Gazeteler artık “Yazmıyor, yazmıyor” ve son durum…

30

Önceki gün öyle denk geldi ve birkaç saat ara ile aynı yerden geçmem gerekti. Sıradan, rutin bir yürüyüş işte. Yürüyüşü sıradan olmaktan çıkarıp bir tür ‘gözlem’ haline sokan ise yolumun üzerindeki gazete bayiydi.

Erken saatte önünden geçtiğimde bayinin önündeki her gazeteye yer verilmiş panoda ne kadar gazete bulunuyorsa, çok sonra önünden geçtiğimde aynı sayıda gazetenin yerli yerinde kaldığını fark ettim.

Gözlemi bir adım daha ileri götürüp bayiye “Satışlar nasıl?” diye de sorabilirdim, o sırada aklıma gelseydi onu da yapardım. Yine de gözlem gözlemdir.

Eskiden birden fazla dağıtım şirketi varken, birinin dağıttığı gazeteleri Anadolu’daki diğer gruba bağlı bayiler bulunduramazdı; ikisini de okumak isteyen Hürriyet‘i bir bayiden Sabah‘ı ise diğerinden almak zorundaydı. Bu yıl başından itibaren bütün gazeteleri -ve dergileri- tek bir şirket dağıtıyor; o sebeple önünden geçtiğim bayide hepsi tek bir panoda yer alıyordu.

“Yazıyor, yazıyor” yerini “Yazmıyor, yazmıyor”a bıraktı

Müvezzilerin gazeteleri kayışla omuzlarına asarak ve en önemli haberi ağızlarıyla duyurarak sattıkları dönemleri de hatırlarım ben. Hala eskiyi anlatan filmler veya dizilerde, genç birine “Yazıyor, yazıyor” diye bağırtılarak gazete sattırılır ya, işte o günleri.

Nereden nereye gelindi.

Bayiler gazete-dergi satışıyla geçinemedikleri için ortalıktan teker teker çekiliyor zaten. Etrafta tek tük bayi kaldı, gazete almak için bildik marketlere uğramanız gerekiyor günümüzde. Var olan bayilerdeki panolarda sergilenen gazetelere bir o gözle bakın; göreceğiniz, pek çoğunun ya aynı ya da birbirine yakın manşetlerle arz-ı endam ettikleridir.

Oysa bayilerin önüne gidilir ve camlarında teşhir ettikleri değişik gazetelere bakılarak da tercihte bulunulurdu.

Eskiden gazeteler haber için alınırdı. Haberi insanlar şimdi anında başka mecralardan öğreniyorlar. Tiryakilik yapan köşe yazarları vardı, her gün ne yazdığı merak edilen; o dönem de artık kapanmışa benziyor.

Kapanan kapanana

Türkiye’de olduğu gibi dünyada da bayiden gazete ve dergi satışları ciddi darbe aldı; uzun yıllardır yayın yapanlar bile nefessiz kalıp kapılarını kapatma yolunu seçiyorlar.

Yüzlercesi maalesef bu yola gitti.

Kervana en son katılan ABD’de çeyrek yüzyıldır muhafazakar kesime hitap eden periyodunu isminden de duyuran gerçekten itibarlı Weekly Standard dergisi oldu. Dergi son beş yıl içerisinde abonelerinin üçte birini kaybetmiş, yılda üç milyon dolar zarar etmeye başlamıştı.

O da sonunda havlu atmak zorunda kaldı.

İngiltere’de aralarında 160 yıllık Oldham Evening Chronicle‘ın da bulunduğu çok sayıda yerel gazete kapılarını kapatmak zorunda kaldı. 2015 ile 2017 yılları arasında kapanan gazete sayısı 86. Biraz daha geriye gidip yılı 2005 olarak seçtiğimizde o yılla 2017 arasında kapanan gazetelerin sayısı 379 oluyor. 1986 yılında bağımsız gazetecilerin ürünü olarak çıkmaya başlamış ‘Independent’ gazetesi de zarara dayanamayıp baskıdan vazgeçmek zorunda kalmıştı.

