İttifaklar iyi mi, kötü mü? Benzer partiler mi, yoksa benzemezler mi daha iyi ittifak yapar?

91

Son hızla seçime doğru yol alıyoruz. Partilerin, bizler tam farkına varmadan, 16 Nisan (2017) referandumu ile başlayan bir hazırlık içerisinde oldukları anlaşılıyor. Sandığa gittiğimizde kimin daha iyi hazırlıklı olduğu ortaya çıkacak.

Hazırlıklı olmak seçimler için önemlidir; ancak bu her şey demek değildir. Seçmen ara sıra sürpriz yapmayı da sever.

Bu süreçte benim anlamakta zorlandığım birkaç husus var; onları sizlerle de paylaşayım istiyorum.

Dört benzemez benzese miydi?

İlk konu ‘ittifaklar’ ile ilgili. İktidar çevresi, karşısında oluşan partiler ittifakını, bir türlü hazmedemedi. Kimileri ‘millet ittifakı’ ismine takılıyor, hatta isminde ‘millet’ sözcüğü bulunan bir partinin ittifakın o ismi kullanmasını engellemek için Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) başvurduğunu da biliyoruz. YSK başvuruyu reddetti.

Kimi ise, ‘Dört Benzemez’ diye anarak ‘millet ittifakı’ içerisinde buluşmuş partiler arasında daha ilk bakışta dikkat çeken farklılıkları gözlere sokmaya çalışıyor.

Doğrudur; CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti arasında benzerliklerden çok banzemeyen yönler daha belirgin… Ancak ‘ittifak’ mantığı gereği zaten benzemezler arasında gerçekleşmesi gereken bir oluşum değil midir?

AK Parti ile MHP birbirine benzeyen partiler mi?

Karşılarına rakip olarak çıkan ittifak cephesine birbirlerine benzemeyen partilerden oluştuğu için yan bakmakla, AK Parti çevresi, kendilerinin MHP gibi bir partiye benzediğini de kabul etmiş mi oluyor?

Acaba AK Parti’ye gözleri iliştiğinde liderlerinin yakın geçmişte ona yönelik olağanüstü sert eleştirilerini hatırlayan MHP seçmeni böyle bir benzetmeyi hazmedebilir mi?

Ya da tersi: İşte birkaç gün önce ‘yiğit delikanlılar’ sıfatıyla andığı birilerine af isteyen MHP liderine, onunla ve partisiyle ittifak yapmış AK Parti lideri ‘‘Gündemimizde yok’’ diyerek ters bir cevap vermedi mi?

Evet, AK Parti giderek MHP fikriyatına yaklaştı, MHP de sonunda AK Parti’nin ittifak yapabildiği tek parti haline dönüştü, ama işte sonuçta onlar da iki ayrı parti.

Ayrıca, ‘benzemez’ sözcüğüyle aynı listede yan yana yer alacaklarına itiraz edilen CHP ile Saadet Partisi, vaktiyle aynı hükümet içerisinde buluşmayı da başarmış iki siyasi ana gövdenin günümüzdeki devamıdır; dönemin CHP lideri Bülent Ecevit’in ‘tarihsel uzlaşma’ adını taktığı bir koalisyonu, Saadet’in bugün de izinde olduğunu özellikle vurguladığı Necmettin Erbakan (merhum) diğer başka koalisyon formüllerine tercih etmişti.

İttifaklar birbirine benzemez partiler tarafından, biraz yüzde 10 barajı biraz da yeni sistemin başarı için ‘50+1’ şartı getirerek zorlaması yüzünden oluşturulmuştur.

Bu da beni aklımı kurcalayan ittifakla ilgili ikinci soruya yönlendiriyor.

O da şu: İlk oluşturulan AK Parti ile MHP arasındaki ‘cumhur ittifakı’ idi ve hemen arkasından AK Parti lideri de olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan kendisinin uzakta tuttuğu veya yanında istediği halde buna yanaşmayan partileri kendi aralarında bir ittifaka gitmeye davet etmişti.

Şimdi ‘Dört Benzemez’ diye karşı çıkılan ittifak o davetin ürünü sayılabilir.

İyi de, ‘‘Sizler de bizim gibi aranızda anlaşın ve ittifak oluşturun’’ tavsiyesine muhatap partiler tam da bunu yaptığında neden kötü isimlerle anılıyor?

Evet, birbirine benzemezler de zorunlu hallerde bir araya gelebilir; aslında keşke zorunluluk olmasa da böyle birliktelikler kolayca kurulabilse…

Söylemler daha dikkatli

Benzemezler ittifaklarının yararı daha şimdiden görülmeye başladı. Çok daha yıkıcı ve kıyıcı geçen geçmiş kampanyalar ile bugünlerde meydanlara da yansımaya başlamış kampanyaların söylemi arasında olumlu pek çok farkı ittifaklara borçlu olduğumuzu söyleyebilirim.

Herkes yeni sistemde ittifakın zorunlu olduğu bilgisiyle, yarın şimdi ittifak yaptıklarından farklı partilerle ittifak zorunluluğu ortaya çıkabileceğini düşünüp sözlerinin aşırıya kaçmasını frenliyor.

Ya da şöyle söyleyeyim: Frenleseler iyi olur.

İttifak konusunda son bir nokta daha: Partiler seçim sistemi gerektirdiği için sandığın tanıklık edeceği güne kadar bir ittifak gerçekleştirdiler; seçim sonuçlarıyla birlikte ittifaklar da bitecek ve herkes kendi yoluna gidecek. Partiler geçici olacağını bilerek oluşturdukları ittifaklardan kazançlı çıkarlarsa, iktidar ve muhalefet olarak, ortak ilgi alanlarında işbirliğini seçim sonrasında da devam ettirirler mi?

‘‘Kutuplaşma biter mi?’’ diye soruyorum.

Zihnimde bugünlerle ilgili başka sorular da var.

ΩΩΩΩ

 

91 YORUMLAR

  1. Herşey dönüp dolaşıp iyilik ve kötülüğü birbirinden ayırdetmeğe dayanıyor. Allah, insanı bu ikisini kolayca ayırdedecek yapıda yaratmıştır, arada insanın nefsine oturmuş iblis olmasa!

    Ramazan geliyor derken geldi. “Nefsimi tımar ediyorum. Gün boyunca yemiyorum, vakit kolay geçsin diye bol bol uyuyorum. Uyanınca bütün gün yemediğimin acısını çıkarıyorum, 3-4 çeşit yemeği tıka basa yiyorum” diyorsanız, bu Ramazanı yaşamağa değil, istismara girer! İman ve akıl sentezine dayanan müslümanlık oruç tutarken tutmuyormuş gibi hayata devam etmeyi ve aynı ritmde çalışmayı gerektirir. Oruç olayını fazla abartmadan hele hele iftar olayını istismar etmeden, yani: mideyi pek şişirmeden, nefs-ruh-beden dayanışmasıyla, hiç değilse bu ay boyunca “At gözlüklerini” çıkararak “Dini gözlüklerimizle” hayata, insanlığa bakmayı deniyelim…. Hayırlı Ramazanlar, siyasete devam!

  2. zahmet olmazsa kürtleri terör sevici ilan eden ifadeyi paylaşın.
    suça karışmamış fetöcüleri itham eden ifadeleri
    ve chp seçmenini suçlayan ifadeleri.
    ben göremedim.
    hep beraber üzerinde tartışalım
    yanlış anlamaları giderelim. kimsenin kimseyle derdi yok.
    enerjimizi yanlışı düzeltmeye sarfedelim.
    bu ülke halkı bernar bey sağduyuludur, Suriyeleşmez.

  3. Dr. Kivilcimlinin sozunu ettigi biraz munafikca cocuklar veya mutekait solucanlar ve onlarin gec donem tanistigi mubarek yoldaslari: yalancilikta ve riyada/takiyyede kimseler elinize su dokemez!

  4. Öncelikle 1 dolar=4,3219 tl. ve yediklerimizin, içtiklerimizin hesap zamanı geldi. yani borç alıp keyif çattığımız günler geride kaldı. Düşmemiz kaçınılmaz ama hem düşüşün sert olmaması hem de düşüşten en az hasarla (ne kadar olabilirse işte) çıkış için çaba harcamak lazım. İktidarın bunu yapabilecek kapasitesi olmadığını biliyorum ama son gelişmeler iktidarın tam tersini yapabilecek kapasitesi olduğunu gösteriyor. Bilgiden önce yasağını öğreniyoruz. http://www.shaber3.com/durmus-yilmaz-ulke-adim-adim-kambiyo-kontrol-rejimine-gidiyor-haberi/1302490/ . akp, 24 hazirandan sonra kontrollü kambiye rejimi konusunda yılmazın açıklamasını okuma özgürlüğüm olacağını söylüyor.
    tweetterde bir kişi sormuş. “kambiyo kontrol rejimi nedir?” diye diğer birisi cevap yazmış: “doların 3 lira olmasına yönelik khk çıkarıldı fıkrasının gerçeği”
    gündem yoğun. bu nedenle fırsatım olursa genellikle uzun yazıyorum.
    Filistinde 41 kişinin öldürüldüğü 1500 civarında yaralı olduğu haberleri var. ve hala “kahrolsun israil” sloganları havada uçuşuyor. Hiçkimse çözüme yönelik öneri getirmiyor. söylenilenler “ver gazı” modunun ötesine geçmiyor ve verilen gazlar genellikle ölen filistinliler olarak bize geri dönüyor. Savaş ve çatışma dışında çözümler bulmak zorundayız. 2 nedenle bu böyle. birinci neden: çatışma ve savaş kötü birşeydir. ikinci neden ise, savaş ve çatışmalarda her zaman en zayıf olanlar en fazla zararı görürler. burda da en zayıf olanlar filistin halkıdır.
    Bugünkü konu ile ilgili olarak ise, dünkü yazdığım yorum üzerine devam edeceğim.
    Dün, akp için birinci tehlikenin hdp olduğunu (ekonomik durum ile birlikte demek lazım), bunun için en fazla hdpnin barajın altında tutulması için çaba harcayacaklarını yazmıştım. Troller bugün uyanmış herhalde, epey bir kişi terör destekçiliğinden vb. bahsetmiş. ittifakın terör destekleyen hdp ile hareketinden bahsetmiş.
    Biliyorum artık bunların söylediklerinin toplumda hiçbir değeri yok ama ben yine de bu kişilere bazı noktaları, anaokulu öğrencilerine hatırlatır gibi hatırlatmak istiyorum.
    HDP’nin düşüncelerinde, yaptıklarında, ettiklerinde katılmadığımız, hatta karşı olduğumuz, doğru bulmadığımız şeylerin olması gayet normaldir ki zaman zaman ben de (hatta pekçok zaman) hdpnin politikalarını ve bazı söylemlerini eleştirdim, bundan sonra da eleştirmeye devam edeceğim. Bu eleştirilerimin başında da hdpnin bir kürt partisi olması geliyor ki, bana göre, mhp ne ise, akp ne ise, hdp de aynı şekildedir. etnik veya dini kimlik üzerine politika yapan ırkçı partilerdir. Bu işin bir boyutu.
    Ancak işin başka boyutları da var. ülke sorunlarının veya ülkede temsil ettiği kitlenin sorunlarının çözümü için siyaset yapıyorlar. Bu çok çok çok önemli birşey. Anakolu öğrencilerinin bunu anlaması biraz zor olabilir ama izah etmeye çalışacağım.
    Siyaset yapmak demek, sorunu çatışma dışında, savaş dışında yöntemle çözme çabası demektir. Bu durum ise her insan için (hitleri ayırıyorum. bir de hitler gibi birilerinin kanını dökmekten zevk alanları da ayırıyorum) arzu edilir bir durumdur. Yalnız hitler, bunu istemez, bu insanları yok etmek ister. yok etmek isteyeceği (ya da istediği) kitle ise en azından 6 miyon kişidir. oy kullanma yaşında olmayan çocukları saymadım. bir de çatışma ortamında türklerin de öleceğini düşünürsek, bu durumda ölecek insan sayısı 10 milyonun rahatlıkla üzerine çıkar. Hitlerin ağzı sulanmıştır ama normal bir insanın gözlerinin faltaşı gibi açılması lazım. İnsan öldürmekten, insan kanından zevk almayan herhangi biri, savaş dışı çözümlere yönelir ve savaş dışı çözüme yönelenlerin değerini bilir. Ben ve benim gibiler de bu nedenle hdpnin değerini biliyoruz.
    Kuşkusuz siyaset yapmak isteyenleri çatışmaya zorlamak hemen 10 milyon insanın ölümü anlamına gelmez. Ama insanların bu sorun nedeniyle ölmeye devam etmesi anlamına gelir. nitekim şu ana kadar 40 bini aşkın insan öldüğü söyleniyor. 1 can bile değerliyken, 40 bin insan niye ölsün. geçmişte sorunlarımızı savaş ve çatışma dışında çözmenin yöntemini bulabilseydik bu 40 bin insan ölmeyecekti. şimdi bulamazsak, bundan sonra da insanlar bu nedenle ölmeye devam edecek. Bu nedenle insanları, savaş ve çatışma dışında çözüm bulmaya teşvik etmemiz gerekiyor. fakat biz tersini yapıyoruz. Oysa hdpnin o coğrafyadan çıkıp siyaset ile soruna çözüm bulma çabası öyle kolay değil ve teşvik edilmeye ihtiyacı var.
    Ayrıca biraz da namus, dürüstlük lazım. Suça bulaşmamış insanlarla görüşülmesinin nedenlerini sorgulayanlar, eli silahlı terör örgütleri ile yapılan gizli pazarlıklara alkış tutmamalıydı. Birebir insan öldürmüş ya da insan öldürülmesinin talimatını vermiş insanlarla gizli pazarlıklar yap, diğer taraftan burda suça bulaşmamış insanları “tu kaka” yapmaya çalış. Bu islamcılarda ahlak, yaşam dışında her yerde durabiliyor, özellikle de Hz.Ömer hikayelerinde çok güzel duruyor ama yaşama bulaşmaması gerekiyor.
    Hdpnin alacağı oyların akp açısından önemini vurgulayıp akpnin hdpnin oyunu baraj altında tutma çabasına gireceğini yazarken, aklımda olan, sandıkların taşınması vb. gibi şeylerden bahsetmiş ve seçim güvenliğinin çok çok önemli olduğunu vurgulamıştım. ayrıca muhaliflerin en fazla sandık güvenliğinde ittifak yapması gerektiğini yazmıştım.
    Aslında daha önce aklıma gelen fakat yazmaktan imtina ettiğim terör saldırıları meselesi de var. dün cumhuriyetten aslı hanımın pkk saldırısı ile birlikte hdpnin oylarının düşeceğine yönelik yorumu, daha başka yerlerde karşılaştığım “demirtaşın hapsini pkk istedi” mealindeki yorum ve açıklamalar ile birleşince kayıt düşme ihtiyacı hissettim. savaş dışı çözüm isteyenler nasıl farklı yerlerde olsa da birbirinin değerini biliyorsa, savaş ve çatışmadan beslenenler de, farklı yerlerde olsa da birbirlerinin değerini biliyorlar. Gerçekten de savaş dışı çözüm pkknın safdışı olması anlamına gelebilir. Özellikle de kürtlerin, pkk saldırılarına karşı uyanık olması lazım.
    uyanık olsalar ne yapabilirler onu da bilemiyorum. Fakat tek bildiğim pkk saldırılarının hdp ve kürtlerin ve tabii muhalefetin aleyhine olacağı.

