Her ‘Hayır’ oyu kullanana ‘vatan haini’ denirse.. bundan AK Parti zararlı çıkabilir…

17

Başbakan Binali Yıldırım en son ”Hayır demek insan fıtratına aykırı” demiş.

Doğru bir tespit. Çok ters bazıları dışında hepimiz dilimizi ‘Evet’  demeye alıştırmışızdır… Hele sevdiğimiz birinden gelen teklife ‘Hayır’ demekte çok zorlanırız.

‘Evet’ sonucunun çıkması için önemli gerekçelerden biri budur.

Hiç değilse, tehdit kokan ”7 Haziran seçimi sonrası kaos ve rahatsızlığını mumla ararsınız” cümlesiyle sandıktan ‘Evet’ çıkartmaya çalışmaktan daha uygun bir gerekçe Başbakan Yıldırım‘ın söylediği…

Onun da uzun bir süre kullandığı ”Referandumda ‘Hayır’ demek PKK ile FETÖ’ye ‘Evet’ demekten farksızdır” cümlesinden veya AK Parti çevrelerinin yaygınlaştırmaya çalıştığı ‘Hayır’ demeyi ‘vatan hainliği’ ile eşitleyen görüşten çok daha munis bir yaklaşım ”Hayır demek insan fıtratına aykırı” görüşü…

Nedenini açıklayayım:

Teröre hizmet veya vatan hainliği öyle uluorta kullanılacak ithamlar değildir. Her şeyden önce halkın onayına sunulan bir konuda, halka, ”Sakın ha, oyunla teröre hizmet etme, yoksa vatan haini olursun” demek bu sözün muhatabı olan insanları yanlış düşüncelere sevk edebilir…

Konuyu Meclis’ten geçiren, halkın önüne kadar getiren iradeyi sorgulamayı getirir de ondan…

Şahsen ben ”Oy vermem istenen konuda yanlış bir tercihte bulunursam bu beni terör destekçisi konumuna düşürecek, hele ‘vatan haini’ haline dönüştürecekse, bu konunun referanduma sevk edilmeden önlenmesi gerekmez miydi?” diye düşündüm…

Ve o cümlelerin sahiplerine bayağı da kızdım.

Ayrıca ‘sistem değişikliği’ sonucu önceden kestirilemeyen bir konudur. Savunanları dinlediğimizde herbirinin ağzından çıkanlar beklentilerinin farklı farklı olduğunu da açığa vuruyor. Yepyeni bir dönem başlayacağı.. Türkiye’nin uçuşa geçeceği.. terörün şıppadanak sona ereceği.. ekonominin düzeleceği.. yeni düvelin karşımızda eğileceği.. beklentilerini doğrulayacak emareler pek ortada yok da ondan…

Gerçekten anayasa değişikliğiyle gelecek yeni sistem sayesinde erişilebilir hedefler ise bunlar.. neden yeni sistemin uygulanması referandumun hemen ertesi günü başlatılmak yerine iki yıl sonraya erteleniyor?

Eldeki sistem kötüyse ve değiştirilmeyi gerektiriyorsa, değişiklik hemen uygulanmalı değil midir?

Bu soruyu sorana ‘vatan haini’ sıfatını layık görmek herhalde doğru olmaz.

AK Partili ‘Hayır’ oyu verirse…

Etrafımda her seçimde oyunu AK Parti’ye vermiş insanlar var ve çoğunun kafası hala karışık. Yalnızca anketçilere ‘kararsız’ olduğunu beyan etmişlerden söz etmiyorum; sorulduğunda ‘Evet’ oyu kullanacağını söylediği ve söylemeye de devam ettiği halde elinin gitmeyebileceğini itiraf eden kişiler bunlar…

Çoğunun elini tutacak olan, tek kişiye, taşınması imkansız bir yük getirecek olağanüstü yetkiler verilecek olması…

Diyelim, bu insanlar, prensip olarak yapılmak isteneni doğru bulmadıkları için son anda ‘Hayır’ oyu kullandılar veya sandık başına gitmediler.. şimdi bunlara ‘vatan haini’ sıfatını mı yapıştıracağız?

