Suriye ilk değil.. Suriye de Afganistan ve Irak haline gelmeden ‘görev’ bitmeyecek…

31
Damascus skies erupt with anti-aircraft fire and smoke as the U.S. launches an attack on Syria targeting different parts of the Syrian capital Damascus, early Saturday, April 14, 2018. Damascus has been rocked by loud explosions that lit up the sky with heavy smoke as U.S. President Donald Trump announced airstrikes in retaliation for the country's alleged use of chemical weapons. (AP Photo/Hassan Ammar)

Ne olduğunu anlayabildiniz mi?

Görünüşte her şey açık: İddiaya göre, Suriye rejimi, Guta’da kendi halkına karşı kimyasal silahlarla saldırdı. Yine görünüşe göre, Beşşar Esad’ın bu hunhar tavrına ABD başkanı Donald Trump cevap vermek için acilen bir ittifak oluşturdu ve İngiltere ile Fransa’yı yanına alarak Suriye’deki bazı hedeflere füzeler yağdırdı. Sonunda da, yine Trump, “Görev bitti” açıklamasını yaptı.

İyi de görev neydi ve füzeler atılınca nasıl bitmiş oldu?

20 yıl öncesine yolculuk

Benim ilk aklıma gelen, Bill Clinton’un başkanlığı döneminde el-Kaide’ye mal edilmiş iki bombalama olayına verilen füzelerle saldırı cevabı oldu.

Hatırladınız mı?

20 yıl önce yaşandığı için hafızalardan uçmuş olabilir.

Tarih 7 Ağustos 1998. Kenya’nın başkenti Nairobi ile Tanzanya’nın başkenti Darüsselam’da bulunan ABD büyükelçiliklerine bomba yüklü kamyonlarla saldırıldı. El-Kaide işi olduğu örgütün iki farklı yerde eş-zamanlı eylem (ikiz eylem) yapma taktiğinden anlaşıldı.

Bill Clinton,20 Ağustos günü, el-Kaide eylemine örgütün Afganistan ve Sudan’daki hedefleri üzerine füzeler yağdırarak cevap verdi. 70 füze Kaide eğitim kamplarına yönlendirildi, 13 füze de Sudan’daki kimyasal silah yaptığına inanılan bir fabrikaya yollandı.

[Kimyasal silah fabrikası sanılan yerin bebek maması da üretilen bir ilaç fabrikası olduğu ortaya çıktı, ama kimse üzerinde durmadı.]

Kaide eyleminde Nairobi’de büyük çoğunluğu yerel halktan 212, Darüsselam’da 11 kişi hayatını kaybetti; ABD’nin Afganistan saldırısında da 24 kişi öldü. Füzeler Afganistan üzerine yağarken, el-Kaide lideri Üsame bin Laden çoktan yer değiştirmişti.

Bütün dünyanın kimyasını bozacak ABD’deki seçilmiş hedeflere saldırı olayı, 11 Eylül, bu olaydan yalnızca üç yıl sonra (2001’de) sahneye konuldu.

Bush, uçak gemisinde, arkasında ‘Görev tamamlandı’ yazılı..

Sonrasını herhalde hatırlarsınız: Clinton’dan sonra başkanlığa seçilen George W. Bush, 11 Eylül’e cevap olarak, elinde kitle imha silahları bulunduğunu iddia ettiği Saddam’ın Irak’ını işgal etmek için yola çıktı ve ilk silahın patlamasından iki ay geçmemişti ki, bir uçak gemisi üzerinde düzenlediği basın toplantısında, dünyaya ‘görevin tamamlandığını’ ilan etti.

O zaman da hangi görevin tamamlandığı anlaşılmamıştı.

Tamamlandı diye ilan edilen görevin eseri olan Irak gözümüzün önünde.

Şimdi de Suriye…

‘Komplo teorisi’ diyecekseniz, buyrun deyin

Biraz sert olacak, ama yine de düşündüğümü sizlerle paylaşmaktan geri durmayacağım: ‘Görev’, yapılanlara bakılırsa, hedeflere füzeler atılması değil; füzelerden sonra olanlar asıl ‘görev’ tanımına giriyor.

Afganistan’dan Irak’a, oradan da Suriye’ye bu gözle bakmak gerekiyor.

‘Görev’, Suriye de Afganistan ve Irak gibi ‘devlet olma vasfını kaybetmiş bir devlet’ olana kadar devam edecektir.