    • Sayın Hamza Akyol,aklın, sağduyunun, içi boş ve gerilimleri besleyen hamaset yerine hepimizin yararına olacak fikirlerin, herkes ve hepimiz için saygı ve barışın çok kıymetli olduğu dönemlerden birini daha yaşıyoruz. Düşmansı ve tümden yoksayıcı iddialara sık sık rastgelmek insanda umutsuzluk ve gelecek korkusu yaratıyor. Sizin yorumlarınız, buradaki bir kaç okurun sağduyulu yorumları bana moral verdi, hiçbirinizi tanımadan sizlere gönül borcu duyuyorum. Gerçek vatanseverler ve bu ülkenin yarınlarını içtenlikle kaygı edinenler, dindarı sekülerle, Türkü Kürtle, Sünni’yi Alevi’yle karşı karşıya getirip çatışmacı dille kışkırtanlar değil, seçimlerde hangi partiye oy verirse versin, herkesin bu topraklarda yaşayan ve yazgıları ortak olan yurttaşlar olduğunu düşünenler, kini değil dostça ve barışcıl diyaloğu önerenler. Emperyalistlerin bizi bölüp parçalamak istediğini durmaksızın yineleyip duranlar, her nedense her yerde vatan haini ve emperyalistlerin işbirlikçisi keşfetmekte pek mahir olanlar. Herkesin herkesle kavgalı hale geldiği bir ülkenin o iddia ettikleri emperyalist planların işini kolaylaştıracağı gibi anlaşılması son derece basit bir gerçeği bile göremiyorlar. Ülkemizi esenliğe çıkaracak olan samimi ve sağduyulu muhafazakar demokratlarla sayıca az olsa da zamanla artan özgürlükçü, dine ve dindarlarına saygılı sol demokratların sağduyulu sesi. Bu insanlar bir partinin militanlığını ve koşulsuz savunusunu yapmak yerine, oturup zaman ve emek harcayarak, hiç kimseyi kışkırtıp öfkelendirmeden düşüncelerini dile getiriyorlar. Hiçbir siyasal parti, tek başına aklın ve sağduyunun sözcülüğünü yapmıyor. Ülkücüsünden sosyalistine, Kürdünden Türküne, gencinden yaşlısına, dindarından sekülerine, tüm toplumsal kesimlerde var böylesi yapıcı insanlar. Sayılarının artmasını, seslerinin daha çok işitilir olmasını diliyorum.

      • aynı dileklere sahibiz ve biliyorum ki aynı dileklere sahip pekçok kesimden pekçok insan var. Bana göre ülkede demokrasi olabilmesi için öncelikle buna uygun altyapının olması lazım. bunun için de öncelikle üretim ve bölüşüm ilişkisinde devletin rol almasının önlenmesi, yani devletin servet dağıtan konumundan çıkması lazım. ikincisi ise demokrasi vatandaşlar ile, bireyler ile mümkün. tebaa ile demokrasi olma ihtimali yok. zaten taa o zaman atatürk bu gerçeği görerek, “cumhuriyet, ilmi hür, irfanı hür, vicdanı hür bireyler ister” diyor. fehmikoru.com sitesi sağladığı tartışma ortamı ile düşüncelerimizdeki ve duygularımızdaki boşlukları görmemize ve farklı fikir ve duygularla iletişime geçerek bu etkileşim sonucunda “sağcı”, “solcu”, “akpli”, “kürt”, “türk” vb. kalıplardan sıyrılmamıza ve herşeyden önce bir insan, bir birey olarak var olmamıza katkıda bulunacak diye düşünüyorum. Kürt mehmet, Türk ali, akpli mehtap, solcu ayşe değil, mehmet, ali, mehtap, ayşe olarak var olup, etnik kimliğimiz gündeme geldiğinde kürt olduğunu söyleyen ya da hangi siyasi partinin üyesi ya da hangi siyasi partiye oy verdiği sorusu gündeme geldiğinde akpli ya da solcu ya da x grubu üyeliği ya da taraftarlığı ortaya çıkan kişiler olmak. Bu noktaya ulaştığımızda, iktidarda kim olursa olsun, bu ülkede demokrasi olacaktır, teknoloji olacaktır, bilim olacaktır, buluş olacaktır, sanat olacaktır, hukuk olacaktır.

    • hamza bey,
      iyi söylersin, güzel söylersin, doğru söylersin.
      keşke hdp li vekillerde senin gibi düşünselerdi değil mi?
      biz ve bizim gibiler sen ve senin gibiler gibi hdp nin değerini bilemedik gerçekten. bu da doğru.
      siyasi çözüm bulmada yetkili gördüğün mercii için ülke sorunlarının veya ülkede temsil ettiği kitlenin sorunlarının çözümü için siyaset yapıyorlar diyorsun öyleyse bir kaç örnek ver. ben gerçekten hangi sorunları meclise taşıdı bilmiyorum.
      hangi sorunlara çözüm üretti bilmiyorum.
      hdp li belediyelerin hangi hizmetleri verdiğini bilmiyorum.
      bunları ben anlamaya çalışacağım.
      hangi yaraları sardılar gerçekten hiç fikrim yok.
      ama temsil ettiği kitle
      belediyeler ellerinden alınırken neden sessiz kaldılar fikrim var.
      insanları sokağa çağırdığında neden çıkmadıklarını biliyorum.
      hendeklere destek istediklerinde neden vermediklerini anlıyorum.
      fırat kalkanı için, el bab için, afrin için neden evet dediklerini görüyorum.
      sokaklarda vekilleriyle neden konuşmak istemiyorlar hak veriyorum.
      kendilerine açılan büyük krediyi ben heba ettiler diyorum ve gelecek krediyi bir kredi daha verilecek olursa-kürtler hdp yi tekrar meclise taşımak istemeyedebilir_ daha iyi kullanacaklarına sizi ne ikna ediyor bilmek isterim doğrusu. seni romantik olmaktan çıkaran nedir???

      bu arada ben de kendi yorumlarımda değinmeye çalıştım. bir el terörü hareketlendirip bu işi erdoğanın üzerine atıp oy için yaptığını iddia edebilir. gerçi O-Halde biraz zor ama yine de hepimiz uyanık olmalıyız…

      • didem hanım merhaba. öncelikle sizin yorumunuzu çok geç gördüm. ayrıca çok rahatsızım. Bernar beye daha çok yazacaklarım vardı ancak rahatsızlığım nedeniyle toparlayamadım. bir noktada kesmek zorunda kaldım. çok toparlıyamıyorum.
        ancak birkaç noktayı belirtebilirim. öncelikle siyaseti takip etmiyorum. iktidarda kimin olduğu ile ilgilenmedim. sadece son dönem, ülkenin kötüye gittiği fikrine kapıldığım için, oy kullanmanın önemli olduğunu düşündüğüm için oy kullanmaya karar verdim. daha öncesinde oy da kullanmıyordum. bu nedenle hdplilerin ne yaptığını da bilmem mümkün değil. tıpkı akplilerin, mhplilerin, chplilerin ne yaptığını bilmediğim gibi. ama herhalde onlar da diğer partililer gibi meclise gelmişlerdir, komisyonlarda yer almışlardır, çeşitli konularla ilgili eleştiri ya da düşüncelerini (aslında partisinin düşünc esi ya da eleştirisi demek daha doğru olur) dile getirmişlerdir. Akpliler bu memlekete yararlı birşey yapmadı diye onları yargılamıyorsak, hdpliler için de aynı durum geçerli.
        Mesela bir tane olayı hatırlıyorum. cezaevinde bir tane kürt mahkum altını ıslattığı için diğer mahkumlar tarafından dövülerek öldürülmüştü. bu öldürme olayında kürt olmasının da etkisi olduğu söylenmişti. onunla ilgili açıklama yapmışlardı. aslında bunun hdpnin değil, herkesin sorunu olması lazım ama hdpliler dile getirdiler. Başka da ne yapmaları lazımdı, ne yaptılar, ne yapmadılar ya da neyi yapamadılar bilemem.
        Kürtlerin hdpye sahip çıkıp çıkmaması konusunu da bilemem. bırakın özgürce politika yapsın. kürtler sahip çıkmıyorsa zaten sizin de sıkıntınız olmaz. hdpli belediyelerin hangi hizmetleri verdiğini bilmiyorum, akpli belediyelerin hangi hizmetleri verdiğini bilmediğim gibi. benim bölgem, yeni bir yerleşim yeri ve ben burdaki kadar yarım bina görmedim. belediye başkanı da akpli. ayrıca, yeni bir yerleşim yeri olmasına rağmen, kanalizasyon tekrar kazıldı ve yeniden yapıldı. bu kadar zararı da pkk bile veremez.
        Yani hdpliler için düşündüğünüzü diğerleri ile kıyaslayarak düşünün. doğru söylüyorsunuz. hdpli belediyeler halka diğerlerinden daha iyi birşey yapmadılar. ama diğerleri de halka hdplilerden daha iyi birşey yapmadı. “hdpli milletvekilleri çok iyi”, “çok doğru”, “çok haklı”, “seçilirlerse çok iyi şeyler yaparlar” gibi bir iddiam yok. zaten eğer benim yorumlarımı okuyorsanız ben kimsenin türkiyeyi kurtaramayacağını, birilerinin türkiyeyi kurtarmasını beklemenin yanlışlığını defalarca yazdım. Türkiyenin nasıl düzlüğe çıkacağı ile ilgili olarak da bütünsel düşüncelerim var. zaman zaman bunları ifade ediyorum.
        Bunlar ayrı şeyler. fakat birtakım insanların siyaset yapmasını engellemeye çalışmak, onları baskı altına almak vb. bunlar onlardan ziyade türkiyeye zarar veren şeyler. yani hdpyi tu kaka yapmak, hdpden çok türklere zarar verir. Çünkü insanların beyinlerini yok eder, düşüncelerini yok eder, insanları taraf yapar, insanları güdülecek koyun yapar. Sonra da bu ülkede çatışmayı besler, savaşı besler, çözümsüzlüğü besler, bu yönüyle de türkiyeye zarar verir.
        aslında daha epey yazılacak şey var. ama dediğim gibi, gerçekten çok rahatsızım, toparlamakta zorluk çekiyorum. umarım saygısızlık olarak görmezsiniz.

