Anayasa.. yani toplumsal mutabakat metni..nasıl yazılır, nasıl yazılmaz?

30

 

AK Parti’nin MHP’ye de danışarak hazırladığı, Komisyon’da 18 maddeye indirilmiş ‘anayasa değişikliği paketi’, ilk turda yeterinden fazla milletvekilinden destek aldı.

Bütün maddeler kazaya uğramadan geçti.

Çarşamba günü başlayacak ikinci turda ve kısa aradan sonra yapılacak geneli için oylamada da ‘onay’ alırsa, iki ay sonra referanduma gideceğiz demektir.

Aceleye getirilmesin diye..

Maddeler, araya biraz da vakit konularak, neden iki kez oylanıyor, hiç düşündünüz mü?

En önemli sebep şu: Hay-huy içerisinde geçmesi muhtemel ilk turdan sonra verilen arada, milletvekilleri, yaptıkları köklü değişiklik üzerinde biraz daha imal-i fikir etsinler diye…

Anayasa, ‘toplumsal mutabakatı’ yansıtması beklenen ‘kurucu irade’nin bireyler ile devleti karşı karşıya getiren ‘sosyal kontrat’ metnidir. Kalıcı ve kapsayıcı olmak zorundadır. Günün şartlarını gözeterek değil, uygulanması beklenen sonraki uzun yılların şartları da düşünülerek belirlenmesi uygun görülmüştür.

İç tutarlılığı da olmalıdır anayasanın…

En son ne zaman değiştirildi anayasa?

2007’de…

Ne sebeple?

Cumhurbaşkanı seçimi zamanı gelmişti ve AK Parti kendi kurucu kadrosundan birini Çankaya’ya gönderme kararlılığındaydı; birileri Anayasa Mahkemesi’ni de kullanarak, ‘hukuk mühendisliği’ yoluyla bunu engellemeye kalkınca…

O zaman, çare, cumhurbaşkanlığı seçimini ayak oyunlarına muhatap olmaktan çıkaracak bir anayasa değişikliğine başvurmada bulunmuştu.

Yani?

Günün şartları düşünülerek, vaziyeti kurtaracak bir anayasa değişikliği yapıldı.

Meclis’te milletvekilleri tarafından seçilen cumhurbaşkanı için hazırlanmış anayasanın.. cumhurbaşkanının halk tarafından seçildiği yeni madde yüzünden.. iç tutarlılığı bozulmuş oldu.

O gün bugündür bir önceki anayasa değişikliğinin getirdiği yeni sorunlarla boğuşuyor ülkemiz…

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olmasaydı..

Şimdi de.. “Artık halk tarafından seçildiğine göre, cumhurbaşkanı –veya başkan-, hangi yetkilere sahip olmalıdır?” sorusuna cevap teşkil ettiğine inanılan bir değişikliği anayasa içerisine katma çabasındayız…

Kısacası, yine günün şartları böyle gerektirdiği için yapılıyor anayasa değişikliği…

‘Günün şartları’ içerisinde cumhurbaşkanının ‘Tayyip Erdoğan’ olduğu gerçeği de var…

Tayyip Erdoğan bugün cumhurbaşkanı olmasaydı, o makamı yeni yetkilerle mücehhez kılma ihtiyacı duyulur muydu?

Meselâ Abdullah Gül cumhurbaşkanı olsaydı?

Sanmıyorum.

En başta, öyle bir durumda başbakan olmaya devam edeceği için, Tayyip Erdoğan buna izin vermezdi.

Bugün anayasa değişikliği..

  1. Eni boyu düşünülmeden yapılmış önceki anayasa değişikliği ile halka seçtirilmeye başlanmış cumhurbaşkanına yakışacağı varsayılan yetkiler için..
  2. Tayyip Erdoğan o makamda bulunduğu için..

Söz konusudur…

Yamalı bohça haline gelen eldeki anayasanın iç tutarlılığı yeniden bozulacağı için ortaya çıkacak sorunlar, kısa süre sonra, anayasa tartışmalarının bir kez daha boy vermesine yol açabilir.

2007’de anayasayı cumhurbaşkanını halka seçtirmek için değiştirirken, ileride sorun çıkacağını ve anayasayı yeniden değiştirmek zorunda kalacağımızı hiç düşündük mü?

Düşünenler olmuşsa bile, o sıralarda dedikleri fazla dikkate alınmadı. Günün şartları o yöndeki uyarıların dikkate alınmasına müsait değildi de ondan…

Şimdi bu işin uzmanları “Kişiye özel anayasa olmaz” uyarısında bulunuyorlar; kimse dikkate alıyor mu?

Yönetim sistemleri, makamların, ‘o makam için ideal’ veya ‘çok iyi niyetli’ kişiler tarafından doldurulacağı düşünülerek belirlenmez, belirlenmemelidir; tam tersine, makam için düşünülmüş hak ve yetkiler ‘ideal olmaktan çok uzak’ veya ‘kötü niyetli’ kişilerin eline düşebileceği hesaplanarak belirlenir.

