Değişim iyiye, doğruya ve güzele doğru olmalı.. Zorlama olmaksızın gerçekleşmeli..

28
Venedik Komisyonu çalışma halinde..

Aramız Batı ile ve Batı kurumlarıyla şu sıralarda şekerrenk olduğu için umursayacak pek az kişi çıkabilir; ancak yine de birilerinin hatırlatması gerekiyor…

Neyi mi?

Şunu: Türkiye’nin taraf olduğu Batılı kurumlar birbiri ardına eleştirel tavır almaya başladılar; bu hayra alamet değil…

Bazılarınız fazla kafaya takmayabilir, ancak ülkemiz açısından sonuçlar doğurabilecek bir gelişme bu.

Biz Anadolu’ya geldiğimiz 1000 yıl öncesinden beri Avrupalıyız

Osmanlı geçmişimize bu dönemde özel önem verildiği için, belki o yönde bir-iki saptama yaparak işe başlayabiliriz.

Hiç unutmamamız gereken gerçek şudur: Osmanlı bir Avrupalı güçtü; hem de en başından beri… Anadolu’dan Rumeli’ye geçişle birlikte Batılılar tarafından da öyle bilindi. Sonlara doğru ‘hasta adam’ diye anılmaya başlamıştı, ama “Avrupa’nın hasta adamı” idi. Hiçbir Osmanlı, padişahtan dünya coğrafyasını bilen aydınlarına kadar, kendisini Batılı karşısında ezik hissedecek bir konumda görmezdi.

Farklı, ama Avrupalı..

Zaten o sebepledir ki, İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşan yeni düzende, Türkiye, Batı cephesinde kaldı; Avrupa Konseyi’nin, NATO’nun, sonradan Avrupa Birliği adını alacak Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun içine davetler aldı.

Türkiye bundan yararlandı elbette; hâlâ da yararlanıyor…

NATO “Eskiden bize gönderdiğiniz subaylar daha yetkindi, şimdi onları tasfiye ediyor, yerlerine kabiliyeti kıtları gönderiyorsunuz” türünden anlamsız bir çıkışı Avrupa Kuvvetleri Komutanı Org. Curtis Scaparrotti’ye yaptırdı; ancak o anlamsızlığın altında da bir anlam var: Ülkemizi içinde yer alması gerekmeyebilecek bir unsur olarak görme aşamasında NATO…

Buna hakkı var mı?

Her kulüp gibi, Avrupalı kurumlar da, üye alırken belli bir standart arar, o standardın altına düşüldüğünde üyeliğinizi gözden geçirmeye başlar. Sonra?

Sonrasında fazla acele edilmez.

Ancak mesafe bayağı açılırsa..

İki olumsuz gelişme arka arkaya

Bugün gazetelerde okuyacaksınız: Avrupa ülkelerinin yargı kurumları arasında kalite ve standart birliğini sağlayan ‘Avrupa Yargı Kurulları Ağı’ (ENCJ), dün, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) ağ içerisindeki ‘gözlemci statüsü’nü askıya aldı. Bunu yaparken sebebini de açıkladı: “HSYK’nın yeni durumuyla devleti oluşturan diğer kuvvetlerden (yasama ve yürütmeden) bağımsız bir görüntü vermemesi..”

HSYK bundan böyle ENCK’nin faaliyetlerine katılamayacak…

Rahatsız edici değil mi?

Daha fazla rahatsız edici bir gelişme Venedik Komisyonu’ndan geliyor…

Venedik Komisyonu, bir ara adını fazlasıyla işittiğimiz bir kurumdu. Anayasa değişikliği ne zaman gündeme gelse, belirlenen maddelerinin ‘Venedik Komisyonu ilkeleri’ne uygun olup olmadığı tartışma içerisinde kullanılırdı.

Anayasa konusunda uzman hukukçulardan oluşur Venedik Komisyonu ve Avrupa Konseyi içerisinde yer alan ülkelerin hukuk sistemlerinin ‘demokratik hukuk devleti’ standartlarına uygunluğuyla ilgilenir…

Türkiye, Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi değildir, fakat kuruluşundan dört ay sonra üyeliğe çağrılmış ve neredeyse ilk günden beri içinde yer almıştır.

