O akşam Akıncı Üssü… Ve Trump’ın bugün yapılmasını beklediği başkan seçilmesini sağlayacak açıklama…

27
ABD Başkanı Trump: Üniforma üzerine yakışmıyor mu?

Amerikalıların “Adil Öksüz orada mıydı?” diye, Akıncı Üssü konusu ekseninde kayıp FETÖ’cüyle ilgili bilgilenmek istediğini dün öğrenmiştik; aynı gün 4 yeni ‘Adil Öksüz’ karşımıza çıkarıldı…

Meğer o gece Akıncı Üssü’nde başka siviller de varmış ve onların hepsi tutukluymuş…

Herhalde “Neden bu güne kadar bizi böylesine önemli bir bilgiden mahrum ettiniz?” diye sorulacaktır.

Kim sorar bilmiyorum; çünkü Amerikalılar Arap saçına dönen bir başkanlık seçiminin ağırlığı altında eziliyorlar…

Wikileaks’ten ‘Ekim Sürprizi’

Bugün Amerikalılar için büyük gün…

Artık Julian Assange Londra’da kendisini kapattığı Kolombiya Büyükelçiliği balkonundan mı açıklamayı yapar, yoksa ona izin verilmez de Assange adına birileri Berlin’de bir basın toplantısı düzenler ve orada mı açıklanır, bilemiyorum; bildiğim, yapılacak açıklamaların ABD’de kimin başkan seçileceğini belirleyecek içerikte olacağı…

Donald Trump’ın beklentisi bu.

Hillary Clinton ben bu yazıyı kaleme alırken herhalde sabahı çakmak gibi gözlerle beklemekte…

Trump dün yapacağı konuşmayı, “Bugün benden konuşma beklemeyin, yarın büyük gün olacak çünkü: Wikileaks Hillary hakkında yeni bilgilere ulaşmayı sağlayacak belgeler açıklayacak; konuşmamı ondan sonra yapacağım” sözleriyle bugüne erteledi.

Julian Assange, gidişattan mutlu olmadığı için çalıştığı devlet birimindeki gizli belgeleri çalmaktan çekinmeyen Amerikalı ‘düdük çalıcılar’ın (‘whisle blowers’) yayınlasın diye belgeleri gönderdikleri internet sitesi Wikileaks’in kurucusu…

İsveç’te hakkında açılmış bir davadan mahkûm edilmek üzereyken Kolombiya’nın Londra’daki büyükelçiliğine sığınmıştı.

Beklenen, Assange’ın Trump’ı (ve Putin’i) sevindirecek belgeler açıklaması…

Yeni bir ‘Ekim Sürprizi’ (‘October Surprise’) bekleniyor…

İlk ‘October Surprise’ 1968 seçiminde Richard Nixon’u başkanlığa taşımıştı…

O seçimde güçlü aday Beyaz Saray’da oturmakta olan Lyndon Johnson’du ve sürmekte olan savaşı bitirme amacıyla Vietnam’la gizli müzakereleri seçim öncesinde sona erdirerek rekor bir oy almayı umuyordu. Henry Kissinger devreye girdi Nixon namına; Vietnamlıları “Nixon seçilirse ben dışişleri bakanı olurum, sizinle daha iyi şartlarla anlaşırız” diye ikna etti.

Nixon kazandı, Johnson kaybetti. ‘Ekim Sürprizi’ yüzünden…

Jimmy Carter da başkanlığı bir başka ‘Ekim Sürprizi’ yüzünden kaybetti.

Rakibi Ronald Reagan, ellerinde tuttukları Amerikalıları rehineleri teslim etmeye hazır hale gelmiş İranlıları, “Teslimi seçim öncesi yapmayın, ben başkan olursam size Irak’la savaşınızda kullanılmak üzere silâh sağlarım” sözüyle geciktirdi.

Kissinger: Hep devrede... Bugün bile...
Kissinger: Hep devrede… Muhtemelen bugün bile…

Devrede yine Kissinger vardı.

Sandıklar kapandıktan sonra rehineleri bıraktı İranlılar…

Neden hep ekim ayında oluyor seçim sürprizleri?

Basit bir sebepten: ABD’de seçimler hep çift rakamlı yılların kasım ayının ilk pazartesisinden sonraki salı günü yapılıyor. Bu yıl 8 Kasım’da. Bu sebeple seçim sürprizleri genellikle ekim ayı sonlarında vuku buluyor.

Kasımın ilk günlerine sarksa bile sarsıcı açıklama, adına, 1968’de yaşanana atfen, yine ‘Ekim Sürprizi’ deniliyor…

Bu yılın sürprizi de, Trump’ın beklediği türden Hillary Hanım için sarsıcı belgeler açıklanacak olursa, Johnson ve Carter’ı yerlerinden edene benzer bir etki yapabilir.

