Kudüs İsrail’in başkenti ilan edilince.. yeni bir terör dalgası başlasın mı isteniyor?

42
Bu yazıdaki fotoğraflar Hürriyet gazetesinden..

İsrail’deki büyükelçiliğini -sayısız BM kararlarına ve dünya kamuoyunun hassasiyetine aldırmayarak- Kudüs’e taşıma kararının, uygulamaya konulduğunda, Filistinlileri ayağa kaldıracağını ABD’nin tahmin etmediği düşünülemez.

Filistinliler tepkilerini dışa vurunca İsrail’in ölüm kusan askeri gücünün devreye gireceğinin ve ortamı kan gölüne dönüştüreceğinin de bilinmesi gerekirdi.

İlk gün tam da bu oldu.

ABD ve İsrail el ele

Tepkiler devam edecek, İsrail Filistinli tepkisine Filistinli öldürerek mukabele edecek…

Olana bakarak İsrail ve yöneticileri ile ABD’nin halkın oyuyla seçilmiş başkanı Donald Trump hakkında ne söylense, ne yazılsa ve ne yapılsa yerindedir.

Konuya hassasiyetle yaklaşanların söyledikleri, yazdıkları ve yaptıkları karşımızdaki vahşi tablo yanında az bile.

Türkiye İsrail ve ABD’deki büyükelçilerini geri çağırdı, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) olağanüstü toplantısı için davette bulundu, konuyu Birleşmiş Milletler’e (BM) taşıyacağını da duyurdu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ve hükümetin yaptığı açıklamalar da beklenecek sertlikte.

Hepimizin bildiği bir gerçek değişmiyor ama: Bugünün dünyasında yaptığı yapanın yanında kalıyor; özellikle dünyayı dehşete düşüren, istikrarını ve dengesini bozan işleri yapan ABD ve İsrail ise…

BM kararlarını takmaması yüzünden İsrail’e herhangi bir fatura çıkartıldığını hatırlamıyorum.

Zaten Trump ve onu böylesi bir yanlışlığa sevk edenler de bunun farkındalar ve yaptıklarının yanlarına kâr kalacağından emin oldukları için böyle bir işe kalkıştılar.

Tepkilerin belli sınırlar içerisinde kalacağı, İslam Dünyası adına çıkışların bir işe yaramayacağı, ortalığın bir süre sonra yatışacağı, İsrail’e ve ABD’ye bugün hakim olan zihniyetin Filistin topraklarında ikinci bir devlete yer vermeme kararlılığının ete kemiğe bürüneceği bilgisi ile…

Göreceğiz, İİT toplandığında, İslam Dünyası’nı temsil edenlerin tepkileri tek bir güçlü sese dönüşmeyecek.

Kudüs’ü başkent olarak tanımadan önce, ABD, bu sonucu doğurması kaçınılmaz adımları da attı zaten.

Başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkeleri, el-Kaide ve IŞİD tehdidini ileri sürerek, Hamas’ı da o iki terör örgütüyle eş-değerde sayıp kendilerini Filistin konusunda farklı bir çizgiye yerleştirdiler.

Mescid-i Aksa kundaklanmak istenince Suudi Arabistan…

Oysa durum 1960’lar ve 1970’lerde bugünkünden çok farklıydı.

İsmi yakın zamanlara kadar İslam Konferansı Örgütü (İKÖ veya İngilizce isminin kısaltılmışıyla OIC) olan İİT, Kudüs’teki el-Aksa Mescidi’nin kundaklanması girişimine karşı Suudi Arabistan Kralı Faysal’ın öncülüğünde kurulmuştu.

Kral Faysal konuya hassas yaklaşan diğer petrol üreticisi ülkeleri de yanına çekerek kendilerinden petrol ithal eden ülkelere karşı boykot başlatmış ve daha o zamandan bugünkü niyetlere sahip olan İsrail’in hareketsiz kalmasını sağlamıştı.

ABD de her durumda İsrail’i korur ve kollar görüntüsü vermekten uzun yıllar çekinmişti.

Resmi politikası da, Filistinlilerin de kendilerine ait bir devleti olması gerektiğiydi ABD’nin ve Trump seçilene kadar bütün ABD başkanları bu sonucu doğurmaya yaramayı hedefleyen barış müzakerelerine önem vermişlerdir.

Sureta olsa da bütünüyle İsrail yanlısı görünmekten kaçınmıştı ABD.

Kararı alkışlıyorlar, nelere yol açacağını düşünmeden..

Bugün İsrail’den daha İsrail-yanlısı görüntüsü vermekten çekinmeyen bir ABD var dünyanın karşısında. Trump’ın ailesi, Amerikalı işadamları, İsrail-sever isimler dün Kudüs’te düzenlenen törende hazır bulundular.

Peki de, Trump’ın Kudüs’ü başkent olarak tanıması, İsrail’in tepkileri ortalığı kan gölüne dönüştürerek bastırmaya çalışması, bu gidişi tersine çevirmek için yapılacakların etkisinin sınırlı kalması, İslam Dünyası’nın çaresizliği, bütün bunlar, Filistin’in topraklarının İsrail işgali altında bulunduğu, Gazze’de yaşayan Filistinliler’in en temel ihtiyaçlarını karşılayamadıkları ambargoya muhatap edildiği gerçeğini değiştirecek mi?

