Ben ufukta erken seçim görüyorum.. Sizler görmüyor musunuz?

9

Acaba ufukta bir erken –hatta baskın– seçim mi var?

“Bunu da nereden çıkardın?” diyecekler haklıdırlar; gerçekten de böyle bir ihtimali etrafta telâffuz eden yok. Tam tersine, ağzını her açan, eline kalemi her alan “2019’da üç seçim var” kanaatini tekrarlayıp duruyor.

Yakın geçmişte farklı bir konuya değinirken böyle bir ihtimalin varlığından bir cümleyle söz ettim; kimsenin dikkatini çekmedi.

Demek ki, ‘erken-hatta baskın seçim’ olabileceği kuşkusunu taşıyan bir ben varım.

İktidar çantada keklik mi?

AK Parti içeriden ve dışarıdan sıkıştırılıyor ve her yeni gelişme AKP seçmeninin kafasını karıştırıyor; böyle ortamlarda iktidarlar çareyi vaktinden önce halkın hakemliğine müracaat etmekte bulurlar.

Benim hareket noktam da bu.

Ekonomide.. dış politikada.. hukuk ve adaleti ilgilendiren konularda.. bıçak sırtı bir durum var. Her yeni gelişme iktidar partisine seçimde artı da getirebilir, var olan seçmen tabanını oy vermekte tereddüde de düşürebilir.

Tablonun iktidar için fazla endişe doğuracak bir görüntüsü bulunmadığının ben de farkındayım: Son genel seçimde (1 Kasım 2015) oyların neredeyse yarısını almış bir parti iktidarda. Onun içinden çıkardığı cumhurbaşkanı adayı (Tayyip Erdoğan) cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 52’yi zorlayan bir oy almıştı. Cumhurbaşkanına geniş yetkiler vermeyi amaçlayan anayasa değişikliği referandumundan da ‘Evet’ sonucu çıkmadı mı?

Somut veriler bunlar.

İktidarın yapılacak seçimi çantada keklik görmesi için yeterli veriler…

1 Kasım 7 Haziran seçimini unutturdu

Ancak hep unutulan bir başka olgu daha var: 7 Haziran 2015 genel seçimi… O seçimde, AK Parti’nin oyları yüzde 40’a dayanmıştı.

Özellikle anayasa değişikliğiyle ortaya çıkan yeni siyasi ortamda iktidar olabilmek için bir partinin oylarının yüzde 50’nin üzerine çıkması gerekiyor.

Yüzde 40 oranı ile tek başına iktidar olunamıyor.

[AK Parti 2002 seçiminde yüzde 35 oy almış, o oy milletvekili sayısının üçte ikisini çıkarmasını sağlamış ve tek başına iktidar olabilmişti.]

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Haziran seçimini bir tür kostümlü prova sayan bir yöntemle beş ay sonra seçimi tekrarlatarak AK Parti’ye tek başına iktidar yolunu öyle açabilmişti.

O iki seçim herhalde muhalefet tarafından da mercek altına alınmıştır. Aynı durumla karşılaşıldığında, tabii eğer karşılaşılırsa, muhalefet 7 Haziran sonrasında davrandığından farklı bir çizgi izleyecektir.

Sözün kısası, AK Parti için iktidarını sürdürebilmenin yolu seçimde kullanılacak oyların yarısını almaktan geçiyor.

Siyasette bıkkınlık da rol oynuyor

Partiler için uzun süreli iktidarların bir sonu oluyor. Bıkıyor insanlar. Demokrasilerde 17 yıldan daha uzun bir süre iktidarda kalmış parti hemen hemen yok. İngiltere’de Muhafazakâr Parti Margaret Thatcher ile 11 yıl gitti, sonrasında 16. yılda iktidarı rakibi İşçi Partisi’ne bıraktı. Almanya’da Angela Merkel’in Hıristiyan Demokrat Partisi dördüncü kez seçimi kazanırsa 16 yıl çizgisine ulaşmış olacak; ötesi için iddiasını sürdürebileceğinden herkes kuşkulu.

AK Parti de bu durumun farkında ve sürekli kendini yenileyerek, ülkeyi de yalnız kendisinin yönetebileceği değişimlere zorlayarak vazgeçilmez olmayı amaçlıyor.

Muhalefetin sergilediği âcizlik de iktidar partisinin işine yarıyor.