Ne yapalım gerçek böyle…

İnsanoğlu karmaşık bir varlık, onun için gerçek böyle…

Her ihtimali düşünmek gerek

Anayasa değişikliği ilk turda geçtiği biçimiyle gerçekleşir ise.. Tayyip Erdoğan o yetkileri kullanacağından.. sistem ‘cumhur-başkan’ üzerine kurulacağı ve diğer bütün devlet aygıtları onun etrafında onun ağzına bakacak şekilde örgütleneceği için.. sorun yaşanmayabilir…

Tayyip Erdoğan’ın insan ve lider olarak özellikleri anayasanın yeni versiyonunda öngörülmüş ‘cumhur-başkanlık’ özelliğine uyduğu için…

Peki ya o özelliklere sahip başka biri bulunmaz veya halk o özelliklerden mahrum birini o makama seçecek olursa ne olacak?

Biraz yukarıda yönetim sistemlerinin belirlenmesi hakkında ne demiştim? ‘En ideal’ akılda tutularak değil, ‘ideal olmaktan çok uzak’ kişiler düşünülerek belirlenmesi gerektiğini, değil mi?

İşte sebebi budur.

Aklınıza gelebilecek Tayyip Erdoğan hariç isimleri ‘cumhur-başkan’ olarak düşünerek.. Meclis’ten ilk turda geçen maddelerdeki yeni sistemi o kişinin etrafında tasarlayın bakalım nasıl bir sonuca varıyorsunuz…

Geçmişte cumhurbaşkanı seçilmiş, aday gösterilmiş, yarın karşımıza aday olarak çıkabilecek kişilere uygulayın…

Yapılmaya çalışılan değişikliğin içinde yer aldığı paketin “Bu maddeler yalnızca ilk seçimde halk tarafından seçilecek cumhur-başkan tarafından kullanılır; ondan sonra eski sisteme dönülecektir” diyen bir ek maddesi bulunsaydı..

Fakat öyle bir maddesi yok işte.

Bu ara, düşünme arası…

Milletvekilleri anayasanın ikinci tur öncesinde kendilerine tanıdığı zaman aralığını benim burada dile getridiğim ve yine konuyla ilgili başka mülâhazalar üzerinde düşünerek değerlendirirlerse iyi olur.

Anayasayı, yani toplumsal uzlamayı sağlayacak sosyal kontrat metni yazdıklarını hep akıllarında tutarak…

ΩΩΩΩ

30 YORUMLAR

  1. Zamanında bende her cumhurbaşkanlığı seçiminde sorun yaşandığını ve halkın seçmesinin problemi çözeceğini düşünerek evet oyu vermiştim.sonrasında beni halk seçti denilerek farklı davranışlara girildi ve yeni problemler çıkarıldı.halk olarak oyladığımız çoğu madde ortadan kaldırıldı.bunu halka sormuşduk dendi mi,halkın iradesi nerde kaldı.yorumcu arkadaşında belirttği gibi her madde ayrı ayrı,evet yada hayır olarak oylansın.

  2. Toplumun %40-50 sini sistem dışına atan ve yok sayan bir anayasa olabilir mi? Velev ki %55le kabul edildi bu değişiklik. o % 45lik kesim altına imza atmadığı bir sözleşmeye uyacak mı? Kanunla korunan, eleştiriden münezzeh bir parti genel başkanı ve başkan olabilir mi? Yarın öbür gün (Allah korusun) tüm siyasi varlıkları sıfırlanmış kesimler anarşiye yönelirse memleketin hali ne olacak?

  3. 2010 referandumunda HSYK konulardan biriydi, %58 oyla değişiklik gerçekleşti. 6 yıl gibi (anayasa için kısa sayılacak) bir zaman sonra, aynı konu yeni bir düzenleme ile mecliste. Bi 6 yıl sonra, yine anayasal bi düzenleme mi olacak, ya da anayasa gereksiz hale mi gelecek.
    Malum, yeni anayasa girişiminin en temel gerekçesi; ‘fiili durumu, yasal hale getirmek’.

  4. Eger referanduma gidilirse…

    Halk neyi oylayacak…

    Bu maddeleri mi …

    Yoksa baska seyleri mi…

    Keske referandumda her maddeyi ayri ayri oylama lmkani olsa…

    Halk bazi maddeleri kabul veya reddetme arzusunda olabilir…

    Yok ille ya hepsini kabul ya hepsini red et denilmesi pek dogru gelmiyor bana..

