CHP başarısız mıydı? Karar vermek için fazla aceleci olmayın derim…

48

Kemal Kılıçdaroğlu son seçimde ancak yüzde 22 civarında oy almış bir partinin genel başkanı olarak “CHP başarılı oldu” dedikçe tepki çekiyor; dediğinde ısrar ettikçe tepkiler de büyüyor.

İşi zor CHP liderinin…

Aslında önce düşen oyu sebebiyle kendi kamuoyunun ondan beklediği başarıyı gösteremediğini kabul edip özür dilese, sonra da 24 Haziran seçimiyle ilgili stratejik kararlarını ve o kararları dayandırdığı gerekçeleri kamuoyuyla paylaşsa, ardından kararlarının başarı getirip getirmediğini tartışmaya açsa, sanıyorum, daha doğru bir iş yapmış olurdu.

Bizde ve İngiltere’de olan

AK Parti’nin birbiri ardına girdiği tam 14 seçimde önde çıkması ‘başarıya odaklı’ ülkemizde siyasete bakışı derinden etkiliyor.

Oysa siyasette sürekli başarı pek az görülen bir durumdur; partileri başarısız kılacak gelişmelerle her zaman karşılaşılabilir.

Ülkeyi 1980 sonrası yönetmiş partilerin ismini resmen-i geçit halinde anmaya kalktığımızda, bunların çoğunun bugün Meclis’te temsil edilmediğini görebiliriz. Oysa Anavatan, DYP, SHP, DSP gibi partiler dönemlerinde halktan ülkeyi yönetme izni alabilmişlerdi.

‘Demokrasinin beşiği’ sayılan İngiltere’ye baktığımızda bizdeki gibi vaktiyle ülkeyi yönetmiş olduğu halde sonradan tarihe gömülen partilere pek rastlanmıyor; orada iki partili (Muhafazakar ve İşçi) bir sistem var. Ancak bu iki partinin halkın gözünde ‘iktidara layık’ görüldüğü dönemler farklılaşıyor.

Tabloya bu gözle bakalım:

Muhafazakar Parti: 1951, 1955, 1959, 1970, 1979, 1983, 1987, 1992, 2015…

İşçi Partisi: 1950, 1964, 1966, 1974, 1997, 2001, 2005…

Bunlar sistemin iki partisinin ülkeyi yönetme yetkisini halktan aldığı seçimler…

Arada (1974, 2010 ve en son 2017) çoğunluğu hiçbiri elde edemediği halde hükümet kurulabilmiş seçimler de var.

Sarkaç bir oraya bir buraya gidip geliyor İngiltere’de.

Türkiye farklı olmak zorunda mı?

Değil elbette. Bugün başarısı tartışılmayan AK Parti bile, hem 7 Haziran 2015 hem de bu son seçimde (24 Haziran) Meclis çoğunluğunu kaybedebildi. İlkinde derhal seçime gitme kararı alarak, şimdi de referandumla sistemi değiştirip seçim öncesinde ittifak oluşturma yoluyla iktidar olmayı sürdürebiliyor AK Parti.

Başarıysa, başarısını bu tür siyasi manevralar yapabilme siyasi zekasına bağlamak gerekiyor.

CHP de bu seçimde ilk kez farklı siyasi manevralar arayışına girdi ve ona uygun da strateji geliştirdi.

Görebildiğim kadarıyla stratejisi şuydu Kılıçdaroğlu‘nun: Tayyip Erdoğan‘ı ilk turda seçtirmemek, AK Parti’nin Meclis çoğunluğunu elde etmesini engellemek, farklı eğilimdeki sağ siyasi akımların varlıklarını sürdürmesini sağlamak, bu arada farklı bir söylemle CHP’nin geniş kitlelere ulaşıp ulaşamayacağını ölçmek…

Her ne kadar bu seçimle ilgili olsa da, asıl hedefi bundan sonraki seçimler olan bu strateji AK Parti tarafından erken fark edildi ve boşa çıkartıcı tedbirlerle tam başarılı olması engellendi.

Meral Akşener bunda belirleyici bir rol oynadı.

Ancak yine de stratejinin bütünüyle etkisiz kaldığı söylenemez.

MHP ittifakı ve AK Parti

Bugünkü tablo, MHP’nin sistemde ‘kilit’ bir mevzi kazanması ve kendisini ‘denge ve denetleme görevi’nin sahibi bir konuma konuşlaması, önümüzdeki dönemde AK Parti’yi zorlayacaktır.

Hatta şimdiden zorladığı bile söylenebilir.

Kılıçdaroğlu‘nun 24 Haziran seçimiyle ilgili stratejisini doğru okuyup karşı tedbirlerini devreye sokabilen AK Parti, yine onun seçim-sonrası için öngördüğü stratejiyi keşfedemez ise daha büyük zorluklarla karşılaşabilir.

Toplumu gerecek söylem ve politikalar bundan böyle CHP’nin işine yarayacaktır.

CHP’nin bundan sonraki muhtemel stratejisi ülkeyi erken seçime götürmektir çünkü.

Ekonomide yaşanacak sıkıntılar, dış politika alanında gelebilecek yeni yükümlülükler, toplumsal barışın biraz daha bozulması ülkenin önüne o tercihi getirebilir.

İçişleri bakanı Süleyman Soylu‘nun muhalefete dönük tavrını politikalaştıran, 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasındaki OHAL uygulamalarını ve KHK’larla yönetme alışkanlığını sürekli hale getiren bir anlayıştan kaçınması gerekir AK Parti’nin…

İngiltere’den yukarıda verdiğim tabloda görüldüğü üzere partiler arasında gidip-gelen iktidar münavebesi sistemin aksamadan sürmesini de garanti altına alıyor. O sayede Muhafazakar Parti 1979’dan 1997’ye (18 yıl), İşçi Partisi de 1997’den 2010’a kadar (13 yıl) uzun süreli iktidar dönemleri yaşayabildi.

Türkiye de aynı yola girmeli.

Bunun için iktidarın bugünden yarına değişmesi gerekmiyor, iktidarın bir gün değişebileceği ümidi bile yeterli.

‘CHP ve Kılıçdaroğlu başarılı mı, değil mi?’ konusundaki kararı vermek için bundan sonraki gelişmeleri beklemenizi tavsiye ederim. Bunu AK Parti’nin bugünden itibaren atacağı adımlar belirleyecek de ondan…

ΩΩΩΩ

48 YORUMLAR

  1. çok zorlama bir yazı ve yorum olmuş..kısacası chp dogu ve güneydogudan ak partiye gidecek 50 milletvekilini engellemek için hdpkk ya oy kaydırdı…başarının bir tek göstergesi şuanda kimin istediği oldu veya 16 yıldır kimin istediği oldu?? bence ak mhp ilişkisi artarak sürecek iyi parti dağılacaktır..yerel seçimler buna dahildir..seçimden önceki yorumlara baktıgımızda kimin kazanıp kimin kaybettiği cok açık.ERDOĞAN VE CUMHUR İTTİFAKI KAZANMIŞTIR..

  2. Ben Sn. Koru’ya katılıyorum:

    CHP her ne kadar; güttüğü stratejiyle;
    kendisine yüklenen görevde %100 başarılı olamadıysa da
    SP gibi tamamen başarısız sayılamaz.

    Normal şartlarda; TERÖRE ENDEKSLİ malum partinin meclise girmesi mümkün değilken;

    Sn. Kılıçdaroğlu liderliği altındaki
    Chp uyguladığı destek stratejisi ile bunu sağlamış
    ve Türkiye’nin istikrarsızlaştırılması projesine hayli büyük bir katkıda bulunmuştur.

    Düşünsenize…
    Terör örgütü uzantılarının mecliste olmadığı bir Türkiye’nin;

    İslam, Türkiye ve uluslararası barışın düşmanı batılı devletler için
    ne kadar tehlikeli olabileceğini…

    Sn. Kılıçdaroğlu liderliği altında
    CHP SIRTINI TERÖR ÖRGÜTÜNE DAYAMIŞ bu oluşumu meclise taşıyarak;
    milletin gözünde zaten kötü olan şöhretini daha da kötüleştirme bahasına
    büyük bir özveri ve fedakarlıkta bulunarak
    İslam ve Türkiye düşmanlarını titreten bu tehlikeyi
    bir nebze de olsa azaltmıştır.

    Sanırım Sn. Koru da işte bu yüzden CHPnin seçim stratejisini tamamen başarısız
    sayılamayacağını söylüyor.

