Kafamı kurcalayan bir konu var, paylaşayım istedim

11
Gazeteler...

Afrin operasyonundaki son gelişmeleri ABD-Türkiye ilişkileri ekseninde değerlendiren bir yazının sonlarına doğru karşılaştığım bir cümle beni müthiş tedirgin etti.

Sağlam kaynaklara sahip olduğu düşünülen yazar, yaşanan en ciddi ihtilâf noktasını ustalıkla deştikten sonra, politika değişikliği yoluna sapılması halinde o âna kadar yapılanların boşa gideceğini çarpıcı bir soru eşliğinde hatırlatıyor.

İktidara yakın bilinen, AK Parti’nin itibar ettiği bir yazarın kaleminden çıkan yazıyı okuduğunuzda, ne olursa olsun izlenen politik çizgiyle yola devam edileceği sonucunu çıkarıyorsunuz ve bu da beni müthiş tedirgin ediyor.

Politik çizgi sürebilir elbette, ama iktidar gerektiğinde çizgiyi değiştirmekte kendisini rahat hissetmeli.

Yarın ülke adına karar vericiler herhangi bir sebeple bugünkü politikayı biraz esnetme yönünde adım atmak zorunda kalırlarsa.. ülke çıkarları açısından öyle davranmaları gerekiyorsa.. o adımı atamayacaklar, bugünkünden farklı davranamayacaklar mı?

Lütfen bu sorum üzerinde biraz düşünün.

Medya alan kapatıyor

Afrin’le ilgili durum böyle, ama benzer bir durum genel Suriye politikasıyla ilgili yazı ve yorumlarda da kendini belli ediyor. Aklı başında bildiğimiz kişiler de var o tür yorum sahipleri arasında. Şimdiye kadar izlenen politik çizgi eleştiriliyor ve karar vericilerin önünde sanki tek bir çıkış yolu varmış sonucuna varılıyor. Tavsiye edilen yola girildiğinde, karar vericilerin önüne yukarıdakine benzer bir soru eşliğinde ağır bir hesap çıkartılması kaçınılmaz.

Ne yapsın karar vericiler?

Suriye konusunda izlenen politikada zaman içerisinde değişiklikler yalnızca Türkiye için söz konusu olmadı, konuya taraf olan ülkelerin istisnasız hepsi, yıllar içerisinde birkaç kez çizgilerini güncelleme ihtiyacı duydu.

Değişmezliği ‘istikrar’ sayarsanız, Suriye politikasında en istikrarlı ülkeyi Türkiye saymak bile mümkün.

Ne zaman şartlar ülkemiz adına karar verenleri mevcut politik tavrı değiştirmeye zorlasa, birileri, bugüne kadar izlenen politikalar yüzünden iktidarın önüne hesap çıkarma çabasına giriyor.

Kısır döngü. Evet öyle.

Eskiden, farklı bir medya ortamı bulunan günlerde, bu tarz yorum sahiplerini hükümet-karşıtı olmakla suçlamak mümkündü; gerçekten de işler sarpa sarsın diye körü körüne muhalif bir söylemin hakim olduğu –28 Şubat gibi– dönemlerde hükümetler adım atmakta zorluk çekerdi.

Bugün durum değişik. Muhalif bilinenlerin sesleri cılız çıkıyor, iktidarın farklı adımlar atmasını zorlaştıran yorumlar AK Parti’nin itibar ettiği bilinen kalemlere ait.

Politika değişikliği yapılırsa o ana kadar yazıp dillendirdikleri yüzünden kendi kamuoyları karşısında kötü duruma düşecekleri kaygısıyla böyle davrandıkları düşünülebilir.

Düşünülebilir, ama aynı kalemler pek çok başka konuda iktidarın değişen tavrına derhal ayak uydurabiliyorlar. Hatta dün ‘ak’ dediğine bugün ‘kara’ demekte tereddüt edilmediği de oluyor.

Değişkenlik bu dönemin en belirgin vasfı.

Ancak nedense ülkenin gerçek anlamda ‘beka’ sorunu olarak ele alınması gereken temel konularında iktidara manevra alanı bırakmayan da yine onlar.

İç içelik, iktidar ile medya arasında çıplak gözle bile fark edilebilen yakınlık, iki tarafın da aleyhine çalışıyor gibi.