Yakın zamana kadar seçimin favorisi görünen kaybeder, geçen hafta rakibi karşısında yüzde 11 geriye düşmüş görünen Trump Beyaz Saray’ın yeni sâkini olabilir…

‘Trump: ABD başkanı’… Kulağa tuhaf geliyor, ama olabilir…

J Assange ve belgeleri...
Julian Assange ve belgeleri…

Assange, ağustos ayında Fox News’e verdiği mülâkatta, elinde Clinton ile ilgili seçimin kaderini değiştirecek belgeler bulunduğunu, onları 8 Kasım seçimi öncesinde kamuoyuyla paylaşacağını söylemişti.

İşte o belgeler bugün açıklanabilir…

Şimdiye kadar ortalığa FBI sayesinde dökülenlere ek olarak…

Seçime ilk müdahale FBI’dan geldi

FBI direktörü James Comey seçim sürecine Hillary Clinton’u zor duruma düşürecek biçimde müdahale etti.

Kilit eyalet sayılan Florida’da yaşayan Museviler, ona oy vermeyi düşünürken, belgelerin bir bölümünün İsrail-karşıtı olarak yorumlanmaya müsait oluşu, onlara kanaat değiştirmişe benziyor.

İsrail gazeteleri “Zaten Bill Clinton’a da hiç güvenmemiştik, karısı da ondan farklı değilmiş” tarzı aleyhte yayınlar yapıyor günlerdir…

Düşünüyorum, düşünüyorum da, Bill Clinton’un İsrail-karşıtı sayılacak herhangi bir davranışını hatırlamıyorum…

Adam, Beyaz Saray’da otururken, İsrailliler ile Filistinliler arasında ‘barış’ olsun diye çabalamış, bunun yolunun da ‘iki devletli çözüm’den geçtiğine inandığı için o yolda iki taraflı baskılarda bulunmuştu…

O kadar…

ABD ülkelerin kimi seçeceğine müdahale eder

Hillary Hanım yalnızca İsrailliler nezdinde puan kaybetmedi FBI müdahalesiyle, vaktiyle yaptığı ve belki kendisinin de unuttuğu kapalı kapılar ardındaki bir konuşması şimdilerde servis edildiği için, Araplar da kendisine eskisi kadar olumlu bakmıyor.

Açıklanan konuşma benim için başka sebepten önemli.

On yıl önce, 2006 eylül ayında, yeniden New York senatörü seçileceği kampanyasını yürütürken Brooklyn’de Jewish Press’e uğramış… Orada gazetecilerle arasında samimi bir sohbet geçmiş…

Filistin’de o yılın başlarında (25 Ocak 2006’da) yapılan Meclis seçimlerinde Hamas 75, el-Fetih ise 45 milletvekili çıkarmıştı. Hamas’ın başarısı dünyanın dört bir tarafında alarm zilleri çaldırmıştı.

Jewish Press’te şunları söylemiş Hillary Clinton: “Filistin’de seçim yapılmasını zorlamamalıydık. Zorlayacaksak bile, kimin kazanacağını ayarlayıp iyice emin olduktan sonra bunu yapsaydık…”

Ses kaydını Trump’ın damadının gazetesi Observer yayımladı.

Düşünün diye…

Kimin seçimi kazanacağını önceden belirlemek…

Bu cümle size neyi düşündürüyor?

Şu yakın zamanda FBI’ın ve Wikileaks’in, Hillary Hanım’a ve galiba bütün dünyaya yeni bir ‘Ekim Sürprizi’ yaşatmak üzere ABD başkanlık seçiminde devreye girmelerini düşündürüyor bana…

Darbelerde parmak izlerini görüyorduk zaten; ama şimdi bir de ülkemizde yapılmış sonucu sürprizli seçimlere yeniden bakmamız gerektiğini de…

Amerika böyle bir ülke işte…

Çoğu kez, başka ülkeler üzerinden kendi içinde bile operasyonlar yapılmasını mümkün kılan gizli pazarlıklar yürütülebilen bir ülke…

En önemlisi, bazen doğrudan, bazen dolaylı olarak başka ülkelerin iç işlerine karışabiliyor…

Karıştığında da sonuç alabiliyor…

Neyse.

İşaretli kişi, o gece üste dolaşan bir başka sivilmiş...
İşaretli kişi, o gece üste dolaşan bir başka sivilmiş…

Başta değindiğim konuya dönelim ve soralım: Adil Öksüz’ün 15 Temmuz uğursuz darbe girişimi gecesi Akıncı Üssü’nde olup olmadığını sormuştu ABD; aynı gün Öksüz’den başka 4 sivilin daha orada bulunduğu bilgisi kamuoyuyla paylaşıldı.

