Erdoğan-Gül: Ayrılmaz bilinen ikili yol ayrımında (mı)?

17

Yeni yıla, bir önceki yılda pek çok kişinin “Aman böyle bir şey yaşanmasın” duasını ettiği bir gelişme ile girdik; bazıları buna ‘kavga’ da diyor…

Bunu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile her fırsatta kendisinden “Kardeşim” diye söz ettiği selefi 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül arasında başgösteren bir ‘çatışma’ olarak görme eğilimi yaygın.

İşin bu noktada kalmayıp daha ileri aşamalara kadar gideceğine inananlar çok. Kimileri buna şimdiden gönül bağlamış da görünüyor.

Dikkatli davranılmazsa AK Parti açısından zararlı sonuçlar verebilecek bir süreç başlayabilir.

Hatta sonradan daha zararlı bir sonuç doğacağına henüz yolun başındayken bir ilişki kesme girişimi haline dönüştürme stratejisi de uygulanmak istenebilir.

Sanki ancak ilişki koparmayla önü alınabilecek öyle bir olumsuz gelişme yaşanması kaçınılmazmış gibi…

Örnekleri pek çok

Siyaset böyle bir şey.

Geçmişte bizde ve başka ülkelerde, yukarıda değişik yönlerine işaret etmeye çalıştığım türden kavgalar, çatışmalar, ilişki kesmeler çok yaşandı.

Birbirinden asla ayrılmaz sanılan siyasi kişilikler arasında kopuşların bizim tarihimizde pek çok örneği var.

Türk tarihi biraz da böyle bir tarihtir; tek bir tarih kitabının kapağını açmayanlar bile, tarihimizden esinlenilen televizyon dizilerinden o tür örneklerin varlığını biliyorlar.

Avrupa’da da durum farklı değildir. Orada belki biraz daha nazik yaşanıyor benzer süreçler, ama yaşanıyor.

Uzak Doğu’dan, Malezya’dan da bir örnek var: Ülkenin en uzun süreyle (1981-2003) başbakanlığını yapmış olan Mahasir Muhammed ile yola birlikte çıktıkları ve devlet yönetiminin her adımında yan yana bulundukları yardımcısı Enver İbrahim arasında yaşananlar…

Malezya’nın modern tarihinin bu iki önemli ismi, tam 18 yıl aradan sonra, geçtiğimiz Haziran ayında, ilk kez tekrar biraraya gelebildi. Yeniden günlük siyasete dönen Mahasir (şu sırada 93 yaşında) birkaç gün önce, “Geçmişte benim de bazı hatalarım oldu” açıklamasını yaptı. İbrahim’in eşi eliyle yürüttüğü siyasi mücadelenin ilk seçimde başbakanlığı üstlenmeyle sonuçlanması bekleniyor.

Hiç değilse Mahasir’in beklentisinin bu olduğunu onun açıklamalarından öğreniyoruz.

2003 sonrası, Malezya için, gerçek anlamda kayıp yıllar oldu.

Oluyor böyle vak’alar siyasette; hatta en olmaz sanılan ülkelerde, akıllı bilinen siyasi figürler arasındaki vazgeçilmez sayılan dostluklar bile bir gün geliyor sona erebiliyor.

Yaşanırsa iyi mi olur?

Tayyip Erdoğan ile Abdullah Gül arasında da bu tür bir kopuş yaşanır mı?

Neden yaşanmasın, yaşanabilir elbette…

Esas soru “Yaşanır mı?” değil, esas soru şu: Yaşanmalı mı?

İşte benim başkalarından farklılaşmam o noktada.

Böyle bir kopuşun, yol ayırmanın taraflara olduğu kadar hiç kimseye, hatta en çok da AK Parti’ye yaramayacağı kanaatindeyim.

Abdullah Gül’ün en keskin dönemeçlerde bile arayı açmama kararlılığını.. görüş ayrılıkları gözlerden saklanamaz hale gelmesin diye nasıl çabaladığını.. mutlaka bir şeyler söylemesi gerektiğinde cümlelerini ve sözcüklerini seçerken gösterdiği itinayı.. siyaseti yakından gözleyen herkes yıllar içerisinde görerek öğrendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan son KHK’da yer alan bir müphemliğin kaldırılmasını temenni eden selefi Gül’ün tavrının kendisini ‘üzdüğünü’ söylemişti. Temenni içeren açıklaması sonrasında başgösteren tartışmanın aldığı biçimden esas Cumhurbaşkanı Gül’ün üzüldüğünü sanıyorum.