  5. Pekala. . . HDP’ye oy veren 9 milyona yakın insan aktif olmasa bile PKK destekçisi ve HDP sadece PKK’nın sivil uzantısı.Bu 9 milyon insan bizi parçalayıp yok etmek isteyen Batı emperyalizminin ekmeğine yağ sürmekle meşgul. Kendisine Hizmet Hareketi denilen yapının başındaki F. Gülen ve onun etrafındakilerin karanlık ve ülke düşmanı darbeciler olduklarına benim de kuşkum yok. Peki ama bu karanlık inanların peşlerine takmış oldukları yüzbinlerce insan da mı terörist? Hepsi dindar olan bu insanlar gönüllü CIA ve darbe destekçisi mi? Böyle olduğunu söylüyorsunuz. Yakını akrabası vs. ile 1 milyon daha eklendi terörist ve emperyalizm destekçisi hainlere. Ya CHP? Bunlara oy veren 16-17 milyon insan da ülkenin beka sorununa hiç aldırmayıp demokrasi bilmem ne diyerek Avrupalı emperyalistlerle bilinçli bilnçsiz işbirliği yapıyor. . . Tamam, illa durum bundan ibarettir diyorsanız, söyleyecwk sözüm yok. Ama, bundan sonra gelip de bana Türkiye’nin güçlü bir ülke olduğunu, halkın vatansever insanlardan müteşekkil olduğunu anlatıp BİZ edebiyatı yapmaya kalkışmayın! Kendi çinden Kürdü ile Türkü ile 30 milyon vatan haini ya da Batı emperyalizminin destekçisi olduğunun farkına bile varamayan aptal insan çıkaran böyle bir ülke büyük bir ülke falan olamaz. Sizin istediğiniz olsun o zaman: Türkler olarak Kürtleri terör sevicisi, PKK uşağı olarak cezaevlerine tıkalım. Benzeri ilkel milliyetçilik zehriyle büyülenmiş Kürtler Türk nefretiyle yaşasınlar. F. Gülen denilen ruh hastası karanlık adama gönül vermiş yüzbinlerce insanı da terörist olarak içeriye tıkalım. Vatana değil Avrupa’nın çıkarlarına hizmet eden CHP yöneticilerini ve bunlara oy veren 16-17 milyon salağın da haddini bildirelim. Pekala, böyle düşünelim, buna uygun davranalım. Hep ötekileştirelim, hep birilerini teröristlikle, vatan hainliği ile suçlayalım. Ama, ded,ğim gibi, ortada BÜYÜK MİLLETİZ BİZ diye de mahallenin delisi gibi boş hamasetle dolaşmayalım. Çünkü, sizin resmettiğiniz Türkiye’den öyle büyük devlet büyük millet falan çıkmaz, çıksa çıksa yarınların yeni Suriye’si çıkar, yüzbinlerce insan birbirini boğazlar. Blidiğiniz gibi devam ediniz o zaman. . .

  6. Sayın Koru seçim öncesi ittifakı seçim sonrası ittifakın da devam edeceğini gösteriyor.Burada sosyolojik tabanı uymayan saadetin yanlış ittifakıdır.Şimdiden saadetin tabanı ikiye bölündü.İleriki yıllarda sistem iki ana eksene dönüşerek radikal partiler ılımlı hale dönüşecek yada tarihe gömülecek.Bu da Türkiyede Gerçek sosyal demokrat ve Muhafazakar demokrat eksenin oluşmasını sağlayacaktır.
    Millet ittifakı es kaza kazanırsa 4 benzemez ideolojı ye sahip partilerin hükümet etmesi imkansız olacaktır.
    2002 öncesi Ana_sol Me hükümetlerine benzeyecektir.Muhalefetin derdi”Erdoğan gitsin memleket bitsin”
    anlayışı veya”Edirneye Enver gireceğine Bulgar girsin”anlayışı..

    • Aklı selim künyesi ile yazmışsınız fakat hiç düşünmemişsiniz. Sistemin artik koalisyon olmadiğinin farkinda değilsiniz galiba. Seçilen kişi istediği kişileri bakan yapacak meclisin onu onaylamasida gerekmeyecek.

      Muhalefetin Erdoğan gitsin türkiye bitsin mantığında olduğunu yazmışsınız. Erdoğan ile türkiyenin bitmesi arasinda nasil bağıntı kuruluyor anlamıyorum. Erdoğandan önce türkiye yokmuydu. Binlerce yillik devlet geleneği olan bir ülkeyiz, bir kişiye kaldiysa zaten yıkılmışız zira bir ölümlüye umut bağlamışız demekki. Secimleri erdoğan kazansada o öldüğünde yıkılacağız demekki….

      • Muharrem ince Meral hanıma .Meral hanımın Muharreme Başkan yardımcısı vaatleri şimdiden veriliyor.Demekki zimmi koalisyon yapılıyor resmen olması elbette imkansiz.
        Mesele ağaç olmadığı gibi mesele Erdoğan anlayışıdır.Erdoğan Pensilvanya papazı gibi
        Masum imam değil.Günahı ile sevabı ile Allahın bir kuludur.
        osmanlıda lider tükenmez….

    • Enver’in Osmanlı İmparatorluğu’na verdiği zararı, değil Bulgarlar, tüm dünya milletleri bir araya gelse veremezdi. AKP iktidarı ve Saray’daki muktedir için de aynı şeyi söylemek mümkün. Türkiye Cumhuriyeti’ni oluşturan tüm değerler, kurumlar, kurallar, teammüller topyekün tarumar edildi, ülkenin bütün kaynakları bir avuç haramzadeye, tüm kadroları aklı, vicdanı, ahlakı olmadığı gibi, kendi alanlarında hiçbir bilgi birikimi ve kapasitesi de olmayan yandaşlara tahsis edildi. AKP diye bir şey zaten kalmadı, bu nedenle evet; bu ülkenin aklını, vicdanını, ahlakını sağduyusunu tamamen yitirmemiş aydınlık bireyleri için en önemli öncelik Erdoğan’ın demokratik yollardan iktidardan indirilmesidir. Devletin ve milletin bekâsının biricik ve öncelikli gereksinimi budur.

      • Evet, turkiyeli muhataplariniz birer birer gozaltina alinip tutuklandi:) buna ragmen devlet baskanimizin en azindan demokratik yollardan devrilmesini lutfederek oldukca mesafe kaydetmissiniz! Darbe falan gibi cok buyuk altust oluslara goturecek operasyon kabiliyetiniz kalmamis demek, yaniliyor muyum?

        • Estaüfirullah Sn. H.Gatret, elbette yanılmıyorsunuz, bilinçli, kasıtlı bir dezenformasyon sizinkisi…
          Maalesef güzel ülkem, demokratik bir düzenden bahsedebilmenin en asgari şartı olan adil ve eşit koşullarda yapılacak bir seçimden mahrum bırakılmış durumda.
          Demokratik seçimleri i neredeyse üç perdelik bir komediye dönüşteren mevcut baskı rejiminin emsalsiz adaletsizliği ve eşitsizliği içinde girilecek bir seçimin umutsuz imkansızlığında dile getirilen iktidar değişikliği düşüncesini bile darbecilikle bir tutan köhnemiş zihniyete verilecek çok fazla bir cevap bulunmuyor; bu zihniyetin, ülkenin bekası bakımından 15 Temmuz ihanetini planlayıp icra eden alçaklıktan bile daha tehlikeli olduğunu zikretmekten öte…

          • Turkiye tarihinin en demokratik doneminde en seffaf secimleri yaparken sivil darbeden bahsetmek biraz havada kaliyor: art niyetli soylemler, yazik…

      • Demokratik yolu zaten denemiştiniz 15 Temmuz’da…
        Hadi ağzından çıkar baklayı…
        Şimdiki “demokratik yol”unuz; amerika ve İslam düşmanı batılı devletlerin askeri müdahalesinden geçiyor herhalde…
        Türk Devleti’nin ve Milleti’nin yok edilebilmesi için sizin biricik ve öncelikli ihtiyacınız budur…

        • Şekeri fazla kaçırdınız galiba,

          Anayasal düzene sivil darbe yapmış, yargı bağımsızlığını ve hakimlik teminatını rafa kaldırmış, hukuk ve adaleti sıfırlamış, K.İ.K’nu delil deşik ederek, yetmediği yerde delik deşik edilmiş hükümlerinin de ırzına geçerek yandaşlara yapılan servet transferleriyle ekonomiyi batırmış, uluslarası sistemden ve medemi dünyadan tamamen izole edilmiş, toplumun önemli bir kesiminde yalanı, ahlaksızlığı, riyakarlığı kanıksatmış, milleti karpuz gibi ikiye bölerek devletimizi sözünü ettiğiniz güçlerin her türlü kirli oyununa açık hale getirmiş bir iktidarın ilk seçimle birlikte iktidardan uzaklaştırılması ihtiyaçtan öte zarurettir.

  7. Önce, Latin harfleri ile yazmaya çalışayım:
    “teavenû alel birri vet takva, ve la teavenû alel ismi vel udvân”
    “Birr ve Takva üzerinde yardımlaşınız, İsm ve Udvan üzerinde yardımlaşmayınız”, sadeleştirebilirsem;
    İyilik ve korunma üzerinde yardımlaşınız, kötülük ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayınız.
    Bu cümlenin birinci bölümü “emir” cümlesidir. Aynı “namaz kılınız”da olduğu gibi yapılması zorunludur. (Buna farz diyoruz.) İkinci bölümü ise yasaklama fiilidir, buna da nehy/haram diyoruz. Buraya kadar zaten bilinenleri söylemiş oldum. Asıl dikkat edilmesi gereken ise başkadır:
    Cümlede “iyi kişilerle yardımlaşın, kötü kişilerle yardımlaşmayın” demiyor. Bir iş, bir eylem iyi ise o konuda yardımlaşınız; bir söz, bir iş kötü ise onda da yardımlaşmayınız deniyor.
    Bizim yapılacak olan eyleme bakmamız lazımdır, kişilere değil. Bu kişiler gerçek kişiler de olabilir, tüzel kişiler de olabilir.
    İttifak eylemi ve bununla varılmak istenen netice iyi ise bu konuda herkesle ittifak yapılması zorunludur, yok tersi olarak eylem ve varılması gereken netice kötü ise o zaman da ona katılmak yasaktır.
    Sitede, başta yazar da dahil olmak üzere, herkes kişi ve kurum güzellemeleri yapıyor veya diğer kişi ve kurumları yerme yarışı yapıyorlar. Halbuki aslolan fikir ve programları irdelemek, eleştirmek, kritik etmek ve alternatiflerini ortaya koymaktır.
    Kusursuz insan olamaz, herkesin hata ve sevapları olacaktır. Bizim kişilere değil, yapılacak olanın birr, takva, isim ve udvan olup olmadığına bakmamız gerekmektedir.

  8. Ah kimseciklerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya—bu gün çok işim var gazeteler dergiler ve sayın fehmi koru— ülkemi düşüneceğim ama önce bahçedeki yeni açmış kırmızı gülü seyretmek lazım sonra da yan apartmanın bahçesindeki kumrulara yem atmak lazım komşumuz ahmet amca hastahaneden çıktımı sormak lazım sonra ülkemi düşünürüm

  9. AK Parti intihar ediyor
    Recep Tayyip Erdoğan’ın siviller arasında alternatifi yoktur. Zorunlu olarak seçimi o kazanacaktır. AK Parti ise intihar etmiştir.
    a)15 Temmuz’u Gülen değil Sermaye yapmıştır. Daha ilk gün 15 Temmuz’u ne Gülen ne de CIA yaptı diye yazdım. Aradan iki sene geçti. Gerçek failler yerine telefon görüşmeleri yapan zavallı gençler ve samimi olanlar hapisteler. Asıl faillerden bir tanesi bile hapiste değildir. AK Parti, Milli Görüş dışında tek dayanağı olan Gülen grubunu kaybetti. Halbuki Gülen yapmışsa bile o yapmadı, o esirdir. Ona fatura ediliyor deyip AK Parti bu oyunu kaybetmeyecekti.
    b) Ülkede yargıçlar adildir. Bunu inanarak söylüyorum. Yargı baskı altındadır. Baskıyı yapan tek merci var, o da Sermaye’dir. Bütün yargıçlar basının ağzına düşmemek için dikkat kesilmişlerdir. Ayrıca yargıç olma sistemi adil kararlar almaya manidir. Ben askerleri tutarım. yargıçları da tutarım. Rüşvet alan hakime rastlamadım. Tam karar vereceği zaman MİT’in avukatı gelir. Biz böyle karar istiyoruz der. MİT’e bunu söyleten de Sermaye’dir. Hakim uymazsa ertesi gün gazeteler manşet yapacak. Bu baskılara rağmen yargıçlar bizi, Akevler yöneticilerini hep beraat ettirdiler. İşte AK Parti bu yargıya güvenmediği için OHAL ilan etti. Böylece yargının direnme gücünü biraz daha kırdı.
    c) MHP ile içli dışlı olunca PKK’nın ekmeğine yağ sürdü ve inanmış ve daima bizimle beraber olmuş Kürtleri karşı tarafa itti.
    d)AK Parti’nin kurucu kadrosunu tasfiye etti. Çoğu Akevler ortağı olan bu kadro sabrediyor ve karşı tarafa geçmiyor ama onlara oy verenler şimdi başka partiye oy vereceklerdir. En etkili olan ise barajın kalkmamış olmasıdır.
    Sermaye tam tezgahı kurdu. Dünyayı ikiye böldü. Türkiye’yi ikiye böldü. Savaşın eşiğine getirdi. İşte seçime böyle gidiyoruz. Ben halkıma güveniyorum, orduma güveniyorum. Endişeli değilim. Türkiye İran’la arasını açmayacak ve Sermaye mağlup olacaktır.
    AK Partililere bir ağabeyleri olarak tavsiyelerim vardır.
    a) OHAL’i hemen kaldırınız.
    b) Erdoğan parti başkanlığından istifa etmelidir.
    c) Suriye zaferi oldu, orada Adil Düzen bucaklarını kurup çekiliniz.
    d) Merkez Bankası’nı Kur’an’ın size emrettiği şekilde düzenleyiniz.
    Duamız budur.

