Seçimde hile mi? CHP ve Saadet’in oylarını belirleyen ruh halini açıklıyorum…

74

Yeni seçilen muhalif milletvekillerinden biri, kendisi gazeteci kökenlidir, seçim sonuçlarının hile ile sağlandığını iddia etmiş. Dediği şu: “Dijital yazılımla işi bitirdiler.”

Böyle konular benim ilgi alanıma girer ya,  “Ne dersin?” diye soran sorana.

Dediğimi sizinle de paylaşayım: “Eğer bir hile söz konusu olsaydı, AK Parti kendi oyunu yüzde 41.9’da, milletvekili sayısını da 295’te bırakır mıydı?”

AK Parti bu seçimin yaralılarından biri. Zaten o yüzden, seçimden ilk turda ve yüzde 52.5 oy alarak zaferle çıkan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Milletimizin sandıkta partimize verdiği mesajı aldık” deme ihtiyacı duydu.

CHP endişesini İnce hesaba katmadı

Seçim sonuçlarını daha makul bir değerlendirme süzgecinden geçirmek şart. Benim burada günlerdir yapmaya çalıştığım gibi…

Bugün bu değerlendirmelere bir yenisini ekleyeceğim.

Önceki gün, oyunu her seçimde AK Parti’ye ve Tayyip Erdoğan‘a vermiş, ancak bu defa farklı biçimde kullanmaya kararlı görünen bir grubun kendi aralarındaki konuşmalarına tanık oldum.

Eski bildiklerinden bu defa da şaşamamış, oylarını götürüp yine AK Parti ve Tayyip Erdoğan‘dan yana kullanmışlar.

Konuşmalarından, bu kararı vermelerinde, CHP’nin seçim öncesinde gördüğü ilgiden etkilendikleri sonucunu çıkardım.

Şaşırmayın. Buna göre, Muharrem İnce‘nin kendini ‘farklı bir CHP’li’ olarak tanıttığı kampanya sırasında CHP mitinglerinin gördüğü alışılmadık ilgi, hem kendisine hem de partisine iyi gelmemiş görünüyor.

“CHP iktidara geliyor” endişesiyle AK Parti’ye ders vermekten vazgeçmiş olabilir pek çok kişi…

Aslına bakarsanız, seçimin ikinci tura kalması halinde Muharrem İnce‘nin kazanabileceğini düşündüğünü belli edenlere, “AK Parti’ye oy veren muhafazakar seçmenlerin eli, hiç değilse büyük çoğunluğu için bunu söylüyorum, CHP’li birine oy vermeye gitmez” uyarısında bulunmuştum.

Muhafazakar sıfatını hak eden seçmenler üzerinde kısaca ‘CHP sendromu’ diye adlandırılabilecek bir ruh halinin büyük etkisi vardır. Tek parti dönemi, çok partili dönemlerde CHP’nin pek çok hassas konuda aldığı tavırlar ve CHP’li bilinen bazı tiplerin her dönemeçte ağızlarından çıkarak kayıtlara geçmiş yakışıksız sözler hemen akıllara gelir.

Hatırlamayanlara da bu son seçim sürecinde AK Parti sözcüleri hepsini hatırlattı.

Sosyal medyadan, WhatsApp gruplarından gönderilen “CHP iktidara gelir veya CHP’li biri cumhurbaşkanı olursa nelerle karşılaşılır” tarzındaki mesajlar da sürekli aynı endişeyi kitlelere iletmiş oldu.

Medyada AK Parti’nin itibar ettiği kalemler de, “Ders vereyim derken kantarın topu kaçarsa” neler olabileceğini yazıları ve TV yorumlarıyla kitlelerle paylaştılar.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da kampanya sırasında diğer partileri bir tarafa bırakıp sadece CHP’yi ve adayı Muharrem İnce‘yi muhatap alarak kendisine seçmen olmuş kitlelerin o ruh halini başarıyla deşti.

Muharrem İnce‘nin İzmir’de, Ankara’da, Diyarbakır’da ve İstanbul’da meydanlara topladığı CHP tarihinde hiç görülmemiş kalabalıklar da, o ruh halini körükleyerek, hem İnce‘nin hem de CHP’nin aleyhine çalıştı.

Ders vermekten vazgeçtiyse pek çok AK Parti seçmeni, bunun bir sebebi de İnce‘nin miting kalabalıkları olabilir.

Kalabalıklar AK Parti kitlesine “CHP geliyor” ürküntüsü verdi.

Benim aklıma, o ruh halinin baskın geldiği ilk olay geliyor.

Tek parti döneminin sonunu getiren 1950 seçimi öncesinde, İstanbul’un hem valisi, hem belediye başkanı, hem de CHP il başkanı olan Prof. Fahrettin Kerim Gökay‘ın, o sıralar Saraçhane’de yapılan CHP’nin İstanbul mitinginde, kendisini dinlemeye gelmiş kitleyi İsmet İnönü‘ye göstererek “İşte Paşam İstanbul” dediği bilinir.

Bayağı kalabalıkmış o gün Saraçhane Meydanı.

Ertesi gün sandık başına giden İstanbul seçmeninin büyük çoğunluğu Demokrat Parti’ye oy vermişti ama…

CHP’nin güçlü görünmesi kendisinin aleyhine oluyor; o gün de öyleydi, bugün de öyle galiba…

Saadet’in oyları da bundan etkilendi

Değerlendirmem doğruysa, bundan bir başka partinin daha olumsuz etkilendiği sonucunu çıkarabiliriz.

Saadet Partisi’nin…

AK Parti’ye güçlü bir ders verme niyeti kitlelere hakim olsaydı, oyların gidebileceği partilerin başında Temel Karamollaoğlu‘nun çıkışlarıyla ilgi toplamış olan Saadet Partisi geliyordu. CHP’nin iktidar olması veya CHP’li birinin cumhurbaşkanı seçilmesi endişesi Saadet’in de aleyhine çalışmış olabilir.

Üstelik, CHP’nin de içinde yer aldığı ‘Millet İttifakı’nı tercih etmesi de, Erbakan da geçmişte CHP ile koalisyon ortaklığı yapmış olmasına rağmen, Saadet’in aleyhine kullanıldı.

Temel Karamollaoğlu, herhalde bunu öngörüp, o kitlenin yadırgamayacağı farklı bir cumhurbaşkanı adayı arayışı için çaba göstermişti.

Oyu yüzde 7 civarında kalan Meral Akşener‘in “Ben seçileceğim” boş iddiasıyla engellediği seçenek…

O durumda ne olurdu bilmek mümkün değil, ama mevcut durumda ne olduğunu görüyor ve var olan sonucu değerlendirmeye çalışıyoruz.

“Hile yaptılar” demek yerine akılcı tahlillere ihtiyaç var.

ΩΩΩΩ

74 YORUMLAR

  1. SN KORU KİMSEYİ KORUMADAN CEVAPLAMAM GEREKİRSE SÖYLEDİKLERİMİ KOMPLO TEORİSİ DERSENİZ SİZİN MESELENİZ BU ÜLKE SİYASETİNDE İNGİLİZ ABD VE DIŞ GÜÇLERİN ETKİSİ AZALMADI AKSİNE SON 17 YILDA ETKİLERİ Bİ HAYLİ ÇOĞALDI ZAPSUNUN ABD DE SN CB NI İLE ALAKALI SÖZLERİ ORTADA SN KORU MERHUM ERBAKANIN FİKRİ BU ÜLKENİN ŞAH DAMARI İDİ O DAMARIDA ANCAK ONUN VÜCUDUNDAN GELEN DAMARI KESEREK ÖNLEYEBİLİRLERDİ VE ÖYLEDE OLDU DİN İ AFYON OLARAK KULLANANLAR YAŞAMAK YERİNE AMAÇLARI İÇİN KULLANDI ALLAHU ALEM BİLİYORKİ O BÜYÜK DİN GÜNÜNE KADAR ZALİM BOP ÇULAR DAHA ÇOK ÖLDÜRECEKLER AMA 100 YIL ÖNCE YOKTUK 100 YIL SONRADA OLMAYACAĞIZ O YÜZDEN COĞRAFYADA İNGİLİZ OYUNU ARTARAK SÜRÜYOR SEÇSİZ VE TEKNOLOJİ KUL HAKKI YİYİP ÇALIP CEHENNEME GİTMEYECEK KULLANAN SESSİZ KALAN GÜCE TESLİM OLAN HER KİMSE ÖNCE GERÇEK TEK HAK GÜCE HESAP VERECEK TÜM İNSANLIK ARASAT MEYDANI HAZIR O YÜZDEN ÖLDÜREN YETİM BIRAKAN İŞGAL EDEN KİM VARSA AÇIK VE NET KARŞISINDA OLALIM.SAYGILAR.

  2. Şehitlerin sesi:
    Yorumlarda millet vekilliğinde hdp ye oy verdiğini söyleyenler var normaldir bu ülke kanunlarla yönetiliyor seçime girmeye hakkı varsa oy verende çıkar ama ben tiksiniyorum hdp den bir o kadarda ona oy verenlerden niye mi bir şehit cenazesinde babasının tabutunun yanında hiç bişeyden habersiz koşturan oynayan o çocukların o hali kanıma dokundugu için.

  3. en çok merak edilen konulardan biri de sp nin alacağı oy idi. burada hemen hemen aynı görüşte olan arkadaşlar benzer şekilde sp nin parlatılmaya çalışıldığını, mevcut politikalarıyla asla muhafazakarlardan oy alamayacağını, akp den sp ye oy geçişi olamayacağını hatta tam tersinin yaşanabileceğini defalarca yazdık. son derece haklı çıktık.
    herşeyden önce bir partiyi sürükleyen o partinin lideridir. sp uzun zamandır bir lidere sahip değil. daha çok ihtiyarlar heyeti tarafından yönetilen bir parti görünümünde. temel bey ve saadet partisi bugün yaptıkları açıklamalarda istedikleri oyu alamadıklarını bekledikleri dip dalganın gelmediğini söyledi ancak nedenleri açıklamadı. belli ki onlarda chp gibi bir görme sorunu yaşıyorlar.
    sp nin gelmesini umduğu, hedef kitlesi olan muhafazakar oyların bir karakteri vardır. hassas dengeleri vardır. tolere edilebilir noktaları olduğu gibi edilemez noktaları da vardır. sp hassas dengeleri bozmuş, tolere edilemez noktaları hayata geçirmeye çalışmıştır.
    sp nin mimarı olduğu çatı aday olarak gülün seçimi kabul edilemez bir projeydi. kimse istemediği için hayata geçmedi ama geçseydi büyük bir hayal kırıklığı olarak sonuçlanırdı diye tahmin ediyorum. ama sp ye asıl kan kaybettiren chp ile girdiği ittifak oldu. bu bana kalırsa seçmenin tolere edilemez bulduğu noktalardan biridir. bugün bu sitede bile yazan arkadaşların chp ile ilgili görüşleri dikkate alınırsa bu ittifakın ne denli hesapsız yapıldığı görülür zannederim. aynı şekilde hdp ye olan tutumunun da en az chp kadar bana kalırsa çok daha fazla partiye ve imajına zarar verdiği söylenebilir. muhafazakar seçmen chp aklına ve ideolojisine, hdp nin her şeyine mesafelidir, tepkilidir, karşıdır, karşısındadır. hdp nasıl ki kendi seçmenin den yeterli oy alamamış, chp den oy geçişi yaşamışsa kişisel kanaatim sp nin aldığı o bir kaç oyun büyük kısmının dahi kendi tabanından gelmediğidir. gelemeyeceğidir. seküler bir partinin kayığına binmiş sp büyük prestij kaybetmiştir. lider düzeyinde büyük bir gelişme yaşanmadığı sürece bir daha sp nin kendini toplayabileceğini sanmam. potansiyel olarak belki b ir gün akp ye alternatif oluşturabilecekken son derece yanlış kararlarla bu şansı şimdiden heba etmiştir…
    yönetici kadro ne partiyi ne seçmeni tanıyabilmiştir.
    Sokrates bilgeliği kendini tanımak anlamında kullanmıştır.nesnelerin, insanların ve olayların bilgisine sahip olana bilgin, kendini bilene ise bilge denir. bilgin olmak bir şey, bilge olmak ise bambaşka bir şeydir….

    İlim ilim bilmektir
    İlim kendin bilmektir
    Sen kendin bilmezsen
    Ya nice okumaktır

    Yunus Emre der hoca
    Gerekse bin var hacca
    Hepisinden iyice
    Bir gönüle girmektir

    • Eski türklerde mankurt diye bahsedilen vatan haini aslında kendi kişiliğini kaybetmiş bir meczuptur: düşmana esir düşmüş türk prensinin saçlarını kazırlar ve kafasına yeni kesilmiş bir oğlak derisi geçirirler. Kızgın çöl kumlarının üzerine el ve ayaklarından çakarlar. Çöl sıcağında kuruyarak büzüşen deri prensin kafasını iyice sıkar ve uzayan saçlarının içeri doğru yani beynine girmesine yol açar. Bu durum onun akli melekesini yok eder ve bir kuklaya dönüşmesini sağlar. Daha sonra da düşmanlar prense -bi türlü yenemedikleri- kendi babasını ve anasını öldürmesini emrederler. Ve o da denileni yapar. Nihayet mankurt kendisi de bir mağdurdur. Ama burnunun ucunu bile görmekten aciz beyin ölümü gerçekleşmiştir.

