Öfkemize gem vurmalıyız.. Ne yapamayacağımızı görmek için İslâm Tarihi’ne bakalım…

11

Kavgada yumruk sayılmadığı gibi o kızgınlıkla söylenmiş sözler de fazla ciddiye alınmaz.

Daha doğrusu kavga sırasında kızgınlıkla söylenen sözleri ciddiye almak doğru değildir.

Mesut Barzani’nin ‘bağımsızlık referandumu’ ilân etmesi ve bütün uyarılara rağmen referandumun gerçekleşmesini sağlaması Türkiye’yi öfkelendirdi. Her kafadan bir ses çıkıyor ve yapılana öfke yağdırılıyor.

Bu arada Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da alınabilecek yaptırım kararlarından söz ederken ‘vanayı kapatma’ ihtimalini seslendirdi.

Cümlesi şu:

 “Yaptırımları uygulamaya başladığımızda ortada kalacaksın. Vanayı kapadığımızda iş bitti. TIR’lar Kuzey Irak’a çalışmadığı anda bunlar yiyecek bulamayacaklar.”

Hiç kuşkusuz kızgınlıkla söylenmiş bir söz bu.

Ambargonun İslâm Tarihi’nde örneği var

Bu cümleden bazıları Irak’ın kuzeyinde yaşayanların hayatını karartmaya yönelik bir ‘ambargo’ yaptırımı çıkacağı sonucuna vardılar.

Günlerdir bu konuda pek çok kişi ağzına geleni söylüyor, ‘ambargo’ sözcüğü etrafında mürekkep tüketiliyor.

İsrail’in Gazze’ye uyguladığı ambargoyu protesto eden, ikili ilişkileri bile bu uğurda bozmayı göze alan bir ülke Türkiye; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın o konuda ne kadar hassas olduğu da biliniyor.

Türkiye’nin şu sıralarda almayı düşündüğü yaptırım kararları arasında sırf bu sebeple bile insanları açlığa sürükleyebilecek cinsten bir tedbir bulunacağını sanmıyorum.

Böyle düşünmem için bir başka sebep daha var: İslâm Tarihi

Cumhurbaşkanı Erdoğan dini hassasiyeti yüksek bir insan. AK Parti’nin eğitim alanında aldığı en önemli kararlardan biri, her düzeyde okulda isteyenin seçebileceği dersler arasına ‘Siyer’i de koymuş olması…

‘Siyer’ Hz. Peygamber’in şahsından hareketle İslâm Tarihi öğretimi anlamına geliyor.

İslâm Tarihi’nin en üzücü sayfalarından biri ise, yeni dinin gelişine, aralarından pek çok insanın tebliğin cazibesine kapılıp müslüman oluşuna hoş gözle bakmayan Mekke’nin ileri gelenlerinin, Hz. Muhammed’i himayesini sona erdirmek için Kureyş kabilesi üyelerine karşı ‘ambargo’ uygulamalarına dair sayfasıdır.

Evet ‘ambargo’ müslümanlara ve onları himaye edenlere karşı Mekke’de uygulanmıştır.

Vahyin inişinin 7. yılında yaşandı bu ‘ambargo’ olayı ve üç yıl sürdü.

Muhammed Hamidullah ‘İslâm Peygamberi’ adlı eserinde, hayli uzun sürmüş ambargo sırasında müslümanların çektiği çileleri ayrıntılarıyla anlatır (s. 122 vd).

Tarihçi A. Vehbi Ecer’in tam da bu konuda ‘İslâm Tarihinde İlk Ambargo Uygulaması’ başlıklı bir makalesi vardır.

Yeni dine duydukları tepkileri yaptırıma dönüştürmek amacıyla bir araya gelen Mekke’nin ileri gelenleri ‘ambargo’ kararı alırlar; bu kararlarını yazılı hale getirip Kabe’nin iç duvarına da asarlar. Buna göre Haşimoğulları ve Abdülmuttaliboğulları ile ilişkileri kesecek, kız alıp vermeyecek ve bütün alış-verişi de durduracaklardır.

