İzmir, Ankara ve İstanbul’a başkan adayı aranırken.. Benim bir itirazım var…

37

Dışarıdan baktığı halde sanki sürecin parçasıymış gibi aday teklifinde bulunan, adı geçen adaylar hakkında kalıcı kanaatler belirtenler de çıkabilir elbette; ancak bir siyasi partinin seçimde kimi nereden aday göstereceği sürecin bir parçası olmayanlar için sadece bir merak konusudur.

AK Parti’nin İstanbul, Ankara ve İzmir için belediye başkanı adayı olarak düşündüğü isimler sözgelimi, benim baktığım açıdan meraktan öte bir anlam taşımıyor.

Merakım da şu: Ülkeyi 17 yıldır yöneten bir parti önemli görevler söz konusu olduğunda nasıl olur da hep aynı isimlerden öteye geçemez?

Bakan, başbakan, TBMM başkanı ve belediye…

İsterseniz bir isimden hareketle fikir cimnastiği yapalım: Binali Yıldırım

Bakan.. başbakan.. TBMM başkanı.. Bu arada İzmir’den belediye başkanı adaylığı (2014) da var. Şimdi de İstanbul için belediye başkanı adayı olarak ismi geçiyor ve kendisi de ‘‘Partim beni hangi göreve uygun görürse ben varım’’ mesajını veriyor…

Size de tuhaf gelmiyor mu?

Mehmet Özhaseki için de benzer bir akıl yürütme yapılabilir: Siyasi hayatı Kayseri belediye başkanlığı ile başlamış biri Özhaseki, bir süre bakanlık da yaptı ve şimdi de AK Parti’yi yerel seçime hazırlayan kadronun başında. Onun ismi de Ankara belediye başkanlığı için geçiyor ve sorulduğunda ‘‘İsmimin geçmesi benim için büyük bir şeref’’ cevabını veriyor.

Siyasetçi kendisini her göreve layık görebilir, bu o uğraş alanının doğasında var; ancak makamların hep belli isimleri akla getirmeye başlaması siyasetin doğasına aykırıdır.

AK Parti bir ara çok önem verilen ‘üç dönem’ kuralını biraz da siyasetin doğasını akılda tutarak benimsemişti.

Nispeten küçük sayılan iller ve beldelerde siyasetin tek bir isim etrafında oluşması belki bir dereceye kadar kabul edilebilir; biri başkanlığı elde edince etrafını oluşturma hakkına da sahip oluyor ve böylece tek isim etrafında bir ilişkiler ağı kurulabiliyor. Siyaset biliminde buna ‘patron-client sistemi’ deniliyor; bu kavramı Türkçemizde ‘kayırmacılık’ sözcüğüyle karşılayabiliriz.

Peki de İstanbul, Ankara ve İzmir gibi milyonlarca insanın yaşadığı metropoller, bunca okumuş-yazmış, siyaseti meraktan öte bir ilgi alanı olarak gören iyi eğitim almış kişi varken, en tepe makamlar gündeme geldiğinde, oralarda da neden hep aynı isimlerden vazgeçilemiyor?

Hiç kuşkusuz burada bir yanlışlık var.

İsimleri aday olarak geçen siyasileri suçladığım sanılmasın, aksine onlar için bakanlıktan, başbakanlıktan, hatta TBMM başkanlığından sonra belediye başkanlığı, ilin adı İstanbul olsa bile, kolay kolay yapılabilecek bir tercih değildir. Aynı durum, ülkenin büyüklü-küçüklü bütün illeri ve ilçelerine belediye başkan adayları belirlemek olan, belediye başkanlığını genç yaşında üstlenmiş ve ardından bakanlık da yapmış biri için de söz konusudur.

Bu insanlar kuşkusuz görev ahlakı içerisinde olumlu tepki veriyorlar.

Yorgun diye emekli edilenlerin yerine daha yorgunlar

Üzerinde durduğum, bunca yıldır ülkeyi yöneten bir siyasi kuruluşun, ne kadar önemli makam varsa oralar için yeni isimler çıkaramaması, hep aynı isimlerden öteye gidememesi kısır döngüsüdür.

1994’ten beri Ankara siyasetine ağırlığını koymuş olan belediye başkanı Melih Gökçek’ten bir çırpıda vazgeçebiliyor AK Parti, onu ‘metal yorgunu’ bulup bir kenara koyabiliyor; sonra onun ayrıldığı makam için seçmenin önüne bir başka büyükşehirde belediye başkanlığı yapmış partinin önemli ismi Mehmet Özhaseki’yi sunuyor…

Garip bulduğum bu.

Kadir Topbaş‘ın ‘yoruldu’ denilerek görevini bırakması sağlandı, şimdi onun yerine 2002’den beri hep ağır yükler taşımış, başbakanlıktan sonraki görevi TBMM başkanlığı olan Binali Yıldırım düşünülüyor…

Bu durum garip değilse neye garip diyeceğiz?