      • Ya da şöyle söyliim: eskiden düşmandan alıp yetiştirdiğimiz yeniçerilerle kendi ülkelerini fethe giderdik. Şimdi de gavur bizden alıp yetiştirdiklerini/içgüveylerini üstümüze salıyor. Kimi f16 pilotu kimi bilgecan dede:)

      • Halkımıza karşı kendi içimizden gelen düşman tipine ‘közkaman’ denirmiş. O mankurt gibi bilincini kaybetmiş değil tam aksine gayet aklı başında bir haindir. Çok iyi şartlarda eğitim almış, iyi yetişmiş, hali vakti gayet yerinde, kendi toplumu tarafından el üstünde tutulan bu mahluktur közkaman. İlk bakışta onu teşhis etmek çok zordur, sanki bizden biriymişçesine görünmüştür her daim. Ve majesteleri emrettiği gün en dar/kaygan geçitte hançerini saplayıverir milletinin sırtına. Akıllı ve sakalsız aydınlar/siyasiler o kadar az ki:)

    • Yunus’u herkes sever, “garip” olsa da zikri,
      Yunus, Sokrates’ten mi, aldı acep o fikri?!

      “Tanımak” iyicedir, onların buysa tezi,
      Hepisinden iyice, akıl-iman sentezi!!

  4. Umut bey
    bana sorduğunuz o soruyu reisinizede soramisiniz çünkü Ona göre bahçelide Retocu idi ne olduda birden bire dost oldular?

    Erdoğan’a sert sözler
    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, şu anda Türkiye Cumhuriyeti’nin Recep Tayyip Erdoğan’ın kuşatması ve tazyiki altında olduğunu belirterek, fitne saçtığını ve her gün dedikodu yaptığını ileri sürdü.
    02.06.2015 Salı Güncelleme : 02.06.2015-16:22 Salı

    Erdoğan’ın, kendisiyle ilgili ’HDP Meclis’e girmezse ülkede kaos olur, erken seçime gidilir’ iftirasında bulunduğunu söyleyen ve ispata davet eden Bahçeli, “Bak sayın Erdoğan, MHP Genel Başkanı olarak, bölücü HDP’nin Meclis’e girmediği takdirde kaos olur türünden bir beyanatım varsa ve sen bunu somut şekilde, yer ve zamanını göstererek açıklayamıyorsan, tekrar ifade ediyorum, alçaksın, şerefsizsin. Erdoğan, sen nasıl bir Müslümansın? Hadi Cumhurbaşkanı olmanı geçtik de, nasıl bir insansın?” dedi.

    Erdoğandan Bahçeliye inciler

    Şimdi CHP MHP bu Pensilvanya çetesinin arkasında duruyor.

    Ne diyor Bahçeli biliyor musunuz? ‘Pınarhisar’da yattığın günleri arayacaksın’ diyor. Ey Bahçeli, o Pensilvanya’daki (Pınarhisar yerine yanlışlıkla Pensilvanya dedi) yatışımın nedeni benim asilliğimin ifadesidir. Sen bir defa kendine bak. Pınarhisar günleri, senin düşündüğün ya da düşlediğin günler değil zaten. Eğer bizim için o tür günler yine gelecekse, biz öper başımıza koyarız. Bundan herhangi bir sıkıntımız yok. Yeri geldiği zaman Ziya Gökalp dersin…

    Erdoğan’dan Bahçeli’ye ağır sözler
    24.06.2014 Salı 11:56

    Başbakan Erdoğan’dan Bahçeli’ye ağır sözler
    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında MHP lideri Devlet Bahçeli’ye ağır sözlerle yüklendi. Erdoğan, “Bu sabah yaptığı konuşmaya bakıyorsunuz Bahçeli’nin, aman yarabbi. Baştan aşağı, yine ifade ediyorum bu kürsüden ağzından salyalar akıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanına köksüz diyecek kadar kökten binasip olan kişi bunun hesabını verecektir. Despot diyen bir adam bunun hesabını verecektir” dedi.

    Başbakan Erdoğan, Bahçeli’nin kendisi ile ilgili sözlerinin iftira içerikli olduğunu ve hakkında dava açacağını söyledi.

    İşte Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar:

    BAHÇELİ’YE SERT SÖZLER

    “Bu sabah yaptığı konuşmaya bakıyorsunuz Bahçeli’nin, aman yarabbi. Baştan aşağı, yine ifade ediyorum bu kürsüden ağzından salyalar akıyor. Biz öyle konuşmayacağız.

    Ve tamamıyla bir müfteri edasıyla yaptığı konuşma. İftiralarla dolu bir konuşma. 16 – 17 yıldır partinin başındasın geldiğin yer ortada. Ben MHP’li kardeşlerime hep sesleniyorum. MHP’yi küçülten bu adamla bir yere varamazsınız. Bu adam siyasette çırak bile olamadı, olamayacak da. Bunun varlığı MHP teşkilatı için bir tehlikedir. Bu denli bir tehlikedir. Bugün yine iftiralarla dolu, yolsuzluklar şu bu filan falan.

    Kalkıp evladıma hazine arazilerinin tahsisinden bahsediyor. Bakın bu kürsüden söylüyorum. Terör örgütünün başıyla aynı sofraya oturup oturmamaktan bahsediyor. Ey Bahçeli, bunları ispat edemezsen sen alçaksın, adisin.

    İkide bir ayakkabı kutularıyla konuşup duranlara sesleniyorum.

    Ayakkabı kutularının içine milyarlarca euro, dolar sığmaz, o paralar anca sizin kasalarınıza sığar. Siz önce bunu ortaya koyun. Neler yaptıklarınızın hepsi ortada, o yüzden kaçıp gittiniz. Ben davalarımı yine açacağım. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanına köksüz diyecek kadar kökten binasip olan kişi bunun hesabını verecektir. Despot diyen bir adam bunun hesabını verecektir.

    Bahçeli’den Erdoğan’a: “Pınarhisar’daki üç beş ayını bile mumla arayacak”

    Bahçeli’den Erdoğan’a: Pınarhisar’daki üç beş ayını bile mumla arayacak
    CEMAATE ELEŞTİRİ

    40 yıl boyunca cemaat maskesi altında sinsice ihanet şebekesi gördük. kendileri gibi olmayan herkesi iğrenç metodlarla safdışı bıraktılar.

    Dertlerinin hırs ve iktidar olduğu ortaya çıktı. Bize farklı göründüler. Gizliden gizliye başka işlerin içine girdiler. Bizim dönemimizde güçlendikleri iddiası asılsızdır. 12 Eylül döneminde, 28 Şubat döneminde güçlendiklerini görürsünüz.

    Nasıl hukuk cinayetleri işlediklerini görebilirsiniz. Bizim de gerçeklerden haberdar olmamız ustaca engelleniyordu.

    Böcek soruşturması için neden 2 yıl beklediniz diye soruyorlar. Biz 2 yıl beklemedik. Maşaları vasıtasıyla 2 yıldır böcek soruşturmasının üzerini örtüyorlardı. Bugün de aynısını yapmaya çalışıyorlar. Biz bunun takipçisiyiz.

    Sırf kendileri gibi düşünmüyor diye masum insanları dahi nasıl zindana attıkları tek tek ortaya çıkıyor. Darbeyle mücadele ediliyor görüntüsü altında masum insanların nasıl mahkum edildiği tek tek ortaya çıkıyor.

    2010 yılında halkın oyuyla yaptığımız anayasa değişikliği bugün geç de olsa hatan dönüşün vasıtası olmuştur.

    O değişikliği olmasa halen içerde olacaklardı. AİHM’e gittikleri zaman böyle bir tabloyu karşılarında bulabilecekler miydi? Hayır.

    Fakat biz bireysel başvuruyu getirmek suretiyle böyle bir imkanı yakalamış oldular. Bugün bahçeli yine aynı şeyleri konuşuyor, diğeri konuşacak. Çünkü bunlar o referandumda biliyorsunuz bizim getirdiğimiz değişikliğe ‘hayır’ dediler. Biz ‘evet’in mücadelesini verdik, bugün evet hayırcılara yaradı.

    Bazıları cezaevinden çıkınca, oradan intikam ifadeleriyle bağırıp çağırıyorlar. Sen bir defa kendine gel. Hala kendine gelememişsin. Bunu bir defa hal yoluna koymak gerekir. Ne olacak? Kılavuz ortada, kendileri de ortada. Bunların birbirinden farkı olmaz.

    O anayasa değişikliği olmasa 12 Eylül sorumluları yargıda da mahkum olmayacaklardı. AYM, HSYK değişikliğiyle ilgili seçimi yapmasa yargı tartışılıyor olmayacaktı. Yargı Türkiye’deki tüm devlet kurumları içinde son sıraya düşmüş durumda, güvenilirliği itibarıyla.

    “Yargı asla teslim olmayacak”

    Yargı ne CHP’nin ne MHP’nin ne Pensilvanya’nın egemenliğine asla teslim olmayacak. Yargı birilerinin arka bahçesi değil, milletin yargısı olacak.

    • Nurdan hanım o kadar yazıyorsunuz ama ne Bahçeli ne de Erdoğan sanırım sizin yorumları okumuyor. Bakın Mhp meclis başkanlığına aday göstermeyecek Akp adayını destekleyecekmiş. Ohalin kalkmasında da anlaşmışlar. Aralarını bozabilmek için çok daha eskilerden birşeyler bulmanız gerekir belki de. Bu yazdıklarınız yetmeyecek gibi, unutmuşlar onlar bir beyaz sayfa açmışlar.

      • Ben yazmadım onlarin birbirlerine söyledikleri lafları kopiledım.
        Palitikacıların güvenirliğini hatırlatmak için.
        Dün onlari terörist ilan edeiyor bugün dost oliyor, madem terörist ise niye dost oliyirsun?
        KOLTUK İÇİNMİ? MİLLT ve MEMLEKT İÇİNMİ?

    • Olaya bahçeli Erdoğan’a şöyle dedi…Erdoğan ona böyle hakaret ettiği penceresinden bakarsan….seninde kaynana na….kayınbabana….birçok arkadaşına….veya eline gorumcene bakacak yüzün kalmaz…

  5. *******
    …..
    DiN-İMANA karşı, çürütüyor her tezi…
    Bir numaralı sentez, AKIL-İMAN SENTEZİ!

    İMAN’ın en iyisi, AKLı olan imandır!…
    AKILların iyisi, İMAN dolu izandır!…..

    Ezbere müslümanlar, namazdan tad alamaz,
    Şam şeytanı akıllar, rüşvete dayanamaz!

    Allah var ki yıllarca, demiştim iktidara,
    Bu dinlenmiş olsaydı, düşermiydi hiç dara?!

    Bunu hep hararetle, tavsiye ediyoruz,
    Muhalefet için de, aynı şeyi diyoruz;..

    Ama onlar ne yaptı, bugün buyken ihtiyaç!
    AKIL-İMAN SENTEZİ, muhalafete ilaç,

    Herbiri istisnasız, seçilmek istediler,
    Miyav diye kükredi, şirin tekir kediler!

    Herkes seçilmek ister, istemekle olmuyor,
    Ciğer yüksek, zirveydi, kükremekle olmuyor!

    Bencil marka kediler, yanlış hesap uzmanı,
    İttifak yapmayınca, siyasetin kurbanı!

    Mesajı verdi millet, tedbir aldı alanlar,
    Durumu anlamadı, umut dolu olanlar…..
    ….
    *******

  6. Benim oyum kesinlikle bir partinin ipoteğinde değildir. CHP nin kalabalık mitingleri oyumu CHP den uzaklaştırmak yerine yakınlaştırmıştır. Muharrem İnce desteklenmeyi hakedicek açıklamalar yaptı, birliği bütünlüğü her fırsatta vurguladı, iktidarın Muharrem İnce’nin açıklamalarından nasiplenmesini umuyorum. Ben oy kullanmaya AK partiyle başladım öncesinde defalarca sandığa gitme hakkım olduğu halde o zahmete girmedim, gerekde görmedim, pişmanda değilim. CHP nin bu seçimdeki HDP ile ilgili tutumunu gördükten, kılıçdaroğlunun (k küçük) seçim sonrasındaki demokrasi aşkından yaptığı fedakarlıkları dinledikten sonra feriştahı gelse bundan sonra CHP ye oy verme fikri zihnimin eşiğine bile yaklaşamaz. Bir AK parti seçmeni olarak başkanlık seçiminde bir sürü eleştirilecek konu olmasına rağmen kendisinin dürüst etrafının yalaka, liyakatsiz ve kişiliksiz insanlarla kuşatıldığını düşündüğüm sayın Erdoğana rey verdim. Milletvekili seçimlerinde de gerek AK parti taraftarlarının seviyesiz ve her yol mubah yaklaşımları, gerek az önce bahsettiğim asalaklar gerekse Saadet partisi lideri Sayın Karamollaoğlu’ nun yapıcı ve hakkaniyetli açıklamaları, Fehmi Korunun objektif yaklaşımları,Bernar bey gibi bilgili, seviyeli yorumcuların görüşlerini harmanladığımda oyumu Saadet Partisine verdim. Lakin benim cehaletm bu Saadet partisi hiç vekil çıkaramadı, ben ortalama 100-125 bin reye bir vekil hesapladığımdan hiç olmazsa 10-15 vekil çıkarır ve mecliste dengeleyici rol oynayabilir diye düşünmüştüm. Oyumun CHP ye gittiğini söyliyen arkadaşlar var, bu ihtimal beni çok rahatsız etti. İttifak olayını kavrayamamışım, keşke açıp ayrıntısını okusaydım:( . Kusur benim kabul ediyorum ama Saadet Partisinin % 10 oy alamayacağı açık net, niye o zaman CHP ile ittifak yaptın. Netice itibariyle Kılıçdaroğlu gibi bir çapsıza, yediği her haltın ucunu demokrasi ile alakası olmıyan kendi sapkın, çürümüş demokrasi algısıyla bağdaştıran yalancı bir şahsiyetsize oyum gitmiş oldu. Bundan sonra Saadet partisini de zerre kadar düşünmeyecem. Seçimde hile kesinlikle var, apaçık ortada, CHP barajı geçemiycek bir partiyi kendi seçmeninin oylarıyla geçirmiştir. Genel başkanı olacak haysiyet celladı kişilik de çıkıp bunu demokrasi aşkından dolayı yapılan bir fedakarlık olarak sunmuştur. Bu hile değilmidir. Ahlaksızlığın, hedefe giden yolda her yol ama HER YOL mubahtır anlayışının tipik bir örneğidir. Bir sonraki seçimde CHP kendi seçmeninin oylarını ihale yoluyla satlığa çıkarsa kim yadırgayabilir. Çok teşbih yapılacak örnek var ama terbiyem musaade etmiyor bayan arkadaşlar var.. İçişleri bakanının yaptığı açıklamaya bakın, şehit cenazesinin protokolu mu olur yahu, memlekette çözülecek o kadar konu varken bumu kaldı. Bu memleket bu kadar kısır mı yani aklı başında kimse kalmadı mı? Haksız demiyorum ama kardeşim bu konuyu bir sivil toplum kuruluşu dile getirsin, ne bileyim şehit, gazi aileleri dayanışma vakfı ya da bunun benzeri bir veya daha fazla sivil toplum kuruluşu bir ara gelsin bir basın açıklaması yapsın. Hakkaten içişleri bakanlığımı düzenliyor şehit cenazelerinde protokol mu olur.. Bu açıklamalar çok ham…