  3. Selahattin Demirtaş‘ın aldığı oyla HDP’nin
    aldığı oy arasında %3.3 fark var.Yani CHP’den HDP’ye bu kadar oy gittiği
    anlaşılıyor.Bu miktarı da CHP’nin oyuna eklersek yuvarlak hesap %26’yı elde ederiz
    ki bu CHP’nin klasik oy oranıdır.Yani CHP
    yerinde saymış oluyor.Zaten bana göre
    yoldan geçen bir CHP’liyi CHP’ye genel başkan yapsalar CHP bu oyu gene alır.

    Siyasi partiler ülkeyi yönetmek için kurulur.
    Dolayısı ile kim iktidarda ise
    başarılı olan odur.Bu açıdan baktığımızda
    CHP’nin başarısızlığı ortadadır. Anamuhalefet partisi olmasına rağmen
    çıkardığı aday Erdoğan’dan %22 daha az oy almış durumda. Türkiye’nin sosyolojik yapısına göre, yakın gelecekte CHP’li birinin Cumhurbaşkanı olması hiç mümkün görünmemektedir.Bu gerçek CHP tatafından da bilindiği için A.Gül’ü aday göstermek istediler.Başkanlık sisteminin faziletini de işte bu noktada
    aramak gerekir.

    Öte yandan bu seçimde CHP kendi başarısından ziyade,Ak Parti’ye verdireceği kayıbı önceledi.Kabul edelim ki
    HDP’yi meclise sokarak bu konuda başarılı
    oldu.Buna başarı denilip denilemeyeceği
    de tartışılabilir.Bu ayrı mesele.Ama en azından hedefine ulaştı.

    Bir de sistemin değiştiği gözden uzak tutulmamalıdır.Bundan sonra başkanlık seçimini kim kazanırsa kuracağı hükümetle ülkeyi o yönetecek.

    Şüphesiz Cumhurbaşkanının partisinin mecliste çoğunluğu elde etmesi onun elini güçlendirir.Bugün için de Cumhur ittifakının mecliste çoğunluğu sağlaması
    kısmen aynı işlevi görecektir.Fakat Millet
    ittifakı mecliste 360’ın altında olmak şartıyla çoğunluğu elde etseydi bile
    Erdoğan hükümeti kurar ve ülkeyi yönetmeye devam ederdi.Burada kritik rakam 360’tır.Cumhurbaşkanına muhalefet eden vekil sayısı 360’ı geçerse
    Cumhurbaşkanı hükümet etmede zorlanır.
    Çünkü o zaman meclis seçim kararı alarak Cumhurbaşkanının görevini bile sonlandırabilir.Bu gün için böyle bir durum
    yoktur.MHP’nin desteğini çok değerli buluyorum,Cumhur ittifakının bundan sonra da devam edeceğini ümit ve temenni ediyorum.Ancak en kötü ihtimal
    olarak MHP de muhalefete geçse bile bugünkü meclis aritmetiği ile Erdoğan
    ülkeyi yönetmede fazla bir müşkilatla karşılaşmaz.

  4. Jonathan Haidth 6 temel prensibin siyasal ideolojiyi belirledigini ortaya koymustur:
    1.Dayanisma
    2. Adalet
    3.Ozgurluk
    4.Sadakat
    5.Otorite
    6. Kutsallik

    ilk uc prensibi onceleyenler; sol, liberal veya degerler eksenli siyasi hareketlere yoneliyorlar.

    Son uc prensibi oncelleyenler; sag ideolojiye daha yakin oluyorlar.

    Ilk uc prensip ‘soyut’ oldugu icin, bunlar uzerinden secim basarisi elde etmek genelde zor. ‘ Ver coskuyu’ veya ‘Ver mehteri’ prensipleri olan son uc prensip uzerinden yapilan secim calismalarinda basari sansi daha yuksek olabiliyor.
    Muhalefet partilerin basari gostermeleri icin son 3 prensip konusunda da halki ikna etmeleri gerekiyor. Sag partiler genelde ilk uc prensip ekseninde de halki ikna ettikleri icin basarili olabiliyorlar.

    Oyle anlasiliyor ki, iktidar bloku bundan boyle son uc prensibe dayali bir siyaset yurutecek. Bu durum muhalefetin basari sansini artirabilir. Bunun icin de en az 5 prensip ekseninde halja guven vermesi gerekiyor.

    CHP sag secmene maalesef bir turlu guven veremiyor. Ancak son secimler, sag partilerin daha fazla hata yapmasinin, halki baska arayislara itebilecegini gosteriyor. Bazi insanlarin ezberleri bozuldu.

    Unutulmamali ki, ilk defa bu secimde bazi kurtler ve dindarlar CHP adayina ciddi anlamda oy vermeyi dusunduler. Bu onemli bir kirilma. Yani Kilicdaroglu butunuyle basarisiz sayilmaz, bir sonraki secime kadar cok ezberler bozulmaya aday…

    Not: Giristeki bilgiler icin Selcuk Sirin hocanin Yol Ayirimindaki Turkiye kitabindan faydalandim.

  5. Fehmi bey merhaba! çok mu şüpheciyim bilemiyorum. Ancak sanki, toros ve faili meçhuller dönemine geri dönecekmişiz gibi bir his var içimde. korkutma ve yıldırma politikası artmasının ötesinde, resmi kanallardan daha gayri resmi kanallara havale edilecek gibi görünüyor.
    – etyen mahçupyan ve elif çakırın karar gazetesinde bir süre yazmayacağı haberleri yer alıyor gazetelerde.
    – Bir başka izlenimim de artık erdoğanın ve akpnin hakimiyeti kaybolmak üzere gibi.
    – Ben mhpnin, af çabasının oylarını artırmak için olduğunu düşünmüş, bu doğrultuda yorum yazmıştım. şimdi o yorumumda hatalı olabileceğimi düşünmeye başladım.
    – Doğu perinçek, seçimlerden hemen sonra, Erdoğanın atatürkçü çizgiye geleceği mealinde bir açıklama yapmıştı.
    – durum mhpnin oylarını artırıp mecliste kilit olacak kadar milletvekili çıkarmasının ötesinde ciddiyet taşıyor gibi görünüyor.
    – mhp ile akp arasında şu anda ciddi bir mücadele var gibi gibi…

    • Hamza bey bu konuda merak etmeyin.
      İnsanlar sinsi yani altina imza attiği bitirme pilanini sirf onları kullanmak için bir çok kirli işlere bulaşip işleri bittikten sonrada imzaladığı anlaşmayı uygulayanlar kadar tehlikeli olamazlar. Çünkü onlar biz bunlardan rahatsiz diye açık açık ilan ettiler. Etyen Mahcupyan da kendi tedbirini aldı yazmaya ara verdi.
      En azından C Başkanini Siyah arabaları ile güpe gündüz gizlice kaçırıp aylarca işgence yapmalarında daha emniyetli.

