve ABD’yi dünyanın hakimi hülyası ile yaşıyor. Dolayısıyla bu adama sır vermeden, ser vermeden, sakince, kendisini ve niyetini iyi tanımak gerekiyor. Kendine ve ülkesine fazla güveniyor gibi. BOP ‘un da çok ciddi takibcisi olacak gibi görünüyor. Büyük kürdistan, büyük İsrail peşinde midir, acep ?

  6. ABD’nin istedigi genelde “Bizimle beraber olmaya devam edin”, ozel de ise “Barzani’nin bolgesinde bagimsiz Kurdistan’a karsi cikmayin ve YPG’yi aktif dusman gormeyi birakin”. Bence makul istekler, Turkiye’nin buyuk guclerden birini secmesi lazim ve ABD en iyi alternatifdir.

    Ayrica bagimsiz Kurdistan’a verilecek destek ulke icinde bazi olumlu politikalarla beraber eslenirse Kurt sorunu icin “gercek bir cozum” yoluna girilebilir. Ulkenin en buyuk sorunu budur. Kurt sorunu cozulmus olsa Ortadogu denleminde cok daha etkili ve derinlikli olabilirdik. Simdi ki gibi Munbic v.s. gibi tali konularla ugrasip batakliga saplanmazdik. Dogru politikalar ile Turkiye Ortadogu’da stratejik oyuncu olabilir.

    Nedir bu dogru politikilar? “Osmanlicilik”, “Abilik” taslamamak ve zaten var olan ekonomik ustunlugun buralara nufuz edebilmesine vesile olmak. Dostca ve yumusak uslup, baska ulkelerin ic islerinde yogun bir sekilde taraf tutmama bizi oldugumuz noktadan cok daha ilerilere goturur.

    Gercekten de Turkiye’nin cikarlari ile ABD’nin kendine ortak olarak tahayyul ettigi Turkiye buyuk oranda ortusur birbiri ile.

  7. ”Görüyorsun Ertuğrul, elim hala kalem tutuyor.”

    Tamam Sayın Koru; siz ve Sayın Özkök biri birinize göndermelerde bulundunuz, hem de çok önemli bir gündem üzerinden.. ve ben bir okur olarak hala.. şu Amerikalılar bizden (Türkiye’den) ne istiyor, sizin gibi bende anlamış değilim.

    Soru, şu şekli ile doğru mu?
    Bu Amerikalılar bizden ne istiyor?
    Doğru ise, sizin sormuş olduğunuz aşağıdaki soruları, cevaplanır umudu ile tekrar sormak lazım.

    Theresa May ne mesajı getirdi Trump‘tan?
    CIA Başkanı Pompeo geldiğinde neler anlattı, ne mesajlar verdi?
    Tillerson‘un ziyaretinin esas amacı neydi?

    Bu sorulara şunlarda eklenebilir.

    ABD ve İngiltere’nin 15 Temmuz melanetindeki rolü ne idi?

    Rusya darbe girişimine ne zaman ve ne kadar müdahil oldu?

    Rıza Sarraf’ın halt ettikleri 15Temmuz’a giden yola döşenen taşlar mı idi?

    Bu sorular üzerinde biraz beyin fırtınası yapmış olsa yazarlarımız, bir kaç kırıntıda biz okurların payına düşer belki..
    Hoş en üst perdeden devlet işlerine fert fert yetik olma hakkımız yoktur belki, gel gör ki ülkemin hal-i pür melali içimi acıtıyor, ne yapayım?

    Aman Allah’ım! Neden bu kadar herkesin hışmına uğruyoruz.

    İran, Rusya, AB, İngiltere,ABD..

    Bizi top gibi evirip çevirmelerine neden bu kadar müsaade ettik?

    Devlet aklı bu olmasa gerek..

    • Gerçekleri araştırıp doğruları bulmak yerine biatci bir millet olduğumuz için.
      İş yapan değilde çenesi laf yapanların popüler olduğu bir ülkeden bundan başka bir sonuç beklersek yanılmış oluruz.
      Bunu anlamak içinde gerçek siyasetcilerin şu an neden sustuklarini anlamak gerek.
      Bence onlar millete Türkiyeyi çağ atlatan sesis kahramanlarin kim olduğunu isbatlamak için bu yolu tercih ettiler.