Yine de 2019’da yapılacak genel seçimde istenen ve beklenen sonuç alınamayabilir.

Özellikle de aynı yılın mart ayında yapılacak olan yerel seçimde tökezlenirse…

Sandıktan ‘Evet’ sonucu çıkan 16 Nisan referandumunda üç büyük kentin farklı tavır aldığı gerçeği yaşanmıştı. İzmir ile birlikte İstanbul ve Ankara’da da ‘Hayır’ oyları fazla çıktı.

Yerel seçimde İstanbul ve Ankara belediyelerinin kaybedilmesi ihtimalini yabana atmamak gerekiyor. Öncesinde üç büyük kent belediyesini kaybederek gireceği genel seçimden AK Parti yeniden iktidar olarak çıkabilir mi?

Hayli zor ve sanıyorum AK Parti lideri şapkasıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan zorluğu görüyor ve uyarıları da bunu sezdiriyor.

AK Parti içeriden sıkıştırılıyor

Sigara içen başörtülü kadın ile “Yeni devlet kuruyoruz” söylemleri.. şortlu kadını taciz.. sarıklı, cüppeli polis memuru.. heykel saldırganı…

Bunlar sadece son bir haftanın tartışma konuları ve hepsi de iktidar partisine yönelik eleştirilere yol açıyor.

İster ‘iktidara karşı komplo’ deyin, ister bazıları gibi ‘güç şımarıklığı’ ile açıklayın, sonuçta bunların hepsi seçime giden Türkiye’nin şimdiden başlamış seçim kampanyasının unsurları…

Siz beni dinleyin ve bir erken seçime hazırlanın.

ΩΩΩΩ

9 YORUMLAR

  1. Cehaleti kutsayan ve ben ferasetli ümmiyi severim anlamında dahi olsa rektör yardımcılarından birinin ben cahili severim demesinden mülhem bu yorumun bir köşe yazısı keyfiyetindeki muhteviyatının öne çıkarılıp yorum yazarının, Prof Mustafa Öztürk vari değerlendirmelerinin süreklilik kazanması için admin çaba göstermelidir.

  2. Bu ihtimali zor bir olasılık olarak görmüyorum. Nitekim güneydoğu da yaşıyorum ve şimdilerde suriyeli mültecilerin türk vatandaşlığına alınma işlemlerinde hızlanma olduğu söyleniyor. Ilerideki bir seçim için aynı zamanda içeride kaybedilen oyların telafisi adına bir yatırım yapılıyor

  3. Erken seçime gidelim de kimi seçeceğiz ? FETÖ darbe girişimi sonrası süreci iyi yönetip daha da güçlenmek yerine , hukuku askıya alan , FETÖ’nün oluşturduğu travma ve acı had safhadeyken , binlerce insanın mağduriyetine sebep olan AKP’yi mi ? Muhalefeti düzgün yapmaktan aciz CHP yi mi ? yoksa sıkıştığında AKP’yi her seferinde kurtarma görevini başarıyla yapan MHP ‘ yi mi ? HDP’yi zaten seçenek olarak bile görmeyenlerdenim. Seçim olsa bile büyük bir umutsuzluk zemininde olacak . Bu durumda ben şahsen sandığa bile gitmeye gerek duymayacağımı sanıyorum. Seçimler zamanında yapılırsa en iyisi . En azından , yeni anayasa ile milletin sırtına yüklenen 50 tane fazlalık milletvekilinin yükü sırtımıza 2019 kasımından önce vurulmasın. Bu bile kardır. Allah bu millete acır da inşallah siyasette alternatifler oluşur . Erken seçim için acelesi olanlar da sanırım yeni oluşumların doğmasına fırsat verilmemek , derinleşen ekonomik bozukluğun daha da derinleşmeden seçim istiyor. Ama seçim bu işleri çözmez , aklıselim ve vatandaşa güven vermek bu işleri çözer. Pazarcı teyzeye yapılan muameleyi hepimiz gördük . Bu görüntülerden artık biran önce bu ülkenin kurtulması gerekiyor.