  6. Hayır, hayır, Türkiye “aynı YOLA GİRMEZ”.
    Koru yanılıyor, çünkü, HAKİKATA kafa yormuyor, Batılı eğitimin etkisinden kurtulamıyor. Çevresinin Harvard’ın etkisi ile “şartlanmış, batılı gözlüğü” ile değerleme yapıyor.
    İngiltere’daki mevcut sistemi (Grek-Hristiyan kültürünü ve yönetim bilimini her ikisinin de benimsediği ve sadece -usul tercihi- arıyan, doğal yaşama alışkın iki partili bir sistemle idare ediliyor. Bu YÜZDEN seçimlere katılım düşük seviyede kalıyor. (Netice, çok fark etmez. Bizde de MHP seçmeni aynı RAHATLIKLA oyunu KULLANDI. Boş yok, boşa oy yok. Öteki de aynı rahatlıkla OY KULLANMIYOR.
    Ülkemizde ise, her yönden farklı düşünen, dini KENDİ YAŞAYIŞINA uydurmıya çalışan, buna uygun din, toplum, kültür, ekonomi anlayışına sahip, baskıcı farklı fırkalar (bölünmeler) var. Batının bel bağladığı CHP ise, kendi içinde ayrı alem.
    Bu yönü ile ikili sistemi bizde yerleştirmek ve yürütmek kolay değildir, Batı, her ne kadar böyle istese de.
    Seçmenin % 50 kadarı bir istikamette, höd deyince yürekleri hoplıyan EKMEK ve YUTMAK partisinden, köşeleri, kemikleri olmıyan hamur gibi, süngerimsi bir yapı arzediyor. Diğer yarının % 20-25’i
    biakis, kemikleşmiş, katı ve olaylara at gözlüğü ile bakan bir yapıda. Diğer % 25-30’u Milletin özünü, örfünü, tarihi kadim değerlerini, Vatanını her ne pahasına olursa olsun koruma gayreti içindeki biraz da bilgi kıtlığı yüzünden homonije olamıyan şaşkın denebilecek bir topluluk.
    Bu yüzden, Ülkemizde, tahtırevalli gibi, iki partili sistemi işletmek zor. Çok çok tek partili olarak
    – Cumhuriyetin ilk dönemlerinde olduğu gibi – işler bu sistem. Bu durumu da, Özal gibi, şimdilik T.Erdoğan çalıştırabiliyor. Sonrası, Özal dönemi gibi, TUFAN olabilir.
    F.Koru’nun hayali, Türkiye için Ütopyadır. Ya da yeni bir askeri darbe gerektirir. Asker, gereken dersi almış olmalı.
    Tüm dünyada ırkçılık filizleniyor. ÇÜNKÜ, DİN acil, bilgisi kıt temsilcileri ve UYGULAYICILARI yüzünden TEMSİL edilemiyor. (İSLAM : Alimlerinin acizliği, mensublarının bilgisizliği).
    Müstevlileri (emperyalistleri) I. Cihan Harbinde, hep birlikte (din ve vatan gayreti ile) kovan Türkler ve Kürtler, müşterek düşmanlarının gayreti ile Dinlerini unutunca, ortalık cahillere ve kuru ırkçı Siyasete kaldı. Oysa, iman edenlere, İslam Peygamberi, ” Vatan sevgisi imandandır” buyuruyor. Irk sevgisi ideoloji haline getirilemez. İslam Peygamberi, keza, “her milletin iyisi iyidir, kötüsü kötü ” buyuruyor. Bizim hırsız veya arsız iyi olamaz. 1. Meclis’ten sonra Irkçılığa kaydırılan Devletin parçalanmasının temeli atılmıştır.
    ” İstifa müessesesi bizim siyaset anlayışımızda çalışmaz. Çünkü, HİZMET düşüncesi yoktur. Nefis ve kişisel MENFAAT ve CAKA önceliklidir.

  7. Yıl 1999 insan hakkari aktivistlerini ayağa kaldıran ve Erdoğani basamaklarin dibinden alip tepasine çikmasına yardımcı olan bir haber.
    Huda Kaya ve 3 kızı ığdamla yargılaniyorla.
    Sebebi baş örtüleri.
    Bu haberler Kuzey Amerkada bayağı yankı yapti ve batıli insanhakları derneklerinin dikkatlerini Türkiyeye çeirdi.
    Daha sonrada Erdoğanın o meşhur kendisine ofis dahi verilen hapis olayi dikkatleri çekti.
    O zaman batılıların Türkiyede gözümü varıdıda Dinini özgürce yaşayamayanlara dinlerini yaşayabilmeleri için yardımcı oldular veya çaba harcadılar?
    Şimdi Huda Kaya Erdoğan ve onun Taraftarlar gözünde “TERÖRİST” öyle mi?
    Erdoğan’ın bu günlere gelmesine vesile olan bu hanım gene Erdoğan ve onun yandaşlari tarafından vatan haini terörist ilan edilerek Oğlunun kabırgalarını kırıncaya kadar işgence edip hastahanelik edenlerde Erdoğanin polisleri.
    Sizler hani sizden olmayanlari terörist,vatan,haini ilan edecek kadar gözü dönenler,bir kendinize birde H Kayaya bakın hanginiz daha çok vatan sever ve Müslüman siniz?
    Sermayesi şehit ve kandırılmış veya zorla dağa çıkarılmış fakir fukara çocuklarının kani olan politikacilar ve kan emicilermi terörist? Yoksa onların oyununu bozmak için mucadele veren vijdanli insanlarmi terörist?
    Hayatım boyunca çok insanla karşılaştım (yalniş anlaşılmasın “Müslüman” değil) İslamcılar kadar Adaletsiz,merhametsiz ve bencil insanlarla karşılaşmadım,
    Solcularin hayat tarzalari ve dünya görüşleri İslam dinini yaşam tarzina istisnalar hariç (içki vb gibi) daha yakın ,sosyal yaşamda hemen hemen ayni.
    Örnek: haksizlik karşisinda güçlüden yana değil haklıdan yana olurlar. Buda İslamın temel şartlarından biridir yani Allah’ın emridir.
    Burada sözü biyatcılarn gözündeki veya onlara göre “VATAN HAİNİ”HDP li HUDA KAYAYA” bırakalim, bakalım nasıl bir terörist? Birde kendi ağzından dinleyelim!

    HDP’li Hüda Kaya: 28 Şubat’ta özgürlük, bugün de barış istiyorum diye terörist ilan edildim

    HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya 28 Şubat döneminde idamla yargılandığını hatırlatarak, “Sadece barış istedik, barış için imzalar atıldı, barış için meydanlara çıkıldı, barış içir surların dibine gittik. Ne oldu? Dün özgürlük istiyorum diye terörist ilan edildim, bugün de barış istiyorum diye” dedi.

    Kaya, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, 28 Şubat dönemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    28 Şubat mağdurları: O günleri aratan baskı ortamı yaratıldı
    Hüda Kaya’nın açıklamalarından satır başları şöyle:
    “O günlerde on binlerce başörtülü kadın, onları destekleyenler ve onların yakınları çok farklı zulümlere maruz kaldı. AKP Hükümetinin üçüncü döneminde ise başörtüsü sorunu hala çözülememişti. Bizler o gün itirazımızı yaptık kadınlar olarak, ‘Başörtülü aday yoksa oy da yok’ dedik. Bizler önümüzde engel olanlara, gölge edenlere rağmen dik durduk ve mücadeleden hiç vazgeçmedik.”

    ’28 ŞUBAT’TA TANKLAR BALANS AYARI YAPTI, BUGÜN TANKLAR ŞEHİRLERİ YERLE BİR EDİYOR’

    “Dün bize gölge edenler 28 Şubat’ın mağduriyetlerinden ahkam kesiyorlar. Dün, 28 Şubat’ta Sincan’da tanklar balans ayarı yapıyordu. Bugün yine bu ülkenin tankları kendi şehirlerini, ilçelerini, mahallelerini topa tuttu, yerle bir etti. Hatta 28 Şubat’ta şahit olmadığımız, yaşamadığımız şekilde camileri topa tuttu, yerle bir etti.”

    ‘‘HERKES İÇİN ADALET’ İLKESİNDEN VAZGEÇMEMELİYDİK’

    Hüda Kaya
    © AA/
    HDP’li Hüda Kaya gözaltında
    “O gün bizler başörtüsüne özgürlük eylemlerimizi yaparken dilimizden düşürmediğimiz bir slogan vardı, ‘Herkes için adalet, başörtüye özgürlük’ diyorduk. Nerede herkes için adalet? Vicdanı olan herkes o gün bizim mücadelemizde yanınızda yer almıştı. Bizim mücadelemiz sadece başörtüsü için değildi. Herkes için adalet ilkesinden vazgeçmemeliydik. 28 Şubat döneminde kızım radyoda okuduğu bir ayetten dolayı teröristlikle itham edildi, iki yıldan fazla ceza aldı. ŞuarA Suresi 227’nci ayet: ‘Zalimler yakında nasıl bir devrimle devrileceklerini bileceklerdir.’ O günün ideolojik bağnazları, ‘Siz bunu Türkiye Cumhuriyeti devletine söylüyorsunuz’ dediler. Bugün ise kan dökülmesin, tabutlar gelmesin, gençler ölmesin, askeri, polisi, genci, sivili, kadını katledilmesin dedik. Sadece barış istedik; barış için imzalar atıldı, barış için meydanlara çıkıldı, barış içir surların dibine gittik. Ne oldu? Dün özgürlük istiyorum diye terörist ilan edildim, bugün de barış istiyorum diye.”
    ‘BEN BUNU GAZZE’DE GÖRMEDİM’

    “İçimiz yanmıştı o yıllarda. 80 yaşlarında bir kadın, Medine Bircan; başını açmadığı için hastane kapılarında hayatını kaybetmişti. Bunun gibi çok acı örneklerimiz var. Peki ya bugün? Cizre’nin sokağında yedi gün Taybet İnan adında bir kadının sokaktan cenazesini bile aldırmadınız günlerce. Bunu ben Gazze’de, Filistin’de görmedim.”

    ‘HANİ HERKES İÇİN ADALET?’