Venedik Komisyonu da, dün, Türkiye gündemli olarak toplandı ve 15 Temmuz uğursuz darbe girişimi sonrasında başlatılan uygulamaların ‘hukuk devleti’ ilkesiyle çeliştiği görüşüne vardı.

‘Senaryo’ olarak görenlerden değil ‘darbe girişimi’ni, tam tersine, Komisyon ‘tehlikeli bir silâhlı kumpas’ olduğunu belirtti ve hükümetin darbecilerle mücadele sırasında OHAL kararı almasını da yerinde buldu.

İtiraz ‘topyekün mücadele’ yöntemine…

Komisyon kararını Pazartesi tebliğ edecek; oradan da ENCJ gibi rahatsız olacağımız bir yanlışlıkla karşılaşmamayı umarım.

Ülkemizde 20 yıldır yaşayan İzmir’deki bir Protestan pastörün (papaz), yine dün, “FETÖ’cü olduğu” gerekçesiyle tutuklanması size de biraz garip gelmiyor mu?

Şu kadarını söyleyeyim: Avrupa Konseyi üyeliğimizin askıya alınması hiç iyi olmaz.

Hukuk hani hepimize lâzımdı?

Neye itiraz ediyor Venedik Komisyonu?

İnsanların birer birey olarak değil de sürü gibi görülmesine.. ve suçlamanın teker teker şahıslara –tabii ikna edici kanıtlar gösterilerek– yapılması yerine.. mahkemelerin geçerli sayabileceği ‘kanıtlar’ aranmaksızın.. görevden almalar, haktan mahrum etmeler, gözaltılar ve tutuklamalar yoluna gidilmesine…

“Topluca suçlayamazsınız” diyor Venedik Komisyonu

Yani ‘suçun şahsiliği’ ilkesini hatırlatıyor.

Bir de ‘suç’ ile o eylemin ‘suç’ olmadığı dönemde teması olmuş kişilerin, şimdi ‘suçlu’ sayılmasına…

“FETÖ’cü olmak” diye bir suç söz konusu değilken Cemaat içerisinde yer almış, faaliyetlerine katılmış, maddi katkıda bulunmuş, onu övmüş kişilerin, o davranışları veya sözleri yüzünden bugün ‘suçlu’ sayılmasının doğru olmadığını söylüyor Venedik Komisyonu

Herhalde bunu birilerinin söylemesine ihtiyacımız olmaması gerekirdi.

ENCJ.. Venedik Komisyonu ve Avrupa Konseyi

Sırada başka hangi Avrupa kurumu var?

Avrupa Birliği olabilir mi?

Katolik nikâhıyla evli değiliz Avrupa ile

Hiç kuşkusuz, vaktiyle bize olumlu bakarken şimdilerde tavır değiştirmiş bir kuruma bir kez içinde yer aldık diye, tahammüle devam etmek zorunda değiliz. Katolik değilseniz, evlilikte bile boşanma var, uluslararası kurumlara da girildiği gibi çıkılabilir de…

Ancak sözünü ettiğimiz kurumlar bir heves sonucu girdiklerimiz değil.

Girerken de çıkarken de bedel ödemek gereken ve o bedelin de yüksek olduğu kurumlar…

Türkiye Avrupa’dan çekilecek ve farklı bir boyutta yoluna devam edecekse..

Bunun en az ‘Avrupalı’ kimliği kadar ülkenin üzerine oturması..

Yine en az tarihi arka-plana uygun bulunması..

Ve en önemlisi, birlikte olacağımız öteki ülkelerle çıkar birliğimizin yanlarından ayrıldığımız ülkelerden daha fazla olması.. beklenir…

Nereye, hangi birlikteliğe doğru götürüldüğümüzü bilmemiz ve bunu tartışmamız gerekmez mi?

Tartışıyor muyuz? Hayır…

Peki nereye götürüldüğümüzü biliyor muyuz? O da hayır…

Değişime evet.. Ama halkların sağladığına..

