İktidar değişir muhalefet iktidar olursa.. Yeni bir parti kurulursa.. Bunlar neden kötü olsun?

86

Seçim kampanyalarını izler, günün anlam ve önemine ilişkin yazılara göz atar ve ne olduğunu anlamaya çalışırken, bugüne kadar edindiğim bilgilerin ve onlardan kaynaklanan kanaatlerimin ciddi biçimde sarsıldığını hissediyorum.

Güya siyaset gözlemcisiyim, ilk seçim kampanyası deneyimini küçücük bir çocukken 1957 seçimlerinde yaşamış, ondan sonraki bütün kampanyaları siyasileri yerinde izleyip dinleyerek değerlendirmiş, son 45 yılda da onlar üzerine yazmış biriyim; ancak bugünler beni yine de hayrete düşürüyor.

İktidar cephesinin sözcüleri muhalefeti ülkeye tuzak kurmakla suçluyor. Medyada köşeleri tutan ve görev tanımları ‘iktidar cephesi çizgisini savunmak’ olarak belirlenmiş kalemler de aynı teraneyi tekrarlıyorlar.

Muhalefet iktidarın yerini almak, seçimlerden kendileri iktidar çıkmak istiyormuş. Bunun için ittifak oluşturuyor, aralarına ‘sakıncalı’ partileri almaktan da çekinmiyorlarmış. Bütün gayeleri daha fazla oy alabilmekmiş muhalefet partilerinin…

Aklımın almadığı ilk şey de bu işte: Şikayet edilen aslında olması beklenen, hatta gereken değil midir?

Demokrasilerde ve bizde bugüne kadar olan

Her iktidar partisi öncesinde muhalefetteydi ve şimdi iktidarda olanların şikayet ettikleri davranış kalıpları içerisinde bulunarak, yani iktidarı isteyip gerektiğinde ittifaklar oluşturarak, kendilerine oy verebilecek her kesim ve çevreden destek devşirerek bugünkü konumlarına gelmediler mi?

En çarpıcı örnek bugün iktidarda bulunan AK Parti’dir.

İçinde yer aldıkları partilerin birbiri ardına kapatılması üzerine kendilerine iktidar için çıkış yolu arayan bir çekirdek kadro tarafından kuruldu AK Parti. Tek başlarına kuracakları partinin iktidar olmaya yetecek oyu alamayacağını hesaplayıp partiyi başka eğilimlerle ittifak ederek oluşturdu o kadro. Herkesten, her kesimden oy istedi, aldı ve iktidar oldu.

Zaten siyasete atılanların tümünün -istisnasız- hedefi halktan icazet alarak bir gün ülkeyi yönetenler arasına katılmak değil midir?

O dönemin iktidarı tarafından kendileri ‘sakıncalı’ görülüyordu o kadro…

“Muhalefet haddini bilsin, ülkeyi yönetmek yalnızca bizim hakkımız” düşüncesi siyaset-dışı bir niyeti ifade eder.

Demokrasilerde iktidar ile muhalefet her daim yer değiştirir.

Aynı partinin sürekli iktidarda kaldığı tek bir demokratik ülke yoktur, olamaz.

Benim bugüne kadar sahip olduğum kanaat böyle. Ancak şimdilerde dinlediğim, okuduğum seçime dönük ifadeler ve söylemler ile kanaatim arasında dağlar kadar fark var.

Yeni parti kurulması kıyamet alameti midir?

Son zamanlarda gündemden düştü, ama bulunduğum her ortamda yöneltilen sorulardan anladığım kadarıyla halkın gündeminin ilk sıralarında ‘yeni parti’ konusu yerini hala koruyor.

Kamuoyu yoklamaları da, hiç değilse benim gördüklerim, yeni parti beklentilerinin geçmişte hiç olmadığı kadar günümüzde yükseldiğine işaret ediyor. Bu hava da, iktidar-muhalefet ayrımı yapılmaksızın, şu andaki siyaset ortamından mutsuz olanların sayısının mutlu olanları geçmesine ve siyasetin yenilenmesi arzusunun kökleşmesine yol açıyor.

2000 yılında var olduğunu bildiğimiz ortamın benzeri bir durum bugün kendisini hissettiriyor.

Bendeki kanaatlerle siyasetin iktidara dönük yüzündeki çelişme de bu noktada başlıyor.

Ne zaman bu konu açılsa, iktidar cephesi sözcüleri, ‘ihanet’ sözcüğü ile başlayan bir sürü yakışıksız söz sarf ediyor.

Türkiye’de dünyanın başka demokrasilerinden de fazla sayıda siyasi parti var. Tam 93 parti… 31 Mart günü yapılacak yerel seçime girme hakkı kazanan parti sayısı da 13… Bunların herbiri -bazısı bütün il ve ilçelerde, bazısı ittifak çevrelerinde, bazısı ise az sayıda il ve ilçede- aday gösterdi ve onların başarılı olması, seçimi kazanması için çaba harcayacak.

Oysa her makamı sadece tek bir aday kazanabilecek.

Böyle bir yarış, seçim.

Zaten çok sayıda olan partiler arasına yeni birinin katılması neden ‘ihanet’ sayılsın ki?

Kendilerini var olan diğer partilerden farklı çizgide görenler, demokratik ülkelerde, kendileri yeni bir parti çatısı altında toplanarak siyasete katkı yarışına katılırlar. İngiltere’de, Almanya’da, İtalya’da son 10 yıl içerisinde nur topu gibi yeni parti oluşumları ortaya çıktı, bazıları yarıştıkları ülkede iktidara gelmeyi de başardı.

AK Parti’nin iktidara gelmesi de aynı yoldan olmadı mı? O güne kadar içinde yer aldıkları partiden koptuklarında, geride kalanların, onlar için de, ‘ihanet’ sözcüğünü kullandıklarını hatırlıyorum.

O gün iyi olan bugün neden kötü sayılıyor?

Kafam bu gibi konularda karma karışık…

Kimin kafası karışık aslında?

Yoksa benim değil de siyaset arenasında bulunan ve seçim kampanyası sırasında ağızlarına ne gelirse sarf eden siyasilerin kafası karışık olmasın?

Diyelim, iktidar cephesinin korktuğu oldu, muhalefetin adayları iktidar cephesi adaylarını geride bıraktı. Hatta bir adım daha ileri giderek, ilk yapılacak genel seçimde, muhalefete iktidar olmalarını sağlayacak çoklukta oy çıktı…

Bu ilk kez mi olmuş olacak ülkemizde?

İktidar cephesi haklıysa ve muhalefet ülkeyi kötü yönetirse ondan sonraki seçim/ler/de halk tercihini yeniden değiştirebilir.

Demokrasi böyle bir şey işte.

Seçime gidiyoruz ve kampanyalar sırasında her şey mubah gibi gelebilir, ancak yine de beyin ile ağız arasındaki iletişimi bütünüyle kaybetmemek şart.

ΩΩΩΩ

86 YORUMLAR

  1. “…. bizim yorumcu h.k. uçuk kaçık bir damızlık sığır üretme çiftliği mi yoksa kolhoz/solhoz sistemiyle tarım mı ne diye bir proje öneriyordu…” H. Gayret, 13 Mart 2019 at 19:00

    Yahu haksızlık yapmasana. Anlamadığın bu projeyi bir defa daha anlatmış olayım (aşşağıdaki tıklama refaranslarına tıkla tekrardan bir bak bakalım durum dediğin gibi mi). Teklifim gayet masrafsız, icraatı kolay bir değil birçok yönden ülke-yararlı, ülkede Hakkari’den Edirne’ye. Van’dan Edremit’e kadar her yöreyi tanıtıcı, insanları kaynaştırıcı, kaliteti üretim konusunda eğitici, üretime özendirici “ÖRNEK ÇİFTLİK PROJESİ”dir, yani süper bir proje! Damızlık sığır projesi diyerek niye hafife alıyor ve bununla sınırlandırıyorsun? Damızlık sığır üretme vs diyerek konuyu hafife alma. İçinde önemli bir çok konuda üretici unsurları içeriyor. Damızlık sığır birimi de olabilir tabi. Sera birimi olabilir. Bu teklif, halkın şehir gürültüsünden kafa dinlemeye geleceği köylümüzü geleneksel kıyafetiyle selamlayabileceği “yaz veya kış her Allahın günü halka açık” bir yaşam projesidir. Sera özellike kış aylarında hazır olacak çiçek çeşitleri yetiştirir. Halk burayı çok cüzi bir giriş ücretiyle girip dolaşır, resim çeker havsının teneffüs eder; yani, botanik bahçe, tabiat müzesi gibi bir birim. Halka düşük ücretli çiçek ve çiçek tohumu satışı falan da yapılabilir.

    Buraların teknik donanım ve danışmanlığı konusunu büyük şehiırlerdeki ziraat ve veterinerlik fakültelerinden araştırma görevlileri proje olarak ta üstlenebilirler. Bu örnek çiftliklerde bir birim de halka çocuklarıyla gelip toprağa bir tohum etmek, bir dahaki gelişte bunun fideye dönüştüğünü bir çiçeğe ve kokuya büründüğünü görebilmek olanağını verir. Beton yığınları arasındaki büyük şehir insanını tekrardan toprakla tanıştırma projesidir, yani fena mı? Bu olabilirse “Vatandaş H.K”. çocuklarını alır bir gün gelir: “Bakın çocuklar, buranın oluşmasına katkıda bulunanlardan biri de babanızdır. Dünyada nerede olursanız olun siz de “ülkem için ne yapabilirim” düşüncesiyle birlikte yaşamalısınız”. Köşede ufakça bir yere bir tane şiir yazmış olurum, Sn Cumhurbaşkanımıza projeyi desteklerse şükranlarımı sunarım-tam kafiyeli olarak!

