Cemal Kaşıkçı olayı üzerindeki sis dağılırken… Ben yıllar önceki başka bir olayı hatırladım…

17

Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğu’nun muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı‘nın iki hafta önce girdiği ve bir daha çıkmadığı binasının kapılarının bir ortak araştırma grubuna açıldığı dün, nihayet makul bir senaryo da Amerikan medyasına ulaştı.

Kaşıkçı‘ya işkence yapıldığı, Suudi Arabistan’dan bu amaçla gelen iki uçak dolusu infaz timi tarafından cesedinin parçalara ayrılarak çantalara doldurulduğu, bütün bunların gazetecinin kolundaki akıllı saat sayesinde kayda alındığı senaryolarından sonra, CNN, dünyanın dört bir tarafından yükselen “Gazeteciye ne oldu?” sorusuna Suudi Arabistan’ın şu cevabı vermeye hazırlandığını duyurdu:

Kaşıkçı ikinci kez girdiğinde Başkonsoloslukta alıkonularak sorguya alınmış, bu sırada hayatını kaybetmiş… Raporda, bunu yapanların icraatlarını önceden üstlerine haber vermediği, merkezden talimat almadan böyle bir işe kalkıştıkları ayrıntısı da yer alacakmış…

Diğer senaryolarla mukayese edildiğinde bu senaryo daha makul duruyor.

Tabii, yine de bina ve eklerindeki titizlikle sürdürüldüğü anlaşılan forensik araştırmanın sonucunu da beklemek gerekiyor.

Araştırmanın sonucu ne olursa olsun, hatta makul bir açıklama eşliğinde sorumluları cezalandırma yoluna da gidilecek olsa, Suudlular bu defa da kendilerini zor duruma düşürmüş durumdalar.

1987’de Mekke’de ne oldu?

“Bu defa da” derken, uzun yıllar önceki, Suudi Arabistan’ın ne yapacağını o zaman da bilemediği görüntüsünü verdiği, bir başka vahim olayı hatırlıyorum.

1987 hac mevsiminde (31 Temmuz 1987 günü) meydana gelmiş ve pek çok insanın hayatını kaybetmesine yol açmış olan kanlı olayı…

O yıllar İran’da 1979 yılında gerçekleşmiş ‘İslam devrimi’nin etkilerini hissettirdiği yıllardı. İranlı hacılar haccı vesile ederek kutsal mekanlara yakın yerlerde Amerika ve İsrail’i tel’in eden protesto gösterileri yapmaktaydı. O yıla kadar eylemler barışçı havada geçmiş, bu sebeple İranlı olmayan hacıların da katılımıyla her geçen yıl gösterilerin kalabalığı artmıştı.

Suudlular buna bir son vermeyi kafaya koymuş olmalılar ki, o yıl, protestolara imkan tanımamak üzere özel güvenlik kuvvetlerini gösteri mahalline sürdüler.

Çıkan çatışmalar korkunç sonuçlar doğurdu: Resmi rakamlara göre, 275’i İranlı olmak üzere çeşitli ülkelerden 317 hacı ile 85 Suud güvenlik görevlisi olaylarda hayatını kaybetti. Hem de her türlü çatışmanın dinen yasak olduğu, huzur ve güvenin bozulmasının hac ibadetini de sakatladığı kutsal mekanlarda…

Suudlular İslam Dünyası’nda kopan aleyhte fırtına ortamında ne yapacaklarını o zaman da bilemediler.

Kaşıkçı olayında gerçeğin itirafını daha şimdiden iki haftayı aşan uzun sürede bir türlü yapamadıkları gibi, 1987 hac mevsiminde yaşananlarla ilgili gerçekleri de, hayli zaman sonra kabul edip medyayla paylaşabildi Suud yönetimi.

O zamana kadar, Suudi Arabistan adına konuşanlar (sözgelimi ülkenin Washington’daki büyükelçisi Bandar bin Sultan), İranlı hacıları olaylardan sorumlu tutan, kendi güvenlik güçlerinin tek bir kurşun bile atmadığını ileri süren doğruluktan uzak açıklamalarla kamuoyu oluşturmaya çalışırken, İran devleti güvenilir isimleri ülkelerine davet edip olaylarda hayatını kaybetmiş olanların kurşun yağmuruna tutulmuş cesetlerini gösterdiler.

