CHP’nin yakaladığı fırsatı kendi lehine çevirebilirdi AK Parti.. heyhat yapamadı..

12

Her ne kadar üzerinde ‘adalet’ yazan pankartlı yürüyüşte ‘CHP’ kimliğinin vurgusu asgariye indirilmiş olsa da, 9 Temmuz günü bir mitingle Maltepe’de sona ermesi beklenen eylem, CHP için bir ‘fırsat’

Üzerindeki uyuşukluğu atmak.. yakın-uzak çevrelerin ilgisini çekmek.. kendisinden her gün söz ettirerek tabanda kaybolmaya yüz tutmuş umutları diriltmek..

Evet bütün bunlar için büyük bir fırsat ‘uzun yürüyüş’

Nitekim, 20 gündür yürüyen Kemal Kılıçdaroğlu’nun eylemi bütün bunlara zemin teşkil etti.

Yürüyüş ‘adalet’ sözcüğünü öne çıkarınca…

Fırsat bu, tamam ama, bu fırsatı CHP nasıl elde etti peki?

Aynı soruyu şöyle de sorabilirim: O pankartın üzerinde ‘adalet’ dışında herhangi bir sözcük yazıyor olsaydı, aynı eylem şimdiki kadar ilgi çeker miydi?

Hayır, zerre kadar ilgi çekmez, yürüyüş de birkaç gün içerisinde tavsardı.

Ülkemizde bugün ‘adalet’ sözcüğü telâffuz edildiğinde zihinlere derhal üşüşen bir dizi yanlış gelişme ve o gelişmelere eşlik eden çok sayıda sorunlu uygulama var.

Toplumda karşılığı bulunduğu için yürüyüş ilgi çekiyor.

AK Parti kadrolarının da bu gerçeği görmeleri gerekiyor.

Yürüyüş başlayalı 20 günü geçti; AK Parti’den çıkan eleştirel değerlendirmelere bakıldığında, iktidar partisi çevrelerinin bu gerçeği tam olarak fark edemedikleri görülebiliyor.

Onlar, CHP’yi mazisiyle vurma, yürüyenler ile 15 Temmuz hain darbe girişimi arasında ilişki kurma, eylemi PKK ve FETÖ isimleri eşliğinde mahkum etme çabasındalar.

Etkili olamadıkları meydanda.

Nedeni de belli: Ülkemizde her iki insandan birinin ve hemen her ailenin yolu mahkemelerden geçiyor; fertlerinden en az birinin yargı ile işi bulunmayan pek az aile var. İnsanlar ‘adalet’ sözcüğünü işittiklerinde derhal kulak verecek kadar konuyu kendilerine yakın görüyorlar.

Yolu mahkemelerden –henüz– geçmemiş olanlar bile konunun öneminin farkındalar.

CHP insanları doğru bir yerden yakalamış durumda.

İşte AK Parti’nin –henüz– anlamadığı da bu: ‘Adalet’ kavramının bireyler için önemi…

Oysa kendi tabanı –hatta çekirdek kadrosu– bile, geçmişte kendilerine yapılmış haksızlıklar yüzünden, ‘adalet’ konusunda hassas Adalet ve Kalkınma Partisi‘nin…

Siyaset fırsatları değerlendirme sanatıdır da aynı zamanda; CHP yakaladığı bu fırsatı iyi kullanıyor.

AK Parti farklı değerlendirdi

Peki yürüyüş AK Parti için de bir ‘fırsata’ dönüştürülemez miydi?

Elbette dönüştürülebilirdi; tabii yürüyüş başladığında duruma doğru bir teşhis konulabilse ve toplumda sıkıntılara sebep olmuş yanlışlıkların giderilmesi yolunda birkaç adım atılabilseydi.

AK Parti bunu yapmak yerine, önceleri konuyu CHP’nin bir milletvekilini ceza almaktan kurtarma manevrası olarak gördü; bunun yanlışlığı ortaya çıkınca da yürüyüşü kendi varlığını tehdit eden bir ‘kumpas’ olarak değerlendirdi.

Öyle değerlendirmeye devam ettiği için de, dikkatini bütünüyle eylemin o sonuca ulaşmaması üzerinde yoğunlaştırdı.