Seçim olsa yine AK Parti’ye oy verecek bu insanlara?

Hep AK Parti çizgisinde bulunmuş, oyunu tereddütsüz ona kullanmışlar içerisinde bu referandumda ‘Hayır’ oyu kullanmaya hazırlanan bir kesim daha var…

Sistem değişikliğini AK Parti için iyi görmeyen insanlardan oluşuyor bu kesim.

Kulak hizamda konuşulduğu için biliyorum; bu gruba giren insanlardan büyük bölümü sistem değişikliği sonrasında yaşanabilecek olumsuzluklar yüzünden destekledikleri partinin zor duruma düşeceğini ve iktidarı kaybedebileceğini düşünüyor, bu tedirginliklerini yetkililere aktaramadıklarından, tek çare olarak ‘Hayır’ oyu verecekler…

Bunlara ne denilecek? ‘Vatan haini’ mi?

Aynı gruptan bazıları ise, zihinleri farklı çalıştığı için diyelim, halktan da onay alarak gerçekleşecek anayasa değişikliği sonrasında, o yetkilerin başkaları tarafından kötüye kullanılabileceğinden endişe duyuyorlar.

Ya iktidar değişirse? Ya aynı yetkiler AK Parti kadrosuna karşı da kullanılmak istenirse? Yakın geçmişte ‘Ergenekon’ ve ‘Balyoz’ davaları sırasında yargılanan insanlara karşı ‘kumpas’ kurulduğu ortaya çıkınca, onlara karşı operasyon yapanların başına gelen…

Olmuyor mu bunlar? Oluyor.

Tedirginlikleri kendileri için değil bu insanların; endişeleri AK Parti kadrosu ve bugün ‘Evet’ çıksın diye uğraşanlar için…

Böyleleri de var ve sayıları da azımsanacak gibi değil…

Sözün kısası, kampanya başlarında devreye sokulan içinde itham taşıyan sloganlar, ‘Evet’ cephesine yeni insan kazandırmak yerine, kızgınlıkları büyütüyor ve yabancılaşmayı getiriyor…

‘Hayır’ oyu vererek doğru bir iş yaptığına inanan ve bu yüzden ‘vatan haini’ olarak suçlandığını gören AK Parti sempatizanları partilerinden büyük kopuş noktasına doğru itilmiş oluyorlar.

İnsanların fıtratı ‘Hayır’ demeye gerçekten de müsait değil Başbakan Yıldırım‘ın söylediği gibi.. ‘Hayır’ diyecek olanların bir bölümü bu yüzden zor bir iş yapmış olacaklar…

Zaten iktidar partisinin elindeki kamuoyu yoklamaları da ‘Evet’ oylarını önde gösterdiğine göre..

Yoksa anketler gerçekten farklı bir şey mi söylemeye başladı?
ΩΩΩΩ

17 YORUMLAR

  1. Anayasa’nın 121. maddesinde, OHAL kararnamelerinin sadece ‘olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda’ çıkarılabileceği hükmü yer almasına rağmen Erdoğan; rektör seçimlerinin doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından yapılması, seçim dönemlerindeki televizyon yayınlarında siyasi partilere eşit süre tanınması kuralının kaldırılması gibi OHAL ile hiç ilgisi olmayan alanlarda KHK çıkararak kasıtlı olarak Anayasayı çiğniyor. İstediği kanunu çıkaracak güce sahip olduğu halde neden Anayasa’ya aykırı olduğunu bile bile kanun değil de KHK çıkarmayı tercih ediyor? Bunun iki nedeni var:

    1- Kanun çıkarma işlemi belli bir prosedüre ve sürece tabidir. Komisyondan geçiyor ve Genel Kurul’da görüşülüyor. Bu aşamalarda muhalefet partileri ve toplum kanun tasarısından haberdar oluyor. Hak ihlaline neden olacak konular muhalefet tarafından kamuoyuna aktarılıyor. Kamuoyu tepki gösterince de geri adım atılabiliyor. Örneğin, AKP’nin tecavüze uğrayan çocukların tecavüzcüleriyle evlendirilmesi konusundaki kanun tasarısı muhalefet tarafından topluma anlatıldıktan sonra oluşan yoğun tepki nedeniyle AKP geri adım atmak zorunda kalmıştı. KHK’da ise böyle bir ‘sıkıntı’ yok. Bir gece yarısı bakıyorsunuz bir KHK çıkmış, 4 bin küsur kişi işten atılmış. Tepki gösteriyorsunuz. İtiraz edin bakarız diyorlar.

    2- Anayasa’nın 148. maddesi gereğince OHAL KHK’ları Anayasa Mahkemesi tarafından incelenemiyor. O yüzden de Anayasa’ta taban tabana zıt KHK’ları rahatlıkla çıkarıyor, devleti KHK’larla şekillendiriyorlar.

    Referandumdan evet çıkarsa Anayasa değişikliğinde yer alan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Erdoğan’a bu konuda büyük bir fırsat verecek. Erdoğan daha önce defalarca devleti özel şirket mantığıyla yönetmek istediğini açıkladı. Ama bugüne kadar yaptığı tüm atamalarda başarıyı değil yandaşlığı esas aldığını gösterdi. Anayasa geçerse Erdoğan çıkaracağı bir kararname ile tüm memurların statüsünü askıya aldım, içinde teröristler var çünkü, yeniden atama yapacağım diyeceğine eminim.

    Tıpkı 2014 yılında bir kanunla Milli Eğitimdeki 70 bin idarecinin görevine son verip yerine çoğunluğu tecrübesiz ve beceriksiz yandaşları idareci olarak atanması gibi. Erdoğan, böyle bir şey yaparak tüm kazanılmış haklarınızı ve geleceğinizi sıfırladığında gideceğiniz bir merci olmayacak maalesef. Çalışma Bakanı geçenlerde memurlara performans kriteri getiriyoruz diyerek kıyım hazırlığına başlandığını üstü kapalı şekilde ilan etti bile. Kıyımın yeni adı performans olacak.
    http://erdoganvebaskanlik.wordpress.com

    Yıllarını Anayasa Hukukuna adamış saygın bir akademisyen olan Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu başta olmak üzere yüzlerce akademisyeni ve binlerce kamu görevlisini adli veya idari bir soruşturma bile açmadan ve savunma hakkı vermeden, nasıl hazırlandığı belirsiz listelere katarak bir gece yarısı çıkardıkları KHK ile işten atan, yetmezmiş gibi kamuda çalışamazlar maddesi ekleyen, yurtdışına gidip yeni bir hayat kurmasınlar burada kalıp sürünsünler diye pasaportlarını bile iptal eden sosyal soykırımcı yaklaşım bu ülke için en büyük tehlike bence.

  2. İddia etmiyorum sadece görüneni söylüyorum. Genelde KIŞ aylarında terör durağanlaşır. Bu ayları örgüt dinlenme, toparlanma, yapılanma vs. için kullanır. OHAL in (uygulamaları iyi-kötü demiyorum) silahlı eylemler üzerindeki baskısınıda unutmamak gerekir. Ayrıca BU KIŞ pkk ya kesintisiz ve etkili operasyonlar yapılıyor. Terörün seçim ve referandumlara etkisini kim reddebilir? Ancak son seçimler ve önümüzdeki referandum için yapılan terörle ilgili ima, yorum, iddalar ispat yok ise en az her hayır verene terörist demek kadar BERBAT ve HAKSIZLIKTIR.
    KISACA
    Bu propaganda süreci cepheleşmenin tek sorumlusunun Ak parti olmadığını göstermiyor mu?
    “Ülke yöneticilerinin sihirli değneği yoktur ” değil mi? Peki sistem değişikliğine uyum için iki yıl yeterlimidir ki ertesi gün uygulama talep ediliyor?
    Bir kitapçıkla HİÇ sorumluluk almadan ekonomiyi çökertmek DİKTATÖRLÜK kadar kötü değilmidir?
    Darbe HAİNLERi ile MASUMLARI ayıklanmadan sistem değişikliği yapılsa dahi istenen verim ve başarı elde edilebilir mi?
    MEDYA baskısı; halk genelinin itibar etmediği kişilere itibar kazandırmaktan başka ne işe yarar ki?
    ……. soru çok cevap arayanlara. Selametle