    • Hocam bu saydigin tehlikeli ve zararli islerin hepsi,bizzat Erdoganin tercihi olarak ve onun yonlendirmesiyle yapiliyor.Akp yi bitiren de,Yargiyi Mitin emrine sokan ve yerle yeksan eden de,oy ugruna mhp nin ve onun temsil ettigi derinlerin istimine giren de,Ohali uzattirdikca uzattiran ve bunu savunan da Erdogan bizzat kendisidir. Siz sermaye diyorsunuz. Su halde,Erdogan ya sermayenin ortagidir ya da esiridir.Bu manzara baska sekilde aciklanamaz ki! Durum bu iken niye Erdogan dan baska secenek yok deyip duruyorsunuz.Diyelim Erdogan yine secilsin,tum gucu de ele alsin,bu konumunu degistirecegine dair en ufak bir belirti de yok ortada.Ben akevlerde de takip ediyorum sizi ama anlamiyorum bu tavrinizi.Yaniliyor olabileceginiz konusunda bir dusunmeniz gerekmez mi.Zira celiskiniz cok yaman.

  10. Koalisyon donemini bitirme vaadi ile c.baskanligi sistemini oneren ve ovenler,iki benzemez olarak ittifak(ki koalisyon ile ayni seydir) yapinca vatan icin yapilan fedakarlik oluverdi.Digerleri ittifak yapinca,4 benzemezler ve vay vatan hainleri oluverdiler.Ne kadar komik ve acinasi bir mantik.Ulkenin birligi ve beraberligi,ulkenin geri kalan tamamini-ki en az yarisi- vatan haini ilan eden 2 partinin tekelinde oyle mi?Bunun sonucu olarak da, bu iki parti ve adayi disinda hickimse,secime girmesin,biraraya gelmesin,aday cikarmasin,itiraz etmesin,yanlislari gormesin, hatta bu da yetmiyor,hersey iyi desin,iktidar super desin,liderimiz dunyalar lideri desin,adalet ve hukuk en super,bir kurus paramiz ic edilmedi,herkes bizden korkuyor,istesek Almanyayi da 3 gunde aliriz,ucuyoruz biz,aksini soyleyenler hain,fetoculer,bizi kiskananlar,ust akil,dis gucler,faiz lobisi,masonlar,siyonistler,bilderbergciler,af edersiniz ermeniler,yunan gavuru,kafir avrupa zaten v.s. desin.Boyle olunca da ulke otomatikman kainatin en super bir ulkesi oluverecek ve gul bahcesine donuverecek(Pardon gul dedim,bunlarin ona da alerjisi var degil mi,hos alerjileri olmayan birsey de yok gibi,misal bir ara da Hayirli Cumalar lafina bile alerji gelistirmislerdi.)Yerli milli İktidarci cenahin onermesi bu derece akil mantik fitrat ve vicdandan uzak,basit maalesef.Alacakaranlik kusagi gibi.
    Halbuki siyasetin en temel mesru amaci farkli egilimlerin ortak noktalarda bulusabilmesi ve bir arada bulunabilmesidir,siyaset bunun icin var.(Siyasetin varlik sebebini pkebisit ve rant bolusumu sananlara gelsin bu aciklama).Her egilim belli bir halk kitlesine karsilik geldugine gore,farkli degerler, egilimler ve farkli taleplere sahip halkin bir arada olabilmesi de boyle saglanir ancak.
    Buna karsi cikanlar farkinda olmadan toplumun bir arada yasamasina da karsi cikiyorlar.Bir arada yasamanin en temel yolu olan,bir noktada bulusup konusabilmeye bile karsi cikan bu cogunlukcu ve iktidarci anlayis, ulkeden, ne chplileri,ne milli goruscu saadetcileri ne kurtleri ne de baskalarini atamayacagina gore, ne oneriyor sonuc olarak.Farkinda misiniz bilmem ama bir arada olmanin tek caresi olarak,bilincli ya da bilincsizce, sundugunuz,bizim hakimiyetimizi kabul edin dayatmasi kabul edilmeyince – ki kabul edilmek zorunda da degil- ne olacak.Bu zorbalik ve dayatmanin ulkenin altina dinamit koymaktan bir farki olmadiginin farkinda misiniz?Ne ugruna hem de,ciddi ciddi dusunun,gercekten ne ugruna bu saplantiniz.

    • Birlikte yasama ugruna, neden carpik dusunceleri elestirmekten kacinalim ki? Elestirilen kesimlerin birlikte yasamdan dislaniyor oldugu fikrisabiti de nerden cikiyor? Dokunulmaz ya da partiler ustu olgunuzu dusunuyorsaniz, halkimiz buna papuc birakmaz… Sandik/milli irade sadece rant degil hersey demektir!

      • Milletin yarisini hain ilan etmenin gerekcesini birarada yasami saglamak olarak aciklaman ise bunun en basit ornegi.Agzindan cikani duymayan bir dengesizlik ornegisin.
        Meshur lafimizdir;
        “Biliyorsan konus ibret alsinlar”
        Bilmiyorsan da sus bari kirlilik yapma.Zira kirlilik yapiyorsun

  11. Ittifak olmak tekliktede çokluktada her zaman en ideal olanıdır. Önümüzdeki seçim sonuçları açısından garanti olarak ortaya çıkacak gerçeklik ister cumhur ister millet ittifakı olsun hiçbirisinin tek başına %55 i geçemeyeceğidir. Kalan dönemde ne olur ne biter, bu alacakları nefislerine zayıf gelen güç ya da sonuç, her kim kazanırsa kazansın yetecek mi yoksa seçimler zincirinin devamı mi gelecek zaman gösterecek. Kalan nüfusun %45-50 sini memnun etmeyen ya da edemeyen hiçbir ittifak başarılı olamaz. Şu an mevcut iktidarın da seçimler için endişeli olmasının belki farkındalar ya da değiller en büyük musebbibi budur diye düşünüyorum. HDP adı geçerken ya Demirtaş ya da malum örgüt ve mahpus lideri direk mevzu edilerek toplumda teröre katılmamış sadece siyasal tercihi ile oyunu veren yaklaşık %8-11 arası bir kitle ötekileştirilip görmezden gelmeye çalışılıyorsa ya da onlara hitap edecek onları kazanabilecek politik söylemlere sahip değilseniz isteseniz de başarılı olamazsınız. İnsanları mevcut legal sistemin içerisinde tutacak, art niyet gözetilmeksizin ya da art niyetlerin oluşmasına müsaade etmeksizin uygun sistemlerin hayata geçirilmesi ülke refahı ve menfaati için olmazsa olmazdır, bunları kim hangi ittifakla sağlayacaksa niye başarısız olsun ki?!

    • Siyasi gruplarin dayanismasina ve bloklar olusturmasina zaten cevaz veren bi duzene sahip oldugumuza gore artik eskisi gibi hulle ya da hile yapmanin ya da bagimsiz adaylarla baraji delmeye calismanin luzumu kalmadi. Boylece adi var kendi yok tabela partileri de kiymete binmis oldu, fena mi? Ustelik tum bu donusum muhalefete ragmen basarildi, simdi de tepe tepe kullaniyorlar. Nasil daha once cb yi halk secsin ya da baskanlik gelsin denildiginde olumune karsi cikip sonra da utanmadan blok adaylari cikarmislarsa, bundan sonra da tukurduklerini yalamaya devam edeceklerdir:)

  12. Kavgasız gürültüsüz bu ülkede sağ demeden sol demeden yaşamak iyidir yalnız hayatın gerçekleride var buda şuki sol zihniyet muhafazakar ve milliyetçi kesime iyi niyetli bakmamıştır şuana kadar bundan sonrada bakmazlar bu cumhuriyetin kuruluşundan bu tarafa devam ede gelmiştir eğer zaman ve zemin deyişti diyorsanız o eline fırsat geçince belli olur solun en aydını en uysaldı Ecevit. 80 leri falan söylemiyorum şunun şurasında 2 binli yıllarda meclise başörtülü girdi diye o uysal ecevit bir sırtlana dönüşüverdi bunu hepimiz gördük siz şimdi bunları unutun mü diyorsunuz hadi unutalım da bunların eline aynı fırsat gectimi aynısını yapmiyacaklarinin garantisini verebiliyormusunuz veriyorsanız bir sıkıntı yok daha bir kaç ay önce CHP li bir yetkili Temel karamollaoğlu na katıl demedimi

    Bu ittifakın asıl sebebinin Sa Cumhurbaşkanımızın seçimi kaybetmesini sağlamak olduğunu hepimiz biliyoruz çünkü SP nın 1.2 puanlık oyuyla Cumhurbaşkanı mı çıkaracak bunun sebebi oyların Sa Erdoğana gitmesini engellemek

    Madem ittifaklar birliktelikler iyi iyide olur ıdeolojik fikirler öne sürülmezse ve bu şekild e devam etmezse

    Sa Koruda Sözcü gazetesinde yazılarını bekliyoruz madem sorun yok
    Bizim içinde sorun yoktur

    Zulümler hiç birzaman unutulmaz

    Allah hepimizin nefsanı duygulardan arınmış olarak yaşamak nasip etsin .

    • sa c.başkanı seçimi kaybetse dünyanın sönu mu olacak onu merak ediyorum bir de iktidarı kaybetmek niye ürkütüyor bu kadar sizleri anlamıyorum.hepsi kendini kanıtlamış siyasetçiler belki daha güzel bir ortam olusturacaklar

    • Chp nin basini cektigi bir blok iktidara gelecek olsa yapacagi ilk icraat tesetturu yasaklamaktir. Temel reis gibiler icin de zaten bi teferruat degil midir bu? Nihayet saadetten ali mufit gurtuna miydi neydi bir mutemet vardi, chp belki ibb adayi yapar diye esinin basini actirdiydi ama adaylik icin bu jest yeterli gelmemisti?

  13. sayın yorumcular Ak parti iktidarı öncesi bütün muhafazakarlar(özellikle milli görüşcüler 15 yıldır bizi yönetenler) bu ülkede hep horlandılar, aşağılandılar devlet yönetiminde uzak tutuldular aziz milletimize öcü gibi gösterildiler irticacı dinci dediler bunlar ülkeyi karanlığa gömecek dediler. neler neler dediler.muhafazakarlar Ak parti iktidarı ile saygı duyulmaya bütün muhafazakar değerler devlet katında el üstünde tutulmaya başlandı Cumhuriyet kurulalıdan beri adam yerine konulmayan dindar muhafazakarlar el üstünde tutuldu en çokta hizmet hareketi denilen yeni adı FETÖ cüler. bu iktidar döneminde gerçekleşmeyen ne kaldı neyimizi eksik bıraktı hangi meselemizi halletmedi? devlet katında adam yerine konduk yetmiyor mu başka ne istiyoruz varsa başka istediğimiz (dini yaşantı olarak) elbetteki yerine getirilecek. Kaldı ki bu iktidar maddi olarak ülkeyi çook kalkındırdı. Duble yollarla, hızlı trenlerle, şehir hastaneleri ile deniz altı üstü köprülerle tanıştık, IMF den kurtulduk hava yolu halkın yolu oldu daha neler neler ne ilkler yaşadık maddi kalkınma olarak manevi kalkınma eksik kaldı nedeni de iktidar 2014 yılına kadar FETÖ ye havele etmişti ama şimdik o yanlıştan da dönüldü

    • İşte sorun bu , FETÖ ye ne istediyse verdiklerini itiraf edenler hala görevde iken , çaycı çorbacı , sucu , öğretmen , imam vb. takibata uğradı , haklı olarak işinden atılanlar var olduğu gibi , haksız yere işinden gücünden edilen çok sayıda insan var. . Asıl darbeyi yapanlarla ve finansal destekleriyle uğraşmak yerine herkesle uğğraşıyor hükümet . Bu da iktidarı yıpratıyor. İktidar bunun farkında da değil belki de. Muhtemelen de parlamento çoğunluğu iktidarın elinde olmayacak yeni dönemde.Çok da umrummuzda değil.Kendi düşen ağlamaz. Adam gibi idare etseydiniz memleketi. FETÖ ile 10 yıl işbirliği yapmasaydınız. Kandıılmasaydınız. Millet bu kandırılmaların faturasını kesecek , bekleyin az kaldı .

