Bugün eski günleri anıyorum… İçinde siyasiler ve gazeteciler var…

58

Turgut Özal‘ı (rahmetli) 1977 seçiminde Milli Selamet Partisi‘nden milletvekili adayı olarak İzmir’e gelmesiyle yakından tanıma fırsatı buldum. Ona destek vermek üzere kampanyasına katılan çoğu Planlama kökenli çevresiyle de o vesileyle tanıştım. Günlerimiz ve gecelerimiz o kampanya sırasında birlikte geçti.

Yıllar sonra Özal başbakan ben de gazeteci olarak Ankara’da bulunduğumuz sırada bir garip durumla karşılaştım. Turgut Bey beni ısrarla tanımazlıktan geliyordu.

Ta ki, iktidara gelişinin ikinci yılında, Anavatan Partisi’nin Büyük Ankara Oteli’nde düzenlediği üç gün sürmüş kapsamlı sempozyuma kadar.

Orada, bir ara etkinlik olarak planlanmış panelde, Ertuğrul Özkök ve Dr. Yalçın Özer (rahmetli) ile birlikte yer alıyordum. Özkök panel sırasında suçlayıcı tavırla üzerime gelmiş, ben de ‘sosyolog’ iddialı yazarı onun anlayacağı dilden geri püskürtmüştüm.

Panelin ardından otelin karşısındaki TBMM Lokantası’na geçildi. Masaya oturulurken Turgut Bey beni ismimle yanına çağırarak önce hatırımı sordu, ardından da adaylığı sırasında İzmir’de tanışma fırsatı bulduğu isimleri tek tek sıralayarak durumlarını öğrenmek istedi.

Bir parti adına katkıda bulunduğum ilk etkinlik Mustafa Taşar‘ın (rahmetli) davetiyle katıldığım o sempozyumdur.

Muhafazakar Demokrat Sempozyumu

İkincisi de Adalet ve Kalkınma Partisi‘nin (AK Parti) kendisini ‘muhafazakar demokrat’ olarak tanımladığı ilk döneminde, o sıfatın içini doldurmak üzere düzenlediği ‘Uluslararası Muhafazakarlık ve Demokrasi Sempozyumu’ idi.

İstanbul’da Cevahir Otel’de düzenlenen iki günlük sempozyumda, AK Parti, yabancı düşünür ve yazarlar yanında, ülkemizin adı duyulmuş akademisyen ve gazetecilerini de değişik panellerde bir araya getirmeyi amaçlıyordu.

Sempozyumun amacını, daha sonraları ‘Muhafazakar Demokrasi’ ile ‘AK Parti ve Muhafazakar Demokrasi’ adlarıyla iki kitaba imza atacak, AK Parti’den milletvekilliği ve bir dönem bakanlık da yapacak Yalçın Akdoğan, o sıralarda yazarı olduğu Yeni Şafak gazetesinde kaleme aldığı konuya ilişkin yazısında, şöyle tanımlıyordu:

“AK Parti dünya genelinde var olan muhafazakarlık çizgisini kendi sosyo-kültürel coğrafyamızda yeniden üretmeye çalışmaktadır. Demokrasi ortak paydasında muhafazakarların, liberallerin ve sosyalistlerin (sosyal demokratların) bir araya gelerek rekabet ve hizmet edilebilir bir siyasal zemin üretmeleri Türk siyasetinin bugünü ve geleceği açısından çok yararlı olacaktır.”

Aynı yazıda, sempozyuma Türkiye’den katılması beklenenlerin isimlerini de buluyoruz:

“Mustafa Erdoğan, Mehmet Aydın, Ali Yaşar Sarıbay, Murat Çizakça, Mustafa Özel, S. Seyfi Öğün, Davut Dursun, Niyazi Öktem, Etyen Mahçupyan, Ali Bayramoğlu, Taha Akyol, Nuray Mert, Ömer Laçiner, Fehmi Koru…”

Konuşma yapacak olmasalar bile sırf AK Parti’nin üretmeyi arzuladığı siyasal zemini önemsedikleri için sempozyuma, muhafazakar, liberal veya sosyalist/sosyal demokrat olarak bilinen başka isimlerin de tartışmacı olarak katıldıklarını hatırlıyorum.

Nazlı Ilıcak da vardı, Ali Bulaç da, Gülay Göktürk de, Şahin Alpay da.

İlginç olan şu: Yukarıdaki listede yer alanlardan yalnızca iki isim –S. Seyfi Öğün (Yeni Şafak) ve Taha Akyol (Hürriyet)- halen yazı hayatının içerisinde; diğer isimler zaman içerisinde ortadan çekildiler.

Bir ara Derya Sazak ve Fuat Keyman ile birlikte TRT’de siyasi tartışma programı yaptığımız anayasa profesörü Mustafa Erdoğan uzun yıllar kitapları ve yazılarıyla, AK Parti demokrat ve özgürlükçü bir anayasa hazırlığı içerisine girdiğinde çalışmaya katılarak demokrasi mücadelesinde yer almıştı.

Velut bir yazar olan Mustafa Erdoğan sustu.

Etyen Mahçupyan, Ali Bayramoğlu, Nuray Mert’in de gazetelerde ve televizyonlarda esameleri okunmuyor.

‘Yeni medya düzeni’ içerisinde, bazısı o dönemde AK Parti’ye karşı tezler geliştirmekle meşgul, çoğu o dönemde ortalıkta olmayan yepyeni bir yazar ve yorumcu kadrosu yer alıyor.

Hepsi de, Allah’ları var, başarılı insanlar; çalışkanlar da, gündüz-gece ekranları renklendiriyorlar.

Size de ilginç gelmiyor mu bu durum?