Bir siyasi parti için bütün mesele iktidarını devam ettirme olduğunda sorunlar çıkması kaçınılmazdır. AK Parti son 5-6 yıldır bu kıskaca kendisini soktu. Daha önceleri ülkenin önünü açtığı ve kendisine yeni toplumsal destekler kazandırdığı görülmüş kuruluş felsefesine uygun icraatlara imza atan AK Parti, son zamanlarda yalnızca iktidarını daha uzun yıllar sürdürmeye yarayacak davranışlar sergiliyor.

İktidarda kalıyor, ama ne pahasına…

Halbuki, ‘adalet’ kavramını ön plana çıkaran muhalif eylem, ‘uzun yürüyüş’, kendisini soktuğu kıskaçtan AK Parti’nin çıkışını sağlayabilecek bir uyarı fişeği yerine geçebilirdi.

Daha kendinden emin davranabilse ve ‘demokratik hukuk devleti’ ilkesi etrafında adımlar atabilseydi.

OHAL’li yönetimden vazgeçerek işe başlayabilirdi pekala.

Mahkemelerin anayasada yazılı olduğu üzere ‘bağımsız’ kimliğe bürünmesini sağlayacak ve bazı kesimlerde var olduğu açıkça görülen ‘mağduriyet’ hissini ortadan kaldıracak tasarruflarda bulunabilirdi.

Bunun bütün mekanizmalarını derhal devreye sokup sonuç almasını da sağlayarak…

Fırsat kaçmış mıdır?

Kaçmak üzere.

ΩΩΩΩ

12 YORUMLAR

  1. Fehmi Bey, hiç görmek istemeyenin bile ister istemez gözüne çarptığı bir husus var yazılarınızda: “Ak Parti şunu yapmalıydı, böyle yaparsa kaybeder, şunu hemen terketmeli….” şeklinde bir koçluk yaklaşımı. Bu tutumunuzun, yazılarınızın derinlik içeren diğer bölümlerini örselediğini düşünüyorum. Ak Parti’ nin saha kenarındaki teknik direktörü gibi davrandığınız hissi uyandırıyor. Ak Partililere “Ben de içerden biriyim, iyiliğiniz için söylüyorum”u hissettirerek daha makbul sayılmaya ihtiyacınız da yok oysa. O zaman?

  2. Evet,adalet önemlidir.Fetö 80 milyon halkı
    mağdur etti.Halkımızın mağduriyetinin
    telafi edilebilmesi için Fetö’nün ve ortaklarının hak ettikleri karşılığı görmeleri adaletin bir gereği olacaktır.Adalet yerini
    böyle bulacaktır.Adalet mücrimlerin cürümlerinin karşılığını görmekle gerçekleşir.

    Velakin bazıları,80 milyon halkı mağdur
    edenlerin mağduriyetinden bahsedebilmektedir.Garip olan husus budur.

  3. AKP’nin “akil tutulmasi” durumundan bir an once cikmasi lazim. Uzulerek soyleyeyim bunun onundeki en buyuk engel cok kolay etki altinda kalan ve partide, hukumette mutlak guce sahip olan Erdogan, tum iyi niyetine ragmen. Snucta “donanim eksikligi” belli bir noktadan sonra kendini daha cok hissettiriyor. “Iyi niyet” yetmemeye basliyor…

    Tarihten bir ornek: Bulent Ecevit. Bence cok iyi ve iyi niyetli bir insandi ama politika yapmayi bilmezdi ve faydali olamadi ulkeye.

  4. AKP kurucu kadorolarindan dünyayi iyi taniyan ve bir çok başarılarda imzasi olan bir kismi pasifeze edildi veya kendilerini bu güç zehirlenmesinden sorumlu tutmamak için kenara çekilmeyi tercih ettiler, orasını bizler bilemeyiz.
    Fakat bu yapılan yalnışlıklardan onlarında sorumlu olduklarını sadece sesiz sakin uzaktan seyretikleri için iyi biliriz.
    Sayın Korunun CHP hakkindakı tesbitlerine katılmamak mümkün değil.
    Şu an CHP dünyada ve Türkiyede başarılara doğru hızla yol aliyor.
    Kim ülkesi ve dünya halklarının refahi ıçin barış ve huzura doğru yola aliyorsa Allah onların yollarını açık eylesin.