Filistin’de Filistinliler’in BM tarafından da tanınmış bir devleti ve onun bir cumhurbaşkanı ile hükümeti de bulunduğu gerçeğini?

Kudüs’ün tek başına İsrail’in başkenti olarak tanınması bugüne kadar ‘barış’ yönünde sarf edilmiş bütün çabaları boşa çıkartmaktan ve umutsuzluğa kapılan insanoğlunun böyle durumlarda çare olarak gördüğü bilinen meşruiyet dışı yollara başvurmalarından başka bir işe yaramayabilecektir.

Terörün gemi azıya alarak dünyanın her köşesini tehdit altında tutmasına şaşırmayalım.

Akıl alır gibi değil.

İsrail dün 50’den fazla Filistinli’ye ölüm yağdırdı, binden fazla yaralı var..
El-Kaide ve IŞİD yetmezmiş gibi…

Özellikle 11 Eylül (2001) eylemlerine muhatap olmuş ve o günden beri sergilediği çılgınca tepkilerle Ortadoğu’yu cehenneme çevirmiş olan ABD’nin, el-Kaide ve IŞİD belalarının başa açtıkları dertler yetmezmiş gibi yeni bir terör dalgasını daha harekete geçirecek böylesi bir tehlikeli döneme kapı aralaması aklı zorluyor.

Dünyamızı daha tehlikeli kılan kadrolar eliyle yönetiliyor ABD ve İsrail; tek başına Türkiye yetmez, bütün dünya buna isyan etmeli.

Türkiye’nin görevi, sadece İslam Dünyası ile sınırlı kalmayan bir global tepkiye öncülük etmek olmalı.

ΩΩΩΩ

42 YORUMLAR

  1. Sayin koru ve tum okurlarina mutlu ramazanlar dilerim:) tenkit hakkimizi her daim sakli tutmak kaydiyla; incinme/kirilma olmasin lutfen! Ufak tefek atismalari gormezden gelelim:) veyselin de dedigi gibi: koyun ile kurt gezerdi / fikir baska baska olmasa…

  2. Yorumları okuduğumda, H.Gayret de dahil, nerdeyse buraya yorum yapan bütün islamcıların olaya yahudi düşmanlığı üzerinden değil, israilin kötülüğü üzerinden yaklaştıklarını ve yahudi düşmanlığına karşı görüş belirttiklerini gördüm. İslamcıların bu olgunluğa erişmiş olmalarına çok şaşırdım ve çok da sevindim. Umarım bundan sonra da böylesine şaşkınlıklar yaşarım. hepsine, bu ülkeye ilişkin umudumu canlı tuttukları için teşekkür ederim.

  3. Benim şahsen değíl giyaben tanídığım bir filistili ve birde okuduğum hayat hikayesiden iki filistinli hakkında bazí bilgiler paylaşmak istiyorum.
    2016 Mayisi tesadüf bu günlerde eşi türk olan Hindistanli biri benden Knadadaki tanıdıklarima ABD den Kanadaya göçmen olarak ( sığınmacı değil) gidrcek Filistinli
    bir beye yardim etmeleri için araci olmami isyedi.
    Filistinli önce kanadanin bir eyaletine gitti orda Türkler buna maddi manevi yardim ettiler. O beyefendi burdaki beyefendiye Türkleri aşağılarcasına “onların hepsi işçi onlar bana nasıl yardim edecekler?” demiş.Adamdaki kibir bak( işçıi dedikleri Türkleri hepisinin kendi işyeri var)
    Gururlu bey ordan Vancouvura geçtí. Oradada Bir iş yerinde Genel Müdür olan Fijili bir arkadaşa rica ettim o yardim etti.
    Bankada hesap açmaktan tutunda ev kiralamak, telefon ve diğeri rktirik vb.ilk gelen birisi için bunlar kefil isterler.
    Evinin eşyasına kadar verdiler yardim ettiler.
    Filistinli ne yapsa beyenirsiniz?
    Demeki Kanadaya sadece giriş yapip tekrar USA de eşi ve çocugunun yanina dönecekmiş bunu herkesden gizledi ve evin bir yillik kirasindan tutunda diğer konturatli olan hepisini o arkadaş odemiş ve bedende gizlediler, üzülmeyim diye.
    Gelelim bizi Filistinliye, Filistin devleti onu ve eşini 10 yil ABD deye tahsil için göndermişki dönüp diş işleri Bakanlığı’nda üst düzey görev yapmsin diye.
    O bey Kendi devletinede milletinde ihanet ederek burada kendi lüx hayatını kurdu ve geri dönmedi.
    Diğeride Eski Mısır Milli takım kalecisi imiş ve onuda burada Rahmetli Arafat okutmuş yeiştirmiş gerçi o geri gitmiş ve Arafatin sağ kolu olarak diş işleri bakanliğı yapmış eski kalecinin ikinci eşi Arap asillı hırıstiyan Amerkalı bir bayan.
    Zampara eski kocasi ve Arap prenslerinden tutunda Arap idarecilerin bütün bana göre pisliklerini etraflıca romaninda anlatiyor.boşanmasına rağmen cocuklari için orda ev tutmuş ve yaşamış daha sonra İsrail Filistini bombalamaya başladığı zaman oda çocukları ile birlikte Ürdünde imiş ordan ABDye gelmiş ama öğle kolay olmamış yalnız çocukların babasıde yardımci olmuş tabii kendi cocuklar olunca savaşdan kaçırırlar gariban Filistinlilerde onların kaní ile beslenen yöneticileri için hayatlarini feda ediyorlar.
    O romani ismini unuttum.
    Romanin yazan kadın Yaser Arafatin çok iyi ve çalışkan olduğunu yaziyordu. Arafatın zehirlanerek öldürdüğünü idda ediyordu. Hatta nasıl zehirlendığini dahi yazmıştı. zehirlenmesi romanda seneler sonra resmendr açıklandı.
    Gene o romanda Arap prenslerinin ve idarecilerini görünmeyen yüzlerini çok güzel anlatıyor.
    Şimdi suçlu kim?
    Trump aslında Müslümanlara karşı düşuncelerini mertçe söyledi ve düsman ilan etti.
    O zaman müslüman liderler ona tebrik telefonu etmek için siraya girmek yerine onu proretosto etseidiler, Suudi Arapistan onu ülkesine kabul etmes idi, Trump bunları yapabilirmiydi?
    Mahsun halka gazi ver onların kanı ile lüks hayat yaşa, bütün bunlarıde İslam adına yaptığını söyle.