  5. Bu kanun değişikliğinin Sayın Tayyip Erdoğan için yapıldığı fikri, tamamen önyargılı bir niyet okumadır. “Tayyip Erdoğan dışında hiçkimsenin işine yaramayacak bir sistem değişikliği ile niye vakit geçiriyoruz” diye söylenmek de yapılmak istenenleri anlamamak için özel çaba gerektiren bir başka önyargıdır.
    Bir yorumcu arkadaşın da ifade ettiği gibi, bu değişiklik asıl Tayyip Beyden sonraki dönem için önemli ve gerekli bir değişiklik. Tayyip Beyin olduğu her seçim onun muhalifleri için yenilgiden başka bir şey getirmeyecek. 15 senedir iktidarda olan ve bu değşiklikler olmasa da önümüzde birkaç seçimde yüksek oy oranlarına sahip olacak bir parti için yalnızca “yolun sonuna geldiler, iktidar sürelerini uzatmak istiyorlar” düşüncesi dışında, ondan daha makul olan “Türkiyenin ihtiyacı olan güçlü iktidarlar, koalisyonlarla vakit kaybediyoruz” düşüncesini tercih etmemek, yalnızca gri beyin hücrelerini çalıştırıyoruz şeklinde açıklanamaz. Çünkü veriler bunu göstermiyor.
    Meclisteki bu “düşünce arası”nda, kimi gazetecilerimiz de farklı düşünmeyi denemeliler.
    Abdullah beyin cumhurbaşkanı olduğu zamanda da Tayyip beyle anlaşamadığı ve bize belki yansımayan onlarca konu olmuştur. Bu kadar yakın iki arkadaşın, yönetimde farklı düşündüğü bir sürü konu varken(başkaları olsa muhtemelen büyük krizler çıkabilecekken), üstelik cumhurbaşkanının halk oyuyla seçilmesi de 2007de kabul edildiği ve iki ayrı halk oyuyla gelen yönetici(c.başkanı,başbakan) olduğu halde, hala eski sistemin erdemlerinden bahsetmek biraz yavan kaçıyor.
    Bundan sonra ileriye bakıp başkanlık sisteminin Türkiyeye daha iyi hizmet verebilmesi için neler yapabiliriz ona kafa yormalıyız.
    Eski hal muhal, ya yeni hal ya izmihlal…

  6. Bu halka neden bu kadar yük yükleniyor anlayamıyorum? Bu halk anayasa hukuku uzmanımı? Veya daha başka ilimlerle müccehhez münevver bir toplulukmu? Bu halk TV dizileri ile yönlendirilen, banka promosyonlarıyla avutulan, faiz ve borç batağına batmış; sarıklıların ve cübbelilerin peşine takılıp kurtuluş arayan bir garip. Yol göstericileri yolunu şaşırmış, şaşırmayanlar susturulmuş. Yüz yıl önceki, elli yıl önceki ferasetine güvenebileceğin bir toplummuyuz? Allah’tan korkmaz devletten korktuğu kadar. Allah’a güvenmez devlete güvendiği kadar.

  7. 1.Diktadörler de halk tarafından seçilir deniyor. 12 Eylül Anayasası da %92 ile kabul edildi deniyor. Pekiyi ne yapalım, halka sormayalım da? Bildiğiniz daha makul bir yöntem varsa, onu söyleyin.

    2.Yarın bir daha değiştirmek icap ederse ne yapacağız? deniyor. Gayet basit: Bir daha değiştiririz.Gökten inmedi ya.

    3.Geniş mutabakat deniyor. CHP’nin istediği gibi bir anayasa yaparsak geniş mutabakatı sağlamış oluruz! Mutabakat sağlanan 60 maddeden bile vazgeçen CHP ile nasıl mutabakat sağlayacaksınız başka türlü?

    4.Erdoğan’ın partisi 15 yıldır tek başına iktidarda. Başkanlık sistemi asıl O’ndan sonrası için lazım, koalisyonlarla yıllarımızın heder olmaması için.

    • Gelecek seçimde Tayyip Erdoğan başkan seçilir partisi mecliste azınlığa düşerse ne olacak? Başkan meclisin çoğunluğu ile uzlaşma yoluna gitmeyecek mi? Milletvekillerini halk seçtiği sürece böyle durumlar ortaya çıkacaktır. Bizim beraber yönetme, uzlaşma kültürünü geliştirmemiz lazım. Bu da koalisyondan kaçarak olmaz. Hep benim dediğim olacak dersek hiç olmaz.

  8. Osmanoğlu ailesinin çıkarmış olduğu güzide insanlardan biri, Sultan Mustafa (ııı) nın bir şiirini paylaşayım. Aradan çağlar geçsede koca Sultan bugünki hissiyatıma tercüman olmuş.
    Yıkıluptur bu cihân sanma ki bizde düzele
    Devleti, çarh-ı deni verdi kamu mübtezele
    Şimdi ebvab-ı saadette gezen hep hazele
    İşimiz kaldı heman merhamet-i lemyezele

    Anlamı:
    Dünya yıkılıp gitmektedir, bizde düzeleceğini sanma.
    Alçak felek devlet çarkını aşağılık kimselerin eline verdi.
    Şimdi saadet kapısında gezenler hep o yüzsüzlerdir.
    İşimiz Allah’ın merhametine kaldı.

  9. Sayın koru 50 yıllık gazetecilik hayatınızda millete sorularak yapılan ne anayasa nede yasa var mı? Ben düşündüm bulamadım. Malesef Türkiyede yasa yapanlar bunu pek düşünmüyor.550 millet vekili azmış gibi 600 yaptılar. 1000 olsa idi daha mı iyi olurdu acaba. mesela milletvekili oğluda müstakbel vekil olsa gibi.

  10. Sistem değişikliği isteyenler ”soyduk, soyduk kuyruğuna getirdik ..kuyruğuna gelmeye ramak kaldı da.. ‘Ne oluyor bu Fehmi Koru’ya da ..akıl çelmeye kalkıyor, vekillerimizin aklına giriyor” diyebilirler. Hem de en üst perdeden.