Siyaset evet makam-mevki kollanarak içine girilecek bir uğraş alanı değildir; ancak yine de siyasi hayata giren herkes kendisini bir yerlerde görmek ister. Ayrıca çeşitli sebeplerle kendisini siyasetin dışında tuttuğu halde seçimle gelinen makamları hakkıyla doldurabilecek değerleri de siyasete kazandırmak gerekebilir.

Hep aynı isimler üzerinde ısrar bu sebeple de makul değil.

Makul olsaydı, en verimli çağında, İzmirli’nin önüne büyükşehir adayı olarak sunulduğunda, partisinin gözünde ‘başbakan olacak adam’ bilinen isim belediye başkanı seçilirdi…

Garabet seçmenin dikkatinden de kaçmaz.

Yazının burasında bazı okurlar ‘‘Yoksa senin adayların mı var?’’ diye düşünürlerse böyle düşünecekleri asla yargılamam; ben de olsam onlar gibi kuşkulanırım. Dahası, ‘‘Kimi aday gösterelim?’’ sorusuna muhatap edilecek biri olsam, bu üç ilin en önemli makamını dolduracak birden fazla isim önerisinde de bulunabilirim.

Sonuçta her birinde hayatımın üçte birini geçirdiğim üç büyük il İzmir, Ankara ve İstanbul; buralarda başkanlık yapacak kişiler beni de fazlasıyla ilgilendiriyor.

Yakından izlemeye devam edeceğim.

ΩΩΩΩ

37 YORUMLAR

  1. bugün benim için sıkıntılı bir gündü fakat fehmi beyin yazısını ve yorumları görünce içinden gülmek geldi.
    – bazı sporlarda antrenman yaptırıcı kişiler vardır. spordaki deyimini bilemiyorum. mesela boksörleri çalıştırmak için görevli birisi vardır. rakip boksör gibi ringe çıkar, çalıştırılan boksörden dayak yer.
    – Fehmi bey de, bugün, bokstaki o çalıştırıcı gibi bir göreve soyunmuş; trollere antrenman yaptırma görevini üstlenmiş.
    – bugün yorum yazanlara ve yarın yorum yazacaklara Allah acısın.
    – Fehmi bey, akpden bahsetmeden, siyasette hep aynı kişilerin yer aldığına ilişkin yazı yazmış olsaydı, burdaki troller de dahil, “kesinlikle doğru. yeni kişilerin siyaset sahnesine çıkması lazım” derlerdi. Ancak fehmi bey, hemen herkesin üzerinde mutabık kalacağı bir konuyu akp üzerinden anlatmaya çalışınca, karşısında müthiş motive bir trol ordusu gördü.
    – Yani fehmi beyin yazısı, trollere antrenman yaptırmaktan başka bir işe yaramadı. fakat hakkını vermem lazım, trolleri çok iyi çalıştırdı. deyim yerindeyse “trollerin pestilini çıkardı”.

    • Hamza bey merhaba.
      Bugünkü yorumunuzu İngilizceye çevirip bu akşam benimde üyesi olduğum Demokirat Partililerin, bizim bölge seçim kutlama proğrami var, zannedersem sizde orda okutturmama musade edersiniz.
      Biraz önce sizin yorumunuzu okuyordum ve seslicede güluyordum, o an bir arkadaş kutlama prgraminin aderesini vermek için yanima geldi ve gülmemin senbebini sorunca ona anlattım.
      Bu fikir o arkadaşın fikri, ve çevriden sonra yazim duzenlemesinide kendisi yapacak.
      Arkadaş şunuda ilave etti “demekki Trump gibilerini taraftarları gibi taraftarlar her ülkade varmiş sadece bizde değil.”

    • Hamza Akyol ne zaman okuduğunu anlayacaksın? Yorumcu zaten fehmi beyin yorumuna doğru demiş her alanda yeni kişilere ihtiyaç var demiş muhalefetin yoruma neden dahil edilmediğini sorgulamış. Tahammül edemediğin nedir? Bu yorumcunun yorumları senin için fazla entellektüel olabilir anlamaman belki de hoş görülmeli, sen Nurdan hanımın yorumlarını oku, düzey açısından sana çok daha uygun. Kendi görüşlerini ifade eden yorumcuları trol diye adlandırman hoşgörüden ve ifade özgürlüğünden ne anladığını açık gösteriyor. Yorumlarında mangalda kömür bırakmazsın ama kabul et sen bu kavramların adamı değilsin. Biraz dürüst ol. İnanmadığın şeyi bari savunma.

      • E Harman bey, birkac tanesini
        aşağıya kopilediğim yazilardan hangisi F.Korunun yazisina yorum yapmiş?