Gerisi’ni Dr. Ecer’in makalesinden okuyalım:

“Böylece Peygamber’in boyu ile alış-veriş yapmadılar, konuşmadılar, sosyal ilişkilerde bulunmadılar. Üç yıl gibi uzun süre devam eden bu ambargo uygulamasında Ebu Talib Mahallesinde oturanlar büyük sıkıntılara katlanmak mecburiyetinde kaldılar. Sa’ad b. Ebi Vakkas’ın bu sıkıntılı günlerin birinde bir gece uzun zaman önce kesilmiş bir hayvanın artığı deri parçası bulmuş, onu ıslatmış, ateşte kavurmuş ve daha sonra pişirmek suretiyle yemiş olduğu büyük sıkıntılı günler geçirildiği bilinmektedir. (..) Hatta çocukların açlıktan ağlayışları mahalleden çok uzaklara duyuluyor ve bu yürekler acısı olaylar…”

[A. Vehbi Ecer, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 1988, s. 145-156. Aynı konuda Cumhuriyet Üniversitesi’nden Prof. Ünal Kılıç’ın da bir makalesi bulunuyor.]

Olay bu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu olayı elbette biliyor.

Onun kızgınlıkla ağzından çıkan ve içinde “Yiyecek bulamayacaklar” temennisinin de geçtiği sözleri Irak’ın kuzeyinde yaşayan insanlara ‘ambargo’ uygulanacağı biçiminde anlayıp yorumlayanlar herhalde yanlışa düşüyorlar.

Akılcı yol diplomasiye alan açmaktır

‘Ambargo’, İslâm Tarihi’ndeki bu olay kolay unutulmayacağı için benimsenip uygulanabilecek bir tedbir değil.

Daha önce kimbilir kaç kez yazdım, önceki gün de, ‘yanal yol’ konusunu işlerken, daha evvel yazdıklarımın temelinde yatan düşünceyi anlattım.

Akılcı yaklaşım, herkesin beklediğinden farklı tepkiler vermek, öngörülenin ötesinde uygulamalarla olaylara mukabele etmektir.

Herkes sizden ne bekliyorsa onu yaparsanız, karşı taraf zaten ona karşı alacağı tedbiri önceden düşünüp kararlaştırdığı için istediğiniz sonuca ulaşamaz, tersine sonunda zararlı bile çıkabilirsiniz.

Mekke’de uygulanan ambargo ilk müslümanları açlığa mahkum ederek sarstı sarsmasına, ancak ambargo uygulayanlara da ekonomik ve sosyal yönlerden zarar verdiği için, yine o tedbire başvuranlar tarafından kaldırılmak zorunda kalındı.

Öfkeyle, kızgınlıkla hareket etmek akıllıca bir tavır değildir.

Diplomasi böyle durumlarda başvurulacak en doğru yöntemdir.

Türkiye’yi çevresiyle de kötü duruma düşürecek, yalnızlaştıracak tepkilerden ve kendi içindeki rahatsızlıkları büyütebilecek tedbirlerden uzak durmak şart.

Eskiler doğruyu söylemiş zaten: “Öfkeyle kalkan zararla oturur…”

ΩΩΩΩ

11 YORUMLAR

  1. Kuzey Irak’a ambargo uygulandığında neler olur?
    1- Öncelikle ambargo kaçakçılıkla delinir. Eskiden olduğu gibi mayın tarlasını koymak zorunda kalır. O bile yetmez.
    2- Sonra aç kalan insanlar Türkiye’ye iltica ederler. Birkaç milyon Iraklıyı Suriyelilere katmak zorunda kalırız.
    3- Ekonomide çıkar paralelliği vardır. yapmaktadır. Bizim ekonomimizin belki dörtte biri Irak devleti ile yürümektedir. Bunun yokluğu ülkemiz ekonomisini büyük bir şekilde sarsacaktır.
    4- Barzani’ye bunu yaptıranlar Kuzey Suriye yoluyla onu destekleyeceklerdir. Belki de daha fazla refahta olacaktı. Zamanla Türkiye Kürtleri de onların yanında yer almaya başlarlar.
    Yapılacak işi tekrar tekrar söylüyorum. Türkiye, İran, Irak ve Suriye devlet başkanları, genelkurmay başkanları ve başbakanları İstanbul’da toplanmalıdırlar. Kuran’ın dediklerine de kulak asarak Ortadoğu sorununu önce fikren çözmelidirler. Ondan sonra da diplomasi yoluyla sorunları çözmeye çalışmalı, sonuç vermezse gerekli hazırlık yapılarak askeri müdahale yapılmalı, Kuzey Irak diye bir sorun kalmamalı.

