Hangisi daha muhtemel: Erken bir seçim mi? Fabrika ayarlarına dönen bir AK Parti mi?

19

Devletten maaş alanların kulakları her yılın Ocak ve Temmuz aylarının başlarında tek bir habere odaklıdır: Zam haberine…

Öğrendiğime göre, dün açıklanan yeni zamlı maaşlar, en iyimser beklentilerin bile üzerinde çıktı.

Memurlar ve emekliler sevinçli.

Yakınlarım arasında öyleleri var da ondan biliyorum. Yüzleri gülüyor.

[Bilginiz eksik kalmasın diye ekliyorum: Ne de olsa ben de emekliyim.]

“Erken veya baskın bir seçim bekliyorum”

“Ne iş?” sorusuna, bir ekonomist, “Evet, doğru, AK Parti’nin ülkeyi yönettiği 15 yıl boyunca hiç görmediğimiz bir şey bu” dedi ve ekledi: “Bir tek bu olsaydı belki beklentimi kendime saklardım; ancak birbiri ardına alınan başka ekonomik kararlara da bakarak söyleyebileceğim şudur: Kendimizi 2018 yılı bahar aylarında yapılacak bir seçime hazırlamalıyız.”

Aynı ekonomist, son iki yıl birbiri ardına yapılan seçimler yüzünden, ülkenin yorgun düştüğü görüşünde. “Buna rağmen, ekonomik tabloya bakarak, hükümetin önünde fazla bir seçenek olmadığını da görmemiz lâzım” diyen yine o.

CHP ‘mazlumların partisi’ mi oluyor?

Henüz bu sözleri hazmedememiş iken.. sabahın ilk ışıklarıyla köşelerine göz attığım yazarlar arasında.. en ilginç yorumlardan biri.. Ertuğrul Özkök imzasını taşıyordu: ‘CHP mazlumların partisi mi oluyor?’ başlıklı yazısı…

Bir arkadaşı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘adalet’ yürüyüşüne 4 gün boyunca katılmış; Ertuğrul Özkök ile paylaştığı gözlemi şu: “CHP’nin tabanı değişiyor. Artık sadece öğretmen, memur partisi olmaktan çıkmış. Yoksul insanlar, kenarda kalanlar da CHP’ye geliyor.”

Hürriyet yazarı “Göreceğiz” ihtiyatıyla, arkadaşının gözlemini, Bu yürüyüş, aynı zamanda ‘CHP’nin dönüşüm yürüyüşü’ oldu” cümlesiyle özetliyor.

Kendisinin de kabullendiği sıfatı ‘pop sosyolog’ ya, orada da durmuyor ve yürüyüşte şekillenen ‘yeni CHP’ ile ilgili şu tespitleri de birbiri ardına sıralıyor Özkök:

Okuyalım:

Toplumun daha dindar kesimlerine karşı daha duyarlı.

– Tepkici değil, sakin.

– Bölücü değil, toplayıcı.

– Provokasyonlara gelmeyen.

– İnsanla teması hep ön planda tutan.

– Kutuplaştırıcı değil, tam aksine birleştirici bir üsluba özen gösteren.

– Büyüklük taslamayan, mütevazı davranan…

– AKP artık yeni varlıklı kesimi temsil ederken, toplumun yoksul kesimine seslenen.”

Okurken aklıma ilk gelen ünlü deyiş oldu: “Kırk yıllık Yâni olur mu Kâni” deyişi…

Hemen ardından da hükümetin son 15 yıl içerisinde memura en yüksek maaş zammı verdiği gerçeği aklıma geldi.

Hangisi: Erken seçim mi, CHP’ye karşı konuşlanma mı?

Görüşlerini yukarıda özetle aktardığım ekonomist, bu beklenmedik oranda yüksek maaş artışını ‘erken’ veya ‘baskın’ bir seçimin hazırlığı olarak yorumluyordu.

Ertuğrul Özkök’ün benimseyerek aktardığı arkadaşının gözlemi doğru ise, bu beklenmedik iyileştirme, seçim hazırlığı ile ilgili olmayabilir.