“İnceldiği yerden kopsun” deme noktasına kolay gelmeyecektir Abdullah Gül.

Ancak bizdeki ve başka ülkelerdeki örnekler, tek tarafın ilişki konusundaki itinalı tavrının bunun için yeterli olmayacağına işaret ediyor.

Bakalım işin seyri nasıl gelişecek?

Yine de kendi görüşümü kayda geçireyim: Yeni yıla böyle bir olayla başlanılması 2018’in geride bıraktığımız yıldan daha farklı geçmesini bekleyenler ve ülke için bir talihsizliktir.

ΩΩΩΩ

17 YORUMLAR

  1. a.gül mücadele adamı değildir ve hep hazıra konmuştur.düşünelim bir defa bu ülkenin 15 yıldır başına gelen siyasi ve ekonomik konular ve dış müdahaleye varan konuları hep birlikte yaşadık recep tayyip erdoğanın siyasi ve liderlik özelliği sayesinde hepsini çok şükür başarı ile atlattık.aynı konuların herhanği biri gül un olduğu bir dönemde olsa ya bırakır kaçardi ya da mesaj alın derdi öyle değilmi.?..biz ülkesini seven ve dünya ülkeleri arasında idari ve mali temsil yeteneği olan başı dik olmak yaşamak isteyen insanlar topluluğuyuz.sevmek başka ortada duran gercekler başka,,,sayın koru

  2. Bunlar erbakanın talebeleri. birbirlerinden ayrıda düşmez ayrıda düşünmezler. sadece siyaseten bu tür manevralar yapıyorlar. erbakan bunları buraya yetiştirip getirdiyse, bunlarda aynı ingiliz aklıyla devam ediyorlar. Dosta benden düşmanda bende yani. Hepsi bu, yerse!!

  3. BM nin Kudüs kararini hicbirsey gölgeleyemez ülkemizde.
    Ayrilmak da beraber olmak kadar dogaldir .Sayin Gül Sayin Erdogana karsi bayrak acmaz sadece ülkenin ambargoyla karsilasmamasi icin sistematik davraniyor gibime geliyor muhalefete umut verip bozgunculuga sebep olmamalari icin iyi polis rolü oynuyor. Darbeciyi destekleyenleri ancak Hz. Ömerin adalaetiyle Hz Alinin zülfikari susturur oda 28cilerden ve Fetöden rövansini alarak Sayin Erdogana nasip olmustur evet ERDOGAN ERDOGDUGUNU HERKESE GÖSTERMiSTiR

  4. Türkiyenin her dönemden daha fazla birlik beraberliğe ihtiyacı var Abdullah gülün hiç yorum yapmaması gerken bir konuda kouşması Erdoğan düşmanlarına bir fırsat verdi ama Her şey kamuoyu önünde olduğu için gül kendine duyulan güveni zedeledi, Eğer gül haklı bir serzenişi varsa özelde konuşması daha güzel olurdu, Erdoğanın bir tek eksiği yolda bulduklarını yola çıktıklarına tercih etmesi. Başka bir teşkilat eksiğide bürokrasideki atamalar Başka gruplara ait erdoğan düşmanlarının ataması hemde kendi milletvekilleri referansıyla. Bunlarda hükümetin içini boşaltıyorlar. Bizlere düşen bu tarihi dönemeçte Cunhurbaşkanımıza ne olursa olsun sahip çıkmak

    • Önyargılı bir yorum olmuş Sayın gülün açıklaması yerince ve gayet olumlu.Tam tersi sayın Erdoğanın sert çıkışı garib.Düşmana fırsat vermek tabiri de ağrı bir itham. Bence siyasi partiler ve tarafyarları hırçın olmak yerine yönetimine talip oldukları topluma kulak vermeleridir.Ben yaptım oldu cinsinden aşırı güçten kaynaklanan baskıcı ve dışlayıcı yaklaşım kaybetmeye sebeptir.

  5. ben de abdullah gülün ak partiden kopmaması gerektiğini düşünüyorum. çünkü ak partiden koparsa halk abdullah gülden medet umabilir. oysa abdullah gül, iyiyle kötüyü ayırtedemeyecek düzeyde bir insandır ve ülkenin yaşadığı zulümde birebir emeği, katkısı vardır. şimdi iyi adam olarak ortaya çıkmaya çalışıyor. eğer erdoğanla ilişkilerini koparırsa insanlar da onun iyi adam olduğunu zannedebilirler.

