CHP ve din, ya da ‘Biz cami yıkmadık, tersine camileri ihya ettik’ iddiası…

5

Cansu Çamlıbel’in 80. yaşı bu yıl değişik akademik etkinliklerle kutlanan tarihçi Prof. Mete Tunçay’la mülâkatı ilginçti (Hürriyet). Söyledikleri arasında ele alınmayı hak eden pek çok yön var da, bir cümlelik bir değinisi ilk dikkatimi çeken oldu.

“AK Parti hâlâ mağduriyet konuşabilecek bir parti midir?” sorusuna, “Ama hâlâ konuşuyorlar; hâlâ tek parti döneminde camilerimizi ahır yaptılar” gibi lâflar ediyorlar” cevabını veriyor Mete Hoca.

CHP’lilerin en rahatsız oldukları konuların başında geliyor ‘Tek parti iktidarı döneminde camiler ahıra çevrildi’ iddiası…

Gülsün Bilgehan dedi ki…

Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün torunu Gülsün Bilgehan, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un “Osmanlı’dan sonra Türkiye’de zulüm tarihi oldu; öyle ki, camilerimiz ahır yapıldı, yıkıldı, tahrip oldu” sözlerine cevap olarak, Hürriyet’in, haberini “Hiçbir dönemde cami kapatılmadı; iftirayı bırakın” başlığıyla verdiği bir basın toplantısı bile düzenledi geçen gün.

Tamamı bu konuya ayrılmış bir basın toplantısı…

Habertürk’te benim katıldığım Kemal Kılıçdaroğlu’yla yapılan son programda, bir soru üzerine, CHP lideri de, “Bu tür iddialar nereden çıkıyor, bilmiyorum” cümlesini sarf etmişti.

CHP Ankara Milletvekili de olan Gülsün Bilgehan’ın, basın toplantısında, İnönü döneminde camilerin himaye altına alındığını ‘ispat’ için paylaştığı belge, 1945 tarihli Vakıflar bütçesi üzerinde görüşmelerde kullanılan bir TBMM komisyon raporu. Rapora göre, 1936-1944 tarihleri arasında, âbideler ve camilerin onarımı için bütçeden 2 milyon 521 bin lira harcanmış.

Aynı dönemde Cumhurbaşkanlığı’na 883 bin lira harcanmış iken…

Herhalde o rapora dayalı verilen bilgi doğrudur. Camilere bütçeden yüklü bir meblâğ ayrılmıştır.

Ancak, Gülsün Bilgehan’ın paylaştığı rapordaki bilgi, aynı dönemle ilgili tersine yaygın kanaati değiştirmeye yetecek midir, gerçekten kuşkuluyum.

Kuşkumun sebebi, yalnızca yerleşik kanaatleri yıkmanın zorluğu değil, o kanaatlere erişilmesini sağlayan başka yazılı ve sözlü bilgilerdir.

Başta Mete Tunçay’ın kitabı…
Prof. Tunçay'ın dev eseri
Prof. Tunçay’ın dev eseri

Mete Tunçay’ın sonraki pek çok araştırmaya da kaynaklık eden ‘Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek-Parti Yönetimi’nin Kurulması’ kitabı o dönemin ‘din-devlet’ ilişkilerine ve uygulamalardaki pek çok aşırılığa ışık tutmaktadır.

Ayrıca, Tayyip Erdoğan’ın başbakan olarak AK Parti grup toplantısında (24 Nisan 2012) yaptığı konuşma, bütünüyle bu konuya ayrılmıştı ve Başbakan Erdoğan, “Değişmeyen, değişemeyen CHP’ye kendi tarihini yine biz öğreteceğiz” cümlesiyle bitirdiği o konuşmasında, çeşitli yayınlardan alıntılarla tek parti döneminde kapatılan ve başka amaçlarla kullanılan camilerin adlarını da tek tek anmıştı.

O bilgiler yanlış mıydı?

Yanlış da olabilir pekala, camilerin yıkılması veya başka amaçlarla kullanılmasının makul sebepleri de bulunabilir.