 Propaganda savaşında ağır yara aldı Suudi Arabistan o olay sonrasında…

Suudluların karşı-propaganda atağı neden sonra geldiğinde iş işten çoktan geçmişti.

Olayın İran ve Suudi Arabistan versiyonlarını yetkililerinin ağzından ilgili ülkelerde dinleyerek kaleme aldığım yazı dizisi, aynı yılın sonunda ‘Mekke’de Ne Oldu’ adıyla Beyan Yayınları tarafından kitap halinde yayınlandı.

 [‘Mekke’de Ne Oldu’ kitabımla ilgili hoş bir anım da var: Yıllar sonra bir uluslararası haber ajansının Ukrayna doğumlu Roma muhabiri Yaroslav Trofimov telefonla bana ulaşarak, kendisinin Mekke olayı ile ilgili bir kitap üzerinde çalıştığını, benim kitabımdan da bu sırada haberdar olduğunu söyledikten sonra, Türkiye’ye gelse görüşmemizin mümkün olup olmayacağını sordu. Nitekim geldi de. Yaroslav’la karşı karşıya oturduğumuz gün, daha konuşmanın başında, onun ilgilendiği ‘Mekke Olayı’nın benimkinden farklı olduğu ortaya çıktı. Onun ‘The Siege of Mecca’ adıyla kitaplaşan araştırması 1979’da meydana gelen başka bir olayla, Suud yönetimini beğenmeyen bir Vahhabi grubun kalkışmasıyla (1979) ilgiliydi. O kadar yolu boşuna tepmiş oldu Yaroslav Trofimov.

Bu arada kitabımı boşuna kitapçı raflarında aramayın; bende tek nüsha kalmayan kitabı yabancı konuğuma verebilmem için Beyan Yayınları sahibi Ali Kemal Temizer’in imdadıma yetişmesi gerekmişti.]

Cemal Kaşıkçı‘nın başına ne geldiğini bütün gerçeğiyle öğrendiğimizde de Suudlular için iş işten geçmiş olacak gibi…

ΩΩΩΩ

17 YORUMLAR

  1. CNN az önce gördüğüm ve isimsiz türk yetkiliye dayandırdığı haberinde Kaşıkçı cinayetinin konsolosluklar islendiginin ve cesedi parçalayan kişininde Arabistan’dan gelen ekibin içinde yer alan otopsi uzmanı Salah Muhammet A. Tugaby olduğunu yazdı.

    Bu kişiyi geçen hafta sabah gazetesi konsolosluktaki olay için Arabistan’dan tarifeli uçakla gelen kişi olduğunu pasaport kontrolü yaptırdığı saat ve fotoğrafıyla yayinladi.
    Ertuğrul Özkök de bu bilgiyi yazısında kullandı ertesi günü de İstanbul Emniyeti’nin bu kişiyi araştırdığını ve bu kişinin 2013 te İstanbul’a geldiğini ve fotoğrafında o zamana ait olduğunu yazdı.

    CNN de bu gün bu kişiyi türk yetkiliye dayandırarak haberinde kullandı.

    Yandaslik CNN’ ede bulaşmış.

    Fehmi abi yarınki yazısında bu haberede değinir inşallah.

    • Fehmi abinin yazacağı çok şey var. Bugünkü, 6. yazı. Bu seri yazılar sonunda bir roman olur. Bir de şunu denesin: http://www.msn.com/en-ca/news/world/saudis-plan-to-pin-khashoggi-slaying-on-%e2%80%98rogue%e2%80%99-general/ar-BBOu0Ot?li=AAggFp4&ocid=iehp değişik görüşler içeriyor. Trump ta yan çizme alametleri göstermeğe başladı.”MBSalman’ı hemen öyle kötülemeyin, önce meseleyi bir analayalım” diyor.