İstanbul’da bir yemek

Çok uzun yıllar Ankara’da gazetecilikten sonra nakl-i mekan ederek İstanbul’a taşındığımda, o yıllar içerisinde beni her gelişimde evlerinde veya değişik lokantalarda ağırlayan İstanbul merkezli meslektaşlara gönül borcumu ödemek için bir yemek vermiştim.

Feriye Lokantası‘nda.

Yemeğin baş konuğu olarak da Başbakan Tayyip Erdoğan davetliydi ve her zamanki nezaketiyle katılmayı, hepsi de dostum olan meslektaşlarla buluşmayı kabul etmişti. Buluştu ve ertesi gün katılımcı meslektaşların sütunlarına müthiş olumlu yansıyan kapsamlı bir değerlendirme konuşması da yaptı Tayyip Bey.

O yemekte kimler vardı?

Listeyi hala saklarım:

Milliyet: Hasan Cemal (yazar), Taha Akyol (yazar); Hürriyet: Enis Berberoğlu (Haber Koordinatörü), Ahmet Hakan Coşkun (yazar); Radikal: İsmet Berkan (Genel Yayın Yönetmeni); Sabah: Mehmet Barlas (yazar), Mehmet Altan (yazar), Salih Memecan (karikatürist); Vatan: Okay Gönensin (yazar); Cumhuriyet: Oral Çalışlar (yazar); Akşam: Serdar Turgut (Genel Yayın Yönetmeni); Bugün: Selahattin Sadıkoğlu (Genel Yayın Danışmanı), Nazlı Ilıcak (yazar), Gülay Göktürk (yazar); Yeni Şafak: Mustafa Karaalioğlu (Genel Yayın Yönetmeni), Ali Bayramoğlu (yazar); Zaman: Ekrem Dumanlı (Genel Yayın Müdürü); Türkiye: Fuat Bol (Genel Yayın Müdürü); Kanal 7: Mustafa Çelik (Genel Yayın Yönetmeni); Vakit: M. Emin Kazcı.

Benimle birlikte 21 gazeteci.

Ertuğrul Özkök‘ü de davet etmiştim, yurtdışında bulunduğu için katılamamıştı.

Listeyi “O gün kimler vardı, şimdi neredeler ve bugünkü kadrolar” mukayesesini yapabilesiniz diye verdim.

Yaşlanınca insanın duygusallığı da artıyor.

Bugünkü yazımı o ruh halime verin.

ΩΩΩΩ

58 YORUMLAR

  1. *******
    ….
    Hey gidi hey! neydi yahu o günler…
    Yeni bir parti kuruluyordu; herkes heyecanlı
    Bir araya gelmişti siyaseten sürgünler
    Çoğu emektardı, birazı taze; delikanlı

    Bilge iken tecrübe, enerjiyken tazekan,
    Daha önce pek olmayan şeyler yapılacaktı..
    Sinerjik bir hamle yapacaktı vatan…
    Yıkmadan bu cumhuriyet, kalkınacaktı!

    Yıkıp yıkıp kurmaktan övündüren afakan,
    Seyredenler arasındaydı heyecanı; zuloda bunlar!
    “Ali kıran baş kesen”, çokçası güce inanan,
    Derinlere inebilen özellikte; ağırdı kiloda bunlar!..

    İşte böyle başladı olay, manzara buydu!
    Yüksek standartta sistem geliştirmekti amaç,
    Hemen herkes heyecanlı, umut doluydu!
    Nihayet sürgünler, filizler vermişti o yaşlı ağaç..
    ……
    Hey gidi hey, zamanla ne günlere savrulduk..
    Ne heyecan duyanlar vardı, şimdi içerde !
    Bir nesf mücadelesiydi bu, vurduk vurulduk,
    İzafi hak arayışı, Hak devadır her derde….

    Müslüman en büyük hedefi, şeytan musallat!
    Asıl mücadele onunla! en nihai analizde…
    Dini otomatik vitese takmış çoğu, gel de anlat!
    Tövbe ve affa davet var(dı), bu hutbemizde..
    ……..
    *******

  2. bir-iki gözlem, yandaş ümite cevap ve katar parası hakkında.
    Öncelikle jesus ve draga petroviç ismi ile 2 kişinin yabancı rumuzla yazmaya başlaması ilginç geldi. çünkü herikisi de, tahmin ediyorum, türkiyeden yazıyorlar. niye jesus ve draga petroviç rumuzlarını kullanıyorlar bilemiyorum. ilgimi çekti.
    Yandaş ümite! kişileri değil ama yandaşlardaki ahlak ve mantığı küçümsediğim doğru. küçümsenmeyecek gibi de değil hani, mantığınız ve ahlak düzeyiniz, her türlü ahlaksızlığı, zülmü savunma gayretiniz, “ben değeri haketmiyorum” diyor. Bir de yandaş değilmiş gibi, dışardan tavırlarınızı değerlendirirsen senin de o tavırları küçümseyeceğinden eminim.
    – Katar sermayesine gelince: necip güven ülkeyi kurtaracağını zannettiğini gösteren yorum yazmıştı bir-iki gün önce.
    – 1- Kafası çalışan bir insan, öncelikle türkiyeye gelecek (eğer gerçekten gelirse) paranın hibe olmayacağını bilir. Yani fitre-zekat olmayacak. Borç ya da ucuz varlıkların satın alınması olacak. borç da faiz demektir. ucuz varlıkların alınması ise zaten kriz nedeniyle ülkemizin varlıklarının birer birer elimizden gideceğini yazmıştım. zorunlu bir süreç yani. yine yani, katarlılar h.gayretle ümütü aslında sevmiyorlar.
    – 2-normal bir insan, 15 milyar doların türkiyenin döviz ihtiyacı içinde ciddi bir yekün tutmadığını anlar. mesela türkiyenin kısa vadeli borçlarının 119 milyar dolara çıktığını okumuştum bir-iki gün önce.
    – Rahip brunsonla şantaj yapmanın türkiye ekonomisine maliyetini bilemiyorum ama gelecek katar parasından daha fazla olduğunu tahmin ediyorum. çünkü dolar 4 tlden 7 tlye çıktı. pompaya yansıtılmayan petrol zammının (pompaya yansıtılan ilave %9 zammı saymıyorum) bile 4 aylık bütçeye maliyetinin 2 milyar dolar olduğu bildirildi. yani 15 milyar dolar devede kulak.
    – ve son olarak, yukarda da belirttiğim gibi, bu para iki şekilde gelebilir. yoksa katarlılar ülkeye yeni bir tesis kurmayacaklar. bu 2 şekili tekrar edersek
    -1- borç olarak gelecek. yani ülkemizdeki faizden yararlanmak için. Yani tamamen dini hassasiyetler nedeniyle, yani biraz günah işlemek için…
    -2- Ucuzlayan, kelepire düşen birkaç işletmeyi daha ucuza kapatmak için (geçmişte yaptıkları gibi). telekomu bile akpliler sayesinde 5 kuruş para koymadan türkiyenin parası ile alıp, karını yemişlerdi, posasını ve borcunu da yine türkiyeye bıraktılar araplar. erdoğan sevgili arkadaşları.