  4. KUDÜS İSRAİL’İN MERKEZİDİR
    Sermaye İsrail devletine karşı. Filistin’i de İsrail’i de kendisi finanse ediyor. Onları çatıştırıyor ve kendisi hakim kalıyor. Bu hususta Rothschildler ile Rockefeller anlaşmış durumda çünkü İsrail Yahudileri zengin olurlarsa hakimiyet onların eline geçecektir. Kur’an, Kudüs’ün onların arzı olduğunu, arz-ı mev’udun onların olduğunu bildiriyor. Trump ABD’deki Sermaye’yi korkutmak için Büyükelçiliği Kudüs’ taşıyor. Türkiye bunu desteklemeli hatta kendisi de taşımalıdır.
    Tevrat’ın tanıdığı İsrail sınırları dışında yurt yapılmalı ve güçlü bir Filistin devleti kurulmalıdır. Bu Lübnan olabilir veya Sina yarımadasına kurulabilir. Trump’u kararına karşı çıkma Sermaye’yi destekleme demektir. Sermaye yenilecek. Kur’an’ın bildirdikleri böyledir. Yahudiler İsrail’de toplanacaklar. Kur’an bildiriyor. Bunlara direnme boşunadır.

    • Sn. hocam: “Kur’an, Kudüs’ün onların arzı olduğunu, arz-ı mev’udun onların olduğunu bildiriyor.” derken ayet numaralarını referans yazsanız çok iyi olur.. Türkiyede din dersinde bize bu konuda hiçbirşey öğretmediler. Ayet numaralarını yazın da öğrenmemize yardımcı olsun.

      Bu anlama gelen ifadeler o zaman dilimine hitab eden Tevratta olabilir. Ancak bunu bütün zamanlara hitap ettiğine inandığımız Kur’an da diyorsa, madem müslümanız mesele yok! Filistini boşaltma konusunda bölgedeki dindaşlarımızı ikna etmeye bakalım hemen. Ancak, Kur’an gerçekte böyle diyor ve Yahudilere bugün bu hakkı veriyorsa, onların da Tevratı bırakıp aynı Kaynak Allah (Al Ilah = The God)‘tan gelen Kur’anı önyargısız bir şekilde incelemeli ve sahip cikmalilar, yani İslam’a geçmeliler (onları körkütük desteleyen Trump ta belki bu sayede müslüman olur, bakarsın bütün dünya kurtulur!). Zaten o zaman da hiç bir sorun kalmaz, bütün Ortadoğuyu kardeş kardeş paylaşır huzurla yaşarız. Yanlış mı düşünüyorum Sn. Karagülle? ayet numaralarını yazmayı unutmayın, lütfen.

  5. Sayın Koru, “Dünyamızı daha tehlikeli kılan kadrolar eliyle yönetiliyor ABD ve İsrail” diyorsunuz. Bu tespitinize bir yönüyle katılıyorum, ancak bir başka yönüyle değerlendirince inandıkları düşünce sistematiğinin bir sonucu olarak kendi kulvarında ilerliyor diye düşündürüyor gelişmeler.
    Genç-orta yaş kuşağının siyaseti takip edebildiği 80’lerin başından beri dünyadaki olayları ve ABD’deki siyasi gelişmeleri paralel kronolojik sırayla listeleyince ortaya şöyle bir manzara çıkıyor: Malum, Batı’da devletler şirket mantığıyla yönetilir. Bu anlamda seçimle gelen devlet ya da hükümet başkanlarının performansı da bir CEO gibi değerlendirilir.
    ABD’de durum bu çerçevede ilerliyor. Her yeni seçilen başkanın masasına, içerisinde savaş planları da olan bir kriz bohçası konuluyor. Başkan bohçayı açıp içindeki kriz paketini nasıl yönetecek? Performans kriteri budur. Savaş seçeneğini tercih ederse ki, çoğu zaman arzu edilen budur, lojistik ona göre hazırlanır. Savaşı tercih etmezse daha genel küresel sorunlar çıkarılır. Krizi yönetme kabiliyetine göre değerlendirilen başkana ikinci dönem şansı verilir veya verilmez. Bahsettiğim tarih aralığında yalnızca iki başkana ikinci şansın verilmediğini hatırlayalım; J. Carter ve G. Bush (Baba Bush).
    Dolayısıyla şimdilerde üzerine yorumlar yazıp anlamaya çalıştığımız sürece aslında D. Trump’ın, önüne konulan bohçayı açma dönemi diyebiliriz. Elbette hesaplar yapılmış ve her ihtimal doğrultusunda lojistiği hazırlanmıştır.
    Peki o masaya kriz bohçasını koyan/lar kim/ler? Bir çırpıda cevaplamak zor ama tanımlamak mümkün galiba. Öncelikle idealist ve inançlı olmalı/lar. ABD yönetiminin ve dolayısıyla dünyanın kaderinin ABD başkanına bırakılamayacak kadar önemli olduğuna inanmış olmalı/lar. Son olarak Fütürist felsefeye inanmış olmalı/lar. Zira bütün bu planlar ancak fütürist felsefeyle gerçekleştirilebilir.
    Bu tanımlara uygun kadrolar şu anda “Pentagon”da iş başında ve işler öngörüldüğü gibi ilerliyor…
    Ha, bu arada İslam dünyası, OIC falan mı dediniz… güldürmeyin beni…