      Anlamağa ve Dünya’ya anlatmağa çalıştıkları mesele de şu: MBSalman’ın kendisi tarafından Kaşıkçıyı sorgulamak için tayin ettiği sadık istihbaratçı bir generali Kaşıkçıyı sorgularken biraz fazla ileri gitmiş. Dediklerine göre bu general meğer işini pek bilmeyen biraz “azgın”, biraz “sakar” ve biraz da “hödük” biriymiş (aldığı talimatın ötesinde, kendi başına hareket eden ipsiz-sapsız bir tip). Bizde nasıl ki “Reisten” fazla “Reisçi” tipler varsa, onlarda da “Kraldan fazla kralcı” tipler var. Türkiye de bir süre sonra Trump’ın çizgisine gelirse büyük bir sürpriz olmaz sanıyorum. İşin aslında, bizimkiler de bir taraftan meseleyi bir anlayalım demiyorlar mıydı? Bakarsın, yarın öbür gün habire bilgi sızdıran o isimsiz Türk yetkiliyi de yakalar içeri atıverirler (iddia etmiyorum, ancak ihtimal dışı bir şey de değil). Kaşıkçı’nın ölümünden sorumlu hödük te S. Arabistan’da içeri alınır kesin…. Ancak yukarda linkini verdiğim haberde asıl “hödük-azgın” olanın MBSalman’ın ta kendisi olduğuna inanan yabancıların görüşleri de var. Anlaşılan, yazık oldu Kaşıkçı’ya. Allah rahmet eylesin!

  2. Sn. Karagülle (16 Ekim 2018 at 10:17) kendi bucağındaki adam öldürme töresine değinmiş. Ne kadar eskiye gidiyor bilemem, ama herhalde İslamiyet öncesine kadar gidiyordur!… Bucak dediğin neticede yakın insan ilişkilerinin geliştiği, herkesin birbirini tanıdığı ufakça bir yer olmalı. “Camili” bir yerde adam öldürülebilir mi, hele de yapan/yaptıran kişi sorumluluğunu bir başkasına fatura etme namertliğine, sahtekarlığına sığınabilir mi?

    Suudilerin Elçiliğinde yaptıkları da farkli bir şey değil. İslamiyet ôncesine giden bir barbarlık örneği (Peygamberimizi, s.a.v., Kureyşliler az mı uğraştırdılar!..). Bölgede bahşedilmiş olan devasa Petrol kaynağı bu aile için değil aslında bütün bölge müslümanları için bir nimet olmalı(ydı). Sevgili Peygamberimiz yadigarı bir nimet, kelimenin tam anlamıyla NİMETULLAH! Ancak bunlar petrol kuyularının başına oturmuşlar dolar çıkarıyorlar, onun yerine sefalet, kan satın alıyorlar (niyetleri farklı olsa da pratikte olmuş olan bu!). Allah’ın kulu müslümanlar gelişememişlik sefaletine mahkum edilmiş ve hatta kan-revan içersinde yaşıyor. Bu duruma bütün müslümanlar dahildir. Allah’ın DiN’ini toplumlara ulaştırma konusunda büyük sorumluluk almış ve bu işin çilesine ortak olmuş Osmanlılar’ın devamı olan bizler bundan hariciz dersek pek doğru olmaz. MBS alman da Osmanlılar bize ne kazandırdı ki şeklinde bize dil uzatacak kadar karacahil ve kendini bilmez biri. Bölgedeki bu petrol konusu İran dahil Ortadoğudaki devasa petrol, bölgedeki bütün müslümanların hayrına kullanılıp ilgili ülkelerin gelişmeşine önemli bir katkı sağlamalıydı. Ne var ki bencil zümrelerin elinde kendi kendini tatmin amacına araç olarak kullanılıp durdu. Bunun da bir hesabı olmalı, büyük hesap gününde. Petrolden çıkan cüzi bir payla ortak bir fon oluşturulsaydı ve bu bütün bölgenin kalkınma ve gelişmesine Allah rızası adına bir motor olsaydı fena mı olurdu? Müslümanların bir an önce kalkınıp ve gelişmesi demek, Allah’ın DİN’ine de en büyük hizmet, en kutsal emek!…

    ABD/Trump bakalım ne kadar sözünde durabilecek. Dolaylı bile olsa Kaşıkçı’nın başına kötü bir şey gelmesinde Saudi Kraliyet yönetiminin bir rolü varsa bedeli ağır olacak demişlerdi…Ama, bilmem kaç bin varil beadava petrole anlaşırlar korkarım, Trump’ın MBS alman’a yolladığı Pompeo bu işin içinden nasıl çıkılabileceği konusundaki ayrıntıları konuşuyorlar büyük bir ihtimalle….