Öyle, derin gerçek bu.

Türkiye bunun farkında değil, hiçbir zaman da olmadı. Farkında olmadığı için de hep yanlış sonuçlara katlanmak zorunda kalınıyor.

Bölgedeki Suudi Arabistan’ın akıllara durgunluk veren yeni politikaları gibi sarsıntılı değişmeleri bile okumakta zorlanıyoruz.

Aslında bu bölgede olan-biten her şey tek bir gerçeklikle irtibatlı: ‘İsrail’in güvenliğini sağlamak’ ile…

Etrafının ‘düşman’ ülkeler ile çevrili olduğu tezinin sahibi olan İsrail, bu durumdan kurtulmak istiyor. O isteği son 20 yıl içerisinde yerine gelmiş sayılabilir. 1948 yılında kurulduğu ilk günden başlayarak İsrail’in taraf olduğu üç savaşta karşısında birleşik Arap ülkelerinin orduları vardı.

Şimdi ne öyle birleşik Arap ülkeleri var, ne de o ülkelerin çoğunun askeri gücü kaldı.

Suriye de devlet olma vasfını kaybedinceye kadar savaş -siz buna ‘görev’ de diyebilirsiniz- kolay kolay bitmeyecektir.

“Çıktı mı çıkmadı mı?” diye tartışılan ‘Üçüncü Dünya Savaşı’ bu işte. Çoktan çıktı ve devam ediyor.

“Komplocu bir yaklaşım” diyeceklere cevabım hazır: Açın haritaları, bir 20 öncesinin Ortadoğusu’na bakın, bir de bugünün… Bir o zamanki umutları düşünün bir de bugünkü umutsuzluğu…

Hayır, bu oyun daha bitmedi.

ΩΩΩΩ

31 YORUMLAR

  1. Şu anda Suriye BM ‘ ye üye egemen bir devlet , ancak bazıları bunu sanırım bilmiyor . Esad’ı tabiki tasvip etmiyoruz , ancak uluslararası hukuka göre bu adam Suriye’nin devlet başkanı . Irak ta da kimyasal silah yalanı ortaya atıldı ve Irak işgal edilmişti. İşgal Sonrası yine Irak’ta kimyasal silah olmadığını Colin Powel ve Tony Blair itiraf etmişti. ABD Irak’ta yaptığı numarayı yine yapıyor ama insanlar buna inanmaya programlanmış gibi davranıyor . Saddamı bir bayram sabahı aynı sebepten asan Batılılar şimdi de Miraç kandilinde Suriye’yi bombalıyor ve bu eylem destekleniyorsa , tarihten hiç ders alınmıyor demektir. İkiz kule saldırıları da aynı şekilde ABD nin işiydi . Kesilmeyi bekleyen koyun olmaktan vazgeçmesi gereken çok uyurgezer var hala memlekette .

    • İkiz kule saldırılarının ABD nin yapmış olması işi komplo teorisine girse de Irakta Saddam kimyasal silah kullandı. Bu nokta komplo teorisi değil, kesin bilgi. Aslında, Ruslarla arası iyi olan Saddam’da nükleer başlıklı toplu imha silahı var diye işkillendiler. Böyle söylentiler Saddamı adeta hoşuna gidiyordu, muhtemelen daha güçlü kıldığı zannıyla o da yalanlamadı. Bu konuda belgesel türü bir film izlemiştim. Saddam efendi “Ya bu kadar olmaz korkmayın, yok böyle bir şey” demediği gibi her türlü silahı varmış numarasına yattı. Peki yattı da iyi mi oldu? Colin Powel, Tony Blair taa neden sonra yanıldıklarını kabul ettiler. Saddam bunları yanılttı da kendi hayrına mı oldu? Yalan/yanıltma bazen çok pahalıya mal olur, çünkü bahane bekleyener var. Esad da Saddam’ın durumundan hiçbir ibret almadı. Memlekette koyun olmaktan vazgeçmiş açıkgözlerin Esad’a pek bir faydası olamadı. Saddam’ın yolunu takip etti, sonuç malum…

      Madalyonun birden fazla yüzü var. Bir yüzüne bakarak ABD’ye laneti görecegiz, ancak diger yüzüne bakarak Saddam-Esad gibilerin salaklıklarını da göreceğiz. Görmeyenler muhtemelen uyurgezerdir.