    • Yüce insan , liderimiz Papa Francis , insanların ayağını öperken , insanları küçümseme Hamza . Surete takılma , kimseyi vezir , kimseyi rezil bilme. Tanrı seninle olsun. Amen.

      • İsa bey siz hamzanın kusuruna bakmayın, inanç yönünden zındık demiyelim ama biraz hafif meşreptir yani… Daha dün burada bi sırpla, dragon muydu neydi, ‘beyaz et’ işi konuşuyorlardı:) hani her yol var… Yalnız senin bu nickname in bu tür ortamlar için fazla iddialı. Bi ara “salih” diye bi yorumcu takıldı; öyle vaatlerde bzat’uyordu ki ben “beklenen salih zat gelmiş” diye daldım, sonra tabi bi ton da mahcup olduk, o değilmiş:) yani hz. isa efendimizin adını bu türden sululuklara da muhatap etmeden kendinize yeni bir nick bulsanız olmaz mı? Nihayet inançlarımıza da saygılı olmalıyız değil mi? İnternette profesyonel kullanıcılar için böyle esprili, çekici nicknameler tasarlayan/satan ajanslar falan var, 50~60euroya güzel bişey alın gitsin. Bizim yorumculardan ayteacher ın adı bence çok hoş ama hamza onu da beğenmiyordu:) dedim ya biraz… Neyse, bu şekilde banal nickname inden de kurtumuş olursun, fena mı?

      • Değindiğiniz erdemler iyi de lideriniz papa, insanların ayağını öperken aramızdan bir insan, ancak Tanrının elçisi olan Muhammed’in ayağını öpmedikten sonra o kadar ayak kokusuna değer mi? İçine doğduğu otomatik hristiyanlık, “ezber”e bir dindarlık olduğundan bunun “şirk” tarafını görmek pek kolay olmayabilir, aklî bir olgunluk ve iman gerektirir (akıl-iman sentezi!). Ancak, Papa efendi o yaşına geldi de hala anlayamadı mı neyin ne olduğunu? Erdemler hep aynı erdemler, orijinal sahibinden (the Malik); Allah (= Al İlah= The God, eşi benzeri olmayan yegane Tanrı).

        Papa lideriniz tanısın O’nu,
        Yegane iman etmeğe değer…
        Bu olmalı yegane misyonu,
        Selamete ermek istiyorsa eğer..

        Ayağını öpsün o Muhammed’in,
        Bir insandır, örnek almağa değer…
        İslam, Allah katında hep aynı DiN
        Şirk affetmeyeceği en büyük şer….
        ……

    • sayın Akyol öyle bir tablo çiziyorsun ki ülkemizde Ak parti iktidarından önceki ekonomik,siyasi ve kültürel durumlarımız çok şahane yolsuzluk yok hırsızlık yok vatandaşını dindar laik , sermayesini yeşil sermaye diye ayırma yok her şey güllük gülistanlık ama Ak parti geldi her şeyi mahvetti yolsuzluk aldı başını gitti siz mi körü körüne Ak parti düşmanlığı yapıyorsunuz yoksa toplumun %52 mi yandaşlık yapıyor ülkeyi aldığı yerden daha gerilere götürmüş hırsızlara rey mi veriyor siz % 52 den daha akıllısınız sizin gördüklerinizi bu millet göremiyor yolsuza hırsıza oy veriyor size göre 16 yıldır Ak partiyi iktidarda tutan halk bir şeyden anlamaz bidon kafalı göbeğini kaşıyan topluluk .demek ki Ak parti iktidarı öncesi tuzunuz kuru imiş ekonomik krizlerden etkilenmemiş siniz. devlet tarafın dan itilip kakılmamış sınız, horlanmamış sınız. muteber vatandaşmış sınız devlet katında. Ama ERDOĞAN’ ı 16 yıldır iktidarda tutanlar senin gibi şanslı değillerdi siz beyaz Türkler den siniz anlaşılan hâla beyaz Türk olmaya devam ediyorsunuz. ERDOĞAN’ a oy verenlerin hiç biri ERDOĞAN melek demiyor çok iş yapan çok hata yapar kuralı gereği tabi ki artıları eksileri var şimdilik toplum artılarının fazla olduğunu düşünerek bir 5 yıl daha yönetme yetkisi verdi ama siz bunu anlamazsınız neden halkın ERDOĞAN’ dan vazgeçmediğini o idrak ve şuur yok çünkü hala tuzunuz kuru