  4. Bu öngörüyü kabul edelim ve bir erken seçim olsun. Seçim sonucunu da belirleyelim. Ak Parti iktidarı düşsün. Muhalefete de iktidar yolu açılsın. Tek başına CHP iktidar olamayacağına göre yanına bir parti yeter mi… Sanmam. Öyleyse iki ortak daha… Şu durumda bu ihtimal yok. Meral hanım ivedi bir parti kurup baraj altında kalmadan ortak olursa Ak Parti iktidarı da düşer. Yoksa Ak Parti şunu mu deneyecek. Kendilerine oy verilmezse siyasi belirsizlik ortaya çıkacak, bunu da 2019 seçimlerinde lehine çevirecek. Bunlar olasılıklar tabi. “La gaybe illellah” diyelim, bekleyelim.

  5. Devlet seçimi kaldıracak halde değil piyasalarda yaprak kımıldamıyor bu halde seçim olursa akp biter onun için seçime gitmez piyasa da sıcak para akıtıp piyasayı acilen canlandirmaları gerekiyor, ufukta seçim yok.

  6. 1960 yıllarından beri ilerde olacaklar hakkında ilmin verdiği sonuçları açıklıyorum. Bazen kısa zaman için yanıldığım oluyor ama zaman geçince ben haklı oluyorum. Yanılma payım çok az. Evet-Hayır oylamasında kıl payı yanıldım. Halkıma güveniyordum, orduma güveniyordum. Sonuç beklediğim gibi çıkmadı.
    AK Parti’nin kemikleşmiş oyu %40’tır. Cumhurbaşkanı seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan yine %50’nin üstünde oy alacaktır. Örnek olarak ben ona vereceğim ama AK Parti hiç bir zaman %50’nin üstünde oy almadı. Bu seçimde alma ihtimali %10’un altındadır. Kaldı ki %52 ‘Evet’ oyunun en az %12’si MHP’nindir. MHP seçime girmezse AK Parti %50 alabilir. Yine de ihtimal %40’tan azdır.
    Seçimin erken veya geç yapılması bir şey ifade etmez. Sonuç olarak Erdoğan cumhurbaşkanıdır. AK Parti’nin oyu %40’lardadır. Sermaye’nin istediği de budur. Türkiye’nin önü karanlıktır. Bunu ancak ordu aydınlığa çıkarabilir. Ordu ne yapmalıdır?
    1- Ergenekon, Balyoz ve 15 Temmuz’da yaşı dolmadığı halde emekli edilen askerler tekrar orduya dönmelidir. Ordu yeniden güçlenmelidir.
    2- Ordu yasadışı her hangi bir müdahale yapmamalıdır. Milli Güvenlik kurulunda ise tüm ağırlığını koymalı, korkmadan, çekinmeden görüşlerini devlet başkanına aktarmalıdır.
    3- Cumhurbaşkanına verilen yaverlerin rütbesi orgeneralliğe çıkarılmalı ve Cumhurbaşkanının tüm hareketinden Ordu haberdar olmalıdır.
    4- Cumhurbaşkanı haftada bir gününü siyasi parti başkanları ile istişare ile geçirmelidir. Grubu olan parti başkanları cumhurbaşkanına her zaman kolaylıkla ulaşmalıdır.
    Denge ekseriyet sistemi yerine hakemlik sistemi ile ikame edilirse sorun çözülmüş olur.
    Devlet demek ordu demektir. Ordunun dışladığı devlet müstemleke devleti bile olamaz.

  7. Erken seçim olabiliir, ancak çok erken veya baskın seçim OLAMAZ. Bu yıl için vakit yetmez. İlkbahar iktidarlar için akıl karı olmasa gerek. Zira, meyva-sebzenin kıt ve pahalı olduğu, binnetice, enflasyonun yüksek olduğu aylardır. Geriye 2018 sonbaharı kalıyor. Belki Haziran’a yetiştirilebilir mi ? Mühim olan seçimin yapılmasından da ziyade, sonucu, memleketi aydınlığa çıkarabilecek Mi ? CHP genel Başkanı kendisi itiraf ediyor, başa çıkamıyacağını. Bu durumda, gene, başka aday arıyacaktır. Biraz zor bulur, Bulsa da umduğunu bulamaz. İyisi mi, CHP başının çaresine şimdiden bakmalıdır.
    Şu da bilinmeli ki, bu seçimde parti başkanı, başbakan seçmeyeceğiz; Ülke Yöneticisi, Devlet Başkanı seçeceğiz.