      • sayın musa bey söylediklerine katılmamak elde değil ama gercek FETÖ cüler hiç pişman değiller yaptıklarından bizim ibadet tabakası olarak gördüğümüz kesim darbecileri eleştirmiyorlar lanet okumuyorlar hep iktidarı suçluyorlar biz onlara nasıl merhamet duyacağiz FETÖ ülkeyi yakın emrini yolladı ADİL ÖKSÜZLE darbeci FETÖ cüler ülkeyi yaktı yıktı ama darbeci olmayan FETÖ cüler sabaha kadar dua ettiler darbe başarılı olsun diye biz bunlara mı merhamet duyalım. Gercekten 15 Temmuz gecesi FETÖ nün hizmet cemaati değil suç örgütü oldugunu anlayıp vatanından yana tavır alanlara Allah yar ve yardımcıları olsun devletlerine küsmesinler bizlerde onlar için dua ediyoruz. ama ben darbeden bu güne kadar FETÖ CÜ olupta vatanından yana tavır alanlarla karşılaşmadım. FETÖ ye toz kondurmazlarken devlete iktidara lanet okuyorlar onun için bendeniz böyle olanlara hiç mi hiç acımıyorum evladım da olsa aksi takdir de 15 temmuz şehitlerimize saygısızlık yapmış olurum. umurumuzda olsun memleket meseleleri bizi kimin yöneteceği, eski Türkiye yi unutmayalım Muhafazakar değerlerle yine savaş başlar başörtülüler yine horlanır,itilir,kakılır

        • Hocam , ben 6 ay yok yere içerde yatan hem de Ak Partili olan bir komşum bile var . Adam morbeyinden boşyere 6 ay yattı. Bir ilkokul müdür aynı okuldaki öğretmenleri FETÖ cü diye gammazladı , sırf mevki atlamak için , şimdi MV.aday adayı Ak Partiden.Elbette ki darbe gecesi darbe başarılı olsun diye dua edenlerle ve hala aynı çizgide olanları tasvip etmemiz mümkün değil. Darbe gecesini Çengelköyde en şiddetli bir şekilde yaşayan biriyim.Buna tiyatro diyenler o gece Çengelköyde 23 insanımızın katledildiğini bilmeyenler olabilir.Sadece ben 9 tane şehit cenazesine gittim , diğerlerine de aynı gün aynı vakte denk geldiği için gidemedim.Bir arkadaşımın G3 mermisi ile urulduğundan dolayı bağırsağı 1 metre kesildi.Aylarca hastanede yattı . Ancak , bu FETÖ denen ABD tarafından esir alınmış CIA ya çalışan adamı adam sanmış , hoca sanmış , darbeden sonra da ona lanet okuyan , ancak FETÖ cü diye işinden atılan insanlar da var. tanıdığımız bildiğimiz insanlar bunlar. Şu anda da hem FETÖ ye , hem de bu adaletsizliğe/ FETÖ ile ortak olup darbe sonrası sıyrılanlara (AKP ye) isyan ediyorlar. Bu işin doğru kotarılmasını hükümet beceremedi , bu yüzden en az 2-3 milyon kişi Ak Partiye oy vermeyecek bu tür insanlar . AKP de bu adaletsizlik sebebiyle batıp gidecek belki , kimbilir.

        • Size gore Erdogana muhalefet olan herkes darbeci ve vatan haini oldugu icin karsilasmamissinizdir.
          Birde herkes Erdoganin iftirasina inanmak zorundami?
          Ona gore Allahin Lutfu olani millet lanetlerse bu seferde onlari terorist ve vatan haini ilan eder.

          • Bi daha gayretullaha dokunursaniz bu sefer sefkat tokati ne yandan gelir belli olmaz ama:)

        • Hocam AKP’nin , bu generallerin 30 Ağustoslardaki YAŞ toplantılarında haklarında verilen ihraç kararlarını , FETÖ etkisiyle (Ortak oldukları için ) şerh koyduğunu çok çabuk unutmuşsunuz. Kandırılmışlar yani FETÖ tarafından. Orada da kandırılmışlar. Çünkü FETÖ 2004 den beri KIRMIZI KİTAP’ta yer alan bir terör örgütüdür. Devletimizin kayıtları 17/25 ten değil 2004 ten başlar. Önümüzdeki yıllarda da 2004 baz alınacaktır. O zaman AKP nin vay haline .

        • Fabrikatör namlı karanlıklar prensi Perinçek ve şürekası tarafından oluşturulan listelerle generallerin yarısının FETÖ’cü diye paketlendiği doğrudur, ancak akıl ve mantık, Türk ordusunun general kadrolarında bu kadar çok FETÖ’cü bulunmasına olanak tanımıyor. İşin arkasında bambaşka bir güç mücadelesi var, ne yazık ki mevcut iktidar devlet ve özellikle askeriye içindeki çok kirli bir güç mücadelesinde, yarın birgün kendisini de bir lokmada yutma potansiyeli taşıyan çok yanlış konumda yer alıyor.

          • Eger askeriyenin icindeki idda ettikleri gibi Gulenci genaraller bu kadar fazla idise neden tecrubesizce bir ihtilala kalkistilar?
            Gercekten bu iftiralara inanmiyalim.
            Birilerinin menfaatlari icin kendimizi bu kadar cahil yerine koymiyalim.
            Not:Ben MHP yi desdekliyorum,AMA Selahattin Demirtasi terorist olarak kabul etmiyorum o bir parti lideri vede hukuk okumus kalkip de pkk yi ne desdekler nede savunur.
            Ha sunu yapabilir pkknin kandirdigi gencleri tekra topluma kazandirmak icin caba harcaya bilir.Bu da ona terorist etmez.

          • Perincegin elemanlarla badem biyikli zombiler yukardaki uzunca yorumlarda sarmas dolas devrim yapiyorlar, sen de burda bize alicengiz mi yapiyorsun? Ne yapmaya calistiginizi bilmedimizi sandiginizi biliyoruz:)))

    • Akparti imf yi turkiyeden dehledi diyoruz muhalefet hemen imf nin erdemlerini saymaya basliyor. Fetoyle mucadele ediyor diyoruz magduriyet edebiyati basliyor hemen. Senin kafaya gore eski hal niye devam etmiyor, keske kesintiye ugratilmasaydi pismanligi yasamaliyiz oyle mi? Millet darbecilere tiyatro diyen muhalefetin faturasini cok kesti!

  14. ittifaklar iyi mi kötü mü?
    bilmem, göreceğiz.
    benzer partiler mi yoksa benzemezler mi daha iyi ittifak yapar?
    göreceğiz.
    benzemezlerin ittifakı hakkında fikrimiz olmasa da koalisyonu hakkında fikrimiz var.
    1961-1962/ CHP-AP Koalisyonu
    1962-1963/ CHP-YTP-CMKP-Bağımsızlar Koalisyonu
    1963-1965/ CHP-Bağımsızlar Koalisyonu
    26 Ocak 1974 – 17 Kasım 1974/ CHP-MSP Koalisyonu
    191975-1977/ I. Milliyetçi Cephe Hükümeti
    1977-1978/ II. Milliyetçi Cephe Hükümeti
    1991-1993/ DYP-SHP Koalisyonu
    1993-1995/ DYP-SHP Koalisyonu
    6 Mart1996-1997/ Refah Partisi-DYP Koalisyonu
    1996 – 28 Haziran 1996/ ANAP-DYP Koalisyonu
    1997-1999/ ANAP-DTP-DSP Koalisyonu
    1999-2002/ DSP-MHP-ANAP Koalisyonu

    ortalaması bir yıldan biraz fazla. benzer ve benzemezlerin geçmişteki halleri böyle. şu anda ortak düşman Erdoğan ve akp hükümeti. ideolojiler ve oy geçişleri arka planda kalmış gözüküyor, ama bunlar arka planda işleyen programlar gibi faaliyetini sürdürüyor değil mi?
    ben bu seçim sürecinin barış içinde geçmesini temenni ediyorum o nedenle sert yorumlarda da bulunmuyorum. hatta muhalefetin ümitli olmasını da son derce olumlu buluyorum.
    TAMAM kampanyasını da destekliyorum.
    sonuçta durmak bitirmek bilinçaltı kodları taşıyan TAMAM diyen, sistem açısından ESKİ-GERİye dönmek isteyen bir muhalefete karşı ilerlemek sürdürmek bilinçaltı kodları taşıyan DEVAM diyen sistem açısından YENİ-İLERİ ye gitmek isteyen bir iktidar var karşımızda…seçmen sürpriz yapmayı sever diyor sayın koru, elbette, neden olmasın…
    dört benzemez benzese miydi bölümü için cevabım, iyi olurdu olacak.
    akp ve MHP yi ittifak öncesi dönemdeki eleştiri açısından değerlendirmiş sayın koru ama benzemek bu açıdan bakılacak bir şey midir, değildir tabii. benzemek Müşterek bir düşünceler toplamını, ortak bir ideolojiyi, belli düşünce yapısındaki insanların ortak hareketini ortaya koyar bu açıdan akp-mhp-bbp benzemez değildir.
    diğer partiler durumu ise bana Mevlana hzlerinin bir kıssasını anımsattı,
    Mevlana, talebeleriyle yürürken, yol kenarında birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görürler. öğrenciler de ne güzel kardeş kardeş uyuyorlar dediklerinde … -Aralarına bir kemik atıver de, gör kardeşliklerini der hazret. bilir de söyler.
    son ankaetlere baktığımızda chp % 20 nin altına düşmüş. iyi partiye ciddi bir oy geçişi yaşanıyor.
    bakalım ne kadar anlayışla karşılayacaklar, seküler ideoloji muhafazakar ideolojiyle anlaşabilecek mi peki? fehmi beyin zikrettiği chp-msp koalisyonunu yukarıda alıntıladım ay hesabı verdim ayrıca. nasıl sürmüş, ne kadar sürmüş anlayana…durum yukarıda altalta konmuş duruyor, anlayana…
    bir de hdp garabeti var. şehrin ortasında patlayan bombalar karşısındaki tepkilerini, hendekleri savunmalarını, bölünme çağrılarını, silah taşımalarını unutanlar olabilir, hepimiz değil. biz unutmayacağız. üstelik pişman olduklarına dair bir söz duyan varsa ortada paylaşsın. biz duymadık. türkiyeyi kucaklayacağız dediler terörü kucakladılar, bugün de yine en küçük zaafımızda önümüze koyacakları sadece silahtır. türkiyeyi kucaklamaktan anladıkları gözlerini diktikleri topraklarımızı bölmektir, parçalamaktır. hdp budur. silahın bombanın karşısına anlayış koymak aptallıkla açıklanabilir en hafifinden…
    kutuplaşma biter mi?
    ben eğitim şart diyorum…

    • Kutuplasmak ya da aki karadan ayirmak bir toplum icin hastalik degil sagliktir:) kutuplasmak parcadan butune birlesmektir: herkes/hersey aslina rucu ediyor…

  15. Milli görüşçüleri geçmişten beri horlayan aşağılayan vampir kan emiciler olarak niteleyenler şimdi seviciler oldular. neden saadetliler sayın Erdoğan’ın muhalifi oldukları için. ama emin olun bir gün eski Türkiye geri gelirse hem saadetlilere hemde Ak partililer ve diğer muhafazakarlara hiç birini ayırmadan saldıracaklar horlayacaklar vampir kan emici diyecekler işte üzülenler buna üzülüyor neden bunun farkında değiller sayın milli görüşün eski yeni temsilcileri bendeniz milli görüş geleneğinden gelmiyorum ama size yapılanlara hep üzüldüm gelecekte de üzüleceğim çünkü sizi aşağılayanlar sizin değerlerinizden (yani hepimizin kutsallarından) dolayı aşağıladılar. ama şimdi bir kısmımızı yüceltirken bır kısmımızı yine aşağılıyorlar bunun farkında olsun herkes

  16. Evet başörtülüleri okullara almazlardı ama FETÖ ne yaptı fetva vererek başlarını açmalarını, her türlü din dışı yaşamı mübah sayarak devleti ele geçirmek için devletin içinde kalmayı başardılar FETÖ cüler asker sivil devlettten atılmadılar kimler atıldı samimi ihlaslı gercek dindarlar asker sivil ibadet ediyor diye ihraç edildiler ama FETÖ nün memurları başlarını acarak balolara katılarak içki içerek hatta hocalarına gerektiğinde söverek devlette kaldılar çünkü amaçları dini hizmet değil devleti ele geçirmek dış güçlerin maşası olmak kısaca FETÖ olmaktı ve de oldular simdi atılanlar dini yaşadıkları için değil FETÖ NÜN elemanı oldukları için atılıyorlar

    • Şimdi de inanlar namaz kıldıkları için , mütedeyyin oldukları için ORDU da soruşturmadan geçiriliyor.
      Soruşturmaları yapanlar da dini hassasiyeti , seküler dünya görüşüne sahip subaylar , FETÖ cü olabilir zannıyla. Adam namaz kılıyorsa FETÖ cü olabilir sanıyor bu güruh. Artık yetkileri çok orduda AKP sayesinde ama AKP li safların haberi yok bu olumsuzluklardan . Bu ülkeyi bu hale getiren FETÖ ve AKP den en kısa zamanda kurtulmalıyız.