    Bu “Örnek Çiflik”projesinin en büyük özelliği yönetenleri-işletenleri olarak Anadolu’nun her köşesinden gelen çiftçi ailelerini 12-18 ay gibi sürelerle konuk etmesidir. Alfabetik sırayla rotasyan usulüyle yıllar boyu devam eder-kültürümüze ayrı ve dinamik bir renk katmış olur.. Bu çiftçi aileleri de bu şekilde şehir hayatını yaşayarak yakından görürken şehirli hemşerilerine faydalı olmuş olurlar. Dostluklar artar-perçinleşir. Masrafı kendi kendine çıkar. İsraf yok masraf yok- halk için millet için çiftçilerimize destek için yerli ve milli bir proje.

    http://fehmikoru.com/ak-parti-yine-kazanir-diyorum-ama-isler-galiba-iyi-gitmiyor/ 27 Şubat 2019 at 21:28
    http://fehmikoru.com/iktidar-cephesi-zorda-gorunuyor-sebeplerini-onlar-namina-dusundum/ 4 Mart 2019 at 16:12

  2. Fıtratlarında, cibilliyetlerinde demokrasi yoktur. Bu “Demokrasi bizim araçtır” lafından belliydi zaten. Dertleri İktidar ve Saltanattır. Her zaman öyle olmuştur. Memleket diye bir dertleri yoktur. Muaviye de böyle idi. Biraz iz’an sahibi olsalar dikkatli bir dil kullanırlar. Bazıları “Medeniyet Yürüyüşü” gibi laflar ediyorlar. Sosyal medyada gezinen Troller ve yandaş medyaya baktığımız zaman Medeniyetten ne anladıklarını gayet net görüyoruz… Yeni parti hasretle bekleniyor. Trenden atılmışlar daha fazla oyalanmamalı. Kınayanların kınamasına asla aldırmadan yola revan olmalı. Bu yolda tehdit, şantaj vs. her şey olacaktır. Dik durmalı. Türkiye’nin normalleşmesi için o partiye ihtiyaç var. Medeniyet Yürüyüşü medeni insanlarla olur.

  3. Sayın H. Gayret;
    Kung Fu Panda 1’de ki Usta Şifu’nun dediği gibi “Artık sıfır seviyesi var” mı diyorsun yani? 10 defa seyretsen yine seyredesin geliyor filmi. Adamlar hakkını veriyorlar. Biz de pusuya düşmüş 3-5 askerimizle, pusu atan 100 düşman askerini 1 çanta bidon benzinle yakarak yok ettiğimiz filimle Oscar almayı hayal ediyoruz. Fefhem cidden. Bu Hasan Mezarcı taifesinin kullanacağı bir kelam değil. Google’da da fazla bir şey bulamazsın. Yorma kendini. Hele sizin mevcut teşkilata hiç sorma. Sünger Bob’taki Patrick’e dönerler. Her Cumartesi ailece kahvaltıda seyrederdik yıllar önce. Her bölümü sanki bir klasik idi. Neyse. Fi Emanillah-i Tebareke ve Teala.

  4. FEHMI BEYİN RÜYASI GERÇEKLEŞİRSE,
    AKP seçimi açık ara kaybetti,akabinde yeniden genel seçime gidildi CHP.HDP.İP SAADET ittifakı hükümeti kurdu
    Yeni bakanlar aşağıdaki gibidir.
    Cumhurbaşkanı Kemal Kılıçtaroğlu
    İçişleri Bakanı SEZGİN TANRIKULU
    Adalet bakanı MERAL AKŞENER
    Milli eğitim bakanı SARA KADIGİL
    Ulaştırma bakanı TEMEL KARAMOLLOĞLU
    çevre ve şehircilik bakanı SEZAI TEMELLİ
    dışişleri bakanı AHMET DAVUTOĞLU
    Ekonomı Bakanı ŞENER BATTAL

  5. Bernar Beye tebrik, Erdem Beye teşekkür, GAYRET Beye Teessüf ederim. Neyse ,Gayret Bey ,o site bu site ,cevap yazmaktan yorulmuş yorgunluğa sayalım…

  6. Kimsenin prensipte yeni bir parti kurulmasına itiraz ettiği yok ; zaten bu anlamsızdır. Zira onlarca parti var , sayısı 1 veya 2 fazla olsa ne olur. Problem başka yerde. Mertçe ortaya çıkıp ” şu , şu nedenlerle partimizi kuracağız ; projelerimiz bunlardır , temel meselelerde görüşlerimiz şunlardır ” diye manifestosunu ilan edeceklere kimse bir şey diyemez. Ama iş öyle yürümüyor. Sinsi bir anlayışla , tüm şer odaklarıyla ortak çalışıp ayağı sürçtürmek , arkasından fitne hareketleriyle sokakları hareketlendirerek kaos çıkarmak , zaten sıkıntılı bir süreçten çıkmaya çabalayan ekonomiyi berbat hale getirmek , sonunda hazır bir yapının üzerine konmak. Böyle namert ve kolay görünen bir yöntem varken , zora talip olup ,” çok sevdiklerini söyledikleri halka bir an önce hizmet etmek için hemen ortaya çıkmak ” gibi mert bir davranışı seçerler mi.O zorlu bir iş ; emek ve ter gerekir. ” İniyormuş gibi yapıp arka kapıdan trene tekrar binmek , lokomotife doğru sirayet edip Lideri indirmek daha kolay ” diye akıl verenleri dinleyecek safdiller hiç eksik olmuyor. Onlara ve eli kalem tutup da el altından algı oluşturanlara cevap çok net verildi. ” Haydi başka Trene !.

    • Yazdığın her şey paranoya. Trenden atılanların başka trene binmesini istemiyorlar. Çünkü mutlak hakikatin kendi tekellerinde olduğunu düşünüyorlar. Trenden atılanların başka parti kurmasına kimsenin itiraz ettiği yok ha! Melih Gökçek belediye seçimine girebilirdi. Neden girmedi? Çünkü aba altından sopa gösterildi. “Öyle şey yapmaz. Biz dava arkadaşıyız” dendi. Trenden atılmışlar için hem “Trenden inen bir daha binemez” diyorlar hem de yeni parti kurma ihtimallerine karşı “Biz dava arkadaşı değil miyiz” diyerek paylanıyorlar. Meydanlarda, bağıra çağıra, “yazıklar olsun” gibi laflarla azarlanıyorlar… Basılı medya zorla yandaş yapıldı. Allahtan internet var, oradan nefes alabiliyoruz. Troller ne yapsalar o temiz havayı kirletemezler. İktidar sözcülerinin, yandaşların ve trollerin Hakikat diye bir derdi yoktur. Bu yüzden her farklı sesi susturmaları gerekiyor.

  7. *******
    Bir şans verdik de n’oldu?
    Ümitlerle yok oldu!
    Mührü nasıl basalım?
    AK Partisi bozuldu!

    Allah’a bin şükretti!
    Halk yıllarca sabretti!
    Parti yoldan çıkınca,
    «Yeter» dedi, çarketti!

    “Daha vakti var” dedik,
    Olgunlaşsın istedik!
    Değişen pek birşey yok,
    Yani, boşa bekledik!

    Dili fazlaca sivri,
    Dendi «ateşli devri»!
    Yaşı geldi yetmişe
    Hareketler hep fevri!

    Çoğukez paldır küldür,
    Vurmak varken, vur-öldür,
    Pula döndü paramız,
    Bir günde değişti kur!

    Şüpheli bir ehliyet,
    Şüphesiz iyi niyet,
    Ama bu yeter mi ki
    Bütün ülke emanet!

    “Öncelik” nedir bilmez,
    “İncelik” nedir bilmez,
    Nicesi geldi geçti….
    “Nitelik” nedir bilmez!

    Dersin ki “bas mühürü”,
    Daha kötü öbürü!
    Mührü nasıl basalım,
    Varken bunca özürü?
    …..
    *******

  8. sayın koru! “iktidarın seçimle değişmesi neden kötü olsun…” lafları ile, aslında akpyi seçimle devirmek istediğinizi gizlemeye çalışıyorsunuz.
    – akpnin seçimle iktidardan inmesini savunduğunuzu açıkca söyleyin.
    – biz zaten külyutmayız. sizin “ömer” demek istediğinizi dudağınızı büzmenizden hemen anlıyoruz.
    İMZA
    BİR TROL

    • Koru indireceğini söylüyorda kimi getireceğini söylemiyor biz trolleri ömer dediğinde kimi getireceğini biliyoruz sen korkma
      Ama paralel trolleri kimi getireceğini bir türlü söyleyemiyor
      Reis gitsin kim gelsin
      Hadi açık konuş nede olsa trol değilsin

  9. “(Bernar
    13 Mart 2019 at 14:54
    Hızla ve geri dönülmez bir biçimde)”

    Bernar beyin şu yorumunu eleştirenlere!
    Tek Bir sorum olacak….
    Siz gerçekten o yorumu okudunuzmu?
    Eğer okuduiseniz VAAAAAY Türkiyenin HALINE…!!!!!!.VAY.

    BERNAR BEY! Yorumunuza aynen katiliyorum ve sizide tebrik ediyorum.
    Sizden ve sizin gibilerinden Allah razi olsun.
    Not: Herhalde bugünkü sizi elestirenlerinler vasitasi ile, sizin burada yazmanizdan rahatsiz olanlarin! Yazilarinizin uzun olmasindan şikayetlerinin nedenlerinide anlamişsınızdir.
    Bernar bey! Bazen her ne kadar ters düşsekte. Haddim olmadan size bir tavsiyem olacak.
    Kim ne derse desin siz yorum yazmaya devam ederseniz kazanan doğrular olur,
    Beyenmiyen veya yorulan okumasin.
    Saglikli ve mutlu kalin

    • Nurdan abla, bizim dr.safa dedi “çok yazıyosun, sıktı artık” falan diye sn.bernara! İçi boş ifadelerini sık sık tekrarlasa da biz kendisini dikkatle okuyoruz yani. Neslihan mıydı n.ç. rumuzlu arkadaş; bernarın paylaşımlarını kıskandığımızı falan söyledi ama boş..! Daha geçen günlerde sizin de yanınızda bernar benim buralardaki en havalı yorumcu olduğumu söylemedi mi herkese? Ha kıskanılan didem hanımın alternatif bakış açıları da getiren nadide yorumlarıysa o başka tabii:) ayrıca sizin paylaşımlarınız da benim için çok özel; selamlar:)

      • Sizin dobra dobralığınızda yazan, sizin nüktedanlığınızdan nasiplenmiş daha çok yorumcu olsaydı, belki de içten içe kıskanan sayın Koru olurdu, H. Gayret Bey. Gerçekten muazzam bir renk, okunurluk kazandırıyorsunuz şu sayfalara. Dipsiz Türkçülüğünüzden illet etsem de, küskünleşeceğim, değersizleştirmeye çalışacağım en son kişisiniz inanın. Söylediği net, dobra dobra, ilkeli ve istikrarlı. . . Siz bu tutumunuzda ısrarcı olun, ben kopil ve mösyö yakıştırmalarına gülüp geçmeye razıyım -harbiden! 🙂

      • H Gayret! Siz bu sitenin yorumculari arasinda en çok okunan yorumculardan biri ve benim diyen komediyenlere de kök sokturecek özelliginize’de gipta ediyorum.
        Bazen canim sıkıldığında hemen sizin yorumlarınızı “geneliklede Bernar beyle! karşilikli yazışmanlarınızı” okuyorum.
        Ister inan ister inanma, görülmekten yorgunluğum falan kalmiyor.☺
        Esenlikle kalin.