  2. Şimdi Nike Halley şunu söyledi”biz rejim deyiştirmek veya Esad’ın gitmesi için yapmadık” sadece kimyasal kullanmasın diye yaptık”.Fehmi bey sizce bu kadın doğru mu söylüyor?
    Yalnız haberlerde füzelerin vurduğu yeri canli yayında gösterdiler. Üniversiyeyi yerle bir etmişler.
    Şimdide Esat’la masaya oturacaklarmış.
    Kongra üyeleri de şoyle diyor! Trump ABD anayasasıni hiçe sayarak kendi başına kararlar alamaz.

    • Yahu, zaten başında söylenen buydu! Bizimkiler uykulu bakışlarla ancak o kadar anlayabilmişler. Hani bir laf vardır “öküz altında buzağı aramak” gibi… Daha iyi anlaşılsın diye Nike Halley veya bir başkası tekrardan aynı şeyleri söyleyip duruyor. Misyonları belliydi; Esadı kullanılan kimyasal silahlardan dolayı tokatlanmak! Esad hadisenin hemen ertesi günü dünya kemaraları karşısına çıksaydı ve şiddetle itiraz ederek “Bunu biz yapmadık, birer temsilci gönderin, gelin failleri bulup cezalarını birlikte verelim” şeklinde bir şeyler deseydi ABD/AB güçlerinin aradığı bahane ortadan kalkabilirdi herhalde… Bunu yapmadığı gibi işin Avukatlığını İngiltere’deki Skripal baba-kızın zehirlenme olayında kredisini zaten kaybetmiş olan Putin’e havale etti…

      ABD, Rusya’yı test edip “olabilir” sinyali alınca vuruyor (orada konuşlanmış tek bir Rus varlığı vurulmadı!). Ruslar ertesi günü Esad’a “Geçmiş Olsun”a gidiyorlar. Bu arada hasar tespiti yapmayı da ihmal etmemişler. Görünüşe göre, 100’ün üzerinde tomohawk füzesinin Suriye’yi kısa bir süre dövmesi sonucundaki hasar 500 milyarcık! 10 yıl süreli bir pasta. Ortalıkta müslüman kanı, inşaata harç! bu pastayı Rusya ve İran birlikte götürecek!… Bakarsınız teknik olarak iyi donanımlı bazı amerikan/yahudi şirketlerini de taşeron onlar kullanırlar…. Esad’ın kafasızlığı, kaprisleri sayesinde Suriyedeki gelecek nesiller köle olmağa devam edecek. Vah zavallı müslümanlar!

  3. Süriyedeki son kimyasal bombayi kim atti? Veya kimler attirdi?
    Amerkalılar (sivil halk) ve basín bunun faillerini er geç ortaya çıkaracaktır.
    Esadín yerini daha da sağlamlaştıran son atílan füzeler bu oynanan tiyatronun gereği Rusyanin karşi tarafta olmasína rağmen neredeyse o da atılan fúzelere deştek verecek seviyede hareket etmesi ne anlama geliyor?
    Bütün dúnya destek veriyor yarın Filistin de destek verirse hiç şaşırmamak gerek.
    ABD de Trump senetonun onayına dahı baş vurmadan seneryosunu yazdığı oyunu başarılı bir şekilde tamamladı ve gelecekde de kolaylıkla sahnelemek için çantasínda taşiyor.
    Peki Trump bunu neden yapiyor?
    Neden acale yaptı?
    Tam da işten attığı eski FBİ başkanının kitabı piyaseya çıktığı zaman, iki kadına susmalarí için rúşvet verip tehtit ettiği ve Rusya ile bağlantılarının ortalığa saçıldığí zaman, o bomba imdadına yetıştı ve atılan o kimyasal bombanin katlettiği çocuklar da Trump için “Allah’ın bir Lütfü” oluvermiş olsa gerek.
    Rahmetli Mühsin Yazıcıoğlu birilerine ne demişti “Filler tepinir siz altında kalırsıníz.”
    Sahi şu an kimler fillerin altında eziliyor?
    Birde bu olaylardan sonra Havuz ve trollelin durumunu çok merak ediyorum.
    Dün ABD onlar için tam bir düşman ve şeytan bir ülke idi.
    Bir gecede aniden nasíl kahraman ve dost olduğunu havuz yazarlari nasıl okuyucularına izah edeceklerini de çok merak ediyorum.
    Troller için bu iş biraz daha kolaylaşır isim değişikliği onlar için yeterlidır.
    Sayın Koru Havuz medyasina bu konuda yardımci olabilirsiniz.
    Kusura bakmayın size akıl verecek kadar ne bilgim ne de tercúbelerím yeterli değil,fakat bir konuda sizin sayenizde epeyce tecrübe sahibi oldum.
    siz arada bir 11.C Başkanı Abdullah gül’den bahseden yazılar yazarsanız onlara malzeme úretmış olursunuz, yazık ekmeklerinden olmasınlar.
    Hiç değilse reislerinin gözúne size saldírarak girerler….