    “İmam hatipli çocuklarımızın kollarına kelepçe vurulmuştu o günlerde. Ya bugün, 13 yaşındaki Cemile’nin bedenini kurşunlayıp da günlerce dondurucuda bekletenler… Hani herkes için adalet? Hani Miray bebeğin katledilen bedeni? Lütfen, vicdanlarımızı bir daha sorgulayalım. Medine Bircan’a yüreğimiz yandığı gibi Taybet Kadın’a da yüreğimiz yanabilmeliydi. İmam hatipli çocuklara yüreğimiz yandığı gibi Cemile için, Ceylan için de yüreğimiz yanabilmeliydi. İnanın bugünler geçecek, 28 Şubat bin yıl sürmedi, bugünler de bin yıl sürmeyecek.”

  8. Sayın Koru üzülerek söylüyorum ki yorumlarınız oldukca sığ ve görünür gerçeklerden uzak. Ancak farkı bşr bakış açısıyla görüyorsaız olayları bilemeyiz. Siz de 1997 öncesinde seçimde kim ne oy alırsa alsın askeri ve siyasi bürokrası üzerinde CHP iktidardaydı Türkiyede. Şimdi de ancak ordan bakarak CHP nin başarılı olduğunu varsayabiliriz ki bu da pek ihtimal dahilinde değil. CHP değil de 1997 öncesi CHP zihniyeti farklı ellerde dirildi ve iktidara geliyor yahut gelecek diyebilirsiniz ancak. Bunun dışında hangi açıdan bakarsanız bakın CHP yi başarılı saymak?… Yine de şu anda bilr öngörülerinize güvenmek istiyorum. Kişisel olaark CHP ve zihniyetinin iktidar olmasını asla istemem ama yine de sizin bir bildiğiniz vardır diyorum endişeyle.

  9. birkaç gün önce, “kim kazandı, kim kaybetti” türü yaklaşımın seçim değerlendirmesinde doğru bir yöntem olmadığını vurgulamıştım. Maalesef fehmi bey de diğerlerinin düştüğü hataya düşüp, “başarı” noktasından seçim değerlendirmesi (ya da özelde chp değerlendirmesi) yapmış.
    Eğer fehmi bey şunu söyleseydi, “chp yönetimi (özelde kılıçdaroğlu) doğru politikalar üretti, üretiyor” deseydi anlamlı olurdu ki ben de önceki yorumlarımdan bir tanesinde kılıçdaroğlunun diğer bütün chp liderlerinden daha doğru politikalar ürettiğini yazmıştım. hataları da olduğunu vurgulayarak. Mesela hdplilerin tutuklanmalarına neden olan oylamadaki tavrı gibi hatalar. Mesela, “bize pkklı derler” korkusu ile hareket etmesi, mesela parti içi demokrasi konusunda eksikliği gibi hatalarını sayabilirim.
    – Ancak, önceden de yazdığım gibi, mesela suriye politikasında, daha ilk günden, “suriyeye bulaşırsanız karşınızda sadece esadı değil, amerikayı, rusyayı, iranı, başka ülkeleri de bulursunuz” diye uyarmıştı. Mesela diğer siyasi görüşteki insanlara yönelik daha birleştirici tavırları gibi. mesela iyi partinin seçimlere katılması için yaptığı çıkış. mesela sp ve iyi parti ile biraraya gelebilmesi. bunlar kılıçdaroğlunun doğru politikalarından ilk aklıma gelenler.
    “Patatesleri, tayyibi düşürmek için denize döktüler. bu nedenle patates fiyatları böyle yükseldi” diyen insanlar karşısında kılıçdaroğlunun başarısızlığı kılıçdaroğlunun değil, bu insanların ayıbı. Bu tür aklı başından alınmış insanlara da hiçkimse hiçbirşey yapamaz. Ben de aynı çaresizliği burda yandaşlarla tartışırken yaşıyorum.
    – Bu arada bir büyük kuruluş daha borç yapılandırması için bankaların kapısını aşındırmaya başlamış. 1 milyar dolarlık bir borç.

  10. Siyaset bu ya; Kılıçtaroğlu cumhurittifakın hesabını bozmakta- onu zora sokmakta başarılıdır:

    – İktidarın (çok) erken seçim kararı alıp muhalefeti baskın avlamak istemesine karşılık Karamollaoğlu’nun tekliflerini kabul etmekle,

    -ittifak yasası ile İYİ Partiye yapılan engellemeye karşılık milletvekili verip seçime girmesini sağlamakla,
    [Akşener’in partisinin seçime girmediğini varsayalım, elde ettiği kırk küsur milletvekilinin ekserisinin AK Partiye yazılacağı hesabının ne kadar ”ince” (ve demokratik ! ) bir hesap olduğunu söyleyebiliriz değil mi?]

    -Gül formülünün -millet ittifakının- oluşumunda ki özveri ve emeği ile başarılıdır. [akim bırakılmasa idi İnce’den daha iyi bir sonuç alınır bana göre de, büyük ihtimal iktidar değişirdi]

    Dedim ya siyaset bu ya, kuralları birine helal, diğerine haram olarak işlemiyor..kim hangi hamleyi yaptıysa…

    Şöyle bir soru da soralım: Kılıçtaroğlu sadece partisiyle yetinseydi oy oranı ne olurdu? Ben cevap verecek olursam; yüzde 25’i zorlardı, ama cumhurittifakın muhalefete yaptıklarına karşılık bir anlam ifade etmezdi bu, değil mi?
    Böyleyse, CHP bu seçimde başarılıdır.

    CHP, başarısızdır!
    CHP, CEHEPE olarak kaldıkça, genel başkanlarıyla beraber hep başarısızdır ve hiç bir zaman da başarılı olamayacaktır. Bir sistem partisi, marjinal bir parti olarak kalacaktır ve bu da, sistemin işine gelmektedir. Bu ara, bildiğimiz CHP’nin misyonunu yüklenen yeni bir devlet partisi vardır. AKP.

    Adı muhafazakar demokrat olan ama ona ait değerleri üzerinden silkinip atan AK Partiye, muhalefet edecek bir parti, yine bu kesimden çıkabilir ancak.
    Türkiye’nin muhalefet boşluğunu dolduracak ve iktidara alternatif olacak, bu cenahtan çıkması gereken bir partiye acil ihtiyacı hasıl olmuştur.

    CHP başarılıdır-başarısızdır..ne önemi kaldı ki?

    Bildiğimiz CHP ile benzeşen bir AK Parti var ya..adı ak mı olur, beyaz mı veya başka bir şey mi, önemli değil. İktidarı dengeleyip denetleyecek, dedim ya; bu cenahtan, muhalefet boşluğunu dolduracak, demokrat muhafazakar yeni bir partiye acil ihtiyacımız var.

  11. “Chp başarısız mıydı?” Normalde böyle bir soruya başlarken ‘eğer münasebetsizlik saymazsanız’ diye başlayan bir ihtiyat payı koymakta fayda vardır:) ben de bu soruya isabetli bi yanıt verebilmek için uzunca bi süre konuyu değişik yönleriyle inceledim. Sadece verili sayısal değerlere bakarak bi sonuca varacak olsaydım bu en azından kolaycılık olurdu. Kaldı ki benim gibi ihtiyatlı birine de bu zaten yakışmazdı. Öyle ya sandıktan çıkan oranlar ayet değil sonuçta, sandık her şey demektir hiç değil, hatta niye seçim yapmıştık onu bile tam hatırlamıyorum ya neyse… Nihayet gönlümüzün şampiyonu chp değil midir? Doğal olarak ben de hamza bey gibi önce akpartinin nasıl kaybetmiş olduğunu kanıtlayan binlerce delili sıralamaya çalışacaktım ama o zaten bunu yapmıştı. Böylesine açık bi gerçekliği kanıtlayabilmek için kırk dereden su getirmeye de mecbur değiliz heralde? Öyle midir değil midir derken tam ‘ananı da al git!’ deyip uğraşmaktan vazgeçiyordum ki birden anadolu ajansının anasayfasını buldum karşımda! Alt alta iki tane türkiye haritası: her tarafı turuncuya boyanmış, sadece şu yunanı denize döktüğümüz kısımlarda -sanki kılıç artığı- biraz kırmızılık kalmıştı… Ha bi de dersim vilayetinde mor/kırmızı tuhaf bi kolaj vardı hepsi o…

  12. Başarı herkes nezdinde aynı hissi uyandırır ise gerçek değerini gösterecektir. Başarısızlık ise zaten aşikar olarak meydanda ise ya da beklenilen hedefler önceden belirli ise oda kendini hemen ifade edecektir. Bu açıdan bakar isek günü kurtarma açısından küçük partiler ve bir parti hariç hepsi başarısızlar. Ancak bu başarı ya da başarısızlık sanırım bu yıl sonuna doğru veyahutta önümüzdeki yılın ilk yarısında daha belirgin çizgilerle ortaya çıkacak. Olayı mistik hale getirmek gibi bir derdim yok sadece kişisel yorum ve biraz da öngörü, ancak bu konuda hatalı olmayı çok arzu ederim. Duygusal durum anlık değerlendirmeler için ne kadar subjektif ise matematik içeren yaklaşımlar o kadar reel dir. Bu seçimde maalesef hiç olmaması gereken hatta korku uyandıran, Anadolu mozaiğini hasarlandıracak bir durumda kutupsal milliyetçi oyların toplamda artışta olması. Denge konumlu partilerin tek bir yöne yaslanmaya yönelik politik söylemlerle ki bu yaklaşım çoğu yorumcuda da sirayet etmiş, bence çıkmaz sokağa gidişi hızlandırıyor. Burada Sn Koru’nun son olarak bahsettiği gibi sorunu arttıracak da çözecek de AK parti ve politikaları olacak, ancak bu durumun an itibariyle tek farkına varanı basından takip edebildiğim kadarı ile Sn Cumhurbaşkanı, yalnız bu sefer işi daha da zor, Allah yardım etsin, dizginlemesi ve kazanması gereken çok daha fazla bir popülasyonla mücadele etmesi gerekecek.