      • Umut Bey,

        Mevcut iktidari, ama onlardan oncekiler daha kotu idi diye savunmak pek mantikli olmasa gerek. Evet, onlardan once de yolsuzluk yapiliyordu, zulum yapiliyordu! Ama bu, iktidarin gunahlarini temizlemiyor. Daha 8 yil once, mevcut iktidarin hukumette olup gercek iktidar olamadigi zamanlarda bile, bu necip millet gelecek sanli gunlerin hayalini kurabiliyordu. O zamanlar, iktidarlarini dengeleyen baska gucler de oldugu icin yolsuzluk, israf ve zulum bu kadar ayyuka cikmamisti. Ne zaman ki muktedir oldular, iktidar olmanin sarhoslugu ile hem ahiretlerini mahvettiler, hem de bu milletin dunyasini mahvettiler.

        Milletin %52’si bu iktidarin yaninda soylemine gelince, Mekke’de de uc bes kisi disinda herkes Efendimiz’in (s.a.v) karsisinda idi ama bu onlari hakli kilmiyordu. Begenmedigimiz 82 anayasi da %90’in uzerinde bir oyla kabul edildi, ama, bu darbeyi dogru yapmaz. Insanlarin yakinlari ile telefon da bile iktidar aleyhine konusmaya cekindigi, iktidar karsiti olanlarin hayat hakki olmadigi bir ortamda, bunun uzerine idda edilen secim hilelerini de eklersek, %52 neyi hakli kilar ki?

        Ama yine de umitvariz: “Su istikbal inkilabati icinde yukselen en yuksek ve gur seda Islam’in sedasi olacaktir!” “Hatırla ki, kâfirler seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri yahut seni (yurdundan) çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar (sana) tuzak kurarlarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Çünkü Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.” Mevlam gorelim neyler, neylerse guzel eyler…

    • Sayın Hamza Akyol öncelikle bir partiyi , bir fikri , savunmanın onun arkasından gıtmenin, onu desteklemenin ahlaksızlıkla hiçbir ilgisi yoktur. lütfen yorumlarınızda karşı fikre de saygı göstermeyi öğrenmelisiniz.Unutmaki bu iktidarı % 50 gibi bir oy oranıyla destekleyen bir halk var . Yanlış yapabilir
      eleştirirsin ancak dün yanlış olarak gördüğümüz bir çok şey bugün doğru , bugün yanlış gördüğümüz
      birçok şey yarın doğru olabilir . Dün ergenekon vardı bugün FETO var yarın ne olacağı belli olmaz.
      Birbirimizi suçlamadan, tek doğru benim doğrum demeden, kendimizle yüzleşebilirsek, hatalarımızı görebilirsek, bugün ortak noktalarımızdan hareketle çıkış yolu bulabiliriz.
      Yaşadığımız şu karanlık günlerde, sadece bugünümüze değil, geleceğimize de yönelen tehditler karşısında, suncu buncu ayrımı yapmadan en geniş uzlaşmalara açık olmamız gerektiğini düşünüyorum.

      • Ahmet bey, gerçekten siz
        Hamza Akyolun ne yazdiğini anladınizmı? İsterseniz birdaha okuyun.
        “Yandaş ümite! “kişileri değil” ama yandaşlardaki ahlak ve mantığı küçümsediğim doğru. küçümsenmeyecek gibi de değil hani, mantığınız ve ahlak düzeyiniz, her türlü ahlaksızlığı, zülmü savunma gayretiniz, “ben değeri haketmiyorum” diyor.”

        Bir de yandaş değilmiş gibi, dışardan tavırlarınızı değerlendirirsen senin de o tavırları küçümseyeceğinden eminim.
        ××××××××××××××××××
        Size bir örnek vererek “H Akyolun ne yazdığını değile.” Onun hakkinda ne düşündüğünzü öğrenmek istiyorum.
        Erdoğan ne demişti! Çocuğu olmayan “KADIN” Yarim kadındır.
        Sizce bunu söylemek ve desteklemek ne kadar ahlaklıdır?
        Ayşe validemiz in de çocuğu olmamışti! Bunu dikkate alarak cevebınızı bekliyorum.
        Bahçeliyede ona benzer laflar ederek senin çocuğun yok sen ne anlarsin vb, bv.
        Buda H Akyola sızin tepkini
        “Sayın Hamza Akyol öncelikle bir partiyi , bir fikri , savunmanın onun arkasından gıtmenin, onu desteklemenin ahlaksızlıkla hiçbir ilgisi yoktur. lütfen yorumlarınızda karşı fikre de saygı göstermeyi öğrenmelisiniz.Unutmaki bu iktidarı % 50 gibi bir oy oranıyla destekleyen bir halk var . Yanlış yapabilir
        Ahmet bey!
        Sizce bu gıdışati savunmakmi gerek yoksa elrştirmekmi?
        Hamile kadinlara ve suçsuz günahsız çocuklara zindanlarda işkence çektirmek hayatlarıni karartarak ömür boyu ruh hastaları olarak yaşamya mahküm edenleri ve edenleri de alkişliyanlari Hamza bey ve onun gibilerinden nasıl bir tepki vermelerini istersinz?

