OHAL ile halkoylamasına gidilir mi? Gidilir elbette ama.. Gidilmeli mi? Fransa gidiyor ya!

25

 

İyi haber alan kaynaklara göre, AK Parti yönetimi, kendi arasında bir değerlendirme yapmış ve anayasa değişikliği halkoylamasına OHAL devam ederken de gidilebileceği kanaatine varmış…

Merkez Yürütme Kurulu’nda (MYK) alınmış bu kadar.

Aceleleri olmalı ki, daha önce Başbakan Binali Yıldırım tarafından ‘yaz başı’ olarak ilân edilmiş halkoylamasının muhtemel tarihini de, aynı kaynak, 26 Mart veya 2 Nisan 2017 olarak bildirmiş…

“Fransa da cumhurbaşkanlığı seçimini OHAL’de yapmayacak mı?” diye de sormuş.

Öyle mi yapacak Fransa?

İki ülke benzer de benzemez de

Fransa ile Türkiye, Avrupa Birliği (AB) perspektifi içerisinde iki ülke; Fransa üyesi AB’nin, Türkiye de AB ile üyelik müzakereleri yürütüyor. Dolayısıyla ikisinde de uygulamaların birbirine yakın olması gerekiyor.

Oysa, daha dün açıklandı, Türkiye’de OHAL ilânına sebep olan ‘darbe girişimi’ ile ilgili olarak cezaevlerinde bulunanların sayısı 41 bin kişi…

Fransa OHAL’i Paris’te meydana gelen terörist saldırısından sonra ilân etmiş, Nice’deki terör eylemi sonrasında da uzatmaya karar vermişti.

AB üyesi Fransa’da uygulanmakta olan OHAL hem ülke içerisinde hem de dışında, insan hakları savunucuları tarafından en sert ifadelerle eleştiriliyor. Bir uluslararası kuruluş adına yayımlanan konuyla ilgili raporda dillendirilen OHAL yüzünden Fransız hükümetine yöneltilen eleştiriler, yenilir yutulur cinsten değil.

OHAL, Fransa’da, güvenlik güçlerine, evlere baskın düzenleme, ev hapsi, gösterileri yasaklama, gerektiğinde camileri kapatma hakkı veriyor. Bunun için mahkemeden karar veya onay alınması gerekmiyor. OHAL uygulamalarına maruz kalanların yapabilecekleri fazla bir şey de yok…

Bu sebeple eleştiri alıyor ‘sosyalist’ cumhurbaşkanı Françoise Hollande ve muhtemeldir ki, yeniden seçilmek istemediğini ilanının ardındaki sebeplerden biri de sürekli eleştiri aldığı ve kendisine bile kabul ettiremediği ‘OHAL’ uygulamalarıdır.

Fransa’da OHAL uygulaması başlayalı bir yılı geçti.

Peki bu bir yıl içerisinde kaç kişi OHAL yüzünden rencide edildi?

Raporda konuya ilişkin satırlar göz açıcı: 3600 eve baskın düzenlenmiş polis tarafından; ancak bunların çoğu OHAL sayesinde kazanılmış olağanüstü yetkileri polisin terör-dışı operasyonlarda –en çok da narkotik baskınlarda– kullanmasıyla ilgiliymiş…

Terörle ilgili sadece 6 (yazıyla: ALTI) soruşturma yapılmış, onlardan da yalnızca BİRİ hakkında dava açılmış…

Bir ayrıntı daha: 404 kişi OHAL yüzünden ev hapsine maruz bırakılmış, ama onlardan da 24’ü Paris’te yapılan İklim Konferansı öncesinde ihtiyaten gözaltına alınan militan çevrecilermiş…

Çok eleştirilen Fransa’daki OHAL uygulamaları tablosu bu…

Fransa’daki uygulamalara insan hakları savunucuları eleştiri yöneltiyor, ama olağanüstü uygulamalar çok geniş bir kitleyi içine almadığı için ve bir de terör olaylarını önlemede etkili olduğu varsayıldığından toplumdan fazla tepki çekmiyor.

Evleri basılanların genellikle Müslüman olmaları da tepkisizlikle irtibatlı olabilir.