İngiltere’de 2012-21017 yıllarında kapanan (kırmızı) ve açılan (yeşil) gazeteler tablosu..

ABD’de ise kapanan gazeteler bir çığ gibi her gün daha da büyüyor. Ülkemizden yasak yüzünden Wikipedia‘ya ulaşılamıyor, ancak yurtdışındaki okurların durumun vahametini görebilecekleri sayfanın linkine göz atmalarını tavsiye ederim.

Demirören grubu şu yakınlarda bizde de ‘Vatan’ gazetesini kapatıverdi. Daha önce Doğan grubu da ‘Radikal’ gazetesinin yayınına son vermişti. Sırada başka gazetelerin olduğu söyleniyor.

Özellikle de TL’nin birkaç ay içerisinde uğradığı değer kaybı bütünüyle ithale dayalı kağıt fiyatlarını eli yakacak kadar pahalı hale getirdiği için, bu durum, satmayan ve satıyor gözükmek için gereksiz masraflar üstlenmeyi de göze alan gazetelerin sahiplerini derin düşüncelere sevk ediyor.

Üç beşimiz bir araya geldiğimizde, genellikle, işten çıkarmalar yüzünden işsiz kalmış yeni meslektaşlar konusu da mutlaka gündeme geliyor. Daha meslek hayatının başında işsizlikle karşılaşan çok sayıda genç gazeteci var. Üniversitelerin iletişim fakülteleri her yıl yüzlerce mezun veriyor, medya da her gün adam çıkarıyor.

Tam bir kısır döngü hali.

İyi ki internet ve internet üzerinden yayın yapan gazeteler ve tabii sosyal medya var da insanlar basılı ve görüntülü medyanın görmezden geldiği haberleri alabiliyor, işsiz bırakılan yazarlar da yazılarını oralardan okurlarıyla buluşturuyorlar.

Önünden aynı gün iki kez geçtiğim bayinin panosu bana bunları düşündürdü.

ΩΩΩΩ


30 YORUMLAR

  1. Gazeteleri okutan! Köşe yazarlaridır….
    Internet ortaminda da olsa gazetede de, önemli haberleri koselerinde yazan yazarlar olduğu mudetçe o gazeteler iflas etmez.
    Aslında İnternet ortaminda ucret karşılıği dünyanin her yerinde okuyucular abone olup gazetesini internette okuyor.
    O gazeteler daha fazla kazaniyor.

    Bizde internette bedava olmasina rağmen, kaç kişi bir kalemden çıkmiş yazilari okuyor?
    Bazen yanilipta o sitelere girdiğiniz zaman geri dönme tuşuna basmaniza rağmen dönmeniz mumkun olmiyor….
    Yalniz çok okunanlara google fazlaca reklam gonderdiği için, kimlerin okunup okunmadiğini daha iyi anliyorsunuz.
    Bu orneğe, F Koru sitesi ve Ocak Meday da gunden güne artis olduğu icin şahit oliyoruz.

  2. Avrupa ve ABD’de tehdit ve şantajla gazete sahipleri gazetelerini satmaya zorlanmıyorlar. Fark burada. Aydın Doğan medyasını 3,6 milyar dolara Yabancıya satsaydı herkes kazanacaktı. İnad etti, tehdit ve şantaja boyun eğdi ve 1,2 milyar dolara Yerli ve Milli’ye sattı. Herkes kaybetti.
    Zorla sattırıyorlar, sonra içini boşaltıyorlar, sonra da kaptıyorlar. Okunan yazarları yazacak yer bulamaz hâle getirmeye çalışıyorlar. Fikir ve fikir namusu olmayınca, fikre fikirle karşılık verecek cesaret ve yetenek olmayınca karalamak, susturmak ve yok etmek tek çare oluyor.
    Kapattıkları gazetelerin ve susuturdukları yazarların okuyucusu vardı. Zorla alıp okumuyordu insanlar o gazeteleri ve yazarları.
    Yerli ve milli olduklarını iddia edenlerin fıtratlarında, cibilliyetlerinde edebiyat ve özgür düşünce yoktur. Tarihle, toplumla, her şeyle ve herkesle olduğu gibi edebiyatla kurdukları ilişki çarpıktır.
    “Nobel ödülleri nasıl veriliyor gördük, görüyoruz” lafı bunu ortaya koyuyor. Putin’e Alev Alatlı kitabı hediye etmek te bu bağlamda bir garabet olarak kayıtlara geçti.