  3. Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer. Sayın yazarın düzenlediği daha nice sazlı sözlü yaren geceleri de vardır ki tadı hala kulaklarımızdadır:) yukardaki tapşin takımında adı geçenlerin yanı sıra patronlarını da (aydın doğan) ağırlamışlığınız vardır aynı fasıllarda: gelse o şuh meclise yeniden ama neylersin ki hazan vurdu bi kere, bütün mevkuteleri satıp savıp çekildi bir av köşküne:) kim bilir nerde nasıl, belki de bi başka bahara… Bu türden nostaljik paylaşımlarınız yeni yetme okurlarınız için zihin açıcı olmaktan ziyade sanki iyice bulandırıyor gibi:) o yüzden adı geçen zevatın kısa tarihçelerine(kim kimdir?) de bi gözatmakta fayda vardır. Nasıl tabiatta biyolojik bir seleksiyon varsa matbuatta da vardır. Kimilerinin beyim ölümü çoktan gerçekleştiği halde hala zombiler gibi ortalıkta dolanıyor olsalar da entellektüel anlamda hiçbir üretimlerinin olmadığını görürsünüz. Eski türkiyenin yancısı, kıytırık medyamızın kemik yalayıcısı kalem erbabı: o devirle birlikte amiral geminiz de battı, tayfalar filikalara! Sözcüde, kararda; doluşun mahzenlerdeki şarap fıçılarına, yumulun peynir kalıplarına…

  4. “Yeni medya düzeni”
    “Hepsi de, çalışkanlar, gündüz-gece ekranları renklendiriyorlar.”
    Bu şekliyle medyanin özetini vermisiniz Fehmi Bey.
    Nereden nereye; Kemalistleri, Ulusalcilari, Sosyal demokratlari ve bilmumum kim varsa bu memlekette, şimdiki duzen sahipleri vaktiyle muhalif ve iktidarda degilken neler soyluyordu. Orta yas ve ustu bilir daha genc olanlarda izlemis ve dinlemislerdir.
    Hemen her agizlarini actiklarinda Muhafazakar ve dindarlarin otekilestirilsiginden, jakoben ve elitist idareden şilayet eder, Kemalistlerin ve Ordunun amansiz muhalifi olarak ulke ve iktidari yerden yere vururlardi. Sonra AKP iktidar olup gucu eline gecirince sikayet ettigi seyleri unuttu ve devlet benim yanilgisina dustu yozlasti gelen secim basarilari zafer sarhosu yapti, birer birer hedef ve amaclarini terk tmekle kalmadi yola ciktigi kim varsa elinin tersiyle itip lider sultasi olusturdu. AB uyesi olmaliyiz hukuk , insan haklari demokrasi, hatta ustu kapali eski devlet deyip sucu onlara biraktiktan sonra e canim kurtlere de haksizlik yapildi hani. Diyarbakir konusmasi baris umitleri . Ve malesef bu gun havuz medyasinin chp yi pkk ile isbirligiyle suclama komedisi , öcalani ,oslo yu, hosgeldin denen pkk lilari, dogmabahce mutabakatini, valilerin pkk goz yummasini ve sehirleri bombalarla doldurmasini unuttugumuzu sanarak… ama hakli erdogan kurt sorunu var diyor alkisssss. Yok kardesim kurt sorunu filan diyor alkissss. farkliliklarimiz zenginlik tamamen soylemde kaldi zamanla.
    Su an soylemde bile yok. Ayni durum savcisiyim dedigi ergenekon icin de oldu. Aynisi bati ile iliskilerde de oldu. Tabiki kendilerine gore gerekceleri var. Ama egitimin geldigi hazin durum sosyal parcalanmoislik ve kutuplasma baksaniza buraca bile tahammulumuz yok birbirimize. Son haliyle hain bir darbe girisimi ve mevcut durumda ekonomik kriz…
    Velhasili kelam AKP neredem nereye deyip 20 yil ve daha eski yillarla karsilastiriyor ulkeyi oysa dunya nin hic bi yeri aynii degil ve ben daha iyi olmasi gerektigine inaniyorum. Ama bati bizdem coookkk ilerde malesef… Gelismis ulkelere bakildiginda egitim den ekonomiye kulturr- sanattan , bilim ve sanayiye her alanda cok onumuzdeler.
    Peki biz napiyoruz sirf yapanlar bizde diye eski duzen sahiplerine oh olsun diyor ve yalani, hirsizligi, rusveti, yolsuzlugu, herseyimizi satmayi, uretememi, tarimin bitisini, dis politikanin gocmesini, paramizin erimesini hukukun katlini demokranin idamini ve hele hele bi de tek adam rejimini kabullenip olsun reyiiis yapiyooo diyoruz. Oysaki bi adam uzerine sistem kurduk ve olan bu ulke ye oluyor ama ideolijilerimize yenik dustuk goz yumuyoruz kim olsa çalacak olsun bunlar bizden dioruz ama adaleti liyakati kenara ittik.
    Bunu gundelik politika disinda hic bi meziyeti olmayan Recep Tayyip Erdogan yapti. Hersey kayit altinda kendi yol arkadasari bile sayin Gul de uyarma ihtiyaci djyuyor bu konulari.
    Malesef insanimizin vatan sevgisi istismar edilip politik amaclar icin ne denirse densin kabul edilmesini bekleyen bi tek adam rejimi olusturuldu. Farkettinizmi ne kadar cok hain var.
    Yanlis ve yazik AKP ile Tek adamla olmuyor.