Avrupa’dan ayağımızı kesiyorlar

Mukayese kabul etmeyecek iki farklı tablo var karşımızda: Çoğu terörle ilgili olmayan 3600 ev baskını yapılmış Fransa’da OHAL kullanılarak, bizde ise 41 bini tutuklu olmak üzere 100 binin üzerinde işinden olmuş insan var…

Halkoylamasına gidildiğinde, Türkiye’deki aile bağları sebebiyle, en azından 1 milyon insanın bizdeki uygulamadan moral açıdan OHAL uygulamalarından etkilenmiş olabileceğini düşünürsek, bunun sandığa yansımasından AK Parti’nin endişe etmesi beklenirdi.

Eğer bu insanların hepsinin AK Parti’ye oy vermeyen bir kitle olduğu düşünülüyorsa.. bunun yanlış bir düşünce olduğunu söyleyebilirim.

Türkiye’nin OHAL uygulaması ülkemize dönük yaptırımlara dönüşmeye başladı.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun Avrupa Yargı Konseyleri Ağı’ndaki (ENCY) ‘gözlemci üye’ statüsü geçen hafta askıya alındı. Avrupa Konseyi’nin Venedik Komisyonu da, Avrupa Parlamentosu’nun üyelik müzakerelerinin askıya alınması tavsiyesi istikametinde bir irade belirtti; yine geçen hafta.

AB ile ilişkilerimizin en kötü olduğu dönemlerde bile görülmeyen bir tartışmanın odağı Avrupa’da Türkiye şu sıralarda; AB ülkeleri dışişleri bakanları toplantısı, Avusturya’nın “Türkiye ile ilişkileri sona erdirelim” tavrı yüzünden, karar alamadan dağıldı.

ENCY.. Venedik Komisyonu.. Avrupa Parlamentosu.. AB dışişleri bakanları toplantısı.. Buralardan tepkilerine yakından bakıldığında, hepsinin, Türkiye’deki yargının durumuyla ilgili olduğu görülebiliyor.

Yargı bağımsız görülmüyor…

Amerikan Newsweek dergisinin son sayısında, yeni seçilen ABD başkanı Donald Trump’ın değişik ülkelerle iş ilişkilerinin ülkesinin çıkarlarını zedeleyebileceğini irdeleyen geniş bir değerlendirme yer alıyor; yazıyı okuduğunuzda, Türkiye ile ilgili bölümün ‘yargı yürütmenin emrinde’ varsayımıyla kaleme alındığını fark ediyorsunuz.

O varsayımın hareket noktası, son birkaç ayın uygulamaları… OHAL

MYK’da ekonomist yok mu Allah aşkına?

Üzerinde pek durulmayan bir yönü daha var bu konunun: Ekonomiyi olumsuz etkileme boyutu

TL’nin Dolar karşısında beklenmedik bir değer kaybına uğramasının elbette birden fazla sebebi var. Önceki gün Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) aldığı faizleri artıran ve daha da artıracağını belli eden karar da önemli.

Ancak bizde artış FED’den önce beklenmedik bir noktaya fırladı.

Ekonomistler yeni yabancı yatırımcının isteksizliğine paralel olarak, Türk ekonomisini yatırıma uygun bulduğu için gelmiş olan yabancıların çıkma isteğini de gerekçe olarak gösteriyorlar.

Çoğu yatırımını veya Borsaİstanbul’daki şirketlere ait hisselerini elden çıkarıyor, eline geçen TL’yi Dolara çevirdiği için Dolara artan talep sebebiyle TL’nin değeri düşüyor…

Söyledikleri bu.

Neden kaçıyor yabancı yatırımcı?

Yine aynı ekonomistler “OHAL uygulamaları yüzünden” cevabını veriyor.

Merak ettiğim şu: “Halkoylamasına OHAL devam ederken de gidilebilir” görüşüne varırken, AK Parti MYK’sında yer alan isimler arasında hiç ekonomist yok muydu?

Halkoylaması güvenoylamasına dönerse ne olacak?

Belki de ben hesabı yanlış yapıyorumdur.