  4. “Dışişleri Bakanı Abdullah Gül 58. hükümetteki başbakanlığı döneminde bir ilke imza atarak, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ile birlikte ‘yargı denetimine açık olmamalarını’ gerekçe göstererek, bazı subay ve astsubayların orduyla ilişiklerinin kesilmesiyle ilgili YAŞ kararlarına şerh koydu.” Hürriyet

    • Yukardaki yazıyı okuyup yorum diye bunu koyduğuna göre ordudan atılanlara şerh koymasaydı bu saldırı olmazdı mı diyorsun? Ayıkken yazalım derim:)

  5. DENEME
    Sermaye silah üretir. Ülkelere satar ve onları savaştırır. Silahı daima geliştirir. Bu sayede hem fabrikalarını çalıştırır hem de yeni silahı istediği devlete verir, onu galip getirir. Şimdi S400’ler var. Türkiye bunları başarı ile kullandı ve Suriye’de üstünlük sağladı. Sermaye önce bu silahların gücünü dünyaya gösterdi. Bunun için Türkiye’yi kullandı sonra ABD’ye saldırttı. Suriye’yi bu füzelerle etkisiz hale getirdi. Buna Rusya sahip çıktı. Kendisi üretiyormuş gibi. Hayır, her iki silah da Sermaye’nin silah fabrikalarında üretildi ve Sermaye bu iki silahı da Suriye’de denedi.
    “Görev bitti.” diyor Trump çünkü ona belirlenen görev bu kadardır. Bu, Trump’un görevidir. Bundan sonra görevi kim yapacak belli değil. Sermaye’nin silah fabrikaları her iki silahı da dünyaya satacak. Ondan sonra ya savaş ya teslim alma hesabı vardır.
    Sermaye için iki tehlike vardır. Biri bu silahı alanlar anlaşıp silahı ona çevirebilirler. ABD, AB, Rusya ve Çin anlaşır Sermaye’nin işine son verebilirler. Silahlar ters tepebilir. Bu birinci tehlikedir. Sermaye için ikinci tehlike ise teknoloji artık bilgisayar programının kendisidir. Program üretmek için Sermaye’ye gerek yoktur. Küçük bir organize ileri bir program üretebilir. Dolaysıyla artık güçlü devlet olmak için dolarlara gerek yok. Bilgisayar yazılımı organize edilse o silahları herkes üretir.
    1- Bunun için yazılım seferberliği başlamalıdır. İlkokul birinci sınıftan başlayıp akademik kariyere kadar her kademede yazılım dersleri olmalıdır. Lisans yerine yazılım imtihanları mezuniyet veya giriş için şart yapılmalıdır. Lisansa dayanan şartlar kalkmalıdır. Artık lisans şartına gerek yoktur. Hatta tersi gerek. Batının karşısında yeni uygarlığı oluşturmak için batının sömürü aracı olan dilinden vaz geçilmelidir.
    2- Devlet, din adamlarını, öğretmenleri, askerleri yazlım çalışmaları için seferber etmelidir. Her hafta imtihanlar yapılmalıdır. Bunların ve halkın ürettiği programlar satın alınmalıdır ve üreticisi olarak uygulayıcı olarak sunmalıdır. Bu hem bilgisayar bilgisini yaygınlaştırır hem de her şey programlanmış olur.
    3- Bir bilgisayar vakfı kurulmalıdır. Buna tüm büyük dinler ortak olmalıdır. En güçlü ve ucuz bilgisayar üreticisi bu vakıf yapılmalıdır. Bugünün bilgisayar üretimi Sermaye’nin elindedir. Arabadayken düşündüm. Ya Sermaye’nin ürettiği bu tünelin bir yerine bomba yerleştirilmiş ise ve istediği zaman uzaktan patlatılırsa burası sularla dolar. O halde bilgisayar ciplerini üretmediğimiz müddetçe Sermaye’nin esiri olmaya mahkumuz. Dolar kadar önemli bir silahtır, yazılım.
    4- Bilgisayarın dilini oluşturmalıyız. Bu, İngilizce olmamalıdır. Bu Kur’an Arapçası olmalıdır. Böylece uluslararası bir dil olmaz, çağlar arası bir dil olur. Haftalardır size hep öneri getiriyorum. Hiç birisi dolara veya altına dayanmıyor. Sadece devletin organize olmasına dayanıyor.
    AK Parti bunlarla uğraşacağı yerde yıllarını başkanlık tartışmaları ile geçiriyor. AK Parti’li Anayasa Mahkemesi Başkanı yeni anayasadan bahsediyor. Kulaklarını tıkamaya devam ediyor.
    Kur’an’a kulak vermeyenler mağlup olacaklardır.