Endişem, bu yüzden ülkemizin zora düşebileceği…

1 Mart tezkeresi bugün gelseydi

AK Parti’nin ilk seçim başarısından hemen sonra (2003) önüne gelen en muhataralı konu olan Irak’ın işgaline ABD ile aynı saflarda katılmak ve bu arada ülkenin dört bir tarafını Amerikan askerlerinin konuşlanacağı üsler haline getirmek amaçlı tezkere, 1 Mart tezkeresi, bugün gündemde olsaydı, nasıl bir sonuç alınırdı dersiniz?

Bu sorunun cevabı üzerinde düşünmek gerekmiyor: Tezkere Meclis’ten hiç fire vermeden geçerdi.

Hatta muhalefet partileri de aleyhte tavır almaya çekinebilirdi.

Kamuoyu da, bugünkü medya düzeninin özelliği sebebiyle, ne olduğunu tam anlayamazdı.

Sağlıklı mı bu durum?

Kim ne derse desin, bu durum bana hiç sağlıklı görünmüyor.

Ülkemizde tartışma zemini mümkün olan en genişlikte oluşturulmalı, buna karşılık, karar verme konumunda bulunanlar da hiçbir etki altında kalmadan, ülke çıkarları neyi gerektiriyorsa o yolda tavır belirlemekte kendilerini serbest hissetmelidir.

Bugün olduğunu düşündüğüm ortamın tam tersi yani.

Yoksa düzgün bir ortam var da ben mi yanlış düşünüyorum?

ΩΩΩΩ

11 YORUMLAR

  1. sayin koru eger 1 mart teskeresi simdi olsa ve meclisten gecse, inanın su an akp %20leri zor bulur. İnsanlar dünyada da ıahirette de sevdikleri ile beraberdir, hakikati arayan batılın attığı oku takip etsin,okun saplandığı yer hakikattir, masumu arayan zalimin attığı oku takip etsin, mumini arayan kafirin attigi oku takip etsin,musa’yı arayan firavunun attığı oku takip etsin, demis imam safi hazretleri. Neyse benimkisi sesli dusunmek..selam ve dua ile..

  2. Âdem beyi kutlarım eğer biz pkk yı destekleseydik tırları biz gönderseydik abd 40 bin vatandaşı şehidi olsaydı neyapardı avrupaya batıya dünyaya aynen anlatmalıyız demekki abd bombalar bizlerde aynısını yapmadığımız sürece haklıolmamımıza rağmen haksızgibi duruyoruz pısırıklık karşıtarafı haklı gösteriyor eğer incirirliği küreciği antep füze üstünü ani kapatıp o vahşi alçakları bombalarsak ozaman dünya gerçeği görür abd kuleleri bahaneedip gelip ortadoğunun altını üstüne getirdiyse bay rte neden konuşuyorda yapmıyor daha ne bekliyor halkın%85 vurdiyorsa sen hamasetle devamediyorsan beni durdursunlardiye beklentin var anlam çıkıyor derhal yapmazsan tiren kaçar fazla uzatmıyacaksın net olacaksın tavrın net mesajın kesin gerekirse ölürüz diyen birmillet varken oyalamak niye abd yünanistanı kışkırtıyor acilen bitirilmeli ACİLyoksa başka çomaklar sokulurişin içine saygılar

  3. sayın koru suriye konusunda ilk günden beri niye esatla kavgalıyız bilemiyorum şu anda rusya ve iranla işbirliği içindeyiz rusya ve iran esadı destekliyor esat pyd yi bombalıyor abd esadı bombalıyor biz pyd yi bombalıyoruz bu bilmece nasıl çözülür anlamak zor biz niye esatla işbirliği yapmıyoruz

    • Türkiye esatla kavgalı çünkü savaş öncesinde pkk yı destekliyordu şu anda Rusya ve İran esatı değil çıkarlarını destekliyorlar esat kimin umurunda esat pyd yi bombalarken afrin deki pyd ye Türkiye ye karşı yardım ediyor abd esatı bombalarken bir yandan Rusya’yla anlaşıyor biz ulusal güvenliğimiz için pyd yi bombalarken esatın gitmesi için Suriye’nin bütün kalması için uğraşıyoruz. Aslında çok bilmece değil ama çıkarlar karışık.