  3. yerli yabancı basına bakarsak ve fehmi beyin bugünkü yazısında da işaret ettiği gibi gazetecinin kaçırılma ihtimaline göre öldürülmüş olma ihtimali artıyor. ancak yine de pek çoğumuza göre ihtimaller değişiyor, dediğim gibi bazı bilgilerden hüseyin abinin dediği gibi özel ve kıymetli olanlardan fazlaca nasibimiz yoksa gerçeklerden çok dedikodular bizi meşgul ediyor. akıl yürütmeler genellikle gazetelere servis edilen bilgiler üzerinden oluyor bu da bazen halkı bilgilendirmekten çok birilerine mesaj anlamı taşıyabiliyor ya da bazı çevreleri yanıltma gayreti güdebiliyor ya da ortalığı karıştırma derdinde olabiliyor.
    Akıl yürütmelerin mantık içerisinde incelenmesi için belirli bir sırayı takip etmesi gerekir. Önermelerde önce öncül sonra sonuç sırasını izler. bu durumda iş 1987 lere gider mi hatta daha bile öncelere gitmek gerekir mi biraz kafa yormak faydalı olabilir.. elbette günümüz olaylarını hoppala anlamak mümkün değil…
    iyi bir agatha cristie okuyucusu bilir ki öncelikli kanıtlar kimi gösteriyorsa katil o kişi değildir, oyunun yani romanın sonuna doğru durum-gerçekler şekillenir kötü görünen iyi- iyiler aklanır ve gerçek kötü- kötüler açığa çıkar…

  4. Burnuma gelen kötü kokulardan koku alma yetimi kaybetmek üzereyim. Dünya gaddardır mekkardır derken neyi kasdediyorlar yeni yeni anlıyorum.

  5. Kaşıkçi olayı neden Türk hükümetini bu kadar çok panikletti? Tipkı Riza Sarafin ABD de tutuklandikdan sonra panikledikleri gibi.
    Kayıp olduktan İki gün sonra medya duydu duymasi ile katilide buldular.
    Onu bunu bilmem ama bu konuyu yabancı gezeteciler didik didik ediyorlar ve diyiyorlarki Erdoğan kendi gazetecilerine muhabet hamis cezasi verdıriyor ve susturuyor, kaşıkçı için neden bu kadar uğraşiyor? Arkasindan yorumlar geliyor onlari yazarsam yazım sansüre takılir.

    Zaten Kaşıkçı olayi 15 Temnuzun tıpkisının aynısı, dünya duymadan hemen failleri de bulundu…..TC ye göre.

    • 15 Temmuz konusuyla bağlantılı olarak “Görünen köy kılavuz istemez” gibi bir durum varsa bu gayet doğaldır. ABD dolaylı da olsa Suudi Kraliyet yönetiminin Kaşıkçı’nın kaybolması işinde bir rolü varsa bedeli ağır olacak diye ilan etmişti. 15 Temmuz nasıl aynısı olabiliyor?

      “Müttefikimiz, stratejik ortağımız, NATO üyemiz Türkiye’yi şoke eden, yıpratan, bu arada kıymetli rahibimiz Brunson’un bu işten mağdur olmasına sebep olanların bu darbe teşebbüsünde dolaylı da olsa rolü varsa bedeli ağır olacak” şekilde bir beyanatları vardı da gözümüzden mi kaçtı? İşin karmaşık başka tarafları olsa da “the cemaat”in bir rolü olmadı mı? Görünen köy kılavuz istiyorsa o köye gidenler herhalde kör, âma olmalı! öyle değil mi Nurdan hanım?