    Bu kadar yandaş gazeteye elbette gerek yok. Kağıt israfı. Hepsini kapatıp tek gazete yapmak en iyisi.

    Allah, interneti icad eden gavurlardan razı olsun. Sayelerinde istediğimiz okuyoruz.

  3. Basın
    Kurum önce kendi görevini bilmeli. İlim adamları ilim üretirler. Halk onları anlamaz. Onları halka anlatan bir kuruma ihtiyaç vardır. Basının görevi budur. İlim adamlarının ürettiği bilgileri, halk diline çevirecek ve anlatacak. Sermaye’nin azizliği nedeniyle basın bunu yapamıyor, kısır döngü içinde birbirlerini algılıyorlar. Basın idaresini kaybettiği için okuyucusunu da kaybetmiştir. Dağıtım sebebiyle halkın istediği basın yerine halka empoze edilen basın halka ulaşıyor.
    Bugün nasıl fayton fabrikaları veya imalathaneleri oluşmuyorsa yarın bugünkü basın da olmayacaktır. İstikbal Ocak Medya’nın olacaktır. Dört inkılap yapılmalıdır.
    1) İlim adamlarının kitap ve makaleler okunmalı, onların görüşleri anlatılmalı.
    2) Yazılı medya yerine görsel medya birbirini muhatap almalı, Ocak Medya ile arasında tartışmalar olmalıdır. Halk İslamiyet ile sosyalizmi takip etmelidir.
    3) Gazete değil dergi çıkarılmalı. Hatta Ocak Medya ile bu medyaya karşı görsel medya oluşturulmalıdır.
    4) Bu dergi kendi dağıtımını yapmalı, abonelerine ulaşmalıdır. Bunu yapmak için de kooperatifleşmelidir.
    5) Okuyucuların ortak, yazarların yönetici olduğu kooperatif kurulmalıdır.
    Bu da ancak ailece benimsenirse gerçekleşir.

    • Söyledikleriniz maalesef altı dolu olmayan öneriler. Türkiye’de ilim adamlarının söylediği fazlaca bir şey yok. Ürettiklerinin karşılığı da anlamı da yok. Türkiye henüz o seviyede bir akademiye sahip değil. Daha yakınlarda Fehmi bey de yazdı bir ilim adamını diğer ‘ilim’ adamları katli caizdir diye tehdit ettiler, o da yokmu bana gidecek bir diyar diye feryat etti. Yani gerçekten ilim bilim hepsi filim bu memlekette. Dergicilik de öyle. Nerde Batı’da yayınlanan Time Newsweek Forbes gibi dergiler nerede bizdeki dergicikler. Bu öyle hadi demekle olmuyor. Öyle dergi çıkarsalar burada okuyacak kaç kişi var ki? İhtiyaç meselesi bu. Öyle bir medya veya akademi ihtiyacı yok demek ki.

      • Bizim bilim adamlarımız ancak halka dışkı yedirip anıtkabir yolunda ordu göreve diye slogan atmasını bilir? Papucumun iyi yetişmiş çemişleri! Haksız mıyım serbesfıkra?