    Yerinde, zamanında ve hem de cesurca yazılmış bir yazı. İlgililerine ulaşır mı bu yazı bilmem ama muhaliflere, bu iki gün içerisinde bu yazıyı hem okumalarını hem de kader oylamasında bulunacak milletvekillerine, iki kez okutmalarını salık veririm. ..bir sağ, bir de sol kulaklarına! Kendileri ise hayli hayli kulak kabartmalılar Koru’nun uyarılarına. Yapabilecekleri en etkili muhalefet bu olsa gerek referandumdan önce. İlgilenir ve ulaşabilirlerse..

    Mukayeseli karşılaştırma yapmış sayın Koru.

    2007 de ‘günün şartlarına’ göre yapılan değişiklik ‘bu günün şartlarından’ dolayı bize ‘cumhur-başkan’ lığını dayatıyorsa, bir sonraki ‘günün şartlarından dolayı’ Anayasa üzerinde hangi köklü değişikliği yapmamızı kaçınılmaz kılacak. Sistemlerin yapısıyla bu kadar sıklıkla oynamak devleti zora sokmaz mı?

    1982 Anayasası %92 ile kabul gördü. 2010 referandumu %58.. Yapılacak anayasa değişikliğinin referanduma gitmesi halinde sonuç, % 50 nin biraz aşağısı yukarısı gibi. Acaba diyorum, 1982 anayasası olduğu haliyle bugün referanduma sunulsa nasıl bir atmosfer yaşarız. Ya 12 eylül 2010 referandumu?

    Ülkemiz bugün hiç olmadığı kadar büyük sorunlar yaşıyorsa bu, sistem kaynaklı sorunlar mıdır yoksa uygulamadan kaynaklanan sorunlar mıdır?. ..’Yok biz köklü bir sistem değişikliği yapıyoruz ve ülkemizin geleceği için bu çok faydalı olacak’ deniliyorsa bu sorunlar yumağının içerisinde çoğunluğun mutabık kalacağı gerçekten bilgilendirilmiş bir kamuoyunun oluşturulması gerekmez mi? Hey hat!

    Demem odur ki; toplumun yüksek çoğunluğunun mutabık kalamadığı-kalamayacağı bir sistem değişikliğini aceleye getirmek, ileride yeni sistem gereksinimlerini karşılamada toplumu daha zayıf kılacağıdır.

  11. Vekiller belkide meclisde ki son selfie’ leri olması muhtemel pozları ile ülke kaderinde yapıyor oldukları köklü değişikliğin doğurabileceği sorunların ciddiyetine müdrik olduklarını gösterir bir vakar ve itminan ile değil, futbol maçı sonrası dağılan fanatiklerin coşkusu veya Sultan Ahmet meydanında ki bir uzakdoğu turistinin gamsızlığı veya rahmetli Nejat babanın ünlü Cibali Karakolu bekçisinin vazifeşinaslığı ile gözlerimi kaparım vazifemi yaparım duygusu ile oy kullanıyor oldukları görülüyor. Meclis kavgacılarının ise fikri sığlık ve çaresizlik halitası ile tarihsel ideolojik zeminlerinin yanlış uygulamalarını red edememekten gelen ağır bagajları nedeniyle meclisi horozlanma seansları ile ajite etmeleri ise ancak bir vodvil veya traji komik senaryodan başka birşey olmasa gerektir. Bütün bu şartlar muvacehesinde birkez düşünüp yaptıklarının günümüz şartlarında neden olabileceği ciddi sorunları anlamak isteyenler gazete köşelerini dolduran ve hergün kurulacak yeni dünya ve bu dünyada Türkiye ‘ ye biçilen rol ve misyonu ballandırarak anlatanların yazdıkları muhayyile ürünü kurgu senaryoları okumaları da çok faydalı olacaktır. Buraya link veremediğim için feraset sahibi kari elbette bu hayalcileri kendisi bulabilir kanaatindeyim.