        Siz okuduğunuzu ne kadar anladığinız bunlardan belli.
        Maden siz trol değilseniz Hamza beyin yazisindan neden bu kadar rahatsiz oldunuz,ve her önunuze gelene saldiriyorsunuz?
        Siz öncelikle kayitsiz şartsiz biyat ettiklerinize bir sorun hiç utanmadan dün iftira atarak tetorist vatan haini dedikleri insanlar ile sirf menfaatları için yan yana gözükmekten hiç hicap duymiyorlarmi?
        H Gayret gibileri ve diğer sahte isimde yazanlar sizce hangi kategoriye giriyor?
        F Koru ne yazmiş onlar ve siz ne anlamişsıniz.

        6 Kasım 2018 at 14:13
        Önemli olan tecrübeli güvenilir ve ehil olmak.bahsettiğiniz isimle de bu özellikler fazlasıyla var.kendileri böyle bir hizmete evet diyorsa Femi Koru bey’in niye

        6 Kasım 2018 at 16:42
        bana tuhaf gelen sizin tutumunuz…aslında anlasıldı ama….REİS in dediği gibi DURMAK YOK YOLA DEVAM BAZILARI HAYRA BAZILARI ŞERR

        6 Kasım 2018 at 16:36
        ak partiden bir çırpıda 20-30 kişi sayarsın büyük sehirlere CHPKK dan nerede hani?? ben söyleyeyim insanlar güven arıyor ve RTE ve AK MHP den başkasına güvenmiyor çünkü bunların ALTERNATİF leri henüz yok…ayrıca bu millet sandığa giderken elde ettiklerini kaybetme korkusunu yenmek için yerine koyacagı adamı bulması önemli bu suanda yok…

        . Gayret
        6 Kasım 2018 at 13:02
        Tek adam rejimini yolda görsen tanır mısın ey avam? Vatan toprağının her bir zerresinin sorumluluğunu taşımak ne demektir sen anlamazsın! Önce milli iradeye saygılı olmayı öğren ondan sonra akıl sat! “Popilist”miş…2

        . Gayret
        6 Kasım 2018 at 11:54
        Baransu, milletimizin bağrında yetişmiş nice vatan evladı vardır zor zamanda çıkar kendini ispatlar! Ama siyaset tarlasında dolaşanların arasında nasıl soytarılar varsa, kıyısında dolaşanların arasında da çakallar vardır. Adam bildiklerini bir çırpıda sayarsın belki, ama neyzenin dediğini de unutma… Mevcut kadrodan daha iyisi çıksa, milletimiz de kör değil zate

        • E Sayın Öz,
          Herkes sizin gibi FehmiKoru hayrânı olamayabiliyor işte, biraz hoşgörü lütfen. Biat derseniz, sizin biat ettikleriniz size
          bizim biat ettiklerimiz bize.

  2. Konu ile alakası yok ama, burdaki taraftarlara, bugünkü Ocak Medyada bir iş adamini tabut’unu taşiyanlari gorünce.
    Şu söylemler aklima geldi..
    1- Davaya ihanet
    2-Terorist Vatan haini (26 Nisan refarandumu dan önce başlanark) devam eden)
    3. Bunuda akp lilere birakiyorum çünku linkini verdiğim yazida onlar yazmislar.
    Peki bu özellikleri yakiştirdiğiniz bir insanla son günlerde ne değiş tide ayni karede görülmek için yariş apiyirsunuz?
    Terorist dediğiniz insanların yuzune bakarken soylediklerinizi unutuyormusunuz?
    Aslinda link yabanci değil F K günluğu.

    Gül aday değil, ama yine o tartışılıyor, neden? Yarının sürprizi ne…
    3 Mayıs 2018

  3. Dünyayi yarım ve tam DIKTATÖRLER yönettiği için halkın çoğunluğu iş yapana, huzur isteye ve doğru konuşana değil yalan soyleyene kavga(göstermelik) eden liderlere sorgusuz sualsız güvenir ve rağbet eder.
    Tam tersine ise (doğrular ve dürüstlere) güvenmez ve rağbet etmez.
    Bu nedenlerden dolayı batili ülkeler yarim diktatörlükle bizim gibi geri kalmiş ülkelerde tam diktatorlukle yönetiliyor.
    Hangi partı olursa olsun Liderin dediği olur……
    Onun için millet kim daha iyi kavga edip palavra atarsa ona inanir ve güvenir….

    Dürüst bir lider çıkıp “ben ihtidara gelirsem şunlara şunlara zam yapmak zorunda kalacam, ve kendi maaşima %26 asgari ücretde %10 zam yapacam, siz biraz daha kemerlerı sıkmak zorunda kalacaksıniz ben uçan saray almam gerek çünku yabancı 3. Dunya liderlerine hava atmam lazım.
    Yukardaki örnek henüz unutulmadiği için yazdim.
    Muhalefet liderlerine de baktığimiz zamanda pek farklari yok.
    Koltuklari rahat ve salla başini al maaşini.
    Bahceli, Kılıçtaroğlu, ve diğerleri.
    Peki şimdi 80 miliyonun içinde hiç mi dünyayi iyi taniyan ve dürüst insan yok?
    Var hemde o kadar fazlaki!!!!
    Bizim millet gibi diğer milletler de bu tip insanlara ragbet etmezler.
    Dürüstlere biraz Rağbet eden halklar da, ülkelirinde yaşarlar, zulumden kaçan çocuklarin cesetleri sahile vurmaz nehirlerdede bkğulmaz.
    Kendi vatanlarinda gelen mağdurlarla birlikte hayatlarina devam ederler.
    F Koru halk ve ülke
    yararına olan bu gibi konulari
    Yazinca hayatlarinda okumadiklari yazarin yazisindan rahatsizliklarindan dolayi taruza geçenleri de okuyunca şahsen ben kendi ve sulalelerinin menfaatlari için ugraşan yalancilara hak veriyorum.