  4. Sayın Koru yazınızın başlığı bana göre “Yazmıyor, Yazmıyor” yerine ” Yazamıyor, Yazamıyor” olsa daha yerinde olacaktı. Sizin doğrusunun ne olması gerektiğini en az benim kadar bildiğinizi bildiğimden. Yine de yazınız için teşekkür ederim. Bu kadarını yazabilmek bile mesele günümüzde.

  5. Eski türkiyenin postal yalayıcı medyası can çekişiyor, ne güzel:) tümüyle yok olup gittiklerini de görürüz inşallah! Eski avantaları kalmadığı için birer ikişer dükkanları kapatıp yabanellere sıvışıyorlarmış. Gidişleri olsun da dönüşleri olmasın inşallah! Yıllarca halkımızın kanını emmiş bu mevkuteler ve sahipleri; karşılığında da sürekli milli manevi değerlerimizi aşağılamış, karahalka küfretmiş ve saldırmıştır. Kimi basın yayın organları da diğer cenahtan hücum ederek yine milli manevi değerlerimizi sömürmek suretiyle canımıza okumuştur! Milletimiz hiçbir dönem bu uyanıkların güdümüne girmediyse de milli iradenin tecellisine engel olabilmek için her türlü şaklabanlığı sergilemişlerdir. Civanmert türk milleti her fırsatta parazit medyanın dezenformasyonlarını dağıtmayı bilmiştir. Her anlamda ciddi hasarlara uğramışsak da işte milletin zaferi: kıçıkırık medyanın tabutuna son çivilerini de çakıyoruz:) Asil türk milleti; sen ne büyüksün, sen çok yaşa!!!

  6. Her işimiz gibi gazeteciliğimiz de medyamız da dünya standartlarının çok altında. Kaşıkçı cinayetinde gördük. Tüm haberleri New York Times, Reuters gibi batı medyasından öğrendik. Burnumuzun dibinde olay oldu. Ağır çekim film gibi. Ama bizde medya nal topladı. O yüzden hepsi kapanırsa çok sevineceğim. Boşa milleti kandırmayı bıraksınlar gazeteciyiz diye. Değiller, değilsiniz, sizden bir şey olmaz. Eskisi de yenisi de aynı. Birisinin kıral çıplak demesi gerekiyordu 🙂

    • Serbes fıkrayı destekliyorum. Burnunun dibindeki haberi bile göremeyen gasteci müsveddelerine genelkurmayda brifing varmış desen koşa koşa giderler ama! Papucumun paçavra gastecileri…

      • Bizdeki geleneksel ve işini düzgün yapmayan medyanın öldüğüne sevinmekle birlikte demokrasilerde olmazsa olmaz özgür medyanın olmaması da bir o kadar acı ve üzücü. Demokrasileri güçlü kılan tek araç bu çünkü. Haber alma özgürlüğü (kimin umurunda değil mi?). Batı’da evet basılı medya bitiyor ama yeni bir medya çıkıyor. Özgür medya hala çok güçlü. Bugün buzzfeednews diye bir internet sitesi Trump hakkında bir rapor yayınladı ve bütün taraflar buna cevap vermek zorunda hissediyor kendisini. Nerde öyle medya nerde bizdeki pespaye internet haber siteleri. Peh, hepsinin yeri çöplük.