  12. Sermaye oyunlarını böyle oynar. Yasanın yanlış yorumu ile cumhurbaşkanı seçtirilmez. Sonra iç tüzükte Cumhurbaşkanı seçimi değiştireceklerine, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi maddesi getirilir. Anayasa çelişkilerle dolar. Halk tarafından seçilen cumhurbaşkanı aynı zamanda meclisin de seçeceği cumhurbaşkanı olmuştur. Bu sebeple fazla sorun ortaya çıkmadı. Ya farz edelim ki cumhurbaşkanı Ekmeleddin seçilseydi o zaman o devlet yaşar mıydı? Ondan sonra geçmiş olan olaylar atlatılabilir miydi?
    Şimdi de meclis yine eskisi gibi oluşturuluyor. Senato yok, bağımsız yargı yok, eyalet sistemi yok. Mitolojide tanrılar vardır. Balık bedenli insan başlı hayali güçler. Bu ondan da beterdir. Ben bunun millete zarar vereceğini sanmıyorum. Devlete zarar vereceğini sanmıyorum. Bunun zararı AK Parti’ye olacaktır. Bunun kötülüğü Cumhurbaşkanı’na olacaktır. AK Parti’de aktif görev alan bir ortağımıza “Anayasadaki oyun ne olacak?” diye sordum. Hem de bu ortağımız, koyu Erdoğancıdır. “Şartım var. Erdoğan ölmeyecekse ve hep cumhurbaşkanı kalacaksa, onu bana garanti edeceklerse evet oyu vereceğim.” diyor.
    Birçok AK Parti’ye oy veren kimse, seçime gitmeyeceğini söylüyor. Birçokları yanlıştır ama ben yine evet diyeceğim diyor. Ben de sandığa gideceğim ve anayasa değişikliğine nasıl olursa hayır diyeceğim.
    AK Parti’nin aldığı en büyük oy, %52’dir. O zaman Gülenciler ona oy verdiler, HDP’liler ona oy verdiler. Alternatif aday olmadığı için biz ona verdik. Şimdi bunlar yoktur. Duam odur ki meclisten geçse bile halk oylamasında geçmez. Kıvrıkoğlu 2002’de seçim sorusuna cevap olarak “Seçim olacak, bu millet daima isabetli oy kullanır.” demişti. Ben de bu kanaatteyim. Heyecanla bu oylamada yanılıp yanılmadığını göreceğiz.
    Şunu belirtmeliyim ki, AK Parti milletvekillerini seçim vaadiyle tehdit ederek, meclisten geçirecek. Bundan bütün partilerin milletvekilleri korkmuş olacak. Demirel de, Yılmaz da 28 Şubat’ta böyle güvenoyu almıştı. Halkı ne ile korkutacaklar merak ediyorum. AK Parti halka gidelim diyor. Hayır çıktığı zaman devleti yıkarım demiyor, ne derse onu uygularız diyor. Sermaye bunu AK Parti’nin ölüm kalım savaşına götürüp evet dedirtmeye çalışıyor.
    Uzun yorum yazdım ama bir cümle daha ilave etmek isterim. 7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri nasıl sürpriz olduysa bu oylama da sürpriz olacak ve AK Parti kurtulacak.

  13. Fehmi Koru”nun klasına yakışan ve şahsen, okur olarak beklediğim açıklıkta griyi -beyaza dönüştüren güzel yazılardan birisi… Dünyada ikizi olmayan ölü değilse de, premetür olan bu doğum olayı, sıkıntılı günler vadediyor. Evrensel hukuk, Türkiye”nin birçok konudaki imkan ve şartları, halihazır durum dikkate alınınca

    Bu aşırı cesur girişimin netameli olduğu rahatça söylenilebilir. Kodlarını vererek genel hatlarıyla çizmek mecburiyeti olan yol haritasında, detaylara girilebilse, güzergahın, Dosdoğru, düz bir yol olmadığı, kendince, birçok sapalarının, risk taşıyan kavşakların ve mühendislik hesabı hatalı alt geçitlerinin olduğu görülebilir.

    Bakıldıkii, bu ülkede anayasaya pek uyulmuyor, “o zaman anayasayı kendimize uyduralım” ironik retoriği, söylem olmaktan, “eski ifadeyle “kuvveden, fiile ” çıkıyor.
    Yanlış hesabın dönebileceği, Güvenilir, sağlıklı bir “Bağdat”ta yok artık!

    Yunus Emre diyor ki: “Danişmen(İlim adamları,bilge kişiler) okur tutmaz – Derviş yolun gözetmez – Bu halk öğüt dinlemez – Ne sarp zaman olmuştur.”
    Derin derviş, koca bilge, zamanın daha da sarplaştğıı, işlerin iyice sarpa sardığı bu zamanda yaşasaydı, kimbilir daha neler söylerdi.
    Ne diyelim, Rabbimiz, bu günleri de aratmasın.

  14. 2007 de cumhurbaşkanını parlamento seçerken sistem değişikliğine gidildi çünkü halkın % 99 unun Müslüman olduğu ülkede çoğunluğu elinde bulunduran partiden eşi başörtülü olan bir vekilin ülkenin başına geçmesine izin verilmedi. azınlık çoğunluğa tahakküm etti iktidara karşı hukuk kullanıldı milletin seçtiği çoğunluğun iradesi hiçe sayıldı… nerde oldu bu işler, şimdilerde bir kesimin badem gözlü şimşir saçlı olan parlamentosunda…daha önce de parti başkanlarını aynı yere yerleştiren parlamentoda. partisiyle ilişiğini de bir türlü kesemeyen cumhurbaşkanlarının başbakanlarla sürekli itiştiği parlamentoda. sadece 60 madde de bir anayasa taslağı hazırlayabilen onu bile kenarda bırakan parlamentoda. çoğunluğun iradesini hiçe sayanlar bugün iradeleri hiçe sayılıyormuş gibi avazz avazz bağırıyorlar. değiştirdikleri sistemin yeni sorunlarıyla boğuşanlar onlar.

    cumhur-başkanlık sisteminde Erdoğan faktörü inkar edilebilir mi, elbette edilemez. böyle bir sistemin önü sezerle açılacak değildi herhalde. güçlü bir başkan adayı olmasa kim bunun derdine düşer. ama bunun üzerinden bunalım öyküleri niye yazalım bu koltuğu doldurabilecek yine güçlü adaylar seçeceğiz. üstelik mevcut sistem kötümser durumlara açık değilmiş yakın tarihimiz hiç yaşanmamış gibi… haziran seçimlerinde 3 oy fazla alan chpnin ilk işi cumhurbaşkanının yerini sorgulamak olmuştu hatırlarsanız.. oy dengelerini hafif değiştirdiniz mi seyreyle cümbüşü. bizde çok seslilik, farklı fikirlerin birlikteliği geniş temsil kabiliyeti olabiliyor mu … meclisin halini görüyorsunuz işte. millet izlediğinden dehşete düştüğü için yeni sisteme teveccüh fazlalaşıyor. dün kaosa kalkan eller aynı kaosu bağırıp çağırarak ısırıp kırarak devam ettirip en büyük katkıyı vermeye devam ediyor… yeni sisteme chp nin katkısı bugün de dün olduğu gibi MHP den çok daha fazladır.
    hasılı kelam mevcut sistem felaket senaryolarına cumhur-başkanlık sisteminden çok daha fazla istidatlıdır.