    Ak Parti umduğnu bulabilir mi ? O dahi şüpheli. Ak Parti geldi geleli Milli (olmıyan) Eğitimi bir türlü düzene sokamadı. Çünkü, köy kültürü ile bir medeniyet kuramadı. Halbuki okullara, İngilizceyi yerleştirmek yerine, medeniyet çizgisindeki, UZUN YILLAR denenmiş Ehl-i sünnet ve Hayat bulup, hayat veren Hanefi mezhebini ve onun gibi gerçek laikliği ve Menderes dönemi eğitim sistemi ile Genel ahlak ve yurttaşlık öğretimini ve AİLE’yi korumayı esas alan bir eğitim ve diyanet yönetimi le bu engeli rahat aşabilirdi
    İngilizce eğitimi ise, aksine, tüm ilk ve orta öğretim kurumlarından kaldırılmalıdır. Fakaat, İngilizceye ihtiyaç duyan mesleklerle, İngilizce öğrenmek istiyenlere, Üniversite BAŞLANNGICINDA, yahut da Üniversiteyi BİTİRİRKEN, İTÜ ve ODTÜ’nde olduğu şekilde adam-akıllı selis yabancı DİL Öğretilmelidir. Bu suretle, hem, boş yere, Milletin kaynağı ve gençlerin de zamanı zayii edilmemiş olur. İstiyen ve ihtiyaç duyan da lisan öğrenmiş olur.
    Seçmenin neden % 10-15’i oy kullanmıyor. Partiler bunu dert edinmeli, tabii dertleri varsa.
    Ak Partiye gelince, % 25 sağ seçmenin oyunu alamadığını gösteriyor, sonuçlar. O halde, benim gibi, bu kişileri nasıl memnun ederim, mutlu ederim ? diye bir sualin cevabını aramalı. Bu % 25 okumuş, kültürlü,
    dinini, dünyasını bilen, şahsi menfaat hesabı yapmıyan, huzuru, dürüstlüğü, daha adil, rüşvetsiz, tıkır tıkır işliyen bir YÖNETİM arıyan, genel ahlakın, beşeri münasebetlerin, ailenin, sulandırılmış, sexüel TV dizileri ile MEDYA ile nezelmesini, örselenmesini, pörsümesini istemiyen, saygı ve sevgi esasına dayalı ….. bir cemiyet özliyenlerin oylarıdır, ağırlıklı olarak. “Köy kültürü” ile İslam ve Medeniyet tesis edilemez. Bir kısım MHP ve CHP”lilerin bile beklentisi bu olabilir. SOSYETE ! ye göre AYARLANMIŞ ve KAŞARLANMIŞ bir MEDYA ve ona uyarlı RÜTÜK anlayışı ile Türk, kürt, arap ve İslam ülkesi yönetilemez, halkı memnun edilemez. AZINLIK TAHAKKÜMÜ’nden ve bu nevi Mahalle BASKISIndan bu MİLLET bıkmıştır, KURTARILMALIDIR.
    Bu sözler tüm partileredır, aslında. Fakat, CHP yenilenen, halkına, hürmetli, DÜRÜST, tarihini inkar derecesinde hakka, hukuka, İslam dinine saygılı olmadıkça, yağmacı ve rüşvetçi olmıyan, bu ve bu gibi konularda güven verici bir Partiye dönüşmedikçe, “Avrupa bozuntusu” bir Parti durumundan sıyrılmadıkça
    iktidar yüzü göremiyecektir. Zaten, istismara müsait fakir işçi, köylü, memur oylarını da Ak Partiye kaptırmış durumdadır. Zira bu noktada, Ak Parti daha SOSYAL bir parti konumunu sahiblenmiştir.
    Esasen, demokrasi kültür ile beslenir, yaşar.
    Seçimlerde basiretin, dürüstlüğün hakim olmasını, seçimlerin ise, şimdiden hayırlara güzel idarecilere ve günlere vesile olmasını dilerim.

  8. Normal süresi içerisinde olacaksa Mart 2019 da Yerel Seçimler var. Antrparantez, geçen günkü yazısında iktidara yakın Dilipak; ”Ak Parti iktidara belediyelerle geldi onunla da gidecek” diyerek yerel yönetimlerde yaşanan yolsuzluk ve rüşvet olaylarının negatif görüntüsünü sergiledi.