  3. ezan örneginin verıldıgı zaman aralıgı mıllı şef ınonu ıle ebedı sef Ataturk donemıne tekabul etmektedır. bu donem parlemrnter sustemın degıl bu gun tartısılan basjanlık sıstemının ta kendısıdır

  4. Birileri ‘Evet’ diyor diye ‘Evet’ demek, birileri ‘Hayır’ diyor diye ‘Hayır’ demek hiçbir mantıkta geçerli olan bir kural değildir. ‘Hayır’ da ‘Evet’ kadar değerlidir. Kimse ölüme ‘Evet’ diyemez. Yeryüzünde sevaplar kadar günahlar da vardır.
    Bir oluşun çilesini çekenler ona ihanet edemezler. Gül’den bahseden biri, Gül “Ben Erdoğan’a karşı olmam.” der. Erdoğan bunları devre dışı etti. AK Parti’nin çilesini çekmeyenler şimdi devrede, ‘Evet’ çıktığında onları tutmak mümkün olmayacak. Ne yasal ne de siyasi gücü olmadığı halde tehditler savuran kadronun yarın ‘Evet’ çıkarsa hayırcılara daha doğrusu hayırcı diye bellediklerine en büyük zulmü yapmayacağına Cumhurbaşkanımız emin midir?
    Kuran diyor ki “70 defa istiğfar etsen de, Allah onlara için mağfiret etmez.” İlahi kadere teslim olarak bekliyoruz.

  5. 28 Şubat döneminin öncesini -1993_1994 yıllarını-askeri ortamda yaşamış bir vatandaşım.Henüz Türkiye’de 28 Şubat’ın esamesi okunmazken silahlı kuvvetlede hazırlıklar o yıllarda başlamıştı.Askeri okullarda milli ve manevi değerlere sahip öğretmen subaylar rütbesine,branşına,eğitim kurumlarından uzaklaştırıldıklarında eğitimin aksayıp aksamayacağına bakılmaksızın okullardan uzaklaştırıldılar.Hiçbir eğitimini almadığı görevlere atamaları yapıldı.Bu görev yerleri Tug.,Tüm.,Kor. K.lıklarıydı.Bir öğretmen subayın görev alanına girmeyen görevlerdi bu atamalar.Tabii atamalarla birlikte sakıncali/şüpheli kategori dosyalarıyla.Bu öğretmen subayların bir kısmı YAŞ kararlarıyla,bir kısmı Kararnamelerle ordudan uzaklaştırılmışlardı.Bir kısmı(çoğunluğu)yapılan psikolojik baskılar neticesinde mecburen genç yaşta emekli olmak zorunda kaldı.Ben bu gruba girmekteyim.40 yaşımda ayrılmak zorunda kaldım.Bir kısmı da baskılara dayanamayarak istifa etmek zorunda kaldı.Ayni şekilde kıt’a subay ve astsubayları da bu uygulamalara tabii tutuldu.
    Böyle bir süreçten geçen yani silahlı kuvvetlerce “dini hassasiyet”im yüzünden sakıncali olan ben bu referandumda :1)550 milletvekilini bile çok görüp +50 ‘ye hayır diyeceğim için,2)188yaşındaki bir kişinin milletvekilliğine hayır dediğim için 3)Denge-denetlemenin olmayacağı bir sisteme hayır dediğim için,4)Bütün güçlein tek kişide toplanmasına hayır dediğim için,4)Gensoru,güvenoyu,meclis araştırma,bakanların ve başkanın yargılanmasının neredeyse imkansız olacağı bir sisteme hayır dediğim için HAİN,FETÖCÜ,PKK’lı mı olacağım? Bu ne Allah aşkına?