  2. hiç kimse savaş istemez ve hepimiz ambargoya gerek kalmadan müzakere yoluyla sorunların çözülmesini isteriz ama o noktada mıyız…gerçekler ve umutlar farklı gelişirler, genelde böyledir yani. umut bir çözüm gibi görünebilir eğer romantik biriyseniz. 40 yıl önce ortaya kürdistan haritaları konmuştu değil mi. müzakere yapacak çok vakit vardı ve yeterince müzakere de yapıldı yapılmıştır herhalde. 20 ye yakın ülkenin sınırlarının değişeceğini de hepimiz duyduk değil mi…bu sürecin israile hizmet edeceğini duymayan kalmış mıdır …bölünen devletlerin akıbetinin ne olacağı gizli bilgi midir.. aklımızı dinlersek bu sürecin müzakere noktasını geçtiğini fısıldadığını duyabiliriz.

    anlayamadığım nokta kürtlerin bu noktaya nasıl geldiği, kendi insanıyla barış içinde yaşamak yerine kendi dininden milletinden olmayan insanlara hizmet etmeyi nasıl kabullenebildiğidir. ortadoğuda bir kürt devletinin kurulup yaşaması ancak ve ancak başka bir devletin ki bu şimdilik abd İsrail oluyor mandası olmakla mümkün olabilir o da bir süre için. böl, parçala, yok et. bunu oyla ve evet de…neyi müzakere edeceksiniz…

    • Kürtler başka milletlere hizmet ediyor demek öncelikle bu insanlara hakarettir. Başkalarına hizmet iddiası temelsiz, yoruma dayalı, spekülatif bir şeydir. Pekala Kürtler de başka devletlerle iyi geçinerek ayakta kalabilir, Türkiye de bundan istifade edebilir. Bunu anlamak için Kürt olarak hissetmeyi denemek lazım, tarihiyle, tecrübesiyle, acısıyla tatlısıyla..

      • hakaret sizin algınızda olabilir benim yorumumda yok. ben kürtleri kardeş saymam kardeşten yakın sayarım. türk kürt kardeştir demem çünkü bir sayarım. kürtlere yapılanların bize de yapıldığını görmüyor musunuz. tarihinizde batıdan yenilen kazıkları okumuyor musunuz. Amerika ve İsrail ve diğerleri ile iyi geçinecekler öyle mi…ırak ve suriye Afganistan ve Pakistan ve diğerleri ne kadar acımasız olunabileceğini yeterince göstermedi demek… kürtlerin iyi geçinerek ayakta kalacağı tek devlet türk devletidir. keşke bunu zor yoldan anlamasak.

  3. Sayın c.baskani için yeni bir söylem değil bu,kızgınlıkla söylenmiş bir laf da değil.Daha once de, birileri için, “bir damla su bile yok bunlara” da demistir.Sayin c.baskani, uymak zorunda olduğu bir kural,kaide,değer v.s. olduğunu düşünmeyecek bir noktadadir maalesef.Dedigini şartlar nedeniyle yapıp yapamayacağı belli olmaz,ancak yapabilecek olsa gerçekten yapacaktır.Yapilanlar yapılacakların göstergesidir nitekim.

  4. Endişelenmeyin,bırakalım yemek borusunu, petrol borusu bile kapatılmayacak. Hoca merhuma kulak verip, hissemizi alalım: Nasreddin Hocamızın, eşeğinin heybesi çalınır. Hoca, hiddetlenip, feveran eder: “Bulamazsam ben bilirim yapacağımı. Günler geçer çalıntı bulunmaz, cemaat, hoca efendiye sözünü hatırlatarak, şimdi ne yapacaksın ?der. Hoca efendinin beklenmedik cevabı herzamanki gibi hazırdır: “YENİSİNİ ALACAĞIM”!..

