15 Temmuz: Zamanını şaşırmış darbe.. yabancı parmağı.. birleşeceğimiz yerde kavga ediyoruz..

7
15 Temmuz 2016... O gece...

Yıldönümüne 24 saat kalmış 15 Temmuz hain darbe girişiminin, başarısızlığa uğramış olması yanında, bir özelliği daha var: Darbenin başarısız kılınması 250 şehit, 2 bin 193 gaziye mal oldu.

Türkiye çok partili siyasi hayatında (1946 sonrası) doğrudan veya dolaylı askeri müdahaleler yaşadı; kaç hazırlığın hayata geçirilemeden boşa çıkarıldığını bilmiyoruz ve muhtemelen hiçbir zaman da bilemeyeceğiz.

Hepsinin temel özelliği, cana mal olmamasıdır.

Son hain kalkışma işte bu yönüyle diğerlerinden ayrılıyor.

Desperado kalkışması

Önemli mi bu? Hem de çok önemli. En başta, darbeyi planlayan, taşlarını döşeyen, saati geldiğinde emrindeki askerleri harekete geçiren kadronun gözü dönmüşlüğünü göstermesi bakımından önemli. Bir tür ‘desperado’ kalkışması bu.

Aradan geçen 364 günde ortaya dökülen bilgilerden anlaşılan, darbe girişimine, ilk yapılacak Yüksek Askerî Şura (YAŞ) toplantısında geniş çaplı tasfiyeler yaşanacağı beklentisi âciliyet kazandırmış; sadece o gece darbe saati öne çekilmemiş, aslına bakılırsa çok daha sonraları için planlanan darbe, tasfiye korkusu yüzünden, aylar –belki de yıllar– öncesine alınmış…

Başarısız olmasında bunun etkisi muhakkak var.

İcraat için belirlenmiş esas tarih beklenmiş olsaydı sonucun fazla farklı olmayabileceği düşünülebilir. Kendini tankların önüne atmaya hazır millet… Gözü kanlı sergerdelere dönüşmüş silâh arkadaşlarına karşı çıkmayı göze alabilen bir Türk Silahlı Kuvvetleri camiası… Ve teslim olmak yerine ölmeyi umursamayarak direnmeyi yeğlemiş bir siyasi liderlik olduğu müddetçe darbelerin başarıya ulaşması neredeyse imkânsızdır.

İmkânı olmadığını 15 Temmuz gecesi gördük.

Kalkışmanın en büyük mirası bu özelliğinden çıkarılabilir: 15 Temmuz girişiminin başarısız olması, benzer niyetlere sahip, demokrasiye müdahaleyi düşünebilecek silahlı güçleri böyle bir maceradan vazgeçirmeyi sağlayacaktır.

Pabucun pahalı olduğunu herkese gösterdi 15 Temmuz.

‘Yabancı parmağı’

Darbe girişimine ‘dost’ bildiğimiz bazı ülkelerin şaşkın tepkiler vermesi girişimde ‘yabancı parmağı’ ihtimalini gündeme taşıdı. ABD kınamada hayli gecikti; Avrupa’nın belli başlı ülkeleri de darbe girişimini ciddiye almakta zorlanıyor.

‘Yabancı parmağı’ darbelerde hep söz konusudur. Belli başkentlerden onay alınmadan darbe yapılmaz, yapılamaz diye bilinir.

Latin Amerika’da ülkeler 1950’lerden başlayarak birer birer darbelere muhatap oldular ve askeri yönetimlere geçildi. Darbeci subayların ABD’de eğitim gördükleri biliniyor.

Bizde de 27 Mayıs 1960’la kapısı aralanan bütün askeri müdahalelerde haklı olarak ‘yabancı parmağı’ aranmıştır.

‘Post-modern darbe’ adı verilmiş 28 Şubat’ın (1997), askerlerin yönetime el koymadan istedikleri sonucu almaları biçiminde gerçekleşmesi, bir yarı-darbe halinde kalması, Beyaz Saray ve ABD dışişleri bakanlığının Pentagon’a bu yolda izin vermemesi yüzündendir.

Aslında 28 Şubat’ta da amaçlanan yönetime el koymaktı; ABD buna izin vermediği için yarım kaldı o darbe.