  6. Fehmi Bey ,
    Sayın Cumhurbaşkanımızı yakın dönemlerde okuduğumuz için lise yıllarından , Sayın Gül’ü Sakarya Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisinde öğrenciliğim sırasındaki asistanlık döneminden beri tanıyan bir insan olarak , son yaşananları üzücü buluyorum. Çok zor dönemlerden geçiyoruz. Vicdan sahibi herkes şunu görmelidir. Sn.Gül , uğursuz 15 Temmuz hariç , son 4 yıldaki her önemli olayda Tayyip Bey’i son tahlilde yalnız bırakma anlamına gelecek şekilde davranmıştır. İnanan insanlar olarak en küçük bir imkan ve yetenek kaybına tahammülümüz olmamalıdır. Dolayısıyla Sn.Gül devlet adamı birikimiyle iyi yapılan her işte desteğini net olarak açıklamalıdır. Eğer böyle olursa eleştirileri de dikkate alınır. Bazen icrada olmasanız da “davaya” katkınız en az icra kadar değerli olur. Herkesin kaybedeceği bir seçim yaparsa bu millet asla affetmez. Umarım böyle olmaz ; zira vebali büyüktür.

    • Demeki son 4 yılda iyi şeyler yapılmamış. Zaten şu anki duruma bakıldığında da öğle.Türkiye uçurumdan aşağı düşürüldü. Şimdide batırıliyor. Sayın Gül bunun vebalına ortakmi olsaydı?

  7. Seçilen cümlelere göz attığımızda,Ak Parti’yi korumaya çalışma çabası varmış gibi görüyorsunuz ilk bakışta.
    Ancak cümleler üzerinde birazcık düşündüğümüzde kazın ayağının öyle olmadığını hemen görüveriyorsunuz.

    Cümleleri tek tek ele alalım şimdi.
    -“Abdullah Gül’ün keskin dönemeçlerde bile arayı açmama kararlılığı…”

    Aslında burada anlatılmak istenen,o keskin dönemeçlerde Recep Tayyip Erdoğan arayı açmak istedi ama,Gül buna alet olmadı!

    -“Görüş ayrılıkları gözlerden saklanamaz hale geldiğinde bile nasıl çabaladığını…”

    Aslında görüş ayrılıklarının tek nedeni Recep Tayyip Erdoğan’dı.
    Ama Gül Parti’de durumu idare etti!

    -“Mutlaka birşeyler söylenmesi gerektiğinde cümleleri ve sözcükleri seçerken gösterdiği itinayı…”

    Aslında Recep Tayyip Erdoğan ulu-orta konusup duruyor, ortamı geriyor.
    Ama Gül, her defansında daha seçici, daha birleştirici bir üslup kullanıyor…

    En büyük zehiri,finale bırakmış Koru!

    -“İnceldiği yerden kopsun noktasına kolay gelmeyecektir Abdullah Gül…”

    Yani diyor ki Fehmi Koru,eğer Ak Parti’de ipler kopacaksa, bunu koparan Abdullah Gül değil,Recep Tayyip Erdoğan olacaktır…

    Peki Sayın Koru!
    Çankaya Köşkü’ndeki görevi sona erdiğinde,Parti’de görev alması istendiğinde ne diyordu Sayın Gül?
    Aktif siyaseti bıraktığını söylemedi mi?

    -Hendek-Çukur savaşlarında bütün dünya Recep Tayyip Erdoğan’ın kuyusunu kazarken tek cümle sarfetmeyen,
    -Akademisyen adı altındaki kravatlı teroristler “Katil Devlet”sloganları atıp bildiriler yayınlarken kılını kıpırdatmayan,
    – Erdoğan’ı devirmek için Avrupa’dan ekonomik yaptırim isteyenlere tek söz söylemeyen,
    -Sınırlarımıza, namlusu bize çevirmek üzere yığılan 4 bin tır silah için gık çıkarmayan Gül,
    Ne oldu da 15 Temmuz’da vatanını savunmak için canını ortaya koyan insanları korumaya çalışanların yargıdan muaf olması için çıkardığı bir KHK üzerinden böyle bir tartışma ve “ayrışma”ihtiyacı duydu?

    Şehitler Köprüsünde 2’si polis 36 masum insani katleden askerlerin intikamını almak için gözü dönmüş bir güruhun değirmenine su taşımak değilse nedir bu çıkış?

    Hem böyle bir ayrışmanın Ak Parti’ye yaramayacağını söyleyip,
    Hem de aslında bu ayrışmanın asıl sebebinin Abdullah Gül değil,Recep Tayyip Erdoğan olduğunu ima etmek nasıl bir Şark kurnazlığı Sayın Koru?