  6. terör örgütleri ile mücadele edildigini herkes söylüyor yaşım genç bilgisizligimi affedin ama ülkemde terör örgütlerinin sigaraları milyonlarca paket satılıyor iken ve ülkemize en büyük tehdit pkk terör örgüttü kandilde iken ve 15 temmuz darbe girişimi devlet erkanımızın söyledigine göre cıa işi ise neden abd ile rakka ya gidiyoruzda pkk nın karargahı olan kandile gitmiyoruz bilen varmı acaba?

  7. Daha önce söylenmiştir belki, İmamı Azam(Rh.a.) ten rivayet edilen “namaz kılmayan kâfir olmaz ama kâfirler namaz kılmaz” sözünü bizlerde “referandumda hayır demekle vatan haini olunmaz ama vatan hainlerinin hepside hayır diyor” şeklinde formüle edebiliriz. Hükümetin ifade edegeldiği gerçek bu olmalı.
    Fehmi bey, referandumda kararının rengini belli ettiği halde, akpartiyi bu kadar düşünüp zarar gelmemesi için tavsiyelerde bulunması çok ilginç bir durum. Fehmi bey acaba gizli bir akpartili mi. Kendisinin toptancı bir bakış açısıyla birilerini desteklemeyeceğini biliyoruz. Kınayanların kınamasından korkmadan kendi doğrularını savunabildiğini görüyoruz. Saadetçi kardeşlerimiz “hayır” kampanyalarına hiçbir kınamaya aldırmadan devam ediyorlar. Chpli vatandaşlarımız kendilerine göre “hayır” lı kampanyalarını savuna geliyorlar. O zaman sorun yok.
    Bizim mahalleden olup bizim mahallenin siyasetçilerine “hayır” deyip, yıllardır savuna geldikleri, sivil iradenin etkin olması ve dini özgürlükler konusunda faydalı işler yapan bir partiyi, düşmanmış gibi nefret söylemi ile eleştiri, başka mülahazalarla ve ilgili konudan farklı sebeblerle muhalif tavır, bir yerden sonra ters tepki yapıyor, tükenmişlik sendromu oluşturuyor galiba.

  8. Sayın Koru ,

    Şu bir realite ki 1982 anayasasından sonra görev yapan tüm Cumhurbaşkanları başkanlık sistemini arzu etmişler . Peki neden? Çünkü dönemin başbakanları parti tabanından gelen atama ve terfi taleplerine yok diyemeyecekleri bir sistemin içinde idi. Bu durum üçlü kararname ile yapılacak atamalarda sorun teşkil ediyordu. Liyakat değil partinin adamı olma veya öyle görünme konusu hakikaten yönetimin en büyük açmazı idi. Devlet kadrolarında işbaşı yapmak ya da tayin ve terfi konularında parti sürekli yogun bir uğraşı içinde idi. İşte bunu degiştirme şansı geliyor. Köylülükten kentliliğe geçme şansı. Her kes haddini yerini bilecek. Sen benim kim olduğumu biliyormusun tehditleri olmayacak. Çekememezlik adam kayırma olmayacak. EVET konusu daha etkin iş yapmak isteyen yönetimin arzusu.. Ancak bu yazdıklarımın farkına varanlar hayır diyecek. Salla başını al maaşını zihniyeti hayır diyecek. İktidara yakın olup devlet nimetlerinden istifade etmeye devam etmek isteyenler hayır diyecek. Maalesef mesleksiz toplum buna hazır değil.