‘Neden?’ sorusu üzerinde birlikte düşünelim:

İktidar partisi, bir CHP milletvekilinin ‘haber kaynağı’ olduğu iddiasıyla yargı tarafından cezaya çarptırılıp derhal tutuklanmasının tetiklediği yürüyüşten hiç mutlu değil.

Parti sözcüleri her gün artan dozda, CHP’nin niyetini sorgulayan ve yol arkadaşlarını ‘FETÖ’ ve ‘PKK’ olarak yaftalayan bir söylem tutturmuş görünüyor.

Görüntü böyle, ama gerçek bundan da öte bir değerlendirmeyle irtibatlı gibi…

AK Parti Kılıçdaroğlu’nun başlattığı uzun yürüyüşe hazırlıksız yakalanmış durumda. Önce, güçlük çıkarmak, hatta yasaklayıcı bir tavır almak isteği hakim göründü; bazı hukukçulara danışıldığını ve “Yapabilirsiniz” fetvası alındığını da biliyorum.

Sonunda öyle bir müdahalenin daha ciddi sonuçlara yol açabileceği fark edildiği ve yürüyüş boyunca yapılacak açıklamalarla CHP’yi köşeye sıkıştırma fırsatı da cazip geldiği için, önlemek yerine devamına karar verildi.

Hangi niyetle verilmiş olursa olsun doğru bir karardı bu.

Yürüyüş boyunca AK Parti mekanizması sürekli toplantı halinde. En son partinin il başkanları da Ankara’ya çağrıldı ve nabızları tutuldu.

Şu anda o toplantıların ürünü olan tavırlar sergileniyor AK Parti ve hükümet tarafından…

Memurlara –sonuçta sadece tok tutmaya yarasa da– nispeten okkalı zam da toplantılarda dile getirilen mülâhazalarla ilintili olabilir.

Hangisi daha doğru bir tespit: Kendimizi bir erken seçime mi hazırlamalıyız, yoksa yürüyüşün dönüştürdüğü söylenen ‘yeni CHP’ ile baş edebilmek için, temsil ettiği düşünülen kitlelere şirin görünmesini getirecek bir ince ayara kendisini tâbi tutarak ‘fabrika ayarları’na dönmesini sağlayacak bir manevra mı beklemeliyiz AK Parti’den?

Galiba kesin bir karara varabilmek için, 9 Temmuz’u ve yürüyüşün nasıl biteceğini görmemiz gerekiyor.

ΩΩΩΩ

19 YORUMLAR

  1. “bazı hukukçulara danışıldığını ve “Yapabilirsiniz” fetvası alındığını da biliyorum.”

    fetva verdiğine göre herhalde bu hukukçu, islam hukukçusu!?

  2. Bugün AK Parti ancak MHP ile ittifak yaparsa seçime gidebilir. Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilir. Mecliste AK Parti-MHP ittifakı oluşur. Ondan sonra bu ittifak doğru işler yaparsa CHP ve HDP barajın altında kalır ve Türkiye Müslümanlarla Türkçülerin ittifakı ile yönetilir. Bu hususta kararı MHP verir. MHP de bunu Ordu’dan alır.
    Bu senaryonun ülkemiz için hayırlı sonuç verebilmesi için bu cephenin Adil Düzen’i benimsemesi ve Erbakan gibi Akevler’in Adil Düzen çalışmalarını değerlendirmesi gerekir. Bu çözüme fazla olumsuz bakmıyorum.
    CHP’nin değişmesi ve devreye girmesi AK Parti’ye alternatif olması için, iki şeye ihtiyaç vardır. 1970’lerde olduğu gibi Milli Görüş ile, Adil Düzen ile, Akevler ile işbirliği yapması gerekir. Bir de AK Parti MHP’yi yanına aldığına göre CHP’nin de HDP’ye sahip çakması gerekir.
    1973’te Sermaye’nin beklemediği bir koalisyonu gerçekleştirdik. Bu koalisyonun oluşmasında Akevler bir numaralı rol oynamıştır. CHP-MSP koalisyonu yalnız Türkiye’ye değil tüm dünyaya etki etmiştir. Şimdi de CHP gerçekten değişecekse, daha doğrusu Mustafa Kemal ve İnönü çizgisine Milli Görüş ile ittifak yaparak gelecekse o zaman 1970’lerdeki zafere ulaşılabilir.
    CHP-MSP koalisyonunun temel felsefesi, Sermaye’nin esiri olmayan bir Türkiye’yi oluşturmaktı. Türk Ordusu bunu desteklemiştir. Bundan sonra da desteklemeye devam edecektir. Bu çözüm AK Parti’yi de Sermaye’nin oyunundan kurtarabilir. Bu durumda Türkiye üçüncü bin yılda en etkin devlet olur.