    Sahi!
    Sahaya çıkma zamanlamanız çok manidar değil mi Sayın Koru?
    Hayırdır?

    • Sayın Gül’ün C Başkanlığı görevi sona ermeden AKP genel başkan olması nın önüne kesen kim idi?
      İsterseniz o günler i bir hatırlayın bakalım kim kime engel oldu.Sayın gül dünyada sayılan ve sevilen bir lider olarak gidip partide pasif görev alması hem kendisi hemde Türkiye’nin saygınlığı için hoş olmazdı ve sayın Gül Dünyayı çok iyi bilen bir politikaci olduğu için en uygun olani yaptı.

  8. İslamiyet’te kabul edilen ilke; fitne küfürden daha kötü bir fiildir. İhtilaf ise rahmettir. Bu husus iyi anlaşılmalıdır. Fitne iktidara karşı olmak, onunla çatışmaktır. Rahmet olan, görüş ayrılığıdır. İslamiyet içtihat sistemine dayanır. Serbest akit ve ahde dayanır. Bu Allah’ın rahmetidir, insanlığın özgürlüğüdür. Çatışma yani tefrika ise bölünmedir, parçalanmadır.
    AK Parti’de görüş ayrılıkları olmalıdır. Bu görüş ayrılığı AK Parti’ye, yeryüzüne ve insanlığa rahmettir. Erdoğan’a karşı olmak ise tefrikadır. Sonu zulümdür.
    Abdullah Gül cumhurbaşkanlığına adaylığını koymalıdır. Birinci seçimde kazanırsa cumhurbaşkanı olmalı, Recep Tayyip Erdoğan meclis başkanı olmalıdır. Başkanlık sisteminde denge kurulmuş olur. İlk seçimde kazanamazsa o meclis başkanı olmalı, başkanlığı Erdoğan’a bırakmalıdır.
    AK Parti ancak Gül – Erdoğan anlaşması sayesinde iktidar olabilir. Yoksa AK Parti Gül devrede olmasa da birliğini koruyamaz ve başkan yine Erdoğan seçilse de meclisteki ekseriyeti kaybeder. Sonunda kaos içine girer.
    Bizim görüşümüze göre bugün iktidarı götürecek ne Erdoğan’a ne de AK Parti’ye rakip birileri vardır. Bizim de bunlara oy vermek dışında yapacağımız bir şey görülmüyor.

  9. Cumhurbaşkanımız Abdullah gül’ün bir saygınlığı var ve toplumda seviliyor.Ak partiye karşı uyarı niteliğinde ki görüşleri olmalı ve dikkate alınmalıdır.fakat Abdullah gül’ün,Ak parti dışında bir siyasi harekete girmesi,ona karşı olan saygınlığı ve sevgiyi bitirir.28 şubat’a destek veren demirel durumuna düşer.

  10. Ahmet Hakan bugün Hürriyet’teki yazısında “ON EMİR”e benzeterek 10 maddelik bir talimat listesi yayınlamış kendisi için…
    Eğer o talimatlara (ON EMİR) harfiyyen uyarsa 2. eklemettin olarak ilan edileceğinin mesajını veriyor sanki kendisine…
    “Arkanızdayız…! Yeter ki bunlara dikkat edin !” demeye getiriyor…
    Ahmet Hakan’ın ait olduğu taraf için de “GELECEK VADEDEN KİŞİ” olarak tanımlanıyor demekk ki…

  11. peki sizce hçibir şeye ses çıkarmamak mı gerek? bizim 15 yıldır verdiğimiz oyların üzerinde vebali bulunan isimler nerede? Yaşanan haksızlıklara hukuksuzluklara Bülent Arınç’ın söyleyecek tek bir sözü yok mu? Ali Babacan nerede? Cemil Çiçek, Abdulkadir Aksu neredeler? Mehmet Ali Şahin nerede? Davutoğlu neden sessiz? Allah aşkına size yıllarca oy vermiş taban neden yalnız bırakıyorsunuz, Sayın Erdoğan’ın çevresinin ne sıfatta adamlarla dolu olduğunu görmüyor musunuz? Bence başkaldırmak davaya ihanet değil davanın bulaştığı bataklıkltan kurtarılmasıdır. Milliyetçi muhafazakar ideolojinin çöküşünün vebali ağır olur.

  12. BİR HUSUSU GİZLEMEYE ÇALIŞMIŞSIN FEHMİ BEY. TAYYİB ERDOĞAN’I ÜZEN ŞEY ABDULLAH GÜL’ÜN TAVRINDAN ZİYADE BU TAVRIN BASIN YOLUYLA YAPILMASI.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here