    • Yeni yetmelerin abukluklarına yetişemiyoruz bi de eskilerin çarpıklıklarını düzeltelim bakalım. Yorumun en sonunda ak partili anayasa başkani yeni anayasadan bahsediyor denmiş. Yani siyasete meraklı bi yığın aym başkanı görmüştük ama doğrudan partili olanı ilk kez duyuyoruz. Üstüne bi de yeni anayasadan falan söz ediyormuş, kim ki o? Yıllar var ki yeni bi anayasa yapmaktan söz eden siyasi de görmedim, aym hakimi hiç duymadım. Bilakis herkes eskisinden memnun görünüyor… Fesüphanallah!

    • 1) Bunun için yazılım seferberliği başlamalıdır. İlkokul birinci sınıftan….

      Hocam, öncelikle matematik, bunu sevdirir ve iyi öğretebilirsen gerisi çorap söküğü gibi gelir. Bunun için iyi matematikçiler gerekiyor, özellikle tatbiki matematiğe odaklanmalı. Mesapotamyada “Babylon Teknoloji Enstituleri”ni bir an önce kurmak lazım.

      H.K. 13 Nisan 2018 at 22:26 http://fehmikoru.com/abd-ile-rusya-savasacaklar-mi-yoksa-baska-seyler-mi-oluyor-benim-gorusum/

          • Eski bi tanıdık vardı, 5-6 haneli sayıları yazar verirdik çarpması için, bikaç saniyede sonucu söylerdi. biz de hesap makinasıyla daha uzun bi sürede sağlamasını yapardık ve hep doğru çıkardı! Ama elemanın aklı dengesi tam değildi maalesef… Gramer bilmeyenin ve edebiyatı hıfzetmeyenin düşünce dizgesi mantıksız olur. (İşte gider bylock geliştirir dilsiz yani şahsiyetsiz mankurt!) Yazılım işi sözel beceridir daha çok. Devletimiz çocuklara tablet bilgisayar dağıtıyor diye birileri de rahatsız oluyordu ama faydalı bir projeydi. Tabii ki eğitimde kodyazarlığı şart olmalı, burda mutabıkız.

          • KUR’AN ARAPÇA… —Arapça ezberden keyif alabilirsin-mübarektir. Ancak müslümanın bunu anlayabilmesi daha önemlidir. Anlaman ezbere değil de bilinçli amel etmene vesile oldugu için önemlidir. Ezber yetmez, muhakemeyle gelişmen adeta bir farzdır!

            KÂİNAT MATEMATKÇEDİR…— Matematik Kainatın düzenini anlamak ve düzeni formüle ederek yeni bilgilere ulaşmanın bir aracıdır. Bu bilgiler dünyada çok faydalı olduğu gibi, istersen seni AY’a götürebilir. Matematiği bir araç olarak iyi kullanan Kainatın düzenini anlıyor, yani onun dilinden anlıyor demektir. Kainat tek dilli değil, çok dillidir. Matematikçedir derken aynı zamanda fizikçedir, kimyacadır…. İnsan bunları anlayacak kapasitede yaratılmıştır. Müslümanlar fazla ezbere alıştırıldıklari için ilgi alanları oldukça dar kalmış ve kapasite kullanımında yeterince gelişememişlerdir.

            KUR’AN KÂİNATIN HARİTASIDIR…— Kuran’ın kendi içindeki ifade şekliyle “insanliga bir rehberdir” desek yetmiyor mu? Kainatın haritasıdır dersen fiziki her detayı göstermesini beklersin. Böyle birşey var mı? Yoksa, varmış gibi göstermek doğru değil!