ΩΩΩΩ

25 YORUMLAR

  1. Munteferring’in hanımı milletvekili. Türkiye dostluk grubu üyesi. Mahalli gazeteye demeç verirken Churchill’in bir sözünü hatırlattı:
    “Wenn es morgens um sechs Uhr an meiner Tür läutet und ich kann sicher sein, dass es der Milchmann ist, dann weiß ich, dass ich in einer Demokratie lebe.”
    Türkçesi:
    “Sabahın altısında zil çalıyor ve ben gelenin sütçü olduğundan yüzde yüz eminsen, bilirim ki demokrasi ile yönetilen bir yerde yaşıyorum. ”
    Türkiye’de Tunceli doğumlu olmayan her vatandaş bugün sütçü yerine, memur beyler tarafından kapısının çalınma ihtimalinden vareste değil.
    Fransa’da aralar için bir ay kadar böyle bir ihtimal var gibiydi. Şimdi Arab mahalleleri bir Avrupa ülkesinde yaşamanın verdiği emniyet hissi içerisindeler. Kapılarını sütçü çalmıyor. Sabahın erken saatinde “namaza geliyor musun?” diyen komşusundan başka rahatsız edeni yok.
    Fransa ile Türkiye’yi ohal bağlamında karşılaştırmak, İstanbul ile Halep’i ikisinde de bomba patlıyor diye kıyaslamak gibi bir şey.
    ….

    Ama

    Bush dönemi “Zeitgeist”i hortlarsa…
    Trump döneminde daha beter hortlayacak gibi geliyor bana….
    Fransa ve Belcika’daki Arab mahalleleri hedefe oturacak gibi.

    ….

    Avrupa’da korku caddelere çıkarsa, Türkiye’de mezalim bilinen, burada teselli kalır.

    Sayın reisicumhurun seferberlik ilanı kabilinden, mecazi bir Ohal var şu an Fransa’da.
    Manayı hakikisi için, Okzident ricali devleti içerisinde puzzle parçalarının Fransa ayağının da trumplaşması bekleniyor zannindayim.

    Ha

    O zaman kıyaslarız.
    Ama biz Avrupa olamayız.
    İkinci Dünya harbiden sonra, Paris’te protesto yürüyüşüne çıkan magribliler, ogün bugündür evlerine dönmediler.

    Mecazla hakikat kıyaslanamaz.

  2. Başka bir durum da siyasilerin sadece iç değil, dış düşmanlardan da sık sık bahsetmeleri. Buna göre Türkiye tüm dünyada yalnız, herkes düşman bize. Böyle olmadığını görmemiz gerekiyor. Fehmi Koru ve pek çok yazar 15 Temmuz’a kadar gelen sürede batıdaki önemli yayın organlarında (NYT, WP, vb.) Türkiye’de darbe olma ihtimalinin defalarca açık açık yazıldığını belirttiler. Bizdeki onlarca gazete ve TV ise bunu kulak arkası ettiler. Türkiye’nin tüm istihbarat kurumları, güvenlik güçleri uyudular. CB bile darbeyi eniştesinden öğrendi. Bu durumda kim dost, kim düşman? Bizi defalarca uyaran batı mı düşman? Görevlerini yapmaları için maaşlarını verdiğimiz memurlar ve siyasiler sorumsuz mu?

    Şimdi de benzer bir durum var. Batıda bazı uzmanlar Türkiye bir iç savaşa gidiyor diyorlar. Yine kulağımızın üzerine yatıyoruz. Seferberlik ilan ediyoruz. Kime karşı? Birbirimize… Uyanık olalım. Birbirimize düşman olmayalım.

  3. Siyasiler sözde “birlik, beraberlik” çağrıları yapıyorlar ama bunu arzu etmiyorlar. Tam tersine milleti “bölerek yönetiyorlar”. Bölerek iktidarlarını sürdürüyorlar. Millet birbiriyle uğraştıkça birileri saltanatlarını sürdürüyorlar. Dün ETÖ’ydü, bugün FETÖ, yarın da METÖ (gerçekten var) olacak. Millet akletmez ise, bu şekilde birilerinin saltanatı için şehit olmaya, ölmeye ve öldürmeye devam edecektir.

    CB birkaç defa bu çağrıyı yaptı. Muhbir vatandaş olmalarını istedi milletten. İnsanlar yakınlarını, hasımlarını, çekemediklerini ihbar etti. Akrabalarını, en yakınlarını ihbar eden çok sayıda örnek duyuyorum çevremden. Bu yüzden çok mağdurlar var. Şimdi de CB, seferberlik ilan etti. Muhtarların herkesi fişlemesini, ihbar etmesini istedi. Böyle bir muhaberat devletinde yaşamak istiyor muyuz gerçekten? İnsanların birbirine kuşku ile baktığı, birbirini ihbar ettiği, zulmettiği bir yerde yaşamak yeterince acı değil mi? Bu gerçek bir zulüm değil mi?