  10. Ülkemizde bütün kalkınmanın Akp ve Erdoğan sayesinde olduğuna inanan bir sürü insanımız var. Bu vatandaşlarımız Erdoğan ve AKP giderse aç kalacaklarını ülkenin evlatlarinin teröre kurban gideceğini ortalığın karisacagina inanıyor. Bütün güzellikleri onlara bağlıyorlar buda Hz Ömer’in insanlar zaferleri kendisinden biliyor diye Halid bin Velid komutanlık görevinden almasıni getiriyor aklıma. Hatta muhafazakar insanlarımız o kadar siyasilesmis ki dinin bir hükmünün aksatilmasi çok onemsenmezken kime oy verileceği hayati önemde olabiliyor. Ben hep muhafazakar toplumun içinde yaşadım ama hiç bu kadar siyasilestiklerine şahit olmamistim. Bu yüzden ne dense gidiyor beka meselesi de , ihanette. Yeni bir parti kurulmasının olağan bir şey olduğunu düşünmüyorlar. Çünkü bazı vatandaşlarımız AKP tiyi bir parti olarak görmuyor ya devlet yerine koyuyor yada bir dini kutsiyet atfediyorlar.

  11. Üniversite Mezunu Binlerce Genç ;İşim yok,Aşım yok, Eşim yok diye inliyor. Tuzu kuru olanlar,Dayısı olanlar,Hamili kartı olanlar,Referansı olanlar,Küçük Dağları ben yarattım edasıyla dolaşanlar,iktidar sahibleri. Muhalefet hayaletleri Bu gençlere iki çift lafınız yokmu? Ne yapsın bu gün görmeden yaşlanan ,gençler

  12. A.Gül’ün perde gerisinde olduğu , Babacan nın önderliğinde yeni bir Ak Partiye bu ülkenin ihtiyaç yok. Böyle bir parti Türkiyeyi daha tartışmalı ve lüzumsuz zeminlere doğru çeker. Zaten Ak Parti kötü bir örnek olarak ortada duruyor. Ak Parti benzeri , FETÖ etkisinde bir parti ülkeyi sadece geri götürür. Parti kurulacaksa AK Parti ve EX kankası FETÖ ile ilgisi olmamış kişilerin oluşturacağı ( Buna, parsel parsel verip , kandırılma ayağıyla saf değiştirince kendini aklandı sananların da içinde kesinlikle olmayacağı ) merkezde bir parti olabilir. Sağ veya sol tanımına gerek yok . Milli ve dini değerlere saygılı , malı götürme eğiliminden çok memleketin dertlerini çözebilecek bir kadro bekleniyor. Ama bu topa girecek hiç adı sanı bilinmeyen yiğitler lazım . O da olur inşallah.

  13. Sayın Koru Demokrasi böyle birşey halkın özgür iradesiyle yöneticileri değiştirmesidir diyorsunuzda şu an canlı olarak A haber Ntv,Habertürk,Trt haber,Aksu tv,daha araştımadım kaçtane daha canlı yayın yaptığını farkedemediğim kanallar canlı olarak sayın partiliCumhurbaşkanımızın Pursaklardan mitingini canlı olarak yayınlıyor içeriğine girmiyorum dinlerken şu dikkatimi çekti iftira ve yalan videoları halka izlettirirken sıra Taksim ıslıklamalarına geldiğinde konuşurken camiden sela sesi geldiğinde birden dikkat ettim acaba ezan hassasiyeti olan Cumhurbaşkanımız ara verip dinleyecekmi diye ama oda ne hiç aldırış bile etmedi.Hade ezan palavrasını kullanarak oy devşiriyorsunda kendin niye böyle davranıyorsun derler adama ama Allah şaşırtmasın bir insanın gözü kararırsa doğruları yanlışları karıştırır.Millete verir talkımı kendi yutar salkımı der eskiler..Diğer siyasilierlerin mitinglerini acaba bu veya diğer kanallardan izleyebiliyormusunuz,vatandaşlar nasıl kıyaslama yapacak,nerede hakkaniyet adalet eşitlik dürüstlükAk parti islami ve insani değerlerini yitirmiştir kendilerini halkın üstünde gördüklerinden son zamanlarını yaşamaktadırlar.Bir siyasi lider halkı geçim sıkıntısı çekerken mitingde kenevir filesi atarmı çay atarmı ben izlerken rahatsız olurken oraya gidip bunları kapma yarışında olan vatandaşlar rahatsız olmuyorlarmı.Kendisi saraylarda yaşayıp halkı aşağılayan tepeden bakan,yoksulluğu geçim derdini hissetmeyen adaleti,demokrasiyi,insan hak ve özgürlüklerini,basına yasaklar getiren ayrımcılık yapıp kendi ailesi ve yakınlarını devlet kadrolarına yerleştiren iş adamlarıyla ülkeyi yöneten islami değerleri seçim malzemesi gibi kullanıp İslama zarar veren nereden geldiğini unutan,daha çok söylenecek şey varda uzatmak istemiyorum.Böyle bir yöneticiden Demokrasi beklemek herhalde hayal olur herhalde işte bu yüzden artık Halkın sıkıntılarını anlayacak dürüst adaletli liyakatli insanlara ihtiyaç olduğunu ve yeni bir partiye ihtiyaç olduğunu bu ihtiyacıda Sayın Abdullah Gül ve sayın Babacanın liderliğinde oluşturulacak yeni bir partiyle halkımızın bir nefes alacağını düşünüyorum.Selamlar..

  14. Hızla ve geri dönülmez bir biçimde sekülerleştirilmiş dindar muhafazakar yığınların karşısında, Saadet Partisi’nin yakın ve orta vadede şansı var mıdır? Ya da, temel referansları A. Gül, Babacan, Davutoğlu gibi şahısların olduğu bir partinin?

    Yakın dönem siyasal tarihimiz, aynı zamanda, dindar yığınların hızla sekülerleştirilmesinin tarihidir. Dindarlar, adeta, içlerinde tadımlık bir ya da birkaç Türk futbolcunun kendilerine zar zor yer bulabildikeri Galatasaray, FB, Beşiktaş gibi, kadroları kıyak paranın kokusunu alıp gelmiş yabancı futbolculardan kurulu takımların taraftarları gibiler artık. Simgeler (takım arması, forma rengi), içeriğin buharlaşıp uçmasını sağladı. FB kaşkolu takıyorsanız, FB mağazalarından alış-veriş yapıyorsanız, diğer rakip kulüplere verip veriştiriyorsanız, mesele yok: Siz sıkı bir Fenerbahçelisiniz.

    Dinin ve dindarın içeriksizleştirilerek simgeler evrenine hapsedilmesini sağladı birileri -başarıları yadsınamaz.

    Tarımsal üretim girdileri dahil her şeyi ithal ederek tarım bitirildi. Köylü ve çiftçi, elverşli bir ucuz emek deposu olarak büyük kentlere yığıldı. Dindar yığınlar, peynir emek gibi giden kredi kartları yoluyla, BUDÜNYA HAZLARI ile tanıştırdı.

    Bu tanışıklıktan kiminin hissesine başörtüsüyle lüks cipin direksiyon başına kurulmak, kiminin hissesine bir AVM’nin kapısından marka bir ürünün (kendisi içindeki ürün kadar değerli) çantasıyla çıkmak düştü. En nasipsiz olanlar, şimdi elindeki akıllı telefon sayesinde, ücra bir köy kahvesinde bile internetten indirdiği hafızı dinleyebiliyor, İstanbul şöhretleri arsında kim kimden boşanmış, kim kimle hangi restoranda magazin fotoğrafçılarına yakalanmış, saat farkıyla takip edebiliyor.

    Başörtünüzle ve Beşiktaş atkınızla -mümkünse kameraların görüş alanında- bir sandalyeye kurulabilir, bir gözünüz sahada bir gözünüz “Acaba beni gösterdi mi?” merakıyla dev ekranda, maçınızı izleyebilirsiniz. Üç kere hacca gidip gelmiş Hacı iseniz, ücret artışı beklentisindeki işçilerinize dışarıda karın tokluğuna her işi yapmaya çoktan hazır talihsizleri işaret edip, işçilerinizi nankörlükle itham edebilirsiniz. Dindarlığın simgelerini elde tutuyorsanız, inanın gerisi teferruattan ibaret.

    Dindar muhafazakar yığınların dikkatini, sadece Erbakan Hoca anmaları ve hatırlatmalarıyla çekemezsiniz gibi geliyor bana. Bence, iması ve simgesel işareti dindar-muhafazakar olan Gül, Davutoğlu-Babacan üçlemesiyle de gitmez bu iş.

    İnsanlarımız, işsiz üniversite mezunu çocuğuna iş istiyor. Çiftçi ve tarımsal üretim desteklenmeyip kösteklendiği için patlıcanın biberin tavan yaptığının farkında: Etkili ve inandırıcı bir tarım politikanız var mı? Milyonlarca anne-baba, kızlarının oğlanlarının okula tıngır mıngır gidip tıngır mıngır geldiğinin, dünyadaki pek çok diğer çocukla rekabet edemeyeğinin farkında: Eğitim meselesini nasıl halledeceksiniz?