  13. İlahi Fehmi ağabey, ne günlere kaldık değil mi..! CHP ye bile siz akıl verir oldunuz. Kendi akıllarınca bir yere varamayacaklarını bilmeyen kalmadı.

    Bu ülkede erken seçimler oldu ve yine olacaktır. Fakat Sayın Bahçeli’nin aldırdığı erken seçimler ve diğer talepleri hepsinden farklılık arz eder. Bunları farklı okumak gerekir. Benim bildiğim “Devlet” ismindeki tek kişi Sayın Bahçelidir. Hatam varsa düzeltsinler arkadaşlar. En azından yaygın kullanımı olmayan özgün bir insan isimdir.

    Kendisine, kendi partisi aleyhine olacağını, daha önce söyledikleriyle 180 derece ters olduğu için tutarsız sıfatına muhatap olacağını kestirse bile böyle kararlar alabilen bir kişi. Bir insan neden böyle şeyler yapar peki? Gerçekten ya tutarsız biridir, ya da “emir, demiri kesmektedir”.

    Rahmetli Erbakan’ın deyişiyle; eskiden Amerikalılar, yapılmasını istedikleri şeyler için son anda bir Amerikan onbaşısını, MGK’ya ve Bakanlar Kuruluna gönderirler ve mesajlarını ve taleplerini iletirlermiş. (Hocanın üslubu böyleydi, akılda kalmasını istedikleri konuları edebiyattaki “mübalağa” sanatı ile dillendirirdi.) Askerlerimiz de genellikle emekli bir generali konuşturur ya da açıktan muhtıra verir veya ihtilal yaparlardı. Gözlemlediğim kadarı ile artık bu yöntemleri kullanmıyorlar. Şimdiki yöntem, Sayın Bahçeli aracılıyla istediklerini söylemektir.

    Hatırlarsınız, sayın Bahçeli AKP’ye, sayın Erdoğan’a neler söylemişti. Özeti, “…seni asla başkan yaptırmacağız…” idi bu söylemlerin. Peki ne oldu da, Bahçeli bunadı mı, dün söylediğini bugün unuttu ve kendi eliyle Erdoğan’ı başkan seçtirdi ve TC’nin rejiminin değişmesine vesile oldu. Şimdi de OHAL’in devamını, genel af çıkarılmasını ısrarla savunuyor. Bütün bunları şahsen ve bizzat Bahçeli mi, ya da onun MKYK’sı mı istiyor zannediliyor? Bence, böyle düşünenler fena yanılıyor.

    Türkiye’nin başkanlık sistemine geçmesini, erken seçimi, OHAL’in devamı benzeri aklımızın almadığı diğer bazı konuları hep asker istemektedir. Peki, neden istemektedir?

    Askeri mantık(hukuk) ile sivil mantık(hukuk) tamamen farklıdır. Meşhur deyiş vardır erkekler arasında: “askerlik mantığın bittiği yerdir” diye. Askerlikte mantık bitmez, sivil mantık biter, askeri mantık başlar. Sivil mantık ile savaş verilemez, muharebe kazanılamaz.

    Karagülle yazar ara sıra iki mantık arasındaki farkları.
    • Sivilde sorumluluk şahsidir, askerlikte kolektiftir. Hukukta (sivili kast ediyorum) kimse başkasının suçundan dolayı ceza görmez, askerlikte bir kişinin hatasını bütün bölük çeker… (“bölük marş marş, yat, sürün” komutlarını askerlik yapanlarımız hatırlar.
    • Sivilde sorumluluk yasalara karşıdır, askerlikte üste karşıdır. Sivil yasaların söylediğini yapar, asker komutanın söylediğini yapar. Asker öleceğini bile bile komutanın emrine uyar ve cepheye koşar ve zafer böyle kazanılır. Herkes kendi aklına uysa bir ve zafer gelmez. Diğer iki farkı uzatmamak için yazmayayım. Bunları http://www.akevler.org da bulabilirsiniz.

    Asker; kendisine yapılan, generallerin ve genel Kurmay Başkanının hapislere atılmasını, ordunun yıllar süren sinsice ele geçirilme olayını ve 15 Temmuz darbe girişimini unutmamaktadır ve bunların intikamının alınması ve tekrar edememesi için kendi askeri yöntemini uygulamaktadır. O da cephe savaşıdır ve kolektif sorumluktur. Savaşırken karşıda olan herkes suçludur. Az mermi atan, hiç mermi, atmayan ayırımı yapılmaz. Henüz cephe çökertilmiş ve tehlike geçmiş değildir. Hukuk içinde kalınarak bunun tasfiye edilmesinin mümkün olmadığını biliyor asker. Onun için “düşük düzeyli” de olsa OHAL ile askeri yöntemin içinde kalmamızı istiyor. Haksız değildir, daha geçen hafta, okyanus ötesinden “… dayanın, az kaldı, zafer mutlaka bizimdir, vs …” şeklinde talimatlar gelmeye devam ediyordu. Karşı taraf teslim olmuş ve cephe çökmüş değildir henüz.

    Başka bir yanılgı; mücadelenin AK parti ile Cemaat arasında geçtiği yanılgısıdır. Gerçek olan ise, mücadelenin devlet ile paralel örgütlenmeler ve terör (devleti tanımama veya bölme) arasında olmasıdır. Asker, bu mücadelenin “başkanlık sistemi ve azimli bir başkan” ile olabileceğine karar vermiş görünüyor. Biraz sosyoloji, biraz tarih, biraz da vizyon gerekiyor.

    Didem hanıma kısa bir not:
    Kürtlerle nasıl olabiliriz konusunda yazacaklarım vardır ama yorum boyutunu aşacağı ve korsan makale yayıncılığı kapsamına gireceği için, burada yazmak istemedim, bağışlayınız. İlerki günlerde, görüşlerimi ayrı bir makale olarak yazarsam linkini burada zikrederim.

    • hüseyin bey,
      erk tek bir şeydir ya çeşitli isimler alır, asker, devlet, hükümet vs. aslolan birliktir-bütünlüktür-uyumdur elbette. çok ağır hatalar yapıldı ve ağır bedeller ödendi ama bugün dünden iyi ve yarın daha iyi olacak. hiç kuşkum yok.
      kürtlere her zaman kardeşlik yakınlık hissetmişimdir ama hendek olaylarındaki duruşlarından sonra anladım ki onlar zaten biz türkiyeyiz diyorlar da duyanımız az. keşke karınca kararınca sorunlarına bir el atabilsem bir omuz verebilsem. nasip olur inşallah. burada da daha çok yorumunuzu okumak ve istifade etmek isterim doğrusu, linki bekliyorum, cumanız mübarek olsun.
      selamlar
      saygılar.

    • ”…mücadelenin AK parti ile Cemaat arasında geçtiği yanılgısıdır. Gerçek olan ise, mücadelenin devlet ile paralel örgütlenmeler ve terör (devleti tanımama veya bölme) arasında olmasıdır.”

      Tam da yazınızın bu yerinde şahsınıza soracağım soru; mecraından çıkılıp soru sahibini moda tabiriyle ”terörist/hain/FETÖ”cü yapmayacaksa eğer: DHKP/C ‘yi, IŞİD yada DAİŞ’i bir kenara bırakarak, kırk yıldan beridir milyarlarca dolar maddi, elli bine yakın insan kaybına sebebiyet veren PKK terör örgütünden devlet, bunca yıldır mücadele ettiği halde, FETÖ’den aldığı sonucun yüzde birini dahi alamadı. Neden?