    • Madem milli iradenin tecellisini beğenemiyorsunuz, yeni bir parti kurarak şansınızı deneyin? Hem bizim yorumcu sn.bernar da istekli, bi konuşun… Ama sakın biz partiler üstüyüz de estek köstek demeyin, yemezler:)

      • Milli irade mi? Misirda tecelliediyor AKP kabul ediyormu? Suriyede Esat kardesiniz %kac oy aliyor? Ve diger ortadogu ulkelpperimde.. Ya damevcut iktidar ve nemacilari ile yandaslar daha onceki iktidarlari elestirdigi zaman milli iradeyi tanimiyormuydu? Tabiki mevcut imka ve sartlara gore bu ulke bu millet AKP ye de tokati vuracak ilelebet teyyibistan kalmicak. Ecel gelir bir gun her fani gibi dari bekaya irtikaledecek elbet. Eee damat da sonraki tek adam mo olacak millet ne derse zaten o olacak. Iste omrumuz varsa bu vatan millet edebiyatini kimler nerede ve ne amacla yapacak hep beraber gorucez..
        Evet bati bizden ilerde ama onlarda cok kanli ve zor surecleri atlatarak veldiler bu gunlere aramizdaki fark mi. Onlar sadece daha durust ve daha caliskan ha bi de sorguluyorlar.
        Ulkemizde de siyasal islam vadesini
        Ve sansini kullaniyor. bu surecten sonra Adalet ve liyakat olmasini, durust siyaset ile demokrasi ve insana sayginin gelecegi huzurlu bi ulke diliyorum…Bu da AKP ile olmaz .

        • Batılı demokrasilerde seçimlere katılım yerlerde sürünüyor, temsilde adalet demişsin hak getire! Tek adayın (darbeci general sisi) seçime girdiği mısıra bakarak kendi ülkene sövüyorsun ama yere göğe koyamadığınız avrupada merkel kırmızı halı serip tokalaştı onunla…

          • Iste malesef herkese laf yetistircem diye… kimi okuyup yorumu kime neye yazdign belli degil ulkeme degil AKAPE ye ayrica sovmuyorum elestiriyorum. Yani mealen; secim ve cogunluk olmak herhakki tanimiyor. Ulke sevgisinin de olcusu herhalde sen ve AKAPE olamazsiniz. Hersey secim ve sandik dan ibaret degil o gokten inme de degil sandiktan cika da her istegini yapar diye bisi yok. Sadece millete hizmet etmek icin geliyor babasinin parasiyla iylik de yapmiyor idareciler kutsal da degil benim icin. Bunu kastettim heryazdigimiza bole aciklamali meal yazdirmasaniz azicik dikkatli okuyun
            Lutfen

        • Ysk nın sayfasında duruyor seçim sonuçları, ordan bakabilirsin milli irade nasıl tecelli etmiş:) haa, sonuçları beğenemiyorsan hemen yeni veya iyi bi parti kurarak işe koyulabilirsin! Ama sakın partiler üstüyüz de estek köstek başlamayın yine…

  5. Eski çamlar bardak oldu.
    Vefa artık sadece İstanbul da bir semtin adı.
    Sayın Koru nun zikrettiği yazarların hepsi Erdoğan ve AKP iktidara gelsin diye canhıraş çalışan insanlardı.
    Kimi hapisaneye atılarak kimi işinden edilerek teşekkür edildiler.
    Hepsi de omurgalı olmanın cezasını çektiler, çekiyorlar.
    Çünkü başlangıçta destekledikleri adamın eleştiriye tahammülü olmayan bir egoizme sahip olduğunu bilmiyorlardı.
    Öğrendiler ama yine de eleştirmeyi göze alabildiler
    Artık günümüzde omurgalı gazeteci de kalmadı ki.
    Açıyorsun tv leri hep övgü hep övgü.
    Hele bazıları öyle aşırıya kaçıyor ki…
    Şu yaşadığımız döviz krizinin de tek sebebi aslında tek adamın egoizmidir.
    Ama bunu millete anlatabilmek mümkün değil.

    • Böyle egosuz, omurgalı eleştirelliği nerden öğrendiniz mübarek; maklube sofralarında da pek hoş karşılanmaz yani bu türden çıkıntılıklar:)

    • Eveeeeettttt!….
      Sonunda uyandınız demeeeeek…
      Günaydın bayım… Sabah-ı şerifleriniz hayrolaaaa…

      Zor da olsa anladığınız gibi;
      Amerikan papazlarının diliyle konuşup
      BU MİLLETe birşeyler “ANLATABİLMEK MÜMKÜN DEĞİL”…

      Sizlere yeniden iyi uykular bol rüyalar dilerim…

      • Papaz size birşey anlatamıyor ancak , aynı dinden olan müslüman sizler burada niçin birbirini yiyorsunuz. Hadi ben hristiyanım . Size ne oluyor ? Madem müslümansınız niçin birbirinizi yiyorsunuz ? YÜce Tanrı sizi affetsin. Amen .