    Cumhurbaşkanı, partisindeki metal yorgunluğundan bahsediyor günlerdir ve teşkilatlarda köklü değişikliklere gidileceğinin sinyallerini veriyor..bir de normal süreci içerisinde gerçekleşirse eğer, ilçe ve il kongrelerinden sonra Ekim 2018 de genel kongresini tamamlamak zorunda Ak Parti…

    İçeriden ve dışarıdan sıkıştırıldığı kadar Ak Parti, üzerine, bir de seçmenin geneli üzerindeki ”seçim yorgunluğu” ve ”aynı iktidar bıkkınlığı” ile 2019 Martta yerel seçimleri yapmaz-yapamaz.

    İl Genel Meclisi oylarının siyasi partilerin oy oranlarının asıl göstergesi olduğunu düşünür bir de yanına kaybedeceği kesin belediyeleri koyduğunuz da Ak Parti, bu olumsuzlukların gadrine uğramamak için genel seçimler ile yerel seçimleri birleştireceği bir erken seçimden kuvvetli ihtimal olarak bahsedebiliriz.

    Bundan, Mart 2019 dan bir tık öncesi olan Ocak, Şubat ayları olmayacağı; ülkemizin iklim şartlarını da göz önünde bulundurduğumuzda, erken seçimin 2018 in son çeyreğinde de (ekim, kasım, aralık) olmayacağı çıkarımını yapabiliriz. Genel seçim tarihi ile yerel seçim tarihleri arasında bir yıldan daha az bir zaman var ise iki seçim önceki tarihli olan seçim ile birleştirilir diye de biliyorum.

    Genel kongresini seçimden önce tamamlaması gereken Ak Parti, kongre tarihlerini erkene alacaktır ki bu da erken-baskın bir seçim için önemli bir done olacaktır..henüz bununla ilgili de bir gelişme yok.

    Olacak olan Ak Parti kongre sürecini tamamladıktan sonra Yerel ve Genel seçimler ile Başkanlık seçiminin de birleşik yapılacağı bir seçim.. Bugün Ağustos 2017 ve yeni bir seçimin tarihi yaklaşık bir yıl sonrası olan Ağustos- Eylül 2018 olabilir.

    Yani ”baskın seçim” değil, ancak bir ”erken seçim”..Evet, bir erken seçimden bahsedebiliriz

  9. üç yılda yaşadıklarımızı bir çok ülke 50 yılda yaşıyor bir ülkede 2 ayda herşey nasıl ters yüz oluyor bizim ülkemize özgü 3 yıl önce iyilik sövene sesziz vurana elsiz diye çercevesi çizilen hizmet camia gibi değerler adfedilen tabanıyla tavanının rotası aynı istikamette olmadığı bu gün anlaşılmış olan yukarıda cinayet entrika yalanı bir yaşam tarzı haline getiren tabanda ise merkezine allah rızasını yerleştirmiş yüz binler ne hazindirki 2013 haziran ayında eski başbakanımız SN erdoğanın yurt dışında görev yapan öğrtmen ailelerini onere eden söylemi bu gün gelinen nokta o aileler ve çocukları ihanetin bir parcası görülmesi peki bu kitle bunu hak ediyormu kesinlik ile hayır belki bu gün bu ailelerde halâ yukarıdaki ihaneti göremeyip halâ fetö şarlatanına halim gözüyle bakan hipnozlu fetöcu aile ve çocukları olabilir amma bir çoğunun vicdanında bu yapı mahküm oldu peki devletimiz ve güzide basınımız ne yapmakta tam bir akıl tutulması 57 tutuklu bunların 10 bini fili olarak darbeye teşebbüs ya 40 bin kişi iltisaklı diye cezaevleri hamile emzikli yeni gelin ve damatlar.ile dolu öğretmeni doktoru yani.ibadet kısmı cezaevlerinde tam bir dıram yaşanıyor görüş saatlarında cocukkarın annelerden ayrılma sahneleri filim değil gerçek peki bunlar tutuksuz yargılanamazmı tabiki.mümkün amma gel görki gerek devleti.idare edenler gerek ise basın hiç bir sesi duymuyor ve bu aileleri.düşünün iki. taraflı madüriyet bir fetö çetesinin istismarı bir de devletimizin bu insanları tekrar rehabilite etme yerine fetöcu olarak ötekileştirmek bu akıl tutulması değilde ne insanlar tekrar umut ile bekliyor ki hak yerini bulsun darbeciye kan kusturulsun amma suçsuzlar.hem özgürlüğüne kavuşsun aileleride ihanetin bir parçası.gösterilmesin bu katiller ile aynı cuvalın içine atılmasın

YORUM YAP