      ”…Asker, bu mücadelenin “başkanlık sistemi ve azimli bir başkan” ile olabileceğine…” cümlenizden olarak; demokrat muhafazakar kesim ”azimli başkanı”yeniden tanımlamak isterse neler söylenebilir?

      • Hasan bey PKK siyasi malzeme onun için bitirmezler ölenler zaten gariban ailelerin çocukları.
        Peki bu konuda kimler rant elde ediyor?
        Bunu baris örneklerini son zamanlarda yaşadık ve yaşiyoruz.
        İnsanlar sıkışınca hemen PKK ya muracaat ediyorlar ve onlar imdatlarına yetişiyorlar.

        Ben bir kaç tane dağa kandırılıp götürülenlerden zekali olup da sonradan örgütün kimlerle iş birliği yapıklarını öğrenince Türkiyeye değil yurt dışına kaçanlarla karşılaştım, gerçi orda ikende çok olaylara şahit oluyorduk, fakat esas o örgütün içinde bulunupda mantıklı haraket edenleri dinleğince inani insan kendini çok aldatılmış ve aptal hissediyor.

        ABDede 17/25 Aralik belgeleri açiklanacak duruşma başlamadan hemen Arfine harekat düzenlendi ve gündemi politikacılarıi kahramanlıştırarak değiştirdiler.
        PKK bir malzemedir.
        Sağ sol ortadan kalktı onu yerini PKK
        aldı.
        Rahmetli Yazıcı oğlu ve birkaç arkadaşı bunlari çok iyi bildikleri ve ırkçılığın ne kadar tehlikeli olduğunu millete anlta bilmeleri için MHPden ayrıldılar fakat Yazıcıoğlu sona yaklaştığı an ortadan kaldırıldı.
        Türk askeri Arfine girdiğinde gazeteciler oranin halkı ile raportaj yapti.
        Orda yaşayanlara şunu sordular. Askerler size nasıl davrandılar?
        Halkın cevabı Türk askeri bize çok iyi davrandi yiyecek,giyecek ve sağlık yardımı yaoti kendilerinden Allah razı olsun, fakat ÖSO bizi 17 yaşında üç kız çocuğu ve di&er kadınlara tecevuz ettiler evlerimizi yağmaladılar bize işgence ettilet gibi şikayetleri Türkiyedeki devlet televiziyonu da dahil hepsi ÖSO ismini kaldırdi yrrine PKK lilar yaptılar diğe tercüman ettiler.
        Sağlicakla kalın.

  14. CHP ne yapsa yaranamaz artık.
    Ağzıyla kuş tutsa, Kılıçdaroğlu hergün hatim indirse, 5 vakit namazını camide kılsa yine de milletin gözünde dinsiz CHP yaftalamasından kurtulamaz.
    Hele Kürtlere şirin görünmek…
    Hemen PKK cı olmakla suçlanır adamlar.
    Dinbazlık yapılacaksa ancak AKP yapabilir.
    Kürtçülük yapılacaksa onu da en iyi AKP yapar.
    Hatta Atatürkçülüğü de en iyi AKP becerir.
    Ekonomiyi en iyi AKP yürütür bu ülkede.
    İşler kötü giderse dış güçler var nasıl olsa.

  15. Kim kazandı?
    Türkiye’de Osmanlılardan beri dört siyasi eğilim vardır. CHP devletçileri temsil eder. Saadet İslamcıları temsil eder. MHP Türkçüleri temsil eder. HDP ise Kürkçüleri temsil eder. AK Parti ise batıcıları temsil eder (Demokrat Parti, Doğru Yol Partisi, ANAP geleneği).
    Bu seçimi ırkçılar kazandı. MHP, HDP %30 civarında oy aldı. Ülke biraz daha bölünmelere doğru yol aldı. İslamcı parti yok olma durumuna geldi. %22’lerde oy alan Saadet Partisi artık yoktur. AK Parti yularını Türkçülere teslim etti. CHP de devletçilik ilkesinden vaz geçer oldu.
    Türk Ordusu Yeniçeri’yi tasfiye ettikten sonra Balkanlarda ağır darbe aldı. Birinci Cihan Savaşı sonunda cumhuriyeti kurdu. Demokrasiye geçti. Önce İslamcılarla bir oldu. Şimdi de Milliyetçilerle İslamcıları birleştirmeye çalışıyor. Sermaye de bundan yararlanıyor. Türkiye’yi iki partiye indirmeye çalışıyor.
    Devletimiz Türk olanlarla kurulmadı. Türküm diyenlerle kuruldu. Ordu bu siyasette hatadadır. Bu gidiş Türkiye’yi böler ve Kürt devletinin kurulmasına sebep olur. Sermaye bunun çabasını göstermektedir. Devletimiz, ırkçı politikadan vaz geçmelidir. Ulusalcı politika göstermelidir. Kürtler de “Ben Türküm” diyebilmelidir. Devletin birliğini ırk değil kültür sağlamalıdır.
    Saadet Partisi artık tasfiye edilmiştir. AK Parti’den ayrılanlar SP’ye değil İyi Parti’ye gidiyor. Yani halk SP’ye dönmüyor, yeni alan arıyor. Biz Adil Düzen partisini kurmalıyız. Halk AK Parti’den ümidini kestiği zaman gideceği bir parti olmalıdır. AK Parti DP geleneğini sürdürürken biz insanlığı barışa götüren Kur’an uygarlığını temsil etmeliyiz. Ordumuz da bu gerçeği görmeli ve Türkçülük değil ulusçuluk yapmalıdır.

    • Sayın Karagülle hocam , MHP için kullandığınız ” IRKÇI ” ifadesi çok insafsızca bir eleştri olmuş. Hele MHP ve HDP ‘yi aynı kategori içinde değerlendirmeniz gerçekten hiç yakışık almamış. Kahraman Ordumuzun içinde ülkücü neferlerin olmasından her zaman gurur duyarız , İstikamet KIZIL ELMA diyen ve arkasına bakmadan vatan uğruna şehid olmak için , gözünü kırpmadan geriye bakmadan giden kahraman TÜRK EVLATLARINA biraz ayıp olmuyor mu ? İstikamet Kızıl Elma diyerek anasını ,babasını , eşini , yavuklusunu , çocuğunu geride bırakan yiğitler bu görevi birilerinin siyasi geleceği için mi yapıyorlar sanılıyor ? Kişiler gelip geçicidir. Baki olan yüce TÜRK DEVLETİ’dir. Allah kimseyi vatansız ve devletsiz bırakmasın. Hele hele KÜFFAR’ın bayrağını öpmek zorunda kalmış zavallılardan etmesin.