Yeni sorular beklemeli miyiz?

ΩΩΩΩ

27 YORUMLAR

  1. Sayın Koru,
    Yazınızdaki iki noktaya dikkatinizi çekmek istedim. ABD Başkanı Johnson 1968 seçimlerinde aday olmamıştı. Johnson Demokrat Parti’nin 1968’in başlarındaki ilk birkaç önseçiminden sonra tekrar aday olmayacağını açıkladı ve Cumhuriyetçi Nixon’un karşısına Demokrat Parti adayı olarak Johnson’ın yardımcısı Hubert Humphrey çıktı ve seçimi kaybetti.
    İran’daki Amerika büyükelçiliğinde rehin alınan sefaret çalışanları 1980’deki seçimlerden hemen sonra değil Reagan’ın 1981 Ocak ayında göreve başlamasından hemen sonra serbest bırakılmışlardı.
    Değerli yazılarınızı internet ortamında okuyucularımızla paylaştığımız için teşekkürler.

  2. Trump oyle gorunuyorki kazanacak
    Nasilki biz ulkemizdeki secimlere dis guclerin karismasini istemiyorsak abd de dis kaynaklardan tonlarca bagis alan clinton’ in kazanmasi istenmiyor.
    Biz nasilki erdogani basa getirirken degisim istemistik abd de trump la degisim istiyor.
    Bu da ulke insaninin cok dogal hakki.
    Hatta bu degisim tum dunya icin bile yeni bir baslangic olabilir, sayet trumpta obama gibi gelenekci carkin dislilerine takilmasa!!!

    Erdogan gibi komsularla sifir sorun politikasi sozuyle iktidara gelen obama nin basina gelenler (daesh, libya, suriye simdide turkiye) trumpinda nihayetinde basina gelebilir.
    Trumpin kazanmasini istemeyen kesim (turkiyeden) acaba neden istemiyor nedeni cokta acik degil. Acaba bir feto algi operasyonumu .
    Trump ta bizimki gibi biraz sivri dilli ve ulkesine musluman olarak teroristlerin gelmesini istemiyor (kim isterki ) temiz muslumanla problemi yok adamin.

    Acaba trumpin turkiyeden terorist diye adlandirabilecegi birisi varmi abd de, ne dersiniz.( bana gore ulkesinin yonetimini gayriresmi yoldan elegecirmeye calisan herkes teroristir herne nedenden olursa olsun. Buna suriyedeki muhalifler, misirdaki sisi ler. Libyadaki vatan hainleri, iraktakiler ve turkiyedekiler de dahil).iste trump bu tur insanlara karsi keskin bir durus sergileyecegini soyledi. Sanirim bizimkilerinde korkusu bu olsa gerek.

    artik devletler legal gorunumlu vatan haini terorist orgutlerden kurtarilmali.dunyada teror orgutleri(bunlara gizli elin legal gorunumlu illegal uzantisi diyebilirsiniz) hicbir zaman bu kadar prim yaptirilmadi.
    Bunlarin hepsi abd deki legal ve illegal orgutler tarafindan gizli el vasitasiyla besletilip buyutultu, suriye, irak, ve turkiyeye servis edildi.iste trump bu politikalardan tamamen vazgecilmesi gerektigini soyluyor.
    Ve ekliyor
    Bunlarin hepsi hilary doneminin cocuklaridir.

    Peki turkiye icin neden clinton onemli gosteriliyor ve kimler tarafindan.

    Gercekten bizim icin clinton mi kazanmali?
    Eger su anakadar olan olaylardan (suriye ic savasi, irak, musul, halep, 15 temmuz, turkiyenin karsi karsiya kaldigi bolunme tehlikesi) hillary politikalari sorumlu ise hala hillary demek mantiklimi?
    sizce hilary nin kazanmasini istemek aptalcami zekicemi turkiye icin.

    bolgemizin ve ulkemizin karsi karsiya oldugu problemlerin kaynagi tabiki 8 yildir yonetimde olan ve gelenekci (bol, parcala, teroristi besle devletine karsi) politikadan zErre kadar sapma gostermeyecegini hatta askeri mudahelelerin gundeme geleceginin isaretini veren hillary yonetimi hala bizim icin iyi bir secim olabilirmi
    bu denklemi fetoyu disarda tutarak bile yapsaniz net cevabi yine ayni olacaktir 2×2 =4 kadar aciktir.
    he degisecek hillary mi dersiniz? adam olacak cocuk……
    tabiiki simdi trumpin onunde 13 yasindaki kizla ilgili bir iddia name var bakalim nasil vuracaklar.
    Unutmayin 1m insan oldu irak ve suriyede, yaklasik 500kisi oldu turkiyede terorden
    Yaralilar, multeciler, ac sakat kalanlar ve hillary bir yanda
    Ulkeme sadece iyi muslumanlari alirim diyen ve su ana kadar hicbir muslumani dahi fiziki olarak incitmemis trump.
    Kimi secersiniz
    Birde unutmadan; trumpa 15 temmuz sonrasi soruldugunda “ne yapilmasi gerekiyorsa onu yapiyor erdogan: dedi bende aynen katiliyorum.
    Ben derimki ey hilary muslumanlar ve insanlar dunyanin hicbir yerinde olmesin oldurulmesin de beni abd ye girerken istedigin kadar incele hatta ulkenede istemiyorsan sokma
    Siz ne dersiniz?