  7. Oduna şekil vererek kendisine bir kukla evlat edinmek isteyen Gepetto ustanın çabasının ürünü olan mutant yalancı Pinocchio’dan bu yana bizde ve dünyada burnu uzamayan yalancı kukla misali nesebi gayrı sahih matbuat baba deyip himayesine gireceği Gepetto benzeri sahipler aramıştır. Her zaman da bulmuştur. Bu sebeple halk için halka rağmen düsturu ile iş gören gündelik matbuatın çoklukla satmak kaygısı değil, satın alınmak sureti ile sadakatle yaşayarak efendisinin takdir ve merhametini kazanmaya bağlamıştır. Okunmaya ve satılmaya değer az sayıda örnek elbette olmuş ancak ya ömrü kısa, ya menzili dar kalmıştır. Kavruk milleti necibe için alınmaya değer tirajlı cerideler tarihte vardır. Lakin bu matbuat ingiliz sun gazetesi emsal sefil örnekler olarak Babıali literatürüne girmiştir. Anadolu halkı her zaman net olarak şunu söyleyebilir Yomiuri Shimbun gibi bir gazete çıkardınız biz okumadık mı? Evet doğrudur. Bu memlekette hep evladu iyal kaygısı öndedir. Ya kağıt, ya muhaliflik pahalıdır dolayısıyla yemek tarifi ve gezi, konser, futbol yazısı yazmak veya muktedire yağdanlık olmak en iyisidir. Bir diğer konu entellektüel saçmalıklar Oxford olmadığı için okuyamayan gayretli kitlelerde kendisine taraftar bulmamaktadır. O zaman hemen pehlivan tefrikaları ile kahramanlık hikayeleri devreye girer ki meraklısı elbette çoktur. Ancak buda bir yere kadar. En ağır mesele tekalifi hayatiyenin ağırlığıdır ki okumak fiili, ekl ve şurb gibi temel ihtiyaç statüsüne alınmamış olması sebebi ile değil gazete doğru dürüst kitap okunması bile söz konusu değildir. Haliyle para verilip okunan saçmalıklar ise taş devri diyeti ile ucuz fantazi ve aşk romanları dışına çıkmamaktadır.

  8. Sayın Koru, yine döktürmüşsünüz!
    Bir zamanlar ben de sizin tiryaki okuyucunuzdum; lakin şimdilerde, kişilerin yaşadığı savrulmanın sınırlarını anlayabilmek için okuyorum.

    • Bu yorumda büyük bir önyargı seziyorum, bu önyargılar/ önkabuller yıkılmadan selamete çıkması mümkün değil bu ülkenin.
      Elbette savrulmalar var ama yüzeysel okumalarla savrulanlarla sabit olanları ayırd edemeyiz.

      • Baran bunları sen mi söylüyorsun! Ben sana ne dedim; git en azından dışardan falan ortaokul diplomanı al önce diye söylemedim mi? sayın koru da bırak istediği yere savrulsun…

      • Neden önyargı olsun
        Gördüğüm aynı kişiler sayın koruyu izliyor ve okuyor hergün de yorum yapıyor
        Önyargı bir Bilgi olmadan varılan sonuçtur

        Bende yıllardır okuyorum ama ben savrulmasını zaten biliyorum başka nedenlerden okuyorum

  9. Türkiye’de gazete ikiye ayrılır: Sözcü ve diğerleri. Farklı gazete almaya gerek yok zaten. Bir sözcü alın bir de Sabah gazetesi alın kafii. Medyaya gelince Fox tv ve diğerleri. Ülkenin geldiği son nokta budur.

  10. Kağıt fabrikaları satılıp /kapatıldı.Kağıdı ithale mecbur bırakıldık.Matbuat bir yara buradan aldı bir de ; halkın sesi olmaktan çıkıp patronunun iktidarla iş tutmasına aracılık tutunca da medya olmaktan çıkınca meddahlaştı.Görsel medya ise işin tuzu biberii oldu.Bulmacası için ve de değişik amaçlı kağıt ihtiyacımız için alır olduk gazeteyi.Komedi ve bayağılığının aldığı yolu da görüyoruz zaman zaman almışken okuduğumuz makale ve haberlerde.