  6. Sayın yorumcular yine Müslümanların acı çektiğimiz günlerimizden bir gün zalimlere karşı elimizle dilimizle ona da gücümüz yetmezse kalbimizle buğuz edeceğiz kınayacağız Allahı’ın laneti üzerilerine olsun. Ama biz dünya Müslümanlarının çok hatası kusuru var bu konuda. Birlik ve beraberliğimizi koruyamadık zalimlerin(küfrün) karşısında tek millet olarak dik duramadık, zamanın şartlarına göre ülkelerimizi geliştiremedik dış ülkelere her konuda bağımlı hale geldik kurulan tuzaklara düşme gibi bir zaafiyeti var müslümanların. uyanık olalım

    • Birlik ve beraberlik zalimlik yapmak içinse olmasın. Önemli olan adaletli olmak. Kimseyle birlik beraberlik yapmak istemiyorum. Biz kendimize dost olalım yeter. Müslümanlar adaletli değiller. Müslüman ülkeler yolsuzluğun hırsızlığın hukuksuzluğun haksızlığın adaletsizliğin tavan yaptığı ülkeler. Bu durumda kimse onlarla birlik yapmak, beraber ve dost olmak da istemiyor. Haklı olarak.

      • Musluman olmayan ulkelerde hic yolsuz usulsuz is olmuyomus, budistler ve shintoistlerin ne halt yedigini de bilen yokmus:) sence neden hukuk romadan cikiyor surekli?

  7. önce uyandırma servisinden bir haber: cumhuriyet, israil ile ilişkilerin tam hız devam ettiğine dair bir haber yazmış. bu haber dün ve bugünü kapsamıyor, önceki dönemi içeriyor. Habere göre israil ile ilişkiler gayet yolunda. zaten hükümet sözcüsü de ilişkilerin kesileceğine dair herhangi bir beyanda bulunmuyor.
    http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ekonomi/975519/Ankara_dan_israil_e_hayat_opucugu_.html
    Haberin doğruluğundan şüphe edenler olabilir. orda hangi siteden alındığı yazıyor araştırabilirler.
    Benim notum: “ben israil ile ilişkiler kesilmeli, bak bunlar kesmiyorlar” demiyorum. tersini de söylemiyorum. “israil ile ilişkiler devam etmeli” de demiyorum. sadece söylediğim yöneticilerin samimiyetsizliği.
    Ayrıca 1 dolar 4.40 tl oldu. Ben bunların ekonomik krizi önleme konusunda yeteneksiz olduklarını yazmıştım. ama ekonomik krizi çabuklaştırma konusunda yetenekleri atlamıştım. dün ilk kez farkına varmıştım. bugün bir kez daha takdir ettim.
    Bir de, bir okur, “hiç bir filistinlinin ölmeyeceği onlarca yahudinin öleceği bir hareketin nasıl olacağı hakkında fikir düşüce yürütmeli” diye yazmış.
    Öncelikle bir: böyle bir yöntem insani değil. yahudi öldürülmesini savunmak doğru değil. bu sorunu çözümü yahudi öldürmek değildir.
    İkincisi, sadece düşmanların zarar gördüğü bir dünya yok. düşmanlıkta herkes birşekilde zarar görür, görebilir. belki sadece düşmanlar zarar görmüş olsaydı vicdan diye bir kavram ortaya çıkmayabilirdi de. vicdanınızın olmasında, başkasına zarar verirken kendimizin de zarar görme ihtimalinin önemli yeri olduğunu düşünüyorum.
    üçüncüsü de: çatışmada en fazla en zayıflar zarar görür. burda da en zayıfların filistinliler ve masum yahudiler olacağı kesindir.

    Filistin sorununun çözümü için, “eyy nazi almanyası” dedikten sonra almanyayı filistin sorununun çözümü için harekete geçirme ihtimalimizin azaldığını görmemiz gerekiyor. ihtiyacımızın olmadığı zamanlardaki davranışımız, ihtiyacımız olduğunda önümüze engel teşkil edebiliyor. Söylemek istediğim şu: eğer türkiye, gerçekten akıllı politika gütmüş olsaydı bugün filistin sorununun çözümünde daha fazla ciddiye alınırdı. burda suriye sorununun çözümünde bile artık kaale alınmadığımız gerçeğini de hatırlatmam gerekiyor.