  3. Merhaba,
    Ben Fehmi Koru’nun yaklaşık 30 yıllık okuruyum ve kendisinin araştırmacılığını hep takdir ettim. Kendisinin hoşgörüsüne sığınarak yazılarında değindiği çok sayıda konunun okur tarafından bir çeşit tefsir edilmesi lazım diye düşünüyorum. Çünkü bu kadar ciddi bilgilerin bir şekilde yerine oturtulması lazım diye düşünüyorum. Mesela bu yazıda o kadar çok ve kritik bilgi var ama benim en fazla dikkatimi çeken ABD’nin başka ülkelerde kritik seçim manüplasyonları yapabilmesi bilgisi oldu. Benim aklıma nedense bundan 14 yıl önceki erken seçim geldi. O günkü hükümet Derviş’in ekonomik programının tam da meyvelerini toplayacakken Bahçeli’nin restiyle erken seçime gitti ve yepyeni bir iktidarla karşılaştık. Burada kritik olan o zamanki şahin Cumhuriyetçi ABD Başkanı Bush ve ekibi bizim yeni hükümeti çok olumlu karşıladı ve beklentisi de Irak için Türkiye’nin sınırlarını açmasıydı. Hikayenin sonrası malum. Bakalım bizim bir kısım çevrelerin bize paradoksal gelen Trump beklentisi ve arzusu yerine gelecek mi? Yoksa Clinton’la arayı bulmanın yollarını aramaları gerekecek.

  4. Sayın Koru,
    Cumhuriyet gazetesine yapilan operasyonlari dusunce ozgurlugu kapsaminda degerlendirererek yanlıs yapildigini ve bir onceki yazinizla da yapilanin islamiyete sigmayacagini soylemeye calisiyorsunuz.
    Simdi, cumhuriyet gazetesinin yaptigini yayin cizgisi ile Turkiyeyi hangi duruma dusurmeye calistiklarini, Turkiyenin iside destek veriyor durumuna dusurdugunu, peygambere hakaret karikaturlerini yayinlamaya calistigini, islami ve muslumanlara surekli hakaret eden yayin politikasi izledigini, fetoya sahip ciktigini, Tayyip Erdogan dusmanligimi Turkiye dusmanligina cevirdigini hep birlikte gormusken nasil olur da halen dusunce ozgurlugu kapsaminda konuyu degerlendirdiginizi halen anlayamiyorum.Ustelik İslam dini kim bir munker gorurse eliyle duzeltsin mi diyor yoksa munkere hosgoru mu gostersin diyor.Cumhuriyet Gazetesi kulliyen munkerdir.Ister demokrasi ister hukuk ister İslami bakin yapilan operasyon az biledir.Neyin pesindediniz yillardir sizi takip eden biri olarak sizi taniyamiyorum.LUTFEN CEVAP.

  5. Ben sayın korunun saydığı olayları bilmiyorum. Doğru da olabilir. Ancak siyasal insanlarda gördüğüm genel bir durumu belirtmek istiyorum. Siyasi insanlar kötülere ve kötülüğe iyilerden ve iyilikten fazla inanıyorlar. Mesela AKPlilerde müthiş bir üst akıl inancı var. üst akıl herşeyi belirliyor. onlar da üst aklın yapmak istediğini düşündüklerine göre tavır almaya çalışıyorlar. Siyaset daha doğrusu siyasallaşma bu nedenle bende mide kramplarına neden oluyor.

  6. Adil Öksüz meselesinin bence hiç önemi yok. FETÖ bu darbeyi Adil Öksüz sayesinde mi yaptı? O olmasa yapamayacak mıydı?

    TSK’daki rütbelilerin yarıdan fazlası FETÖ’nün adamlarından oluşmuş. Bütün kilit noktalar tutulmuş. Devletin tüm kurumları ele geçirilmiş. Kendine mahsus gazete ve televizyonları var. Ama bununla da yetinmemiş. Diğer gazetelerin her birine de sureti haktan görünerek kendi adamlarını yerleştirmiş.Girilmedik yer bırakmamış.Karşımızda devasa bir örgüt var.