    Sadece Erbakan güzellemeleri yetmeyecek artık. Sadece sembolik “dindar politikacı” üçlemesi ile de olmayacak. Benim gibi, kelaynak kuşu misali namzetlik üç beş sol-demokrat, gözümüzü dikmiş sizlere bakıyoruz ne yapacaksınız diye. Dost acı söyler: Dişe dokunur pek bir şey söylediğiniz yok.
    Bir arkadaşımız düşünce ve emek harcıyor, tarımsal üretim konusunda bir öneri sunuyor, dönüp baktığınız yok. “İktidar seçmeniyle, muhalefet seçmeniyle hepimiz yorulduk, belki de yenilenmeye, yeniden enerjiyle dolmaya ihtiyacımız var” demeğe getiriyor bir diğer yorumcu, “Doğru, bu sığ tartışmaları öteleyip hep birlikte düşünelim” demeğe getiren bir ses çıkmadı sabahtan beri. Ayet ve tefsir muhabbetinden, HDP CHP diye üzerinize gelen çığırtkanlara “Biz yapmadık, o yaptı” yollu mahçup ve savunmacı laf yetiştirmelerden geçilmiyor ortalık. Mesele gerçekten de adalet, üretim ve kalkınma, özgürükler, hakça paylaşım, mazlumun mazlumiyetiyle dertlenmek değil de “Erdoğan gitsin biz gelelim” meselesi mi?

    Üzüyorsunuz. . .

      • Bence siz yorumunu okuma zahmetine dahi katlanmadan otomatiğe bağlanmış güzellemeler döşeneceğinize, kimin ne yazdığına bir bakın. Benim yorum metnimde sözünü ettiğiniz hanım zaten olumlanarak anılıyor 😉

        • Sn.bernar, geçen günlerde bizim yorumcu h.k. uçuk kaçık bir damızlık sığır üretme çiftliği mi yoksa kolhoz/solhoz sistemiyle tarım mı ne diye bir proje öneriyordu; siz de sanki ilgilenmiş gibi yapmıştınız bi parça, haliyle ondan söz ediyorsunuz sandım ben de:) neyse, ilerleme yok değil…

          • Sn H. Gayret, sonradan gördüğüm şu yazdıkların konusunda “altta kalmamış olmak” için yukarıda bir şeyler yazdım…..

    • Siz de o kötü, bu yanlış dışında bir şeyler söyleyin madem. Her yorumunuz da aynı cümleler var. Diyecek yeni bir şeyiniz yok mu?

      • Benim aynı cümlelerle söylediklerimi, kendilerine ait cümlelerle söyleyenlere kulak verin o zaman Egemen Bey. Alparslan Kuytul’un, Cihangir İslam’ın, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Ahmet Faruk Ünsal, Etyen Mahçupyan, Ali Bayramoğlu yazıları ve videoları iki tık uzağınızda. “Bana gelmez böyle tipler, ben FETÖ, HDP etrafında dönen kayıkçı kavgalarından hoşnutum” diyorsanız, zaten farklı dünyaların insanlarıyız. Bana ne Erdoğan, ne CHP, MHP, İyi Parti, HDP yetmiyor. Çözüm diye A. Gül ve küstürülmüşlerin yutturulmasına da karşıyım.

        • “Doğru, bu sığ tartışmaları öteleyip hep birlikte düşünelim” demeğe getiren bir ses çıkmadı diyorsunuz da düşünce dünyanızdan çözüm adına ne çıkmış onu yazın diyorum.

          • Düşünce dünyamdan çıkanlar şunlar: Saadet ya da bir başka GERÇEK dindar-muhafazakar parti acilen topluma şu mesajları vermeli.

            İster Kuran’ın adalet ve barış ilkeleri üzerinde, isterse evrensel demokratik ilkeler üzerinde yükselsin: Yeni, sivil, adaletli, özgürlükçü bir anayasa. Bunu vaad etmeli alternatif bir parti. Ve: Ne böylesi ilkel, hilkat garibesi bir başkanlık, ne de vesayeti besleyen eski parlamenter sistem. Türkiye yeniden kendisine ayak bağı değil, yardımcı olacak bir sistem tartışmasını başlatmalı.

            (1) Bu ülkenin halkı içinden yüzbinlerce terörist peydahlayıp hapishane üstüne hapishane inşa etmekle hiçbir yere varamayız. Darbeye kalkışmış olanlar ömür boyu hapis yatmalı, gelecekte hiçbir aftan da yararlanamamalı. Soru çalmak gibi yasadışı suç işlemiş olanlar da hak ettikleri cezaları çekmeli. Bunun dışında kalan herkes salıverilmeli. Kıytırık KHK’lerle ile işlerinden atılmış olanlar, bir işte çalışamaz hale getirilmiş olan herkes görevine dönmeli. Furkan Vakfı’nın saygınlığı geri iade edilmeli. A. Kuytul, Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan, Mümtazer Türköne ve daha onlarca aydın derhal serbest bırakılmalı. Yüzbinlerce dindar yanlış bir adamın peşine takılmış olabilir, ama yüzbinlerce dindar askerine kurşun sıkan vatan hainleri olamaz, onlara arka çıkmaz. Cemaat gerçeği, siyasal ayağı da dahil olmak üzere, istismar edilmeden, tüm çıplaklığı ile halkın gözü önüne serilmeli.

            (2) PKK’yı besleyen güç, Kürtlerin yalnızlığıdır. Kürtleri HDP’ye, HDP’yi PKK-Türk sosyalistleri vesayetine mahkum kılan Kürt karşıtı milliyetçi söylem, bu yorum sayfaları dahil, her ortamda, her muhabbette red edilmelidir. Sağlıklı, şeffaf bir temele dayanan, PKK’yı dışarıda bırakıp HDP’yi içine alan yeni bir açılım politikası bir an evvel tartışmaya açılmalıdır.

            (3) Gülen çetesi ve son dönem AK Parti iktidarları, din ve dindarın saygınlığına, inandırıclığına gölge düşürmüştür. Saadet ya da kurulacak yeni parti, bilge dindar aydınlar önderliğinde, ülkenin dört bir yanında halka açık paneller, tartışmalar düzenlemeli, adalet ve ahlaklı, hakkaniyetli bir hukuk düzeni inşa etmenin ekonomiden toplumsal barışımıza kadar ne denli hayati olduğu vurgulanmalıdır. Yüzeyselleşme ve lumpenleşme, bu ülkenin en yakıcı sorunlarından biridir. Bir kültür devrimine öncü olmalı bilge, cesaretli dindar aydınlar ve dindar yığınlar.

            (4) Halk aldatılmamalı, yanıltılmamalı. Boş vaadlerden mutlaka sakınılmalı. Ekonominin içinde bulunduğu durum anlatılmalı. Bu çöküntüden bir anda çıkamayacağımız kendilerine dürüstçe söylenmeli.

            (5) Adı şanı her ne olursa olsun, yıllanmış siyasetçilere prim verilmemeli, genç insanların önü açılmalı. Saadet Partisi’ni ya da kurulacağı söylenen partiyi büyütecek olan, İdris Şahin, A. Gül ya da Davutoğlu’nu saflarına eklemek değildir. Şahıs odaklı, şahısa muhtaç siyasetten uzak durulmalı.

            Böyle bir Saadet, böyle bir yeni parti, benim gibi biricik umudunu dindarlara bağlamış onbinlerce demokratı harekete geçirir, CHP tabanını bile aşındırır. Kürt illeri Saadet’in yıkılmaz kalelerine dönüşür.

            Yeterince açık mı söylediklerim?

      • Deniz bey eğer bana ateş ediyorsanız, ben didem hanımı her zaman beğenirim; hiç yanlış, kötü demişliğim de yoktur! İnanmazsanız bernara sorun diicem.

    • Bernar bey!”Ayet ve tefsir muhabbetleri” diye küçümsemeyiniz lütfen.Dindarım diyenlerin dine aykırı uygulamalarını başka nasıl hatırlatıp,düzelmelerini isteyeceğiz?

      • Dindar geçinenlerin dine aykırı uygulamalarını hatırlatmanın binden fazla yolu var, Uğur Bey. Yanlışım varsa da beni düzeltin: Adaletsizliğe karşı çıkmak, mazlumun yanında durmak, hakkı ve haklıyı gözetmek, İslam’ın emirlerindendir, bir Müslüman’ın sahip çıkması gereken, ZOR ama YÜCE hasletlerdir. İslam’ın emirlerine sahip çıkmak, “Zulüm karşısında susan dilsiz şeytandır” ifadesini yazıp parantez içinde de ifadenin ait olduğu ayete referans verip yorum diye göndermekle olmuyor maalesef.

        Size kişisel olarak soruyorum: Vakıfları üzerine çökülen, terörist ithamıyla zindana tıkılan, sevenleri ellerinde karanfiller “Yapmayın!” derken polis copu ile tarumar edilip kanlar içinde bırakılan Alparslan Kuytul ne idüğü belirsiz karanlık bir tip midir, yoksa varlığından güç almamız gereken bir mümin, yiğit bir Anadolu delikanlısı mıdır?

        Size kişisel olarak soruyorum: Gülen ve çetesinin ihanetinin bedeli, elini kolunu sallaya sallaya çekip gitmiş şerefsizlere ödetilmesi gerekirken, bu çetenin niyetlerinden ve yaptıklarından habersiz yüzbinlerce masum (cemaate üye olmak, gönül vermek, para yardımında bulunmak, okullarında çalışmak vb.) insana mı ödetilmeli? Meriç Nehri’nin karanlık sularında üç çocuğu ile boğulan annenin utancına bu kadar mı uzak sizin düzgün dindarlığınız ve vicdanınız? Burada ben kopil, mösyö, ABD uşağı diye gündelik olarak aşağılanırken eliniz neden bir türlü klavyeye uzanmıyor?

        Size kişisel olarak soruyorum: 28 Şubat’ın en saldırgan günlerinde, Öfke ve kini tirek sesine vurmuş “Bu kadını susturun!” diye cızırdayarak buyugnalaşan Ecevit ve şürekasına karşı tek başına dikilip M. Kavakçı’ya sahip çıkan Nazlı ılıcak bir gün olsun aklınıza geliyor mu? Parmağını sallayıp dindar yığınlara had bildiren o tehditkar generale, ertesi gün dev puntolarla İNDİR ÖNCE O PARMAĞINI! diye meydan okuyan Ahmet Altan’a burada “meme fetişisti” diyenlere söylenecek tek bir sözünüz yok muydu?