    Naçizane, kudüs konusunda bir öneride bulunabilirim. Naçizane diyorum çünkü filistin sorununu çözüm önerileri sunacak derecede bilmiyorum. Bu nedenle önerim hayli tartışmaya açık bir öneri. İsrailin kudüsü başkent yapma hesaplarına, Kudüsün bütün dinlerin başkenti olması projesi ile çıkılsaydı, sanki sonuç alma ihtimalimiz daha fazlaydı, israilin ve trumpın politikalarına karşı kazanma ihtamilimiz daha fazla olurdu gibi geliyor. işler bu aşamaya gelmezdi gibi geliyor. hala da bu nokta üzerinde politika oluşturulabilir kanaatindeyim. Çünkü o bölge, 3 büyük dinin merkezi ve böylece güvenilmez müslüman ülke liderlerinin yapacaklarından daha fazla sonuç alıcı olacağını tahmin ediyorum.
    en azından “kahrolsun israil” demek yerine, çözüme yönelik tartışmayı başlatmak gerekir diye düşünüyorum.
    Başka düşünceleri olanlar olursa, onlar üzerinde de tartışılabilir.

    • ilave! bir telif hakkını belirtmem gerekiyor. Kudüsün, dinlerin ortak başkenti olması fikrini karar okurlarından cevat karakalem imzası ile yazan arkadaştan aldım. Çok önceden, “kudüs 3 büyük dinin ortak başkenti olsa…”diye bir yorum yazmıştı. O zaman bu fikri çok mantıklı bulmuştum. şimdi ise, bu fikrin, israilin ve trumpın politikasına karşı politika olarak ileri sürülebileceğini belirtiyorum. yani sadece bu kısım benim fikrim.

      • editör, yine sana iş çıkaracağım. herhalde “kudüs 3 büyük dinin ortak kültür başkenti..” deyimi daha uygun olur. tam cümleyi hatırlamıyorum çünkü ama bu mealde birşeydi.

        • Terminoloji bilgin cok kit oldugu gibi bir o kadar da sig bir tarih bilincine sahipsin… Eh bosuna dememis orwell: cahillik kuvvettir! Yaz babam yaz:)

    • Hani politika yok iftira yoktu bugun? Guneydeki sevdigimiz ulkeyle her turlu isbirligine acik olmaktan zarar degil fayda gelir. Ama haksizliga da dur diyebilmeliyiz, hepsi bu.

      • H.Gayret! aynaya bakınca yorum yazacağın yeri şaşırmışın. herhalde hem aynaya bakıp hem de yorum yazamıyorsun. Öyleyse, aynaya değil, çevrene bak. o da aynı işlevi görür. iftiracıları bol bol görürsün.

        • H.Gayret! “iftiracı” diye iftira atmak yerine gerçekleri araştırsan daha iyi olurdu. en azından iftiracı olduğun açığa çıkmazdı.
          https://twitter.com/TankerTrackers
          yukardaki bölümü sen de bulabilirdin. fakat işine gelmediği için iftira atmayı tercih ettin.
          ayrıca ceyhandan israile petrol sevkiyatı yaz, yığınla yerli ve yabancı kaynaklı haber bulursun.

  8. Yahu şu Yahudiler, inanın insan değil,
    İnsanoğlu arsız mı, bu kadar da mı bencil?
    Hele şu Trump var ya, tam bir hristiyan uşak,
    Haksızlığı ögretmiş, demekki ona İncil !

    Bu zalimlerden durmadı, bu diyarlarda kan,
    Ne söyleyeceğini, pek bilemiyor insan!
    Burası Ortadoğu, kan kokar kutsal toprak,
    Şehadetle Allah’a, teslim olur müslüman!

    Ey Yahudi, ey arsız, gaspettiğin şu Kudüs,
    Bu diyarda bizlere, İslama da kutsal üs!
    Miraç olayı var, buradan yükseldi Burak,
    Mahşer günü ey zalim, Trump’la talihine küs!

    Zalim marka taşeron, siyonist yalakası,
    Hristiyanlık bir alem! Trump’tır yüz karası!
    Dünyada başa bela, cahil-kafadan çatlak!
    Trump’un acep İsa’yla, var mı bir alakası?

    Ortadogulu hasret, umutla yine sordu,
    Ey yahudi Kudüs’ü, paylaşsak ne olurdu?
    Cehennem var cennet var, daha nasıl anlatsak?
    Yapma yanlıştır dedik, zalim Trump kudurdu!

    Allah yakacağını, bu dünyada gösterir,
    Mahşerde herbirini, zebani ateşe verir!
    Netanyahu’lar zalim, bu dünyada asalak,
    Mazlumlar sayesinde, Trump ateşte erir!

    ******

      • Ayet çıkarir gibi satır çıkarabiliriz, yani! Adaletini yitiren, zulmeden insan benim gözumde insanlığıni oldukca yitirmiştir, eleştirmeyi vazife bilirim. Yahudi olsun veya senin gibi parça-başı çalışan AKP marka partizan olsun farketmez. Allah kul hakkı vermiş, haksızlık-yolsuzluk yapanı O’na referansla eleştiririm. Yahudi ve hristiyanın insanına, müslümanın insanı kadar saygım var. Haksızlık yapanın canı cehenneme! Sen Netanyahu ve Trump dostluğuna devam et, ben eleştireyim.