    Türkiye kıl payı kurtuldu darbecilerin elinden. Adil Öksüz bu işin içinde olsa ne yazar, olmasa ne yazar? FETÖ’de Adil Öksüz kıtlığı mı var ki bir şahsın üzerinde bu kadar duruluyor?

    • Bank Asya’da hesap açanlar bile tutuklanırken Akıncılar Üssünde bulunan ‘FETÖ’nün adamı Adil Öksüz neden serbest bırakıldı ? Sizce bunun önemi yok mu ? Mesele şu bu meselesi değil, ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz.

    • s.a bekir bey mesela adil öksüz kıtlıgı degil ki ortada bir darbe girişimi var hemde ince ince işlenmiş gibi duruyor ancak gece 3 te yapılması planlanan darbe akşam 9 da başlıyor işte o akşam saat 9 da darbeyi başlattan isim adil öksüzmü bu adamı herkes arıyor ve bulamayacaklar

    • Bekir bey, “Adil Öksüz meselesinin bence hiç önemi yok” demişsiniz..
      Şaka mı yapıyorsunuz.
      Bakın size, bu şahsı “Vip Person” konumuna sokan 2 önemli gerekçe söyleyeyim..
      1-Adil Öksüz denen şahıs bir İlahiyat Profesörü ama darbe teşebbüsünün tam göbeğindeki Akıncılar Üssü’nde gözaltına alınıyor..
      2-Ve, Adil Öksüz’ün Fetö kanadındaki iddia edilen konumu..
      Haa, bu arada bu yorumunuzla beni de düşündürdünüz aslında.
      Farklı bir pencereden bakmamı sağladınız..
      Zira, hiçbir şey göründüğü gibi değildir..
      Yani, diyeceğim o ki, çok güzel ifade ettiğiniz gibi, belki de bu Adil Öksüz sanıldığı yada konuşulduğu kadar önemli bir şahıs değil.. Sırf konuşulsun diye ortaya atılan bir”yem”, bir “malzeme”den başka bir şey değil. Pekala, olabilir.. Yani, haklı olabilirsiniz.
      Bekleyip göreceğiz..
      Sonuçta bilelim ki, gerçeklerin eninde sonunda ortaya çıkmaları gibi garip huyları vardır..
      Bu kaidenin önüne kimse heçemez.
      Zira, hüküm sahibi ancak Allah’dır.
      Selamlar..

      • Allah akıl diye bir nimet vermiş düşünebiliyoruz; göz diye bir nimet vermiş görebiliyoruz hamdolsun.

        Her şey gözümüzün önünde cereyan etti.

        Siz de 15 Temmuz diye bir şey olmadı, hayal görüyorsunuz diyenlerden misiniz yoksa Hüseyin Bey?

  7. Julian Assange’nin açıklayacakları, muhtemelen Clinton’un Dışişleri Bakanı olduğu dönemde Ortadoğu’daki “ABD adına cihat eden” İslâmi görünümlü örgütlere yapılan yardımlar… Çünkü, Fransız Ortadoğu uzmanı Thierry Meyssa, FBI soruşturmasına konu olan Hillary’nin Özel Kalem Müdiresi Huma Abedin’in bağlantılarını yazdı. Suudi Arabistan’da öğrenim gören Huma Abedin’in babası, annesi, erkek kardeşi de Ortadoğu’da yaygın bir teşkilatlanmanın çok içinde…
    Obama’nın Ortadoğu’da “politikasızlık” politikası yüzünden Demokratlar artık Kissinger ve bağlı olduğu güç için cazip değil. Trump çok daha kullanışlı bir seçenek…
    Bugünkü ABD yönetiminin, Ortadoğu’da irtibatta olduğu “cihadist” unsurları İngiltere ve Fransa’ya devrettiğini gösteren emareler de var. İngiliz Savunma Bakanı Michael Fallon’un “ÖSO’yu yeniden oluşturacağız” açıklaması var. 22 Eylül’de Fransa’da bir mağarada bulunan IŞİD bayrakları, Arapça gazeteler, video malzemeleri, jeneratör gibi malzemeler ise “Ordulararası Nükleer, Radyolojik, Biyolojik ve Kimyasal Savunma Merkezinin tatbikatı” şeklinde izah edildi…
    Kissinger, veya Rotschild’ler için Trump daha verimli bir seçenek gibi gözüküyor kısaca…
    Türkiye’yi de çok yakından ilgilendiren bir süreç. O yüzden, gelişmeleri çok daha dikkatli izlemek gerekiyor.

  8. …………………………..
    “Hillary Clinton mu..? Donald Trump mu..?” Kim kazanacak dersiniz..?
    İpi kim göğüsleyecek..?
    Kimse net olarak birşey söyleyemiyor..
    ……………….
    Ancak, asıl arka planda ne olup bittiği önemli değil mi..?
    Asıl, oraya bakmak lazım.