        Size kişisel olarak soruyorum: İslam’ın kavimciliğe hiç, ama hiç iyi bakmadığnı öğrendim ben. Yanlış mı biliyorum. Ümmet değil midir İslam’ın önerisi? Aklını Türklükle bozmuş bir düzine adamın gündelik sabuklamaları karşısında ağzınızı açıp söyleyebildiğiniz tek şey “Açılım diye HDP ile masaya oturan biz miydik muheterem?” diye sormaktan ibaret. “Açılım sonuna kadar doğruydu. PKK’nın altındaki halıyı çekmenin biricik yolu budur. HDP = PKK diyerek, HDP’ye oy veren 6 milyon insanı gayrı-meşru ilan ederek hiçbir yere varamayız” demek çok mu zor? Yoksa, sizin dindarlığınız da 5 kilo milliyetçilik 250 gram İslam bulamacı mı?

        CHP’nin “dindarlarla barıştık” ayağına üç beş namzetlik dindar politikacıyı vitrin süsü olarak parti saflarına çekmesinin tersinden örneği, Saadet saflarındaki Cihangir İslam ile Ahmet Faruk Ünsal mı?

        Önce İyi Parti, sonra CHP’ye elense çekip yoklayan, sonra Saadet’te karar kılan Ordu belediye başkanı adayı Taklacı İdris neyin aklıdır? Söyleyin de ham hayaller kurmayalım.

        • Allah Allah!Neler söylemişim,neler söylememişim de hiç haberim olmamış böyle!Kafa değil ki benimkisi;içi bi dünya dolusu Leyla.Neyse ki sayenizde eksiklerimi hatırlamış oldum.Sağolun!

          Aslına bakacak olursanız sorduklarınızın da ötesinde çok şey yazdım.Hatta dedim ki:”Sayın hakimler !”dedim.

          “Sizin,Çatı Davalarına bakan mahkemelerin nihai kararını beklemeksizin bu davaya devam etmeniz hukuken sakattır”bile dedim.

          “Çünkü”dedim;

          “Fetö terör örgütü”saptamasını hukuken ancak Çatı Davasına bakan mahkeme(darbeye hiçbir şekilde karışmamış ancak ihraç edilip işlem gören silahlı 130000 civarında her rütbeden subay,astsubay ve aynı şekilde silahlı 31000civarındaki emniyettçinin pasif konumlarını da terör suçunun elverişlilik unsuru yönünden değerlendirerek )yapabilir.

          Sizinki gibi bütün mahkemelerin esas aldığı Yargıtay 16.Ceza Dairesinin Fetö saptaması yapmaya yetkisi yoktur;çünkü kendilerine bireysel olarak sadece 2 hakim Hakkında “örgüt üyeliği “suçundan açılan davada ,karar verebilmek için Ankara 4 ve 17 Acmlerde görülen Çatı Davalarını bu mahkeme de beklemek zorundadır.Yargıtay 16Ceza Dairesinin Önünde darbe dosyaları yokken “terör örgütü belirlemesi yapması”,hatta “darbeye silahlı kuvvetler içinden başka fraksiyonlardan katılım olmuşsa da bunların ayrıştırılmasının dava sonucunu etkilemeyeceği” gibi enteresan bir tespit te yaparak nihai hüküm vermesi hukuken mümkün değildir,usulsüzdür.” Bile dedim.

          Sağolsunlar, mahkeme heyeti de lisan-ı halleriyle “yaw he he”diyerek fakire yolverdiler.Cezaevinden sonra şimdi biraz da dışarının havasını soluyoruz şükür.Şimdi burdan bazı arkadaşlar “serbest bırakmışlar işte,daha ne dırlanıyon da diyecekler “ya;onların da canları sağolsun…

          Neyse Bernar bey,uzattım biraz.Müsaadenizle,biraz daha sizin şu sorulara çalışayım da iyice içselleştireyim.Saygılar…

          • Söylediğiniz hukuk ilkesini bir gün aklımdan çıkarmadım ben Uğur Bey. Ben, cemaate hizmet gönüllüleri sanısıyla katılmış masum insanların yanındayım, onlara karşı girişilen hukuksuzluğa isyan ediyorum. Ama, kimse bana Gülen ve etrafındaki karanlık çetenin masum olduğunu anlatmasın. Bunu görmek için adil bir hukuk düzeni kurulmasını beklemek zorunda değiliz. 15-27 Aralık hamlesinin, MİT tırları üzerinden H. Fidan operasyonu, kendine yol açmak için yolu üzerinde engel gördüğü herkesi Ergenekon davalarına eklemenin ne menem şeyler olduğunu ben cemaatçilerin kıtalararası, the circle sitelerindeki eski cemaatçi akademisyenlerin makalelerini okuyarak, İsmail Sezgin adlı akademisyenin Youtube kanalını takip ederek anlıyorum. Cemaat’in tepesi, iliklerine kadar siyasallaşmış, güç ve iktidar sahibi olma konusunda gözü dönmüş karanlık tipler. Sapla samanı karıştırmayalım derim.

        • Sn.bernar, şişme botla meriçi geçmeye çalışan gözü dönmüş haşhaşiler neden sadece yanlarında döviz dolu sırtçantalarını değil de illaki efendi hazretlerine sunulmak üzere o sabileri de alıp yola çıkmışlar ki? Zerre kadar pişmanlık duymayan katillerin avukatlığı sana mı kaldı sn.bernar?

          • Bernar bey!Bence uzun yazmanızda bir sıkıntı yok,okurum.Ancak bazan alakaları kaçırıyorum,mantık silsilemde kopmalar oluyor.Yukarıda bana hitaben yazdığınız her iki yazıda buna örnektir.

            Arkasında olduğunu söylediğiniz,masum dediğiniz insanların şu anki mağduriyetlerinin temel hukuki dayanağı Yargıtay 16 Ceza Dairesinin yukarıda bahsettiğim kendisine açılmamamış,delillerine vakıf olmadığı bir konu Hakkında nihai karar vermiş olmasıdır; Yani Masumiyet karinesini ihlal etmesidir.Diğer mahkemeler bu kararı esas tutarak cezalar veriyorlar.

            İnsanlar kişisel olarak ilkelerine istisna koyabilirler,kendi tercihleridir.Ancak hukukun ilkelerine istisna konamaz,bunlardan taviz verilemez.Aksi durumda hukuk olmaz;olumsuz sonuçlarından herkes zarar görür.Yani kısaca hukukun ilke uygulamaları karşısında sapta samanda eşit pozisyondadır.

            İnanın şunları yazmak bile bana fevkalade zul geliyor,zorlanıyorum.Farklı dillerden konuşmayalım lütfen!Durduk yere mi şimdi ,Hakan Taşıyanın meşhur şarkısı kulaklarımda uğulduyor;”Yapma böyle gözün sevem!”

    • Saadet çok doğru bir çizgi izliyor, TV5 herkese kucak açan,özlenen bir yayın anlayışına sahip.Eleştiriler yerinde ve yapıcı,reklam filmleri bu ülkede eşine az rastlanır türden.Lakiiiin geniş kitleleri ikna edecek dili bir türlü yakalayamıyor.Seveni çok ama sandıkta ruh yok.Sandıktan çıkamayınca da sil baştan yapmanız,heyecanınızı korumanız,yol arkadaşlarınızı şevke sevk etmeniz zorlaşıyor.Yeni partinin Saadet çatısı altında olmasını yürekten arzu ederim ama öyle olmayacak zannediyorum.Yeni partinin kurmayları Saadet çizgisiyle yola çıkmak istemeyeceklerdir.Kendilerince haklılar, sıfırdan bir oluşum halk nezdinde daha tesirli olacaktır.Onlar da bunun farkındalar.Allah yollarını açık etsin,mahcup etmesin,yoldan çıkarmasın,kuruluş ilkelerine sadık kılsın.Temel Bey durumun farkında ve görevini yaparak davetini yaptı.Her şeyin hayırlısı.En doğrusunu Allah bilir.

    • ” Simgeler (takım arması, forma rengi), içeriğin buharlaşıp uçmasını sağladı.Dinin ve dindarın içeriksizleştirilerek simgeler evrenine hapsedilmesini sağladı birileri -başarıları yadsınamaz. Mesele gerçekten de adalet, üretim ve kalkınma, özgürükler, hakça paylaşım, mazlumun mazlumiyetiyle dertlenmek değil de “Erdoğan gitsin biz gelelim” meselesi mi? ” diyorsunuz Bernar bey. Evet bu ifadeleriniz çok, çok, çok doğru tespitler içeriyor. Aynen dediğiniz gibi, bir diğer kesim de ”adalet, üretim ve kalkınma, özgürlükler, hakça paylaşım, mazlumun mazlumiyeti” simgelerini içini boşaltıp, kendine yararlı hale getirerek kullanıp, bunlar üzerinden Erdoğan gitsin’e çalışıyor. Bu durum o kadar açık ki bu yüzden milletten ne yapsalar yetki alamıyorlar, ve dahi alamayacaklar. Millet Erdoğan’dan hala ümitvar olduğu için de bile isteye ona devam diyor. Erdoğanı şeytanlaştırmakdan, onun hakkını teslim ederek, ondan daha gerçek, samimi ve daha fazla ümit veren birileri ortaya çıkana kadar bu durum değişmeyecek. Sanırım onu ortaya çıkarmak da yine Erdoğana kalacak gibi görünüyor şimdilik.

      • Yeni parti ya da Saadet, Erdoğan’ın geçmişte sergilediği siyasi cesaretin yarısını gösterebilecek kapasitesi yoksa ve olmayacak ise, gerçekten kenara çekilsin, ve hiç ortaya çıkmasın. Erdoğan’ın yeni ve şaşırtıcı bir U dönüşü olasılığını bu yüreksiz, “Erdoğan gitsin halk bize gelsin” tavrına yeğlerim doğrusu.