  3. AKP fabrika ayarlarina dønemez nasil dønecek? Artik avrupada hic bir ulke ciddiye almiyor asyadada simdi aldiginiz uc kurus zammi geri siz ødeyceksiniz ben Abdullah gul basbakanken caba gøsterdi AB iliskilerine daha sonra tek adam sevdasi sardi kilictaroglu iyi olsada milletin bir bølum u AKP tarafindan adeta kinlendirildi tabi chp halkin partisi olamadi turkiye daha uzun yillar bøyle gider ben ulkeyi duze cikaracak bir siyasi olusum ve yetenek gøremiyorum bundan sonrada o egitim sistemiyle insan yetistirmek zor yetismisleride hapiste delirt iller kacanlarda kacti sayin koru siz hakketen ulkemizin geleceginden umudunuz varmi? Gelismeler side neyi isaret ediyor ulkede baris huzur gelirmi ?avrupa norumlarinda bir hukuk duzenimiz ve bireysel øzgurlugu korunurmu?

  4. Ben şahsen CHP’nin bütün bir kararlılıkla toplumun dindar kesimlerini kapsayıcı bir tabansal değişim yaşayabileceğine inanmıyorum. KK’nın bunu gerçekleştirmek isteğinde samimi olduğunu sanıyorum. Lakin tüm parti teşkilatı ve alışılagelmiş ”şehirli” Chplileri düşününce bunun sindirilmiş homojen bir halde vuku bulmasını imkansıza yakın görüyorum. Dindar kesimin önemli bir kısmının Mustafa Kemal’le problemli bir ilişkisi olduğunu unutmamak lazım. Benzer şekilde klasik Chp seçmeninin de geleneksel İslama mesafeli olduğunu. Bu iki mesele ilgililerinin kolay atlatabilecekleri travmalar değil. Bir yerde mutlaka tahammülsüzlük kendini yine gösterecektir. Zira aradaki farklılık varoluşsaldır, günlük ya da sonradan değil.

  5. Bu güne kadar iktidardan seçim zammı görmeyen bir memur olarak bu gün de göremiyorum. Temmuz zammı %4,enflasyon farkı %2.85, toplamı da ortada. Bunun neresinde seçim yatırımı?
    O kadar çok arzularım ki adında “halk” olan bir partinin tabanını mazlumların, mağdurların, ezilenlerin, işçinin, köylünün, emekçinin, memurun oluşturmasını. Kapıları, pencereleri belli bir zümre tarafından kendilerinden başkasına kapatılmış bir parti için bunun hayalini ancak yazabiliriz, ya da umutsuz bir temenni olur bizimkisi ancak.

  6. Yazınızı okuduktan sonraki yorumum:Ben de emekli bir memurum.Öyle planlananın haricinde bir zam yok.2016 Ağustos’unda yapılan toplu sözleşme!!!gereği 3+4 yapılan bir oran.İlk altı aylık %3 zama ilaveten enflasyon farkı zaten sözleşme gereği verilecekti.Yani enflasyonun %3’ten fazla çıkması mı bir avantaj memur ve emeklisi için.Bunu anlayamadım.Yoksa bunun haricinde bir iyileştirme mi var?
    Ama referandum öncesinden başlayan anne-anne/baba-anne bakım parası,kdv’nin önce 30 Nisan’a bazı ürünlerde sıfırlanması ve tekrar uzatılması,yapılandırılan vergi borçlarının tahsilatının ötelenmesi,tekrar bir vergi borcu yapılandırılmasının (30 Hazriran 2017 son tarihti,değişmediyse)gibi ekonomik tedbirlet,Temmuz ayında yapılacak öğretmen atamaları (okul açkken yapılmayan ama okullar kapalıyken yapılan atamalar) manidar buluylrum tabiiki.