  7. Hamza beğin yorumuna yorum yapan Hasan isimli yorumcuya cevabimdir.

    Bizlerin belge açıklamamıza gerek yok, esas belegeleri açıklayacak birileri varsa oda sizlersiniz yani at gözlükleri olanlar.
    Adam Türkiyeyi yemiş bitirmiş siz daha görmiyirsunuz.
    Evet ben Parti olarak HDP ye CBaşkani olarak Temel beye oy verdim çünkü Temel bey dünyayı çok iyi taniyan ve bilen bir insan CB adayları arasında en uygunu onu gördüğüm için.
    HDPye gelince hani başörtülü bacilari vardiya onu Türkiyenin tepesine çıkaran onlardan biride bendim! Onkardan Neden birtanesini onu partisinde görmedik.
    Fakat 28 Subata baş örtüsü magduru Huda Kayalar hapis yattılar sırf baş örtüleri nedeni ile.
    Bakin O Huda Kayayi HDP millet vekili yaptı.ya sizin reis onun gibilerinin sirtinda resi cumhur olup onu terörist ilan ederek göz altına aldırmadı mi?
    Allah aşkına siz şunu bunu bırakın. Benim gözümde Huda Kayalar asla ve asla terörist olmazlar vede onlarlada iş birliğine girmedikleri gibi girenlerlede iş birliği yapmazlar.
    Açıkcası birileri gibi insan kani ile beslenmezler.
    Şimdi size soriyorum Huda Kaya Teröristmi?
    Buna cevap verin çünkü 28 Subat günlerindeki gazete küpurleri halen daha bende var.aninda bu siteye kopiyalarım.
    Sizin anliyacağınız ben öğle araştırmadan bilmeden sirf hirs için imanıma zara getirecek kadarda “islamci” değilim Elhemdulillah Müslümanım.
    Bintae islamciyide bir Huda Kayanin tırnağına değişmem.

  8. Resiciler benim yorumlarıdan çok rahatsızlar. NEDEN ACBA?
    O kadar dikkatli okuyorlarki kendileri yazdiklari kelmideki yalnış görmiyor benim bir harf hatasinı (malum google bezen otomatik değiştiriyor)çok önemli büyük bir olaymış gibi TÜRKÇEYE tecevuz diyebiliyorlar.
    Peki siz benim bir nefer olarak harf hatamı göriyorsunuzda! TABİİ yazdıklarımı yalanliyamiyirsunuz çünkü sizler gibi tuvist dansi değil bildiklerimi,sizler gibi iftira değil gerçekler, sizler gibi sahtekarların korumaliğını değil onlarin sahtekarlığı gerçeğini göriyor ve yaziyorum, peki milletin gözünün için de baka baka yalan söyliyenleri neden görmiyorsunuz?
    Ha bu demek değil erdoğancıların hepisini okuyorum? Hayır okumiyorum bazen yeni rumuz görünce şöyle bir göz atiyorum haa bu falanca rumuzlu tipkı biyat ettikleri gibi kílıf değiştirdiklerini okuyunca fark ediyorum.
    Diğer bir kısmıda yorumuma yorum yapinca okiyirum çünkü diğer yazılarını okumaya gerek yok ne yazdıklarını zaten tahmin ediyorum.
    Peki benim bir harf hatasını görecek kadar dikkatli birisi neden reisin bu yalan,iftira ve suçsuz günahsız insanlara yaptırdığı zulümları görmiyor ve duymiyorsunuz? Herşey açıkca ortada olmasına rağmen,ona karşi kör, sağır ve dilsiz olmaklada kalmayip o yalan ve iftiralarına hem ortak hemde savunucusu olmanızın nedeni ne olabilr? Birde buna çevap verin.
    Bence nedeni çok basit parali Troller. Gene yaşadınız reisinizi bu dönem daha çok eleştırenler olacak sizlerin işi iki üç kat artar ve epeyce kazanırsınız.

    Kendi isimleri ile yazanlarıdan bazıları de o kadar gözleri dönmüş kü sanki dünyada o ismden sadecr kendisinde var başkasında değil ayni isimden birisi reislerine karşı en ufak bir yazi yazsa hemen vay efendim o nasıl benim ismimi yazar diye kıyametleri kopariyorlar.
    Tipki 17/25 Aralık olayları kendi hayir sever iş adamları tarafından dünyaya canli yayınlarla sergilenmesine rağmen hıç sıkılıp utanmadan reise karşi darbedir diyebilyor olmaları gibi..
    Unutmadan günah keçisi olarak seçilen Hakan Atilla nın en az 15 yıl ceza alması için Savicilar davayı temmize götürmüşler haberiniz olsun 17/25 darbesini yakında H Atilla yapti derseler onada şaşırmamak lazım. Nasıl olsa Saray fetvacıları iftiraninda caiz fetvalari verirebilirler. Belkide vermişlerdır
    insanlara göz göre bu kadar ift attıklarına göre.
    Birde sizlerin sevineceğiniz
    bir haber vereyim reisiniz 6 ve 10 AKP için satılik millet vekilleri ile temaslara çok yakında başlayacak mış, bunu ben değil İYİ partili bir millet vekili yaziyor, ben şahsen ona inaniyorum.
    Bakalım bu transeferlerde kimler ne vaadler yapacaklar!
    Bazıları Kur’ani Kerimden Ayetler yazinca çok rahatsız oliyorlar onun için ayetileri yazmayayım yalnız Kur’ani kerimde geçen halak olan kavimleri okuyunca dünyada şu an ve geçmişte olan doğal ve insani felaketlerin benzerlerini o kavimler yaşamış ve yok olmuş olanlarla tıpa tıp uyum sağladığını öriyorum.
    İsterseniz sizde halak olan kavimlerin hikayelerini bir okuyun şu an Türkiyedeki olanlar hangısı veya hangileri ile benzerlikleri var ona bir bakın.

    • İfadelerin berraklığı zihindeki berraklığı gösterir; ifadeleri karmakarışık olanların zihinleri de karmakarışıktır. Sadece yazım hatalarınız değil yazdıklarınızın tümü ‘maddi hata’ gibi duruyor. haksız mıyım dear nurdan?

      • H Gayret dikkat et senin memlekitinde sizin little uçakcilari biliyirlar Yoksa sendemi onlardansı. Eğer onlardansan, bir zahmet Firansizcasını bize tercume et ve paylaş çünkü bu yazi dizisinin Fransizcsı dsha geniş anlatiyor.
        Yorum senin H Gayret.

        Fransa’nın en büyük gazetelerinden L’express Tayyip Erdoğan ve MİT’in Avrupa’daki suikast ve adam kaçırma gibi illegal faaliyetlerine ilişkin çarpıcı bir yazı dizisi yayınladı.

        L’express, tecrübeli gazeteci Laure Marchand imzasıyla ‘Erdoğan’ın komandolarının izinde’ başlığıyla yayınladığı yazı dizisinde Fransa, Almanya, Belçika, Danimarka gibi Avrupa ülkelerinde MİT’in suikast planlarını, Türk diplomatlarla birlikte işlenen suçlarının izini sürdü. Yazı dizisinde Hizmet Hareketi mensupları ve Kürt lobisinden isimlerle görüşen gazeteci Marchand, ‘Kürtler, Gülen taraftarları ve Erdoğan’ın muhalifleri için Paris artık güvenli bir şehir değil. Fransız başkentinde, Recep Tayyip Erdoğan’ın muhalifleri MİT’in korkunç ajanlarıyla karşılaşmaktan sürekli korkuyorlar. Bu konuda tanıklıklar bol. Ankara rejiminin muhalifleri Türkiye’den ayrılsalar da güvende değiller’ diye yazdı.

        Yazı dizisinde 15 Temmuz başarısız darbe girişiminden sonra tüm dünyada başta Gülen Hareketi mensuplarına yönelik olmak üzere MİT tarafından suikast ve kaçırılma gibi eylemler planlanıp icra edildiği aktarılıyor.

        Gazetede Oslo görüşmelerine katılan PKK’nın önde gelen isimlerinden Remzi Kartal ile röportaj da yer aldı. ‘Kürt liderler ölümle tehdit ediliyor’ başlığıyla ilginç bilgilere yer veren L’express, Paris’te Sakine Cansız ve iki arkadaşına yönelik suikastın ardından MİT’in olduğunu Fransa mahkemeleri ve istihbaratının çok net bildiğini aktararak şu noktalara dikkat çekti : “Bu cinayetlerden beri, MİT çok ciddi bir kötü itibar kazandı Fransa’da. Mossad ve Rus gizli servisleri gibi Türk istihbaratı karanlık işlere, yurt dışından ve dost ülkelerin yerlerinde de cinayetlere de karıştığının ihtimalini konuşuluyor. 2018 ilk baharında, karşımda oturmuş ‘Kürt Lider Remzi Kartal’ bana istihbaratın onu hedef aldığını anlatıyor. Belçika hükümetinin korumayı hala reddettiğini ifade ediyor. Halbuki burada, Avrupa’nın göbeğinde, Anadolu’dan uzak, bu tehditler hiç hafife alınmamalı.”

        KARTAL: MİT AVRUPA’DA SUİKAST PEŞİNDE, KÜRTLER HEDEFTE

        Gazeteci Marchand, Remzi Kartal’ın ağzından şunları kaleme aldı: “Kalabalıkta gözlerim Remzi Kartal’ı arıyor. Daha önce tanıştığım bu eski diş hekimi, 1990’larda milletvekili seçilmişti, şimdi Belçika’da bir siyasi mülteci. 2009 yılında, Türk hükümetinin Oslo’daki görevlileriyle yapılan gizli görüşmelerde Kürt müzakerecilerinden biriydi. Hiç kimse yok henüz. Saat 1, Zamanında geldim. Bekliyorum. Sonunda, göründü. Her zamanki gibi çok nazik. Bir saniye bile onu yalnız bırakmayan kadın ise çok gergin: kaldırımda uzun süre ayakta duruyoruz. Aslında iki dakika. Kendimizi bir pizzacıda bulduk. Oturur oturmaz, menüye bakmadan Kartal hemen konuya giriyor: Erdoğan’ın Avrupadaki muhalifleri MİT’in [Milli İstihbarat Teşkilatı, Türk istihbaratının Ulusal Örgütü] kapsamındadır. Özellikle Kürtler. Topluluğumuzun Türk devletinde bilgi kanalları var. Bizlere Ankara’nın [cumhurbaşkanlığı] MİT ajanlarına cinayet işletmek için baskı yaptığını söyledi. Özellikle seçimler kapsamında, başarılı olursa, Türkiye’deki milliyetçi histerisini (hastalığını) güçlendirecektir.”

        MİT’in Sakine Cansız suikastindeki yerine değinen Fransız gazetesinin yazı dizisinden Remzi Kartal’ın ağzından Ukrayna merkezli hatlardan ‘SMS ile suikast’ tehdidi aldığına, bu cinayet ve tehditlerdeki kişi ya da kişilerin Kürt diasporasıyla irtibatlı olanlarının da araştırıldığı, Belçika’da yaşayan H.A. isimli bir şahsın adının geçtiği suikast pazarlıklarında bilgilerine yer verildi.

        HİZMET HAREKETİ VE GÜLEN MENSUPLARINA YÖNELİK ORGANİZE KAÇIRMALAR

        Erdoğan rejimi ve MİT’in Hizmet Hareketi mensuplarına Afrika, Ortadoğu ve Uzakdoğu’dan sonra Avrupa içlerinde de operasyon girişimlerine geniş yer veren L’express, MİT’in Erdoğan talimatıyla 18 farklı ülkede 80 kişiye yönelik adam kaçırma hadiselerine bulaştığını ve bunu genellikle ülkelerin üst düzey yöneticileriyle kotardığını yazdı.