Dünyamız köklü değişimlere kendisini açtı. Bunu halklar kendileri zorluyor. Tepeden inme, birilerinin yönlendirmesiyle yaşanmıyor global planda değişimler…

Sağlıklı bir süreç bu.

Halklar var olandan sıkıldığı, bıktığı veya beklentisine cevap alamadığı için değişimi zorlayabilir; bundan da bir sonuç çıkmadığını görürse, tavrını yeniden gözden geçirebilir halklar…

Nitekim, Avrupa’da bir-iki yerde ve ABD’de seçimle değişim yaşandı; ancak yapılandan çekinildiği, Avrupa’da iki ülkede (Avusturya ve İtalya’da) frene basıldığında görüldü.

Ülkemiz insanı değişimin önünü 2002 seçimiyle açtı ve dengeli bir kendine gelme süreci yaşandı.

Aynı yolda devam edilmeli.

Demokrasi ve hukuk devleti olma ilkeleri korunarak…

ΩΩΩΩ

28 YORUMLAR

  1. Avrupa Birliği tek seçenek değildir. Avrasya Ekonomik Birliği, Ukrayna’da istikrar sağlanırsa bir alternatif olabilir. Dünkü terör saldırısına değinecek olursam: Türkiye’nin asıl problemi terör noktalarına operasyon yapamamasıdır. Kandil’in İran tarafının olduğunu çoğu kimse bilmiyor. Bu yüzden İran-PKK ilişkisi doğal hale geliyor.

  2. Avrupa ile beraber olmanin iki problemi var. Birincissi deger yargilarimiz, kulturumuz Avrupali degil. Biz onlari anlamiyoruz, onlarda bizi ve isin daha ileri noktasi ne biz anlamak istiyoruz, ne onlar, Her halde bu birliktelik iki taraf icinde degerli degil.

    Ikinci olarak Avrupalinin bekledigi davranisi Turkiye gosteremez, dinamikleri buna musade etmez. Cunku ekonomi, sanayi, egitim, siyasi vs. ayni seviyede degiliz. Bulgaristan da degil ama onlar hiristiyan ve Avrupanin uydu bir ulkesi olmayi kabul etmisler, boyun egmisler. Biz senelerce kapida bekletilmeye isyan edip, onurlu bir hareket sergilemisiz. Akil dan daha cok hissi davranmisiz ama bu bizim tabiyatimiza uygun. Eger dogruyu tesis edecek ekibiniz ve bilgi birikiminiz var ise problem yok, kollari sivar ise baslarsiniz ama bunu yapacak kadro ve bilgi birikiminiz yok ise Avrupa ile yola devam etmek marjinalda olsa belli bir refah getirecektir. Ben bunu Avrupasizda basaririm derseniz, kimse bedel odemek istemiyecek ama bu zor fakat en onurlu secenektir, basarirsaniz tarih yazarsiniz ve gelismekte olan bir cok ulkeye bir model olursunuz.

  3. Avrupanın bize layık gördüğü yer apartmanın kapıcı dairesidir.Üst katlara çıkamazsınız ama apartmandan da çıkmazsınız.Buna razı iseniz Avrupadayım diyebilirsiniz.Milyonlarca kişinin kanıyla yıkadıkları, temiz diye gösterdikleri değerler birbirlerine saygı göstermenin kendileri için iyi ve doğru olduğunu düşündüklerindendir. Hak ve hukukun üstünlüğü insanlığın ortak değeridir. Ama Türkiyenin geçirdiği travma bazı olağanüstü tavırları geçerli kılıyor.Unutulmasın bazı isyanlar binlerce kişinin kellesiyle bazıları birkaç kayıpla yaşanmıştır. Su akar mecrasını bulur. Bizim de yüksek ahlak, yüksek teknolojili günlerimiz gelecek İnşallah.

  4. Hukukun üstünlüğü, insan hakları, demokrasi, özgürlükler, hak hukuk gibi tüm insanların ortak paydası olması gereken değerler konusunda Avrupalıların samimiyetinden kuşkuluyum. Hırıstıyan Avrupa kültür dairesi içerisinde olmayan topluluklar bombalarla yok edilirken, palalarla doğranırken, açlıktan kırılırken Avrupalı yöneticilerin nazik popolarını kımıldattıklarını neden göremiyoruz?