  11. Uzun zamanlar bizim mahallede çıkan üç gazeteye aboneydim AKİT, ZAMAN, YENİ ŞAFAK sabah erkenden gazetelerin yolunu gözlerdim hepsini değil ama seçtiğim yazarlarını yazılarını hiç kaçırmazdım Hele Fehmi Koru , Ahmet Taşgetiren , Etyen Mahçupyan,Ali Bayramoğlu,Hakan Albayrak, Hayreddin Karaman ve birkaç tane daha var ama uzatmayayım bunların yazılarını hiç kaçırmazdım okumasam eksiklik hissederdim .Belli bir süre sonra Akit gazetesinin üslubu ‘nu dünya görüşüme,inancıma yakıştıramadım bıraktım daha sonra Zaman Gazetesinin Üslubu ‘nü inancıma dünya görüşüme yakıştıramadım bıraktım en son Yeni Şafak Gazetesini bir olay sebebiyle defalarca aramama rağmen yazar çizer Yöneticilerden birisine ulaşamadığım İçin haa bunlar iyi gün dostuymuş ben onları yıllarca okudum ama beni bir kere dinlemek istemiyorlar dedim bıraktım şimdi okurken rahatsız hissetmediğim KARAR gazetesini okuyorum ama abone değilim her gün değil ,sık sık Gazetelerin çoğunun gazetecilik yaptığına inanmıyorum çok fazla sahibinin sesi oluyorlar ,keşke Milletin Sesi olsalar ,Birde internet ortamı bu işi bitirdi bide bedava olunca bizim millet parayı sever ama gazetenin kokusunu tadını hiç biri vermiyor anlayacağınız haber , yorum biraz demlenecek okunacak düşünülecek

    • Adam gibi bi gazeteyi taa çine kadar gidip almaya razıyım ama ara ki bulasın:) nusret beye kalsa sözcüymüş! Siz de diğer üç pislik gasteyi bırakıp da kararda karar kıldıysanız yorum yok yani:( Halkın sesi gaste/ci olmaz; halkın düşmanı gaste/ci olur…

  12. Merhaba Fehmi Bey. Amerika’daki kapanan gazetelerle ilgili yasaklı linki eklemişsiniz ve tıklandığında Türkiye’den de direk yasaklı site açılıyor. Yoksa wikipedia yasağı ülkemizde kaldırıldı mı? Bilginize.

  13. muslumanlara nifak girdi dagildilar, bu hepiniz icin gecerli , herbiriniz icin tek tek ,göremezsiniz görseniz zaten böyle olmazdi, yazik , yazik ki ne yazik basit dunyevi hirslar hepsi o iste, sebeb yani.gecmis olsun hepinize

    • Gören var, var da. Görenin anlattıklarını anlayacak ve bir çıkış yolu belirleyecek akıl dinginliği yok. Ümitsiz miyiz? Hayır. Görenleri yaratan Allah o akıl dinginliğini de verecektir.

      • Geçen delice sorular savuruyordun ortalığa baran; şimdi de akıl dinginliğin dem vuruyorsun bakıyorum! O diploma alınacak ona göre:)

    • İlk müslümanlar dünya mirasını aldılar, her bilgiyi sahiplendiler ve daha ileri götürdüler. O sayede dünyada söz sahibi oldular. Bugünün müslümanları tembel, cahil, modernlikten uzak, adelete ve liyakate önem vermiyorlar, ahlak olarak gerçekten yerlerde sürünüyorlar. Bunları bütün gözlemler ve ölçümler gösteriyor. Üstelik kifayetsiz muhteris olarak asarak ve keserek dünyaya meydan okumaya kalkıyorlar. Bu yoldan vazgeçmezlerse burunları sürtülmeye devam edecek. Dünyevi hırs olması bir problem değil, adalet ve eşitlik sağlanırsa hırs iyi bir şey. Hırs yoksa tembellik ve sonunda sefalet var. Müslümanlar ütopik bir hayal aleminde yaşıyorlar. Kitabı okuyorlar ama anlamıyorlar, anladıklarını sanıyorlar ama yanlış anlıyorlar. Cahillikle gidilecek yer belli. Bütün sıralamalarda dipteyiz. Dünya mirasına da hiç bir katkımız yok.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here