        Gazetede “Erdoğan’ın diğer hedefi Gülen Cemaatidir. 2016 yazından beri, Ankara’da ve dünya çapında bir av söz konusu. Türk hükümetine partizanlar tarafında yapılan bu av, Malezya, Suda, Pakistan, Suudi Arabistan’a kadar uzandı. MİT cemaate üye 80 kişiyi 18 farklı ülkeden alıp Türkiye’ye götürmüştür. Henüz yargı önüne bile çıkmadan bu kişiler kelepçelenmiş şekilde uçaktan indirilip, ‘teröristler’ şeklinde savaş esirleri gibi medyaya sunuluyor. Sene başından beri, artan yoğunlukta kaçırılmalar oluyor. Geçen baharda, hükümet öğretmenleri ve bir doktoru hedef almışlardı. 6 kişi Kosova tarafından Türkiye’ye iade edildi. Gabon’da benzeri yaşandı. Cumhurbaşkanı (Erdoğan) tutuklamaları seçim argümanı olarak kullandı” denildi.

        GABON’DAN ADAM KAÇIRMALARDA CUMHURBAŞKANLARI İŞİN İÇİNDE

        Gabon’da yaşanan kaçırma hadisesi şöyle anlatıldı: “Uzun zaman boyunca, Türkiye’de büyüyen okullar, Afrika’da yaygın vaziyette. Fakat, Erdoğan ve Gülen’in ayrı düşmesiyle çokça diplomatik baskılara maruz kalarak bazı okulları kapatmak zorunda kaldılar. Geçtiğimiz 15 Martta, Ecole International La Lumière okulunun müdürü, yardımcısı ve bir öğretmen Gabon’lu polis tarafından tutuklanıyorlar ve evrak sahtekârlığı öne sürülerek Türkiye’ye iade ediliyor. Avukatlar çok acil gitmesine rağmen, onları görememiş. 23 gün boyunca Gabon da tutuklu kalmalarına rağmen hiç bir zaman göremedim’ diye ifade ediyor. Çok hızlı bir şekilde yargının bu iş üzerinde hiç bir gücü olmadığını anlıyor. Gabon’da, bu işin tamamen ülkenin Cumhurbaşkanı Ali Bongo tarafından takip edildiğini ifade ediyor. Günler geçiyor ve 7 Nisan günü Deniz (projeyi destekleyen esnaflardan biri) müdürün eşinden mesaj alıyor, polis geldi. Hemen bildiğim tüm numaraları aradım diyor Deniz, fakat kimse cevap vermiyor. ‘İçeriye alınan müdür, yardımcısı ve öğretmen yetmiyormuş gibi onların eşlerini ve çocuklarını da tutukladılar. Hepsi uçağa bindirilip Mit tarafından Türkiye’ye götürüldü. İltica edenler için Birleşmiş Milletler ajansının temsilcisi engellemeye çalışsa da hiç bir şey yapamadı. Tek bir kişiyi, çifte vatandaş olanı götüremediler. Türk ve Fransız olan bu kişiye Fransa büyük elçiliği Gabon dan çıkmasını söylemiş.”

        İSVİÇRE’DE İLAÇLA SUİKAST GİRİŞİMİ

        Türk asıllı bir İsviçre vatandaşına yönelik suikast girişimine de yer verilen yazı dizisinde şu noktalara dikkat çekildi:
        ”Telefon çalıyor ve dışarıdayım. Gizli numaradan biri arıyor. Araştırmam esnasında hiç bir arama normal bir arama olarak yapılmıyor hepsi gizli. Aracı olanlar veya aranan insanlar yerlerinin tespit edilmesinden çok korkuyorlar. Yurt dışında bile. Telefona cevap veriyorum. ‘Merhaba, ben sizin aradığınız kişiyim, karar verdim, konuşacağım. Haftaya görüşebilir miyiz. Sizi tekrar ararım yerini söylemek için’ dedi ve kapattı. Lyon Garına gidiyorum. İsviçre garında duruyorum. Telefonum tekrar çalıyor. Bir adam geliyor, elinde kahve renkli bir çanta. Bir otelin boş salonunda oturuyoruz. İsmine ‘Cengiz’ diyelim. Türk asıllı İsviçreli bir iş adamı. Hayatında çok başarılı olmuş. Türkiye’de Fethullah Gülen ile irtibatlı eğitim kurumlarında eğitim almış ve sonrada Zürih’e yerleşmiş. Hikayesi roman haline çevrilebilir. Ağustos 2016’dan sonra, bir arkadaşı haber vermek için irtibata geçiyor. Fuat (bir yakını) Cengiz’i kaçırmak için MİT ile görüşme yapmış. Cengiz hemen Fuat ile görüşmeye gidiyor emin olmak için. Fuat doğruluyor. Bir öğlen vakti, Zürih’te bir mezarlıkta gizli bir görüşme yaptığını itiraf ediyor. Onun söylemlerine göre, onunla görüşenler, Cengiz’in yemeğine GHB damlaları atmasını istemişler (psikotropların uyuşturucu etkisini oluşturan tecavüzcü esrarı denilen bir madde) uyutmak için. Fuat haber vermesi gerekiyormuş. Bu iş olduktan sonra 300 bin Euro vereceklermiş. Ayrıca rahat bir emeklilik. Fuat’ın oldukça borçları varmış.

        3 MİT AJANI 2 DİPLOMATIN BULUŞMASI

        Hala şüpheli şekilde, Cengiz yine de duyduklarını İsviçre’nin gizli servislerine anlatmaya gidiyor. “Zaten haberdarlarmış” diye fark ediyor. Karşısındakiler onay vererek, Türkiye’den 3 MİT ajanı ile birlikte Bern’de 2 büyükelçilik diplomatı ile hareket ediyorlar diye ifade ettiler. Hacı Mehmet Gani, eski basın ateşesi (büyükelçiliğin) ve Hakan Kamil Yerge, Türk temsilciliğinin ikinci sekreteri. “Görüşmelerinin bir resmini gördüm. Tek bir görüşme olmamış, 3 kere buluşmuşlar. O anda anlıyorum ki İsviçre istihbaratı büyük bir dosyaya sahip bir işle alakalı” diyor.

        Kaçırılma planından sonra 2 diplomat ülkeyi terk etti. İsviçre istihbaratı yabancı ülke tarafından kaçırılma niyetinde bulunduklarını anlayarak, işadamına karşı yapılan tehdidi çok ciddiye aldı. Bu kişinin evi polis koruması altına alındı. Yakın takip amacıyla elektronik bir koruma da verildi. Cengiz bu cihazı çantasından hiç ayırmıyor. İçinde takip cihazı var. GPS bilgileri anında iletiliyor. Cengiz bir tehdit hissediyorsa hemen iki kere düğmeye basıp polisi harekete geçirebiliyor.

        Geçen ay bu cihazdan ayrılabilir miyim diye sormuş istihbarata, ‘kesinlikle olmaz’ diye cevap almış. O anda da ‘acaba benim bilmediğim bir şey mi biliyorsunuz’ diye sordum; cevap vermediler, diyor.”

        MİT’İN İKİNCİ ADAMI PARİS BÜYÜKELÇİSİ VE İSTİHBARAT OYUNLARI

        L’express gazetesinin yazı dizisinin son bölümünde Fransa ve Belçika’ya yönelik MİT ve E,rdoğan taraftarlarının istihbarat hareketlerine yönelik çok detaylı bilgiler yer aldı. MİT Müsteşar Yardımcısı İsmail Hakkı Musa’nın Paris Büyükelçisi olarak atanmasıyla ilgili değerlendirmelere yer veren gazete, “Her görüşmede, karşımdakiler hikayelerini anlatıyorlar, sonra etrafa bakıp ses tonlarını düşürüyorlar. ‘Biliyorsunuz Paris büyükelçinin kim olduğunu değil mi?’ CV sağlamdır büyükelçinin. Paris’e tayini çıkmadan önce, Kasım 2016 da MİT’in ikinci adamıydı. Dışişleri operasyonlarıyla mükellefti. Ocak 2013’den beri o pozisyondaydı, yani PKK’lı militan bayanların öldürüldüğü zamanda. Ve bir kaç ay önce, Brüksel’de büyükelçiydi. Fransa’da hükümete karşı olanlar Türk büyükelçiliğinden kaçıyorlar. Ismail Hakkı Musa, Yurt dışı komisyonun Yönetim Kurulu tarafından dinlendi geçen nisan ayında. Jean-Paul Lecoq ona şunu söyledi: ‘Çokça insan hapse attınız özellikle entelektüel kesimden, gazeteciler, muhalif olanlar ve istihbaratınız Avrupa’ya kadar onları takip ediyor, Kürt asıllı dostlarımız bile öldürüldü.”
        Musa, mükemmel bir Fransızca ile, ‘Sizin sorularınız üzerinde çok vakit kaybetmek istemiyorum, bence bu soru da kabul edilemez bir ima var.’ deyip kapattı”

        PARİS CİNAYETİNİ YÖNLENDİREN ÜST DÜZEY DİPLOMATLAR VE SİYAH MERCEDES’TEKİ SUİKAST TİMİ

        Gazeteci yazı dizisinde Fransa ve Belçika arasında yaşanan bir casusluk olayının da izlerini sürdü. Paris cinayetine uzanan yeni bilgi ve bulguların Belçikalı bir yargıcın gayretleriyle bulunduğuna dair şu bilgileri yazdı: “14 Haziran 2017, Brüksel’de, polis 3 kişinin kimliğini sorguladı. Siyah bir Mercedes Class E ile geziyorlardı Fransa plakalı. H.A. ve onun iki Türk asıllı ahbapları, onlar ki Remzi Kartal’ın öldürülmesini isteyenler olarak bu teklifi sunmaya gelmişler. Polis kontrolü esnasında biri Türk polis kartı göstermiş. İkincisi ise ‘eski bir asker’ ve 6-7 aydan beri zaten Fransa’da yaşıyormuş. 3 bayanın öldürülmesiyle alakalı (Paris cinayeti) dalga geçmişler orada. Olayda rol aldıklarını söylemişler. Belçika polisine göre, bu iki adam bir hafta Paris’te 4 Türk asıllı adam birlikte kalmışlar. Onların arasında bir de sniper varmış.

        İstihbaratçılar, yüksek mertebede bir diplomat tarafından Fransa’da yönlendirmeler yapıldığını düşünüyorlar. Ekim 2017’de, Belçikalı Hakim Patrick De Coster bu bilgilerin yeterince ciddi ve endişe verici olduğunu düşünüp, Fransa’ya bir uyarı göndermeye karar veriyor. Belçika’da olan Kürt siyasetçilere yönelik ilk planda bir suikast organizasyonu ile alakalı Fransa’dan Belçika’ya doğru kaçtılar, panik halindeydiler.”

        • Teşekkürler Nurdan hanım. Bu yazılanlar doğruysa ÜLKEMLE gurur duydum tekrar. Küçücük İsrail’in yaptığı operasyonlar ortadayken . Yaıya düzeltme gerekir , Kürt hareketi liderleri yerine PKK lı teröristler denebilirdi.

  9. Kadın hırsı, kaprisi. Ne diyeceksin. Böylesi kadınlar AKP muhitinde de çok. Hele, kendini ezilmiş, aşağılanmış, hor görülmüş görenler.
    F.Koru’nun tesbitlerinde haklılık payı çok. Cumhuriyet tarihi boyunca, Mü’min, Muhafazakar, Milliyetci seçmenler, Haklı olarak, CHP’nin bu görünüşündeki UMACI tavrı sebebiyle, Batı kılıklı, sömürücü, rüşvetçi, vurguncu, Hazine yağmacısı, dini kıt, masonik kişilerden mürekkep partilerin kucağına düşürülmüştür. Bu seçimlerde de bunun etkisine ben yakınen şahit olmuş bulunuyorum.
    M.İnce, başarılı bir seçim dönemi geçirdi, Ak Partiyi de kısmen endişelendirdi. Fakat, B. Arınç’ın atıfta bulunduğu O müstehcen ve rezil şiir, eğer, Muharrem İnce’ye ait ise ve hala ondan utanç duymuyorsa (CHP içinde normal karşılanabilir) ama bu halk – ne kadar Avrupaileştirilse de – sittin sene, ona Cumhurbaşkanlığı nasip etmez. Kongrelerde de önüne konulur.
    Saadet Partisi kendi eliyle, son kullanma tarihini de aşındırmıştır, kendilerine yapılmış pekçok ikaza rağmen. Vatandaş nezdinde, haklı gerekçeleri olsa da – konu CHP olunca – bir değer ifade etmez. Bunun önemini CHP’den dönme bazı Saadet Parti’liler ve bir kısım gençler bilmiyebilir. Halk ise, UNUTMAZ. Ancak, CHP’nin bu gölgesi, daha seçkin, daha düzgün ve saf bir MİLLET İKTİDARININ teşekkülüne (oluşmasına ) hep engel oluyor. CHP’nin düzen’e en büyük yararı da bu oluyor, ihtimal.
    Karagülle, hep “sermaye”‘nin iktidarından, hükümranlığından bahseder ama şu günlerde, nedense, bu konuda susuyor, belki de bekliyor.
    Geriden geriye – bu bozuk düzenle, servetine servet katan, doymıyan vahşi sermaye – söylenene bakılırsa, bu defa – hükumette doğrudan görev alacak. Peki memlekete, daha da fazla ecnebi sermaye getirebilecek mi ? Hangi şart ve maliyetlerle, ne kadar getirebilecek ? Ekonominin yükünü, zaten, vergileriyle orta sınıf ve bordo mahkumları taşıyordu. vahşi sermaye ise, “yağma”ların yanında, vergi de ödemiyor, her dönemde çıkarttırılan AFlarla da kendini temize çıkattırıyordu.
    Seçim öncesi ABD’nin, AB’nin ve İBADİ’nin suskunluğu böyle bir hesaba mı dayanıyordu, acaba ? Bu kadar muhtelif nevi aftan sonra hükumette de yer almak.
    Sermaye sahibi KURUMLARIN ödediği VERGİnin, Devletin Vergi Gelirleri içerisindeki PAYI ne kadardır ? Maliye Bakanı ve hükumet bu konuyu açıklıyabilir mi ? T. Özal’ın İşbaşına geldiği 1980 yılından bu güne kadar kurum (şirket) sayısı ne kadar artmıştır ? Buna mukabil, Kurumlar Vergisinin Gelir Vergisine oranı artmış mıdır ? Ne kadar artmıştır ? Kurumların servetleri içerisinde gayrimenkulleri ne kadar yer tutmaktadır ? Kira gelirlerini hiç sormuyorum, değmez. Kar dağıtımı yapmadığı (ve görünürde başka geliri olmadiği) halde sermaye artışında bulunan şirket ortağı sayısı ne kadardır ?
    Akaryakıt vergisi, Özel tüketim vergisi ve KDV. nihayette, kimin üzerinde kalıyor ? Bu Vergilerin toplamı, Devletin Vergi Gelirleri içerisinde ne yer tutuyor. ?
    Emek, alınteri ve vergisini ödemiş temiz sermaye elbette, takdire ve şükrana layıktır.