    • Didem Hanım merhabalar,

      Sizin nezdinizde yeni bir konu gündeme atmak istiyorum. (Yorumunuza bir itiraz olarak algılamayın, bir cümlenizden aklıma gelen fikirler bunlar)

      Parlamentoda “kötü işler yapılmıştı” tezinizin üstüne yeni fikirlerle tartışalım. Başkaları da tartışmamıza katılır umarım.

      1) Parlamentomuzda 4 parti var. Her seçimde, halk verdiği oylarla, partilerin parlamentodaki ağırlıklarını değiştirebiliyor. CHP’yi azaltıp, AK Parti’yi arttırabiliyor örneğin. Nitekim, 11. CB Abdullah Gül’ü parlamento engellediğinde, halk Ak Parti’nin varlığını arttırıp diğerlerininkini kıstı. Yemeğin yağı tuzu gibi. Oranları az miktarda değiştirerek yemeğin lezzetini değiştirebiliriz. Parlamenter sistemde küçük farklar yaparak, küçük problemleri yok edebiliriz. Büyük bir değişiklik yapmak ise zordur. Aniden 4 partinin silinip yepyeni partiler gelme olasılığı olsa dahi oldukça düşüktür. Bunun gerçekleşmesi zaman alır.

      2) Cumhurbaşkanı seçiminde ise bir miksaj yok. Biraz ondan biraz bundan yok. Parlamentodaki gibi ince değişiklikler yapabilmemiz için, binlerce cumhurbaşkanı adayı olması ve her birini iyi tanıyor olmamız lazım. Mümkün değil bu. Doğal olarak radikal değişiklikler gerçekleşecek. Düşünsenize, iki Ak Partili ama Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül gibi iki isim bile ne kadar birbirinden farklı. Seçimde yapılan değişiklik, ülkede de büyük değişikliğe sebep olacaktır. Başkanlık sisteminde küçük değişiklik yapmak zor, büyük değişiklik yapmak kolaydır.

      Eğer ön kabullerde anlaştıysak, şimdi buradan sorular üretelim.

      1) Bir ülkede sürekli radikal değişiklikler gerçekleşmesi, sistemde kararsızlığa mı neden olur? Yoksa hızlı atılımlar mı gerçekleştirir?
      2) Başkanımız çok iyi iş çıkarıyor, ama küçük hatalar yapıyor. Bunun mesajını seçimde nasıl verebileceğiz? (1% oy kaybetmek bile yenilmeye neden olabilir, bu da radikal değişikliklere neden olacak. bu yüzden kolay bir tercih değil ceza oyu vermek.)
      3) Bir yandan da başkanlık seçimlerinde rekabet daha büyük olacağı için (%1 oy kaybetmek bile tamamen yenilmenize sebep olabilir), adaylar daha dikkatli mi olacaktır? Hata yapmaktan daha çok korkacak, böylece daha başarılı işler ortaya konacaktır.

      Burada felsefik olarak sorulacak bir sürü soru var. Matematiksel olarak da modellenebilir bu sistemler. Bir kontrol mühendisi bu işi halleder aslında.. Güzel bir araştırma konusu.

      Saygılarımla.

      • Ahmet bey merhabalar
        teziniz hayırlı olsun…
        öncelikle benim de itirazım yok ama dünkü yorumumun henüz yayınlanmamış olmasına küçük bir sitemim olabilir. avrupadaki kayıp göçmen çocukların üstünde durulması gerekir diye düşünüyorum.
        küçük farklarla hallolabilecek küçük problem dediğiniz durumlar bugün kiminin büyük problem olarak adlandırdığı durumlar değil mi…eski partilerin silinip yerine yenilerinin gelme olasılığı o kadar düşük değil. yitip giden onca iktidar bile olmuş partilerden elimizde kalan 2 parti var ve meclisin % 50 si yenilendi.
        meclis kötü işler yapmıştı tanımlamanızdan çok bana göre sistem kötüye kullanılmıştı benim kastıma daha yakın.
        bu sistemdeki hassas nokta adaylar. mısır olmadı fas tınus cezayire bakmamak gerekir elbette. bu kararlar nerde veriliyor yine parlamentoda değil mi…bu sorumluluğu en düzgün yerine getirmesi gereken yer yine orası değil mi..bunu önemseyip karşımıza güçlü adaylar çıkarsınlar ve bırakalım türk halkı karar versin…zaten partilerde de başkanlık sistemi yok mu… kendi başına karar alabilen vekil var mı …birkaç istisna dışında. chp oylamalar öncesi partilerinden fire olup olmayacağı sorulunca bizden asla evet çıkmaz demedi mi. bu oyunu baştan söylemek, rengini göstermek olmuyor mu . zaten çoğunluk tarafından değil başkanlar tarafından yönetiliyoruz. güçlü birini seçmek o denli büyük değişiklik değil. birde hdp barajı geçemese akparti mevcut gücünü korusa ki afaki bir şeyden sözetmiyorum, 400 sandalye ile meclise gelmesi sizin için parlamenter sistemde küçük bir değişiklik mi olur…sorulara gelirsek
        1) radikal değişikliğe bağlı
        2) büyük hatalara bile seçmen oyunu kolay değiştirmiyor. türk halkının sağduyusuna biraz güvenelim.
        3) böyle düşünmememiz için bir sebeb yok…