  5. Takvim yaprağını koparırken,10 Aralık İnsan hakları konusunda birşeyler yazmakta geç kalmıştım.Neyse ki,bir hafta yolu var.Zaten insan hakları, dünyamızda her zaman önemli ve günceldir.Ne yazık ki,bazı ülkelerde budurum negatif ağırlıklıdır.Doğu-Batı,uzak-yakın mekanlarda,değil,insan haklarıKUR”ANda aranmalıdır,çünkü hazine oradadır.

    Sistem değişikliğinin motoru olan ALATURKA BAŞKANLIK patentli icad,TBMM.sunuldu,sunulacak heyecanıyla günü tamamlıyoruz.
    Kimileri sevinç çığlıkları,alayiş hazırlığında iken,benim gibi galiba “zeka özürlü”ler kaygıların soğukluğunu,şu kış günü daha bir üşütücü olarak hissediyor.
    Sayın Bahçeli”ninYoutup”ta dönüp duran ve günümüzden 5ay önceye kadar gelen,Başkanlık sistemine veryansın eden sözlerini dinleyince kafalar iyice karışıyor,ACABA?lar kafalarda resmi geçit yapıyor.
    Böylesine çelişkilerin,en üst “düzeyden ve düzeyde” duyulması ayrı ve daha derin üzüntü kaynağı.
    Rabbim,hayırlara tebdil eylesin.

  6. Avrupa standartları ve eleştiri yapan kurumlar konusunda eleştiriler getirip bunların zaten mayası bozuk gavurlardır demeye getiren yorumları okuyunca Allah’ım aklımıza mukayyed ol diyesim geliyor. Elbette çifte standartlı olan tek dişi kalmış canavar veya mimsiz medeniyyet olan edeniyyet timsali Avrupa’yı iyi tanıyoruz. Lakin bu bünyeye girmek için verilen sözler, atılan imzalar, sarf edilen nutuklar göz önüne alındığında sanki talep eden biz değil onlar bize mahkum gibi bir siyasi ve iktisadi tablo çizenlere taaccüp ve tahassürle mukabele etmek gerektiğine inanıyorum. Türkiye gelişen ekonomisi, gurur duyduğu vasıfsız nüfusu, olmayan sermaye birikimi ve tasarruf alışkanlığı ile eğer Avrupa ile yapacağı bu ağız münazaraları ve ülke içinde ki züccaciye dükkanında ki fil misali icraatları ile yakın zamanda ciddi sorunlarla karşılaşacak ve iş işten geçmeden eğer becerebilirse en yetkili ağızlardan söylem dönüşümleri yaşanacaktır. Bütün bunların yaşanmasına gerek yoktur ve araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur, kabilinden arabayı devirmeden mazlum ve masum toplulukların umut ve ümitlerini boşa çıkaracak icra ve söylemden vazgeçilmesi elzemdir.

  7. Avrupa Yargı Kurulları Ağı’ (ENCJ), dün, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) ağ içerisindeki ‘gözlemci statüsü’nü askıya aldı. Bunu yaparken sebebini de açıkladı: “HSYK’nın yeni durumuyla devleti oluşturan diğer kuvvetlerden (yasama ve yürütmeden) bağımsız bir görüntü vermemesi..”

    alıntılanan bu haberi alıntıladığımız bu haberle birlikte okumak mümkün mü acaba????

    . General Votel, FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişiminin başarısız olmasının ardından ikili ilişkiler adına ‘endişeli’ olduklarını belirterek, ABD’nin bölgedeki operasyonlarının zayıflayacağını söyledi.