    İktidar, maalesef başladığı yerde değil. Demokrasiden, ortak akıldan, hukukun üstünlüğüne inançtan, adaletten çok ama çok uzaklaştı. Şunu kabul etmek gerekiyor. İktidarın iktidarı hiçbir zaman kolay olmadı. Sürekli darbe tehdidi altındaydı. Sonunda da o darbeye uğradı. Ama burada kendi sorumluluğu da çok yüksek. Gerçekten demokratik bir sistem kuramadı. Bunu gerçekleştirmek için iç ve dış ortaklıklar kuramadı. Sürekli karanlık tiplerle iş gördü. Dün FETÖ ile yaptı bunu. Bugün başka menzillerle ortaklık içinde. İktidarı bu şekilde bir süre daha sürdürebilir belki. Ama eninde sonunda duvara toslayacak. Bu ise sadece iktidarın değil ülkenin de mahvı olabilir. O yüzden millet buna dur demek zorunda. Milletin, aklı başında olanların, bu gidişe dur demesi, milleti gerçekten birarada yaşama iradesine sahip çıkmaya teşvik etmesi gerekiyor. Düşmanlıkları azaltmak, dostlukları artırmak gerekiyor. Başka türlü terörü, tehdidi bitirmek mümkün görünmüyor. Sürekli terör tehdidi altında yaşamak da bu ülkenin enerjisini bitirecek ve gerçekten yok edecektir.

    O yüzden herkesin yapması gereken, öncelikle birbirimize güvenmek olacaktır. Siyasilerin boş laflarına kanıp birbirimizi düşman olarak görmekten vazgeçelim. Örneğin CHP bu ülkenin düşmanı değil. Hiçbir zaman iktidar olamayacağını söylemek ne demek. Onların da iktidara gelme imkanı var, ve olmalı. TV’lerde aklı başında laf eden pek çok genç, zeki CHP’li görüyorum. Bunlara fırsat tanınmalı. Bunu sağlamak da millete düşüyor. İktidarı değiştirmedikçe, yani kendimizi değiştirmedikçe, hiç bir şey değişmeyecek. Mark Twain’in dediği gibi, “politikacılar ve bebek bezleri sık sık değiştirilmelidir; aynı sebeple”.

  4. YEİS MANİİ HER KEMALDİR onun için ümitsizliğe düşmeyelim diyorum ama her olayın aleyhimize gelişmesi iyimserliğimizi de ortadan kaldırıyor. bizdeki sığınmacıların gitmesini umut ederken yeni sığınmacılar geliyor. Hapishanelerin boşanmasını beklerken dolmaya devam ediyor çok akılla iş görülmesi istenirken tek akıla mahkum ediliyoruz. bu ülkede darbe olmaz denirken darbe oluyor bu ülkede sıkı yönetim uygulanmaz demeden süresi uzatılıyor kasalarımız dövizle dolu denirken halkın döviz bozdurması isteniyor anlamıyorum anlamıyorum çünkü ben bir ameleyim biz ne bilelim beğim büyüklerimiz bilir diyeceğim fakat zarar bize dokunmasa.. OF ÜZÜLDÜM HALİMİZE

  5. Sayin Fehmi bey, Türkiyenin iç ve dış etkenlere ragmen tüm badireleri nasil basariyla aştığını gecmis yonetimlerle kiyaslayarak anlatıp, Dünyanın adalet terazisini ve ekonomik dengesini kendi lehine bozma cabasindaki uluslararası güç odaklarını yazarak ülkemizin ufuklarini aydinlatsaydiniz daha iyi bir iş yapmış olmaz mıydınız? Siz yine hükumetin akıl hocalığına soyunmuşsunuz her zamanki gibi. Neden acaba her zaman iktidara çakmak gazetecilik oluyor.

  6. Üstad,vicdanına,aklına,imanına,irfanına taşıdığın münevver olmanın niteliklerine sağlık ve devammlılık nasibetsin Cenab-ı Zül Celal tegaddes hazretleri.
    Anlayan arif gerek…Anlamayan anlamak istemeyenlere Rabbim basiret açıklığı versin.