  7. Memurlara verilen zam oranı tam iki sene önce (22 ağustos 2015) toplu görüşmelerinde memur sendikaları ile mutabakata varılarak kararlaştırılmıştı. Temmuz ayında zaten %4+tüfe farkı verilecekti.(%4+%2,89 tüfe farkı = %6.89) Yani seçim yatırımı değil, ilk altı aylık enflasyonun çok yüksek çıkması zam oranını yükseltti. Memurlar için güzel, fakat mali disiplinde bozulma yaratır diye düşünüyorum.

  8. 9 Temmuzu göreceğiz ve yürüyüş bitecek..veee 10 Temmuzdan sonra yürüyüşün esamesi bile okunmayacak.
    Kim ise akıl hocası, Kılıçtaroğlu’nun, bu kavurucu sıcaklarda yaptığı yanına kar kalacak…

    Erken seçim, ”ana-muhalefetin” zorlaması ile değil, ancak Ak Partinin, iktidarını sağlama alma adına, yine kendisinin alacağı bir karar ile olabilir.

    Muhalefet mi var Allah aşkına ülkede, o manada erken seçimi zorlayabilsin.
    HDP yok (kalemini kedi elleri ile kırdı), MHP iktidar ortağı, bir CHP var o da iktidarın payandası.

    CHP, Ak Parti iktidarının uzun soluklu olmasının oksijen tüpü.. İdeolojisi ile % 70’lik muhafazakar-dindar kesimi hep karşısına alan, hakir gören, jakoben bir genetiğe sahip oldu hep. Bunun değişmesini de beklemek beyhude.

    Değişen Türkiye olmalı…

    Ak Partinin fabrika ayarlarına dönmesini beklemek artık boşuna..o kadar uzaklaşıldı, arkasında karşısına çıkacak o kadar dik yamaçlar oluşturdu ki, geri dönüşü imkansız gibi..

    Değişen Türkiye olmalı…

    Artık sırtındaki CHP kamburundan kurtulmalı. CHP, olmazsa olmaz, vazgeçilmez değil ki!

    Buna da iktidar izin verir mi?

    Bence hayır.

    Koltuk değneğini neden atsın ki?

    Semerli de olur semersiz de.

    Bineğin katır olduktan sonra…

  9. Bu yürüyüşü Nam-ı diğer pop sosyologun can-ı gönülden desteklemesi bile sözkonusu “arkadaşın” değerlendirmelerini geçersiz kılar. Eğer dediği gibi olsa beyazlar desteklemezdi bunu. Umarım Ak parti de gözden geçirilmiş fabrika ayarlarına döner tez zamanda. Kimilerinin kasdettiği gibi Ak parti iktidarda kalsın diye, memleket iyi yönetilsin diyedir dileğim. Benim gibi bir çok sıradan vatandaşın da dileğidir aynı zamanda.Not sayın Fehmi KORU’ yu da fabrika ayarlarında görmek istiyoruz kısır iç siyaset yerine uluslar arası konuşardaki yazılarını bekliyoruz ciddi ciddi. (Burdan bakınca öyle görünüyor)

  10. mazlumların partisi chp …bakalım daha neler duyacağız. yakında mütedeyyin sıfatı da yaftalanırsa oldu bu iş…uzun zamandır ciddi bir kimlik bunalımı zaten vardı ama işin buralara geleceğini kim tahmin ederdi…şimdi usta bir terzi bulmak lazım, iki beden büyük elbisenin hatalarını kapatmak herkesin harcı olmaz…bizde idare ediveririz varsın biraz sakil dursun…