  4. bana tuhaf gelen sizin tutumunuz…aslında anlasıldı ama….REİS in dediği gibi DURMAK YOK YOLA DEVAM BAZILARI HAYRA BAZILARI ŞERRE..

  5. ak partiden bir çırpıda 20-30 kişi sayarsın büyük sehirlere CHPKK dan nerede hani?? ben söyleyeyim insanlar güven arıyor ve RTE ve AK MHP den başkasına güvenmiyor çünkü bunların ALTERNATİF leri henüz yok…ayrıca bu millet sandığa giderken elde ettiklerini kaybetme korkusunu yenmek için yerine koyacagı adamı bulması önemli bu suanda yok…

    • Elde ettikleri kısmında başörtü serbestisi ve katsayı zulmünün kaldırılmasından öte gidemezsiniz.Kaybettiklerimizi sayarsak buralara sığmaz.

  6. Önemli olan tecrübeli güvenilir ve ehil olmak.bahsettiğiniz isimle de bu özellikler fazlasıyla var.kendileri böyle bir hizmete evet diyorsa Femi Koru bey’in niye canı sıkılıyor acaba.

  7. Ufku ve hedefi itibariyle gerçeklere dayalı önemli bir değerlemede bulunmuş, Koru.

    Demokrasi diğer devletler için bir aldatmaca ve kandırmaca rejimi dediğimde,
    bazılarınız belki debana kızıyordur. Oysa İranda, Türkiyede, Sudanda … demokrasi istiyen
    BATI, iş, Mısır’a, Suudi Arabistan’a, Fas’a gelince sesi KARNINA düşüyor. Zira, nasıl evirir-
    çevirir sömürü, esaret odağıma düşürürüm, mantığı, icabında şeşi beş götermesini
    gerektiriyor, mertlik, dürüstlük olmayınca..
    Koru, neleri nasıl izliyebilecek, bekliyelim. görelim. Prensi o da unutacak mı, yoksa ?
    Mahalli seçimlere gelince : Türkiyede siyaset, ” SİYASET BEZİRGANLARI” nın
    eline mahkum edilmiştir. Vaktiyle, Gaziantep, İstanbul, Diyarbakır (galiba) Milletvekilliği
    ve Bakanlık yapmış birini, Gaziantep’liler sıkıştırmış : ” artık eski, esas partine dönme
    zamanın gelmedi mi ? ! ” Cevap ; ” biz siyasetçiler menfaatimiz nerede olursa, oraya gideriz “.
    Bir vakitler, Tayyip beye, ” HAKİKİ İslam Demokrasinin pisliklerinden münezzehtir ”
    demiştim. ” Demokrasinin hiç mi faydası yok ” demişti. Dikdetörlüğün de YARARI çok ;
    adamına rastlarsan…

    Bizde demokrasi, ölüncüye kadar seçilmek istiyen ” siyaset tüccarları ” yüzünden
    hiç çalışmıyor. Onların düzenlediği ” Siyasi Partiler ve seçim Kanunları ” da cabası.

    Birgün, bir yerde hatip olarak konuşuyordum. Baktım -fısıltısı geldi- Adamın
    biri, diğerine, “bak ne söylüyor, bak ; partinizi, gene bir nebze seçebiliyorsunuz, fakat,
    MİLLET VEKİLİNİZİ seçmede söz HAKKINIZ yok “.
    Adaylık için Şehrin en dürüst bilinen kişilerinden birinin adı geçtiğinde, şehrin,
    iyi (müslüman) bilinen bir il başkanı, ” o bizimle paslaşmaz ” deyiveriyor. 50 yıllık
    mahalle ve fikirdaşı ise, ” o bizden EMİR almaz, Emir vermiye kalkar ” diyor. Siyaset esnafı
    işte, böyle ve sizler de tanıyor olmalısınız; partiler değişir, fakat, siyaset esnafı değişmez.
    Bunların yüzünden, Adalet Partisi genel başkan yardımcılığı yapmış nice kişiler,
    listeye giremez veya son sıralarda yer alır. Refah Partisinin önde gelen bazı isimleri
    ” Türkiye Millet Vekili listesi ” nde yer alır, fakat, o liste seçim kurulunca iptal edilince,
    normal listede yer bile alamaz. Özal’ın Belediye Başkan adayı gösterdiği adam, Bakan
    Taşar’ın israrı ı ile aday olamaz.