      • H Gayret bundan üç veya dört gün önce yazdığınız daha sonra tepkiler gelince siteden silinen yazınızı da kınıyormusunuz?
        Hani Temel beyin eşi için yazdığınız yaziyi.
        O yazıda kınadığnızdan daha ağır laf etmiştiniz hemde õzel hayata hakaret eder maanasında.

        • Irkimizin bir boyu da yahudidir, hazar turkleri ve karaimler. Bati ulkelerinde ozellikle de katolik sehirlerinde hep yahudi gettolari vardir. Istanbulda da yahudi cemaati yasar ama bi gettoya ihtiyac duyulmamistir:) sefarad kardeslerimizin herkesten daha turk oldugunu bizzat musahede etmisimdir…

          • Ha, sen biraz ondan gocundun galiba!Allah’ı küçük harfle yazarken biraz işkillendimdi zaten! Ehl-i Kitap God yazarken küçük harfle başlamaz! Bilim Teknik’e iyi odaklanan Hazarlılara tarihi bir yakınlık duyabiliriz, ancak yahudiliği seçmekle büyük hata yapmışlar. Hatta Nazilerin belasina ugrayanlarin onemli bir kismi da hazarlilar oldugunu bir yerlerde okumustum. Madem Türktüler Bilimsel konulara imza atarken dünya kamuoyuna niye Türk olduklarını duyurmadılar da Yahudilerin içinde eriyip gittiler? Onların buradaki bir avukatıysan buna da bir cevap……

    • Bir inançtan veya bir ırktan insanları eleştirirken genelleme yapmamak gerekir. Inancları ve bir ırkı kötüleyici ifadelerin bu platformda yeri olmamalıydı.

      • “şu yahudiler” derken siz bunu genelleme olarak almışsınız. “Bencillikte arsız olanlar…” diye de ayrıca belirttimdi üstelik. Irkçılık mı? Allah korusun: Arabın Aceme, Türk’ün Yahudiye, Yahudinin Yahudi olmayana bir üstünlüğü yoktur. Ben buna samimiyetle inanırım. Üstünlük “Takva”dadır. Peki “Takva” nedir? Tanrıya iman çerçevesinde ameli bütünlüktür. Yahudi ve Hristiyanlar da bizim gibi tek Tanrı’ya inanıyor. Tanrı BiRdir. Bu dinlerin (aklı tekamül etmiş) modern mensupları şuurla Tanrı’nın BiRliğine iman etmiş olsa, yani bütün insanlığın Adem-Havva’dan geldiğine gerçekten inanmış insan olsa bu kadar gaddarca kan dökebilir mi? dökemez! “Şu” dediğim Yahudiler (yani dün gördüklerimiz) ve teşvik etmiş olan Trumpvari hristiyanlar kan döktüklerine göre, demekki eşi-benzeri olmayan, yegane “Tanrıya inanıyorum zannı”yla aslında birer şirk içersindeler. Ve “şirk” Tanrı’nın affetmeyeceği en büyük günahtır. Tanrı’yı tanımamaktır. İlave edelim, bunu sadece hristiyan ve yahudiler mi yapıyor, tabii ki değil! müslümanların önemli bir kısmı da aslında “şirk” içersinde (iblisin becerisi, belki). Heryerdeki kaosun en önemli sepeblerinden biri bu. Bunlara DAEŞ mensupları da dahildir.

        • Evet, tarihin akisi kimleri nerelere alip atmistir… Karaimler henuz tam yok olmadilar: litvanyada birkac koyde varlar, 150bin kadar. Birazcik dogu avrupada ve bikac kisi de istanbulda:) “awazymyz/sesimiz” diye de bir dergileri var; temiz bir turkcedir! Ama tabi gidisat kotudur… Istanbuldaki karakoy semti bizim karaim yani karai/karay turklerinin yerlestigi yahudi semtiydi: karakoy degil/karaikoy du. ama asla gettolasmadilar! Arthur koestler in 13. Kabilesini okumayi dene:)

          • Avrupa’da erimemiş olmalarına Türkçe damarının yeterli olmuş olması ilginç. Entelektüellerinin Turkiye’ye bi faydalari var mi? (Turkiye’nin yardima ihtiyaci var). Türkiye onlara nasil yardimci olabilir, tabi o da var. Özüm Türktür diyen birçok başkaları da var ama Türkiye’ye bir hayırları olmadığı gibi, kendilerine bile hayırları yok. Internette Uygurcaya rastladığımda Türkçeye yakınlığı dikkatimi çekmişti. Yapılacak iş ortak alfabe geliştirip ortak dergi(ler) çıkarmak ve kültürel ağlar oluşturmak (Türkoloji enstituleri ne güne duruyor?!). Halihazırda bu tür dargi(ler) varsa bilmem, edebiyatçı degilim. Bu tür dergilerin kimseye bir zararı olmaz, faydası olur. En azından Türkçenin yaşatılması için büyük katkı sağlar. Geleceğe ait öngörüler (diğer birçok dillerle birlikte) Türkçe’nin de zamanla azınlıkta kalıp kaybolacak diller arasında olduğunu gösteriyor…