    Az çok gördüğüm ve anladığım kadarıyla…
    Hülasa,
    Fehmi Koru’nun bu anlamlı ve muhtevalı yazısı üzerinden de düşünerek bir öngörüde bulunacağım.
    Yanılabilirim de..
    Zira, yarın ne olacağını ancak Allah bilir..
    Yarın, kimin ne üzere ve ne hal üzere olacağını da..
    Gerisi hikaye..
    Benimkisi bir öngörü..
    Diyeceğim o ki, bu seçimi Hilary Clinton kazanacak..
    CIA,nında, Vatican’ında desteği ile..
    …………………..
    Ancak, sonuç itibarıyla biz ne desek boş..
    Ancak, Allah’ın dediği ve dilediği olur..
    Vesselam.

  9. ABD iç siyasetindeki çekişmeler hakkında geçmişten bugüne verilen örnekler çok güzel …
    ABD’de ‘üst akıl’ devlet politikasını belirler ve seçilen yöneticiler bunu uygular. Acaba yaşanan çekişme bu politikayı Trump mı yoksa Clinton mı daha iyi uygular üzerinde mi gelişiyor ? Yoksa ABD ‘üst aklı’ da ikiye bölünmüş ve ortada A ve B planları var da Trump ve Clinton bu planlardan birisini mi temsil ediyor ? Bu konuda Fehmi Koru okuyucularını aydınlatabilirse memnun oluruz.

    Akıncı Üssünde o gece başka siviller de varmış meselesine gelince, nedense bunu değil de başka bir gözlemimi yazmak ihtiyacı duydum … TRT-1’de ‘Ertuğrul’ dizisini zevkle izliyor ve beğeniyordum. Dizi sonra yaz tatiline girdi, arada malum 15 Temmuz Vakası da yaşandı. Yeni sezon Ekim sonunda başladı ve 2. bölümden sonra bir şey dikkatimi çekti. Yaz tatiline girmeden önceki bölümlerdeki Ertuğrul Bey’in karakteri önemli ölçüde değişmiş ve biraz Polat Alemdar’a biraz da başka bir kişiye benzemeye başlamış. Diziyi izleyenler arasında aynı hisse kapılanlar var mı acaba ? Yoksa bana bir fesatlık veya vesvese mi bulaştı ?

    • Fehmi bey, bu hataları düzeltebilirsiniz yazıda sonradan. İnternet gazeteciliğinin bir avantajı da bu. Yazının sonuna düzeltmeler ile ilgili tarihli bir açıklama da yazıyor internet gazeteleri. Güzel bir yöntem. Artık bir değil okuyucularınız kadar editörünüz var. Süper.

  10. Amerika yöneticileri kendi ülkelerinde menfaatlerini umumun menfaati içinde ülke dışında o ülkelerin zararına da olsa menfaatlerini gözeten bir yapı içinde miler? Bizim kültürümüzde böyle bir anlayış var mı yok mu yoksa bunun tam dersi mi ALLAH KORUSUN. Binlerce insanı arkasına takan hainler değil ülke menfaatini gözetmek insanlığı ateşe atıyorlar. Amerika da kim seçilirse seçilsin kendi ülkesi lehinde gerekirse başka ülkeleri ateşe atmadan çekinmeyeceklerdir. Bir delinin seçilmesi( Hitler ) hariç.

  11. Amerika’da kıyasıya bir seçim yarışı var..
    Artık, yolun sonuna gelindi.
    Hillary Clinton mu..?
    Donald Trump mu..?
    Başabaş gidiyorlar..
    ………..

    Bizim için çok fazla farketmiyor aslında. Zira, her ikisi de aynı kumaştan..
    Her ikisi de, halis muhlis Amerkan kumaşı..
    Ancak…
    Perde arkasında yürütülen kirli pazarlıklar işin rengini değiştiriyor..
    Açık söyleyelim.. Neo-Con’lar ve “The Gülen” kanadı bayan Clinton’u destekliyor.. Sözde, “ılımlı” ama, bıçak gibi keskin uçlara sahipler..
    Peki, ya Trump..?
    Şu müthiş emlak zengini, Türkiye’de de yatırımları var.. Radikal ve ürkütücü..
    Mesela, Amerika’daki “müslüman varlığı”ndan rahatsız olduğunu hiç sekinmeden bir çırpıda söyleyiverdi..
    ……….
    Eski kuşaklar hatırlayacaktır, “Yok aslında birbirimizden farkımız ama, biz Osmanlı Bankası’yız” ile belleklerimizde yer eden bir reklam söylemi vardı..
    Hülasa, dikkatinizi çekmek istediğim nokta şu..
    Yeni sahneye koyacakları film için, uygun başrol oyuncusunu seçiyor Amerika..
    Hepsi bu..
    Bizimkilerin yaptığı gibi, “sistem” tartışması yapılmayacak Amerika’da..
    “Başkanlık, gelmezse Türkiye bölünür” gibilerinden bir anlamsızlığa da düşülmeyecek..
    Ya da, “ben olmazsam, bu ülke batar” türünden saplantılılı düşünceler..