    Bu sebeble, her Partiden kaç aday varsa, takriben – DENİZ BAYKAL’ın teklif
    ettiği gibi – hepsi listeye konmalı ve vatandaş hem partisini, hem de ADAYINI – gönül
    rahatlığı ile -TERCİH edebilmeli. Demokrasi o zaman demokrasi olur. Seçim
    Propagandaları da, artık, sadece, genel Merkez’den yapılmalı, Bütçeden partilere
    TRİLYONLAR aktarılmasına gerek bırakılmamalı..
    Belli MES’ULİYETLİ MAKAMLARA yeni yüzlerin gösterilemeyişi, seçilenlerin
    ÇOĞUNUN seçmene karşı yalancı, parmakçı ve yalakalardan teşekkül etmesindendir,
    diyebilir miyiz ? bilmiyorum.
    Bazı kişiler oturdukları KOLTUĞA ŞEREF VERİR, çoğu kimse ise, o koltuktan
    itibar ve menfaat sağlamak için çalışır, çabalar.

    Diğer taraftan, sadece, bilmek, hafızlamak ve kazanmak yetmiyor. O bilgiyi ferasetle şuurla, uyanıklıkla kullanmak da önem arz ediyor.

  8. Türkiyede siyasiler hovardaca kamu kurumlarını borçlandırır. Borçlandırma süreleri çok uzun vadedir. Alana ödemek pek nasip olmaz. Genellikle yeni gelen sırtında daima bir borç kamburu bulur. Borçlanan başkanlara ödül gibi siyasi hayatına son verilir. Yeni gelen ceza gibi sürekli elini kolunu bağlayan borçlar bulur. Buna imkan tanınmayacak bir sistemle belediye ve genel seçim adayları belirlenmelidir. Yoksa borç sarmalı kamu yükü olarak sürekli hizmet kalitesini çok düşürür.

  9. TEK adam yönetimlerinde geçerli olan tek metod.
    Adaylar teferruattır ancak.
    Bütün rey ler tek kişi için kullanılır aslında.
    O nun icazet verdiği kişi veya kişiler pek önemli değildir.
    Onlar sadece iyi birer kurşun asker olmaları önemlidir.
    EVET AMA.. diyenlere metal yorgunu teşhisi konmuştur.
    Belediye başkanı seçilemeyen kişi metal yorgunu olmaz ;çünkü o bir kurşun asker.
    Her detaya hakim( kupon parseller detayına kadar ilgili) olunduktan sonra yerel yönetime seçilenler ne kadar önemli olabilir. Sadece söyleneni itirazsız en kısa sürede kim eksiksiz yerine getirirse makbul odur.
    Doğrusu da budur. Ya hep ya hiç.Halkımız böylesini seviyor.
    Başkan seçilmiştir olay bitmiştir.
    Belediyeler de oy kullanma sadece başkanın güven oylamasıdır.
    B.başkanları seçilse ne olur seçilmese ne olur.Görevden her an alınmayacaklarının ne garantisi var.
    Adaylar hiç önemli değildir.
    HALK ÜLKE YÖNETİMİNDEN DAHA MEMNUN MU DEĞİL MI?
    HER SEÇİM FIRSATI BAŞKAN VE ADAMLARININ İCRAATLARINDAN NE KADAR HOŞNUT OLDUĞUMUZUN DERECESİNİ GÖSTERECEKTİR.
    ŞEHİRLERDE OLAN HER SORUN BAŞKANIN SORUNUDUR. YÜKSEK BİNALARI YAPTIRANLAR ŞİMDİ ONLARDAN ŞİKAYET EDİYOR.
    HERHALDE BAŞKALARI DA YAPMASIN MANZARALARIMIZ ENGELLENECEK DÜŞÜNCESİ OLSA GEREK.
    METAL YORGUNLUĞUNA LİDERLER DEĞİL HALK KARAR VERİR .
    TEK LİDERİN YA AŞIRI SEVENİ YA DA AŞIRI NEFRET EDENİ OLUR.
    HER İKİSİ DE SAĞLIKLI BİR DURUM DEĞİLDİR.
    ÇEKETIMI ASSAM SEÇİLİR, MANTIĞININ YANLIŞLIĞINI HALK GÖSTEREBİLİR ANCAK.
    ŞU ANDA GÖRÜNEN VEKALET SEÇİMLERİ OLACAK GİBİ.
    O ZAMAN ÖNÜMÜZDEKİ SEÇİM FIRSATINI, POPİLİST POLİTİKALARİ KABUL EDİP ETMEDİĞİMİZİ GÖSTERMEKTİR.
    SEÇİM ÖNCESİ YAPILAN HER HAKSIZ İYİLİK SEÇİMDEN SONRA YAPILACAK HAKSIZ KÖTÜLÜKLER OLACAKTIR.
    HALKIN TERCİHLERİ İKTİDARLARI YANLIŞLARDAN VAZGEÇİRMEYE DOĞRULARA YÖNELTMEYE YARAYABİLİR.