  9. Yüce Allahın yasaları vardır -sünnetullah- onları tanımak gerekir. elimizdeki kalemi bırakırsak yere düşer çünkü yerçekimi kanunu var, Allah istemezse düşmez diyebiliriz – doğrudur- ama yüz defa bıraksak yine düşer. çünkü özel bir durum olmadığı sürece kendi yasalarına önce kendi uyar.
    olanları kaderle açıklamamız mümkün değil.
    bilim ve teknoloji üretmiyorsanız, silah üretmiyorsanız, din ilimlerini keşfetmek için çaba göstermiyorsanız birileri gelip alnınıza silah dayadığında diz çökmek zorunda kalırsınız. çalışan karşılığını alır, bunu faydaya kullansın, şerre kullansın yine karşılığı verilir. binlerce domino taşı dizilebilir ve sadece bir taşa vurmak hepsini devirmeye yeter. ilk taşa vurmaya niyet ederseniz artık 5. taşa ya da 10.000 ininci taşa ben vurmadım ben devirmedim deme lüksünüz olmaz. her düşüncemiz dahi bu hükümdedir.
    coğrafyamızda ve tabii ülkemizde olanlar biz kendimizi değiştirene dek değişmeyecektir. pek çok sorunumuzun temelinde dış saldırılar olmakla beraber bu dış saldırılara bu kadar açık halde olmak ise bütün sorunların esas zeminini oluşturuyor maalesef.
    hiç kimse zulümle abad olmayacaktır.
    silahsız insanlara silahlarıyla yaptıkları vahşiliktir.
    Amerika birleşik devletleri yönetimi ve İsrail yönetimi mafya-terör yönetimidir.
    insanlığın utançlarıdır.
    şiddetle kınıyorum.

    • Bize bir nasihat et! Dusmanlariniza karsi kuvvet biriktirin! Kuvvet nedir? Kuvvet atmaktir! X 3. Lazer gudumlu siha fuzeleri uretmeye ve nukleer arge ye devam… Tas atmakla bu is zor:(

    • Aynen, didem hanım! Bizimkiler çalışıp maddi güç olarak hatırı saylir bir seviyeye gelemedikleri icin tokatlaniyorlar. Ondan sonra da “Meylam bu beyler! neylerse güzel eyler!” Yani tokatlandikca bu bizim kaderimiz deyip arabeske kaçıyorlar. Kaderi şarkı malzemesi olarak işe alan sanatçılar, misal: Orhan baba Müslim baba. İbo neden bu kadar popüler ki? Bu da bir çeşt sömürü, sanatçılar alet olduklarının farkında değil.

      Bu arada “Sünnetullah”, niye sünnettullah ta “farzullah” değil? Zamanın alimlerince ezbere ortaya atılmış bir tanım gibi geldi. Sünnet yaygın bilinen anlamıyla “olsa da olur, olmasa da kabilinden” bir anlama haiz. Halbuki bütün kainat Allah’ın farz kıldığına milimi milimine uyuyor. Kuranda geçen “Arşa hükmetti”, “… hükmettik”, “Allah’ın düzeni çetin” türü ifadeler bana sünnetten ziyade “farz”ı çağrıştırıyor. Kurallar hiçbir zaman sapmayacak, bir yamukluk yapmayacak şekilde “farz”a uyuyor. İki kere iki her zaman dört. Bizim siyasetçiler siyaset yapıyoruz diye 2*2 arada bir 3 te olur, 5 te olur yamukluguna kacmayi kendilerine yakistirabiliyorlar. Ve bunu siyasetin olmazsa olmaz bir kuralıymış gibi yutturanlar var! Halbuki, bu da ne Allah’ın bir farzi ve ne de Peygamberin sünneti. “Ezberci müslümanlar”dan siyasetçi olursa ancak bizimkiler gibi oluyor.

  10. hiç bir filistinlinin ölmeyeceği onlarca yahudinin öleceği bir hareketin nasıl olacağı hakkında fikir düşüce yürütmeli .filistinlilerin ölümleri üzerine kurulan siyasetten hiç bir şey çıkmadığı gibi çıkmazda.

  11. Fehmi Koru’nun anlamlı olan bu yazısına yazacağımız yorumlar lütfen , farklı görüşlerde olsak da , bunun bir hükümet meselesi değil dünya meselesi ve 70 yıllık bir mesele olduğunun idrakiyle davranalım. Dün Filistin’de olan elim hadiselerde 52 şehidimiz , binlerce yaralımız var. İsrail ve ABD insanlık düşmanı iki ortaktır. Bize düşen bu iki insanlık düşmanı ortağa muhalif olmaktır. İsrail kahrol demekle , davut yıldızlı bayrağını 70 yıldır yakmakla , ABD ve İsrail bayrağını yere serip paspas gibi üzerinden geçmeyle kahrolmadı , bundan sonra da kahrolmayacak . İsraili gerçekten KAHREDECEK yollar bulmak zorundayız. Bunu vicdanlı olan herkes dini ne olursa olsun dert edinmek zorunda . Ama en büyük görev müslümanlara düşüyor elbette.

    • İsrail’in rüyası Evanjelist bir ABD başkanıydı ve oldu.Koltuğa oturur oturmaz da İsrail’in emir ve direktiflerini bir bir uygulamaya koydu.Önce Arabistan pasifize edildi sonra Katar’a abluka konuldu.Kuzey Irak referandumundan nükleer İran ve ticari Çin hamlelerine,belirli ülkelerin ABD’ye giriş yasağına kadar her şey bu Evanjelik anlayışın eseri.Zor yıllar bizi bekliyor.