Bir yıl önce yaşanan kalkışmada ‘yabancı parmağı’ aranması yadırganmamalıdır.

Yabancı ülkelerin 16 Temmuz sabahından itibaren şaşkınları oynamasının sebebini tahmin etmek zor değil: Muhtemelen Türkiye’de bir hareketlenme olmasını bekliyorlardı; ancak 15 Temmuz tarihinde değil de daha ileri bir tarihte olmasını…

Tabii bir de şu gerçek var: Yabancılar hiçbir darbeyle kendileri arasında ilinti kurulmasını istemezler; darbe girişimi başarısız olmuşsa hiç istemezler.

Yapılanda ‘yabancı parmağı’ bulunduğu kuşkusu bize o ülkelere karşı kullanılabilecek moral üstünlük sağladığı halde, doğrudan suçlamalar ve gereksiz uygulamalarla bunu heba ettiğimizi görüyor ve üzülüyorum.

Darbe girişimi sonrasında Türkiye, öncesinden daha kimsesiz ve yalnız bir görüntüye sürüklendiyse, bunun sebebi, ‘yabancı parmağı’ kuşkusunu nasıl kullanacağımızı bilemememizdir. Büyük bir fırsatı bu yüzden kaçırdığımız gibi, tarihimizin hiçbir döneminde olmadığı kadar yalnızlaştık da.

Darbe komisyonu kavga komisyonu oldu

Meclis’in darbe girişimini araştırması için oluşturduğu komisyonun raporu, komisyona üye vermiş partiler arasında söz düellosuna dönüştü.

Büyük bir talihsizlik bu.

Darbeler konusunun hafife alınmasına yol açacak her saptırma talihsizliktir çünkü.

Taraflar.. darbe girişiminin hangi saiklerle mümkün olabildiğini.. böyle bir ‘desperado’ eylemine hazırlanan kadroların nasıl yönlendirildiğini.. darbenin boşa çıkartılmasında hangi âmillerin rol oynadığını.. girişime katılan ve kendi halkına silah çekebilen insanları neyin motive ettiğini.. varlığı hemen fark edilen ‘dini grup’ yönlendirmesinin boyutlarını derinlemesine araştıracak yerde…

Birbirlerini suçlamayı tercih etmiş görünüyor.

Kavgaya bakınca, iki tarafın da birbirlerini ‘darbeci’ veya hiç değilse ‘darbeye teşne’ olmakla suçladıkları görülüyor.

Olacak şey değil.

Meclis’te kurulan, bir araştırma komisyonu idi, mümkünse konuyu daha geniş açılardan ele almayı ve sonuç doğurmayı getirecek bir soruşturma komisyonu kurulmalı ve 15 Temmuz hain darbe girişimi bütün yönleriyle sergilenmelidir.

Bir daha o tür maceralara kalkışılmaması için de bu elzem.

Araştırma kavga doğurduğu için, o tespitlere dayalı uygulamalar da toplumu geriyor.

Nasıl oluyor da, darbecilerin iktidarı ve muhalefetiyle bütün siyaset kurumunu hedef aldığı gerçeği ıskalanabiliyor, hayret.

ΩΩΩΩ

7 YORUMLAR

  1. Yorumlarda ” işinize gelmiyen, katılmadığınız satırları” gösterin ve kesinlikle katılmadığınızı belirtin. Sorumlülük açıkça sahibinin üstünde kalsın. Boşüna dememişler ; büyük lokma ye, büyük söyleme.

  2. Bence tam bir eski Fehmi Koru yazısı olmuş.Açik söyleyeyim buradaki bir çok yazinizdan eski tadı analizi düşünceyi alamıyorsunuz(kendi adıma). Bazı yorumcuları okuyabilmek için sizin yazıları da okuduğum olmuyor değil