  8. Şukadar koplo teorisi varken tırnak içinde okadar gerçekler ortada 5 toluk bir balina gibi yatarken

    Halen 15 temmuzun hainliği ayyuka çıkmışken bu kahpeliği bu satılmışlığı

    Tiyatro olarak değerlendirip maduriyet gözyaşları dökenler Allah aşkına biraz vicdanları kalmışsa artık bu sevdalarından vaz geçsinler

    Gururumuz onurumuz şehidimizin Halis demirin Annesi Rahmetili olmuş mekanı cennet olsun gitsinler cenazesine katılsınlar belki orada 15 temmuz da şehit olanların yakınları belki gaziler olacak onların yüzüne bir baksınlar mesela tankın altında ezilen bacımızın yakınlarıda orda olurlar

    Hani maduriyet edebiyatı yapanlar gerçekten (bu işle ilgisi olmayanları hariç tutuyorum) şü kadar çocuğu eşi annesi babası perişan diyorlarya birde onlara bakıp onların neleri var o gurur larımız 15 temmuz gecesi herşeylerini unutup gitmişlerdi o cehennem gecesine

    Düşünsünler mesela Adil öksüz denen cani ABD konsolokuyla işi neydi ABD her vizesini iptal ettiklerini arıyormu ?

    Bu zırvalara ancak o kumpasın içinde olanlar ve dışında olupta o gece Fetih suresi okuyun diyen ve o emre uyanlar inanır .

    Biz bu 15 temmuzu unutmayacağız unuturmayacağız İnşallah..

  9. Tutuklama olayı ABD’nin kendi içindeki bürokratik oligarşinin bir oyunu olamaz mı? Türkiye ziyareti öncesinde Tillerson’un eline bir buket problem tutuşturup onu zor durumda bırakmak isteyen, eski yönetimden kalma FETÖ sever bürokrat grubu mesela… Böylelikle müzakere masasına taze bir dosya bırakırken, bir kaç önemli dosyayı da kaldırmış olabilirler…

  10. Sn. koru TAHA KIVANÇ vari yazılarınızı özlemiş birisi olarak çok keyifle okuğum bir yazı olmuş, tebrikler. NURDAN hanımın yorumlarında vurguladığı gibi: Batıda yargı talimatla hareket etmiyor, elinde dayanağı sağlam suç teşkil eden belge varsa yargı hiç kimseye acımıyor…Çünkü oralar muz cumhuriyeti değil…

  11. 15 Temmuz’dan bir kaç gün sonra, yani 21 Temmuz’da Adil Öksüz, ABD Konsolosluğunun telefonundan aranmış ve konuşmuşlar.

    Adil Öksüz’ün Mit’çi olduğu imalarında bulunanlar, hatta bunu açıkça iddia edenler olmuştu.

    Fehmi Bey de Adil Öksüz konusunda bir hayli yazı kaleme aldı. Bu gelişme üzerine herhalde yeni bir yazı daha yazacaktır.

  12. Fehmi bey hayırlı sabahlar, galiba sizin kompütüre tarihleri karıştırmış 28 Ocak 2017 9 Şubat 2017 yerine 2016 tarihini atmiş.
    Bizim ata sözlerimiz sanki Trump için söylenmiş! D derisinden post olmaz.
    Trumdan Müslümanlara dost olmaz.Trump oldu bitti Rusyanin emrinde. Rusya ve İran Esadı istiyordu.
    Trump Esada karşi olanların başıni çeken Türkiye ve BM ye ayni günde haddinizi bilin Esad kalacak mesajı verdi. Ayrıcada Turkiyeye Süriyedeki PKK uzantısı içinde sizin düşmanıniz bizim dostumuzdur tavrini koydu.
    Birileri çıkıp bizimkilere kırmızı çizgilerine ne olduğunu sorma cesareti gösterbilse iyi olur.
    Yoksa o çizgiler yeşldide bizmi yalnış anladik.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here