  7. Bu yazınızla, Fransa‘da yapıyor diyenlerin işini çok zorlaştırdınız. Aslında başkalarıda yapıyor diyerek mazeret aramamız işin başka bir ilginç yönü.

    • Yukardaki yorumuma bir ilave:

      Daha önce OHAL Fransa’da da var diyen yorumcular, bugün Türkiye’deki durumun Fransa’dan farklı olduğunu yazıyorlar. Hakikaten çok ilginç!

  8. fransaya ohal sürecinde gitmek gerekir. sokaklarda nasıl yaşandığına bakmak gerekir. orada yaşananların dörtte birinin burada yaşanmadığını görmek gerekir. orada hissedilen ohal ile buradaki kıyaslanamaz. kim görecek…
    fransa da darbe yaşanmadığını meclisinin bombalanmadığını insanlarının kendi insanları kılığındaki hainler tarafından öldürülmediğini unutmayalım. sayılan gözaltı ve tutuklamalar bir iki bombalı eylem sonundaki rakamlar…bunlar yaşansaydı bu rakamlar nasıl olurdu… bizde yaşananların yüzde 5 i fransa da yaşansaydı bugün darmadağın olmuş bir ülkeyi konuşuyor olurduk. ohali orada meşru kılan sebeb var mı bilemem. bunca eleştiriye karşı bir getirisi var ki hükümet uzatıp duruyorlar.

    türkiyede pek çok muhalif kişiler bile ohalin içinde bulunduğumuz şartlarda gerekli olduğunu söylüyorlar. bunu görmemek zaten görmek istemeyenlerin sorunu. ohalde halk oylamasına gidilir akp nin yalnız kararı değil. MHP de bu görüşü paylaşıyor. bir sakınca görmüyor. bence tek sakıncası referandum sonucunda kaybedenlerin bunu bir süper mazeret olarak kullanacak olması. halk bu şartlarda doğru karar veremedi ve benzeri argümanlar dillendirilecek. bu nedenle öncesinde kaldırılması düşünülebilir keşke şartlar da elverse…

    hiç kimse bu ülkeye insan hakları insan hayatı dersi vermesin. halep sadece basit bir örnek. türkiyedeki vatanına ihanet etmiş siyasetçilere verdikleri zaman enerji ve paranın devede kulak kısmını bombalar altında ölen çocuklara ayırmayanların kimseye öğretecek değerleri olamaz. tam tersi bizden öğrenecek çok şeyleri var. dün tahliye konvoyunu izlerken rejimin elindeki sanırım 4 kmlik bir alandan geçerken oradaki halkında konvoyu taşladığını üzülerek gördüm.. yıllardır süren savaş insanları bu hale getiriyor işte. kan ister hale geliniyor demek. buna seyirci olanlar için ne demeli bilmem. onların mazereti ne olabilir bilmiyorum.
    birilerinin yanlış hesaplar yaptığı kesin…insanlık adına

    • Didem hanım Star gazetesinde Lütfü Oflaz ın dün makalesini okumanızı tavsiye ederim kimlerin yanlış hesap yptığını kimlerin edebiyat yaptığını belki biraz anlarsınız. Başka gazetede olsa hemen vatan haini ilan edersiniz .

      • vatan hainliğinin kriterleri var. yazdığı gazeteye göre değil, verdiği zarara göre müşahhas oluyor. yandaş medya diye tanımlanan medya da da gördüğünüz gibi herkes özgür fikrini istediği gibi yazıyor. katılmamız gerekmiyor değil mi…anlama meselesine gelince ne yani ben bir örnek versem siz hemen anlayan mı olacaksınız. yılmaz özdilin çok mümbittir bu topraklar çok hain yetişir yazısını okuyun . bende olmayan aydınlanma sizde olur bakarsınız…