  3. Iyi guzel døkturmusunde fehmi bey her sey ortada bu darbeyi yabancilar biliyordu dogru kesinlikle bilirler daha ertesi gun M16 ingiliz dedektifler bizimkilerin sucu yikin fetønun ustune mesajini sizdirdilar bizzat zartalinizinde ifade verdigi søzde komisyona iki ønemli aktør cagirilma teklifi red ediliyor neden?iki AB li martin chulz bir soru yønelti basbakana bir gecede nerden buldunuz otuzbin sucluyu ?ønceden bildik dedi ler e neden ønlemedin demezlermi? Yukarda arkadasin yazdiklarina katiliyorum kimin isine yarayor ?olanustuhal? Bana gøre bu darbenin en kazanclisi dogu perincek onun derdi ilk basta askeriyede inancli kimse kalmasin ve kendi adamlarina yer acilsin yargidada øyle herhalde milligøruslu imamlar atanmayacak ?bu gidisle bu darbe yilan hikayesine døndu .bu gidisle on yil demez ulkenin civisini cikari AKP ve perincek ikilisi

  4. Tesbitlerinize katılıyorum Fehmi bey. Bu 15 Temmuz darbe girişimi ve ihaneti çok iyi analiz edilmeli. Devlet nerelerde yanlış yaptı? Diyasetçiler nerelerde yanlış yaptı? Din adına bu kadar müslüman nasıl ve niçin istismar edilebildi? İnsanlar nasıl oluyor da akıllarını birilerine kiraya verebiliyorlar? Dış mihrakların Türkiye aleyhine olmaları niçin önlenemiyor? Daha bir çok yönden analiz edilmeli ve gereken tedbirler mutlaka alınmalıdır.