  16. CHP ÜMİT OLABİLİR Mİ ?
    Seçimler sonuçlanalı 5 gün geçmesine rağmen hala aynı yerde, aynı konuda takılıp kalmış bulunuyoruz. Artık 24 Haziran bitti. Yeni bir erken seçime de CHP ve HDP liler hariç kimsenin tahammülü yok. Seçim yapa yapa iktidar değişmez. Muhafazakar vatandaşta dünkü yazdığım CHP sendromu ve travması devam ettikçe, CHP iktidara gelemez. CHP nin kuyruğuna kim takılırsa o da dibe gider. Defalarca söylendi , Saadet Partisi ve İyi Parti CHP yi dışarıda bırakarak bir ittifak yapabilirdi.CHP de HDP ile ittifak yapmalıydı , zaten gizli! ama herkesçe malum bir ittifak yaptılar .Saadet ve İyi Parti yanlış yaptı . Sn Temel Karamollaoğlu’nun dünkü açıklamalarından ise hala seçimlerden gerekli mesajı alamadığı görülüyor. Seçim öncesi yaptıkları yanlışa onları AKP ve MHP nin İyi Partiyi seçime sokmama manevrası düşürdü. Yaptıkları ittifakla aldıkları oy ortada. Hepsi CHP Sancağı ! altında bir araya gelse yine alacağı toplam oy CHP nin klasik oyu % 25 i geçmeyecektir. Yani , Saadet , İyi Parti ve CHP nin , 1 + 10 + 22 oyunu CHP sancağı altında toplar tek partiye döndürseniz bile toplam 33 etmeyecek maksimum yine 25 edecektir. Bu bir Türkiye gerçeğidir. Hala seçimlerde açık ara kaybetmiş bir CHP nin seçimlerde başarılı olma olasılığı , çölde muson yağmuru yağma olasılığından bile daha azdır.
    Sayın Fehmi Koru’nun İngiltere’deki Muhafazakar Parti ve İşçi Partisi kıyaslamaları ise benim düşünceme göre Türkiye düzleminde kesinlikle bir paralellik göstermiyor ve bir gerçekliği ifade etmiyor. İngilterede her iki parti de İngiltere için çalışır. Devlet politikaları parti değişse de değişmez. Örneğin Irak’ın işgalinde Tony Blair liderliğindeki İşçi Partisi ‘’ Irakta kimyasal silah var ‘’ palavrasını destekleyerek , İngiltere’nin çıkarları lehinde ABD nin yanında yer aldı. Daha sonra iktidardan düşünce Tony Blair Irakta kimyasal silah olduğunun bir yalan olduğunu itiraf etmişti.Biz de ise Türkiye’nin çıkarları gereği Afrin’e girilince birileri Apolet sökmekten bahsediyor.Hem de Afrin harekatını başarıyla yöneten komutanın . (Temel Paşa’nın Sn. İnce’nin eleştirildiği bir konuşmayı alkışlaması doğru değildi.Bunu da belirtelim.)
    Burnumuzun dibinden ABD malı jip üzerinden geri tepmesiz topla Afrin’den Kilis’e atılan roketler nasıl önlenebilirdi ? PYD ye Kılıçdaroğlu’nun ricasıyla mı bu roketler bitecekti?
    Batı’da sistem çalışır. Kim gelirse gelsin çok bir farklılık olmaz Artık anlaşılan CHP ve tayfasının AKP + MHP ortaklığının başarısızlığına endeksli bir başarılı olma hayali var. Böyle bir muhalefet anlayışı Türkiye için alternatif olabiir mi ? AKP ekonomiyi batıracak , CHP de iktidarın bu başarısızlığı üzerine bir başarı hikayesi inşa edecek ? İşte zaten CHP bunun için iktidar olamıyor , bundan sonra da olamayacak. AKP hükümetinin ekonomide işi çok zor. CHP nin tek yapacağı ise AKP nin ekonomide çuvallamasını beklemek , bu mu Türkiye’yi kurtaracak CHP ?
    Maalesef ana muhalefet CHP’nin iş bilmez , binlerce yıllık Türk Devlet geleneğine muhalif tavırları AKP yi de negatif etkilemektedir. AKP nin iktidarı CHP gibi bir partinin olmasıyla sağlanmaktadır. CHP resmen AKP nin varlığını ve iktidarını beslemektedir. CHP yi Türk Siyasi hayatından kaldırın , AKP bu kadar rahat edemeyecek , bu işten tüm Türkiye kazançlı çıkacaktır.
    AKP nin başarısız olması durumunda ( BU politikalar devam ederse ekonomide başarılı olmaları çok zor) yeni alternatif yine CHP dışındaki oluşumlar içinden çıkacaktır.
    Saygılar.

  17. Üstad Koru’nun Türkiye’nin siyaset sosyolojisinden kopuk değerlendirmeleri beni kendisiyle ilgili derin bir hayal kırıklığına uğrattı.

  18. Bitmeyen şarkı; genelde muhalefet partilerine özelde chp lilere yönelik, boş, hiçbir içeriği ve dayanağı olmayan sadece lafta kalacak bir başarı söylemi devam ediyor.
    Seçim ve propaganda konuşmalarındaki genel geçer demokrasi, insan hakları, adil yargı, ekonomi ifadeleri dışında tüm liderlerin ve diğer siyasilerin herhangi bir zamandaki, herhangi bir kurumdaki, herhangi bir yerdeki konuşmalarının içeriğinin doluluğuna, konuşanın inanmışlığına, samimiyetine, sözettiği değerlere felsefe ve amel olarak bağlılığına, bu değerlerin tutarlılığına, bu topluma uygunluğuna ve benimsenmişliğine bir bakalım.
    Erdoğan ve bazı Akp li siyasiler haricinde diğer hiçbir siyaside ve liderde, bu adam söylediklerinin adamı, konuştuklarına yürekten inanıyor ve uyguluyor, söylediklerini yönetime ve yönetilenlere yayacak, benimsetecek ve uygulatacak dirayete sahip duygusunu verecek bir tarz ve davranış mevcut değil.
    Herhangi bir konuda muhalefet partilerinden bir uzmanın bir danışmanın bütünlüklü bir yaklaşımını bir tv röportajında görmek, bir gazetede okumak veya yazdığı bir kitaptan incelemek mümkün değil.
    Örneğin başkanlık sisteminin teorisyenlerinden cumhurbaşkanı başdanışmanı Mehmet UÇUM dan başkanlık sistemini dinlediğinizde, sistemle ilgili sorulara verdiği cevapları değerlendirdiğinizde, bu adam bu sistemi iyi araştırmış, olabilecek sorunları düşünmüş ve çözümlerini oluşturmuş, bu adamın hazırlamasında bulunduğu sistem bu ülkeye gerçekten uygun olacak, çıkabilecek sorunların çözümü için de sistemde mekanizmalar oluşturulmuş fikrine sahip oluyorsunuz.
    Ama muhalefetin dönmeye çalıştığı veya oluşturmayı düşündüğü güçlendirilmiş parlamenter sisteminin nasıl olacağını, nasıl işleyeceğini, cumhurbaşkanının nasıl seçilşeceğini ve ne yetkileri olacağını, hükümetin nasıl olacağını bilen duyan varmıdır acaba? Herhangi bir siyasi yada danışman bir kişi çıkıp bunlar hakkında söz söylemiş midir, daha doğrusu muhalefet partileri bununla ilgili düşünmüş, hazırlık yapmış ve sistemi teorik olarak kurmuşmudur acaba? Benim yanıtım hayır!
    Bu tür fikri planda hazırlıksız parti veya partilerin seçimde vatandaşdan oy alacağını düşünmek, zannetmek ve daha da ilerisi bu yanlış kanıyı toplumun bir kesimine yaymak, beklentileri patlayacak hale gelene kadar şişirmek, sonuçta bugün muhalefetin ve seçmenlerinin içine düştüğü duruma sebebiyet veriyor.
    Akil bir kişinin toplumu boş hayallerle oyalaması değil, onları önce gerçeklerle yüzleştirmesi, sorunları göstermesi ve daha sonra bu sorunların makul ve mantıklı çözümü için gerekli yapıcı tartışma yolunu açması gerekir. Fikri altyapıdan sonra iş uygun kişi ve kadroların teminine gelmelidir.
    Bütün bunlar tamamlandıktan sonra iş bu fikir ve kadro hareketi üzerinden toplumda ümit yaratma noktasına gelebilir. Ama bence bu noktadan çok çok uzaktayız ve muhaliflerin hiçbirinin yaklaşımı henüz bu noktaya gelmiş değil.
    Biz de muhaliflerin eninde sonunda böyle yapıcı ve memlekete faydalı bir alternatif olma noktasına geleceği umudunda olmak istiyoruz. Ama henüz bir ışık gördüğümü söyleyemem.

  19. “Yenilen Pehlivan Gürese doymaz” diye bir atasözümüz var.

    Sanirim CHP gibi bir cok gazeteci yazar da secim sonuclarini iclerine sindiremedikleri icin, Türkiyemizin biran önce erken secime gitmesinden yana..

    Adeta dua ediliyor bunun icin.

    – MHP ile arasi acilsin
    – Ekonomi kötüye gitsin.
    – Terör olaylari tekrar artsin.

    Didem ablanin dedigi gibi… CHP gergin siyaset yaparak, erken secime gitse… tekrar yenilecektir.
    Eskiden gergin siyaset muhalefet partisinin isine yariyor olabilirdi… Ama simdi ters tepiyor.

    Herkesin bir umudu var… Kimileri erken secim istesede, benim umudum:

    – MHP ve AK Partinin ülkemizi sayili ülkeler arasina getirmesidir.
    – Babacan’in tekrar ekonominin basina getirilerek üretimimiz le beraber tekrar ekonomimizin yükselmesi.
    – OHAL’in kaldirilip KHK ile görevlerine son verilen magdurlarin, tekrar magduriyetlerinin arastirilip görevlerine getirilmeleri.
    – Cemaatin tabaninda görev yapan, darbe ile uzaktan yakindan alakasi olmayan binlerce insanin affedilmeleri.

    … Allah’tan ümit kesilmez.

    Allahim yar ve yardimcimiz olsun… Allah Siyasetcilerimize Feraset, basiret versin… Yanlis yaptirmasin.

  20. *******
    …..
    Yahu, bıktık usandık; hep seçim analizi!..
    “Ah şu parti yok muydu, hata yaptı bir dizi!”

    “Şöyleydi de böyleydi, bu parti kabahatlı,”
    Bu bir temcit pilavı; hep aynı, baharatlı!….