      • hadi kurtulduk diyelim kim yönetecek bu ülkeyi bir veya iki isim ver mevcut adaylar içersin de yine sayın cumhurbaşkanı var iç ve dış güçlere karşı dik, omurgalı durabilen mesela gezi olaylarında pısırık,uyuşuk biri olsaydı hükümet gitmişti. dahasını söyleyim eğer sayın Erdoğan olmasaydı Ak partinin başında 15 yıl değil 1 yıl bile iktidarda tutmazlardı. örnek mi al sana merhum Erbakan ın Refahyolu hükümeti 5 li çete denilen işveren ve işçi sendikaları asker,medya tarafından al aşağı edildi suçu neydi irticacı olması gercekte öylemi idi hayır ama yalan dolanla alaşağı ettiler

      • evet bu konuda iktidar uyarılmalı yol gösterilmeli ordudan tabiki kiripto FETÖ cüler bulunup ayıklanmalı ama FETÖCÜ olmayan dini yaşantısı olan askerlerin FETÖCÜ yaftası ile ordudan atılmalarının önüne geçilmeli bu konuda bildiklerini paylaşabilirsin yetkililerle zaten 28 şubatta FETÖ cüler kalmış orduda gerçek dindarlar atılmış ama onlar kılık değiştirerek orduda kalmışlar çünkü FETÖ nün talimatı ne pahasına olursa olsun devletin içinde kalın içki içebilirsiniz, eşinizi açabilirsiniz balolara gidebilirsiniz hatta bana FETÖ ye sövebilirsiniz diye talimat verdiği anlaşılıyor

        • Hocam zaten bu kargaşa herkes kendini polis sandığı için oluyor. Devlet kendi soruşturmasını kendisi yapar. OsmanGazi üniversitesinde ne oldu ? Yüzlerce kişiyi FETÖ cü ilan edip şikayet eden bir cani 4 kişiyi öldürdü. Devletin işini devletse eğer devlet yapar. Adam kayırmaz. Bank Asyada parası var diye memuru işinden atıp , 16 yıl aynı bankaya genel müdürlük yapanı SPK nın başına getirmez. Bu ne perhiz bu nelahana turşusu.

        • YAŞ kararlarıyla ordudan gerçek dindarlar atılırken, takiyye yapan FETÖ’cüler bu tasfiyelerden kurtuldular önerisi ciddi bir yanlışı içeriyor. Türkiye’deki tarikat ve cemaatlerin ordu içerisindeki yapılanmalarını belli ki hiç bilmiyorsunuz.
          Bir de, silahlı kuvvetlerde takiyye yapanlar, yani dini kimliklerini, ibadetlerini vs. gizleyenler Fettullah’ın itlerinden ibaret değildi, yakın zamana kadar Nurcusu da, Işıkçısı, Menzilcisi de Süleymancısı da birliklerinde, toplu yerlerde namaz kılmaz, oruç tutmazlar, tıpkı Fettullahçılar gibi riyakar ve ikiyüzlü bir şekilde laik-kemalist postuna bürünürlerdi. Silahlı kuvvetler içinde hiçbir tarikat, cemaat yapılanmasına izin verilmemelidir, bunların hiçbirinin, diğerinden temelde farkı yoktur. Fettullahçıları farklı kılan iktidarın sınırsız desteğiyle aşiri derecede güçlenip kendilerini dev aynalarında görmeleridir ki, sonlarını getiren de bu oldu. Dün Fettullahçıların biriktirdiği güç bugün hangi cemaat/tarikat yapılanmasına verilse, onlar da Fettullahçılar gibi sapıtıp yakın ve açık tehdit haline dönüşecektir.

          • O zaman biz de hepsini hep birlikte temizleyelim, hukumetimizi ve muhalefetimizi bu yonde tesvik edelim? Turkiye bir dervisler, seyhler, meczuplar ulkesi olmasin!

          • “Silahlı kuvvetler içinde hiçbir tarikat, cemaat yapılanmasına izin verilmemelidir.” demişsiniz.
            Vermiyolardı zaten ama belliki fetö ve saydığınız diğerleri izin beklememiş.Ne demek bu,ülkendeki vatandaşlarını inançlarından ötürü kendi ordusuna almazsan,o zaman doğal olmayan yolları denerler.
            “Dün Fettullahçıların biriktirdiği güç bugün hangi cemaat/tarikat yapılanmasına verilse, onlar da Fettullahçılar gibi sapıtıp yakın ve açık tehdit haline dönüşecektir.” geçmiş darbeleri de cemaatlermi yapmıştı 80 60 12 mart.
            Demek istediğim şu ,bırakalım bu işleri ,bak abd ordusu tam bilmiyorum ama rus ordusunda bile değişik din ve ırktan insanlar var,osmanlı da öyleydi hakeza.
            Adamlar işlerine bakıyo ,bizde benim zamanımda duyuyoduk arkadaşımız namaz kılıyo diye daha adamı mülakatta elemişleri.halbuki cemaatci değildi bildiğin anadolu insanı inancı gereği namaz kılıyo.
            Yani kendi evladımızla diyaloğumuz yok hayt huyt yapıp ikide bir azarlayıp kendimizden soğutursak başka birileri sahip çıkar o zaman.Neticede ordumuz kendi halkımızdan çıkacak yunandan gelmeyecek herhalde

          • Yorumunuza aynen katılıyorum , ek olarak : TSK da her personelin din ve vicdan hürriyeti garanti altına alınmalıdır .Özellikle Cuma namazı saati neyse mesai saatleri buna göre ayarlanmalıdır. 1995 te askerlik yaparken bu sorunu bir generale ilettiğimizde olumsuz cevap almıştık. Bize “ TSK iç hizmet kanununa göre yönetilir , buna uymak zorundasınız “ dediğinde kendisine inancımız gereği Allah’ın koyduğu kanunlara da uymamız gereğimi hatırlatmıştık . FETÖ belasının başımıza bela olması bir yönüyle maalesef bu tür seküler yobazlık yapanların onların değirmenine su taşı da etkili olmuştur. İnsanımızın her türlü bağnazlık ve yobazlıktan beri olması temennisiyle saygılar , sevgiler .

  17. İttifak lar % 10 Barajı sorununun çözülerek parlementonun daha geniş halk kesimlerini temsil etmesini sağlayacak.bbp dp Saadet vb partiler görüşlerini Meclis’te ifade edecekler.partiler arası ilişkiler artacak birbirlerini daha iyi anlayacaklar.bu beraberlikler seçimden sonrada devam eder

  18. ”…seçim sonuçlarıyla birlikte ittifaklar da bitecek ve herkes kendi yoluna gidecek.” demek pek mümkün değil..bu seçim çeşitli sonuçları ortay çıkaracağından farklı senaryolara da gebe…İttifaklar sona erse de birliktelikler koalisyon üzerinden yürüyecek galiba.

    Cumhur ittifakın seçimin galibi olduğunu, hem başkanı hem de meclis çoğunluğunu elde ettiğini varsayalım. Bu durum da AK Partinin yasa yapma çoğunluğunu elde edemediği durumunda MHP’nin oylarına muhtaçlığı ortaya çıkacak ki bu da, ittifaktan koalisyona evrilen bir durum olacaktır. Aynı şey millet ittifakı ve meclise girmesi halinde HDP için de geçerli olacak olan şeydir…

    Hiç uzatmadan, partiler, özellikle AK Parti ve MHP ittifak yapmaya neden gerek duydu? sorusunun cevabı, ülkemiz koalisyonlar dönemine evrildiği için bu böyledir denebilir. Buna ve ittifak yapmaya yeni sistem ve yüzde 50+1 gerekliliği neden olmuştur diye itiraz edilebilir, lakin 7 Haziran seçim sonuçları da bize AK Partinin tek başına hükumet kuramayacağı sonucunu vermedi mi? Yani AK Parti icraatları ile artık tek başına iktidar olamayacağını ve MHP de siyaset arenasından silineceğini okuduğundan başından beri böyle bir birlikteliğe gerek duydular ve soğutucuya bırakılan ”başkanlık sistemi”ni Bahçeli’nin kıvrak zekasıyla yeniden fırına sürdüler.

    Başkanlık sistemine geçişi yaşamıyor olsaydık bile eski parlamenter sistem üzerinden seçime gidecek olduğumuzu düşündüğümüzde, AK Parti hükumet kuracak çoğunluğu bu hengamda elde edebilir miydi? AK Partinin 7 Haziran sonuçlarını bile yakalayamayacağını kolaylıkla söyleyebiliriz.

    Aslında AK parti ve liderliği, kuruluş felsefesine yönelik icraatlarını devam ettirebilseydi, bugün, bu seçimlerde, hem de başkanlık sistemi için yüzde 65 ve üzeri oy alacağını söylemek kehanet yapılıyor olarak sayılmazdı sanırım.

    Yeniden kuruluş ilkelerinden vaaz ediliyor olmasına, ”geçti Bor’un pazarı…” dense yeridir.

    Korunun ‘‘Kutuplaşma biter mi?’’ sorusuna ‘biraz zor biter’ cevabı yeğdir..o kadar derin ayrışma yaşandı ki toplum katmanlarında, toplumu yeniden tesis etmek için 1980 sonrası Özal’ın ”dört eğilim” ve meşhur 2001 ekonomik krizi sonrası AK Parti projelerinden daha profesyonel projeler hazırlanmalıdır.

    Yeise kapılınmasın ki, bu konuda devletimiz çok profesyonel, tecrübeli ve çok mahirdir.

    Bedelini de, maddi manevi çok ağır faturalarla ödeyen Milletimiz var olsun…

  19. Bence de Sayın Koru; herkes amerikaya ve onun sahiplerine itaat ederse kutuplaşma biter.
    Topluca itaat etmeyi becerebilirsek topluca imha edilerek acı çekmekten de kurtuluruz.
    Ne kaybederiz ki…?

  20. İttifak sözcüğü genel olarak bir tehdit ve riske karşı yapılan birlikteliklerdir. Genelde devletler arasındaki ortak tehditlere karşı uygulanmakla birlikte, siyasette de partilerin ortak tehdit veya karşıtlık hissettiği durumlarda uygulanmaktadır. Bizim siyasi hayatımızda da, başkanlık sistemine geçilmesi ile birlikte icrai gücü elde etmek için seçmenin yarıdan fazlasının oyunu alma gereğinden dolayı kanunileştirilerek uygulanabilir hale getirildi. Önemli bir pratik faydası da, baraj problemi yaşayan partilerin hayatiyetini sürdürebilmesini imkan tanıması oldu.
    İttifakın siyasi veya askeri bir tehdite karşı yapılma özelliği açısından değerlendirdiğimizde, Cumhur ittifakının, fetö tehditinin 15 temmuzda demokrasimize yönelik somut bir tehlike haline gelmesiyle birlikte vatandaş nezdinde doğal ve organik olarak kurulduğunu görmekteyiz. 15 Temmuz akşamı ve gecesi başka partililerin aksine Mhp ve Akp li vatandaşlar silahlı kalkışmaya karşı sokaklarda birliktelerdi. Bu birliktelik önce Yenikapı ruhunu oluşturdu, ülkenin iç ve dış tehditlerini hedefine koydu ve daha sonra da resmileşti. Yani bu ittifak önce somut bir iç tehdite karşı vatandaşın 15 temmuz gecesindeki mücadelesinden doğdu, sonra pratiğe geçti ve ülkenin içeriden ve dışarıdan gelen düşman tehditlerine karşı da hedef genişletti.
    Millet ittifakı ise siyasi bir tehdit ve tehlike olarak Tayyip Erdoğanı görmekte ve bu karşıtlıktan güç almaya çalışmaktadır. Kişi olarak Erdoğanı hedef görmekle birlikte bu hedefe karşı tek bir alternatif oluşturmakta başarılı olamamıştır. Bunun üzerine ittifakın pratik faydasından yararlanmayı amaçlamış ve baraj problemi olan Sp ve İp yi resmen Dp yi ise zımnen ittifak çatısı altında Chp ile bir araya getirmiştir. Ülkemize karşı iç ve dış tehdit ve tehlikelerle ilgili bir fikir sardetmemiştir.
    Şimdi vatandaş bu ittifakların tehdit ve tehlike algısına bakıp karşılaştıracak, bu tehdit ve tehlikelerin doğruluğunu ve gerçekliğini değerlendirecek, bunlardan kurtulmak için önerdiklerini ve yapabilirliklerini sorgulayacak, sonuçta kararını sandığa yansıtacaktır.
    İttifak içindekilerin benzerliklerinin veya benzemezliklerinin bu karar üzerine etkisi olacağını düşünmüyorum. Önemli olan gösterdikleri tehdit ve tehlikenin gerçekliği, sundukları tedbir ve önerilerin uygulanabilirliği ile yapılacak icraatlere aday kişi ve kadroların bunları uygulama kapasiteleri, yetenekleri ve bu konulardaki tecrübeleridir.
    Böyle bakıldığında da daha öncekilere göre sonucu değiştirecek farklı bir etkenin ortaya çıkmadığını tam tersine 15 temmuz etkisinin, eski sonuçları kuvvetlendirerek tekrarlanmasına sebep olacağını öngörüyorum.