    • Sn.bernar, bizim futbol kulüplerinin durumunu bilmiyorum ama geçende çukurova bayan basketbol takımımızın maçı vardı mersinde; avrupalı takımı yendiler; bir hafta öncesi deplasmanda aynı takımı perişan etmişlerdi(20sayı farkla) bizim takımda da yabancı kökenli oyuncular vardı, rakip takımında! Alkışlamaktan avuçlarımız patladı; çünkü türkiye için koşan, terleyen herkes türktür! Türkiyenin finansmanı ve türk teknik ekibin dehasıyla 3.dünyadan devşirilen o altın gibi oyuncularımız nasıl da helak etti yabancı ekibi bi görmeliydin:) güçlü büyük türkiyenin başarılarını küçümsemekle daha iyisine ulaşılamaz monşer:)

      • Fenerbahçe de geçen yıl, Avrupa basketbolünün Şampiyonlar Ligi olan turnuvayı kazanmıştı: Koç dahil, bir tane Türkiyeli yoktu final maçında. Ben, tam bir futbol duayeni olan sayın Ş. Güneş liderliğindeki dünya 3’üncülüğümüz gibi başarıları alkışlamak istiyorum. Bu ülkenin topraklarından umudu kesmeyin!

    • Valla banzade arkadaş bu dil ve yazım yanlışlarıyla şu sıralar kimse kimseye öğüt vermese iyi olur! Herkes biraz tatsız yani…

  15. Yeni Parti. Kapatma kararı almışlar… kimin kurduğu belli… ama gizemli parti niye kapatılırki… onlarda gördü herhalde… Ankara ve İstanbulun düşmeyeceğini… Bugün mansur yavaş aöıklamalarından sonra umutları kalmadı tabi… cehape başka adam mı bulamamış cek senetten yargıtaydan kesinleşmiş cezası olan adamı aday yaptılar,.. adamların düştüğü duruma bak ya…sonra mağdura yat…

  16. Kimse engel değil Abdullah güle davutoğlun, babacana…kursunlar kardeşim…neyi bekliyorlar…Ak partinin İstanbul ve Ankarayı kaybetmesinimi….Ankara ve istanbulun birini kaybederse rejim tartışmasının oluşturulmasını mı bekliyorlar….çıksınlar adam gibi ortaya… erde burda meydanda burda desinler…..Fehmi korunun alttan alttan zemin oluşturmasını izliyor ve görüyoruz… kimse kaçak güreşmesin…. mağdura yatmaya gerek yok…varsa bi gideri karşılık görür….

  17. AK Partiyi HDP ile bir tutmanız (iktidar olmak açısından) nasıl bir savrulus yaşadığınızı görmek açısından çok iyi! Kindarlikta sınır tanimadiginizin bir tespiti daha anlamına geliyor.
    Yazınızın ikinci kısmında yer alan yeni parti ile ilgili kısma gelince; bugüne kadar dış politikada yakaladığımız dik duruşu satmayacak, daha da ileri götürecek yeni bir soluka her zaman varım.
    AK Parti’nin sonunun yaklaştığını ben de hissediyorum. Ama yerine gelecek iktidar CHP+HDP birlikteliği olacaksa her zaman AK Parti+ MHP birlikteliğini savunurum.
    Sonuç itibarıyla sizin bir nevi ” AK Parti gitsin de ( Recep Tayyip Erdoğan gitsin diye anlamak lazım) isterse CHP+HDP gelsin” dileğinizi hiç bir zaman tasvip etmiyorum. Yazık!

  18. “İktidar yanlısı”bir gazeteci olmadığı için Fehmi Bey’in muhalefet tarafını kayırmasını normal karşılıyorum;hakkıdır diyorum.Ayrıca gençlik yıllarında İngiltere’den ev arkadaşı olan Gül’ün kuracağı
    partinin önünün açılması için
    de Ak Parti’nin yıpratılması gerekiyor.

    Necip Bey’in değindiği gibi,muhalefet Erdoğan’a
    dikdatör diyor,Fehmi Bey’in
    umurunda olmuyor.Ama
    Erdoğan’ın ağzından çıkan
    ihanet sözcüğüne takılıyor.
    Halbuki dikdatörler seçim kazanmak için bu denli çırpınmazlar,seçim umurlarında bile olmaz.Çünkü
    yüzde doksan küsur oyla seçimi kazanma garantisi vardır dikdatörlerin.

    Necip Bey’in ihanet sözcüğünü açıklama şekli de çok yerinde olmuş.Ben buna şunu ekleyebilirim: Buradaki ihanet sözcüğü vefasızlık anlamına yakın bir anlamda kullanılıyor.

    Bir partide fikir ayrılığı doğmuşsa takip edilecek
    iki yol vardır:

    1)Muhalifler her ne kadar ayrı bir fikre sahip olsalar da, partilerini arslanlar gibi savunacak, partilerinin seçimden başarılı çıkması için çalışacaklardır.Çünkü başarısız bir partide,
    bitmiş bir partide muhalif olmanın da fazla bir anlamı yoktur.

    2)Parti içinde kalarak mücadele etmenin faydalı olmayacağına inanıyorlarsa
    partiden ayrılırlar ve partilerini
    kurarlar.Partide kalıp da muhalefetle işbirliği yapmak,
    muhalefete taktikler vermek
    her şeyden önce ayıptır.Buna
    ihanet de desek fazla kaçmaz
    sanırım.

    Öte yandan muhalefetin elini
    tutan mı var? Kendini halka beğendirsin,ülkeyi Ak Parti’den daha iyi idare edeceğine vatandaşı ikna etsin.Hem yerelde,hem genelde geçsin idarenin başına.Onlara seçimi Erdoğan mı kazandırıverecek?Yok öyle
    beleşçilik.

    • Maksatları seçim kazanıp iktidara gelmek olsa balkaymakla besleyelim muhalefeti bekir bey? 4 tane kazı güdemeyip 3ünü kaybeder bunlar! İşleri güçleri; imf den fetöden biyerlerden bi darbe yapan olsa da onlara da bikaç kemik düşse..! Başka bi numaraları yok; hırsız uğursuz bunlar, alayı kan emici…

    • Mufalefetin elini tutan mi var diyorsun bende var diyorum mansur yavas olayi ezana islik meselesi meydanlari gørmuyormusun mufalefet teroris hain alay kasit tehtit her turlu søylemleri doymuyormusun.?gul babacan ve digerleri aptalmi bøyle bir ortamda. Sahneye ciksinlar bu secimden sonra bekleyin birdaha sandiga zor gideceksiniz cunki reisin kafasinda ølene kadar devlet baskani olma yetkisi var bu son kertik asildimi gørun neler oluyor rte kimse tutamaz sasirmayin diye yaziyorum

  19. Sayın yazarın da belirttiği gibi zaten ülkemizde bir partiler enflasyonu vardır. Parti kurmak isteyen birileri var da kuramazsınız diyen mi olmuş orasını tam anlamadım. Son yıllarda doğrudan devletbaşkanımızın veya akpartili yöneticilerin ağzından “siyaset yapmak isteyen varsa buyursun parti kursun” yollu birçok açıklama yapıldığını herkes duymuştur herhalde? Hatta teşvik olsun diye yeni kurulan bir partiye 15 baş bonus milletvekili bile veriliyor ülkemizde:) Bizim muhalefetin zaten bi halt becereceği de yok ama yerel seçimlerde bir iktidar değişikliği olmuyor ki korkalım… Gerçi benim şöyle bir fobim de yok değil; chp belediyesi olan biyerde yaşamak!!! Daha önce bi kez başımıza gelmişti; allaha şükür bi daha gelmedi ama hala belimizi doğrultamadık:( isteyen istediği kadar parti kursun; cumhur ittifakı biyana diğer hepsi imf ve fetö güdümündeki particiklerdir. Bu gerçeği görmezden gelerek bi yere varamayız…

  20. sayın koru halkın yeni bir siyasi oluşuma şu an itibari ile ne ihtiyacı var nede sıcak bakıyor. zaten Ak partili bazıları parti kurdu millet oy vermedi chp ye katıldılar veya partilerini fesh ettiler kurmak isteyenler yine kursunlar ellerinden tutanlar mı var. sayın Gül zaten chp nin adayı olabileceğini (Erdoğan a karşı) açıklaması ile merhum Demirel gibi mütedeyyin seçmen gözünde kredisini bitirdi maalesef bu mütedeyyin seçmeni çoooook üzdü üzmeye de devam ediyor . chp nin kayığına binsinler diye oy vermedi her üst makamlara seçmedi

  21. sayın koru tabiki siyasi partiler seçim ittifakı yapabilirler biz seçmenlerin yadırgadığı beş benzemezin bir araya gelip iktidarı ele geçirmek istemeleri maazallah bi gerçekleştiğini düşünün daha düne kadar saadetliler chp tarafından tehlikeli görülmüyormuydu. ip ve bdp nasıl olacak bir arada yönetim biraz gerçekci olmak gerekmez mi yıllarca sağ sol kavramları değerler üzerinden oluşmadı mı

  22. Sayın Koru, elbette yeni parti kurulabilir. Muhtemelen siz bu partinin Sayın Abdullah Gül öncülüğünde kurulmasını bekliyorsunuz. Kimler olacak bu partide? Ak Parti’den bir şekilde yollarını ayırmışlar ve şu an Ak Parti’de olan bir kesim vs. Bazı isimler zaten etrafta dolaşıyor.

    Peki bu yeni kurulacak parti ile Ak Parti arasında ne gibi fark olacak? Mesela Sayın Ali Babacan yıllarca ekonomiyi yönetti. Şu an ekonomi kötü durumda ise bunda onun payı az mıdır? Ekonomiyi zora sokan özetle üretim ekonomisine bir türlü geçilmemesi diyor hükumet de muhalefet de. Sayın Ali Babacan’a zorla mı üretimle uzaktan yakından alakası olmayan inşaat sektörüne yönelmesi dayatıldı?

    Benzer soruları Sayın Abdullah Gül için de sorabiliriz. Cumhurbaşkanlığına kadar her makamda bulundu kendileri. Bizim bir Hukuk hocamız vardı. “Cumhurbaşkanı isterse ülkeye Komünizmi de getirir Şeriatı da” derdi. Yani yapmak isteyip de yapamayacağı şey yok derdi. Yeter ki işini bilsin. Dediğinin ne kadar doğru olduğunun en güzel göstergesi Sayın Erdoğan’dır. Allem etti kallem etti kaç yıllık parlamenter sistem yerine başkanlık sistemini getirdi. Rejim değişikliğine eşdeğer bir değişiklik yaptı.