  4. tepede ki aklı esas alıp ona göre fikir beyan etmek bir akıl demektir. kişinin birikimiyle kendi fikrini beyan etmesi ayrı bir akıl sayılır. akıl ne kadar çoğalırsa o kadar iyi olur. birinin göremediğini bir başkasının görmesi mümkündür medeniyet, semavi dinlerin ve çok akılların eseridir. felaketler tek aklın mahsulüdür.

  5. ABD 1991 Irak, hatta daha evvelki Irak-İran-Kuveyt savaşlarından beri “kırmızı kitabları”nda yazılı Devlet politikasını uyguluyageliyor. Belki de Naim Babüroğlu’nun dillendirdiği gibi, l960 ihtilalinden başlatarak. Politikalarında düz bir çizgi var, aynı amacı hedefliyor. Çünkü çok millet- tek Devlet (48’i beraber) OLMUŞLAR
    BİZ İSE, tek millet OLMAMIZA RAĞMEN, Cumhuriyet kurulalı beri, hatta tanzimattan öte – Devlete karşı içten içe pazarlıklı – AZINLIKLARın dümen suyunda yol alıyor ve yönetiliyoruz. Nitekim, Rahmetli A.Menderes iktidara gelene kadar iğneyi, jileti … bile ithal etmek durumunda kalmıştık, bu Batılı dostlar ve içerideki mümessilleri sayesinde.
    Muhlis bir Devlet adamı olan eski Müsteşarlardan Merhum M.Dolmacı’nın anlattıklarına göre, Japon teknolojisinin üstünlüğünü daha o tarihte fark eden Dolmacı, Ülkemizde Japon otomobili üretilmesi konusunda – uzun çabalar sonucu – devrin G. Kur. Bşk. S. Sancar Paşa ile mutabık kalmasına rağmen – kısa bir süre sonra bakıyor ki, RENAULT ile anlaşma yapılıyor. ne de olsa Batılı dostlarımızdan olsun diye, içerideki temsilcileri Paşalarla işi bitirmişlerdir.
    ABD’nin Suriye politikası programlarına uygun bir şekilde devam ediyor, Türkiyenin serzenişine bakmadan. ABD hedefine doğru yoluna devam ediyor. Dolayısıyla, ABD ile güreş tutma değil, kendileri gibi ! dost kalarak, şerlerinden nasıl uzak kalırız’ın çabası içinde olmak gerekiyor. Karşı tedbirler, politikalar üretmek gerekiyor. Dertlenmenin, şikayette bulunmanın bir yarar getirmiyeceği görülüyor. Çokça yatırımı olan, fakat , sesi çıkmıyan ÇİN ne düşünüyor, acaba ?
    Türkiye, kendi içinde tasfiyeyi sağlamadıkça işi her geçen gün zorlaşacaktır. Gözünün içine baka baka düşmandan daha düşman sesleri ve tavırları ÜLkenin Merkezinde sürekli duymak rahatsız edici olmuyor mu ? Şu birlik-beraberlik nutukları atanlar, bunun nasıl sağlanacağını biraz daha açıklıyabilseler.
    ANcak, sınırsız – hayvan – hüüriyetini asırlardır çare olarak sunanlar, bu Memleketi bu günlere getirmişlerdir. Katı Irkçı Devlet politikasından sıyrılıp, Osmanlının manevi iklimine yönelsek nasıl olur, acaba ?

  6. Başarılı
    Türk Ordusu Afrin’e girmiştir. Başarılı bir ilerleme de söz konusu. Ordumuzun başarısı için dua etmemizin ötesinde yapılacak bir şey yoktur. İktidar yalnız askeri başarılar içinde değildir. Şimdilik siyasette de başarılıdır. Daha aleyhinde Birleşmiş Milletler kararı bile çıkmamıştır. Terörü bitirme kararı var diyorum. Bu aldatmaca olabilir. Savaşın içine çekme amaçlı olabilir.
    Ancak bugün yapılan iyidir. Biz yapılanların amaçlarına göre değil o andaki durumlarına göre karar veririz. İş iyi ise yanlarındayız. İş kötü ise uzaktayız. Körfez savaşındaki tavrımız ne kadar yanlış idiyse ve meclisten döndüyse bugünkü karar da o kadar iyidir ve meclisten geçmektedir.
    Türkiye’nin bazı sorunları var. OHAL uygulaması, Cumhurbaşkanının aynı zamanda parti başkanı olması gibi. Gerçi Rusya da buna benzer bir yönetime tabi. ABD’de büyük çekişme var ama bu yanlıştır.