  6. Zihnini sadece geçmişle yoğuran bir devlet, millet bulunduğu günü ne kadar değerlendirebilir ki. Aklını bir adam üzerinden çalıştıran ne kadar geniş düşünebilir ki. Ne yazık ki benim zeki milletimin hali bulu. Kuvve-i şeheviye kuvve-i ğadabiyeyi bastıran kuvve-i akliyeye istikamet veren kitabımızı bile ihtiraslarına alet eden müfessirlerimiz var nerede kaldı siyasette basiret sahibi siyaset bilimcisi….
    Bir üçüncü kişiyi dövmek için anlaşan iki kişinin göstermelik kavgasını ayırmaya giren ortadaki şahsın dayak yemesi gibi Rusya ve ABD nin göstermelik savaşında harap olan ülkeler.

  7. Komploya gerek yok: etrafı düşman ülkelerle çevrili olan sadece güneydeki sevdiğimiz ülke değil, türkiye de benzer bir durumda maalesef. Kendi güvenliğimiz için iha ve siha yapmaya devam…

  8. 15 Temmuz 2016 da ABD nin patronajıyla ülkemizde meşru hükümete karşı yapılan darbe girişiminden sonra aynı meşru hükümetimizin Suriye ‘ye daldıran ABD nin eylemlerini doğru bulduğunu açıklaması , düşmanı destekler mahiyette ibret verici bir durum . Yazık .

    • Obama görevden ayrıldıktan sonra türkiye içinde toplu can kaybına yol açan tek terör saldırısı olmadı, neden acep? Uygar dünya esed pisliği ve arkalayıcılarına karşı çok daha önce ve sert bi şekilde müdahale etmeliydi, yazık:(

    • Kime yazık, Esad’a mı? Onbeş temmuzda hedef alınan ülkemizle, sözde meşru zalim Esad ı bir mi tutuyorsunuz? Esad a mı yazık? Zaten toz dumana karışmış, yarını belirsiz, kurtulmak için ölümü bekleyen mazlumlarla dolu Ortadoğu da, arada bir zalim de tepelenmis çok mu yani? Zalim zulüm saçsın da ama gelip öbür zalime dokunmasın öyle mi? Esad zulüm yaparken sesi çıkmayanlar şimdi birdenbire Esad a yapılanın meşruiyet ini tartışmaya başladı. Esad zalimde olsa düşmanımın düşmanı dostumdur mantığına yapışmış bazıları.

  9. “ ‘Üçüncü Dünya Savaşı’ bu işte. Çoktan çıktı…” Fehmi Koru…..

    – Dünya savaşı dünya devletleri arasinda olur. Karsilarinda devlet mi var? Rusya ve Çin risk alacak durumda değil. Irak Saddam yüzunden, Suriye Esad yuzunden dunya devleti olma vasfini zaten epeydir kaybetmisti. Malesef bedeli bu ülkelerdeki dünya insanlari ödedi ve ödüyor, bir çoğu şüphesiz masum. ABD’nin bunu düşundugu yok. İşin kapitalizm ve dini boyutunu da katarsak Yahudiler birinci sınıf, onlara hizmet eden kendileri ikinci sınıf, bizlerin de dahil olduğu digerleri 3. sınıf oluyor. Kendi çıkarlarına ve özellikle kurulalı beri doymak bilmeyen İsrail çıkarlarına ters birşey varsa bahaneler hazır. Masum insanların ölmesi onlar için “tali hasar” kategorisinde çünkü insanlık seviyeleri sadece kendi çıkarlarını düşündürecek düzeyde.

    Halbuki, bizim inancımıza göre (yani insan elinde revizyondan geçmiş demode İncil’e göre değil), Kuran’a göre; masum bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir (aynı şekilde bir insanı kurtarmış insanın bütün insanlığı) kurtarmış gibidir. Tali hasar (sivil kayıplar) kapsamında kainatta insan bırakmadı bu yanki-yahudi işbirliği (Judeo-Christian’lar). Ve bu ademoğulları bunun farkında değil, akılları bir karış havada! İşte onun için, ABD’dede gelişmekte olan müslümanlıga yatırım yapmak, dünya barışına önemli bir katkı sağlayacaktır.