      • 15 Temmuza “Allahın bir lütfu” deyip akebinde Gülen yatı demedimi?
        Kaşıkcı olayıda aynen iki gün ses çıkarmadılar daha sonra gazeyeci konsoloslukta öldürüldü dediler.
        Bu tip olaylarda yapan bilinse dahi ince ayrintilarini daha doğrusu delillerin karartilmasıni önlemek için failleri açiklamamalari gerekir.
        Tipki Adil Öksüz gibi.
        Bizimkilerin en iyi becerdikleri iş olayları saptirmak ve hırsiz baska yerlerde aramak.
        Yeni doğmuş bebekler Retocu olarak tutuklaniyor, esas onlarin okullarinda okumuş, cocuklarini dershanelerine gondermiş, parti kurarken gomlek çıkararak ayağina kadar gidip yardım isteyenlere de devletin en tepesine yükseltip hazinelerini teslim etmişler.
        Iki gün önce 20 yildir bana ulaşmak isteyipte ulaşamayan Babasi MSP kurucularindan olan bir arkadasım la konuştum, bir kac kez ABD ye gelmiş gitmiş.
        Kiz kardeşinin eşini buraya hükumet bursu ile göndermişler onlari ziyaret için gelmiş. Benim telefonumu faan aramiş fakat bulamamiş

        Eniştesi 2016 Eylülunde burdaki Akademik gorevini tamamladiktan sonra yurda dönmüş.
        Ordaki işine başlamadan ışten atmip pasaportunuda iptal etmişler.
        O gencin dah10 sene mecburi hizmet var.
        Bunlari ben 35 yıldir taniyorum koyu MSP eli olduklarini ve Cemaatide hiç sevmediklerini çok iyi biliyorum ve babasida Erbakan hoca ile yakinan görüşen ve seven birisi idi AKP kurulunca çocuklarına siz isterseniz Erdoğana oyunuzu verebilirsiniz fakat ben ölünceye kadar Hocaya oy vereceğim diyiyormuş 2006 da vefat edinceye kadar.
        Bunlar aile olarak hem zengindiler hemde dindardılar.
        Öğle tarikatlar veya cemaatlarlada yakın degiller.
        Sen devletin parası ile yurt dışında insanlari bilim öğrenmek için gönder daha sonrada işlerinden at ve devlet zarara sok sirf kendi istediği reklami yapmadıklari için.
        “Ümmeti halifesi reklamıni.”

        Ne dersiniz Hakan bey? Aşağıdakilerden hangisi cemaatçi veya retocu olabilir?
        Yanlarindan geçenleri hapise atip hayatlarını karartirlarken okullarında okuyanlarina HAZINEYI TESLIM EDENLERE icin.
        Her halde diyeceğiniz birşeyler olsa gerek.
        Nerde olursa olsun baska devletlerde her hangi bir oparesyon yapmak öğle kolay değil.
        Onun için Kaşıkc olayini 15 Temmuza benzetiyorum.

        • Nurdan hanım, kişilerin özel durumlarına girip asıl konuyu laf kalabalığına getirmeye lüzum yok. Değindiğim nokta Trump’un “rol” sorgulamasıyla ilgili idi. Siz “the cemaat”in hiç bir rolü yok, olmadı mı diyorsunuz? Görünen köy kılavuz ister mi, istemez mi?

  6. Aslında bundan sonra olacakların habercisini bir yazar güzel özetlemiş: “Pokerde eli ful olana blöf yapıp tek papaz ile rest çekersen, donuna kadar alırlar…” Ahmet TAKAN

  7. “Mekke’de Ne Oldu?” yazı diziniz dönemin ZAMAN gazetesinde de sorun oluşturmuş tu galiba ve ben de size “ZAMAN’da ne oldu?” diye sormuştum.