Nitekim, Tayyip Erdoğan’ın kendisi, yine bir grup toplantısında (22 Ekim 2013), “Yol medeniyettir; yol için gerekirse cami bile yıkarız” sözünü sarf etmişti.

Yıkılan cami yol için yıkılmış veya tuğla tuğla bir başka yere taşınmış da olabilir.

DP de cami yıkmıştı…
DP döneminde yıkılan Karaköy'deki cami
DP döneminde yıkılan Karaköy’deki cami

Şahsen, çocukluğumda kendi gözümle gördüğüm Karaköy’deki bir caminin bugün yerinde bulunmadığını biliyorum. DP döneminde, İstanbul’un yeniden imarı politikaları gereği olarak yıkıldığı için…

Bunlardan ne çıkar? Şu: Galiba CHP’liler sorunun ne olduğunun farkında değiller…

Camiler muhafazakâr bilinen politikacıların iş başında bulunduğu dönemlerde de yıkılmıştır, bundan böyle de yıkılırsa şaşırmamak gerekir. Ancak Menderes yıktığında veya Erdoğan “Yıkarız” dediğinde ona karşı yükselmeyen itirazlar, verilmeyen tepkiler, söz CHP’den veya tek parti döneminden açıldığında toplu bir yaygaraya dönüşebiliyor.

Peki sorun ne?

Sorun, bir veya iki caminin şu veya bu sebeple yıkılması, ya da camilere hangi iktidarın kaç para kaynak ayırdığı değil, topyekün o dönemlerin kanaate dönüşmüş din ve dindarlarla ilgili tavırlarıdır.

Kılıçdaroğlu ile yukarıda andığım TV programının reklâm arasında, CHP liderine, bir kitap adı vermiştim: Yazıldığı 1967’den bu güne defalarca basılmış (son baskısını Beyan Yayınları yaptı) Eşref Edib’in ‘Kara Kitap: Milleti Nasıl Aldattılar? Mukaddesatına Nasıl Saldırdılar?’ adlı eserinin adını…

Eşref Edib'in eseri: 'Kara Kitap'
Eşref Edib’in CHP’yi eleştiren eseri: ‘Kara Kitap’

Tam bir CHP-karşıtlığı yansıtan bu kitapta, 1900’lerin başından vefatına (1971) kadar elinden kalemi düşürmemiş, çıkardığı ‘Sebilürreşad’ dergisinde Mehmet Akif ve dönemin diğer yazarlarıyla birlikte Türkiye’nin İslâm’la barışık bir ülke olması mücadelesini yürütmüş biridir Eşref Edib Fergan…

Onun Sebilürreşad’ta yayımladığı bazı yazıları da, çok sonraları Fahrettin Gün tarafından ‘CHP ve Din’ adlı bir kitapta (Beyan Yayınları) toplandı.

CHP’liler Meclis’e sunulmuş bir raporu hatırlatarak “Bizim partimiz dine karşı değildi” karşı-tezini sunacakları yerde, başka her işi bırakıp, bu iki kitapta Eşref Edib’in tek parti dönemine yönelttiği iddialara cevap hazırlasalar daha isabetli davranmış olurlar.

‘Muhafazakâr’ diye anılan kitle bu tür kitapları okuyarak kanaat ediniyor çünkü.
Mete Tunçay hocamıza daha nice verimli yıllar diliyorum.

ΩΩΩΩ

 

 

 

5 YORUMLAR

  1. sayin Koru Chp nin eksigi nedense %25 takintisi geriye kala %75 sanirim pek ilgilerinde degil.Az buna dikkat erseler kiyamet kopmazki tespitler dogru ama nedense ya ikna kabiliyetleri yok.

  2. CHP nin ciddi manada iktidar olma gibi çabası olmadığı görüntüsü var….kendilerini öyle derin araştırmalar yapıp yorma dertleri yok…

  3. Sayın Koru,
    Yazılarınızı ilgi ile takip ediyoruz. İnternet sitenizin bir köşesinde kitap tavsiye/yorum/eleştiri olması çok faydalı olacaktır.Teşekkürler…

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here