  5. Saptama biraz yanlış şöyle ki adalet diyen chp neden 2017 neden chp mv linden sonra neden 15 temmuz da neden neden neden chp ve şimdi katılan hdp fetö kendileri için adalet istiyorlar başka adaletlerde umurlarında değil ve herkes onu biliyor

  6. Heh Heh
    Çok naiv bir yaklaşım sayın koru…
    Taha akyol’un 90’larda yazdığı bir husus vardı. Baskı rejimine ceza, baskıyı gevşemeyin başladığında gelir. İktidarın girdiği yolun dönüşü yok. Eski akp bir daha imkansız. Tünel tek şerit. İktidar ve destekçilerinin tek umudu güreşte rakibi iyice ezip ayağa kalkamaz hale getirmek. Şu anki güç ile, altta duran pehlivan yardım etmek isteyeni de altına alacak güçte ve enerjide. Bu durumda iken altındakini ve yardımcılarını ayağa kalkmayacak kadar bitirmek.
    Görüntü bu….
    Olayı siz de tarafsız görmek istiyorsunuz
    Hatta yarım gönül hala iktidar yanlısısınız. Arzu ettiğiniz şey, AKP’nin sizin full desteklediğiniz günlerine dönmesi.
    Bu aşamada imkansız
    Bunu beklemek fazla naivlik olur. Reelpolitik ile örtünmez. Kamyon fren yapsa kasası full gaz devam etmek ister.
    Melül mahzun seyr etmekten başka çaresi yok bu işin

  7. mağduriyet hissini ortadan kaldırmak kabul edilemez mağduriyetlerin ortadan kaldırılması gerekir acilen. işle aşla kavga olmaz. suçluların serbest kalması da kabul edilemez. gerçek şu ki mağduriyetler öne sürülerek mücadeleyi zayıflatmak hiçbirimizin faydasına olmaz olamaz. bu örgütün 40 yıldır yaptıklarının mağdur ettiği insanlar ne olacak…evet adalet hepimiz için ortak paydadır. hassasiyetimizin olduğu paydadır. sorun chp nin bunun ne savunucusu ne takipçisi olabileceğidir. iki gün önceki yorumumda rahatsız olduğum pek çok beyanlarını yazdım. beyanları tekrar etmiyorum bu beyanların sahipleri mi adalete sahip çıkacaklar. ilk işleri kendi adaletlerini getirmek olur nasıl ki cemaat the cemaattir chp de the chp dir…
    benim sırtımda bir parti küfesi yok. güvenimi kazanacak her oluşuma açığım. akp nin kendini gerçekten pek çok açıdan toparlaması gerekir, teknolojiyi bu denli pahallı satın almayı , benzine ete bu kadar pahallı ulaşmayı kendine bunca destek olmuş halka reva görmesi de zayıflamış adalet ve eğitim gibi kabul edilemez. ama asıl büyük ve öncelikli sorunlarımız hiçbirimizin gözünün yaşına bakmayacak olan dış tehtitlerdir. bu nedenle yağmurdan kaçarken the dolulara tutulmak istemem. hiç istemem…

  8. Bu gibi durumlarda Erbakan’la buluşur durum değerlendirmesi yapardık. Erbakan iki yıl içinde görüşlerimizi değerlendirdi Erdoğan da bizimle istişare etseydi ne tavsiye ederdik? Şöyle derdik: Binali Yıldırım da biraz daha büyük bir adalet levhasını alsın, Kılıçdaroğlu ile yürüyerek “Biz de adalet taraftarıyız ama çözüm bulamıyoruz. Şimdi CHP ile bir olduk onun adalet isteğine katıldık. Adalet üzerinde bir ay sohbet edeceğiz.” derdim.
    1960’tan beri adaletin haksızlığına uğramış biri olarak vardığım sonuçları şöyle sıralayabilirim.
    1) Hakimlerimiz rüşvet almıyorlar. MİT’ten veya derin devletten emir gelmeyince haksız karar almıyorlar ama yargı akışı öyle kurulmuş ki adil karar alma ancak %10 civarındadır.
    2) Soruşturma yapan savcı ve emniyet %70 tarafsız ve isabetli soruşturma yapar. Ne var ki Sermaye’nin kurduğu düzenin içinde sonuçlar daima ters çıkar. 15 Temmuz’un Gülen’e fatura edilmesi buradan ileri gelmektedir.
    3) Yargının temel dayanağı bilirkişi raporlarıdır. Uygun seçilen bilirkişiler de genel olarak raporlarda doğruyu tespit ediyorlar. Ne var ki sonuçları baskı yönünde beyan ediyorlar.
    4) Sermaye ve onun mafyaları (senet mafyası, uyuşturucu mafyası, arsa mafyası ve silahlı mafya) yargı görevlilerinin tepesinde ince kılıç olarak bekler. Bu yetmiyormuş gibi basın da aldığı talimatla harekete geçer.
    Bunu Binali Yıldırım yürüyüşte Kılıçdaroğlu’na anlatmalı ve onunla birlikte nasıl çare bulacaklarını ortaya koymalıdır. CHP-MSP koalisyonu yerine Milli mutabakat hükümeti kurulur ve sorunlar birlikte çözülür.
    Ordu dahil herkes bilsin ki adalet ancak Adil Düzen ile gelir.