  12. “İSLAM” Dünyası + Arap olan İslam dünyası.
    Trump ABD başkan aday adayı olur olmaz Müslümanları terörist ve düşman ilan etti,
    o zaman İsraile ziyarete gitmek isteyince Netenyahu Müslümanlari terörist ilan ettiği için onun úlkesine gelmesine izin vermedi.
    Bizimkilerde dahil Müslümanların Trump seçile bilmesi için gizlice yardim ettiler acıktan etselerdi millete hesap vermek zorunda kalirdilar.
    Trumpun kazanmasına bizimkilerde en az ruslar kadar sevinmiştilerdi .
    ABD Başkanı sifatı ile Suudi Arabistan da nasíl karşılandığını herkes gördü 55 Arap ülke lideri Trump için S A gitti ve Trumptan ABD li Müsevi silah tücarlarının ellerinde kalmış eski silahlarını almak için miliyarlarca dolara antlaşma yapip aldılar.
    Trump Süriyedeki muhaliflere kimyasal
    silah kulaníldı diye Suriyeye bobba yağdırdı gene bizim “MÚSLÜMANLAR” Trumpi alkışladílar.
    İsrail 70 yıldır Filistinlilerin kanıní döküyor evlerini başlarına yikiyor hayatlarini söndürmüş yerlerinden yurtlarından etmiş, bunları yaparkende hep mahsunları oyniyarak yapmış “Onlar bize saldıriyolar bizi öldürmek istiyorlar bizde kendimizi savuniyoruz.Tıpkı dün dedikleri gibi bu tip canavarlıklari yapmak için hep mubarek günlerde seçiyorlar
    Ya bizimkiler Esip gürleyip tehditler kıríla gidiyor fakat her zamanda ringe havlu atanda tehdit edenler oliyor.
    Yarın Suudi pirensi Trumpi tebrik ederse buna hiç şaşırmam.
    Fehmi bey Türkiye hangi kadrosu ile global tepki verecek?
    Trump ve Netenyahu
    kendi pisliklerini örtmek için Müslüman kani akıtiyorlar çünkü yolsuzluklari ayyuka çıktı.Ne ederseler etsinler onların ikiside kendi seçmenleri tarafından yargılanacaklar ve İnşAllah akıtikları kanda boğulacaklar.
    Turkiye nin gücü ancak içerdeki onları hışmına uğramış mahsunlara yetiyor.
    Her zaman Ocakmedyada içişleri Bakanlığı’nın binlerce insana operasyon düzenlediği haberleri okuyoruz.

  13. Bugün kendimden , insan olduğumdan utanıyorum . Onlarca insanın barışçıl bir yürüyüşü
    Gerçekleştirirken katledişini izlerken utanıyorum .
    Yazıklar olsun bizlere bu katliama seyirci kaldığımız için.Elimizden ne gelirdi demiyelim
    Artık sözün bittiği noktadayız, canavarlığın ,kana susamışlığın bu derece yükseldiği bir ortamda
    Artık eyleme geçmek zorundayız .Tek tek , toplu olarak acilen tepki vermeliyiz.
    Önce Amerikanın sembolü olan IPHONE markasını satın almayarak başlayabiliriz.Coca Cola içmeyi bırakarak , yarından itibaren MC donalds restoranlarını boş bırakarak artık bu canavarlara toplumsal ve barişçıl tepkimizi göstermeliyiz.
    Ardından bu canavarların insanlıktan nasibini almamış ortakları olan Suudi Arabistan ve BAE protosto etmeliyiz. Örneğin Türkiyeden Hac ziyareti hariç Umre ziyaretlerini kesmeliyiz.Kesmeliyiz ki bu katliamcılara ortak olup 100 milyar dolar silah siparişi veren Suudilerin fırına odun atmasına engel olmalıyız.
    Bunlar çok basit tepkiler ancak bir sivrisineğin ihtişamlı Firavunu yok ettiğini hatırlamalıyız.
    Bütün bunlar olurken ümidimi asla kaybetmeden herkesin hesabının olduğunu ancak YARADANIN da bir hesabının olduğunu unutmayarak geleceğe ümitle bakıyorum.
    Selam ve dua ile.

    • Size katılıyorum.Amerkan ve İsrail mallarıni almiyacağız hatta İ phone ithalıní fala durdurulursa biliyirsunuz onların derdi para onun için geri adim atarlar.
      Yalnız sosyal medyada örgütlenip bir araya gelip yalnız öğle bağırıp çağírarak değil bildiri yayınliyarak bundan böyle bu malları kullanmiyacağız.
      denildiği zaman çok etkili olur.
      ABDli bir kadin televizyoncu oradan yayın yaparken kendini tutamadı ağladı.

      • Evet genellikle de ne kadar turk firmasi varsa boykot listesine onlar konmus olur! Bu turden akli havada girisimler genellikle hasmina yarar, uzak durulsun…

    • Saglik ve guvenlik nedeniyle hac ve umre ziyaretleri tumuyle yasaklanmalidir. Su veya bu yollardan hacca gidenlerin mal varliklari musadere edilip kizilaya aktarilmalidir. Kutsal sehirlerimizin yonetimi uluslararasi islami bir otorite tarafindan yurutulmelidir, buna tabii ki kudus de dahildir. Guneydeki sevilen ulkenin otoritesine saygi duyanlar turkiyenin otoritesine de saygi duymalidir. Arap sokagi kendi gobegini kesene kadar da bu cile bitmez. Dayanisma sart…

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here