    • Tek adam rejimini yolda görsen tanır mısın ey avam? Vatan toprağının her bir zerresinin sorumluluğunu taşımak ne demektir sen anlamazsın! Önce milli iradeye saygılı olmayı öğren ondan sonra akıl sat! “Popilist”miş…

  10. Sn Fehmi Koru nun en sevdiğim yönü bu, olmayacağını en iyi gene kendisi bildiği halde her zaman olması gerekeni, inandığı doğruyu söyler.

    Önceki gün, AKP li bir grup arkadaş yaklaşan seçim vesilesiyle genel ahvali, ekonomi konularını, yolsuzlukları eleştirel bir dille konuşuyorlar. İki haftada muhabbet konunuz çok değişmiş diyerek takıldım. İki hafta öncesine kadar AKP aleyhine kimseye laf soyletmedikleri için niyetimi anlayan birisi sen hiç kaht-ı rical diye bir şey duydun mu? dedi.

    Kaht-ı rical benim çocukluğumdan beri duyduğum bir kelime, yaşı benimkinin iki katı olanların da çocukluklarından beri duydukları ve konuştukları bir şey. Abdulhmit han’ında bundan dertlendigi biliniyor, padişah 3. Mustafa’nın da…

    Bu dörtlük padişah 3. Mustafa ya ait:

    Yıkılıpdur bu cihan sanma ki bizde düzele
    Devleti çerh-i denî verdi kamu müptezele
    Şimdi ebvab-ı saadette gezen hep hazele
    İşimiz kaldı heman Merhamet-i Lemyezele

    Asırlardır bir kaht-ı rical dir gidiyor.
    Koskoca bir millet bu işe bir çare bulamıyor.

    Gerçektende çaresi yok mu? peki..
    Hiç de çaresi olmayan bir konu olduğunu sanmıyorum.
    Bir çırpıda bir çok adam gibi adam sayabilirim ben de… çoğu da kenara itilmiş…

    • Baransu, milletimizin bağrında yetişmiş nice vatan evladı vardır zor zamanda çıkar kendini ispatlar! Ama siyaset tarlasında dolaşanların arasında nasıl soytarılar varsa, kıyısında dolaşanların arasında da çakallar vardır. Adam bildiklerini bir çırpıda sayarsın belki, ama neyzenin dediğini de unutma… Mevcut kadrodan daha iyisi çıksa, milletimiz de kör değil zaten!

    • 17 yılda deneye deneye ayıklana ayıklana gönderilenler bir seçimde bir gecede geri gelemezler, yok yere kimse ümitlenmesin. Bu seçim başka, artık oy yok muhabbeti de geyik muhabbetinden öte bir anlam taşımıyor. Kimse Akp nin ve Erdoğanın bunca seçimi ve en son 24 haziranı nasıl geçirdiğini unutup, denizi geçip çayda boğulacağını sanmasın. Hayal kırıklıkları her vesileyle gitgide artan arkadaşlar için üzülüyoruz sonra..

      • Beni hayal kırıklığına uğratacak bir siyasi beklentim yok, hiç olmadı da Necip abi.
        “Millet buysa idare de bu olacak haliyle” diyenlerdenim.
        Bir evlat babasindaki hataları görür ama kendisi de aynı hatalara düşer, onun çocuğu da onda gördüğü hatalara düşer. Bir geriye bakarsın ki aynı hatalar kuşaklar boyu devam edegeliyor. Neden?

        • ”Millet buysa idarede bu olacak haliyle” lafının demokrasi tarihimizde ilk defa bu idare için gerçekten söylenebileceğini düşünüyorum, tabii ki olumlu manasıyla. Geçmiş dönemlerde milletin teveccüh ettiği, hatta oylarıyla seçim kazandırdığı ve iktidar ettiği çokları oldu ama maalesef muktedir olamadılar ve idarede değildiler. İlk defa bunlar muktedir oldular ve idareyi de ele aldılar. Milletin sizce körükörüne bana göre ısrarla desteğinin altında da bu var. Ama tabii ki anlayana , anlamak isteyene göre sayın Baran su. E millet ilk defa idareyi ele aldıysa tabii ki öğrenene kadar doğruda yapar, yanlış da, her işin bir öğrenme ve tecrübe süresi olur değil mi? Millet bu yüzden doğrulara memnun, yanlışlara sabırlı.

      • Necip bey, ayının bildiği kırk türkü, kırkı da armut üstüneymiş:) bizim muhalefetin derdi günü bi baltaya sap olamamış kimi eski türkiyenin oligarklarından yadigar kifayetsizlere kariyer yaptırmak, o da olmadı akpartinin atıklarından geridönüşüm sağlamaya çalışmak! Başka da bi numaraları yok, paçalarından zavallılık akıyor:) beter olsunlar inşallah!