    Colorado eyaletinde gerçekleşen bir programda konuşan Votel, darbe girişimi sonrası tutuklanan cuntacıların, “ABD ordusunun yakın müttefikleri” olduğunu ifade etti.

    ya da şu haberle

    ABD Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper, darbe girişimi operasyonlarla ilgili olarak Türkiye’deki bazı muhataplarının tutuklandığını söyledi. “Darbe girişimi ve geri tepmesi, Türkiye’deki ulusal güvenlik aygıtının tamamını etkiledi. Bizim bazı muhataplarımız, ya tasfiye edildi ya da tutuklandılar. ”

    asker için söylenenlerin yargı için söyleme şekli diye tanımlıyorum. madem hükümet politikalarından bağımsız yargıyı destekleyecekler Avrupa mahkemelerindeki terör konulu davaları ele alsınlar. Belçika ya da alman mahkemelerinin verdiği utanç dolu kararlara baksınlar. alenen teröre yargı yoluyla da destek çıkan avrupa önce kendi mahkemelerini yanlı kararlardan temizlesin. tencere dibin kara diyene bak.. seninki benden kara.

    ordu temizleniyor yargı temizleniyor bazı yerlerde sıkıntı duyulmasını anlamak gerekir. 15 temmuzdan sonra pkk ile mücadelede ne kadar mesafe kat edildiğine bakarsak ordu polis temizliğinin getirisini yargı da da göreceğiz…sular durulduğu zaman şimdi göremeyenler daha net görecekler…

      • Taha bey burda linkini verdiğiniz o yazıyı okudum. O kararı verenlerde yüzde yüz,”FETOCU DUR,” bunu ben demiyorum burada bir yorumcu yazmış dişardaki lobilerini.Yaho bu insanlar,”fetocula,” bu kadar dünyada,NATO,ABD,AB ve Türkiyede en üst makamlarda adamları vardida neden bu kadar kuralara aykiri (tabiri caizse aptalca) bir darbe girişimine kalkışarak tavuk gibi tarda yakalandılar? Her şeyi bu kadar konturil altinda tutacak kadar bilgili olmalarina rağmen. Benim aklım bir türlü almiyor.Belkide ben kafayi yemişim.

    • Didem Hanım pkk da temizlik mi yapıldı nasıl oldu bu.onlara ait sendika ya ait bütün öğretmen lerin geri alınmasıyla mi..Üstelik bu yapılırken sanki KHK mağduru imiş ler gibi gösterilerek mi…Allah aşkına desem sizin için bir şey ifade eder mi?

  8. Uygarlıklar, bin yıllık ömre sahiptir. Uygarlıklar orta doğunun içinde doğar batıda veya doğuda gelişir. Bin yıllık Selçuklu Osmanlı uygarılığı bir İslam uygarlığıdır. Bir ibrahimi uygarlıktır. Beş yüz yıllık batı uygarlığı ise islamiyetin Kuvvet medenyetine dönüşmüş şeklidir. Osmanlılar batılının parçası değil, Batı Osmanlılardan yanı islemyetten kopmadır.

    Biz bir Avrupa devleti değiliz. Asya devleti de değiliz. Biz ortadoğunun devletiyiz. Biz romanın değil Bizansın varisiyiz. Onlar Hrstiyandır. Ama avrupalı değildir. Rusya ortodokstur. Slav ırkıdır. Latinlerden ve cermenlerden çok farklıdır.

    Venediktekilerin uyarısı Venedik uyarısı olduğu için değil doğru olduğu için Kabul etmemiz gerekir. Kim söylerse söylesin söyleyene değil söylenene bakarız.

    15 Temmmuz arkasından Trump’un seçilmesi yeni uygarlığın başlangıcı olacaktır. Avrupa toparlamalıdır. Avrupa Birliği dünyaya hükmetmek, sömürmek için değil dünyaya hizmet için çıkar paralelliği içinde yerini almalıdır.