    • “ŞECAAT azederken MERD-i KIBTİ sirkatin söylermiş”

      Kadına karşı sürekli aşağılayıcı sözler sarfederken;
      beyinlerindeki karanlık odalardan;
      Cahiliyye döneminin karanlıklarının kaçmasını
      Engelleyemiyorlar…
      “kadın”diyerek andıkları aşağılık bir varlık o; karanlık beyinler için…

      Ateist, sosyalist, din-iman-ahlak tanımazların, İngilizlerin
      KENDİLERİ OY VERMEDİĞİ HALDE
      neden SPyi böylesine parlatıp İslamıst diye
      Müslüman topluma kakalamaya uğraştığının
      şaşmaz açıklaması bu katran karası ışıklar.
      fetullacı terör örgütünün deşifresinden sonra
      SPyi Türkiye İslam Toplumu’ içinde
      başka bir mescid-i dırar olarak
      parlatmaya uğraşıyorlar.
      Çünki kılık kıyafet, söylem, davranış
      farklı bile görünse; kıble aynı, patron aynı.

      Benim inancım o ki;
      O zamanlar itina ile saklanış olsalar da
      ortaya çıktıkları ilk günlerden bu yana
      koruyorlar bu kurumsal özelliklerini .

  10. sayın yorumcular evet sağ ve özellikle de muhafazakar seçmen asla CHP nin yaptıklarını unutmaz unutmayacak kimsede unutturmaya çalışmasın bendeniz 1984 sonrasını bilen yaşayan bir seçmen olarak chp zihniyetinin bizim kutsallarımıza nasılda saldırdıklarını aşağıladıklarını, horladıklarını unutmadım saadetli kardeşlerimiz unutmuş olabilir asıl beni üzende bu chp zihniyetinin zulmüne direk muhatap olanların unutması.Merhum Erbakan başbakan olarak bir üniversitenin açılış veya mezuniyet törenine katıldığı bir ortamda konuşma yapan üniversite rektörü başbakanın ve eşi merhum Nermin hanımın gözünün içine bakarak Müslümanların değerlerini aşağılamış alay etmişti milli görüşcü olmayan biri olarak çok üzülmüştük çünkü aşağılanan değerler toplumun kahır ekseriyetinin değerleri idi

  11. Erdoğan’a şok sözler… Devletin sahibi sen değilsin
    Organize suç örgütü liderliğinden tutuklu Alaattin Çakıcı, AKP’nin genel başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mevcut görevine tekrar seçilmesi sonrası açıklamada bulundu.

    Devlet Bahçeli’nin cezaevinde ziyaret ettiği organize suç örgütü liderliğinden tutuklu Alaattin Çakıcı, Erdoğan’ın mevcut görevine tekrar seçilmesi sonrası açıklama yaptı: Devletin sahibi sen değilsin” diyerek “Sokak çocuğu, sokak çetesi olmadığımı da o beyninin derinliklerine sok!” ifadelerini kullandı.

    Organize suç örgütü liderliğinden tutuklu Alaattin Çakıcı, AKP’nin genel başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mevcut görevine tekrar seçilmesi sonrası açıklamada bulundu. Çakıcı, Erdoğan’a “Devletin sahibi sen değilsin” derken “Sokak çocuğu, sokak çetesi olmadığımı da o beyninin derinliklerine sok” ifadesini kullandı.

    Çakıcı Erdoğan’a yönelik olarak, “İnşallah nefsini yenersin, bu milletin hizmetkarı olursun. Eğer bunları yapabilirsen sana hakkımı helal ediyorum”sözlerini de sarf etti.

    MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Çakıcı ve Kürşat Yılmaz gibi yeraltı dünyasının ünlü isimlerinin de içinde olduğu bazı mahkumlar için af çıkarılması çağrısında bulunmuştu.

    Milliyetçi çizgideki Bengü Türk kanalının sitesinde yer alan habere göre, seçim değerlendirmelerini basın danışmanı Ferhat Aydoğan aracılığı ile kamuoyuna duyuran Çakıcı şu ifadeleri kullandı:

    Kırıkkale Keskin T Tpi Cezaevinde Yatan ve Rahatsızlığı Nedeni İle Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesinde Tedavi Gören Alaattin Çakıcı,Seçim Sonrası İlk Değerlendirmelerini Basın Danışmanı Gazeteci Ferhat Aydoğan Aracılığı ile Kamuoyuna Duyurdu

    Çakıcı ; Kamuoyuna saygılarımla arz ederim diyerek başladığı yazısında,

    Devletimiz ve milletimiz, bugün ülkemizin bekası için özgür iradesiyle MHP’nin büyük gayretiyle, sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk turda yeni oluşumun başkanı seçilmesinde en büyük etken sayın Bahçeli ve yol arkadaşlarıdır.

    Kasımpaşa’da doğan Rize potamya asıllı sayın Recep Tayyip Erdoğan’a bu aziz milletimiz ülkeyi yönetme iradesini kendisine teslim etmiştir. Halka konuşmasında ülkeyi terörden temizlediğinden bahsetti, herhalde daha yolun başında olduğumuzu unuttu. Devletimizin sigortası olan ülkücüler ile ilgili bir kelime dahi etmedi. Bir de ülkeyi sokak çetelerinden temizledik diyor. Bu sokak çeteleriyle ilgili söylemi KCK’nın Türkiye genelinde sokak yapılanması olan çeteleri mi anlatmak istiyordu.

    Cumhur İttifakı’na oy verenler sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisine değil, devletin bekası için sevse de sevmese de beka sorunu yaşayan devletimiz için sayın Tayyip Erdoğan’a oy vermiştir.

    AKP’li olmayan ama devlet bekası için ona oy veren ve verdirenlerin onun selamına ve teşekkürüne ihtiyacı yoktur!

    Buradan kendilerine şunu hatırlatmak isterim. Çevrendeki Fetö’cüleri temizle. Devletin değişik kurumlarındaki AB ve ABD’ye hizmet eden hainleri temizlediğin sürece “ sözde değil pratikte” adalet kavramından elini çekmezsen, devlet aynı sıkıntıları gelecekte yaşayacaktır, lütfen unutma. Devletin sahibi sen değilsin! Devletin mihenk taşı ülkücüler ve devletine gönülden bağlı her etnik mozaikten olanlardır.

    Bu Cuma günü sayın Bahçeli gibi namazdan çıktıktan sonra “ Ne mutlu Türk’üm diyene”diyebilecek kadar Türkiye sevdalısı mısın ?

    Sayın Cumhurbaşkanı; İnsanlar kriminal suçlu olabilir, çetelerin arkasında olan hani senin var ya, Trabzon’lu, çirkin ve kel, sana gündüz imam gece papaz diyen Süleyman efendi mi hedef gösterdi. Sokak çeteleri hap satar, eroin satar, karı satar. Ekonomik koşullardan sosyal devlet olamadığımız için gasp yapar. Kapalı olarak kimi kastediyorsun ?

    Türkmen Alevi’lerinin, MAYAD’ın oylarını aldın. Konuşmanda neden onlara teşekkür etmedin?

    Unutma! Sen yolcusun, Ülkücüler ve Türk Milliyetçi’leri, her etnik mozaiğe mensup vatan sevdalıları da hancılardır!

    Annene, babana dua ettiğin gibi sayın Bahçeli’ye ve onun yol arkadaşlarına da dua et. Elinden ne gelirse de bana istediğini yapabilirsin.

    Sokak çocuğu, sokak çetesi olmadığımı da o beyninin derinliklerine sok.

    İnşallah nefsini yenersin, bu milletin hizmetkarı olursun. Eğer bunları yapabilirsen sana hakkımı helal ediyorum.

    Başta devletin her kötü gününde, gövdesini ateşe koyan sayın Devlet Bahçeli’ye saygılar sunar, aziz milletimize saygılarımla arz ederim.
    Whatsapp’ta paylaş Facebook’ta paylaşın… Twitter’da paylaş Share on Google+ 27 Haziran 2018 15:0

  12. Genel yorum galiba ölümü görüp sıtmaya razı olmak deyişine paralel manalarda. Ancak ben öyle olduğunu ya da herhangi bir illegal hile olduğunu düşünmüyorum. Vatandaşın oyunun anlık ya da günübirlik ifadelerle değişmiş olabileceği gibi basit tezlerle açıklamak olayı hem küçük göstermek hem de ileriye yönelik stratejik planları engellemek adına bir hata olacağı kanaatindeyim. Geçmişte yaşanan ve çoğunluğu tek başına CHP üzerine bindirilen olumsuz hatta fecaat sayılabilecek tüm yaşananlar bir korku hikayesi gibi nesilden nesile aktarilarak devam ediyor. Bu aktarimlar eksik olduğu hallerde zaten musebbibi olmakla suçlanan bir grup bir şekilde avantaj elde etmek için her yolu mubah kabul eden rakibi tarafından sürekli olarak markaj altında tutuluyor. Burada sıkıntılı durumlardan birisi de oy verenlerin kendi yaşadığı an itibariyle ya da yaşının ya da tecrubelerinin ifade ettiği yansımalardan veyahutta derslerden ziyade dedelerden ninelerden amcalardan teyzelerden anlatilanlarla bir davranış biçimi belirlediginin ifade edilmesidir. Bence partizan bir kesim şu ya da bu şekilde nasıl gidip hedefini buluyorsa ve bunu sadece kendi profesyonelliğine yoruyorsa, vatandaşda emin olun aynısını yapıyor. Burada sıkıntılı olan durum vatandaşın rengini çok iyi muhafaza ediyor olması, bu korku ve ümidi içinde barındırıyor ve YSK açıklamadan ön görmekte maalesef zor oluyor. Eğer bir hile varsa oda sanırım bu 🙂

  13. Fehmi bey kabul edin artık siz ve sürekli egosunu şişirdiğiniz sayın gül ve ekibi bu millet tarafından tasfiye edildi.
    Size ve yukarıda yorum yapan zevata göre tüm suç laik kemalistlerin söylediği ve sizlerin dile getirme cesareti gösteremeyip ancak ima ettiğiniz “ bidon kafalı , göbeğini kaşıyan adamda”
    Kabul etsenizde etmesenizde her seferinde reisin öngörüleri doğru çıktı ve sizler yanıldınız ,Artık sonucu kabul edin bir dahaki seçimle ilgili hayaller kurun.

  14. sayın mantık! yorumu yazdığınız cevabı sonradan gördüm bu nedenle yazınızın altına cevap yazmadım.
    Ancak teşvik edici yazınız için teşekkür ederim. ayrıca, bana daha fazla sorumluluk yüklediğini söylemek istiyorum. en azından sizin yorumunuzu hatırladığın sürece, yazarken daha dikkatli olacağım.

  15. ak parti tabanının dış güçler, ingiliz ajanı, fetöcü vb. propagandalarla aklının alındığı zaten bilinen bir vakıa ve zaten oylarının çoğunluğunun bu politikalar ile sağlandığı bilinen bir durum. ve zaten kamuoyu yoklamalarında da akpnin oy oranı bu gerçekliği içinde barındırarak ortaya çıkıyor. aynı durum, kamuoyu araştırmalarında erdoğan-bahçeli ittifakının oy oranları için de geçerli. seçimlerden önceki kamuoyu araştırmalarında her ikisinin oy oranı %50’yi bulmuyordu. Millet ittifakı ile hdpnin oy oranının toplamı %58 ediyordu araştırmalarda. “Yani chp geliyor” söylemi ve travması kamuoyu yoklamalarına zaten yansıyan bir durumdu. chp mitinglerinin doluluk oranının bu travmayı bir miktar artırmış olma ihtimali geçerli olabilir. Fakat bu sefer de, hem aynı travmanın milletvekilliği seçimine neden etkisinin olmadığını açıklamak gerekiyor hem de temel beyin çabası, akşenerin çabası, incenin kucaklayıcı yaklaşımı, faiz ve doların seyri, ekonominin kötü gidişatı gibi etkenlerinin kahve kadar bile hatırı yok mu sorusunu akla getiriyor.
    – Ayrıca tespit edilebilen hilelerin seçimlere etkisinin ne olduğu da tespit edilemiyor. Yani 2 tane ölçülemeyen etkiden siz bir tanesini hileyi de açıklar hale getiriyorsunuz. O zaman hileleri nereye koyacağız (bunlar sadece tespit edilebilenler). Mesela sandık görevlilerinin dövülerek toplu oy kullandırılmasını, mesela, para dağıtılması, mesela sahte oylar, mesela sandık taşımalar, ve sandıkların köy korucuları tarafından taşınması, mesela oylar sayılmadan sonuçların açıklanması, mesela sandık görevlilerinin akp oy pusulalarını ardı ardına kaşelemesi, mesela birden fazla oy kullanan kişiler, mesela adil seçim platformu bilgisayar sisteminin göçmesi vb. bu tespit edilebilen pekçok oy hilesinden sadece birkaç tanesi. bir de tespit edilemeyenler bölümü var. herşeyi kontrol eden ve her tıynet olan akpnin yaptıkları yapabilecekleri hilenin teminatıdır.
    Onun için, tekrar ediyorum. bilinen veriler erdoğanın %52.5 oy almasını açıklamıyor (hile haricinde). ancak ben başka etkenler olmadığını iddia etmiyorum. bilinen verilere göre konuşuyorum.
    Fakat bilinmeyen etkenlerin, yani erdoğanın oyunun neden %52.5 çıktığının tespiti için, hemen bir kamuoyu araştırması yapılması gerektiğini zaten yazmıştım. yine kamuoyu araştırması haricinde gerçeğe daha fazla yaklaşmanın başka bir yöntemi olamayacağını düşünüyorum.