    Şu an iktidarda Türkiye Cumhuriyeti tarihinde eşi görülmemiş bir güce ve halkın desteğine sahip bir lider var. Ama maalesef tek başına. Ben en büyük sorun olarak Sayın Erdoğan’ın yalnızlığını görüyorum.

    Başlangıçta Ak Parti’yi kuran ve Milli Görüş kökenli kişilerin neredeyse hiçbiri yok şu an Ak Parti’de. Bu Sayın Erdoğan’dan çok onların kabahati. Sayın Bülent Arınç ile Sayın Melih Gökçek oyuna gelip de niye birbirlerine girdiler? Sayın Mansur Yavaş Ankara’da kazanırsa bunda her ikisinin de etkisi olmayacak mı?

    Şahsen Ak Parti’nin çekirdeğini oluşturan Milli Görüş kadrosunun yerini ve Ak Parti teşkilatını bir şekilde gizli CHP’lilerin doldurduğunu değerlendiriyorum. Bu görüşümde ısrar ediyor ve kabul etmeyenleri en yakınındakileri küçük bir teste tabi tutmalarını salık veriyorum. Ben şahsen yapmadım. Çünkü benim yerime kardeşim yaptı ve durum hiç de iç açıcı çıkmadı. Kendi ifadesi özetle şu: “Bunlara mı kaldı Ak Parti?”

    Hoş CHP’lilerle CHP çatısı altında hiçbir sorunum yok. Ama Ak Parti çatısı altında gizli CHP’li olmak ciddi bir sorun bence.

    • Sayın BADUH! Ben bu işlere Vatan partililerin baktığını biliyordum ama siz CHP liler olduğunu söyleyince, CHP nin tarlasını da sürebilecekleri aklıma geldi.

      Ben gene de iyi niyetimi muhafaza edip mütedeyyin insanların CHP nin dindarlarla barışmasina müsaade etmeleri gerektiğini söylemek isterim.

  23. Fehmi Bey ben de sizi anlamıyorum. Bu ülkeyi AKP’den başkası yönetemez. AKP haşa sümme vahiyle gelmiş. Türkiye onlarsız yaşayamaz. Başkaları bir belediye başkanlığı bile yapamaz. Ezan, bayrak, vatan, başörtüsü dedin mi AKP’den başkası gelmez akla. AKP dışında herkes vatan haini. Allah akibetimizi hayreylesin de bu işler çok kötü işler. Bakalım nereye varacak. Aslında seçimleri de kaldırsınlar da bari bunca israf ve en önemlisi de gerginlik yaşanmasa.

  24. Sizin kafanız karışık değil Sn. Koru..Doğru yolda ilerliyorsunuz, ben de söylediklerinize katılarak arkanızdan geliyorum şahsen.

    Yeni parti, hatta partilere ihtiyacımız var. Sadece kamuoyunda AK Partiden kopmuş ve yeni parti kurma çalışmaları dillendirilen Gül, Davutoğlu, Babacan değil; irili ufaklı 90 küsur siyasi partisi olan ülkemizde, iri olanlarından, AK Parti, CHP, MHP, HDP, İYİ Partiyi de 2002’de olduğu gibi meclis dışı bırakacak yeni partilere ihtiyaç duyuyorum şahsen. Mevcutlar kanıksandı ve siyaset yapma şekliyle gına geldi artık.

    Ülke yönetiminde ve siyasette bir yeni sözü olacak, içinde bulunduğumuz demokrasi dışı tutum ve davranışları yeni bir söylem ile bertaraf edecek siyasi çıkışlara ihtiyacı var ülkemizin. Gelinen noktada ayrıştıran, kutuplaştıran ve toplum katmanlarını zayıflatan, iktidar ve muhalefeti ile buna katkı sağlayan mevcut siyasi tablo, ülkemizin hayrına hizmet edemiyor malesef.

    Artık toplumun şöyle bir silkinip uzunca yıllar yüklendiği iktidar ve muhalefet tortusunu sırtından atacağı, yeni siyasi söylem ve icraatları ile öne koyacak yep yeni partilere ihtiyaç var.

    Kimsenin hain, sakıncalı demesine takılmadan Türkiye’nin demokratik kazanımları ve tecrübesini arkasına alacak girişimlere ihtiyaç elzemdir. Bu güne kadar vermiş olduğu örneklerle halkımız, bu gibi girişimlere desteğini esirgemeyecektir. Tecrübeyle sabittir.

    Gerisi, bu çıkışı yapacak cesur siyaset yapıcılara kalıyor.

    • Hasan bey sizden özel bi ricam olacak; hani mümkünse sayın yazarın kafa karışıklığı var mı yok mu gibi spekülasyonlara girmeden siz de direkt yorumlarınızı paylaşsanız olmaz mı? Bir de o bahsettiğiniz “cesur siyaset yapıcıları” zaten şu anda işbaşında; macera aramaya gerek yok yani..:)

  25. sayın koru sizde yazılarınızda sürekli üzerine basarak belirtiyorsunuz acaba siyasetciler iktidarda doygunluğa ulaşıca neden hep muhalif olanlara ve eleştirenlere tahammül edemiyor halbuki herkes için koltuklar ve iktidarlar sürelidir değişim ihtiyaç ve maslahat gereğidir.saygılar

    • İşte o dediğiniz değişime artık halk karar veriyor zaten; köşe kadıları ya da gaste patronları değil! Madem ihtiyaçmış; muhalefetin yönetici kadrolarını hemen değiştirelim o zaman:) Maslahatmış…

  26. AK Partiye çoğunlukla oy verip iktidar yaptık.Ancak AKP leşti ve de kibir ve rant ile çakalların köşe başı tutması milletin canına tak etti.ARtık bu millet tanzim satışlarla ekonominin üretimin kurtulamayacağını, tank palete kadar ülke kaynaklarının elden çıkartılması noktasında ekonominin çıkmaza girdiğini görüyor.Onun için AKP nin miadı doldu .

    • Akparti iktidarının ilk yıllarına göre şimdi yine oy vermek için çok daha büyük sebepler var; hem bunca hizmet ettiler hem de düşman sevindirmek isteyiz değil mi? Beni bağlamaz diyorsan yeni dönemde yapılacak icraatlardan ve projelerden faydalanmazsın olur biter giresinli…

      • A HABER DIŞINDA DA TELEVİZYON İZLE.toplumu kamplaştırma,ezan yuhalanaması yalanı,tarımda ithalata mahkum edilme,tank paletin kuveyte devri ….binlerce ülkenin bekasının tehlike altına getirilmesi gibi sebepleri bu iktidar yoldan çıkalı yapılanlardan sadaca bir kısmı.sen de bunu görüyorsun ama kral çıplak diyemiyorsun.Uyanman dileklerimle…

  27. Galiba birileri bizim unutkanligimizdan yararlanıyor. Sanırım bir zamanların meşhur ‘irtica ile mücadele eylem plani’ ve ‘lahika planlari’ adlı planları tekrar hatırlamanın tam zamanı ama şu kaos ortamında kim hatirlayacak şimdi. Hala internet ortamında gazetelere haber olan bu planların içeriği hakkında bilgi edinilebilir.
    Yaşananları anlamak isteyenlere duyurulur.

  28. Bazı sözcüklere fazla takılmaya gerek yok. Erdoğan kendisinden uzaklaşanlar için ihanet sözcüğünü kullanabilir, yakın olduklarının haklı-haksız sebeplerle uzaklaşması onda ihanet ettikleri duygusunu oluşturabilir. Biz de bazen bu duyguyu yaşayabiliriz, arkadaşlarımızın bazı davranışları karşısında ve seslendiririz bu hissimizi. Bu ihanet biçimi, eşler arasındaki ihanetten de, vatana ihanetten de başka bir şeyi ifade eder. Bazı siyasi kişi ve kurumları da politik tutum ve davranışları sebebiyle vatana ihanet ediyor diye algılayıp siyaseten bunu seslendiren konuşmalar yapabilir bir siyasetçi. Sonuçta siyaseten bunun kararını seçimde halk değerlendirecektir. Aynen muhalefetin Erdoğan için sıkça diktatör söylemine başvurması, siyasal söylemini buna göre kurgulaması gibidir bu durum. Yeni parti kurulmasının da kimse için bir sakıncası yok, isteyen istediği kadar parti kurabilir tabii ki. Ama kimse iktidar yetkililerinin bunu teşvik etmesini de beklemesin. Sonuçta her siyasi parti rakiplerini meşru yollarla azaltmaya uğraşır, artırmaya değil. Zaten kadro parti kurmak için birilerinden, özellikle de iktidardan izin, icazet vb bekliyorsa, zaten o iş baştan sakatlanmıştır. Aslında varsa böyle bir düşünce, bunun içindeki kişilerin önce toplum içine çıkıp seslerini duyurması gerekmez mi? Olmayan insanlar, seslendirilmeyen fikirleri gerçekleştirmek için parti kursun diye anlamsız bir çaba içinde birileri sanki. Böyle yaparak bir ihtiyaç ve beklenti yaratılabileceğini hiç zannetmiyorum ben.

  29. Siyaset öyle bir meyve ki; Bazen çok tatlı olur bazen de çok acı olur. Geçmişe bakarsak: Geçmişte Erdoğan’a en çok hakaret eden 3 isim say deseniz? Bahçeli, Kurtulmuş ve Soylu derim.
    Günümüzde Erdoğan’a en çok sahip çıkan 3 isim say derseniz? Yine Bahçeli, Kurtulmuş ve Soylu derim.
    Siyasette her şey mubahtır. Geçmişte AKP ile HDP az mı İttifak oluşturmak için görüştüler. Yoksa o zaman PKK yok muydu? Şimdi Muhalefet ittifak yapıyor diye mi terör partisi oldu?
    Hak eden kazansın zaten yerel seçim Partiler değil de adaylar önemlidir. Hangi aday gerçekten iyi hizmet veriyorsa; ona oy vermeliyiz. İster kabul edin ister etmeyin: En iyi çalışan belediye şüphesiz Eskişehir Büyükşehir Belediyesidir. 15 yıl içinde bambaşka bir şehir meydana getirdi. Yılmaz Büyükerşen her kesimden de oy alabilen biridir. Mühim olan icraatlardır.
    SAYGILAR SEVGİLER

    • Düşamının ile masaya oturursunuz ancak düşmanınıza yardım etmezsiniz.
      Yunan ile masaya oturan ile yunana yardım edeni bir kefeye koymak nereden çıktı.
      Çözüm sürecinde düşman ile masaya oturuldu.İpi ABD elinde olduğu anlaşılınca da masa başına geçirildi.
      Şimdi PKK ile yapılan işbirliğine kılıf arıyorsanız ordan birşey çıkmaz.