  21. bir arada yaşayan bir milletin başındakiler neden iktidar hırsı içerisinde milletin ortak değeri olmayan fikirleri siyasetlerine alet ederler. Irkı,kemalizmi gibi daha bir çok fikir…

  22. Biri bana bu hdp hoş görüsünü açıklasın,yemin ediyorum anlamak için kendimi zorluycam bir ilk okul ögrencisine anlatır gibi anlatın belki bende sorun var anlayamıyorum umarım bende sorun vardır yoksa bu milletin hdp sevdasına ahh ki ahh, benim şehid olan askerime polisime vahh ki vah,
    Genel başkanı kobani olaylarında kürt gençlerini sokaga çagırdı bir sürü insan öldü asker polis şehit oldu yasin börü katladildi
    Eş genel başkanı çıkıp biz sırtımızı pkk ya dayadık dedi o pkk yıllardan beri ögretmen asker polis sivil halk öldürmeye doymadı
    Millet vekilleri arabalarının bagajında pkk ya silah taşıdı o silahlarla asker polis şehit edildi.daha aklıma gelmeyen bir sürü pkk eylemine maddi ve manevi destek verdi bu parti
    Şimdi bizim milletimize bakıyorumda degil avrupada dünyada bile görülmeyen bi teröristlere karşi bir demokrasi anlayışı,hoşgörüsü almış başını gidiyo aklıma sadece şunu söylemek geliyor o şehid olan asker polisler adına YAZIKLAR OLSUN..

    • Mustafa Bey, çağrınız ne kadar içten, ikna olmasanız bile sizinkinden farklı fikirleri duygusallığa kapılıp “Al sana bir terörist daha!” diyerek suçlamadan saygıyla karşılamaya ne kadar hazırsınız, bilemiyorum. Ben çağrınızın içtenliğine inanmak isteyerek bu konudaki düşüncelerimi olabildiği kadar açık dile getirmeye çalışacağım. Daha baştan size şunu söylemek isterim: Ben ne HDP, ne PKK, ne de CHP yandaşı bir insanım. 12 Eylül askeri darbesi sırasında, yaşı henüz 17 olan bir Dev-Genç militanı olarak cezaevindeydim. Duygu ve düşünce dünyam, babası Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyesi, annesi devlet operası sanatçısı olan koyu CHP’li bir aile içinde biçimlendi. Lise yıllarımda okuduğum lisenin “devrlmciler”in (!) elinde olmasının da verdiği motivasyonla tutkulu bir sosyalist oldum. 30’lu yıllarımın başlarında geleneksel Türk sosyalist hareketinden koparak o dönemin Sovyetler Birliği, Çin, Küba gibi “sosyalist” addedilen ülkelerinin aslında kendi halklarını ezen ve sömüren birer bürokratik diktatörlük olduğunu ileri süren, Türkiye’de geleneği olmayan Troçkist sosyalist harekete katıldım. Üç beş arkadaşla çıkardığımız derginin editörü olarak, dergide yayımlanan kimi makaleler dolayısıyla hapis cezaları aldım, ülkeden kaçmak zorunda kaldım. 19 yıl sonra, Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde düşünce suçlarının Terörle Mücadele Yasası’ndan çıkarılması sayesinde genç bir adam olarak ayrıldığım ülkeme 49 yaşında yaşlı bir adam olarak döndüm. 28 Şubat olarak anılan dönemde ve genç kızların başörtüsü ile üniversitelerde okuma hakkı için verdikleri mücadeleler sırasında köklü bir düşünsel dönüşüme uğradım. Onyıllarca içinde tutulmuş olduğum ideolojik koşullanmalardan (“Dindarlar gericidir. . . Dindarların önü açılırsa ülkeye şeriat gelir!” vb. temelsiz korku ve ideolojik söylenceler) kurtuldum, tutkulu bir AK Parti yandaşı haline geldim, Marksizmin tüm geleneklerinden tümüyle koptum. Dindarlarımızın, AK Parti öncülüğünde bu ülkenin kuruluşundan beri içine itildiği dar kalıpları parçalayarak bu ülkede adalet ve hakkaniyete dayalı özgür bir ülke inşa edeceklerine çok inandım. Ailem de dahil, bütün o onyıllar boyunca yakınım ve arkadaşım olan bütün insanlardan dışlandım. Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatında yurt dışından o dönemin Zaman Gazetesi yazarlarından olan Mümtaz Er Türköne’ye acısını paylaşmak için yazdığım, sayın Türköne’nin de anlamlı ve duygu yüklü bularak köşesine taşıdığı mektup, sözde sosyalist çevrelerden aşağılayıcı tepkilerle karşılandı (Öyle ya, nasıl olurdu da bir sosyalist Yazıcıoğlu gibi ‘eli kanlı bir faşist'(!) için üzüntü duyar, o ‘faşist’i Anadolu’nun çıkardığı en romantik, en yiğit adamlardan biri olarak tanımlar, yaşadığı üzüntüyü yine ‘azılı bir faşist’ olan Türköne gibi bir insanla paylaşabilirdi?).

      Bugün, ülkesinin tüm insanlarının barış ve huzur içinde, işsizlikten ve geçim sıkıntısından uzak, kalkınmış ve gelişmiş bir ülkede yaşamasını içtenlikle arzu eden, özgürlükçü sosyalist fikirlerden ilham alan, dindarlarına saygı duyan bir insanım. PKK’yı, ideolojik beslenme kaynağı tarihinin hiçbir döneminde şiddetten kendisini arındıramamış darbeci-otoriter Türk solu olan, Kürtlere ve bu ülkeye sunabileceği hiçbir şeyi olmayan, şiddetten beslenen, Türk milliyetçiliğinin de uzun yıllar değirmenine su taşıdığı sefil bir örgüt olarak görüyorum. Bu örgütün şeflerinin Kürtlerin mazlumiyetinden, yoksul Kürt gençlerinin kanından beslenen bir örgüt olduğunu düşünüyorum. Kırk yıla yakın yakın tarihin de açıkça işaret ettiği üzere, devletin silahla PKK’yı asla bitiremeyeceğine, PKK’yı bitirecek yegane gücün Kürt halkı olduğuna inanıyorum. Sayın Erdoğan’ın olağanüstü bir cesaret göstererek giriştiği açılımın ve barış sürecinin çok değerli olduğuna inanıyorum.

      Can alıcı soruya gelmek istiyorum: HDP ve S. Demirtaş PKK’nın basit bir uzantısı mıdır? HDP kapatılmalı, S. Demirtaş cezaevinde tutulmaya devam edilmeli midir?

      HDP, kendisini PKK’nın kontrol ve vesayetinden kurtarmayı başaramayan bir partidir, Mustafa Bey. Ama, bu yalın gerçek, HDP’nin bunu asla başaramayacağı anlamına gelmiyor. PKK’nın en çok beslendiği şey, Kürtlerin sahipsiz olduğu, PKK olmazsa Kürtler üzerindeki ayrımcılığın ve yoksanmanın katlanarak devam edeceği iddiası. Türk ve Kürt, hep birlikte elele vererek PKK şeflerinin bu iddiasını ellerinden almak kaçınılmaz bir zaruret. HDP’yi PKK vesayetinden çıkararak gerçekten ve koşulsuz olarak barışın ve Türkiye’nin yanına çekmenin biricik yolu bu. PKK’nın da her türlü araca baş vurarak önünü almak istediği şey de bu olasılık. HDP’ye oy veren 9 milyona yakın insan var. Ne olur, bu insanların hepsinin terör ve bölünme yanlısı olduğunu düşünmeyin, buna inanmayın. Benim sözlerimi değersiz buluyorsanız, eski MİT müşteşarının, çok erdemli bir ülkücü olan sayın Avukat Rubil Gökdemir’in, mutlaka tanıyor olduğunuzu düşündüğüm eski Emniyet Müdürü Henefi Avcı’nın sözlerine kulak verin. Kürtlerin ezici çoğunluğu barış istiyor, ölmek ve öldürmek istemiyorlar. Kaldı ki, Kürtler arasında milyonlarca müteyeddin Kürt de var, bir kısmı Hüdapar’a oy veren bu dindar Kürtlerin de sözlerine kulak verin. Hemen herkes size Kürtlerin savaşmak, bölünmek gibi bir isteği olmadığını söyleyecektir. PKK’yı bitirecek olan, HDP’yi PKK vesayetinden, Türk solunun Ertuğrul Kürkçü, Saruhan Oluç gibi marjinal Türk solunun soytarılarının elinden kurtaracak olan, Kürtlere gerçek ve inandırıcı bir sevgi ve kollama ile yaklaşacak Türklerdir. PKK’nın en çok korktuğu şey tam da budur.

      Bunları sizlere içten bir saygıyla fısıldayan ben, yaklaşan seçimlerde HDP ya da CHP’ye değil, bu ülkeye kazandırdığı onca şeyden sonra akıl almaz biçimde adalet ve hakkaniyetten uzaklaşarak sıradan bir devlet partisi haline gelen, artık bizlere hamaset dışında hiçbir şey sunmayan AKP’e değil Saadet Partisi’ne oy vercek bir özgürlükçü sosyalistim. Sözlerimi doğru bulmak zorunda değilsiniz elbette, sağduyunun bir sesi olabileceğine ilişkin küçücük bir kuşku duymanız bile beni sevindirir. Saygılar. Bernar

      • ben sizin sözlerinizi doğru-değerli buluyor ve pek çok noktaya katılıyorum.
        ama
        pkk bir terör örgütüdür ve hdp söylemi ile onun siyasi uzantısı -dır.
        hdp silaha taraf olan, bölücülüğe bağımsızlığa meydan veren söylemlerinden ve eylemlerinden geri durmamış, aynı tutumu afrin harekatında da devam ettirmiştir. meramı son derece açıktır, kendilerinin dahi istemediği talep etmediği bir anlayış nasıl mümkün olabilir. onlar fikir değiştirmediği sürece tek taraflı anlayış neye hizmet edecektir?
        ama
        kürt halkı türklerin kardeşidir üstelik her türlü takdiri, her türlü teşekkürü hak eden onlardır. hendeklere katılmayan, sokak çağrılarına cevap vermeyen, ayaklanma kışkırtmalarına sessiz kalan onlardır. hepimizin kürt halkına büyük bir vefa borcumuz vardır. bize düşen onları hdp ye mecbur etmemek, çeşitli dernek parti sivil kuruluş örgütlerri ile onları desteklemek, kendilerini ifade edecek her türlü meşru aracın önünü açmaktır…
        terörle kürtleri bir arada anılmasını isteyenlerle terörle islamın bir arada anılmasını isteyenlere prim vermeyeceğiz, buna hizmet edenleri de hoş görmeyeceğiz. pkk ve tabii hdp kürtlerin terörle anılmasına büyük hizmet etmiştir, umarım bu yanlıştan biran önce dönerler bu topraklarda kardeşçe yaşamanın adımını atarlar. o zaman bizde pişmanlığın önüne anlayışı, affı, hoşgörüyü koyarız.

      • Sayın Bernar, yine çok samimi bir yorumunuzu okudum ve birşeyler söylemek istedim. Öncelikle düşünsel serencamınıza büyük saygı duyduğumu belirteyim. Kürt kardeşlerimizle ilgili düşüncelerinizin çoğuna katılmakla beraber Hdp ile ilgili birkaç hususta kendi fikrimi belirtmek istiyorum. Hdp nin oy aldığı vatandaşların tümü tabi ki terörist olarak nitelenemez ancak bu durum Hdp milletvekillerinin teröre verdiği desteği görmemizi engellememelidir. Burada şunu belirtmek istiyorum ki ben de partilere ceza verilmesine karşıyım ancak kişilerin hak ettiği cezayı da çekmesi gerekir. Biliyorsunuz ülkemizde bir çözüm süreci yaşandı. Bu süreç esnasında yine Akp ve ona inanıp güvenen vatandaşların öncülüğünde Hdp ye ve Pkk ya toplumsal olarak büyük bir kredi açıldı. O dönemde ben de bu sürecin destekçisiydim ve Chp li yakınlarım tarafından büyük eleştirilere tutuluyor ve suçlanıyordum ama bu sürecin memleketin hayrına bitmesi ihtimalini dışlamamak için samimi olarak savunmaktan hiç vazgeçmedim, ta ki süreç Pkk ve destekçisi Hdp tarafından açıkça ve kanla bozulana kadar. Şunu söyleyeyim ki pişman da değilim süreci desteklemekten. Ancak sonrasında hendek olaylarında da tabii olarak hükümeti ve devleti destekledim çünkü olay dış destekli bir boyut kazanmıştı ve neredeyse bir işgal girişimiydi. Gelinen noktada artık Pkk nın muhatap alınması sözkonusu olamaz çünkü tamamen dık güdümde olduğu açığa çıkmıştır. Ayrıca Kürt kardeşlerimizi temsiliyetinin sadece Pkk ve Hdp üzerinden yürütülmesi de tek yol değildir. Hüdapar ve benzeri , değişik kitleleri temsil eden birçok yapı da bölgede mevcuttur. Bu aşamada Pkk nın önündeki tek yol silahı bırakıp kendisini feshetmesidir. Zaten gördüğümüz kadarıyla şiddet kabiliyetini yitirdiği için bölge halkını zorla yönlendirme gücünü de oldukça kaybetmiş bir durumdadır. Önümüzdeki seçimde bu zorlamanın halk üzerinden kalkmasının sonuçlarını da hep birlikte göreceğiz. Şunu da belirtmek istiyorum ki artık yeni bir çözüm süreci olmayacakmış düşüncesi de kesinlikle çok yanlıştır. Geçmişte hiç düşünülmeyen çözüm sürecini ilk defa deneyen Akp bunu ilk fırsatta tekrar deneyecektir. Ama tabii ki Suriye ve Irakın mevcut durumunda henüz bu denemenin zamanı uygun değildir. Ama ilk fırsatta Erdoğan bu denemeyi tekrar yapacaktır. Mhp ile yapılan ittifak asla buna engel değildir çünkü şiddet ve terör ortada kalktığında Mhp de bu çözümü destekleyecektir. Bugün siyasi menfaat dolayısıyla Kürtlere yakın görünmeye çalışan Chp İp ve Sp nin, yeni çözüm sürecinde ne kadar destekçi olabileceğini de zamanı gelince göreceğiz. Ben bu konuda asla destekçi olacaklarını düşünmüyorum. Fazla uzattım. Sonuç olarak bu ülkede özgürlükleri ilk defa ve gerçekten önceleyen Akp ve Erdoğan, malum dış şartlar düzelip normalleştiğinde tekrar aynı konumuna dönecek, bu açıdan tereddüt etmememiz gerektiğini düşünüyorum. Saygılar.