    • Türkiye”yi OLAĞAN ÜSTÜ HAL”e gerekçe yapılan sürece getirmenin mimarı kimlerdir?
      PKK”yı palazlandıran sözüm ona “çözüm süreci”nin vebali kime aittir?
      Öküzün ölüp,ortaklığın bozulduğu 17-25 Aralığa kadar On yıl beslenip,büyütülen,hakkında güzelleme ve özlem duyguları dile getiren..Fethullahçı cemaati “Göz oyan karga Feto”ya kim dönüştürdü?
      Az önce meclis kürsüsünden muhalefetin açıkladığı , (vaktiyle) Fethullah hocayı biz kurtardık”itirafı kime aittir?
      Şimdilik ” tek ayaklı topal ördek” gibi olan,menfur 15 Temmuz ihanet teşebbüsü,henüz tam olarak aydınlatılamadı ve hala kaygı ve kuşku unsuru olarak algılanıyorsa bunda iktidarın sorumluluğu yok mudur?
      “Sıfır problem”sloganiyle yola çıkıp,yolda yapayalnız kalarak iç ve dış politikayı da,”sıfırlamak”şerefi kime aittir?
      Bugünkü Meclis bütçe gürüşmelerinde bir kez daha gözler önüne serilen üşüyen ve üşüten çıplak kral tabloları
      hele de ekonomik konularda insanı hasta eden görüntü kimin büyük (!) başarısıdır?
      Bu ve öteki yaraları açanın,kendi kendisinin doktoru olmak için çareler araması O HALde normaldir.

      • bunlar sizin olayları okumanız. fetö ile ilgili düşüncelerimi zaten hep yazıyorum. tabanın temiz ancak fazla saf duygularını tenzih edersek eğer, göz oyan kargaya dönüşen bir şey yok . başı ortası sonu birbirinden farklı değil. the cemaat başı, kanlı darbe sonu , ortası hainliklerle dolu. pensilvanyadaki terörist başı biz sizin için çalıştık diye artık bazı şeyleri açık açık söylerken kim hala neyi örtüyor anlamak zor. fetö ile ilgili aydınlatılmadığını düşündüğünüz şeylerin size ne katacağını merak ediyorum gerçekten.
        evet ohal normaldir sanılanın çok ötesinde.

        • Didem hanım bir salise bile yurdunda okulunda bulunmadığım halde devletin resmi sendikasına üyeliğimden ötürü adli ve idari soruşturma geçirmeden tek bir soru sorulmadan sicil amirinin 100performans puanı verdiği bir öğretmeni ihraç etmek nasıl açıklanır (bankada param yoktu by lock 15 temmuzdan sonra ilk kez duydum)iki çocuğuma hergün okula niye gidemediğimi anlatmaya çalışıyorum.. didem hanım hangi şartlarda okuduğumu ve öğretmen olduğumu bilseydi insanlığınızdan utanırdınız.. buda umarım sansüre takılmaz.. takılırsa da ohalden ötürü deriz..

          • canı gönülden mağduriyetinizin giderilmesini dilerim. elimden geldiğince mağdurları tenzih ediyorum ancak tam karşı görüş belirtmeyince etkili olmuyor maalesef.kim hep birlikte yaşadığı insanlar zarar görsün ister ki… bu toplumda bir kısım ötekileştirilsin hangimiz isteriz. ancak şahsen ben masumiyetin sandğınız kadar çok olmadığına inanıyorum.

      • Fetö, cemaat diye isimlendirilirken, onu saf duygularla büyüten, güçlendiren yalnızca siyasetçiler değil 80 milyonluk türk halkının çoğunluğuydu. Ne yapalım bu yanlışı yaptık diye hayattan istifa mı edelim. Yanlış bir yol olduğunu görünce önce sessiz sedasız sonra da gürül gürül karşı koyan da bu halk ve eleştirdiğiniz siyasetçilerdi. Yüzde 50 oy almış bir parti, miyop bir gözle eleştirildiği zaman, ona oy veren 30 milyon insanın seçimi de kolayca değersizleşebiliyor. Eleştiriye eyvallah ama nefret insana hayatı zindan etmekten başka işe yaramaz.

  9. Evet, siz, hesabı da, mukayeseyi de yanlış yapıyorsunuz Fehmi Bey. Sizin son cümleyeilk cümlem ile cevap vermiş oluyorum böylece. Tabii konuyu açmaya çalışacağım.

    Yazınızda Fransa’nın Paris ve Nice kentlerinde terör eylemi yapıldığından OHAL ilan edildiğini ifade ediyorsunuz. Türkiye’de durum öylemi?

    Bizde Türkiye’yi ele geçirmeye ramak kalmış, uçaklarla, tanklarla, toplarla darbeye kalkışmış bir fetö örgütü var. Bu örgüt, bu çapta bir darbeye teşebbüs ettiği gibi, devletin tüm
    kurumlarına, silahlı kuvvetlere, emniyete, yargıya, üniversitelere, milli eğitime, maliyeye …her yere sızmış; sızmanın ötesinde dal budak salmış. Bizim başımızda böyle bir bela var.