      • H Gayret Eskişehir’e de laf attın ya artık sana diyecek bir lafım yok 🙂 🙂 Bir gün Yolun Yalova’ya düşerse Süleyman Karagülle ile sohbetimize katıl 🙂
        Dipnot Ziyaretin hafta içi olması makbule geçer..

        • Yahu karagülle gibi çınarın gölgesinde tedrisat yapıyorsunuz zerre kadar istifade edemiyorsunuz nusret bey? İnşallah ardan hayadan, dürüstlükten, insaniyetten bihakkın nasiplenirsiniz de bizleri utandırırsınız..:)

  30. Bunların hepsi olsun bu normal darbe olmayan,ABD uydusu olmayan demokrasiler için gayet güzel adımlar.
    ancak bizim gib yılalrdır ABD darbeleri ile ehlileştirilmiş devletlerde dikkatli ve uyanık olmak lazım.
    Gelecek kişi veya kişilerin (aklınızda kim var bilmiyorum) PKK,FETÖ ve en önemlisi ABD ile ilişkiler (özellikle bağımlık üzerine) fikir ve görüşleri çok önemli.
    Gwlecek kişiler “ABD yi ve güneydeki dost ülkeyi fazla üzmemek lazım” görüşünde iseler Türk devleti için güzel birşey değil ABD ye yeni müttefik arayışlarıdır.(3 yıl önce ABD radbe yapamadı ve bırakdı fastillik veya kötü niyettir.)
    Alttan alta bunların yolunu yapmak da kanımca kurnazlıktır.
    Yoksa gelecek kişiler söyle ağız dolusu PKK,FETÖ ve ABD ye saydırsınlar hiç sorun yok bugün gelsiler ama adaylara bakınca zor.

  31. fehmi bey 60 yıldır siyaseti izliyor, 45 yıldır bir kalem üstadı olarak yazıyor, Harvard dan yüksek lisans ve doktorası var, MIT de yani Massachusetts teknoloji enstitüsünde araştırma görevliliği var, ve bü günkü yazısında bizim muhalefetin iktidar olmak istediğini yazıyor.
    nerden bu kanıya vardı acep?
    buna dağdaki çoban bile itiraz eder.
    parti içinde kuşkusuz iktidar olmak isteyen bir zevat vardır, ve seçmeni iktidar olmak istiyordur. lakin hepsi bu kadar. iktidar olmak isteyen bir parti
    neredeyse 10 seçim kaybetmiş birini partinin başında tutar mı?
    nuh nebiden kalmış söylemlere saplanıp kalır mı?
    proje üretmeyeceğim, sadece iktidara laf yetiştireceğim der mi?
    her fırsatta ülke halkının hassas olduğu konularda rahatsız edici beyan verir, bu beyanları verenleri milletvekili ya da parti ileri geleni hatta genel başkan yardımcıları yapar mı?
    parti içi bitmez tükenmez kavgalarda, iç çekişmelerde boğulup gider mi???
    90 yıldır siyaset sahnesinde olan bir parti iktidara gelemiyorsa bir iktidar iddiasından söz edebilir miyiz? ana muhalefetin durumu bu. diğerlerini konuşmaya gerek yok.
    dolayısıyla iktidar değişir muhalefet iktidar olursa konusunu geçiniz…

    akp seçmeni yoruldu, muhalefetin seçmeni de.
    yeni parti-lere hiç olmadığı kadar ihtiyaç var.
    mesela TT partisi kurulsun, tarım ve teknoloji partisi …
    büyük bir tarım seferberliği başlatacak, kentlerden köylere olan göçü ve dışarı giden beyin göçünü ülkeye geri çevirecek politikalar üretecek, silikon vadileri ve araştırma enstitüleri kuracak, özgürlük, adalet, hukuk konularında hassas olmaya çalışacak partiler kurulsun.
    bizim vatansever, iyi yetişmiş, tok insanlardan oluşan kadrolara ihtiyacımız var.
    güzel ahlaklı, onurlu, merhametli insanlara…
    sıkıntımız buradadır.
    yeni bir parti kurulursa…
    diyor sayın koru,
    ben de tüzel kişilik konuları kolay, güzel kişilik konularını nasıl halledeceğiz, buna kafa yoralım diyorum…

  32. “İktidar değişir, muhalefet iktidar olursa.. Yeni bir parti kurulursa.. Bunlar neden kötü olsun?” (F.K.)

    İKTİDAR DEĞİŞİRSE… – Hiç de fena olmaz! AKP dersini almış olur. Yıllarca kendisine verilen karşılıksız kredinin-güvenin artık iflas etmiş olduğunu anlamış olur, yıllardır niye oylarını bir türlü arttıramamış olduğunun hesaplarına koyulur. Yıllarca iktidardayken önüne çıkan fırsatları neden kalkınma önceliklerine göre ve en azından %75lik çoğunluğun onayını/desteğini alacak şekilde ülke-yararlı projeler için değerlendiremediğinin pişmanlığını yaşamağa başlar. Öncelikle hep kendilerini-yakınlarını, partizanlarını korumak-kollamak gibi nefsi arzuların gözlerini neden kör ettiğini sorgulamağa başlar. Niye herkesin güvenini kazanacak şekilde şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim sistemi geliştiremediğini düşünmeğe başlar vs vs. Hulasa “Kendim ettim kendim buldum” şarkısını mırıldanmağa başlar…

    MUHALEFET İKTİDAR OLUR, YENİ BİR PARTİ KURULURSA… – Hiç de fena olmaz. Bunlar da AKPnin başarılı olabildiği güvenlik konusu dahil, Akdeniz-Egede tabi kaynak arayışı türü temel projelere aynı derecede önem vererek devam ederler. Altyapı türü, İstanbul’a kıyak, makyaj üstüne makyaj projelerine artık yeter derler. Her meydana yeni birer cami yaptırma gibi lüzümsuz projelere girişmezler. Kanal projesi gibi projeleri rant temini veya ölü yatırım şeklinde olmaktan ziyade sadece ve sadece İstanbul boğazını ağır tonajlı sanayi gemilerininin gürezgahı olmaktan kurtarmak için yaparlar (sade geçişler için bir suyolu!-gerisine başka öncelikler dolayısıyla hiç başlamazlar). Rusların kuracağı nükleer santral konusunu masaya yatırırlar. Bu konuda 1. derecede deprem bölgesi olan Anadaolu’da nükleer atıkların ne olacağı konusu, bunun yerine Rusya’nın deprem yüzü görmeyen bölgelerine götürme taahhüdü dahil herşeyin halk huzurunda tartışılmasına önayak olurlar. Yenilenebilir enerji projelerine öncelik verirler. Hukuk-adalet-medya-universite konularında AKPnin yaptığı hataları yapmamağa özen gösterirler. Yeni yatırımları enerji projelerine, üretim ekonomisine hizmet edecek, işsizliği azaltacak şekilde özenle seçerler. Yönetimde A’dan Z’ye her kademede şeffaflığı tesis ederler. Hesap verebilirlik kuralını işler hale getirip kanunlaştırırlar. Ülkede kavga ve gerginliklerin ortadan kalldırılmasına hizmet ederken suçu sabit olanlar için af yoluna gitmezler. STKları ve cemaatleri şeffaf yönetim ve denetim esasllarına göre revizyona tabii tutarlar. Milletin manevi değerleriyle ilgili konularda daha önceki dönemlerin aksine anlayışlı ve hassas davranırlar…..

    Yeni bir parti kurulur da bir süre sonra AKP gibi kurulduğu yılları ve verdiği vaadleri unutursa, onları da eleştiriye devam… (yoksa hakszlık edilmiş olur).

  33. Önce ANAP Sonra AK PARTİ ülkemiz için Çok Güzel Hizmetler yaptı .Benim İçin,bir çok hizmet var ama özellikle ,Demokrasi , İnsanhakları,Özgürlükler ,Ekonomideki iyileştirmeler çok önemliydi Ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün Ecdad yadigarı eserleri tekrar imar edip gün yüzüne çıkarmaları her türlü takdiri hakediyor.Ben de bu hizmetleri için hep destek oldum. Ama şimdi destek verdiğim Partiyi tanıyamıyorum ne hale geldi Fakat şimdi ANAP Yok,AK PARTİ de bizim gibi, kendisini sevip ,destekleyenleri bırakıp ,kendini Yok etmeye çalışanları Menfeat icabı dost sayıyor.Dost acı söyler bu gidiş hayra alamet değil . Adamlar , hertürlü , kinlerini , hesaplarını Ak Partiyi kullanarak hallediyorlar.Maalesef Ak Partide buna teşne bu yüzden erime devam ediyor.Ve edecek çünkü Aklı Erenler’ çok dile getirdi” Gelin Yapmayın Fabrika Ayarlarına Dönün “ diye ama bu uyarıları dostların acı sözlerini kendi aleyhlerine zannedip ,terslediler,sonra TROL ve TROLİÇE denen, Güce ;İki Yüzlüce tapma ,küfür , hakaret , yağcılık yalakalık terbiyesizlik dışında hiçbir ahlaki ilkesi olmayan karaktersiz bir gurup Ak Partiyi kuşattı ve altını oymaya devam ediyorlar yani dağdan gelip bağdakini kovdular Ve Siyasette ciddi bir boşluk oluştu. Tabiat boşluk kabul etmez biri gelip doldurur

    • Değerli arkadaşım yazının altına imzamı atarım içimden geçenleri sanki yazmışsın dediğin gibi o boşluğu dolduracak insanlar Ak partiye halen üye olup dışlanan insanlar inşallah yolları açık olur selam ile

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here