  7. suriye savaşı suriyenin savaşı değil.
    bildiğim kadarıyla uzun yıllardır bekleniyordu. siyaset nezdinde pkk devleti haritaları da vardı, din nezdinde de sahte siyah bayraklıların çıkacağı haberleri de…
    hem metafizik açıdan derin, hem fizik açıdan geniş anlamlar içeren bir savaş suriye savaşı. hem maddi hem manevi bir süreçten bireyler bazında ülkeler bazında ve insanlık bazında olmak üzere hep beraber geçiyoruz içinden… insanlardan çok değerlerin öldüğü bir süreçten.
    yüksek pahaya satın aldığımız batı değerlerini Ortadoğu sahnesinde en ön sıradan izlemek mümkün oldu. adalet, insan hak ve özgürlükleri, ifade özgürlüğü, eşitlik, kardeşlik hepsi geçit töreni yaptılar.
    gelinen nokta herkesin aklını başına alması gereken bir nokta değil mi… endişe edecek şey sadece Türk Amerika ilişkileri mi…
    zaten burada sorulacak soru net gibi
    dost görünen bir amerikadan mı daha çok zarar görürüz yoksa yekten karşımıza aldığımız bir amerikadan mı???
    ekonomik yaptırımlardan, darbelerden natodan fetöden başımıza gelenleri hatırlama sorunumuz yoksa, suriyedeki işlerini de en önden izleyenler olduğumuza göre içimizdeki amerikalılar hariç kimsenin bir netlik sorununun da olmaması gerekir değil mi???
    ama asıl endişe edilecek şey insanın insanlıkla olan ilişkilerinin ne olacağı meselesi diye düşünüyorum. suriye savaşı bu mesele de derin bir görüş duyuş biliş anlayış ve tabii duruş seçenekleri sağlamış oldu. büyük bir imtihan vesilesi oldu. bence insanlık tarihinin en ağır imtihanlarından biri oldu.

  8. Fehmi bey zat-ı alinizin kafası ne zaman durulduki.?.Anlaşılan bu zor zamanda oluşan mili rüh sizi ciddi ciddi rahatsız etmiş.Çok sesliliğe tabiiki evet ama ihanete ASLA yer olmamalı,yanlışa muhalif olmak bir erdem bunu seslendirmek tabiiki cesurların işi ama ya doğruya inat,hırs,kapris uğruna karşı durmak.?Dahası gucun esiri olmak statükoya teslim olmak emperyal-sömürgeci müesses dunya nizamına her halükarda iman etmek entellüektel olmakmıdır,yoksa aklını vicdanını güç odaklarına teslim etmekmidir.?Makbul olanın akl-ı selim olduğunu bildiğinizden eminim ama bunu idrak etmeniz dileği ile.

  9. Şu an Türkiye’nin en önemli sorunu koltukları garantilemek sorunu.
    Gerisi hiç önemli değil. Üçüzleri dörde çıkarır çıkarmaz seçim yapip OHAL in da yardımı ile işi bitirdiler mı herşey hallolur.
    Zaten AKP hep repertuarını yeni politikalar ekleyerek zenginleştırıyor.
    Örnek: yanlış bir iş yaptıkları an Muhalefet ile yer değiştırıyorlar ve iktidarın suçunu Kılıçdaroğlu na atıyorlar. Sanki AKP muhalefette, CHP iktidarda gibi.
    O yazar haklı. Bunlar koltuk derdinde şu an kalkıp da savaşla uğraşacak olsalar koltuklarını kayip ederler.
    Şu sıralar havuzun bútün yazarlarını okuyorum, hiç birsi bu koltuk sevdalılarına tek kelime yazıp da ayıp ediyorsunuz diyen bile çıkmadı.

  10. Mehmet Barlas’ın yazısı durumu çok iyi anlatmış. Türkiye Amerika’nın umurunda değil. Amerika da bizim umurumuzda olmamalı…YPG’ye giden tırlar neden bombalanmıyor?

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here