  9. CHP’nin yakaladığı fırsatı kendi lehine çevirebilse idi AK Parti.. elde edeceği şey ne olurdu?

    Bütün derdi iktidarını devam ettirme olan Ak Parti, belki bunu sağlamış olurdu.
    Yani iktidarını devam ettirmenin yeni bir yolunu bulmuş olur, ama sorun devam eder, sorunu fırsata çevirmek adına yapılacak sözde iyileşmeler göstermelik olur, asıl sorun yerli yerinde durur veya katlanarak devam ederdi..ki durum hala bu..

    Halbuki yaşanan sorunların temelinde Ak Partinin uyguladığı yanlış politikalar var..iktidarı ise hala devam ediyor, edeceğe de benziyor..
    Kendinden bu kadar emin iken doğru bildiği uygulamalarını şimdi neden yanlış olarak görsün.. veya ondan geri dönsün?

    CHP için ise bir fırsattan söz edilebilir mi?..kısa vade de belki..

    Lakin CHP bunu taşıyamaz. Çünkü ”fırsatçılık” yapıyor…evet önüne çıkan fırsatı değerlendirmek siyasi partilerin şiarı ve belkide herkesin. Ama bunun da bir etiği var.

    Eğer bu fırsatı, sorunu çözmek adına ve mağduriyetlerin ortadan kalması adına yapıyorsa bu etik, ve uzun soluklu bir çabayı gerektirir..değil, bu fırsatı oya nasıl tahvil ederim çabası ise bu da etik değil ve sonuç almak zor.

    CHP kendini lağv etmeli.
    Ak Parti jübilesini yapmalı.
    MHP ve HDP’nin bu türlü bir çabaya girmesine gerek bile yok.

    Yeni oluşumlar ile yep yeni bir Türkiye’ye yelken açmalı..

    Benim kisi de hayal işte…

  10. 28 Şubatın İHL li bir mağduru olarak o günleri şöyle bir gözümün önünden geçirdim. Kendinden emin kudretli paşalar kasıla kasıla yaptıklarının bin yıl süreceğinden bahsediyorlardı. Bu işin mimarı olan siyasilerde hayli keyifliydi. Kendi kendimize şunu sorduk bunu gerçekleştirenler bir sonraki seçim toplum tarafından tasfiye edilir sabredelim ama maalesef olmadı. Toplum bu haksızlığı yapanları bir şekilde mecliste tutmaya devam etti. Sonra o mağdurlar büyüdü büyüdü ve 2002 de gereken temizlik yapıldı. Şimdi sıra AKP nin yarattığı mağdurların hareketi başlayacak. Belki bu 2 yıl için de olmayacak ya da 4 yıl içinde ama AKP nin şu an çoluk çocuk FETÖ cü diye ceza evlerine doldurduğu olup bitenden habersiz masum insanlar ampülün sonunu hazırlayacak. 28 Şubat dan biliyorum !!!

  11. KISKAÇTAN KURTULMAK
    Sayın Koru!
    Yapmış olduğunuz uyarılarla adeta tarihe not düşüyorsunuz.
    Maalesef adliyenin yerini bile bilmeyen insanlar için adliye koridorları mesken olmaya başladı.
    Her gün yeni gözaltı kararları gelmeye devam ediyor. (Ev hanımları, beli bükülmüş ihtiyarlar, memurlar, vs.). Ucu nereden başlayıp nerede biteceği belli olmayan bir süreci yaşıyoruz. Bu gidiş pek hayra alamet değil.
    Umarım, AK Parti sizin ve sayısı çok az olan “uyarıcı” mütefekkirlerin sözlerine kulak verir. Bahsettiğiniz kıskaçtan başka türlü çıkmak mümkün değil.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here