    Değiştirin gündemi, bazı gelişmeler var,
    Biri emsal gösterir, diğerine de yarar!…..

    Duydum ki Mehmet Altan, bugün içerden çıkmış!
    On beş yıldır yazarken, Ce.Be’ye çok gıcıkmış!

    Sebeb neyse ben bilmem; bir sağlık olabilir,
    Belki formül bulundu; kıyaklık olabilir!….

    Hapisten çıkmak güzel, hürriyete kavuşmak,
    Bir “şükür namazı”yla, geçmiş ile barışmak!

    Tabi kolay değil bu, zaman alacak bir iş…
    Demesi çok kolay, ne kebap yansın ne de şiş!

    Ilıcakın da hakkı, darısı onun olsun,
    Yaşını almış kadın, birazcık huzur bulsun!

    “Yeni Türkiye” bu ya, yahu o da hoş gelsin,
    Yeter ki “ülkem” desin, “sen herşeye bedelsin!”

    Sonra bir şey daha var, o da “torun sevgisi”
    Belki de unutmuştur, torun da neyin nesi!..

    Ne de olsa yaşlılık, hafıza “şöyle-böyle”,
    Doğru dimi hakim bey? doğru değilse söyle…

    Sonra, “israf gereksiz”; çıksın kurtulsun hepsi!
    Daha ekonomiktir, evlerdeki göz hapsi!

    Özlemiş yatağını, kendi evinde yatsın,
    Arada sırada bir, gitsin imzayı atsın,….
    ….
    *******

  21. Fehmi bey Bir çoklari gibi bencede CHP başarılı olmuştur.
    AKP ve liderine kolay kolay muhalefet part liderleri sabredemez.

    Çünkü AKP Türkienin şımarık ve kavgacı çocuğu.
    Birde bunlara gurur ve iftıraları eklendimi iş tamam.
    Önüne gelen vatan haini ve terörist ilan ederek sanki Türkiyenin sahipleri sadece erdoğan ve onun yandaşları,geriye kalanlar ağaç koğundan çıkmışlar.
    Ayni zamandada AKP lilerde muhalefete ikinci sınıf vatandaş gözü ile bakıyorlar.

    Kılıçdaroğlu son davranışları ile adate Túrkiyedeki tabuları yikarak bir ilke imza attı.
    Zaten kendisde demokart, kibar ve saygılı bir kişiliği sahip bir lider olarak tarihe geçti bile.
    Seçim propogandası süresuince sanki Kılıçdaroğlu ve partisi ihtidardaimş gibi C Başkani kendi hatalarını kamuoyunda muhalefet lideri Kılıçdaroğlu yapmiş gibi bir alg oluşturmaya çalışti.
    24 Haziran seçimleri
    Her konuda milletin gelecek hakkındaki negatif ve olumsuz dúşüncelerini pozitivi ve umuda çevirdi.

    Parti liderlerinin çocuklarınında
    Propaganda süresince Bilan Erdoğan hariç hiç birsi kalkipta karşi tarafa tek bir kelime dahi etmediler.
    24 Haziran seçimleri barış içinde geçmesinde muhalefet liderlerinin saygılı, barışçı, üsluplari ve konuşmaları önemli rol oynadı.
    Bu seçimlerde Akşener,ince Karamollaoğlu, Kılıçdaroğlu, ve Demirtaşın barışçı tutumlari ile onlar her türlü övgüyü hak ettiler.
    Aslında kazansa idiler onlar için hiç iyi olmazdı batmış bir ekonomi muhalefete düşmúş Erdoğan gibi laf ebesi bir muhaleefet lideri ile kimse baş edemezdı.
    Sadece bu sitenin okurlari hariç Seçimlerden sonra millet bıraz olsun nefes aldı.
    Bu sitenin okurlari halen daha Erdoğan taraftarlarınin tarafından sorguya çekiliyorlar Doğru söyle sen bu terör örgiti ile yakınlığin varmi? onlar yalan söylüyorlar” gibi ileri geri yazılarla tipki liderleri gibi insanlara saldırımaktan hiç mi hıç çekinmiyorlar.
    O neydi öğle bay Kemal bay İnce gibi basit laflar.Temel beye ağza alınmayacak iftiralar,gerçi seçimlerin geçmesine rağmen halen daha ona ve A Güle hiç sıkılmadan saldırmaya devam ediyorlar.

  22. bu ülkede istifa müessesesi neden calismaz?
    avrupada yenilgi sonrasi genelde istifa edilir
    uzak doguda da vs.
    bizde civiyle cakilmis gibiyiz koltuklara…

  23. çıkmayan candan umut kesilmez.
    ben de zaten umutsuz olmayı hiç doğru bulmam…
    ama
    Toplumu gerecek söylem ve politikalar bundan böyle CHP’nin işine yarayacaktır.
    CHP’nin bundan sonraki muhtemel stratejisi ülkeyi erken seçime götürmektir çünkü.
    diyor sayın koru.
    ülkeyi gerip erken seçime götüren bir parti götürdüğü seçimde nasıl bir sonuç alır dersiniz. hele bu parti bizim hırçın kedi chp ise… hele bu parti bizim kuyruğuna hdp yi takmış chp ise…hele bu parti bizim chp zekasına sahip chp ise…cumhur için tadından yenmez artık.
    bahçeli bile halleder,
    Erdoğan gülerek seyreder…
    sağolsun sayın koru kaşıkla umut verip kepçeyle alıyor.
    chp 1-2-3 tıp dese seçimlere kadar konuşmasa,
    parti merkezinde çerez yiyip tv seyretse,
    bayramda şeker dağıtıp kolonya dökse
    kesin daha çok oy alır.

    • Didem Hn., tam yorum yazacaktım ki, beni zahmetten kurtardınız. Varolun.

      Sn Koru’nun görüşleri çok sığ ve derinlikten uzak.Sadece gönlünden geçenleri gerçek olgularmış gibi sunuyor.

      Aydın namusu, Sn Koru’dan kendine dönük bir özeleştiri yapmasını zorunlu kılıyor.

      • öncelikle çok teşekkürler ancak sizin yorumunuzu da okumak isterdim, uzun zamandır yazmıyorsunuz.
        doğusu bizim görüşlerimizin sokaktaki bir kimsenin ne düşündüğüne işaret etmekten fazlaca bir değeri yok lakin pek çok arkadaşımızın yorumlarının ne denli açıklayıcı, öngörülerinin ne denli isabetli olduğunu düşünürsek yazarlarımızın yapması gerekenleri okuyucuların üzerine almış olduğunu acı içinde gözlemleyebiliriz. fehmi beyin bize burada tanıdığı olanağı daha çok sesin değerlendirmesini arzu ederim kuşkusuz.

        • Chp nin hiçbişey yapmadan sessizce beklemesi bile yeterli olurdu birinci olması için, hatta aday çıkarmayıp sadece mevcut diğer bir adayı destekliyorum deseler de kazanabilirdi chp. Ama kendilerini tutamıyorlar ya da gizleyemiyorlar işte:) Yorum yazılarınız bizim için değerli, düşünceyi paylaşmak herkes için öğreticidir. Kelebek etkisi ya da sebebin sebebi musebbibul esbaba kadar yolu var yani…

    • Seçim gecesi ince mi tehdit edilmiş karısı mı kaçırılmış derken chp nin maskotu kedi şero dan pek bahsedilmiyor? En sonunda kim istifa edecek falan derken kabak onun başına patlamasa bari! Zavallı hayvan sonra adalet yürüyüşüne başlayıp fatih camisinin avlusuna kadar ulaşabilirse büyük hava yapar ama. Ordaki kediler çok daha besili olurlar, nerdeyse koyun sürüsü gibi yüzlerce kedi vardır. İçlerinde emlakçılık yapanı mı istersin ayakkabı boyacısı mı, değnekçilik yapanı bile var:) en azından üzerinde ispark yazan bi mont giymişti ben gördüğümde…

  24. Bence CHP kendini HDP ye kurban etti, kemikleşmiş taraftarlarından başka oy verecek kimse kalmadı CHP ye, onların bile garantisi yok, HDP nin içine girdiği her ihanette, PKK nın her eyleminde akla CHP de gelicek. Soylu’nun tavır ve davranışları partinin politik tavrı haline gelirse erken seçim aynen dediğiniz gibi gelir, inş öyle birşey olmaz ama her halukarda diğer seçime kadar memlekete taze kan sağlıycak, gelecek vaadedecek yeni bir parti lazım. O tarz söylemleri anlamak hakkaten güç seçimde bitti halbuki.. Bernar bey yorum yazmıyormu artık?

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here