  9. Anketlerin (anket şirketlerinin) ‘EVET’ oyunu önde göstermeye başlamaları. … medya aracılığı ile de sık sık yayınlamaya başlanılması, oranı yüksek olan kararsızların ‘EVET’e akmasına yarayacak bir stratejiyi besler. Anket şirketlerinin birçoğu, Ak Partiye çalışıyor ve Ak Parti onlar için iyi bir müşteri… Müşteri, her daim haklıdır ve memnun edilmeli.

    Sistem değişikliği konusunda ‘HAYIR’ diyeceklere ilkin, ‘terörist, vatan haini’ sonrada durumu kurtarmaya yarayacak gönül almaya çalışılan nitelemeler.

    …şimdi de ”hayır demek insan fıtratına aykırı” söylemi, zevahiri kurtarmaya yetmiyor, daha çok ‘HAYIR’ diyeceklerin, kendilerini ilk elden ’fıtraten bozuk’ olduklarını itham eden bir çağrışım ki insanlar bunu hafızalarının bir köşesine nakşedecekler.

    ‘Fıtrat’ kültürümüzde daha çok dini terminoloji içerisinde kullanılan, yüklenen manası ile olumlu veya olumsuz, inanca dair bir bozulma ya da aslını muhafaza etme diye anlaşılır. Bu meyanda ‘hayır’ diyecekler, fıtratının siyaseten sorgulanmasına razı olmayacaklardır.

    ”Beka sorunu’’ deniyor ya; sanki ülkemizin geleceğinden ziyade, Ak Partinin bir ”beka’’ sorunu var gibi.

    7 Hazirandaki keskin düşüş, 1 Kasım’daki zorlama ve akabinde olabilecek bir seçimi ‘terör olayları ve milliyetçi söylem’ de kurtaramayacağı için daha farklı bir konu olarak ‘anayasa değişikliği’ iktidarın uzun süre devamına bir can suyu gibi. Baksanıza, sanki parlamento seçimi var gibi bir havaya büründü referandum. Yani normal bir seçimde iktidardan düşeceğini sezen/gören Ak Parti, iktidarda kalmanın değişik varyasyonlarını kullanıyor da kullanıyor.

    Referandum ile aşılması planlanan bu ‘beka’ meselesinde seçmenin oyuna etki edebilecek terör olayları ve yurt dışı operasyonlar bir araç olarak zayıflamış durumda ve vatandaşça daha sorgulanır bir hal aldı. Geriye ”OHAL’’ şartlarında ‘sandıklara sahip çıkma’ kuvvetli vurgusu sonuç almada etkili bir araç olacağa benziyor

    16 Nisanda yapılacak referandum ile ‘’Cumhurbaşkanlık Hükümet Sisteminin’’ yasalaşması halinde 2019’da uygulanmaya başlanılacak olması, ülkemizin ‘beka’ sorununu 2019’a ötelemek ne ile izah edilebilir?
    Ya da, ülkemiz uçuşa geçecek, terör bitecek, ekonomi düzelecek ise bunların gerçekleşmesini neden iki yıla kadar erteliyoruz?

    Bu da ‘fıtrata’ aykırı olduğuna göre… Zaten ”fiili durum’’ da devam ediyor olduğuna göre;
    … ”EVET’’ çıkması halinde, 2019’u beklemeye gerek kalmadan sistem değişikliği yasalaşmış ve uygulanmaya! konmuş olacak.

    Yani, 16 Nisan sonrası Cumhurbaşkanı, yürürlükte olan Anayasaya aykırı olası icraatları ya da yeni sistemden edineceği yetkilerin bir kısmını kullanmaya başlayıp, ne oluyoruz diyenlere;

    …”Görmediniz mi? 16 Nisan’da ‘ Milli İrade’ ne buyurdu, ha şimdi ha 2019’da’’ derse ne olacak,

    …kim denetleyecek,

    …kim dengeleyecek,

    …Sayın Bahçeli ne diye(bile)cek?