    • Sen de bi ara cia nın her bişeyleri yönettiğiyle bozmuştun şimdi de akp seçmenini beğenemiyorsun? Üstakıl diyoruz suç oluyor, kendin cia dan başka kuş tanımıyorsun, bizim oy veriş saiklerimizi eleştiriyorsun! Mantık arkadaş bu duruma ne diyor ki?

    • Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur.Siyasi partilerin , chp nin, ip nin, sp nin, hdp nin bile iddia edemediği bir hile mevzuuna hala inanmayı sürdürüyorsun, daha doğrusu sen de inanmıyorsun da acaba birileri inanır mı, ya da destekler mi diye ısrar ediyorsun. Ama yok işte.

      • Kamuoyu araştırması dediğin şöyle birşey. Chp yandaşı anketçi Hakan Bayrakçı dün Erdoğanı 52 bulduklarını birinci turda alacağını bildiklerini ama chp liler kendisini çarmıha gerer diye açıklayamadığını, %48,5 gösterdiğini itiraf etti. Birçok chp li köşe yazarı da aynı minvalde yazılar yazdılar. Hüsnü Mahalli chp lilerin moralini bozmamak için bildiği halde Erdoğan kazanamayacak İnce alacak diye yazdığını söyledi ve yalan söylediği için yazıyla özür diledi. Daha böyle birçok örnek var.

    • ayrıca öcüden korkanlar kadar, gerçek belayı bilip de chpye ve hdpye oy vereceğini açıklayan, oy verenler de hiç hesapta yok. ya da iyi partiye, ya da temel beye oy vereceğini açıklayan, önceden akpye oy vermiş insanlar nereye gitti. mesela bernar bey nerde. mesela nurdan hanım nerde. siz şahit olduğunuz 2 kişinin tutumundan sonuca gidiyorsunuz ama hem bu sitede hem de başka yerlerde yığınla akp seçmeni, artık akpye oy vermeyeceğini yazdı. bernar bey oy kullanmadı mı, nurdan hanım oy kullanmadı mı?

      • Önceden Akp ye oy verdiğini şimdi vermeyeceğini söyleyenler sadece söylüyorlar, gerçekten öyle olup olmadığını kim biliyor ki. Bu tür söylemler gerçek de olabilir, bir Akp liymiş gibi davranıp Akplilerin kafasını karıştırmak için de söylenebilir.
        Erdoğan 2015 yılında %52 ile seçildi, 16 nisan 2017 referandumunda Evet verenlerin oranı %52 idi. Ne oldu da bu oran azalacak acaba. Dünyada dolar değerlendi diye, patates soğan stokçuları bir hafta piyasaya mal vermedi diye millet panik yapıp 16 yıldır desteklediği liderinden vaz mı geçecek hemen. Hem de doğru dürüst bir alternatif bile yokken.
        Birileri size umut satıyor siz de bayıla bayıla alıyorsunuz, akşam olup gerçekleri görünce de inanamıyorsunuz.
        Bakın dostça ve açıkça size bir şey söyleyeyim. Akp ye oy verenler yıllardır aşağılandı, hor görülmeye çalışıldı, koyun dendi, yandaş dendi, makarnacı kömürcü dendi, biatçı dendi. Bu insanlar buna rağmen oylarını vermekten zerre geri durmadılar. Bir ara oy verseler bile açıktan Akp ye taraftar gözükmek istemiyorlardı belki, ama artık o günler değişti. Akp yi tercih eden insanlar açıkça taraflarını belli edip partilerini liderlerini savunuyorlar.
        Ama son seçimde chp nin kendi seçmenini nasıl kandırdığı, anketçisiyle, genel merkez ve yönetimiyle, köşe yazarıyla halka nasıl boş umut verdiği açıkça ortaya çıktı. Chp adayı Muharrem İnce bile boş iddialar ortaya atan chp li seçmeni şizofren olarak niteledi. Bu tıpış tıpış oy veren kandırılmış insanlar hakkında köşe yazarları toplumsal şizofreni, şizofren seçmen ve benzeri konularda yazılar yazmaya başladılar.
        Sanırım artık etkisi kalmayan yandaş nitelemesi karşılığında bundan sonra şizofren nitelemesi bol bol kullanılacak. Bu yüzden yorumlarda doğru olmayan, şehir efsanesi benzeri saçma iddialar kullanmamaya dikkat etmek gerekir.
        Hile iddiası yapabilmek için öncelikle muhalefet partilerinin seçim sandıklarında hiç görevlisi ve sandık çevresinde hiç müşahitleri olmaması gerekir ama bildiğiniz gibi var. Bütün muhalefet partileri kendi sandık görevlilerinden gelen ve bu parti görevlisinin onaylayıp imza attığı sonuç tutanaklarını alıp topluyorlar ve sonuçlar YSK nın sonuçlarını tutuyor. Eğer tutmasa zaten partiler itiraz edip tekrar sayım istiyorlar. Böyle birşey olmadığı ve bu durumu bildiğiniz halde hala hile olduğunu düşünüyorum demek hiçbir mantığa sığmıyor.
        İtiraz edilecek, muhalefet yapılacak çok daha doğru, haklı ve gerçek konular var. Hem vatandaş hem de diğer partiler bu konulara yoğunlaşıp gerçekçi, haklı, makul, mantıklı ve en önemlisi uygulanabilir çözüm önerilerini de içeren eleştiriler yaparsa iktidar bunlarla hem ilgilenmek hem de çözmek mecburiyetinde kalır. Böyle bir konuyu gündeme getiren ve çözülmesine vesile olan muhalefet partisi de vatandaş gözünde puan kazanır. Bu puanlar birikip belli bir eşiği aşarsa vatandaş iktidar için bir müddet sonra ona da fırsat ve şans verir.
        Ama gerçek olmayan uyduruk isnat ve iddialarla muhalefet yaptığını zanneden partilere vatandaş prim vermiyor. Bu tür bir muhalefet tarzının ne yapan partiye, ne o partinin seçmenine, ne memlekete hiçbir faydası olmuyor. Bir seçmen partisinin bu tür iddialarını körü körüne desteklememeli, tersine önce kendi partisini düzgün bir çizgiye çekmeli bence.
        Bakın Akp nin her oy kaybında herkes vatandaşın neden bunu yaptığını araştırıyor, bunu konuşuyor. Ama muhalefet partilerinin oyu düşünce bu gözden kaçırılıyor, şimdi bakmayalım, şu seçim geçsin, bu durum atlatılsın ve benzeri oyalamalarla unutturuluyor farkındamısınız acaba?

    • hamza kardeş yine sallamasyon bilgilerle gerçelik yaratmaya çalışmışsın burdan gerçek çıkmaz adama sorarlar bu iddialarını belgeyle isbatle yoksa müfetri sayılırsın diye

  16. Merhaba Fehmi Bey. Gençliğimden beri sizin yazılarınız ilgiyle takip eden biri olarak son zamanlardaki tahlillerinizde biraz duygusal davrandığınızı düşünüyorum. Olanı değil olmasını istediğinizin yazıyorsunuz gibi daha çok. Temel Karamollaoğlu için hiçte öyle olmadığı halde sürekli sürpriz yapacağına dair yazdınız ama sonuçlar bizim gibi sıradan bir vatandaşın bile tahmin ettiği gibi çıktı. Eski Fehmi KORU ve Taha KIVANÇ tadında tahlillerinizi bekliyoruz.

  17. CHP SENDROMU :
    Muhafazakar insanların zihinlerinde, nesilden nesile aktarılmış ,CHP sendromu hikayeleri hala capcanlı ve tazeliğini korumaktadır. Genelde bu hikayeleri dedelerimiz ya da ninelerimizden dinlemişizdir. Rahmetli dedemi ve rahmetli babaannemi çok severdim. Onlardan dinlediğim ve muhafazakar çevrelerden gelen arkadaşlarımızın da çoğunun bildiği bu hikayelerin bazılarını sizinle paylaşmak isterim.
    Bunlardan en meşhuru İsmet İnönü döneminde camilerin ahır yapıldığı hikayesidir.Bu hikayeyi bilmeyen hemen hemen yoktur.CHP liler bunu şiddetle inkar etseler de rahmetli dedemden dinlediklerim CHP lilerin şimdiki tezlerini tekzip eder yönde ve bazı camilerin gerçekten de ahır yapıldığı şeklindedir.
    Diğer bir meşhur hikaye ise 2.dünya savaşı yıllarında İsmet Paşa’nın savaşa hazır olmak için belki iyi niyetle milletten topladığı buğdayı , milletin aç kalması pahasına fazlasıyla toplayıp , daha sonra muhafaza edemeyip , denize döktüğü hikayesidir.Milletten aldığı emaneti muhafaza edemeyip , milleti aç bırakıp mahsulü denize döken bir CHP’ ye güvenemiyor millet. Bu artık genlere işlemiş. Sayın R.Tayyip Erdoğan’ın elindeki en büyük koz bu olsa gerek. Bu rahatlıkla , hatalar da yapabiliyor mevcut iktidar maalesef , millet bu hataları sorgulamaktan çok CHP nin yaşattığı sendromları aklına getiriyor.
    Bir başka CHP hikayesi ise 1932-1950 yılları arasında Ezan-ı Muhammedi’nin aslından Türkçe’ye çevrilip 18 yıl boyunca ‘’ Tanrı Uludur ….’’ Şeklinde okutulmasıdır. Youtube’ a girip Türkçe ezan diye aradığınızda zaten siyah beyaz görüntüler eşliğinde bu tuhaf uygulamayı görebilirsiniz.
    O dönemde ezanı aslı gibi okuyanların derhal jandarma tarafından cezalandırıldığını yine dedemizden duyduk.
    Bir başka hikayede ise , 1960 askeri darbesini yapanlar içindeki Merhum Alparslan Türkeş’in bile İsmet İnönü’nün oyununa geldiğini geç olsa da anladığı , akabinde darbeyi yapan Cemal Gürsel Paşa’yı tabancayla öldürmek için ateş açtığını , ama Cemal Gürsel Paşa’nın ölmediğini , ABD ye tedaviye gittiğini tedaviye cevap veremeyerek oksijen çadırında öldüğü bilgisini yine rahmetli dedemden dinlemiştim.Tabi dedem bunu ‘’oksijen çadırında öldü’’ şeklinde değil de daha sert bir ifadeyle anlatırdı biz torunlarına. Bu bilgi genelde toplumumuzda pek bilinmeyen bir bilgidir.Yakın tarihi anlatan kişiler de bundan hiç bahsetmezler.
    Bir diğer husus ise Kuran’ın yasaklanmasıdır. CHP eliyle yapılan bu uygulamalar maalesef İngilizlerin Anadolu topraklarından İslam’ı kazıma emellerinin hizmetkarı CHP ve İsmet Paşa’nın marifetleri olarak tarihi kayıtlara geçmiştir.
    Kendim şahsen 12 Eylül darbesinde de bunu yaşadım. 9 yaşında bir çocukken yaz kuran kursuna giderken Kuran kursu darbeci askerler tarafından basıldı ve bizi ve hocamızı karakola götürdüler. Gerçi bu CHP dönemi değil ABD güdümünde faşist bir darbe gibi görünse de hem sağdan hem soldan gencecik fidanların asıldığı bir yıkım zamanına dönüşmüştü.Aradan 38 yıl geçmesine rağmen askeri bir yer olan karakola götürüldüğümüzde hocamızın bir fırsatını bulup tembihlediği şu sözleri hala unutamam. ‘’ Çocuklar sakın Kur’an okuduğumuzu , öğrendiğinizi söylemeyin. 32 Farzı , Sübhanekeyi öğreniyorduk diyin’’ şeklindeki telkini hala kulaklarımda.Tüm çocukların ifadesi alındı , bu olay sonunda bir kamu görevlisi olan amcamın yardımıyla karakoldan zor bela kurtulabilmiştik.Hocanın akıbeti ise hapis cezasına çarptırılmak olmuştu.
    Evet dostlar , maalesef bana aktarılanlar ve yaşadıklarım böyle. CHP kuş tutsa , ne yaparsa yapsa buna oy vermem mümkün değil.
    Saadetin ise iyi niyetli olduğunu düşünmekle birlikte , CHP nin sandalında ne arıyorsun? sorusunu soran milletimizi dinlemesi gerekirdi diye düşünüyorum.Başka bir izaha gerek yok sanırım.
    Herkese saygılar.