        siyaset okulları kurmalı güçlü vatansever adaylar yetiştirmeliyiz benim önerim bu.

      • ahmet bey o kadar güzel bi yazıki bu yazıyı okuyunca işte gerçek fikir gerçek muhalefet tamda chp de olmayacak cinsten diyor insan azcık akılları olsa şöyle ifade etseler nerde… bu sistem geçerse muhalif kanat kendini ifade edemediğinden geçer herhalde zira sistemin akıl alır bir yanı yok!

  15. Sayın Koru,.

    Anayasa nin toplumsal mutabakat metni olmasi gerçeği , halkın cogunlugunun , yöneticilerinden temel beklentilerini yerine getirmeleri esnasında mezaret uretemiyecekleri bir serbestlik içinde olmasıni da gerektirmiyor mu ? Önemli olan mutabakat metninden ziyade onun uygulamaları değil mı ? Michael Moore un ABD deki adalet sistemini inceleyen belgesel filmini izlediniz mi bilmiyorum . Filmin sonunda Moore aynen şöyle söyledi. Bu ülkede parası olanlar hapse girmiyor. Tekamül eksikliklerin giderilerek gelişmenin devam etmesi ise bırakalım devam etsin. Uygulamadan memnun kalmayan halk, eninde sonunda itirazını gösterir. Ya da sistemin yöneticileri günün gelişen şartlarına göre değişiklikleri kendileri yaparlar. Netice de seçilen meclis içimizden çıkıyor.

  16. Bu da geçer…
    Bu günler de geçer…
    “BU DA GEÇER YA HU”…
    Ecdat, atalar, böyle demişler.
    *
    Üstad Necip Fazıl “GELİR” şiirinde der ki:

    Gam çekme böyle gitmez bu devran,
    Nihayet sonuncu durağa gelir.

    Hasretle beklenen gelir mutlaka;
    Sultan fikir, şanlı otağa gelir.

    Yırtılır güneşin kapkara zarı,
    Dünyamız yepyeni bir çağa gelir.
    *
    Gelmesi gereken vakti gelince gelir ve biz o zamana kadar beklemek durumundayız.
    Şimdilik çalışmak ve geleceğe hazırlanmak dışında yapabileceğimiz bir şey yok!
    Nitekim biz de onu yapıyor, çalışıyor ve geleceğe hazırlanıyoruz…
    Bu vesileyle ANAYASA çalışmalarımızı tekrar hatırlatayım:
    1
    http://www.akevler.org/AkevlerKitaplar/0/48/ADIL-DUZEN-INSANLIK-ANAYASASI
    2
    http://www.akevler.org/AkevlerKitaplar/0/70/YENI-ANAYASAYA-GECIS-ONERISI-karagulle-akdemir
    3.
    “iNSANLIK ANAYASASI KAVRAMI”
    kitabına son şekli verildi; matbaada…
    Hacimli ve bence ÇOK ÖNEMLİ bir çalışma…
    İNSANLIK ANAYASASI çalışmalarımızın önemli kitabı…
    Yazarı: SÜLEYMAN AKDEMİR
    İlgilenenlerin ve ilgilenmesi gerekenlerin bilgisi olsun!
    *
    ANAYASA ve YAPILMASI GEREKENLER demişken, bugünkü köşe yazımın bir bölümü ile devam edebiliriz:
    “Rabbimizin rahmet ve merhametine muhtaç olduğumuz günlerdeyiz…
    Rabbimizin rahmetine mazhar olmak için yapmamız gerekenler vardır…
    “Uygarlıkta da farklılık zamanla oluşmaktadır. Bilhassa sanayileşmeden sonra bu farklılaşma imkân dâhiline girmiştir.
    – SEMT KOOPERATİFLERİ ve BUCAKLAR ayrı ayrı görevi olan hücreler olacaktır.
    – Bugünkü nüfusa göre aile sayısı bir milyar civarındadır.
    – Yüz milyon “ocak”, on milyon “semt/köy” ve bir milyon “bucak” var olacaktır.
    – Yüzbin “ilçe”, onbin “il”, bin “bölge”, yüz “ülke” ve on “kıta” oluşacaktır.
    Bunlar takribi rakamlardır.
    İşte, bu her biri ayrı ayrı olan oluşlar “bucaklardan” başlayarak insanlığa farklı hizmetler sunacaklardır…”
    Yazının tamamı için;
    http://www.akevler.org/AkevlerMakaleler/7162/SonEk/0/Resat-Nuri-Erol/Asa-Rabbukum-En-Yerhamekum
    *
    SELAM VE DUA İLE
    REŞAD / RNE