  10. AKP kendisini devletle aynı görüyor. Kendi fikirlerine karşı olanları teröristlerle aynı kefeye koymalarının önemli nedeni de bu olsa gerek. Diğer bir örnek te, Hamburg Konsolosluğu rezidensinde Çavuşoğlu‘nun parti mitingi yapması. Burası AKP’ye değil devlete ait bir yer. Şimdi muhalefette konsolosluklarda kendi mitinglerini yapmak isteseler, onlara burası devlet binası denilecektir mutlaka.

  11. Malesef yapılacak referandum un artılarını ve eksilerini kamu oyu doğru dürüst öğrenemeyecek.

    Kısır çekişmelerden ve evetci tarafın hayırcılara teröre destek veriyorsunuz hoyratlığı .

    Ve hayırcı tarafın evetcileri aşağılaması
    yalan yalnış bilgi vermeleri malesef olumlu bir sonuç vermeyecek bize.

    Hep konular kişilerin bir birine husumetiyle değerlendiriliyor.

    Hele Evet çıkarsa kötü kişiler iş başına gelirse safsatası mide bulandırıcı.
    Sebebi parlementer sistemde iyi niyetli bilinen kötü kişilerin eline hiçmi geçmedi

    Mesela Ezan kuranı kerim 1933 ten 1950 ye kadar yasaklanmadımı .
    Camiler kapatılmadımı müsümanlara işkence sürgün zülüm yapılmadımı bunlar uzak tarihimiz
    Yakın tarihimizde1997 lerde 1998 lerde yani meşhur 28 şubatta yapılanlar hangi sistemde yapıldı .
    bunları yapanlarda kendilerini müslümanım diyorlardı .
    Evet. katılıyorum evetci tarafta kraldan çok kralcı kesilenler var

    Köşe yazılarında sen davanı sattın ben satmadım yarışına gidenlei gördükçe midem bulanıyor .
    Böyle yapmakla dava falan bırakmıyorsunuz bırakın kavga etmeyide insanları aydınlatın
    Fitneye fırsat vermeyin

    Bunun hesabı ağır olur Allah cc katında
    Biraz insaf diyorum her kesimede önce nefsime insallah..

    • çok partili hayata geçtikten sonra bu millet ve sağduyusu harfini, kıyafetini, ezanını, örfünü, adetini değiştireni bir daha iktidar yapmadı. ama aralardan hep icraatlarına yol buldular hala buluyorlar. bu sistem değişikliği umarız vesayetin tüm yollarının kapanmasına vesile olur.

  12. Öngörülen değişikliklerin 2019’da yürürlüğe girecek olmasının ilk nedeni mevcut seçilmişlerin haklarını korumak olmalı. Seçmene de saygı demektir bu. İkinci neden de değişecek anayasaya uygun kanun ve yönetmeliklerin hazırlanması için bir süreye ihtiyaç olmasıdır diye düşünüyorum.

  13. belli ki bu evet hayır meselesi gerçekten önemli. zira vatan hainliği bizde biraz fazla olduğundan bir parça ayağa düşmüş durumda ama bütün zamanların en büyük ve utanç verici meselesidir. kılınçdaroğlu parlamenter sistemi savunurken konu daha mecliste iken evet verenler vatan hainidir demişti. ne kastediyorsa şimdiler de aynısını iktidar kastediyor. yani kendi bakış açısıyla ülke için doğru olanı tercih etmeyen vatanına kötülük yapıyor bir nevi hainlik ediyor gibi anlaşılabilir. anlam bakımından her iki taraf içinde kabul edilebilir ise de başka bir ifade tarzı bulunması gerekir. elbette hayır diyen herkes vatan haini olmadığı gibi evet diyenler de diğerlerinin suçlamış olduğu gibi vatan haini olamazlar. bu ifadeler ve doğru anlaşılmasını manipüle eden diğer ifadeler konunun anlaşılmasının da önüne geçiyor. metin içeriği hakkında ana muhalefetin liderinin bile eksik bilgisi varken ve bu eksik bilgiyle halkı bilgilendirmeye çalışırken ve tartışma programlarında da hayali endişeler üzerinden gidilirken iktidara düşen polemik yaratacak ifadeler yerine zamanını ve enerjisini doğru bilgilendirmeye ayırmasıdır. bu konuda bende bazı yorumcu arkadaşların önerdiği gibi Mehmet uçum beyin dinlenmesini öneririm. liberal düşünce topluluğundan atilla yayla ve Erbakan vakfı başkanı fatih Erbakan da önerilebilir…