  10. Trump bugünkü konuşmasında araya şu sözleri sıkıştırdı. “Bir dahaki saldırıda İsrail’i de yanımıza alacağız”
    Fehmi bey sizin yazınızıdaki şu paragrafi, “Komple Teorisi diyeçeksınız buyurun deyin” okuyunca Trump’un şu sözünü hatırladım.
    Evet Trump’un işi bitmedi yarın öbür gün Súriye’nin herhangi bir yerinde kimyasal bombası atılırsa şaşırmamak gerek!
    El-Kaide yi ABD kurduğu gibi İşidi de Rusya ve İsraile, kurdu. İran ve Süriye’de Usame Bin Ladını Rahmetli Aukai Collin kendi hayat hikayesi My Jihad kitabinda anlatiyor. Collin iki sefer Çeçenistana Cihat için gidiyor ve oradaki sahtekarları da iyi taniyor.Onu öldürmeye kalkışiyorlar fakat bu anliyor ve o adamı õldürüyor daha sonra US büyük elçiliğine gidiyor ve CİA ile bağlantı kuruyor ayni zamanda onlarla da çalişiyor.
    11 Eylülden sonra H Binladıni iyi tanıdíğı için CİA’ye “Ben Binladıni iyi taniyorum onu yakalamanız için size yardımci ola bilirim.”demiş fakat onlar hiç ilgilenmemíşler.
    Bush ve Trump ayni kalitede insanlar.
    Bu tip insanlar terörü hep ğúndemde tutarlar.

  11. 20 yıl öncesinin Ortadoğusu’nun idarecileri ile şimdisinin idarecilerinin, Batı ve Israil’ in çıkarlarını önceleme açısından çok ta bir farkları olmasa gerek. Hem bu ülkeler demokratik olmadıklarından, hem oldukları şekli ile de halklarına “gün yüzü” gösteremeyecek kadar despot olduklarından ve iktidarlarını çoğunlukla Batı’ya borçlu olduklarından bu böyledir.

    Geriye kalan bu ülke kamuoylarının tepkisel davranışları idi ki, bu 20 yıl öncesine kadar daha canlı ve aktif idi. Batı’nın, özellikle İsrail’in çıkışlarına karşı İslam ülkeleri meydanlarının tıka basa dolduğunu ve inlediğini hatılayanlarınız vardır..Beyazıt, Kahire bunların en başında gelenleriydi. Şimdi bu meydanların yerini sanal alem aldı ki, sosyal medyada verilen cılız tepkiler o sonuçları vermiyor, lakin bu “sanal meydanların,(tweteer facebook, v.b.)” yönetimi onları oluşturanların ellerinde…

    Anlayacağınız 20 yıl öncesinin
    Ortadoğu haritasına baktığımızda o günkü nitelikli devletleri göremediğimiz gibi o nitelikteki kamuoylarını da göremiyoruz artık.

    Hadi İslam’ı ve din birliğini bir kenara koyalım (ki, hilafetten sonra zaten bu ortadan kalkmıştır) milliyetçiliği, asabiyeti ile meseleye baktığımızda, Arap devletleri kendilerine dönen namluya neden toplu tepki veremiyorlar, Türkiye, İran ve Mısır, bölgelerini halaç pamuğuna çeviren Batı müdahalesine karşı neden ortak politika ortaya koyamıyorlar..neden, neden?

    Şimdi İsrail için en büyük tehdidi İran oluşturuyor artık, yarın bir kimyasal silah bahanesiyle füzelerin rotası oraya çevrildiğinde “kuvvetli şüphe” delili yle Batı’nın yanında yer almamızı, “insanlığın vicdanını rahatlatan” bir açıklama ile mi geçiştireceğiz? Sıra bize geldiğinde, çevremizdeki ülkelerin “kuvvetli şüphe” açıklamaları, vicdanımızı tatmin etmiş olacak mı? Zaten bize şimdiden “ortadoğulu diktatör” tanımlaması ile hitap eder oldular ya!

    Aslında (olmayan) İslam Ülkeleri Birliği’ni bir tarafa bırakalım; bölgede Batı’nın eliyle yaşanan vahşeti püskürtmenin yolu (aklın yolu), bölge ülkelerinin birlikte politika geliştirmeleridir. Yaşanan bunca şeye rağmen bu yapılmıyorsa bütün bunların sorumlusu, başta o devlet yönetimleridir..ikinci sorumlu ise bunu sorgulamayan yönetilenlerdir!

    Hala tık yoksa, herkes kaderine razıdır demek.
    Nasılsak öyle yönetiliyoruz işte…

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here