  11. Sistem
    Belediye başkanlığı seçiminde birinci hata bir partinin adayı olmak ve belediye bir partinin yöneticisidir.
    İkinci hata belediyelerin partiler için birer gelir kaynağı olmasıdır.
    Üçüncü hata başkan adaylarını parti merkezlerinin göstermesidir.
    Dördüncü hata başarılı başkanların uzaklaştırılmasıdır.
    Ben şunu öneriyorum. Belediye meclis üyelerini partiler seçsin. İsteyen istediği partiye versin. Başkanlığa ise kendisine güvenen bağımsız adaylığını koysun ve halk da bağımsız adaya oyunu versin.
    Ben bağımsız aday çıkarsa ve bir hedefi varsa, ne yapacağını söyleyebiliyorsa ona vereceğim oyumu. Bağımsız aday çıkmazsa veya sadece başkanlık için adaylar ortada olurlarsa başkanlık için oyumu kullanmayacağım.
    1969’da bağımsız adaylıklarımızı koyduk. İsterim ki Adil Düzen çalışanlarından her biri bir belediyeden bağımsız aday olsun. Seçileceğinden değil Adil Düzen’i anlatmak için aday olsun.

  12. Koru’nun itirazı yerinde ve o haklı…

    Ülkemiz siyasetini/yönetimini, hiç bir siyasi parti ve gruba nasip olmamış uzunca bir süredir elinde tutan ve siyasete onun okulunu getirip “Siyaset Akademisini” kazandıran AK PARTİ aday kıtlığı çekiyor. Ki, Koru ‘nun da değindiği haliyle; ülkede bu işi üstlenecek kimseler kalmamış gibi -tabir caizse- kaşarlanmış siyasilerle bunu götürmeye çalışıyor.
    Oysa ki belediyecilik, daha fazla heyecan, daha fazla enerjik olmayı gerektiren bir iş.

    Nedenine gelince, bence; kendine olağandan fazla güven beslemektir. Bunda da haksız sayılmazlar! Çünkü; çok partili sisteme geçişten bu tarafa, başka iktidarlarda görülmedik hizmetleri yanında çok bariz hata ve alt-üst oluşlarına rağmen; bunu sorgulamayan ve hesap etmeyen, daimi olan bir halk desteği var.

    Alan razı veren razı…

  13. Ortada hakikatiyle bir devlet var mı?
    Bu şehirlere kimin belediye başkanı seçilmesinin ne önemi var ki? İktidar partisinden olursa zaten hepsini merkezden reis idare ediyor. “Kupon arazileri” bile doğrudan reisin kontrol ettiği bir sistemde AKP’nin adaylarını tartışmak anlamsızdır. Muhalefetten kim aday olursa olsun beğenilmezse görevden alınma ve hatta tutuklanma tehdidi Demoklesin Kılıcı gibi tepesinde duruyor. Daha adaylar belli olmadan bu cümle aleme ilan edildi. Bu durumda gerçekleri konuşmak yerine (yada konuşamamaktan dolayı) dar alanda top çevirmek ne ifade eder.
    Rahmetli Necip Fazıl’ın dediği gibi gemi batarken direk boyamanın ne anlamı var? Türkiye’de asgari gerekleri ile demokrasinin (ondan bahsetmek bile abes), asgari gerekleri ile hukuk devletinin (ondan da bahsetmek abes), hatta kanun devletinin bile olmadığını öncelikle kabul ve teslim edip ondan sonra problemleri tartışmak lazım. Dünyada demokrasi olmayan, modern anlamda hukuk devleti olmayan ama kanunlarını uygulayan devletler olabilir, bunlar da birşeydir. Türkiye şu haliyle devlet liginden düşmüş görünüyor maalesef. Ortada asgari devlet olmayınca böyle fantazi türünden tartışmalar esas meseleyi konuşamadığımız için konuşuluyor olabilir mi? Fehmi Koru’yu bu konulardaki ince ironisi için tebrik ediyorum. İktidar yandaşlarının nasıl absürd bir yaklaşım içinde olduğunu bu yazısında da gayet güzel işlemiş.

    • Şöyle irandaki gibi kainat imamımız gayretullah-fetullah alayı vala ile esenboğaya inse, ordan da akın ipeğin “anama yaptırdım” dediği minyatür beyazsaraya gelip bi oturabilseydi; memleket de demokrasi liginin tepesine otururdu! Demokrasi neymiş, hukuk neymiş cümle aleme anlatırdık maklube sofralarında:) ama nerdeee, herkesler bi doktora yapıp chp ye oy verebilseydi, makarna yemekten başımızı kaldırıp da şöyle bi aydınlanamıyoruz bilader! Memleketin akıllısı da bunlar işte, absürdmüş…

  14. Fehmi bey gibi bir çoklarının öneri ve eleştirilerine kulak tıkayan; en tepesinden en alt kademesine kadar Ak Parti teşkilat ve yönetimine, hele bu zamanda isim teklif etmek kimin ne haddine! Muhalif partilerin bile adaylarının ismini anmak hain olarak yaftalanmaya yeter de artar bile.