  14. İnsan,İslam fıtratı üzerine yaratıldığına..
    Ve dualarının ana fikri,Yaardandan,herşeyin “HAYIR”lısı istendiğine göre ,(……Rabbi temmin bi”l hayır.)
    Pozitif ayrımcılık yaparak,hayır niçin fıtrata aykırı olsun ki diyorum.
    Olumsuzluk manasında yaygın olarak kullanılan “hayır”kelamı da,menhiyat bağlamındaki teklif ve nefsin kötülük temayülüne karşı HAYIR denilmiyor mu?
    Bu millet için hayati önemi haiz olan bir konuyu.evet-hayır kelime oyununa çevirmeyelim.
    Sondan,yani evet ve hayırdan önce, “niçin”ine bakılmasına “evet”çiler pek yanaşmıyor.
    Olmazsa olmaz bu durumun,olmazına demegoji,popülizm,duygu istismarı,kelime oyunu ve tehdit getiriliyor.
    Hatta hatta hakaret,iftira…
    Bu na-hoş durum, “atacak barutu olmayanın,kuru sıkı atmasına” benziyor.
    Ucube ve birokadar da tehlikeli anayasa operasyonu ile ilgili olarak söylenecek söz bulunamıyor mu?
    Böyle olunca sorulan sorular cevapsız kaldığı için,boşluk bırakmamak adına yukarıda sıraladığım “memnu meyve”ler tezgahlanıyor.
    Olmaması gereken bir başka üzücü durum,bir kısım bilim adamı ve uzmanların yutkunması
    Galiba okadar müsbetler ki,menfi algı yapan “hayır”ın adını bile telaffuz edemiyorlar!..
    Bir ihtimal daha var:Acaba korkuluyor mu?
    Öyle ya,herkes benim gibi huzur evi sakini 75 yaşında bir emekli değil ki!..

    Sorulan sorulan

  15. Evet demek de,hayır demek de bir vatandaşlık hakkıdır.Evet diyene de,hayır
    diyene de vatan haini denemez.Ak Parti
    yetkililerinden “hayır diyenler vatan hainidir”
    diyen birini de duymadım.Cumhurbaşkanı
    vatandaşın kararı başımız gözümüz üstünedir mealinde konuşmalar yapıyor.

    “Terör örgütlerinin alayı hayır oyu veriyor” demekle,”hayır oyu verenler teröristtir demek”
    arasında dağlar kadar fark var.Şu ana kadar
    “hayır oyu verenler teröristtir” diyen olmadı.
    Ama “Terör örgütlerinin hepsi hayır diyor”
    diyenler oldu.Bu yanlış da değil.Sadece bir
    durum tespiti.Herkesin bildiği,gördüğü bir
    durum.

    Hayırcı kesim, “Terör örgütleri hayır diyor”
    sözünü, “hayır oyu verenler teröristtir” şeklinde anlıyor,ya da bu şekle sokuyor.Böyle anlamak işlerine geliyor.Vatandaş, el çabukluğu ike yapılan bu çarpıtmayı ve kurnazlığı göremeyecek kadar saf değildir.Çünkü terör örgütlerinin alayının hayırcı olduğunu vatandaş da görüyor.

    Evet diyen terör örgütleri varsa,bunu dile
    getirmek de evetçilerin hakkıdır.

    • Önceki yorumumun son paragrafı, “Evet diyen terör örgütleri varsa, bunu dile getirmek de hayırcıların hakkıdır” olacaktı.

      Yorum aceleye getirilince zaman zaman böyle hatalar oluyor. Harf hataları ise daha sık yapılıyor.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here