    • http://www.yenisafak.com/yazarlar/kemalozturk/bu-da-gecer-2035591

      BUGÜN YAYIMLANAN BİR YAZI…
      YAZI ŞÖYLE BİTİYOR:

      Bugün nice gönlü daralmış, umutsuzluğa kapılmış, ülkenin ve milletin geleceğinden karamsarlığa düşmüşler, bilsin ki bu da geçer.
      Zenginliğin, şanın, şöhretin zevkiyle, neşesiyle sarhoşluk yaşayanlar, bilsin ki bu da geçer.
      Makamın, yetkinin, kudretin gücüyle kendinden geçenler, gururlananalar, bilsin ki bu da geçer.
      Aşkın, ayrılığın, hasretin, özlemin derdiyle kavrulanlar, bilsin ki bu da geçer.
      Hastalığın, derdin, acının çaresizliğine düşenler, bilsin ki bu da geçer.
      Fakirliğin, yokluğun, açlığın kimsesizliğin kıskacında boğulanlar, bilsin ki bu da geçer.
      Evini, yurdunu, çocuğunu, babasını, sevdiğini kaybeden, bunların acıyla uykusuz gecelerde acı çekenler, bilsin ki bu da geçer.
      Bu dünyada, bu adaletsizlik, bu vicdansızlık, bu haksızlık, bu zulüm, bu düzen baki kalmaz, bilin ki bu da geçer.
      Bu da geçer ya HÛ…

  17. Adamına göre işmi iş yoksa işe göre adammı?gibi bir anayasa metni yapıyoruz. Dönüp dolaşıp tekrar yapıyoruz. Zamanımızı ve enerjimizi “benim oğlum bina okur döner döner gene okur” misali harcayıp duruyoruz. Birbirimizden geri alma yada ele geçirme mantığından vazgeçmedikçe bu fasit daireden çıkamayız. Hazırlanan mutabakat metnine katılım ne kadar çok olursa, okadar kalıcı olur.Ve toplumda ayrışma ve dışlanmışlık Alt seviyede kalır. Gücü yani erk’i elinde bulunduran adil olursa sorun yok. Ya olmazsa dengesini iyi kurgulamak gerekir. Taha bey’e Dr.luk hayırlı olsun. Rabbim muvaffak eylesin.

  18. Fehmi Bey’in mülahazaları haklı itirazları içeriyor gibi görünmektedir. Ancak bana göre şöyle bir eksiği var: Bundan sonraki tüm başkanları halkın seçecek olmasını değerlendirme dışı tutması.

    İşin bir tarafında halkın bulunacak olması yazıda dile getirilen sakıncaları ortadan kaldırır. Hem halkın yarıdan fazlası o makama layık olmayan birine oy vermez. Hem de aday gösterecek olanlar oraya layık olmayan birini aday göstermezler. Gösterirlerse peşinen yenilgiyi göze almış olurlar.

    Meclisin seçtiği cumhurbaşkanlarında ise pazarlıklar sonucu makamın hakkını veremeyecek biri de oraya gelebiliyordu.

    Halkın çoğunluğunun yanlışta ittifak etmeyeceğini kabul etmek durumundayız.

    • bekir bey ABD de trump gerçeğini göz önünde bulundurun isterseniz kimsenin beklemediği aday 3 milyon az oy almasına rağmen başkan seçildi. Eğer geçerse Sayın burhan Kuzunun demesi gibi 2 ana parti kalcak bizdede Ak Parti ve CHP, Erdoğan’dan sonra düşük profilli birine karşı halkın kenetlenmeyeceği ne malum %1 farkla seçilip istediği gibi yönetmeyeceği ne malum. Şuan ki anayasayı halk %90 küsürle evet dedi, halkın evet dediği bir şeyi niye değiştiriyoruz gibi ironik bir soruda sorabiliriz sizin mantığınıza göre…

  19. Allahdan seçilme yaşını 18 indirip savaşcıların sayısınıda 550 den 600 çıkardılar, hiç deyilse dayak yiyen dedeler veya nineleri torunları korur. Bundan böyle tekmeli yumruklu cengevarlara gençlerde eklenince korku dolu savaş sahneleri izlemek dahada heyecanlı olur.

  20. Halen hayata olan 2 eski cumhurbaşkanımız sayın ahmet necdet sezer ve sayın abdullah gul beyefendiler geçmişte devletimizin en üst kademesinde bulunan isimler neden yeni sistem hakkında en ufak bir görüş belirtmiyorlar

    • “FETOCU” ilan edilmekden korktuklari için.
      Ocakmedyanin bir twit yüzden nasıl çökertildiğine yakında hep birlikde şahid olduk. O twit bir tebrik twiti idi.Şimdi kalkip
      diplomayi kurtarma ana yasasına karşı nasıl mualif ola bilirle? Allah muhafaza sülaleri ile birlikde vatan haini ilan edilirlerse halleri nice olur?Belliki bizdeki meşhur ata sözünü uyguluyorlar,”söz gümüşse sükükt altindir,” bence, bundada haklılar.

YORUM YAP