    Kendi ülkesinin sistem değişimine gittiği hengamda Gül’ün ismini zikrettiginde veya onu “adayı” olarak gördüğünde bile Koru neredeyse recm edilmisti. (Okurkarının bir kısmı tarafından da…) Şimdiyse Koru, yoğurdu üfleyerek yemeyi tercih ediyor galiba…

    • Hasan bey şimdi sayın koru’nun recmedildiği görüşünüze katılmak mümkün değil! Böyle bir cezalandırma için bilmem kimi seçimde aday göstermek değil daha böyle aile ortamında söylenemiicek bi cürüm işlenmiş olması gerekiyor:) bilmem anlatabildim mi? Mercimek kadar beynimizle sayın yazarı da töhmet altında bırakmasak diyorum! recmmiş…

  15. madem böyle düşünüyor fehmi koru başkanlık seçimi için neden yeni bir ismi düşünmedi, neden ”young and restless” bir isim önermedi???

    • madem hasan bey yorumumu karşılık vermeye değer görmüş ben de kendisi için konuyu açayım.
      fehmi koru bugünkü yazısında siyasi partilerin istedikleri kişileri çeşitli nedenlerle aday göstermekte sorun yaşadığını aday gösteremediklerini gösterdikleri adaylarda linç kampanyalarına maruz bırakıldıklarını söylemiyor. 17 yıldır ülkeyi yöneten iktidar partisi önemli görevlere hep aynı kişileri getiriyor/ getirmek istiyor diyor. buraya kadar doğrudur değildir başka bir tartışma konusu. fehmi koru devamında ne kadar önemli makam varsa oralar için yeni isimler çıkaramaması, hep aynı isimlerden öteye gidememesi kısır döngüsüne de genel olarak değil ama – iktidar partisi açısından- itiraz ediyor.
      ben de öyleyse bir aday önerdiğiniz zaman madem böyle düşünüyorsunuz neden ” yeni-genç-enerjik” bir kimse önermediniz de kimsenin istemeyeceği -nitekim istemedi- kimsenin benimsemeyeceği-nitekim benimsemedi- tartışmalı eski bir ismi önermekten öteye gidemediniz diye soruyorum. sorumun haklı bir soru olduğunu düşünüyorum. baykalın sen kim oluyorsun CB adaylığını düşünüyorsun haddini bil diye meclis kürsülerinden avaz avaz bağırdığı aynı isme daha sonra özgür özel aynı isim için hiç gündemimizde olmadı dedi değil mi??? aynı isim iyi partinin de hiç gündeminde olmadı. aynı ismi gündeminde tutanların eleştirilmesi son derece normal ise nedense en çok da burada gündem oldu… üstelik bu ismin yine iktidar partisinin kadrolarından olması da ayrı bir ironi değil de nedir???
      öyleyse iktidar partisinin kadrolarından olmayan , daha önce farklı görevlerde bulunmamış, evirilip çevirilmemiş, tartışma yaratmayacak, herkesin heyecan duyacağı yepyeni bir ismi önermediniz???

      diğer tartışma konusuna gelirsek yeni genç enerjik çoğulcu bir bakışa sahip insanlara sadece siyasette değil pek çok alanda acilen ihtiyaç var, burası doğru. bu doğru saptamanın iktidar partisi üzerinden maksatlı yapılmasına da itiraz etmeye değmez. sonuçta doğru doğrudur. ancak iş muhalefetin kadrolarından hiç söz açmamaya gelince insan hayret ediyor. bir önceki CB seçiminde mısıra kadar uzanılmıştı hatırlarsanız. geçen sefer de fas tunus cezayire gidip adam arayacak vakit olmadığından kendi kadrolarından bir isimden kurtulmayı tercih etmişlerdi … hadi iktidarın elinde herkesin göz koyduğu bir kaç isim var evire çevire dolaştırıyor. çok ama çok zeki iseniz burada rahat çalışabilecekleri isimler üzerinde duruyorlar eleştirisi de getirebilirsiniz. muhalefetin kadrolarında ne var??? yıllardır izmiri kim yönetiyor…. iş iktidara akıl vermeye hele eleştirmeye gelince bülbül kesilenler sıra muhalefete gelince dut yemiş bülbüle dönüyor. oysa bu ülkenin iktidar sorunundan çok muhalefet sorunu var, iktidar partisinin kadro sorunundan çok muhalefet partilerinin kadro sorunu var…alternatifi olmayan bir iktidar gerçeği varken aydınların maksatlı eleştirilerle zaman kaybetmesi eleştirilerine farklı açılar ve boyutlar bile getirememesi ne kadar yazık…

    • Didem hanım, sayın yazara haksızlık olmasın; ülkemizin siyasetçi yaş ortalamasına göre -allah uzun ömür versin- sayın gül daha dünkü çocuk sayılır:)

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here