    Bizim başımızdaki bela bundan ibaret de değil. Bizim başımızda bir de PKK belası var. Nerede, ne zaman canlı veya cansız bomba patlatacağı belli olmayan Pkk. Şehirlere hendek kazan, bazı belediyeleri ele geçiren, sahip olduğu silah ve mühimmat bir orduyu donatmaya yetecek bir Pkk.

    Bunun dışında IŞİD, mışid, DHKPC… İrili ufaklı terör örgütleri. Bunu bir kaç gün önce siz de söylediniz. Başka ülkelerin bir terör örgütü var bizim üç-beş tane diye.

    Gördüğünüz gibi Fransa ile Türkiye’nin durumu çok farklı. Buna rağmen Türkiye’deki OHAL’in terör örgütleri ile iltisaklı olmayan sade vatandaşlara hiç olumsuz etkisi yok. Bunu vatandaşın tepkisizliğinden de anlıyoruz.

    Bunca tutuklu ne olacak denebilir? O konuda kararı verecek olan yargıdır. Yargıdaki hakimlerimizin, hukuk tanımaz, vicdansız merhametsiz, kişilerden oluştuğunu söyleyemeyiz. Suçsuz günahsız bir sürü insanın içeri tıkıldığı varsayımından hareket edemeyiz. Yargı hüküm vermeden suçludurlar da diyemeyiz. Ama Bylock kullananların masum olduklarını da pek düşünemeyiz.
    Ayrıca yargının başka ne gibi bulgulara rastladığını da bilmiyoruz.

    Şunu da söylemek boynumuzun, vicdanımızın borcudur: Suçsuz, günahsız bir tek insanın bile içeri alınmasını vicdan sahibi hiç bir insan kabul etmez. Ama biz kimin suçlu, kimin suçsuz olduğunu bilebilecek durumda da değiliz.

    OHAL’de referandum yapulır mı? Bal gibi yapılır, hiç bir olumsuz tesiri olmaz, olumlu katkısı olur. PKK benzeri örgütlerin vatandaş üzerinde baskı uygulamasına da engel olur.
    Referandumun sonucu konusunda kesin konuşamayız. Ama MHP de olumlu yaklaşırsa, kesine yakın bir ihtimalle evet sonucu çıkar.

    • bekir bey muhalefetin yaptırdığı anketlerde bile başkanlık sistemine evet diyenler % 55-60 bandına oturuyor. cumhurbaşkanı daha meydanlara inmeden sonuçlar bu durumda. yorumunuzda parantez açtığınız gibi MHP nin tavrı önemli. tv kanallarında oldukça ılımlı konuşuyorlar ki bu durumda geniş bir mutabakata varılacak gibi görünüyor. tabii batılı dostlarımız gündemimizi nelerle değiştirecek izlemek lazım…

    • Demek ki,
      *Fansa”nın, büyük çoğunluğu sorgusuz-sualsiz, yargısız infaza tabi tutulan, önyargı mahkukumlariyle cezaevlerinin tıka basa dolması..
      *146 tutuklu gazeteciyle dünyada birinci sırada yer alması..
      *Tek adam yönetimine geçiş hazırlıkları..
      *Kuvvetler birliğinin tek elde toplanmasını güçlendirecek düzenlemelerin yapılması..
      *Yukardan (gökten değil!) gelen sese uyarak boş kağıda imza atılmasını sağlamak..
      *Ve daha daha nelernele için mi OHAL ilan etti?!..
      NOT.Bu cevabi yorumum da sansüre takılırsa OHAL de normal diyeceğim.

  10. Fransa’da OHAL’e sebep bir terör saldırısı sonucu idi. Etkisi ise bize göre sınırlıydı. Ne devletin varlığına bir tehdit ne de ülke geneline vardı. Bizim hemen her gün yaşadığımız, kanıksadığımız bir durumdu. Ne rejimi tehdit eden iç hainleri vardı ne de düşmanla işbirliği içinde silahlı kuvvetleri. Demem o ki bizdeki içerik itibariyle oradaki hiçbir benzerlik taşımıyor. Aralarında sınırsız fark olan iki olayın sonuçlarını karşılaştırmak ne mantığın ne de bilimin kurallarına uyar. Bu benzetme karıncayla fili hayvan olduğu için karşılaştırmak gibi.