    Nato tasfiye edilmelidir. Avrupa devletleri yeniden düzenlenmelidir.30 milyondan az devlet olmamalı 100 milyondan fazla devlet olmamalıdır. Avrupa Birliği şunları yapmalıdır.

    a) Dünyayı sömürme ve onlara hükmetme birliği değil, üçüncü bin yıl uygarlğında kendisine yakışır görev almalıdır.
    b) AB’nin ABD ile ilişkisi diğer etkin güçlere ile ilişkisi gibi olmalıdır. Rusya ile, Çinle, Hintle Şiilerle Sünnilerle, Afrikalılarla hep çıkar paralelliğine dayanmalıdır. Nato dağılmalıdır.
    c) Avrupa Birliği Hrstyanlık etrafında toplanmalıdır. Papalığın dinde yapacağı ınkılaplar var. Din olarak Avrupa katolik hristiyan olmalıdır. Sermeyenin fitnesi olarak gelişen protestanlık Avrupa kıtasından çıkarılmaldır.
    d) Hazreti İsa tanrı değil peygamberdir. Bunu ilan etmelidir. İkincisi, Hristiyanlarda şeriat hükümleri yoktur. Tevrattan yararlanmkta idiler. Gelişen dünyaya uymadığı için onu da bıraktılar. Papalık Hazreti İsa’dan sonra uydurulan batıl inançları bırakmalıdır. Şeriat oarak da artık İncil’i değil de Kur’anı kabul etmelidir.

    Böyle olacağını Kur’an haber veriyor. Başarılar.

  9. Yazilarinizdaki Yorum ve elestiri düzeyi tam kıvamında. Kişileri hedef almadan fikir, düşünce,tavır ve yöntemleri eleştiriyorsunuz. Allah sizi hakikatten ayırmasın. Hakikatleri sizler gibi doğru bir şekilde ifade eden kalemlerin sayısını artırsın.

  10. Allah razı olsun.Mağdur insanların çığlığını Avrupa duydu.Ama yanı başımızdaki insanlar hala duymadı. Bu haklı eleştiriyi yazdığınız için teşekkürler. Ayrıca Venedik komisyonu gibi önemli bir kurum bu açıklamayı yaptı ama basında neredeyse hiç yer bulmadı. Diğer basın yayındaki gazetecilerinde bunu duyması dileğiyle.

    Not: Keşke bir televizyon programına çıkıp bunları dile getirebilseniz. Umarım bir gün o da olur.

    Saygı ve sevgilerimle.

  11. Fehmi Bey aslına bakarsanız biz zaten hiç bir yerden gelmedik. Hep buradaydık. DNA araştırmaları Türkiye nüfusunun sadece % 6- 8’inin Orta Asya ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Gerisi nedir derseniz % 73 Avrupa, Kafkasya ve Anadolu nüfusları ile ilişkili, % 14’te Afrika ve Orta doğu ile. Kısacası Türkler onbinlerce yıldır zaten Avrupalı son bin beş yüzyıldır ise Müslüman Avrupalı. Ama siz bunu kimseye söylemeyin. İnsanlar kimlik bunalımına düşmesinler. 🙂
    Kaynak : http://www.genomturkiye.com/blog/15-turk-musunuz.html

  12. Ne güzel anlatmışsınız sayın Koru…
    İnsan hakları hukuk derseniz avrupada…
    Gelir düzeyi teknoloji derseniz orada…
    Başka bir yer ancak avrupayı kıskandırmak için söylenebilir…Ama ancak söylenebilir…
    Kriterlerden geriye gidersek aşık uyandırır…
    İyiki varsınız …

  13. Avrupa Birliği nden çıkıp Şanghay birliğine gireceğiz Sayın Koru. Biz zaten Orta Asya dan gelmedik mi?
    Ama ortada bir sorun var. Rusya ile tarih boyunca hiç geçinememişiz. Şimdi de bizi Güney den Suriye den kuşatıyor. Halep elden gitti. Ama ne Saray ne de Hükümet tek laf etmiyor. Galiba Suriye yi verip Şanghay Birliği ni alacaklar. Sonra da hep birlikte … alacağız

  14. İnsan;iki boyutlu yaratılmış! Toplumlar ve devletler insanlardan oluşan ve aynı zamanda yaşayan organizmalardır. Hasmımızın veya dostumuzun bir boyutuna bakarak ilşkilerimizi şekillendirmeye başlayacak olursak sağlıklı bir gelecek inşaa edemeyiz. İlim bilim ve irfan yerine benmerkezci yürüyüşler her zaman biz insanoğlunu yanlış mecralara sürüklemiştir .Batı batı olduğu için değil batıl olduğu için; lakin Doğu yani biz nekadar hak yol üzereyiz? Bence konuşmuyoruz; kendimizle, komşumuzla, hasmımızla hatta düşmanımızla konuşmalıyız. “Ya Musa Firavun’a git söyle ama yumuşak söyle” düsturuna uygun olarak.