  5. Dini hassasiyeti yüksek bir insan derken sadece söyleme mi bakmak gerekiyor? Eskilerin bir sözü herhalde, ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz diye. Bugün imam hatip açıp okullara siyer dersi koymak dini hassasiyetin (özellikle de bu dönemde) hiçbir belirtisi değildir. Böyle örneklerin de islam tarihinde çok yeri vardır.
    Ambargo meselesine gelince belki de en son yapılması gereken şeyler (askeri harekat da buna dagil ambargo da) neden hemen konuşuluyor? Dünkü yazınızdaki gibi galiba elimiz neden hemen açık ediliyor enteresan?

  6. Yazınız adeta tavsiye, öğüt niteliğinde olmuş.. ancak etkisinin olacağını sanmıyorum.. ittifak yaptığı ya da yapmadigi ülkücüler ve milliyetçiler rte nin savaş ve ambargo yanlısı politikalarını destekleyecek ve korukleyecektir. Rte hırs ve ofkesiyle önce konusuyor sonrasında politika oluşturuyor. Son 2 yıldaki stratejisi bu.. en son teog sınavında da önce dogaclama konusma yapti. Böylelikle bilgilenmesi olan bakanlık yeni çalışmasını yaptı.. eğer hali hazırda meb in bir taslağı olsaydı, anında kamuoyuyla paylasilirdi. Tabi böylelikle zamandan da tasarruf etmiş oluyor.. meb i çağırıp görüş bildirmesi vs ciddi zaman kaybı olacaktı. Şimdi de ilgili bakanlıklar bu söylemlerin ardından çalışmalarina baslayip, tamamlayacaktir. Kürt vatandaşlarımız ve kürt komşularımız da belirsizlikler ve şiddet söylemleri ile ayrılmaya devam edecekler.

  7. Bu nasıl İslami hassasiyet
    Khk larla 1milyon dan fazla insanı mağdur etti.
    Darbeyle alakası olmayan darbeye karşı vatan ve bayrak sevdalılarını

  8. Kusura bakmayın ama , Darbede silaha sarılan şerefsizle, işi sadece dershanede ders vermek olan öğretmeni, gazetede sizin gibi sadece fikrini açıklayanları iddianamesiz içeride tutan , bunları aynı kabul eden zihniyetin merhametine sadece gülünür.
    O zat Siyer’i halka riyakarlık yapmak için biliyor, menfaatleri söz konusu ise kimlere benzediği gayet net Fehmi bey..

  9. Rıskı veren Allahdır. Ayni zamandada Kürtler hem bizden zenginler hemde çalışkan insanlar onlar ekmeklerini taştan çıkarırlar.
    Sayın Koru tavsiyeleriniz ve önerileriniz mukemmel fakat bu aralar sizin yazılarınız çok kafa karıştıriyor, sanki beim yıllardır takip ettiğim, Fehmi Koru gitmiş başka bir Fehmi Koru gelmişde o yaziyor.
    İslam tarihinden örnek veriyorsunuz hepisi çok anlamlı ve mükemmel”fakat” C Başkanının hakkındakı görüşlerinize ve yazdıklarınıza bizim onu hiç tamiyormuşuz gibi veya bütün bu olanlardan sonra halen daha C Başkaninin merhametli, ambargolara karşı duyarli ve hassas, olduğuna insanların aç kamasına gönlünün razı olmiyacağına bizlerin inanacağımıza siz eminmısınız? Veya siz bu olanlardan sonra bu konuda halen daha umutlumusunuz?
    C Başkanı o kadar merhametli ise? Neden kendi öz vatanindaki bebeklere acımıyor?
    Birde C Başkaninin söyledıkleri ile bakanların söğledikleri,çelişkili.Vanoları kapatacağiz diyeri vanoları kapatılmiyacak vb.
    Esenlikle kalın.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here