      • Bernar bey sizin yaşam hikayeniz beni çok duygulandirdi. Didem Hanım ve Necip beyin yorumlarını da okudum. Onlar gibi düşünüyorum. Ama sizin yorumunuz son derece verimli bir tartışmayı başlatmış. Uzun zamandır görmek istediğim bir diyalogdu bunlar bu sitede. Sizin gibi insanlar lazım. Çok uzun bir süre öncede bazı yorumlarınızı gördüm.Daha sık yazarsanız iyi olur. Aynı düşünceden olmayıp ama temelde aynı iyi paylaşmak çok güzel. İşte gerçek seviyeli paylaşımlar bunlar. Hatta kalmaya devam edin.

        • Mustafa bey somut noktalara değinerek, Bernar bey samimi duygularla girmiş konuya. Diger yorumcular da haklı (Nasrettin hoca da haklı-çünkü her şey izafi!). Ancak, karşımızda sorun gibi görunen (etik ve etnik işler dahil) hemen herseyin ipucları Kur’anda. Ülkede yaşayan Türkler, Kürtler, Çerkezler, Lazlar, Gürcüler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlar ve diger etnik marka müslumanlarla, yani: damatlar, kayinbiraderler, enişteler, amcalar, gelinler, dayılar, büyukbabalar ile birlikte Allah’a ve rehber olarak Kitabına inanıyorsak bu önemli konuya da iman ve akıl senteziyle yaklaşmamız gerekir, ezbere değil…. Türk olsun Kürt olsun etnik radikallerin bu konuda bozulacak ezberleri var. Bu konu tartışmağa değer, hatta seçim malzemesi yapılmayacak kadar önemli bir konu, ama ne zaman?

    • mustafa! niye pkk hoşgörüsünü değil de hdp hoşgörüsünü merak ediyorsun. Önce pkk hoşgörüsünü merak etmen gerekmiyor mu?. PKK hoşgörüsünü de reisine sorman lazım. Önce “terör örgütü ile görüşen şerefsiz ve namussuzdur” dedi, sonra da “PKK ile osloda görüşme emrini ben verdim” dedi. Sen biraz dürüst olsan önce onu sorarsın? Samimi olsan ilkokuldan vazgeçtim, anaokulu öğrencisine anlatır gibi anlatacağım, ama samiyetin olmayınca sadece samimiyet hatırlatması yapmak gerekiyor.

  23. MİLLET ittifakının ülkemiz ve milletiz için hayırlı olduğunu düşünüyorum. Fakat bir eksiği var, HDP’nin de bu oluşumda yer alması gerekli idi. Ülkemizde yaşayan 80 milyon insan mağduriyeti ve bölünmüşlüğü kabul etmiyor. Nasıl çözülür bilmem ama HDP, MİLET ittifakına bir şekilde dahil edilmelidir. Madem yedi düvel ülkemize göz dikmiş bizi bölmeye çalışıyor. O zaman birleştirmek bu ülke insanın en temel görevidir. MUTLU YARINLARA GÜZEL ÜLKEM.

    • Hdp nin hakkini yemeyelim, ittifakin gizli oznesidirler. Hele bi 2. Tura kalabilseler bir oy bile eksilmeden hemen ince ya da digerine kayarlar. Ust akil isterse fitne de birlesir!

  24. Millet itifakından Millet memnun. keşke o itifakın içinde HDP de olsaidi.
    Millet itifaki karanlık geceleri aydınlattı ve Milkete huzur verdi.
    Muharrem İnce,Temel Karamollaoğlu ve Meral Akşener C Başkanlığına aday olmalaride isabetli oldu.
    Bu itifakdan AKP lilerin haricinde MHP liler de dahıl herkes memnun.
    İnsanlara kavgadan caheletten tehditlerden hakaretlerlerden gína geldí.
    İçerdeki vatandaşları mağdur ettikleri az geldi gözlerini yur dışında yaşayanlara diktiler.
    Avrupaya bağırdı çağırdı da ne oldu?
    Olan AKPye oy verenlere oldu.
    Onları bile yolsuzluğa teşvik etirdiler.
    Çifte vatandaşlık yasak olduğunu bile bile gidip oy verdiler şimdide yaşadıklarí úlke vatandaşlığından çıkarílıyorlar.
    Gerçekten Erdoğan Túrk vatandaşlarını hem Türkiyede hemde dúnyada bõlen ve huzursuz eden tek lider “Dünya Lideri” ünvanını koruyor vede
    şimdiye kadar böyle bir liderin tarih boyunca dúnyada eşine rastlanmamíştír.
    Almanyada yaşayan bit tanídığımla aramızda geçen yazışmayi yorumsuz olarak buraya yaziyorum.
    “Abla iyki seninle konuşmúşuz”
    Hayır ola ne hakkinda konuşmüştuk?
    “Geçen sene sen bana sakın gidip oy verme vatandaşlığini iptal ederler, reisiniz için değmez inan bana.
    demiştin ya Bende sana kızmıştım sendemi onlardansin dediğimde bana çok sinirlenmiştin ve şõyle demiştin”sen ne kadar zavali biri olmuşsun git bildiğin gibi yap” demiştin ya?
    Ha hatırladım ne oldu reisiniz genemi geliyor oraya? hayir hayir
    O zaman ben ve hanım oturup konuşmüştuk ve senin haklı olduğunu düşünüp oy vermedik.
    Benim bir arkadaşımın vatandaşlığını iptal ettiler gerçi o Almanyada değil fakat burdada araştıriyorlar şu an oy vermiş arkadaşlar çok huzursuz.Ablacığim tekra sana teşekür ediyorum.
    O gúnkü sana karşi saygısízlik ettiğimi düşúnüyorsan tekra özur diliyorum.”
    Dünya liderinı destekliyenlerin halleri böyle.
    Bu seferde Bosnaherseki Karıştıríyor.
    Herşey TAMAM MHP nin oylarína gelince pek çaantada kekliğe benzemiyor.
    Vatani milleti Dùşunenler Millet itifakıda birleştiler.Birbirlerine oyun kuranlarda Cumhur itifakínda bir araya geldiler.
    Geçende Ocak yazarlarından Ali Ağcakulu “Sira Ūlkücülerdemi” başlığı ile kaleme aldığı o yazísínda bu konuyu yaziyordu.
    Seçimlerden önce oyunu garantiya ala bilse hemen MHP yi Gúnah keçisi olarak hedef tahtasína yatırır ama seçimlerden emin değil.

    • HER KES KENDİ GÖRÜŞÜNÜ, KENDİ İSTEĞİNİ, KENDİ BEKLENTİLERİNİ MİLLETİNMİŞ GİBİ SUNMAYA ÇALIŞIYOR. TEK KUTUPLU BİR MİLLET YOK. MİLLET İÇİNDE BİREYLER FARKLI FARKLI DÜŞÜNÜYOR. SEÇİMLERDEN SONRA MUHTEMELEN HER İKİ İTTİFAK DA BAŞARILI OLDUĞUNU SÖYLEYECEK HER ZAMANKİ GİBİ. HER HANGİ BİRİNİN KAZANMASI VEYA KAYBETMESİ ÜLKE İÇİN KURTULUŞ VEYA BATIŞ OLMAYACAK. İNSANLAR AYNI PROBLEMLERLE YÜZLEŞMEYE DEVAM EDECEK. SULAR YİNE KENDİ MECRASINDA AKACAK ….

    • Iste dusunce ve ifade ozgurlugu oldugu soylenen batida akp ye oy vermis ya da vermemis vatandaslarimizin ab vatandasliklari iptal edilerek cezalandirildiklarini kendiniz soyluyorsunuz. Nitekim akparti mitinglerine de engel oluyorlar ama kendileri canakkaleye gelip cok guzel ayinler yapabiliyorlar! Biz de ifade ozgurlugu yok ya ondan:))) ama pkk ve ittifak partilerinin mitinglerine bi yasak yok oralarda? Neyse, allah turk pasaportundan ayirmasin…

  25. Zıt tatlar bir araya gelince mükemmel olur.. Örnek…: Limonlu kek , sütle yenen pekmezli kurabiye , kuru fasulye ile pilav yanında turşu …. Tatlı yenince içilen bir bardak buz gibi su veya ayran…
    Onun için bu dört farklı değer bizim ülkemizin zenginliğidir. Güzel oldu.. Hatta demokrasi , barış huzur için şahsen “HDP” ninde burada olmasını isterdim.. Tek bir şartla bunu gerçekten isterdim.. Oda şöyle…:” Bundan sonra ben (HDP yi kastediyorum) bu ülkede bütün T.C. vatandaşlarının haklarını savunan , Kürtlerin evrensel insan haklarından kaynaklanan haklarını arayan , PKK ile arasına mesafe koyup, her türlü terör örgütünden uzak duran ,
    “Memoların , Mehmetleri ;Mehmetlerin memoları öldürmediği,
    Bir Edirnelinin , Hakkari’nin dağlarında çiçek topladığı,
    Bir kürdün Erbil deki parlamentoda neymiş ki benim TBMM ‘m var …. fikirlerimi orada söylerim diyebilen bir HDP yide bu ittifakta olmasını isterdim….
    İsterdim…..
    Be kardeşim dağlarında burcu burcu çiçekler açan ülkemin insanın birlik ve beraberlik içinde yaşamasını..
    üretmesini,
    Kutuplaştırmanın değil birlikteliğin siyasi dil olmasını….
    Adaletin bağımsız olduğu bir ülke isterdim..
    Çok mu bize bunlar….
    Sana oy vermeyenlerin de bu ülkenin evladı olduğunu anlamak…
    Düşmanlık üstüne düşmanlık eklemek ile nereye kadar daha bu ülkede yaşarız….
    OLMAZ KARDEŞİM… OLMAZ…. Senin gibi düşünmeyen , sana oy vermeyen vatan haini, terörist olmaz….
    Biz birlikteyiz… Kürdün hakkını arayan bir Türk , Türkün hakkını arayan bir Kürt olmadıkça, Türbanlının hakkını arayan bir başı açık ; Başı açığın hakkını arayan bir türbanlı olmadıkça….
    Ateistin , deistin hakkını arayan bir Müslüman olmadıkça HUZUR bulamayız…

    • Fehmi beyden Allah razı olsun.Tek sesli ve kavgacı medyanın hüküm sürdüğü bir ülkede çölde açmış bir çicek gibi bu site ve Ocakmedya ile gözúmüz gönlümüz açılıyor ve bizlerin duymaya ve okumaya hasret kaldığımız kardeşlik ve barıştan bahseden çok değerli insanları gıyaba da olsa taniyor ve umutlaniyoruz.
      Kar 2729 Elinize sağlık, Yorumunuzdaki güzel sozler için teşekürler ve tebrikler.
      Harika bir yorum.
      Esen kalın.

    • Yorumunuz, bu ülkenin yarınlarına ilişkin bana iyimserlik ve cesaret veriyor. Sağduyulu sözleriniz için çok içten teşekkürler ve saygılar.

    • O basta saydigin yiyecek arasinda bi tezat yok, bilakis hepsi birbirene benziyor. Zaten ittifak partileri de ozu itibariyla farksizdirlar. Hani en fazla asure gibiler diyebilirim, ama onu da haketmeyen bi rukusluk var ortada: sanki dogan gorunumlu sahin gibiler:))) bize eroglu erdogan yeter kardesim!

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here