    Hülasa, yer yerinden de oynamayacak..
    Sahnedeki “figüran”ı değiştiriyorlar sadece..

    Bu arada..
    Şu Adil Öksüz meselesi, oldukça can sıkıcı..
    Kimse, ortaya çıkıp bir açıklama yapmıyor, yapamıyor..
    Birer vatandaş olarak, “devlet olmanın gereği”nin yerine getirilmesini, dolaysıyla sözünü ettiğimiz bu konunun açıklığa kavuşturulmasını istiyoruz..
    Sorumuz çok açık ve net..?
    Elimizin, avucumuzun içindeki bir Adil Öksüz, bir anda nasıl “kayıp”lara karıştı..?
    Kim yada kimler tarafından korundu.?
    Kim yada kimler tarafından “uç”uruldu..?
    …………………..
    Havaalanındaki görüntülere ulaşılıyor da..
    Elimizden, avucumuzdan “uçup gittiği” güzergahlarda(!) kameralar arızalı mıydı, yoksa kayıtta değil miydi mesela..?
    Niye olmasın, burası Türkiye..
    Yarın, ne olacağı meçhul..
    Neyle karşılaşacağımız..
    İşte, geldiğimiz getirildiğimiz nokta burası..
    …………………..

    Ha, bu arada hazır aklıma gelmişken..
    Şu, Süzer’lerden, “Gökkafes”den de bir iki laf edelim..
    Hani, şu bir zamanlar “Karanlıklar Prensi”” diye nam salan Richard Perle’nin her Türkiye ziyaretinde uğrak ve sığınma yeri olarak bellediği mekan.. Hatırladınız mı..?

    Harold Rhode, Michael Rubin ve Richard Perle yıllar yılı burayı “güvenilir bir üs” olarak kullandılar..
    Nasıl mı..?
    Alttaki, linke dokunarak, o günlerde Taha Kıvanç’ın kaleme aldığı yazısını okuyabilirsizniz mesela..

    http://www.yenisafak.com/arsiv/2005/ekim/07/tkivanc.html

    Günümüze ışık tutuyo değil mi..?
    Çok çabuk unutuyoruz..

    15 Temmuz darbe teşebbüsünden yaklaşık 1 hafta önce, bir vesileyle Süzer Grubu’na ait olan http://www.suzervakfi.org/trustee.html bakayım dedim..

    Bu günlerde aranmakta olan “Şerif Ali Tekalan” oradaydı.. Vakfın, mütevelli heyeti isimleri arasında onunda ismi vardı.. Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı ile birlikte..
    Sayın Çağrıcı, hala o çatı altında görevini sürdürüyor.. İstanbul eski müftüsü ve Kuran Araştırma merkezi-KURAMER’in de kurucu yöneticilerinden birisi olan Mustafa Çağrıcı halen aynı görevini sürdürüyor Süzer^’lerle birlikte, “hayır” işleri yapıyor herhalde..

    http://www.kuramer.org/konusmacilar/prof-dr-mustafa-cagrici

    Benim burada vurgulamak istediğim şu.. Fethullah Gülen’in en yakınındaki Suat Yıldırım, Adil Öksüz gibi en yakınındaki birkaç isimden birisi olan, Fatih Üniversitesi Rektörü Şerif Ali Tekalan 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra da oradaydı, Mustafa Çağrıcı ile birlikteydi..
    İsmi, bir anda silindi.. Buharlaştı yani..
    Evvelini bildiğimiz Süzer’lerle birlikte kendisini “hayır” işlerine adayan sayın “Hocamız” Mustafa Çağrıcı belki bizlere bu doğrultuda birşeyler söyler, birşeyler anlatır diye düşündüm..
    Ne dersiniz..?
    ……………………………
    Belki, Adil Öksüz’lerden de bi haber alırız bu vesileyle..

    Lucian M. Baylan

  12. Okuyucuların yukarıdaki yazınızı “ABD’deki seçimler ile ilgili Clinton’ın seçileceğini belirten tahmininizin yer aldığı önceki yazınız” ile birlikte değerlendirmelerini tavsiye ederim.

  13. Konunun içeriğinden bağımsız, naçizane bir anekdot paylaşmak istiyorum. Yanılmıyorsam “hanım” kelimesi müslümanlar için, “bayan” kelimesi ise gayrimüslimler için kullanılıyor.