    • Musa bey, tarihçe için teşekürler, içimi kararttınız sabah sabah:) millet oğuzun başına gelen en büyük musibet fetöcülerse ikincisi de chp nin tek parti yıllarıdır! “Ey allahın kurtardığı büyük millet, güneşten başını göklere yükselt.”

      • H.Gayret ve diğer arkadaşlar yazdıklarım lütfen bir partizanlık olarak algılanmasın. Ben Bugünkü CHP veya bugünkü CHP’lilerin düşmanı değilim. Sadece yakın tarihle ilgili bildiklerimi anlattım. Anlattığın şeyler olmamıştır , iftiadır diyenler de olabilir. Herkesin görüşünü açıklamasına saygım sonsuz.Son genel seçimde ne AKP’ye ne de Sn. C.başkanına oy vermiş birisi de değilim. Kimseyi üzmek niyetinde de değilim. Bu platformda yazan herkesin çok değerli olduğunu düşünüyorum. Ben kendi adıma istifade ediyorum. Naçizane bildiklerimi de kimseyi üzmek için değil bir bilgi paylaşımı olsun diye yazıyorum. Saygılar.

  18. Bu seçimin hilesini hurdasını bırakın onu bunu suçlamayın insanları hakir görmeyin dışarda yaşayıpta buradakiler hakkında ahkam kesmeyin.

    Güzel dinimizi ve onun mensuplarını yıpratıcı yorumlarda bulunmayın burada ayet hadis lerle örnekler verip emin olmadığınız konularda insanlara iftiralar atmayın bir düşünün? Bununda bir kul hakkı olduğunu
    Doların 5 tl ye dayandığı domatesin 5. 6tl olduğunu soğanın ve patatesin 6. 7 tl ye satıldığı bir dönemde seçime gidiyorsun ve gene bizleri yönetenler kazanıyorsa bunun suçunu seçmen de aramak yerine bu milleti kendine inandıramayan muhalefette aramak gerekmezmi neden bu milletin yarıdan fazlası onlara güvenmiyor bence bunun üzerinde düşünün biraz.
    Bırakın AKP ye oy verenleri suçlamayı tarikatlara cemaatlere laf atmayı biraz akilcil davranın sizlerde akıl varda diyerlerinde akıl yokmu .
    Eğer sizin desteklediğiniz muhalefet. terörist lere yardım ve yataklık yapanlara desteklememiş olsalardı belki biraz işler daha farklı olurdu
    AKP biraz daha az millet vekili çıkarsin diye terör örgütünün siyasi uzantısını meclise taşımaya yardımcı oluyorsanız o şehitlerin kanını hiçe sayıyorsanız bu millet size kıyamete kadar iktidar şansı vermeyecektir bu böyle biline
    Biz CHP nin 1930 ‘la 1950 li yillarda attığı kazığı unutmadık ve birdaha bu millete böyle bir kazık atmalarina izin vermeyeceğiz İnşallah..

  19. Meral Akşener’in seçim sonrası ortadan kaybolması ve ortaya çıktığında da, yüz ifadesine de yansıyan o somurtuk hal ve moral bozukluğu, belki de onun, Gül formülünü reddetmekteki çaresizliğini veya yaptığı yanlış hesabın aynası gibiydi.

    Karamollaoğlu’nun, Gül hesabı ve bunun diğer tüm muhalefet partilerinin üzerinde anlaştığı ve fakat her partinin seçime kendi adına girdiği ama Gül’ün ”bağımsız” aday olarak gösterilmesindeki hesabı da Akşener’in hesabının aksine son derece doğruydu. CHP’nin ve diğer partilerin tek başına becerebileceği bir iş değildi bu ve belki de AK Partinin diğer önde gelen isimleri gibi muhafazakar cepheye mal olmuş Gül ile ancak kotarılabilirdi bu iş.

    Gül’ün adaylığı gerçekleşmediği ve İnce’nin henüz aday gösterilmediği ana kadar Akşener’in yıldızının ne kadar parlak olduğunu hep birlikte görmüş olduk.

    Erdoğan’ın CHP’ye hep ters köşe yaptığı, medyanın, İnce’nin adaylığı süresince onu parlatması emrini! sadıkane yerine getirmesi ve Akşener’e kota koyup arka plana itmesi, Erdoğan’ın; karşısında muhafazakar değil, ancak CHP ve sol bir oluşuma karşı zafer elde edebileceğinin ”ince” bir hesabı olsa gerek. İnce’nin büyük şehirlerdeki miting kalabalıkları da kim bilir belki de ”ince” bir toplum mühendisliğinin eseriydi zahir..mitinglerdeki muazzam kalabalıklar sandığa yansımadı ya…

    Yarışma sonrası yenilgi yaşayanların sebep olarak hile hurda yapıldı söylemine başvurmaları misali en çok CHP’de tezahür ediyor galiba..bakalım Akşener, seçim sonuçlarını seçim öncesi hesaplarına bakarak bir değerlendirmeyi ne zaman yapacak. Asıl ”yazılmaması, söylenmemesi kaydıyla” yapılan pazarlıklar gün yüzüne kimin ağzından çıkacak onu bekleyelim. Çıkacak çünkü; gerçeklerin, bir gün mutlaka ortaya çıkacağı gibi -kötü de dense- bir huyu vardır.

    • Hasan bey, 15ler rezaletiyle de görüldüğü gibi iyiparti bir üstakıl projesiydi ama anlaşılan ellerinde patladı:) yazarımız da akşenerden muzdarip görünüyor sanki… eh, bir kelbini bir kelbine mahvettirir allah/lahavle vele kuwete illabillah!

      • H.Gayret; MHP’ de kongre sürecini engellemek, olmadı bunu yargı yoluyla halletmek, olmadı ittifak yasasıyla İYİ Partinin seçime girmesini engellemek; bunlara rağmen Akşener’in Gül formülünü ıskalaması!, Gül’ün bahçesine indirilen haki renk hava aracıyla çok nazikane üst düzey ziyaret gerçekleştirilmesi de bir başka (üst) aklın eseri olabilir mi? Nedir bu üst akıllardan çektiklerimiz, değil mi?

          • Kelb, diğer bir cins adıyla Kıtmir..başka isimleri de var lakin, biz üzerimize almayalım. Fakat siz, çoğu kez burada ”bir kelbini bir kelbine mahvettirir allah/lahavle vele kuwete illabillah!” çıkışınızla, karşı fikirde olanları kinaye yaparak sınıflandırıyorsunuz. Şimdi de tilki.. bu alemden bayağı tanıdıklarınız var anlaşılan.. ‘aklı’ da yanlarına koyuyor olmanızla kendinize de sınıf atlatıyorsunuz (!) :::)))))) H. Gayret…

        • Söz meclisten dışarı, fabl türünün karakterlerini gerçekten severim:) sınıf atlamayı sosyal anlamda söylüyorsanız karahalkın bir ferdiyim; yok eğer biyolojik anlamdaysa, ‘akıl’ kendi başına bir ayırtedici olsa da türümüzün dışında başka bir sınıfa atlamayı maalesef sağlamıyor:) nihayet arapçada akıl kelimesi aynı zamanda develerin kaçıp gitmemesi için ayaklarına bağlanan kelepçe/köstek anlamına da geliyormuş. Evet, hayvanlar aleminden tanıdıklarım epeyce vardır:)

  20. Sonuç ortada…
    Milletimiz birbirine en çok hakaret eden ve ağza alımayacak sözler söyleyen iki liderin barışmasıyla ülkenin esenliğe çıkacağını umarak oylarını yine AKP ve MHP ye yığmıştır.
    Bakalım bu umut gerçeğe dönüşecek mi hep birlikte göreceğiz.
    CHP ye gelince bu parti Atatürk milliyetçiliği ile Kürtçülük arasına sıkışmış kalmış kendine sosyal demokrat diyen ama buna halkı inandıramamış bir partidir.
    Herşeye rağmen CHP Türkiye nin en domokrat partisidir.
    Lidere karşı en ağır eleştiriler bu partide yapılabilir sadece…
    Ne MHP ne de AKP de bu kadar özeleştiriyi göremezsiniz.
    AKP de ve MHP de konuşanlar lider ve onun görevlendirdiği kişilerdir.
    CHP de ise herkes konuşur.
    Esas sorun halkımızın tam demokrasi isteyip istememesidir.
    Siyasetin tepeden tabana doğru şekillenmesi zaten istemediğinin göstergesidir.
    Ne zaman ki siyaset tabandan tepeye doğru yapılandı işte o zaman tam demokrasi gelmiş demektir.
    O zaman korkularımızın esiri olmaktan kurtuluruz ve seçim sonuçlarını da korkular ve lider kültü değil, liyakat ve topluma hizmet belirler.

    • Evet, chp de konusan muhalifin başına neler geldiğini de istersen fikri sağlara sor emi? Şöyle chp seçmeni gibi eğitimli, otur deyince oturan kalk deyince kalkan, tıpış tıpış yürüyen bi seçmen profili her partide yok maalesef:) hele tabandan tavana doğru önseçimle belirlenmiş bir cb adayı ara ki bulasın:)) tabi, millet kör alem sersem, dii mi?

    • sade vatandaş! yorumlarınızı ilgi ile okuyorum. öncelikle düşünerek yazdığınız için, ikincisi olarak; farklı bakış açınız için, üçüncü olarak da; nerdeyse benim düşüncelerimi yazıyorsunuz gibi hissettiğim için.

  21. KONU AKLI AŞAN GÜDÜLERLE GELİŞİYOR.
    SEÇMENİN GÖZÜ ÖNÜNDE ENGEL,
    DEVLET AYGITLARININ TAM PRESİ,
    EKONOMİK GERÇEKLİK,
    ÜÇÜNCÜ ÇOCOĞUNU EDİNEMEYENLERE YÖNELİK BUÇUK MİLYON SURİYELİ “MİSAFİR”,
    GÜNEYDE SAVAŞ PROPAGANDASI,
    MHP NİN HİÇ GİTMEDİĞİ GÜNEY DOĞU, DOĞU BÖLGESİNDE OYLARINI ÜÇ KAT ARTIRMASI,
    OHAL,
    CUMHUR BAŞKANIMIZIN BEYANIYLA, BİR TÜRLÜ TASFİYE EDİLEMEYEN BÜROKRATİK OLİGARŞİNİN BELİRGİN HAKİMİYETİ,
    DİĞER OLUMSUZLUKLAR…
    VE GERÇEKLEŞMİŞLERİN YANINDA VİZYONA YÖNELİK VAADELER.
    AKIL MI DEDİNİZ?!
    MAŞERİ İRADE DAHİ SALT AKIL İLE AÇIKLANAMAZKEN…

  22. Sayın Koru seçimden iki gün önceki yazısını unutmuşa benziyor o günkü yorumumu da belirttiğim gibi hayaller ve Gerçekler . Yeni CHP tabiri size ait ”AK Parti’nin CHP’ye ve cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce‘ye dönük eleştirilerine biraz daha yakından baktığınızda göreceksiniz: Geçmiş dönemlerin CHP’siyle irtibatlandırılan eleştiriler daha önceleri muazzam etkili olabilirken, bugün ‘yeni CHP’ gerçeği o tür eleştirileri önemsiz kılıyor.” diyordunuz ve devamında toz konduramadığınız ve parlatmaya çalıştığınız ama bu gün Saadet ve Koru ortak adayı GÜL’ü solduran Akşeneri BOŞ çıkış yapmakla itham ediyorsunuz.
    Biz de Boşuna çabaladık diyebilecek cesareti de gösterebilecek misiniz acaba…

  23. Ben de çevremdeki kulak misafiri olduklarımdan cikarimlarimi aktarayim.
    Öncelikle bu seçimin degisebilir-yani dünya yikilsa oyunun rengi degismeyecekler disinda- oyların galibi medya. Oyunu değiştirmeye karar vermiş seçmen tv lerde özellikle iktidar yanlısı yayınlardan etkilenerek oyunu iktidar partisine vermiş. Muhalefetin güya pkk ile birlikte hareket etmesi, Fetö bağlantısı, dış güçlerle ortak olma…Örneğin hiç AKP ye oy vermemiş babam M.İnce başkan olacak sonra yerini Demirtaş a verecek diye AKP ye vermiş oyunu. Hatta muhalefete vereceğim oy sonuçta pkk ya gidecek diye “hiç olmazsa” diye AKP ye çok kızgın olarak MHP ye vermiş.MHP nin supriz oyuda medyanın bütün olumsuzluklarini kamufle ederek lehte yayın yapmasına geliyor bence . A tv son aksam yayını nedeniyle muhalfet gelirse yeniden darbe olacak diye Saadetin Akp ye giden oyu bile var.Coğunda pismanlik var. Ama tv lerde karalama kampanyaları nedeniyle kime vereceğimi şaşırdim diye iclenen de var.
    Bu ortamda seçmene sen yanlış yapıyorsun demek ters tepiyor. İnsanlar kendileri karar vermek istiyor. Kazanma ihtimali yokken ben kazanacagim eminim diyene de ders verme içgüdüsü kabariyor.
    Çok iddalı bir şey soyleyim CHP ölü taklidi
    Yapsa hiç probaganda yapmasa, diğerleri de iktidarı suçlamadan gerçekleşebilir sağduyulu projelerini Anlatsa daha çok oy alırdı. İktidar vurdukça cemkiren bir muhalefet, karnı tok olan balığın etrafında bir yaralı bir sağlıklı taklidi yapan yemi Avlama içgüdüsünü kabartma, etkisi yapıyor.
    Seçmen karizmaya da çok önem veriyor.Kazanacak tarafta kazanan olmak istiyor bir yandan. Özellikle TRT güvenilirliği ile iktidarın yanında olduğu sürece muhalefetin iktidar olmasi uzunca on yıllar zor görünüyor.