  8. BU KURBANDAN ÇOK SAYIDA POST ÇIKARMA GAYRETLERİ GÖRÜYORUM.
    HERKES GAYRETİ VE GÜCÜ ÖLÇÜSÜNDE POST KAPACAKTIR.
    OLAN KURBAN SEÇİLENİN TALİHSİZ BAŞINA VE SEVENLERİNE OLACAKTIR.
    TİMSAHLARIN AVINI SİNDİRİRKEN GÖZ YAŞLARINA TANIK OLMAMIZDAN NORMAL NE OLABİLİR.
    İLERDE BU İŞLERDEN BİR SKANDAL ÇIKARIP BAZILARINA FATURA EDİLEBİLİNİR.
    BU DA KURBANDAN ÇIKARILACAK EN BÜYÜK POST OLUR.
    BU SİYASİ SKANDAL SUUDLARIN İŞİ ÜZERİNDEN ATMAK İÇİN ÜST DÜZEY SİYASİLERE RÜŞVET VERDİKLERİ İDDİA EDİLEBİLİR.
    BU DURUMDA EN BÜYÜK GÜÇ BİR TAŞLA BİRKAÇ KUŞ VURABİLİR.
    BU İŞTE BİRKAÇ DEVLETİ TÖHMET ALTINDA BIRAKIP ONLARI YÖNLENDİRMEDE KOZ OLARAK KULLANABİLİR.
    BENİM CAHİL KAFAMDAN BÜYÜK RESİM BÖYLE GÖRÜNÜYOR.
    KOMPLO TEORİSİ SESLERİNİ DUYAR GİBİ OLUYORSAM DA.
    BU işleri başka türlü iddia etmek zor.Büyük kulaklar olayı kamere ya veya dinlemeye almaları kuvvetle muhtemel ama bu bilgileri ucuza satacak kadar akılsız olamazlar.
    Güçlü devletler gücü ölçüsünde istihbaratlari vardır.
    Edindikleri bilgileri bilgi sahibi oldukları devlet yetkilileline kapalı kapılar ardında muhataplarına ifşa ederler.
    Muhataplarını daha kolay yönlendirmek için kuyruğun elimde mesaji vermek ve edilgen hale getirmek için. Her zaman bu bilgileri en etkili silah olarak kullanmak en akılcı olanıdır.

    • “Kuvvetle muhtemel” olan birilerinin cebine, yani şahsi özeline etkili bir silah temin edecekse akılcı olmasının ne anlamı olabilir ki? Bir ihtimal daha var, acep o da ne dersin? hayra alamet!!….

  9. Suudlular’ın İtirafı
    Benim Artvin’deki Camili bucağım adam öldürmede usta bir bucaktır. Törelerine göre kişi birini öldürür. Hapse girmemek için ya çok yakını, genç, ekseriyetle 18 yaşından küçük biri yahut da bedel verilerek biri suçu üstüne alır, sanık o olur. Rüşvet veya hatır da devreye girer. Böylece faili malum cinayet başkasına fatura edilir.
    Bana öyle geliyor ki Cemal kaşıkçının hikayesi de böyle bir şey. Suudi Arabistan’a fatura edilerek gerçek fail keyfine bakacaktır. Nihat Erim’i kim öldürdü? Abdi İpekçi’yi kim öldürdü? Kitabı yazıldı mı? Adil Düzen geldiğinde bunlar yazılacak ama kimse cezalandırılmayacak.

  10. suudilerin acemice davranıp kaşıkçıyı konsoloslukta öldürdüklerini sanmıyorum. öldürmüşlerse de delil bırakmayacak şekilde başka bir mekanda yapmışlardır. örneğin bir gemide öldürülüp parçaları denize atılmışsa delil bulmak çok zor. ancak infazı yapanlardan birisi konuşursa belki olay çözülebilir…

  11. Acaba Trump bu işin neresinde?
    O adamin infazina ne zaman karar vermişler?
    Turkiyede Devletin en tepe noktalarinda olanlarla gayet iyi ilişkileri olmasına rağmen. Dünysa onun kaýip olduğunu 2 gün sonra öğrendi.

    Trump Pazar akşami 60 dakıka programinda hareketleri ve söylemleri Kaşikçınin akibetinin ne olacağıni önceden biliyormuş gibi bir hali vardı.
    Adam resmen Suudi arapistani koyun gibi sağiyor.
    Otellerinin en pahali muşterileri onlar.

    Kaşikcı nasil bunlarin tuzağına düşmüş?
    Kendisi Suudi arabistan gizli servisinni iyi bilmesi gerek çünkü ordada görev yapmaş.

    Yoksa 1987 Hac olaylarınıdadami ABD parmağı vardı.
    Öğle gözükiyorki, Kiraliyet ailesi Trump için kesenin ağzıni sonuna kadar açmış.
    Sudiler suçu kabul ederlerseler Trump Dünya lideri Erdoganda Ümmetin lideri olarak kendilerini ilan ederler.
    Seçimler içnde iyi malzeme olur.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here