    • Han Farsça bey demek hanım da onun feminin – müennes versiyonu oluyor. Beğ, bugün bey diyoruz, müennes – feminin (dişi) versiyonu begüm. Ama birisi genç öbürü yaşlılar için kullanılıyor diye duymuştum.
      Bay eski türkçede iri manasına, baykuş gibi…
      Erkek manasına kullanılmış. Hangi din mantığına göre bilmiyorum, Cumhuriyet Türkçesinde bay kelimesinin müennes – feminin – dişi versiyonu da bayan olmuş.
      Türkçede ünvanlar isimden sonra gelirken, Avrupa’daki mr. ve mrs. kelimelerini karşılamak için bu bay – bayan kelimeleri uydurulmuş.
      Son dönem Osmanlı’da Hristiyan hanımlar için madam kelimesi kullanılıyordu bildiğim kadarıyla.

  14. Fehmi bey,siz yazılarınızla okuyucularınızı aydınlatiyorsunuz ve sorularınızlad okuyucularınızın fikrini almiş oliyorsunuz ve yakından taniyorsunuz bu da Fehmi Korunun sitesini özelleştırıyor ve heyacanlı katiyor. Bizlere bu fırsatı verdiğiniz için teşekürler. Sayın Koru,Birileri Türkiye ile çok güzel oynuyor Rusyami ?Amerikami? Yoksa ikisi birdenmi? Hangisi olursa olsun şu an onların istediği gibi gidiyor.Bu gün bir progıram izledim katılımcıların 4 dü de Türkiyedendi.Cumhuriyet gazetesınden İlhan Tanir,bir HDP millet vekili, sabahdan Yunus Paksoy ve Kader isminde bir bayan mesleğini ve soy adını unuttum.Ekranda sürekli tutuklana gazetecileri gösteriyorlardi hele yaşlica bir gazeteciyi en fazlada onu gösterdiler iki polis götüriyor adamcağiz yoruliyor ve dinlenmek için duvara oturiyor, TV ekranindada Bizim cumhur başkanin Soy adinin yaninda şu yazi (harsh)yaziyordu.Yunus Paksoy bir gazeteci değilde avukat gibiyidi hep savunmada ve konuştuğu kelimeler Feto pkk vb.Ben şahsen ülkem adına o görüntülere çok üzüldüm ve utandim.Birde bizim vergilerimiz Amerikan ve Alman avukatlara gidiyor.Fetonun okulları Alman komediyenler vb,vb mahkemeye verıliyor, bu miliyon dolarlar kimin cebinden çıkıyor? Ben Texasda iken o mahkemeyi kazanan okullar kayip eden TC oldu. Ayrıcada Texas hükümeti bu okkullara başarılarından dolayı $26 milliyon ikramiye vermış.Bizim paralarımız kimlere gidiyor? Kendi ayağımıza kurşun sıkıyoruz bundan haberımız yok birisi doğruyu konuşsa ya fetocu oliyor yada pkkci,Allahaşkına birileri çıkıp kıral çıplak desın yeter artik bu milletin çekdiği.US seçimlerine gelince Hillerinin seçmenlerı bu haberlere aldırmazlar, nedenine gelince bunlar genelde göçmenlerden oluşiyor, ve çoğuda ingilizce bilmiyor.Bu FBİ başkani zaten 2013 kadar Cumhuriyetci partinin kayitli üyesimiş,bu 100 senetorün hepisinin oyunu alarak seçilmiş guya partiler üstü fakat şu an kendi partisi için çalışiyor.Benim TV lerden duyduğum bu.

  15. Günaydın Abi, öncelikle yazın için teşekkürler. Tabi daha çok cevap verilmesi gerekenler var onlarda sıra sıra gelecek. Hiç bir saklı gizli kalmaz, kalmıcak.. Halk olarak çok bilmediğimiz konular var. Ben özellikle suçsuz yere insanların işinden alınmasına çok üzülüyorum. Tabi ki burda adalet makamındaki kişilere iş düşüyor. İnşallah fetö ile ilgilisi olmayan kişilerin umarım tekrar işlerine iade edilirler. Nedense Türkiye de en ufak bir olay olsa Bunu hemen T.Erdoğan yaptı diyorlar. Başkanlık gelecek T.Erdoğan için yahu sokakta kedi ölüyor bunu bile T.Erdoğan dan bilicekler. bu düşünceden artık vazgeçmeliler. Fehmi abi Başkanlık konusunda ne düşünüyorsun? Hükümet yetkilileri Başkanlık konusunu yeterince kamuoyuna anlatamıyor bence. Yahu kardeşim şu başkanlığın olumlu yönlerini olumsuz yönlerini bi anlatın tv lere çıkın. Pek çok selam ve dua ile.

YORUM YAP