  6. Yeni Oluşum
    Bir yeni oluşum başladığı zaman o düzenin etkin kişileri kendi düzenlerinin bozulacağı iç sezisi ile karşı çıkarlar. O oluşumu ezmeye çalışırlar. Eğer oluşum inkılap kanunlarına uygunsa, oluşturanlar da azimli ise oluşum başarıya ulaşmaya başlar. O zaman birden hava değişir herkes yeni oluşumun yanında yer alır, yeni oluşumu oluşturanlar devre dışı bırakılır. Bu yeni kadro yeni oluşumu bozarak, değiştirerek oluşuma sahip çıkar. Yeni oluşum Akevler’de başlamıştır. Erbakan başbakan yardımcısı olunca hemen kadrosunu değiştirdi ve oluşumu bozdu. Sonra Erbakan’ı devre dışı bırakan AK Parti daha çok başarılı oldu, daha çok bozdu. Şimdi Milli Görüş kaçkını, eski Akevler kadrosu tasfiye edilmiştir. Daha çok bozulmuştur. Şimdi Erdoğan tasfiye edilmeye çalışılıyor.
    Demokrat Parti, Doğru Yol Partisi, ANAP, AK Parti birer tasfiye mahsulüdür. Kendilerini muhafazakâr parti olarak görürler.
    Ben bunu bildiğim için bir oluşum başladı mı onu bırakırım yeni oluşum başlatırım. Akevler, Milli Görüş, Kırgızistan, Yenibosna ve Yalova benim hep yeni adımlarımdır. Eskilerle çatışmam ama onlarla bir yere varamayacağımı da bilirim.
    Bir topluluğun inkılap yapması kolay bir şey değildir. Bunların hepsi inkılap için gerekli aşamalardır. Peygamber de bu aşamalardan birini yapmıştır. İsa Havariler’e diyor ki “Siz İsrailoğulları ile ilgilenmeyin, onları rahat bırakın. Dağılın ve dünya ile ilgilenin.” İncil’de şöyle deniyor “Benim size söyleyeceklerim var ama şimdi o sözlerimi anlayamazsınız. Ben gideceğim. Beni gönderen benim yerime birini gönderecek o, dünyaya hükmedecek. Benim söylemediklerimi o söyleyecek.”

  7. Yerli otoyu , Belgrad fabrikamızda yapacağız. ADI : ” IKARUS BELGRADE ” AKP li belediyelere ucuz veririz. Ne de olsa tasaruf lazım. İclemek isteyenler GOOGLA’a , pardon Yandex’e ” IKARUS BELGRADE ” yazarak araştırıp beğenebilirler.

    • IKARUS BELGRADE’yi yeterki alsınlar . CHP belediyelerine de veririz , MHP belediyelerine de veririz. Güzel makam araçlarımız var. Çok ucuz. Onlardan da veririz. Devir hesap devri .

    • Bikaç yıla kadar türk malı yerli otoyu da belgrad(akşehir) caddelerinde görünce şaşırmayın ama! Artık ikarus mu olur “pardus” mu görürüz;)

      • Bizde IKARUS BELGRADE var . En kralı bu H.Gayret . Yapılmışı var yani . Sen 1 kaç yıl dyorsun. Lazımsa şimdi hemen yani , mal hazır fabrikada.

  8. Özal’lı yıllar ,
    12 Eylül sonrası , derin bir ümitsizlik ortamından çıkmış memleket ve küllerinden yeniden doğmaya çalışıyor.
    Genciz , üniversite öğrencisiyiz , en güzel çağlarımız , İstanbuldayız. 12 Eylülün demokrasiyi ınkıtaa uğratmasından sonra Kenan Paşa’nın anayasasına %92 evet veren ( Terörden bezdiği için) ancak Horozu’nun ( MDP – Turgut Sunalp’in partisi) halk tarrafından itibar edilmediği için bir anda parlayan yıldız Özal . Anavatan Partisinin muhteşem günleri . Ve akabinde gelişen olaylar sonrası (Davulcu damat , jaguar , siyasetçi
    lerin zenginleşmesi , yandaşların zenginleşmesi , halkın fakirleşmesi , enflasyonun %90 olduğu yıllar hey gidi günler heey.)
    Hatta bir saz üstadı ozanımız bu damat hakkında :
    Nasıl zengin oldun böyle ?
    Nerden aldın bu parayı ?
    Söyle damat söyle ?
    Nerden aldın bu parayı ?
    Bir davulcu bozmasıydın nerden aldın bu parayı ?
    Aşiretten obadan mı ? Avantadan cabadan mı ?
    Nerden aldın bu parayı ?
    Benimkinin adı saz ,
    Davula’da benziyor az ,
    ……. ‘de pay alsın biraz , nerden aldın bu parayı ?
    Bir yırtılmış bir davul buldun , bular bulmaz zengin oldun.
    Nerden aldın bu parayı ?
    Yoksa gaynatanın tacıyla mı ?
    diye hicvettiği günlerde Anavatan partisi can çekişiyordu. Adeta mezara hazırlanıyordu.
    Anavatan partisinin artık millet tarafından teveccüh edilmeyen bir parti haline gelmesi ve partiler mezarlığında ebedi istirahatgahına çekilmesi. AKP’nin 2002 de macerasına başlaması da benzer şekildeydi ve günümüze gelen kadar 17 yıldır durmadan yol alan bu partiden çeşitli istasyonlarda inenler oldu , hala da inişler devam ediyor. 2002 fabrika ayarlarına AKP nin dönmeyeceği çok açık . Bu durumda halk sadece bekliyor. Bir Özal ‘ın çıkışı gibi bir bir yenilik bekliyor. Ancak o yenilik demek ki her zaman çıkamıyor , daha doğrusu ABD’nin el vermesi ve desteği olmadan bu oluşumlar kemale eremiyor.
    12 Eylül sonrası Horoz tutmayınca ABD nn B planı işlemişti. Özal’lı yıllarla tanışmıştık.
    ABD ile ara bu ara epey açık . Mevcut siyasi konjonktörün devam edeceği anlaşılıyor. Keşke hükümet durumu kıvırabilse ancak Hazine – Maliye bakanı ( Özallı yıllarda da vardı bu tür bir figür,yukarıda bahsedilen) , IMF ile kesinlikle görüşülmeyecek dese de , IMF lafı artık konuşmaların satır aralarında geçmeye başladı. Bu alarm demek .