  11. Türkiye’de uygulanan olağan üstü hal uygulamasını akılla izah etmek mümkün değildir. İkinci darbe korkusu ile ikinci darbe hazırlığı yapılmaktadır. Olağan üstü hal Beşiktaş’taki cinayeti önledi mi?
    Olağan Üstü Hal kadar önemli kimin tarafından hazırlandığı meçhul başı sonu düşünülmeyen ne sonuçlara götüreceği meçhul bir başkanlık sistemi ucubesi de aciptir.
    Fransa’da Müslümanlar , Türkiye’de müslimler hapiste. Asıl darbeciler, piyasada yok. Onları korumak için bunlar içeride. Türk Milleti ordusu ile sabırlıdır. Ergene-kon gibi bunu da bitirir ümidindeyim.
    Biz kendi işimize bakalım. Halkımız ne yapmalıdır. Biz ne yapmalıyız onun üzerinde durmalıyız.

      • Nasıl oldu da, eskiden hayretle izlediğimiz afganistan, pakistan, ırak gibi ülkelerden daha kötü duruma düştük. Eskiden film izler gibi bu ülkelerdeki terör saldırılarını izliyorduk, şimdi aynısı bizim ülkemizde var. Ülkemizi, afganistan, pakistan ve ıraktan daha kötü duruma getirenlerin başarısı sadece başarısızlıktaki başarı derecesi olabilir yoksa iyi anlamında bir başarı yok ortada.

        Ekonomi alanındaki durum da aynı. 2008 yılında hokus fokus ile %30 artırılan milli gelire, yeni bir %20lik tuik teşviki ile 4000 artan milli gelirin 4000 dolarının nerde olduğunu bilen var mı?

        Bir de şu meşhur darbe girişimi var. O da ayrı bir başarı (başarısızlık) hikayesi. bu kadar darbeciyi devletin önemli pozisyonlarına getirenler kimler? bir de darbeyi bilmesi gerekip de darbeden bihaber olanlar nerde? Mutlaka “azimli partililer” biliyordur.

        Bence, ülkemizi afganistan, pakistan, ırak gibi ülkelerden daha kötü duruma getiren idareciler istifa ederse, bunlara ilaveten, darbecileri önemli pozisyonlara getiren idareciler istifa ederse, yine buna ilaveten bilmesi gereken darbeden bihaber olanlar istifa ederse, bizim ohala falan ihtiyacımız kalmaz. çünkü, ülkeyi ohal ortamına bunlar getirdiler. normal zamanda bu kadar hata yapan insanların bundan sonra doğru yapacağının güvencesi yok. ohal olmadan bu kadar hata yapanlar, ohal durumunda çok daha büyük hata yapabilirler.

        Hokus fokuscu ekonomistler ve jöleliler istifa ederse, ekonominin de düzeleceğinden ve dolar satmak zorunda kalmayacağımızdan da eminim.

  12. Maalesef hepimiz kendimize göre yorum yapıyoruz. Objektif algı ve ortak akıl kaybolmuş, başkalarının yanlışlarını kendimize gerekçe gösteriyoruz. Bizim referanslarımız belli; kitap, sünnet ,icma’ı ümmet ve kıyas’ı fukuha. Bunun dışında bu dört referansa ters düşmeyen ortak akıl; zaten insalığında ortak akla ihtiyacı var. Biz Fransa ile kıyaslamadanda uygulamaların adil olup olmadığını anlayabiliriz. Gelecekte ne gibi ekonomik, sosyolojik ve psikolojik sonuçlar doğuracağını iyi etüd etmeliyiz. Bu coğrafyada birlikte yaşayacağımıza göre kandırılanla hainleri ayırmalıyız ve bukadar hain; bu coğrafyada nasıl yetişiyor! nedenlerini iyi sorgulamalıyız. Yeni anayasaya gelince, ne getirip neleri götürdüğünü muhalefette dahil hiç kimse tartışmıyor. Her şeyi oldu bittiğle çözmemeye çalışıyoruz. Çatışarak büyüyoruz! yada eriyoruz. Rabbim gelecek neslimize daha yaşanabilir bir ülke bırakmayı bizlere nasib eylesin.

Orhan ESKİCİOĞ için bir cevap yazın İptal