    • fehmi koru dış siyaset yazmıyorsa bir sebebi vardır.bazı çakma kahramanların dış siyaset kulvarında hiç bir etkisi kalmamıştır.yani esas dönen dolaplar içerdedir.”içerde” dizisinden daha karmaşık bir durum yaşanıyor memlekette…

  11. Erken secim tabii ki. Ekonomi 2018’in ikinci yarisindan sonra pek dikis tutmaz gibi gozukuyor. Varlik Fonu v.s. ile o zamana kadar idare edilecek, gelecek icin daha kotu olsa da. Secim yaza denk getirilir tahminimce, ytazlikcilardan oy kaybi olsun diye. 2018 Temmuz basi diyorum ben.

  12. Yapılan zam oranı şöyle %4+enflasyon farkı (2,92) olmak üzere toplam %6,92. 2015 yılında yapılan toplu sözleşmede 2017 yılı Temmuz ayı için %4+enflasyon farkı oranında zam yapılması konusunda anlaşma sağlanmıştır. Yani bu zamlar 2015 yılında belirlenmişti. Bu nedenle memur zamlarının seçime işaret ettiğine dair varsayıma katılmak mümkün değil.

  13. Evet, memurlar ve işçiler, hepten maaş artsın beklentisi ve talebinde bulunur. Çoğu memur ve işçiye göre, maaş sürekli artsın, sorumluluk kalksın, mesai azalsın. Sorumluluğa ise, hiç talip olan olmaz. Mesai bitiminden 15- 30 dakka erken kaçayım, mesaiye 15- 20 dakka geç varayım….. ne var yani ? ! Oruçlu memur da şu mesaiyi nasıl edip, erken bitirsem, telaşı içinde olur. Daha nice……
    Konya Müftüsü Prof,.Ali beyin hoşa giden bir tesbiti var : Herkes sorumluluğunu BİLİRSE, Hak tabii olarak peşinden gelmiş olur. Bir bilebilsek, tefekkür edebilsek, SORUMLU’luğun, Büyük bir günde hesabının verileceğini, keza, dünyada dahi ! (Hukuk dünyaya da gelirse) Gayri-Milli eğitimde bunlar önem arzeder mi ?

    Erken seçim havası ve beklentisi var, olmalı da. Doğrusu da bu olur, çarpık ayakla, topal aksak sistem aksar da aksar. Zaman kaybına ve ekonomik israfa sebep olur. Seçim seçim demedense, 5 yllık sağlam bir döneme zemin hazırlanmış olur. Fakat, erken seçimle, Başkanlık seçimini denkleştirmek mümkün mü, Acaba ?.

    Yoksullar ve kenarda kalanlar için ne vaad ediyor, CHP. E.Özkök bunu öğrenebilmiş mi ?
    Oysa, CHP, hiçbir zaman mazlumların partisi olmadı, olamaz da. CHP … bir menfaat ve menfaatçi partisidir, mensublarını halk az-çok biliyor ve görüyor, bunlarda vicdan ve merhamet bulunmaz. CHP, tepede kendini asilzade, ELİT (seçilmiş) görenlerin, salonların, çalım satanların, hiziblerin partisidir. Bu hal, kendi içlerine de yansır. Menfaat, makam paylaşımı olduğunda 3’ünü, 5’ini bir arada göremezsiniz.

    E.Özkök, anlaşılıyor ki, yapılacak ilk seçimde, kapağı CHP’ye atma hülyasını taşıyor.
    “Aç tavuk, kendini buğday ambarında sanırmış, derler.

    Kılıçdaroğlunun yürüyüşü abartıldıkça abartılıyor. Katılanlar holigan partililer, dinsiz ve ahlaksız militanlar ve ajanlar. Biraz da meraklı seyirciler. Hükumet duymazdan gelse daha doğru eder.
    “CHP için dönüş yürüyüşü olacakmış” CHP Mevlana’nın dediği gibi dönmez, dönemez, Çünkü. Olsa olsa, sarhoşlar gibi döner. CHP, o dinsiz, donsuz, oruçsuz yaşayışı ile hakikaten dürüst insana, dindara ümit vermez.
    Doğrusunu F.Koru söylemiş : “Kırk yıllık Yani, Olur mu Kani”