  9. İçinde bulunduğumuz durumun, deneyimli zihinler tarafından yapılan en esaslı analizlerini okurken insan duygu karmaşası yaşıyor.
    Mehmet Tekelioğlu nun yazısını okurken de yaşadım duygu karışıklığını.
    Türkiye’nin demokrasi rotasından çıktığını anlatırken 15 temmuzun da adalete etkilerinden bahsediyor.
    Yahu 15 temmuz hadisesi rotadan çıkan Türkiye nin bu çıkışını kalıcı hale getirmek için yapilmadimi?
    Analizlerimizide tam doğru yapamıyoruz ki! Kurtuluşu konusabilelim.

  10. Biraz yaşlılığa bağlı duygusallık, biraz da gerçeklik…

    Hoş, her fani ömrünün sonuna dek aynı pozisyonda kalmaz, aynı tablonun içerisinde kalmaz kalamaz ya..lakin, insanların mesleklerini icra edebildiği, dolu dolu olduğu; tecrübelerini yazın hayatında dile getirip yol gösterici ve kendilerinden faydalanılacak, tarihin belli bir dönemine de şahitlik etmiş aydınları, yaka paça mecralarından kov(dur)mak ne akla ne de vicdana sığar. Hele tek silahları kalemleri olduğu halde, onlardan, mesleki kaidelere uymayanları, hukukun ve halkın maşeri vicdanına hapsedemeyen iktidarlar zamanla, kazdıkları kuyuya (hukuksuzluk) bir gün muhatap olacaklarını akletmiyorlar ise ne gam…

    Çünkü onlar, verdikleri sözde durmamış aksiyle amal olmaktan imtina etmemişlerdir.
    Onları ”yanlış yapıyorsunuz, vazgeçiniz, kendinize gelmelisiniz” diye uyaranları da ”hain” diye yaftalamışlar, dinden imandan bile soyutlamışlardır.

    Genç kuşaklar Koru’un çizdiği tabloyu pek anlamlandıramaz da, Allah, yaşını başını almışlara da basiret ihsan eyleye.

    • ”Bilge kral ” yazısıyla yazı hayatına son verilip R.I.P hayatına katıldı. Tanrı onu da korusun. Karar gazetesi yazarlarına bakarsan son yazısını Haziranda yazdığını ve artık yazamadığını görürsün. Tanrı seni korusun . Amen.

      • Neler yapmadık şu vatan için, kimimiz öldük hrant gibi / kimimiz adam tuttuk kendi dizimize sıktırmak için / kimimiz de mızlanıp durduk gazetesinden kovulmuş(kaçmış?)gibi Haksız mıyım h.k.?

        • Yine mi? Kimsenin rumuzuna bulaşmadan yap yorumunu denmişti oysa. Saldırganlığını “Jesus” İsa bey de onaylamış durumda ve bu teşhiste yerden göğe kadar haklı.

    • elif çakır ve ethem mahçupyan alaaddin çakıcının tehdidinden 1 gün sonra yazmamaya başladılar. karar gazetesinde yazarların yazılarına yorum yazılabiliyordu. savcılıktan 4 gün önce dolarla ilgili yorumlar için sosyal medya hesaplarına soruşturma açılacağı haberi verildi. o haberden sonra yazılara yorum kaldırıldı. hürriyet gazetesi yazarlarının bir kısmı eski patron varken yazdıkları ile yeni patron varken yazdıkları arasında çok fark var. yanı türkiyede yazarlar ya paranın gücüne göre yazıyorlar ya da tehditle susturuluyorlar..

      • Ahmet bey merhaba!
        – biraz da tehditle susan yazarları sorgulamak gerekmiyor mu? etyen mahçupyan zaman da yazarken, acaba fetöcülerin hangi yaptığını eleştirdi. ordan çıktı, akpde danışman iken, hangi olumsuzluklara karşı durdu?
        – Elif çakır, kabataş hikayesi ve önceki dönem tavır ve yazıları ile bu süreci zulüm düzenini desteklemedi mi?
        – Onlar sayesinde bugüne gelmedik mi?
        – Şimdi akpden dışlanınca bunlar iyi adam mı oldular?
        – Bir ülkenin iyi adamları, iktidara yakınlaşamayanlardan mı oluşmalı?
        – Yoksa hasan cemal gibi, fehmi koru gibiler mi olmalı?
        – onların yaptığının fetöcülerden çok bir farkı yok. fetöcüler de iktidarda iken hertürlü kötülüğü yaptılar ya da göz yumdular. şimdi ise mağdurlar. onlar da güçlü iken, yapılanlara, en azından, ses çıkarmadı veya birşekilde desteklediler. şimdi de mağdurlar.
        – kuşkusuz kimsenin mağduriyetine “oh olsun” demiyorum. Ama mağdur olan da, mağdur olduğu için “badem gözlü” olmasın. Her dönem, hertürlü adaletsizliğe, zülme karşı onurlu duruş sergilemiş insanlar var (az da olsa). onlarla aynı saygıyı görmesinler.

        • Hamza bey, görüşünüzü kerhen(tiksinerek) de olsa destekliyorum; hakkınız var! Lakin onurlu duruş falan derken sayın koru nun yanı sıra hasan cemalin adını da iliştirmeseniz daha iyi olurmuş:) görüyorum ki gayretlisin ama yakın siyasi tarihimizi açıp okumadan, kim kimdir? anlamadan yol alamayız; benden söylemesi…

        • Büyük insan Papa Francis derki : ” Ayak öpmekle dudak aşınmaz , tanrıya olan bağın güçlerin ve nefsi yenersin . ” Ama gördüğüm kadarıyla yüce Francis sizi takdis etmeden bunu anlamayacaksınız . Elif Çakır kim tanımam , Etyen abi bizim kiliseden değil ancak çok saygıdeğer biridir. Tanrı tüm inanaları ve İsa’nın yoldaşlarını korusun. Amen. Seni de korusun Hamza. Amen.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here