  15. Bu tezgahı kim ayarladıysa NATO da görevli subaylarımıza dolayısıyla ülkemize çok kötü bir oyun oynanmış oldu. Görev süresi biten ve dönüş hazırlığını tamamlamış olan askerlere 15 temmuz olaylarından sonra ikinci bir emre kadar dönmeyin yerinizde kalın talimatı verilmiş. Evlerini boşaltıp eşyalarını da Türkiye’ye göndermiş olan bu şahıslar haliyle yeniden düzen kurmaya çalışmışlar. Bu sırada ordudan ihraçlar başlamış. Yani NATO da görevli olup o anda yurt dışında bulunan bir sürü askerimiz bir anda kendisini ihraç edilmiş olarak bulmuş. Hani bu iktidar eskiden beri süregelen YAŞ ihraçlarına şerh koymak suretiyle yargısız ihraçlara taraf olmadığını beyan etmiş oluyordu ya; 15 temmuzu takiben yargı kararına filan gerek duymadan binlerce askeri ihraç etmiş oldu. Milletin öfkesine ve acabasına maruz kalmamak için de “kurunun yanında yaş da yanmış olabilir, onlara haklarını geri vereceğiz” dedi fakat pratikte bunun gerçekleşmesi çok zor. Askerlerin yurt dışı görevlendirmeleri çok sıkı kriterlere tabi olduğundan NATO görevli askerlerin hepsi de konusunda uzman kişilerdi. Haliyle bunların hepsinin birden görevden alınıp yerlerine de yenilerinin gönderilmemiş olması NATO da ciddi sorunlara yol açmış olabilir. Bundan dolayı NATO komutanının demecini farklı yorumlamaya gerek olmayabilir. Görevden alınan askerlerin yerlerine yenileri atandığında da ortaya çıkan sorunlar giderilmiş olur.

  16. FEHMİ BEY yazınızı okumadan düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Sadece başlığa bakarak: Avrupa dediğiniz, hukuk, adalet, insan hakları, modern yaşam vs vs… Son 100 yılda yaşanan katliamlar, acılar, gözyaşı, kimler için reva görüldüğünü en az bizim kadar sizde bilirsiniz. Hala bu değerlerden bahsetmenize akıl veremiyorum. Yeni bir şey söylemek gerektiğine inanıyorum. Yazılarınızda bir aşağlık kompleksi hissediyorum ve bu beni ajite ediyor. Ve buna bir anlam veremiyorum. Tamam eleştirelim ,yanlışları söyleyelim fakat sanki fildişi kulelerinden yapıyorsunuz gibime geliyor. Üstenci bir dil. Ayrıca sizi 1995 yılından beri takip ettiğimi belirtmek isterim.

    • Ramazan KÖSE bey, yeni bir şeyler söylemek gerekli derken, peki hangi değerleri kendimize çizeli mesela, eleştirirken birde çözüm babında yazsanız? elbette Avrupa medeniyetinin ikiyüzlülüğünden muzdaribiz. ama bunu derken ….! Asya ülkelerinin totaliter rejimlerinin bağlı bulunduğu paktlar mesela? acaba aşağılık kompleksimizi buralarda giderebilirmiyiz? buraları bize hayırlara vesile olabilirmi sizce? bende sizi anlayamadım şahsen.

  17. Geriye dönüp baktığımızda, HSYK’nın asıl, 2010 referandumundan sonra, FETÖ’nün hakimiyenine girdiğinde çığırından çıktığını, yanlış uygulamalar içine girdiğini anlıyoruz.

    Venedik Komisyonu o zaman bir uyarıda bulunmuş muydu?

    Fehmi Bey de konu ile alakalı yazmış mıydı?