    Burada, Saadet ve Milliyetçi Hareket Partisi yöneticilerinin üzerinde de büyük vebal olduğunu ifade etmek gerekiyor. Bu Memleketin, hakiki sahipleri çeperlerindeki sonradan toplama, İstiklal harbinde düşmanla beraber kurşun atan kanı ve sütü bozuk adamlar (ki onlar kendilerini bilirler) değil. Anadolunun içlerinde , ortalarında eli nasırlaşmış insanlardır ve yurdun nimetlerinden EN AZ Nasiblenen de bunlardır.
    Ahlaki, ailevi sosyal çözülmeden de en çok gamlenen bunlardır.
    Her iki Partinin TABANI birbirine çok yakındır. Birbirinin can düşmanı devletlerin orta yerde buluştuğu, kaynaştığı bir dönemde, bu iki Partinin birbirine kayıtsız kalması büyük hata ve hatta bu Millete ihanettir.
    Mareşal’in kurduğu Millet Partisi gibi AZAMİ MÜŞTEREK’lerde birleşerek Anadolunun GÜR sesini duyurmak zorundadırlar. Bugün Memleketin en az % 25 – 30 bir seçmen kitlesi, şaşkın ve biçare bir halde gidecek kapı, sahip arıyor. Bunu görmemek kör olmak demektir.
    Sorumluluk, sorumluluk, sorumluluk aşkı… Bakalım, mevlam görelim, neyler…..

  14. Sayın Koru;zam memura değil işçiye verildi.Kamudaki işçi sayısı ile memur sayisı arasında dağlar kadar fark var.Yani hükümet arada bir işçiye kesenin ağzını açıyor.Ancak zam memura değil kamu işçisine.Bilginize

  15. İktidarın ve muhalefetin bu günlerde gösterdiği performans , her ikisinin de artık yıprandığını ve merkez sağda yeni bir aktörün gerekli hatta çok acil olarak elzem olduğunu gösteriyor. Bu halleriyle ne CHP ne de Ak Parti artık memleketi gelinen bu noktadan daha ötelere , daha iyi noktalara götüremeyeceği bariz bir şekilde belli oluyor. Bunu nereden anladığımı sorarsanız sadece iktidar ve muhalefet liderlerinin söylemlerine bakın yeter. Hiç bir çözüm göremeyeceksiniz. Allah sonumuzu hayır etsin.Özelikle Kılıçdaroğlunun yürüyüş gösterisinin karşısında yapılması düşünülen 15 Temmuz nöbeti etkinlikleri , toplumda ikiye ayrılmış bir bölüntüyü iyice deşifre etmiş durumda ve Türkiye düşmanlarını iyiden iyiye sevindiriyor. Allah muhafaza yeni bir 15 Temmuz faciası başımıza gelse , içinde bulunduğumuz bu atmosfer yine 15 Temmuz 2016 da gösterilen birliğe mi hizmet ediyor ? Bence değil. CHP nin de Ak PArti’nin de artık aklını başına lacağını da sanmıyorum. Artik Türkiye’ye yeni ve dinamik siyaset ve yeni siyasi partiler gerek . Tıpkı 2002 de bir umut olarak doğan Ak PArti’nin doğduğu ve bir dönem başarılı olduğu gibi.

  16. İyi günler Fehmi Bey nasılsınız?
    “Kırk yıllık Yâni olur mu Kâni” deyimi sanırım “Kırk yıllık Kâni olur mu Yâni” olacaktı.
    “Nüktedan, kibar ve hoşsohbet, hemen her sözünde nükte bulunan ve çevresinde çok sevilen Kânî, bir mizah ustası olarak tanınmıştır. Bükreş’te bulunduğu sırada sevdiği bir kızın kendisinden Hristiyan olmasını istemesi üzerine söylediği, “Kırk yıllık Kânî olur mu Yani” sözü bugün dahi kullanılan bir vecize hâline gelmiştir.”
    Kaynak : https://www.turkedebiyati.org/tokatli-kani.html

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here