  5. Hain darbe girişimi olalı bir yıl oldu ve bir yılda en tepeye ulaşması ve gerçek suçluların bulunması gerekirken her gün üniversite öğrencileri, ev hanımları, emekliler gibi ibadet tabakasını oluşturan insanlara kadar düştü tutuklamalar.
    Binlerce üniversite öğrencisi, ys evlerde kaldığı zamanlarda başındaki kişilerin sohbetleri bildireceğiz diye indirin dediği google playden indirilmiş bylocklar yüzünden ya da geçmişte evlerde kalmış diye tutuklanıyor. Oysa her gazetede bangır bangır 2014te google playden indiriliyordu yazıyor. Çıkıp burada ahkam kesmek çok kolay biliyorum ama unutmayın adalet, adaletsizlikle sağlanmaz ve hiç bir ah kalmaz. Bir yıl olmuş bylock konuşma içerikleri yok, ama üniversite öğrencilerinin en azından adli kontrol şartı ile bırakılması gerekirken okullarından edilip hapse atılıyor. Dilekçeler veriliyor cevap yok. Ömrü boyunca dinden, başörtüsünden nefret etmiş savcılar şimdi en güvenilir insanlar olarak sayılıp adalet dağıtması bekleniyor, onlar da yaptıkları hiç bir haksızlıktan sorumlulu tutulmayacaklarını bildikleri icin gencecik çocukları, hamileleri, emeklileri bile hapse atıyor anlamadan dinlemeden. Etkin pişmanlık dilekçeleri veriliyor savcılar ilerde bakarız diye başından savıyor. Bu ülkede hain girişimi atlattı ama bir yıldır başka hain girişimlerle bu ülkenin muhafazakar insanları devlete küstürülmeye uğraşıyor ve başarıldı da. Eğitimli ve muhafazakar olup da tanıdığı, akrabası, arkadaşı içeri alınmamış bir tek insan kalmadı neredeyse. Artık bu ülkedeki insanlarla aynı dini paylaşmadığımı düşünmeye başladım. Ne zamandan beri islam, adaletin zulümle sağlanmasına izin veriyor? Darbe girişimi başarısız olsun diye dua eden, dışarı çıkanların çoğu ya ihraç ya tutuklu. Neden? çünkü kimse 3-5 sene sonra neyin suç olacağını bilemez, sizin islam anlayışınız bu mu? Bir kısımları da bu haksızlıkları desteklerse ya da susarsa sıra kendisine gelmeyecek sanıyor, yanılıyorsunuz. Bu gözler darbe girişiminde yaralanmış ve ohal olmalı, mağdur edebiyatı yapmayın, suçu olmayan hapse atılmaz diyen polislerin önce ihraç edilip sonra tutuklandığını gördü. 7 aydır bir kez mahkemeye bile çıkmadan tutuklu bekliyor hala. Şimdi de onlar mağduriyetini anlatacak birini arıyorlar ama nafile başka sağır kulaklar da onları duymuyor. Adalet herkese lazım olacak. Hatırlatmak isterim geçmişin cemaati şimdinin fetösü de onlara adalet lazım olmayacak sanıp her türlü zulmü yapmıştı.
    Hz. Ömer bir gün otururken birisini işaret eder ve ‘beni bu kişi öldürecek’ der.
    Etrafındakiler ‘ne diyorsun ya Ömer hemen kellesini uçuralım’ derler.
    Hz. Ömer sinirlenir ve hayır daha suç işlemedi o henüz masumdur der. Ve gerçekten de bir gün o kişi Hz. Ömer’i hançerler. Hz. Ömer son nefesini vermeden önce sorar ‘o kişi miydi?’ Diye. Evet derler.
    ‘Çok şükür ki, müslüman değil’ der ve kısasın sadece o kişiye uygulanabileceğini söyler ve ölür. İşte kendisini öldürecek kişiyi bilip henüz suç işlemedi diye cezalandırmayan böyle bir adalet anlayışından, sen neden bunun terör örgütü olacağını öncede bilmedin, suçlusun noktasına geldik. Suçlanan bulunamazsa eşi, çocuğu alınıyor içeri. Bu nasıl bir adalet anlayışıdır? Annesi de babası da içeri alındığı için sevgi evlerine gönderilen çocuklar var, üstelik daha soruşturma aşaması kesinleşmiş bir ceza bile yok ama tutuklama yerine adli kontrol verilince şaşırır olduk. Kafanızı çevirince bu haksızlıklar yok mu oluyor sanıyorsunuz?
    Aranızdan bazılarının 17-25 aralıktan sonra söylendi dinleselerdi diyeceğine de eminim hatta ben keşke 17-25den de önce nasılsa bizden yana diyip her hukuksuzları resmi makamlarca desteklenmeseydi diye düşünüyorum ancak kusura bakmayın, hukuk öyle bir şey değil. Bir şey suçsa bunun 17-25 aralık’ı biz tvlerde söyledik diye bir kriteri olamaz (keza öyle değil zaten 10yıl önce derneğe bağış yapmış insanlar bile işinden atıldı. ) Suç suçsa herkes için ve her tarihte suçtur.yok hayır bir tarih koyulacaksa da bu yargıtay kararının alındığı tarih olabilir yani hukuk çerçevesinde, siz bugün hukuk gözetilmemesine göz yumarsanız yarın bir gün bir başka iktidarın gelip de şu tarihten itibaren şu partiyi desteklemek suçtu, geçmişte tüm oy verenlerini toplayın demesini nasıl engelleyeceksiniz? Olmaz demeyin, bunların da olacağını bilemezdik. İstediğiniz parti ve görüşten olabilirsiniz ama bu görüşler sizi haksızlıkları mazur görmeye itiyorsa kusura bakmayın ama dilerim ki Allah hepimize niyetlerimiz nispetinde tez zamanda hesabını sorsun. Fransa’da ohal konusuna ise hiç girmek istemiyorum ancak Fransa’daki ilk saldırılardan iki gün sonra gittim oraya ve her tarafta ellerinden taramalı silahlar olan askerler polisler vardı buna rağmen yolda kimsenin derdest edildiğini, şüpheliler yok diye anasının babasının alınıp götürüldüğünü görmedim ya da bu ohalden faydalanarak khklarla soruşturulmadan binlerce insan ihraç edilmedi, mallarına el koyulmadı. Fransa çok iyi demeye çalışmıyorum ancak yüzeysel tespitlerinizin içinin ne kadar dolu olduğunu rica ederim bir araştırın. Suriye’de de seçim var ve Esed sanırım %96 falan oy aldı son seçimde zaten tek adaydı.bu Suriye’nin demokratik olduğunu mu gösteriyor peki? Birisini bunu söylese sen ne diyorsun, bize sığınmış binlerce masum var bunlar ne o zaman demez misiniz? Dilerim daha fazla mazlumun ahı alınmadan bir şeyler düzelir. Allah ülkemizi selamete çıkarsın.

  6. Darbenin birinci hedefi siyasi iktidar olmasına rağmen, siyasetçilerin darbeye karşı durmada fikir ayrılığına düşmesinin sebebi, siyasetçilerin darbeden ders çıkarmak yerine fırsata dönüştürme gayretleri olmasın.

YORUM YAP