    Bu uyarı ve açıklamaların, FETÖ’nün yurt dışındaki Türkiye aleyhtarı lobi faaliyetlerinin sonucu yapılmış olma ihtimalini kuvvetli görüyorum.

    • “Geriye dönüp baktığımızda”…Bir de ne görelim,”Fetö” ile ,hükümet HSK” üzerinde sıkı pazarlık yapıyor.
      Sonunda,”Fetö”nün dediği olmuyor:İstediği 108 üye verilmiyor,107 üye veriliyor!!!!…

    • Bekir bey eğer Fehmi beyin önceki yazılarını okuduysanız. Ergenekon sürecini başlangıç itibari ile desteklediğini sonrasında o zamanlar cemaate(o zamanki adı) karşı olanlara döndüğünü gördüğü andan itibarende kendisini geri çektiğini okumuşsunuzdur. Özellikle İlker paşa ve Nedim şener sürecinde farkettiğini yazmıştı.

      Benzer şeyler Avrupa içinde geçerli. 2008 li yıllarda süreci destekler yorumlar yapmıştı avrupa gazetecilerin tutuklanması ile de şikayetlerini dile getirmişti.

      Fetö gerçeğini kabul etmek ayrıdır. Süreçte yaşananları eleştirmek ayrı. Eleştiri olmazsa haktan sapılır. Seni överken dost olan eleştirdiğinde düşman ilan edilmemeli. Dost sana zarar gelmemesi için eleştirir. (avrupa dost olarak algilanmamali. Devletler arasinda dostluk değil çıkar ilişkisi vardır).

      15 temmuz senaryodur demek olayları saptırmaktan başka bişey değildir. Devletin kendisini temizlemeside haktır. Lakin temizlik yapacam derken onbinlerce insanı işinden etmek doğru değildir. Hukukta suçu isnat eden ispatla hükümlüdür. Malesef bugün insanlar suçsuz olduğunu ispatlamaya çalışıyor. Birşeyin varlığı ispatlanabilir yokluğu ispatlanmazki. Bu sözümden herkes böyle anlamı çıkmamalı. Suçlu ile suçsuz iyi ayırılmalı. En önemlisi gözaltına alınan veya tutuklanan insanlar fetöcü olarak fişlenmemeli zira daha mahkemeler başlamadı ve karar vermedi. Yarın mahkeme suçsuz dediğinde o insana yapışan yafta geri alınmaz. Mahkeme suçlu bulduktan sonra ancak insanlara terör örgütü üyesi denebilir ki o zaman insan dahi olmazlar zaten….

  18. Bağımlı olduğumuz o kurumlar, içimizde ki truva atı rolu oynuyorsa dahi bu birliktelik devam etmeli mi? Darbe sürecinde ortak, müttefik dediğimiz ülkelerin aktif rol oynamasını göz ardı mı etmeliyiz? Her türlü koşulda bizi yönetenlerin, eli silahlı terör örgütlerine kucak açan (pkk, ypg, fetö, dhkpc v.b.) ülkeleri görmemezlikten mi gelmeleri gerekir? Sistemi, oyunu kuran, oyun oynanırken kural değiştiren onlar. Bu oyunda kazanma şansımız yok. Hala onların kurduğu oyunda çıkış yolları aramak, kazanma stratejisi oluşturmaya çalışmak bana beyhude bir çaba gibi geliyor.

  19. Yazının finaline itirazım var.
    ,”Demokrasi ve hukuk ilkeleri korunarak” cümlesine…
    Koruma,var olan birşey için sözkonusu olur.
    Olmayan ve-veya tam manasıyle olamayan birşey için bu kalıp bol gelir.
    Bedenimize göre ölçü alalım
    ve diyelim ki: DEMOKRASİ VE HUKUK İLKELERİNi KENDİMİZE UYDURMAĞA KALKIŞMADAN; KENDİMİZİ ONLARA UYDURALIM, ÖZÜMSEYELİM.
    Gündemdeki, sistem değişikliği girişimi de ayni gerekçeyle ve ısrarla eleştirilip, engellenmeğe çalışılmalıdır.
    “Ay bacayı aştıktan sonra”karanlık çöker!..

YORUM YAP