  24. Hile konusu her seçimde özellikle chp tarafından seçimden önce ortaya atılır. Bunun sebebi esasında kendilerinin başarılı olduğu imajını sağlam tutmaktır. Kemal Kılıçdaroğlunun seçimden sonraki ilk açıklamasında da bunu gördük. Muharrem İncenin tabiriyle şizofren bir tavırla başarısından ve kazandığından emin bir kitleye hile yaptılar demekten başka açıklama olamaz zaten. Bunu güçlendirmek için de anketçileri kullanıyorlar. Chp yandaşı Hakan Bayrakçı akşam tv de Erdoğanın 51-52 alacağını ölçüp bildiklerini ama bunu açıklarsa chp liler kendisini çarmıha gereceği için 48,5 gösterdiğini kendi ağzıyla söyledi. Chp genel başkan yardımcısı Bülent Tezcan seçim akşamı kendi sistemleri tam çalışmadığı için ilk açılan %5 de chp nin önde olduğu bilgisine dayanarak daha sonraki Anadolu Ajansının verdiği düşüşe inanmamış ve çıkıp hile var diyebilmişti. Bu kadar kolay yalan söyleyebilen ve gerçekleri çarpıtabilen insanların olduğu bir partiye toplum güvenir mi? Bu güven baştaki bir adamın değişmesiyle hemen sağlanabilir mi? Akp bu güveni vatandaşa verdiği için bazı hatalarına karşın yönetme yetkisini alıyor. Muhalefet önce bu topluma yalan söylemeyip, güven sağlamayı becermelidir.

  25. Sayın Koru,
    Sosyal olaylarda bir sonucu etkileyen birden çok faktör vardır. Faktörlerin her birinin de farklı etkilrme gücü vardır. Bunların yeri değişince sonuçta haliyle değişir. Dünkü yorumumda ısrar ediyorum .
    Esen kalın.

  26. chp zekası denen özel bir zeka türü olduğundan neredeyse eminim. bir tür sentez yeteneği özürlü olmasının dışında günlük hayatını normal sürdürebiliyor insan. her seçim öncesi seçime hile karıştıracaklar endişesi yaratıp sonrasında kendileri bile belki cidden inanıyor olabilirler. toplumsal sarsıntıya bağlı oluşan ruh durumuna psikoz deniyor ya, sanırım böyle bir şey sözkonusu. 16 yıllık eziklik diyeceğim ama hiç iktidara gelemedikleri 90 yıl mı olmuş ne???? bizler hayal aleminde yaşamıyoruz, elbette münferit bazı seçimlerde bazı yerlerde sıkıntılı olaylar olmuş olabilir, doğuda çokça hdp lehine, bazı akp lehine ve tabii chp lehine bile olabilir, ama seçim sonucunu değiştirecek kadar hile başka bir şey. zırva olarak açıklanabilir, o nedenle fehmi koru üstünde durmaya bile tenezzül etmemiş, tek satırla yazmış geçmiş.

    chp ve ince meydanlarda insan görünce genlerinde taşıdığı hastalık nüksetti, Erdoğan bunu öngördü zaten. akp seçmenini konsolide eden meydanlardaki insanlardan çok incenin bu insanlara ne söylediği oldu bana kalırsa. kitleleri toplamak büyük bir sinerji yaratır ama bu enerjiyi doğru kullanmaktır asıl önemli olan. bunu uzun uzun seçim dönemi yazdık durduk. hesap soracağız, yargılayacağız, içerdekileri çıkaracağız, yapılanları yıkacağız, rütbeleri sökeceğiz arada da olur olmaz vaadler. başka bir şey var mıydı??? bir de chp hdp için oy isteyince ne yapacaktı bu halk. assınlar, kessinler diye meclisi hdp ve chp ile dolduracak değildi herhalde. Erdoğan bazı yerlerden % 80 alırken ince izmirde bile % 50 yi anca geçebildi.
    ancak ince bir heyecan yarattı bunu görmek lazım. bu heyecan chp kimliği altında filiz vermez, toprak bu tohumu yaşatmaz, karşı tarafı da daha uzun yıllar konsolide eder, ancak chp bölünürse ayrılan bir grup bazı iyi genleri ayırabilirse, ölmekte olan hastadan bir dolly çıkarabilirse, iktidara yürüyemese bile daha iyi, akılcı, faydalı bir muhalefet ortaya koyabilir. kuşkusuz bu hepimiz için büyük bir kazanç olur.

    saadetle ilgili ayrı bir değerlendirme yapmak niyetindeyim gün sonu nasipse…

  27. Önceki yorumuma eklemeyi unuttuğum Kur’ani Kerimde geçen Kul haki ve israf ile ilgili bazi ayetler.

    Nisâ Suresi 10. Ayet : Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir.

    6:141 – Asmalı ve asmasız (üzüm) bahçeleri, hurmaları, ürünleri çeşit çeşit ekinleri, zeytinleri ve narları, birbirine benzer ve benzemez biçimde yaratan O’dur. Her biri meyve verince meyvesinden yiyin, hasat günü de hakkını (zekat ve sadakasını) verin; ama israf etmeyin, çünkü O, israf edenleri sevmez.

    7:31 – Ey Âdemoğulları! Her mescide gidişinizde güzel giysilerinizi giyin ve yiyin, için, fakat israf etmeyin, Çünkü Allah israf edenleri sevmez.

    17:26 – Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bununla beraber malını saçıp savurma.

    17:27 – Çünkü (malını) saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür

  28. Bizim millet çok entarasan bir millet. Şimdi seçimi kayıp edenleri bir kenara bırakalım sadece kazanan AKP nın seçme kitlelerine bir göz atalım.
    Bunlar 3 kategoriye ayrılıyor.
    Birisi sürekli TV izliyor. Diğeri TV izlemesi yanisıra vakit namazlarını camide kılıyor ve boş zamamlarınıde gene cami kırathanelerinde geçiriyor.
    Üçüncü katagoriye girenler bunları hiç birisini yapmiyorlar Tarikat ve cemaat mensupları.

    Şimdi sıra ile gidersek.TV izleyenler sürekli reisi övüldüğü diş güçlerin onu indirmek için uğraştığını ve Temel beyin İngiliz ajanı CHP ile işbirliği yapiyor sahtaker vb 24 saat bunlari dinliyorlar. TV izleyip camiye gidenlerde bunlara ek olarak camilerde Diyanet İmamlarınin görevlerini bırakıp kendilerine göre dine kalıp uyduriyorlar Ocak yazarlarından Sinan Eskicioğlunun dediği gibi “SATLIK İSLAM” İslami satarak seçim propogandası yapiyorlar. Son gurup zaten emir eri gibi ŞEHLERİ ne derse o olur, ÇÜNKÜ ONLARA soru sorulmaz ve emirlerine karşide gelinmez.
    Onu bunu bilmem ama bende Türkiyede olsaidim bu kadar reklam, iftıra ve yalana herhalde herşeyi sorgulamama rağmen bende inaırdım.

    Birde zafer sarhoşluğu yaşiyanlar herhalde aşağıdakı yaziya bir cevaplar vardir.

    Huneyn Savaşından önce Müslüman ordusunun sayısı oldukça kalabalıktı. Fakat hep az sayıda olmalarına rağmen zafer kazanıyorlardı. Şimdi artık çoklardı, haydi haydi zafer kazanabilirlerdi. Fakat ilk anda bozguna uğramışlardı. Kur’an-ı Hakim bu meseleyi şöyle değerlendiriyordu: “Gerçekten, Allah, size bir çok yerde, bir çok olayda olduğu gibi Huneyn savaşı günü de yardım etti. Hani o gün sayıca çok oluşunuz hoşunuza gitmiş, böbürlenmenize yol açmıştı da bu kalabalık size hiçbir fayda sağlamamıştı; yeryüzü, onca genişliğine rağmen size dar gelmişti de sonra arkanızı dönüp kaçmıştınız. Bu bozgunun arkasından Allah, Peygamberinin ve müminlerin kalblerine güven duygusu indirdi ve görmediğiniz ordular göndererek kâfirleri azaba çarptırdı. Kâfirlerin görecekleri karşılık budur. Bundan sonra Allah dilediği kimselerin tevbelerini kabul eder. Allah istiğfarları kabul edicidir, affedicidir, merhametlidir.” (Tevbe Suresi, 9/25-27)

    Acaba Allahu Teala bu günkü İSLAMİ satanları,İsraf edenlerin,iftira atanların,Kul hakkı yiyenlern,TÖBESİNİ kabul edermi.
    Birini İSRAF edenleri zaten lanetlemişte.
    Diğer iftirada kul hakkına girdiğine göre kul hakkını yiyenlerin töbesini kabul etmiyeceğini gene ayetleri ile açıklamış.
    Yalnız burdaki geçen israfda gene milletin hakkı.

    • Nurdan hanım geçende sordum ama cevap alamamıştım yinede merak ediyorum FETÖ ile ne derece bağın var gerçi FETÖ cüler asla ben FETÖ cüyüm demez demiyor .görmedim,duymadım,bilmiyorum yalanlarını tekrarlayıp duruyorlar. mert değiller müslüman, dindar, muhafazakar mert olur sorulduğunda asla yalan konuşmaz zaten FETÖ cüler bunların hiçbiri

      • Ümüt bey sizinde ağziniza sakiz ettiğiniz o kelimeyi ben Retocu olarak değiştırdim.
        Siz bana bu soruyu sorduğunuza göre demekki benim yazdıklarımı ya yalnış anliyor yada ankamak itemiyorsunuz veya işinize öyle geliyor. (Ne kadarda ben demkden kaçınmama rağmen gende yazmak zorunda kaliyorum.) BEN CEMAATLAR ve TARKATLARA itibar etmem çünkü Kur’an-ı Kerim’de dinlerini param parça edenler hakkında yazılan uyari ayetine göre hareket ederim ve bu gibi topluluklar insanlari eyitmek yerine cahilleştırdıklarının kanatindeyim + soru sormayi çok severim, onlar sorgulanmayi yasaklar kimse onları sorguliyamaz, diğer bir konuda
        Öğle saatlerce oturup bilgiden noksan okuduğunu dahi anlamiyanlari ne dinlerim nede vaktimi bişa harcarım.Elhemdulillah birazcik da olsa arapça anladığım için iki uç saat oturup sadecr Ho Ho diyerek guya zikir ( Allahi anma) ediyoruz zannetikler ho krlimesinin “O” anlamina geldiğini dahi bilmiyenler le ayni ortamda bulunacak kadarda bilgiden noksan değilim..
        Şimdi benimde size bir sorum olacak.
        Siz Erdoğan taraftarları ona biyat etmiyenleri terörist ve vatan haini olarak ilan edecek kadar iftira atanlarla beraber olmanizin nedenileri nelerdir? Tarikatlar ve Cemaatla da Aynen Erdoğan rejimi gibi milleti böliyirlar ve ötekileştiriyorlar. Onun için şu an ne kadar erdoğanci isem o kadarda cemaat ve tarikatciyim.
        Bir noktaya daha temas etmek istiyorum 15 Temmuz olayınin tamamen yalniş adreste arandiğini yani hedef şaşırtma taktiğine inananiyorum ve kanaatim o yönde.ayni görüşümü devlet yetkililerini açiklamalarındada muafaza ediyorum.
        O olayda bir sene sonra doğan bebekler nasıl olurda Allahın Lütfu olan darbeyi yapmiş olurlar? Size zahmet benim bu sorularima cevap verirmisiniz.
        Esenlikle kalın

        • Şu yunanistana askeri helikopterle firar eden devlet operası sanatçılarımıza yunan mahkemesi sığınma hakkı tanımış, o elemanlar da turneden dönecek mi dear nurdan? Biraz aydınlatma lütfen.

  29. Mevcut durum için tespitleriniz doğru.Ak partiye oy vermeyecek yada sandığa gidecek bir çok kişi CHP geliyor korkusuyla hareket etti.Yani Meral hanımın 2.tur için öngördükleri 1.turda oldu.Aday Gül olsaydı da sonuç değişmez belki fark büyürdü.çünkü CHP ve iyiparti seçmeninin bir kısmı sandığa gitmez bir kısmı ise Tayyip beye kayardı.chp li muhalifler süreci baltalar sonra Kemal beyi değiştirmenin nedeni haline getirirdi.

    • (-!-) = (-?-)

      Birbirinden farkı var, patatesle humusun,
      Benzerliği var mı ki Sokrates’le, Yunus’un?!

      Humusluysa toprağı, patates lezzetli mi!?
      Sokrat peygamber derler, acep isabetli mi!?

      Yunus’u ben severim, tuhaf olsa da zikri,
      Yunus, Sokratesten mi, aldı acep o fikri?!

      “Tanımak” iyicedir, onların buysa tezi,
      Hepisinden iyice, akıl-iman sentezi!!

      (-?-) = (-!-)

    • Sn. Kurnaz afedersin. En yukarı yolladım zannederken en altta çıkmış! Ben de bizim yorum nereye gitti diyordum!…..

      …..
      Yunus ile Sokrat’ın, hışımına uğradım!
      İşbu mısralarımı, yukarda bulamadım!

      Dedim “belki kızdırdım, editör Koru'(cu)yu”,
      Belki ona dedirttim, “neden yazmaz doğruyu”

      Meğer yanıltmış beni, kafiyeli mısralar,
      Buraya demir atmış, belirtmekte yarar var!

      Dert etmeyelim dimi? olur böyle vakalar,
      Bir suç işleyen varsa, Türk polisi yakalar!
      ……

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here